TİP Lideri Erkan Baş: Koordinasyon Yok Ki Koordinasyonsuzluk Olsun

Depremin vurduğu Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde gözlemlerini aktaran TİP Lideri Erkan Baş, “Gözlemlediğimiz kadarıyla henüz insanların barınma ihtiyaçları çözülememiş. Esas olarak kalanların barınma sorununun çözülmesi gerekiyor” dedi ve ekledi:

“Öncelikle çadır, mümkünse konteynerlerin gelmesi gerek. Bu noktada eksiklikler var çünkü bir koordinasyon yok. Devlet koordine değil. Tüm yardım süreci yurttaşlar ve inisiyatiflerle yürüyor.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, deprem bölgesi Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine gitti. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda oluşturulan yardım merkezini ziyaret etti. Sivil toplu kuruluşlarının oluşturduğu Afet Koordinasyon İnisiyatifi’nden bilgi aldı.

Ziyaret sonrası Bianet’ten Hikmet Adal’a değerlendirmelerde bulunan Baş, Elbistan’daki yıkımın çok büyük olduğunu söyledi. Hayatta kalan insanların ilçeyi terk ettiklerinden bahseden Baş, “Görebildiğimiz kadarıyla kentin önemli bölümü boşalmış” dedi.

Bu saatten sonra önemli olanın hayatta kalan yurttaşların yaşamlarını sağlıklı ve iyi bir şekilde devam ettirmeleri olduğunu ifade eden Baş gözlemlerini şöyle aktardı:

Elbistan’da ikinci depremin de yarattığı büyük yıkım var. Burada herkes zorluk içerisinde. Kış koşulları nedeniyle Elbistan çok soğuk. Şu an -5 derece. Gece -20’lere kadar düştüğünü söylüyorlar. Gün ortasında bile dondurucu bir soğuk var.

Gözlemlediğimiz kadarıyla henüz insanların barınma ihtiyaçları çözülememiş. Esas olarak kalanların barınma sorununun çözülmesi gerekiyor. Öncelikle çadır, mümkünse konteynerlerin gelmesi gerek. Bu noktada eksiklikler var çünkü bir koordinasyon yok. Devlet koordine değil. Tüm yardım süreci yurttaşlar ve inisiyatiflerle yürüyor.

“Hazırlıksızlık öldürdü”

Türkiye’de deprem öncesinde hiçbir tedbir alınmadığını bahseden Erkan Baş, hükümetin politikalarını eleştirdi. “Yapılması gereken hiçbir şey yapılmadı” dedi. Baş depremle ilgili hükümete şu eleştiriyi yönetti:

Deprem öncesinde tedbir alınmamasını, deprem yaşadıktan sonra büyük bedeller, büyük acılar karşılığında ödüyoruz. Esas tartışılması, sorgulanması gereken nokta bu. Çünkü deprem olduktan sonra yapabileceklerimizin bir sınırı var. Onun için deprem öncesinde çok büyük bir hazırlık yapmanız lazım.

İnşaatlar yapılmasından zemin etütlerinin yapılması, binaların sağlam inşa edilmesi, olası bir afet durumunda müdahale planlanmasının yapılması lazım. Benim Elbistan’da gördüğüm hiçbir şey yapılmamış. Tamam büyük bir deprem, coğrafya olarak yaygın ve şiddetli ama tüm bunların hazırlığı olmalıydı.

Gittiğimiz diğer deprem bölgelerinde de durum aynı. Evet, depremi olmasını engelleyemezsiniz. Bu doğal bir afet ama depremin yarattığı yıkımı, depremin yarattığı acıyı en azından çok daha düşük düzeylerde tutabilirsiniz. Bu mümkündü. Yapılmadı. Artık el birliğiyle yaralarımızı sarmaktan başka çaremiz yok. Birbirimize daha çok sarılacağız.

Paylaşın

Adalet Bakanlığı Harekete Geçti: Deprem Suçları Soruşturma Bürosu Kurulacak

Adalet Bakanlığı, Türkiye’nin güney bölümünde yer alan 10 ilde büyük yıkıma neden ol Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlere ilişkin harekete geçti: Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulacak.

Haber Merkezi / Adalet Bakanlığı, depremden etkilenen illerde Cumhuriyet başsavcılıklarına yazı göndererek, yıkılan binalarla ilgili Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulması ve sorumlularla ilgili kaçma, delil karatma ihtimaline karşı koruma tedbirlerinin alınmasını istedi.

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nce gönderilen yazıda, yıkılan binalardan kaynaklı ölümler ve yaralanmalar kapsamında Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülecek soruşturmalarda etkinliğin ve standardın sağlanmasına dikkat çekildi.

Çalışmalar kapsamında Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulması ve bu büroya bakacak savcılara başka bir iş verilmemesi istendi. Yazıda şu maddelere yer verildi:

Yıkılan binalarda hayatını kaybeden ve yaralanan kişi sayısı gözetilerek Cumhuriyet başsavcılıklarında deprem nedeniyle işlenen suçlara yönelik Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulacak, münhasıran bu büroya bakmakla görevli bir Cumhuriyet başsavcı vekili ile yeteri kadar Cumhuriyet savcısı görevlendirilecek, görevlendirilen Cumhuriyet savcılarına başkaca iş verilmeyecek.

Deprem Suçları Soruşturma Bürolarında görev yapacak Cumhuriyet savcılarının kendi iç nöbet listeleri oluşturularak sadece bu büroya mahsus olmak üzere nöbet tutmaları sağlanacak.

Yıkılan binaların müteahhit ve fenni mesul ile sürveyanlarının (fenni mesul vekilleri) ve diğer sorumluların tespitine çalışılacak, sorumlu olduğu tespit edilenler yönünden derhal gerekli soruşturma işlemler yapılacak, kaçma ve delil karatma ihtimaline binaen gerekli koruma tedbirleri tereddütsüz alınacak.

Delil toplama işlemleri koordineli olarak yürütülecek

Kurtarma faaliyetleri gözetilerek delil toplama işlemleri koordineli bir şekilde yürütülecek.

Deliller doğru ve eksiksiz toplanacak, konuya dair rapor hazırlanması için uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyeti oluşturulacak.

Bilirkişi heyeti; mimar, jeoloji ve inşaat mühendisleri ile ilgisine göre diğer uzmanlardan oluşturulacak.

Cumhuriyet savcısı nezaretinde bilirkişiler eşliğinde olay yeri tespit işlemleri yapılacak ve tutanağa bağlanacak.

Yapı ruhsatı, yapı kullanım belgesi, mimari ve statik projelerin gecikmeksizin ilgili belediyelerden, yapı sahiplerinden ve yapı denetim firmasından temin edilerek bilirkişi heyetine tevdi edilecek.

Bilirkişi heyetleri tarafından binalarda delil tespiti işlemleri yapılırken numune alma ve analiz işlemleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı lisanslı laboratuvarlara yaptırılacak.

Delil tespit işlemlerinde; binaya dair adres, tapu kaydı, yıkıldığı deprem, yapı türü, taşıyıcı sistem, yapı ruhsatı veya yapı kullanım belgesi, varsa mimar ve betonarme statik proje bilgi ve belgelerin temin edilmesi, genel enkaz görüntüsü, kolon, kiriş, döşeme ve temel yapının video ve fotoğraflarının çekilmesi, yapılardan numune alınması sağlanacak.

Aynı müteahhit tarafından yapılan sitede birden fazla yapı yıkılmış olması durumunda işlemler tek bir soruşturma dosyası üzerinden yürütülecek.

Paylaşın

Cevabı Merak Edilen Soru: Japonya’da Depremler Nasıl Az Hasarla Atlatılıyor?

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler, Türkiye’nin güney bölümünde yer alan 10 ilde ve Suriye’nin kuzey bölümünde büyük yıkıma neden olurken, “Japonya’da büyük depremler nasıl az hasarla atlatılıyor?” sorusu yine tartışmaya açıldı.

Türkiye yaşanan ve büyük can kayıplarına neden olan her depremden sonra çoğu kişi sık sık depremlerle sarsılan ama binaları yıkılmayan Japonya’yı örnek gösteriyor. İşte merak edilenler…

Japonya’da deprem hayatın nasıl içinde?

Dünyanın aktif yanardağlarının yüzde 10’unun yer aldığı fay hatlarının üzerinde yer alan Japonya’da yılda yaklaşık 1500 deprem meydana geliyor.

Dört büyük adadan oluşan ülkede bu depremler okyanusun kıyısında veya altında gerçekleşirse tsunami denen dev dalgalar da oluşuyor.

Japonya’nın sarsıntı şiddetine göre şindo denilen kendi deprem şiddeti ölçme sistemi var. Japonya’nın diğer ülkelerden en önemli farkı, ülkenin deprem gerçeğini kabul etmesi ve ona göre davranıp, hazırlık yapması.

Son 20 yılda Japonya’da 6 ve üzeri şiddetinde en az 28 deprem oldu.

Bunların arasında en ölümcül olanları Ocak 1995’te Kobe’de yaşanan Büyük Hanshin-Awaji Depremi ve Mart 2011’de Fukuşima’yı vuran Büyük Doğu Japonya Depremi idi.

Can kaybının nedeni ilkinde yangınlar, ikincisinde ise oluşan dev tsunami idi.

Az hasarla atlatmak mümkün mü?

Deprem geçmişi nedeniyle Japonya dünyada diğer ülkelere göre depreme en hazırlıklı ülke olarak tanınıyor.

Tokyo Metropol yönetimi, binaları depreme daha da dayanıklı hale getirerek yeni revize ettiği plana göre 2030’a dek Tokyo’yu doğrudan vurması beklenen 9 şiddetindeki çok büyük bir depremde yaşanacak can kaybını ve maddi hasarı bir önceki tahmine göre yüzde 30 indirecek önlemler alacağını açıkladı.

Önceki tahmine göre böyle bir depremde Tokyo’da 61 bin kişinin öleceği ve 194 bin binanın da zarar göreceği tahmin ediliyordu.

Metropol yönetimi, yeni ortaya çıkan risk faktörlerine göre de tedbir almayı sürdürüyor.

Örneğin şehirde gökdelenlerin sayısının artmasıyla bir deprem sırasında elektriğin kesilmesi tehlikesi karşısında her kata jeneratör ve batarya sisteminin kurulması düşünülüyor.

Plana göre toplanma merkezlerinde Wi-Fi noktaları kurulması da var. Son olarak afet zamanında yerel düzeyde liderlik yapabilecek insanların yetiştirilmesi var.

İnşaatlar ve mevzuatlarda neler var?

İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü ve İnşaat Fakültesi öğretim görevlisi Fatih Sütçü, Japonya’da Tokyo Institute of Technology ile birlikte deprem yalıtımı üzerine çalışmalarına devam ediyor.

Sütçü, Japonya’da birçok bölgede zeminin aslında bina inşa etmek için pek elverişli olmadığını anlatıyor. Ancak zemin etüd ve bunun sonucunda gerekiyorsa zemin iyileştirmesine çok önem veriliyor.

Ayrıca zayıf zeminlerde öncelikle binaların temelleri atılırken 60-70 metre derinliğe inen kazıklar çakılıyor. Böylelikle binanın neredeyse üçte biri toprak altında kalarak binanın yükleri sağlam zemin tabakalarına aktarılıyor.

Sütçü, ayrıca Japonya’da depreme dayanıklı evler ve binaların depremle beraber sallanacak şekilde inşa edildiğini anlatıyor. Bu tür binalardan Japonya’da 8,000 adet, Türkiye’de ise 100 adet olduğunu söylüyor. Bunlardan dördü, İstanbul’daki Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi gibi hastane olarak hizmet veriyor.

Deprem bilinci ve farkındalık nasıl bu kadar gelişmiş?

Japonya’da afet önleme sistemi hayata entegre olmuş durumda.

Ülkede kullanılan akıllı cep telefonlarının hemen hepsinde deprem vurmadan 5-10 saniye önce insanların kendilerini korumaya almasını sağlayan bir deprem ikaz sistemi kurulu.

Ayrıca isteyenler Safety Tips veya Yurekuru adlı erken uyarı sistemi uygulamalarını da indirebiliyor.

Japonya’da kurallara göre her evde afet öncesinde acil durum kiti bulunduruluyor. Daha okul öncesinden itibaren çocuklara doğal afet tatbikatları yaptırılıyor. Deprem sırasında herkes ne yapacağını biliyor. Örneğin, masa gibi sağlam bir eşyanın altına girmeleri ya da en azından başlarını yastıkla korumaları öneriliyor.

Deprem bitene dek hareket etmemeleri veya dışarı fırlamamaları öneriliyor. Aynı şekilde yüksek bir binada iseniz sarsıntı bitene dek binadan çıkmamanız ve camlardan uzak durmanız, asansördeyseniz her katın düğmesine basıp hemen inmeniz gerekiyor.

Depreme dışarıda yakalananların ise açık alanda durmaları gerekiyor. Deprem sonrasında ise insanlara bölgesel toplanma ve acil durum merkezlerine gitmeleri salık ediliyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Güneş’in Kuzey Kutup Bölgesinde Büyük Bir Parça Koptu!

Güneş’ten büyük bir parça koptu, kutup bölgesinde kasırga benzeri bir girdap oluşturdu. Uzay hava tahmincisi Dr Tamitha Skov, kopan parçanın kuzey kutbundaki bir girdapta dolaştığını söyledi. 

Güneş fizikçisi Scott McIntosh ise bir parçanın koparak Güneş atmosferine savrulmasıyla meydana gelen olay gibi bir “girdabı” daha önce hiç görmediğini ifade etti.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) bilim insanları Güneş’in kuzey kutbuna yakın bir bölgesinde büyük bir parça koptuğunu ve bunun kasırga benzeri bir girdap yarattığını açıkladı.

NASA’nın James Webb teleskobu tarafından görüntülenen olayın meydana gelme sebeplerini ve Dünya’ya olası etkilerini inceleyen araştırmacılar, olayın yeryüzündeki iletişim ve GPS hatlarını etkilemesinden endişe duyuyor.

Güneş’te yaşanan parça kopmasının görüntüsünü Twitter hesabından paylaşan uzay hava tahmincisi Dr Tamitha Skov, kopan parçanın kuzey kutbundaki bir girdapta dolaştığını söyledi.

Güneş incelemelerinde şu ana kadar ilk kez rastlanıldığı düşünülen girdap hakkında Space.com’a açıklamada bulunan ABD Ulusal Atmosferik Araştırmalar Merkezi’nden Güneş fizikçisi Scott McIntosh ise bir parçanın koparak Güneş atmosferine savrulmasıyla meydana gelen olay gibi bir “girdabı” daha önce hiç görmediğini söyledi.

2020’nin Haziran ayında NASA’ya bağlı Güneş Dinamikleri Gözlemevi (SDO), Güneş’te son yıllardaki en güçlü patlama meydana geldiğini duyurmuştu.

Güçlü radyasyon patlamaları olarak tanımlanan “güneş patlamalarının” zararlı kısımları, Dünya’nın atmosferini geçip insanları fiziksel olarak etkilemiyor. Fakat yeterince güçlüyse GPS ve iletişim sinyallerinin yer aldığı atmosfer katmanında düzensizliklere neden olabiliyor.

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremlerde Can Kaybı 22 Bin 617’ye Yükseldi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde 24 bin 617 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Oktay, hasar tespit çalışmalarının ise 6 bin personelle sürdüğünü duyurdu.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Koordinasyon Merkezi’nde yaptığı açıklamada depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 24 bin 617’ye yükseldiğini bildirdi.

Oktay, 131 şüphelinin depremde yıkılan binalarla ilgili sorumluluğunun tespit edildiğini, bunlardan 1’inin tutuklandığını, 113’ü hakkında gözaltı talimatı verildiğini söyledi.

Türkiye’de 68 ülkeden arama ve kurtarma ekibi var

T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın sosyal medya hesabı Twitter’den yaptığı açıklamaya göre, 6 Şubat Pazartesi günü meydana gelen depremlerden sonra 68 ülke Türkiye’ye arama ve kurtarma ekipleri gönderdi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, halen sahada görev yapan 8 bin 513 yabancı uzman personel olduğunu duyurdu. Toplam 99 ülkeden yardım teklifi geldiğini belirten Bakanlık, halen sahada bulunan yardım ekipleri dışında 15 ülkenin de bin 657 yardım personeli gönderme taahhütünde bulunduğunu bildirdi.

1891 artçı deprem meydana geldi

AFAD’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Maraş Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli depremlerin ardından 1891 artçı deprem meydana geldi.

Maraş, Antep, Urfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ’daki can kaybı 20 bin 665 oldu, 80 bin 88 kişi de kurtarıldı. 92 bin 697 depremzede tahliye edildi.

Bölgede AFAD, PAK, JAK, JÖAK, DİSAK, Sahil Güvenlik, DAK, Güven, İtfaiye, Tahlisiye, MEB, STK’ler ve uluslararası ekiplerden 31 bin 832 arama kurtarma personeli görev yapıyor.

Diğer ülkelerden gelen arama kurtarma personelinin sayısı ise 8 bin 294 olarak kayıtlara geçti.

Depremden yoğun şekilde etkilenen 10 şehre AFAD, Aile ve Sosyal Hizmetler ile Gençlik ve Spor Bakanlıkları ve Kızılay tarafından 170 bin 902 çadır ve 1 milyon 507 bin 494 battaniye sevk edildi, 102 bin 274 aile yaşam çadırının kurulumu tamamlandı.

Afet psikososyal destek grubu kapsamında, 4 mobil sosyal hizmet merkezi, Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye ve Malatya’da görevlendirildi, bölgeye 1645 personel ve 164 araç sevk edildi. Deprem bölgesinde 99 bin 916, deprem bölgesi dışında 10 bin 734 olmak üzere 110 bin 650 kişiye psikososyal destek verildi.

12 bin 141 bina ve 66 bin 58 bağımsız bölüm yıkık veya ağır hasarlı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye genelinde 12 bin 141 bina ve 66 bin 58 bağımsız bölümün yıkık veya ağır hasarlı olduğunun tespit edildiğini, “e-Devlet” ve “hasartespit.csb.gov.tr” adresleri üzerinden depremden etkilenen evlerin hasar durumuna ilişkin bilgi alınabileceğini bildirdi.

AFAD’dan Volkanik Dağ İddialarına Yalanlama

AFAD, Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde yer alan Kuşkayası dağında çıktığı görülen dumanlarla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, halkın volkanik patlama olacak endişelerine ve sosyal medyada yayılan söylentilere karşın volkanik bir aktivitenin olmadığı belirtildi.

Helikopterlerle bölgede yapılan incelemede, bölgede kül püskürmesi, lav çıkışı ya da benzeri bir volkanik aktivitenin bulunmadığı, olayın sadece deprem sonrası basit bir kütle hareketinden kaynaklandığı ifade edildi.

Adalet Bakanlığı, Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulmasını istedi

Adalet Bakanlığı, depremden etkilenen illerde Cumhuriyet başsavcılıklarına yazı göndererek, yıkılan binalarla ilgili Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulması ve sorumlularla ilgili kaçma, delil karatma ihtimaline karşı koruma tedbirlerinin alınmasını istedi.

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nce gönderilen yazıda, yıkılan binalardan kaynaklı ölümler ve yaralanmalar kapsamında Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülecek soruşturmalarda etkinliğin ve standardın sağlanmasına dikkat çekildi.

Çalışmalar kapsamında Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulması ve bu büroya bakacak savcılara başka bir iş verilmemesi istendi. Ayrıca şu maddelere yer verildi:

“Yıkılan binaların müteahhit ve fenni mesul ile sürveyanlarının (fenni mesul vekilleri) ve diğer sorumluların tespitine çalışılacak, sorumlu olduğu tespit edilenler yönünden derhal gerekli soruşturma işlemler yapılacak, kaçma ve delil karatma ihtimaline binaen gerekli koruma tedbirleri alınacak.

Kurtarma faaliyetleri gözetilerek delil toplama işlemleri koordineli bir şekilde yürütülecek; rapor hazırlanması için bilirkişi heyeti oluşturulacak.

Cumhuriyet savcısı nezaretinde bilirkişiler eşliğinde olay yeri tespit işlemleri yapılacak ve tutanağa bağlanacak.

Aynı müteahhit tarafından yapılan sitede birden fazla yapı yıkılmış olması durumunda işlemler tek bir soruşturma dosyası üzerinden yürütülecek.”

Paylaşın

Deniz Baykal 84 Yaşında Hayatını Kaybetti

Eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Ankara’da 84 yaşında hayatını kaybetti. Baykal’ın cenazesi salı günü Antalya’da defnedilecek.

Haber Merkezi / Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal, sosyal medya hesabından, “Babam bu sabah evinde uykusunda vefat etti. Cenazeyi salı günü Antalya’da defnetmeyi planlıyoruz” bilgisini verdi. Taziyeleri Ankara’daki evlerinde öğleden sonra kabul edeceklerini ifade eden Aslı Baykal, “Hepimizin başı sağ olsun.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: Genel Başkanımız, Türkiye ve Cumhuriyet Halk Partimizin sevdalısı, Antalya milletvekilimiz, kıymetli büyüğümüz Sayın Deniz Baykal’ın vefatını büyük bir üzüntü ile öğrendim. Bize mücadelelerle dolu bir hayat öyküsünü miras bıraktı. Milletimizin başı sağ olsun.

Deniz Baykal kimdir?

20 Temmuz 1938’de Antalya’da doğan ve üniversiteye kadar memleketinde okuyan Baykal, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirip aynı üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde doktorasını tamamladı. ABD’de Columbia ve Berkeley üniversitelerinde iki yıl süreyle doktora sonrası çalışmalarına devam etti. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde siyaset bilimi doçenti olarak öğretim üyeliği görevine başladığı 1968’de CHP’ye girerek siyasal yaşama atıldı.

İlk defa 1973 genel seçimleri sonucu CHP’den Antalya milletvekili olarak meclise giren Baykal, Ecevit hükümetleri dönemlerinde Maliye ve Enerji Bakanlığı görevlerini üstlendi. İlerleyen yıllarda Ecevit’e karşı parti içi muhalefet yürüten Baykal, 12 Eylül 1980 darbesiyle kapatılana kadar görev aldığı CHP’de Genel Sekreter Yardımcılığı da yaptı.

12 Eylül sonrası bir ay Ankara Merkez Komutanlığı’nda, yasaklı olmasına rağmen faaliyetlerini sürdürdüğü gerekçesiyle dört ay da Çanakkale Zincirbozan’da gözaltında tutuldu. 1984 yılında, siyasi yasağı sürmesine karşın Erdal İnönü’nün Sosyal Demokrasi Partisi’ne (SODEP) girdi. 1985’te bu partinin Sosyaldemokrat Halkçı Parti’yle (SHP) birleşmesiyle SHP’li oldu. 1987 ve 1991 yıllarında milletvekili seçildiği SHP’de üç defa Genel Başkan Erdal İnönü’nün karşısına çıktı ancak başarılı olamadı. SHP’de Grup Başkanvekilliği ve Genel Sekreterlik görevleri de yaptı.

1992’de yeniden açılan CHP’ye geri döndü. 9 Eylül 1992 tarihli kurultay ile CHP Genel Başkanlığına seçildi. 54 yaşında bu göreve gelen Baykal; Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’ten sonra dördüncü CHP genel başkanı oldu.

Şubat 1995’te CHP’nin SHP ile birleştiği kurultayda genel başkanlığa aday olmadı ve bu görevi yaklaşık altı aylığına Hikmet Çetin üstlendi. Eylül 1995’te yeniden CHP genel başkanlığına seçilen Baykal, Ekim 1995 tarihinde kurulan DYP-CHP koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı görevlerini üslendi.

Baykal, 35 yaşında meclise girmesini sağlayan 1973 seçimlerden itibaren sadece iki dönemde parlamentodaki yerini alamadı ve hep Antalya milletvekili olarak görev yaptı.

12 Eylül darbesi sonrası yazılan 1982 Anayasası’nın getirdiği beş yıllık siyaset yasağı nedeniyle 6 Kasım 1983 seçimlerine katılamayan Baykal, 17’nci dönem milletvekili olamadı. 21’inci dönemde meclise girememesinin nedeni ise liderliğini yaptığı CHP’nin 18 Nisan 1999 seçimlerinde aldığı tarihi yenilgi oldu. İlk kez seçim sonuçlarıyla parlamento dışında kalan CHP’nin genel başkanı Baykal, sandıktaki başarısızlık nedeniyle görevinden istifa etti. 30 Eylül 2000’deki CHP kurultayında yeniden seçilerek üçüncü kez CHP Genel Başkanı oldu.

2000–2010 yılları arasında CHP genel başkanlığı yapan Baykal, 2002’den 2010’a kadar ana muhalefet partisi lideri oldu.

Kasım 2002’deki genel seçimlerin ardından Baykal liderliğindeki CHP’nin TBMM’deki desteğiyle yapılan anayasa değişikliği sayesinde, siyasi yasaklı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçilmesinin önündeki engelin kaldırılması, AKP’nin o dönem de genel başkanı olan Erdoğan’ın başbakanlık ve cumhurbaşkanlığına uzanan kariyerindeki yolu da açmış oldu. Baykal yıllarca konuşulan bu desteğin AKP ile yapılan pazarlık sonucunda ortaya çıktığı iddiasına ise şu yanıtı verecekti:

“İnancımızın, anlayışımızın gereği olarak demokrasi ve hukuk açısından çarpık tabloyu değiştirmek için tamamen kendi inisiyatifimizle, kendi girişimimizle hiçbir müzakere yapmadan harekete geçtik.”

Baykal liderliğindeki CHP, partiye yakın bir televizyon kanalı ihtiyacını karşılamak için 2005 yılında Halk TV’yi kurdu. Parti kaynaklarıyla kurulan kanal, Baykal adına tescil ettirildi.

Halk TV, AKP’nin medyanın büyük bir kısmını kontrol altına aldığı yıllar içinde giderek izleyici kitlesini artırdı. Ancak Deniz Baykal’ın 31 Mart 2019 seçimlerinin ardından Halk TV’de yönetim değişikliğine giderek kanalın başına kızı Aslı Baykal’ı getirmesi tepkilere neden oldu. Kanalın Ocak 2020’de İngiltere’de yaşayan iş insanı Cafer Mahiroğlu’na satılmasıyla ise Baykal ailesi için tartışmalı Halk TV defteri kapanmış oldu.

Baykal 10 Mayıs 2010’da CHP’li Nesrin Baytok olduğu iddia edilen bir kadınla gizli kamera görüntülerinin internette yayınlanmasıyla başlayan sürecin sonunda genel başkanlıktan istifa etti. Aldığı istifa kararının, “komplo” olarak tanımladığı olaya karşı bir “meydan okuma” olduğunu belirten Baykal, 2011 ve Haziran 2015 genel seçimlerinde de CHP’den Antalya milletvekili seçildi. Baykal, 2015 genel seçimlerinden sonra meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla 25’inci dönem meclisinin ilk oturumunu açtı ve yeni TBMM başkanı seçilene kadar vekâleten bu görevi yürüttü.

CHP tarafından 30 Haziran 2015’te yapılan TBMM başkanlık seçimleri için aday gösterildi ancak AKP’li rakibi İsmet Yılmaz’a üstünlük sağlayamadı. Kasım 2015’taki erken seçimlerde de CHP’den Antalya milletvekili olarak TBMM’ye giren Baykal, yine meclisin en yaşlı üyesi olarak yeni başkan seçilene kadar oturumları yönetti.

Ekim 2017’de beyne giden ana damarındaki tıkanıklık nedeniyle kısmi felç geçirdi. Buna rağmen siyaseti bırakmadı.
Fizik tedavi ve rehabilitasyon için gittiği Almanya’da yaklaşık 3,5 ay kalan Baykal, Mart 2018’de Türkiye’ye döndükten sonra 24 Haziran 2018 seçimlerinde CHP’den Antalya milletvekili seçildi.

Fakat sağlık sorunları nedeniyle ancak sekiz ay sonra mecliste yemin edebildi. Yemin törenine tekerlekli sandalyeyle gelen Deniz Baykal, doktor oğlu Prof. Ataç Baykal’ın kablosuz kulaklıktan okuduğu yemin metnini tekrarlayarak ant içti. TBMM Genel Kurul salonunda kızı Aslı Baykal’la birlikte eşinin yemin törenini izleyen Olcay Baykal gözyaşlarına hâkim olamadı. Bu, Deniz Baykal’ın yıllarını geçirdiği TBMM’ye yaptığı son ziyaret oldu.

Paylaşın

Kahramanmaraş Depremleriyle Birlikte En Çok Merak Edilenler

En az 10 ili etkileyen Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde on binlerle ifade edilen can kaybı yaşandı. Depremlerde 100 bini aşkın kişi de yaralandı.

Kahramanmaraş Depremleri ile birlikte, “Neden geç müdahale edildi?, İHA-SİHA’lardan görüntü alınamadı mı?, Yardımlarda neden kaos oluşuyor?, GMS şirketleri neden hizmet veremedi-iletişim sağlanamadı?, AFAD’IN 2020 tarihli Kahramanmaraş İl Afet Risk Azaltma Planı’nda hangi uyarılar yapılmıştı?, Enkaz altında ne kadar süre hayatta kalınabilir?” gibi sorular en çok merak edilenler oldu:

1. Neden geç müdahale edildi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Adıyaman’da yaptığı açıklamada “Müdahaleleri arzu ettiğimiz hıza ulaştıramadığımız bir gerçektir” dedi. Erdoğan, “Depremin yıkım etkisi 500 kilometrelik bir alana yayıldığı için işimiz maalesef çok zor oldu. Bölgenin yakın dönemde rastlamadığımız şiddette bir kış yaşıyor olması da önümüze başka bir engel olarak çıkmıştır” dedi.

AFAD Başkanı Yunus Sezer:

Deprem bölgesine müdahalede 2 önemli engel ile karşılaştık. Birincisi çok olumsuz kış şartları var. Kış şartları hem kara da hem de hava ulaşımını engelledi. Helikopterler, uçaklar kalkamadı. Karadan ulaşımda ise depremin etkisiyle birçok yolda ve köprülerde sıkıntılar yaşandı. Hava şartları çok kötü olmasına rağmen pilotlarımız risk alıp, canlarını hiçe sayarak indirmeler yatı. Afet dar kapsamlı olunca bölgedeki illeri koordine edip anında tüm kapasiteleriyle müdahale sağlanıyordu. Bir ilde afet olunca çevresindeki illerde oraya gidecek ekip bellidir, afet yaşanan ile ilk gidecek 5 il, daha sonra yardıma gidecek 5 il daha var. Deprem o kadar geniş alanı etkiledi ki, hem ilk yardıma gidecek 5 ildeki ekip hem de sonrasındaki 5 ildeki ekip depremzede oldu. Birinci depremin şoku yaşanırken ikinci depremin yaşanması da müdahaleyi geciktiren en önemli olayların başında geldi.

2. İHA-SİHA’lardan görüntü alınamadı mı?

AFAD Başkanı Yunus Sezer: Olumsuz hava şartları nedeniyle belli bir dönem uçuş olmadı. İHA ve SİHA uçamadığı için görüntü alma şansımız olmadı. AFAD’ın, emniyetin, jandarmanın bulut altı görüntüleme sistemleri var. Onlarda da havanın açtığı belli dönemlerde görüntü alabildik ve yıkımları tespit ettik. İlk iki gün yoğun olumsuz bir hava şartları vardı. Hava şartlarıyla mücadele ettik.

3. Uluslararası yardım çağrısı ne zaman yapıldı?

AFAD Başkanı Yunus Sezer: Depremden 15 dakika sonra kriz masası oluşturduk, AFAD merkezinde toplandık. Olayın boyutlarını tespit etmeye çalıştık, kısa bir değerlendirme yapıldı. Depremin boyutunu belirledik ve 1 saat gibi kısa bir sürede 4. seviye afet olarak ilan ettik, uluslararası yardıma açık olduğumuzu belirttik. Burada 1. seviye ilin kendi imkânlarıyla, 2. seviye bölge kapasitesinin kullanılması, 3. seviye ulusal kapasitenin kullanılması, 4. seviye ise hem ulusal hem de uluslararası yardımın gerekliliği vurgulanıyor. Depremin boyutunu görünce acil olarak 4. seviye afet ilanı yaptık.

4. Yardımlarda neden kaos oluşuyor?

Vatandaşlar inanılmaz bir şekilde seferberlik içerisinde. Herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ancak oluşan Trafik ve yoğunluk çalışmaları olumsuz etkiliyor. Bireysel bölgeye gönderilen yardımlar trafiği sıkıntıya sokuyor. Bu nedenle bireysel olarak giden araçlara kısıtlama getirildi. İllerde koordinasyonlu yapılmayan, kriz masalarının yönlendirmesiyle birlikte hareket edilmeyen yarımlar ne yazık ki bölgede ihtiyaç fazlası olarak öne çıkmaya ve israf edilmeye başlandı. AFAD ve bölgede kurumsal STK’ların yayımladıkları ihtiyaç listesine göre hareket edilmesi isteniyor. Bölgeye bireysel yardımların gönderilmemesi isteniyor.

Yardımlarda kaosun oluşmasının bir diğer sebebi de bölgeler arası koordinasyonun iyi sağlanamaması ve muhataplık sorunu. Farklı şehirlerde tırlarıyla yardıma gidenler bunları rast gele boşaltıp dönüyorlar.
Depremde yolların çökmesi, mevsimsel şartlar, koordinasyonsuzluk, müdahale edecek ekiplerin bir kısmının enkazda kalması ve yardım yapan sivil toplum kurum aralarındaki koordinasyonsuzluk başlıca sebepler olarak öne çıkıyor.

4. GMS şirketleri neden hizmet veremedi-iletişim sağlanamadı?

GSM şirketleri yine sınıfta kaldı. Kahramanmaraş merkezli 10 ili etkileyen büyük deprem felaketiyle beraber mobil operatörlerin hizmetlerinde büyük aksaklıklar yaşandı. Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone’un 11 milyonu aşkın mobil abonesinin olduğu deprem bölgesinde özellikle arama-kurtarma açısından en kritik saatlerde iletişim ve haberleşme imkanları kısıtlı kaldı. Yönetmelikte net olarak belirlendiği halde yeterli kapasitede mobil ve yedek haberleşme sistemleri ‘ivedilikle’ kurulmadı.

Operatörlerin afet zamanında öngörülebilir şekilde ulaşımda yaşanacak aksaklıklara karşı bölgesel acil durum planları olmadığı görüldü. 26 Eylül 2019’da İstanbul Silivri açıklarında yaşanan 5.8’lik depremin ardından Türkiye’de hizmet veren tüm GSM operatörlerinin ağları saatler boyunca devre dışı kalmıştı. Daha büyük bir afet riskine karşı 3 GSM operatörünün ortak ve ücretsiz hat kurmasına karar verilmişti. Ancak 3-6 ayda kurulması planlanan hat 3 yıl geçmesine rağmen ortada yok.

Turkcell’in ‘gururla’ tanıttığı havadan 4.5G hızında internet sağlayacak ‘Dronecell’i ise sadece deprem bölgesinde değil artık firmanın sitesinde bile görülmüyor. Bunun yanında Elon Musk’ın Starlink uydularıyla internet sağlama teklifi Türksat’ın yeterli kapasiteye sahip olduğu gerekçesiyle reddedildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Aralık 2021’de fırlatılan Türksat 5B uydusuyla 56 GBps hızında internet hizmeti sunulabileceğini bildirmişti. Ancak bu teknolojiden de deprem bölgesindekiler yararlanamadı.

Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri yönetmeliğinde operatörlerin sorumluluğu “Cep telefonu ve sabit telefon operatörleri kendilerine ulaşan talepleri yerine getirmek ve afet bölgesinde yeterli kapasitede mobil ve yedek haberleşme sistemlerinin ivedilikle kurulmasını sağlamakla sorumludur” şeklinde net bir şekilde ortaya konuyor.

Ancak kritik saatlerde yeterli kapasitede mobil ve yedek haberleşme sistemleri yönetmelikte belirtildiği gibi ‘ivedilikle’ kurulmadı. Diğer taraftan 26 Eylül 2019’da İstanbul Silivri’de gerçekleşen deprem esnasında yaşanan iletişim aksaklıkları sebebiyle ‘acil’ bir şekilde bir araya gelen operatörler çeşitli kararlar almıştı. Bunların başında ise 3 operatörün afet durumunda kullanılacak yüksek kapasiteli bir ortak hat kurması geliyordu. Bu hat 3 ay içinde kurulacaktı. Kahramanmaraş depreminde bu ortak hattan haber alınamadı.

5. AFAD’IN 2020 tarihli Kahramanmaraş İl Afet Risk Azaltma Planı’nda hangi uyarılar yapılmıştı?

AFAD’ın 2020 tarihli Kahramanmaraş İl Afet Risk Azaltma Planı’nda 6 Şubat’ta gerçekleşen depremin merkez üssü Pazarcık için “aktif deprem bölgesi” deniliyor.

Rapordan dikkat çekici bölümler şöyle sıralandı:

AFAD’ın raporunda “Kahramanmaraş’ta 7.5 büyüklüğünde bir deprem senaryosu” kullanıldı.

Senaryo hazırlanırken şehri etkileyebilecek en büyük deprem ve geçmişte yaşanmış en büyük deprem, bölgedeki aktif fayın üretebileceği en büyük deprem, fay uzunluğu büyüklük ilişkisi gibi bilgiler kullanıldı.

Kahramanmaraş’ın aktif fay alanına yakın olduğunu, zemin koşullarının sıvılaşmaya müsait olduğunu, yeraltı su seviyesinin çok yüksek olduğunu hatırlatan rapor, “Olası büyük bir deprem gerçekleşmesi durumunda şehrin büyük bir kısmının etkileneceği öngörülmektedir” değerlendirmesine yer verdi.

Gölbaşı-Türkoğlu segmenti, 500 yılı aşkın süredir büyük bir deprem üretmeyen sismik boşluk konumunda bulunmaktadır. Gölbaşı-Türkoğlu, Doğu Anadolu Fay Hattı’nın beş parçasından biri ve 7.7’lik ilk depremin merkez üssü Pazarcık, bu parça üzerinde yer alıyor.

İlk depremin merkez üssü Pazarcık için ise “Kartalkaya Barajı’nın da yer aldığı bölgede olası büyük bir deprem gerçekleşmesi durumunda, bölgenin neredeyse tamamının depremden etkileneceği öngörülmektedir” denildi. Pazarcık ilçesi için ayrıca “aktif deprem bölgesi” vurgusu yapıldı.

Depremden ağır zarar gören Türkoğlu için de olası büyük bir deprem gerçekleşmesi durumunda, bölgenin neredeyse tamamının etkileneceği öngörülmektedir. Tehlikeli madde üreten dolum tesisi bölgede yer almaktadır” ifadeleri yer aldı.

6. Hangi ülkelerden arama kurtarma ve yardımlar geldi?

Dünyadan birçok ülke, kurum ve kuruluşsa arama kurtarma çalışmalarına destek olmak için Türkiye’ye yardım gönderdi. Arama kurtarma çalışmalarının yanı sıra, dünyanın her tarafında Türkiye için yardımlar gönderilmeye başlandı. Ülke yardımlarının yanı sıra birçok ülkede halk nezdinde yardım toplama çalışmaları yapıldı.

7. Enkaz altında ne kadar süre hayatta kalınabilir?

Kurtarma ekipleri 7.7 Mw şiddetindeki ilk depremin üzerinden 72 saatten fazla süre geçmiş olmasına rağmen halen enkaz altındaki birçok kişiyi sağ çıkarıyor. 6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinden 109.saate sağ çıkarılan insan oldu.

2011 Japonya depremi ve tsunamisinden sonra, bir genç ve 80 yaşındaki büyükannesi, enkazda 9 gün mahsur kaldıktan sonra canlı bulunmuştu. Bundan bir yıl önce de 16 yaşındaki Haitili bir kız çocuğu da 15 gün sonra göçükten kurtarılmıştı.

Kritik saatlerin ardında kurtarılan kişiler basında genellikle “mucize” diye niteleniyor. Ancak uzmanlar nadir de olsa günler sonra bile hayatta kalabilen depremzedelerin olduğunu söylüyor.

Türkiye ve Suriye’yi etkileyen bu şiddetli depremlerde ise hava koşulları, kurtarma çabalarını olumsuz etkiledi. Sıcaklıklar donma noktasının epey altına düştü.

ABD’deki Massachusetts Genel Hastanesi’nde acil durum ve afet tıbbı uzmanı Dr. Jarone Lee, “Genellikle, 5. ila 7. günden sonra hayatta kalanlar nadiren görülüyor” ifadelerini kullandı.

7 günlük sınırı geçtikten sonra hayatta kalan birçok insan hikayesi de var. Ne yazık ki, bunlar genellikle nadir ve olağanüstü durumlar.

Northwestern Üniversitesi Feinberg tıp fakültesinde acil tıp uzmanı Dr. George Chiampas, ezilme yaralanmaları ve uzuv kopmaları gibi durumlardan mustarip kişilerin durumunun en kritik olduğunu belirtti:

Onları bir saat içinde, o altın saatte çıkarmazsanız, hayatta kalma şansları gerçekten çok düşük.

Chiampas, devamlı ilaç kullanmak zorunda olanların da şansının hızla düşebileceğini ifade etti.

Haiti ve Nepal’deki depremlerden sonra kurtarma ekiplerinde görev alan Stanford Üniversitesi acil tıp profesörü Dr Paul Auerbach da, “Yaralanma ne kadar ciddiyse, hayatta kalma şansı o kadar az” diye konuştu.

Yaş, fiziksel ve zihinsel durum kritik önemde

Kaliforniya Üniversitesi, San Francisco’dan acil tıp uzmanı Dr. Christopher Colwell, “Gerçekten mucizevi bazı kurtarmalar yaptığımız ve insanların korkunç koşullar altında hayatta kaldığı birçok farklı senaryo oluyor” dedi.
Bu kişiler daha genç insanlar olma eğiliminde veya molozda bir cep ya da hava ve su gibi gerekli şeylere erişmenin bir yolunu bulacak kadar şanslılar.

Bunun yanı sıra zihinsel durum da hayatta kalma şansını etkileyebilir. Chiampas, diğer hayatta kalanlarla veya kurtarma ekipleriyle hiçbir teması olmayan, cesetlerin yanında mahsur kalmış insanların umutlarını yitirebileceğini kaydetti:

Yanınızda yaşayan biri varsa, mücadeleye devam etmek için birbirinize yaslanıyorsunuz.

8. Dünya’da en fazla kaç büyüklüğünde deprem meydana gelebilir?

Büyüklük, depremde açığa çıkan enerjiyi ölçmek için kullanılan bir kavram. Depremin yarattığı etkiyi tanımlamak için kullanılan “şiddet” kavramıysa büyüklükten farklı. Ayrıca büyüklük, kişilerin sarsıntıyı ne kadar güçlü hissettiğini de göstermiyor.

Bilim insanları, kişilerin depremi hissetme şiddetinin büyüklükten bağımsız olarak merkez üssüne yakınlıkları ve bulundukları zemine göre değişeceğini belirtiyor.

Depremin büyüklüğünü ölçmek içinse farklı ölçekler kullanılabiliyor. Örneğin dün (6 Şubat) Kahramanmaraş merkezli ve 10 ili etkileyen yıkıcı depremlerden ilkinin büyüklüğünü Kandilli Rasathanesi 7.4; USGS ise 7.7 olarak açıklamıştı.

Bunun nedeniyse Kandilli Rasathanesi’nin depremin şiddetini ilk başta Richter Ölçeği’ne göre açıklaması, ABD’nin ise moment magnitüd (Mw) ölçeğini kullanmasıydı. Ardından Kandilli Rasathanesi ortaya çıkan karışıklığın düzeltilmesi için depremin büyüklüğünü 7.7 Mw diye güncelledi.

Şimdiye kadar kayda geçen en büyük deprem, 22 Mayıs 1960’ta Şili’nin Valdivia şehrinde yaşanan 9.5 büyüklüğündeki depremdi. 10 dakika boyunca süren sarsıntılar tarihe Büyük Şili Depremi olarak geçti.

Peki, Dünya üstünde 9.5’ten daha büyük bir depremin yaşanması mümkün mü?

Bilim insanlarının buna cevabı “Evet” olsa da böyle bir durumun yaşanma ihtimali epey düşük.

9.5’ten daha büyük bir depremin meydana gelmesi için yer kabuğunda devasa bir parçanın kırılması, yani hem çok derin hem de çok uzun bir fayın hareket etmesi gerekli. Live Science’a konuşan jeolog Wendy Bohon, Dünya’da bunun yaşanabileceği yerlerin pek olmadığını söyledi.

Bir spagetti telini kırmak 5 büyüklüğünde depreme eşdeğerse, 6 büyüklüğündeki depremin enerjisini açığa çıkarmak için 32 spagetti teli kırmak gerekir. Bu spagetti ölçeğinde 7 büyüklüğündeki bir deprem için 1024, 8 büyüklüğündeki deprem içinse 32 bin 768 telin kopması lazım.

Bu örnekte de görüldüğü gibi 7 ve 8 büyüklüğündeki depremler arasındaki ortaya çıkan enerji farkı, 5 ve 6 büyüklüğündeki depremlerin arasındaki farktan çok daha fazla. Bu nedenle, 5.5 olan bir depremi 5.6 diye açıklamakla 7.4 büyüklüğündeki depremi 7.7 diye duyurmak arasında devasa bir fark var.

9- OHAL kararı seçimlerin ötelenmesi ve yapılmaması durumunu ortaya çıkarır mı?

Hukukçulara göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın OHAL kararı alma yetkisi var. Bu konuda anayasal ve yasal kapsam çok net. En az bunun kadar net olan bir diğer husus ise seçimlerin savaş dışında öteleme veya yapılmama durumunun bulunmaması.

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden:

Yok, böyle bir şey olamaz. Seçimin yapılıp ya da yapılmaması buna bağlı değil. Her zaman bir gerekçe bulunarak OHAL ilan edilebilir ama seçimlerin ertelenmesi veya yapılmaması durumu olamaz. Seçimlerin ne zaman yapılacağının resmi olarak belirtilmesi için hala zaman var. Hukuki olarak seçimlerin yapılmaması noktasında bir açık nokta yoktur.

Eski Yükseköğretim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu:

Türkiye’de savaş, saldırı durumu yok. Bir doğal afetten kaynaklı olağanüstü hal ilan edilebilir. OHAL’in ilanına da en çok ihtiyaç duyulan dün, bugün ve yarın. Enkaz altında olanları kurtarmak en acil durum. Bu durumda ilan edilmeyen olağanüstü hal daha sonra ilan edilse ne olur bilemiyorum. Bir defa daha ifade edeyim. OHAL anayasamıza göre seçimleri erteleme sebebi değil.

HP Konya Milletvekili ve Anayasa Karma Komisyonu Üyesi hukukçu Atilla Kart:

Yok ötelemez, öteleyemez. OHAL ilan edilse de seçim gene yapılır. Üstelik süresi içinde yapılacaktır, yapılmalıdır. Olağanüstü hal şartları içinde yapılacaktır. OHAL içinde ise birtakım kısıtlamalar olacaktır. Bunu, bu hükümet maalesef 2018’de yaptı. Olağanüstü hal de ilan edilse bu seçimlerin ertelenmesi için bir gerekçe değildir. Seçimler, Haziran 2023’ten sonraya bırakılamaz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Guardian: Kahramanmaraş Merkezli Depremler Erdoğan’ın İmajını Zedeledi

Birleşik Krallık’ın (BK) önde gelen gazetelerinden Guardian, 10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlere yönelik açıklamalarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imajını nasıl zedelediğini yazdı.

“‘Bu olanlar hep oldu’: Erdoğan’ın depreme müdahalesi imajını nasıl zedeledi” başlıklı haberde, Erdoğan’ın arama kurtarma çalışmalarının yetersizliğine dair eleştirileri kabul etmeyerek, halkın öfkesinin daha da büyümesine neden olduğu iddia edildi.

Cumhurbaşkanı’nın tutumunun 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlerde işini zorlaştırabileceğinin savunulduğu haberde, şu değerlendirmelere yer verildi:

Türkiye’de Cumhurbaşkanı ve AK Parti’ye desteğin kalesi olarak görülen güneydeki bölgelerde, dondurucu koşullarda hayatta kalmaya çalışan yerinden edilmiş yurttaşlar, devletin verdiği sözlere rağmen yaşanan gecikmelerden ve soğukta uyumak zorunda kalmaktan açıkça şikayet etti. Yurttaşların artan hoşnutsuzlukları, mayısta yapılması beklenen seçimlere sadece üç ay kala, Erdoğan’ın 20 yıllık liderliği için öngörülemeyen ve ciddi bir sınava işaret ediyor.

Haberde, 1999’daki Gölcük depreminin ardından dönemin başbakanı Bülent Ecevit’e yöneltilen eleştiriler hatırlatılarak, bu ortamın 2003’te Erdoğan’ın milletvekili seçilmesini ve AK Parti’nin tek başına iktidara gelmesini hızlandırdığı yorumu da yapıldı.

Ayrıca Gölcük depreminin ardından 2000’de devreye sokulan deprem vergileriyle bugüne dek yaklaşık 88 milyar TL toplandığına dikkat çekilirken muhalefetin, bu paranın nasıl harcandığını sorguladığı ifade edildi.

Guardian, AK Parti hükümetinde Türkiye’deki inşaat sektöründe patlama yaşandığına, Erdoğan’ın yol ve konut projeleriyle ülkeyi ekonomik ve toplumsal açıdan kalkındırmayı vaat ettiğine dikkat çekti.

Bu süreçte hükümete yakın bazı inşaat şirketlerinin güçlendiğinin de öne sürüldüğü haberde, şu değerlendirmeler yer aldı:

AK Parti’nin inşaat sektöründe yarattığı patlamanın parçası olarak inşa edilen beton apartman bloklarının çoğu depremde yerle bir oldu. Kahramanmaraş’ta yeni kulelerden bazıları ayakta kalırken, aynı sokaktaki diğer binaların tamamen çökmesi, hangi inşaatların depremde yıkılmalarını önlemeye yönelik bina yönetmeliklerine uygun yapıldığının korkunç bir göstergesiydi.

Haberde, Erdoğan’ın depremin üçüncü günü (8 Şubat) sarsıntıların merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesine düzenlediği ziyarette, bir depremzedeyle konuşmasına da değinildi.

Erdoğan, aracına binmek üzereyken yanına gelen depremzedeye “Bu olanlar hep oldu. Bunlar kaderin planının içerisinde olan şeyler” demişti.

Guardian, Erdoğan’ın depremdeki yıkımı kaderle açıklamasının, ekimde Bartın’ın Amasra ilçesinde yaşanan maden patlamasının ardından söylediklerine benzediğine dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı, 41 madencinin öldüğü olayın ardından yaptığı açıklamada, “Biz kader planına inanmış insanlarız, bunlar her zaman olacaktır” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan’ın Pazarcık’taki ziyaretinde halkla temasını sınırlı tuttuğu ve doğrudan ilçenin emniyet müdürlüğüne gittiğine işaret edilirken, hükümetin depreme yönelik tutumunda şefkatten çok kontrole odaklandığı savunuldu.

Haberde, depremin ardından Twitter’a getirilen kısıtlama da hatırlatıldı. Küresel internet erişimini takip eden BK merkezli NetBlocks, 8 Şubat’ta Türkiye’de Twitter’a erişimin kısıtlandığını duyurmuştu.

Twitter’ın CEO’su Elon Musk ise bunun üzerne Türk yetkililerle görüşüp bilgi aldığını söylemişti. Teknoloji milyarderinin açıklamasının ardından platforma erişim normale dönmüştü.

Guardian, Pazarcık’taki bir depremzedeyle de konuştu. Ayşe Kep, kuzeninin ve diğer akrabalarının enkaz altında kaldığını ve arama kurtarma ekiplerinin bölgeye çok geç geldiğini söyledi.

Depremzede, “Eğer daha çok destek sağlansaydı, onları çıkarabilirdik. Ama burada cenazelerini bekliyoruz” dedi.

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde pazartesi günü (6 Şubat) meydana gelen iki şiddetli deprem, Türkiye ve Suriye’de en az 22 bin kişinin ölümüne yol açtı.

7.7 Mw büyüklüğündeki ilk depremin üzerinden 24 saat geçmemişken 7.6 Mw büyüklüğünde yeni bir sarsıntıyla yıkım daha da arttı. Sarsıntılar Kahramanmaraş’ın yanı sıra Hatay, Gaziantep, Adana, Malatya, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Adıyaman’ı da etkiledi.

Erdoğan, 8 Şubat’ta depremden etkilenen 10 ilde üç aylığına olağanüstü hal ilan etmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

14 Mayıs İhtimali Zayıflıyor; Depremler Nedeniyle Seçimler Ertelenebilir Mi?

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler 13,5 milyonunun yaşadığı 11 ilde büyük yıkıma neden oldu. Depremler sonrası, 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlerin yapılıp yapılmayacağı tartışılmaya başladı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, iktidar kanadında seçim tarihi değişikliğine ilişkin yeni bir karar alınmadı, ancak kulislerde 14 Mayıs olasılığının zayıfladığı konuşulmaya başladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de, “Her şeye rağmen seçimi iptal edemeyeceğini düşünüyorum. Ama 14 Mayıs’ta olmaz seçim, zamanında, 18 Haziran’da yapılması lazım” sözleriyle seçimlerin zamanında yapılacağı tahminini dile getirdi.

Türkiye’nin güneydoğusunu vuran ve binlerce yurttaşın yaşamını yitirmesine yol açan deprem sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölgede 3 ay boyunca olağanüstü hal (OHAL) ilan etti ve bu karar TBMM tarafından da onaylandı.

Depremden etkilenen iller ayrıca “genel hayata etkili afet bölgesi” ilan edildi.

Kulislere yansıyan bilgilere göre Yüksek Seçim Kurulu’nda şimdiye kadar hazırlıklar seçimler “normal zamanında yapılacakmış” gibi yürüyordu.

Depremden sonra zaten yeni bir adım atılması veya karar alınması söz konusu olmadı.

AKP karar almadı ama 14 Mayıs ihtimali zayıflıyor

AKP’nin yetkili kurullarında, seçim tarihinin ertelenmesi veya iptal edilmesiyle ilgili bir değerlendirme yapılmış değil.

Ancak 14 Mayıs seçeneğinin zayıfladığı kulislerde konuşulmaya başladı.

Bazı AKP yöneticileri, henüz somut bir karar alınmamakla birlikte seçimlerin 18 Haziran’da, yani zamanında yapılabileceğine işaret ediyor.

AKP kaynakları, seçimin iptali veya takvim değişikliği gibi bir planlamanın şu anda gündemlerinde olmadığını belirtiyor.

Bazı AKP yöneticileri, depremin yaralarının sarılması zaman alsa da OHAL kararının ardından hızla toparlanmanın sağlanacağı ve seçimlerin 14 Mayıs’ta olmasa da zamanında yapılmasının sağlanabileceğini ifade ediyor.

Akşener de ’18 Haziran’ dedi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de, kendisiyle birlikte deprem bölgesine giden gazetecilere yaptığı açıklamada, seçimlerin 14 Mayıs’a yetişemeyeceği tahmininde bulunurken iptal beklemediğini de söyledi:

“Büyük beceriksizlikle karşı karşıyayız. Bu beceriksizliğin sonuçları itibarıyla, büyük bir siyasi iniş yaşayacaklar.

“Her şeye rağmen seçimi iptal edemeyeceğini düşünüyorum. Ama 14 Mayıs’ta olmaz, seçimin zamanında, 18 Haziran’da yapılması lazım.

“Biz siyasilerin görevi de bu seçimi yaptırmaktır…”

CHP kulisleri: 1 yıl ertelemeyi zorlayabilir

CHP ise iktidarın depreme müdahalede geç kaldığı ve bunun da kamuoyunda büyük bir tepkiye yol açtığı ve seçmenin tepkisini sandıkta göstereceği görüşünde.

CHP kulislerinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaybedeceğini gördüğü bir seçime girmek istemeyeceği ve bu nedenle de en az “1 yıl seçimi ertelemeyi” zorlayacağı yorumları yapılıyor.

Anayasa’nın 78. Maddesi sadece “savaş nedeniyle” seçimlerin 1 yıl ertelenmesine olanak tanısa da, iktidar partisinin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) eliyle 18 Haziran seçimlerinin ertelenmesinin yollarını arayacağı iddiaları dile getiriliyor.

Anayasa ve yasalara göre erteleme veya iptal mümkün mü?

Anayasa’ya göre, TBMM veya Cumhurbaşkanı kararıyla seçimleri öne almak mümkün. Anayasa’nın 77. maddesinde, seçim zamanında yapılabilecek değişiklikler “TBMM ve cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır” ifadesiyle açıklanıyor.

Anayasa’nın “Seçimlerin geriye bırakılması ve ara seçimler” başlıklı 78. maddesi’ne göre ise ertelemenin tek istisnası savaş hali:

“Savaş sebebiyle seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, TBMM seçimlerin 1 yıl geriye bırakılmasına karar verebilir.”

Cumhurbaşkanı Seçimi Yasası’nın 5. maddesi de yine savaş nedeniyle, cumhurbaşkanlığı seçiminin de 1 yıl geriye bırakılmasını hükme bağlıyor.

YSK karar verebilir mi?

Anayasa’ya göre, seçimlerin “genel yönetimi ve denetiminden” sorumlu olan Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kararları aleyhine yargı veya başka bir merciye başvurulamadığı için, aldığı kararlar da kesin.

Bu nedenle YSK’nın deprem nedeniyle “seçimlerin yapılmasına olanak görmediği” yönünde bir karar alma olasılığı da tartışılıyor.

Ancak hukukçular, seçimlerin öne alınması veya savaş nedeniyle geriye bırakılması yetkisinin TBMM ve cumhurbaşkanında olduğunu, o nedenle de böyle bir karar alınmasını beklemediklerini ifade ediyor.

Anayasa’nın 79. maddesinde YSK’nın görevleri şöyle ifade ediliyor:

“Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme, kesin karara bağlama ve TBMM üyelerinin seçim tutanaklarını ve cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi YSK’nındır. YSK kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.”

Paylaşın

Demirtaş: O Tek Kişi, İktidarını Sürdürebilmek İçin…

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından binlerce kişinin hayatını kaybettiği depremlere dair açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi / Selahattin Demirtaş, açıklamasında acı tablonun sorumlularına değinerek şu ifadeleri kullandı:

“‘Bugün siyaset yapma günü değil’ diyenler ya yanılıyorlar ya da Saray’ın propaganda merkezinin kendilerine verdiği görevi yapıyorlar.

Deprem siyaset üstü değil, partiler üstü bir konudur. Kavramlar yanlış kullanılırsa yanlış sonuçlara ulaşılır.

Neden mi? Lütfen okuyun.

Demokrasinin iyice yerleştiği ülkelerde devlet ayrı bir şeydir, hükümet ayrı bir şeydir.

Hükümete kim gelirse gelsin devletin temel işleyişinde köklü değişiklikler olmaz, olamaz.

Örneğin Japonya’da deprem konusunda hükümeti siyasi baskı altına almak için uğraşmaya gerek yoktur. Hükümetin bir eksiği olursa yerden yere vurulmasının önünde bir engel de yoktur.

Zaten depremle mücadeleyi devletin tüm kurumları, sistemli şekilde kendiliğinden yaparlar.

Oysa Türkiye’de özellikle de tek adam sistemine geçildikten sonra devlet-hükümet-parti ayrımı tamamen kalktı. Ülkenin tüm kurumları bir tek kişiye bağlandı.

O tek kişi, iktidarını sürdürebilmek için seçimde kazanmaya mecbur olduğundan her adımını seçim hesabıyla atıyor.

Hele hele Erdoğan gibi siyasi çıkarcılığın ustası olmuş birinin deprem felaketine, üstelik de seçimler öncesinde, siyasi çıkarını düşünmeden yaklaştığını sanmak siyaseten aptallık değilse saflıktır.

Şu anda Erdoğan’ın yaptığı tek şey, partisinin ve kendisinin propagandasıdır.

Ama iktidar medyası, bu gerçeği örterek deprem felaketini Erdoğan’ın kişisel ve partisel kazanımına dönüştürmek için sürekli saldırarak, insanları linç ederek tüm eleştirileri susturmaya çalışıyorlar.

Maalesef ilk günden susanlar da oldu.

Biz particilik yapmıyoruz, oy hesabı yapmıyoruz. İktidarı siyasetle sıkıştırıp kardeşlerimizi kurtarmaya çalışıyoruz.

Çünkü devlet de odur, medya da odur, yargı da polis de asker de odur.

Yani tüm devlet kurumları ancak ve sadece Erdoğan’ın çıkarına göre hareket ederler.

Gönüllülerin yardım dağıtabilmek için deprem bölgesine gitmeleri, TSK’nin deprem bölgesinde görevlendirilmesi, Twitter erişim engelinin kaldırılması halkın siyasi baskısı sayesinde oldu.

Görüyorsunuz, büyük koordinasyon eksiği var ve bu da halkın siyasi baskısıyla çözülecek.

Yanlış olan şey bu ortamda siyaset yapmak değil, parti propagandası yapmaktır. Seçim hesabı yapmaktır.

Siyaset yapmak tam da bugün toplumun en önemli savunma aracıdır. Bunu almalarına izin vermeyin.

Direnmeye ve dayanışmaya devam edelim.”

Paylaşın