CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Yepyeni Bir Düzen Getirmek Zorundayız

Sosyal medya hesabından Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Artık aç gözlülüğün bittiği, kaynakların sadece küçük bir azınlığa değil tüm halkımıza ait olduğu yepyeni bir düzeni getirmek zorundayız. Ve inanın bu sadece iktidar değişimiyle olmaz. Daha büyük değişimler lazım bize” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Zarar gören her bir değerimizi tamir ederek çok güçlü bir değişim yaratmalıyız. Güçlü bir sosyal devleti, vatandaşı için var olduğunu hiç unutmayan bir devleti bu enkazın içinden çıkarıp inşa etmek zorundayız. Bunu hep beraber yapacağız inşallah. Bir daha önlenebilir nedenlerden dolayı böyle bir acı yaşamayalım. Bu son olsun, bu son…”

Deprem bölgesini ziyaret eden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından videolu açıklama yaptı.

“Zor bir günün karanlık gecesinden derin bir kalp sızısı ile sesleniyorum sizlere” diyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Buralarda çok mücadele var. Zamana karşı canhıraş bir mücadele veriyor insanlarımız. Bir canı daha kurtarabilmek için, tırnaklarını parçalayarak enkazlarda yaşam tünelleri açıyorlar, enkazın karanlığına bir damla ışık olabilmek için. Türkiye’nin evlatları yüreklerini koymuş durumdalar. Allah hepsinden razı olsun. Türkiye onları asla unutmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Deprem sonrası çalışmalarda eksiklikler olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Çok can yitirdik. Toprak elbette hepimizi zamanı geldiğinde basacak bağrına ama Allah sıralı ölüm versin deriz ya, keşke öyle olsaydı be. İçimiz acı dolu yaprak döküyor her yanımız. Bir de enkazdan kurtulanlar var ki, öldürücü soğukta sokaklarda can cana vermiş direniyorlar. Hala koordinasyon sağlanabilmiş değil. Çadır yok, tuvalet yok. Sizin de bildiğiniz şeyler işte. Bu zifiri karanlık saatlerinde daha ne anlatayım sizlere” dedi.

Türkiye’nin bir zihniyet değişimine ihtiyacı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Bugünü asla unutmayalım halkım, düşen yerde kalmasın. Mazlumun hakkı divana kalmasın. Bu ülkenin yeni bir dirliğe, düzene ihtiyacı var. Hepimizin zihniyeti değişmek zorunda. Önümüzdeki yok çok uzun olacak. O yol çok engebeli tırmanışımız çok dik olacak. Öyle dedikleri gibi 1 yılda gitmemiz gereken yere varamayız. Geçici çözümlerle idare edemeyeceğimiz bir noktaya geldik. En acısı da bizi biz yapan değerlerimiz zarar gördü halkım. Arsızlık, hırsızlık, rant kavgası, bencillik… Bunları derhal bitirmeliyiz. Bunlar Türkiye’nin ruhunu kemirdi” diye konuştu.

Değişimin yalnızca iktidar değişikliğiyle gerçekleşemeyeceğini vurgulayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:

“Artık aç gözlülüğün bittiği, kaynakların sadece küçük bir azınlığa değil tüm halkımıza ait olduğu yepyeni bir düzeni getirmek zorundayız. Ve inanın bu sadece iktidar değişimiyle olmaz. Daha büyük değişimler lazım bize. Zarar gören her bir değerimizi tamir ederek çok güçlü bir değişim yaratmalıyız. Güçlü bir sosyal devleti, vatandaşı için var olduğunu hiç unutmayan bir devleti bu enkazın içinden çıkarıp inşa etmek zorundayız. Bunu hep beraber yapacağız inşallah. Bir daha önlenebilir nedenlerden dolayı böyle bir acı yaşamayalım. Bu son olsun, bu son…”

Paylaşın

“Yardım Çalışmaları, Erdoğan’ın Siyasi Geleceğini Belirleyecek”

ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal, yayınladığı bir haberde, “Yardım çalışmalarının nasıl ilerleyeceği, son yılların en zor seçimiyle karşı karşıya olan Erdoğan’ın siyasi geleceğini belirleyebilir” yorumuna yer verildi.

ABD merkezli haber ajansı Associated Press de benzer bir değerlendirme yaptı. Haberde, “Erdoğan’ın siyasi geleceği, hükümetinin bu afete vereceği tepkinin halk tarafından nasıl algılandığına bağlı olabilir” dendi.

Wall Street Journal’ın (WSJ) görüştüğü bir depremzede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “Neden hazırlıksız yakalandık?” diye sorduğunu iddia etti.

Mustafa Yılmaz, perşembe günü Gaziantep’teki deprem bölgesini ziyaret eden Erdoğan’a “Burası sanayi şehri, neden hazırlıksız yakalandık?” diye sorduğunu ileri sürdü.

Ailesinin enkaz altında kaldığını söyleyen Yılmaz, Erdoğan’ın korumaları tarafından uzaklaştırıldığını savundu.

WSJ, yaşını paylaşmadığı Yılmaz’ın soru sorduğu anların kaydedildiğini ama daha sonra sansürlendiğini iddia etti. Gazete, bunun hangi yayın kuruluşları tarafından yapıldığına dair herhangi bir bilgi paylaşmadı.

Haberde, Kadir Has Üniversitesi’nden akademisyen Soli Özel’in görüşlerine de yer verildi. WSJ, Özel’in şu değerlendirmesini paylaştı: Bu hükümet hazırlıklı değildi ve depremde enkaz altında kalan kurbanlardan biri de onlar olabilir.

Haberde, depremin ilk üç gününde AFAD gönüllülerinin talimat almak için Gaziantep’teki yetkililere ulaşamadığı da savunuldu.

WSJ, görüştüğü 29 yaşındaki AFAD gönüllüsü Ceren Yediler’in şu sözlerini aktardı: Gecikmelerden ötürü birçok kişi hipotermiden öldü. Bazı aileler o kadar öfkeliydi ki bize saldırdılar.

Haberde, Hatay’daki AFAD koordinasyon merkezinin binasının yıkıldığı iddiaları da hatırlatıldı. Bu iddiayı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, salı günü NTV’de katıldığı canlı yayında dile getirmişti.

WSJ, Erdoğan 2002’de iktidara geldiğinde ülkedeki başlıca arama kurtarma kuruluşlarının Kızılay ve AKUT olduğunu hatırlatarak, daha sonra Cumhurbaşkanı’nın “2009’da partisinin İslamcı politikalarına uygun hareket etmesini istediği AFAD’ı kurduğunu” yazdı.

AFAD’ın Gazze, Somali, Suriye ve Pakistan gibi yerlerde arama kurtarma çalışmalarına katılarak, Türkiye’yi insani yardım dağıtımında küresel bir üne kavuşturduğu ifade edildi.

Öte yandan WSJ’nin konuştuğu depremzedelerden Ali Akkurt ise “Erdoğan iyi bir liderdi…ama bir daha asla seçim kazanamaz” dedi. Ailesinden 5 kişiyi kaybettiğini söyleyen 57 yaşındaki Akkurt’un şu sözleri paylaşıldı: Hazırlık yapmadılar. Binalar çöküverdi. Tüm şehir ölüm kokuyor.

WSJ, Hatay’da görüştüğü ve kimliğini açıklamadığı bir depremzedenin de “Devlet buradan ne canlı ne ölü tek kişiyi bile çıkarmadı” dediğini aktardı.

“Yardım çalışmaları, Erdoğan’ın siyasi geleceğini belirleyecek”

Haberde, “Yardım çalışmalarının nasıl ilerleyeceği, son yılların en zor seçimiyle karşı karşıya olan Erdoğan’ın siyasi geleceğini belirleyebilir” yorumuna da yer verildi.

ABD merkezli haber ajansı Associated Press de benzer bir değerlendirme yaptı. Haberde, “Erdoğan’ın siyasi geleceği, hükümetinin bu afete vereceği tepkinin halk tarafından nasıl algılandığına bağlı olabilir” dendi.

AP’nin görüş aldığı Birleşik Krallık (BK) merkezli stratejik danışmanlık firması Verisk Maplecroft’tan Hamish Kinnear ise Erdoğan’ın durumu lehine çevirmek için vakti olduğunu savundu.

Haberde, Ortadoğu ve Kuzey Afrika üzerine analizler yapan Kinnear’ın “Devletin tüm imkanları onun emrinde. Türk siyaseti depremden önce de pek herkesin eşit olduğu bir oyun alanı değildi” yorumlarına yer verildi.

BK’nin kamu yayımcısı BBC ise depreme müdahale sürecine yönelik eleştirilerin Erdoğan’ı güçsüz gösterdiğini savunarak, şu değerlendirmeyi yaptı: Türkiye’de 1939’dan bu yana meydana gelen en yıkıcı deprem, böylesine büyük çaplı bir trajedinin önlenip önlenemeyeceğine ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hükümetinin hayatları kurtarmak için daha fazlasını yapıp yapamayacağına dair büyük soru işaretleri yarattı.

Haberde, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden ünlü jeoloji mühendisi Naci Görür’ün şu görüşlerine de yer verildi: Yerel yönetimleri, valileri ve hükümeti uyardım. ‘Lütfen kentlerinizi depreme hazır hale getirmek için harekete geçin’ dedim. Depremleri durduramayacağımıza göre yarattıkları hasarı azaltmak zorundayız.

BBC’nin görüşlerini aldığı Türkiye Deprem Vakfı Başkanı Mustafa Erdik de yıkılan çoğu binanın deprem yönetmeliğine uygun yapılmadığını savunarak, “Bu durum gördüğümüz kayıplara yol açtı. Bunun önlenmesi gerekirdi” dedi.

WSJ ve BBC, haberlerinde deprem vergilerinin de yeniden gündeme geldiğini yazdı. 2000-2022’de yaklaşık 88 milyar TL deprem vergisi toplandığına dikkat çekilirken, muhalefetin bu paraların nereye gittiğini sorguladığı ama hükümetin net yanıtlar vermediği iddia edildi.

BBC’nin haberinde, Erdoğan’ın birlik ve beraberlik çağrısı yapmasına rağmen kutuplaştırıcı bir siyaset izlediği öne sürülerek, Cumhurbaşkanı’nın 8 Şubat’ta Hatay’daki açıklamasında depreme müdahalede eksiklikleri dile getirenlere “namussuzlar” dediği hatırlatıldı.

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde pazartesi günü (6 Şubat) meydana gelen iki şiddetli deprem, Türkiye ve Suriye’de 25 binden fazla kişinin ölümüne yol açtı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Depremzedelere Psikolojik Destek Nasıl Yapılmalı? Uzmanlar Anlattı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler 10 ilde büyük bir yıkım yaratırken, başta çocuklar olmak üzere milyonlarca kişiyi de psikolojik olarak etkiledi. Peki depremzedelere psikolojik destek nasıl yapılmalı?

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bölgeye psikososyal destek ekipleri gönderirken Türkiye Psikiyatri Derneği ve Türk Psikologları Derneği de bölgeye uzmanlarını göndererek çalışmalara başladı.

“Henüz erken dönemdeyiz”

DW Türkçe’den Kıvanç El‘e konuşan psikiyatr İbrahim Eke, “Şu an erken dönemdeyiz. Anormal bir olaya şu an normal tepkiler veriliyor. Şehrin 5’te 4’ü yıkıntıya uğramışken yorum yapmak için erken. Depremzedeler ‘yalnız değiliz’i görmek ister. Psikososyal hizmet beklenir ancak bu çok yetersiz” dedi. İbrahim Eke, “Şu an akut dönem, semptomlar depremin üzerinden 6 ay geçtikten sonra, travmatik stres bozukluğundan bahsedilebilir. Bu şu an akut stres bozukluğu olmayacağı anlamına gelmez” dedi.

“Çocuklar için en önemli duygu güven”

Depremden en fazla etkilenenler ise çocuklar. Hem deprem bölgesinde hem de diğer illerde çocuklar için atılması gereken adımları Çocuk Gelişim Uzmanı Emine Ergün değerlendirdi.

Ergün, depremi yaşayan ve etkilenen çocuklar için en önemli duygunun “güven” olduğunu belirterek, “Aileleri yanında olan çocuklar için avantaj. Ailesi yanında olmayan çocuklar için de yanında yetişkinler refakatçi yetişkinler olmalı hem de eğitim camiasından kişiler de olmalı. Bölgede görev alacak sosyal çalışmacılar, çocuk gelişim uzmanları, psikiyatristler çok önemli” dedi.

Çocuklara yaklaşırken hiçbir şey olmamış gibi yaklaşılmaması gerektiğini vurgulayan Emine Ergün, “Onlar her durumun farkında. İlla oyun oynamak zorunda değiliz. Normal akışta gitmeli bazı şeyler, gözlemliyorlar. Korkan, ağlayan çocuklar olur, ağlamasına fırsat vermek lazım, duygularını dinlememiz gerek” diye konuştu.

“Oyuncak yardımı önemli”

Depremzedelere gidecek yardımların içinde oyuncak ve çocuk kitaplarının olmasının önemine de dikkati çeken Ergün, “Bu materyalleri kullanacak, vakit geçirecek meslek elemanları da önemli. Psikososyal çalışmalar çok önemli, eğitim almış kişiler bunu yapmalı. Çocuklardaki semptomları onlar fark eder, oyun iyi bir iyileştirme aracıdır, her şeyi görebiliriz” değerlendirmesi yaptı.

“Doğru ve gerçekçi yanıt vermeliyiz”

Deprem bölgesi dışındaki çocuklar için de atılması gereken adımlar olduğunu söyleyen Emine Ergün, 7 yaş üstü ile 7 yaş altı çocuklar için farklı adımlar atılması gerektiğine dikkati çekti.

7 yaş ve üstü çocukları deprem olaylarından fazla izole etmenin yanlış olduğunu söyleyen Ergün, “Çocuklara depreme dair doğru ve gerçekçi yanıtlar vermeliyiz” dedi. 7 yaşından küçük çocukların ise olabildiğince ekrandan uzak tutulması gerektiğini kaydetti.

Çocuklarla iletişim nasıl olmalı?

Depremi yaşamayan çocukların endişeleneceğini belirten Ergün, “Bizim evimiz de yıkılır mı?”, “Depremi yaşar mıyız?” gibi sorular soracaklarını kaydetti.

Bu sorulara verilecek yanıtın çok önemli olduğunu anlatan Ergün, “Hayır, evimiz yıkılmaz gibi bir yanıt vermemeliyiz. Doğru neyse o yanıtı vermeliyiz. Evin güvenli olduğunu, önlemleri aldığımızı anlatmalıyız. Çocuklara, ‘biz güvenli bir yerdeyiz, bir deprem çantamız var, evimizde güvenli bölgeler var. Deprem yağmur, kar gibi beklenmedik bir anda gelir ve biz ne yapacağımızı biliyoruz’ demeliyiz. Çocuklar mutlaka deprem anında ne yapacağını da böylece öğrenmeli” değerlendirmesi yaptı.

Psikolojik ilk yardım nasıl olmalı?

Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) Ruhsal Travma ve Afet Psikiyatrisi birimi de hemen bir çalışma yaparak bölgedeki halkı bilgilendirmeye başladı. Çalışmada, afeti yaşayanlarda “Şaşkınlık”, “korku”, “çaresizlik”, “suçluluk”, “kaygı”, “şok”, “taşkınlık”, “dini inançlarında değişiklik”, “kendine ve başkalarına güvenmeme” gibi duyguların görülebileceği belirtildi.

Bölgeye sağlık, gıda ve giyecek gibi yardım gitmesinin mağdurların güven duygusunu kazanmada önemli olduğu kaydedilen TPD çalışmasında, afetin psikolojisinin mağdurlarda düzeltilmesi için şunların yapılması önerildi:

-Temel ihtiyaçlar sağlanıp, doğru bilgi paylaşılılmalı

-Kendi öykü ve duygularını aktarmak istediklerinde mutlaka dinlenilmeli. Öykülerini anlatmaya zorlanmamalı hele ki kişisel detaylara girmesi asla zorlanmamalı

-Afetten etkilenenlerin yakın arkadaşları ve sevdikleri ile ilişki kurmalarına yardım edilmeli, diğer yakınları ile bir araya getirilmeli

-Kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılayabilecekleri ortam sağlanmalı

-Korku ve endişe ifade edip farklı ihtiyaçlarını bildirenlere gerekli servislerin olduğu ve bu servislerin kendilerine yardım edebilecekleri vurgulanmalı. Kişilerin ihtiyaç duyacağı servisler ve kurtarma aktiviteleri ulu orta eleştirilmemeli

-Afetten etkilenenlere “şunu hissedeceksin”, “şunu yapmalısın” gibi dikteler yapılmamalı

-Tutulamayacak sözler kesinlikle verilmemeli

Depremden 1 hafta sonra neler yapılmalı?

Depremin üzerinden 1 hafta geçtikten sonra kişilerde hala tepkisizlik, çaresizlik ve korku gibi duyguların görülebileceğini vurgulayan Türkiye Psikiyatri Derneği çalışmasında, “Afetten etkilenenler olayın tamamını ya da bazı kısımlarını hatırlayamayabilir, depremin olduğu eve giremez, insanlardan uzaklaşır, olayla ilgili konuşmayı istemeyebilir. Uykusuzluk, sinirlilik, çabuk öfkelenme, aşırı irkilme, çarpıntı, titreme, nefes almakta zorluk yaşanabilir. Yakınların ölmesi ile ilgili suçluluk duygusu artabilir” denildi.

Tüm bu süreçlerin “normal” olduğunu belirtilen çalışmada 2 hafta içerisinde bunun azalacağını eğer azalmıyorsa mutlaka uzmanla görüşülmesi gerektiği de belirtildi.

Daha iyi hissetmek için ne yapılmalı?

Türkiye Psikiyatri Derneği uzmanlarınca hazırlanan çalışmada depremden etkilenenlerin kendilerini daha iyi hissedebilmeleri için yapacakları da belirlendi. Bunlar şöyle sıralandı:

-Sizi dinleyebilecek bir yakınınızla konuşmaktan kaçınmayın. Arkadaşlar, aile, komşularla olan olumlu ve destekleyici ilişkilerinizi sürdürün.

-Duygularınızı, üzüntünüzü bastırmaya çalışmayın

-Çocukların depreme ait görsellere ve videolara maruz kalmasını azaltın. Yetişkinler bazen görüntüleri izlemek ihtiyacı duyabilirler ancak tekrar tekrar, gün boyunca yıkım görüntülerini izlemek ruhsal etkilenmenizi arttıracaktır

-Umutsuzluk hisleri olağandır. Bu nedenle sakinleştirici/yatıştırıcı ilaç ya da alkol kullanmayın, uykunuz günler içinde düzelecektir.

“Psikologlar iş birliğine hazır”

Türk Psikologlar Derneği de online veya bölgede çalışacak psikologlara çağrı yaparak dernek ile iletişime geçilmesi istendi.

Dernek açıklamasında, “Depremden etkilenen illerde olan psikologlarımızın da desteğe ihtiyaç duydukları, birçoğunun evlerinde yıkım olduğu ve hasar oluştuğu, birçoğunun da yakınlarını kaybetmeleri sebebiyle yas sürecinde oldukları göz önünde bulundurularak psikologların, kendilerinin bir travmaya maruz kalmışken desteklenmeden etkin ve verimli hizmet vermeleri ve süreci sağlıklı bir şekilde yürütmeleri mümkün değildir” denildi. Bu nedenle gönüllü psikologların iş birliğine hazır olduğu kaydedildi.

Paylaşın

TMMOB Ve TBB’den “Deprem Delilleri Karartılmasın” Uyarısı

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türkiye Barolar Birliği (TBB), Kahramanmaraş merkezli depremde binlerce kişiye mezar olan binaların yasalara uygun yapılıp yapılmadığının belirlenmesi için enkazlardan numunelerin alınması gerektiği uyarısında bulundu.

TMMOB Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Deprem sonrası arama kurtarma süreçleri sonrası şimdi enkaz kaldırma süreçleri başlayacak. Enkaz kaldırma süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlara eğer dikkat edilmez ise her enkaz aslında bir delil ve bu delil karartmaya gidecek. Bütün binalardan bilirkişi eşliğinde beton ve demir numunelerinin alınması gerekiyor ve yıkılan binaların projesinin doğru yapılıp yapılmadığının ve zemin etütlerinin irdelenmesi gerekiyor ve bu konudaki sorumluların da açığa çıkarılarak cezalandırılması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) de Adalet Bakanlığı’na çağrı yaparak delil toplamanın hayati önemine dikkat çekti. Barolar Birliği açıklamasında, “Kusur durumlarının tespiti için, gönüllü avukatlar ve mühendislerden oluşan uzman heyetler tarafından delil tespitinin enkaz kaldırma çalışmalarından önce, hemen şimdi yapılması zorunludur. Binlerce meslektaşımızla birlikte gönüllü olarak görev almaya hazırız” denildi.

6 Şubat Kahramanmaraş depreminin etkilediği 10 ilde resmi rakamlara göre 12 binden fazla bina yıkılırken binlerce bina ağır hasar aldı. On binlerce kişiye mezar olan binalara dair uzmanlar, 17 Ağustos 1999 depremindeki delillerin yok edilmesi sürecini hatırlatıp, önemlerin bir an önce alınması çağrısını yaptı.

7.7 ve 7.5 şiddetindeki depremler 10 ilde büyük bir yıkıma yol açtı. Yıkılan binalar arasında 1999 öncesi yönetmeliklere göre yapılanlar da var, bu tarihten sonra yapılanlar da var. Hatta bazı yerlerde yeni sayılan 2-3 yıllık binalar da çöktü.

“Delil karartma olmasın”

Binlerce kişiye mezar olan bu binalara dair enkaz kaldırma çalışmalarına dikkat çeken Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Deprem sonrası arama kurtarma süreçleri sonrası şimdi enkaz kaldırma süreçleri başlayacak. Enkaz kaldırma süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlara eğer dikkat edilmez ise her enkaz aslında bir delil ve bu delil karartmaya gidecek. Bütün binalardan bilirkişi eşliğinde beton ve demir numunelerinin alınması gerekiyor ve yıkılan binaların projesinin doğru yapılıp yapılmadığının ve zemin etütlerinin irdelenmesi gerekiyor ve bu konudaki sorumluların da açığa çıkarılarak cezalandırılması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

17 Ağustos 1999 depreminde enkaz kaldırma çalışmaları sırasında birçok delilin yok edildiğini anlatan Candan, “Enkaz kaldırmadan önce deliller toplanmadığı için ciddi bir yargılama süreci yaşanmadı. TMMOB bütün bilirkişilere çağrı yaptı. Barolar ve hukukçularla ile birlikte bu sürecin organize edilmesine çalışıyoruz” dedi.

Tezcan Karakuş Candan, yapılacak soruşturmalardan çıkacak cezaların önemli olduğunu da belirterek, bu durumun hukuka, bilime ve tekniğe aykırı yapı yapılmasını engelleyeceğini söyledi.

“Enkaz kalkarsa deliller yok olur”

17 Ağustos 1999 depremi döneminde Cumhuriyet Savcısı olarak soruşturmalarda görev alan isimlerden olan eski cumhuriyet savcısı Ali Özgündüz de delillerin toplanmasının yargılamalar açısından çok önemli olduğunu vurguladı. Özgündüz, “enkazlar kaldırılmadan önce yıkılan binalardan bilirkişi eşliğinde beton, demir numunelerinin alınması ve projeye aykırılıkların tespit edilmesi önemli. Binanın yıkılmış olması başlı başına ceza yargılanmasına yeterli değildir. Önemli olan yıkıma neden olan sebeplerin ve buna bağlı olarak sorumluların tespitidir. Projeye aykırılık, eksik ve kalitesiz malzeme kullanımı, sonradan binaya müdahale olmuş mu, denetimler yapılmış mı gibi başlıklar önemlidir” dedi.

“Enkazı kaldırırsanız delilleri yok etmiş olursunuz” diyen Özgündüz, “Delil yok olursa müteahhit, ‘uygun yaptım ama felaket çok büyüktü yıkıldı ne yapayım’ diyecek. Bunların olmaması için savunmalarda itibar edilip edilmeyeceğinin tespiti açısından o binanın ruhsat dosyaları ve numuneler alarak şimdiden ilerideki savunmaların önünü almamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Yurt dışı çıkış yasağı gelmeli”

DW Türkçe’den Kıvanç El’e konuşan Ali Özgündüz, vatandaşların sulh hukuk mahkemelerinden tespit davası isteyebileceğini de belirterek, kısa sürede atılacak adımların önemine dikkati çekti. Özgündüz, savcılık gelmeden enkaz kaldırma durumu söz konusu olursa da hemen en yakın emniyet birimlerine ihbar edilmesi ve mutlaka fotoğraf ve görüntü ile kaydedilmesi gerektiğini vurguladı.

Özgündüz ayrıca, “1999 sonrası yasal düzenlemelere göre Yapı denetim yapılırken betonlardan laboratuvar testi yapılıyor. O raporların alınması lazım. Laboratuvar ve müteahhit kayıtları çok önemli delildir. Örneğin c30 tipi beton kullanması gerekirken c50 mi kullandı. Demir eksik mi bunlar önemli. İmar dosyaları hemen el konması lazım, bu aynı zamanda suçluların tespiti açısından da önemli ve olası sorumlular hakkında yurt dışına çıkışı yasaklanması açısından da adımlar acilen atılmalı aksi takdirde delil toplarsınız ama failler kaçmış olur” uyarısında da bulundu.

Bölgede şu an için 206 savcının görevlendirildiğini kaydeden Özgündüz, bunun da yeterli olmadığını dile getirdi.

Türkiye Barolar Birliği’nden çağrı

Türkiye Barolar Birliği (TBB) de Adalet Bakanlığı’na çağrı yaparak delil toplamanın hayati önemine dikkat çekti. Barolar Birliği açıklamasında, “Kusur durumlarının tespiti için, gönüllü avukatlar ve mühendislerden oluşan uzman heyetler tarafından delil tespitinin enkaz kaldırma çalışmalarından önce, hemen şimdi yapılması zorunludur. Binlerce meslektaşımızla birlikte gönüllü olarak görev almaya hazırız” denildi.

Adalet Bakanlığı da 10 ilde “Deprem Soruşturma Büroları” kurulması talimatı verdi.

Bakanlık yazısında savcı ve bilirkişiler eşliğinde yapı ruhsatı, yapı kullanım belgesi, mimari ve statik projelerin gecikmeksizin ilgili belediyeler, yapı sahipleri ve yapı denetim firmasından temin edilmesi istendi.

Delil tespit işlemlerinde, binaya dair adres, tapu kaydı, yıkıldığı deprem, yapı türü, taşıyıcı sistem, yapı ruhsatı veya yapı kullanım belgesi, varsa mimar ve betonarme statik proje bilgi ve belgelerin temin edilmesi istenirken genel enkaz görüntüsü, kolon, kiriş, döşeme ve temel yapının video ve fotoğraflarının çekilmesi, yapılardan numune alınması, aynı müteahhit tarafından yapılan sitede birden fazla yapı yıkılmış olması durumunda işlemlerin tek bir soruşturma dosyası üzerinden yürütülmesi istendi.

Paylaşın

TİP Lideri Erkan Baş: Koordinasyon Yok Ki Koordinasyonsuzluk Olsun

Depremin vurduğu Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde gözlemlerini aktaran TİP Lideri Erkan Baş, “Gözlemlediğimiz kadarıyla henüz insanların barınma ihtiyaçları çözülememiş. Esas olarak kalanların barınma sorununun çözülmesi gerekiyor” dedi ve ekledi:

“Öncelikle çadır, mümkünse konteynerlerin gelmesi gerek. Bu noktada eksiklikler var çünkü bir koordinasyon yok. Devlet koordine değil. Tüm yardım süreci yurttaşlar ve inisiyatiflerle yürüyor.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, deprem bölgesi Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine gitti. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda oluşturulan yardım merkezini ziyaret etti. Sivil toplu kuruluşlarının oluşturduğu Afet Koordinasyon İnisiyatifi’nden bilgi aldı.

Ziyaret sonrası Bianet’ten Hikmet Adal’a değerlendirmelerde bulunan Baş, Elbistan’daki yıkımın çok büyük olduğunu söyledi. Hayatta kalan insanların ilçeyi terk ettiklerinden bahseden Baş, “Görebildiğimiz kadarıyla kentin önemli bölümü boşalmış” dedi.

Bu saatten sonra önemli olanın hayatta kalan yurttaşların yaşamlarını sağlıklı ve iyi bir şekilde devam ettirmeleri olduğunu ifade eden Baş gözlemlerini şöyle aktardı:

Elbistan’da ikinci depremin de yarattığı büyük yıkım var. Burada herkes zorluk içerisinde. Kış koşulları nedeniyle Elbistan çok soğuk. Şu an -5 derece. Gece -20’lere kadar düştüğünü söylüyorlar. Gün ortasında bile dondurucu bir soğuk var.

Gözlemlediğimiz kadarıyla henüz insanların barınma ihtiyaçları çözülememiş. Esas olarak kalanların barınma sorununun çözülmesi gerekiyor. Öncelikle çadır, mümkünse konteynerlerin gelmesi gerek. Bu noktada eksiklikler var çünkü bir koordinasyon yok. Devlet koordine değil. Tüm yardım süreci yurttaşlar ve inisiyatiflerle yürüyor.

“Hazırlıksızlık öldürdü”

Türkiye’de deprem öncesinde hiçbir tedbir alınmadığını bahseden Erkan Baş, hükümetin politikalarını eleştirdi. “Yapılması gereken hiçbir şey yapılmadı” dedi. Baş depremle ilgili hükümete şu eleştiriyi yönetti:

Deprem öncesinde tedbir alınmamasını, deprem yaşadıktan sonra büyük bedeller, büyük acılar karşılığında ödüyoruz. Esas tartışılması, sorgulanması gereken nokta bu. Çünkü deprem olduktan sonra yapabileceklerimizin bir sınırı var. Onun için deprem öncesinde çok büyük bir hazırlık yapmanız lazım.

İnşaatlar yapılmasından zemin etütlerinin yapılması, binaların sağlam inşa edilmesi, olası bir afet durumunda müdahale planlanmasının yapılması lazım. Benim Elbistan’da gördüğüm hiçbir şey yapılmamış. Tamam büyük bir deprem, coğrafya olarak yaygın ve şiddetli ama tüm bunların hazırlığı olmalıydı.

Gittiğimiz diğer deprem bölgelerinde de durum aynı. Evet, depremi olmasını engelleyemezsiniz. Bu doğal bir afet ama depremin yarattığı yıkımı, depremin yarattığı acıyı en azından çok daha düşük düzeylerde tutabilirsiniz. Bu mümkündü. Yapılmadı. Artık el birliğiyle yaralarımızı sarmaktan başka çaremiz yok. Birbirimize daha çok sarılacağız.

Paylaşın

Adalet Bakanlığı Harekete Geçti: Deprem Suçları Soruşturma Bürosu Kurulacak

Adalet Bakanlığı, Türkiye’nin güney bölümünde yer alan 10 ilde büyük yıkıma neden ol Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlere ilişkin harekete geçti: Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulacak.

Haber Merkezi / Adalet Bakanlığı, depremden etkilenen illerde Cumhuriyet başsavcılıklarına yazı göndererek, yıkılan binalarla ilgili Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulması ve sorumlularla ilgili kaçma, delil karatma ihtimaline karşı koruma tedbirlerinin alınmasını istedi.

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nce gönderilen yazıda, yıkılan binalardan kaynaklı ölümler ve yaralanmalar kapsamında Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülecek soruşturmalarda etkinliğin ve standardın sağlanmasına dikkat çekildi.

Çalışmalar kapsamında Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulması ve bu büroya bakacak savcılara başka bir iş verilmemesi istendi. Yazıda şu maddelere yer verildi:

Yıkılan binalarda hayatını kaybeden ve yaralanan kişi sayısı gözetilerek Cumhuriyet başsavcılıklarında deprem nedeniyle işlenen suçlara yönelik Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulacak, münhasıran bu büroya bakmakla görevli bir Cumhuriyet başsavcı vekili ile yeteri kadar Cumhuriyet savcısı görevlendirilecek, görevlendirilen Cumhuriyet savcılarına başkaca iş verilmeyecek.

Deprem Suçları Soruşturma Bürolarında görev yapacak Cumhuriyet savcılarının kendi iç nöbet listeleri oluşturularak sadece bu büroya mahsus olmak üzere nöbet tutmaları sağlanacak.

Yıkılan binaların müteahhit ve fenni mesul ile sürveyanlarının (fenni mesul vekilleri) ve diğer sorumluların tespitine çalışılacak, sorumlu olduğu tespit edilenler yönünden derhal gerekli soruşturma işlemler yapılacak, kaçma ve delil karatma ihtimaline binaen gerekli koruma tedbirleri tereddütsüz alınacak.

Delil toplama işlemleri koordineli olarak yürütülecek

Kurtarma faaliyetleri gözetilerek delil toplama işlemleri koordineli bir şekilde yürütülecek.

Deliller doğru ve eksiksiz toplanacak, konuya dair rapor hazırlanması için uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyeti oluşturulacak.

Bilirkişi heyeti; mimar, jeoloji ve inşaat mühendisleri ile ilgisine göre diğer uzmanlardan oluşturulacak.

Cumhuriyet savcısı nezaretinde bilirkişiler eşliğinde olay yeri tespit işlemleri yapılacak ve tutanağa bağlanacak.

Yapı ruhsatı, yapı kullanım belgesi, mimari ve statik projelerin gecikmeksizin ilgili belediyelerden, yapı sahiplerinden ve yapı denetim firmasından temin edilerek bilirkişi heyetine tevdi edilecek.

Bilirkişi heyetleri tarafından binalarda delil tespiti işlemleri yapılırken numune alma ve analiz işlemleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı lisanslı laboratuvarlara yaptırılacak.

Delil tespit işlemlerinde; binaya dair adres, tapu kaydı, yıkıldığı deprem, yapı türü, taşıyıcı sistem, yapı ruhsatı veya yapı kullanım belgesi, varsa mimar ve betonarme statik proje bilgi ve belgelerin temin edilmesi, genel enkaz görüntüsü, kolon, kiriş, döşeme ve temel yapının video ve fotoğraflarının çekilmesi, yapılardan numune alınması sağlanacak.

Aynı müteahhit tarafından yapılan sitede birden fazla yapı yıkılmış olması durumunda işlemler tek bir soruşturma dosyası üzerinden yürütülecek.

Paylaşın

Cevabı Merak Edilen Soru: Japonya’da Depremler Nasıl Az Hasarla Atlatılıyor?

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler, Türkiye’nin güney bölümünde yer alan 10 ilde ve Suriye’nin kuzey bölümünde büyük yıkıma neden olurken, “Japonya’da büyük depremler nasıl az hasarla atlatılıyor?” sorusu yine tartışmaya açıldı.

Türkiye yaşanan ve büyük can kayıplarına neden olan her depremden sonra çoğu kişi sık sık depremlerle sarsılan ama binaları yıkılmayan Japonya’yı örnek gösteriyor. İşte merak edilenler…

Japonya’da deprem hayatın nasıl içinde?

Dünyanın aktif yanardağlarının yüzde 10’unun yer aldığı fay hatlarının üzerinde yer alan Japonya’da yılda yaklaşık 1500 deprem meydana geliyor.

Dört büyük adadan oluşan ülkede bu depremler okyanusun kıyısında veya altında gerçekleşirse tsunami denen dev dalgalar da oluşuyor.

Japonya’nın sarsıntı şiddetine göre şindo denilen kendi deprem şiddeti ölçme sistemi var. Japonya’nın diğer ülkelerden en önemli farkı, ülkenin deprem gerçeğini kabul etmesi ve ona göre davranıp, hazırlık yapması.

Son 20 yılda Japonya’da 6 ve üzeri şiddetinde en az 28 deprem oldu.

Bunların arasında en ölümcül olanları Ocak 1995’te Kobe’de yaşanan Büyük Hanshin-Awaji Depremi ve Mart 2011’de Fukuşima’yı vuran Büyük Doğu Japonya Depremi idi.

Can kaybının nedeni ilkinde yangınlar, ikincisinde ise oluşan dev tsunami idi.

Az hasarla atlatmak mümkün mü?

Deprem geçmişi nedeniyle Japonya dünyada diğer ülkelere göre depreme en hazırlıklı ülke olarak tanınıyor.

Tokyo Metropol yönetimi, binaları depreme daha da dayanıklı hale getirerek yeni revize ettiği plana göre 2030’a dek Tokyo’yu doğrudan vurması beklenen 9 şiddetindeki çok büyük bir depremde yaşanacak can kaybını ve maddi hasarı bir önceki tahmine göre yüzde 30 indirecek önlemler alacağını açıkladı.

Önceki tahmine göre böyle bir depremde Tokyo’da 61 bin kişinin öleceği ve 194 bin binanın da zarar göreceği tahmin ediliyordu.

Metropol yönetimi, yeni ortaya çıkan risk faktörlerine göre de tedbir almayı sürdürüyor.

Örneğin şehirde gökdelenlerin sayısının artmasıyla bir deprem sırasında elektriğin kesilmesi tehlikesi karşısında her kata jeneratör ve batarya sisteminin kurulması düşünülüyor.

Plana göre toplanma merkezlerinde Wi-Fi noktaları kurulması da var. Son olarak afet zamanında yerel düzeyde liderlik yapabilecek insanların yetiştirilmesi var.

İnşaatlar ve mevzuatlarda neler var?

İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü ve İnşaat Fakültesi öğretim görevlisi Fatih Sütçü, Japonya’da Tokyo Institute of Technology ile birlikte deprem yalıtımı üzerine çalışmalarına devam ediyor.

Sütçü, Japonya’da birçok bölgede zeminin aslında bina inşa etmek için pek elverişli olmadığını anlatıyor. Ancak zemin etüd ve bunun sonucunda gerekiyorsa zemin iyileştirmesine çok önem veriliyor.

Ayrıca zayıf zeminlerde öncelikle binaların temelleri atılırken 60-70 metre derinliğe inen kazıklar çakılıyor. Böylelikle binanın neredeyse üçte biri toprak altında kalarak binanın yükleri sağlam zemin tabakalarına aktarılıyor.

Sütçü, ayrıca Japonya’da depreme dayanıklı evler ve binaların depremle beraber sallanacak şekilde inşa edildiğini anlatıyor. Bu tür binalardan Japonya’da 8,000 adet, Türkiye’de ise 100 adet olduğunu söylüyor. Bunlardan dördü, İstanbul’daki Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi gibi hastane olarak hizmet veriyor.

Deprem bilinci ve farkındalık nasıl bu kadar gelişmiş?

Japonya’da afet önleme sistemi hayata entegre olmuş durumda.

Ülkede kullanılan akıllı cep telefonlarının hemen hepsinde deprem vurmadan 5-10 saniye önce insanların kendilerini korumaya almasını sağlayan bir deprem ikaz sistemi kurulu.

Ayrıca isteyenler Safety Tips veya Yurekuru adlı erken uyarı sistemi uygulamalarını da indirebiliyor.

Japonya’da kurallara göre her evde afet öncesinde acil durum kiti bulunduruluyor. Daha okul öncesinden itibaren çocuklara doğal afet tatbikatları yaptırılıyor. Deprem sırasında herkes ne yapacağını biliyor. Örneğin, masa gibi sağlam bir eşyanın altına girmeleri ya da en azından başlarını yastıkla korumaları öneriliyor.

Deprem bitene dek hareket etmemeleri veya dışarı fırlamamaları öneriliyor. Aynı şekilde yüksek bir binada iseniz sarsıntı bitene dek binadan çıkmamanız ve camlardan uzak durmanız, asansördeyseniz her katın düğmesine basıp hemen inmeniz gerekiyor.

Depreme dışarıda yakalananların ise açık alanda durmaları gerekiyor. Deprem sonrasında ise insanlara bölgesel toplanma ve acil durum merkezlerine gitmeleri salık ediliyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Güneş’in Kuzey Kutup Bölgesinde Büyük Bir Parça Koptu!

Güneş’ten büyük bir parça koptu, kutup bölgesinde kasırga benzeri bir girdap oluşturdu. Uzay hava tahmincisi Dr Tamitha Skov, kopan parçanın kuzey kutbundaki bir girdapta dolaştığını söyledi. 

Güneş fizikçisi Scott McIntosh ise bir parçanın koparak Güneş atmosferine savrulmasıyla meydana gelen olay gibi bir “girdabı” daha önce hiç görmediğini ifade etti.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) bilim insanları Güneş’in kuzey kutbuna yakın bir bölgesinde büyük bir parça koptuğunu ve bunun kasırga benzeri bir girdap yarattığını açıkladı.

NASA’nın James Webb teleskobu tarafından görüntülenen olayın meydana gelme sebeplerini ve Dünya’ya olası etkilerini inceleyen araştırmacılar, olayın yeryüzündeki iletişim ve GPS hatlarını etkilemesinden endişe duyuyor.

Güneş’te yaşanan parça kopmasının görüntüsünü Twitter hesabından paylaşan uzay hava tahmincisi Dr Tamitha Skov, kopan parçanın kuzey kutbundaki bir girdapta dolaştığını söyledi.

Güneş incelemelerinde şu ana kadar ilk kez rastlanıldığı düşünülen girdap hakkında Space.com’a açıklamada bulunan ABD Ulusal Atmosferik Araştırmalar Merkezi’nden Güneş fizikçisi Scott McIntosh ise bir parçanın koparak Güneş atmosferine savrulmasıyla meydana gelen olay gibi bir “girdabı” daha önce hiç görmediğini söyledi.

2020’nin Haziran ayında NASA’ya bağlı Güneş Dinamikleri Gözlemevi (SDO), Güneş’te son yıllardaki en güçlü patlama meydana geldiğini duyurmuştu.

Güçlü radyasyon patlamaları olarak tanımlanan “güneş patlamalarının” zararlı kısımları, Dünya’nın atmosferini geçip insanları fiziksel olarak etkilemiyor. Fakat yeterince güçlüyse GPS ve iletişim sinyallerinin yer aldığı atmosfer katmanında düzensizliklere neden olabiliyor.

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremlerde Can Kaybı 22 Bin 617’ye Yükseldi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde 24 bin 617 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Oktay, hasar tespit çalışmalarının ise 6 bin personelle sürdüğünü duyurdu.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Koordinasyon Merkezi’nde yaptığı açıklamada depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 24 bin 617’ye yükseldiğini bildirdi.

Oktay, 131 şüphelinin depremde yıkılan binalarla ilgili sorumluluğunun tespit edildiğini, bunlardan 1’inin tutuklandığını, 113’ü hakkında gözaltı talimatı verildiğini söyledi.

Türkiye’de 68 ülkeden arama ve kurtarma ekibi var

T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın sosyal medya hesabı Twitter’den yaptığı açıklamaya göre, 6 Şubat Pazartesi günü meydana gelen depremlerden sonra 68 ülke Türkiye’ye arama ve kurtarma ekipleri gönderdi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, halen sahada görev yapan 8 bin 513 yabancı uzman personel olduğunu duyurdu. Toplam 99 ülkeden yardım teklifi geldiğini belirten Bakanlık, halen sahada bulunan yardım ekipleri dışında 15 ülkenin de bin 657 yardım personeli gönderme taahhütünde bulunduğunu bildirdi.

1891 artçı deprem meydana geldi

AFAD’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Maraş Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli depremlerin ardından 1891 artçı deprem meydana geldi.

Maraş, Antep, Urfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ’daki can kaybı 20 bin 665 oldu, 80 bin 88 kişi de kurtarıldı. 92 bin 697 depremzede tahliye edildi.

Bölgede AFAD, PAK, JAK, JÖAK, DİSAK, Sahil Güvenlik, DAK, Güven, İtfaiye, Tahlisiye, MEB, STK’ler ve uluslararası ekiplerden 31 bin 832 arama kurtarma personeli görev yapıyor.

Diğer ülkelerden gelen arama kurtarma personelinin sayısı ise 8 bin 294 olarak kayıtlara geçti.

Depremden yoğun şekilde etkilenen 10 şehre AFAD, Aile ve Sosyal Hizmetler ile Gençlik ve Spor Bakanlıkları ve Kızılay tarafından 170 bin 902 çadır ve 1 milyon 507 bin 494 battaniye sevk edildi, 102 bin 274 aile yaşam çadırının kurulumu tamamlandı.

Afet psikososyal destek grubu kapsamında, 4 mobil sosyal hizmet merkezi, Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye ve Malatya’da görevlendirildi, bölgeye 1645 personel ve 164 araç sevk edildi. Deprem bölgesinde 99 bin 916, deprem bölgesi dışında 10 bin 734 olmak üzere 110 bin 650 kişiye psikososyal destek verildi.

12 bin 141 bina ve 66 bin 58 bağımsız bölüm yıkık veya ağır hasarlı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye genelinde 12 bin 141 bina ve 66 bin 58 bağımsız bölümün yıkık veya ağır hasarlı olduğunun tespit edildiğini, “e-Devlet” ve “hasartespit.csb.gov.tr” adresleri üzerinden depremden etkilenen evlerin hasar durumuna ilişkin bilgi alınabileceğini bildirdi.

AFAD’dan Volkanik Dağ İddialarına Yalanlama

AFAD, Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde yer alan Kuşkayası dağında çıktığı görülen dumanlarla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, halkın volkanik patlama olacak endişelerine ve sosyal medyada yayılan söylentilere karşın volkanik bir aktivitenin olmadığı belirtildi.

Helikopterlerle bölgede yapılan incelemede, bölgede kül püskürmesi, lav çıkışı ya da benzeri bir volkanik aktivitenin bulunmadığı, olayın sadece deprem sonrası basit bir kütle hareketinden kaynaklandığı ifade edildi.

Adalet Bakanlığı, Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulmasını istedi

Adalet Bakanlığı, depremden etkilenen illerde Cumhuriyet başsavcılıklarına yazı göndererek, yıkılan binalarla ilgili Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulması ve sorumlularla ilgili kaçma, delil karatma ihtimaline karşı koruma tedbirlerinin alınmasını istedi.

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nce gönderilen yazıda, yıkılan binalardan kaynaklı ölümler ve yaralanmalar kapsamında Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülecek soruşturmalarda etkinliğin ve standardın sağlanmasına dikkat çekildi.

Çalışmalar kapsamında Deprem Suçları Soruşturma Büroları kurulması ve bu büroya bakacak savcılara başka bir iş verilmemesi istendi. Ayrıca şu maddelere yer verildi:

“Yıkılan binaların müteahhit ve fenni mesul ile sürveyanlarının (fenni mesul vekilleri) ve diğer sorumluların tespitine çalışılacak, sorumlu olduğu tespit edilenler yönünden derhal gerekli soruşturma işlemler yapılacak, kaçma ve delil karatma ihtimaline binaen gerekli koruma tedbirleri alınacak.

Kurtarma faaliyetleri gözetilerek delil toplama işlemleri koordineli bir şekilde yürütülecek; rapor hazırlanması için bilirkişi heyeti oluşturulacak.

Cumhuriyet savcısı nezaretinde bilirkişiler eşliğinde olay yeri tespit işlemleri yapılacak ve tutanağa bağlanacak.

Aynı müteahhit tarafından yapılan sitede birden fazla yapı yıkılmış olması durumunda işlemler tek bir soruşturma dosyası üzerinden yürütülecek.”

Paylaşın

Deniz Baykal 84 Yaşında Hayatını Kaybetti

Eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Ankara’da 84 yaşında hayatını kaybetti. Baykal’ın cenazesi salı günü Antalya’da defnedilecek.

Haber Merkezi / Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal, sosyal medya hesabından, “Babam bu sabah evinde uykusunda vefat etti. Cenazeyi salı günü Antalya’da defnetmeyi planlıyoruz” bilgisini verdi. Taziyeleri Ankara’daki evlerinde öğleden sonra kabul edeceklerini ifade eden Aslı Baykal, “Hepimizin başı sağ olsun.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: Genel Başkanımız, Türkiye ve Cumhuriyet Halk Partimizin sevdalısı, Antalya milletvekilimiz, kıymetli büyüğümüz Sayın Deniz Baykal’ın vefatını büyük bir üzüntü ile öğrendim. Bize mücadelelerle dolu bir hayat öyküsünü miras bıraktı. Milletimizin başı sağ olsun.

Deniz Baykal kimdir?

20 Temmuz 1938’de Antalya’da doğan ve üniversiteye kadar memleketinde okuyan Baykal, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirip aynı üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde doktorasını tamamladı. ABD’de Columbia ve Berkeley üniversitelerinde iki yıl süreyle doktora sonrası çalışmalarına devam etti. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde siyaset bilimi doçenti olarak öğretim üyeliği görevine başladığı 1968’de CHP’ye girerek siyasal yaşama atıldı.

İlk defa 1973 genel seçimleri sonucu CHP’den Antalya milletvekili olarak meclise giren Baykal, Ecevit hükümetleri dönemlerinde Maliye ve Enerji Bakanlığı görevlerini üstlendi. İlerleyen yıllarda Ecevit’e karşı parti içi muhalefet yürüten Baykal, 12 Eylül 1980 darbesiyle kapatılana kadar görev aldığı CHP’de Genel Sekreter Yardımcılığı da yaptı.

12 Eylül sonrası bir ay Ankara Merkez Komutanlığı’nda, yasaklı olmasına rağmen faaliyetlerini sürdürdüğü gerekçesiyle dört ay da Çanakkale Zincirbozan’da gözaltında tutuldu. 1984 yılında, siyasi yasağı sürmesine karşın Erdal İnönü’nün Sosyal Demokrasi Partisi’ne (SODEP) girdi. 1985’te bu partinin Sosyaldemokrat Halkçı Parti’yle (SHP) birleşmesiyle SHP’li oldu. 1987 ve 1991 yıllarında milletvekili seçildiği SHP’de üç defa Genel Başkan Erdal İnönü’nün karşısına çıktı ancak başarılı olamadı. SHP’de Grup Başkanvekilliği ve Genel Sekreterlik görevleri de yaptı.

1992’de yeniden açılan CHP’ye geri döndü. 9 Eylül 1992 tarihli kurultay ile CHP Genel Başkanlığına seçildi. 54 yaşında bu göreve gelen Baykal; Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’ten sonra dördüncü CHP genel başkanı oldu.

Şubat 1995’te CHP’nin SHP ile birleştiği kurultayda genel başkanlığa aday olmadı ve bu görevi yaklaşık altı aylığına Hikmet Çetin üstlendi. Eylül 1995’te yeniden CHP genel başkanlığına seçilen Baykal, Ekim 1995 tarihinde kurulan DYP-CHP koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı görevlerini üslendi.

Baykal, 35 yaşında meclise girmesini sağlayan 1973 seçimlerden itibaren sadece iki dönemde parlamentodaki yerini alamadı ve hep Antalya milletvekili olarak görev yaptı.

12 Eylül darbesi sonrası yazılan 1982 Anayasası’nın getirdiği beş yıllık siyaset yasağı nedeniyle 6 Kasım 1983 seçimlerine katılamayan Baykal, 17’nci dönem milletvekili olamadı. 21’inci dönemde meclise girememesinin nedeni ise liderliğini yaptığı CHP’nin 18 Nisan 1999 seçimlerinde aldığı tarihi yenilgi oldu. İlk kez seçim sonuçlarıyla parlamento dışında kalan CHP’nin genel başkanı Baykal, sandıktaki başarısızlık nedeniyle görevinden istifa etti. 30 Eylül 2000’deki CHP kurultayında yeniden seçilerek üçüncü kez CHP Genel Başkanı oldu.

2000–2010 yılları arasında CHP genel başkanlığı yapan Baykal, 2002’den 2010’a kadar ana muhalefet partisi lideri oldu.

Kasım 2002’deki genel seçimlerin ardından Baykal liderliğindeki CHP’nin TBMM’deki desteğiyle yapılan anayasa değişikliği sayesinde, siyasi yasaklı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçilmesinin önündeki engelin kaldırılması, AKP’nin o dönem de genel başkanı olan Erdoğan’ın başbakanlık ve cumhurbaşkanlığına uzanan kariyerindeki yolu da açmış oldu. Baykal yıllarca konuşulan bu desteğin AKP ile yapılan pazarlık sonucunda ortaya çıktığı iddiasına ise şu yanıtı verecekti:

“İnancımızın, anlayışımızın gereği olarak demokrasi ve hukuk açısından çarpık tabloyu değiştirmek için tamamen kendi inisiyatifimizle, kendi girişimimizle hiçbir müzakere yapmadan harekete geçtik.”

Baykal liderliğindeki CHP, partiye yakın bir televizyon kanalı ihtiyacını karşılamak için 2005 yılında Halk TV’yi kurdu. Parti kaynaklarıyla kurulan kanal, Baykal adına tescil ettirildi.

Halk TV, AKP’nin medyanın büyük bir kısmını kontrol altına aldığı yıllar içinde giderek izleyici kitlesini artırdı. Ancak Deniz Baykal’ın 31 Mart 2019 seçimlerinin ardından Halk TV’de yönetim değişikliğine giderek kanalın başına kızı Aslı Baykal’ı getirmesi tepkilere neden oldu. Kanalın Ocak 2020’de İngiltere’de yaşayan iş insanı Cafer Mahiroğlu’na satılmasıyla ise Baykal ailesi için tartışmalı Halk TV defteri kapanmış oldu.

Baykal 10 Mayıs 2010’da CHP’li Nesrin Baytok olduğu iddia edilen bir kadınla gizli kamera görüntülerinin internette yayınlanmasıyla başlayan sürecin sonunda genel başkanlıktan istifa etti. Aldığı istifa kararının, “komplo” olarak tanımladığı olaya karşı bir “meydan okuma” olduğunu belirten Baykal, 2011 ve Haziran 2015 genel seçimlerinde de CHP’den Antalya milletvekili seçildi. Baykal, 2015 genel seçimlerinden sonra meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla 25’inci dönem meclisinin ilk oturumunu açtı ve yeni TBMM başkanı seçilene kadar vekâleten bu görevi yürüttü.

CHP tarafından 30 Haziran 2015’te yapılan TBMM başkanlık seçimleri için aday gösterildi ancak AKP’li rakibi İsmet Yılmaz’a üstünlük sağlayamadı. Kasım 2015’taki erken seçimlerde de CHP’den Antalya milletvekili olarak TBMM’ye giren Baykal, yine meclisin en yaşlı üyesi olarak yeni başkan seçilene kadar oturumları yönetti.

Ekim 2017’de beyne giden ana damarındaki tıkanıklık nedeniyle kısmi felç geçirdi. Buna rağmen siyaseti bırakmadı.
Fizik tedavi ve rehabilitasyon için gittiği Almanya’da yaklaşık 3,5 ay kalan Baykal, Mart 2018’de Türkiye’ye döndükten sonra 24 Haziran 2018 seçimlerinde CHP’den Antalya milletvekili seçildi.

Fakat sağlık sorunları nedeniyle ancak sekiz ay sonra mecliste yemin edebildi. Yemin törenine tekerlekli sandalyeyle gelen Deniz Baykal, doktor oğlu Prof. Ataç Baykal’ın kablosuz kulaklıktan okuduğu yemin metnini tekrarlayarak ant içti. TBMM Genel Kurul salonunda kızı Aslı Baykal’la birlikte eşinin yemin törenini izleyen Olcay Baykal gözyaşlarına hâkim olamadı. Bu, Deniz Baykal’ın yıllarını geçirdiği TBMM’ye yaptığı son ziyaret oldu.

Paylaşın