Erdoğan: Devlet Olarak Tüm Kurumlarımızla Sahadayız

Kahramanmaraş merkezli depremden etkilenen Gaziantep’i ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Deprem anından itibaren devlet olarak tüm kurumlarımızla sahadayız. Hedefimiz 1 yıl içinde yıkılan binaların yerine konutlarımızı zemin artı 2-3-4 olmak üzere yapmak.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Süreci ne yazık ki siyasi istismara dönüştürenler var. Bu istismara benim vatandaşım, halkım asla prim vermeyecektir. Bir taraftan konteyner çalışmalarımız, diğer taraftan yurt dışından gelecek konteynerlerimiz var. Gelecek konteynerleri 10 ile dağıtacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan ve 10 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerle ilgili incelemelerde bulunmak üzere Antep’e geldi.

Erdoğan, burada yaptığı açıklamada depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 14 bin 14’e, yaralı sayısının da 63 bin 794’e yükseldiğini açıkladı.

Erdoğan, şunları söyledi:

“Hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 14 bin 14’e ulaştı. Yaralılarımızın sayısı ise 63 bin 794. Enkaz kaldırma çalışmalarımız yoğun bir gayretle devam ediyor. 6 bin 444 bina yıkıldı.

Hedefimiz 1 yıl içinde binalarımızı yeniden inşa etmek. Hasar tespitle birlikte geçiş süreci için vatandaşlarımıza 10’ar bin lira nakdi yardım yapacağız. Sıkıntıları biraz olsun hafifletelim istiyoruz. Bölgeye gelecek konteynerlerimiz var. 10 ile bunları dağıtacağız. Karavan çalışmalarımız devam ediyor. Bazı bölgelerde de bunlar kullanılacak.

Süreci siyasi istismara dönüştürmek isteyenler var. Benim vatandaşım buna asla prim vermeyecektir. Bugün Meclis’te 3 ay süreyle OHAL kanununun ilanını yapacağız. Ben adımı attım ve Resmi Gazete’de yayımlandı. Bugün Meclis’teki oylamayla OHAL yürürlüğe girmiş olacak. Bu ne getirecek? Bu süreci istismar eden, yolsuzluklar yapan, tefecilere karşı OHAL ile müdahale etme imkanı devlete vermiş olacak. Bazı yerlerde maalesef marketlere, AVM’lere yağmalama çalışmaları oluyor. Bunlara OHAL ile müdahale etme imkanı olacak.

Tüm halkıma hassasiyet gösterdikleri ve bize güvendikleri için teşekkür ediyorum. Şunu endişe etmeyin, bugüne kadar Van’da, Bingöl’de, Elazığ’da, Malatya’da, İzmir’de nasıl atlattıysak aynı şekilde 10 ilimizde de süratle konutlarımızı yapıp sahiplerine teslim edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gaziantep’in ardından Kilis ve Osmaniye’yi de ziyaret etmesi bekleniyor.

Paylaşın

Prof. Dr. Ahmet Ercan: Göçük Altında En Az 192 Bin Kişi Kaldı

“Depremden 13,5 milyon kişi, 4 milyon yapıda etkilendi. Göçen yapı 6 bin, olası 11 bin 302’dir” diyen Deprembilimci Prof. Dr. Ahmet Ercan, paylaşımında “6 bin yapı yıkılmış. 4 kat 8 daireden 48 bin daire eder. 4 kişiden 192 bin kişi göçük altında kalmış. 8 bin kişi kurtarılmış. 184 bin kişi göçük altında” tespitlerini ileri sürdü.

Göçük altından kurtarma oranının yüzde 25 olduğunu ifade eden Ahmet Ercan, “Göçük altında kalan 184 bin kişi var. Soğuk -5C. Kalanların ne yazık ki yaklaşık yüzde 5’i canlı kurtarılmayı bekliyor, kapkara umutla” dedi.

Deprembilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan 6 Şubat’ta 10 kentte yıkıma neden olan depremlerin etkisiyle ilgili olarak Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda resmî açıklamalarda yer almayan ciddi öngörülerde bulundu.

Göçük altında en az 192 bin kişi kaldı

“Depremden 13,5 milyon kişi, 4 milyon yapıda etkilendi. Göçen yapı 6 bin, olası 11 bin 302’dir” diyen Ahmet Ercan, paylaşımında “6 bin yapı yıkılmış. 4 kat 8 daireden 48 bin daire eder. 4 kişiden 192 bin kişi göçük altında kalmış. 8 bin kişi kurtarılmış. 184 bin kişi göçük altında” tespitlerini ileri sürdü.

184 bin kişinin yüzde 5’i kurtulur

Göçük altından kurtarma oranının yüzde 25 olduğunu ifade eden Ahmet Ercan, “Göçük altında kalan 184 bin kişi var. Soğuk -5C. Kalanların ne yazık ki yaklaşık yüzde 5’i canlı kurtarılmayı bekliyor, kapkara umutla” dedi.

7,8 büyüklüğündeki depremin Doğu Anadolu Kırığı, irkitilmiş deprem olarak nitelenen 7.7 büyüklüğündeki depremin Süngü Kırığı üzerinde gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Ercan, “İkisinden boşalan gerginlik 550 atom bombasına eşittir” dedi.

Arka plan

Türkiye 6 Şubat sabahı saat 04:17’de, ABD Jeolojik Araştırmalar merkezinin 7,8, Kandilli Rasathanesinin 7,7 büyüklüğünde olduğunu bildirdiği bir depremle sarsıldı. Depremin merkezi, Gaziantep, Nurdağı beldesine 26,2 km, Gaziantep iline 33.6 km, Adana, Bahçe Mahallesine, 40.4 km, Kahramanmaraş, Pazarcık ilçesine 42,1 km, Kahramanmaraş iline 48,6 km mesafede ve yer yüzünden 17,9 km derinlikteydi. Bu depremi yaklaşık şiddetteki birkaç büyük depremin de aralarında olduğu 40’a yakın artçı deprem izledi.

Depremde son “resmî” veriler

Deprem, merkezine yakın belde ve ilçeleri başta olmak üzere Osmaniye, Gaziantep, Kahramanmaraş, Hatay, Adana, Malatya, Diyarbakır, Şanlıurfa, Adıyaman ve Kilis illerinde ağır yıkıma ve can kaybına neden oldu. Lübnan’a kadar hissedilen deprem Suriye’nin İdlib ve Halep kentleri ve ilçelerini de şiddetle vurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay’da yaptığı açıklamada Çarşamba 18:30 itibariyle “Türkiye genelindeki vefat sayısı 9 bin 57. Hatay’daki vefat sayımız şu an itibarıyla 3 bin 356. Yaralı sayısı ülke genelinde 52 bin 979. Yıkılan bina sayısı 6 bin 444.” dedi.

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremlerde Can Kaybı 9 Bin 57’e Yükseldi

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), yerel saatle 04:17’de, 7,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurmuştu. AFAD, daha sonra depremin büyüklüğünü 7,7 olarak güncelledi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Hatay’da yaptığı açıklamada depremde can kaybının 9 bin 57’ye yükseldiğini, yaralı sayısının da 52 bin 979 olduğunu söyledi. Erdoğan yıkılan bina sayısını ise 6 bin 444 olarak açıkladı.

Hatay’da can kaybını 3 bin 356 olarak açıklayan Erdoğan “Şu an itibarı ile Hatayımızda asker, jandarma, polis toplamda 21 bin 200 personel görev ifa ediyor” dedi. Erdoğan kentte yıkılan bina sayısının da 2 bin 749 olduğunu ifade etti.

“Gereken her adımı atarak kimseyi yıkıntılar altında bırakmayacak, kimseyi mağdur etmeyecek bir afet yönetimi yürüteceğiz” diyen Erdoğan “Devlet millet omuz omuza vererek, afetin yol açtığı yıkıntıları da kaldıracağız, hiçbir vatandaşı sahipsiz bırakmayacağız” ifadelerini kullandı. Erdoğan kamu personelinden sivil toplum kuruluşlarına, yurt dışı ekiplerinden gönüllülere, sayıları 60 bini bulan akredite kişilerin canla başla çalıştığını söyledi.

10 ilde OHAL ilan edildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı son bilgilendirmede, ölü sayısının 3 bin 500’ü aştığını kaydetti. AFAD, kurtarma personeli sayısının 25 bin 693 olduğunu duyurdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bilgi Koordinasyon Merkezi’nde açıklamalarda bulundu: Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları;

“Uzmanlar deprem için “Dünyada örneği yok” diyor. 53 bin 317 kurtarma görevlisi görevlendirildi. Sadece Cumhuriyet tarihimizin değil coğrafyamızın ve dünyanın en büyük felaketlerinden biriyle karşı karşıyayız.

Şu ana kadar 54 bin çadır, 102 bin yatak ve diğer ihtiyaç malzemeleri bölgeye gönderildi.

Felaketimizin yaşandığı her ilde ilave vali ve kaymakamlar görevlendirdik.

Acil yardım ve destek için ilk etapta 100 milyar liralık bütçeyi tahsis ettik. Ulaşım ve iletişim hatlarının açık tutulması önemlidir. Arama kurtarma ekip ve yardım malzemelerinin ulaştırılmasında hala zorluklar yaşıyor. Bu nedenle kimsenin depremin bölgesindeki yolları kullanmaması gerektiğini hatırlatıyorum.

Devletimiz tüm kurumları, personeli, aracı, seferberlik ruhuyla felaket bölgelerinde çalışmaya başlamıştır.

Şartların zorluğuna bakmadan devletimizin tüm imkânlarını kullanarak vatandaşlarımızın ve gönüllülerin de desteğiyle arama-kurtarma çalışmalarını hızla sürdürüyoruz.

Jandarma, emniyet teşkilatı, İçişleri Bakanlığına bağlı personeller bölgemizde. Güvenlik korucularımız da bu çalışmalara aktif olarak katılmaktadır. Depremin geniş bir alana etkisinin tespiti için İHA’larımızı devreye aldık. Binlerce gönüllümüz AFAD’ın koordinasyonunda bölgeye akın etmektedir. Parti ayrımı gözetmeksizin tüm belediyelerimiz bölgeye yardım malzemeleri göndermektedir. Binlerce iş makinası bölgeye doğru hareket halindedir.

Depremde can kaybı 3 bin 549’a yükseldi. 22 bin 168 yaralımız var. 8 binden fazla kişi kurtarıldı.

Devlet ve millet el ele vermiş ve bu tarihi felaketin üstesinden gelmeye çalışırken insanımızı birbirine düşürmeye çalışanları yakından takip ediyoruz. Günü geldiğinde şuanda tuttuğumuz defteri açacağız. Sosyal kaos çıkarmaya çalışanları belirleyip gereken işlemleri yapıyor. Bizi telefonla arayan 18 devlet ve hükümet başkanıyla görüştük. Ülkemizin bu zor durumunda bizi arayan mesaj gönderen tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum. Uluslararası toplumun desteği bizi için kıymetlidir.

“OHAL ilan etme kararı aldık”

Erdoğan AFAD merkezinde Kahramanmaraş depreminden etkilenen 10 ilde 3 ay süreyle Olağanüstü hal (OHAL) ilan edildiğini açıkladı: Depremin yaşandığı 10 ilimizi Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi olarak ilan ediyoruz. Anayasanın 119. maddesinin bize verdiği yetkiye dayanarak OHAL ilan etme kararı aldık.

OHAL kararı TBMM’ye geliyor

Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen 10 ilde 3 ay süreyle olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararda, Anayasa’nın 119. Maddesi ve 2935 sayılı OHAL Yasası’nın 3.maddesi uyarınca, doğal afet nedeniyle Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illerinde 8 Şubat 2023 Çarşamba günü saat 1.00 itibariyle 3 ay süreyle olağanüstü hal ilan edilmesine karar verildiği bildirildi.

Erdoğan’ın açıklaması üzerine, deprem nedeniyle çalışmalarına bir hafta ara vermeyi planlayan TBMM Genel Kurulu bugün de çalışma kararı almıştı.

Anayasa’nın 119. Maddesi’ne göre, Cumhurbaşkanı’nın OHAL kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı gün TBMM’nin onayına sunulması gerekiyor.

Bu sebeple Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın OHAL ilanı kararı açıklamasının ardından TBMM Genel Kurulu, Başkan Mustafa Şentop’un başkanlığında toplandı. ve Çarşamba günü de çalışma kararı aldı.

OHAL kararı nedeniyle Çarşamba günü çalışma kararı alındı

Genel Kurul toplantısı öncesinde, AKP, CHP, HDP, MHP ve İYİ Parti grup başkanvekilleri, Şentop’la Başkanlık Divanı’nın arkasında kısa bir toplantı yaptı ve deprem nedeniyle siyasi parti gruplarının ve Şentop’un ortak imzasıyla hazırlanan bildiriye son şekli verildi. Genel Kurul’da Şentop’un okuduğu bildiride, Kahramanmaraş merkezli depremde yaşamını yitiren yurttaşların yakınlarına taziye ve yaralılara acil şifa dileğine yer verildi:

“Acımız tarifsizdir, bu kara günde devletimiz bütün birimleriyle teyakkuzda olup depremden etkilenen vatandaşlarımızın yaralarını sarmak için tüm gayretiyle çalışmaktadır. Milletimizin acısı, millî iradenin tecelligâhı olan Meclisimizde de derinden hissedilmektedir. Bu süreçte, devletimizin tüm kurumları gibi Meclisimiz de ayaktadır ve yaşananları her boyutuyla yakından takip etmektedir. Milletvekillerimizin büyük kısmı depremden etkilenen yerleşim birimlerimizdeki çalışmaları yakından izlemek ve yardım çalışmalarına bizzat katkı sunabilmek amacıyla bölgeye intikal etmiş bulunmaktadır. Meclisimiz, bu elim zaman diliminde milletvekillerimizin depremden etkilenen halkımızın acısını yerinde paylaşabilmesi ve deprem sebebiyle oluşan yaraların sarılmasına katkı sunabilmesi için çalışmaktadır. (…) Milletimizin, tarihinde yaşadığı benzer felaketlerde olduğu gibi, bu acı günde de bağrında açılan derin yarayı millî birlik ve beraberlik ruhu içinde dayanışmayla aşacağına olan inancımız tamdır.”

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, deprem nedeniyle Meclis’in bu hafta çalışmalarına ara vereceğini açıklamıştı. Ancak Erdoğan’ın OHAL kararını açıklaması nedeniyle, TBMM Danışma Kurulu’nda, Meclis’in Salı ve Çarşamba da çalışmasına karar verildi.

Paylaşın

TİP Lideri Baş: Felaketin Boyutlarını Kendisine Devlet Diyenler De Bilmiyor!

Depremlerin ardından 10 ilde yaşanan ağır yıkıma ilişkin açıklamalarda bulunan TİP Lideri Erkan Baş, “Çok zor günlerden geçiyoruz. 10 ilimizi derinden etkileyen deprem felaketinden bu yana yaklaşık 40 saati geride bıraktık. Şimdiye kadar resmi verilere göre 3 bin 549 yurttaşımız yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenlerin yakınları başta olmak üzere tüm halkımıza başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Resmi veriler dedim, çünkü yaşadığımız felaketin boyutlarını maalesef tam olarak bilmiyoruz. İşin daha kötüsü, kendisine devlet diyenler de bilmiyor!” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Tüm yurttaşlarımız şunu bilsin, Türkiye İşçi Partisi’nin bütün il ve ilçe örgütleri deprem ile dayanışma merkezlerine dönüşmüş durumda, şu ana kadar bu dayanışmanın parçası olan onbinlerce yurttaşımıza bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Tümüyle halkın dayanışması ve o dayanışmayı örgütlü, sistemli hale getiren yoldaşlarımızın katkılarıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Her zaman söylediğimiz ‘dayanışma yaşatır’ bugün bir slogan olmaktan çıkmış en temel gerçeklerden birisi haline gelmiştir.”

Erkan Baş, açıklamasının devamında, “Çok zor günler yaşıyoruz, bu doğru ama halkımızın dayanışması her şeyden daha güçlü, bu gücü örgütlü biçimde harekete geçirdiğimizde yaralarımızı sarmamız mümkün. Birbirimize güveneceğiz, birbirimize güç vereceğiz, birbirimizin elinden tutup bu zor günleri mutlaka aşacağız. Buradan tüm halkımıza söz veriyoruz, elimizdeki bütün olanakları halkın bu dayanışmasını güçlendirmek, büyütmek ve etkili hale getirmek için çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, partisinin İstanbul İl Binası’nda Maraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyülüğündeki depremlerin ardından 10 ilde yaşanan ağır yıkıma ilişkin açıklamalarda bulundu. Erkan Baş, basın toplantısında şunları dile getirdi:

“Çok zor günlerden geçiyoruz. 10 ilimizi derinden etkileyen deprem felaketinden bu yana yaklaşık 40 saati geride bıraktık. Şimdiye kadar resmi verilere göre 3 bin 549 yurttaşımız yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenlerin yakınları başta olmak üzere tüm halkımıza başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Resmi veriler dedim, çünkü yaşadığımız felaketin boyutlarını maalesef tam olarak bilmiyoruz. İşin daha kötüsü, kendisine devlet diyenler de bilmiyor!

Tüm yurttaşlarımız şunu bilsin, Türkiye İşçi Partisi’nin bütün il ve ilçe örgütleri deprem ile dayanışma merkezlerine dönüşmüş durumda, şu ana kadar bu dayanışmanın parçası olan onbinlerce yurttaşımıza bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Tümüyle halkın dayanışması ve o dayanışmayı örgütlü, sistemli hale getiren yoldaşlarımızın katkılarıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Her zaman söylediğimiz ‘dayanışma yaşatır’ bugün bir slogan olmaktan çıkmış en temel gerçeklerden birisi haline gelmiştir.

Çok zor günler yaşıyoruz, bu doğru ama halkımızın dayanışması her şeyden daha güçlü, bu gücü örgütlü biçimde harekete geçirdiğimizde yaralarımızı sarmamız mümkün. Birbirimize güveneceğiz, birbirimize güç vereceğiz, birbirimizin elinden tutup bu zor günleri mutlaka aşacağız. Buradan tüm halkımıza söz veriyoruz, elimizdeki bütün olanakları halkın bu dayanışmasını güçlendirmek, büyütmek ve etkili hale getirmek için çalışmaya devam edeceğiz.

“Kendisine devlet diyenler, devlet adına konuşanlar halka yalan söylüyor!”

Felaketin üzerinden bir buçuk gün geçti, kar, kış, kıyamet deprem afet bölgesinde devam ediyor. sürekli kar ve yağmur yağışı bütün işleri daha zor hale getiriyor. Bu koşullar altında afet bölgesinde çalışan yöneticilerimizden, gönüllülerimizden, gazetecilerden öyle haberler alıyoruz ki yüreğimiz yanıyor. Kendisine devlet diyenler, devlet adına konuşanlar halka yalan söylüyor! Biz çektiğimiz acıları, yaşadığımız felaketi halktan saklamayacağız. Saklamayacağız çünkü herkesin her şeyi bilmesi gerekiyor. Bir kez daha bizi masallarla uyutmaları ‘depremle ilgili önlemler alacağız’ diye halktan vergi toplayıp onları bir kez daha çarçur etmelerine izin vermememiz gerekiyor.

Hatay ve Maraş başta olmak üzere pek çok ilimizde, belki de deprem anında hayatını kaybedenlerden daha fazla insanımızı enkaz altında yardım eli beklerken kaybetmiş olabiliriz. Dün sabah yola çıkıp ancak gece Hatay’a ulaşabilen ilk heyetimizde Milletvekillerimiz, MYK üyelerimiz ile beraberlerindeki deprem ve arama kurtarma uzmanları vardı. Şunu paylaşmam gerekiyor, dayanışma için giden arkadaşlarımızla bile düzenli iletişim kurmakta zorlanıyoruz. Öğrendiğimiz odur ki yalnızca Hatay’da değil, tüm bölgede insanımız kara kışın, açlığın, yoksulluğun ve yıkımın insafına terk edilmiş durumda.

“Halkın gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar.”

Her gün, hatta bazen günde bir kaç kez açıklama yapan, televizyonlardan hiç inmeyen Tayyip Erdoğan, binlerce insanımızın yaşamını yitirdiği, çok daha fazla insanın göçük altında yaşam savaşı verdiği 24 saatte ortadan kayboldu. Nihayet 1-2 saat önce ortaya çıktı ve en iyi bildiğini yapıp bir sürü yalan yanlış ifadeyle, halkın öfkesini yatıştırmak için ne kadar iyi çalıştıklarından söz etti. Bakanı Murat Kurum çıktı, ‘AFAD dışında bir organizasyona bölgede izin vermeyeceğiz, biz duruma hakimiz’ dedi. AFAD Başkanı çıktı, ‘bizim ulaşamadığımız yer yok’ dedi. Çok açıkça ifade ediyorum: yalan söylüyorlar! Halkın gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar.

Bunlar kendi milletvekillerini 36 saat enkaz altında bırakmış bir iktidar! AKP’yi azıcık tanıyan herkese soruyorum, bunlar kendi milletvekiline sahip çıkmayanlar, enkazın altında can vermeye terk edenler, bu ülkenin yurttaşlarını kurtarmazlar!

Büyük bir ihmalkarlıkla, umursamazlıkla karşı karşıyayız. Enkaz altındaki yaralılarımıza, dondurucu soğuk ve açlığa terk edilmiş halkımıza ölümü reva gören bu ihmalkarlık, bu ihanet, er ya da geç mutlaka hesap verecek!

Çok iyi biliyoruz, eğer o bölgede dün bir deprem değil de işçiler greve çıkmış olsaydı, kadınlar ’öldürülmek istemiyoruz’ diye sokaklara dökülseydi, öğrenciler ‘barınamıyoruz’ diye bağırsaydı, anında gidip müdahale ederdiniz, tüm imkanlarınızı seferber ederdiniz, kendilerince devletin gücünü göstermeye çalışırlardı. Copla, gazla, gözaltıyla, insanlarımıza, hakkını arayan emekçilere, kadınlara devletin gücünü gösterirdiniz!

Enkaz altındaki canlarımızı kurtarmak için değil de rant için ormanlarımızı, doğamızı yakıp yıkmak gerekseydi kepçeleri, dozerleri seferber ederdiniz! Şimdi belki de on bini aşkın insanımız bir depremde canıyla cebelleşiyor, depremde değilse enkazda can veriyor, devlet yok! Nerede bunların gücü, bu halkın ekmeğinden, asgari ücretinden, bebeğinin bezinden aldıkları vergiler nerede! Neredesiniz?

Halka açık açık yalan söylüyorlar. Depremin üzerinden 40 saat geçti, arkadaşlarımız, yurttaşlarımız bütün imkansızlıklara rağmen enkazlar altında binlerce insana ulaşmaya çalışıyor. Üstelik bunu Hatay başta olmak üzere pek çok yerde AFAD’dan kimse yokken, halkımızın dayanışmasıyla yapmaya çalışıyoruz. Murat Kurum AFAD’dan başka bir organizasyona müsaade etmeyecekmiş. Soruyoruz öyleyse, AFAD nerede? Hangi organizasyonun başında? AFAD’ın bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı’nın sözde bakanı Süleyman Soylu, mevzu bahis uyuşturucu satıcıları, mafyalar oldu mu ekranlardan düşmüyor ama memleket yerle bir olmuş 30 saattir kayıp! Sonra çıkıp halka masal anlatıyorlar.

“Dondurucu soğuktan yaşamını yitiren kaç yurttaşımız olduğunu bilmiyoruz!”

Eğer siz devletin tüm imkanlarını seferber etmiş, yeterli ekipman ve uzmanla anında deprem bölgesine ulaşmış olsaydınız bugün böyle bir ihtiyaç ortaya çıkmazdı. Şimdi canhıraş, halkımızın dayanışması ve çabalarıyla, gönüllü katkılarıyla sizin yapmadığınız yapmaya, sarmadığınız yaraları sarmaya çalışıyoruz. Çok açık bir soru soruyoruz: 724 bin personele sahip olan TSK’dan neden onlarca saat yardım istemediniz? Neden askeri personeli onlarca saat devreye sokmadınız da şimdi depremin üzerinden bir buçuk gün geçmişken karın, kışın ortasında deprem bölgesinde OHAL ilan ediyorsunuz? Askeri personel dün derhal yeterli sayı ve ekipmanla göreve başlasaydı bugün belki de binlerce insanımız yaralı da olsa kurtarılmış olacaktı. Biz dün gece o soğuğa dayanamayarak, dondurucu soğuktan yaşamını yitiren kaç yurttaşımız olduğunu bilmiyoruz!

Neymiş OHAL ilan etmiş! Erdoğan, ne yapmak istedin de yetkin yetmedi! Tekrar soruyorum, Ne yapmaya çalıştın da yapamadın gidip OHAL’e ihtiyaç duydun! Mesele yetki değil arkadaşlar, zaten kurdukları sistem her şeyi bir kişinin iki dudağı arasına sıkıştıran bir sistem. Her konuda cumhurbaşkanının izniyle, cumhurbaşkanının talimatıyla, cumhurbaşkanının yetkisiyle harekete geçirilen bir devlet mekanizmasından bahsediyoruz. Hangi yetkin yok?

“Sizi de bu felaketi de halkımızın bu birliği, bu haysiyeti yenecek”

Değerli yurttaşlar, halk canının, bunlar iktidarının derdinde! Diyorlar ki, şimdi siyaset yapmanın zamanı değil, birlik olma zamanı, beraber olma zamanı! AKP, daha dün, deprem sonrası muhalefet mensubu belediye başkanlarını halktan tepkiler gelene kadar aramamış bir iktidardır! Hangi birlikten ne birliğinden bahsediyorsunuz! Ülkeyi tümüyle bölen, felaket anında bile ayrıştıran bu zihniyetle birlik olmak, beraber olmak mümkün değil. Birlik arayan halka baksın! Devletin, AFAD’ın, hiçbir şeyin yapmadığı yerde, halk o birliği kurdu, tırnaklarıyla kaza kaza yurttaşlarını kurtarmaya çalışıyor! Sizi de bu felaketi de halkımızın bu birliği, bu haysiyeti yenecek.

85 milyon insanımız kayıplarına ağlıyor, yitip giden canlarına ağlıyor, yok olan evlerine kentlerine ağlıyor ama başkaları birileri seçim hesaplarının, iktidarını korumanın peşinde. Bu halkın haysiyeti var Erdoğan! Bu haysiyete, karda kışta yurttaşını kurtarmak isteyen, yardım için yollara düşen, tırlar dolusu ihtiyaç malzemesi toplayan bu haysiyete yenileceksiniz! Eşyalarını poşetlere doldurup deprem bölgesine yardıma koşan Somalı madencilerin haysiyetine yenileceksiniz! Parti binamıza gelip üzerindeki montunu çıkarıp giden amcamızın; evindeki erzakı, kenarındaki üç kuruşu parayı dayanışma için gönderen bu ülkenin güzel insanlarının haysiyetine yenileceksiniz!

Buradan Türkiye İşçi Partisi İl ve İlçe binalarını tırlar dolusu ihtiyaç malzemesiyle dolduran, eşi benzeri olmayan bir dayanışma gösteren halkımıza binlerce kez teşekkür ediyoruz. Sevgili kardeşlerim, özellikle genç kardeşlerim son sözüm size: Ülkemizin, kardeşlerimizin üzerinden bu enkazı kaldırmak bize düşüyor. Canlarımızı enkazdan çıkarmalı, yaralarımızı sarmalı, barınma, gıda ve hijyen desteği sunmalıyız.

“Birbirimizi bulalım, dayanışmayı yaşatalım”

İşimiz çok zor. Ama inancımız tam, kararlılığımız tam. Eğer el ele verirsek, ülkemiz ve halkımız üzerindeki kara bulutları hep birlikte dağıtırız. Dünden bu yana ülkenin dört bir yanından deprem bölgesine destek ve dayanışma sunmak için bize ulaşan yurttaşlarımız bu inancımızı kuvvetlendiriyor. Birbirimize inanırsak, birbirimizi ellerini bulursak bu cehennemden hep birlikte çıkarız. Şarkıda dediği gibi ‘gençliği haybeye yenmiş yorgun ve yalnız nesil, birbirini buldukça düşmedi düşmeyecek’. Birbirimizi bulalım, dayanışmayı yaşatalım.

Bizi bir araya getirecek, bizi kardeş kılacak, bizi kurtaracak haysiyetimiz var. Ona inanalım, ona tutunalım. O zaman bu yıkımı da atlatırız, ülkemizi yeniden de kurarız, bu Saray iktidarından da kurtuluruz. Varsın onlar iktardan, paradan başka bir şey düşünmesin. Biz bugün birbirimize sahip çıkacağız, yaralarımızı saracağız ve yarın bize bunları reva gören akıl dışı, bilim düşmanı, rant için, para için insanların ölümüne sebep olan iktidara son vereceğiz.

Bir kez daha tüm yurttaşlarımıza geçmiş olsun diyor, yakınlarını, sevdiklerini yitirenlere tüm Türkiye İşçi Partililer adına başsağlığı diliyorum.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Bu Sürecin Başlıca Sorumlusu Erdoğan

Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin vurduğu Adana’da ve Hatay’daki incelemelerinin ardından açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Çok net söyleyeyim. Bu sürecin başlıca bir sorumlusu varsa o da Erdoğan’dır. 20 yıldır ülkeyi depreme hazırlamayan bu iktidardır. Onun için kendisiyle görüşmeyi de asla düşünmüyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu meseleyi asla ama asla siyaset üstü de görmüyorum. Bu duruma bizi onun siyaseti getirdi. Deprem vergilerini çetelere yedirdiler. Hani nerelerde o para? O paralar da yok. Ömrü boyunca devlete her biçimde vergi veren halk, ihtiyacı olduğunda devleti yanında göremedi. Varsa yoksa seçim, varsa yoksa Saray. Bu ülkeyi ne zaman batırsa ‘yanımda olun’ çağrıları yapıyor; hadi oradan, seninle işim olmaz olmayacak da.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin vurduğu Adana’da ve Hatay’daki incelemelerinin ardından sosyal medya hesabından bir video mesaj paylaştı. Kılıçdaroğlu, video mesajında şunları söyledi:

“Herkese merhaba. Adana, Hatay merkez ilçe, İskenderun ve Antakya’nın ardından son olarak Samandağ ilçemizi ziyaret ettik. Şimdi de Arzur’dayız. Belediye başkanlarımızla görüştük, depremzedelerle buluştuk. Bu noktada halkımızla paylaşmak istediğim bir kaç şey var.

Ülkemiz korkunç bir yıkımla karşı karşıya kalmıştır. Hepimiz biliyoruz ve gözlüyoruz. Burada yürek burkan görüntüler var. Kalbimiz sızlıyor. Depremden etkilenen insanlarımıza verebileceğim en önemli mesaj Türkiye’nin kalbi, deprem bölgesinde atıyor. Asla ama asla yalnız değilsiniz.

Halkımızın duygu, düşünce ve duaları onlarladır. Halkımız, yardım için elinden geleni yapmaktadır, yanınızdayız. Ve şehirlerimizin, köylerimizin yeniden ayağa kalkması için elimizden gelen her şeyi yapacağız. En ciddi şekilde etkilenen bölgelerde iyileştirme aşamasına geçeceğiz. Ben ve belediye başkanlarım bunun için buradayız.

“Belediyelere karşı siyasi bir tavır var”

İktidara buradan seslenmek istiyorum. Covid sırasında çıkarttığınız bürokratik engelleri bu kez kabul etmeyeceğiz. Gerekli yardımları en çok ihtiyaç duyulan yerlere olabildiğince hızlı taşıyacağız. Saray’ın siyasetiyle de PR çalışmalarıyla da yalan dolan haberleriyle de artık ilgilenmiyoruz.

Mesela; bakanlar PR için konvoylarla dolaşıyorlar. Ancak burada felaketin koordinasyonu için gerekli tedbirler alınmamış. Türkiye’nin bu konudaki birikiminden de yeterince faydalanılmamış. Bu felaketlerde kamu kurumlarının, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği önemli.

Ama belediyelere karşı siyasi bir tavır var. Bir çok sivil toplum örgütü de baskı altında yok edildi. Askerimiz de yeterince sokulmadı. Dün sahada 3 bin 500 asker vardı. Doğal bir arama kurtarma personeli olan madencilerimizin sevkinde maalesef çok geç kalındı. Özetle her konuda sınıfta kaldıkları gibi bunda da kaldılar. Devlet nasıl yönetilir bilmiyorlar. Vallahi de bilmiyorlar, billahi de bilmiyorlar.

“Hani nerelerde o para?”

Çok net söyleyeyim. Bu sürecin başlıca bir sorumlusu varsa o da Erdoğan’dır. 20 yıldır ülkeyi depreme hazırlamayan bu iktidardır. Onun için kendisiyle görüşmeyi de asla düşünmüyorum. Bu meseleyi asla ama asla siyaset üstü de görmüyorum. Bu duruma bizi onun siyaseti getirdi.

Deprem vergilerini çetelere yedirdiler. Hani nerelerde o para? O paralar da yok. Ömrü boyunca devlete her biçimde vergi veren halk, ihtiyacı olduğunda devleti yanında göremedi. Varsa yoksa seçim, varsa yoksa Saray. Bu ülkeyi ne zaman batırsa ‘yanımda olun’ çağrıları yapıyor; hadi oradan, seninle işim olmaz olmayacak da.

“İnsanlarımızın halini gördükçe öfkem artıyor”

İnsanlarımızın halini gördükçe öfkem artıyor. Birileri bu ülkenin kaynaklarının nereye harcandığının hesabını vermek zorundadır. Onun için birilerinin felaketi yumuşatma çabalarına destek vermeyi asla düşünmüyorum.

Belediye başkanlarımıza söyledim, kaynak sağlamak için ellerinden geleni yapacaklar. Bürokratik engel mi koyuyorlar; yapın, dinlemeyin. Bu halka ekmek, battaniye bulmak için tutuklanmanız gerekirse, tutuklanın.

Ağız dalaşı, protokoller, bürokrasi bitti. Çünkü söz bitti söz… Milyonlarca insanımız sokaklarda. İmkanı olan gece arabasında uyuyor. Binlerce canımız enkaz altında yaralıyız. Hem üzgünüz hem öfkeliyiz. Artık onarma ve iyileştirme zamanıdır. Milletimiz zaten dayanışma içindedir. Benim Erdoğan ve Saray’ı ile dayanışmama gerek yoktur.

Başkanlarım gün boyu yanımdaydı. Ben onlara güveniyorum. Milletimiz ve biz omuz omuza verip bu işin altından kalkacağız. biz bu şehirleri yeniden ayağa kaldırırız, milletime söz veriyorum”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nu Alıntılayan Demirtaş’tan Dayanışma Çağrısı

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün gece yayınladığı videoyu alıntılayarak, dayanışma çağrısı yaptı.

Haber Merkezi / Deprem bölgesinde bulunan Kılıçdaroğlu, dün gece “Halkımızın halini yerinde gördüm. Yaşananlara siyaset üstü bakmayı, iktidarla hizalanmayı reddediyorum. Bu çöküş tam da sistematik rant siyasetinin sonucudur. Erdoğan’la, sarayıyla ve rant çeteleriyle hiçbir zeminde buluşmayacağım. Ben halkımın kavgasını vereceğim. Sonuna kadar” notuyla bir video paylaşmıştı.

Selahattin Demirtaş, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun bu paylaşımını alıntılayarak, şöyle yazdı: “Hem güçlü bir dayanışma hem de güçlü bir siyasi duruş, bu zor dönemi el ele vererek atlatmamız için çok önemlidir, kıymetlidir” dedi.

“Dayanışmayı büyütün”

HDP’li Demirtaş, ayrıca şu açıklamayı yaptı: “Değerli kardeşlerim, bugün devlet de sizsiniz, hükümet de. Dayanışma ne kadar büyürse o kadar insanımızı, o kadar insanlığımızı kurtarırız. Canla başla kardeşlerinin yanında olmak için didinen, malzeme gönderen gençler, kadınlar, milyonlar…

Bu ülkeyi enkazdan sizin iyiliğiniz, güzelliğiniz çıkaracak. Yaraları hep birlikte saracağız. Dayanışmayı büyütün. Başka çaremiz de kimsemiz de yok. Yok eğer felakettin büyüklüğünü ilk anda anlamalarına rağmen gerçekleri halktan saklamış, devletin tüm imkanlarını seferber etmek için 30 saat beklemişlerse bu aynı zamanda ağır bir suçtur, katliamdır.

Pandemide olduğu gibi, siyasi çıkar hesabıyla halkı ölüme terk etmektir. En büyük çözüm halkın gönüllü dayanışmasıdır. Șimdi dayanışmayı, yardımlaşmayı büyütme zamanıdır.”

Paylaşın

Erdoğan, 14 Mayıs’ı İşaret Etmişti; Seçim Tarihi Değişecek Mi?

Binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler sonrası 10 ilde üç ay süreyle olağanüstü hal ilan (OHAL) edildiği açıklandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs olarak işaret ettiği seçim tarihi için iktidar cephesinde bir değişiklik olup olmayacağına ilişkin kulis bilgileri geldi.

Bloomberg’den Selcan Hacaoğlu ve Fırat Kozok’a konuşan yetkililere göre, Erdoğan’ın gündeminde, binlerce kişinin öldüğü depremlerin ardından 14 Mayıs’ta yapılacağını ilan ettiği seçimleri erteleme konusunda henüz bir plan değişikliği bulunmuyor.

Yetkililere göre, Erdoğan depremden etkilenen 10 ilde 3 ay geçerli olacak OHAL kararını seçimlerden önce bölgenin hızlıca toparlanmasını sağlamak üzere aldı.

Yetkililer, seçimlerin yapılamaması gibi bir olasılığın hükümet açısından bulunmadığını söylerken, her ne kadar seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılacağına yönelik resmi karar alınmamış olsa da Erdoğan’ın bu konudaki kararının değişmeyeceğini söyledi.

“OHAL’de üç aylık süre kullanılmayabilir”

OHAL’in 3 ay ile sınırlanmasının söz konusu 10 ilde seçim öncesi sürecin tamamlanması anlamına geldiğine işaret eden yetkili, yaşanan gelişmelere göre 3 aylık sürenin tamamının da kullanılmayabileceğini ifade etti.

Erdoğan depremleri “sadece cumhuriyet tarihinin değil dünyanın en büyük felaketi olarak tanımlamış, hükümeti arama ve kurtarma çalışmaları için harekete geçirmişti.

Yaklaşık 13,4 milyon kişinin yaşadığı deprem bölgesinde kurtarma ve yardım sağlama çalışmaları için hükümetin kapasitesi, Erdoğan’ın seçim öncesi öncelikli konusu olarak dikkat çekiyor. Hükümet ilk etapta 100 milyar liralık kaynağı kurumlara tahsis etti. Ancak kış koşulları, milyonlarca Suriyeli mültecilerin de bulunduğu bölgedeki arama ve kurtarma çalışmalarını zorlaştırıyor.

18 Haziran ihtimali

Öte yandan 14 Mayıs dışında hükümetin önündeki bir diğer seçenek de 18 Haziran, yani seçimlerin normal tarihi. Depremin bilançosuna göre hükümet bayramlar, hac mevsimi ve mevsimlik işçilerin durumu gibi gerekçelerle 1 ay öne aldığı seçimi normal tarihinde yapabilir. Ancak yetkililer bu ihtimali düşük olarak görüyor.

Depremin ardından konuşulmaya başlanan, seçimlerin 6 ay ya da 1 yıl ertelenmesi formülünün ise bugün için yasal karşılığı bulunmuyor. Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanı, yalnızca savaş durumlarında seçimi erteleyebiliyor. Bunun dışında bir erteleme için Anayasa değişikliği şart. Halkoyuna gitmeden TBMM’nin yapacağı Anayasa değişikliği için 600 sandalyeli TBMM’de 400 milletvekilinin oyu gerekiyor.

Paylaşın

Enkaz Altındaki Depremzedeler Donma Riskiyle Karşı Karşıya

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ikinci gününde arama kurtarma çalışmaları sürerken deprem bölgesinde donarak hayatını kaybedenlerin olduğu haberlere yansıyor.

Adıyaman’ın Besni ilçesinden yayın yapan NTV muhabiri Merih Ak canlı yayında, Besni’de henüz hiçbir yardım ulaşmayan bölgelerinde vatandaşların kendi imkanlarıyla enkaz altındakileri kurtarmaya çalıştığını söyledi.

Vatandaşların pazartesi akşam saatlerine kadar enkazdan sesler duyduğunu ve bu seslerin sabaha kadar azalmaya başladığını aktardı. Ak, “Bunun da en büyük gerekçesi, burada dondurucu bir soğuk var, depremde enkaz altında kalanların bir bölümü de maalesef anladığımız kadarıyla donarak yaşamını yitirmiş.” ifaderini kullandı.

Adıyaman’dan aynı doğrultuda bir başka bilgi ise Adıyamanlılar Vakfı Ankara Şube Başkanı Hüseyin Duran’dan geldi.

Duran, Independent Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Yaklaşık 30 saat geçti, binalarda canlı insanlar var. Şu anda yeteri ekipman ve ekip olmadığı için çıkaramıyorlar. Hatta çıkarılan bazı cesetlerin donarak öldüğü tespit edildi. Cesetlerde hasar yok, donmuşlar, kaskatı kesilmişler.” diyerek Adıyaman için acil yardım çağrısı yaptı.

Yardım çalışmalarına destek veren Youtuber Oğuzhan Uğur ise ikinci depremin merkez üssü Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde bebeğiyle enkaz altında kalan bir kişiyle iletişime geçtiklerini ve depremzedenin bebeğinin donarak öldüğünü bildirdiğini paylaştı.

Uğur sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Elbistan’da, küçük bebeğiyle göçük altında kalmış bir anne. Ekibime ulaşıyor. Ekibimden Ceren yetkililere ulaşmaya çalışırken bir yandan da kadını konuşarak sakinleştirmeyi deniyor. Yardım bir türlü ulaşmıyor… Kadın az evvel tekrar aramış. Bebeği donarak ölmüş… Yardım halen yok.” ifadelerini kullandı.

Sosyal medyada paylaşılan bir diğer videodaysa enkaz başında bekleyen bir annenin, “Gelecektiniz. Gelseydiniz yaşayacaktı kızım. Bugün ölüsünü bana veriyorlar. Parmağı havada kalmış. İmdat istemiş yavrum, soğuktan ölmüş, yağmurdan ölmüş.” şeklinde isyanı görüldü.

Hatay’da depremden 14 saat sonra enkazdan sağ çıkarılan 68 yaşındaki Mehmet Çiçek gece boyunca havanın çok soğuk olduğunu ve yağmur yağdığını belirterek yaşadıklarını şöyle anlatmıştı:

“Üşümemek için insanlar gidince açtığım büyük deliği yastıkla kapatıyordum. Donmamak için parmaklarımı oynatıyordum, durmadan çeviriyordum. O sırada enkazdan çıkamayacağımı düşündüm ama çok şükür kurtuldum.”

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün tahminlerine göre salı günü Türkiye Saati ile 18.00 – 21,00 arası;

Kahramanmaraş’ta sıcaklık -2 derece, hissedilen sıcaklık -6 derece,

Gaziantep’te sıcaklık – 2 derece, hissedilen sıcaklık -7 derece,

Adıyaman’da sıcaklık 1 derece,

Malatya’da sıcaklık -3 derece, hissedilen sıcaklık -7 derece olacak.

Gece saatlerindeyse sıcaklıkların daha da düşmesi bekleniyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

En Fazla Kaç Büyüklüğünde Deprem Meydana Gelebilir?

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler binlerce kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olurken, şimdiye kadar kayıtlara geçen en büyük deprem 9,5 büyüklüğünde.

22 Mayıs 1960’da Şili’nin Valdivia şehrinde 10 dakika boyunca süren 9.5 büyüklüğündeki deprem tarihe Büyük Şili Depremi olarak geçti.

Peki, Dünya üstünde 9.5’ten daha büyük bir depremin yaşanması mümkün mü? Bilim insanlarının buna cevabı “Evet” olsa da böyle bir durumun yaşanma ihtimali epey düşük.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’nun (USGS) kayıtlarına göre sarsıntılar o kadar şiddetliydi ki, depremden kurtulan bir adam Soğuk Savaş yüzünden nükleer saldırıya uğradıklarını sanmıştı.

Peki, Dünya üstünde 9.5’ten daha büyük bir depremin yaşanması mümkün mü? Bilim insanlarının buna cevabı “Evet” olsa da böyle bir durumun yaşanma ihtimali epey düşük.

9.5’ten daha büyük bir depremin meydana gelmesi için yer kabuğunda devasa bir parçanın kırılması, yani hem çok derin hem de çok uzun bir fayın hareket etmesi gerekli. Live Science’a konuşan jeolog Wendy Bohon, Dünya’da bunun yaşanabileceği yerlerin pek olmadığını söyledi.

Bohon, 9.5 büyüklüğündeki bir depremin gezegenimizin üretebileceği yaklaşık üst sınır olduğunu ve 10 büyüklüğünde bir deprem ihtimalinin son derece düşük göründüğünü ifade etti.

USGS de Dünya üstünde 10 büyüklüğünde deprem yaratacak bir fayın varlığının bilinmediğini ve böyle bir fay olsaydı gezegenin neredeyse tamamını sarması gerektiğini belirtiyor.

Büyüklük, depremde açığa çıkan enerjiyi ölçmek için kullanılan bir kavram. Depremin yarattığı etkiyi tanımlamak için kullanılan “şiddet” kavramıysa büyüklükten farklı. Ayrıca büyüklük, kişilerin sarsıntıyı ne kadar güçlü hissettiğini de göstermiyor.

Bilim insanları, kişilerin depremi hissetme şiddetinin büyüklükten bağımsız olarak merkez üssüne yakınlıkları ve bulundukları zemine göre değişeceğini belirtiyor.

Depremin büyüklüğünü ölçmek içinse farklı ölçekler kullanılabiliyor. Örneğin dün (6 Şubat) Kahramanmaraş merkezli ve 10 ili etkileyen yıkıcı depremlerden ilkinin büyüklüğünü Kandilli Rasathanesi 7.4; USGS ise 7.7 olarak açıklamıştı.

Bunun nedeniyse Kandilli Rasathanesi’nin depremin şiddetini ilk başta Richter Ölçeği’ne göre açıklaması, ABD’nin ise moment magnitüd (Mw) ölçeğini kullanmasıydı. Ardından Kandilli Rasathanesi ortaya çıkan karışıklığın düzeltilmesi için depremin büyüklüğünü 7.7 Mw diye güncelledi.

7.4 ve 7.7 arasında sayısal açıdan yakın gibi gözükse de depremler büyüdükçe ölçümün virgülden sonraki her rakamı devasa bir fark yansıtabilir çünkü ölçek, doğrusal değil logaritmik yani katlanarak artar. Bohon, deprem büyüklüğünün katlanarak artmasını spagetti örneğiyle şöyle anlattı:

Bir spagetti telini kırmak 5 büyüklüğünde depreme eşdeğerse, 6 büyüklüğündeki depremin enerjisini açığa çıkarmak için 32 spagetti teli kırmak gerekir. Bu spagetti ölçeğinde 7 büyüklüğündeki bir deprem için 1024, 8 büyüklüğündeki deprem içinse 32 bin 768 telin kopması lazım.

Bu örnekte de görüldüğü gibi 7 ve 8 büyüklüğündeki depremler arasındaki ortaya çıkan enerji farkı, 5 ve 6 büyüklüğündeki depremlerin arasındaki farktan çok daha fazla. Bu nedenle, 5.5 olan bir depremi 5.6 diye açıklamakla 7.4 büyüklüğündeki depremi 7.7 diye duyurmak arasında devasa bir fark var.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

AİHM, Berkin Elvan’ın Ailesinin Açtığı Davada Türkiye’yi Mahkum Etti

Gezi Parkı olayları sırasında kafasına gaz kapsülü isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Belkin Elvan, 265 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitirmişti. AİHM, Berkin Elvan’ın ailesinin açtığı davada Türkiye’yi mahkum etti.

Euornews Türkçe‘nin AİHM gerekçeli kararında, Berkin’nin ölümüyle ilgili Türkiye’de yetkililerin sorumlularla ilgili “etkili bir soruşturma yapmamasının” insan hakları ihlali teşkil ettiği görüşüne vardı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ‘Gezi olaylarının sembolü’ haline gelen 15 yaşında yaşama gözlerini yuman Berkin Elvan’ın ailesinin açtığı davada Türkiye’yi mahkum etti.

Elvan’ın anne ve babası Sami ve Gülsüm Elvan ile iki kız kardeşi Gamze ve Özge Elvan 2019 yılında Türkiye aleyhine AİHM’de dava açmıştı.

AİHM, başvuruyla ilgili olarak Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkıyla ilgili 2 maddesini ihlal ettiğine hükmetti.

AİHM’in gerekçeli kararı: Türkiye’de sorumlularla ilgili etkili soruşturma yapılmadı

AİHM gerekçeli kararında, Berkin’nin ölümüyle ilgili Türkiye’de yetkililerin sorumlularla ilgili “etkili bir soruşturma yapmamasının” insan hakları ihlali teşkil ettiği görüşüne vardı.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkıyla ilgili 2.maddesin usül uyarınca ihlal edildiğine hükmeden Strasbourg Mahkemesi, ölümle ilgili zamanın İstanbul emniyet müdürü ve valinin sorumluluklarıyla ilgili Türk yetkililerin etkili bir soruşturmayı gerçekleştirmediği görüşüne vardı.

Başvuru sahiplerinin ölüme neden olan polis görevlisinin daha ağır bir mahkumiyetle cezalandırılması yolundaki şikayetiyle ilgili Türkiye’de duruşmaların devam ettiği ve iç hukuk yollarını tüketilmediğine karar veren AİHM, bu konuda şu anda bir karar veremeyeceğini bildirdi.

Gezi Parkı olayları sırasında kafasına gaz kapsülü isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Belkin Elvan, 265 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitirmişti.

Elvan’nın 16 Haziran 2013 tarihinde ailesinin deyimiyle ekmek almaya giderken kafasından gaz kapsülü ile vurularak, 15 yaşında hayatını kaybetmesi ülke genelinde büyük tepki uyandırmıştı. Yaralandığında 45 kilo olan Berkin, hayatını kaybettiği gün 16 kiloya düşmüştü.

Paylaşın