CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Bu Sürecin Başlıca Sorumlusu Erdoğan

Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin vurduğu Adana’da ve Hatay’daki incelemelerinin ardından açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Çok net söyleyeyim. Bu sürecin başlıca bir sorumlusu varsa o da Erdoğan’dır. 20 yıldır ülkeyi depreme hazırlamayan bu iktidardır. Onun için kendisiyle görüşmeyi de asla düşünmüyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu meseleyi asla ama asla siyaset üstü de görmüyorum. Bu duruma bizi onun siyaseti getirdi. Deprem vergilerini çetelere yedirdiler. Hani nerelerde o para? O paralar da yok. Ömrü boyunca devlete her biçimde vergi veren halk, ihtiyacı olduğunda devleti yanında göremedi. Varsa yoksa seçim, varsa yoksa Saray. Bu ülkeyi ne zaman batırsa ‘yanımda olun’ çağrıları yapıyor; hadi oradan, seninle işim olmaz olmayacak da.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin vurduğu Adana’da ve Hatay’daki incelemelerinin ardından sosyal medya hesabından bir video mesaj paylaştı. Kılıçdaroğlu, video mesajında şunları söyledi:

“Herkese merhaba. Adana, Hatay merkez ilçe, İskenderun ve Antakya’nın ardından son olarak Samandağ ilçemizi ziyaret ettik. Şimdi de Arzur’dayız. Belediye başkanlarımızla görüştük, depremzedelerle buluştuk. Bu noktada halkımızla paylaşmak istediğim bir kaç şey var.

Ülkemiz korkunç bir yıkımla karşı karşıya kalmıştır. Hepimiz biliyoruz ve gözlüyoruz. Burada yürek burkan görüntüler var. Kalbimiz sızlıyor. Depremden etkilenen insanlarımıza verebileceğim en önemli mesaj Türkiye’nin kalbi, deprem bölgesinde atıyor. Asla ama asla yalnız değilsiniz.

Halkımızın duygu, düşünce ve duaları onlarladır. Halkımız, yardım için elinden geleni yapmaktadır, yanınızdayız. Ve şehirlerimizin, köylerimizin yeniden ayağa kalkması için elimizden gelen her şeyi yapacağız. En ciddi şekilde etkilenen bölgelerde iyileştirme aşamasına geçeceğiz. Ben ve belediye başkanlarım bunun için buradayız.

“Belediyelere karşı siyasi bir tavır var”

İktidara buradan seslenmek istiyorum. Covid sırasında çıkarttığınız bürokratik engelleri bu kez kabul etmeyeceğiz. Gerekli yardımları en çok ihtiyaç duyulan yerlere olabildiğince hızlı taşıyacağız. Saray’ın siyasetiyle de PR çalışmalarıyla da yalan dolan haberleriyle de artık ilgilenmiyoruz.

Mesela; bakanlar PR için konvoylarla dolaşıyorlar. Ancak burada felaketin koordinasyonu için gerekli tedbirler alınmamış. Türkiye’nin bu konudaki birikiminden de yeterince faydalanılmamış. Bu felaketlerde kamu kurumlarının, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği önemli.

Ama belediyelere karşı siyasi bir tavır var. Bir çok sivil toplum örgütü de baskı altında yok edildi. Askerimiz de yeterince sokulmadı. Dün sahada 3 bin 500 asker vardı. Doğal bir arama kurtarma personeli olan madencilerimizin sevkinde maalesef çok geç kalındı. Özetle her konuda sınıfta kaldıkları gibi bunda da kaldılar. Devlet nasıl yönetilir bilmiyorlar. Vallahi de bilmiyorlar, billahi de bilmiyorlar.

“Hani nerelerde o para?”

Çok net söyleyeyim. Bu sürecin başlıca bir sorumlusu varsa o da Erdoğan’dır. 20 yıldır ülkeyi depreme hazırlamayan bu iktidardır. Onun için kendisiyle görüşmeyi de asla düşünmüyorum. Bu meseleyi asla ama asla siyaset üstü de görmüyorum. Bu duruma bizi onun siyaseti getirdi.

Deprem vergilerini çetelere yedirdiler. Hani nerelerde o para? O paralar da yok. Ömrü boyunca devlete her biçimde vergi veren halk, ihtiyacı olduğunda devleti yanında göremedi. Varsa yoksa seçim, varsa yoksa Saray. Bu ülkeyi ne zaman batırsa ‘yanımda olun’ çağrıları yapıyor; hadi oradan, seninle işim olmaz olmayacak da.

“İnsanlarımızın halini gördükçe öfkem artıyor”

İnsanlarımızın halini gördükçe öfkem artıyor. Birileri bu ülkenin kaynaklarının nereye harcandığının hesabını vermek zorundadır. Onun için birilerinin felaketi yumuşatma çabalarına destek vermeyi asla düşünmüyorum.

Belediye başkanlarımıza söyledim, kaynak sağlamak için ellerinden geleni yapacaklar. Bürokratik engel mi koyuyorlar; yapın, dinlemeyin. Bu halka ekmek, battaniye bulmak için tutuklanmanız gerekirse, tutuklanın.

Ağız dalaşı, protokoller, bürokrasi bitti. Çünkü söz bitti söz… Milyonlarca insanımız sokaklarda. İmkanı olan gece arabasında uyuyor. Binlerce canımız enkaz altında yaralıyız. Hem üzgünüz hem öfkeliyiz. Artık onarma ve iyileştirme zamanıdır. Milletimiz zaten dayanışma içindedir. Benim Erdoğan ve Saray’ı ile dayanışmama gerek yoktur.

Başkanlarım gün boyu yanımdaydı. Ben onlara güveniyorum. Milletimiz ve biz omuz omuza verip bu işin altından kalkacağız. biz bu şehirleri yeniden ayağa kaldırırız, milletime söz veriyorum”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nu Alıntılayan Demirtaş’tan Dayanışma Çağrısı

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün gece yayınladığı videoyu alıntılayarak, dayanışma çağrısı yaptı.

Haber Merkezi / Deprem bölgesinde bulunan Kılıçdaroğlu, dün gece “Halkımızın halini yerinde gördüm. Yaşananlara siyaset üstü bakmayı, iktidarla hizalanmayı reddediyorum. Bu çöküş tam da sistematik rant siyasetinin sonucudur. Erdoğan’la, sarayıyla ve rant çeteleriyle hiçbir zeminde buluşmayacağım. Ben halkımın kavgasını vereceğim. Sonuna kadar” notuyla bir video paylaşmıştı.

Selahattin Demirtaş, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun bu paylaşımını alıntılayarak, şöyle yazdı: “Hem güçlü bir dayanışma hem de güçlü bir siyasi duruş, bu zor dönemi el ele vererek atlatmamız için çok önemlidir, kıymetlidir” dedi.

“Dayanışmayı büyütün”

HDP’li Demirtaş, ayrıca şu açıklamayı yaptı: “Değerli kardeşlerim, bugün devlet de sizsiniz, hükümet de. Dayanışma ne kadar büyürse o kadar insanımızı, o kadar insanlığımızı kurtarırız. Canla başla kardeşlerinin yanında olmak için didinen, malzeme gönderen gençler, kadınlar, milyonlar…

Bu ülkeyi enkazdan sizin iyiliğiniz, güzelliğiniz çıkaracak. Yaraları hep birlikte saracağız. Dayanışmayı büyütün. Başka çaremiz de kimsemiz de yok. Yok eğer felakettin büyüklüğünü ilk anda anlamalarına rağmen gerçekleri halktan saklamış, devletin tüm imkanlarını seferber etmek için 30 saat beklemişlerse bu aynı zamanda ağır bir suçtur, katliamdır.

Pandemide olduğu gibi, siyasi çıkar hesabıyla halkı ölüme terk etmektir. En büyük çözüm halkın gönüllü dayanışmasıdır. Șimdi dayanışmayı, yardımlaşmayı büyütme zamanıdır.”

Paylaşın

Erdoğan, 14 Mayıs’ı İşaret Etmişti; Seçim Tarihi Değişecek Mi?

Binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler sonrası 10 ilde üç ay süreyle olağanüstü hal ilan (OHAL) edildiği açıklandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs olarak işaret ettiği seçim tarihi için iktidar cephesinde bir değişiklik olup olmayacağına ilişkin kulis bilgileri geldi.

Bloomberg’den Selcan Hacaoğlu ve Fırat Kozok’a konuşan yetkililere göre, Erdoğan’ın gündeminde, binlerce kişinin öldüğü depremlerin ardından 14 Mayıs’ta yapılacağını ilan ettiği seçimleri erteleme konusunda henüz bir plan değişikliği bulunmuyor.

Yetkililere göre, Erdoğan depremden etkilenen 10 ilde 3 ay geçerli olacak OHAL kararını seçimlerden önce bölgenin hızlıca toparlanmasını sağlamak üzere aldı.

Yetkililer, seçimlerin yapılamaması gibi bir olasılığın hükümet açısından bulunmadığını söylerken, her ne kadar seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılacağına yönelik resmi karar alınmamış olsa da Erdoğan’ın bu konudaki kararının değişmeyeceğini söyledi.

“OHAL’de üç aylık süre kullanılmayabilir”

OHAL’in 3 ay ile sınırlanmasının söz konusu 10 ilde seçim öncesi sürecin tamamlanması anlamına geldiğine işaret eden yetkili, yaşanan gelişmelere göre 3 aylık sürenin tamamının da kullanılmayabileceğini ifade etti.

Erdoğan depremleri “sadece cumhuriyet tarihinin değil dünyanın en büyük felaketi olarak tanımlamış, hükümeti arama ve kurtarma çalışmaları için harekete geçirmişti.

Yaklaşık 13,4 milyon kişinin yaşadığı deprem bölgesinde kurtarma ve yardım sağlama çalışmaları için hükümetin kapasitesi, Erdoğan’ın seçim öncesi öncelikli konusu olarak dikkat çekiyor. Hükümet ilk etapta 100 milyar liralık kaynağı kurumlara tahsis etti. Ancak kış koşulları, milyonlarca Suriyeli mültecilerin de bulunduğu bölgedeki arama ve kurtarma çalışmalarını zorlaştırıyor.

18 Haziran ihtimali

Öte yandan 14 Mayıs dışında hükümetin önündeki bir diğer seçenek de 18 Haziran, yani seçimlerin normal tarihi. Depremin bilançosuna göre hükümet bayramlar, hac mevsimi ve mevsimlik işçilerin durumu gibi gerekçelerle 1 ay öne aldığı seçimi normal tarihinde yapabilir. Ancak yetkililer bu ihtimali düşük olarak görüyor.

Depremin ardından konuşulmaya başlanan, seçimlerin 6 ay ya da 1 yıl ertelenmesi formülünün ise bugün için yasal karşılığı bulunmuyor. Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanı, yalnızca savaş durumlarında seçimi erteleyebiliyor. Bunun dışında bir erteleme için Anayasa değişikliği şart. Halkoyuna gitmeden TBMM’nin yapacağı Anayasa değişikliği için 600 sandalyeli TBMM’de 400 milletvekilinin oyu gerekiyor.

Paylaşın

Enkaz Altındaki Depremzedeler Donma Riskiyle Karşı Karşıya

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ikinci gününde arama kurtarma çalışmaları sürerken deprem bölgesinde donarak hayatını kaybedenlerin olduğu haberlere yansıyor.

Adıyaman’ın Besni ilçesinden yayın yapan NTV muhabiri Merih Ak canlı yayında, Besni’de henüz hiçbir yardım ulaşmayan bölgelerinde vatandaşların kendi imkanlarıyla enkaz altındakileri kurtarmaya çalıştığını söyledi.

Vatandaşların pazartesi akşam saatlerine kadar enkazdan sesler duyduğunu ve bu seslerin sabaha kadar azalmaya başladığını aktardı. Ak, “Bunun da en büyük gerekçesi, burada dondurucu bir soğuk var, depremde enkaz altında kalanların bir bölümü de maalesef anladığımız kadarıyla donarak yaşamını yitirmiş.” ifaderini kullandı.

Adıyaman’dan aynı doğrultuda bir başka bilgi ise Adıyamanlılar Vakfı Ankara Şube Başkanı Hüseyin Duran’dan geldi.

Duran, Independent Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Yaklaşık 30 saat geçti, binalarda canlı insanlar var. Şu anda yeteri ekipman ve ekip olmadığı için çıkaramıyorlar. Hatta çıkarılan bazı cesetlerin donarak öldüğü tespit edildi. Cesetlerde hasar yok, donmuşlar, kaskatı kesilmişler.” diyerek Adıyaman için acil yardım çağrısı yaptı.

Yardım çalışmalarına destek veren Youtuber Oğuzhan Uğur ise ikinci depremin merkez üssü Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde bebeğiyle enkaz altında kalan bir kişiyle iletişime geçtiklerini ve depremzedenin bebeğinin donarak öldüğünü bildirdiğini paylaştı.

Uğur sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Elbistan’da, küçük bebeğiyle göçük altında kalmış bir anne. Ekibime ulaşıyor. Ekibimden Ceren yetkililere ulaşmaya çalışırken bir yandan da kadını konuşarak sakinleştirmeyi deniyor. Yardım bir türlü ulaşmıyor… Kadın az evvel tekrar aramış. Bebeği donarak ölmüş… Yardım halen yok.” ifadelerini kullandı.

Sosyal medyada paylaşılan bir diğer videodaysa enkaz başında bekleyen bir annenin, “Gelecektiniz. Gelseydiniz yaşayacaktı kızım. Bugün ölüsünü bana veriyorlar. Parmağı havada kalmış. İmdat istemiş yavrum, soğuktan ölmüş, yağmurdan ölmüş.” şeklinde isyanı görüldü.

Hatay’da depremden 14 saat sonra enkazdan sağ çıkarılan 68 yaşındaki Mehmet Çiçek gece boyunca havanın çok soğuk olduğunu ve yağmur yağdığını belirterek yaşadıklarını şöyle anlatmıştı:

“Üşümemek için insanlar gidince açtığım büyük deliği yastıkla kapatıyordum. Donmamak için parmaklarımı oynatıyordum, durmadan çeviriyordum. O sırada enkazdan çıkamayacağımı düşündüm ama çok şükür kurtuldum.”

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün tahminlerine göre salı günü Türkiye Saati ile 18.00 – 21,00 arası;

Kahramanmaraş’ta sıcaklık -2 derece, hissedilen sıcaklık -6 derece,

Gaziantep’te sıcaklık – 2 derece, hissedilen sıcaklık -7 derece,

Adıyaman’da sıcaklık 1 derece,

Malatya’da sıcaklık -3 derece, hissedilen sıcaklık -7 derece olacak.

Gece saatlerindeyse sıcaklıkların daha da düşmesi bekleniyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

En Fazla Kaç Büyüklüğünde Deprem Meydana Gelebilir?

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler binlerce kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olurken, şimdiye kadar kayıtlara geçen en büyük deprem 9,5 büyüklüğünde.

22 Mayıs 1960’da Şili’nin Valdivia şehrinde 10 dakika boyunca süren 9.5 büyüklüğündeki deprem tarihe Büyük Şili Depremi olarak geçti.

Peki, Dünya üstünde 9.5’ten daha büyük bir depremin yaşanması mümkün mü? Bilim insanlarının buna cevabı “Evet” olsa da böyle bir durumun yaşanma ihtimali epey düşük.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’nun (USGS) kayıtlarına göre sarsıntılar o kadar şiddetliydi ki, depremden kurtulan bir adam Soğuk Savaş yüzünden nükleer saldırıya uğradıklarını sanmıştı.

Peki, Dünya üstünde 9.5’ten daha büyük bir depremin yaşanması mümkün mü? Bilim insanlarının buna cevabı “Evet” olsa da böyle bir durumun yaşanma ihtimali epey düşük.

9.5’ten daha büyük bir depremin meydana gelmesi için yer kabuğunda devasa bir parçanın kırılması, yani hem çok derin hem de çok uzun bir fayın hareket etmesi gerekli. Live Science’a konuşan jeolog Wendy Bohon, Dünya’da bunun yaşanabileceği yerlerin pek olmadığını söyledi.

Bohon, 9.5 büyüklüğündeki bir depremin gezegenimizin üretebileceği yaklaşık üst sınır olduğunu ve 10 büyüklüğünde bir deprem ihtimalinin son derece düşük göründüğünü ifade etti.

USGS de Dünya üstünde 10 büyüklüğünde deprem yaratacak bir fayın varlığının bilinmediğini ve böyle bir fay olsaydı gezegenin neredeyse tamamını sarması gerektiğini belirtiyor.

Büyüklük, depremde açığa çıkan enerjiyi ölçmek için kullanılan bir kavram. Depremin yarattığı etkiyi tanımlamak için kullanılan “şiddet” kavramıysa büyüklükten farklı. Ayrıca büyüklük, kişilerin sarsıntıyı ne kadar güçlü hissettiğini de göstermiyor.

Bilim insanları, kişilerin depremi hissetme şiddetinin büyüklükten bağımsız olarak merkez üssüne yakınlıkları ve bulundukları zemine göre değişeceğini belirtiyor.

Depremin büyüklüğünü ölçmek içinse farklı ölçekler kullanılabiliyor. Örneğin dün (6 Şubat) Kahramanmaraş merkezli ve 10 ili etkileyen yıkıcı depremlerden ilkinin büyüklüğünü Kandilli Rasathanesi 7.4; USGS ise 7.7 olarak açıklamıştı.

Bunun nedeniyse Kandilli Rasathanesi’nin depremin şiddetini ilk başta Richter Ölçeği’ne göre açıklaması, ABD’nin ise moment magnitüd (Mw) ölçeğini kullanmasıydı. Ardından Kandilli Rasathanesi ortaya çıkan karışıklığın düzeltilmesi için depremin büyüklüğünü 7.7 Mw diye güncelledi.

7.4 ve 7.7 arasında sayısal açıdan yakın gibi gözükse de depremler büyüdükçe ölçümün virgülden sonraki her rakamı devasa bir fark yansıtabilir çünkü ölçek, doğrusal değil logaritmik yani katlanarak artar. Bohon, deprem büyüklüğünün katlanarak artmasını spagetti örneğiyle şöyle anlattı:

Bir spagetti telini kırmak 5 büyüklüğünde depreme eşdeğerse, 6 büyüklüğündeki depremin enerjisini açığa çıkarmak için 32 spagetti teli kırmak gerekir. Bu spagetti ölçeğinde 7 büyüklüğündeki bir deprem için 1024, 8 büyüklüğündeki deprem içinse 32 bin 768 telin kopması lazım.

Bu örnekte de görüldüğü gibi 7 ve 8 büyüklüğündeki depremler arasındaki ortaya çıkan enerji farkı, 5 ve 6 büyüklüğündeki depremlerin arasındaki farktan çok daha fazla. Bu nedenle, 5.5 olan bir depremi 5.6 diye açıklamakla 7.4 büyüklüğündeki depremi 7.7 diye duyurmak arasında devasa bir fark var.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

AİHM, Berkin Elvan’ın Ailesinin Açtığı Davada Türkiye’yi Mahkum Etti

Gezi Parkı olayları sırasında kafasına gaz kapsülü isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Belkin Elvan, 265 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitirmişti. AİHM, Berkin Elvan’ın ailesinin açtığı davada Türkiye’yi mahkum etti.

Euornews Türkçe‘nin AİHM gerekçeli kararında, Berkin’nin ölümüyle ilgili Türkiye’de yetkililerin sorumlularla ilgili “etkili bir soruşturma yapmamasının” insan hakları ihlali teşkil ettiği görüşüne vardı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ‘Gezi olaylarının sembolü’ haline gelen 15 yaşında yaşama gözlerini yuman Berkin Elvan’ın ailesinin açtığı davada Türkiye’yi mahkum etti.

Elvan’ın anne ve babası Sami ve Gülsüm Elvan ile iki kız kardeşi Gamze ve Özge Elvan 2019 yılında Türkiye aleyhine AİHM’de dava açmıştı.

AİHM, başvuruyla ilgili olarak Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkıyla ilgili 2 maddesini ihlal ettiğine hükmetti.

AİHM’in gerekçeli kararı: Türkiye’de sorumlularla ilgili etkili soruşturma yapılmadı

AİHM gerekçeli kararında, Berkin’nin ölümüyle ilgili Türkiye’de yetkililerin sorumlularla ilgili “etkili bir soruşturma yapmamasının” insan hakları ihlali teşkil ettiği görüşüne vardı.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkıyla ilgili 2.maddesin usül uyarınca ihlal edildiğine hükmeden Strasbourg Mahkemesi, ölümle ilgili zamanın İstanbul emniyet müdürü ve valinin sorumluluklarıyla ilgili Türk yetkililerin etkili bir soruşturmayı gerçekleştirmediği görüşüne vardı.

Başvuru sahiplerinin ölüme neden olan polis görevlisinin daha ağır bir mahkumiyetle cezalandırılması yolundaki şikayetiyle ilgili Türkiye’de duruşmaların devam ettiği ve iç hukuk yollarını tüketilmediğine karar veren AİHM, bu konuda şu anda bir karar veremeyeceğini bildirdi.

Gezi Parkı olayları sırasında kafasına gaz kapsülü isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Belkin Elvan, 265 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitirmişti.

Elvan’nın 16 Haziran 2013 tarihinde ailesinin deyimiyle ekmek almaya giderken kafasından gaz kapsülü ile vurularak, 15 yaşında hayatını kaybetmesi ülke genelinde büyük tepki uyandırmıştı. Yaralandığında 45 kilo olan Berkin, hayatını kaybettiği gün 16 kiloya düşmüştü.

Paylaşın

Kahramanmaraş Depremleri: Türkiye, Orta Doğu’ya Doğru Birkaç Metre Kaydı

İtalya Ulusal Jeofizik ve Volkanoloji Enstitüsü (INGV) Başkanı Carlo Doglioni, “Arap levhası dediğimiz şey, Anadolu levhasına göre kuzeydoğu-güneybatı yönünde yaklaşık üç metre hareket etti” dedi. Doglioni’ye göre fayın toplam uzunluğu da en az 150 kilometre.

Haber Merkezi / Türkiye’deki yıkıcı depremlerin ardından ortaya çıkan durumu değerlendiren Carlo Doglioni, Corriere della Sera gazetesine verdiği röportajda yer altı sarsıntılarının şiddetine ve yönüne dikkat çekti.

Doglioni’ye göre çok güçlü bir doğa olayı meydana geldi ki bu deprem ilk saatlerde İtalya’da tsunami uyarısı yapılmasına bile neden oldu. Doglioni “Arap levhası dediğimiz şey, Anadolu levhasına göre kuzeydoğu-güneybatı yönünde yaklaşık üç metre hareket etti” dedi.

Carlo Doglioni’ye göre fayın toplam uzunluğu da en az 150 kilometre.

Türkiye iki levha üzerinde

Bu fay düzleminin oldukça eğimli olduğunu ve her iki yanında yatay yer değiştirmenin meydana geldiğini anlatan Doglioni, “iki tektonik plaka birbirine göreceli olarak hareket etti.” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin büyük bir kısmı Anadolu levhasında yer alıyor ama Türkiye’nin güneybatısında bir kısım da Suriye’nin bulunduğu Arap levhasında kalıyor.

6 Şubat’ta Richter ölçeğine göre 7.8 büyüklüğündeki depremle sarsılan Türkiye tarihindeki en büyük doğal afetlerden biri ile karşı karşıya kaldı.

Deprem neden oldu?

Dünya’nın kabuğu “levha” adı verilen iç içe geçmiş ama aslında birbirinden ayrı parçalardan oluşur.

Bu levhalar sıklıkla hareket etmeye çalışır ancak birbirine değen diğer parçaların baskısı sonucu bunu başaramaz.

Ancak bazen bu levhalardan birinin üzerindeki baskı birikir ve daha sonra bu basınç enerji olarak yüzeye çıkar. Bu enerji yüzeyi hareket ettirir; yani deprem yaratır.

Son olayda Arap levhası kuzeye doğru hareket ederek Anadolu levhasına baskı yaptı.

Bu levhalar arasındaki itme gücü ve baskı, geçmişte de çok ciddi sarsıntılara yol açmıştı.

13 Ağustos 1822’de aynı bölgede, aynı fay hattı üzerinde 7,4 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmişti. Sadece Halep’te 7 bin kişi; toplamda yaklaşık 20 bin kişi hayatını kaybetmişti.

Dünyadaki diğer depremlerle kıyaslandığında ne durumda?

AFAD depremin merkezini Doğu Anadolu Fay hattı üzerinde, Gaziantep’in 26 kilometre doğusundaki, Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi olarak açıkladı.

Ancak etki alanı bundan çok daha geniş oldu; deprem Kıbrıs, Lübnan, Irak, İran ve Suriye’de de hissedildi. Türkiye’nin kuzeyinde ve batısında da yer yer hissedildi.

20. yüzyıl boyunca Doğu Anadolu Fay hattı çok az sayıda büyük deprem üretti. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nin verilerine göre 1970’ten bu yana bölgede 6’dan büyük sadece üç deprem meydana geldi.

Dünya genelinde bir yıl içerisinde 7’nin üzerinde meydana gelen deprem sayısı 20’yi geçmiyor. Bu da Pazartesi arka arkaya meydana gelen 7’den büyük iki depremi bir hayli olağandışı kılıyor.

2016’da İtalya’da meydana gelen 6,2’lik depremde 300 kişinin öldüğü düşünüldüğünde, Londra College Üniversitesi Risk ve Felaket Önleme Enstitüsü’nden Joanna Faure Walker, Türkiye’de meydana gelen depremin 250 kat daha fazla enerji ortaya çıkardığını söylüyor:

“Son 10 yılda bu büyüklükte sadece iki deprem görüldü, bir önceki 10 yılda da bu şiddette dört deprem meydana gelmişti.”

Ve bu depremlerin ikisi aynı gün, Pazartesi günü aynı ilde yaşandı.

Bugüne kadar dünyada görülen en büyük depremler 2011’de Japonya’da meydana gelen ve ardından ciddi tsunami dalgaları yaratan 9 büyüklüğündeki deprem ile 1960’ta Şili’de meydana gelen 9,5 büyüklüğündeki depremdi.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan SPK’ya Sert Tepki: Reziller

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından deprem bölgesinden döndükten sonra Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) gideceğini açıkladı.

Haber Merkezi / Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “küçük yatırımcının soyulduğunu” belirten CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bölgeden dönünce SPK’ya gideceğim. En acı dolu günlerimizde bile, küçük yatırımcıyı soymaya doymadılar. Reziller!” ifadelerini kullandı.

Borsa İstanbul’da sert düşüş

Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, yüzde 8,62 değer kaybederek günü 4.505,34 puandan tamamladı ve 22 Mart 2021’den bu yana en sert düşüşünü gerçekleştirdi.

Bankacılık endeksi yüzde 8,29 ve holding endeksi yüzde 8,67 değer kaybetti. Sektör endeksleri arasında tek kazandıran yüzde 2,57 ile taş, toprak, en çok kaybettiren yüzde 9,98 ile iletişim oldu.

BIST 100 endeksindeki kayıpların yüzde 7’yi aşmasıyla Endekse Bağlı Devre Kesici Sistemi çalıştı pay piyasasındaki tüm sıralarda işlemlerin geçici olarak 2. kez durduruldu.

Millet İttifakı’nın 12’nci toplantısı ertelendi

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı belirlemek için 13 Şubat’ta yapacağı toplantı ertelendi.

Toplantıya ev sahipliği yapacak olan Saadet Partisi’nden yapılan açıklamada, “13 Şubat tarihli Saadet Partimizin ev sahipliğinde planlanan Millet İttifakı Toplantısı tehir edilmiştir” denildi.

Paylaşın

Karamollaoğlu: Vatandaşımızın Lehine Olacak Her Adımın Destekçisiyiz

Depremin etkilediği 10 ilde OHAL ilan edilmesine ilişkin değerlendirmede bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan OHAL kararına dair de şunu belirtmek isterim. Öncelikle bu sürecin titizlikle takipçisi olacağımızı ifade etmek isterim. Elbette biz böylesine hassas bir süreçte vatandaşımızın lehine olacak her adımın destekçisiyiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ancak OHAL yetkilerinin suistimal edilmesine ve bir sansür aracı haline dönüştürülmesine de asla rıza gösteremeyiz. Dualarımız; enkaz altında kurtarılmayı bekleyen kardeşlerimiz için… Temennimiz; bir an evvel depremin açtığı yaraları el birliğiyle sarabilmektir. Cenâb-ı Hâk, yâr ve yardımcımız olsun… Bölgede büyük emek sarf edenlere güç ve kuvvet versin. Afetten etkilenen vatandaşlarımıza da sabırlar ihsan eylesin inşallah.”

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, parti genel merkezinde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“”Yüreğimiz yanıyor… Acımız ve kayıplarımız çok ama çok büyük maalesef. Önce Pazarcık merkezli, ardından da Elbistan merkezli depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Mekanları cennet olsun… Yaralılarımıza Cenâb-ı Allah’tan acil şifalar niyaz ediyor ve depremden olumsuz etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun!

“Elimizden gelenin çok daha fazlasını yapmak mecburiyetindeyiz”

Gün, acılarımızı paylaşma günüdür. Gün, dayanışma günüdür, birlik ve beraberlik günüdür. Gün, hep birlikte yaralarımızı sarma günüdür. Gün, topyekûn seferberlik günüdür. Bu felaketin üzerinden de ülke ve millet olarak gelebilir, bu zorlu günleri de birlikte aşabiliriz. İlgili kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ve vatandaşlarımız ilk saatlerden itibaren ellerinden gelen çabayı ortaya koymaktadırlar. Ama bilmeliyiz ki; ancak hâlâ enkaz altında kalan ve bu soğukta sokaklarda olan insanlarımız, kendilerine uzatılacak bir eli bekleyen kardeşlerimiz var. Elimizden gelenin çok daha fazlasını yapmak mecburiyetindeyiz, artık hem moloz yığınlarıyla hem soğukla hem de zamanla yarışıyoruz.

Saadet Partisi olarak, depremin hemen ardından kurduğumuz kriz masası ile süreci an be an takip ediyoruz. Tüm imkanlarımızla ve mensuplarımızla seferber olduk. Genel Başkan Yardımcılarımız ve GİK Üyelerimiz deprem bölgelerine intikal ettiler. Her bir ilimizde heyetlerimiz sahadadır. Bölgeden merkezimize aktarılan tüm veri ve talepleri değerlendiriyoruz. Tüm bu veri ve talepleri de resmi kurumlarla paylaşıyoruz. Önümüzdeki saatler artık çok ama çok kritik. Öncelikle yapılması gereken bazı hususları da sizlerle paylaşmak isterim:

-Kurtarma faaliyetleri ara mahallelere ve sokaklara varıncaya dek ivedilikle yaygınlaştırılmalıdır.

-Beslenme, ısınma ve barınma ihtiyaçları bir an evvel giderilmeli; yeterli sayıda çadır derhal kurulmalı, kara yoluyla ulaşılması mümkün olmayan bölgelere acilen helikopterlerle ulaşılmalıdır.

-Acilen her noktada “tahliye koridorları” açılmalı ve talep eden tüm vatandaşlarımız bölgeden çıkarılmalıdır.

-Kocaeli ve İstanbul başta olmak üzere iş makineleri ve vinç imkanları fazla olan illerimizden takviye ekipmanlar derhal bölgeye sevk edilmelidir. Zira bu bölgelerde hizmete hazır binlerce iş makineleri ve vinç mevcuttur.

“Atılması gereken adımları çok hızlı bir şekilde atmalıyız”

Amasız fakatsız, bahanelere asla sığınılmadan, kesinlikle hamaset diline başvurulmadan insanlarımızın feryatlarına kulak vermek, başta yetkililer olmak üzere hepimizin görevidir. Evet bu büyük bir felaket! Ancak Türkiye’miz de büyük bir ülke! Önemli olan husus, imkanlarımızı doğru değerlendirerek, süreci iyi yönetebilmektir. Maalesef deprem öncesi hazırlık sürecini iyi yönetemediğimiz ortada; fakat en azından deprem sonrası süreci sağlıklı yönetmemiz elzemdir. Yani, şimdi atılması gereken adımları çok hızlı bir şekilde atmalıyız.

Sözlerimin sonunda, az evvel Sn. Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan OHAL kararına dair de şunu belirtmek isterim. Öncelikle bu sürecin titizlikle takipçisi olacağımızı ifade etmek isterim. Elbette biz böylesine hassas bir süreçte vatandaşımızın lehine olacak her adımın destekçisiyiz. Ancak OHAL yetkilerinin suistimal edilmesine ve bir sansür aracı haline dönüştürülmesine de asla rıza gösteremeyiz. Dualarımız; enkaz altında kurtarılmayı bekleyen kardeşlerimiz için… Temennimiz; bir an evvel depremin açtığı yaraları el birliğiyle sarabilmektir. Cenâb-ı Hâk, yâr ve yardımcımız olsun… Bölgede büyük emek sarf edenlere güç ve kuvvet versin. Afetten etkilenen vatandaşlarımıza da sabırlar ihsan eylesin inşallah.”

Paylaşın

Depremin Vurduğu 10 İlde OHAL İlan Edilmesi Ne Anlama Geliyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin vurduğu Adıyaman, Kilis, Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Malatya ve Adana’da üç ay süreyle olağanüstü hal ilan (OHAL) edildiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Deprem yaşanan 10 ilimizi kapsayan ve 3 ay sürecek OHAL kararıyla ilgili Cumhurbaşkanlığı ve Meclis süreçlerini hızla tamamlayacağız” dedi.

Erdoğan’ın da açıklamasında değindiği Anayasa’nın 119’uncu maddesi, belli şartlar altında Cumhurbaşkanı’na OHAL ilan etme yetkisi veriyor.

Anayasa’nın 119’uncu maddesinde bu şartlar arasında savaş, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik şiddet hareketleri, salgın hastalık ve ağır ekonomik bunalımın yanı sıra “tabii afet” de sıralanıyor.

Anayasa’ya göre, OHAL ülkenin tamamında veya bir bölgesinde ilan edilebiliyor ve en fazla altı sürebiliyor.

OHAL ilanı kararın verildiği gün Resmi Gazete’de yayımlanıp, onay için aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) gönderiliyor. TBMM, gerekli görmesi halinde süreyi kısaltıp uzatabiliyor ya da OHAL’i kaldırabiliyor.

OHAL ilanı hangi yetkileri veriyor?

Kahramanmaraş’ta yaşanan depremlerin ardından arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerinin daha hızlı bir şekilde koordine edilebilmesi için bir süredir OHAL ilan edilmesi çağrıları yapılıyordu.

OHAL ilanı, olağanüstü durumlarda yardım faaliyetlerinin hızlandırılması ve hayatın normal akışına dönülmesini sağlayacak adımların daha hızlı bir şekilde atılması için idareye istisnai yetkiler kullanma hakkı tanıyor.

Afet durumlarında alınacak tedbirler ve OHAL’in uygulamasına ilişkin detaylar ise kanunlarla düzenlenmiş durumda.

OHAL Kanunu’nun 5’inci maddesine göre, doğal afet nedeniyle OHAL ilan edilmesi durumda, “felâkete uğrayanların kurtarılması, meydana gelen hasar ve zararın telafisi için ihtiyaç duyulan ve hemen sağlanamayan para ve her türlü taşınır ve taşınmaz mallar ve yapılması gereken işler; para, mal ve çalışma yükümlülüğü yoluyla” sağlanması öngörülüyor. Bu yükümlülüklerin detayları da yine aynı kanunda düzenleniyor.

OHAL Kanunu’nda kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra özel ve tüzel kişilerin de arazi, arsa, bina, araç, gereç, yiyecek, ilaç ve tıbbi malzeme gibi kendilerinden talep edilen her türlü maddeyi vermek zorunda olduğu belirtiliyor.

OHAL’in yardım çalışmalarına etkisi ne?

OHAL, ilan edildiği bölgelerde valilere çevre illerden ve ordudan yardım isteme yetkisi de tanıyor.

Kanunun 20’nci maddesinde, “Bölgelerinde… olağanüstü hal ilan edilen bölge valileri, kendi mülki idare bölümlerindeki ‘Acil Kurtarma ve Yardım Örgütlerinin’ ihtiyacı karşılamayacağının anlaşılması üzerine, çevredeki bölge valiliklerine başvururlar. Bölge valileri, ani ve olağanüstü olaylarla karşılaşmaları veya yakın bölge valiliklerinin göndereceği yardım gelinceye kadar, bölgedeki en büyük askeri komutanlıktan yardım isteyebilir” ifadeleri yer alıyor.

OHAL Kanunu’nun getirdiği bir başka düzenleme de OHAL Koordinasyon Kurulu’nun kurulması. Doğal afet durumlarında ilan edilen OHAL’de Koordinasyon Kurulu da farklı bölgelerdeki yardımların düzenlenmesi ve arama-kurtarma çalışmalarının koordinasyonunun sağlanmasından sorumlu oluyor.

Türkiye’de daha önce yaşanan depremlerin ardından özellikle sosyal medyada sarsıntının büyüklüğünün 7’nin üzerinde olması halinde OHAL ilan edilmesinin zorunlu olduğu yönünde iddialar sıkça dolaşıma girmişti.

Ancak, Anayasa ve başta OHAL Kanunu olmak üzere ilgili yasal düzenlemelerde böyle bir şart ve zorunluluk yer almıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın