Depremzedeler İçin Psikolojik Rahatsızlıklar Uyarısı

10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde on binlerle ifade edilen can kaybı yaşanırken, 100 bine yakın kişi ise yaralandı. Uzmanlar ise, çok sayıda depremzedenin büyük bir travma yaşadığına dikkat çekiyor.

Enkaz altından saatler sonra çıkarılanlar, soğuk ve karanlıkta yakınlarına ulaşmaya çalışanlar, yakınlarını kaybedenler, aile üyelerinin ölümüne tanıklık edenler ve deprem sonrası yaşadıkları bölgenin yerle bir olduğunu görenlerin yaşadıkları travmanın etkisinde kalabileceği belirtiliyor.

Depremin ardından Hatay’da bir sahra hastanesi kuran Hint ordusu bünyesindeki sağlık ekibi, bölgede sağlık sorunlarının arttığı uyarısında bulundu.

Reuters’e değerlendirmelerde bulunan sağlık görevlileri, özellikle Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve panik atak gibi psikolojik sorunlar yaşayanların arttığını vurguladı.

Hintli ekipten Binbaşı Beena Tiwari, “Başlarda enkazın altından yaralı olarak kurtulan hastaları tedavi ediyorduk. Ancak artık çok sayıda kişi geçirdikleri şokun etkisiyle travma sonrası stres bozukluğu şikayetleriyle bize başvuruyor” dedi. Tiwari, birçok kişinin panik atak yaşadığını da vurguladı.

Uzmanlar çok sayıda depremzedenin büyük bir travma yaşadığına dikkat çekiyor. Enkaz altından saatler sonra çıkarılanlar, soğuk ve karanlıkta yakınlarına ulaşmaya çalışanlar, yakınlarını kaybedenler, aile üyelerinin ölümüne tanıklık edenler ve deprem sonrası yaşadıkları bölgenin yerle bir olduğunu görenlerin yaşadıkları travmanın etkisinde kalabileceği belirtiliyor.

Bir Türk sağlık görevlisi de Reuters’e açıklamasında, “İnsanlar şok döneminden sonra kendilerine gerçekte ne olduğunu yeni yeni idrak etmeye başlıyorlar” dedi.

Enfeksiyon hastalıkları riski

İskenderun’da kurulan hastanenin yöneticisi Yaduvir Singh de enfeksiyon hastalıkları ve üst solunum yolu şikayetleri ile kendilerine başvuran hastaların sayısında artış olduğunu vurguladı.

Depremden sonraki ilk günlerde ameliyatlara yoğunlaştıklarını ancak şu anda hasta profilinin değiştiğini belirten Singh, günlerce enkaz altında kalan pek çok kişi bulunduğuna, hayatta kalan binlerce depremzedenin dondurucu soğukta çadırlarda yaşam mücadelesi verdiğine dikkat çekti.

DSÖ’den 43 milyon dolarlık bütçe

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Türkiye’de düzenli sağlık hizmetlerinin devam edebilmesi ve enkazdan kurtarılanların rehabilitasyonu için 43 milyon dolarlık bütçe ayrıldığını açıkladı.

Örgütün Avrupa Direktörü Hans Kluge, “İhtiyaçlar devasa boyutlarda ve her saat artıyor. Depremden etkilenen her iki ülkede yaklaşık 26 milyon kişinin yardıma ihtiyacı var” dedi.

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde ölenlerin sayısı 31 bin 974’e yükseldi; yaralı sayısının ise 50 binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Ahmet Davutoğlu İktidarı Uyardı: Sivil Darbeye Kalkışmayın

10 ilde etkili olan ve 35 binden fazla can kaybına yol açan Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle seçimlerin ertelenemeyeceğini söyleyen GP Lideri Davutoğlu “Böyle bir acı dönemde, seçimi erteleyerek bir müddet daha iktidarda kalma çabanız millete yapılabilecek en büyük zulümdür” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Biz böyle bir acılı dönemde, seçimi zihnimizden bile geçirmeyiz. Günü geldiğinde yapılır. Şimdi acıyı yaşamamız lazım. Ama siz ve sizin yakınınızdakiler, siz dolaylı olarak sizin çevrenizdekiler, doğrudan ifadelerle seçimin ertelenmesi senaryolarını gündeme getiriyorlar. Yapmayın.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Ey iktidar sahipleri, üniversiteleri kapatmayın. Millet acılar içindeyken seçim erteleme senaryoları ile sivil bir darbeye kalkışmayın, tehdit etmeyin, tezgah kurmayın, işinizi yapın” notu ile sosyal medya hesabından bir video yayınladı.

GP Lideri Davutoğlu mesajında, “Böyle bir acı dönemde, seçimi erteleyerek bir müddet daha iktidarda kalma çabanız millete yapılabilecek en büyük zulümdür. Biz böyle bir acılı dönemde, seçimi zihnimizden bile geçirmeyiz. Günü geldiğinde yapılır. Şimdi acıyı yaşamamız lazım. Ama siz ve sizin yakınınızdakiler, siz dolaylı olarak sizin çevrenizdekiler, doğrudan ifadelerle seçimin ertelenmesi senaryolarını gündeme getiriyorlar. Yapmayın” ifadelerini kullandı.

“Anayasal şartları çiğneyerek alacağınız her karar, YSK’yı kullanarak yönlendireceğiniz her adım sivil bir darbe niteliği taşıyacaktır” diyen Davutoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kararı alanlar millet vicdanına da mahkum olur. Şimdi işinize bakın. Bırakın seçimleri, şu anda işinize bakın. İşinizi yapın. Milletin ihtiyaçlarını karşılayın. Milletin alandaki ızdırabına ortak olun. Bugünkü iktidardakiler kısa dönemli hesaplar içinde depremi bile istismar etmeyi, bunun için demokrasiye sivil darbe yapmayı bile düşünebilirler. Ama biliniz ki biz buradayız. Hem devleti ayağa kaldıracağız hem demokrasimizi ayakta tutacağız hem de milletimizin üzerindeki bu kara bulutların dağılması için gece gündüz çalışacağız.”

Uzaktan eğitim kararına eleştiri

Üniversitelerde uzaktan eğitime geçme kararı “Çok yanlış bir karar aldınız” sözleriyle eleştiren Davutoğlu, “Zaten pandemi dolayısıyla 2019’da eğitime başlayan gençlerimiz bu sene mezun olacakken 8 dönemin 4 dönemini uzaktan eğitimle geçirmiş olacaklar. Bu, uygulama alanlarda telafisi mümkün olmayan bir boşluk doğuracak. Bu kararınızı tekrar gözden geçirin. Depremzedeleri barındıracak alternatif imkanlar bulunur” dedi.

Paylaşın

Erdoğan Açıkladı: Depremlerde Can Kaybı 35 Bin 418’e Yükseldi

AFAD merkezinde yapılan kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kahramanmaraş merkezli depremlerde 35 bin 418 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Erdoğan, “Yaralılarımızın 13 bin 208’i halen hastanelerimizde tedavi altındadır” dedi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasının devamında, “İlk belirlemelere göre deprem bölgesinde 47 bin binadaki 211 bin konutun, yıkılmış, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğu tespit edildi” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bölgedeki şehirlerimizin ayakta kalan kapasiteleriyle ülkemizin tamamındaki kamu imkanlarını hemen harekete geçirdik. Yıkımın büyüklüğüne ve kış mevsiminin engellerine rağmen şartları sonuna kadar zorladık. En kısa sürede ve etkinlikte şehirlerimize ulaşmak için devlet ve millet olarak seferber olduk. Ayrıca şehirlerimizin hasar gören içme suyu ve kanalizasyon altyapıları da depremzedeler ve yardım ekipleri için sorunları beraberinde getirdi.

Böylesine büyük felaket dünyanın hangi ülkesinde yaşanırsa yaşansın görülebilecek aksaklıklar elbette bizde de yaşandı. Devletimizin bakanlık, kurum, sivil toplum, uluslararası yardım kuruluşuyla deprem bölgesine bir an önce ulaşmak ve çalışmalara başlamak için canla başla mücadele etmiştir.

İlk saatte zorluklar aşıldıkça yürütülen çalışmalar daha sistematik ve etkili hale gelmeye başlandı. Depremin etkilediği yerleşim yerlerine ulaşıldı. Bölge genelindeki çalışmalar arama kurtarma, yardım malzemelerin dağıtımına kadar bütün süreçleri ile düzene sokuldu. Yaklaşık 250 bin kamu görevlimiz deprem bölgesindeki çalışmalarda yer alıyor.

Sivil toplum kuruluşları ve uluslararası yardım ekipleri ve profesyonel kadro sayısı 35 bini aştı. İş makinası sayısı 12 bin 235, uçak sayısı 76, helikopter sayısı 121, gemi sayısı 26, İHA 45’e ulaştı.

Depremin üzerinden geçen uzun saatlerin ardından bile arama kurtarma ekiplerimizin yıkıntıların altından canlı vatandaşlarımızı çıkartabiliyor olması bu kara tablo içindeki en önemli teselli kaynağımızdır. 320 seyyar mutfak bölgede her gün sıcak yemek dağıtıyor. Kızılay yemek adedi 20 milyon, ekmek 22 milyon adedi buldu.

100 ülkeden yardım çağrısına cevap aldık. 84’ü toplamda 10 bin 943 arama kurtarma personeli ile sahadaki çalışmalara katıldı. 4 ülkenin ekibi çalışmalarını tamamlayıp geri döndü. Bu rakamın dünyadaki toplam arama kurtarma kapasitesinin çok önemli bölümüne tekabül ettiğinin altını çizmek isterim.

Bizi arayan dünyanın dört bir yanından 42 ülkenin devlet ve hükümet başkanıyla telefonda görüşmelerim oldu. Katar Emiri kardeşim ile çeşitli ülkelerden bakan seviyesindeki temsilcileri ülkemize gelerek taziyelerini ilettiler.

Enkaz altında kalan son vatandaşımızı oradan çıkarana dek çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Arama kurtarma çalışmalarını bitirdikten sonra enkaz kaldırma işlemlerini hızlandıracağız. Depremin yıktığı, oturulamaz hale getirdiği her ev ve işyerini yeniden yapıp, hak sahiplerine teslim edeceğiz.

TOKİ ülke genelinde 1 milyon 180 binanın kalitesi ve güvenliği ile depremlerden alnının akıyla çıkmış kuruluşumuzdur.

Son afette yıkılan tüm binaların yüzde 98’inin 1999 yılı öncesi inşa edilenler olması bize bina standardı ve denetimi konusunda kat ettiğimiz ilerlemeye göstermekle birlikte işi daha sıkı tutmamız gerektiğini de hatırlatıyor. Bilimsel verilerin ışığında bölgede yeni inşa edilecek konutlar ve şehirlerle ilgili hazırlıklara Çevre Şehircilik Bakanlığımız ile TOKİ’miz tarafından başlatılmıştır.

Hasar tespiti biten her yerde derhal inşaat çalışmalarına geçeceğiz. Mart başı itibariyle 30 bin konutun inşasına hemen başlıyoruz. Birkaç ay içinde fay hatlarının uzağında inşa edeceğimiz tüm konutların yapımına geçilmiş olacaktır. Amacımız 1 yıl içinde deprem bölgesinin tamamında konut ihtiyacını çözecek sayıda kaliteli ve güvenli yapının inşasını tamamlamaktır.

Bu sürede çadır, konteynır, prefabrik yapılar, otel odaları, kamu misafirhaneleri, diğer illerimizdeki kiralık konutlarla depremzedelerin geçici barınma ihtiyaçlarına cevap vermeyi planlıyoruz.

Deprem bölgesi vatandaşlarımızdan 1 yıl sabretmelerini istiyorum. İnşallah depremin yol açtığı yıkımları tümüyle telafi edeceğiz. Van, Elazığ, Malatya, İzmir, Bingöl depremleri, Kastamonu, Bartın, Sinop, Giresun sel afetleri, Antalya ve Muğla yangınlarında nasıl kısa sürede yıkımın izlerini silip yeni konutları sahiplerine teslim ettiysek Allah’ı izniyle burada da aynısını yapacağız.

Hiçbir vatandaşımızı maddi ve manevi açıdan sahipsiz bırakmayacağız. Deprem bölgesinde yaşayan vatandaşlarımdan istirhamım; şehirlerine, ilçelerine, mahallelerine, evlerine işlerine hayatlarına sahip çıkmalarıdır. Yılgınlık, benzinlik, yorgunluğa, yeise kapılmadan beraberce bu felaketin acısını dindirecek, kayıpları telafi edeceğiz.

Dün İstanbul Çam Sakura Hastanesindeydim. Oradaki depremzede vatandaşlarımızı, çocukları, aileyi bizzat görme fırsatım oldu. Birçoğu İstanbul’daki ailelerin yanına gelmek, yaralı olanlar da Çam Sakura Hastanemizde tedavilerini oluyorlar.

İstanbul’un değişik hastanelerinde dağıtılmak suretiyle bu noktada Sağlık Bakanlığımız gerekli müdahaleleri yapıyor. İlk etapta oturulamaz hale gelen hane başına 15 bin lira taşınma ve 5 bin lira ile 2 bin lira arasında kira yardımı. Hane başına 10 bin lira destek yardımı yapacağımızı açıklamıştık.

Acil ihtiyaçlar için 100 bin lira nakdi yardımlarda bulunuyoruz. Vatandaşlarımıza ilave destekler de yapacağız. Devlet ve millet olarak elele vererek hiçbir mağdur ve mazlumu sahipsiz bırakmayacağız.

Bankacılık sektörümüz, Hazine ve Maliye Bakanlığımız öncülüğünde 2022 karlarını yüzde itibariyle belli bir oranını şu an itibariyle 50 milyar lira civarında bunları dayanışma paketi olarak depreme tahsis ettiler. Bu meblağ depremzedeler için yapılacak çalışmalarda kullanılacaktır.

Bölgedeki işletmelere yönelik ilave kredi garanti fonu kefaletli kaynaklar hazırlanmıştır. Ülkemizin ihracatına 20 milyar dolar katkıda bulunan bölgenin ayağa kalkmasını sağlamak için her türlü katkıyı sağlayacağız.

Vergi ertelemelerinden bankacılık düzenlemelerine kadar pekçok unsuru içeren yaklaşık 638 bin mükellefimiz yararlanacaktır. AFAD’a yapılan şimdilik tutarı 8, 3 milyar lirayı bulan yardımların tamamını deprem bölgesi için kullanıyoruz. Yarın akşam saat 20.00’de KKTC ve Azerbaycan’daki tüm televizyon kanalları ve radyoların katılımı ile ‘Türkiye Tek Yürek’ sloganıyla bir yardım kampanyası düzenlenecek.

Şahsımızın ve arkadaşlarımızın maaşlarından yaptıkları taahhütler iş insanların katkılarıyla AFAD’a toplamda 136 milyon 586 lira bağış kararı aldık.

Büyük yıkım ve can kaybı yaşanan 10 ilimizi ziyaret ederek çalışmaları yerinde gördük.

Halihazırda kamu yurtları ve oteller olmak üzere 1.6 milyon depremzedenin barınma ihtiyacını karşılamış durumdayız. Tahliyeler ve kendi imkanlarıyla 2 milyon 200 vatandaşımızın bölge dışına çıktığını değerlendiriyoruz.

Katar’dan yola çıkmaya başlayan 10 bin konteynırı ülke içi ve dışından yapacağımız takviyelerle ihtiyaç sahiplerinin hizmetine vereceğiz.

Kamu misafirhaneleri başta olmak üzere diğer barınma tesislerini de bu amaçla kullanıyoruz. Kredi ve Yurtlar Kurumumuza bağlı yurtlarımızı da öğrencilerimizin mağduriyetine meydan vermeden depremzedelere açtık.

Binlerce üniversite öğrencimiz, akademisyenimiz, idari personelimiz deprem bölgesinde çalışmalarda aktif görev alıyor.

Deprem bölgesinde tüm okullarda ikinci dönemde devam şartı aranmayacaktır. Deprem bölgesinde 1 mart itibariyle 10 ilimizde ki, buna Elazığ’ı ilave edeceğim şartları uygun okullarımızda eğitim, öğretime başlama imkanını veriyoruz.

Eğitimci ordumuzun barınmadan gıdaya, arama kurtarmadan destek organizasyona kadar her alanda yürüttüğü çalışmaları takdirle karşılıyoruz.

Emniyet teşkilatımız, 73 bin, jandarmamız 65 bin personeliyle bölgede hizmet veriyor. 10 bine yakın gönüllümüz adeta destan yazıyor. Milli Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tüm unsurlarını depremzedelere yardımcı olmak, güvenliği sağlamak üzere seferber olmuştur.

Bölgede görev yapan 38 bin kahraman Mehmetçiğimize yaptıkları fedakarlık ve gayretleri için bir kez daha teşekkür ediyorum.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız Zonguldak Türkiye Kömür İşletmeleri’nden buradaki deprem bölgesine gelen tüm oradaki madencilerimizin gerçekten cansiperane verdikleri mücadele hiçbir zaman hatıralarımızdan silinmeyecektir.

AFAD’ın diğer tüm unsurları bu mücadeleyi bu şekilde verdiler. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız depremzedelere psikososyal destek, kimsesiz çocuklara sahip çıkmaya kadar sorumluluklarını yerine getiriyor.

Adalet Bakanlığımız hem cenazelerin defni için gereken hukuki işlemleri, yıkılan binaların sorumluları ile takibi yürütmek için bölgede yüzlerce savcı görevlendirdi.

Tarım ve Orman Bakanlığımız DSİ vasıtasıyla bölgedeki barajların gözetimini yapmıştır.

Siyaset burada çirkinleşti, ne yaptılar? Barajların patladığından, su tutamaz hale geldiğinden bahsetmeye başladılar. Sosyal medyanın bu noktada attığı iftiralarla bu zor zamanda bir olma, yekpare hareket etmemiz gereken bir anda ne yazık ki Türkiye’de siyaset belli bölümüyle ana muhalefet ciddi manada çirkinleşti.

Bu tür yalanlarla sosyal medyada yalanlar öbür taraftan bakıyorsunuz kalkıyor Borsa İstanbul’daki atılan adımlarla SPK’nın önünde gösteri yapıyor. Bu milletin paralarının SPK’da veya farklı yerlerde yok edildiğinden bahsediyor. Gün bir ve beraber olma zamanıdır. Bu tür şeylerle ilgili elinde belgen varsa, hayat boyu zaten bu tür belgelerle konuşmadın. Hayatın hep yalanlarla hareket ettin. Bu arada yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Senin mumun çoktan yandı ve hala yanmaya devam ediyor.

Benim seçim bölgelerinde de yıllardır gezdim, şimdi de afet bölgelerinde dolaşıyorum, vatandaşımla hemhal olacağım.

Bu arada çiftçimizin destekleme ödemesini öne alarak hızla yapıyoruz. Ticaret Bakanlığımız deprem fırsatçılarına göz açtırmamak için denetimlerini artırırken esnaf ve sanatkarımıza destek veriyor. Ülkemizin önde gelen üretim bölgelerinden biri olan deprem yaşanan şehirdeki çalışmalarımıza yardımcı olunacaktır.

Dışişleri Bakanlığımız yurt dışındaki vatandaşlarımızın, ülkemize gelecek ekiplerin taleplerini karşılayacak tedbirleri alıyor.

Milletlerin ve devletlerin asırlar boyunca karşılaşabilecekleri ender felaketlerinden birini yaşarken birliğe, berabere, dayanışmaya, vicdana ihtiyacımız olan dönemden geçiyoruz. Bozguncuların fitnelerine, yalanlarına, hezeyanlarına itibar etmeden insanlarımıza aydınlık gelecek kurmak için var gücümüzle çalışıyoruz.

İnsanlarımızın acılarını paylaştığı ortamda siyasi çıkar elde etmek için sağa sola saldıranlarını görmekten üzüntü duyuyorum. Çalışmaları değersizleştirmek için iftiraya, her türlü çirkefliğe sergileyenleri şimdilik biz de not ediyoruz. İnsanlar can derdinde iken SPK önüne gidip siyaset yapanları, öğrencilerimizi kışkırtanları, canla başla yürüten faaliyetleri sabote etmeye kalkanları asla unutmayacağız.

Şu anda temsil ettiğim makamın gereği, milletimize olan saygımızın gereği deprem felaketini siyasi ranta dönüştürenleri elbette affetmeyeceğiz ama onların seviyesine de inmeyeceğiz.

Vaktimizi, enerjimizi ve imkanlarımızı sadece bunun için kullanıyoruz. Rabbim ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten, beladan kazadan muhafaza etsin, yar ve yardımcımız olsun diyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

22 Milletvekiline Ait 26 Dokunulmazlık Dosyası Meclis’te

Ağırlıklı olarak Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerine ait 26 dokunulmazlık dosyası, TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Listede, İYİ Parti, Demokrat Parti, Yenilik Partisi ve Demokratik Bölgeler Partisi’nden de isimler yer aldı.

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve HDP’li Alican Önlü, Hasan Özgüneş ve Pero Dundar hakkında 2’şer dosya hazırlandı.

Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri, Meclis Başkanlığı tarafından Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyon’a havale edildi.

Fezlekeleri Karma Komisyon’a sevk edilen milletvekilleri şöyle:

– HDP Eş Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Pervin Buldan

– HDP İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç

– HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ

– HDP Diyarbakır Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir

– HDP Mardin Milletvekili Pero Dundar

– HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü

– HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz

– HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü

– HDP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan

– HDP Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş

– HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk

– HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz

– HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik

– HDP Mardin Milletvekili Ebrü Günay

– HDP Şırnak Milletvekili Nuran İmir

– HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç

– HDP Şanlıurfa Milletvekili Nusrettin Maçin

– Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Salihe Aydeniz

– İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk

– İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray

– Demokrat Parti Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt.

– Yenilik Partisi Genel Başkanı ve Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş Yazdı: Erdoğan Öfkesinde Haklı Mı?

“Erdoğan öfkesinde haklı mı? Tüm sorumluluklarını yerine getirmesine rağmen mi eleştiriliyor? Sadece Erdoğan karşıtlığından mı yapılıyor bu eleştiriler?” şeklindeki soruların yanıtlarını aradığını belirten Demirtaş, yanıtında ise şu ifadeleri kullandı:

“Madem Erdoğan tüm yetkileri kendisinde toplayıp tek adam oldu, tüm yapılması gerekenleri yapması gerekmez miydi? Çünkü bu sistemde hiç kimse Erdoğan’dan talimat almadan harekete geçmiyor. Şimdi biz Erdoğan’ı sorumlu tutmayalım da kimi tutalım? Tek adam kendisi olduğuna göre, tüm sorumluluk Erdoğan’dadır. En büyük hesabı da halka vermek zorundadır. Ve bu, er ya da geç olacaktır.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Gazete Duvar’a “Yoksa Erdoğan haklı mı?” başlıklı bir köşe yazısı kaleme aldı.

Demirtaş yazısında “Erdoğan öfkesinde haklı mı? Tüm sorumluluklarını yerine getirmesine rağmen mi eleştiriliyor? Sadece Erdoğan karşıtlığından mı yapılıyor bu eleştiriler?” şeklindeki soruların yanıtlarını aradığını söyledi.

Demirtaş’ın yazısı şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca eleştirileri kaldırmamasıyla bilinen bir lider. Yaşanan büyük felaket karşısında ilk eleştirilmesi gereken kişi doğal olarak kendisi olmasına rağmen, kameraların karşısına yine en sert, en öfkeli haliyle çıkıyor. Peki Erdoğan öfkesinde haklı mı? Tüm sorumluluklarını yerine getirmesine rağmen mi eleştiriliyor? Sadece Erdoğan karşıtlığından mı yapılıyor bu eleştiriler? Gelin, bu soruların yanıtlarını birlikte arayalım.

Depremden önce yapılması gerekenler yapıldı mı?

Doğu Anadolu fay hattının yaratacağı yakın tehlike, yıllardır bilimsel raporlarla ortaya konulmasına rağmen fay hattı üzerindeki yerleşim birimlerinde bulunan yapılar depreme dayanıklı hale getirildi mi? Hayır, tam aksine ruhsatsız, kaçak tüm yapılar imar aflarıyla yasal hale getirildi. Kamu binaları dahil olmak üzere tek bir binada bile depreme dayanıklılık koşulu aranmadı. Allah’ını seven istediği yeri istediği evi yaptı, yöneticiler de çoğu rüşvet karşılığında bu yapılara ruhsat verdi. Deprem kuşağındaki yerleşim birimlerinde deprem yardım, ulaşım, iletişim, boşaltma gibi planlar sağlıklı şekilde yapıldı mı? Yapılmadığını acı acı izliyoruz.

Depremden sonra yapılması gerekenler yapıldı mı?

Depremden önce bunlar yapılmadığı için yıkım çok büyük oldu. Peki deprem olduktan sonra yapılması gerekenler yapıldı mı? Ona da detaylıca bakalım. Erdoğan depremden sonra en geç beş dakika içinde uyandırıldı mı? Hiç sanmıyorum. En geç yarım saat içinde ilk durum tespit raporu kendisine sunuldu mu? Hiç sanmıyorum. Felaketin büyüklüğünü daha o anda anladı mı? Hiç sanmıyorum. Daha 35. dakikada Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri ile jandarma teşkilatına, birinci seviye alarm talimatı verdi mi? Vermediğini biliyoruz.

Mesela saraydan çıkıp AFAD merkezine doğru giderken daha 40. dakikada ayırımsız tüm siyasi partilerin, meslek odalarının, işçi ve işveren sendikalarının genel başkanlarının acilen uyandırılıp konferans yoluyla AFAD Koordinasyon Merkezi’ne bağlanmalarını istedi mi? İstemediğini biliyoruz. Felaket bölgesi dışında kalan tüm il ve ilçe belediye başkanlarının hemen uyandırılıp tüm ekip ve ekipmanlarıyla yola çıkmaya hazır olmalarını organize etmelerini istedi mi? İstemediğini biliyoruz. Diyelim ki bu sırada 45. dakikadayız ve Erdoğan halen AFAD merkezine doğru yolda. Yurt dışındaki tüm büyükelçiliklerimize ve temsilciliklerimize acil koduyla bulundukları ülkelerin devletlerinden yardım istemeleri talimatı verdi mi? Vermediğini biliyoruz.

Enerji Bakanı’na, kamu ve özel tüm maden firmalarının çalışanlarının yola çıkmaya hazır olmaları için talimat verdi mi? Vermediğini biliyoruz. Ulaştırma Bakanı’na, ülkedeki resmi sivil tüm uçak, helikopter, gemi, tren, TIR, kamyon, vinç, çekici, otobüs ve benzerlerinin deprem bölgesine hizmete hazır hale getirilmesi talimatını verdi mi? Vermediğini biliyoruz. İletişim ağının hızla onarılması emrini verdi mi? Vermediğini biliyoruz. İçişleri Bakanı’na, deprem bölgesine giden tüm yolların trafiğe açık tutulması, yollardaki hasarların hızla onarılması, yeterli sayıda emniyet biriminin, güvenliği sağlamak için deprem bölgesine hızla gönderilmek üzere hazırlanması için diğer bakanlıklarla ortak çalışması talimatını verdi mi? Vermediğini biliyoruz.

Farz edelim ki artık 55. dakikadayız ve Erdoğan AFAD merkezine yetişmiş durumda. İlk hasar raporları ulaşmıştır. Tüm bakanlar da birer birer merkeze gelmeye veya konferansla bağlanmaya başlamıştır. Sağlık Bakanı’ndan hastane, personel, ilaç, hasta ve yaralı taşınması için tüm olanakların seferber edilmesini istemiş midir? İstemediğini biliyoruz. Deprem bölgesindeki ilk müdahale ve kurtarma ekipleri enkazlara ulaşmış olmalı. Diğer kentlerdeki sivil ve resmi tüm kurtarma ekipleri depremin vurduğu 10 ile doğru koordineli şekilde yola çıkmış olmalı. AFAD Başkanı’ndan bunların teyidini almış mıdır? Almadığını biliyoruz. Dayanışma çağrısı yapan, moral veren ve uyarılar içeren en kapsayıcı, en kucaklayıcı ulusa sesleniş konuşması yapmış mıdır? Yapmadığını biliyoruz.

Diyelim ki bu esnada üzerinden 70 dakika geçmiş olsun. Depremi hissetmeyen 71 ilde yurttaşların çoğu halen uykudayken devlet tüm gücüyle harekete geçmiş, alarm halindedir. Deprem bölgesi dışındaki vatandaşlarımız uyandıklarında büyük felaketi ve enkaza müdahale eden on binlerce kamu görevlisi görebilecekti, gördü mü? Göremedik ne yazık ki.

Eğer ki Erdoğan’ın yaklaşımı bu senaryoda belirttiğim gibi olsaydı sonrasında dayanışma, birlik ve yardımlaşma ruhu da çok daha büyük olacaktı ve binlerce yurttaşımızı daha enkaz altından sağ çıkarmayı başaracaktık. Halkı için ciğeri yanan bir devlet başkanı, bunları ve çok daha fazlasını yapardı.

Peki neler yapıldı?

Peki Erdoğan bunları yapmadı da ne yaptı? Kendi partisinin belediye başkanlarına tek tek telefon etti ama böyle yıkıcı bir depremde en etkili çalışabilecek dört büyükşehir belediyesinin de dahil olduğu tek bir muhalefet belediyesiyle bile konuşmadı. Halkın karşısına ancak gün ortasında çıktı ve hayatının en öfkeli konuşmalarından birini yaparak muhalefeti suçladı, ayrıştırdı, hakaret ve tehdit etti. Depremzedelere 10 bin TL ve yeni ev vadetti. Sosyal medyayı kısıtladı. OHAL ilan etti. Yurtları boşaltıp üniversiteleri kapattı. Birkaç muhalefet liderini, o da sadece telefonla aradı, diğer liderlerle hiç iletişim kurmadı. Sivil, gönüllü yardımları engelledi. Şerefsiz dedi, namussuz dedi, soysuz dedi, dedi de dedi…

Şimdi siz söyleyin Allah aşkına, Erdoğan eleştirilere öfkelenmekte haklı mı? Madem Erdoğan tüm yetkileri kendisinde toplayıp tek adam oldu, tüm yapılması gerekenleri yapması gerekmez miydi? Çünkü bu sistemde hiç kimse Erdoğan’dan talimat almadan harekete geçmiyor. Şimdi biz Erdoğan’ı sorumlu tutmayalım da kimi tutalım? Tek adam kendisi olduğuna göre, tüm sorumluluk Erdoğan’dadır. En büyük hesabı da halka vermek zorundadır. Ve bu, er ya da geç olacaktır.

Paylaşın

AFAD Açıkladı: Depremlerde Can Kaybı 31 Bin 974’e Yükseldi

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde ölenlerin sayısının 31 bin 974’e yükseldiğini açıkladı.

Haber Merkezi / AFAD’dan yapılan açıklamada, depremin etkilediği Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ illerinde depremlerin ardından 3 bin 170 artçı depremin meydana geldiği belirtildi. AFAD’ın verdiği bilgiye göre  195 bin 962 afetzede, bölgeden diğer illere tahliye edildi.

Bölgede 35 bin 249 arama kurtarma personeli görevi yapıyor

Bölgede AFAD, Sahil Güvenlik ve İtfaiye’nin de bulunduğu STK’lar ve uluslararası arama kurtarma personelinden oluşan toplam 35 bin 249 arama kurtarma personelinin görev yaptığını belirten AFAD, diğer ülkelerden gelen arama kurtarma personeli sayısını 9 bin 456 olarak duyurdu.

Ayrıca AFAD, Emniyet, Jandarma, MSB, UMKE, Ambulans Ekipleri, Gönüllüler, Yerel Güvenlik ve Yerel Destek Ekipleri’nden görevlendirilen saha personel sayısı ile birlikte bölgede görev yapan toplam 249 bin 89 personelin görev yaptığı belirtildi.

Deprem bölgesine ne gönderildi?

Depremden yoğun şekilde etkilenen 10 ile AFAD, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kızılay ve uluslararası ülke ve kuruluşlar tarafından 227 bin 762 çadır, 48 bin 271 konteyner ve 2 milyon 607 bin 390 battaniye gönderildiği kaydedildi.

Dört Mobil Sosyal Hizmet Merkezi’nin, Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye ve Malatya illerinde görevlendirildiği, deprem bölgesinde 221 bin 651, deprem bölgesi dışında 34 bin 954 olmak üzere toplam 256 bin 605 kişiye psikososyal destek verildiği belirtildi.

Erdoğan, 81 bini aşkın yaralının önemli bir kısmının taburcu edildiğini söyledi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) düzenlenen Dünya Hükümet Zirvesi’ne gönderdiği video mesajda Kahramanmaraş merkezli depremlerdeki son duruma ilişkin de bilgi verdi:

“Depremlerden yaralı olarak kurtulan 81 bini aşkın vatandaşımızın önemli bir kısmını taburcu ettik. Kalanların tedavilerine ise devam ediyoruz. Arama kurtarma ekiplerimizin, enkaz altından sağ çıkardığı insanımızın sayısı 8 binin üzerindedir.”

Bakan Akar, terhislerin ertelenmeyeceğini veya öne çekilmeyeceğini duyurdu

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından terhislerle ilgili herhangi bir erteleme veya öne çekme yapılmayacağını belirtti.

Anadolu Ajansı muhabirinin konuyla ilgili sorusunu yanıtlayan Akar, “On ilde ikamet eden veya bu illerin nüfusuna kayıtlı 2 Mart ve 6 Nisan 2023 celp dönemlerinde silahaltına alınması planlanan er statüsündeki 13 bin 71 yükümlünün sevki 4 Mayıs 2023 celbine kadar ertelendi. Askere gitmek isteyenlerin ise planlanan celp döneminde sevkleri yapılacak” bilgisini verdi.

“Terhislerin erkene alınacağına” yönelik sosyal medyada yer alan iddialara ilişkin ise Akar, “Terhislerle ilgili herhangi bir erteleme veya erken terhis yoktur. Mehmetçiğimizin terhisleri planlanan zamanda yapılacaktır” diye konuştu. Akar, depremin etkilediği bölgelerde ikamet eden veya ailesi buralarda yaşayan 10 bin 738 askere izin verildiğini açıkladı.

Bakan Yanık: 291 çocuğun henüz kimlik tespiti yapılamadı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, sosyal hizmetler himayesine alınan 291 çocuğun henüz kimlik tespitinin yapılamadığını söyledi.

Bakan Yanık, “Şu anda bakanlık olarak bizde kayıtlı 1362 çocuğumuz var. Hastanede takip edilen çocuk sayımız 792, bakanlık kuruluşlarına aldığımız çocuk sayısı 201. Bu çocuklarımızdan 1071’nin kimliklerini tespit ettik. Halihazırda 291 çocuğumuzun henüz kimliklerini tespit edemedik ama bunlarla ilgili de çalışmalar devam ediyor” dedi.

Çocukların aileleri bulunmadan veya kimlik tespitleri yapılmadan bir işlem yapılmayacağını söyleyen Derya Yanık, bakım tekliflerini de değerlendirmeyeceklerini söyledi.

Yanık “Bakanlık olarak bütün çocuklarımızın bakımını sağlayacak imkanımız var. Dolayısıyla dönemsel bakım yükümlülüğünü vatandaşlarımıza devretmek gibi bir tercihimiz yok ve olamaz da” ifadelerini kullandı.

Bakan Yanık, bu çocukların kimlik tespitlerinin ardından bakanlık sistemi içinde yer alan koruyucu ailelere verileceğini söyledi:

“Bunları normal koruyucu ailelik sistemi içerisine girmiş, koruyucu aile olabilirliği onaylanmış ailelere gayet tabii koruyucu ailelik noktasında çocuklarımızı buluşturabiliriz ama öncelikle bu çocukların hepsinin aileleri olup olmadığı ve ailelerine geri dönmelerinin mümkün olup olmadığını tespit etmemiz lazım ve tabiatıyla bir süreye ihtiyacımız var. Çocuklarımız emin ellerdeler. Çocuklarımız bu milletin emaneti ve bu emanete gözümüz gibi bakacağız”

Paylaşın

HDP’li Garo Paylan “İmar Affı” Konusunda TBMM’yi Uyarmıştı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, 2018 seçimlerinden hemen önce AK Parti’nin sunduğu imar affı konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni (TBMM) uyarmıştı.

HDP’li Paylan “Düşünün ki siz o 10 katlı binayı affettiniz. O 10 katlı binada 100 vatandaşımız yaşıyor. Bir deprem oldu -Allah korusun- o vatandaşlarımız o binanın altında kaldı. Kim bu vebali taşıyacak?” sözleriyle eleştirmişti.

Paylan, Genel Kurul’da görüşülen imar affına ilişkin “Meclis bu vebalin altına girmemelidir” uyarısında bulunmuştu. Paylan’ın 9 Mayıs 2018 tarihinde Meclis Genel Kurul’unda yaptığı konuşmadan satırbaşları şöyle:

“İnanın bu kadar rezil bir imar affı gelmemişti. Bir torba yasa içinde bir maddelik yalapşap bir imar affı. Kaç kişiyi ilgilendiriyor? 13 milyon iş yeri ve konutu yani yaklaşık 50 milyon vatandaşımızı ilgilendiren bir konu. Ya, olur mu böyle bir şey? Otuz beş yıllık kanayan bir yara böyle, bir torba maddede yalapşap bir şekilde getirilir mi arkadaşlar? Hak mıdır bu?

Bakın, ne tür arazlar var maddede? Diyor ki: ‘Arkadaş, ben imar affını getiriyorum.’ E, nasıl gelecek bu imar affı? Özal’ın imar affında nasıldı, biliyor musunuz? Vatandaş proje çizdiriyordu, projesini teknikere götürüyordu, onaylatıyordu ‘Ya, bu bina sağlam mı, oturulabilir mi, şartlara uygun mu bu affettiğim yer?’ diye. İmar affını böyle yapmıştı rahmetli Özal. Şimdiki imar affı ne diyor? ‘Vatandaş beyannamesini yazacak, benim şu kadar metrekarelik, şu kadar katlık beyanım var diye gidecek beyannamesini verecek ve yüzde 3 vergi verecek. Ben onu affediyorum.’ diyor. Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar?

Gelin, bilmeyenler varsa sizi İstanbul’da gezdireyim, herkesin şehrinde vardır. 2 katlı imarlı yere, 2 kata göre temel atılmış yere vatandaş 10 katlı bina yapmış, kolonu yok, deniz kumuyla yapılmış, bina üflesen yıkılacak, diyor ki: ‘Arkadaş, ben bu binanın check up’ını yapmayacağım, denetlemeyeceğim, sen gel, bildir, bana da yüzde 3 para ver -para lazım, çok sıkışığız- ben senin 10 katlı binanı affediyorum.’

Arkadaşlar bakın, bu büyük bir vebaldir. Bu Meclis bu vebalin altına girmemelidir. Böyle, seçim arifesinde, vatandaşa -tırnak içinde söylüyorum- seçim rüşveti vererek bu iş olmaz. Bir af getirilecekse bunun pek çok boyutlu olarak düşünülüp yapılması lazım.

Düşünün ki siz o 10 katlı binayı affettiniz, o 10 katlı binada 100 vatandaşımız yaşıyor. Bir deprem oldu -Allah korusun- o vatandaşlarımız o binanın altında kaldı. Kim bu vebali taşıyacak? Milyonlarca vatandaşımız çürük binalarda yaşıyor. O, o vatandaşlarımızın suçu değil, onlar barınma hakkı çerçevesinde yapmışlar, evet, rant çerçevesinde yapanlar da var ama bunu bu şekilde denetimsiz affetmek hak mıdır, olacak iş midir?”

Paylaşın

Depremler Seçimleri Nasıl Etkiler, Seçimler Ertelenir Mi?

Sabancı Üniversitesi öğretim görevlilerinden Berk Esen, Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin, “sadece hükümet için değil, muhalefet için de oyunun kurallarını değiştireceği” yorumunu yaptı.

Berlin’deki Uygulamalı Türkiye Araştırmaları Merkezi’nde görevli Sinem Adar’a göre, muhalefetin haziran ayına kadar örgütlenmesini sağlaması büyük ölçüde kendi çıkarına. Adar’a göre, bununla birlikte deprem felaketi, muhalefeti aday seçimi ve her bir partinin rolü konusunda daha fazla bölme riski de taşıyor.

Uzmanlara göre seçimler mayıs ayında pek olası görünmüyor. Anayasa’ya göre seçimler için mümkün olan en son tarih haziran ayı. Seçimlerin bu tarihin dışına ertelenmesi teorik olarak mümkün değil.

Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin yaraları sarılmaya çalışılırken, bu felaketin siyaset dünyasını önümüzdeki aylarda nasıl etkileyeceği ve 14 Mayıs’ta düzenlenmesi öngörülen seçimlerin zamanında yapılıp yapılmayacağı merak edilen konuların başında geliyor.

Deprem öncesi millet ittifakının seçimdeki adayını belirlemek üzere bu pazartesi günü toplantı yapması bekleniyordu ancak bu ileri bir tarihe ertelendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 10 ili etkileyen depremler sonrası, 14 Mayıs’ta yapılacağı öngörülen seçimlerle ilgili konuşmamayı tercih etti.

Ancak gerek iktidar gerek muhalefet partileri temsilcileri arasında olası bir ertelemeye ilişkin çeşitli varsayımlar şimdiden ortaya atılmaya başlandı.

Sabancı Üniversitesi öğretim görevlilerinden Berk Esen, AFP’ye yaptığı açıklamada, depremin, “sadece hükümet için değil, muhalefet için de oyunun kurallarını değiştireceği” yorumunu yaptı.

Muhalefetin 2003’ten beri iktidarda olan Erdoğan’a meydan okuyabilecek adaylık konusunda bölünmüşlüğüne dikkat çeken Esen, Bununla birlikte CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yine de en olası aday olmaya devam ettiğini çünkü şu anda kampanya yürütmenin başka biri için çok zor olacağı görüşünü dile getirdi.

Esen, kendi içinde koordinasyon eksikliğinin ciddi sorun olmakla birlikte depremin üzerinden sadece bir hafta geçtiği ve dengelerin değişebileceği olasılığına da dikkat çekti.

74 yaşındaki Kılıçdaroğlu, özellikle CHP’li başkent Ankara ve İstanbul belediye başkanlarıyla karşılaştırıldığında, Erdoğan’ı yenebilecek en iyi aday olarak anketlerde görünmediğine işaret eden AFP, buna rağmen CHP liderinin adaylığının büyük bir olasılıkla daha fazla ön plana çıktığı yorumunu yaptı.

Siyasi risk analizleri yapan Anthony Skinner ise depremin ardından yardımların çok geç kaldığını düşünen, öfke ve şikayet hisleriyle hareket eden seçmenlere dikkat çekerek, depremin “muhalefete hükümete karşı yeni bir cephane sağladığı” görüşünü dile getirdi.

“Deprem, muhalefeti aday seçimi ve her bir partinin rolü konusunda bölme riski de taşıyor”

Berlin’deki Uygulamalı Türkiye Araştırmaları Merkezi’nde görevli Sinem Adar’a göre, muhalefetin haziran ayına kadar örgütlenmesini sağlaması büyük ölçüde kendi çıkarına.

Adar’a göre, bununla birlikte deprem felaketi, muhalefeti aday seçimi ve her bir partinin rolü konusunda daha fazla bölme riski de taşıyor.

İYİ Parti lideri Meral Akşener de son bir açıklamasında haziran ayında seçimini düzenlenmesinden yana olduğunu ifade etmişti.

Depremden önce birçok kişi, büyük ölçüde altı partiyi bir araya getiren millet ittifakının ortak adayını pazartesi günü ilan etmesi olasılığından ciddi bir şekilde şüphe duyuyordu.

Siyasi yorumculara göre CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına İYİ Parti lideri Meral Akşener’in sıcak bakmıyor.

Seçimler ertelenir mi?

Uzmanlara göre seçimler mayıs ayında pek olası görünmüyor. Anayasa’ya göre seçimler için mümkün olan en son tarih haziran ayı. Seçimlerin bu tarihin dışına ertelenmesi teorik olarak mümkün değil.

Ancak savaş durumunda seçimler ertelenebiliyor. Bu seçimleri Anayasa’yı değiştirmeden haziran ayından sonraya ertelemek için ise hükümetin parlamentoda üçte iki çoğunluğa ihtiyacı var, bu da çok sayıda muhalefet milletvekilinin böyle bir seçenek lehine oy kullanması anlamına geliyor.

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremler: İmar Barışları Nasıl Rol Oynadı?

10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı artarken, binalarda bu kadar çok yıkımın ve beraberinde vefat sayısının yüksek olmasında son 20 yılda hız kazanan imar aflarının da büyük rolü bulunuyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in açık bilgi kaynaklarından ve TBMM arşivinden derlediği bilgilere göre, Türkiye’de 1948 yılından itibaren 20’den fazla imar affı içerikli yasa çıkarıldı.

Şehirlerin genellikle çevre bölgelerinde yer alan gecekonduların affının gündeme geldiği ilk yasa 1983 yılında çıkarılırken, “imar affı” ya da “imar barışı” kavramının ilk olarak kullanılması Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde 1984 yılında çıkarılan yasayla birlikte oldu.

Mimarlık Dergisi’nde Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nden Öğretim Üyesi Dr. Binali Tercan’ın kaleme aldığı makaleye göre, 1984’teki bu yasa ile birlikte tapuya esas olacak “tapu tahsis belgesi” ilk kez bu yasayla tanımlandı.

1986’da çıkartılan yeni bir yasa ile bu affın kapsamı genişletildi ve daha önce konut olarak kullanılıp, sonra işyerine çevrilen gecekondular da dâhil edildi.

2018’deki imar affının farkı neydi?

İktidarlar tarafından genellikle seçim öncesine denk getirilerek çıkartılan imar aflarının en büyüğü ve kapsamlısı ise 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde TBMM’de kabul edilen torba yasa ile gerçekleştirildi.

24 Haziran 2018’deki genel seçimin hemen öncesinde 6 Haziran’da televizyonlarda yayımlanan reklamlarla “İmar Barışı” adı altında çıkarılan yasa ile imara aykırı, ruhsatsız ya da ruhsat eklerine aykırı olan yapılar kayıt altına alındı.

2018’den sonra kaç binaya yapı kayıt belgesi verildi?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökçe’nin sosyal medya hesabından paylaştığı verilere göre, 2018’deki imar barışında Türkiye çapında 3 milyon 152 bin yapı kayıt belgesi verildi.

CHP Milletvekili Mahmut Tanal’ın 2022 yılının son aylarında 2018 imar affıyla kaç konut ve işyerinin “Yapı Kayıt Belgesi” aldığını Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a sorması üzerine verilen yanıta göre; imar barışı kapsamında Türkiye genelinde toplam 7 milyon 85 bin 969 adet Yapı Kayıt Belgesi verilirken, bunların 5 milyon 848 bin 927’sini konutlar oluşturuyor.

Deprem bölgesinde kaç binaya imar affı sağlandı?

Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkilediği 10 ilde imar affı kapsamında verilen yapı kayıt belgesi sayısı ise 294 bin 166 oldu. Bunlar 10 ile göre şöyle sıralanıyor:

“Adana’da 59 bin 247, Adıyaman’da 10 bin 629, Diyarbakır’da 14 bin 719, Gaziantep’te 40 bin 224, Hatay’da 56 bin 464, Kahramanmaraş’ta 39 bin 58, Kilis’te 4 bin 897, Malatya’da 22 bin 299, Osmaniye’de 21 bin 107, Şanlıurfa’da 25 bin 521 yapı kayıt belgesi.”

2018 imar affı neden tartışma yarattı?

Uzmanlara göre 2018’deki imar barışının en büyük sakıncalarından biri “yapı kayıt belgesi düzenlenen yapıların depreme dayanıklılığı hususunun yapı malikinin sorumluluğuna bırakılmasına” yönelik maddesi oluşturuyor.

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökçe bu maddeyi “Devlet diyor ki; parasını ver, seni kaçak olmaktan çıkartayım, sisteme kaydedeyim ama depremle ilgili güvenliğin sana ait, ben hiçbir sorumluluk almam” sözleriyle açıklıyor.

AKP döneminde 2002’den 2018 yılına kadar getirilen af yasaları göreceli olarak daha küçük çaplı düzenlemeler olurken, 2018’deki imar barışı bu açıdan bir milat olarak değerlendiriliyor.

Devlet ne kadar gelir sağladı?

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum 2018 yasasının çıkmasının ardından yaptığı açıklamada “İmar barışında hedefe ulaşıldı: Devletin kasasına 25 milyar 592 milyon TL girdi” ifadelerini kullanmıştı.

Kolaylık sağlayan başka hangi düzenlemeler var?

Türkiye’de bazen adına imar affı ya da barışı denmeden ruhsatsız ya da mevzuata aykırı olarak inşa edilen yapılara gerek Türk Ceza Kanunu’na eklenen af niteliğindeki maddeler gerekse farklı yasalarla çeşitli kolaylıklar da sağlandı.

Uzmanlar, bu kolaylıkların isminin imar affı olmamakla birlikte denetimsiz yapılaşmanın önünü açtığını belirterek, eskiden ruhsatsız olduğu için evine elektrik su bağlatamayan binaların bu tür yasa maddeleri ile kolaylıkla bu hizmetleri alır hale geldiğini ve akabinde bu evlerin değerinin arttığını belirtiyor. Evlerin fiyatının artmasının da rant zincirine yeni halkalar eklediğine ve sorunun bir sistem sorunu haline geldiğine işaret ediliyor.

İmar barışlarının toplumda yol açtığı en önemli yozlaşma alanlarından birisi olarak da “getirilen cezasızlık ile yeni usulsüzlüklere yol açması” gösteriliyor.

Dr. Tercan’ın buna dair saptamaları şöyle:

“Türkiye, üst üste çıkarılan imar affı yasalarıyla yaratılan, ‘nasıl olsa imar gelir’ anlayışı ile ilk başlarda gecekondulaşmayı, son yıllarda da imarlı alanlardaki mevzuata aykırı yapılaşmayı toplum gözünde meşrulaştırmıştır. İmar afları, tüm topluma verilen telafisi olanaksız zararları ortadan kaldırmaya yetmediği gibi, yürürlükteki mevzuatı yetersiz ve geçersiz kılarak, yasakları çiğneyenleri ödüllendirmek anlamına gelmiştir.”

Yeni bir imar affı çıkacak mı?

Bu arada eğer Kahramanmaraş depremi olmasaydı TBMM’de önümüzdeki aylarda yeni bir imar barışı yasası tartışmaya açılacaktı.

Yaklaşan seçimler öncesinde hem ekonomik açıdan rahatlamak hem de oy oranını artırmak isteyen Cumhur İttifakı yeni bir yasa teklifi için hazırlıklara başlamıştı.

Cumhur İttifakı ortağı Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin Meclis’e 25 Temmuz 2022’de sunduğu “İmar Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” şu anda ilgili komisyonda.

Destici’nin sunduğu teklif ile “ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla Yapı Kayıt Belgesi başvuruları için daha önce belirlenmiş sürelerin uzatılması ve daha önce bu sürelerden kaynaklı belgeleri iptal edilenler hakkında tesis edilen idari işlemlerin ve para cezalarının iptal edilmesi” isteniyor.

İmar barışı nedir?

İmar barışı; mülkiyet ve imar sorunu olan, ruhsatsız binaların yanı sıra ruhsatlı fakat imar mevzuatına aykırı olarak eklentiler yapılmış yapıların affedilmesi ve sisteme dahil edilmesine anlamına geliyor.

İmar affı ile ruhsat alan binaların bazılarının daha inşaları sırasında yanlış yapılmış olduğunu ya da iki katlı binaya göre inşa edilip, sonradan üstüne kat çıkıldığını belirten uzmanlar, zemin ve beton etütlerinin yanlış olmasına rağmen de bu binalara imar barışı ile ruhsat verildiğini vurguluyor.

Bu açıdan depremlerde imar barışından yararlanan her bina olmasa da gerekli bilimsel ölçütlere göre inşa edilmeyenlerin yıkılması daha yüksek olasılık olarak değerlendiriliyor.

Deprem bölgesinde yer alan Türkiye’de şu anda yaşanan acıların benzerinin bir daha yaşanmaması için uzmanlara göre plan sürecinden inşaat ruhsatına, iskân sürecinden yapı denetimine kadar sistemin tamamının gözden geçirilmesine ihtiyaç bulunuyor.

Paylaşın

Ahbap Ve BaBaLa TV MHP Lideri Bahçeli’nin Hedefinde

Meclis’teki grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bağışlarla depremzedelere yardım götüren Haluk Levent’in başkanı olduğu Ahbap Derneği ve YouTube’daki Babala TV’nin kurucusu Oğuzhan Uğur’u hedef aldı.

Haber Merkezi / MHP Lideri Bahçeli, “Devleti bir kenara itip ahbap çavuş ilişkisi içinde yardım toplanması bizim nazarımızda yanlıştır. Devletin yapamadığı, yatıştıramadığı, yetiştiremediği ne vardır ki Ahbapçılar ve Babalacılar akbaba gibi kanat çırpmaktadır. Bu sahtekarlar Türk televizyonunda yer almamalıdır” dedi.

Haluk Levent’ten Devlet Bahçeli’ye yanıt

Ahbap’ın kurucusu, sanatçı Haluk Levent, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Bahçeli’ye yanıt verdi. Levent, “Daha dün MHP milletvekilleri çadır kentimizi ziyarete gelmişti. Sayın Devlet Bahçelinin danışmanlarının kendisini yanlış yönlendirdiğini düşünüyorum. Ben her gün devletin kurumları ile çalışıyor ve bunu yazıyorum. Zaten kurumlar arası işbirliği olmadan başarı olmaz” ifadesini kullandı.

Bahçeli, yardıma gelen ülkelere de teşekkür ederken muhalefete yüklendi: “Matem günlerimizde nasıl bir vicdanla oy avcılığına tenezzül edebildiler? Fransa’da yayımlanan, Hz.Peygamber’e ve mukaddesatımızın emanetlerine zaman zaman saldıran Charle Hebdo dergisiyle CHP’nin başındaki zat arasında bir fark göreniniz var mıdır? ‘Hükümet depremle başa çıkamıyor’ diye başlık atan İngiliz The Economist dergisiyle; ‘Devlet nerede, ses var devlet yok, iktidar enkaz altında, halkın üstüne çöken AKP-MHP rejimidir’ manşetleri atan gazeteler arasında en küçük bir başkalık söz konusu mudur? ‘Sorun sensin Erdoğan’ diyen terörist Demirtaş ile ‘suçlu Erdoğan’dır’ diyen Kılıçdaroğlu demir bir paranın yazı ve turası değil midir?”

Yardım çalışmalarının gecikmesine atıf yaparak, “Böyle bir devletin düşmanı olmak meşrudur” ifadelerini kullanan TİP Milletvekili Ahmet Şık’a yönelik sert ifadeler kullanan Bahçeli, “Meclis’ten yaka paça atmak güvenlik konusudur” dedi.

Çok tartışılan kararla üniversitelerin 3 aylık süre zarfında uzaktan eğitime geçmesini de değerlendiren Bahçeli, bu karara sıcak baktıklarını kaydetti.

Bahçeli, Kahramanmaraş depremlerinin ardından bölgeyi ziyaret etmemesini eleştirenlere yanıt verdi. “Titiz ve hassas kurtarma çalışmalarını meşgul etmemek için gelişmeleri Ankara’dan takip ettim” diyen Bahçeli, depremlerde etkilenen iller ziyaret edeceğini açıkladı:

“Osmaniye, Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Adana ve Malatya’da milletimle tek ses olacağım, sırayla ziyaret edeceğim.”

‘MHP nerede’ diye soranları ciddiye alıp cevap verecek değilim. Biz her yerdeyiz. Beton blokların arasında can arayan, yetim yavruların başını okşayan, tabutlara omuz veren, milletin derdiyle dertlenen yürekleriz. ‘Deprem bölgesinde her şey var, sadece devlet yok’ diyen kanı bozuklara söylüyorum, devlet baktığınız her yerde tüm heybetiyle hakimdir. Kimse kusura bakmasın, ‘devlet yok’ diyen karakter yoksulları, iç işgal cephesinde konuşlanmış işbirlikçi sefillerdir. Bunlar baksa da göremez, görse de itiraf edemez.”

Paylaşın