Uysal’dan “Millet Hesap Sorulmasını İstiyor” Çıkışı

Demokrat Parti Lideri Gültekin Uysal, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Milletimiz, kendi kaynaklarını yağmalayanlardan hesap sorulmasını istiyor. Suç işlememiş insanların korkacağı bir şey yok!” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Devletimizi aciz göstermeyin diye caka satıyorlardı, yardım yapılacaksa benim siyasetime akredite kurumlar üzerinden yapılır diyorlardı. Şimdi çay, şeker istiyorlar! Zaafiyeti ifade eder hale geldiler. Babaların, annelerin feryadı, en küçük bir mahcubiyet duymayanların omuzundadır.”

Uysal, açıklamasının devamında, “Hiç bir ölçülerinin olmadığını, hedefe gitmek için neler yapabileceklerini gösteriyorlar. Çaresizliğin fotoğrafı!

AKP’nin adaleti “Deniz Feneri” davasında batmıştı. Kendi siyasetlerine zararı olmasın diye o mahkemelere müdahale ettiler.

Allah’tan ekonomistler, bir de olmasalar vay halimize! Bu ülkenin hangi varlığı nereye ipotek edilmiş, hangi varlığı nereye satılmış; bilgimiz yok!

Cumhur İttifakının tek bir hedefi var; Erdoğan’ın iktidarını devam ettirmek.” ifadelerini kullandı.

Millet İttifakı’nı oluşturan partiler arasında yer alan Demokrat Parti’nin Genel Başkanı Gültekin Uysal, sosyal medya hesabından sıralı mesajlar paylaştı. Uysal’ın mesajları şu şekilde;

“Umuda #İhtiyacımızVar Bu büyük ülkenin nereden geldiğini biliyoruz.
Bu ülkede doğan insanlarımızın bu topraklarda geleceğini şekillendirmesi için umuda ihtiyacı var.

Bir Milletin kaderinin nasıl değiştiğini, bir kişinin bir Milletin kaderini nasıl değiştirdiğine şahidiz. Büyük Atatürk’ün Harbiye’ye girişi de bu değişikliğin başlangıcı!

Atatürk ve arkadaşları Türkiye Cumhuriyeti’ne bir yüz yıl kazandırmış. Bugün hepinizin sorumluluğu yeniden bu Büyük Ülkeyi, Cumhuriyetin kurucu değerleri ile yeni bir yüzyıla taşımak. Sorumluluğumuz huzur üreten, refah üreten, güvenlik üreten bir ülke halinde gelmesi.

Bir sistemin etkinliğinin, sağlıklı işleyip işlemediğinin kanıtı bu gibi hadiselerdir.

Biz Manavgat’ta, Milas’ta yangınlarda bu “fiyasko”nun provasını yaptık!

O gün orada THK’nin nasıl çökertildiğini, Orman Genel Müdürlüğü’nün böyle bir felakete hazırlık yapmadığını gördük.

Bu gibi bir felakette tüm Milli güç unsurlarının sevk edilmesi gerekirdi.

Bugün deprem bölgesinde kaç insanımızı kaybettiğimize dair şüphelerimiz var!

Sadece seçime yönelik bir acelecilikle, teknik analizleri, alt yapı çalışmaları adam akıllı yapılmadan bir inşa sürecine girildi.

Yıllardır devleti ele geçireceğiz diye uğraşıyorlar; Kızılay’ı ele geçirdiniz de ne oldu?

Sayın Erdoğan’ın bütün hesabı; seçim arefesinde böyle bir deprem yaşandı, acaba ben nasıl zarar görmem!

“Ne istediniz de vermedik” diyerek neler yaptığını itiraf eden Erdoğan, bu tavrı ile ülkeyi 15 Temmuz’da bir darbe ile burun buruna getirdi. Sonrasında da helallik istedi!
Milletimiz affetsin dedi!

Sadece sandıkta değil, bunun hesabı hukuk önünde de sorulacak! Görevini yapmayan, hazırlık yapmayan, bu felakete sebep olan kim varsa hesabını vermeli!

Milletimiz, kendi kaynaklarını yağmalayanlardan hesap sorulmasını istiyor. Suç işlememiş insanların korkacağı bir şey yok!

Devletimizi aciz göstermeyin diye caka satıyorlardı, yardım yapılacaksa benim siyasetime akredite kurumlar üzerinden yapılır diyorlardı. Şimdi çay, şeker istiyorlar! Zaafiyeti ifade eder hale geldiler. Babaların, annelerin feryadı, en küçük bir mahcubiyet duymayanların omuzundadır.

Hiç bir ölçülerinin olmadığını, hedefe gitmek için neler yapabileceklerini gösteriyorlar.
Çaresizliğin fotoğrafı!

AKP’nin adaleti “Deniz Feneri” davasında batmıştı. Kendi siyasetlerine zararı olmasın diye o mahkemelere müdahale ettiler.

Allah’tan ekonomistler, bir de olmasalar vay halimize! Bu ülkenin hangi varlığı nereye ipotek edilmiş, hangi varlığı nereye satılmış; bilgimiz yok!

Cumhur İttifakının tek bir hedefi var; Erdoğan’ın iktidarını devam ettirmek.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: 418 Milyar Doları Kim Çaldı, Nasıl Çaldı Ortaya Çıkacak

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin 418 milyar doları çalınmış. Kim çaldı, nasıl çaldı ortaya çıkacak. Ortaya çıkmakla da kalmayacak; her kuruşu geri alınacak. Yağma düzeni son bulacak, nepotizm, kayırmacılık son bulacak” dedi ve ekledi:

“Ucu nereye gidiyorsa gitsin. Evrensel hukuk kaideleri içinde, kesinlikle ve kesinlikle hukuk içinde kalınarak yapılması gereken ne varsa yapılacak. Bunun önünde durmak isterlerse kendileri bilir. Tercih onların…”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü gazetesinden Aytunç Erkin’e açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, “Adaylığınız açıklanana kadar geçen sürede ‘Sadece 5’li çete değil bazı finans çevreleri’ tarafından da size karşı duvar örüldüğünü söylediniz. Bugün de bu finans çevrelerinin size karşı duvar olacağını düşünüyor musunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Bu duvarı nasıl yıkacaksınız? Bakın; altılı masanın bir ortak politikalar metni ve bu metinle birlikte de bir anayasa önermesi var. Bu iki metnin özeti size göre nedir derseniz, demokrasidir, hak- hukuk adalettir. Ama yaşamın her alanında hak, hukuk ve adalettir. Siyasette, eğitimde, sanatta, iş dünyasında, çalışma hayatında, doğa politikalarında, ekonomide; her alanda hak, hukuk ve adalet. Haliyle biz yaşamın her alanında demokrasiyi tesis edeceğiz ve adaleti sağlayacağız.

Bakın, bu ülkenin 418 milyar doları çalınmış. Kim çaldı, nasıl çaldı ortaya çıkacak. Ortaya çıkmakla da kalmayacak; her kuruşu geri alınacak. Yağma düzeni son bulacak, nepotizm, kayırmacılık son bulacak. Ucu nereye gidiyorsa gitsin. Evrensel hukuk kaideleri içinde, kesinlikle ve kesinlikle hukuk içinde kalınarak yapılması gereken ne varsa yapılacak. Bunun önünde durmak isterlerse kendileri bilir. Tercih onların…”

Kılıçdaroğlu, “Rövanş duygunuz var mı? Çünkü kutuplaştırmadan en çok yakınan sizsiniz.” sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi:

“Hayatımın hiçbir döneminde rövanşist olmadım. Ahlaka ve vicdana sığmayan, hukuk dışı tüm uygulamaların karşısında oldum ama rövanşist olmadım. İktidarı devraldığımızda geçmişe elbette bakacağız. Geçmişte yaşananlar arasında hukuk dışı bir takım uygulamalar varsa bunların gereğini elbette yargı yapacaktır. Ama bunu yaparken rövanşist, intikamcı bir yöntemi asla benimsemem, benimsenmesine de izin vermem. Altılı masanın tüm liderleri de benimle aynı noktada.”

Söyleşinin tamamını BURADAN okuyabilirsiniz.

Paylaşın

Türkiye, En Büyük Silah Tedarikçileri Arasında 12. Sırada

Türkiye’nin 2013 ile 2017 yılları arasında yüzde 0.69 olan küresel ihracattaki payı 2018 ile 2022 yılları arasında yüzde 1.1’e çıktı, en büyük silah tedarikçileri arasında Türkiye 12. sırada yer aldı.

Türkiye’nin aynı dönemlerde silah ithalatındaki küresel payı ise yüzde 2,4’ten yüzde 1,3’e indi. Silah ithalatı listesinde 19’uncu sırada olan Türkiye en çok Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’a silah gönderirken, Türkiye’nin en büyük tedarikçileri İtalya, İspanya ve Rusya olarak kaydedildi.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’ye silah ihracatının, iki ülke arasındaki gerginliklerden dolayı önemli ölçüde azaldığı, ABD’nin silah ihraç ettiği ülkeler listesinde Türkiye’nin 2013-17 ile 2018-22 zaman dilimlerinde 7’inci sıradan 27’ye düştüğü açıklandı.

İsveç merkezli Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), yayınladığı son raporunda küresel silah transferine ilişkin verileri paylaştı.

Rapora göre Türkiye’nin 2013-17 arasında yüzde 0.69 olan küresel ihracattaki payı 2018-22 döneminde yüzde 1.1’e çıktı, en büyük silah tedarikçileri arasında Türkiye 12’inci sırada yer aldı.

Türkiye’nin aynı dönemlerde silah ithalatındaki küresel payı ise yüzde 2,4’ten yüzde 1,3’e indi. Silah ithalatı listesinde 19’uncu sırada olan Türkiye en çok Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’a silah gönderirken, Türkiye’nin en büyük tedarikçileri İtalya, İspanya ve Rusya olarak kaydedildi.

Rusya-Ukrayna savaşının küresel silah sevkiyatına etkisi

Küresel çapta silah transferinin yüzde 5,1 oranında azalmasına rağmen Avrupa silah ithalatını yüzde 47 artırarak en çok silahlanan kıta oldu. NATO üyesi Avrupalı ülkelerde ise bu rakam yüzde 65’e çıktı. Avrupa’nın silahlanmasındaki en büyük etken olarak Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Kremlin ile diğer Avrupa ülkeleri arasında yaşanan gerilimler gösterildi.

2018 ila 2022’de dünya çapında en çok silah ithal eden ülkeler arasında 14’üncü olan Ukrayna, sadece geçen yıl 11 basamak atlayarak üçüncü ülke konumuna geldi.

ABD’nin silah ihracatı 2013-17 ve 2018-22 dönemlerinde yüzde 33’ten 40’a çıkarken, Rusya’da ise bu oranlar yüzde 22’den 16’ya geriledi. ABD, küresel silah ticaretinde yüzde 40’lık pay ile en büyük tedarikçi olarak kayda geçti. Uzmanlar, Rusya’nın ihracattaki payını azaltmasını, Moskova’nın önceliği kendi kolluk kuvvetlerini güçlendirmek istemesine ve ABD’nin müttefiklerine Rusya aleyhine baskı yapmasına bağlıyor.

En çok silah ithal eden 10 ülkeden 3’ü Orta Doğu’dan

Suudi Arabistan, Katar ve Mısır en çok silahlan 10 ülke arasında yer aldı. Listenin ikinci sırasındaki Suudi Arabistan’ın 2018-2022 diliminde küresel silah ithalatındaki payı yüzde 9,6 olarak rapor edildi. Katar ise silah ithalatı oranını söz konusu zaman dilimlerinde yüzde 311 artırarak üçüncü sıraya yerleşti.

ABD, Rusya ve Fransa’dan sonra en büyük silah tedarikçilerinin ihracat oranları azaldı. Çin yüzde 23, Almanya yüzde 35, Birleşik Krallık yüzde 35, İspanya yüzde 4,4 ve İsrail yüzde 15 daha az silah ihraç etti. İtalya ve Güney Kore ise ihracat oranlarını sırasıyla yüzde 45 ile yüzde 74 arttırdı.

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Ve Milletvekili Seçim Takvimi Resmi Gazete’de

Resmi Gazete’de yayınlanan seçim takvimine göre, cumhurbaşkanı adayları 14 Mayıs’ta yani ilk turda yeterli oyu alamazlarsa, ikinci tur seçim 28 Mayıs’ta yapılacak.

Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde yurt dışında ve gümrük kapılarında oy verme işlemi 20 Mayıs Cumartesi günü başlayacak, 24 Mayıs Çarşamba günü sona erecek.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 14 Mayıs cumhurbaşkanı seçimi ve 28’inci dönem milletvekili seçimleri için hazırladığı takvim, Resmi Gazete’de yayımlandı. Seçim takvimi şöyle:

18 Mart: Seçim takviminin başlangıç tarihi
20 Mart: Seçmen listeleri askıya çıkarılacak
24 Mart: İttifak yaparak seçime katılma kararı alan siyasi partilerin genel başkanlarının imzalarını ihtiva eden ittifak protokolünü YSK’ya teslim etmeleri için son gün

31 Mart: Cumhurbaşkanı aday listesi Resmi Gazete’de yayınlanarak kesinleşecek. Cumhurbaşkanı seçimi için propaganda dönemi başlayacak
2 Nisan: Seçmen listeleri askıdan indirilecek. Askıdaki listelere yapılacak itirazlar 3 Nisan günü karara bağlanacak.
12 Nisan: Yurt içi ve yurt dışı seçmen kütükleri kesinleşerek, seçmenlerin oy kullanacağı yer ile sandıklar belirlenecek

19 Nisan: Milletvekili aday listeleri Resmi Gazete’de yayımlanarak kesinleşecek
27 Nisan: Gümrük kapıları ve yurt dışında oy verme işlemi başlayacak
9 Mayıs: Yurt dışında oy verme işlemi sona erecek
13 Mayıs: Seçim propagandası sona erecek

Cumhurbaşkanı adayları ilk turda yeterli oyu alamazlarsa, ikinci tur seçim 28 Mayıs’ta yapılacak. Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde yurt dışında ve gümrük kapılarında oy verme işlemi 20 Mayıs Cumartesi günü başlayacak, 24 Mayıs Çarşamba günü sona erecek.

Depremzedeler için takvim nasıl işleyecek?

İçişleri Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamaya göre, 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerde kayıtlı ancak şu an başka kentlerde ikamet eden vatandaşlar, 17 Mart 23:59’a kadar e-devlet üzerinden adres bilgilerini güncelleyebilecek.

İçişleri Bakanı Soylu 11 Mart’ta yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Bugün ayın 11’i, bugün sabahtan itibaren depremzede vatandaşlarımız eğer bir başka vilayete taşınmış iseler ve eğer bugüne kadar kayıtlarını almamış iseler, e-Devlet üzerinden, ilgili nüfus idareleri üzerinden yani Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğünün il ve ilçe nüfus müdürlükleri üzerinden, aynı zamanda buralarda bulunan nüfusmatikler üzerinden kendi kayıtlarını şu anda taşınmış bulundukları yerlere alabilirler.

Bunu hangi tarihe kadar alabilirler? Ayın 17’si saat 23.59’a kadar bunu gerçekleştirebilirler. Peki 18’i 00.00’dan itibaren ne olur, eğer bir uzatılma söz konusu olmazsa seçimlerde oy kullanabilmek için geçmiş seçimlerde olduğu gibi YSK inisiyatifine geçtiği cihetiyle o tarihten itibaren yapacakları şey, ilçe seçim kurullarına müracaat etmektir.”

Paylaşın

TİP Lideri Erkan Baş: Erdoğan, Ağır Bir Yenilgi Alacak

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimi kaybedeceğini söyleyerek TİP Lideri Erkan Baş, “İddialı olabilir ama Tayyip Erdoğan, hayatının en ağır yenilgisini yaşayacak. Tahmin edemeyeceği büyüklükte yenilgi yaşayacak. Çünkü hala bir korku nedeniyle kendisini ifade edemeyen insanlar, mührü elini aldıklarında gereken yanıtı vereceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

TİP Lideri Baş, açıklamalarında, “Biz eğer Millet İttifakı iktidarı olursa, muhalefet nasıl yapılır göstermek için varız. İyi şeyler mi yaptılar, destekleriz. Mesela kadınlar, bu iktidara karşı en kararlı mücadeleyi verdiler. İstanbul Sözleşmesi ortaya çıktı. 6’lı Masa’daki bazı partiler buna karşılar ya da tereddütlüler. Bizim açımızdan bu kırmızı çizgi. Bu konuda adım attıklarında arkalarında duracağız” dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, HaberTürk TV’de Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına katıldı. Gündeme dair sorulara yanıtlar veren Baş’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“2,5-3 yıl önce basın toplantısı düzenlediğimizde hedefimiz yüzde 3 ve parlamentoda grup kurmak demiştik. TİP yeni fikri ortaya koyarak, dümdüz, olması gerektiği gibi ifade ettikçe ilgi arttı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin, ucube sisteminin yenilmesi, ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu temel görev.

“Yalan söylemedik”

Biz bu seçimde iki oy kullanacağız. Bir tanesi Cumhurbaşkanlığı’nda bir tanesi partilere kullanacağız. TİP, İstanbul 2. bölgede 100 bin oy aldığında ittifakın üyesi olduğu için barajı geçmiş olacak. Bu insanların oy kullanmalarındaki özgürleşmeyi beraberinde getiriyor. Biz hiç yalan söylemedik.

AK Parti’de iktidar nimetleri ortaklığı var. Belli bir süre içerisinde yok olacağını düşünüyorum. Son zamanlarda yenilgileri yaşamış partilerle yan yana geliyor. Attan düşmüş gibi. TİP herhalde en erken önümüzdeki seçimlerde muhalefetin ortak paydada birleşmesini söyleyen parti.

Çok kritik hatalar yaptık. 2018’de ‘ilk turda çok aday çıksın, iş ikinci tura kalır, en fazla kim alırsa ona oy veririz’ dendi. Dışarıdan baktığımızda çok mantıklı gözüktü. Dert ikinci tura kalmak. Muhalefetteki diğer adaylardan fazla oy alırsanız kalırsınız. Muhalefet adayları birbirleriyle rekabet ettiler, Tayyip Erdoğan ilk turda aldı. Biz başından bu yana bu seçimin mümkün olduğunca muhalefetin tek adayla birleştiği dedik. Bunun dışındaki her türlü eğilim bana yanlış geliyor. Benim için geçen seçim akşamı Muharrem İnce defteri kapanmıştır. ‘O akşam benden talimat bekleyin’ deyip seçim stratejisi geliştirip o akşam kaybolursanız, size güvenmezler.

Hala Türkiye’de geçmiş siyasetin kodları orada belirleyici. Bir genç, bir Kürt, bir Alevi, bir emekçi oraya baktıklarında kendilerini görmüyorlar. Orada da siyaset daha çok Ankara kulislerine sıkışmış durumda. 6’lı Masa’da sanki siyaset masaya hapsedilmiş durumda. Bütün partiler iki kutupta da sadece seçmen gözüyle bakıyorlar. Bize oy ver, alkışla, destekle, evinde otur. Sera’nın muhteşem tespiti; Türkiye’de siyaset, yaşlı, zengin erkekler kulübü. Türkiye’de parlamentoya dönün neredeyse hepsi erkek. Türkiye en çok neyiyle övünüyor? Genç nüfusa sahibiz.

“İstanbul Sözleşmesi kırmızı çizgi”

AK Parti devleti mahvetti. Bütün mekanizmaları çöktü, parti devleti haline dönüştü. 6’lı Masa devleti rayına oturtma masası. AK Parti bir de toplumu mahvetti. Biz eğer Millet İttifakı iktidarı olursa, muhalefet nasıl yapılır göstermek için varız. İyi şeyler mi yaptılar, destekleriz. Mesela kadınlar, bu iktidara karşı en kararlı mücadeleyi verdiler. İstanbul Sözleşmesi ortaya çıktı. 6’lı Masa’daki bazı partiler buna karşılar ya da tereddütlüler. Bizim açımızdan bu kırmızı çizgi. Bu konuda adım attıklarında arkalarında duracağız.

Ne oldu da 80 yıllık cumhuriyet geldi geldi AK Parti gibi iktidara teslim oldu? Bizim yanıtımız var. Diyoruz ki, 80 yıl boyunca solu yok etme temelli politika izlediniz. Sol düşmanlığı vardı. Ülkede gerici, ırkçı fikirler devlet tarafından desteklenerek büyütüldü ve sol ezildi. Halk kendisini siyasette temsil edemedi. 1960’lı yıllarda mücadelenin çok önemli sonucu oldu.12 Mart, 12 Eylü’de faşist cunta çöktü. Sonra Özal, Çiller geldi.

En son Tayyip Erdoğan geldi. 40 yılın sonunda Tansu Çiller ‘Son komünist devleti bitirdik’ dedi. İşçilerin görece haklara sahip olduğunu ortadan kaldırıyoruz demektir bu. Şimdi yapmamız gereken en solu güçlendirmek. Sol 70’lerde mahallelerde güçsüz değildi. 12 Eylül’de bizi zindana atıp, yok edip, tarikatların, ırkçı örgütlenmelere yol açıldığı için o mahalleler teslim edildi.

“Erdoğan tarihin en ağır yenilgisini yaşayacak”

Sokakta Kürtler ve Türkler de daha fazla bir arada yaşama isteği var. Alevi Sünni meselesinde aynı şeyi görüyorum. Toplumsal cinsiyet konusu da değişti. Siyasetçiler korkak davranıyor. Ben Kemal Bey’in cesur olması gerektiğini düşünüyorum. Şişe boğazı gibi bir yerdeyiz. Buradan çıkacağız. Tayyip Erdoğan tarihin en ağır yenilgisini yaşayacak. Çünkü korkan insanlar mührü eline alınca gerekeni yapacak.

Kızılay’ın büyük skandalını arkadaşlarımız protesto etti. İstanbul il örgütü binamıza polis saldırdı. Kızılay’ı protesto ediyor arkadaşlar. Adam orada çadır satmış. Bizim arkadaşlarımız bunu kitlesel şekilde söyleyince saldırıya uğramış. Kemal Bey’le bunu konuştuk. İlk defa saldırıya uğramadık. Kemal Bey’in o yaklaşım bizi mutlu etti. Kendisine de teşekkür ettik. İlla bizim partimizi, Emek Özgürlük İttifakı’nı ziyaret etmesi önemli değil tabii.

“Bu topraklarda kardeşlik hukuku daha kuvvetlidir”

HDP’nin Türkiye açısından şans olduğunu düşünüyorum. 6,5 insanın oyunu almış. Bu insanlar 100 yıl önce de yaşıyorlardı, 100 yıl sonra da yaşayacaklar. Bu ülkede yaşayan her birimiz ‘Ben bu ülkenin eşit yurttaşıyım’ diye hissedebilmeli. İktidar o kadar çaresizlişmiş ki, HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi. Kadına dönük şiddeti engellemeyi amaçlayan bir sürü şeyi iptal etmeye çalışıyor. LGBT’yi düşmanlaştırmaya çalıştı.

Açık söyleyelim, Kılıçdaroğlu’nun Alevi olması nedeniyle Cumhurbaşkanı adayı olup olmadığını tartıştırmaya çalıştı. Bunun cevabını yurttaş verecek. Ben bu topraklara güveniyorum. Bu topraklarda kardeşlik hukuku daha kuvvetlidir. Düşmanlaştırmanın zaman zaman saman alevi gibi parladığı ama nihayet birlikte yaşamanın yolunu bulduk biz. Düşmanlaştıran kaybeder, düşmanlaştıran kaybedecek.

Paylaşın

Millet İttifakı’nın Adayı Kılıçdaroğlu’ndan ‘Suikast’ İddialarına Dair Açıklama

Suç örgütlerinin kendisine yönelik saldırı planladığı iddiaları sorulan Kılıçdaroğlu, “Olur, böyle şeyler; önemsemiyorum. Ben terör örgütleri tarafından öldürülmek ve kimi güçler tarafından linç edilmek istenen bir siyasetçiyim. Ne yaşamış olursam olayım, bir adım geri adım atmadım. Dolayısıyla kimse de endişe etmesin” dedi ve ekledi:

“Bu türden haberlerin aynı zamanda bazı mahfillerin propaganda enstrümanı olduğunu da biliyorum. Toplumda bu tür haberler üzerinden korku, endişe yaratmaya çalışırlar; bu tür haberlerle toplumu sindirmeye çalışırlar. Kimsenin endişesi olmasın. Neyle ve kiminle tehdit ederlerse etsinler; tehdit eder görünürlerse görünsünler başaramayacaklar. İlk seçimlerde iktidarı devralacağız ve cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracağız.”

Kılıçdaroğlu, Bursaspor maçında Amedspor’a ve taraftarlarına yönelik saldırı ve maçta açılan ‘beyaz Toros’, ‘Yeşil’ pankartlarıyla ilgili olarak, “Amedspor’un isminin Amedspor olduğunu yeni mi duymuşlar? Hiç kimse hiç kimseyi geçmişte yaşanan acıların sembolleri ve failleri üzerinden tehdit edemez” ifadelerini kullandı.

T24’ten Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye Futbol Federasyonu, Bursa Valiliği ve Emniyeti’nin de dahil olduğu bir ihmaller zinciri olduğu görünüyor. Gerekli soruşturmanın başlatıldığı açıklandı. Bekleyeceğiz, bakalım ne çıkacak soruşturmadan? Taraftar boyutuna ilişkin ise bu ülkede hiç kimse hiç kimseyi hangi gerekçeyle olursa olsun tehdit edemez…

Hiç kimse hiç kimseyi geçmişte yaşanan acıların sembolleri ve failleri üzerinden tehdit edemez. Kim bu tehdidi yapıyor veya bu tehdide aracılık ediyor, göz yumuyorsa haindir, bölücüdür. Hukuk ivedilikle gereğini yapar, yapmalıdır.

Amedspor’un ismine gelince… Yıllar önce Türkiye Futbol Federasyonu onayladı bu ismi. Yaklaşık 10 yıldır, mücadele ettiği kümelerde yüzlerce maç oynamış, Türkiye’nin dört bir yanına deplasmana gitmiş, Türkiye’nin dört bir yanından Diyarbakır’a gelmiş takımlara ev sahipliği yapmış. Amedspor’un isminin Amedspor olduğunu yeni mi duymuşlar?”

Kılıçdaroğlu, HDP ile ne zaman görüşeceğine dair soruya da “HDP’nin değerli Eş Genel Başkanlarıyla görüşeceğim. Arkadaşlarım planlamayı yapıyorlar” diye cevap verdi.

Suikast iddiası

Suç örgütlerinin kendisine yönelik saldırı planladığı iddiaları da sorulan CHP lideri Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

“Olur, böyle şeyler; önemsemiyorum. Ben terör örgütleri tarafından öldürülmek ve kimi güçler tarafından linç edilmek istenen bir siyasetçiyim. Ne yaşamış olursam olayım, bir adım geri adım atmadım. Dolayısıyla kimse de endişe etmesin. Bu türden haberlerin aynı zamanda bazı mahfillerin propaganda enstrümanı olduğunu da biliyorum.

Toplumda bu tür haberler üzerinden korku, endişe yaratmaya çalışırlar; bu tür haberlerle toplumu sindirmeye çalışırlar. Kimsenin endişesi olmasın. Neyle ve kiminle tehdit ederlerse etsinler; tehdit eder görünürlerse görünsünler başaramayacaklar. İlk seçimlerde iktidarı devralacağız ve cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracağız.”

Paylaşın

AK Parti İle HÜDA PAR Görüştü: Bir Pürüz Yok

AK Partili Kurtulmuş ve Yavuz’la görüşen HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu, “Sayın Erdoğan’a destek vereceğimizi ilan etmiştik. Tavrımızı açıkladık. Parlamento seçimlerine birlikte girme konusunda prensip olarak bir problem yok ama detaylarda bir netleşme yok” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, “Görüşmelerimize devam ettik. Önümüzdeki günlerde bu belli bir noktaya gelecek, kamuoyu ile paylaşılacak” dedi.

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş ve Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, HÜDA PAR Genel Merkezini ziyaret etti. Kurtulmuş ve Yavuz, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ile görüştü.

Görüşmenin ardından Kurtulmuş ile Yapıcıoğlu açıklama yaptı.

Kurtulmuş açıklamasında şu ifadelerini kullandı: “Hiç şüphesiz ittifak içinde olan partilerin her birisinin ayrı bir kurumsal kimliği, her birisinin parti programı ve siyasi fikirleri var. Ama hepimizi ortak noktaya getiren ilkelerimizdir. Görüşmelerime devam ettik. Önümüzdeki günlerde bu belli bir noktaya gelecek, kamuoyu ile paylaşılacak.

Yeniden güçlü bir Türkiye’yi inşa etmek ideali etrafında buluşmak. Erdoğan’ı yeniden seçmek ve onunla birlikte olan partileri Parlamento’ya taşıyabilmektir. Önümüzdeki günlerde görüşmelerimiz netleşecek. Sizlerle paylaşılacaktır. Cumhurbaşkanımıza açıkladıkları destekten dolayı teşekkür ediyoruz.”

Yapıcıoğlu ise şöyle konuştu: “İki gün önce 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek seçimde sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a destek vereceğimizi ifade etmiştik. Ocak ayı başında Sayın Cumhurbaşkanımızla yaptığımız görüşmeden sonra Cumhur İttifakı içinde yer almamız için bir teklif aldık. O günden beri görüşmelerimiz devam ediyor. Depremdan sonra bu görüşmeler hız kesti.

Parlemento seçimlerinde de birlikte hareket etme konusunda prensipte bir problem yok, fakat detaylarda bir netlik yok. O da netleşirse paylaşırız. Öte yandan açıklamamızın gecikmesinden gizli, saklı pazarlıklar içinde yer aldığımız anlaşılmasın.”

Bir gazetecinin “HÜDA PAR bugünden itibaren Cumhur İttifakının bir parçası diyebilir miyiz?” sorusunu ise Yapıcıoğlu, “Henüz o noktada değil, ama şu ana kadarki görüşmelerde bir pürüz yok, devam ediyor. Son noktayı koymuş değiliz” şeklinde yanıtladı. “Anlaşılan noktalar hangisi?” sorusuna ise “Anlaşılan önemli bir nokta yok, müzakereler devam ediyor” dedi.

Paylaşın

EMEP Lideri Akdeniz: Halk Güçleri Tek Bir Aday Etrafında Toplanmalı

EMEP Lideri Akdeniz, “Emek Partisi olarak başkanlık seçimleri konusundaki tutumumuzu açıkladık. Bir kez daha söyleyeyim tek adam yönetimine karşı tüm halk güçleri tek bir aday etrafında toplanmalı ve tek adamı gönderecek bir sonuçla hareket etmeli. Bu bizim açımızdan son derece nettir” ifadelerini kullandı.

Akdeniz, ayrıca, emek ve demokrasi güçlerine çağrı yaparak, “Parlamento seçimlerinde Emek ve Özgürlük İttifakı’nı oluşturan partiler ile Sosyalist Güç Birliği’ni oluşturan partiler oy pusulasında yan yana ve kendi amblemleriyle durmalıdır. Bu çağrı aynı zamanda diğer tüm devrimci demokratik parti ve yapılaradır” dedi.

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ittifak olarak girmek için bir haftalık süre kaldığını belirterek bir çağrı yaptı.

Evrensel’de yer alan habere göre; Maraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 48 bini aştığını, 11 ilde yaşanan yıkım ile seçime girildiğini hatırlatan Akdeniz, “Halkımız çok büyük yas içerisinde. Deprem felaketini yaşadık, bu felaket tek adam yönetiminde yoksul halkın üzerine çöktü. Bir yanda yokluk ve yoksulluk, bir yanda bir avuç sermaye sınıfının zenginliği var. Bizler bunun hesabını sormak istiyoruz. Bu Türkiye tablosunu hep birlikte değiştirmek istiyoruz. Çabamız bu yönde” ifadelerini kullandı.

Hem cumhurbaşkanlığı hem de milletvekilliği seçimlerinin bir arada yapılacağını anımsatan Akdeniz, “Emek Partisi olarak başkanlık seçimleri konusundaki tutumumuzu açıkladık. Bir kez daha söyleyeyim tek adam yönetimine karşı tüm halk güçleri tek bir aday etrafında toplanmalı ve tek adamı gönderecek bir sonuçla hareket etmeli. Bu bizim açımızdan son derece nettir” diye konuştu.

“Üçüncü blok olarak hep birlikte hareket etmeliyiz”

Seçim kanunundaki değişi,klik ile itifak içindeki partilerin kendi amblem ve isimleriyle saeçime katılabileceğini ifade eden Akdeniz şunları kaydetti:

“Bizim önerimiz şudur: Parlamento seçimlerinde, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı dışında, tüm devrimci, demokratik ilerici yapıların; emek-meslek örgütlerinin, tüm halk güçlerinin toplanacağı bir formülle bir blok oluşturmak ve seçimdeki pusulada yerimizi almak. Dolayısıyla parlamento seçimlerinde Emek ve Özgürlük İttifakını oluşturan partiler ile Sosyalist Güç Birliğini oluşturan partiler oy pusulasında yan yana durmalıdır.

Bu çağrı aynı zamanda diğer tüm devrimci demokratik parti ve yapılaradır. Çeşitli formüller üzerine konuşarak güç birliği yaparak, kendi amblemlerimizle yan yana, girebiliriz. Bunu başarmalıyız. Bu seçimde üçüncü blok olarak hep birlikte hareket etmeliyiz. Bu mümkündür.”

Akdeniz, çağrılarının yalnızca Emek ve Özgürlük İttifakı ve Sosyalist Güç Birliği’ni yönelik olmadığını da kaydetti.

Paylaşın

Bakan Soylu Açıkladı: Depremlerde Can Kaybı 48 Bin 448’e Yükseldi

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde can kaybı 48 bin 448’e yükseldi. Depremlerde hayatını kaybeden yabancı uyruklu sayısı ise 6 bin 660.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Malatya’da AFAD İl Koordinasyon Merkezindeki koordinasyon toplantısı sonrası Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli merkezli depremler hakkında açıklamalarda bulundu.

Bakan Soylu, “Yabancı uyruklu sayısı ise 6 bin 660, büyük bölümü Suriyeli kardeşlerimiz. Kimliklendirilmesi devam eden vatandaşımızın sayısı ise 1615” dedi.

Deprem bölgesine çay ve şeker istedi

Soylu, AFAD Kahramanmaraş Lojistik Merkezi’ne 11 Mart’ta yaptığı ziyarette, afet sonrası bölgeden ayrılanların geri dönüşlerinin başladığını, çadır talepleri ve yemek ihtiyacının arttığını açıklamış, bölgede ihtiyaç duyulan malzemeleri sıralamıştı:

“Koli kuru gıda en çok ihtiyaç olanlardan bir tanesidir, ikincisi kişisel hijyen ve temizlik ürünleri, şampuanından ıslak mendiline kadar ihtiyaç var. Üçüncüsü çay, şeker, kahvaltılık. Mümkün olduğunca geçici barınma merkezlerinin, gerek çadır olsun gerek konteynerler olsun standartlarını yükselmeye çalışıyoruz.

Önümüz ramazan, iftarı var, sahuru var. Bunların da planlamalarını, hazırlıklarını yapmaya çalışıyoruz. Buradaki dördüncü ihtiyaç, burada yaşayan insanlarımızın eşofmana ihtiyacı var, terliğe, spor ayakkabı gibi ayakkabılara ihtiyacı var, kadın, erkek ve çocuk giysisine ihtiyaç var.”

6 Şubat depremleri sonrasında televizyonlarda ortak yayınlanan programda, 115 milyar 146 milyon 528 bin TL yardım toplandı. Kampanyaya nakit bağış yapanların yanı sıra SMS ile katılanlar da oldu, kampanya süresince yardım amaçlı gönderilen SMS’lerin sayısı 9 milyon 10 bine ulaştı.

Paylaşın

Dikkat Çeken Rapor: Çocuk İşçiliği Yüzde 46 Arttı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2022 Yılı Faaliyet Raporu’nda yer alan Çocuk İşçiliği ile Mücadele Programı kapsamında yürütülen faaliyetlere ilişkin veriler dikkati çekti.

2021’de sokakta risk altında bulunan çocuklara yönelik mobil ekip hizmetleri kapsamında müdahale edilen çocuk sayısı 6 bin 781 iken, bu sayı geçtiğimiz yıl yüzde 46 oranındaki artışla 9 bin 914 olarak gerçekleşti.

Rapora göre, 2021’de 6 bin 376 çocuk hakkında eğitim, danışmanlık ve sağlık tedbirleri alınırken bu sayı geçtiğimiz yıl 7 bin 454’e yükseldi. Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) hizmeti ya da Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ile ailesi destek alan çocuk sayısı da 8 bin 396’dan 11 bin 952’ye çıktı. Ailesi destek alan çocuk sayısı bir yılda yüzde 42 oranında arttı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verileri, okulda ve sokakta risk altında bulunan çocuk sayısında son yıllarda yaşanan çarpıcı artışı gözler önüne serdi. Bakanlığın 2022 Yılı Faaliyet Raporu’nda, koruma kararı kaldırılarak ailesine teslim edilen, suça sürüklenen, ihmal edilen, sokakta çalıştırılan veya diğer nedenlerle risk altında bulunan çocuklara yönelik yapılan müdahalelere ilişkin bilgilere yer verildi.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre; raporda, “Çocuklar Güvende Programı” kapsamında 2019 sonu itibarıyla 27 bin 717 çocuk çeşitli riskler nedeniyle takibe alınırken, bu sayı 2020’de 52 bin 341’e, 2021’de de 92 bin 945’e çıktı. Takibe alınan çocuk sayısında yaşanan artış 2022’de de devam etti. Bu sayı 2022 sonu itibarıyla yüzde 422 oranında beş katlık artışla 144 bin 881’e yükseldi.

Çocuk işçiliği yüzde 46 arttı!

Raporda, Çocuk İşçiliği ile Mücadele Programı kapsamında yürütülen faaliyetlere ilişkin veriler de dikkati çekti. 2021’de sokakta risk altında bulunan çocuklara yönelik mobil ekip hizmetleri kapsamında müdahale edilen çocuk sayısı 6 bin 781 iken, bu sayı geçtiğimiz yıl yüzde 46 oranındaki artışla 9 bin 914 olarak gerçekleşti.

Böylece 12 Haziran 2017’den bu yana beş buçuk yılda toplam 39 bin 699 çocuğa müdahale edilmiş oldu.

Yine çocuk işçiliği ile ilgili 2021’de bin 138 çocuğun ailesi hakkında adli işlem başlatılırken bu  sayı, 2022’de bin 332’ye ulaştı.

Rapora göre, 2021’de 6 bin 376 çocuk hakkında eğitim, danışmanlık ve sağlık tedbirleri alınırken bu sayı geçtiğimiz yıl 7 bin 454’e yükseldi. Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) hizmeti ya da Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ile ailesi destek alan çocuk sayısı da 8 bin 396’dan 11 bin 952’ye çıktı. Ailesi destek alan çocuk sayısı bir yılda yüzde 42 oranında arttı.

Okullarda Risk Altında Bulunduğu Değerlendirilen Çocuklara Yönelik Mobil Ekip Hizmetleri’ne ilişkin veriler de çocukların yalnızca sokakta değil okulda da risk altında olduğunu ortaya koydu.

Bu kapsamda 2021 sonuna kadar 9 bin 219 kez gerçekleştirilen okul ziyaretinde toplam 32 bin 745 sosyal hizmet müdahalesi gerçekleştirilen ekiplerin, sadece son bir yılda yaptığı sosyal hizmet müdahale sayısı 11 bin 34 oldu. Böylece bugüne kadar yapılan toplam sosyal hizmet müdahale sayısı 43 bin 799’a yükseldi.

Rapora göre, ekonomik açıdan risk altında olan çocukların sayısındaki artış da dikkati çekti. Ekonomik yoksunluk sonucu korunma ihtiyacı olduğu gerekçesiyle SED hizmeti kapsamında 2020’de 129 bin 422 çocuk desteklenirken bu sayı 2021’de 141 bin 275’e yükselmişti.

Raporda, ailesinin yanında bakımı sağlanamayan çocuk sayısının 2022 sonu itibarıyla 157 bin 248’e çıktığı, bu kapsamda bugüne kadar 3 milyar 497 milyon 109 bin TL’lik ödeme yapıldığı belirtildi.

Paylaşın