Türkiye Merkezli İki Şirkete ABD’den Yaptırım: Bu Bir Uyarı Atışı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Türkiye merkezli Dexias Türkiye ve Azu International’a, Rusya’ya Ukrayna işgalinin ardından uygulanan yaptırımların delindiği gerekçesiyle yaptırım getirildiğini açıkladı.

Açıklamada Dexias Türkiye’nin, Rusya’daki Radioavtomatika şirketi için aracılık yaptığı aktarıldı. Rusya’daki bu şirket hali hazırda ABD yaptırımlarına tabiydi.

Dexias’ın Batılı şirketlerle iletişime geçerek ABD menşeili elektronik ürünler almaya çalıştığı öne sürüldü. Dexias Türkiye’nin yanı sıra Rusya’daki kolu olan Dexias Rusya ve bu iki şirketin de yöneticisi olan Alim Khazişmeloviç Firov’a da yaptırım açıklandı.

Yaptırım uygulanacak Türkiye merkezli ikinci şirket ise Azu International. ABD Hazinesi’ne göre Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin hemen ardından, Mart 2022’de kurulan bu şirketin amacı yaptırımlara takılan elektronik ürünleri Rusya’ya göndermekti.

ABD bu şirketin Rusya’ya birden fazla bilgisayar çipi sevkiyatı yaptığını açıkladı. Reuters ajansı da Aralık ayında Rus gümrük kayıtlarını inceleyerek yaptığı haberde bu şirketi Rusya’ya en az 20 milyon dolarlık elektronik parça sattığını yazmıştı.

ABD’nin yaptırım listesine aldığı şirketlerin ABD’deki varlıkları donduruluyor, SWIFT sistemini kullanarak uluslararası para transferi yapmaları da yasaklanıyor.

Dışişleri Bakanlığı’ndan da yaptırımlarla ilgili henüz bir açıklama gelmedi.

NATO üyesi Türkiye, Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlara ilkesel olarak karşı çıkmakla birlikte yaptırımların, Türkiye’de delinmeyeceğini ve sevk edilen ürünlerin Rus ordusu tarafından kullanılamayacağını belirtmişti.

Türkiye, geçen ay Batı ülkelerinin yaptırım listesinde olan malların Rusya’ya iletilmesini durdurmak üzere adım atmıştı.

ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Brian Nelson konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:

“Kremlin kapsamlı, çok taraflı yaptırımların ve ihracat kontrollerinin etrafından dolanmanın yollarını ararken ABD müttefik ve ortaklarıyla birlikte Putin’i savaşta destekleyen yaptırımların delinmesine yönelik girişimleri, sekteye uğratmaya devam edecek.”

Brian Nelson geçtiğimiz Ocak ayında Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ı kapsayan bir ziyaret gerçekleştirmiş ve yaptırımların uygulanması odaklı ziyaret kapsamında Türkiye’de iş dünyası ve banka yöneticilerine yönelik yaptığı konuşmada uyarıda bulunmuştu.

Paylaşın

Erdoğan, Mansur Yavaş Ve Ekrem İmamoğlu’nu Hedef Aldı

AKM-Gar-Kızılay Metro Hattı açılışında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu da hedef aldı.

Haber Merkezi / Son 7 yılda Ankara’ya 44,5 kilometrelik metro hattı kazandırıldığını söyleyen Erdoğan, “Yerel yönetimin iş bilmezliğine rağmen Ankara’da kayda değer trafik sıkışıklığı yaşanmıyorsa arkasında bu metro yatırımları var” dedi ve devam etti:

“İstanbul’da da benzer bir durum yaşanıyor. Çünkü Belediye Başkanları kendi şehirlerine hizmet etmek yerine başka hayaller, hevesler peşinde koşuyor. Ama biz ülkemizin 81 vilayeti gibi bu şehirlerimizi de asla sahipsiz bırakmadık.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da AKM–Gar–Kızılay Metrosu Açılış Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarında öne çıkan bölümler şöyle:

“AKM Gar hattı Ankara’nın farklı alanlarını birbirine bağlayan bir öneme sahip. Bu hattın ülkemize yapacağı katkıların yıllık değeri 9 milyar lirayı bulacak. Toplamda 44 km’lik metro hattını Ankara’ya kazandırmış olduk.

Eğer bugün Ankara’da kayda değer bir trafik sıkıntısı yaşanmıyorsa gerisinde inşa ettiğimiz metro istasyonları var. Bu şehir ve İstanbul’un belediye başkanları ise başka hayallerin peşinden koşuyor. Biz ise şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlamak için gece gündüz çalışıyoruz.

Metro hatlarında çalışan araç sayısının da 4 katına artırarak kapasiteyi artırdık. Şimdi buradan soruyorum. 14 Mayıs’ta geleceğimize sahip çıkıyor muyuz. Kazanımlarımızı daha da ileri taşıyor muyuz? Türkiye Yüzyılı için doğru adımlarla ilerlemeye devam ediyor muyuz.

Şimdi Türkiye Yüzyılı için kolları sıvama vaktidir. Geçtiğimiz 21 yılda gerçekleştirdiğimiz demokrasi ve kalkınma adımlarını bundan sonra yapacaklarımızın girizgahı olarak görüyoruz.

Şimdi soruyorum. İP hani sen yerliydin. Bay bay Kemal neden terör örgütünün uzantısı olan partiyle partilerinde değil de Meclis’te görüştü. Şimdi ne yaptılar, partilerinin ismini değiştirdiler. Ayaklar altına alınmadık değer bırakmadılar.

Kumar masası dediler sonra tıpış tıpış o masaya oturdular. Bizi beğenmeyip ayrı parti kuranlar yedili masanın dolgu malzemeliğine razı oldular. Kirli bir ortaklık kurdular.

Seçimden sonra neymiş Selo’yu bırakacaklarmış. Yetmiyor Diyanet İşleri Başkanlığı’nı da kaldıracaklarını söylüyorlar. Tabi bir de çocuklarımızı geçlerimizi sapkın akımların malzemesi yapmak için yanıp tutuşanlar var. Neymiş bu LBGT.

Hiçbirinin adını vermeme gerek yok. İP’i de DEVA’sı da diğerleri de ne millidir ne yerlidir. Bunun adı asla siyaset değildir. Bugüne kadar yedili masadan terör örgütleriyle mücadelede taviz verilmeyeceğine dair bir söz duydunuz mu?

Sapkın akımların ülkemizden uzak tutulması konusunda bir söz duydunuz mu? Şu anda ana muhalefetin Ankara, İzmir ve İstanbul gibi büyükşehir belediyeleri onlarda. Ya bir eserleri var mı? Onlar yapmaya değil yıkmaya geliyor. Biz ise yaptıklarımızın üzerine daha fazlasını koymaya geliyoruz.

14 Mayıs’ta bunları siyasi mevta yapamaya hazır mıyız? Öyleyse evlatlarımızın geleceğinin yedili kumar masasında harcanmasına izin vermeyelim. Türkiye Yüzyılı Vizyonuz gibi varsa bir vizyonları çıksınlar görelim. Unutmayın 14 Mayıs’ta sandığa gidince atacağınız oylarla 15 Mayıs sabahı nasıl bir Türkiye’ye uyanacağımıza karar vereceğiz. “

Paylaşın

Meral Akşener: Çalanlar Ve Yiyenler Hukukla Hesap Verecek

Ankara Büyükşehir Belediyesi Projeleri’nin Tanıtım ve Açılış Töreni’nde konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, Türkiye’de sizin paranızı çalanlar hesap verecek. Çalanlar ve yiyenler hukukla hesap verecek. Cumhurbaşkanı parmağını uzatıp ‘Meral Akşener bu daha iyi günlerin, daha başına nelere gelecek’ demeyecek” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çünkü siyasetçi intikam makamı değildir; ama çalanın hırsızlık yapanın ensesinde olması için de yargıyı hür objektif bağımsız kılandır. Gençler az sabredin siz burada kalıp iş sahibi olacaksınız. Yurt dışına giden çocuklarımız Türkiye’ye dönüp hizmet edecek.”

Akşener, konuşmasının devamında, “14 Mayıs günü sandıklara sahip çıkılacak. 14 Mayıs akşamı sayın Erdoğan’ı elbette gayet büyük bir saygıyla yolculayacağız, Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanlığı makamında alkışlayacağız.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Büyükşehir Belediyesi Projelerinin Tanıtım ve Açılış Töreni’nde konuştu. Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bu ülkenin gençlerini işsiz bırakanlara, buna karşılık danışmanlarına 5-10 maaş ödeyenlere yuh olsun yuh!

Mansur Başkanım, hep hayırlı hizmetler sana nasip oldu, niye, çalmıyorsun, kayırmıyorsun, cebe atmıyorsun be başkanım. Harama el uzatmadığın zaman, yandaş kayırmadığın zaman yapılamayan hizmetler, son derece uygun paralarla yapılabiliyormuş.

14 Mayıs günü kullanacağınız oyların önemi burada. Sayın Mansur Yavaş, Ankara’da aday olduğu zaman su, elektrik paralarını toplayacak olan DHKP-C’li ve PKK’lıydı. Sizin evinize PKK’lı geldi mi kardeş? Ben biliyorum Ankaralı kadınlar PKK’lı gelse var ya ayakkabının tersiyle kadınlar kovalar. Sizin gibi ailelerin iş bulmaktan yorulmuş çocukları okuyor faturalarınızı.

15 Mayıs’ta inşallah Millet İttifakı iktidar olacak. İyi Parti bu ülkenin sigortasıdır. 13. Cumhurbaşkanı dürüstlüğüne, namusuna kefil olduğu Kılıçdaroğlu olacak.

Türkiye’de sizin paranızı çalanlar hesap verecek. Çalanlar ve yiyenler hukukla hesap verecek. Cumhurbaşkanı parmağını uzatıp ‘Meral Akşener bu daha iyi günlerin, daha başına nelere gelecek’ demeyecek. Çünkü siyasetçi intikam makamı değildir; ama çalanın hırsızlık yapanın ensesinde olması için de yargıyı hür objektif bağımsız kılandır. Gençler az sabredin siz burada kalıp iş sahibi olacaksınız. Yurt dışına giden çocuklarımız Türkiye’ye dönüp hizmet edecek.

14 Mayıs günü sandıklara sahip çıkılacak. 14 Mayıs akşamı sayın Erdoğan’ı elbette gayet büyük bir saygıyla yolculayacağız, Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanlığı makamında alkışlayacağız.”

Paylaşın

Oğan, Kılıçdaroğlu’nu Ziyaret Etti: Gündem Seçim Güvenliği

Kılıçdaroğlu ile görüşme gerçekleştiren Oğan, görüşmede gündemin sadece seçim güvenliği olduğunu söyledi. Oğan seçim güvenliği konusunu görüşmek üzere diğer cumhurbaşkanı adayları Muharrem İnce ve Recep Tayyip Erdoğan’dan da randevu talep edeceklerini söyledi.

Zafer Partisi, Adalet Partisi, Ülkem Partisi ile Türkiye İttifakı Partisi’nden oluşan ATA İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek için CHP Genel Merkezi’ne gitti.

Kısa süren görüşmenin ardından açıklama yapan Sinan Oğan, Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmede gündemin sadece seçim güvenliği olduğunu söyledi.

“Bugün seçim güvenliği ile ilgili endişelerimizi paylaşmak için kendisini ziyaret ettik. Kendisinin Millet İttifakı olarak yaptıkları çalışmalardan bahsettiler. Karşılıklı veri alışverişinde bulunmak için arkadaşları görevlendirdik. Bu seçimin selameti için bundan sonra da diyalog kapılarını açık tutacağımızı ifade ettik. Seçmen listesinde oldukça fazla sayıda Suriyeli, Iraklı, Afganistanlı, Pakistanlı, başka bölgelerden seçmenlerin olduğunu tespit ettik. Bu yönde endişelerimiz var.

“Diğer endişe kaynağımız, deprem dolayısıyla bölgeyi terk eden 2 milyonun üzerinde seçmenin sadece 450 bininin kayıt altına alınması. Yani oy kullanacak noktaya getirilmesi. Ama 1 milyon 626 bin seçmenin kayıt yaptırmamış olmasıdır.”

ATA İttifakı ve onu oluşturan siyasi partilerle birlikte STK’larla sandık güvenliği için ortaklıklar yaptıklarını belirten Oğan, ülkenin en önemli seçiminde “hala gri noktaların olduğunu” belirtti. Oğan seçim güvenliği konusunu görüşmek üzere diğer cumhurbaşkanı adayları Muharrem İnce ve Recep Tayyip Erdoğan’dan da randevu talep edeceklerini söyledi.

Sinan Oğan, dün yaptığı açıklamada yabancı uyruklu kişilerin e-Devlet’ten isim değişikliği yaptığını belirtmiş, seçim güvenliğinin Türkiye’nin en önemli meselesi olduğunu savunarak tüm cumhurbaşkanı adalarına çağrı yapmıştı. Oğan, “Seçim güvenliğini azıcık olsa önemsiyorlarsa bir araya gelip seçim güvenliğini konuşmamız lazım” demişti.

Paylaşın

Demirtaş: Halkımızı Sandıkta Bu Faşist İktidarı Gömmeye Davet Ediyoruz

Kobani Davası’nın 24’üncü duruşmasında savunma yapan Demirtaş, “Siz bizi burada tutarak suç işlediniz. Diktatörlüğü inşa ettiniz. Referanduma, seçimlere müdahale ettiniz. Yaptığınız şey yargıç gibi davranmak. Seçime 33 gün kala o kürsüden seçime müdahale etmenize sessiz kalmayacağız. Siz kumpasçısınız. Dosyaya sahte delil koydunuz” dedi ve ekledi:

“Cumhurbaşkanlığı seçimlere müdahale eden, açıkça darbe yapan insanlarsınız. Sizin bizi suçlamaya hakkınız yok. Siz suçlusunuz. Fahrettin Altun’dan, Erdoğan’dan, Bekir Bozdağ’dan talimat aldığınız için. Mütalaayı bugün alıp almamanız umurumda değil. 150 yıl vermezseniz hatırım kalır. Ama sizinle bağımsız mahkemelerde çatır çatır hesaplaşacağız. Biz halkımızı sandıkta bu faşist iktidarı gömmeye davet ediyoruz. Çalışmaya davet ediyoruz.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü ve HDP MYK üyelerinin de aralarında olduğu 17’si tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobanî davasında 24’üncü duruşmasının 1’nci oturumu, Sincan Cezaevi Kampüsü duruşma salonunda görüldü.

MA’da yer alan habere göre, Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından görülen davanın duruşmasını, Yeşil Sol Parti milletvekili adayları, HDP’li milletvekilleri ile yöneticiler İHD ve ÖHD üyesi avukatlar izledi. Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde bulunun siyasetçilerin bir kısmı duruşmaya gelirken, farklı cezaevinde bulunan siyasetçiler duruşmaya SEGBİS aracılılığıyla katıldı.

Demirtaş: Sorgu aşaması bitmedi

Duruşmada söz alan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, dosyaya eklenen belgelere ilişkin savunma yaptı. Demirtaş, Ayhan Bilgen hakkındaki iddialara takipsizlik kararı verildiğini hatırlatırken, mahkeme hakimi “Takipsizlik kararının bizim için bir delil mahiyeti yok” dedi.

Demirtaş, takipsizlik kararı verilen beyanların delil olarak dosyaya eklendiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Takipsizlik kararı bu dosyaya gönderildi ama bu dosyada bu okunmuyor. Gelen evrakları kabul etmiyoruz. Şu ana kadar sorgumuz yapılmadı. Bir önceki periyotta mütalaayı hazırlamak üzere karar verdiniz. Ama biz sorgumuzun yapılması üzerine ısrarımızı sürdürüyoruz. Bizim sorgu aşamamız bitmeden yapılan bir mütalaa hukuka aykırıdır ve eksiktir. Niye bizim ne söyleyeceklerimiz önemsenmeden mütalaa okunacak ki. Bunu ne ile açıklayabiliriz.”

“Erdoğan yargıya açıktan müdahale ediyor”

Mütalaanın seçim ayarlı olduğunu dile getiren Demirtaş savunmasının devamında şunları söyledi: “14 Mayıs’ta seçim yapılacak. HDP Kapatma davası da Kobanê Kumpas davasında da mütalaa seçime göre ayarlandı. Erdoğan grup toplantısında şöyle diyor: ‘Ana muhalefet, ‘Demirtaş’ın suçu ne ki! Benim milletim üzerimdeki sorumluluğum çok büyük ve 14 Mayıs bu bakımdan büyük önem arz ediyor’ diyor.

Astığım estik, kestiğim kestik, çaldığım düdük bir otorite ve yönetim biçimi, yargıya açıktan müdahale ediyor ve bunu pratikte gösteriyor. Bu zat ’14 Mayıs bu bakımdan önem arz ediyor ve milletime çağrı yapıyorum. Bunların bırakılmaması için 14 Mayıs’ta bize oy vermeniz gerekiyor’ diyor. Bunu yargıya müdahale olarak alacak mıyız?

“Erdoğan mahkemenizi arayıp neler söylemez ki”

Erdoğan, AYM üyelerini bizzat arayarak ‘Siz HDP’nin hazine yardımı bloke kararını nasıl kaldırırsınız’ diye azarlamış. AYM üyelerinin birçoğu bizzat Erdoğan tarafından arandıklarını ifade etti. Fakat mahkemeler hiyerarşisinde de en yetkili AYM’nin üyelerini bir fiil arayarak azarlıyor, ‘Siz HDP davasında niye bu kararı verdiniz’ diyor.

AYM’yi arayıp azarlayan bir siyasetçi, Ankara 22’nci Ağır Cezayı arayıp neler söylemez ki. ‘Demirtaş, giymesi gerekenden hükmü almadı’ diyor. Bu dosyayı kast ediyor. Yani şu an karşımızda bulunan 3 yargıçtan beklentisini anlatıyor. Nasıl ki AYM üyelerini arayıp fırça attıysa, bu mahkeme ile ilgili süreç de devam ediyor, ‘Şu anda bunun takipçisiyiz’ diyor. Erdoğan’ın bunun şu anda takipçisi olduğuna emin olabiliriz.”

‘AKP-MHP faaliyeti yürütüyorsunuz”

Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Baştan beri diyoruz, verebileceğiniz en büyük cezayı verin. Eğer hesap bizi suçlu diye göstererek muhalefete oy verilmesini engellemekse, bu celsede cezayı verin. İddia ediyoruz, bu mahkemede verilecek her karar politikaya hizmet edecektir. Zaten CMK’ya göre çalışmıyorsunuz. Bariz AKP-MHP faaliyeti yürütüyorsunuz. Bugünden sonra vereceğiniz hiçbir kararı tanımıyoruz.

Siz yargıç değilsiniz, burası mahkeme değil. Cübbe giymiş olmanız durumu değiştirmez. AKP’nin siyasi heyetine karşı verecek savunmamız yoktur. Sandıktan ne karar çıkarsa çıksın, siz de bu kumpas suçunu işleyenler de bağımsız yargı önünde hesap vermekten kurtulmayacak. Biz halkımız için 6 buçuk milyon yıl da yatarız ama hesabını da sorarız.

“Seçime müdahaleye müsaade etmeyeceğiz”

AYM üyeleri, bu dosyadaki kumpasa müdahale etmeyen HSK üyeleri kumpas yoluyla örgüt kurarak seçimlere müdahale etmektedir. Gününü bekliyoruz. Dünya Sultan Süleyman’a kalmış mı Tayyip Erdoğan’a kalacak? Size söz olsun, sanık sandalyesine siz oturacaksınız. Tutanaklara geçsin diye söylüyorum. Vasiyetimi tutanağa geçiriyorum, suç duyurumu tutanağa geçiriyorum. Siz bizi burada tutarak suç işlediniz. Diktatörlüğü inşa ettiniz. Referanduma, seçimlere müdahale ettiniz. Yaptığınız şey yargıç gibi davranmak.

Seçime 33 gün kala o kürsüden seçime müdahale etmenize sessiz kalmayacağız. Siz kumpasçısınız. Dosyaya sahte delil koydunuz. Cumhurbaşkanlığı seçimlere müdahale eden, açıkça darbe yapan insanlarsınız. Sizin bizi suçlamaya hakkınız yok. Siz suçlusunuz. Fahrettin Altun’dan, Erdoğan’dan, Bekir Bozdağ’dan talimat aldığınız için. Mütalaayı bugün alıp almamanız umurumda değil. 150 yıl vermezseniz hatırım kalır. Ama sizinle bağımsız mahkemelerde çatır çatır hesaplaşacağız. Biz halkımızı sandıkta bu faşist iktidarı gömmeye davet ediyoruz. Çalışmaya davet ediyoruz.”

Paylaşın

Financial Times: Seçmen, Erdoğan’dan Yoruldu

Dünya basını, 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala, seçimler ve muhtemel sonuçlarını ilişkin değerlendirmeler yapmaya devam ediyor.

Birleşik Krallık merkezli Financial Times gazetesinden Adam Samson, Konya’ya giderek seçim öncesi seçmen eğilimleri konusundaki gözlemlerini kaleme aldı. Samson, hükümetin ekonomiyi batırdığı yönündeki seçmen yorumunu başlığa taşıdığı makalesinde seçmenlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yorulduğunu yazdı.

Erdoğan’ın kalesi olarak bilinen şehirde kendisine olan inancın azaldığını, fakat bunun doğrudan doğruya muhalefete desteğe dönüşmediğini vurgulayan Samson, her geçen gün daha fazla seçmenin değişim istediğini fısıldadığını belirtti.

Makalesinde Konya’da bir kafede çalışan bir aşçının anlatımlarına yer veren Samson, ekonomik krizin yanı sıra temel hak ve özgürlüklerde yaşanan gerilemenin ve gücü cumhurbaşkanının elinde toplayan hükümet sisteminin de seçmenleri Cumhurbaşkan Erdoğan’dan uzaklaştırdığı yorumunda bulundu.

Deveci’nin anlatımları üzerinden seçmenlerin yine de Millet İttifakı’na oy vermek için çok az sebebi olduğu değerlendirmesini paylaşan gazeteci, seçmenlerin muhalefete de güven duymadığını aktardı. Erdoğan ve AK Parti’nin iktidarda olduğu son 20 yıl içindeki en zorlu seçim sürecini yaşadığını da kaydeden Samson, anketlerin Erdoğan ile Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu başa baş gösterdiğini hatırlattı.

Konya’daki her dört seçmenden üçünün 2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a oy verdiğini kaydeden gazeteci, bu sefer durumun farklı olduğu, çünkü ülkenin devasa bir ekonomik kriz ile karşı karşıya olduğu ve Sabancı Üniversitesi’nden Profesör Berk Esen’in ifadesiyle söz konusu şartların AK Parti tabanının erimesini beraberinde getirdiği değerlendirmesini paylaştı.

Haberinde bir eczacının görüşlerine de yer veren Samson, bu kişinin ekonominin her gün kötüye gittiği ve artık değişime ihtiyaç olduğu yönündeki yorumunu paylaştı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Bahçeli’den ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne Tam Destek

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ilişkin mesajlar veren MHP Lideri Bahçeli, “14 Mayıs’ta ya Türkiye sevdası diyeceğiz ya da Türkiye’nin geleceğine ölü toprağı serpmek için sıraya girenlere göz yumacağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “14 Mayıs’ta ya milli ve manevi değerler ortak paydasında buluşacağız ya da istiklalimizin buhrana düşmesine mahkum olacağız. 14 Mayıs seçimleri dikkate alındığında, birinci beş yılı muazzam kazanımlarla geçen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, ikinci beş yıllık döneme de mührünü vurmalıdır. Eser ve hizmet kervanı yarı yolda kalmamalıdır. Türkiye bir yol kazasına uğramamalıdır.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’nin İlk Yerli Uçak Gemisi Hizmet Alımıyla” ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Bahçeli’nin açıklaması şöyle:

“Hiç kuşku yoktur ki, Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümü Türkiye’nin atağa kalkışına, geleceği kucaklayarak güçlü atılımlar yapmasına sahne olacaktır.

10 Nisan 2023 tarihinde İstanbul Tuzla’da ilk yerli ve milli uçak gemimiz olan TCG Anadolu’nun hizmete alınması ve 3 adet MİGREM Firkateynleri Saç Kesme Töreni istikbale daha umutlu bakmamamızın temel dayanaklarından sadece bir kısmıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte şahit olduğumuz manzara hakikaten tarihi bir gelişme, makûs talihin tersine döndüğünü gösteren kararlı ve sevindirici bir ilerleyiştir.

Ülkemiz her alanda gözlemlenen diriliş hamleleriyle, her zeminde parlayan yükseliş dinamizmiyle ve süreklilik içeren kalkınma azmiyle hepimizin göğsünü kabartmakta, milli gururu okşamaktadır.

Pek çok engellemeye rağmen, Türk ve Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun harcı şevkle karılmakta, önümüzdeki yüzyılın temelleri canla başla kazılmaktadır.

Nitekim yüzyıllara sari prangalar peş peşe kırılmaktadır.

Ayak bağı olarak değerlendirilebilecek kronik sorun başlıkları teker teker çözülmektedir.

Türkiye’miz uzun bir süredir mucizevi bir gelişme ve serpilme güzergahındadır.

Vatan ve millet sevgisiyle kalbi çarpan her vatandaşımız bu tablodan elbette övünmekte ve bahtiyarlık duymaktadır.

6 Şubat 2023 tarihli Pazarcık ve Elbistan merkezli ikiz depremler ile Adıyaman ve Şanlıurfa’da yaşanan sel afetleri yüreğimize ateş düşürmüş olsa da, yaralarımız elbirliğiyle sarılmakta, acılarımız paylaşılarak azaltılmaktadır.

Bu vesileyle deprem ve su taşkınlarında hayatlarını kaybeden bütün kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, yaralılara da şifalar diliyorum.

Yedi yılda Dünya’nın ilk SİHA gemisi inşa edilmiş, en ağır ve en büyük helikopterlerin iniş kalkışının yapılabileceği “TCG Anadolu” Türkiye’mizin itibar ve iftihar eseri olarak denize indirilmiş, seyrüsefere hazır hale getirilmiştir.

Ülkemiz kendi gemisini tasarlayan, geliştiren, çağın teknolojik imkanlarını kullanabilen zirvedeki ilk 10 ülkeden birisi haline terfi etmiştir.

Bu sene içinde denizde ikmal ve muharebe destek gemimiz olan Derya ile Piri Reis denizaltımız, ayrıca istif sınıfı ilk firkateynimiz İstanbul hizmete alınacaktır.

Lider Ülke Türkiye’nin taşları kararlılıkla döşenmektedir.

Yeni yüzyılın ilke ve esasları; kurum ve kuralları; siyasi ve stratejik parametreleri dirayetli bir mizaca refakat eden çalışkan, cesur, çevik ve çelik bir iradeyle belirlenip billurlaşmaktadır.

Felaketler ne düzeyde olursa olsun yılgınlığa düşülmeyecektir.

En kesif saldırılar, en şedit suikastlar karşısında geri adım atılmayacak, atalet ve acziyet gösterilmeyecektir.

Kurulan tuzaklara, oynanan oyunlara, yazılan karanlık senaryolara, habis bir ur gibi yayılma emaresi gösteren, aynı şekilde iç barış ve huzur ortamımızı bozmayı hedefleyen şirret kampanyalara teslim olunmayacak, taviz verilmeyecek, elbette tarihin gerisine düşülmeyecektir.

“Her şeyden Önce Türkiye” ruhu, fedakarlık kültürünün kılavuzluğunda hakim ve havi olacaktır.

Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızda dolaşan kandır.

Milli birlik ve beraberlik şuuruyla bin bir direniş sergilenecektir.

Eline vurulup ekmeği alınan bir Türkiye artık yoktur.

Başkalarının sözüne bakan bir Türkiye’den iz kalmamıştır.

Güç blokları arasında sıkışan, küresel cepheleşmenin tam ortasında dayatmalara maruz kalan, kuzuların sessizliği içinde hadiselerin akışını edilgen halde seyreden bir Türkiye mazi kayıtlarına geçmiştir.

Asırlardır dünyaya hakim olan medeniyetler ve milletler mücadelesinde pasif bir öge olmayı reddedip ben de varım diyen; tavrını, tarzını, duruşunu, görüşünü, egemenlik çıkarlarını, özgül ağırlığını, öz değerlerini, milli ve tarihi müktesebatını kararlılıkla savunan, gerekirse de gözünü daldan budaktan esirgemeyen bir Türkiye gerçeği geldiğimiz bu aşamada hepimizin medarı iftiharıdır.

Tehditlerin yoğunluğu fazla olsa da, çevremizde sürdürülebilir bir barış kuşağının tesis ve tezahür etmesi vazgeçilmez bir hedeftir.

Barış, huzur, güvenlik dinamikleri her şeyden evvel siyasi, askeri, diplomasi alanlarındaki milli caydırıcılık vasfına bağlıdır.

Ülkemiz güçlü olduğu müddetçe mazlumlar güvendedir.

Ülkemiz muktedir olduğu sürece zulüm bekçilerinin nefesi duyulmayacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyasi anlayışına göre, zalime hasım, mazluma dost olan Türk milletine mensubiyet onurların en büyüğüdür.

Türkiye geçmişinden ilhamını alarak istikbalin yol haritasını çizmektedir.

Bu yol haritası bizi Türk ve Türkiye Yüzyılı’na taşıyacaktır.

Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümü de önümüzdeki yeni yüzyılın anahtarıdır.

Bu anahtarın kilitli kapıları açabilmesi için 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri’nde cumhurun lehine müstesna ve mutlak bir başarının tecelli etmesi yegane arzu ve amacımızdır.

Aziz milletimiz kimin ne yaptığını, hangi kirli ittifakların kurulduğunu, kimin kimlerle yol yürüdüğünü ferasetiyle görmekte ve bilmektedir.

Türkiye düşmanlarına selam duranlar, kucak açanlar, yeşil ışık yakanlar bellidir ve bilinmektedir.

Küresel emperyalizmin kiralık tetikçisi bölücü terör örgütünün yanı sıra; cürüm, cinayet ve casus şebekesi olan Pensilvanyalı hainlerle ağız birliği, emel birliği, eylem birliği, hedef birliği içinde olan zillet partileri ayan beyan ortadadır.

14 Mayıs’ta ya Türkiye sevdası diyeceğiz, ya da Türkiye’nin geleceğine ölü toprağı serpmek için sıraya girenlere göz yumacağız.

14 Mayıs’ta ya milli ve manevi değerler ortak paydasında buluşacağız ya da istiklalimizin buhrana düşmesine mahkum olacağız.

İstikbale, istiklalini ve istikrarını koruyarak ulaşmak isteyen bir Türkiye’nin dünya devler liginde üst sıralara oynaması, bununla mündemiç lider ülke mertebesine çıkması için tek çare Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır, tek çözüm de bir ahlak ve fedakarlık timsali olan Cumhur İttifakı’dır.

Karar ve seçim büyük Türk milletinindir.

14 Mayıs seçimleri dikkate alındığında, birinci beş yılı muazzam kazanımlarla geçen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, ikinci beş yıllık döneme de mührünü vurmalıdır.

Eser ve hizmet kervanı yarı yolda kalmamalıdır.

Türkiye bir yol kazasına uğramamalıdır.

Özellikle demokrasi ve özgürlükler ekseninde ülkemize devamlı iftira atanların, utanmadan kara çalanların, edepsizce suizanda bulunanların, YSK tarafından kurayla belirlenen oy pusulasındaki ittifak ve partilerin dizilimine dikkatle bakmaları samimi tavsiyemizdir.

Demokrasinin olmadığı bir ülkede, gayri meşru Türkiye Komünist Partisi’nin veya Halkın Kurtuluş Partisi’nin seçimlerde boy göstermesi akıl dışılıktır.

Özgürlüklerin olmadığı bir ülkede, Türkiye Komünist Hareketi’nin varlığından bahsetmek hastalık ölçüsünde saflıktır.

HDP’nin kayyumu olan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’yle, Sol Parti’nin ve Türkiye İşçi Partisi’nin ahlaksızca propagandası yapılan sözde diktatörlük ve tek adam rejiminde seçimlere katılabilmesi olacak şey değildir.

Sosyalist Güç Birliği İttifakı ile Emek Özgürlük İttifakı Zillet İttifakı’nın potansiyel ortakları, birinci dereceden siyasi hısımlarıdır.

Bunların alayı birden Türkiye’nin karşısında mevzilenmişler, yıkım ve yozlaşmanın egemenliği için harekete geçmişlerdir.

Zillet koalisyonunun en ciddi karın ağrısı da savunma sanayindeki kesintisiz elde edilen muhteşem kazanımlardır.

Ne mutlu bizlere ki, Türkiye’nin ilk yerli ve milli uçak gemisi hizmete girmiştir.

TCG Anadolu imrenilmesi gereken bir teknolojik sıçramanın mahsulü, inancın, iddialı olmanın ve ilhamını ceddinden alan bir siyasi kavrayışın hayranlık uyandıran icraatıdır.

Merhum Şakir Zümre’nin uçak bombası yapılan fabrikasını bin bir ayak oyunuyla sabote edip soba borusu üretimine dönüştürüldüğü sancılı dönemler ahlaki ve vicdani duyarlılığa sahip herkesin bildiği hazin bir gerçektir.

İlk sivil ve askeri uçağı yapan, ilk özel havayolu şirketini kuran, aynı zamanda ilk düşman uçağını düşüren merhum Vecihi Hürkuş’un karşısına dikilen çetin engeller hala milli hafızalardadır.

İstanbul’daki fabrikalarında yapılan ilk yerli Türk uçağıyla 1941 yılının Ağustos ayında doğduğu yer olan Sivas Devriğe gidip gelen merhum Nuri Demirağ’ın önünün nasıl kesildiği de maşeri vicdanda mahfuzdur.

Ülkemiz on yıllarca başkalarının eline bakmıştır.

On yıllar boyunca kötü niyetli ülkelerin kullanıp hurdaya çıkardığı silahları kullanmak adeta bir kader olmuştur.

Öyle zamanlar görülmüştür ki, Türk askerinin eline tutuşturulan piyade tüfekleri ateş bile almamıştır.

Maksatlı ve marazi silah ambargolarıyla askeri manevra kabiliyetimiz budanmak, operasyonel gücümüz baskılanmak istenmiştir.

İhtiyaç duyduğumuz insansız hava araçları, hava savunma füzeleri, F-16’ların modernizasyonuyla ilgili haklı talepler, parasını ödediğimiz F-15 savaş uçakları Türkiye’den esirgenmiştir.

Allah’a şükürler olsun ki, Türkiye kendi söküğünü dikecek, kendi eksiğini kapatacak, kendi ihtiyacını temin edecek bir aşamaya sabır, sebat, akıl, gönül ve emek seferberliğiyle ulaşmıştır.

Daralan kuşatma sonunda yarılmıştır.

Hükümetin sağlam duruşu, Türk mühendisinin bilgi ve görgüsüyle aşı tutmuş, mayası gelen ekmek tekneden taşmıştır.

Savunma sanayinde millilik oranı yüzde 80’lere kadar çıkmıştır.

Büyük Hünkarımız Fatih Sultan Mehmet Han’ın zamanında kurulan Tophane-i Amire’den bugüne kadar köprülerin altından çok sular akmıştır.

Türkiye kendi silahını yapan, hatta bunu ihraç eden dünya üzerinde sayılı ülkelerden birisi olarak öne çıkmıştır.

Bazılarının sıkıntısı, telaşı, hatta çıldırması bu yüzdendir.

Türk savunma sanayii 5 milyar dolara yaklaşan ihracat tutarı ve 75 milyar dolara ulaşan proje hacmiyle dostları sevindirip düşmanları çatlatmaktadır.

İnanıyorum ki, savunma ve silah sanayinde mukayeseli üstünlüğe sahip olacağımız günler çok yakındır, Cumhur İttifakı bunun kefili, Türkiye Yüzyılı da müjdesidir.

Atak helikopteri, milli tank projesi, milli uçak projesi, akıllı mühimmatlar, fırtına obüsleri, Hürkuş, Hürjet uçakları,  pek çok füze projesi hayalden gerçeğe dönüşün mükâfatıdır.

İHA ve SİHA üretiminde dünyada ilk üç sırada bulunmamızdan vicdan ve izan sahibi her insanımız memnundur.

18 Mart’ta hangardan çıkarılan milli insansız savaş uçağı Kızılelma savunma sanayindeki henüz adı konulmamış yeni bir çağın habercisidir.

Sanayi altyapımız günden güne derinleşip çeşitlenmektedir.

Türkiye olağanüstü bir mücadele sonucunda bir sanayi üssü haline gelmiştir.

Milli savunma sanayindeki büyüme süreklilik arz etmektedir.

Yerli ve milli imkanlarla üretilen yüksek çözünürlüklü ilk gözlem uydumuz İMECE 11 Nisan’da uzaydaki yörüngesine fırlatılmıştır.

Böylesi bir Türkiye’nin dibe çekilmesine çanak tutanlar felaketin lekeli yüzleridir.

Böylesi bir Türkiye’nin milli silah sanayindeki yükselişinden ürküp deliye dönenler, mesela BAYKAR şirketimizle düşmanca uğraşanlar kesinlikle ihanet içindedir.

Türk milleti yıkımsever zillete izin vermez, vermeyecektir.

Türk milleti bozgunda siyasi zafer rüyası gören zillete asla müsaade etmez, etmeyecektir.

Türkiye’nin ilk yerli ve milli uçak gemisi olan “Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi TCG Anadolu’nun” hizmete alınması da deyim yerindeyse çılgın Türklerin tarihi bir başarısıdır.

Artık, bizim de denizlerde yüzecek bir uçak gemimiz vardır.

Bizim de okyanuslarda Türk milletinin mesajlarını paylaşacak, haklarını savunacak bir gücümüz olacaktır.

Mavi vatanda boşuna hesap yapanlar unutmasınlar ki, fıtrat değişmemiş ve aynıdır, zira bu kan yine o kandır.

Hakkımızdan vazgeçmeyiz, çünkü hakkımız şerefimizdir.

Akdeniz’i Türk gölü yapan Barbaros Hayrettin Paşa’nın emanetleri daha da ileriye taşınacaktır.

Düşman gemilerini parmağıyla işaret edip alayını birden denizin dibine yollayan Turgut Reis’in hatıraları hep birlikte zirvelerin zirvesine çıkarılacaktır.

Bunu Cumhur İttifakı yapacaktır.

Bunu Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başaracaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi de sonuna kadar destek olacaktır.

Saç kesimi yapılan gemilerin yanı sıra, Türkiye’nin ilk yerli uçak gemisinin hizmete alınmasından duyduğum mutluluğu bilhassa paylaşıyor; Sayın Cumhurbaşkanımızı, ilgili bakanlarımızı, bürokratlarımızı, yüklenici firmaları, inşa ve donatımda emeği geçen mühendis ve işçilerimizi gönülden kutluyor, ülkemize, milletimize ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Elbette yapacağız, hep birlikte başaracağız.

Sonuna kadar, “Devlet Milletiyle, Her Şeyden Önce Türkiye” diyeceğiz.”

Paylaşın

AK Parti Seçim Beyannamesi: Vaatler Tekrarlandı

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Dünya basını da seçimlere ilişkin değerlendirmelere devam ediyor. Bloomberg, AK Parti’nin seçim beyannamesini yorumladı.

ABD merkezli Bloomberg, hali hazırda önceki yıllarda taahhüt edilmiş ekonomik vaatlerin büyük ölçüde tekrarlandığı, belirtilen planın da gelecek ayki seçimden sonra AK Parti’nin kazanması halinde Türkiye’nin nasıl şekilleneceği konusunda netlik sağlamadığını belirtti.

AK Parti’nin seçim beyannamesi Bloomberg’e göre “iddialı planlar” ortaya koyuyor, ayrıca 14 Mayıs seçimlerinden sonra “güçlü bir ekonomi ekibi” kurma taahhüdünü de içeriyor. AK Parti ayrıca enflasyonu resmi verilere göre mevcut yüzde 50,5 seviyesinden tek hanelere indirmeyi ve işsizliği yüzde 7’ye düşürmeyi da içeren hedefleri taahhüt etti.

Bloomberg, “Vizyon, politika ayrıntıları konusunda yetersiz ve 900 milyar dolarlık ekonomi Erdoğan’ın yirmi yıllık iktidarının en zorlu yıllarından birine doğru ilerlerken piyasanın sinirlerini yatıştırması pek olası değil. Yıkıcı depremden iki ay sonra Türkiye, Türk lirası üzerindeki baskı yoğunlaşırken bütçe ve cari işlemler hesabında rekor açıklarla bir enflasyon krizinden çıkıyor” değerlendirmesini paylaştı.

Erdoğan’ın 2021’de ana akım ekonomi politikasını terk ederek “Yeni Ekonomi Modeli” adı verilen muallak bir programa sarıldığını ifade eden Bloomberg, AK Parti’nin seçimin ardından politika değişikliği sinyalleri verdiğini belirtti. Erdoğan, geçtiğimiz hafta seçimin ardından ekonomi politikasını eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in başında olduğu bir gruba devretmeyi planladıklarını açıklamıştı.

AK Parti’nin seçim beyannamesinin ekonomik karar alma mekanizmaları ve Merkez Bankası üzerinde büyük bir etkiye sahip olan Erdoğan’ın düşüncelerine ilişkin çok az fikir verdiğini söylenen analizde, seçimlerin “Asya dışında dünyanın en büyük beşinci gelişmekte olan ekonomisine gözlerini diken yatırımcılar için bir dönüm noktası olabileceği” yorumu yapıldı.

Bloomberg, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili bazı sorunları kabul ediyormuş gibi göründüğünü söyledi.

Paylaşın

“Erdoğan, Piyasalara Mesaj Veriyor”

“Bugünlerde Erdoğan yeniden yetki isterken tek başına ben bu işi yaparım havasında değil. Şimdi Mehmet Şimşek ve Lütfi Elvan isimleri ile mesaj veriyor… Ama kime? Elbette piyasalara…

Aslında diyor ki “Ey piyasalar beni seçimlere kadar zor durumda bırakmayın, seçimlerden sonra ortada ne Nebati ne de Kavcıoğlu kalacak… Piyasaların istediği isimler ve oyunun kuralları işleyecek.”

Karar yazarı İbrahim Kahveci, “Erdoğan’ın -U- dönüşü gerçek mi?” başlığıyla bir yazı kaleme aldı.

Hatırlayın Mehmet Şimşek hakkında söylediklerini… “Bizim arkamızdan iş çeviriyorlar…vs vs”. Pendik Meydanı’ndan yuh sesleri…

Ya Lütfi Elvan… “Bizim bu arkadaşlarla gidecek yolumuz yok…”

Veya Naci Ağbal…

Devran mı döndü de birden Erdoğan yeniden Mehmet Şimşek’in adını ‘bizim arkadaş’a çevirdi. O olmazsa kenarda Lütfi Elvan’ın sırada beklediği imaları….

‘Hangi dağda kurt öldü!’ derler.

Ne oldu da birden Nureddin Nebati & Şahap Kavcıoğlu ikilisinden söz edilmemeye başlandı?

Ne oldu da birden Kuranı Kerim’den Nass… kimseyi bağlamaz oldu… Unutuldu gitti?

Sahi ne oldu?

Ne oldu da “Bütün dünya faiz artırarak yanlış yapıyor, bizim doğru yaptığımız anlaşılacak” noktasından çark edildi?

Ne oldu ‘Heterodoks’ politikalara…?

Ne oldu da birden ‘Ortodoks’ politikalar akıllara geldi?

***

Erdoğan Haziran 2018 seçimleri öncesi “Siz bu kardeşinize verin yetkiyi, ondan sonra bu faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır, mücadele edilir göreceksiniz” demişti. Ama o yetki sonrası dolar 4,20’den 7,20’ye fırlarken faizlerde de yüzde 26-27’leri tabela yakmıştı.

Bırakın doları faizi şu anda kuru soğan bile 30 lira… Verilen yetkinin etkisini göz yaşararak izliyoruz.
Bugünlerde Erdoğan yeniden yetki isterken tek başına ben bu işi yaparım havasında değil. Şimdi Mehmet Şimşek ve Lütfi Elvan isimleri ile mesaj veriyor… Ama kime?

Elbette piyasalara…

Aslında diyor ki “Ey piyasalar beni seçimlere kadar zor durumda bırakmayın, seçimlerden sonra ortada ne Nebati ne de Kavcıoğlu kalacak… Piyasaların istediği isimler ve oyunun kuralları işleyecek.”

Yazının devamı için TIKLATIN

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Sadullah Ergin Ve Sema Silkin Ün” Açıklaması

Kemal Kılıçdaroğlu, “Sadullah Ergin ve Sema Silkin Ün” hakkında bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada “anılan isimlerin başka partilerin adayı olduğunu, o partilerin iç işlerine karışamayacaklarını” söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Emine Erdoğan’ın eski özel kalem müdürü ve Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sema Silkin Ün’ün CHP listelerinden aday gösterilmesine ilişkin tartışmalar konusunda bu isimlerin başka bir partinin adayı oduğunu ve o partilerin iç işlerine karışamayacaklarını söyledi.

T24’ten Murat Sabuncu’nun aktardığı bilgilere göre Kılıçdaroğlu dünkü Çanakkale mitinginden sonra bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada “anılan isimlerin başka partilerin adayı olduğunu, o partilerin iç işlerine karışamayacaklarını” söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu “İlk kez beş parti bir parti logosu altında seçime giriyor. Dolayısıyla herkes sanki sadece CHP’liler giriyor ve CHP’li değil nasıl bizim listede yer alır diye bir şey söylüyor. Yani eski alışkanlıklardan kurtulunamayan bir atmosfer var. Zaman içerisinde olacak” dedi.

Kılıçdaroğlu ayrıca “Diğer yerlerde de, illerde de benzer tartışmalar var, olabilir ama dediğim gibi yani Sadullah Bey başka bir partinin adayı, diğer arkadaşlar da başka bir partinin adayı. Bizim partililer de var. Dediğim gibi Saadet’li var, DEVA’lı var, Gelecek Partili var, Demokrat Partili var, İYİ Parti’li var. Dolayısıyla bunlar artık oyların heba olmaması ve bunların lehe çalışması için böyle bir akılcı politika izlendi.” diye konuştu.

Paylaşın