14 Mayıs Seçimleri: Aday Listeleri Kürt Seçmene Ne Anlatıyor?

Rawest Araştırma Şirketi Genel Müdürü Roj Girasun, Millet İttifakı’nın güçlü bir listeyle seçmenlerin karşısına çıktığını söyledi. Mevcut adayların Kürt sorununun çözümünde etkili olabileceğini düşünmediğini vurgulayan Girasun, “Cengiz Çandar, Hasan Cemal gibi isimlerin varlığı önemli. Bunlar Kürt meselesini iyi bilen olanlara, bir döneme şahit olan, Türkiye kamuoyuna taşımış ve kamuoyunun da yakından tanıdığı isimler. Olumlu etkileri olabilir” dedi.

Cumhur İttifakı’nın Kürt sorunu bağlamında aktör üretemediğini savunan Girasun, Millet İttifakı’ndaki CHP’nin adaylarının 2002 seçimlerinden beri en güçlü isimler olduğunu söyledi.

Cumhur İttifakı’nın son yıllarda Kürt sorununa ilişkin siyaset üretemediğine vurgu yapan Girasun, “Cumhur İttifakı’nın listesinin sönük olmasının sebebi, yeni aktör üretemiyor olmasına bağlı. Eski siyasetçilerden az isim var. Kürt meselesiyle ilgili isimlerin ortaya çıkması, konuşan isimlerin ortaya çıkması, siyaset üretmeyle mümkün oluyor. Galip Ensarioğlu dışında AK Parti’nin bölgede bir aktörü olduğunu söyleyemeyiz” diye konuştu.

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Kürt seçmenler gündeme geldiğinde akla ilk gelen parti Halkların Demokratik Partisi (HDP) oldu. Ancak Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davası süren HDP, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) adıyla seçime girecek. YSP Kürt seçmenlerin yoğun yaşadığı illerde, Kürt seçmen arasında tanınan bazı isimlere listelerde yer verdi.

Diyarbakır’da ilk sırada Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Berdan Öztürk aday gösterildi. Bu seçimin sürpriz ismi gazeteci Cengiz Çandar üçüncü sırada yer aldı. Eski Baro başkanlarından Emin Aktar, Barış Bildirisi’ne imza attığı için Ankara Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’nden ihraç edilen Doç. Dr. Sevilay Çelenk Özen, HDP’nin Hukuktan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Serhat Eren de listede yer alanlar arasındaydı.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar Şanlıurfa’dan aday gösterildi. HDP’nin önceki dönem 4 koltuk kazandığı Şanlıurfa’da Abdullah Öcalan’ın yeğeni Ömer Öcalan da ikinci sıradan listeye girdi. Diğer Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ise Van’dan aday oldu. 1990’larda dokunulmazlıkları kaldırılan ve meclisten yaka paça gözaltına alınarak tutuklanan dönemin DEP Milletvekili Orhan Doğan’ın kızı Gazeteci Ayşegül Doğan da Şırnak 3. sıradan aday listesine girdi.

HDP’nin bölgedeki en önemli rakibi olan AK Parti’de ise Diyarbakır’ın tanınmış ailelerinden olan Ensarioğlu ailesine mensup eski milletvekillerinden Galip Ensarioğlu ilk sırayı aldı. Ensarioğlu’nun kuzeni Vejdin Ensarioğlu da İYİ Parti’den Diyarbakır 1. Sıradan aday gösterildi.

Kürt sorunu ile ilgili tartışmalarda adı öne çıkan Abdurrahman Kurt ile eski Tarım Bakanı Mehdi Eker listelerde yer almadı. Cumhur İttifakı’na desteği tartışmalara neden olan HÜDAPAR’ın iki adayı bölge illerindeki listelere konuldu. AK Parti, Şanlıurfa’da ilk sırayı Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a verirken, Mardin, Van gibi iddialı olduğu illerde tanınan isimlere yer vermedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ise Diyarbakır’da insan hakları, hukuk ve Kürt sorunu alanındaki çalışmaları ile tanınan Sezgin Tanrıkulu’nu listenin ilk sırasında aday gösterdi. İkinci sırada DEVA Partisi Genel Başkan Başdanışmanı Ali İhsan Merdanoğlu, üçüncü sırada ise Saadet Partisi İl Başkanı Abdurrahman Ergin yer aldı. Şanlıurfa’da ilk sırayı Mahmut Tanal’a veren CHP Van’da, tanınan isimlerinden Seracettin Bedirhanoğlu’nu ilk sırada aday gösterdi.

“Adayların çoğu toplumda tanınmıyor”

Rawest Araştırma Şirketi Genel Müdürü Roj Girasun’a göre toplumda bilinen aday sayısı az. VOA Türkçe’den Mahmut Bozarslan’ın sorularını yanıtlayan Girasun, sadece Millet İttifakı’nın güçlü bir listeyle seçmenlerin karşısına çıktığını söyledi. Mevcut adayların Kürt sorununun çözümünde etkili olabileceğini düşünmediğini vurgulayan Girasun, “Cengiz Çandar, Hasan Cemal gibi isimlerin varlığı önemli. Bunlar Kürt meselesini iyi bilen olanlara, bir döneme şahit olan, Türkiye kamuoyuna taşımış ve kamuoyunun da yakından tanıdığı isimler. Olumlu etkileri olabilir” dedi.

Cumhur İttifakı’nın Kürt sorunu bağlamında aktör üretemediğini savunan Girasun, Millet İttifakı’ndaki CHP’nin adaylarının 2002 seçimlerinden beri en güçlü isimler olduğunu söyledi. Cumhur İttifakı’nın son yıllarda Kürt sorununa ilişkin siyaset üretemediğine vurgu yapan Girasun, “Cumhur İttifakı’nın listesinin sönük olmasının sebebi, yeni aktör üretemiyor olmasına bağlı. Eski siyasetçilerden az isim var. Kürt meselesiyle ilgili isimlerin ortaya çıkması, konuşan isimlerin ortaya çıkması, siyaset üretmeyle mümkün oluyor. Galip Ensarioğlu dışında AK Parti’nin bölgede bir aktörü olduğunu söyleyemeyiz” diye konuştu.

“Kürt birlikteliği önemli”

Aday listelerini değerlendiren Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Sedat Yurtdaş, Kürt partileri arasında yapılan ittifakların Kürt karşıtlığı üzerinde yürütülen politikalara karşı kurulduğunu söyledi.

YSP’nin aday gösterdiği Hasan Cemal ve Cengiz Çandar gibi isimlerin Kürt sorununun tartışılması açısından önemli olduğuna vurgu yapan Yurtdaş, “Cengiz Çandar gazeteci olarak Turgut Özal’a, Celal Talabani’ye danışmanlık yapan, Kürt meselesinin çok temel düzeyde çözülmesi için çok önemli katkılarda bulunmuş biri. Hasan Cemal 2009’dan beri Kürt meselesinin her düzeyde konuşulması tartışılması, çözülmesi için çok önemli yazıları yazmış, tutum sergilemiş. Takındığı tutum nedeniyle de bir anlamda cezalandırılmış ötekileştirilmiş bir yerde duruyor. Dolayısıyla bundan sonra da gazeteci, siyasal yorumcu yazar olarak birikimini çok önemli oranda aktaracaklarından şüphe duymuyorum” dedi.

Kürt yazar ve dil bilimci Zana Farqini’nin listeye alınmamasını eleştiren Yurtdaş, eksikliklere rağmen, Kürt siyasetinde yaratılan birlikteliğin önemli olduğuna vurgu yaptı.

Cumhur İttifakı adaylarını da değerlendiren Yurtdaş, ittifakın ‘Kürt sorunu yoktur’ teziyle oy isteyeceğini söyledi. Aday listelerinde Kürt meselesine duyarlı isimlerin bulunmadığına dikkat çeken Yurtdaş, şöyle konuştu: “Cumhur İttifakı, AK Parti, Erdoğan, Türkiye cephesinden MHP, Kürt cephesinde hem MHP hem de HÜDAPAR çizgisinde bir yandan milliyetçiliği diğer yandan da Hizbullah çizgisinde politika yürüttüğü son derece açık. Kürtler oy verecekse de benim bu tercihime, benim ittifak anlayışıma, benim ‘Kürt sorunu yoktur’ düşüncesine katılarak oy versinler demeye getiriyor. “

Dört kuzen dört partiden aday

Bölgedeki en ilginç aday listesi ise Şırnak’ta hazırlandı. Botan aşireti Hacı Beyran koluna mensup Tatar Ailesinden dört isim dört partinin ilk sırasına yer aldı. AK Parti’den Aslan Tatar, MHP’den Halil Tatar, Yeniden Refah Partisi’nden Sabri Tatar ve Zafer Partisi’nden Mahmut Tatar aday oldu. Girasun , bunun bölgede sıkça karşılaşılan bir durum olduğuna dikkat çekerek, aynı aileden isimlerin farklı partilerden aday olması, rakiplerinin elini güçlendirdiğini ifade etti.

Emek ve Özgürlük İttifakı içinde yer alan ama seçime en az 41 ilde kendi adı, amblemi ve adaylarıyla gireceğini açıklayan Türkiye İşçi Partisi, Güneydoğu’nun hiçbir ilinde aday göstermedi.

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu: Kul Hakkı Yiyenden Hesabını Soracağım

Çanakkale’deki Millet Buluşması’nda halka seslenen Kılıçdaroğlu, “Amerika’ya, İngiltere’ye gönderdikleri paranın tamamını getireceğim. Beşli Çeteler beni istemezler. Sakın ha Kılıçdaroğlu olmasın derler. Beşli Çeteler değil beş binli çeteler olsa da kul hakkı yiyenden hesabını soracağım. Son kuruşuna kadar getireceğim o paraları ve milletimize vereceğim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bir hafta içinde siyasi ahlak yasasını çıkaracağız. İş takipçiliği yapan, malı götüren milletvekili olmayacak. O defteri tamamen kapatacağız. O nedenle istemiyorlar Bay Kemal’i… Kimin olursa olsun, halkın cebine hortum bağlıysa, onu keseceğim. Hiç endişe etmeyin”

Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile cumhurbaşkanı yardımcısı adayları Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu Çanakkale’deki Millet Buluşması’nda halka seslendi.

Kürsüye ilk önce Mansur Yavaş, çıktı. Yavaş “Her seçim bıktık artık, kendileri gibi düşünmeyen herkes terörist”dedi.

Yavaş’ın ardından mikrofonu alan İmamoğlu,“Yağmur yağıyor. Yağmurda da ıslanacağız, pırıl pırıl güneşte de hep beraber güzel günlere adım atacağımız günler yaklaşıyor” dedi.

Yavaş ve İmamoğlu’ndan sonra kürsüye çıkan Kemal Kılıçdaroğlu ise şunları söyledi:

“Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getireceğiz, gerçekten de hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek, gerçekten de bu ülkeye işi aşı getireceğiz. Gerçekten de hiçbir anne çocuğunun beslenme çantasına ne koyacağını düşünmeyecek.

Emekliler… Hiç merak etmeyin. 2015’ten bu yana emeklilere asgari ücret kadar ramazan ve kurban bayramında birer maaş ikramiye verilsin dedik. Yapmadılar. Eksik yaptılar. Göreceksiniz önümüzdeki kurban bayramında emeklilerin aylığı 15 bin lira olarak banka hesaplarına yatacak.

Hiçbir ailede yoksulluk sınırının altında gelire izin vermeyeceğiz. Her ailenin asgari gelir güvencesi olacak. Gençler en büyük şikayetinizin torpil olduğunu biliyorum. Ama size sözüm söz devlette liyakati sağlayacağız. Sözlü sınavı kaldıracağız. KPSS’den ne aldıysanız atamanızı yapacağız. Aşınız olacak, işiniz olacak. Çalışmanız için her türlü çabayı göstereceğiz. Sizin hayalleriniz Bay Kemal’in hedefi olacak.

Biz tek adam rejimine karşıyız, bu ülkenin çıkarları için tek adam rejimine karşıyız. Milli Kurtuluş Savaşı’nı veren bir ülkeyi tek adama teslim edemeyiz. Bizim milliyetçiliğimiz onlarınki gibi lafta değil. Bizim milliyetçiliğimizi öğrenmek istiyorlarsa rahmetli Ecevit’e bakacaklar.

Dünyada hastanesi olmayan tek ordu bizim ordumuz. Hastanelerini ellerinden aldılar. Bir ordunun hastanesi yoksa ciddi sorun var demektir. Bir hafta. Bir hafta içerisinde GATA’yı açacağız, askeri hastaneleri açacağız. Şanlı ordumuza teslim edeceğiz.

Onlar ayrıştırmaya çalışıyorlar, biz ayrışmayacağız. Bayrağımızın altında bir olacağız. Ne yaparlarsa yapsınlar. Bakın hâlâ ne yapacaklarını söylemediler. Biz neyi nasıl yapacağımızı biliyoruz.

İklim değişikliği var. Yaz aylarında Akdeniz havzasında ciddi yangınlar çıkabilir. Bunun için yangınları söndürecek uçaklara ihtiyacımız var. Size sözüm söz 16 cumhurbaşkanlığı uçağını satacağım, yangın söndürme uçakları alacağım.

“Beşli çeteler beni istemeler”

Amerika’ya, İngiltere’ye gönderdikleri paranın tamamını getireceğim. Beşli Çeteler beni istemezler. Sakın ha Kılıçdaroğlu olmasın derler. Beşli Çeteler değil beş binli çeteler olsa da kul hakkı yiyenden hesabını soracağım. Son kuruşuna kadar getireceğim o paraları ve milletimize vereceğim.

Bir hafta içinde siyasi ahlak yasasını çıkaracağız. İş takipçiliği yapan, malı götüren milletvekili olmayacak. O defteri tamamen kapatacağız. O nedenle istemiyorlar Bay Kemal’i… Kimin olursa olsun, halkın cebine hortum bağlıysa, onu keseceğim. Hiç endişe etmeyin.”

Paylaşın

Kapatma Davası: AYM’den HDP Kararı

Anayasa Mahkemesi (AYM) kapatma davasında Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) “sözlü savunmasını” dinlemek üzere toplandı. AYM, partinin sözlü savunma yapmama kararını tutanak altına aldı.

Haber Merkezi / HDP, seçim yoğunluğunu gerekçe göstererek sözlü savunma yapmayacağını bildirmiş, ve Yüksek Mahkeme’ye dilekçe sunmuştu.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, partinin dilekçesinde belirttiği hususları yerinde görmeyerek, davanın esası hakkındaki raporu düzenlemek üzere dosyanın Anayasa Mahkemesi raportörüne verilmesini kararlaştırdı.

Hazırlanacak raporun Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından AYM Başkanı Zühtü Arslan, toplantı için bir gün belirleyecek ve kapatma istemi esastan görüşülmeye başlanacak.

Yüksek Mahkeme heyetinin, karar verene kadar aralıksız her gün bir araya gelmesi ve çalışmalarını sürdürmesi bekleniyor. HDP hakkındaki kapatma davasını, 15 kişiden oluşan AYM heyeti karara bağlayacak.

HDP kapatma davasında süreç nasıl başladı, parti neyle suçlanıyor, hangi isimlere siyaset yasağı isteniyor?

Bahçeli konuştu, başsavcılık harekete geçti

HDP hakkında açılan kapatma davasında süreç, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrılarla başladı. 11 Aralık 2020 ve 11 Ocak 2021’de iki çağrıda bulunan Bahçeli, 16 Şubat 2021’de de “Bahçeli, “HDP’yle hesaplaşmadan ‘PKK’yı bitirdik, yok ettik, mahvettik.’ diyemeyiz. Bu itibarla HDP’nin kapatılması elzemdir, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı inanıyorum ki gereğini yapacaktır” şeklinde ifadelerini sürdürdü. 2 Mart 2021’de de konuşan Bahçeli, HDP’nin “kapatılmasının acil bir gereklilik olduğunu” söylerken “Başka bir isimle tekrardan faaliyette bulunmasına izin verilmemelidir” dedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 2 Mart 2021’de HDP hakkında inceleme başlatarak, Ankara Başsavcılığı’ndan HDP’li üst düzey yöneticilerin de arasında bulunduğu 108 sanıklı Kobani İddianamesi ile HDP’liler hakkında düzenlenen fezlekelerin birer örneğini istedi.

Başsavcı 4’üncü sıradan seçilmişti

Bu işlemleri yapan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 4 Haziran 2020 tarihinde bu görev atanmıştı. Şahin, Yargıtay Genel Kurulu’nda yapılan seçimlerde en fazla oy alan 5 kişi arasında 4’üncü sırada yer almıştı.

İlk iddianame iade edildi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı kısa sürede tamamlayarak 17 Mart 2021’de HDP’nin kapatılması talebiyle iddianame hazırlayarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. İddianamede, HDP’nin temelli kapatılmasının yanı sıra Hazine yardımına el konulması istendi. Ayrıca partinin Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile tutuklu eski yöneticileri Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın arasında bulunduğu 687 HDP’li hakkında siyasi yasak istendi.

Ancak Anayasa Mahkemesi, 31 Mart 2021’de iddianamenin Yargıtay Başsavcılığı’na iade edilmesine karar verdi. AYM’nin iade gerekçesinde, “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne” aykırı olduğu ileri sürülen, ancak soruşturma ve kovuşturma konusu olması dışında bir gerekçeye yer verilmeyen eylemler ile partinin bu eylemlerin odağı haline gelmesi arasındaki ilişkinin kurulmadığı belirtildi.

451 kişiye siyasi yasak istendi

Yargıtay Başsavcısı Şahin, eksikleri tamamlayarak 7 Haziran 2021’de iddianameyi bir kez daha AYM’ye gönderdi. 843 sayfalık iddianamede, 451 HDP’li hakkında 5 yıl süreyle siyasi yasak istendi. İddianamede, partinin “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline geldiği” savunuldu.

İmralı görüşmeleri de delil

Yargıtay Başsavcısı’nın kapatma davasına delil olarak gösterdiği olaylar arasında “Kobani” ile “Hendek” olayları, Diyarbakır Anneleri’nin eylemleri yer aldı. 2013 yılında çözüm süreci kapsamında İmralı Adası’na giden Pervin Buldan, Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder ve İdris Baluken’in Abdullah Öcalan ile yaptığı konuşma içerikleri de iddianamede suçlama konusu yapıldı. İddianamede, şöyle denildi:

“Davalı Partinin silahlı terör örgütü PKK/KCK/PYD ile süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylemleri itibariyle organik bir bağ içinde bulunduğunun anlaşıldığı, silahlı terör örgütü ile aynı saikle gerçekleştirdiği eylemler itibariyle yakın ve açık tehlike halinin var olduğu, bu bağlamda kapatma yaptırımının demokratik toplum gereklerine uygun olduğu, orantılılık koşuluna haiz bulunduğu değerlendirilmiştir.”

Kapatma davası 21 Haziran 2021’de başladı

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 21 Haziran 2021’de iddianameyi kabul etti ve resmen kapatma davası açılmış oldu. HDP’nin hazine yardımlarının bulunduğu banka hesabına bloke konulması yönündeki tedbir talebinin bu aşamada reddine hükmedildi. İddianame, 9 Temmuz’da HDP’ye 70 ek klasör ve flaş bellekler içinde resmi olarak gönderildi.

HDP, davaya ilişkin 173 sayfalık ön savunmasını 5 Kasım 2021’de AYM’ye sundu. 29 Kasım 2021’de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, davaya ilişkin esas hakkındaki mütalaasını Anayasa Mahkemesi’ne verdi. Partinin kapatılmasında ısrarcı olan başsavcılık, davalı partinin ön savunmasında belirtilen itiraz ve taleplerin reddini istedi.

20 Ocak 2022’ye gelindiğinde mahkeme, başsavcılığın mütalaasını göndererek, buna karşı savunma yapmasını istedi. Ayrıca, İrfan Fidan’a yönelik reddi-hakim talebi de kabul edilmedi. HDP, 19 Nisan 2022’de davaya ilişkin yazılı savunmasını AYM’ye verdi. Savunmada, başsavcının iddialarına tek tek yanıtlar verilirken, davanın “HDP’yi demokratik siyasetin dışına itme operasyonu” olduğu iddia edildi.

Semra Güzel’in davası da dosyaya girdi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 Nisan 2022’de ise “ek deliller” içeren bir dosyayı AYM’ye verdi. Bu ek deliller arasında “terör örgütü üyeliği” iddiasıyla eski HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın davası ve öldürülen bir PKK üyesiyle fotoğrafları ortaya çıkan, bu nedenle dokunulmazlığı kaldırılan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in dosyası yer aldı.

Hazine hesaplarına bloke konuldu

Seçimlerin yapılacağı 2023 yılına girilmesiyle birlikte ise davada hareketlilik yaşandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, AYM’ye başvurarak “terör örgütü ile organik bağının devam ettiği, Hazine kaynaklarının terör örgütüne aktarıldığı” gerekçesiyle HDP’nin Hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulmasını istedi. AYM, 5 Ocak 2023’te toplanarak 7’ye karşılık 8 oyla HDP’nin buna ilişkin savunması alınıncaya kadar hesaplarına bloke konulmasına karar verdi.

Başsavcı Bekir Şahin, 10 Ocak’ta ise bu kez AYM üyelerinin önünde HDP kapatma davasına ilişkin sözlü beyanda bulundu. 45 dakikalık sözlü beyanda bulunan Şahin, çıkışta gazetecilere “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline geldiğini delillerle ortaya koyduğumuzu bildirdik” dedi.

Bloke kararı kaldırıldı, dava seçim sonrasına bırakılmadı

Anayasa Mahkemesi, HDP’nin kapatma davasının görüşülmesinin seçim sonrasına bırakılması talebini ise 26 Ocak’ta reddetti. Anayasa Mahkemesi, 9 Mart’ta ise sürpriz bir karar alarak HDP’nin Hazine hesaplarına konulan blokenin kaldırılmasına karar verdi. Karar, 7’ye karşılık 8 oyla alındı.

Kararda, daha önce bloke kararının altında imzası bulunan üye Rıdvan Güleç’in görüşünü değiştirmesi etkili oldu. Ayrıca HDP’nin 14 Mart’ta yapacağı sözlü savunma ise Kahramanmaraş depremleri gerekçe gösterilerek 11 Nisan’a ertelendi. HDP’nin sözlü savunma yapmayacağını bildirmesinin ardından AYM’nin vereceği karar bekleniyor.

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Erdoğan’ın Sunduğu “Dev Projeler” Seçmeni Nasıl Etkiler?

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve partisi 23 Nisan’da sona erecek Ramazan Bayramı sonrasında da yoğun bir seçim kampanyasına başlamaya hazırlanıyor.

Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesindeki dönemde neredeyse her hafta “dev” bir projeye dair törenlere katılması hedefleniyor.

Araba, tank, helikopter, doğalgaz…

AK Parti, seçim döneminde savunma projeleri ağırlıklı tanıtımlara da hız verecek. Erdoğan 10 Nisan Pazartesi günü de yerli SİHA gemisi TCG Anadolu’nun donanmaya teslimini gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan törende yaptığı konuşmada şu anda 60 milyar dolar olan savunma sanayii bütçesinin 75 milyar dolara yükseltileceğini açıkladı.

Yüzde 70’i yerli üretim olan, yaklaşık 750 milyon dolara mal olan TCG Anadolu, “Dünyanın ilk SİHA gemisi” olarak tanıtıldı. Gemiye Türkiye’nin programından çıkarıldığı F-35 uçaklarının da iniş kalkış yapabilecek şekilde tasarlandığı kaydedildi. 12 insanlı veya insansız muharip uçak, farklı tipte 21 helikopter ve SİHA’lar konuşlandırabilecek TCG ANADOLU, kara aracı olarak 13 tank, 27 amfibi hücum aracı, 6 zırhlı personel taşıyıcı ve zırhlı muharebe aracı, 33 muhtelif araç, 15 römork taşıma kapasitesine sahip.

Erdoğan, yerli imkanlarla üretilen yüksek çözünürlüklü gözlem uydusu İMECE’nin uzaydaki yörüngesine fırlatılacağını da sosyal medya hesabından açıkladı. Uydu SpaceX firması tarafından uzaya gönderilecek.

Erdoğan önümüzdeki günlerde de yerli üretim iki Altay tankının Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) teslim törenine katılacak. 10 prototipi üretilen Altay tankı projesinde her bir tankın maliyetinin yaklaşık 14 milyon euro olduğu belirtiliyor.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından 2019 yılında başlatılan “Ağır Sınıf Taarruz Helikopteri Projesi” kapsamında çalışmalar devam ederken “Atak-2” olarak da bilinen taarruz helikopterinin ilk uçuşunun gerçekleştirileceği tören de önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımı ile gerçekleştirilecek.

Erdoğan, seçime kadar Türk Havacılık ve Uzay Sanayi (TUSAŞ) tarafından geliştirilen ve ilk ileri seviye jet eğitimi uçağı olan Hürjet’in ilk seri üretim, ilk uçan kanat formundaki insansız savaş uçağı Anka-3’ün ilk uçuş törenine katılacak. Ayrıca 20 milyar dolarlık bir maliyeti olan Milli Muharip uçağın hangardan çıkış töreni de bu süreçte gerçekleşecek.

Erdoğan, geçen hafta Ankara Beştepe’de düzenlenen törende 22 milyar TL’lik yatırımla fabrikası hayata geçirilen yerli otomobil TOGG’un ilk teslim törenine katılmıştı. TOGG’a 177 bin ön sipariş gelirken bazı illerde satış merkezleri de açıldı.

Cumhurbaşkanı, 20 Nisan’da Karadeniz doğalgazının vatandaşlara ulaştırılması için sisteme verilmesi, 27 Nisan’da da Akkuyu Nükleer Santrali’ne ilk nükleer yakıtın getirilerek faaliyetlerine resmen başlamasına dair törenlere katılacak. Bu törene Rusya Devlet Başkanı Putin de davet edilmişti.

Erdoğan’ın Mayıs ayının ilk haftası da hem memur hem de işçi ücretlerine Temmuz ayında yapılması beklenen yeni zamlara dair mesajlar verebileceği ifade ediliyor.

“Bu strateji işe yaradı”

Seçimlere giderken bu yoğun proje tanıtımları ve törenlerin seçmenlere etkisi de merak konusu. Panorama TR Araştırma Direktörü Osman Sert, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2022 yılı Eylül ayından bu yana böyle bir strateji yürüttüğünü kaydederek, “TOGG o zaman da gündemdeydi. Doğal gaz o zaman da vardı. Bir icraat performansı sergiliyor. Bu işe yaradı. Geçen Eylül ayından 6 Şubat depremine kadar yürüttüğü strateji AK Parti adına bir momentum üretti. Muhalefet kendi içerisindeki çıkmazlarla, aday belirleyememe ile gündemdeyken Erdoğan icraatlar ile gündemdeydi ve bunun sonucu aldı, oyunu da ciddi oranda artırdı. Bunun bir devamı olarak görüyorum, bir tutarlılık var stratejisinde” açıklaması yaptı.

“Kendi kitlesinin erimemesini sağlar”

Erdoğan’ın seçimde yapabileceği ve elindeki “en iyi” ihtimalin bu strateji olduğunu söyleyen Osman Sert, “Kendisi açısından doğrusunu yapıyor, icraat gücünü kullanıyor. Seçmen üzerinde etkili olmasını umut ediyor. Bu stratejinin en kötü ihtimalle Erdoğan’a oy veren kitlenin erimemesinde etkili olacağını düşünüyorum. Karşılığında ise muhalefet toplumu bütüncül çıkış sağlamayan mikro krizler üzerinden strateji üretiyor. Bir tarafta Erdoğan TOGG, TCG Anadolu, uydu fırlatma diyor diğer tarafta ise Kılıçdaroğlu stopaj erteleme veya soğan gibi polemiklerle gündeme geliyor. Bu ikisinden seçmen nezdinde hangisi etkili olur çok emin değilim” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun vaatlerinden bazılarının “toplum nezdinde karşılığı olmadığını” savunan Sert, “Gerçekçi bir iktidar profili çizmiyor, en kolayı stopaj konusu olabilir. Kimse stopajı kaldırmasını beklemiyor. Kaldı ki ekonomik kriz içerisinde kaldırmaya gücü yeter ki o da ayrı tartışma. 418 milyar doları alıp sahibine vermek mesela ne kadar uygulanabilir tartışmalı. Seçmeni gerçekçi olmayan söylemlerle; doğrudan dokunulabilir icraatlar arasında tercihe zorluyor Erdoğan. Bu Erdoğan’a seçim kazandırır mı, soru işareti, ekonomik krizin ağırlığı ve mevcut hukuksuzluklar hâlâ ortada duruyor. Karşısında muhalefete göre seçmeni etkileyebilir, kazanmaya yetmeyebilir ama Erdoğan açısından en doğru taktik bu” ifadelerini kullandı.

“Millilik ekseni kurulacak”

DW Türkçe’den Kıvanç El’e değerlendirme yapan Siyaset Bilimci Deniz Yıldırım,  “Erdoğan seçimde millilik/gayrı-millilik ekseni kurmak istiyor. HÜDA PAR varlığı AKP içerisinde millilik/gayrı-millilik tartışmasında tam anlamıyla istenilen organik bütünlüğe yol açmadı. HÜDA PAR programı ile ilişkilendirilince biraz daha siyasal İslam ile ilişkili. İttifak içerisinde de MHP’nin ve BBP’nin ayrı liste ile girmesi ‘ittifakta çatlak’ görüntüsü veriyor. Hem bunu gidermek adına hem de muhalefet içindeki farklılıkları daha fazla kaşımak için kampanyanın zorunluluklarından birinin dev projeler olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın ekonomiye dair bir vaadinin kalmadığını “tek haneli enflasyon,” “tek haneli işsizlik” şeklindeki daha önceki vaatlerin gerçekleşmediğini kaydeden Yıldırım, “Ekonomiye dair tüm vaatleri çökmüş durumda. Başkanlık sistemini güçlü bir savunma sanayisi olan, kendi arabasını yapan bir milli ekonomi modeli olarak sunmak zorunda. Hem kendi çatlaklarını gidermek hem de rakibin çatlaklarını güçlendirmek için bunu yapıyor” dedi.

Tabanına ne mesaj veriyor?

“Muhalefetin ne vaat ettiğini anlatamadığını” ifade eden Yıldırım, Erdoğan’ın seçmenlerine verdiği mesaja ilişkin şu yorumu yaptı:

“Türkiye Yüzyılı söylemi ile özellikle dünyaya hükmeden ve yön veren neo-Osmanlıcılık dediğimiz gündeme gönderme yapan, milliyetçi tonla yapan, tabanı sıkı tutmaya çalışan güçlü lider vurgusu ile bunu yapıyor. Tabanına ‘ekonomi iyi demiyoruz ama bunları yaptığımız için bunlar başımıza geliyor’ gibi bir çerçeve çiziyor. ‘Biz bağımsız ülke kurmaya çalıştığımız, enerjide savunmada bunları yaptığımız için ekonomide bunlar başımıza geliyor bize biraz daha güç verin, süre verin’ propagandasını yapacak. Yerel seçimlerde biraz bunu yaptı. Şimdi daha güçlü yapacak. Ne kadar etkili olur ciddi tartışma konusu, hayat pahalılığı geçim dertleri bunların sorgulandığı bir konuma yol açtı. Kim daha iyi anlatırsa kim ikna ederse seçimin sonucunu onlar belirleyecek.”

Paylaşın

Kaftancıoğlu’ndan Muharrem İnce’ye Yanıt: İnce Hesaplarla Uğraşanlara…

MP Lideri İnce’nin “Millet İttifakı kurulurken davet edilmedik, yok sayıldık” sözlerine CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, “Kendi gerçekliğini görmeden ince hesaplarla uğraşanlara da halk dersini verecek” şeklinde yanıt verdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Memleket Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Muharrem İnce’nin “Millet İttifakı kurulurken davet edilmedik, yok sayıldık” sözlerine sosyal medya hesabından yanıt verdi.

Canan Kaftancıoğlu, İnce’nin sözlerini alıntıladığı paylaşımında “Yaptıklarını ya da yaşadıklarını gerekçelendirmek için aynaya bakmak yerine bahanelere sığınanlardan hazzetmedim hiç. Ne güzel söylemiş atalarımız Sorumluluk denilen şey önce iğneyi kendine batırmakken, kendi gerçekliğini görmeden ince hesaplarla uğraşanlara da halk dersini verecek.

29 Mart’ta CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeye ilişkin de konuşan Muharrem İnce, şu ifadeleri kullanmıştı:

“29 Mart’tan önce veya sonra Kılıçdaroğlu’yla hiçbir görüşmem olmadı. Yakınındaki kişilerin bazıları kendilerini siyasi aktör yapmak için çıkıp açıklamalar yaptı. Önemsemedim. Ben Sayın Kılıçdaroğlu’yla görüşmeyen birisi değilim.

Özel telefonlarımızı bilmeyen insanlar değiliz. Ama herhangi bir görüşmemiz olmadı. Millet İttifakı’nı kurarken davet edilmedik, mutabakat metinleri yapılırken davet edilmedik. Yok sayıldık. Biz ittifaklara karşı değiliz ama ittifaklar omurgalı olmalıdır. Onlarınki menfaat ittifakı.”

Paylaşın

DSP’den “Cumhur İttifakı” İstifaları: CHP’ye Katıldılar

Demokratik Sol Parti’nin (DSP) Cumhur İttifakı’na katılmasının ardından DSP Yunak İlçe Başkanı Hüseyin Atıcı ve önceki dönem DSP Tuzlukçu İlçe Başkanı Nevzat Şahin, partilerinden istifa ederek Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) katıldılar.

Her iki ismin CHP rozetini, CHP Konya 1. sıra milletvekili adayı Barış Bektaş ve Konya İl Başkanı Bekir Yaman taktı. CHP’ye katılımlara ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Barış Bektaş, şu ifadeleri kullandı:

“DSP Yunak ilçe başkanı Hüseyin Atıcı ve yönetim kurulu ve DSP Tuzlukçu önceki dönem ilçe başkanı Nevzat Şahin partilerinin Cumhur İttifakı’na katılması nedeniyle istifa ederek partimize katıldılar. İl Başkanımız Sn. Bekir Yaman ile birlikte kendilerine CHP rozetlerini takma onurunu yaşadık.”

Ne olmuştu?

Adalet ve Kalkınma Partisi yetkilileri, Demokratik Sol Parti Genel Merkezi’ni ziyaret etmişti. AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım bugün sabah saatlerinde beraberindeki heyetle birlikte Demokratik Sol Parti’yi (DSP) ziyaret etmişti. Ziyarete AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de katılmıştı.

Yıldırım ziyaret sonrasında yaptığı açıklamada, “Bu seçimlerde beraber yol yürüyebileceğimizi düşündüğümüzü Sayın DSP Genel Başkanı ve arkadaşlarına ilettik” demişti. Aksakal da “Bu değerli öneriye biz de karşılık olarak, TBMM’de katkı sunmak istediğimizi paylaştık. Bugün saat 14’te başkanlar kurulu toplantısından sonra kararı duyuracağız ve AK Parti’yi ziyaret edeceğiz” demişti.

DSP Genel Başkanı Aksakal da, “Bu değerli öneriye biz de karşılık olarak, TBMM’de katkı sunmak istediğimizi paylaştık. Bugün saat 14’te başkanlar kurulu toplantısından sonra kararı duyuracağız ve AK Parti’yi ziyaret edeceğiz” demişti.

Sabah saatlerindeki görüşmenin ardından Aksakal, AK Parti Genel Merkezi’ne gitmişti. Ziyaretin ardından açıklama yapan Aksakal, “Erdoğan’ın desteklenmesi yönünde görüş oluşturduk” dedi. Aksakal, ayrıca, DSP’nin AK Parti listelerinden seçime gireceğini açıklamıştı.

DSP’li 74 bakan ve milletvekili, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediklerini açıklamıştı.

DSP Lideri Aksakal’ın Cumhur İttifakı’nı destekleyeceklerini açıklamasının ardından Genel Başkan Yardımcıları Onur İste, Dilara Tambova ve Selçuk Karakülçe partiden istifa ettiklerini açıklamışlardı.

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü’nden AYM’ye HDP Çağrısı

Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması istemli davada, partinin sözlü savunma yapmama kararını ele alacak. Uluslararası Af Örgütü, HDP hakkında AYM süren kapatma davasıyla ilgili bir açıklama yayımladı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Türkiye’nin en büyük ikinci muhalefet partisi olduğuna işaret edilen açıklamada, partiyle ilgili davanın kapatma kararıyla sonuçlanmasının, ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarının ihlaline yol açacağı uyarısı yapıldı.

Açıklamada, “Ülke 6 Şubat’taki yıkıcı depremlerin ardından kritik önemdeki seçimlere hazırlanırken HDP’nin kapatılması ve geçmişteki ve mevcut yüzlerce HDP üyesine siyasi yasak getirilmesi Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerini açıkça ihlal eder” ifadesine yer verildi.

Uluslararası Af Örgütü, örgütlenme özgürlüğü hakkına yönelik kısıtlamaların ancak kesin ve erişilebilir yasalarla getirilebileceğine ve uluslararası insan hakları hukuku gereğince izin verilen bir veya birden fazla amaca hizmet ediyorsa ve bu meşru amaç doğrultusunda gerekli ve orantılıysa haklı gösterilebileceğine işaret etti.

İddianamenin önemli bölümü “barış süreci” dönemine yönelik

HDP’nin kapatılmasına yönelik iddianamenin önemli bir bölümünün, partinin 2013-2015 yılları arasındaki faaliyetlerini kapsadığı, ancak buna rağmen PKK ile Türkiye devleti arasında o dönemde hükümetin isteğiyle yürütülen barış süreci bağlamında sunulmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Türkiye yetkililerinin, HDP’nin siyasi hedeflerini ve eylemlerini güç kullanarak gerçekleştirmeye çalıştığı iddiaları dayanaktan yoksundur” denildi.

HDP’nin 1993’ten bu yana Türkiye’de anayasaya aykırı eylemlerde bulunma iddiasıyla kapatmayla sonuçlanabilecek bir davayla karşı karşıya kalan sekizinci Kürt tabanlı sol siyasi parti olduğuna da işaret edildi.

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı davayı geri çekmeli”

Açıklamada, “Uluslararası Af Örgütü, Türkiye yetkililerini, uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmeye ve bu hakların gerektiği gibi korunmasını sağlamak için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), sözleşmenin protokolleri ve geçmiş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uymaya çağırmaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı özellikle, AİHM’in, son yıllarda Türkiye yetkililerinin siyasi partileri kapattığı benzer koşullar nedeniyle örgütlenme hakkı ihlalleri tespit ettiği önceki kararlarını dikkate alarak HDP’ye karşı kapatma istemiyle açtığı davayı geri çekmelidir” ifadelerine yer verildi.

Örgüt, Anayasa Mahkemesini de, mevcut davayla alakalı olan geçmişte AİHM’in verdiği çok sayıda bağlayıcılığı bulunan kararı da göz önünde bulundurmaya çağırdı.

Açıklamada, “Anayasa Mahkemesi, ülkedeki insanların ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarını misillemeye uğrama kaygısı taşımadan, özgürce ve güvenli bir şekilde kullanabilmesini tesis etmek için AİHM’in bu davaya uygulanabilir ilgili kararlarında belirlediği standartlara uyulmasını sağlamalıdır” denildi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

MP Lideri İnce: Millet İttifakı Kurulurken Davet Edilmedik

29 Mart’ta CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeye ilişkin konuşan MP Lideri İnce, “29 Mart’tan önce veya sonra Kılıçdaroğlu’yla hiçbir görüşmem olmadı. Yakınındaki kişilerin bazıları kendilerini siyasi aktör yapmak için çıkıp açıklamalar yaptı. Önemsemedim. Ben Sayın Kılıçdaroğlu’yla görüşmeyen birisi değilim” dedi ve ekledi:

“Özel telefonlarımızı bilmeyen insanlar değiliz. Ama herhangi bir görüşmemiz olmadı. Millet İttifakı’nı kurarken davet edilmedik, mutabakat metinleri yapılırken davet edilmedik. Yok sayıldık. Biz ittifaklara karşı değiliz ama ittifaklar omurgalı olmalıdır. Onlarınki menfaat ittifakı.”

Memleket Partisi Genel Başkanı ve 13. cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Cumhuriyet’e konuştu.

Muharrem İnce, partisinin 600 kişilik milletvekili listesinin YSK’ye teslim edildiğini anımsattı ve Memleket Partisi’nin adaylarını “toplumda karşılığı olan ve partiye emeği geçen insanlardan seçtiklerini” vurguladı.

MP Lideri İnce, “Çankaya bölgesinde 1. sırada Mülkiye’de profesör var. CHP’nin listesinde de Ali Dibo var. Ali Dibo’yla yarışacak adayımız” dedi.

Muharrem İnce, “Adaylarımız arasında doktorlarımız, tarım uzmanımız, BoğaziçiODTÜ mezunlarımız var. Parti meclisinde bunları tek tek oyladık. Biz 1.5 yaşında bir partiyiz. Elimizden bu geliyor” diye konuştu.

Çankaya’da bir kadın bir erkek olmak üzere fermuar yöntemi uyguladıklarını kaydeden İnce, “Bizim listemizde; Ali Dibo’lar, kumpasçılar, Atatürk’e hakaret edenler, ‘Kemalizm faşistliktir’ diyenler yok” ifadelerini kullandı.

MP Lideri İnce, “CHP’nin listesine koyduğu bir milletvekili ‘Kılıçdaroğlu’nda adamlığın zerresi yok’ demişti. Hele Yüksel Taşkın, direnişin kenti İzmir’e büyük hakarettir. Bu ittifakın adı Millet İttifakı değil, Ali Dibo ittifakıdır” diye konuştu.

‘Meclis’te iki AKP olacak’

Meclis’te “iki tane AKP olacağını” söyleyen İnce, “Ali Babacan, Sadullah Ergin, Davutoğlu 2017 referandumunda ‘evet’ oyu kullandılar. Erdoğan bunları kandırmıştı. Şimdi CHP listelerindeler. Erdoğan tekrar kandırırsa ne olacak” diye sordu.

29 Mart’ta CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeye ilişkin de konuşan İnce, şöyle konuştu:

“29 Mart’tan önce veya sonra Kılıçdaroğlu’yla hiçbir görüşmem olmadı. Yakınındaki kişilerin bazıları kendilerini siyasi aktör yapmak için çıkıp açıklamalar yaptı. Önemsemedim. Ben Sayın Kılıçdaroğlu’yla görüşmeyen birisi değilim.

Özel telefonlarımızı bilmeyen insanlar değiliz. Ama herhangi bir görüşmemiz olmadı. Millet İttifakı’nı kurarken davet edilmedik, mutabakat metinleri yapılırken davet edilmedik. Yok sayıldık. Biz ittifaklara karşı değiliz ama ittifaklar omurgalı olmalıdır. Onlarınki menfaat ittifakı.”

Paylaşın

Yurt Dışı Sandık Kurullarında, HDP Yerine MHP Temsilci Bulunduracak

Yurt dışı sandık kurullarında, HDP yerine MHP temsilci bulunduracak. Yurtdışı Seçim Kurulu ise tek seçim çevresi olarak kabul ediliyor. Ülke genelinde son seçimde ilk üçü paylaşan siyasi partiler yurtdışı sandık kurullarında görev alabiliyordu.

24 Haziran 2018 Genel Seçimlerinde, ülke genelinde AK Parti, CHP ve HDP ilk üç sırayı paylaşmaları dolayısıyla yurtdışı sandık kurullarında, 14 Mayıs seçimleri için üye bulundurma hakkı elde etmişti.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) , hakkındaki kapatma davası nedeniyle 14 Mayıs seçimlerine katılmayan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) sandık kurullarında temsilci bulunduramayacağına karar verdi.

Siyasi Partiler Yasası’na göre son genel seçimde oy oranına göre ilk beş sırada bulunan siyasi partilerin temsilcileri sandık kurullarında görev alabiliyor. Bu kararla yurt dışı sandık kurullarında, HDP yerine MHP temsilci bulunduracak.

Habertürk’ten Fevzi Çakır’ın haberine göre HDP, Anayasa Mahkemesi’nde süren kapatma davası nedeniyle seçimlere Yeşil Sol Parti listelerinden girme kararı almıştı. Bu karar sonrası bir önceki seçimde ülke genelinde üçüncü parti konumunda bulunan HDP’nin sandık kurulundaki varlığı tartışılmaya başlandı. Söz konusu tartışmaların ardından MHP harekete geçti.

MHP YSK Temsilcisi Avukat Kürşat Türker Ercan, Yüksek Seçim Kurulu’na başvurdu. Ercan, HDP’nin seçimlere katılmama durumunun aday listesi teslim edilmemesi nedeniyle kesinleştiğini belirtti. Bu nedenle; HDP’nin 14 Mayıs seçimlerinde sandık kurullarında bulunamayacağını vurguladı. HDP de YSK’ya sandık kurullarındaki durumlarına ilişkin görüş sordu.

Kurul, seçime girmeme kararı kesinleşen HDP’nin sandık kurullarında görev alamayacağına hükmetti. Bu durumda, HDP temsilcileri 14 Mayıs’ta sandık kurullarında görev yapamayacak.

Siyasi Partiler Yasasına göre; son genel seçimde ilk beş sırada bulunan siyasi partilerin temsilcileri sandık kurullarında görev alabiliyor. İlk beş her seçim çevresinde ayrı olarak belirleniyor. Yani sandık kurullarında görev alacak partiler seçim çevrelerine göre farklılık gösterebiliyor.

HDP yerine MHP temsilci bulunduracak

Yurtdışı Seçim Kurulu ise tek seçim çevresi olarak kabul ediliyor. Ülke genelinde son seçimde ilk üçü paylaşan siyasi partiler yurtdışı sandık kurullarında görev alabiliyordu. 24 Haziran 2018 Genel Seçimlerinde, ülke genelinde AK Parti, CHP ve HDP ilk üç sırayı paylaşmaları dolayısıyla yurtdışı sandık kurullarında, 14 Mayıs seçimleri için üye bulundurma hakkı elde etmişti.

Ancak; YSK’nın son kararı sonrası HDP sandık kurullarında bulunamayacak. Yurtiçinde HDP’yi takip eden partiler sandık kurullarına girecek.

Yurtdışı sandık kurullarında ise HDP’nin yerine 2018 seçimlerinde ülke genelinde dördüncü parti konumunda bulunan MHP temsilcileri görev yapacak.

Paylaşın

YRP’de Toplu İstifa Depremi: Fırıldak Olmaya Gerek Yok

Toplu istifayı sosyal medya hesabından duyuran Samsun İl Başkanı Salih Şahin, “Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu başkanımızın sözüyle bir saniyesine hükmedemediğimiz bir dünya için fırıldak olmaya gerek yok” dedi ve ekledi:

“Onurumuzla, doğrularımızla yüzde 7’ye çok yakınken yalanla dolanla olmayacak bir meçhule gidemeyiz, gitmeyeceğiz. Tüm Samsun’lu hemşerilerime ve bizi seven bizim için buraya gelen emek veren imza veren yanımızda olan dostlarımıza duyulur. Hakkınızı helal edin.”

14 Mayıs seçimlerine Genel Başkan Fatih Erbakan’ı Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterip daha sonra Cumhur İttifakı’nı destekleme kararı alan Yeniden Refah Partisi’nde istifa depremi yaşandı. Partinin Samsun İl Başkanı ile yönetim kurulu üyelerinin de içinde bulunduğu 25 kişi toplu istifa etti.

İstifa kararını başkan sosyal medyadan duyurdu

Sözcü’den İsmail Akduman’ın haberine göre, İl Başkanı Salih Şahin toplu istifayı sosyal medya hesabından, “Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu başkanımızın sözüyle bir saniyesine hükmedemediğimiz bir dünya için fırıldak olmaya gerek yok. Onurumuzla, doğrularımızla yüzde 7’ye çok yakınken yalanla dolanla olmayacak bir meçhule gidemeyiz, gitmeyeceğiz. Tüm Samsun’lu hemşerilerime ve bizi seven bizim için buraya gelen emek veren imza veren yanımızda olan dostlarımıza duyulur. Hakkınızı helal edin” ifadeleriyle duyurarak bir açıklama paylaştı.

Açıklamada, 3 yıldır partisinin İl Başkanlığı görevini yürüttüğünü belirten Şahin, ittifak sürecinin heves ve heyecanlarını kaçırdığını belirtti. Genel Başkan Erbakan’ın her iki kararı alırken yanlış yönlendirildiğini vurgulayan Salih Şahin, partinin Milli Görüş değerlerinden uzaklaştığını ve istifa talebinde bulunduğunu ancak kabul edilmediğini dile getirdi.

Aday belirleme safasında teşkilat olarak görevlerini yerine getirdiklerini kaydeden İl Başkanı Şahin, şunları söyledi:

İftira kampanyası, dedikodu kumkuması tekrar gün yüzüne çıktı. Tüm teamülleri yok sayıp geçmiş dönem İl Başkanımız ve MKYK üyemiz Halil İbrahim Demirelli Bey için akla hayale gelmeyecek iftiralarla genel merkezimizin son birkaç saat içinde ablukaya alındığını fark ettik.

Bu iftiraya önayak olan ismin geçmiş dönem MKYK üyesi olan Mustafa Barutçu olduğuna düşünüyoruz ve biliyoruz. Ve yine bu işin içinde aday adayı olan ve liste pazarlığında ödülünü alan ilçe başkanları olduğunu da biliyoruz.

Mustafa Bey’in bu davranışlarının geçmiş dönem çalıştığı yapılarda ve partimizin üç yıllık geçmişinde de tebarüz ettiğini biliyor ve anlayabiliyoruz. Fakat bahis olan ilçe başkanlarının yönetimlerinden ve delegelerinden habersiz bu yalan, iftira ve dedikodu kampanyasına katılmalarını anlamak güç.

Ve hatta bu işin öncüsü olanların da bazı ilçe başkanlarının ismini ve makamını kullanarak habersiz bir şekilde imzalarını kullandığını biliyoruz.

25 kişi istifa etti

Gelinen son noktada niyetler ile söylenenlerin ve icraatların aynı olmadığının anlaşıldığını belirten Şahin, “Milli görüş davasını temsil ettiğini her fırsatta söyleyen sözde dava erlerinin ne kadar dedikodu ve fitne hareket edebileceklerini görmüş bulunmaktayız.

İftira, dedikodu ile listeye girenlerin ne bu ülkeye ne bu şehre ne bu teşkilata ne de milli görüş davasına bir hayrı ve katkısı olmayacağı aşikardır. Bu sebepler vechilesiyle görevlerimizden il başkanlığından ve il yönetimimizden 25 arkadaşımızla birlikte istifa ettiğimi Samsun kamuoyuna duyururum” ifadelerini kullandı.

Paylaşın