Erdoğan, Muhalefeti Hedef Aldı: Siyasi Mevta Haline Getireceğiz

Restorasyonu tamamlanan Sultanahmet Camii’nin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “14 Mayıs’a kadar gece gündüz çalışacağız ve onları siyasi mevta haline getireceğiz. Terör örgütüyle el ele olanlardan başka bir şey beklenebilir mi? Öyleyse 14 Mayıs bunların sonu olmalı” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi /Erdoğan, “Çok farklı bir mekandayız. Ne mutlu bizlere ki bu restorasyon çalışmalarını böyle anlamlı bir günde bitirdik ve iki bayramı bir arada yaşadık” dedi.

Erdoğan, “Sultanahmet Camii İstanbul’un en önemli simgelerinden biridir. Burası sadece bir cami değildir; burası kelimenin tam anlamıyla bir külliyedir. İstanbul’un merkezindeki bu yeri ihya etmek ve yaşatmak bizim görevimizdir” diye konuşurken muhalefete de yüklendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda muhalefet ne diyor, gelince Diyanet İşleri Başkanlığını kaldıracaklarmış. Yerine inanç bilmem ne başkanlığı diye bir şey kuracaklarmış.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, restorasyonu tamamlanan Sultanahmet Camii’nin açılış töreninde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Ne mutlu bizlere ki bu restorasyon çalışmalarını böyle anlamlı bir günde bitirdik ve bugün de Cuma gününe isabet eden Ramazan Bayramı sayesinde iki bayramı bir arada yaşadık.  Bayram namazını Ayasofya Camii’nde kılmıştık. 3 yıl önce yine bir Cuma günü Ayasofya’yı yeniden ibadete açmıştık. O günden beri Ayasofya hep dolu, hep canlı. Zira uzun bir hasretin ardından bu hasret işte şimdi dolu dolu gideriliyor.

Bugün Cuma namazımızda, restorasyonu bitmesi ve yeniden hizmet vermeye başlaması vesilesiyle Sultanahmet Camii’mizde eda ettik. Sultanahmet Camii’mizin tamamlanan restorasyonunun hayırlı olmasını diliyorum. Bu güzel çalışmada emeği geçenleri başta bakanım olmak üzere vakıflar genel müdürlüğü olmak üzere yüklenici firmalar dahil, hepsini milletim adına tebrik ediyorum.

Sultanahmet Camii İstanbul’un en önemli sembollerinden biridir. Belki de ilkidir. Burası, sadece bir cami değildir. Medresesi, kasrı, arastası, hamamı, çeşmesi, sebili ve diğer pek çok birimiyle burası kelimenin tam anlamıyla külliyedir. İstanbul’un merkezi konumundaki bu bölgeyi, kuruluşundaki bütünlüğüne uygun şekilde muhafaza etmemiz gerekiyor. Ata yadigarı eserleri korumak, kollamak, ihya etmek, yaşatmak bizim en başta gelen görevimizdir.

“14 Mayıs bunların sonu olmalı”

Şu anda muhalefet ne diyor, gelince, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldıracaklarmış, yerine inanç bilmem ne başkanlığı diye bir şey kuracaklarmış. Kardeşlerim, tabi yuh yetmez, 14 Mayıs’a kadar gece gündüz çalışacağız ve onları siyasi mevta haline getireceğiz. Terör örgütüyle el ele olanlardan başka bir şey beklenebilir mi? Öyleyse 14 Mayıs bunların sonu olmalı.

Bunun için hükümetlerimiz döneminde, sınırlarımız içindeki ve dışındaki binlerce ecdad emaneti esere biz sahip çıktık. Her birini yeniledik, ayağa kaldırdık. Vakıflarımıza ait eserleri, amaçlarına uygun şekilde tekrar hizmete sunduk. İnşallah önümüzdeki dönemde de, bu çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Gerek içeride, gerek yurtdışında bütün bu eserleri ihya edeceğiz. Güzel bir eseri inşa etmek ayrı bir hünerdir. Asırlar sonra onu yeniden eski güzelliğine kavuşturmak ayrı bir hünerdir.

Bakın şimdi Ayasofya’nın bile minarelerini ele aldık. Onları bile ihya ediyoruz, inşa ediyoruz. Neden? Sadece Ayasofya’daki o olumsuz mührü kazıyıp atmak, yetmez dedik. Onu hallettik 86 yıl sonra açtık ama şimdi de inşa çalışmalarımıza devam edeceğiz. Sultanahmet Camii ve külliyesi bırakınız hayranlık verici inşasını restorasyonu bile iftihar verici bir eserdir.

Minarelere baktığımız zaman bu yükselen minareler bize ayrı bir gurur veriyor, Allah’a hamd olsun. Bu emaneti inşallah daha asırlar boyu yaşayacak şekilde yeni nesillere bırakacak bir restorasyon gerçekleştirdik. Camimizde kılınacak namazların, edilecek duaların, okunacak Kuran-ı Kerimlerin, huzura kavuşacak gönüllerin şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. 14 Mayıs’a kadar gece gündüz demeden çalışıyor muyuz, gayret ediyor muyuz? Ben size inanıyorum, size güveniyorum ve inşallah sizlerle beraber, durmak yok, durmak yok, durmak yok.”

Paylaşın

Liderlerden Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” Videosuna Destek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabından paylaştığı “Alevi” videosuna siyasi liderlerden destek geldi.

Haber Merkezi / Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” notuyla paylaştığı videonun ardından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından “Sünni” başlığıyla bir video paylaştı.

“Kemal Bey bir Alevi olarak samimi bir şekilde hislerini ifade ederken ben de bir de Sünni olarak ifade edeyim 13. Yüzyıl Anadolu Sünnilerin ve Alevilerin aynı pirlerinin saygı duyduğu bir Anadolu’ydu” diyen Davutoğlu, “Hz. Mevlana ve Hacı Bektaşi Veli, Sünnilerin ve Alevilerin ortak erenleriydi. Kim böldü bizi? Kim ayırdı?” diye sordu.

Davutoğlu mesajını, “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına Sünniler ve Aleviler, Türkler ve Kürtler omuz omuza girecekler. Bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşları olarak. Kemal Bey’e selam ediyorum. Mesajınız alınmıştır. Ve eminim ki bizim mesajımız da bütün toplum tarafından alınacaktır” diyerek bitirdi.

“Canıgönülden destekliyorum”

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş videoyu bugün, “Herkes gönül gözüyle izlemeli, kalbiyle hissederek dinlemeli. Bu topraklarda ayrımcılık olmadan, eşitçe, kardeşçe, huzur içinde yaşamak mümkün. Sayın Kılıçdaroğlu’nu kutluyor, bu güzel mesajlarını canıgönülden destekliyorum” yazarak paylaştı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan videoyu, “Kimlikler üzerinden ayrıştıran zihniyeti reddediyoruz. Türk-Kürt-Laz-Çerkes hiç fark etmez, Sünni-Alevi fark etmez, Yaşam tarzıymış, şuymuş, buymuş hiçbir ayrım olmaksızın; Herkes bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşı olacak, Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı olacak” ifadesiyle paylaşarak destek verdi.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal videoyu “Şah-ı Merdan Hz. Ali ne güzel buyurmuş; ‘Kalp temiz olursa, dilden güzel sözler çıkar'” diyerek paylaştı.

Saadet Partisi resmi sosyal medya hesabından “Kutuplaşmayı, ötekileştirmeyi ve kimlik siyasetini değil güzel ahlakı, adaleti, hakkaniyeti ve samimiyeti seçerek, bu çarpık düzene hep birlikte son verebiliriz” paylaşımı yaptı.

Kılıçdaroğlu’ndan “Alevi” paylaşımı

Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Alevi” notuyla videolu paylaşımı yapmıştı. Gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, videoda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bu gece sizinle çok hassas bir konuyu konuşmanın vakti geldi. Görüyor musunuz gençler, duyuyor musunuz Türkiye’de başlamak üzere olan yeni hayatın sesleri bunlar. Dünyanın hemen kıyısında duruyoruz. Ya bu eşiği aşarak hak ettiğimiz yere kavuşacağız ya da özlemle baktığımız dünyayı sadece izlemekle yetineceğiz.

İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım. Ben Aleviyim; Hak, Muhammet, Ali inancıyla yetişmiş samimi bir Müslümanım. Allah’ın verdiği bir canım var; kul hakkı yemem, harama beytülmale el uzatmam. Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum.

Cumhuriyetin bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum. Mesleğim oldu, ailemi kurdum. Kimliklerimiz bizi biz eden varlığımızdır ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir. Onları seçemez, onlarla doğar, yaşar ve ölürüz. Ancak hayatta seçebileceğimiz çok önemli şeyler var. İyi bir insan olmayı, dürüst, ahlaklı , vicdanlı, erdemli olmayı ve adil olmayı seçebiliriz. Ve bu seçimler hem bizi hem de içinde bulunduğumuz toplumu hızla değiştirebilir.

Sevgili genç arkadaşlarım önümüzde ülke olarak bir eşik var ve bu eşiği hep birlikte aşabilmek için sana ihtiyacımız var. Unutma tek bir oyunla sen bu can yakan mezhep, bataklığına dönüştürülen Orta Doğu’dan çekip çıkaracaksın.

Artık kimlikleri değil, başarıları konuşacağız. Artık ayrışmaları ve farklılıkları konuşmayacağız. Ortaklıklarımızı ve ortak hayallerimizi konuşacağız. Bu değişim seferimize katılacak mısın? Bu değişimde benimle birlikte duracak mısın? Alevi olmaz diyen bu sisteme, doğru olan, dürüst olan, ahlaklı olan olur, diyecek misin?

Son bir el verecek misin? Bu ayrıştırıcı sistemi kökünden yıkmaya hazır mısın? Gelin gençler, gelin bu eşiği hep birlikte aşalım. Böylesine hayati bir eşikte tek bir oyu bile ziyan.”

Kılıçdaroğlu Alevi kimliği ile ilgili videosunun öncesinde Kürtlerle ilgili de bir paylaşım yapmış, daha öncesinde de zaman zaman endişeli muhafazakâr kesimlere seslenmişti.

Ailesinin çoğu ferdi şu an Kocaeli’nde yaşayan Kılıçdaroğlu aslen Tunceli’li bir Alevi ve Horasan’dan gelen Kureyşan Türkmen aşiretinin bir ferdi.

Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği adaylığının henüz kesinleşmediği dönemde bir süre kamuoyunda tartışılmış, muhafazakâr seçmenlerde bunun iyi bir etki yapmayabileceği, Cumhur İttifakı’nın bu kimliği kullanmak isteyebileceğine dair yorumlar yapılmıştı.

Paylaşın

Erdoğan’ın “Denizaltı” Açıklamasına İngiltere’den Yalanlama

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın bir zamanda yaptığı “İngiltere denizaltı yaptırmak için işbirliği yapmak istiyor” açıklamasına İngiltere’den yalanlama geldi: Kimsenin bu görüşmelerden haberi yok.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘İngiltere’nin denizaltı yaptırmak için işbirliğine gitmek istediği’ yönündeki açıklamasına İngiltere Donanması yanıt verdi.

Breaking Defense sitesine konuşan İngiltere Donanması Sözcüsü, ‘Birleşik Krallık Denizaltı Teslimat Ajansı, Savunma Nükleer Organizasyonu ve gemi yapımcısı BAE Systems ekipleri de dahil olmak üzere bu konudaki görüşmelerden kimsenin haberi olmadığını’ iddia etti. Sözcü, “Kimsenin bu görüşmelerden haberi yok” ifadelerini kullandı.

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Nisan’da yaptığı açıklamada, ‘İngiltere’nin denizaltıların yapımı konusunda iş birliğine hazır olduğunu’ söylemişti.

İletişim Başkanlığı’nın internet sitesinde de paylaştığı açıklamada Erdoğan, “Türkiye’den uçak gemileri ve denizaltılar sipariş etmeye hazır ülkeler var. İngiltere, Türk tarafıyla denizaltıların üretimi konusunda iş birliğine hazır” demişti.

Middle East Eye (MEE) haber sitesine konuşan bir kaynak da İngiltere hükümetinin Türkiye ile ‘mürettebatsız denizaltıların ortak üretimiyle ilgilendiğini’ iddia etmişti.

‘Savunma işbirliği sıkılaştı’

Öte yandan, İngiltere’nin Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü isimli savunma düşünce kuruluşunda araştırmacı olarak çalışan Sidharth Kaushal, son yıllarda İngiltere savunma yetkililerinin Türkiye’ye bir dizi ‘üst düzey ziyaret’ yaptığı bilgisini paylaştı.

Breaking Defense’in haberine göre, Kaushal, İngiltere’nin kuzeybatı Suriye’ye yönelik askeri operasyonları sebebiyle ilk olarak 2019’da uyguladığı silah ihracatı kısıtlamalarını kaldırmasından bu yana savunma işbirliğinin sıkılaştığını aktardı.

Sidharth Kaushal, konuyla ilgili açıklamasında, “Şaşırtıcı olmayan kısım ise şu: Türkiye, mürettebatsız yetenekler geliştirmekten bahsediyor. Çünkü birçok yönden kendilerini bu alanda çığır açan bir aktör olarak satmaya çalıştılar ve büyük ölçüde Bayraktar TB-2’nin başarısını temel aldılar” değerlendirmesinde bulundu.

Kaushal, “İngiltere’nin Türkiye ile ortak üretimle ne elde edeceği konusuna gelecek olursak; Kraliyet Donanması mürettebatsız sualtı gemileri geliştirip tedarik etmek için endüstri ile çalışma açısından biraz mesafe kat ettiğinden, bunu değerlendirmek daha zor görünüyor” dedi.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Tüyü Bitmemiş Yetimin Hakkını Burunlarından Fitil Fitil Getireceğim

Kemal Kılıçdaroğlu, “Şu anda devletin içinde olup devlet memuru değil de parti memuru gibi davranan, her türlü yolsuzluğa bulaşan, 15 Mayıs’tan sonra acaba belgeler Bay Kemal’in eline geçer mi diye belge imha etmeye kalkan sözde memurlara da seslenmek isterim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Hangi belgeyi yok ederseniz yok edin, Bay Kemal mutlaka o yolsuzlukların izini bulacaktır. Tüyü bitmemiş yetimin hakkının onların burnundan fitil fitil getirecektir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, 17-25 Aralık soruşturması kapsamında rüşvet kabul etmemesiyle gündeme gelen gümrük memuru Teoman Coşkun Dudak’ı ziyaret etti.

Kemal Kılıçdaroğlu ziyaret sonrası yaptığı açıklamada şunları ifade etti:

“Devleti için çalışan, yolsuzluklara boyun eğmeyen, haksızlıklara karşı duran saygıdeğer bir devlet memurunu ziyaret ettim. Kendisine teklif edilen rüşvetleri almayan, almadığı için biraz ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören bir kişi. Bu kişiye sahip çıkmak, devlete sahip çıkmak demektir…

Şu anda devletin içinde olup devlet memuru değil de parti memuru gibi davranan, her türlü yolsuzluğa bulaşan, 15 Mayıs’tan sonra acaba belgeler Bay Kemal’in eline geçer mi diye belge imha etmeye kalkan sözde memurlara da seslenmek isterim.

“Bay Kemal mutlaka o yolsuzlukların izini bulacaktır”

Hangi belgeyi yok ederseniz yok edin, Bay Kemal mutlaka o yolsuzlukların izini bulacaktır. Tüyü bitmemiş yetimin hakkının onların burnundan fitil fitil getirecektir.

Bize Memur Teoman gibi devlete sahip çıkan, aldığı maaşın hakkını veren kişilere ihtiyacımız var. Namuslu, dürüst adama sahip çıkmak Bay Kemal’in görevi.

Reza Sarrab adamlarına gümrükten malı geçiremediniz, istediği kadar rüşvet verin diyor. Konuşma şöyle bitiyor. Memur Teoman rüşvet almayınca Reza Sarrab şunu söylüyor: Teoman’a neler ne vaatler, yok ama yok adam almıyor. Namuslu, dürüst adama sahip çıkmak Bay Kemal’in görevi…”

Paylaşın

Davutoğlu’ndan “Sünni” Paylaşımı: Kemal Bey’i Çok İyi Anlıyorum

Davutoğlu, Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” notuyla paylaştığı videonun ardından paylaştığı “Sünni” başlıklı videosunda, “Bir Sünni olarak Kemal Bey’i çok iyi anlıyorum. Çünkü ben de bir Sünni olarak dışlandığımı fark ettim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “28 Şubat’ta eşim, kızlarım başörtüsü dolayısıyla Sünni olarak dışlandılar. Ben de akademisyen olarak ideolojik gerekçeler dolayısıyla Türkiye’nin özgür bilinen üniversitelerine akademisyen olarak kabul edilmedim.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” notuyla paylaştığı videonun ardından “Sünni” başlığıyla bir video yayımladı.

Davutoğlu’nun videodaki açıklamaları şöyle:

“Kemal Bey’in videosunu izlediğimde medeniyetlerin kültürlerin harmanlandığı Anadolu tarihi geldi aklıma. Ben de Torosların zirvesinde bir Sünni Yörük Türkmen obasında doğdum. Horasan’ı Anadolu’ya taşıyan bir oba. Babaannem öyle derdi; Horasan’dır bizim ilimiz, İsfahan’dan geçti yolumuz, kalktık göçtük bu diyarlara. Köyümüzün adı bugün Taşkent ilçe. Ama aslı Pirlerkondu’udu. Pir’di köyün adı.

Karşı cephedeki kayanın adı kıble kayası, parkın adı mihrap, parkın sırtını verdiği tepenin adı Erenler tepesiydi, çeşmenin adı da Sultan Alaaddin Keykubat’a atfen Sultan çeşmesi. Yani Selçuklu Devleti’nin ve Anadolu’daki Horasan izlerinin yaşadığı bir ortamda doğdum. Ve Cumhuriyetimizin verdiği imkanlarla ben de nice makamlara geldim

Kemal Bey bir Alevi olarak samimi olarak hislerini ifade ederken ben de bir Sünni olarak ifade edeyim. Sünniler ve Aleviler için Pir-i Türkistan, Hoca Ahmet Yesevi’ydi benim adımı aldığım Hoca Ahmet Yesevi.

Kim böldü bizi kim ayırdı? Ve nasıl bu nehirleri birleştireceğiz? Evet ben bir Sünniyim ama Alevi vatandaşların haklarını savunmak önce benim görevim.

Hacı Bektaşi Veli benim de pirimdir Mevlana gibi. Onun için Alevi vatandaşlarımız Hacı Bektaşi Veli’nin huzuruna dergahına müze olduğu için ücretle giriyoruz bunu kaldırsanız sayın başbakanım dediklerinde, Ankara’ya döner dönmez yaptığım ilk işim o olmuştu.

Alevi dedelerimiz bana ‘can Ahmet’ derler. Çünkü bilirler ki ben hiç fark gözetmedim.

Ben bir Sünni olarak Kemal Bey’i çok iyi anlıyorum. Çünkü ben de bir Sünni olarak dışlandığımı fark ettim. 28 Şubat’ta eşim, kızlarım başörtüsü dolayısıyla Sünni olarak dışlandılar. Ben de akademisyen olarak ideolojik gerekçeler dolayısıyla Türkiye’nin özgür bilinen üniversitelerine akademisyen olarak kabul edilmedim.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun “Kürtler Ve Alevi” Videoları Bahçeli’nin Hedefinde

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabından yayınladığı ‘Kürtler’ ve ‘Alevi’ başlıklı videolarını hedef aldı.

MHP Lideri Bahçeli, “Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, küresel emperyalizmin dayatma, tembih ve telkinleriyle kimlik siyasetine keskin dönüş yapması, etnik ve mezhebi hassasiyetleri çok tehlikeli şekilde kaşıyarak kanatma hevesine düşmesi vahim bir sorumsuzluk örneğidir” dedi ve ekledi:

“Ülkemiz ağır bir felaket döneminin yaralarını hızla sararken, manevi zenginliğiyle feyizlendiğimiz Ramazan ayımızı idrak edip bayrama vasıl olmuşken, Kılıçdaroğlu’nun “Milyonlarca Kürt’e terörist muamelesi yapılıyor” iftirası ülkemize, milletimize, bin yıllık kardeşlik hukukumuza ayıplı ve ahlaksız bir saldırıdır.”

“Bu saygısız üslubu, bu edep ve gerçek dışı uydurmayı telaffuz etmenin yanı sıra, olağan saymak, tepkisiz kalmak bir defa iç barış ve huzur ortamına kast etmek, aynı şekilde Türkiye’yi ateşe atmaktır” diyen Bahçeli, şunları söyledi:

“Kılıçdaroğlu düştüğü dipsiz bataklıkta her geçen gün batarken ülkemizi de beraberinde çekmenin sinsi telaşına kapılmıştır. Çabalar beyhude, fitne saçmak boşunadır. Tarihi, manevi ve kültürel bir emanet olan ebedi kardeşliğimizden asla vazgeçilmeyecektir. Maalesef ve çok açıktır ki, Kılıçdaroğlu’nun karanlık ağzı bölücü terör örgütü PKK’nın ağzıdır.

Kılıçdaroğlu’nun gündemi ‘Tarihi Şark Meselesi’nin gündemidir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevine aday olan bir şahsın etnik ve mezhebi tahriklere tevessül etmesi içine sürüklendiği acıklı çaresizliğinin ve satırları husumetle yazılmış gizli ajandasının bir bakıma ibret verici deşifresidir. Türk milleti bu oyuna gelmeyecek, Kürt kökenli kardeşlerim bu melun tuzağa düşmeyecektir. Şırnak’ta uzatılan ikram İzmir’den alınacaktır. Hakkari’den uzatılan el Yozgat’tan tutulacaktır.

Kardeşliğimize hançer sallamak isteyenlere asla fırsat verilmeyecektir. İstikrarımız ve istiklalimiz nurlu bir istikbali müjdeleyecektir. Cumhuriyet’in Yüzüncü yıl dönümünü, Türk ve Türkiye Yüzyılı Vizyonun ilk adımı, ilk hamlesi, ilk sayfası olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimin; yurt içinde ve yurt dışında yaşayan yöresi, kökeni, anasının dili ne olursa olsun tüm vatandaşlarımın, Türk-İslam aleminin, şehit analarımızın, yetim yavrularımızın, mahzun ve mazlum gönüllerin, özellikle depremzede kardeşlerimizin Ramazan Bayramını yürekten kutluyorum.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan Bayramı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle kutlama mesajı yayımladı.

“Önümüzdeki üç gün içinde iki bayramı aynı anda kutlayacağız. Ramazan Bayramıyla birlikte bu bayramın üçüncü gününde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da milletçe karşılayıp müftehir bir vicdanla ifa edeceğiz. Eş zamanlı olarak, bir yanda Mübarek Ramazan ayını uğurlamanın hüznü kalplerimize çökmüşken diğer yanda bayrama kavuşmanın esenliği ve sevinci gönül dünyamıza nüfuz etmiştir.

Ne var ki 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkezli ikiz depremden dolayı bu bayramı daha öncekilerine kıyasla biraz durgun, biraz üzgün, biraz da buruk halde karşıladığımız altı çizilmesi gereken bir husustur” ifadelerini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti:

Zorluklar ne kadar çetin olursa olsun, “Her Birlikte ve Her Şeyden Önce Türkiye” irade ve inancıyla hepsinin üstesinden gelmemiz mukadderdir. El ele verdiğimiz sürece, birbirimize sımsıkı kenetlendiğimiz müddetçe hiçbir mütecaviz emel, hiçbir menfi eylem, hiçbir melanet hedef elbette sonuç alamayacaktır.

Türkiye’mizin aşılamayacak ve aşındırılamayacak müessir gücü milli birlik ve kardeşliğidir. Bayram günleri bu birlik ve kardeşliği daha da pekiştirip temellendirmektedir. Aynı zamanda bayram günleri barış ve huzurun, hürmet ve muhabbetin parlayan meşalesidir. Bizim hem bayramımız bir hem de bayrağımız birdir. Bunun yanında millet olarak vatanımız bir, milletimiz bir, devletimiz bir, kıblemiz bir ve aynıdır.

“Fakat ayrımcılığa sapanlar, ayrıştırmanın hesabına sarılanlar, etnik ve mezhebi ayrılıklarını derin uçurumuna savrulanlar elbette iyi niyetli olmayan, milli ve manevi değerlerden nasibini almayan muhterislerdir” diye devam eden Bahçeli, “Bu kapsamda mezhep kışkırtıcılığı ve etnik istismar korkunç bir tehdittir” ifadesini kullandı.

Bahçeli şöyle devam etti:

Bugüne kadar milletimizin hiçbir evladının etnik kökeni mesele yapılmamış, hiç birisi mezhep temelli bir ötekileştirmenin içine itilmemiştir. Milli varlığımıza serpiştirilmek istenen nifak tohumları her seferinde menziline ulaşmadan çürüyüp gitmiştir. Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, küresel emperyalizmin dayatma, tembih ve telkinleriyle kimlik siyasetine keskin dönüş yapması, etnik ve mezhebi hassasiyetleri çok tehlikeli şekilde kaşıyarak kanatma hevesine düşmesi vahim bir sorumsuzluk örneğidir.

Ülkemiz ağır bir felaket döneminin yaralarını hızla sararken, manevi zenginliğiyle feyizlendiğimiz Ramazan ayımızı idrak edip bayrama vasıl olmuşken, Kılıçdaroğlu’nun “Milyonlarca Kürt’e terörist muamelesi yapılıyor” iftirası ülkemize, milletimize, bin yıllık kardeşlik hukukumuza ayıplı ve ahlaksız bir saldırıdır.

Bu saygısız üslubu, bu edep ve gerçek dışı uydurmayı telaffuz etmenin yanı sıra, olağan saymak, tepkisiz kalmak bir defa iç barış ve huzur ortamına kast etmek, aynı şekilde Türkiye’yi ateşe atmaktır. Kılıçdaroğlu düştüğü dipsiz bataklıkta her geçen gün batarken ülkemizi de beraberinde çekmenin sinsi telaşına kapılmıştır. Çabalar beyhude, fitne saçmak boşunadır. Tarihi, manevi ve kültürel bir emanet olan ebedi kardeşliğimizden asla vazgeçilmeyecektir.

“Kılıçdaroğlu’nun gündemi ‘Tarihi Şark Meselesi’nin gündemidir”

“Kılıçdaroğlu’nun karanlık ağzı, bölücü terör örgütü PKK’nın ağzıdır” nitelemesinde bulunan Bahçeli, “Kılıçdaroğlu’nun gündemi ‘Tarihi Şark Meselesi’nin gündemidir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevine aday olan bir şahsın etnik ve mezhebi tahriklere tevessül etmesi içine sürüklendiği acıklı çaresizliğinin ve satırları husumetle yazılmış gizli ajandasının bir bakıma ibret verici deşifresidir.

Türk milleti bu oyuna gelmeyecek, Kürt kökenli kardeşlerim bu melun tuzağa düşmeyecektir. Şırnak’ta uzatılan ikram İzmir’den alınacaktır. Hakkari’den uzatılan el Yozgat’tan tutulacaktır. Kardeşliğimize hançer sallamak isteyenlere asla fırsat verilmeyecektir. İstikrarımız ve istiklalimiz nurlu bir istikbali müjdeleyecektir. Cumhuriyet’in Yüzüncü yıl dönümünü, Türk ve Türkiye Yüzyılı Vizyonun ilk adımı, ilk hamlesi, ilk sayfası olacaktır” dedi.

Paylaşın

Demirtaş’tan “Kılıçdaroğlu” Paylaşımı: Canıgönülden Destekliyorum

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” videosunu kendi sosyal medya hesabından paylaşan Demirtaş, “Sayın Kılıçdaroğlu’nu kutluyor, bu güzel mesajlarını canıgönülden destekliyorum” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Selahattin Demirtaş, ayrıca, “Herkes gönül gözüyle izlemeli, kalbiyle hissederek dinlemeli. Bu topraklarda ayrımcılık olmadan, eşitçe, kardeşçe, huzur içinde yaşamak mümkün” dedi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” notuyla paylaştığı videoyu paylaştı.

Selahattin Demirtaş, paylaşımında, “Herkes gönül gözüyle izlemeli, kalbiyle hissederek dinlemeli. Bu topraklarda ayrımcılık olmadan, eşitçe, kardeşçe, huzur içinde yaşamak mümkün. Sayın Kılıçdaroğlu’nu kutluyor, bu güzel mesajlarını canıgönülden destekliyorum” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’ndan “Alevi” paylaşımı

Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Alevi” notuyla videolu paylaşımı yapmıştı. Gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, videoda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bu gece sizinle çok hassas bir konuyu konuşmanın vakti geldi. Görüyor musunuz gençler, duyuyor musunuz Türkiye’de başlamak üzere olan yeni hayatın sesleri bunlar. Dünyanın hemen kıyısında duruyoruz. Ya bu eşiği aşarak hak ettiğimiz yere kavuşacağız ya da özlemle baktığımız dünyayı sadece izlemekle yetineceğiz.

İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım. Ben Aleviyim; Hak, Muhammet, Ali inancıyla yetişmiş samimi bir Müslümanım. Allah’ın verdiği bir canım var; kul hakkı yemem, harama beytülmale el uzatmam. Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum.

Cumhuriyetin bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum. Mesleğim oldu, ailemi kurdum. Kimliklerimiz bizi biz eden varlığımızdır ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir. Onları seçemez, onlarla doğar, yaşar ve ölürüz. Ancak hayatta seçebileceğimiz çok önemli şeyler var. İyi bir insan olmayı, dürüst, ahlaklı , vicdanlı, erdemli olmayı ve adil olmayı seçebiliriz. Ve bu seçimler hem bizi hem de içinde bulunduğumuz toplumu hızla değiştirebilir.

Sevgili genç arkadaşlarım önümüzde ülke olarak bir eşik var ve bu eşiği hep birlikte aşabilmek için sana ihtiyacımız var. Unutma tek bir oyunla sen bu can yakan mezhep, bataklığına dönüştürülen Orta Doğu’dan çekip çıkaracaksın.

Artık kimlikleri değil, başarıları konuşacağız. Artık ayrışmaları ve farklılıkları konuşmayacağız. Ortaklıklarımızı ve ortak hayallerimizi konuşacağız. Bu değişim seferimize katılacak mısın? Bu değişimde benimle birlikte duracak mısın? Alevi olmaz diyen bu sisteme, doğru olan, dürüst olan, ahlaklı olan olur, diyecek misin?

Son bir el verecek misin? Bu ayrıştırıcı sistemi kökünden yıkmaya hazır mısın? Gelin gençler, gelin bu eşiği hep birlikte aşalım. Böylesine hayati bir eşikte tek bir oyu bile ziyan.”

Paylaşın

Bloomberg’in Erdoğan’a Verdiği Unvan Dikkat Çekti

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala, dünya basını da seçimler ve muhtemel sonuçlarını değerlendirmeye devam ediyor. ABD merkezli medya kuruluşu Bloomberg seçimlerle ilgili bir makale yayınladı.

Bloomberg’de yayınlanan Onur Ant ve Beril Akman imzalı haberde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a verilen unvan dikkat çekti.

Makale için “Türkiye’nin Mikroyönetim Müdürü siyasi kariyerinin testiyle karşı karşıya” başlığı kullanıldı. Erdoğan’ın tercih ettiği ekonomik hamlelerin etkisinin seçimlerde karşısına çıkmaya başladığı da belirtildi.

Erdoğan’ın düşük faiz oranlarının enflasyonu düşürmeye yardımcı olduğu fikri de dahil olmak üzere, ana akım ekonomi dışındaki görüşleri uzun süredir benimsediğinin hatırlatıldığı makalede, “Ancak bunun bir bedeli vardı: İstanbul’da ve diğer büyük şehirlerde enflasyon yüzde 100’ün üzerine çıktı ve çok yavaş düştü. Lira, 2022’nin başından bu yana dolar karşısında yüzde 32 değer kaybetti” denildi.

“Eninde sonunda ekonominin ipi tükenecek”

Makalede görüşüne başvurulan Medley Global Advisors’ın eski direktörlerinden Nick Stadtmiller, “Erdoğan alışılmışın dışında politikalarını elinden geldiği kadar sürdürecek gibi görünüyor, ancak bunun nasıl iyi bitebileceğini anlamıyorum. Eninde sonunda ekonominin ipi tükenecek” tespitini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın çevresinden Bloomberg’e konuşanlar ise, “Hükümet kurumları deprem bölgesine müdahale etmede yavaş kaldı. Zira Erdoğan’dan emir bekliyorlardı” dedi.

Mikroyönetim yöntemi nedir?

Makalede geçen “mikroyönetim yöntemi”, bir müdürün şirket içindeki her ayrınyıya ve çalışana müdahale etmesini temel alan ve çalışanlar rahatsızlık yaratan bir çalışma biçimi olarak biliniyor. Mikroyönetimin olumsuz bir çağrışımı olduğu düşünülür, çünkü işyerinde özgürlük ve güven eksikliğini gösterir.

Paylaşın

“Alevi” Başlıklı Video 45 Milyondan Fazla Görüntülendi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, sosyal medya hesabından yayınladığı ‘Alevi’ başlıklı video, Twitter’da 45 milyondan fazla görüntülendi.

3 dakikalık videoda, “Ben Aleviyim. Hak Muhammed, Ali inancı ile yetişmiş, samimi bir Müslümanım. Harama el uzatmam” sözleri ile gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, videoda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bu gece sizinle çok hassas bir konuyu konuşmanın vakti geldi. Görüyor musunuz gençler, duyuyor musunuz Türkiye’de başlamak üzere olan yeni hayatın sesleri bunlar. Dünyanın hemen kıyısında duruyoruz. Ya bu eşiği aşarak hak ettiğimiz yere kavuşacağız ya da özlemle baktığımız dünyayı sadece izlemekle yetineceğiz.

İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım. Ben Aleviyim; Hak, Muhammet, Ali inancıyla yetişmiş samimi bir Müslümanım. Allah’ın verdiği bir canım var; kul hakkı yemem, harama beytülmale el uzatmam. Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum.

Cumhuriyetin bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum. Mesleğim oldu, ailemi kurdum. Kimliklerimiz bizi biz eden varlığımızdır ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir. Onları seçemez, onlarla doğar, yaşar ve ölürüz. Ancak hayatta seçebileceğimiz çok önemli şeyler var. İyi bir insan olmayı, dürüst, ahlaklı , vicdanlı, erdemli olmayı ve adil olmayı seçebiliriz. Ve bu seçimler hem bizi hem de içinde bulunduğumuz toplumu hızla değiştirebilir.

Sevgili genç arkadaşlarım önümüzde ülke olarak bir eşik var ve bu eşiği hep birlikte aşabilmek için sana ihtiyacımız var. Unutma tek bir oyunla sen bu can yakan mezhep, bataklığına dönüştürülen Orta Doğu’dan çekip çıkaracaksın.

Artık kimlikleri değil, başarıları konuşacağız. Artık ayrışmaları ve farklılıkları konuşmayacağız. Ortaklıklarımızı ve ortak hayallerimizi konuşacağız. Bu değişim seferimize katılacak mısın? Bu değişimde benimle birlikte duracak mısın? Alevi olmaz diyen bu sisteme, doğru olan, dürüst olan, ahlaklı olan olur, diyecek misin?

Son bir el verecek misin? Bu ayrıştırıcı sistemi kökünden yıkmaya hazır mısın? Gelin gençler, gelin bu eşiği hep birlikte aşalım. Böylesine hayati bir eşikte tek bir oyu bile ziyan.”

Paylaşın

Deprem Bölgesi: İki Milyon Öğrenci Eğitim Alamıyor

Eğitim-İş Sendikası’nın deprem raporunda milyonlarca öğrencinin deprem bölgelerinde eğitim alamadığı, bölgeye giden öğretmenlere ücret ödenmediği ve yemek, barınma gibi temel ihtiyaçlarının bile karşılanmadığı görüldü.

Raporda, “Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in tozpembe söylemleri ile sahadaki gerçekler taban tabana çelişmekte, milyonlarca öğrenci eğitim hakkına kavuşturulmamaktadır” denildi.

11 ilde büyük yıkıma ve 50 binden fazla can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ardından bölgede yaşanan aksaklıklar yurttaşları mağdur etmeye devam ediyor.

Eğitim-İş Sendikası, “Deprem Bölgelerinde Eğitimin Kendisi Değil Reklamı Var” başlıklı bir rapor yayınladı. Raporda bölgede eğitim alanında yaşanan sorunlar arasında şunlar gösterildi:

2 milyon 400 bin öğrenci eğitim alamadı: Ulaşım en temel sorunlardan biri haline gelmiştir. Sahada yaptığımız gözleme göre; 11 ilde her 100 öğrenciden ancak 20-25’i çadırlardaki eğitime katılabilmekte, bu da düzenli bir şekilde sürdürülememektedir. Resmi rakamlara göre depremin vurduğu 11 ilin 10’unda 3 milyon 250 bin öğrenci bulunmaktadır. MEB’in mart sonu yaptığı açıklamaya göre, 252 bin 829 öğrenci başka illere nakil hakkını kullanmıştır. Bu rakamı baz alıp, çadır ve konteynırlardaki eğitime katılma oranını bunun üzerinden hesaplarsak 2 milyon 400 bin civarında öğrencinin eğitim almadığı ortaya çıkmaktadır.

Öğretmenlere ücret ödenmiyor: Normalde böyle olağanüstü bir durumda görev yapan öğretmenlere ek dersin iki katı ücret verilirken, bu illere gönüllü olarak giden öğretmenlere hiçbir ücret ödenmemektedir. Bölgeye gönüllü olarak giden öğretmenlerin birçoğuna MEB tarafından yolluk ve harcırah dahi verilmemiştir. Gönüllü olan öğretmenlere dair hiçbir teşvikin de söz konusu olmaması, gönüllü öğretmen sayısının yetersiz düzeyde kalmasına yol açmıştır. Birçok okulda müdür ve müdür yardımcılarına ulaşmak dahi mümkün olmamış, en basit ihtiyaçlar dahi öğretmenlerin inisiyatifiyle çözülmeye çalışılmıştır.

Öğretmenlerin temel ihtiyaçları umursanmıyor: Bölgeye gönüllü olarak ya da geçici görevle giden öğretmenlerin konaklama ihtiyaçları da baştan savma biçimde çözülmektedir. Pansiyonlarda ağırlanan öğretmenlerin birçoğu yorgan, yastık, çarşaf dahi bulamadığını; bazıları konakladığı yerde priz dahi bulamadığını iletmiştir. Yemek dağıtma çadırlarında sıraya girerek yemek yemeye çalışan öğretmenlerin okulların kantinlerinden yemek ve içecek ihtiyacını çözmesi de kantinlerin büyük çoğunluğunun kapalı olması, açık olanların bazılarında ise mallarını karaborsa hale getirip fahiş fiyatlarla satması nedeniyle imkânsızlaşmıştır.

Öğrenciler okula çağrılmıyor: Bölgeye gönüllü giden öğretmen sayısı az olduğu için öğrenciler alanlarında ders görememektedir, (sayısal, sözel, dil, eşit ağırlık) ders işleyememektedir. Bir çadırdaki öğrenciler haftada 2 saat biyoloji dersi görürken, başka bir çadırdaki 68 gündür biyoloji öğretmeni dahi görememektedir. Aslında MEB, öğrencilerin bu okullara gelip gelmediğini bile bilememektedir çünkü öğrencileri arayıp ‘okula gelin’ diyen yöneticiler bile yoktur.

Raporun tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın