Diyanet, Harcamalarıyla Yeni Bir Rekora İmza Attı

Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB), yılın ilk üç ayından 10 milyar liradan fazla harcayarak 6 bakanlığı geride bıraktı. DİB, böylece geçen yılın ilk çeyreğinde 5 milyar 21 milyon lira harcayan kurum bu tutarı ikiye katlamış oldu.

Diyanet İşleri Başkanlığı, harcamalarını azaltmadığı takdirde yıl sonunda 40 milyar liraya ulaşarak kendisine ayrılan bütçeyi aşması bekleniyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘dev bir orduya’ benzettiği Diyanet İşleri Başkanlığı, harcamalarıyla yeni bir rekora imza attı.

Sol Haber‘in aktardığına göre, personel sayısı 130 bini aşan kurum, yılın ilk üç ayından 10 milyar liradan fazla harcayarak 6 bakanlığı geride bıraktı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın paylaştığı merkezi yönetim bütçe istatistikleri verilerine göre mart ayında 3 milyar 76 milyon lira harcayan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yılın ilk üç ayındaki harcama tutarı 10 milyar 180 milyon liraya ulaştı. Böylece geçen yılın ilk çeyreğinde 5 milyar 21 milyon lira harcayan kurum bu tutarı ikiye katlamış oldu.

41 kurumu solladı

Hemen her yıl kendisine ayrılan payı aşan kurumun bütçe performansı şimdiden alarm vermeye başladı. Başlangıç ödeneği 35 milyar 910 milyon lira olarak belirlenen Diyanet, üç ayda bu tutarın yaklaşık olarak yüzde 30’una ulaştı. Kurumun harcamalarını azaltmadığı takdirde yıl sonunda 40 milyar liraya ulaşarak kendisine ayrılan bütçeyi aşması bekleniyor.

Başkanlık statüsündeki Diyanet, hazineden aldığı payla birçok bakanlığı da geride bıraktı. İçişleri, Dışişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Kültür ve Turizm, Sanayi ve Teknoloji ile Ticaret Bakanlıklarının harcamaları Diyanet’in gerisinde kaldı. Ayrıca genel bütçeli 41 kurum Diyanet’in harcama düzeyine yaklaşamadı.

Paylaşın

12 Araştırma Şirketinin Anket Sonuçları: Partiler Ve İttifaklar Kaç Oy Alıyor?

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, araştırma şirketleri de seçimlere ilişkin yaptıkları anket sonuçlarını açıklamaya devam ediyor.

Euronews Türkçe, MetroPoll, GENAR, AR-G, Aksoy, PİAR, ALF, SAROSMAK, Yöneylem, ORC, ArtıBir ve Türkiye Raporu’nun mart ve nisan ayına ait son seçim anketlerini derledi.

MetroPoll’ün abonelerine gönderdiği nisan ayı anketine göre Cumhur İttifakı yüzde 47,8, Millet İttifakı ise yüzde 38.1 oy aldı. Aynı ankette Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen Emek ve Özgürlük İttifakı’nın oyu ise yüzde 13,9 oldu.

Partiler bazında anketlerin büyük çoğunluğunda AK Parti ilk sırada, CHP ise ikinci sırada görünüyor. Cumhur ve Millet ittifaklarına bakıldığında ise anketlerin genelinde durum iktidarın geriye düştüğünü gösteriyor. HDP, MHP ve İYİ Parti’nin oy oranları ise anket firmasına göre değişiyor. DEVA ve Gelecek gibi yeni kurulan partilerin seçimde göstereceği performans da merak konusu.

Yöneylem’in 18-20 Mart’ta yaptığı ve kararsızların dağıtılmadığı son anket sonucuna göre AK Parti yüzde 30,2 oy alıyor. CHP’nin oy oranı 24,2; HDP’nin yüzde 8,4 ve İYİ Parti’nin yüzde 8. MHP ise 5,9’da kalıyor.  Ankete göre Muharrem İnce liderliğindeki Memleket Partisi yüzde 3,1 o alıyor. Türkiye İşçi Partisi’nin oyu ise yüzde 2,8. Yeniden Refah Partisi de yüzde 1,4. Millet İttifakı’ndaki diğer partilerden yüzde 0,5’i geçen yok.

MAK’ın 8-15 Mart tarihlerindeki araştırmasına göre ise kararsızlar dağıtıldıktan sonra AK Parti’nin oyu yüzde 34,2; ana muhalefet partisi CHP ise yüzde 26’da kalıyor. İYİ Parti ise yüzde 13,6’ya kadar çıkmış durumda. HDP yüzde 9,3; MHP ise yüzde 6,3 oy alıyor. MAK’ın son seçim anketine göre DEVA Partisi yüzde 2,1; Memleket Partisi ise yüzde 1 oy alıyor. Gelecek Partisi ile Zafer Partisi’nin oy oranları yüzde 1. Yeniden Refah Partisi ise yüzde 1,4 alıyor. MAK’ın anketinde HÜDA-PAR ise yüzde 0,8 oy aldı.

Öte yandan GENAR’ın Mart ayındaki anketinde AK Parti yüzde 40,7’ye kadar çıktı.

Türkiye Raporu’nun 15 Mart’ta aboneleriyle paylaştığı anket sonuçlarına göre kararsızlar dağıtıldıktan sonra AK Parti’nin oyu yüzde 35,4 CHP’nin oyu yüzde 27,4 İYİ Parti’nin 10,3 HDP’nin 10,1 Memleket Partisi’nin oyu ise yüde 5,6 oldu.

AR-G Araştırma’nın 14 Mart’ta açıkladığı sonuçlara göre AK Parti’nin oyu yüzde 31,4. CHP ise yüzde 27,6. Üçüncü sırada yüzde 12,9 ile İYİ Parti var. HDP yüzde 12,1; MHP ise yüzde 6,6 oy alıyor. Bunlardan başka yüzde ikiyi aşan parti görünmüyor. Diğer partilerin oyları şöyle: DEVA yüzde 1,6; Saadet yüzde 1,3; Memleket Partisi yüzde 1,3; Zafer Partisi yüzde 1,1 ve Gelecek yüzde 0,9.

Aksoy’un 8 Mart’ta yaptığı ankette en fazla oyu alan parti yüzde 31 ile AK Parti oldu. CHP’nin oyu ise yüzde 28,4 çıktı. İYİ Parti yüzde 12 oy alırken HDP’nin oy oranı ise yüzde 10,3 oldu. Aksoy’un son anketine göre MHP’nin oyu yüzde 7,2. DEVA ile Saadet Partisi’nin oyları yüzde 1,4 olarak ölçülürken Gelecek Partisi yüzde 0,9’da kaldı.

PİAR’ın 10 Mart’ta açıkladığı son ankette ise CHP en çok oyu alan parti oldu. CHP yüzde 32,3 oy alırken AK Parti yüzde 30,8’de kaldı. Diğer partilerin oy oranları ise şöyle: HDP yüzde 11,6; İYİ Parti yüzde 8,3; MHP yüzde 7,1; Gelecek Partisi yüzde 3,7; DEVA yüzde 2,1 ve BTP yüzde 1,8.

ALF’nin 6-7 Mart tarihlerinde bin 770 kişinin katılımı ve bilgisayar destekli telefon görüşmesi (CATI) yoluyla gerçekleştirdiği ankette de CHP ilk sırada yer alıyor.

Buna göre CHP az farkla AK Parti’nin önüne geçti. Kararsızlar dağıtılınca CHP yüzde 31,8 oy alırken AK Parti yüzde 31’de kaldı. HDP yüzde 11,3 oy alırken İYİ Parti yüzde 8,9 ve MHP yüzde 6,5 oy alıyor.

Ankete göre Ali Babacan liderliğindeki DEVA’nın oy oranı yüzde 1,5. Ahmet Davutoğlu’nun genel başkanı olduğu Gelecek Partisi ise yüzde 1,3 oy alıyor. ALF’nin bu son seçim anketine göre Yeniden Refah Partisi yüzde 1,9; Zafer Partisi yüzde 1,6 ve Memleket Partisi yüzde 2,2 oy alıyor.

Aksoy Araştırma’nın 23-26 Şubat tarihlerinde yaptığı ankette ise AK Parti yüzde 32,1; CHP ise yüzde 27,3 oy aldı. Ankete göre İYİ Parti yüzde 13,6; HDP yüzde 12 ve MHP yüzde 6,8 oy aldı.

Öte yandan diğer anketlerin büyük çoğunluğunda AK Parti ilk sırada yer alıyor.

Yöneylem Sosyal Araştırmalar tarafından 18-20 Mart tarihleri arasında yapılan ankette AK Parti’nin oyu yüzde 30’ün üzerinde görünüyor.

Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı arasında kaç puan fark var?

2023’te yapılan son seçim anketlerinin çoğunda CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA, Gelecek ve Demokrat Parti’den oluşan Millet İttifakı AK Parti ile MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın önünde görünüyor.

Aksoy’un 8 Mart tarihli anketinde Millet İttifakı yüzde 44,1 oy alırken Cumhur İttifakı yüzde 38,2’de kaldı.

ALF’nin 6-7 Mart tarihindeki anketinde Millet İttifakı yüzde 43,5 oy alırken Cumhur İttifakı yüzde 37,5’te kaldı. Aksoy’un 23-26 Şubat tarihli anketinde ise Millet İttifakı (yüzde 43,3), Cumhur İttifakı’na (yüzde 38,9) 4,4 puan fark attı.

Öte yandan Cumhur İttifakı’nın genişlemeye yönelik görüşmelerini sürdürüyor. Bunlardan birisi de Yeniden Refah Partisi.

HDP Millet İttifakı’na destek verirse durum nasıl?

Son seçim anketlerine göre seçim sonrası ortaya çıkacak meclis aritmetiğinde HDP’nin Millet İttifakına destek vermesi durumunda Cumhur İttifakı oldukça geride kalıyor.

Ancak oy oranları ile partilerin çıkaracakları milletvekili sayısı aynı değil. Şehirlerdeki ittifaklara göre partilerin çıkaracakları milletvekili sayısı değişecek.

HDP’nin destek vermesi verdiği seçeneklerin hepsinde Millet İttifakı önde görünüyor. Aksoy’un 8 Mart tarihli anketinde Millet İttifakı ile HDP’nin toplam oy oranı yüzde 54,4’e çıkıyor. Cumhur İttifakı ise yüzde 38,2.

24 Haziran 2018 seçimlerinde partilerin oy oranı kaçtı?

24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimlerinde partilerin aldıkları oy oranı şöyle idi: AK Parti yüzde 42,3; CHP yüzde 22,8; HDP yüzde 11,5; MHP yüzde 11,2; İYİ Parti yüzde 10,1 ve Saadet yüzde 1,4.

Paylaşın

TİP Lideri Baş’a ‘Tito Artığı’ Diyen Mustafa Destici Özür Diledi

TİP Genel Başkanı Erkan Baş’a ‘Tito artığı’ diyen BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, katıldığı bir televizyon yayınında, “Eğer ağzımdan da yanlış bir şey çıkmışsa onlardan özür dilerim, özür dilemekten hiç çekinmem” dedi.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, 24 TV canlı yayınına katıldı. Destici, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş hakkında söylediği ‘Tito artığı’ sözleri hakkında açıklama yaptı.

BBP Lideri Destici, “Eğer ağzımdan da yanlış bir şey çıkmışsa onlardan özür dilerim, özür dilemekten hiç çekinmem” ifadelerini kullandı. Destici, şunları söyledi:

“Dolayısıyla ben hiçbir Boşnak, Makedonyalı, Arnavut, Kosovalı, Karadağlı, Batı Trakyalı ya da Bulgaristan’daki Türkleri incitmek istemem. Onlar zaten ödemesi gereken bedeli ödemişler, canlarını vermişler, topraklarını vermemişler.

Orada hâlâ Türklük ve İslam adına nöbet tutuyorlar. Biz burada kendi bağımsız devletimizin içinde hür bir şekilde yaşıyoruz, bayrağımızın altında, ama onlar büyük sıkıntı çekmişler, ağır bedeller ödemişler ve hâlâ o topraklarda aldıkları emaneti canları pahasına taşıyorlar.”

Ne olmuştu?

Destici, katıldığı bir programda Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş’ı hedef alarak, “Adam Tito artığı, Yugoslavya’da Tito rejimi vardı. Buradan geçiyorsun Almanya’ya. Tamamen sol örgütler içerisinde. Belli ki Alman istihbaratlarının kontrolünde yetiştiriliyorsun ve Türkiye’ye gönderiliyorsun.

Senin gerçek soyadın ne? Jusoviç. Türkiye’de Baş’ı kullanıyorsun. Soyadı Baş olan siyasetçi kim? TİP’in genel başkanından söz ediyorum. Türk milletinin karşısına Jusoviç diye çıkabiliyor musun? Aç bak Google’a. Gerçeğin toplumdan gizlenmesini doğru bulmuyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan DSP Genel Başkanı Aksakal’a “Küffar” Tepkisi

DSP Lideri Aksakal’ın “14 Mayıs’ta vatanımızı küffara teslim etmeyeceğiz” sözlerine tepki gösteren Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “Ya bu insan küffarın anlamını bilmiyor ya da Ramazan’da bu milletin yüzde 50’sine, ‘Kafir’ diyor” dedi ve ekledi:

“Önder Aksakal bunu cehaletinden söylüyor olabilir. Bunu eğer Kılıçdaroğlu söylemiş olsaydı, Sayın Erdoğan, ona dünyayı dar etmek isterdi değil mi?”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Cumhur İttifakı’na katılan DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, “Bu seçim geçmiş dönemlerdeki gibi bir sağ-sol seçimi değil, vatan millet seçimidir. İnşallah 14 Mayıs’ta vatanımızı küffara teslim etmeyeceğiz” şeklindeki ifadelerine tepki gösterdi.

FOX TV yayınına katılan Davutoğlu, “kafir” anlamına gelen “küffar” ifadesini kullanan Aksakal için şunları söyledi:

DSP Genel Başkanı dedi ki, “Küffara teslim etmeyeceğiz” dedi. Ya bu insan küffarın anlamını bilmiyor ya da Ramazan’da bu milletin yüzde 50’sine, “Kafir” diyor. Benim huzurumda böyle bir şey söylenseydi ben hemen özür dilenmesini isterdim.

Erdoğan, İslam’ı bildiğini iddia ediyor. Bu Kur’an-ı Kerim’in esasında insanlara, ‘kafir’ demek var mı? Bu altı lider de mümindir, Müslüman’dır. Önder Aksakal bunu cehaletinden söylüyor olabilir. Bunu eğer Kılıçdaroğlu söylemiş olsaydı, Sayın Erdoğan, ona dünyayı dar etmek isterdi değil mi?

Ne olmuştu?

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal Malatya Deprem Konutları Temel Atma Töreni’nde, Millet İttifakı’na yönelik ‘küffar’ (kafirler) ifadesini kullanarak, “Bu seçim geçmiş dönemlerdeki gibi bir sağ-sol seçimi değil, vatan millet seçimidir. İnşallah 14 Mayıs’ta vatanımızı küffara teslim etmeyeceğiz” demişti.

Paylaşın

Bebeklere Konulan En Popüler Erkek İsmi Alparslan, Kız İsmi Zeynep

2022 yılında doğan bebeklere konulan en popüler erkek bebek isimleri, Alparslan, Yusuf ve Miraç; en popüler kız bebek isimleri ise Zeynep, Asel ve Defne oldu. 2022 yılında 0-17 yaş grubundaki çocuklarda en çok kullanılan erkek çocuk isimlerinin Yusuf, Mustafa ve Mehmet; kız çocuk isimlerinin ise Zeynep, Elif ve Yağmur olduğu görüldü.

Haber Merkezi / Yeni doğan erkek bebeklerin 8 bin 332’sine Alparslan, 6 bin 370’ine Yusuf, 5 bin 43’üne Miraç, kız bebeklerin 8 bin 876’sına Zeynep, 6 bin 845’ine Asel, 6 bin 830’una ise Defne ismi verildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İstatistiklerle Çocuk 2022 verilerini açıkladı.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 2022 yıl sonu itibarıyla, Türkiye nüfusu 85 milyon 279 bin 553 kişi iken bunun 22 milyon 578 bin 378’ini çocuklar oluşturdu. Çocuk nüfusun %51,3’ünü erkek çocuklar, %48,7’sini kız çocuklar oluşturdu.

Birleşmiş Milletler tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun yüzde 48,5’ini oluştururken bu oran 1990 yılında yüzde 41,8 ve 2022 yılında yüzde 26,5 oldu.

Nüfus projeksiyonlarına göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında yüzde 25,6, 2040 yılında yüzde 23,3, 2060 yılında yüzde 20,4 ve 2080 yılında yüzde 19,0 olacağı öngörüldü.

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2022 yılında çocuk nüfus oranının AB ortalaması yüzde 18,1 oldu. AB üye ülkeleri içerisinde en fazla çocuk nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla, yüzde 23,6 ile İrlanda, yüzde 21,3 ile Fransa, yüzde 21,0 ile İsveç olduğu görüldü.

Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla, yüzde 15,6 ile İtalya, yüzde 15,8 ile Portekiz, yüzde 15,9 ile Malta oldu. Türkiye’nin çocuk nüfus oranının yüzde 26,5 ile AB üye ülkelerinden daha yüksek olduğu görüldü.

Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu il Şanlıurfa oldu

ADNKS sonuçlarına göre illerin toplam nüfusları içindeki çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2022 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, yüzde 44,9 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa ilini yüzde 41,4 ile Şırnak ve yüzde 39,3 ile Ağrı izledi.

Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu il, yüzde 16,9 ile Tunceli oldu. Tunceli ilini yüzde 17,7 ile Edirne ve yüzde 18,4 ile Kırklareli izledi.

ADNKS sonuçlarına göre 2022 yılında toplam hanehalkı sayısı 26 milyon 75 bin 365 oldu. Hanelerin yüzde 44,3’ünde 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunduğu görüldü.

Bu hanelerin illere göre dağılımı incelendiğinde, 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hanehalkı oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 70,3 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu ilin yüzde 29,0 ile Tunceli olduğu görüldü.

En az bir çocuk bulunan hanelerin yüzde 18,9’unda 0-17 yaş grubunda bir çocuk, yüzde 15,4’ünde iki çocuk, yüzde 6,5’inde üç çocuk, yüzde 2,2’sinde dört çocuk, yüzde 1,3’ünde ise beş ve daha fazla çocuk bulunduğu görüldü.

Çocuk nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2017 yılında çocuk nüfusun yüzde 28,3’ünün 0-4 yaş grubunda, yüzde 27,7’sinin 5-9 yaş grubunda, yüzde 27,1’inin 10-14 yaş grubunda ve yüzde 16,8’inin 15-17 yaş grubunda yer aldığı görülürken, 2022 yılında yüzde 25,1’inin 0-4 yaş grubunda, yüzde 29,4’ünün 5-9 yaş grubunda, yüzde 28,5’inin 10-14 yaş grubunda ve yüzde 17,0’sinin 15-17 yaş grubunda yer aldığı görüldü.

Doğum istatistiklerine göre 2021 yılında canlı doğan bebek sayısı, 1 milyon 79 bin 842 oldu. Doğan bebeklerin 554 bin 41’i erkek, 525 bin 801’i ise kız oldu. Canlı doğan bebeklerin %96,9’unu tekil, yüzde 3,0’ünü ikiz, yüzde 0,1’ini ise üçüz ve daha fazla çoğul doğumlar oluşturdu.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre hastanede gerçekleşen doğumların oranı, 2010 yılında yüzde 91,6 iken 2021 yılında yüzde 97,5 oldu.

ADNKS sonuçlarına göre 2022 yılında doğan bebeklere konulan en popüler erkek bebek isimleri, Alparslan, Yusuf ve Miraç; en popüler kız bebek isimleri ise Zeynep, Asel ve Defne oldu.

Doğan erkek bebeklerin 8 bin 332’sine Alparslan, 6 bin 370’ine Yusuf, 5 bin 43’üne Miraç, kız bebeklerin 8 bin 876’sına Zeynep, 6 bin 845’ine Asel, 6 bin 830’una ise Defne ismi verildi.

Türkiye’de 2022 yılında 0-17 yaş grubundaki çocuklarda en çok kullanılan erkek çocuk isimlerinin Yusuf, Mustafa ve Mehmet; kız çocuk isimlerinin ise Zeynep, Elif ve Yağmur olduğu görüldü.

Paylaşın

Çocuk Nüfus Oranının En Yüksek Olduğu İl Şanlıurfa

2022 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, yüzde 44,9 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa’yı yüzde 41,4 ile Şırnak ve yüzde 39,3 ile Ağrı izledi. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu il, yüzde 16,9 ile Tunceli oldu. Tunceli’yi yüzde 17,7 ile Edirne ve yüzde 18,4 ile Kırklareli izledi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İstatistiklerle Çocuk 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 2022 yıl sonu itibarıyla, Türkiye nüfusu 85 milyon 279 bin 553 kişi iken bunun 22 milyon 578 bin 378’ini çocuklar oluşturdu.

Çocuk nüfusun yüzde 51,3’ünü erkek çocuklar, yüzde 48,7’sini kız çocuklar oluşturdu. Birleşmiş Milletler tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun yüzde 48,5’ini oluştururken bu oran 1990 yılında yüzde 41,8 ve 2022 yılında yüzde 26,5 oldu.

Nüfus projeksiyonlarına göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında yüzde 25,6, 2040 yılında yüzde 23,3, 2060 yılında yüzde 20,4 ve 2080 yılında yüzde 19,0 olacağı öngörüldü.

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2022 yılında çocuk nüfus oranının AB ortalaması yüzde 18,1 oldu. AB üye ülkeleri içerisinde en fazla çocuk nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla, yüzde 23,6 ile İrlanda, yüzde 21,3 ile Fransa, yüzde 21,0 ile İsveç olduğu görüldü.

Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla, yüzde 15,6 ile İtalya, yüzde 15,8 ile Portekiz, yüzde 15,9 ile Malta oldu. Türkiye’nin çocuk nüfus oranının yüzde 26,5 ile AB üye ülkelerinden daha yüksek olduğu görüldü.

Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu il Şanlıurfa oldu

ADNKS sonuçlarına göre illerin toplam nüfusları içindeki çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2022 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, yüzde 44,9 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa ilini yüzde 41,4 ile Şırnak ve yüzde 39,3 ile Ağrı izledi.

Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu il, yüzde 16,9 ile Tunceli oldu. Tunceli ilini yüzde 17,7 ile Edirne ve yüzde 18,4 ile Kırklareli izledi.

ADNKS sonuçlarına göre 2022 yılında toplam hanehalkı sayısı 26 milyon 75 bin 365 oldu. Hanelerin yüzde 44,3’ünde 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunduğu görüldü.

Bu hanelerin illere göre dağılımı incelendiğinde, 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hanehalkı oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 70,3 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu ilin yüzde 29,0 ile Tunceli olduğu görüldü.

En az bir çocuk bulunan hanelerin yüzde 18,9’unda 0-17 yaş grubunda bir çocuk, yüzde 15,4’ünde iki çocuk, yüzde 6,5’inde üç çocuk, yüzde 2,2’sinde dört çocuk, yüzde 1,3’ünde ise beş ve daha fazla çocuk bulunduğu görüldü.

Çocuk nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2017 yılında çocuk nüfusun yüzde 28,3’ünün 0-4 yaş grubunda, yüzde 27,7’sinin 5-9 yaş grubunda, yüzde 27,1’inin 10-14 yaş grubunda ve yüzde 16,8’inin 15-17 yaş grubunda yer aldığı görülürken, 2022 yılında yüzde 25,1’inin 0-4 yaş grubunda, yüzde 29,4’ünün 5-9 yaş grubunda, yüzde 28,5’inin 10-14 yaş grubunda ve yüzde 17,0’sinin 15-17 yaş grubunda yer aldığı görüldü.

Doğum istatistiklerine göre 2021 yılında canlı doğan bebek sayısı, 1 milyon 79 bin 842 oldu. Doğan bebeklerin 554 bin 41’i erkek, 525 bin 801’i ise kız oldu. Canlı doğan bebeklerin yüzde 96,9’unu tekil, yüzde 3,0’ünü ikiz, yüzde 0,1’ini ise üçüz ve daha fazla çoğul doğumlar oluşturdu.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre hastanede gerçekleşen doğumların oranı, 2010 yılında yüzde 91,6 iken 2021 yılında yüzde 97,5 oldu.

Paylaşın

Beş Yaşındaki Çocukların Net Okullaşma Oranı Yüzde 81,6

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) örgün eğitim istatistiklerine göre okul öncesi eğitim seviyesinde beş yaş net okullaşma oranının, 2020/’21 öğretim yılında yüzde 56,9 iken 2021/’22 öğretim yılında yüzde 81,6 olduğu görüldü.

Haber Merkezi / Beş yaş net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklar için yüzde 81,9, kız çocuklar için yüzde 81,4 oldu.

İlkokul seviyesinde net okullaşma oranı 2021/’22 öğretim yılında yüzde 93,2, ortaokul seviyesinde net okullaşma oranı yüzde 89,8 ve ortaöğretim seviyesinde net okullaşma oranı yüzde 89,7 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İstatistiklerle Çocuk 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 2022 yıl sonu itibarıyla, Türkiye nüfusu 85 milyon 279 bin 553 kişi iken bunun 22 milyon 578 bin 378’ini çocuklar oluşturdu.

Çocuk nüfusun yüzde 51,3’ünü erkek çocuklar, yüzde 48,7’sini kız çocuklar oluşturdu. Birleşmiş Milletler tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun yüzde 48,5’ini oluştururken bu oran 1990 yılında yüzde 41,8 ve 2022 yılında yüzde 26,5 oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı örgün eğitim istatistiklerine göre okul öncesi eğitim seviyesinde beş yaş net okullaşma oranının, 2020/’21 öğretim yılında yüzde 56,9 iken 2021/’22 öğretim yılında yüzde 81,6 olduğu görüldü. Beş yaş net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklar için yüzde 81,9, kız çocuklar için yüzde 81,4 oldu.

İlkokul seviyesinde net okullaşma oranı 2021/’22 öğretim yılında yüzde 93,2, ortaokul seviyesinde net okullaşma oranı %89,8 ve ortaöğretim seviyesinde net okullaşma oranı yüzde 89,7 oldu.

Ulusal Eğitim İstatistikleri Veri Tabanı sonuçlarına göre eğitim kademesi ve cinsiyete göre okul tamamlama oranları incelendiğinde, yıllara göre bir artış gözlendi.

İlkokul tamamlama oranı 2016/’17 eğitim ve öğretim döneminde yüzde 98,3 iken bu oran 2021/’22 eğitim ve öğretim döneminde yüzde 98,4 oldu. Ortaokul tamamlama oranı 2016/’17 eğitim ve öğretim döneminde yüzde 88,9 iken bu oran 2021/’22 eğitim ve öğretim döneminde yüzde 96,4 oldu. Ortaöğretim tamamlama oranı ise yüzde 62,9’dan yüzde 77,9’a yükseldi.

Ortaöğretim okul tamamlama oranı cinsiyete göre incelendiğinde, 2021/’22 eğitim ve öğretim döneminde bu oranın erkek çocuklar için yüzde 76,2, kız çocuklar için yüzde 79,6 olduğu görüldü.

Türkiye çocuk araştırması sonuçlarına göre anneleri/temel bakım verenleri tarafından okul derslerinin baskısı altında hissettiği belirtilen 6-17 yaş grubundaki çocukların oranı yüzde 13,4 oldu. Okul derslerinin baskısı altında hissettiği belirtilen 6-17 yaş grubundaki erkek çocukların oranı yüzde 12,7 iken aynı yaş grubundaki kız çocukların oranı ise yüzde 14,1 oldu.

Çocukların okul derslerinin baskısı altında hissetme oranının yüzde 14,3 ile en yüksek 15-17 yaş grubunda olduğu görüldü. Okul derslerinin baskısı altında hissettiği belirtilen 6-9 yaş grubundaki çocukların oranının yüzde 12,1, 10-12 yaş grubundaki çocukların oranının yüzde 14,0, 13-14 yaş grubundaki çocukların oranının ise yüzde 13,8 olduğu görüldü.

Türkiye çocuk araştırması sonuçlarına göre anneleri/temel bakım verenleri tarafından ayda en az birkaç kez diğer çocuklar tarafından zorbalığa maruz kaldığı belirtilen 6-17 yaş grubundaki çocukların oranı yüzde 13,8 oldu.

Anneleri/temel bakım verenleri tarafından ayda en az birkaç kez diğer çocuklar tarafından dalga geçildiği belirtilen 6-17 yaş grubundaki çocukların oranı yüzde 7,7 iken ayda en az birkaç kez diğer çocuklar tarafından kasıtlı olarak dışlandığı belirtilen aynı yaş grubundaki çocukların oranı yüzde 7,2 oldu.

Türkiye çocuk araştırması sonuçlarına göre okulda kolayca arkadaş edinebildiğini belirten 13-17 yaş grubundaki çocukların oranı yüzde 73,2 iken kendini okula ait hisseden aynı yaş grubundaki çocukların oranı yüzde 72,4 oldu.

Diğer öğrencilerin kendini seviyor gibi göründüğünü belirten 13-17 yaş grubundaki çocukların oranı yüzde 55,6, okulda kendini garip ve yabancı hissettiğini belirten 13-17 yaş grubundaki çocukların oranı yüzde 8,8, okulda kendini dışlanmış hisseden çocukların oranı ve okulda kendini yalnız hissettiğini belirten çocukların oranı ve yüzde 6,8 oldu.

Sınava iyi hazırlanmış olsa bile kendini çok endişeli hissettiğini belirten 13-17 yaş grubundaki çocukların oranı yüzde 50,5 oldu. Bu oran aynı yaş grubu erkek çocuklarda yüzde 43,9 iken kız çocuklarda yüzde 57,6 oldu.

Paylaşın

Ekathimerini Gazetesi: Erdoğan Elindeki Son Kartı Oynuyor

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala, dünya basını da seçimler ve muhtemel sonuçlarını değerlendirmeye devam ediyor. Son olarak Ekathimerini gazetesi seçim sonuçlarını etkileyecek beş parametre olduğunu yazdı.

Akademisyen ve analist Constantinos Filis, Yunanistan’ın Ekathimerini gazetesi için kaleme aldığı yazıda 14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimleri öncesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘son kozunu oynadığını’ yazdı.

Maraş’ta meydana gelen depremlerin ‘Türkiye’deki siyasi tabloyu Erdoğan için endişe verici derecede değiştirdiğini’ kaydeden Constantinos Filis, ‘Erdoğan’ın özellikle ekonomi ve azınlıklar konusundaki pek çok başarısının artık geçmişte kaldığını, bunların yerini bir Üçüncü Dünya otoriterliği, hızla artan bir enflasyon, güç kaybeden bir milli para birimi ve önemli dış politika tercihlerinden atılan geri adıma bıraktığını’ belirtti.

“Öyleyse sonuna kadar savaşmak için Erdoğan’ın elinde hangi güçlü kartlar bulunuyor?” diye soran Filis, Türkiye’de ekonomi ve dış politika konusunda son dönemde yaşananlara atıfta bulunduktan sonra Erdoğan’ın Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı kendisini Türkiye’de ve dünyada ‘istikrarlı ve sorumlu bir seçenek olarak sunduğunu’ ifade etti.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun çok çeşitli partilerden oluşan bir koalisyonu temsil ettiğini ve kendisinin adaylığı açıklanmadan önce ittifak içinde çatlakların olduğunu hatırlatan Constantinos Filis, “İşte Erdoğan burada hükümetinin dayanıklılığını seçimden sonra dağılabilecek ve muhtemelen Anayasa değişikliği yapabilmek için mecliste yeterli çoğunluğu olmayacak bir koalisyonun karşısına koyuyor” dedi.

Erdoğan’ın ‘Türkiye Yüzyılı’ söylemi üzerinden gelecek ile ilgili projelerine de değinen Filis, “Bu, esasında kendi haklarını arayan, etki alanlarını genişleten ve gerektiği yerde kendi durduğu yeri diğerlerine dayatma gücü ve kararlılığı olması gereken bir ülkeye ilişkin Erdoğan’ın kendi versiyonunu teşkil ediyor. Bu, her ne kadar gerçekliğin oldukça iyimser bir yorumu olsa da ülkedeki hedef kitlesi ile iyi uyuşuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Yazısında Erdoğan’ın ABD’ye yaklaşımını ve savunma, otomotiv endüstrisi ve enerji gibi alanlardaki proje ve hedeflerini de ele alan Filis, seçimlerde beş parametrenin önemli bir rol oynayacağını söyledi.

Filis’e göre, seçim sonuçlarına etki edecek bu beş parametre özetle şöyle: AK Parti’nin Hüda-Par ve Yeniden Refah Partisi (YRP) ile ittifakı, muhalefetin aksine Erdoğan ve Devlet Bahçeli’nin ortak liste çıkaramamış olması, Kürt seçmenler, Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanı adaylığı ve genç seçmenler.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Demirtaş, Seçim Sonucu Tahminini Açıkladı

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin sonucuna ilişkin tahminde bulunan Demirtaş, “Cumhurbaşkanlığı seçimini ilk turda muhalefet kazanır, parlamentoda da çoğunluğu alır” dedi ve ekledi:

“Yargıyı siyasetin baskısı, kontrolü, etkisinden çıkarmak bile ilk etapta rahatlatmaya yol açar. Sonrasında, uzun vadeli bir demokratik dönüşüm programına ihtiyaç var. Bunca yıkımın enkazı, öyle üç beş günde temizlenemez. Önce Erdoğan rejimi sandığa gömülecek sonrasında yapacak çok iş var.”

Demirtaş, Memleket Partisi lideri Muharrem İnce’nin HDP’yle ilgili “PKK’lılarla anlaşma yapmam” sözleri için, “Siyaset ilkeler üzerinden yapılmayınca bu tür savrulmalar normaldir. Kendisine bu sözleri yakıştıramıyorum. Muharrem Hoca çok ayıp ediyor, bu yakışıksız sözler seçimden sonra da üstüne yapışıp kalacak. Üç beş oy uğruna milyonlarca HDP’liyi aşağılamaya, incitmeye kimsenin hakkı yok” dedi.

Demirtaş, Erdoğan’ın “Bunlar, engerekler ve çıyanlardır”, “Bunlar katil, bunlar terörist” sözleri hatırlatılınca da, “Beni zerrece üzmüyor, gülüp geçiyorum. Sandıkta halk, herkesin notunu verince ne olduğunu göreceğiz. O sözler Kürtlerde daha fazla kenetlenmeye yol açar, başka da bir etki yaratmaz” diye konuştu.

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Gerçek Gündem‘e açıklamalarda bulundu. Demirtaş’ın açıklamaları şöyle:

“Erdoğan’ın ‘asıl hüküm giymesi gerekenden daha hüküm giymedi’ sözlerinin ardından ‘Kobani davasında’ mütalaa sunuldu. Davada gözlerden kaçırılan neler yaşanıyor? Kobani davası Erdoğan’a seçim kazandırır mı?

Erdoğan algı operasyonlarıyla bizi suçlu ilan edip halktaki saygınlığımızı, etkimizi kırmaya ve bunun üzerinden de tüm muhalefeti suçlayarak tabanını bir arada tutmaya etmeye çalışıyor. Aynı çirkin yöntemi 2019 yerel seçimlerinde de bolca kullandı ama ters tepti. Şimdi de farklı olmayacağına inanıyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diyarbakır’a ve Kürt kardeşlerime en çok eziyet etmiş tek parti faşizminin temsilcisi CHP’nin kurduğu masaya yancı yazıldılar” sözleriyle HDP’ye tepki gösterdi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gerçeklik duygusunu, her türlü etik değerini yitirmiş, panikle konuşan bir siyasetçi görüntüsü çiziyor Erdoğan. Ben 6,5 yıldır hapisteyim ama Türkiye genelinde, hatta uluslararası arenada saygınlığım da inandırıcılığım da Erdoğan’dan fazladır demem yanlış olmaz.

HDP, Erdoğan’ın akıl almaz saldırıları karşısında dimdik ayakta kalmayı başarmış bir mucizedir. İşte bu gerçekler Erdoğan’ı öfkelendiriyor ve bize saldırmak dışında elinden hiçbir şey gelmiyor. Oysa tüm bu saldırılar bize eritmiyor, tersine büyütüyor.

Bir hukukçu olarak, 15 Mayıs sonrası, kaybeden bir AKP’nin ardından adalet sisteminde nasıl bir ‘restorasyon beklentiniz’ var. Size göre, tartışmalı kararlar ve yargılama süreçleri ile dolu bu ‘miras’ nasıl temizlenebilir?

Yargıyı siyasetin baskısı, kontrolü, etkisinden çıkarmak bile ilk etapta rahatlatmaya yol açar. Sonrasında, uzun vadeli bir demokratik dönüşüm programına ihtiyaç var. Bunca yıkımın enkazı, öyle üç beş günde temizlenemez. Önce Erdoğan rejimi sandığa gömülecek sonrasında yapacak çok iş var.

Size göre bir gün bu ülkede…………………..

Hırsızlardan, katillerden, talancılardan hesap sorulacak.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu: Milyonlarca Kürde Terörist Muamelesi Yapılıyor

Sosyal medya hesabından ‘Kürtler’ notunu düştüğü bir video paylaşan Kılıçdaroğlu, “Son yıllarda ne zaman seçim konuşsak, Saray ne zaman seçimi kaybedeceğini görse Kürtlere toplu bir yaftalama, terörist muamelesi yapma durumu başlıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Utanç verici. Gerçekten de utanç verici. Şu anda milyonlarca Kürde terörist muamelesi yapılıyor. Her gün, durmadan. Her gün milyonlarca lirayı sosyal medya trollerine harcıyorlar. O troller bana hakaret edebilmek adına Kürtlere terörist muamelesi yapıyorlar.

İnsanımızı devlete yabancılaştırıyorlar. Ne için? 3-5 oy için. Utanmıyorlar. Gerçekten de utanmıyorlar. Bay Kemal’e iftira atacaklar diye milyonlarca insanın haysiyetiyle oynanır mı? Allah aşkına, söyleyin bana. Milyonlarca insanın haysiyetiyle oynanır mı?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, bu akşam Twitter hesabından “Kürtler” notunu düştüğü bir video paylaştı. Kılıçdaroğlu, son yıllarda seçim sürecinde Kürtlere “terörist” muamelesi yapıldığını belirterek Türk-Kürt kardeşliğine değindi.

Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Sevgili halkım. Son yıllarda ne zaman seçim konuşsak, Saray ne zaman seçimi kaybedeceğini görse Kürtlere toplu bir yaftalama, terörist muamelesi yapma durumu başlıyor. Utanç verici. Gerçekten de utanç verici. Şu anda milyonlarca Kürde terörist muamelesi yapılıyor. Her gün, durmadan.

Her gün milyonlarca lirayı sosyal medya trollerine harcıyorlar. O troller bana hakaret edebilmek adına Kürtlere terörist muamelesi yapıyorlar. İnsanımızı devlete yabancılaştırıyorlar. Ne için? 3-5 oy için. Utanmıyorlar. Gerçekten de utanmıyorlar. Bay Kemal’e iftira atacaklar diye milyonlarca insanın haysiyetiyle oynanır mı? Allah aşkına, söyleyin bana. Milyonlarca insanın haysiyetiyle oynanır mı?

Sevgili halkım. Siz bu yaptıkları propagandaya sakın ama sakın kanmayın. Kardeşlik hukukumuzu unutmayın. Kesinlikle unutmayın. Türk ile Kürdü kardeş yapan kader var. Kader bizi bir araya getirdi. Kader bize kardeş olun, dedi.

Kader bizi Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da koyun koyuna yatırdı. Kardeş sevgisi gibi derin bir sevgi yoktur. Yüzyıllardır beraber kaldık, beraber yaşadık. Hiçbirimiz yolumuza yalnız gitmedik, gidemedik. 3-5 oy için kardeşliğe kimsenin zarar vermesine asla ve asla izin vermeyeceğim. Az kaldı.”

Paylaşın