Mithat Sancar: Bu İktidarı Hep Birlikte, Birleşerek Göndereceğiz

Hatay’ın Samandağ’ı İlçesi’nde açıklamalarda bulunan Sancar, “Meydanlarda pişkin pişkin geziyorlar, sorumluların hepsi sanki hiçbir şey olmamış, kendi suçları yokmuş gibi meydanlarda vaatlerde bulunuyorlar, çürük temeller atıyorlar. İşte bu i̇ktidarın belki de en göze çarpan özellikleri, yüzsüzlük, pişkinlik. Bütün bunları bu ülkenin halkları hak etmiyor. Bu iktidarı hep birlikte göndereceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Türkiye’deki bütün demokrasi güçleri birleşerek göndereceğiz ama bu iktidarı göndermekle iş bitmiyor. Bizim belirlediğimiz bir hedefimiz daha var. Bu düzeni de değiştirmeliyiz. Biz hem iktidarı göndermeye hem bu düzeni değiştirmeye geliyoruz. Bu sömürü düzenini, rant, savaş düzenini değiştirmeye geliyoruz. Yeşil Sol Parti tam da değişimin adresi ve aktörüdür.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları ve Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarıyla birlikte Ramazan Bayramı için Hatay’daydı. Samandağ Meydan’da düzenlenen halk buluşmasında konuşan Sancar, şunları söyledi:

“Sevgili Meydan halkı, sevgili Samandağlılar, Bugün bayram. Bayramlaşmak için gelmek isterdik ama bayramlar neşe, sevinç günleriyken bizler burada kederi ve acıyı yaşıyoruz. Acımız taze, kederimiz derin. Büyük deprem yaşadık ama bu depremi felakete dönüştüren iktidardır.

Bu iktidar depremin sonuçlarından sorumludur. Kurdukları rant ekonomisi ile sömürü düzeni ile şehirlerimizi birer enkaz yığınına çevirdiler. Depremden sonra ulaşmayan yardımlar, kurtarma ve müdahale ekipleri, can kayıplarımızı kat be kat artırdı.

Bu bir tabii afet değildir. Bu deprem bir siyaset felakettir, sorumlusu bu iktidardır. Depremde hayatını kaybeden bütün canlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Hepsinin devri daim olsun. Bütün yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Butün haklarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum.

Burada acı ve keder var ama bu acı aynı zamanda umuda dönüşmüş. İşte Samandağ halkının ve Antakya halkının özelliği de budur. Antakya şehrinin kültürünün, medeniyetinin buradaki halkların yarattığı ruhun tam da örneğini yaşıyoruz. Acıyı umutla bölüştürmek, kederi değişim iradesi haline getirmek.

Yasımız var, yasımızı tutacağız ama aynı zamanda yasımızı umuda dönüştüreceğiz, umudun kaynağı yapacağız acılarımızı. Acılarımızdan umut yaratalım ki bir daha bu acılar asla yaşanmasın. İşte sizde gördüğüm budur. Kaybettiğimiz canların hesabını sormak, yıkılan kentlerimizin hesabını sormak için, hala bir mezar taşı bile olmayan kayıplarımızın hesabını sormak için hep birlikte geliyoruz.

Bu iktidarı göndermek en başta bu depremi felakete çeviren bu iktidardan hesap sormak içindir. Bizler diyoruz ki bu iktidardan hesap sormak için önümüzde tarihi bir fırsat var. Bu hesap sormak ölülerimize karşı görevimiz, burada acı çeken milyonlara karşı sorumluluğumuzdur.

Onun için bu iktidarı mutlaka, hep birlikte göndereceğiz, gönderdikten sonra da mutlaka bütün bu yolsuzlukluk düzenini, rant ekonomisini, savaş politikalarının, yıkım zihniyetinin hesap vermesini sağlayacağız. Bundan hesap sormak bizim hepinize, ölülerimize, hayatta kalanlarımıza karşı sorumluluğumuzdur.

Bu iktidarı hep birlikte, birleşerek göndereceğiz

Meydanlarda pişkin pişkin geziyorlar, sorumluların hepsi sanki hiçbir şey olmamış, kendi suçları yokmuş gibi meydanlarda vaatlerde bulunuyorlar, çürük temeller atıyorlar. İşte bu i̇ktidarın belki de en göze çarpan özellikleri, yüzsüzlük, pişkinlik. Bütün bunları bu ülkenin halkları hak etmiyor. Bu iktidarı hep birlikte göndereceğiz,

Türkiye’deki bütün demokrasi güçleri birleşerek göndereceğiz ama bu iktidarı göndermekle iş bitmiyor. Bizim belirlediğimiz bir hedefimiz daha var. Bu düzeni de değiştirmeliyiz. Biz hem iktidarı göndermeye hem bu düzeni değiştirmeye geliyoruz. Bu sömürü düzenini, rant, savaş düzenini değiştirmeye geliyoruz. Yeşil Sol Parti tam da değişimin adresi ve aktörüdür.

Biraz önce diğer yoldaşlarım da söyledi. On yılların birikimi ile oluşturduğumuz mücadele mirası ve değişim gücünü Yeşil Sol Parti çatısı altında buluşturduk. HDP olarak, bizden önceki tüm devrimci ve demokrat mücadelenin geleneği buradadır.

Devrimci ve demokrat mücadelesinin en özel şehirlerinden biri Samandağ ve Antakya Yeşil Sol Parti sana emanettir. Kerem kardeşim size emanettir. Bizler Meclis’e en güçlü şekilde girmeliyiz. Bunu en baştan en önemli hedefimiz olarak koyduk. Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu iktidara kaybettirmeye kararlıyız ama düzeni değiştirme gücü ve iradesi sadece bizde var.

Bizler, yüzyıllık kısır döngünün sömürü, inkar ve savaş, düşmanlaştırma ve nefret politikalarının bitmesi için bu düzeni değiştireceğiz. Artık o kısır döngülere geri gitmek olmasın diye değiştireceğiz. Bazen nefes olduğumuz, küçücük demokrasi reformları, umutlar yeşeriyor ama bir süre sonra düzen kendini yeniden üretiyor hem de en pervasız şekilde.

Bu düzen sadece savaş ve sömürü değildir, aynı zamanda çete ve mafya düzenidir. Susurluk’ta suç imparatorluğu çıktık demiştik ama şimdiki tablo kaç suç imparatorluğu eder? Yeniden suç imparatorluklarına dönmemek için bu düzeni değiştirmeye geliyoruz.

Bunu başarabilmek için Yeşil Sol Parti hem siyasette hem toplumsal mücadelede, hem de parlamentoda anahtar güç olmalıdır. Bunu sağlamalıyız. Bu ülkeye kalıcı barışı, güçlü demokrasi ile birlikte getireceğiz. Savaşı, bitireceğiz. Güçlü demokrasi kuracağız.

Yerel demokrasi ile birlikte katılımcılığı, halkın iradesinin esas alınmasını sağlayacağız. Hep birlikte büyük barışı kalıcı hale getireceğiz. Bu bayramı, bu umut ve coşkunuzu ortaya koyarak, acı ve kederden uzaklaştırdığımız için sizlerin önünde boynumu eğiyorum, helal olsun size. Buraya elbette acıyı paylaşmaya, yaraları sarmaya, dayanışmayı daha da büyütmeye gelmiştik ama görüyorum ki zaten Samandağ ve Antakya halkı bunu çoktan başarmış.

Dayanışma büyüyecek, acıları birlikte saracağız, yaraları birlikte iyileştireceğiz, özgür demokratik, barış içinde bir geleceği hep birlikte kuracağız. Bundan hiçbirinizin endişesi olmasın. İnanıyoruz buna. Hepimiz inanıyoruz, bütün Türkiye’yi de inandıracağız.

Oylarımız Yeşil Sol’a, değişimin adresine, demokratik dönüşümün güvencesine, barışın kurucu aktörüne gelsin. Yeşil Sol hem barışın kurucusu hem demokratik dönüşümün güvencesi olacaktır. Hep birlikte yeni yaşamı inşa edeceğiz. Kentlerimizi kültürümüzle birlikte yeniden kuracağız ama asıl hedefimiz yeni yaşamı inşa etmek.

Bu çöküşleri, bu yıkımı bu kan talan ve yalan düzenini bir daha yaşamamak için hep birlikte Yeşil Sol’un ağacı altında birleşiyoruz. Ağacımızın kökleri her yerdedir, bu ülkenin her köşesindedir, en büyük can kaynaklarından biri de bu ağacı besleyen kaynaklardan biri olan Antakya’dır, Samandağ’dır.

Hepinize şükranlarımı, sevgilerimi sunuyorum. En çok da minnet duygularımı sunuyorum. Hem duygulandırdınız, hem büyük moral verdiniz, hem umudu büyüttünüz. Birlikte güçlüyüz, mutlaka kazanacağız. Yolumuz açık olsun.”

Paylaşın

Erdoğan, Enflasyon İçin Önümüzdeki Yılı İşaret Etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzdeki engelleri nasıl kaldırdıysak, enflasyon meselesini de bu yıl sonuna kadar kontrol altına almış, önümüzdeki yıl tamamen çözmüş olacağız.” dedi. Erdoğan düşük faiz politikasının devam edeceğini  ve bunun enflasyonu düşüreceğini söyledi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece faiz yükselemez faiz devamlı düşecektir. Göreceksiniz enflasyon da faizle beraber düşecektir. Önümüzdeki engelleri nasıl kaldırdıysak, enflasyon meselesini de bu yıl sonuna kadar kontrol altına almış, önümüzdeki yıl tamamen çözmüş olacağız.

2013’te IMF ile işimiz bitti. Hükümetin bunlardan borç alması lazım dediler, almayacağız dedik ve almadık. IMF’nin başındaki zata burayı ben idare ederim, siz idare edemezsiniz dedim. 2013’ten sonra bizim IMF ile işimiz kalmadı.

Merkez Bankası’nda 122 milyar dolara çıktı rezerv. Bebecan hatırlıyorsun değil mi o günleri? O işlerin kararını veren, son imzayı atan kim? Ben başbakandım. Bay Bay Kemal’in yanında olanlar ya huyundan kapacak ya suyundan kapacak. Şu anda zaten artık 14 Mayıs onların siyasi mevta olmaya yaklaştıkları dönem.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gaziosmanpaşa Meydanı’nda Kentsel Dönüşüm Projeleri Anahtar Teslim ve Temel Atma Töreni’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkan satırlar şöyle:

“İlk bir ay boyunca doğalgazın ücretsiz olacağının müjdesini milletimizle paylaşarak erken bir bayram yaşattık. Bugün ise kentsel dönüşüm müjdelerimizle adeta iki bayramı bir arada yaşayacağız

Bu 7’li masa Karadeniz Gazı için “Hani nerede?” diyorlardı. Yahu Türkiye’nin bir ucundan bir ucuna burada denizin altına doğal gaz boruları yerleştirildi. Bunu da görmedin mi? Doğalgaz ne zamandır Filyos’ta yanıyor. Görmedin mi? Bunların gözleri var görmez, kulakları var duymaz.

Eser ve hizmet şölenleriyle milletimize yaşattığımız bayramları önümüzdeki günlerde de sürdüreceğiz.

Milletimizin günlük hayatında bazı sıkıntılar olabilir. Aldığımız tedbirlerle en aza indirme gayretindeyiz.

Bugüne kadar 3,3 milyon konutu kentsel dönüşümle yenilerken, 1,2 milyon konutu da TOKİ ile inşa ettik. İstanbul başta olmak üzere kentsel dönüşümü hızlandırıyoruz. Birazdan bununla ilgili müjdelerimizi paylaşacağız.

Enflasyonun yükselmesinde, fiyat artışlarında birilerinin açgözlülüğü payı varsa bunun peşine düşeriz.

Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece faiz yükselemez faiz devamlı düşecektir. Göreceksiniz enflasyon da faizle beraber düşecektir.

Önümüzdeki engelleri nasıl kaldırdıysak, enflasyon meselesini de bu yıl sonuna kadar kontrol altına almış, önümüzdeki yıl tamamen çözmüş olacağız.

2013’te IMF ile işimiz bitti. Hükümetin bunlardan borç alması lazım dediler, almayacağız dedik ve almadık. IMF’nin başındaki zata burayı ben idare ederim, siz idare edemezsiniz dedim. 2013’ten sonra bizim IMF ile işimiz kalmadı.

Merkez Bankası’nda 122 milyar dolara çıktı rezerv. Bebecan hatırlıyorsun değil mi o günleri? O işlerin kararını veren, son imzayı atan kim? Ben başbakandım. Bay Bay Kemal’in yanında olanlar ya huyundan kapacak ya suyundan kapacak. Şu anda zaten artık 14 Mayıs onların siyasi mevta olmaya yaklaştıkları dönem.

Sayısız tuzağı bozduk. 14 Mayıs’ta çok güçlü bir destek istiyorum. Bugünkü sıkıntıların üstesinden gelecek olan da biziz.

872 bin bağımsız bölüm kullanılamaz hale geldi. Çalışmalar süratle devam ediyor. Bu yıkım deprem gerçeğini yeniden acı bir şekilde hatırlattı.

Kentsel dönüşüm

Marmara depremi sonrasında güçlü bir talep gelmişti. Geçmişle mukayese edilemeyecek derecede önemli adımlar attık. 13 milyon insanımızın hayatına dokunduk. 6 Şubat’ta gördük ki deprem bizim hazırlık yapmamızı beklemiyor.

Yeni bir seferberlik başlatıyoruz. İstanbul’da 39 ilçede 1.5 milyon bağımsız bölüm risk altındadır.

Her yıl 300 bin konut ilave etmemiz gerekiyor. 98 bin konutun yapımı sürüyor. Bugün de Gaziosmanpaşa, Esenler ve Başakşehir’de hak sahiplerine anahtarlı teslim ediyor ve yeni temeller atıyoruz.

Çok daha büyük bir dönüşüm projesi başlatıyoruz. Her biri 500’er bin konuttan oluşan 3 projeyi hayata geçireceğiz. Avrupa yakasında 500 bin, Anadolu yakasında 500 bin rezerv alana konut yapacağız, buralara taşınacak konutlardan boşalacak konutları da dönüştürüp 1.5 milyon konut dönüştüreceğiz.

Bugünü İstanbul’un dönüşümü için başlangıç tarihi olarak görüyoruz. 2 müjdemizi paylaşacağız. İlk müjdemizin adı; Kentsel Dönüşümde Yarısı Bizden projesi. Dönüşüme giren evlerin maliyetinin yarısını devlet olarak biz karşılayacağız. 100 metrekare 2+1 evin dönüşümü için diyelim 1.5 milyon maliyet çıktı, bunun 750 binini hibe olarak koyacağız. 120 metrekare 3+1 için ise 1 milyon 800 binin yarısı olan 900 bine çıkacak.

0,79 faizle yüzde 10’u peşin kalanı 10 yıl vadeli güncellenebilen rakamlarla borcunu ödeyebilecek. 750 bin borçlanma için 5 bin 625, 900 bin için taksit 6 bin 750 lira düzeyinde gerçekleşecek. Birikmiş parası olmayan bile devletin verdiği para ve kendi ödeyebileceği şekilde borçlanarak güvenli bir evin sahibi olabilecek. Tüm bu dönüşümleri TOKİ güvencesiyle yapacağız. Kendi parselini dönüştürmek isteyene 0,74 faiz ile 1 milyon 250 bin lira kredi kullanma imkanı sağlıyoruz.

5 yıl içerisinde İstanbul’da depreme dayanıksız ev bırakmayacağız. Başvurular haftaya çarşamba günü başlayacak.

2. müjdemiz kira yardımlarıyla ilgili; 3 bin 500 liradan 5 bin 250 liraya yükseltiyoruz.

İlk Evim kapsamındaki 50 bin konutun ve arsalarda 50 bin arsanın şimdiden hak sahiplerine hayırlı olmasını diliyorum.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu’na Mezarlıkta Sözlü Saldırı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Ramazan Bayramı’nın birinci gününde deprem bölgesi Adıyaman’daydı. Kılıçdaroğlu burada Adıyaman Belediye Mezarlığı’nı ziyaret etti, mezarlara karanfil bıraktı.

Burada imam “Kalanlara selamet diliyoruz” dedikten sonra depremde hayatını kaybedenler için Fatiha okutmak istedi.

Bu sırada bir vatandaş dua etmeye başlayan Kılıçdaroğlu’na “Bu Fatiha okumayı bilmiyor ki, sen buna neden Fatiha okutturuyorsun?” diyerek sözlü saldırı gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu’na bağıran kişiye çevredekiler tepki gösterdi. Mezarlıkta dua eden diğer yurttaşlar da saldırgana “Terbiyesizlik yapma” dedi. Kılıçdaroğlu kişiye cevap vermedi.

Kemal Kılıçdaroğlu olayın ardından sosyal medyadan paylaştığı mesajda, “Mezarlıkta acılı insan her şeyi söyleyebilir, yapabilir; acısına vermek gerekir. Bugün bunları konuşmayalım, kayıplarımızı hakkıyla analım. Lütfen o insanımızı da ifşa edecek şeyler yapılmasın, özellikle sosyal medyada sorumlu davranalım. Benim hakkım varsa ben helal ettim” dedi.

Kılıçdaroğlu, mezarlık ziyaretinin ardından halkla bayramlaşma gerçekleştirdi. Yurttaşlara seslenen Kılıçdaroğlu “Ayrıştırdılar birleştireceğiz bayram kavası içinde 15 Mayıs’ta yeniden kucaklaşacağız, inanın bana” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, “Bayramlarda kucaklaşmaya ihtiyacımız var. Toplum çok ayrıştı, çok bölündü. Birbirine düşman bakmaya başladı. Buradan çıkmamız lazım. Kucaklaşmamız lazım. Beraber olmamız lazım. Bizim kültürümüz komşu komşunun külüne muhtaçtır der. Komşuluk ilişkilerimizi mahalledeki o güzel ilişkilerimizi büyütmemiz lazım. Yeni bir siyaset anlayışının, yeni bir kültürün, iyilik üzerine yarışan bir kültürün mutlaka Türkiye’ye getirilmesi lazım. Bunun için mücadele ediyorum, bunu mutlaka ama mutlaka sizlerin desteği ile getireceğim” diye konuştu.

“Ayrıştırdılar, birleştireceğiz. Kavga ettirdiler, kucaklaşacağız. Bayram havası içerisinde bir 14 Mayıs’ı geçirip, bayram havası içinde 15 Mayıs’ta inşallah göreceksiniz, kucaklaşacağız. Bu ülkeye huzuru, barışı, sevgiyi, kardeşliği getireceğiz. İnanın buna. Tekrar bayramınızı yürekten kutluyorum. Her birinizi tek tek kucaklıyorum. Sağ olun, var olun” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Sözcüsü Zorlu olayı kınadı

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, sosyal medya hesabından bir açıklama ile olayı “provokasyon” olarak niteledi ve kınadı.

Zorlu paylaşımında şunları kaydetti: “Maalesef uzun zamandır dikkat çektiğimiz üzere, bu ve benzeri olaylar, bizzat siyasi iktidar eliyle ülkemizin getirildiği zehirli kutuplaşmanın somut örnekleridir. İşte bu sebeple 14 Mayıs, ülkemizin yeniden barış ve huzur temelinde yükselebilmesi bakımından da tarihi bir kırılma anı olacaktır. Biz İYİ Parti olarak sevgi ve hoşgörü temelinde saygılı bir Türkiye’yi hedefliyoruz ve hiç bir ayrım gözetmeden tüm vatandaşlarımızla birlikte bunu başaracağız.”

Halk TV’nin sorularını yanıtlayan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de olaya ilişkin şunları söyledi: “Bu büyük acının yaşandığı kentte bayramın birinci gününü geçirmek istedi. Geldiğimizde Adıyaman’da isimleri belli olmayan, numaralarla defnedilen depremzedeleri ziyaret ettik. Kameraları görenler ‘Nerede bu devlet?’ diye sordular. Orada o kadar çok ‘Neredeydiler?’ denildi ki, bizi takip eden, özellikle belki 10 metre takip eden bir grup… Varlığının farkındaydık, bizi izlediğini görüyorduk ama ne yaptığını görmüyorduk.

Depremzede insanları görünce oranın gündemini başka bir noktaya getirmek için mezar başına doluştular. Sizin de gördüğünüz görüntülerde Fatiha okunmasına ilişkin oradan o yakışıksız söylem geldi. Biz işin o kısmıyla hiç meşgul değiliz.”

Paylaşın

6,5 Yıldır Tutuklu Olan Demirtaş Hiçbir Mahkumla Görüştürülmemiş

Edirne F Tipi Cezaevi’nde 6,5 yıldır tutuklu olan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde bulunduğu süre boyunca hiçbir mahkûmla görüştürülmediği yazıldı.

Karar Gazetesi’nden Avukat Figen Çalıkuşu, Selahattin Demirtaş’a yaptığı ziyareti köşesine taşıdı.

Figen Çalıkuşu, Edirne F Tipi Cezaevi’nin diğer F Tipi hapishanelerine benzemediğini belirterek “Bambaşka kuralları var. Örneğin hapishanedekilere kitap ancak tekli ayların 2. haftasında veriliyor” dedi.

“Demirtaş ile görüşmeye girerken kalemimi bile alıkoydular. Ödünç kalem verdiler” diyen Çalıkuşu şunları kaydetti:

“7 yıldır bu hapishanede yatan Demirtaş onca zamandır hiçbir mahkumla karşılaşmamış. ‘Olağanüstü tedbirler mi, başkalarının olmadığı bir hapishane mi’ cevabı verilemeyen bir soru olarak kalmış.”

Sadece Mızraklı ve Zeydan’la görüşebildi

Demirtaş, cezaevinde geçirdiği 20. ayında yaşadıklarını, “Ben ve Abdullah Zeydan’ın cezaevinde hiçbir mahkumla göz temasımız bile olmadı. Haftada bir saat kapalı salonda basketbol, bir saat de halı sahada futbol oynuyoruz. Bazen havalandırmada şut çekiyor ya da voleybol oynuyoruz. Hep iki kişiyiz. Maç falan yapamıyoruz haliyle.” diye anlatmıştı.

Abdullah Zeydan Ocak 2022’de cezaevinden tahliye edildi. Şubat 2022’de ise Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızrak’nın Diyarbakır’dan Edirne’ye sevk edildi. Şu an için Demirtaş sadece Selçuk Mızraklı ile görüştürülüyor.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan, Muhalefeti Hedef Aldı: Siyasi Mevta Haline Getireceğiz

Restorasyonu tamamlanan Sultanahmet Camii’nin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “14 Mayıs’a kadar gece gündüz çalışacağız ve onları siyasi mevta haline getireceğiz. Terör örgütüyle el ele olanlardan başka bir şey beklenebilir mi? Öyleyse 14 Mayıs bunların sonu olmalı” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi /Erdoğan, “Çok farklı bir mekandayız. Ne mutlu bizlere ki bu restorasyon çalışmalarını böyle anlamlı bir günde bitirdik ve iki bayramı bir arada yaşadık” dedi.

Erdoğan, “Sultanahmet Camii İstanbul’un en önemli simgelerinden biridir. Burası sadece bir cami değildir; burası kelimenin tam anlamıyla bir külliyedir. İstanbul’un merkezindeki bu yeri ihya etmek ve yaşatmak bizim görevimizdir” diye konuşurken muhalefete de yüklendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda muhalefet ne diyor, gelince Diyanet İşleri Başkanlığını kaldıracaklarmış. Yerine inanç bilmem ne başkanlığı diye bir şey kuracaklarmış.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, restorasyonu tamamlanan Sultanahmet Camii’nin açılış töreninde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Ne mutlu bizlere ki bu restorasyon çalışmalarını böyle anlamlı bir günde bitirdik ve bugün de Cuma gününe isabet eden Ramazan Bayramı sayesinde iki bayramı bir arada yaşadık.  Bayram namazını Ayasofya Camii’nde kılmıştık. 3 yıl önce yine bir Cuma günü Ayasofya’yı yeniden ibadete açmıştık. O günden beri Ayasofya hep dolu, hep canlı. Zira uzun bir hasretin ardından bu hasret işte şimdi dolu dolu gideriliyor.

Bugün Cuma namazımızda, restorasyonu bitmesi ve yeniden hizmet vermeye başlaması vesilesiyle Sultanahmet Camii’mizde eda ettik. Sultanahmet Camii’mizin tamamlanan restorasyonunun hayırlı olmasını diliyorum. Bu güzel çalışmada emeği geçenleri başta bakanım olmak üzere vakıflar genel müdürlüğü olmak üzere yüklenici firmalar dahil, hepsini milletim adına tebrik ediyorum.

Sultanahmet Camii İstanbul’un en önemli sembollerinden biridir. Belki de ilkidir. Burası, sadece bir cami değildir. Medresesi, kasrı, arastası, hamamı, çeşmesi, sebili ve diğer pek çok birimiyle burası kelimenin tam anlamıyla külliyedir. İstanbul’un merkezi konumundaki bu bölgeyi, kuruluşundaki bütünlüğüne uygun şekilde muhafaza etmemiz gerekiyor. Ata yadigarı eserleri korumak, kollamak, ihya etmek, yaşatmak bizim en başta gelen görevimizdir.

“14 Mayıs bunların sonu olmalı”

Şu anda muhalefet ne diyor, gelince, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldıracaklarmış, yerine inanç bilmem ne başkanlığı diye bir şey kuracaklarmış. Kardeşlerim, tabi yuh yetmez, 14 Mayıs’a kadar gece gündüz çalışacağız ve onları siyasi mevta haline getireceğiz. Terör örgütüyle el ele olanlardan başka bir şey beklenebilir mi? Öyleyse 14 Mayıs bunların sonu olmalı.

Bunun için hükümetlerimiz döneminde, sınırlarımız içindeki ve dışındaki binlerce ecdad emaneti esere biz sahip çıktık. Her birini yeniledik, ayağa kaldırdık. Vakıflarımıza ait eserleri, amaçlarına uygun şekilde tekrar hizmete sunduk. İnşallah önümüzdeki dönemde de, bu çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Gerek içeride, gerek yurtdışında bütün bu eserleri ihya edeceğiz. Güzel bir eseri inşa etmek ayrı bir hünerdir. Asırlar sonra onu yeniden eski güzelliğine kavuşturmak ayrı bir hünerdir.

Bakın şimdi Ayasofya’nın bile minarelerini ele aldık. Onları bile ihya ediyoruz, inşa ediyoruz. Neden? Sadece Ayasofya’daki o olumsuz mührü kazıyıp atmak, yetmez dedik. Onu hallettik 86 yıl sonra açtık ama şimdi de inşa çalışmalarımıza devam edeceğiz. Sultanahmet Camii ve külliyesi bırakınız hayranlık verici inşasını restorasyonu bile iftihar verici bir eserdir.

Minarelere baktığımız zaman bu yükselen minareler bize ayrı bir gurur veriyor, Allah’a hamd olsun. Bu emaneti inşallah daha asırlar boyu yaşayacak şekilde yeni nesillere bırakacak bir restorasyon gerçekleştirdik. Camimizde kılınacak namazların, edilecek duaların, okunacak Kuran-ı Kerimlerin, huzura kavuşacak gönüllerin şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. 14 Mayıs’a kadar gece gündüz demeden çalışıyor muyuz, gayret ediyor muyuz? Ben size inanıyorum, size güveniyorum ve inşallah sizlerle beraber, durmak yok, durmak yok, durmak yok.”

Paylaşın

Liderlerden Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” Videosuna Destek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabından paylaştığı “Alevi” videosuna siyasi liderlerden destek geldi.

Haber Merkezi / Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” notuyla paylaştığı videonun ardından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından “Sünni” başlığıyla bir video paylaştı.

“Kemal Bey bir Alevi olarak samimi bir şekilde hislerini ifade ederken ben de bir de Sünni olarak ifade edeyim 13. Yüzyıl Anadolu Sünnilerin ve Alevilerin aynı pirlerinin saygı duyduğu bir Anadolu’ydu” diyen Davutoğlu, “Hz. Mevlana ve Hacı Bektaşi Veli, Sünnilerin ve Alevilerin ortak erenleriydi. Kim böldü bizi? Kim ayırdı?” diye sordu.

Davutoğlu mesajını, “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına Sünniler ve Aleviler, Türkler ve Kürtler omuz omuza girecekler. Bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşları olarak. Kemal Bey’e selam ediyorum. Mesajınız alınmıştır. Ve eminim ki bizim mesajımız da bütün toplum tarafından alınacaktır” diyerek bitirdi.

“Canıgönülden destekliyorum”

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş videoyu bugün, “Herkes gönül gözüyle izlemeli, kalbiyle hissederek dinlemeli. Bu topraklarda ayrımcılık olmadan, eşitçe, kardeşçe, huzur içinde yaşamak mümkün. Sayın Kılıçdaroğlu’nu kutluyor, bu güzel mesajlarını canıgönülden destekliyorum” yazarak paylaştı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan videoyu, “Kimlikler üzerinden ayrıştıran zihniyeti reddediyoruz. Türk-Kürt-Laz-Çerkes hiç fark etmez, Sünni-Alevi fark etmez, Yaşam tarzıymış, şuymuş, buymuş hiçbir ayrım olmaksızın; Herkes bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşı olacak, Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı olacak” ifadesiyle paylaşarak destek verdi.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal videoyu “Şah-ı Merdan Hz. Ali ne güzel buyurmuş; ‘Kalp temiz olursa, dilden güzel sözler çıkar'” diyerek paylaştı.

Saadet Partisi resmi sosyal medya hesabından “Kutuplaşmayı, ötekileştirmeyi ve kimlik siyasetini değil güzel ahlakı, adaleti, hakkaniyeti ve samimiyeti seçerek, bu çarpık düzene hep birlikte son verebiliriz” paylaşımı yaptı.

Kılıçdaroğlu’ndan “Alevi” paylaşımı

Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Alevi” notuyla videolu paylaşımı yapmıştı. Gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, videoda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bu gece sizinle çok hassas bir konuyu konuşmanın vakti geldi. Görüyor musunuz gençler, duyuyor musunuz Türkiye’de başlamak üzere olan yeni hayatın sesleri bunlar. Dünyanın hemen kıyısında duruyoruz. Ya bu eşiği aşarak hak ettiğimiz yere kavuşacağız ya da özlemle baktığımız dünyayı sadece izlemekle yetineceğiz.

İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım. Ben Aleviyim; Hak, Muhammet, Ali inancıyla yetişmiş samimi bir Müslümanım. Allah’ın verdiği bir canım var; kul hakkı yemem, harama beytülmale el uzatmam. Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum.

Cumhuriyetin bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum. Mesleğim oldu, ailemi kurdum. Kimliklerimiz bizi biz eden varlığımızdır ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir. Onları seçemez, onlarla doğar, yaşar ve ölürüz. Ancak hayatta seçebileceğimiz çok önemli şeyler var. İyi bir insan olmayı, dürüst, ahlaklı , vicdanlı, erdemli olmayı ve adil olmayı seçebiliriz. Ve bu seçimler hem bizi hem de içinde bulunduğumuz toplumu hızla değiştirebilir.

Sevgili genç arkadaşlarım önümüzde ülke olarak bir eşik var ve bu eşiği hep birlikte aşabilmek için sana ihtiyacımız var. Unutma tek bir oyunla sen bu can yakan mezhep, bataklığına dönüştürülen Orta Doğu’dan çekip çıkaracaksın.

Artık kimlikleri değil, başarıları konuşacağız. Artık ayrışmaları ve farklılıkları konuşmayacağız. Ortaklıklarımızı ve ortak hayallerimizi konuşacağız. Bu değişim seferimize katılacak mısın? Bu değişimde benimle birlikte duracak mısın? Alevi olmaz diyen bu sisteme, doğru olan, dürüst olan, ahlaklı olan olur, diyecek misin?

Son bir el verecek misin? Bu ayrıştırıcı sistemi kökünden yıkmaya hazır mısın? Gelin gençler, gelin bu eşiği hep birlikte aşalım. Böylesine hayati bir eşikte tek bir oyu bile ziyan.”

Kılıçdaroğlu Alevi kimliği ile ilgili videosunun öncesinde Kürtlerle ilgili de bir paylaşım yapmış, daha öncesinde de zaman zaman endişeli muhafazakâr kesimlere seslenmişti.

Ailesinin çoğu ferdi şu an Kocaeli’nde yaşayan Kılıçdaroğlu aslen Tunceli’li bir Alevi ve Horasan’dan gelen Kureyşan Türkmen aşiretinin bir ferdi.

Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği adaylığının henüz kesinleşmediği dönemde bir süre kamuoyunda tartışılmış, muhafazakâr seçmenlerde bunun iyi bir etki yapmayabileceği, Cumhur İttifakı’nın bu kimliği kullanmak isteyebileceğine dair yorumlar yapılmıştı.

Paylaşın

Erdoğan’ın “Denizaltı” Açıklamasına İngiltere’den Yalanlama

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın bir zamanda yaptığı “İngiltere denizaltı yaptırmak için işbirliği yapmak istiyor” açıklamasına İngiltere’den yalanlama geldi: Kimsenin bu görüşmelerden haberi yok.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘İngiltere’nin denizaltı yaptırmak için işbirliğine gitmek istediği’ yönündeki açıklamasına İngiltere Donanması yanıt verdi.

Breaking Defense sitesine konuşan İngiltere Donanması Sözcüsü, ‘Birleşik Krallık Denizaltı Teslimat Ajansı, Savunma Nükleer Organizasyonu ve gemi yapımcısı BAE Systems ekipleri de dahil olmak üzere bu konudaki görüşmelerden kimsenin haberi olmadığını’ iddia etti. Sözcü, “Kimsenin bu görüşmelerden haberi yok” ifadelerini kullandı.

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Nisan’da yaptığı açıklamada, ‘İngiltere’nin denizaltıların yapımı konusunda iş birliğine hazır olduğunu’ söylemişti.

İletişim Başkanlığı’nın internet sitesinde de paylaştığı açıklamada Erdoğan, “Türkiye’den uçak gemileri ve denizaltılar sipariş etmeye hazır ülkeler var. İngiltere, Türk tarafıyla denizaltıların üretimi konusunda iş birliğine hazır” demişti.

Middle East Eye (MEE) haber sitesine konuşan bir kaynak da İngiltere hükümetinin Türkiye ile ‘mürettebatsız denizaltıların ortak üretimiyle ilgilendiğini’ iddia etmişti.

‘Savunma işbirliği sıkılaştı’

Öte yandan, İngiltere’nin Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü isimli savunma düşünce kuruluşunda araştırmacı olarak çalışan Sidharth Kaushal, son yıllarda İngiltere savunma yetkililerinin Türkiye’ye bir dizi ‘üst düzey ziyaret’ yaptığı bilgisini paylaştı.

Breaking Defense’in haberine göre, Kaushal, İngiltere’nin kuzeybatı Suriye’ye yönelik askeri operasyonları sebebiyle ilk olarak 2019’da uyguladığı silah ihracatı kısıtlamalarını kaldırmasından bu yana savunma işbirliğinin sıkılaştığını aktardı.

Sidharth Kaushal, konuyla ilgili açıklamasında, “Şaşırtıcı olmayan kısım ise şu: Türkiye, mürettebatsız yetenekler geliştirmekten bahsediyor. Çünkü birçok yönden kendilerini bu alanda çığır açan bir aktör olarak satmaya çalıştılar ve büyük ölçüde Bayraktar TB-2’nin başarısını temel aldılar” değerlendirmesinde bulundu.

Kaushal, “İngiltere’nin Türkiye ile ortak üretimle ne elde edeceği konusuna gelecek olursak; Kraliyet Donanması mürettebatsız sualtı gemileri geliştirip tedarik etmek için endüstri ile çalışma açısından biraz mesafe kat ettiğinden, bunu değerlendirmek daha zor görünüyor” dedi.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Tüyü Bitmemiş Yetimin Hakkını Burunlarından Fitil Fitil Getireceğim

Kemal Kılıçdaroğlu, “Şu anda devletin içinde olup devlet memuru değil de parti memuru gibi davranan, her türlü yolsuzluğa bulaşan, 15 Mayıs’tan sonra acaba belgeler Bay Kemal’in eline geçer mi diye belge imha etmeye kalkan sözde memurlara da seslenmek isterim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Hangi belgeyi yok ederseniz yok edin, Bay Kemal mutlaka o yolsuzlukların izini bulacaktır. Tüyü bitmemiş yetimin hakkının onların burnundan fitil fitil getirecektir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, 17-25 Aralık soruşturması kapsamında rüşvet kabul etmemesiyle gündeme gelen gümrük memuru Teoman Coşkun Dudak’ı ziyaret etti.

Kemal Kılıçdaroğlu ziyaret sonrası yaptığı açıklamada şunları ifade etti:

“Devleti için çalışan, yolsuzluklara boyun eğmeyen, haksızlıklara karşı duran saygıdeğer bir devlet memurunu ziyaret ettim. Kendisine teklif edilen rüşvetleri almayan, almadığı için biraz ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören bir kişi. Bu kişiye sahip çıkmak, devlete sahip çıkmak demektir…

Şu anda devletin içinde olup devlet memuru değil de parti memuru gibi davranan, her türlü yolsuzluğa bulaşan, 15 Mayıs’tan sonra acaba belgeler Bay Kemal’in eline geçer mi diye belge imha etmeye kalkan sözde memurlara da seslenmek isterim.

“Bay Kemal mutlaka o yolsuzlukların izini bulacaktır”

Hangi belgeyi yok ederseniz yok edin, Bay Kemal mutlaka o yolsuzlukların izini bulacaktır. Tüyü bitmemiş yetimin hakkının onların burnundan fitil fitil getirecektir.

Bize Memur Teoman gibi devlete sahip çıkan, aldığı maaşın hakkını veren kişilere ihtiyacımız var. Namuslu, dürüst adama sahip çıkmak Bay Kemal’in görevi.

Reza Sarrab adamlarına gümrükten malı geçiremediniz, istediği kadar rüşvet verin diyor. Konuşma şöyle bitiyor. Memur Teoman rüşvet almayınca Reza Sarrab şunu söylüyor: Teoman’a neler ne vaatler, yok ama yok adam almıyor. Namuslu, dürüst adama sahip çıkmak Bay Kemal’in görevi…”

Paylaşın

Davutoğlu’ndan “Sünni” Paylaşımı: Kemal Bey’i Çok İyi Anlıyorum

Davutoğlu, Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” notuyla paylaştığı videonun ardından paylaştığı “Sünni” başlıklı videosunda, “Bir Sünni olarak Kemal Bey’i çok iyi anlıyorum. Çünkü ben de bir Sünni olarak dışlandığımı fark ettim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “28 Şubat’ta eşim, kızlarım başörtüsü dolayısıyla Sünni olarak dışlandılar. Ben de akademisyen olarak ideolojik gerekçeler dolayısıyla Türkiye’nin özgür bilinen üniversitelerine akademisyen olarak kabul edilmedim.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Alevi” notuyla paylaştığı videonun ardından “Sünni” başlığıyla bir video yayımladı.

Davutoğlu’nun videodaki açıklamaları şöyle:

“Kemal Bey’in videosunu izlediğimde medeniyetlerin kültürlerin harmanlandığı Anadolu tarihi geldi aklıma. Ben de Torosların zirvesinde bir Sünni Yörük Türkmen obasında doğdum. Horasan’ı Anadolu’ya taşıyan bir oba. Babaannem öyle derdi; Horasan’dır bizim ilimiz, İsfahan’dan geçti yolumuz, kalktık göçtük bu diyarlara. Köyümüzün adı bugün Taşkent ilçe. Ama aslı Pirlerkondu’udu. Pir’di köyün adı.

Karşı cephedeki kayanın adı kıble kayası, parkın adı mihrap, parkın sırtını verdiği tepenin adı Erenler tepesiydi, çeşmenin adı da Sultan Alaaddin Keykubat’a atfen Sultan çeşmesi. Yani Selçuklu Devleti’nin ve Anadolu’daki Horasan izlerinin yaşadığı bir ortamda doğdum. Ve Cumhuriyetimizin verdiği imkanlarla ben de nice makamlara geldim

Kemal Bey bir Alevi olarak samimi olarak hislerini ifade ederken ben de bir Sünni olarak ifade edeyim. Sünniler ve Aleviler için Pir-i Türkistan, Hoca Ahmet Yesevi’ydi benim adımı aldığım Hoca Ahmet Yesevi.

Kim böldü bizi kim ayırdı? Ve nasıl bu nehirleri birleştireceğiz? Evet ben bir Sünniyim ama Alevi vatandaşların haklarını savunmak önce benim görevim.

Hacı Bektaşi Veli benim de pirimdir Mevlana gibi. Onun için Alevi vatandaşlarımız Hacı Bektaşi Veli’nin huzuruna dergahına müze olduğu için ücretle giriyoruz bunu kaldırsanız sayın başbakanım dediklerinde, Ankara’ya döner dönmez yaptığım ilk işim o olmuştu.

Alevi dedelerimiz bana ‘can Ahmet’ derler. Çünkü bilirler ki ben hiç fark gözetmedim.

Ben bir Sünni olarak Kemal Bey’i çok iyi anlıyorum. Çünkü ben de bir Sünni olarak dışlandığımı fark ettim. 28 Şubat’ta eşim, kızlarım başörtüsü dolayısıyla Sünni olarak dışlandılar. Ben de akademisyen olarak ideolojik gerekçeler dolayısıyla Türkiye’nin özgür bilinen üniversitelerine akademisyen olarak kabul edilmedim.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun “Kürtler Ve Alevi” Videoları Bahçeli’nin Hedefinde

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabından yayınladığı ‘Kürtler’ ve ‘Alevi’ başlıklı videolarını hedef aldı.

MHP Lideri Bahçeli, “Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, küresel emperyalizmin dayatma, tembih ve telkinleriyle kimlik siyasetine keskin dönüş yapması, etnik ve mezhebi hassasiyetleri çok tehlikeli şekilde kaşıyarak kanatma hevesine düşmesi vahim bir sorumsuzluk örneğidir” dedi ve ekledi:

“Ülkemiz ağır bir felaket döneminin yaralarını hızla sararken, manevi zenginliğiyle feyizlendiğimiz Ramazan ayımızı idrak edip bayrama vasıl olmuşken, Kılıçdaroğlu’nun “Milyonlarca Kürt’e terörist muamelesi yapılıyor” iftirası ülkemize, milletimize, bin yıllık kardeşlik hukukumuza ayıplı ve ahlaksız bir saldırıdır.”

“Bu saygısız üslubu, bu edep ve gerçek dışı uydurmayı telaffuz etmenin yanı sıra, olağan saymak, tepkisiz kalmak bir defa iç barış ve huzur ortamına kast etmek, aynı şekilde Türkiye’yi ateşe atmaktır” diyen Bahçeli, şunları söyledi:

“Kılıçdaroğlu düştüğü dipsiz bataklıkta her geçen gün batarken ülkemizi de beraberinde çekmenin sinsi telaşına kapılmıştır. Çabalar beyhude, fitne saçmak boşunadır. Tarihi, manevi ve kültürel bir emanet olan ebedi kardeşliğimizden asla vazgeçilmeyecektir. Maalesef ve çok açıktır ki, Kılıçdaroğlu’nun karanlık ağzı bölücü terör örgütü PKK’nın ağzıdır.

Kılıçdaroğlu’nun gündemi ‘Tarihi Şark Meselesi’nin gündemidir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevine aday olan bir şahsın etnik ve mezhebi tahriklere tevessül etmesi içine sürüklendiği acıklı çaresizliğinin ve satırları husumetle yazılmış gizli ajandasının bir bakıma ibret verici deşifresidir. Türk milleti bu oyuna gelmeyecek, Kürt kökenli kardeşlerim bu melun tuzağa düşmeyecektir. Şırnak’ta uzatılan ikram İzmir’den alınacaktır. Hakkari’den uzatılan el Yozgat’tan tutulacaktır.

Kardeşliğimize hançer sallamak isteyenlere asla fırsat verilmeyecektir. İstikrarımız ve istiklalimiz nurlu bir istikbali müjdeleyecektir. Cumhuriyet’in Yüzüncü yıl dönümünü, Türk ve Türkiye Yüzyılı Vizyonun ilk adımı, ilk hamlesi, ilk sayfası olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimin; yurt içinde ve yurt dışında yaşayan yöresi, kökeni, anasının dili ne olursa olsun tüm vatandaşlarımın, Türk-İslam aleminin, şehit analarımızın, yetim yavrularımızın, mahzun ve mazlum gönüllerin, özellikle depremzede kardeşlerimizin Ramazan Bayramını yürekten kutluyorum.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan Bayramı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle kutlama mesajı yayımladı.

“Önümüzdeki üç gün içinde iki bayramı aynı anda kutlayacağız. Ramazan Bayramıyla birlikte bu bayramın üçüncü gününde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da milletçe karşılayıp müftehir bir vicdanla ifa edeceğiz. Eş zamanlı olarak, bir yanda Mübarek Ramazan ayını uğurlamanın hüznü kalplerimize çökmüşken diğer yanda bayrama kavuşmanın esenliği ve sevinci gönül dünyamıza nüfuz etmiştir.

Ne var ki 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkezli ikiz depremden dolayı bu bayramı daha öncekilerine kıyasla biraz durgun, biraz üzgün, biraz da buruk halde karşıladığımız altı çizilmesi gereken bir husustur” ifadelerini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti:

Zorluklar ne kadar çetin olursa olsun, “Her Birlikte ve Her Şeyden Önce Türkiye” irade ve inancıyla hepsinin üstesinden gelmemiz mukadderdir. El ele verdiğimiz sürece, birbirimize sımsıkı kenetlendiğimiz müddetçe hiçbir mütecaviz emel, hiçbir menfi eylem, hiçbir melanet hedef elbette sonuç alamayacaktır.

Türkiye’mizin aşılamayacak ve aşındırılamayacak müessir gücü milli birlik ve kardeşliğidir. Bayram günleri bu birlik ve kardeşliği daha da pekiştirip temellendirmektedir. Aynı zamanda bayram günleri barış ve huzurun, hürmet ve muhabbetin parlayan meşalesidir. Bizim hem bayramımız bir hem de bayrağımız birdir. Bunun yanında millet olarak vatanımız bir, milletimiz bir, devletimiz bir, kıblemiz bir ve aynıdır.

“Fakat ayrımcılığa sapanlar, ayrıştırmanın hesabına sarılanlar, etnik ve mezhebi ayrılıklarını derin uçurumuna savrulanlar elbette iyi niyetli olmayan, milli ve manevi değerlerden nasibini almayan muhterislerdir” diye devam eden Bahçeli, “Bu kapsamda mezhep kışkırtıcılığı ve etnik istismar korkunç bir tehdittir” ifadesini kullandı.

Bahçeli şöyle devam etti:

Bugüne kadar milletimizin hiçbir evladının etnik kökeni mesele yapılmamış, hiç birisi mezhep temelli bir ötekileştirmenin içine itilmemiştir. Milli varlığımıza serpiştirilmek istenen nifak tohumları her seferinde menziline ulaşmadan çürüyüp gitmiştir. Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, küresel emperyalizmin dayatma, tembih ve telkinleriyle kimlik siyasetine keskin dönüş yapması, etnik ve mezhebi hassasiyetleri çok tehlikeli şekilde kaşıyarak kanatma hevesine düşmesi vahim bir sorumsuzluk örneğidir.

Ülkemiz ağır bir felaket döneminin yaralarını hızla sararken, manevi zenginliğiyle feyizlendiğimiz Ramazan ayımızı idrak edip bayrama vasıl olmuşken, Kılıçdaroğlu’nun “Milyonlarca Kürt’e terörist muamelesi yapılıyor” iftirası ülkemize, milletimize, bin yıllık kardeşlik hukukumuza ayıplı ve ahlaksız bir saldırıdır.

Bu saygısız üslubu, bu edep ve gerçek dışı uydurmayı telaffuz etmenin yanı sıra, olağan saymak, tepkisiz kalmak bir defa iç barış ve huzur ortamına kast etmek, aynı şekilde Türkiye’yi ateşe atmaktır. Kılıçdaroğlu düştüğü dipsiz bataklıkta her geçen gün batarken ülkemizi de beraberinde çekmenin sinsi telaşına kapılmıştır. Çabalar beyhude, fitne saçmak boşunadır. Tarihi, manevi ve kültürel bir emanet olan ebedi kardeşliğimizden asla vazgeçilmeyecektir.

“Kılıçdaroğlu’nun gündemi ‘Tarihi Şark Meselesi’nin gündemidir”

“Kılıçdaroğlu’nun karanlık ağzı, bölücü terör örgütü PKK’nın ağzıdır” nitelemesinde bulunan Bahçeli, “Kılıçdaroğlu’nun gündemi ‘Tarihi Şark Meselesi’nin gündemidir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevine aday olan bir şahsın etnik ve mezhebi tahriklere tevessül etmesi içine sürüklendiği acıklı çaresizliğinin ve satırları husumetle yazılmış gizli ajandasının bir bakıma ibret verici deşifresidir.

Türk milleti bu oyuna gelmeyecek, Kürt kökenli kardeşlerim bu melun tuzağa düşmeyecektir. Şırnak’ta uzatılan ikram İzmir’den alınacaktır. Hakkari’den uzatılan el Yozgat’tan tutulacaktır. Kardeşliğimize hançer sallamak isteyenlere asla fırsat verilmeyecektir. İstikrarımız ve istiklalimiz nurlu bir istikbali müjdeleyecektir. Cumhuriyet’in Yüzüncü yıl dönümünü, Türk ve Türkiye Yüzyılı Vizyonun ilk adımı, ilk hamlesi, ilk sayfası olacaktır” dedi.

Paylaşın