Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu: Yüzde 60 Oyla Seçileceğim

Kemal Kılıçdaroğlu, “14 Mayıs günü yüzde 60 oyla 13. Cumhurbaşkanı seçileceğim. Bu iş ikinci tura kalmaz, ilk turda biter” dedi. Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın TBMM’de de çoğunluğu elde edeceğini söyledi ve 15 Mayıs sabahından itibaren bürokraside düzenlemeler yapılacağını belirtti ve ekledi:

“Rüşvetçiler, kirli işlere aracılık edenler, devletin değil sarayın memuru olanlar görevden alınacak. Rüşvetçiden Büyükelçi olmaz. Büyükelçi, iktidar propagandası da yapamaz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü’ye konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“14 Mayıs seçimi ikinci tura kalmaz, ilk turda biter. İlk turda yüzde 60 oyla Türkiye Cumhuriyetinin 13. Cumhurbaşkanı seçileceğim. Gençlere güveniyorum. Seçimin kaderini onlar belirleyecek. 5 milyon 300 bini aşkın genç ilk kez sandığa gidip oy kullanacak. Bu gençler mevcut düzenden memnun değil.

Parlamentoda çoğunluğu alacağız ve güçlendirilmiş parlamenter sistemi de getireceğiz. Bugünkü ucube sistem ile TBMM’nin işlevi yok edildi, milletvekilleri siyaset bile yapamıyor, halkın taleplerini gündeme getiremiyor, atanmış bakanlar telefonlarına çıkmıyor.

Görevden alınacaklar

Bugün devlet kadrolarında partili bürokratlar var. Her alana siyaseti bulaştırdılar. Biz göreve geldikten sonra öncelikle rüşvetçiler, kirli işlere aracılık edenler, devletin değil de sarayın memuru olanlar görevden alınacak. Özel bir liste hazırlamadık ama rüşvetçiden büyükelçi olur mu? Devleti temsil etmesi gereken büyükelçi, iktidar propagandası yapar mı?

Prag Büyükelçisi Egemen Bağış ve Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu ile çalışmayız. Devleti için çalışan namuslu bürokratlar ise başımızın tacıdır. Öyle bürokratlar var ki bu iktidarın verdiği kanunsuz emirleri yapmadılar ve görevden alındılar, onları değerlendireceğiz.

Enkaz devralacağız

15 Mayıs sabahı nasıl bir yük alacağımızın farkındayız… Ekonominin de çıkmaz içinde olduğunu biliyoruz. İktidarda kalmak için Türkiye’yi, insanımızı, geleceğimizi feda ediyorlar. Merkez Bankası Saray’ın kasası oldu. Düzlüğe çıkmak için bizim bir yıla ihtiyacımız var.

Demokratik yollarla bunları gönderip, her kuruşun hesabını topluma veren anlayışı egemen kılacağız. Bu seçimde demokrasi oylanacak: Bu ülkede demokrasi olsun mu olmasın mı? Mutlaka sandığa gidin, oy kullanın. Vicdanının sesini dinleyerek oy kullanın.”

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Memleket Partisi’nde Bir İstifa Daha: Millet İttifakı Desteklenmeli

14 Mayıs Pazar günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, Memleket Partisi kurucu üyelerinden Ahmet Meşe partisinden istifa etti.

İstifa duyurusunu sosyal medya hesabı üzerinden yapan Ahmet Meşe, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde bu gerçekten hareketle, farklı görüşlerdeki siyasi partilerin ve kişilerin bir araya geldiği Millet İttifakının desteklenmesi gerektiği inancındayım” ifadelerini kullandı.

Meşe’nin açıklaması şöyle:

“Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm bileşenlerinin yeniden işlediği bir Türkiye inşa etmek en büyük hedefimizdir.

14 Mayıs seçimi, evlatlarımızın geleceğinin belirleneceği, parlamenter rejimin yeniden şekilleneceği, insan onuruna yakışır hukuk ve ekonomik düzene geçişin sağlanacağı kısacası Türkiye’nin geleceğinin oylanacağı tarihi bir seçim olacağından; bu seçimde tek yürek olunmasının, birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesinin büyük önem arz ettiği bir gerçektir.

Bu nedenle Sayın Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde bu gerçekten hareketle, farklı görüşlerdeki siyasi partilerin ve kişilerin bir araya geldiği Millet İttifakının desteklenmesi gerektiği inancındayım.

Bu gerekçelerle Parti Meclis üyesi olduğum Memleket Partisinden istifa ettiğimi belirtir, Sayın Muharrem İnce ve çalışma arkadaşlarıma yaklaşık iki yıldır bana göstermiş oldukları ilgiden dolayı teşekkür ederim”

Paylaşın

Akşener’den Seçim Yorumu: Birinci Turda Bitecek Gibi

İYİ Parti Lideri Akşener, katıldığı bir televizyon programında, “Ben sayın Oğan’ı tanırım. Onun MHP Genel Başkan olmak hedefi var. Sayın İnce’yi Millet İttifakı’na buyur gelin deseler memnun olurum demiştim. Hala aynı yerde duruyorum. Sayın Kılıçdaroğlu sayın Erdoğan’ın rekabetinin ikinci tura kalmasına sebep olur mu bilemiyorum. Herhalde haftaya netleşir” dedi ve ekledi:

“Sonuç ne olursa olsun haklarıdır, saygı duymak gerekir. Bizi partimizin adayı sayın Kılıçdaroğlu olduğu için, ekstradan çalışıp eksilecek oylarını İYİ Parti üzerinden tamamlamaya çalışıyoruz. Birinci turda alınacak gibi görünüyor, bu iki aday arkadaşımızdan bağımsız olarak söylüyorum bunu.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Habertürk’te yayınlanan Teke Tek programında Fatih Altaylı’ya açıklamalar yaptı. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

Ciddi bir sendeleme oldu. Fakat yapılan işin Akşener’in şahsıyla ilgili olmadığını, İYİ Parti’nin tüzel kişiliğine dair oy için bile durum olmadığını insanlar anladı. Şu anda sayın İmamoğlu, sayın Yavaş, ben, sayın Kılıçdaroğlu ve diğer arkadaşlar çalışınca, bu seçimi kazanmaya dair endişelerin giderilmesinin sağlandığını sahada görüyor ve inanıyorum.

Anketlerde de yükselmeler var. En düşük oyumuzun yüzde 15 olacağına dair bir kanaat var. Bizim veri işleme departmanın başında Birol Aydemir var. Hiçbir anket şirketini suçlayamam. Hepsini saygıyla karşılıyorum. Üç kağıt vardır, yoktur bilemem. Bunların ortalamasından böyle bir simülasyon yaptı Birol Bey. En kibar halimle anket yapanların işin stratejisine soyunmasını doğru bulmuyorum.

Anlaşılan o ki, benim yapmaya çalıştığımı, arkadaşlarımızın yapmaya çalıştığını vatandaşlarımız anladı. Şimdi birinci turda kazanmak konuşuluyor. Birinci turda alacağız biz. Halkın feraseti bazılarından üzgün. İkide bir ‘Meral hanım çalışacak mı?’ diye saçma sorular oluyor. Şu anda 22 noktayı tamamladım. İzmir’deki miting muhteşemdi. Bizim yaptığımız mitinglerde de Kemal Bey’in adını andığımda alkış kopuyor.

Siyasete DYP’de başladım. Siyasi terbiyemi DYP’de aldım. Siyasi duruş denen ideolojik diyebileceğim tutum gençliğimden, ailemden kaynaklanır. Kendimi Türk milliyetçisi olarak tarifleyen insanım. DYP’de şöyle bir durum vardı. Annemin ailesi DP’nin tam göbeğindedir. İslamcı kesim, o gelenekten gelenler çok fazla bu işin içinde değillerdi.

Din üzerinden kavgayı DP-CHP yapmıştır. Biraz eşraf olmanın getirdiği üstencilik vardı. Ondan gelen çekingenlik vardı. Kemal Bey’in şahsına dair samimi bir biçimde insanları kamplaştırmadan kucaklamaya yönelik durumu var. Sayın Erdoğan ve arkadaşların çılgın konuşmaları karşılığında ekonominin berbat oluşu, evlerde açlığın konuşuluyor olması ve kadınların sahaya inmiş olması. Gittiğim yerlerde kadınlara bakın. Evde ceremeyi çeken kadınlar olduğu için. Sınıfsal olarak her bir sınıfın, her yaşın, her inancın kadını var. Tülbentlisi var. İpeklisi, şalvarlısı, pardösülüsü. yeleklisi var.

“Erdoğan zamanında eşimi aldattığım ima edildi”

Benim ağrıma gitmesi de o kadar değil. 2015 yılında bir şey fark ettim. Korunaklı bir ailede büyümüşüm. Evin en küçüğüm. Korunaklı kız çocuğu olarak büyüdüm. Bir yanlışlıkla karşılaşmadım. O dönemin siyasetinde de, harıl harıl medya ile işadalarımla, 28 Şubat’ta kavga ettik. Hiç kimsenin aklına cinsiyetim üzerinden söz söylemek gelmedi. 5 vakit namaz kıldığı her seferinde altı çizilen sayın Erdoğan zamanında eşimi aldattığım ima edildi. Fosforlu dendi, evim basıldı. MHP’nin önemli siyasetçilerinden bir tanesi, ki abimin arkadaşıydı. Bizler için nesebi gayri sahih dedi. Analarımızın ve bizim babalarımızın başkası olduğu. Bu şahsa annem, 84 yaşındaki annem kahve pişirip vermiştir. Bu arkadaş mahkemede beraat etti. En son ahaber’de gene cinsiyetim üzerinden yine cümle kuruldu.

Bu meğerse bütün kadınlara yapılan bir işmiş bu dönemde. Azmasının sebebi sayın Erdoğan’ın bu konuda çok rahat olması. Bütün kadınlara sürtük dedi. Çürük dedi. Çürüğün sokaktaki anlamını bilmez miyim? Bu mücadeleyi çok sert verdim. Sürekli mahkemeye gittim, hepsi beraat etti. Cinsiyetiniz üzerinden koca soru işareti oluşup, gülerek yapılan tarif. Benim abim kanserdi o zaman, vallahi öldürürdü. Ama kıpırdamıyordu. Eşiniz, oğlunuz var. Düşünüyorsunuz bunların arkadaşları ne der? Benim gibi korunaklı bir ailenin kızıyım.

Nasıl bir şey? Kadınlar çok şeye maruz kalıyor ama kocasına söyleyemiyor katil olmasın diye. Çok eziliyoruz Fatih Bey. İster ekonomik durumu iyi olsun, ister fakir olsun. İster tahsilli, ister tahsilsiz olsun. Allah şahidimdir, bu seçimin alınmasına bu derece kelle koyma sebebi biraz da budur. 67 yaşındayım. Bir babaanneye, evli barklı kadına bunlar rahat rahat söylenebiliyorsa. İsmail Kahraman bana ‘Meral Kılıçdaroğlu’ dedi. Varın tahmin edin. İsmail Kahraman denen şahsa çok itibar ederdik. Hepsini mahkemeye verdik, hepsi beraat ederdi. Ekstradan destek istiyorum. Sayın Erdoğan bunlara göz yumarsa. Balık baştan kokarmış. Sayın Erdoğan, benim abime ‘Nihat abi’ derdi. Akciğer kanseriydi. Kıpırdayamayan bir insandı. Bu ülkede hukuk, guguk olmaması lazımdı.

Talep eden problemin oluşmasını engelleyemeye çalışır. Hem sayın Oğan’a hem sayın İnce’ye bağıranlar ona cinsiyet üzerinden tek kelime etmiyorlar. En azından eylem ve söylemler üzerinden manevi sopa yiyor. Ben hep cinsiyet üzerinden yedim. Ne sayın İnce ne de Oğan’ın hakarete uğramaları kesinlikle doğru değil. Ben sayın Oğan’ı tanırım. Onun MHP Genel Başkan olmak hedefi var. Sayın İnce’yi Millet İttifakı’na buyur gelin deseler memnun olurum demiştim. Hala aynı yerde duruyorum. Sayın Kılıçdaroğlu sayın Erdoğan’ın rekabetinin ikinci tura kalmasına sebep olur mu bilemiyorum. Herhalde haftaya netleşir. Sonuç ne olursa olsun haklarıdır, saygı duymak gerekir. Bizi partimizin adayı sayın Kılıçdaroğlu olduğu için, ekstradan çalışıp eksilecek oylarını İYİ Parti üzerinden tamamlamaya çalışıyoruz. Birinci turda alınacak gibi görünüyor, bu iki aday arkadaşımızdan bağımsız olarak söylüyorum bunu.

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken Yazı: Erdoğan Bize Neden Düşman?

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın neden kendisine ve HDP’ye düşmanca tutum takındığını açıkladı.

Haber Merkezi / Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından yayınladığı “Erdoğan bize neden düşman?” başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan’ın “Selo”ya daha doğrusu Hdp’ye ve Kürtlere bu kadar kindar, öfkeli, düşmanca davranmasının, beni nefret objesine dönüştürme çabasıyla oy toplamak istemesinde bir tuhaflık yok mu sizce de?

Benim gerçekten “terörist”, “katil” olduğumu mu düşünüyor? Hayır, elbette bunun doğru olmadığını kendisi de biliyor.

Aslında Erdoğan’ın gerçek katillerle hiçbir sorunu yok. Mesela İdlib’de 34 Türk askerini katleden Putin’in ayağına gidip kapısında dakikalarca ayakta beklemekten gocunmamıştır. “Terör devleti” dediği İsrail hükümetiyle, Cemal Kaşıkçı’nın katili Suudi prensiyle ve daha nice katillerle el sıkışıp sarmaş dolaş olmaktan, onlara “dostum” diye hitap etmekten zerrece utanmamıştır.

Peki sıra “Kürt Selo”ya gelince niye hem iftira atıp hem de düşmanca davranarak kitlesini kışkırtıyor?

Anlatmaya çalışayım.

2014 yılının ortaları olmalı, Çözüm Süreci devam ederken heyet olarak bir İmralı ziyaretimizde, Abdullah Öcalan ile görüşeceğimiz odaya götürülmeyi beklerken Cezaevi Müdürü bizi alıp cezaevinin içinde başka bir yere götürdü. “Görüşme yeri değişti herhalde” diye düşündük. Bizi önce, Öcalan’ın uzun yıllar tutulduğu daracık hücreye götürdü. Öcalan hücrede değildi. Beş dakika kadar hücreyi inceledik. Müdür “Öcalan artık burada kalmayacak” dedi ve hemen yan taraftaki başka bir yere götürdü.

Normal apartman dairelerinin ahşap görünümlü çelik kapısı gibi bir kapıyı açtı ve “Yeni yeri burası” dedi. Yan yana üç hücre birleştirilmiş ve kendilerince üç odalı lüks bir daire (!) yapılmıştı.

İlk odada normal ahşap bir karyola ve yatak, 1.003 tane kitabın olduğu bir kitaplık (tüm kitaplar numaralıydı ve sırayla dizilmişti), büyük ekran bir led televizyon ile plastik masa ve sandalye vardı.

İkinci odada altı kişilik bir toplantı masası, bir bilgisayar masası ve küçük ekran bir led televizyon vardı.

Üçüncü oda ise yerden tavana fayanslı, ayaklı lavabosu ve duşakabiniyle geniş bir banyoydu. Müdür, banyoya bir küvet de koyacaklarını söyledi. Koydular mı bilemiyorum.

Biz İmralı Cezaevinin içinde yapılan bu evi (!) dolaşırken Öcalan’ı da getirdiler. Kendisi de orayı ilk defa görüyordu. İlk tepkisi “Aylardır çıkan gürültünün nedeni bu muydu?” oldu. Müdür gülerek “Evet, artık burada kalacaksın” dedi. Öcalan şöyle üstünkörü etrafa bakıp “Beni stadyum kadar geniş bir yere de koysanız, hücrede de tutsanız benim için fark etmez, böyle şeylere gerek yok. Eğer göz boyamak için yapıyorsanız yanlış işler yapmayın. Önemli olan çözüme, barışa ve demokratikleşmeye odaklanmaktır” dedi. Müdür, Öcalan’ın bu tavrına şaşırdı ve onca emeğin boşa gitmesine de biraz üzüldü. Öcalan orada kaldı mı yoksa Çözüm Süreci Erdoğan tarafından bitirilince tekrar hücreye mi alındı, bunu da bilmiyoruz.

Cezaevinin üst katında da büyük bir toplantı odası yapıldı, çay kahve makinası gibi gereçler konuldu.

Orada da Öcalan, akil insanlar heyetiyle görüşme yapacaktı. O odayı ben görmedim ama heyetimizin diğer üyeleri sonraki ziyaretlerde gezdiler. O aşamada artık akil insanlar İmralı’ya gidecek, Çözüm Süreci tüm detaylarıyla kamuoyuna mal edilecek ve sonrasında süreç TBMM çatısı altında devam edecekti.

Şimdi, bunları neden anlattım?

Öcalan son görüşmelerimizden birinde bana dönüp “Sizler seçilmiş insanlarsınız, halkın iradesini temsil ediyorsunuz ve dışarıdasınız. Bense burada bir adada kıt imkanlarla barış için çabalıyorum, elimden geleni yapıyorum. Bu konuda samimiyim, ciddiyim. Ama eğer hükümetin beni, sizi, halkı kandırmaya çalıştığını, sürece samimiyetsiz yaklaşıp kendi çıkarları için kullandığını anlarsanız sorumluluk sizdedir. Bana ulaşılamıyorsa bunların halkı kandırmasına izin verilmemeli” dedi.

Çünkü Öcalan’ın, Erdoğan ve AKP hükümetinin niyeti konusunda ciddi endişesi, şüpheleri vardı ve şüphelerinde haksız değildi. Kendisine cezaevi içinde ‘ev’ gibi ortam sağlanması şüphelerini daha da artırıyordu. Ve evet, bu konuda hiçbirimiz yanılmadık maalesef.

28 Şubat 2015’te Dolmabahçe’de açıklanan mutabakattan sonra Erdoğan tam üç defa Çözüm Sürecini bitirdiğini söyledi. Nasıl mı?

14 Mart’ta “Kürt sorunu diye bir şey yok”, [1] 15 Mart’ta “Kardeşim ne Kürt sorunu ya. Artık böyle bir şey yok”, [2] 17 Mart’ta “Türkiye’nin Kürt sorunu yoktur” [3] diyerek.

Şimdi soruyorum; olmayan bir sorun için Çözüm Süreci yürütülür mü? Erdoğan “Sorun yoksa Çözüm Süreci de yoktur” diye düşünüyor ve işte bu sözleriyle de Çözüm Sürecini bitirdiğini açıkça belirtiyordu.

Sonra neler olduğuna da kısaca bakalım.

20 Mart’ta Erdoğan, kelime kelime bildiği ve oturma düzenine kadar müdahale ettiği o mutabakatı inkar etti “Böyle bir şeyden doğrusu benim haberim yok” dedi. [4]

Aynı konuşmasında, isim isim bildiği akil insanlar heyetini inkar etti ve haberinin olmadığını söyledi. Akil insanlar heyeti için “Bir grubun oraya gönderilmesi neyi değiştirecek ki?” dedi. [5]

Dönemin Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç çıkıp “Cumhurbaşkanımız her şeyi çok iyi bilmektedir. Bu olaylardan haberdar olmaması mümkün değildir” diyecek kadar ortam gerildi. [6]

Erdoğan’ın derdi silahların bırakılması değil, seçim öncesinde bunun açıklanmasıydı sadece.

Haziran’da seçim vardı ve Erdoğan’ın tek derdi “başkan” olmaktı. Öcalan’dan “Silahları bıraktık” açıklamasını seçim öncesi alıp bunu oya dönüştürmeyi ve 400 milletvekilliği kazanarak Anayasa’yı tek başına değiştirip “başkan” olmak istiyordu. Bu olmayınca da Kürt sorunu yoktur demeye başladı, her detayını bildiği Dolmabahçe Mutabakatını inkar etti, kendisinin bizzat yer almasını istediği kişilerden de oluşan akil insanlar heyetini yok saydı.

Öcalan ise daha önce üstünde uzlaşılan takvime göre hareket edilmesinde ısrarcıydı. “Seçimden önce bu açıklama yapılmayacaksa ve seçimde benim işime yaramayacaksa ben ne yapayım böyle Çözüm Sürecini” diye düşünen Erdoğan, Çözüm Sürecini bitirip seçim kampanyasını başlattı.

5 Nisan’daki son görüşmenin ardından Öcalan ile tüm görüşmeleri askıya aldı. Biz ondan önceki üç hafta içinde tam 12 defa Erdoğan’la görüşmeye, onu ikna etmeye çalıştık. Bakanlarla, Hakan Fidan’la defalarca görüşüp onlara “Erdoğan’ı ya siz ikna edin ya da bizi görüştürün” dedik ancak Erdoğan kararını vermişti. Yılların emeğini, barış umutlarını, her şeyi “başkan” olmak için heba etmeyi göze almıştı ve oy yoksa barış da yok demişti.

İşte o günlerde “Madem öyle, biz de seni başkan yaptırmayacağız” dedim. Bu sloganın değerli Osman Kavala ile uzaktan yakından ilgisi yok. Partimizin o dönemdeki resmi politikasının, ruhunun rafine edilmiş hali olarak bize aittir. Ve o ruhla seçimde barajı aşıp AKP’den Meclis çoğunluğunu aldık. Yani Erdoğan 400 isterken 300 vekilinin de altına düştü. Sonrası 7 Haziran 2015 ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında yaşanan dehşeti ve bugüne nasıl gelindiğini hep birlikte acı şekilde yaşadık, yaşıyoruz.

Yani Erdoğan’ın saray ve saltanat oyunlarına kanmayıp planlarını bozduğumuz için bize bu kadar düşmanca davranıyor. Vatansever veya milliyetçi olduğu için ya da barış istediği için değil.

Tüm halka bir çağrıyla bitirmek istiyorum. Değerli kardeşlerim, merak etmeyin. Barışı, huzuru mutlaka sağlayacağız, birlikte bir arada, kardeşçe yaşayacağız. Buna bugüne kadar engel olan kişi Erdoğan’dır.

14 Mayıs’ta sandığa gidin ve bunca zulmü yaşatan, kendi sarayı ve koltuğu için ülkeyi yangın yerine çeviren bu şahsa hak ettiği demokrasi dersini verin. Oyunuzu değişim için kullanın.

Mesele benim hapisten çıkıp çıkmamam değil, ben halkım için 100 yıl da kalırım hapiste ama Erdoğan’ın derdi Selo değil, koltuk. Yeterince açık değil mi?

Selahattin Demirtaş

Edirne Cezaevi”

Paylaşın

BBP Lideri Destici: Kılıçdaroğlu Tehlikeli Bir Rakip

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda Recep Tayyip Erdoğan’ın zaferiyle sonuçlanacağını öne süren BBP Lideri Destici, Kemal Kılıçdaroğlu için ise, “Kılıçdaroğlu zor bir rakip değil ama tehlikeli bir rakip” ifadelerini kullandı.

HÜDA PAR’a ilişkinde konuşan Mustafa Destici, “HÜDA PAR hiçbir şekilde ittifak içerisinde değil. Bir önceki seçimde de aday çıkarmayıp desteklediler. Ama o zaman gündeme gelmedi” dedi.

Cumhur İttifakı üyesi Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, TGRT Haber’de gündeme yönelik açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda Recep Tayyip Erdoğan’ın zaferiyle sonuçlanacağını öne süren Destici, Kemal Kılıçdaroğlu için ise, “Kılıçdaroğlu zor bir rakip değil ama tehlikeli bir rakip” ifadelerini kullandı.

“Deprem bölgesinde Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan önde çıkacak göreceksiniz. Birinci turda bu iş bitecek” diyen Destici özetle şunları söyledi:

“(BBP için) Ben 5 ila 10 arası oy bekliyorum. Ama asla 3’ün altında beklemiyoruz. 20 milletvekili de çıkaracağımıza inanıyorum.

Cumhur İttifakı olarak bu durumda da Meclis çoğunluğunu elde edeceğimizi düşünüyorum. Ama ortak liste olsaydı 360’ı geçebilirdi.

Anket ortalamasında CHP’nin oy oranının 26’larda olduğunu görüyoruz. İYİ Parti’nin baraj altında kalacağına yüzde 100 inanıyorum.

Kılıçdaroğlu zor bir rakip değil ama tehlikeli bir rakip. Milli güvenlik bakımından zor. PKK ile kol kola yürüyor. Avrupa ile kol kola yürüyor. İngiltere’de mafyalar ile kol kola yürüyor. Kılıçdaroğlu, ABD ile ortaklık yapacağını söylüyor.

HÜDA PAR hiçbir şekilde ittifak içerisinde değil. Bir önceki seçimde de aday çıkarmayıp desteklediler. Ama o zaman gündeme gelmedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun döneminde terörle mücadelede büyük kazanımlar yaşandı. Soylu Cumhuriyet tarihinin en başarılı içişleri bakanı.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu: Ülkemde Yabancı Asker Postalı İstemiyorum

Zonguldak’ta halka seslenen Kılıçdaroğlu, “Bir Suriye tezkeresi var, diyorlar ki ‘Kılıçdaroğlu niye hayır dedi?’. Terör örgütleri ile mücadele için yabancı askerleri Türkiye’ye davet etme hakkı vardı. Ben milli Kurtuluş Savaşı’nı veren gelenekten gelen bir anlayışın siyasetçisi olarak kendi ülkemde hiçbir zaman yabancı asker postalı istemiyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bahçeli’ye, Erdoğan’a sordum, ‘Hangi yabancı askerleri davet edeceksiniz?’ Sen kalkıyorsun terörle mücadelede yabancı askerleri davet ediyorsun. Bay Kemal evet der mi ya?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu Zonguldak’ta miting düzenledi.

Sahneye ilk olarak Ekrem İmamoğlu çıktı. Mitinge gelen kalabalığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayan İmamoğlu, “Alın teriyle kazancın şehri şu an Türkiye’de en fazla göç veren şehirlerin başında geliyor” dedi.

“Şimdi hesap sorma zamanı” diyen İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Sandık, vatandaşın hakkını arama yeridir. Sandık, vatandaşın hakkını verme yeridir. Millet İttifakı olarak bu sandıkta vatandaşın hakkını aldığı bir dönemi başlatacak. ‘Ben her şeyi bilirim’ diyen, ‘Ekonomiyi bilirim’ diyen insana güle güle diyoruz. ‘Horonu tek başıma oynarım’ diyen akıl duvara tosladı.

Herkes eşit ve muteber olacak. Buradaki insanlara bakınca annemi, babamı, arkadaşlarımı görüyorum. ‘Bana oy veriyorsan milliyetçisin yoksa değil’ öyle mi? Hadi oradan, haddini bil. Sen kim oluyorsun vatan evladına hain diyorsun? Bu memlekete zarar veriyorlar. 86 milyon insanı bir görmeyen bir avuç insan bu ülkeye zarar veriyorlar. Karşınızda kalbi buzlaşmış birini görebilirsiniz. Onu sevginizle, vicdanınızla o buzu eriteceksiniz.”

Sosyal yardımları 5 katına çıkardıklarını ifade eden İmamoğlu, “Milletin parasını millet veriyorum” dedi. Karadeniz’de olduğu için diğer illere göre konuşmasını biraz daha uzun tuttuğunu belirten İmamoğlu, sözlerine gençlere seslenerek son verdi: “Bu seçim sizin seçiminiz, dağılmak oyunuzu ziyan etmek yok. Kazanıyoruz Zonguldak, kazanıyorsunuz.”

“Sizin hakkınızı, hukukunuzu her ortamda savunacağım, gereğini yapacağım”

İmamoğlu’nun ardından kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Zonguldak’a geldiğimde hep bir burukluk hissederim. Alın teri dökenlerin kenti, kara elmasın kenti diye düşünüyorum” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Madenciler için dünya kadar şiirler, öyküler, romanlar yazıldı. Hayatını kaybedenlerin arkasından hep beraber gözyaşı döktük. Emekçilerin dediğimiz bir kentin yürüyüşünü unutmadık. Zonguldak bir emekliler kentine dönüştü. Madeni ta Güney Amerika’dan, Güney Afrika’dan getiriyorlar, dünyanın parasını ödüyorlar. Şu dağların altında kara elmas var, çalışmak isteyen binlerce kişi var.

Aşamalı olarak 5 bin işçiyi alacağım. Yıllardır söz verdiler yapmadılar. 5 bin işçi sözü verdim, geldiler dediler ki 2 bin kişi alacağız. 2 bin alacağız diyenlerin üstünü kömürün karasıyla çizeceksiniz. 5 bin işçiyi alacağım diyenin yanına da bir kömür koyacaksınız, emeğin hakkı olarak. Sizin hakkınızı, hukukunuzu her ortamda savunacağım, gereğini yapacağım.

Esnaf kardeşim de unutmasın. 5 bin işçi çalıştığında en çok esnaf da kazanmış olacak. Esnafı sahipsiz bırakmayacağız, onların da bakanlığını kuracağız. Herkesin kazandığı güzel bir Türkiye’yi inşa etmek için yola çıktık. Kadınların derdini ve sorunlarını da gayet iyi biliyorum. Türkiye’nin bir değişime ihtiyacı var. Türkiye’nin huzura, ayrışmaya, kavgaya değil, beraber olmaya ihtiyacı var.

Her ilde, her mutfakta berekete ihtiyacı var. Güzel günler mutlaka gelecek. Köyler boşaldı. Söz verdim, bütün köy okullarını yeniden açacağız ve 100 bin öğretmenin atamasını yapacağız. Köyde öğretmen, ziraat mühendisi, veteriner olsun. Gencecik üniversiteyi bitirmiş insanlar işsiz. Köyde çalışsınlar, üretsinler. Bu işin kimseye zararı yok.

Ne ezen ne ezilen, insanca hakça düzeni getireceğiz. Rahmetli Ecevit diyordu. Sözüm söz, Ramazan ve Kurban bayramlarında asgari ücret kadar emeklilere ikramiye vereceğiz. Kurban Bayramı’nda emekli kardeşim bankadaki hesabına bakacak, 15 bin liralık ikramiyesini görecek.

Bay Kemal’in sözü. Bay Kemal sözünden dönmez. Parayı nereden bulacaksın diyorlar, devasa bir bütçemiz var. Paranın nereye harcanacağına siyasi iktidar karar verir. Herkese para var emekliye gelince nereden bulacaksın… 27,5 yılımı harcadım, bütçe nasıl yapılır, devletin ne olduğunu gayet iyi bilirim.

“Ülkemde hiçbir zaman yabancı asker postalı istemiyorum”

Bir Suriye tezkeresi var, diyorlar ki ‘Kılıçdaroğlu niye hayır dedi?’. Terör örgütleri ile mücadele için yabancı askerleri Türkiye’ye davet etme hakkı vardı. Ben milli Kurtuluş Savaşı’nı veren gelenekten gelen bir anlayışın siyasetçisi olarak kendi ülkemde hiçbir zaman yabancı asker postalı istemiyorum. Bahçeli’ye, Erdoğan’a sordum, ‘Hangi yabancı askerleri davet edeceksiniz?’ Sen kalkıyorsun terörle mücadelede yabancı askerleri davet ediyorsun. Bay Kemal evet der mi ya?”

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’ın “Her Türe Saygı Duyarız” Sözlerine Sert Tepki

Nevşehir’de halka seslenen İYİ Parti Lideri Akşener, “Birbirimize düşman edilen bir dil var. Ben bunu reddediyorum. Mesala dün sayın Erdoğan, Ankara’da ‘Alevilere saygı duyarız, her türe saygı duyarız’ Bu nasıl saygısızlıktır. İnsanız, biz insan. Sünni’siyle, Alevi’siyle insanız. Ne demek tür, tür ne demek…” dedi ve ekledi:

“Bu ülkenin cumhurbaşkanı bize tür diyor. Hayvan mıyız, bitki miyiz? Biz insanız Allah’ın yarattığı kuluz. Bir başkası çıkıyor diyor ki, “Millet İttifakı kazanırsa, erkek erkeğe evlilik olurmuş.” Bu nasıl bir fantezidir. Bütün psikiyatrları bu arkadaşları muayene etmeye davet ediyorum. Böyle devlet yönetilemez.”

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Ankara mitinginde, CHP liderinin Alevi kimliği ile ilgili yaptığı açıklamalara dikkat çekerek, Kılıçdaroğlu ve CHP’yi, marjinal örgütlerin, LGBT savunucularının, küreselcilerin “koç başı” haline getirdiğini savunmuş ve eklemişti:

“Yahu sana kim dedi Alevi misin, değil misin? Bizim Alevi’ye de saygımız var her türe de saygımız var. Bunu söylemene ne gerek var? Sen Aleviliğini yaşa ama anlatmaya gerek yok. Bu tablo CHP ile hiçbir ilgimizin olmamasına rağmen bizi bile rahatsız ediyor. CHP’nin arkasına takılıp giden diğer partilerdeki kardeşlerimiz için de aynı durum söz konusu.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Nevşehir’de konuştu. Akşener’in konuşmasından satır başları şöyle:

“Birbirimize düşman edilen bir dil var. Ben bunu reddediyorum. Mesala dün sayın Erdoğan, Ankara’da ‘Alevilere saygı duyarız, her türe saygı duyarız’ Bu nasıl saygısızlıktır. İnsanız, biz insan. Sünni’siyle, Alevi’siyle insanız. Ne demek tür, tür ne demek…

Bu ülkenin cumhurbaşkanı bize tür diyor. Hayvan mıyız, bitki miyiz? Biz insanız Allah’ın yarattığı kuluz. Bir başkası çıkıyor diyor ki, “Millet İttifakı kazanırsa, erkek erkeğe evlilik olurmuş.” Bu nasıl bir fantezidir. Bütün psikiyatrları bu arkadaşları muayene etmeye davet ediyorum. Böyle devlet yönetilemez.

80 ihtilalinden önce MHP Kocaeli İl Başkanlığı yapmış bir abinin kız kardeşiyim. Abim akciğer kanseriydi ve o kadar acı çekti ki… Ağır işkenceden geçmiş biriydi. Onun kardeşi Meral Akşener’e, bir eşe, bir anneye sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı döneminde bir tv kanalında dendi ki ‘kocasını aldattı.’ Bu ne demek benim için biliyor musunuz? Benim için ölümdür.

Benim için ölümden beterdir. Sonra gördüm ki herkese, bütün kadınlara yapılıyormuş. Verdim mahkemeye 3 şerefsiz beraat etti. Abim kanser yatıyor hastanede öyle ahlar çekti ki… Ben öyle bir şey yaptıysam ailem için katlim vaciptir. Ama yapmadıysam da siz biliyorsunuz. Şimdi bu ah herkese yeter. Sonra devam etti. İsmail Kahraman denen adam, ‘Meral Kılıçdaroğlu’ dedi, ölmüş abimin arkadaşlarına. Mahkemeye verdim, beraat etti.

Evim basıldı beraat etti. Bunu yapanların başındaki bana torunuma gayrimeşru yazdırdı, 9 aylık torunuma. Her şeye göz yumuldu. En son geldiği nokta Sinan Ateş katledildi. Özellikle abimin arkadaşları… Nihat Gürer’in kız kardeşinin eline terörist eli değer mi? Ölür o ölür… Ama Erdoğan’ın sağ elinde Hizbullah var, sol elinde PKK var.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: ‘Enkaz Devraldık’ Edebiyatı Bir Bahane

Iğdır’da halka seslenen DEVA Lideri Babacan, “Bizde ‘enkaz devraldık’ diye bir edebiyat bir bahane yok. Bizim öyle bahanelerimiz olmayacak arkasına sığınmayacağız bahanelerin. Türkiye’de herkes eşit yaşayacak. Ekonomik büyümeden anladığımız topyekün zenginleşmek” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Buzdolabından eksilenlerin yerine konulmasını sağlayacağız. Pazardan eli boş dönülmemesini sağlayacağız. Bayramda torununa harçlık veremeyen nine ve dedelerin cebinin dolması için çalışacağız. Torpilsiz iş bulmak için çalışacağız”

Babacan, konuşmasının devamında, “Bizim hedefimiz net. Tam demokrasi gelsin ki hak yerini bulsun. Hukukun üstünlüğü gelsin. Türk Kürt Arap Laz Boşnak Alevi Caferi fark etmez herkes bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşı olacak” ifadelerini kullandı.

14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekilli Genel Seçimleri’ne 13 gün kala siyasi partilerin mitingleri sürüyor.

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Iğdır’da halka seslendi. Babacan, konuşmasında öne çıkan bölümler şöyle:

“Başarısını görmek için eski defterlere bakmalı orda da ben çıkıyorum karşısına. Şu enflasyonu düşür de görelim. Cumhuriyet tarihinin en yüksek enflasyonu onun dönemimde yaşandı. Faiz üstüne faiz ödüyor. Katmerli faiz ödüyor. Hazine hiçbir zaman bu kadar faiz ödemedi.

Bizde ‘enkaz devraldık’ diye bir edebiyat bir bahane yok. Bizim öyle bahanelerimiz olmayacak arkasına sığınmayacağız bahanelerin. Türkiye’de herkes eşit yaşayacak. Ekonomik büyümeden anladığımız topyekün zenginleşmek. Buzdolabından eksilenlerin yerine konulmasını sağlayacağız. Pazardan eli boş dönülmemesini sağlayacağız. Bayramda torununa harçlık veremeyen nine ve dedelerin cebinin dolması için çalışacağız. Torpilsiz iş bulmak için çalışacağız.

Bizim hedefimiz net. Tam demokrasi gelsin ki hak yerini bulsun. Hukukun üstünlüğü gelsin. Türk Kürt Arap Laz Boşnak Alevi Caferi fark etmez herkes bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşı olacak.

Eşit vatandaşlık olsaydı. Demokrasinin üstünde kayyumların gölgesi gezmedi. Bu topraklarda konuşulan hiçbir dil dışlanmazdı. Meclis kürsüsünde bir milletvekili çıkıp Kürtçe konuşunca ‘bilinmeyen bir dil’ diye tutanak tutulmazdı. Fikirlerden korkulmaz, düşünceleri yasaklayamazsınız. Ülkemiz hiçbir dilin ötelenmediği bir ülke olacak.

Adalet yargının hızlı ve doğru çalışması.. Ve fırsat eşitliğidir. Özgür ve hukuk devletinde sorunlar meclis çatısında çözülür. Tam demokrasi yolunda durmadan çalışıyoruz bu nedenle. İktidara güle güle diyeceğiz ondan sonra normalleşecek her şey. Soğan da o zaman ucuzlayacak.

3 ülkeye sınırımız var ama bir araştırma hastanemiz yok diyor. Bakın doğru. Sınır illerimizin en önemli sorunu sürekli düşman üreten herkesle kavga eden bu zihniyet. Biz ne yapacağız düşman sayısını azaltacağız. Ancak böyle sınır illeri kalkınacak.

Gübrenin maliyetinin yarısını biz ödeyeceğiz çiftçinin ürettiği elektriğin yükünü alacağız. Çiftçinin ne kadar borcu varsa faizini sileceğiz donduracağız 2 yıl bekleyecek. Sonra sulama projelerimizi hayata geçireceğiz.

“Otoriterlik mi demokrasi mi?”

13 gün kaldı önümüzde demokrasi bayramı var. Bu seçimi o parti bu parti kazandı demeyeceğiz. Çünkü bu seçimi Iğdır kazanacak doğudan batıya Türkiye kazanacak.

Seçim aslında 2 tercih var. Nedir bu? Otoriterlik mi demokrasi mi, keyfilik mi hukuk mu, baskı mı özgürlük mü, tek akıl mı ortak akıl mı, korku mu umut mu, öfke mi sevgi mi? Kriz mi hukuk mu, yoksulluk mu zenginlik mi, kara kış mı bahar mı? Eskiden AK Parti’ye oy verenler ‘artık elim gitmiyor AK Parti’ye oy vermeye’ diyorlar. O yüzden kapı kapı dolaşacağız. O umutla oy verdiğiniz Erdoğan eski Erdoğan değil, o AK Parti eski AK Parti değil.

Kapı kapı dolaşacağız o yüzden. Iğdır’dan bir söz istiyorum. Kapı kapı dolaşacak mısınız? Söz mü? Bu seçim vatandaşlardan yetkiyi alalım gerisi bizde. Endişeye mahal yok. Çözdük yine çözeceğiz. Bu ‘Bebecan enflasyonu 2 haneye indiremez’ dediler indirmedik mi? ‘Bebecan paradan 6 sıfırı atmaz’ dediler atmadık mı? Korkuyor biliyorum. Yaptık çünkü daha önce yine yapacağız.”

Paylaşın

Demirtaş’tan 14 Mayıs Yorumu: Erdoğan’ın Siyasi Kariyeri Sona Erecek

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “Muhalefet, bugün daha önce hiç olmadığı kadar hazırlıklı durumda. 20 yıldır ilk defa birlikte hareket edecek durumdalar. Erdoğan bu sefer kesinlikle kaybedecek ve siyasi kariyeri sona erecek. Buna hiç şüphem yok” dedi.

Demirtaş, ‘toplumun büyük bir kısmının iktidarın sorunları çözebileceğine güvenmediğini’ söyledi. Bazılarının halen buna güvendiğini kaydeden Demirtaş, bunun Erdoğan tekrar seçilmezse “eski Türkiye’nin geri gelebileceğine ve AKP sayesinde kazandıkları ayrıcalık ve rahatlıkları kaybedebileceklerine yönelik 20 yıllık bir korkudan” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Edirne Cezaevi’nden avukatları aracılığıyla Almanya’nın Der Spiegel dergisinden Şebnem Arsu, Maximilian Popp ve Özlem Topçu’nun 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri ile ilgili sorularını yanıtladı.

Der Spiegel, Demirtaş’ın “Diktatörlük ve demokrasi arasında bir karar” başlığıyla verdiği haberi, “O, Türkiye’deki en önemli muhalif siyasetçilerden biri: Selahattin Demirtaş, beş buçuk yıldan bu yana hapishanede. Demirtaş, iktidar değişikliği şansının neden şimdiye dek hiç olmadığı kadar yüksek olduğunu anlattı” sözleriyle duyurdu.

Selahattin Demirtaş’ın ‘popülerliğinin özgürlüğüne mâl olduğu’ yorumunu yapan Der Spiegel, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz yıllarda HDP’yi sistematik bir şekilde kriminalize etti” diye yazdı.

Demirtaş’ın soruları yazılı olarak cevapladığını aktaran dergi, Demirtaş’a ilk olarak, 14 Mayıs seçimlerinde neyin söz konusu olduğu sorusunu yöneltti. Demirtaş, “Erdoğan, Türkiye’de bir tek adam rejimi kurmaya çalıştı. Şimdi tekrar kazanırsa, Türkiye bir çeşit diktatörlük olacak. Bu seçim, diktatörlük ile demokrasi arasında bir karar” dedi.

14 Mayıs seçimlerinde iktidar değişikliğinin ne kadar olası olduğu sorusuna da yanıt veren Selahattin Demirtaş, “Muhalefet, bugün daha önce hiç olmadığı kadar hazırlıklı durumda. 20 yıldır ilk defa birlikte hareket edecek durumdalar. Erdoğan bu sefer kesinlikle kaybedecek ve siyasi kariyeri sona erecek. Buna hiç şüphem yok” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki ekonomik krizin de hatırlatıldığı Demirtaş, ‘toplumun büyük bir kısmının iktidarın sorunları çözebileceğine güvenmediğini’ söyledi. Bazılarının halen buna güvendiğini de kaydeden Demirtaş, bunun Erdoğan tekrar seçilmezse ‘eski Türkiye’nin geri gelebileceğine ve AKP sayesinde kazandıkları ayrıcalık ve rahatlıkları kaybedebileceklerine yönelik 20 yıllık bir korkudan’ kaynaklandığını ifade etti.

Demirtaş, “Ancak AKP seçmeni de Erdoğan’ın yaşlı, yorgun ve vizyonsuz olduğunu biliyor. Erdoğan kaybettiğinde, korkulacak bir şey olmadığı görecekler ve rahatlayacaklar” dedi.

“Kürtlerin tercihleri eminim ki Erdoğan’dan yana olmayacak”

HDP’ye açılan kapatma davasının seçimlere Yeşil ve Sol Parti (YSP) listelerinden girme kararıyla bertaraf edildiğini de kaydeden Selahattin Demirtaş, Kürt seçmenlerin seçimde nasıl bir rol oynayacağını şu sözlerle değerlendirdi: “Kürtler, blok olarak demokrasi yanlısı bir tutum takınabilirler. Bu şekilde seçimin sonucunu kesinlikle etkileyebilirler. Ve tercihleri eminim ki Erdoğan’dan yana olmayacak.

Son olarak, tahliye edildikten sonra siyasete dönüp dönmeyeceğine ilişkin soruyu da yanıtlayan Demirtaş, “Ben hâlâ siyasetin içindeyim. Hiçbir zaman [siyaset] dışında değildim” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Erdoğan Açıkladı: IŞİD Lideri Suriye’de Öldürüldü

MİT’in IŞİD Lideri Ebu Hüseyin el-Kureyşi’yi uzun süredir takip ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, el-Kureyşi’nin Suriye’de öldürüldüğünü söyledi. IŞİD, Kasım 2022’de el-Kureyşi’nin örgütün yeni lideri olduğunu duyurmuştu.

IŞİD’in kurucu lideri Ebu Bekir el-Bağdadi, 2019 yılında öldürülmüştü. Kureyşi, Şubat 2022’den bu yana örgütün liderliğine getirilen üçüncü isimdi.

Erdoğan, Çankaya Köşkü’nden TRT Türk, ATV Avrupa, Euro D, Euro Star, Kanal 7 Avrupa “Cumhurbaşkanı Özel Yayını”na katılarak, gazetecilerin sorularını yanıtladı ve açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin yürüttüğü terörle mücadelenin Avrupa’nın güvenliğine katkı sağladığını söyleylen Erdoğan, “Avrupa bunun farkında değil veya olmak istemiyor. Hatta hatta onların savunucusu konumunda. Terör örgütleri DEAŞ ile PKK/YPG, FETÖ ile en sonuç alıcı, en etkili şekilde mücadele eden biziz, tek ülkeyiz NATO içinde.

Son yıllarda PKK’nın Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren çeşitli düzeylerdeki pek çok yöneticisi istihbarat teşkilatımız tarafından etkisiz hale getirildi. Aynı şekilde FETÖ’nün yurt dışındaki elemanlarından bir kısmı da ülkemize getirildi.” diye konuştu.

“Terör örgütleriyle ayrım yapmadan mücadelemizi sürdüreceğiz”

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın IŞİD’in lideri olduğu söylenen Ebu Hüseyin el Kureyşi kod adlı şahsı uzun süredir takip ettiğini söyleyen Erdoğan, “Bu şahıs, Milli İstihbarat Teşkilatımızın dün Suriye’de gerçekleştirdiği bir operasyonla etkisiz hale getirildi. İnşallah bundan sonra da terör örgütleriyle ayrım yapmadan mücadelemizi sürdüreceğiz.

Yani bu tür DEAŞ’ın başındaki kişileri, şurada buradaki terör örgütlerinin başlarını Amerika, vesaire etkisiz hale getirdiği zaman dünyayı ayağa kaldırırlar. İşte buyurun, şu anda biz DEAŞ’la ilgili bir değil, iki değil, üç değil, kaç tanesini etkisiz hale getirdik. PKK ile ilgili kaç tanesini etkisiz hale getirdik.” şeklinde konuştu.

IŞİD, Kasım 2022’de el-Kureyşi’nin örgütün yeni lideri olduğunu duyurmuştu. Bu duyuru bir önceki liderin ölümünün doğrulanması ile birlikte yapılmıştı. Kureyşi, Şubat 2022’den bu yana örgütün liderliğine getirilen üçüncü isimdi.

Fransız haber ajansı AFP’nin Kuzey Suriye’deki muhabiri, Cumartesi günü Afrin yakınlarındaki Cinderes’te bir bölgenin kordon altına alındığını bildirdi.

AFP’ye konuşan yerel halktan kişiler, operasyonun, İslami okul olarak kullanılan bir çiftliği hedef aldığını söyledi.

Reuters haber ajansına konuşan yerel kaynaklar da, söz konusu operasyonun bir saat sürdüğünü çatışma seslerini büyük bir patlamanın izlediğini aktardı.

IŞİD, gücünün zirvede olduğu dönemde Irak ve Suriye’nin kuzeyinde geniş topraklara hakimdi. Örgütün hakimiyet altına aldığı bölgelerde yaklaşık 8 milyon kişi yaşıyordu.

IŞİD’in kurucu lideri Ebu Bekir el-Bağdadi, 2019 yılında öldürülmüştü. Örgüt o günden bu yana çok sayıda lider değiştirmek zorunda kalmıştı.

El Kureyşi’nin selefinin, geçen yılın ekim ayında ABD operasyonunda öldürüldüğü duyurulmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), geçen yılın ekim ayında yaptığı açıklamada, Ebu İbrahim El-Haşimi El-Kureyşi’nin ölümünden sonra IŞİD’in başına geçen Ebu el-Hassan el-Haşimi el-Kureyşi’nin de öldürüldüğünü açıklamıştı.

CENTCOM Sözcüsü Albay Joe Buccino, yaptığı yazılı açıklamada, “Ebu el-Hasan el-Haşimi el-Kureyşi’nin ekim ortasında ölümü, IŞİD’e bir başka darbe vurdu. Bu operasyon, Suriye Özgür Ordusu tarafından Suriye’nin Dar’a vilayetinde gerçekleştirildi.” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın