Diyanet’ten 85 Milyon Liralık Takvim Harcaması

Son 5 yılda takvimler için 85 milyon 854 bin TL harcayan Diyanet İşleri Başkanlığı, 2024 yılı takvimleri için de ihale düzenleyecek.  Bu kapsamda 3 milyon 115 bin adet takvim bastırılacak.

Bütçesiyle pek çok bakanlığı geride bırakan ve bu yıl için takvim baskısına 38 milyon TL ayıran Diyanet’in son 5 yıllık harcaması da 85 milyon TL oldu.

Fetvaları ve bütçesiyle yurttaşların tepkisini çeken ve 2023 yılında da 36 milyar TL’lik bütçesiyle 6 bakanlıı geride bırakan Diyanet İşleri Başkanlığı, milyonlarca liralık takvim harcaması için hazırlığa başladı. Son 5 yılda takvimler için 85 milyon 854 bin TL harcayan Diyanet, 2024 yılı takvimleri için de ihale düzenleyecek.

Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Döner Sermaye İşletmesi, 3 Mayıs 2023’te ihale düzenleyerek 2024 yılı takvim ve arkalık (kapak) basımı ve dağıtımı için hizmet alımı yapacağını duyurdu. Bu kapsamda 3 milyon 115 bin adet takvim bastırılacak.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre Kuşe kağıda basılacak takvimler, aynalı olacak. Takvimlerde Türk hat sanatından örnekler, ebru, tezhip, cami vb. görselleri kullanılacak.

Takvim için harcanan para her geçen yıl artarken, 2023 yılı takvimleri için ödenen para 38 milyon 361 bin TL olmuştu. 2022’de ise 18 milyon 91 bin TL harcanmıştı.

Paylaşın

“İmralı’da Görüşme 28 Mart’ta Gerçekleşti” İddiası

“Erdoğan, İmralı’ya heyet gönderdi” iddialarıyla ilgili konuşan Gazeteci Murat Ağırel, üst düzey bürokratlarla Abdullah Öcalan arasındaki görüşmenin 28 Mart’ta gerçekleştiğini öne sürdü.

Halk TV’de Haber Masası programına katılan Murat Ağırel, “Bu görüşmeyi soracağınız kaynaklar kısıtlı. İçeriği hakkında bir şey söylemek istemiyorlar. Daha önce erzak göndermişler. İçeride ne konuştular bilmiyoruz. Basına yansıyan basında dile getirilen konu bazı tekliflerin yapıldığı, bu tekliflerin kabul görmediği yönünde. Bunu sorduğumda bu minvalde görüşme dediler” ifadelerini kullandı.

İddiayı Gazeteci Amed Dicle gündeme getirmişti

İmralı’ya heyet gönderildiği iddiası ilk olarak gazeteci Amed Dicle tarafından gündeme getirilmişti. Dicle, 13 Nisan’da Yeni Yaşam Gazetesi’ne verdiği röportajda, “AKP bu 2023 seçimlerinde bile Kürtlerin, HDP’li seçmenlerin desteğini almak için Sayın Abdullah Öcalan’a çeşitli heyetler gönderdi. Sayın Abdullah Öcalan ile görüşme oldu ve kendi istedikleri cevabı alamayınca tecrit ağırlaştırıldı, disiplin cezası verildi. Dolaylı olarak Kandil’le de temaslar denendi” demişti.

Dicle, Abdullah Öcalan’ın bu görüşmelerde “Dışarıda bir hareket, bir parti var. Onlarla görüşün, onlar kendi kararlarını verirler” dediğini ileri sürmüştü.

Demirtaş, İddiayı Doğrulamıştı

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da bu haberi alıntılayarak, “Erdoğan, İmralı’ya heyet gönderip ne istemiş olabilir sizce? İstediğini alamayınca yine hepimizi ‘terörle’ iş birliği yapmakla suçlamaya başladı anlaşılan. Bu ikiyüzlülüğün takdirini size bırakıyorum” demiş, ardından Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada, “Aynı bilgi, benim kaynaklarım tarafından da doğrulandı” ifadesini kullanmıştı.

Demirtaş, bugün Cumhuriyet’e verdiği demeçte, “Öcalan, ailesi ve avukatlarıyla iki yıldan uzun süredir görüştürülmüyor. Demek ki Erdoğan, Öcalan’dan istediği şeyi alamadı ve bu nedenle onun dış dünyayla temasını engelliyor.  Bu iddiayı dile getiren gazeteci Amed Dicle, emin olmasaydı söylemezdi. Aynı bilgi, benim kaynaklarım tarafından da doğrulandı. İmralı’da sonuç alamayınca sahada Kürtlere baskıyı artırıp HÜDA PAR’ı yedeklemeyi tercih ettiler.”

İbrahim Kalın’dan yalanlama

İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşme yapıldığı iddialarına ilişkin açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Böyle bir görüşme söz konusu olmamıştır” demiş ve eklemişti:

“Bu tamamen bunu dile getiren tarafların, partinin kendi siyasi gündemini empoze etmek ve Cumhurbaşkanımızın yürüttüğü son derece başarılı, etkili kampanya çalışmalarına gölge düşürmek için ortaya attığı bir iddiadır, yalandır, aslı astarı yoktur, gerçekle bir ilgisi yoktur.”

Paylaşın

Akşener’den Soylu’ya “Darbe” Yanıtı: Hadi Oradan Be!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun seçimlere ilişkin “siyasi darbe girişimi” olarak tanımlamasına tepki gösteren İYİ Parti Lideri Akşener, 14 Mayıs akşamı kazandığımızda Türkiye’de darbe olacakmış, hadi oradan be!” dedi.

Akşener, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın “Biz gidersek FETÖ kazanacak, FETÖ sevinecek” sözlerine ilişkin ise, “Sayın Bekir Bozdağ, biz kazanırsak, FETÖ kazanacakmış. 8 sene Meclis’i yönettim, senin kadar cıvık, FETÖ sözcüsü kimseyi görmedim. Bir FETÖ övgüsü, bir FETÖ övgüsü… başkalarına fırça” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul’da partisinin seçim koordinasyon merkezinin açılışında konuştu. Akşener’in konuşmasından satır başları şöyle:

“Bunların hepsini 14 Mayıs akşamı attaya göndereceğiz ve liyakatin öne çıktığı, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün uygulandığı Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bir oy Kemal’e, bir oy Meral’e… Tertemiz helal oylarınızla, bizi anlatarak, İYİ Parti’yi anlatarak… Pek çok hakarete ve iftiraya uğradık. İl Başkanımız, basın danışmanım saldırıya uğradı, evim basıldı, partimiz kurşunlandı. Alt tarafı bir seçime gidiyoruz sanki savaşa gidiyormuşuz gibi.

Sayın Bekir Bozdağ, biz kazanırsak, FETÖ kazanacakmış. 8 sene Meclis’i yönettim, senin kadar cıvık, FETÖ sözcüsü kimseyi görmedim. Bir FETÖ övgüsü, bir FETÖ övgüsü… başkalarına fırça. Bir başkası, ben Binali Yıldırım’a saygısı olan bir insandım; hadi İstiklal Marşı’nı okuyamadı, yaşlandı olabilir ama 14 Mayıs seçiminin ‘işgalci güçle’ bu biz oluyoruz, istiklal mücadelesi verenlerle olduğunu söylüyor.

Gerçekten yazıktır, günahtır, ahmaklıktır, saygısızlıktır. Bir başkası arkadaş erkek-erkeğe evliliğe takınmış, bu ülkede erkek-erkeğe evlilik mi var? hayırdır inşallah. 14 Mayıs akşamı kazandığımızda Türkiye’de darbe olacakmış, hadi oradan be. AK Parti’nin yöneticilerinin yaptığı konuşmalar bu ülkeye yönelik tehdittir. Bu tehdidi bertaraf etmek için her bir kardeşim, başka arkadaşını alarak oy kullanmaya gidecek ve İYİ Parti’yi birinci yapacaksınız.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı hepimizin güvenliğinden, namusunun, şerefinin korunmasından sorumludur. Arkadaş diyor ki; Bizleri Gabar ve Cudi’ye gömecekmiş. Ben orada şehit olarak gömülmeye hazırım, sen hazır mısın muhterem? Ayıp olan şu Sayın Erdoğan, senin sol elinde PKK var. Sen bebek katilinin kardeşine ‘Bizim Mehmet’ diyorsun, sağ elinde ise Hizbullah var, onlar da Gaffar Okkan’ın katilleri. Her iki terör örgütüyle sen el ele, kol kolasın. İnsanları gergin gergin seçime götüremeyeceksin, biz buna engele olacağız.”

Paylaşın

İçişleri Bakanı Soylu’nun “Siyasi Darbe Girişimi” Açıklaması Tepki Çekti

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kaldı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun seçimlere ilişkin “siyasi darbe girişimi” olarak tanımlaması tepkilere neden oldu.

bianet’e konuşan siyasi parti temsilcileri İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamalarını “seçimi kaybetmenin korkusu” olarak nitelendirdi.

“Toplumda bir karşılığı yok”

Kendilerinin bir iktidar partisiyle yarışmadığını söyleyen HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Biz bürokratından uçaklarına dek devletin bütün aygıtlarıyla yarışıyoruz. Bunu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu söylemi, kaybettiklerinin itirafıdır. Biz kaybedersek darbedir diyerek kendilerince psikolojik bir hazırlık yapıyorlar. Ama bunun toplumda bir karşılığı yok” dedi.

HDP’ye yapılan operasyonu anımsatan Beştaş, “Aslında 4 Kasım 2016’dan beri onların yürüttüğü kesintisiz bir darbe girişimi yaşıyoruz. Biz seçimlere gölge düşürmelerine izin vermeyeceğiz. Düşürtmeyiz. Gidişiniz sandıktan çıkan oylarla halkın gücüyle olacak. Kafa bulandıramayacaksınız” tepkisini verdi.

“Konuşmaya değmez”

Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın, Soylu’nun sözleri için “konuşmaya bile değmez” dedi ve devam etti: “AKP, Türkiye’de kendisine muhalif olan herkesi ‘hain’ kategorisine koymayı gelenek haline getirdi. Bu açıklamada bunun bir parçası fakat 14 Mayıs Türkiye’de ne ilk ne de son seçimdir.

“Türkiye’de Turgut Özel, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit iktidarı döneminde de partiler bir araya geldi ve iktidarı değiştirmek istedi.

“Bugün de çok doğal bir süreç olarak partiler bir araya geldi. Halk 14 Mayıs’ta iktidarı değiştirmek için oy kullanacak. Doğal bir durumu terekeye düşürmek istiyorlar. Halk 14 Mayıs’ta Türkiye’nin yeni bir döneme ihtiyacı olduğunu sandıkta gösterecek. İktidar da halkın kararına saygı duymak zorundadır.”

“Tek adam düzeninin son bulacağının korkusu”

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, “Diyarbakır’da Kürt gazetecileri ve siyasetçileri hedef alan siyasi bir operasyonla seçim sonuçlarına doğrudan müdahale eden Soylu, 14 Mayıs’a farklı mana vermeye çalışıyor. Oysa kendileri her gün böyle darbeler yapıyorlar. Taksim’de 1 Mayıs kutlamasını engellemek de bunlardan biri” dedi.

Aslında “kendi aynalarına bakarak” konuştuklarını belirten Akdeniz, “Tek adam düzeninin son bulacağının korku ve endişesidir. Ayaklarının altındaki seçmen desteği kayınca, gerici söylem ve zora başvuruyorlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, bu gidişatı engelleyemeyecekler” şeklinde konuştu.

“Soylu istirahate çekilmeli”

DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin ise; “iktidarın ve Bakan Soylu’nun toplumla bağını kopardığını” belirtti ve ekledi:

“Milletle bağını koparan insanlar, milletin iradesine ‘darbedir’ diyor. Yegane olan milletin iradesidir. Böyle bir açıklama Süleyman Soylu’nun ne kadar yorgun olduğunu gösteriyor, bir an önce istirahate çekilmeli.”

“Baskıcı zihniyetin bir ifadesi bu”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, İçişleri Bakanı’nın açıklamaları için “Bu darbeci kafanın ifadesi. Demokrasiye inanmayanların, halkın iradesine saygı göstermeyenlerin, baskıcı zihniyetin bir ifadesi bu” değerlendirmesinde bulundu.

ANKA Haber Ajansı’na konuşan CHP Ordu Milletvekili Torun, “Sonuçta 14 Mayıs’ta vatandaşımız hür iradesiyle sandığa gidecek ve bundan sonra ülkeyi kimin yöneteceğini, Meclis’te kimin olacağına karar verecek. Bunu siz “darbe” olarak ifade ediyorsanız, demek ki sizin vatandaşın iradesine hiç saygınız yok. Vatandaş sizi destekliyorsa sorun yok ama sizi desteklemiyorsa, eğer size onay vermiyorsa darbe ve farklı şekilde ifade edilmesi. Bu anlaşılır gibi bir şey değil” dedi.

“Şu anda devletin bütün imkanlarını kullanıyorlar. Kamunun bütün imkanlarını kullanıyorlar. Yetmedi, şimdi 14 Mayıs’ta milletin iradesine hakaret ediyorlar. Milletin iradesini gasp etmeye çalışıyorlar, milletin iradesini tehdit ediyorlar. Bunların anlayışı bu” ifadelerini kullanan Torun, “Kaybetmenin verdiği bir panik ve korku hâli. Kaybedeceklerini bildikleri için de bunu o seçim gününü, milli iradenin tecelli edeceği, vatandaşın hür iradesiyle oyunu darbe olarak nitelendiriyor” diye ekledi.

“Seçim darbe girişimiyse YSK darbe yöneticisi”

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin ise Twitter’dan yaptığı açıklamada “Seçim darbe girişimiyse YSK darbe yöneticisi, sandık kurulları örgüt üyesi, oy kullanan 85 milyon da darbeci mi? Egemenlik milletindir. 14 Mayıs bu sözün ne demek olduğunu öğrendiğiniz gün olacak” dedi.

“Seçimi kaybetme korkusu”

Gelecek Partisi Sözcüsü Serkan Özcan da “Gün geçmiyor ki Millet İttifakı’nın 14 Mayıs’ta yapılacak seçimi açık farkla kazanacağına dair umudumuz daha da büyümesin 🙂 Seçimi kaybetme korkusu ile 14 Mayıs’a ‘siyasi darbe’ bile diyebilecek raddeye gelmeleri tek kelimeyle trajikomik” diye tweet attı.

“Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınmalıdır”

Ata İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, “Demokratik bir seçimi darbe girişimi olarak niteleyen bu şahıs İçişleri Bakanlığı koltuğunda 1 dakika bile oturamaz, oturmamalıdır. Onuru varsa istifa etmeli, yoksa da Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınmalıdır. Bu şahısın İçişleri Bakanı olarak gireceğimiz bu seçim ve sonrasında yaşanacaklar ülkemiz için tehdittir, tehlikedir, beka sorunudur. #soyluistifa” diye tweet attı.

“Demokrasimiz, hiç olmadığı kadar büyük bir tehdit altındadır!”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da Soylu’nun görevden alınması gerektiğini söyledi. Soylu’nun “Türk Milleti’nin oy kullanma hakkını darbe, Türk seçmenini ise darbeci ilan ettiğini” söyleyen ve “#Soyluİstifa” etiketiyle paylaşımda bulunan Özdağ “Demokrasimiz, hiç olmadığı kadar büyük bir tehdit altındadır!” dedi.

“O kadar hapishane yok”

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 14 Mayıs’ı “siyasi darbe girişimi” olarak tanımlayan Soylu’ya “O halde seçimde oy kullanan herkesi, darbe girişimi gerekçesiyle tutuklaman gerekecek Kirli!” diye seslendi:

“O halde seçimde oy kullanan herkesi, darbe girişimi gerekçesiyle tutuklaman gerekecek Kirli! Fakat o kadar hapishane yok. Neyse ya. Bu problemi çözmek için hapiste düşünecek çok zamanın olacak!”

Soylu ne demişti?

AK Parti’nin İstanbul ikinci bölge, birinci sıra milletvekili adayı da olan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Nur cemaatine bağlı İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nın düzenlediği toplantıda batı için “15 Temmuz onların fiili darbe girişimiydi. 14 Mayıs da ‘siyasi darbe’ girişimleridir. Bu kadar açık ve net ” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Önder’den Bozdağ’a “Emanet” Tepkisi: Bu Kafaya…

Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Önder, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın “Siz olsanız ailenizi Kılıçdaroğlu’na mı Tayyip Bey’e mi emanet edersiniz?” sözleri hakkında, “Mesela bende bunun cevabı çok net. Bekir Bey’e teslim etmem. Bekir Bey’e teslim etmeyeceğim kesin. Çünkü hayata böyle bakabilen bir kafaya bir çöp bile teslim edilemez” dedi ve ekledi:

“Nasıl düşünüyor, nasıl aklına geliyor? Emanet ne demek? Neyi emanet ediyorsun? Bekçi kim, niye bekçi? Birinin ona ihanet edeceğini nereden çıkarıyorsun? Ne kadar ayıp. Yani Kemal Bey’in bu aileye ne yapacağını öngörüyor da, bu soruyu düşünüyor? Bak bu öyle ağızdan kolay çıkmış bir laf değildir. Bu laf çıkana kadar o nöronların arasında milyarlarca kere tur atmıştır; işe yarar, ahlaka dair bir istasyon bulamayınca, ağızdan böyle çıkmıştır. Allah ıslah etsin diyorum, ona dua ederek bitiriyorum.”

Önder, Bozdağ’ın “Seçim akşamı ya şampanya patlatıp sabaha kadar kutlayanlar olacak ya da temiz alnını şükür için secdeye koyup Rabb’ine hamdedenler olacak” sözlerine yanıt verdi.

“Kim nasıl kutlamak isterse öyle kutlayacak” diyen Önder, “Şu sevimsizliğin farkında değiller; hayata bu kadar müdahil olmak, kimin nasıl kutlayacağına, kutlama biçiminden bir yaşam tasavvuru çizmeye, onu bir korku silahına ya da bir teşvik aygıtına dönüştürmenin bu yüzyılda bir iş görmeyeceğini bilmiyorlar. Millet uzayda mandıra kuruyor artık” ifadelerini kullandı.

GAİN’in YouTube kanalındakiYa Sonra’ programında Mirgün Cabas, Özlem Akarsu Çelik ve Kemal Can’ın sorularını yanıtlayan Önder, siyasete dönüşü hakkında da konuştu. Önder, yeniden aday olması hakkında gelen “Ne oldu da biz bu şekilde yeniden beraberiz sorusuna şu yanıtı verdi:

“Görev düştü diyelim. Sadece seçim değil. Aslında arkadaşlarım, seçimden sonra ortaya çıkacak Meclis aritmetiği ve ondan sonraki sürecin tanzimi, bu demokratik dönüşüm süreçlerinde ortaya çıkacak denklemlerde bir deneyim, hafıza ve benzeri şeylerle gönlümü çeldiler. Gerçekten de tarihsel bir kavşakta olduğumuz açık. Biz de, bundan sonrası artık kibre girer dedik. Birkaç firar girişimim oldu ama başarıyla engellediler.”

Önder, sözünü ettiği ‘kavşağı’ şöyle tanımladı: “Bir dönemin sonuna geldiğimiz açık. Bu dönemin nasıl tasfiye edileceği, sonrasında yerine ne konulacağı önemli.”

“Bu rejim gidecek, bu çok açık çünkü değişim ve dönüşüm arzusu artık çok görünür oldu” diyen Önder, “Yerine neyin, ne şekilde ve nasıl konulacağı önümüzdeki 100 yılı belirleyen en önemli bir yıl olacak, zaman dilimi olarak. İş tutma biçimi ve yordam olarak aynı öneme sahip olacak” ifadelerini kullandı.

Önder, “Önümüzdeki bir yıl -bir hiyerarşi ve sıralama içinde söylemiyorum ama- memlekette hemen, ilk bir saat içinde, ifade özgürlüğünün önündeki -yasada olan veya olmayan- bütün engeller kaldırıldıktan sonra, hep birlikte ele alınan bir yargı meselesinde, temel hak ve özgürlüklerin etkin kullanımı meselesinde bir düzlem oluşturup ondan sonra herkes işini yaparken, siyasi kadrolar da bu demokratik dönüşümle ilgili sonuç alıcı adımlar atacaklar ve bunu tartışmaya başlayacaklar. Toplumun en geniş kesimiyle ortaklaşabileceği oranda bu kalıcı olacaktır” dedi.

Önder, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tura kalması halinde neler yaşanmasını beklediğine dair soruyu da, Altılı Masa’ya bir uyarı yaparak yanıtladı. Mirgün Cabas’ın, 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin barajı geçmesiyle AKP’nin Meclis’teki tek parti çoğunluğunu kaybetmesini, seçimlerin yenilenmesine giden süreçte yaşananları da “O dönemin mağduru da, hedef alınan kesim de Kürtler oldu” diyerek hatırlatması üzerine, Önder şöyle konuştu:

“Biz diz çökmedik, boyun eğmedik. Bütün bu baskı politikalarına rağmen oy oranımız yükseldi, düşmedi. Artık bundan fazlası, o dönem iktidarın bu politikalarına kendini kaptıran diğer siyasal yapıların işi. Hani bunların çok kullandığı bir söylem var ya, ‘Mümin aynı delikten iki kere sokulmaz’ diye, bir zahmet diğer toplumsal kesimler artık bunun manipülasyon olduğunu, bunun üstelik bir insanlık suçu ağırlığındaki yol ve yöntemlerle yapıldığını görüp, bizimle beraber bunun önüne durmalılar.

Biz bundan fazla ne yapabiliriz? Biz yıkılmadık ayaktayız, işte bizim yapabileceğimiz o. İçeri attılar, sürgün olduk, işimizden, aşımızdan olduk. Hepimizin üzerinden itibar suikastları yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Ama yan yana durduk, bir tanemizi sökü alamadılar. Hakkımızda onlarca yıl istenen davalarla boğuşuyoruz.

“Ben birinci turda biteceğini düşünenlerdenim”

Ama diğer siyasal yapıların ayağına bir taş değmedi bu süreçte. Bizim için gelinen nokta ve edindiğimiz bilgilerin tümü yaşamsal. Onun için dört elle sarılıyoruz. Yani canımızla, kanımızla ödedik bu bedeli. Onun için yaşamsal. Diğer siyasi partiler bu iktidarın demokratik yol ve yöntemlerle tasfiyesi için en uygun zaman gelmişse ve eğer böyle bir 15 gün yaşanacaksa -ki ben birinci turda biteceğini düşünenlerdenim, bu da bir temenni değil, göstergeler o yönde- böyle bir şey yaşandığında buna bir yek vücut olarak karşı çıkacaklar. O zaman bunların hiçbir gücünün olmadığını deneyimleyeceğiz. Çünkü bu cesareti bu dağınıklıktan alıyorlar. Bu plak sürekli o raftan indiriliyor ve her çalındığında dinleyici buluyor. ‘Kaldır o plakı’ demekle, hava olacak bir şey bu.”

Paylaşın

Bild Gazetesi: Türkiye’de Seçim Öncesi Durum Darmadağın; Erdoğan, Sona Mı Geldi?

Dünya basını 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor. Son olarak Almanya’da yayın yapan Bild gazetesi seçimlere ilişkin dikkat çeken bir analize yer verdi.

Nadja Aswad imzasıyla yayınlanan haberde, Cumhurbaşkanı ve Cumhur ittifakının Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’a atıfla, “Türkiye’de seçim öncesi durum darmadağın. Erdoğan, sona mı geldi?” ifadeleri kullanıldı.

Erdoğan’ın ‘sert bir şekilde sürdürdüğü tek başına iktidarının 20 yıl sonra çöküp çökmediğini’ sorgulayan Aswad, “Türkiye, iki hafta içinde seçimlere gidiyor. Ve sanki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın (69) nefesi kesiliyor gibi görünüyor” değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan’ın sağlık durumuna ve geçirdiği açıklanan gastroentrit sebebiyle iptal edilen seçim programlarına atıfta bulunulan haberde, Erdoğan’ın kalp krizi geçirdiğine ilişkin iddiaların Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun tarafından yalanlandığı hatırlatıldı.

Bild’e konuşan gazeteci Eren Güvercin, “Erdoğan, hem siyasi olarak hem de sağlık olarak kırık dökük” diyerek Erdoğan’ın karizmasının ve söylem gücünün ‘zayıfladığını’ söyledi. Erdoğan’ın vücut dilini yorulmayan Viyana Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Yavuz Köse ise Erdoğan’ın yorgunluk belirtileri gösterdiğini kaydetti.

“Türkiye ekonomik olarak çöküşün eşiğinde”

Erdoğan’ın rakibi Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu, Erdoğan’ın anket sonuçlarının ‘hiç olmadığı kadar kötü olduğunu’ aktaran gazete, Türk Lirası’nın da hiç olmadığı kadar zayıf olduğunu kaydetti. Bild’e konuşan Sosyal Demokrat Partili (SPD) Macit Karaahmetoğlu da “Cumhurbaşkanı birçok kişiyi hayal kırıklığına uğrattı. Türkiye ekonomik olarak çöküşün eşiğinde” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarında yapılan ihlallere, 6 Şubat depremleri sonrası yardımlarda yaşananlara, yolsuzluk iddialarına ve ekonomik krize de dikkat çeken gazete, özellikle gençlerin durumunun giderek kötüleştiğini aktardı.

Haberde, kadın seçmenler arasında da Erdoğan’a desteğin düştüğü, birçok dindar vatandaşın da dinin siyasete alet edilmesinden rahatsızlık duyduğu yorumu yer aldı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Destici’den HÜDA-PAR Çıkışı: ‘Hizbullah Terör Örgütüdür’ Demeleri Lazım

BBP Lideri Destici, katıldığı bir televizyon programında, “HÜDA PAR’ın bir takım düşüncelerine katılmıyorum. ‘Hizbullah terör örgütüdür’ demeleri lazım. Türk Bayrağına yeni isimler aramak doğru değil” dedi.

Cumhur İttifakı ortaklarından Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, NTV yayınında Deniz Kilislioğlu’nun sorularına yanıt verdi.

Siyasette süren HÜDA-PAR ve ittifak tartışmalarına yönelik soruya, “Düşüncelerimi daha önce ifade etmiştim.” yanıtını veren Mustafa Destici, sözlerine şunları ekledi:

“HÜDA-PAR’ın bir takım düşüncelerine katılmıyorum. ‘Hizbullah terör örgütüdür’ demeleri lazım. Türk Bayrağına yeni isimler aramak doğru değil.”

Hizbullah ile bağlantılı olduğu ileri sürülen HÜDA PAR’ın Cumhur İttifakı’nı destekleme kararı alması tartışmalara yol açmıştı.

Destici, Türkiye’nin ilk nükleer santrali Akkuyu’ya yönelik tartışmalara da değinerek, “Karşı çıktılar ama gelişmiş ülkelerde bu santrallerin önemli yeri var.” dedi.

Genel Başkan Mustafa Destici, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlık duruma ilişkin de, “Hafif bir rahatsızlığı oldu. Dün gayet sağlıklıydı.” diyerek açıklamada bulundu.

“Birinci turda mı biter.” sorusuna da Destici, “Halkımız kimin çalıştığını, samimi olduğunu görüyor.” cevabını verdi.

Paylaşın

Emek ve Özgürlük İttifakı’ndan Kılıçdaroğlu’nu Destekleme Kararı

Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimlerde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini duyurdu.

Haber Merkezi / 14 Mayıs 2023’te yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini duyuran Emek ve Özgürlük İttifakı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye; siyasi, toplumsal ve ekonomik krizlerin bir arada yaşandığı çoklu kriz şartları altında tarihinin en önemli seçimine doğru ilerlemektedir. Türkiye halkları bu çoklu krizin zorlukları, siyasi baskılar ve her türlü eşitsiz propaganda koşullarına rağmen geleceğini kurtarma mücadelesini 14 Mayıs sandıklarında bir kez daha başarıya ulaştırmaya odaklanmıştır. Türkiye halklarının ve ezilenlerinin geleneği bugüne kadar otoriter ve faşist anlayışlara karşı direnişi ve zaferi öğretmiş ve örgütlemiştir.

Bilindiği üzere Türkiye halklarının devrimci, demokrat ve ezilenleri olarak Emek ve Demokrasi İttifakı adıyla bir araya geldik. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarmama, parlamento seçimlerine ise ittifak çatısı altında girme kararı aldık.

Türkiye siyasetinin bu kırılma aşamasında, üzerimize düşen tarihi görevi hem geleneğimize hem de gelecek kuşaklara borcumuz kapsamında yerine getirme konusunda mutabık kaldık. Bu kapsamda 14 Mayıs 2023’te yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Bilinmelidir ki Türkiye siyasi tarihinin en önemli seçiminde faşizme karşı zafer elde etmenin tek yolu cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmaktan geçmemektedir. Bilakis, faşizmi geriletmenin en önemli mecralarından biri TBMM’de çoğunluğu sağlayacak aritmetiği sağlamaktır.

Bu durumu sağlamak için tüm Türkiye halklarını, 14 Mayıs 2023 Milletvekilliği Seçiminde Emek ve Özgürlük İttifakı’na oy vermeye çağırıyoruz. Tüm ezilenleri, yok sayılanları, hak gaspına uğrayanları ve sömürülenleri parlamentoda temsil etmenin tek yolu Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında toplanmak ve parlamentoda söz, yetki, karar sahibi haline gelmektir.

Bu tarihi seçimde; Türkiye halklarını bir kez daha milletvekilliği seçimlerinde Emek ve Özgürlük İttifakı’na, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermeye çağırıyoruz.”

Paylaşın

France 24: Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın İktidarını Tehdit Ediyor

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, dünya basını da seçimlere ve muhtemel sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler yayınlamaya devam ediyor.

Son olarak Fransa’nın kamu yayımcısı France 24’ün sitesinde yayımlanan analizde “yumuşak dilli reformcu” diye nitelenen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarını tehlikeye soktuğu yazıldı.

“Kemal Kılıçdaroğlu: Yumuşak dilli Türk reformcu, Erdoğan’ın iktidarını tehdit ediyor” başlıklı haberde, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde aday olana dek uluslararası arenada pek tanınmayan CHP liderinin yıllardır Türk siyasetinin önde gelen isimlerden biri olduğu belirtildi.

Analizde, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’na dair şu değerlendirmeler yapıldı:

20 yıllık iktidarının ardından Erdoğan, seçimler için kampanya yürütürken iktidarına karşı şimdiye kadar gördüğü en ciddi meydan okumayla karşı karşıya. Muhalefet lideri Kılıçdaroğlu, CHP’nin laikliğini ve milliyetçiliğini ılımlılaştırmakla kalmayıp, muhalefetteki başlıca 6 partiyi de kendi adaylığı altında birleştirmeyi başardı.

Haberde, Türkiye’deki seçimlerle ilgili France 24’ün televizyon kanalında 8 Mart’ta yapılan tartışma programından yorumlara da yer verildi.

Programa Fransa Uluslararası ve Stratejik İşler Enstitüsü’nün yardımcı direktörü Didier Billion, ülkenin tanınmış gazetelerinden Le Monde’un eski Türkiye muhabiri Marc Semo ve France 24’ün İstanbul muhabiri Ludovic de Foucaud katılmıştı.

Haberde, Billion’un “Erdoğan yıllardır Türk siyasetinde çok kutuplaştırıcı bir figür olarak yer aldı. Seçmenlerin çoğu artık ortalığın sakinleşmesini istiyor” değerlendirmesine yer verildi.

Semo’nunsa Kılıçdaroğlu’nun bu talebi karşılayabilecek bir aday olduğu yorumu aktarılırken, “Hem kişilik hem de yürüttüğü siyaset açısından Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın antitezi” sözleri öne çıkarıldı.

Haberde, 2010’de CHP’nin lideri olarak seçildikten sonra Kılıçdaroğlu’nun partinin Kemalist damarını ılımlılaştırarak, partiyi milyonlarca muhafazakara hitap edecek şekilde dönüştürdüğü değerlendirmesi de yapıldı.

Analizde, Kılıçdaroğlu’nun siyasi kariyerindeki dönüm noktasının 2017’de Ankara’dan İstanbul’a gerçekleştirdiği Adalet Yürüyüşü olduğu belirtildi. CHP lideri yürüyüş kararını, partinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun 2017’de “MİT tırları” davasında 25 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından almıştı. Berberoğlu’nun vekilliği 2020’de düşürülmüş, daha sonra AYM’nin durdurma kararıyla 2021’de tekrar milletvekili olmuştu.

2019’daki yerel seçimlerde Ekrem İmamoğlu’nun ve Mansur Yavaş’ın kazandığı başarılarla Kılıçdaroğlu’nun da Erdoğan’a karşı tonunu sertleştirdiği ifade edildi.

CHP liderinin geçen yıl peş peşe gelen elektrik zamlarına protesto olarak faturasını ödemediği ve elektriğinin kesildiği de hatırlatıldı.

Kılıçdaroğlu’nun 19 Nisan’da yayımladığı “Alevi” videosuyla “Türk siyasetindeki tabuları yıktığı” değerlendirmesi de yapıldı.

Ayrıca Le Monde’dan Semo’nun Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazanması durumunda bunun “dini ve etnik azınlıkların baskı altında yaşadığı bir ülkede büyük bir sembolik an olacağı ve Türkiye’deki tüm azınlıkların onda kendilerinden bir şeyler gördüğü” yorumu da aktarıldı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Emek ve Özgürlük İttifakı’ndan Muhalefete Çağrı: Gün Susma Günü Değil

Diyarbakır merkezli soruşturmadaki gözaltı ve tutuklamalara dair yazılı açıklama yapan Emek ve Özgürlük İttifakı, açıklamasında, “14 Mayıs seçimlerine giderken kararlı zafer adımlarımız Saray ve şürekâsını tir tir titretmektedir. Ancak korkunun ecele faydası yoktur. Bunlar AKP-MHP iktidarının son çırpınışlardır. Bu siyasi kırım operasyonları beyhude çabalardır” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / İttifak, açıklamasının devamında, “Emek ve Özgürlük İttifakı büyüyerek yoluna devam ediyor. Faşizm kaybediyor, halklar ve emekçiler kazanacak. Saray rejiminin seçimleri etkilemeye dönük bu darbesine özgürlüklerden ve demokrasiden yana olan herkes karşı çıkmalıdır. Bütün muhalefete sesleniyoruz; Her suskunluk faşizmi daha da büyütecektir. Gözaltındaki arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.” cümlelerini kullandı.

Emek ve Özgürlük İttifakı, Diyarbakır merkezli soruşturmadaki gözaltı ve tutuklamalara dair yazılı açıklama yaptı. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın açıklaması şöyle:

“25 Nisan Salı günü 21 kentte yapılan siyasi kumpas operasyonlarıyla siyasetçiler, özgür basın çalışanları, avukatlar ve sanatçılar gözaltına alındı. Bu siyasi operasyon, 14 Mayıs seçimlerinin sonuçlarını etkilemeye dönük bir Saray darbesidir. Kaybedeceğini gören AKP-MHP iktidarının polisleriyle, savcılarıyla, hakimleriyle giriştiği seçim kampanyasının bir ayağıdır.

Yalanlarla, gerçekle alakası olmayan uyduruk ifadelerle gerçekleştirilen bir kumpastır. Halkımızın iradesinin sandığa yansıması için canla başla çalışan siyasetçilerimizi etkisiz kılma, halkın haber alma hakkı için yoğun emek veren özgür basını susturma, avukatları sandık güvenliğinden alıkoyma amacıyla yapılmıştır.

Amed Şehir Tiyatrosu ve sanatçılar kayyım atandığı ilk andan itibaren halkın iradesinin gasp edilmesine karşı canla başla mücadele etmiş halkımızın onurlu evlatlarıdır. Sahnesiyle, sazıyla, sesiyle mücadele eden sanatçılar susturulmak istenmektedir. Dün olduğu gibi bugün de sanatçılar susmayacak, toplumun sesi olmaya devam edecek.

14 Mayıs seçimlerine giderken kararlı zafer adımlarımız Saray ve şürekâsını tir tir titretmektedir. Ancak korkunun ecele faydası yoktur. Bunlar AKP-MHP iktidarının son çırpınışlardır. Bu siyasi kırım operasyonları beyhude çabalardır. Emek ve Özgürlük İttifakı büyüyerek yoluna devam ediyor. Faşizm kaybediyor, halklar ve emekçiler kazanacak. Saray rejiminin seçimleri etkilemeye dönük bu darbesine özgürlüklerden ve demokrasiden yana olan herkes karşı çıkmalıdır. Bütün muhalefete sesleniyoruz; Her suskunluk faşizmi daha da büyütecektir.

Gözaltındaki arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Siyasi kırım operasyonuyla gözaltına alındıktan sonra tutuklanan gazeteci Abdurrahman Gök’ün dediği gibi: Faşizm yenilecek, hiç merak etmeyin. Bu faşizan düzen defolup gidecek. Kahrolsun faşizm, yaşasın özgür basın!”

Paylaşın