14 Mayıs Seçimleri: Demirtaş, Kılıçdaroğlu’na Desteğini Açıkladı

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Demirtaş, “Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı Sayın Kılıçdaroğlu, Allah yolunuzu açık etsin. Ayrışmayı bitireceğinize, toplumsal barışı sağlayacağınıza, Türkiye’yi refaha, huzura kavuşturacağınıza yürekten inanıyorum. Benim oyum sizedir, Sayın #CumhurbaşkanıKılıçdaroğlu” dedi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, 14 Mayıs Seçimleri’nde, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vereceğini duyurdu.

Demirtaş, mesajında, “Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı Sayın Kılıçdaroğlu, Allah yolunuzu açık etsin. Ayrışmayı bitireceğinize, toplumsal barışı sağlayacağınıza, Türkiye’yi refaha, huzura kavuşturacağınıza yürekten inanıyorum. Benim oyum sizedir, Sayın #CumhurbaşkanıKılıçdaroğlu” ifadelerini kullandı.

HDP, Yeşil Sol Parti ve Türkiye İşçi Partisi’nin de dahil olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı da, 28 Nisan’da yaptığı açıklamada, Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına destek vereceğini duyurmuştu.

İttifak’ın açıklamasında, “Türkiye’nin siyasi, toplumsal ve ekonomik krizlerin bir arada yaşandığı çoklu kriz şartları altında tarihinin en önemli seçimine doğru ilerlediği” belirtilerek, “Bu tarihi seçimde; Türkiye halklarını bir kez daha milletvekilliği seçimlerinde Emek ve Özgürlük İttifakı’na, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermeye çağırıyoruz” denilmişti.

İttifakın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarmama ve parlamento seçimlerine de ittifak çatısı altında girme kararı aldığına işaret edilen açıklamada, “Türkiye siyasetinin bu kırılma aşamasında, üzerimize düşen tarihi görevi hem geleneğimize hem de gelecek kuşaklara borcumuz kapsamında yerine getirme konusunda mutabık kaldık. Bu kapsamda 14 Mayıs 2023’te yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz” ifadeleri kullanılmıştı.

Paylaşın

HDP’li Buldan: Zulüm İttifakını Sandığın Dibine Gömeceğiz

Erzurum Hınıs’ta konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Gittiğimiz her yerde bir oy Yeşil Sol’a, bir oy da faşizmi göndermeye. Çünkü bu ülkede faşizmi uygulayanlar belli, Kürtleri inkar edenler belli, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkını tanımayanlar belli. Kadın cinayetlerini, kadına yönelik şiddeti, kadına yönelik baskıyı yapanlar belli. Kadınların emeğini, gençlerin geleceğini ve hayallerini çalan bir iktidar var. Bu zulüm ittifakını hep birlikte 14 Mayıs’ta sandığın dibine gömeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Erzurum Hınıs’ta Sırrı Sakık ve Yeşil Sol Parti milletvekili adayları ile birlikte düzenlenen mitinge katıldı. Erzurum Milletvekili Adayı Meral Danış Beştaş’ın telefon bağlantısıyla halka seslendiği mitingde konuşan Buldan, şunları söyledi:

“Gelê me yê hêja, delal û bi rûmet, dayikên hêja ciwanên xurt, ez we hemuyan slav dikim. Hun bi xêr hatin, ser seran ser çavan hatin. Bugün burada olmaktan, Hınıs halkıyla, bir bütün olarak Erzurum halkıyla, Şeyh Said’in torunlarıyla, Kürtlerle, Alevilerle bir araya gelmekten büyük bir onur ve gurur duyuyorum. Bu kadim topraklarda bin yıllardır zulme, baskıya ve şiddete boyun eğmeyen, Şeyh Said’in torunlarını örnek alan halkımıza binlerce selam olsun!

Sizlerin bu coşkulu, kararlı ve iradeli duruşu karşısında saygıyla eğiliyorum. Sevgili halkımız, gittiğimiz her yerde aynı coşku var. Yaptığımız bütün mitinglerde aynı kararlılık var, aynı dik duruş var. İnsanlar artık kararını vermiş. Erzurum da kararını vermiş. Yeşil Sol Parti’yi Türkiye’nin her yerinde birinci yapmak için halkımız kararını vermiş. Ege’den Marmara’ya, Doğu’dan Batı’ya, Serhat’tan Amed’e, Botan’dan Karadeniz’e kadar her yerde Yeşil Sol’un bayrakları dalgalanıyor. Her yerde Yeşil Sol’un adayları coşkuyla karşılanıyor.

Çünkü değişimi, dönüşümü, adaleti, barışı, huzuru ve refahı Yeşil Sol olarak Türkiye’nin her yerine yayacağız. Güçlü bir temsiliyetle Meclis’e gireceğiz. Yeşil Sol Parti’nin 100 vekille Meclis’te temsiliyeti artık kaçınılmaz. Çünkü bu hava bunu gösteriyor. Çünkü bu atmosfer bunu gösteriyor. Kadınıyla, genciyle, yaşlısıyla; Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle öteki olanlar, baskıya ve şiddete maruz kalanlar kararını vermiş; Yeşil Sol’u 100’ün üzerinde vekille parlamentoya gönderecek.

“Bir oy Yeşil Sol’a, bir oy da faşizmi göndermeye”

Gittiğimiz her yerde bir oy Yeşil Sol’a, bir oy da faşizmi göndermeye. Çünkü bu ülkede faşizmi uygulayanlar belli, Kürtleri inkar edenler belli, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkını tanımayanlar belli. Kadın cinayetlerini, kadına yönelik şiddeti, kadına yönelik baskıyı yapanlar belli. Kadınların emeğini, gençlerin geleceğini ve hayallerini çalan bir iktidar var. Bu zulüm ittifakını hep birlikte 14 Mayıs’ta sandığın dibine gömeceğiz.

Erzurum’dayız, Hınıs ilçesindeyiz, buradaki gençlerin çoğunun işsiz olduğunu biliyoruz. Buradaki gençler batıya iş bulmak için gidiyorlar. Hınıs’ın da Tekman’ın da Karaçoban’ın da Karayazı’nın da gençleri doğdukları topraklarda iş bulamıyorlar. O yüzden de karın doyurma pahasına batıya iş bulmaya gidiyorlar. Erzurum halkı bunu hak ediyor mu, hayır. Erzurum’daki genç arkadaşlarım- ben de genç olduğum için böyle söylüyorum- sizler bunu hak etmiyorsunuz.

AKP hükümetinin gençler ve Erzurum halkına reva gördüğü bu yaşamı değiştirmek ve 14 Mayıs’ta onları Erzurum’da bir tabela partisi haline getirmek genç yoldaşlarımın görevidir. İsmi Adalet ve Kalkınma Partisi olabilir ama buna aldanmayın, isminde adalet olanın bütün adaletsizleri getirdiğini biliyoruz. İsminde kalkındırma var ama yandaşlarını ve 5’li Çeteleri kalkındıran bir partidir AKP, Erzurum halkının ne yaşadığını bilmez ve düşünmez. AKP hükümeti Erzurum’da insanlar aç mı, yoksul mu, sefalet mi yaşıyor bilmez.

Saray’ın penceresinden Erzurum halkı görünmez. Her seçim döneminde yalanlarını ve vaatlerini görüyoruz. Her seçimde yeni yalanlarla Türkiye halklarının önüne çıkan, oy isteyen AKP’nin uydurduğu yeni bir yalan var. Cudi’de petrol bulmuşlar, yalan! Bu yalanı bir kez daha uydurdular. Asıl rezerv kaynakları nerede biliyor musunuz, o sarayın altında. Milyarlarca dolara yaptırılan sarayın altında esas kaynaklar. 14 Mayıs tarihinde o sarayın ampulleri sönecek, bütün Türkiye’nin mutfağında tencereler kaynayacak. Buna emin olabilirsiniz.

Şimdi esnafın, işçinin, çiftçinin gırtlağına kadar borçlu olduğunu biliyoruz. Hınıs’ta esnaf siftah bile yapmadan akşam evine gidiyor. Herkesi borçlu yaptılar; kendilerine, devlete ve bankalara borçlu yaptılar. Borç yükünden dolayı insanlar kredi kartlarına yüklenmeye çalışıyor. Yoksulluk, sefalet, borç. Bu halk, sizler bunu hak etmiyorsunuz. Halkımızın refah içinde adalet, barış ve huzurla yaşayabileceği bir ortamı hazırlamak için yollara çıktık, yürüyoruz. Bugün bu alanlarda konuşma yapıyor olabiliriz ama esas konuşmayı sizler 14 Mayıs’ta yapacaksınız.

Söz, karar, mühür sizin; Yeşil Sol Parti sizin. Ben inanıyorum ki, Erzurum halkı kendi adaylarına ve partisine sahip çıkacak. Şimdi buranın birinci sıra adayı Meral Danış Beştaş çok talihsiz bir trafik kazası geçirdi. O kazayı geçirmemiş olsaydı bugün burada olacaktı. Seçim tarihine kadar bu çalışmayı bizzat kendisi yapacaktı. Mevcut koşullarından dolayı gelemedi. Şuna inanıyorum; Meral Danış Beştaş’ı kendi sesiniz, sözünüz ve iradeniz olarak TBMM’ye göndereceksiniz.

Sadece Meral’i de değil, çünkü Erzurum’a bir milletvekili yetmez. Biraz önce aday arkadaşlarımız sahnedeydi. Hepsini tanıyorsunuz. 14 Mayıs’a kadar daha fazla ve güçlü çalışmak ve bu ilde Yeşil Sol Parti’yi güçlü bir temsiliyetle Meclis’e göndermek sizin sorumluluğunuzdadır. Size hem inanıyorum hem de güveniyorum. Başaracağınızı da biliyorum. Bize en güzel müjdeyi siz vereceksiniz. Rehavete kapılırsak boş alanları başkaları doldurur.

Gece gündüz demeden kadınıyla, genciyle, yaşlısıyla, Kürt’üyle, Alevi’siyle kapı kapı dolaşacağız, her eli tutacağız, her yüreğe dokunacağız ve herkesi ikna edeceğiz. Yeşil Sol’u tanımayanlara Yeşil Sol’u anlatacağız. Bu zulmün, bu barbarlığın, tek adam rejiminin bitmesi için, Ali Rıza amcanın hakkı için Erzurum kendi iradesine sahip çıkacak. Bu zulüm sadece Ali Rıza amcaya değil bütün Kürt halkına yapılan bir zulümdür. Şeyh Said döneminden kalan, bugün onun torunlarına ve çocuklarına yapılan zulümdür.

“Bu ülke çatışmalara ve savaşa dur diyecek güce sahiptir”

Bu ülke artık bu zulümlere, baskılara, şiddete, çatışmalara ve savaşa dur diyecek güce sahiptir. Bunun için sizlerin yapacağı tercih önemlidir. Siz ya aydınlığı ya karanlığı, ya savaş politikalarını ya barış politikalarını, ya demokrasiyi ya faşizmi seçeceksiniz. Ama ben inanıyorum; Türkiye’nin her yerinde barış rüzgarları, demokrasi rüzgarları esiyor. Bu ülkeye refahın gelmesi için başlayan bu hava parlamentoya yerleşecek.

Burada sabırla bizi beklediniz, biz de sabırla 14 Mayıs’ta Erzurum’da alacağımız oyları bekleyeceğiz. Hepinize geldiğiniz için, katıldığınız için, bizi bu şekilde karşıladığınız için sonsuz teşekkür ediyoruz. Hepimizin yolu açık olsun. Mutlaka kazanacağımıza, başaracağımıza yürekten inanıyoruz. An serkeftin an serkeftin, an azadî an azadî.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Yurtdışına Götürülen 418 Milyar Doları Alacağım

Sinop Boyabat’ta halka seslenen Kılıçdaroğlu, “Devletin dini adalettir. Adaletin olmadığı yerde devlet olmaz. Adaletin olmadığı yerde bereket olmaz. Adaletin olmadığı yerde beşli çeteler cirit atar. Adaletin olmadığı yerde uyuşturucu mafyaları koşar, eğlenir, gezer ve bizim küçük evlatlarımızı zehirlerler. Benim sözüm var; beşli çeteleri de, uyuşturucu baronlarını da, bu ülkeden göndereceğim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bana soruyorlar: ‘Niye soğanla, patatesle uğraşıyorsun?’ Senin mutfaktan haberin var mı? Saray’da otuyorsun, keyfin yerinde, bir elin yağda bir elin balda, beşli çetelere para aktarıyorsun! 3 – 5 yerden aylık alanlar yiye yiye doymadılar. Mutfakta yangını çıkaran sensin! Ama o yangını söndürecek olan da benim”

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “22 yıldır iktidardalar. Bizim tarihimizde bu kadar büyük zamlar oldu mu? Yukarıdan alacağım, halka vereceğim. Uyuşturucu baronlarını kurutacağım. Yurtdışına götürülen 418 milyar doları da alacağım; bu millete teslim edeceğim” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Sinop’un Boyabat ilçesinde halka seslendi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Boyabat’a beşinci kez geliyorum. Sizden sadece bir şey istiyorum. Allah rızası için kul hakkı yiyene oy vermeyin. Alın teri dökenlerin hakkını alamadıklarını biliyorum.

Ben buranın çeltiğini de o tarlalarda çalışanları biliyorum. Yeteri kadar kazanamadıklarını biliyorum. Yeteri kadar hak ettikleri ücreti alamadıklarını biliyorum. Alın teri dökenlerin hakkını alamadıklarını biliyorum.

Taşeron işçileri istemişler ancak buraya gelememişler. Taşeron işçilerine selamlarımı gönderiyorum. Hiç meraklanmayın, hepinize kadro vereceğim. Onlar gibi değil!… Herkese kadro vereceğim. Devlet taşeron çalıştırmaz, kadrolu çalıştırır.

Gençler size sözüm var. Torpili bitireceğim. Sandığa gidip oy kullanacaksınız. Devletin dini adalettir. Adaletin olmadığı yerde devlet olmaz. Adaletin olmadığı yerde bereket olmaz. Adaletin olmadığı yerde beşli çeteler cirit atar.

Adaletin olmadığı yerde uyuşturucu mafyaları koşar, eğlenir, gezer ve bizim küçük evlatlarımızı zehirlerler. Benim sözüm var; beşli çeteleri de, uyuşturucu baronlarını da, bu ülkeden göndereceğim.

Bana soruyorlar: ‘Niye soğanla, patatesle uğraşıyorsun?’ Senin mutfaktan haberin var mı? Saray’da otuyorsun, keyfin yerinde, bir elin yağda bir elin balda, beşli çetelere para aktarıyorsun! 3 – 5 yerden aylık alanlar yiye yiye doymadılar. Mutfakta yangını çıkaran sensin! Ama o yangını söndürecek olan da benim.

22 yıldır iktidardalar. Bizim tarihimizde bu kadar büyük zamlar oldu mu? Yukarıdan alacağım, halka vereceğim. Uyuşturucu baronlarını kurutacağım. Yurtdışına götürülen 418 milyar doları da alacağım; bu millete teslim edeceğim.

Saraylara meraklı olmadan sizin gibi yaşadım. Beyler çocuklarını parayla askere gönderirken bu kardeşinizin oğlu paralı askerlik yapmadı. Gitti normal vatandaşın çocuğu gibi askerlik yaptı.

Bana kimse milliyetçilik edebiyatı yapmasın. Milliyetçi olan tank palet fabrikasını askeri fabrikasını Katar ordusuna satmaz. O fabrikayı Katar’dan alacağım şanlı ordumuza teslim edeceğim.

Sandığa giderken elinizi vicdanınıza koyun. Devlette liyakati sağlayacağız. Liyakat işi ehline teslim etmek demektir. Devlette liyakati sağlayacağız. Liyakat işi ehline teslim etmezseniz tam bir felaket çıkar ortaya. Kul hakkı yiyenler toplumun önüne gelir ve öncü olarak yürümeye başlarlar. Toplumu kandırırlar.

Liyakat şudur. En küçük kademe şefliktir. Şef olmak için önce KPSS sınavına gireceksin, sınavı kazanacaksın, devlet memuru olacaksın, bir süre geçecek, yine sınava gireceksin ve şef olacaksın. Ama bakan olmak için iki şeye ihtiyaç var: İyi hal kağıdı ve ilkokul diploması. Demek ki devlette liyakat sağlanması lazım!..

Sınır namustur. 3 milyon 600 bin Suriyeli buraya niye geldi? Söz verdim en geç 2 yıl içinde bütün Suriyeli kardeşlerimizi Suriye’ye uğurlayacağım.

Bizim iki kırmızı çizgimiz var: Vatanımız ve bayrağımız. Ayrıca sözüm var. Sinan Ateş’in, Gaffar Okkan’ın katillerini bulup, kulaklarından tutup, yargıya teslim edeceğim.”

“Türkiye’yi şaha kaldırmak zorundayız”

Kılıçdaroğlu, mitinge giderken merkeze bağlı Lala köyünde vatandaşları selamladı. Kılıçdaroğlu, parti otobüsünden vatandaşlara hitap etti:

“Demokrasiyi güçlendirmek zorundayız. Çok ayrıştık. Kamplara bölündük. Türkiye bunu çekemiyor. Beraber olmak zorundayız. Birlikte olmak zorundayız. Bizim babalarımız, dedelerimiz, Milli Kurtuluş Savaşı’nı beraber vermişse, bu ülkeye de demokrasiyi beraber getirmek bizim boynumuzun borcudur.

Kamplaşmadan, kutuplaşmadan, kavga etmeden Türkiye’yi şaha kaldırmak zorundayız. Sizden bir isteğim var. Allah rızası için kul hakkı yiyene oy vermeyin artık. Yeter artık. Türkiye artık büyüsün. Türkiye artık gelişsin. Türkiye artık şaha kalksın. Bunların hepsi mümkündür.”

Paylaşın

Bahçeli: Küresel Angajmanlara Göre Politika Belirleyenlere…

“3 Mayıs Milliyetçiler Günü” nedeniyle açıklama yapan MHP Lideri Bahçeli, “Küresel angajmanlara göre politika belirleyenlere, yabancıların destek ve dönemsel ilgilerini çekebilmek maksadıyla marazi ve mahsurlu işbirliği içine giren siyasi devşirmelere Türk milliyetçileri dün alet olmamış, bugün de ortak olmayacak, nitekim zillete mesafeli tavrını mutlaka koruyacaklardır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Geldiğimiz bu aşamada 3 Mayıs ruhuna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Türk milliyetçiliğini istismar etmeye, alenen şirret planlarına malzeme yapmaya heves eden kozmopolit, köksüz, kimliksiz ve kötürüm çevrelere inanıyorum ki fırsat verilmeyecektir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ‘3 Mayıs Milliyetçiler Günü’ nedeniyle sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Bahçeli’nin paylaşımı şöyle:

“Türk milliyetçiliği devleti kuran, vatanı kurtaran, milletin tarihsel ve kültürel varlığını şuurla savunan, aynı şekilde milli birlik ve dayanışma hissiyatını felsefi bir derinlikle sahiplenen fikir zenginliğidir. Türk milliyetçiliği, Türk milletinin özü, istiklal ve istikbal iradesinin özgüvenidir.

3 Mayıs 1944 olayları Türk milliyetçilerinin sivil ve demokratik tepkisine sahne olmakla birlikte; haksızlığa, hukuksuzluğa ve husumetle beslenen önyargılara direnişi simgelemektedir. Aynı zamanda 3 Mayıs 1944 Türk milliyetçiliğinin toplum ve siyaset alanına cemre gibi düşüşünün de miladıdır.

Davasının onuruyla bezenmiş merhum ve muhterem büyüklerimiz hiçbir çileye, hiçbir işkence ve zulme boyun eğmemişler, inançlarından, irfanla pekişen milliyetçi iradelerinden asla taviz vermemişlerdir. Devletimizin kurucu fikrini tabutluklara hapsetme niyet ve hedefi çok şükür başarılı olamamıştır.

Küresel angajmanlara göre politika belirleyenlere, yabancıların destek ve dönemsel ilgilerini çekebilmek maksadıyla marazi ve mahsurlu işbirliği içine giren siyasi devşirmelere Türk milliyetçileri dün alet olmamış, bugün de ortak olmayacak, nitekim zillete mesafeli tavrını mutlaka koruyacaklardır.

Geldiğimiz bu aşamada 3 Mayıs ruhuna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Türk milliyetçiliğini istismar etmeye, alenen şirret planlarına malzeme yapmaya heves eden kozmopolit, köksüz, kimliksiz ve kötürüm çevrelere inanıyorum ki fırsat verilmeyecektir.”

Paylaşın

Akşener’in “İmralı” İddiasına Bakan Bozdağ’dan Yalanlama

İYİ Parti Lideri Akşener’in “hükümet seçim öncesi ‘İmralı’ya adam gönderip yardım istedi'” açıklamasını yalanlayan Bakan Bozdağ, “Olmayan bir görüşmeyi varmış gibi gösterip algı oluşturmak ahlaki bir yaklaşım değildir” dedi.

Bakan Bozdağ, açıklamasının devamında, “Söylediğimiz çok açık; siz HDP’nin desteklediği, Kandil’in oy verin çağrısı yaptığı adaya destek veriyorsunuz. Yalansa söylesin; ‘İyi Parti’nin desteği yok’ desin.” ifadelerini kullandı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Daha yeni İmralı’ya adam gönderdiler, yardım istediler. Kimin gönderildiğini biliyorum. Siyasetçi olsa adını hemen söylerim. Yargıdan birini gönderdiler” açıklamasına yanıt verdi.

Milliyet yazarı Didem Özel Tümer’e konuşan Bozdağ, şunları kaydetti: “Tamamen yalan söylüyorlar. Yani gidecek bir yargı mensubu böyle bir görüşme yapacak. Bundan Adalet Bakanlığı’nın, devletin, ilgililerin bilgisi olmayacak. Böyle bir görüşme yok. Akşener onu diyeceğine bak Kandil açıklama yapıyor; ‘biz Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz’. İşte Bese Hozat, ‘Kılıçdaroğlu kazanmazsa iç savaş çıkar’ diyor.

HDP Eş Genel başkanları, ‘bir oy bize, bir oy Kılıçdaroğlu’na’ diyor. ‘Terörün, HDP’nin olduğu yerde olmayız, onların desteklediğini desteklemeyiz’ dedi. Şimdi Mithat Sancar, ‘bizim Kılıçdaroğlu’yla hedef birliğimiz var’ diyor. Demek ki Kılıçdaroğlu’yla hedef birliği olanlar sadece altılı masada oturanlar değil. Kandil’in de HDP’nin de var. Buna çıkıp niye bir kelam etmiyor?

Olmayan bir görüşmeyi varmış gibi gösterip algı oluşturmak ahlaki bir yaklaşım değildir. Söylediğimiz çok açık; siz HDP’nin desteklediği, Kandil’in oy verin çağrısı yaptığı adaya destek veriyorsunuz. Yalansa söylesin; ‘İyi Parti’nin desteği yok’ desin.”

Akşener ne demişti?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener iki gün önce yaptığı açıklamada, hükümetin seçim öncesi “İmralı’ya adam gönderip yardım istediğini” öne sürmüştü. Akşener, 28 Mart’ta gerçekleştiğini öne sürülen görüşmeyle ilgili ‘yargıdan biri’nin gittiğini iddia etmişti.

İYİ Parti Lideri Akşener, “Daha yeni İmralı’ya adam gönderdiler, yardım istediler. Kimin gönderildiğini biliyorum. Siyasetçi olsa adını hemen söylerim. Yargıdan birini gönderdiler” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Bakan Çavuşoğlu: Dörtlü Toplantı 10 Mayıs’ta Rusya’da Olabilir

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye, Suriye, İran ve Rusya Dışişleri Bakanları toplantısının 10 Mayıs’ta Moskova’da yapılabileceğini söyledi. Son olarak 4 ülkenin savunma bakanları ve istihbarat başkanları geçen ay Moskova’da biraraya gelmişti.

Tahıl Koridoru Anlaşması konusunda da açıklamalarda bulunan Çavuşoğlu, “Tam bir garanti yok ama uzatılması için ciddi bir çalışma var. Rusya Tarım Bankası’nın tekrardan SWIFT sistemine dahil edilmesi gündemde. Bu banka SWIFT’e dahil edilse bile, Batılı şirketlerin bu bankalarla çalışmaya çok hevesli olmadığını görüyoruz. Genel Sekreter bir Türk bankasının aracı olmasını teklif etti” ifadelerini kullandı.

Ermenistan’la başlatılan normalleşme sürecinde doğrudan uçuşlar, hava sahasının açılması, kargo ticareti başlatılması gibi bazı adımların atıldığını anımsatan Bakan Çavuşoğlu “Nemesis Anıtına” tepki olarak Türkiye’nin Ermenistan uçaklarına hava sahasını kapattığını açıkladı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NTV’de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Çavuşoğlu, “Seçimden önce bakanlar düzeyinde toplantı muhtemel. Bakanlar düzeyinde toplantı 10 Mayıs’ta olabilir” dedi.

“Anayasa Komisyonu kuruldu. Sekiz turda hiçbir şey olmadı. Buradan bir netice almak lazım. Terör örgütleriyle birlikte mücadele etmek lazım” ifadelerini kullanan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Suriye’deki duruma ilişkin şöyle konuştu:

“Bizim Suriye topraklarında gözümüz yok. Diğer taraftan Suriyelilerin gönüllü bir şekilde dönmesinin de kontrol edilmesi gerekiyor. Askerlerin çekilmesi buralar istikrara kavuştuktan sonra olacak. Bu boşluğu terör örgütleri dolduracak. Muhalefet de diyor ki biz buralardan çekileceğiz. Buranın bir terör koridoru olması riski var. Bizim buradan çekilmemiz demek rejimin buraya tam hakimiyet sağlayacağı anlamına gelmez. Biz çekilirsek çok ciddi çatışmalar olur. Bu belirsizlik ortamında Türkiye sınırına çok sayıda göçmen gelir. Muhalefetin sözleri de riskli rejimin Türkiye çekilsin sonra görüşelim yaklaşımı da gerçekçi bir yaklaşım değil.”

Ermenistan’ın başkenti Erivan’da açılan “Nemesis Anıtı” ve Türkiye’nin Ermenistan uçaklarına hava sahasını kapatmasını da değerlendiren Çavuşoğlu, “Benim bunu kabul etmem mümkün değil. Yanıt olarak da Ermenistan uçaklarına hava sahamızı kapattık. Bir tek Ermenistan Meclis Başkanı toplantı için Türkiye’ye gelecek istisnai olarak ona izin verdik. Devam ettirirlerse yeni adımlar atacağız” ifadelerini kullandı.

Çaatışmaların sürdüğü Sudan’daki durumla ilgili de bilgi veren Mevlüt Çavuşoğlu, Sudan’ın başkenti Hartum’daki Türk Büyükelçiliği’nin yoğun çatışmalar nedeniyle geçici olarak Port Sudan’a taşınmasını düşündüklerini söyledi.

Rusya-Ukrayna savaşının ardından imzalanan tahıl koridoru anlaşması hakkında da açıklamalarda bulunan Çavuşoğlu, “Tam bir garanti yok ama uzatılması için ciddi bir çalışma var. Rusya Tarım Bankası’nın tekrardan SWIFT sistemine dahil edilmesi gündemde. Bu banka SWIFT’e dahil edilse bile, Batılı şirketlerin bu bankalarla çalışmaya çok hevesli olmadığını görüyoruz. Genel Sekreter bir Türk bankasının aracı olmasını teklif etti” dedi.

Ne olmuştu?

Suriye ile normalleşme adımları kapsamında Rusya’yı temsilen Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Orta Doğu ve Afrika Ülkeleri Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov, İran’ı temsilen Dışişleri Bakanı Siyasi İşler Danışmanı Ali Asgar Hacı, Suriye hükümetini temsilen de Dışişleri Bakan Yardımcısı Eymen Susan, Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya gelmişti.

İki gün süren görüşmelerin ardından 4 Nisan’da dışişleri bakan yardımcıları düzeyindeki Suriye konulu toplantıda taraflar istişarelere devam edilmesi konusunda mutabık kaldıklarını açıklamıştı. Yapılan açıklamaya göre, taraflar, dışişleri bakanları toplantısının hazırlıklarına ilişkin hususları ele alırken, her ülke tutumunu ve görüşlerini ‘şeffaf ve açık bir şekilde’ dile getirmiş, bu bağlamda, istişarelere devam edilmesinde mutabık kaldıklarını belirtmişti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 10 Nisan’da dörtlü zirveye ilişkin şu açıklamayı yapmıştı: “Yol haritası önceden planlanmıştı. İlk başta Savunma Bakanlıkları ve istihbarat bir araya geldi. Daha sonra Dışişleri Bakanları toplantısı hazırlığını yapmak üzere Dışişleri Bakanlığı yardımcıları düzeyinde bir toplantı gerçekleştirildi.

Önümüzdeki süreçte 4’lü düzeyde Dışişleri Bakanları düzeyinde bir toplantı planlanıyor. Lavrov’un Türkiye ziyaretinde de bunu görüştük. Sayın Cumhurbaşkanımızın kabulünde de yine ele aldık. Mayıs ayı başı gibi bir dönemde gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Ruslardan aldığımız ön bilgiye göre Moskova’da gerçekleşecek.”

Paylaşın

Bloomberg’den Dikkat Çeken Yazı: Erdoğan Ve AK Partili İsimlerde Çaresizlik Havası Var

14 Mayıs Pazar günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, dünya basını da seçimlere ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor.

Son olarak ABD merkezli medya kuruluşu Bloomberg, Türkiye’de 14 Mayıs’a sayılı günler kala seçim süreciyle ilgili bir analiz yayınlandı. “Türkiye’deki seçim Batı’nın hayallerini gerçekleştirmeyecek” imzalı analizde Bloomberg yazarı Bobby Gosh, seçimlerin ardından Batı ile ilişkilerin nasıl şekillenebileceğini değerlendirdi.

“Modası geçmiş söylemler”

“AK Partili Cumhurbaşkanı ve üst düzey isimlerin seçim konuşmalarına bir çaresizlik havası sızmış durumda” ifadelerini kullanan Gosh, şöyle devam etti: “Seçmenleri, kötü yönettikleri ekonomiden uzaklaştırmak ve seçmenlerle bağ kurmak için modası geçmiş söylemleri kullanıyorlar. Mide rahatsızlığı nedeniyle üç günlük bir aradan sonra işbaşı yapan Erdoğan, LGBT topluluğuna sövüyor ve muhalefetin teröristler tarafından desteklendiğini iddia ediyor.”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 14 Mayıs seçimlerine ilişkin ‘darbe’ iddiasına değinen Gosh, söz konusu açıklamaların ‘kabak tadı vermeye başladığını’ yazdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Batı’yı hedef aldığı açıklamalarına da işaret eden Bloomberg yazarı, “Batılı komplolarla ilgili bu tür histerik beyanlar, olası bir yenilgiye karşı bahane niteliğinde” dedi.

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazanması ihtimalini de değerlendiren Gosh, “Batılı liderler Kılıçdaroğlu’na çok fazla bel bağlamamak adına dikkatli olmalılar” ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti: “Batı, Kılıçdaroğlu’nun dış politikada esnek olmasını istiyorsa, Erdoğan’ın Türkiye ekonomisinde yarattığı karmaşayı temizlemesine yardım etmeli. Eğer yardım edemiyorsa da, bu zorlu görevi yerine getirirken sabırlı olmalı.”

“İYİ Parti’nin varlığı, Kürt meselelerinde Kılıçdaroğlu’nu frenleyecektir”

Kılıçdaroğlu’nun da Rusya-Ukrayna savaşında ‘arabulucu’ rolünü üstlenmek istediğini yazan Gosh, “Kılıçdaroğlu’nun büyük bir değişiklik bekleyen Batı’yı hayal kırıklığına uğratacağı bir başka alan da, özellikle IŞİD’e karşı mücadelede Batı’ya yardım eden Kürt gruplarla ilişkilerinde Suriye’dir. Esneklik eğilimi olsa bile, Kılıçdaroğlu’nun ittifakındaki milliyetçi İYİ Parti’nin varlığı, Kürt meselelerinde onu frenleyecektir.”

Paylaşın

Abdullah Öcalan’ın Avukatlarından Açıklama: Seçim Malzemesi Yapılmasın

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, Abdullah Öcalan’ın avukatlarından dikkat çeken yazılı bir açıklama geldi. Yazılı açıklamada, seçim sürecinde siyasetçilerin “Öcalan üzerinden propaganda yarışına girdiğini” savundu.

Açıklamada, Abdullah Öcalan ve yanında tutulan diğer üç mahkumdan 25 Mart 2021’den bu yana hiçbir şekilde haber alınamadığı hatırlatıldı. Açıklamada, mahkumların tutulma koşulları, maruz kaldıkları muamele ve sağlık durumları hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını ifade edildi.

Açıklamada, “İmralı’da bir tecrit sisteminin” işletildiği ve bunun “gerek ruhen gerek bedenen zamana yayılı bir çürütmeyi hedefleyen, tutulma koşullarının işkence oluşturduğu AİHM kararları ve (Strasbourg merkezli Avrupa İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi) CPT raporları ile de teyit edildiği” savunuldu.

Asrın Hukuk Bürosu tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’de 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerin toplumun tüm kesimlerine etki edecek önemde olduğu hatırlatılarak seçim sürecinde siyasilerin, “Öcalan üzerinden propaganda yarışına girdikleri” ileri sürüldü.

Avukatlar, “Öcalan’ın dezenformasyona konu edilmesinin” durumu kamuoyunun bilgisine sunmayı zorunlu kıldığını ifade etti.

Açıklamada, seçim sürecinde oy hesapları adına manipülasyonlara başvurulduğu savunularak, seçimin demokratik bir geleceğe ve barışa hizmet edecek şekilde sonuçlanması beklentisi dile getirildi.

Açıklamada, “Seçim süreci sona yaklaştıkça oy hesapları adına tarafların ciddi bir şekilde manipülasyonlara başvurduğu tarafımızca gözlemlenmektedir. Mutlak tecrit koşullarında tutulan ve 25 aydır kendisinden haber alamadığımız Sn. Öcalan’ın durumunun kabul sınırlarını zorlayan şekilde dezenformasyonlara konu edilmesi, durumun ilk elden muhatapları olan biz avukatları tarafından bazı hususları kamuoyunun bilgisine sunmayı zorunlu kılmıştır” ifadeleri yer aldı.

Asrın Hukuk Bürosu açıklamasında, Abdullah Öcalan ve yanında tutulan diğer üç mahkumdan 25 Mart 2021’den bu yana hiçbir şekilde haber alınamadığı hatırlatıldı. Açıklamada, mahkumların tutulma koşulları, maruz kaldıkları muamele ve sağlık durumları hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını ifade edildi.

Açıklamada, “İmralı’da bir tecrit sisteminin” işletildiği ve bunun “gerek ruhen gerek bedenen zamana yayılı bir çürütmeyi hedefleyen, tutulma koşullarının işkence oluşturduğu AİHM kararları ve (Strasbourg merkezli Avrupa İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi) CPT raporları ile de teyit edildiği” savunuldu.

Kısaca CPT olarak bilinen, Strasbourg merkezli Avrupa İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi 20-29 Eylül 2022 tarihlerinde İmralı’ya gitmiş ve Öcalan’la görüşmüştü.

İmralı’da Öcalan dahil dört mahkumun kendi aralarındaki aktiviteleri ve dış dünyayla temaslarının ele alındığı incelemeler sonucunda bir ön rapor hazırlanarak Türk hükümetine iletildi. Ankara’ dan konuyla ilgili henüz bir yanıt gelmedi. CPT kuralları gereği “gizli” niteliğe sahip bu raporlar, CPT sözleşmesine taraf devletlerin onayı olmadan yayınlanamıyor.

“Hükümet İmralı’ya adam gönderdi”

Öte yandan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener iki gün önce yaptığı açıklamada, hükümetin seçim öncesi “İmralı’ya adam gönderip yardım istediğini” öne sürdü. Akşener, 28 Mart’ta gerçekleştiğini öne sürülen görüşmeyle ilgili ‘yargıdan biri’nin gittiğini iddia etti. Akşener, “Daha yeni İmralı’ya adam gönderdiler, yardım istediler. Kimin gönderildiğini biliyorum. Siyasetçi olsa adını hemen söylerim. Yargıdan birini gönderdiler” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba da 2 Mayıs’ta, Malatya’da İl Koordinasyon Merkezi’nde yaptığı açıklamada, “Öcalan’ı serbest mi bırakacaklar’ gibi saçma sapan, akla hayale gelmeyecek yalanlar söylüyorlar. Bugün Öcalan ile İmralı’da görüşen AKP’nin görevlendirdiği insanlar var. Sayın Akşener, ‘Üst düzey yargı mensupları’ diyor. Biz biliyoruz ki her gün Öcalan ile görüşerek kendilerine oy devşirmeye çalışan bir siyasi iktidar var. Bunlar Öcalan ile hala bugün görüşüyorlar. Öcalan’dan destek almaya çalışıyorlar. Biz, hukuk ne diyorsa onu yapacağız” dedi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da Nisan sonunda Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın PKK lideri Abdullah Öcalan’ın tutuklu bulunduğu İmralı’ya heyet gönderdiği iddialarının kaynakları tarafından doğrulandığını söylemişti.

Paylaşın

Türkiye Basın Özgürlüğünde 180 Ülke Arasında 165. Sırada

Türkiye, 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, 180 ülke arasında 165’inci sırada yer aldı. Endeks hazırlanırken çoğulculuk, medya ortamı ve bağımsızlığı, oto-sansür ve habere yönelik müdahaleler, yasal çerçeve, şeffaflık, altyapı ve ihlallerin de aralarında bulunduğu onlarca parametre dikkate alınıyor.

Endekse göre küresel ölçekte en iyi basın özgürlüğü notunu bu yıl da, konumunu yedi yıldır koruyan Norveç aldı. Norveç’i listede İrlanda ve Danimarka izledi. ABD’nin 45 ve Rusya’nın 164’üncü sıralarda bulunduğu listenin son üç sırasında ise, sırasıyla Vietnam, Çin ve Kuzey Kore yer aldı.

21 yıldır düzenli olarak yayınlanan endeks kapsamında, basın özgürlüğünün durumunu 31 ülkede “vahim”, 42 ülkede “kötü”, 55 ülkede “sorunlu” ve 52 ülkede ise “çok iyi” veya “iyi” olarak sınıflandırılıyor. Türkiye, bu çerçevede, “sorunlu” kategorisinden “vahim” kategorisine gerilemiş bulunuyor.

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü tarafından yayınlanan 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, 180 ülke arasında 165’inci sırada yer aldı.

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle yayınlanan endekste, Türkiye’nin düşük notuna “gazetecilere yönelik baskıya hız verilmesi”, “özellikle Kürt gazetecilere yönelik toplu tutuklamalar” ve “medya özgürlüğünü tehdit eden sosyal faktörler” gerekçe gösterildi.

Aynı endekste 2021’de 153’üncü sırada bulunan Türkiye, 2022 yılındaki endekste ise “gazetecilerin tahliye edilmesi, tutuklama yerine adli kontrole rağbet edilmesi ve ifade özgürlüğü örgütlerinin hak aramada etkili mücadele yürütmesi” gerekçeleriyle 149’uncu sıraya yükselmişti. Ancak 2023’te 16 sıra birden gerileyen Türkiye, endekste en sert gerileme gösteren ülkelerden biri oldu.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında endeksin 99’uncu sırasında bulunan Türkiye, 2016’da 151, 2017’de 155 ve 2018 ve 2019’da ise 157’nci sıraya kadar gerilemişti.

21 yıldır düzenli olarak yayınlanan endeks kapsamında, basın özgürlüğünün durumunu 31 ülkede “vahim”, 42 ülkede “kötü”, 55 ülkede “sorunlu” ve 52 ülkede ise “çok iyi” veya “iyi” olarak sınıflandırılıyor. Türkiye, bu çerçevede, “sorunlu” kategorisinden “vahim” kategorisine gerilemiş bulunuyor.

Gazetecilik mesleğinin ülkelerin yalnızca yüzde 30’unda “tatmin edici” biçimde yapılabildiğini kaydeden endekse göre, ülkelerin yüzde 70’inde ise gazetecilik “güçlükle” icra edilebiliyor.

Türkiye, Kuzey Kore’ye yakın

Endekse göre küresel ölçekte en iyi basın özgürlüğü notunu bu yıl da, konumunu yedi yıldır koruyan Norveç aldı. Norveç’i listede İrlanda ve Danimarka izledi. Sıralamada gazeteci Peter de Vries’in cinayete kurban gitmesi nedeniyle geçen yıl ciddi biçimde gerileyen Hollanda, bu yıl 22 sıra yükselerek 6’ncı sırada yer aldı.

ABD’nin 45 ve Rusya’nın 164’üncü sıralarda bulunduğu listenin son üç sırasında ise, sırasıyla Vietnam, Çin ve Kuzey Kore yer aldı.

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, endekse ilişkin yaptığı açıklamada, listedeki istikrarsızlığa dikkat çekti.

Deloire, “Endeks, istikrarsızlıklarla birlikte önemli oynaklıkların yaşandığını doğruluyor. Sıralamadaki önemli ilerleme ve gerilemeler, örneğin Brezilya’nın 18 sıra yükselmesi veya Senegal’in 31 sıra gerilemesi, söz konusu beklenmedik değişiklikleri gösteriyor.

Bu istikrarsızlığa, birçok ülke yönetimlerinde artan agresif tutum ve gazetecilere yönelik sosyal ağlar ve fiziki alanda gözlenen düşmanlık neden oluyor. Söz konusu savrulma, habere şekil veren, dezenformasyon yayan veya buna araç sağlayan görüntü endüstrisindeki gelişmelerin bir sonucu olarak da görülebilir” diye konuştu.

Endeks hazırlanırken çoğulculuk, medya ortamı ve bağımsızlığı, oto-sansür ve habere yönelik müdahaleler, yasal çerçeve, şeffaflık, altyapı ve ihlallerin de aralarında bulunduğu onlarca parametre dikkate alınıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

HDP’li Buldan: Halkların Gücüyle Bir Kez Daha Tarih Yazacağız

Kocaeli’nde halka seslenen HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Tayyip Bey iki gün önce bir şeyin daha reklamını yaptı. Savaş uçaklarının reklamını yaptı: “O savaş uçaklarından bombalar yağacak” diyor. Yahu ayıptır, yazıktır, günahtır. Türkiye halklarının bombalara ihtiyacı yok. Türkiye halkların savaşa ihtiyacı yok” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Barış politikaları varken, insanlara sevgi, huzur vermeniz gerekirken, bu ülkeyi güllük gülistanlık yapacağız demeniz gerekirken, bu ülkeye aldığınız savaş uçaklarının reklamını yapıyorsunuz. Kocaeli halkı niye savaş uçağı istesin, Kocaeli halkının bombalara ihtiyacı yok. Artık Tayyip’in dediği hiçbir şeyi duymayın, görmeyin. Şimdi kaç gündür bir şeye takmış. Neye takmış? Selo’ya takmış. Yatıyor kalkıyor, ben iktidarda olduğum sürece Selo cezaevinden çıkamayacak diyor. Yahu sen 14 Mayıs’ta sandıktan çıkmayacaksın ama Selahattin de, Figen de, Gültan da, Sebahat da, Ayla da o cezaevinden çıkacaklar”

Buldan, konuşmasının devamında, “Halkımızın gücüyle seçimlerde elde ettiğimiz başarıyla çıkacaklar, sen sandıkta kalacaksın. Bu ülkeyi bu hale getiren tek adam olarak tarihe geçeceksin. Biz mücadele verişimizle, halkların gücüyle bir kez daha tarih yazacağız. Siz kapattınız, biz büyüdük. Engellediniz büyüdük, kaç partimizi kapattınız, siyaset dışı kaldık mı? Hayır! HADEP’i kapattınız DEHAP ile geldik. Onu kapattınız BDP ile geldik. HDP kapatma davasını açtınız, Yeşil Sol ile geldik. Demokrasilerde alternatifler çok.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan; HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve milletvekili adaylarının da katıldığı Kocaeli mitinginde konuştu. Buldan, şunları söyledi:

“Merhaba sevgili halkımız, sevgili Kocaeli halkı, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum hoş geldiniz. Bugün burada olmaktan büyük bir onur duyuyorum. İyi ki varsınız, iyi ki buradasınız. Hepinize teşekkür ediyorum. Hemen yanı başımızdaki Kandıra Cezaevi’ndeki sevgili Figen Yüksekdağ’a, Gültan Kışanak’a, Nurhayat Altun’a, Edibe Şahin’e ve bütün kadın arkadaşlarımıza sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.

Sizlerin bu coşkusunun, bu kararlı duruşunuzun ve bu moralli birlikteliğinizin 14 Mayıs tarihinde yapılacak seçimlerde de aynı coşkuyla, moral ve kararlılıkla  sandıklara yansıyacağından hiçbir şüphemiz yok. Kocaeli halkına bu konuda güveniyoruz. Vekil adaylarımızı arkadaşlarımız tanıttı. Çalışkan vekil adaylarınız var, bu konuda çok şanslısınız. Ömer Faruk Gergerlioğlu arkadaşımız 5 yıllık süreçte temsilciniz olarak parlamentoda görev aldığı günden bugüne kadar sizin sesiniz sözünüz oldu.

Sadece Kocaeli halkının değil, tüm Türkiye halkının, ezilenlerin, yok sayıların inkar edilenlerin sesi  ve sözü oldu. Ama Kocaeli’ye bir milletvekil yetmez, sizin daha çok temsilciye ihtiyacınız var. Arzu arkadaşımız ve diğer arkadaşlarımızı da, Kocaeli’nden çok sayıda temsilcimizin Meclis’e gitmesi gerekiyor. Bu konuda kararlı mıyız? Bir den fazla vekil gönderecek miyiz? Teşekkür ederim, ben de size inanıyorum.

“14 Mayıs’ta Yeşil Sol’un altına mührü vurun”

Kocaeli bugün çok renkli. Aramızda Migros işçileri var. Yalnız değiller, bütün işçi yoldaşlarımızla beraberiz. Türkiye genelinde 60 bine yakın Migros işçisi olduğu söyleniyor, Migros ve direnen bütün işçilerin yanındayız. Mücadelemizi onlarla birlikte veriyoruz, büyütüyoruz. Şimdi Yeşil Sol Parti, bugün Türkiye siyasi arenasında belki çok fazla bilinmeyen ama bu dönem, bu süreç içerisinde HDP’nin yerine HDP milletvekillerinin Yeşil Sol listesinde girdiği yeni bir dönem. Yeşil Sol’u herkes soruyor, niye Yeşil Sol diyorlar. Çünkü AKP ve MHP’nin HDP’ye kurduğu kumpas davaları sonucu bizler sizleri temsilcisiz, seçeneksiz bırakmamak için, seçimlerde alternatifsiz bırakmamak için milletvekillerinin sıralamasını yaptık ve başvurumuz yaptık. 14 Mayıs tarihinde bütün halkımız Yeşil Sol’un altına mührünü vuracak.

Elinize oy pusulasını aldığınızda direkt ağacı görün, başka partilere hiç bakmayın, ağacın altına mührünüzü vurun ki bunlar gitsin. Bunlar gitsin diye bizler Yeşil Sol’u Türkiye’nin her yerinde büyüteceğiz ve birinci parti haline geleceğiz. AKP-MHP iktidarını bir tabela partisi haline getirmek boynumuzun borcudur, size söz veriyoruz. Şimdi Kocaeli’nde yaşayan halkımızın elbette ki bir çok sorunu var, gece evine ekmek götürümeyen, çocuğu başını yastığa koyan, okula aç gitmek zorunda kalan, kadınların artık markete ve pazara gidemediği, alışveriş yapamadığı ve birçok sıkıntının yaşandığı ve sadece Kocaeli’nde değil, Türkiye’nin her yerinde yaşanan en büyük sorunlardan bir tanesi.

AKP’nin sizin evinize ekmek götüremediğinizden haberi yok. Çünkü onların geçim derdi yok. Onlar saraylarda kendi yandaşlarına hangi ihaleyi verebilirim, hangi talanı yaptırabilirim diye hesaplar yapıyorlar. Kocaeli halkının ne yaşadığını bilmezler, kadınlar ve gençlerin ne yaşadığından, işsiz kaldığından haberleri yok. Çünkü onların tek derdi kendi yandaşları ve çeteleridir. O yüzden onlara büyük bir ders vereceğiz. Bugün Kocaeli’nde gördüğümüz manzara işçisi, emekçisi, kadını ve genciyle herkes artık AKP’nin gitmesine ve bir tabela partisine dönmesine çoktan karar vermiş bile.

“Halkın, geçim derdinden haberi olmayan iktidara cevabı 14 Mayıs’ta olacak”

Bu ülkeyi 21 yıldır yönetiyorlar. Şimdi verdikleri vaatleri, söylediklerini duyduğumuzda zannedilir ki muhalefetteler, ülkeyi biz yönettik. İlk defa iktidara gelecekmiş gibi yeni yeni sözler veriyorlar. Ama artık Türkiye halklarının yalanlara karınları tok. Hiç kimse verdikleri sözlere kulak asmıyor. Milletin, vatandaşın geçim derdinden, yoksulluktan, sefaletten haberi olmayan bu iktidara cevabı elbette 14 Mayıs tarihinde olacak. Bugün Türkiye halklarının açlıkla ve sefaletle mücadele ettiğini görüyoruz.

Onların TOGG dediği arabaları almaya vatandaşın gücü yetiyor mu? Yetmiyor. Patates soğan diyoruz, onlar “Biz TOGG diyoruz, onlar patates soğan” diyorlar. Ellbette ki patates soğan diyeceğiz çünkü insanların evinde tencereler kaynamıyor. İnsanların elinde TOGG alacak paraları yok. Onlar Saray’dan bütün ülkeyi toz pembe gördükleri için, herkesin aynı standartlarda yaşadıklarına inandıkları için insanlara vaatleri de yalandan başka bir şey değil.

Kaybedeceklerini anladılar, farklı farklı yöntemlere başvuruyorlar. Birçok yerde provokasyona girişiyorlar. Biz asla provokasyonlara gelmeyeceğiz, seçim günü dahil hiçbir oyuna mahal vermeyeceğiz. Onlar bu oyunu bozmak isteyebilirler. Görüyorlar, her yerde büyük bir birlik beraberlik var ve bundan büyük bir rahatsızlık duyuyorlar. Duysunlar çünkü onları göndereceğiz, onları tarihin çöplüğüne göndereceğiz. Elbette ki kazanacağız, onlar kazanmak için yalan söylemeye başladılar. Şimdi övündükleri tek şey duble yollar, ülkede yapmış oldukları duble yollar. Oysa yolsuzluğun da duble yolunu yaptılar, hırsızlığın duble yolunu yaptılar.

Bütün bunları yaparken de 2023 seçimlerinde bir kez daha iktidara gelmek için eskiden yaptıkları şeyleri yeni yeni gündeme getirmeye çalışıyorlar. İstediğiniz kadar yalan söyleyin, vaatler verin. Türkiye kararını verdi. İşsizi de, çiftçisi de, kadını da, genci de, Kocaeli de, Hakkari de, Van da, İzmir de, İstanbul da, herkes kararını verdi; sizi gönderecek! Operasyonlar yapıyorlar, bizi zayıflatmayı hesaplıyorlar kendilerince zannediyorlar ki Yeşil Sol’dan ya da HDP’den 10-20 kişiyi cezaevine göndersek bu parti ayaksız, başsız kalır ve çalışamazlar. Biz bir gider bin geliriz, milyonlar olarak geliriz.

Gözaltına alınan arkadaşlarımın yerine milyonlarca insan gönüllü olarak gelir, çalışır. Ankara mitingine baktık, Tayyip’in bütün memurlara ve çalışan personellerine katılma zorunluluğunun olduğu mesajları gönderdiklerini gördük. Ama bizim mitinglerimize sizler hiçbir mesaj atılmadan, yüreğinizle, sevginizle, mücadelenizle, bağlılığınızla geliyorsunuz. İşte aramızdaki fark bu. Yeşil Sol ile AKP arasındaki fark budur. Biz hiç kimseyi mitingimize zorla getirmeyiz, mesaj atmayız. İnsanlar keyfine göre gelir eş başkanları dinler, gider sandıkta gereğini yapar, Yeşil Sol’un altına mührünü vurur.

Meclis seçimleri çok önemli. Biz Türkiye genelinde 100 milletvekili hedefledik. Bu 100 vekil sizlerin temsilcisi olarak parlamentoya girecek ve anahtar rol üstlenecek. Şimdiye kadar HDP milletvekilleri Meclis’te Türkiye halklarının sesi oldu. Alevi’nin, Süryani’nin, Ermeni’nin, kadının, gencin sesi ve sözü oldu. Şimdi 100 milletvekiliyle anahtar bir parti olma hedefiyle parlamentoya gidiyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçiminde faşizmi geriletmek için oy kullanacağız. Cumhurbaşkanlığı seçiminde vereceğiniz oy faşizmi geriletmek için olacak. Ya aydınlığı ya karanlığı, ya demokrasiyi seçeceğiz ya faşizmi, ya savaş politikalarından yana ya da barış politikalarından yana oy kullanacağız. Ben inanıyorum ki, halkımız demokrasiye, adalete, huzura güvene olan ihtiyacından dolayı aydınlığı ve demokrasiyi seçecek.

“Halkların gücüyle bir kez daha tarih yazacağız”

Tayyip Bey iki gün önce bir şeyin daha reklamını yaptı. Savaş uçaklarının reklamını yaptı: “O savaş uçaklarından bombalar yağacak” diyor. Yahu ayıptır, yazıktır, günahtır. Türkiye halklarının bombalara ihtiyacı yok. Türkiye halkların savaşa ihtiyacı yok. Barış politikaları varken, insanlara sevgi, huzur vermeniz gerekirken, bu ülkeyi güllük gülistanlık yapacağız demeniz gerekirken, bu ülkeye aldığınız savaş uçaklarının reklamını yapıyorsunuz. Kocaeli halkı niye savaş uçağı istesin, Kocaeli halkının bombalara ihtiyacı yok. Artık Tayyip’in dediği hiçbir şeyi duymayın, görmeyin. Şimdi kaç gündür bir şeye takmış.

Neye takmış? Selo’ya takmış. Yatıyor kalkıyor, ben iktidarda olduğum sürece Selo cezaevinden çıkamayacak diyor. Yahu sen 14 Mayıs’ta sandıktan çıkmayacaksın ama Selahattin de, Figen de, Gültan da, Sebahat da, Ayla da o cezaevinden çıkacaklar. Halkımızın gücüyle seçimlerde elde ettiğimiz başarıyla çıkacaklar, sen sandıkta kalacaksın. Bu ülkeyi bu hale getiren tek adam olarak tarihe geçeceksin. Biz mücadele verişimizle, halkların gücüyle bir kez daha tarih yazacağız. Siz kapattınız, biz büyüdük. Engellediniz büyüdük, kaç partimizi kapattınız, siyaset dışı kaldık mı? Hayır! HADEP’i kapattınız DEHAP ile geldik. Onu kapattınız BDP ile geldik. HDP kapatma davasını açtınız, Yeşil Sol ile geldik. Demokrasilerde alternatifler çok.

Bir kez daha 14 Mayıs tarihinin ve ondan sonraki günlerin ülkede huzurlu ve güvenli, refah içinde herkesin birbirine kardeşçe sevgiyle baktığı, birbirinin elini tuttuğu bir Türkiye’yi 14 Mayıs’tan itibaren bizler gerçekleştireceğiz. Bu güzel günleri görebilmek için 14 Mayıs tarihine kadar da gece gündüz çalışacağız. Kocaeli halkına güvenimiz sonsuz, biliyoruz ki Kocaeli halkı önemli bir tercih yapacak ve Yeşil Sol Parti’yi Kocaeli’de birinci parti haline getirecek. Hepinizin yolu açık olsun. Mutlaka kazanacağız, başaracağız. An serkeftin an serkeftin, an azadî an azadî.”

Paylaşın