İYİ Parti İle MHP Arasında 3. Yol Polemiği: Akşener’le Görüştüm

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti’ye 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler için çağrı yaparak “Çağırdık dönmediniz yuvaya, yerel iktidarda komşu olalım ülke hayrına” ifadelerini kullanmış ve sonrasında karşılıklı açıklamalar gelmişti.

Karşılıklı açıklamalar, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Tolga Akalın’ın, “Komşuluk yetmez, yeni bir yol arkadaşlığına ihtiyacımız var” açıklamasıyla yeni bir boyut kazanmıştı.

Bahçeli’nin çıkışına “Üçüncü yol” çağrısı yapan Akalın, son olarak, çağrıdan önce İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile konuştuğunu söyledi.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Akalın, Halk TV’de Şule Aydın ile Kayda Geçsin’in konuğu oldu. Gazeteciler Timur Soykan ve Murat Ağırel’in sorularını yanıtlayan Akalın, “Parti içerisinden “Üçüncü Yol” çağrısına yanıt veren oldu mu?” sorusuna, “Tabanın bu çağrıya çok olumlu bir bakışı olduğunu biliyorum” yanıtını verdi.

“Akşener’in bu çağrıdan haberi var mıydı?” sorusuna da yanıt veren Akalın, “30 yıldır siyaset yapıyorum ben. Konuştuk” dedi.

MHP ile birlikte yerel seçimde ittifak yapılır mı sorusuna yanıt veren Akalın, “Bizim Türkiye’ye üçüncü bir yol açmamız gerekiyor. Türk milliyetçilerinin 21. yüzyılda onu kuran fikrin sahiplerinin onu yeniden yönetmesi idealine de canı gönülden inanıyorum” dedi.

AKP ve MHP’nin ittifakına ilişkin 15 Temmuz Darbe Girişimini anımsatarak konuşan Akalın, “Darbe teşebbüsü çok büyük bir hadiseydi. Bunu bazıları ucuzlaştırmaya çalıştılar. Tahmin ediyorum, böyle bir tavır göstermelerinin sebebi -onlar da Türk milliyetçisi insanlar- orada bir başka ağır durum söz konusu olduğu için böyle bir yorum yaptılar diyorum. Ben böyle yapmam o ayrı mesele. O günün koşullarında böyle bir yorum yapmış olabilirler ama bugün o koşullar değişti” dedi.

Akşener’in beklenen “26 Ağustos” açıklamasına ilişkin de konuşan Akalın, “Temel koordinatlarını verecektir sayın genel başkanımız. Somutlaştırılması Ekim ayını bulacaktır” dedi.

Ne olmuştu?

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Tolga Akalın, Twitter hesabından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “komşuluk” çağrısına cevap vererek, “Komşuluk yetmez, yeni bir yol arkadaşlığına ihtiyacımız var” demişti.

Akalın sözlerine şöyle devam etmişti: “Diğer yandan tüm ömrünü bir davaya vakfetmiş ve hayatta tek arzusu Türk milliyetçiliğinin iktidarını görmek olan milliyetçi/ülkücü harekete de bir iktidar borcumuz var. Türk milliyetçilerinin iktidarı ise ancak yeni bir ‘Türk Çağı’nı başlatacağımız, üçüncü yolu açmaktan geçmektedir. İnanıyorum ki bu çağrı milletimizin ekseriyetinde de büyük karşılık bulacaktır.”

Akalın’ın sözlerine MHP cephesinden gelen yanıtta ise MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, açıklamasında, “Son seçimlerde seçmen kitlesinin genel temayülü analiz edildiğinde ortaya çıkmıştır ki Türk milliyetçiliği ülküsü; açıktan bölücülük yapanlar hariç olmak üzere, bütün siyasi partilerin yönelimini, bütün kesimlerin rengini ve eğilimini tayin etmektedir.

Yalnız Türkiye’de değil, dünyada da giderek yükselen bir değer konumundaki milliyetçilik; Türkiye’nin iç dinamikleri kadar, uluslararası ilişkiler bağlamındaki bölgesel ve küresel hamlelerine de istikamet vermektedir” ifadesini kullanmıştı.

“Türkiye’de öteden beri politik gündemin belirleyici ve sürükleyici unsuru olarak öne çıkan milliyetçilik, şu sıralarda, içine düştükleri siyaset çıkmazında bocalayan kimi çevrelerce 3. yol olarak gösterilmeye çalışılmaktadır” sözleriye İYİ Parti’ye göndermede bulunmuştu.

Paylaşın

CHP’den Ali Babacan Açıklaması: Çok Aldırmamak Lazım

DEVA Partisi Lideri Ali Babacan’ın “CHP tek başına seçim kazanamaz” şeklindeki sözlerin yanıt veren CHP’li Gökhan Günaydın, “Yüzde 2‘lik olup olmadığı belli olmayan insanların atıp tutmalarına çok aldırmamak lazım” dedi ve ekledi:

“Sandık sonuçlarını bilemiyoruz. Sandık çıkış anketlerini biliyoruz ama onları da kimse mahcup olmasın diye söylemiyoruz. ‘Tek başınıza seçim mi kazanabilirsiniz?’ sorusuna ‘Kazanacağımız yerler var, kazanamayacağımız yerler var’ şeklinde cevap veririz. Peki aynı soruyu biz sorsak yanıtı var mı bu sorunun?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın “CHP tek başına seçim kazanamaz” şeklindeki sözlerin yanıt verdi.

Halk TV’deki ‘Kayda Geçsin’ programında gazeteciler Şule Aydın, Timur Soykan ve Murat Ağırel’in sorularını yanıtlayan Günaydın, DEVA Partisi lideri Babacan’ı CHP’ye ilişkin sözleri nedeniyle isim vermeden eleştirdi.

Günaydın, “Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi, belki İYİ Parti onlara katılır katılmaz bilmem, belki Demokrat Parti… Onlar milletvekilliği seçimlerinde kendi aralarında bir ittifakla girselerdi de, cumhurbaşkanlığı seçiminde tıpkı İYİ Parti’nin yaptığı gibi tek adaya ortak oy verselerdi, kim kaybederdi?” ifadelerini kullandı.

“Yüzde 2‘lik olup olmadığı belli olmayan insanların atıp tutmalarına çok aldırmamak lazım” diyen Günaydın, sözlerine şöyle devam etti:

“Sandık sonuçlarını bilemiyoruz. Sandık çıkış anketlerini biliyoruz ama onları da kimse mahcup olmasın diye söylemiyoruz. ‘Tek başınıza seçim mi kazanabilirsiniz?’ sorusuna ‘Kazanacağımız yerler var, kazanamayacağımız yerler var’ şeklinde cevap veririz. Peki aynı soruyu biz sorsak yanıtı var mı bu sorunun?”

Ali Babacan ne demişti?

Mayıs ayında yapılan seçimlerde CHP listelerinden 15 milletvekilini Meclis’e sokan DEVA Partisi’nin lideri Ali Babacan, geçen günlerde konuk olduğu Habertürk yayınında CHP’ye yönelik eleştirel değerlendirmelerde bulunmuştu.

“Özellikle seçim kaybedildikten sonra CHP’yi destekleyen medya, köşe yazarları, yorumcular biz ve diğer partiler için şiddetli bir şekilde ‘CHP bunları niye taşıdı, CHP bunlarla niye beraber oldu, niye bu kadar milletvekili verdi’ dediler” diyen Babacan, şu yorumu dile getirmişti:

“Bu sesi çok çıkanlara soruyorum: CHP’nin kendi başına bugün herhangi bir seçime girip Türkiye genelinde, Türkiye’nin tümü için kazanması mümkün mü? Ya siz hayal mi görüyorsunuz? Bu ülke öyle bir ülke mi? Bu ülkede ekseriyetin durduğu bir yer var.

AK Parti’ye oy veren seçmen şu anda ‘Allah bizi korumuş’ diyor. ‘Demek ki o zihniyet duruyor. Erdoğan’a karşı çıkıp parti kurmuş Ali Babacan’a bunu söyleyenler, CHP’nin içinde olduğu ittifak kazanırsa bize neler neler yaparlar diye düşünüyor AK Partili seçmen. İnanın bu dar ideolojik bakış olduğu sürece iflah olmaz.”

Paylaşın

Eski İYİ Partili Çıray, Akşener’in Altılı Masaya Nasıl Döndüğünü İlk Defa Açıkladı

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerin üzerinden 3 aya yakın bir süre geçmiş olsa da, İYİ Parti, CHP, Gelecek Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan Millet İttifakı veya Altılı Masa seçimi neden kaybetti tartışmaları devam ediyor. 

Tartışma başlıklarından biri de, Meral Akşener’in Altılı Masa’dan kakıp tekrar geri dönüşünün seçmen üzerindeki etkisi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Altılı Masa’da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için hemfikir olunduğunda Masa’dan kalmış, oldukça sert bir basın toplantısıyla kararını duyurmuştu.

Ardından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı yardımcısı adayı gösterildiği formülle Masa’ya geri dönmüştü.

Eski İYİ Parti Milletvekili Aytun Çıray, sosyal medya hesabından, Meral Akşener’in Maya’ya nasıl döndüğünü ilk kez açıkladı.

Çıray, “Bürokrasi yıllarından bu yana tanıdığım dürüst ‘arkadaşım’ Kemal Kılıçdaroğlu seçim sonuçlarının tek hedefi haline getirildi. Herkes elini yıkayıp sıvışırken ‘Asalım şu Kılıçdaroğlu’nu!’ demedikleri kaldı” ifadelerine yer verdiği açıklamasında krizin perde arkasını şöyle anlattı:

“Birinci sıradan kontenjan milletvekili yapılan İYİ Parti’li, Gürkan Hacir’in “Taksim Meydanı” programında.. “Meral Hanım’a dua edin” diye başlayarak.. “O masadan kalkmasaydı ve cumhurbaşkanı adayı olmasını istediği belediye başkanlarını -cumhurbaşkanı yardımcısı olacak şekilde- o karenin içine koymasaydı -Kemal Kılıçdaroğlu- %48 de oy alamazdı” mealinde bir açıklama yapınca.. Yaşadıklarımı yazmam artık millete ve tarihe karşı zorunlu bir görev oldu diye düşündüm.

Hatırlayalım… 3 mart 2023 tarihinde Akşener, hepimize büyük sürpriz olan “Altılı Masa”dan kalkarken konuşmasını şöyle tamamlamıştı: “Dün nihayet ortak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağını tartıştık. 5 siyasi parti tek bir ismi dile getirerek Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığına ‘evet’ dedi. Biz iki ismi beyan ettik, Mansur Yavaş ile Ekrem İmamoğlu’ydu. Yenilgi yenilgi büyüyen küçük hesaplar 85 milyonun kutlu zaferine tercih edilmiştir. Şahsi hırslar Türkiye’ye tercih edildi. Üzülerek söylüyorum ki dün itibarıyla 6’lı masa artık millet iradesini kararlarına yansıtma kabiliyetini kaybetmiştir. Ne kumar masasında ne de noter masasında olmayacağız.”

Ama aynı gün Ekrem İmamoğlu da bir açıklama yapmış ve “Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı diye bir mesele yok ki… Her CHP’linin adayı genel başkanıdır. Benim de adayım Genel Başkan’dır.” demişti. Yani İmamoğlu, Akşener’in “kazanacak aday”ı aday olmadığını, Kılıçdaroğlu’nu desteklediğini açıklayarak Akşener’i tekzip ediyordu. Mansur Yavaş ise 1 martta yaptığı söyleşide: “Kılıçdaroğlu ve Akşener’in iradesi dışında hiçbir harekete girmem” demişti. Eh Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin iradesi belli olduğuna göre Yavaş da aday değildi. Masa’da aday gösterdiğini söyledikleri Başkanlar, “biz aday değiliz” dediklerine göre Meral Hanım onları neye dayanarak aday göstermişti? Esasen Masa’yı dağıtmasının anlamı neydi? Bu hamle kime yarıyordu?

Bütün bu soruların cevapları elbette ortaya çıkacaktır. Ancak “Taksim Meydanı” programı göstermiştir ki… Bu cevapları ortaya çıkaracaklar için doğru bilgiler gerekiyor. Bu nedenle Meral Hanım’ın tekrar Masa’ya oturmasını sağlayan sürecin.. Ve Belediye Başkanlarının kim tarafından, neden ve nasıl “cumhurbaşkanı yardımcıları” olmalarına karar verildiğinin doğru bilinmesi gerekiyor.

(Anlatacaklarım saat saat belgelidir.) O günlerde Akşener’in Başdanışmanları olarak ben, Turhan Çömez, Ahmet Fakıbaba ve Birol Aydemir sürekli durumu izleyip irtibat halinde oluyorduk. 4 Mart akşamı Turhan Bey beni arayarak durumun vahim olduğunu ve buluşmamız gerektiğini söyledi. “Masa’ya tekrar otuması için Meral Hanım’ı ikna edecek biriyle ertesi sabah buluşacağını” da anlattı. O akşam dördümüz 5 mart öğle saatlerinde Atakule’de buluşmaya karar verdik. Buluştuk. Saatlerce konuştuk. Birol Bey, güvenilir anket firmalarının sahipleri ile konuşmalarını ve kendi hesaplamalarını anlatarak durumun vahim olduğunu matematiksel olarak ortaya koydu. Turhan Bey’e “sorunu çözerim” diyen kişi ise benim de tanıdığım biriydi ve etkisi olamazdı, nitekim olamadı.

O gün sabah bana gelen bir ankete göre İYİ Parti % 6,4’e düşmüştü. Kendi yaptırdığım ankette ise İzmir’de İYİ Parti oyları % 6,8 idi. Bu Türkiye anketini de doğrulamaktaydı. “Eyvah!” dedim ve sabah Kılıçdaroğlu’nun güvendiği.. 3 marttan itibaren de istişarelerde bulunduğumuz Erdoğan Toprak’ı aradım.. “Sayın Bakanım” dedim, “durum tahminimizden fazla vahamet arz ediyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nu bilgilendirinde bir araya gelelim.” İstanbul’daymış… “Hemen yola çıkıyorum” dedi.

Arkadaşlar Atakule’de beklerlerken öğleden sonra TBMM’deki odamda Toprak’la buluştuk. Meral Hanım’ı onore ederek masaya oturtacak bir formül gerekiyordu. O öneri Erdoğan Toprak’tan, yani CHP’den geldi: “Kemal Bey, Akşener’in aday yapmak istediği belediye başkanlarını cumhurbaşkanı yardımcısı yapacağını açıklasın ve bunu da İYİ Parti önermiş olsun.” “Tamam” dedim, “ben şimdi Sayın Akşener’e bu teklifi götüreyim. Daha sonra tekrar bir araya geliriz.”

Şahit olması için Turhan Çömez’i de alarak Akşener’e gittim. Bilge Yılmaz da oradaydı. Olduğu gibi anlattım. Çömez’le birlikte neden tekrar Masa’ya dönülmesi gerektiği konusunda görüşlerimizi de ilettik. Akşener, “Bilge tekrar masaya oturmaya karşı; ama bu öneri değerlendirmeye değer,” dedi.

Tekrar Meclis’te buluştuğumuz Toprak’a Meral Hanım’ın sözlerini ilettim. “Yumuşama var, artık Kemal Bey doğrudan devreye girmeli” dedim. “Tamam” dedi, Erdoğan Bey, “zaten İstanbul’dan Ekrem Bey’i de çağırdı.” Sonra süreci çok geç saatler kadar izledim.

“Herkes elini yıkayıp sıvışırken ‘Asalım şu Kılıçdaroğlu’nu!’ demedikleri kaldı”

Değerli okurlar.. Kulislerde söz edilse de.. Bu konuda ne ben ne Erdoğan Bey bu güne kadar konuştuk. Terbiyemiz elvermezdi. Ancak bürokrasi yıllarından bu yana tanıdığım dürüst “arkadaşım” Kemal Kılıçdaroğlu seçim sonuçlarının tek hedefi haline getirildi.. Herkes elini yıkayıp sıvışırken “Asalım şu Kılıçdaroğlu’nu!” demedikleri kaldı. Bir de.. Dönemin tarihini yazacak olanlara doğru bilgiler ulaşsın istedim.

Yaptıklarım ve yazdıklarım bir kısmınızın hoşunuza gitmeyebilir.. Zaten “devlet!”in bazı mahfillerinde hoş karşılanmamış olmalı ki.. Birincisinde başarılamayan tasfiye operasyonunun ikincisi ile karşılaştım. Vatan sağolsun!”

Paylaşın

HDP Ve YSP’nin “Yerel Seçimler” Stratejisi Netleşmeye Başladı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve seçimlere çatısı altında girdiği Yeşil Sol Parti (YSP) yaklaşan yerel seçimler için teknik çalışmalarına başlamış olsa da seçime ilişkin siyasi tartışmaların kongre sonrasında başlayacağı ifade ediliyor. Ancak parti yöneticileri halk buluşmalarında yerel seçimlere ilişkin aldıkları iki net mesaj olduğunu ifade ediyor.

Bunlardan ilki kayyım atanan belediyelerin yeniden kazanılması, tekrar kayyım atanması riskine rağmen bir saatliğine bile olsa yerellerde seçimin kazanılması ve gerekli siyasi mesajın verilmesi. İkincisi ise 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde olduğu gibi şeffaf olmayan, koşulsuz bir ittifakın kurulmaması. HDP yöneticileri halk buluşmalarında aldıkları bu mesajların hayata geçeceği bir yerel seçim stratejisi örüleceğini ifade ediyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşil Sol Parti (YSP), şu günlerde yaklaşan kongrelere yoğunlaşmış durumda. HDP 27 Ağustos’ta olağanüstü kongresini gerçekleştirerek çalışmalarını Yeşil Sol Parti’ye devredecek. Kapatma riskine karşı atılacak bu adım sonrasında HDP’nin kurumsal kimliği korunacak ancak çalışmaları askıya alınacak. Yeşil Sol Parti ise eylül ayında gerçekleşecek kongre ile HDP’den çalışmaları devralacak, ismi, tüzüğü ve eş genel başkanları değişecek.

Yeşil Sol Parti’nin kongresinden önce kongrede onaylanacak kararların alınacağı konferanslar gerçekleşecek. Kadın konferansı 7-8 Eylül, karma konferans 9-10 Eylül tarihlerinde Ankara’da yapılacak. Yaz boyunca gerçekleşen halk buluşmaları ve çalıştaylarda gelen eleştiri ve öneriler doğrultusunda hazırlanan raporlar bu konferanslarda tartışılarak karar önerilerine dönüştürülecek. Partinin isim değişikliğini de kapsayan tüzük değişiklikleri bu karar önerileri aracılığıyla kongreye taşınacak ve kongrede onaylanacak.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘ın haberine göre; Partinin ismi konusundaki müzakereler de sürüyor. Yaz boyunca yapılan toplantılarda alınan isim önerileri arasından seçilen isim alternatifleri kurulacak teknik tüzük ve isim komisyonunca değerlendirilerek konferansta tartışmaya açılacak. Alınacak karar önerisi kongrenin onayına sunulacak. Örgütlerden ve seçmenden HDP ve öncülü siyasi partilerin isimlerini çağrıştıran, Türkiye sol ve sosyalist hareketlerine de uzak olmayan isimlerin tercih edilmesi önerisi geldiği belirtilirken Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, Halkların Eşitlik Partisi, Demokratik Halklar Partisi gibi isimlerin tartışıldığı öğrenildi.

Kongrede bu kararların onaylanmasının yanı sıra parti meclisi ve eş genel başkan seçimi de yapılacak. Blok liste ile gidilmesine kesin gözüyle bakılan kongrede çok adaylı bir eş genel başkanlık yarışının olması beklenmiyor. Partinin siyasi teamüllerine göre eş genel başkan adayları il, ilçe örgütlerinden, parti kurullarından ve seçmenlerden gelen öneriler arasından seçilecek. Aday olarak önerilen isimler kurulacak geniş bir komisyon tarafından yapılacak değerlendirme sonucu tam mutabakatla belirlenecek. Tek bir kişinin bile şerhi olan isimler aday olamayacak.

“Kongreye tüm konu başlıklarında tam mutabakatla gidilecek”

Blok listede yer alacak parti meclisi üyeleri de il ve ilçe örgütlerinden gelen öneriler ve geniş bir mutabakatla belirlenecek. Parti yönetiminde yüzde 80’e varan değişiklik gerçekleşmesi beklenirken tüzük değişikliği, parti meclisi üyeleri, eş genel başkanlar gibi konulardaki tüm tartışmalar kongre öncesinde düzenlenen toplantı ve konferanslarla tüketilecek ve kongreye tüm konu başlıklarında tam mutabakatla gidilecek.

Partinin seçim komisyonu yaklaşan yerel seçim için teknik çalışmalarına başlamış olsa da seçime ilişkin siyasi tartışmaların kongre sonrasında başlayacağı ifade ediliyor. Ancak parti yöneticileri halk buluşmalarında yerel seçimlere ilişkin aldıkları iki net mesaj olduğunu ifade ediyor. Bunlardan ilki kayyım atanan belediyelerin yeniden kazanılması, tekrar kayyım atanması riskine rağmen bir saatliğine bile olsa yerellerde seçimin kazanılması ve gerekli siyasi mesajın verilmesi. İkincisi ise 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde olduğu gibi şeffaf olmayan, koşulsuz bir ittifakın kurulmaması. HDP yöneticileri halk buluşmalarında aldıkları bu mesajların hayata geçeceği bir yerel seçim stratejisi örüleceğini ifade ediyor.

Paylaşın

Erdoğan: Ekonomide Yaşadığımız Sıkıntılar İktisadi Değil, Siyasi

Türkiye Müteahhitler Birliği’nin Ankara’da düzenlediği bir programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en büyük ekonomisi olma hedefinde olan bizler için 2053 ve 2071 yılı hedefleri hayal değil” dedi ve ekledi:

“Türkiye’yi faiz ve enflasyon cenderesinde tutmak isteyenlerle boğuşarak bugüne geldik. Ekonomide yaşadığımız sıkıntıların çok önemli kısmı iktisadi değil, siyasi saikle hayata geçirilen oyunların ürünüydü. Ekonomiyi toparlayacak tedbirleri ve mekanizmaları devreye aldık”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Yatırım istihdam yolu ile makro ekonomi programlarını hayata geçiriyoruz. Vatandaşlarımızın yastık altında tuttukları kaynakları harekete geçirdikleri görülüyor. Müspet etkilerini göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Müteahhitlere Başarı Ödülü Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarında öne çıkanlar şöyle:

“Yurt dışında müteahhitlerimiz tarafından hayata geçirilen projeleri gördükçe, duydukça gururlanıyoruz. Türkiye’nin 21 yılda gerçekleştirdiği alt yapı hamlesi müteahhitlerimizi küresel alanda öne çıkardı. Her alanda olduğu gibi müteahhitlikte de potansiyelimizin daha büyük olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin geleceğine dair vizyonu olmayanlar emek ve alın terini anlayamaz. Çoğunun siyasi ömrü dolup gitti.

Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hedefinde olan bizler için hedefler hayat değil. Ülkemizin dinamiklerini rakamlardan ibaret görenler bugüne kadar hüsrana uğradı. Sizlerden artık daha büyük projelere yönelmenizi bekliyoruz. Bu yıl 2023 vizyonumuzun çoğunu hayata geçirmiş olmanın şevkiyle gözümüzü 2053’e diktik. Sizleri Türkiye Yüzyılının inşasında da görevler bekliyor.

Attığınız her adımda bugüne kadar olduğu gibi hep yanınızda olacağımdan şüpheniz olmasın. Türkiye’nin çıkarları söz konusu olduğunda kimsenin inancına, tercihlerine bakmadığımızın şahitleri sizlersiniz. Bizim yarışımız ancak hizmette, eserde, dünyada gönül kazanmada olur.

Dünyanın en büyük ekonomisi olma hedefinde olan bizler için 2053 ve 2071 yılı hedefleri hayal değil. Türkiye’yi faiz ve enflasyon cenderesinde tutmak isteyenlerle boğuşarak bugüne geldik. Ekonomide yaşadığımız sıkıntıların çok önemli kısmı iktisadi değil, siyasi saikle hayata geçirilen oyunların ürünüydü. Ekonomiyi toparlayacak tedbirleri ve mekanizmaları devreye aldık.

Yatırım istihdam yolu ile makro ekonomi programlarını hayata geçiriyoruz. Vatandaşlarımızın yastık altında tuttukları kaynakları harekete geçirdikleri görülüyor. Müspet etkilerini göreceğiz.

Seçim öncesi ekonomi üzerinden ülke siyaseti dizayn etme sürecine bir kez daha şahit oluyoruz. Hayat pahalılığı sorununu çözmek için yoğun gayret gösteriyoruz. Kısa sürede sonuç alacağımıza inanıyorum.  İş dünyamızdan ricam istikametlerini ve hedeflerini geleceğe çevirmeleridir. Sizlerin tecrübesine ihtiyaç duyan pek çok ülke var. İş insanlarımızın her birinde bu dirayetin, azmin var olduğuna inanıyorum.”

Paylaşın

CHP’li Kurmaylar: Parti Yerel Seçimlere Kilitlendi

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan değişim tartışmaları devam ederken, CHP’li kurmaylara göre parti yerel seçimlere kilitlenmiş durumda. Seçimin kaybedilmesinin ardından açığa çıkan travmanın sönümlendiğini belirten kurmaylara göre bu dönem 2018 yılını andırıyor.

Türkiye’de 2018 yılında büyük bir sistem değişikliği yaşandığını, 2019 yılında muhalefetin büyük bir başarı elde ettiğini, aynı durumun tekrarlanabileceğini işaret eden bir CHP’li isim, “Kılıçdaroğlu seçimler için çok hırslandı. Bizde olmayan belediyelerin de alınması için çok ciddi bir adanmışlığı var. Kurultay sürecinin ardından bunun daha da anlaşılacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında bir araya geldi. MYK toplantısının ana gündemi, kur korumalı mevduat (KKM) sisteminde yapılan değişiklik ve ekonomi alanında yaşanan dar boğaza karşı atılması gereken adımlar oldu.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan‘ın edindiği bilgilere göre CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu kurmaylarına ekonomik tablonun görünür kılınması için daha fazla sahada olunması talimatı verdi. Hafta sonunda çiftçilerin ve besicilerin sorunlarını dinlemek için Ankara yakınlarında bir köye giden Kılıçdaroğlu’nun da daha fazla saha programı organize edeceği, toplumun ekonomik anlamda dezavantajlı gruplarıyla buluşacağı öğrenildi.

CHP MYK’nin bir diğer başlığı da partinin ve Cumhuriyet’in 100’üncü yıl etkinliklerine ilişkin oldu. Buna göre 9 Eylül tarihinde Ankara’da yapılacak programla birlikte ‘100’üncü yıl programlarının’ startı verilmiş olacak. 29 Ekim tarihine kadar Türkiye’nin farklı kentlerinde yapılacak programların “görkemli” olacağını ve bu ölçüde hazırlanıldığını belirten kurmaylara göre yerel seçimlere ilişkin partinin söylemleri de bu organizasyonlarda görünür olmaya başlayacak.

Öte yandan CHP’de hafta içerisinde deprem bölgesi Hatay’a yapılan ziyaretin sonuçları da masaya yatırıldı. CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal başkanlığındaki heyetin yaşanan sorunları aktarmasının ardından MYK diğer deprem bölgelerine de ziyaret kararı aldı. CHP’li kurmaylara göre parti yerel seçimlere kilitlenmiş durumda. Seçimin kaybedilmesinin ardından açığa çıkan travmanın sönümlendiğini belirten kurmaylara göre bu dönem 2018 yılını andırıyor.

Türkiye’de 2018 yılında büyük bir sistem değişikliği yaşandığını, 2019 yılında muhalefetin büyük bir başarı elde ettiğini, aynı durumun tekrarlanabileceğini işaret eden bir CHP’li isim, “Kılıçdaroğlu seçimler için çok hırslandı. Bizde olmayan belediyelerin de alınması için çok ciddi bir adanmışlığı var. Kurultay sürecinin ardından bunun daha da anlaşılacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP’de ‘değişim’ tartışmalarının ardından parti içerisinde başlayan kurumsallaşma çabalarının sonucunda tüzük ve program değişikliği için de harekete geçildi. Edinilen bilgiye göre parti üyelerinden CHP’ye tüzükte yapılması gereken değişikliklere dair 10 bine yakın yazılı öneri geldi. Eylül ayı ortasında gelen öneriler doğrultusunda yeni tüzük taslağının oluşturulacağını belirten kurmaylar, ekim sonu ya da kasım başı gibi yapılacak büyük olağan kurultaydan önce iki günün de tüzük kurultayına ayrılacağını söyledi.

Edinilen bilgiye göre partililer yoğunlukla mahalle delege seçimlerindeki küskünlüklere dikkat çeken öneriler sundu. Mahallelerde seçim yapılmadan ilçe başkanlarının belirlenmesi için çalışmalar yürüten CHP’lilerin formüllerinden biri de ilçedeki üyelerin tamamının katılımıyla seçim yapılması ve ilçe başkanlarının bu yöntemle belirlenmesi.

Bunun “devrimsel nitelikte” olacağını belirten partililerin aktarımına göre tüzük değişikliği için gelen önerilerden biri de kadın ve genç kotasının yanı sıra “engelli kotasının” getirilmesi.

Milletvekilliği süresinin sınırlandırılması için önerilerin de dile getirildiğini ifade eden partililere göre “eğer ön seçim olmadan adaylar belirlenirse bir kişi en fazla üç dönem milletvekilliği yapsın” önerisi de kuvvetli bir şekilde masada duruyor. CHP’de 14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından başlayan kurultay süreci kapsamında ilçe kongrelerinin yarısından fazlası da tamamlandı.

Eylül ayının ortasında başlayacak il kongreleri öncesinde ortaya çıkan sonuçlar da parti yönetimi tarafından yakından takip ediliyor. ‘Değişim’ talep edenler ile CHP Genel Merkezi arasında ortaya çıkan sonuçların kıyaslanmaması gerektiğini belirten bir CHP’li kurmaya göre süreç genel merkezin müdahalesi olmadan devam ediyor.

Seçilen ilçe başkanlarının CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na “bağlılıklarının” ortada olduğunu belirten kurmay, “Bu algı yaparak edinilecek bir iş değil. Ekim sonu, kasım başı kurultayımızı yapmak istiyoruz. Bir ilçe başkanının değişiyor olması da çok önemli değil. Örneğin Bağcılar’da Murat İmrek’ti, yarıştığı kişi Murat Sönmez’di, kıl payı Murat Sönmez kazandı. Üç yıl önceki kongrede yine bu iki isim yarışmış kıl payı Murat Sönmez’e karşı Murat İmrek o zaman seçimi kazanmıştı. Bunun değişimle, genel merkezle ya da şunla bunla ilgisi yok. İlçe başkanı el değiştirince genel merkeze muhalif yapı çıktığı anlamına gelmesin” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun karşısında büyük kurultayda aday olabileceği uzun süre konuşulan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun geçtiğimiz hafta yaptığı açıklama CHP’deki bu tartışmayı sönümlendirdi.

Özgür Özel aday olmayacak

İmamoğlu’nun “İstanbul için yola çıkıyorum” sözlerinin ardından gözlerin çevrildiği CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partinin en üst organı olan MYK toplantısına katıldı. CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in, “Aday olursam benden duyarsınız” açıklamaları yaptığı süreçte partililere göre Özel Kılıçdaroğlu’nun karşısında aday olmayacak.

Kurultayda Kılıçdaroğlu’nun karşısına aday çıkacağını düşünmediğini, çıkarsa da bunun demokrasi açısından önemli olduğunu belirten bir kurmay, Özgür Özel’in aday olmayacağını düşünmesine dair, “Türkiye haritası karşımda. Kongre sürecinde ilçe ve illerden gelen sonuçlara bakıyorum. Ne oranda destek bulur bilmiyorum. Sonuç alabilir mi, mümkün değil. Buna kurultay delegeler karar verecek ve gelen sonuçları görüyoruz. Oraya gitmek için il başkanlarından ’50-60’ı Özgür Özgür’ diyecek ki gidesin, seçilesin. Günün sonunda bu tablo açığa çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İYİ Partililer: Yerel Seçimlerde Kimseye İttifak Teklifi Yapmayacağız

İYİ Parti yönetiminde yerel seçimlere ilişkin bir kanaat şekillenmeye başladı. Kurumsal olarak bir karar alınmamış olsa da parti yönetiminde yerel seçimlere ittifaksız, İYİ Parti kimliği ile girilmesi görüşü öne çıkıyor.

Herhangi bir partinin “yanında, gölgesinde, destekçisi konumunda” olmanın hem İYİ Parti’ye hem Türkiye’ye kaybettirdiğini düşünen İYİ Partililer, yerel seçimler için de, “Kimsenin kapısını çalmayacağız, kimsenin ayağına gitmeyeceğiz, kimseye ittifak teklifi yapmayacağız. Türkiye’nin menfaati neyi gerektiriyorsa ona uygun adımlar atacağız” diyor.

Afyon Valiliği, İYİ Parti’nin Büyük Taarruz’un yıldönümünde gerçekleştireceği program için yaptığı başvuruya onay verdi. Valiliğin ilk onayı sadece 26 Ağustos günü için geçerli olsa da İYİ Parti’nin etkinlik hazırlıkları için bir gün öncesinden alana girme talebi olumlu karşılık buldu ve Afyon Kocatepe eteklerinde bulunan açık alan 25-26 Ağustos günlerinde İYİ Parti’ye tahsis edildi. İYİ Parti’nin Afyon etkinliğinin Afyon Valiliği’nin Büyük Taarruz’un 101’inci yıldönümü için düzenlediği resmi etkinliklerin ardından başlayacağı belirtildi.

İYİ Parti’nin tüm il ve ilçe örgütleri 26 Ağustos günü Afyon’da olmak üzere planlama yapmaya başladı. Tüm illerden otobüslerin kaldırılacağı etkinlik günü için sosyal medyada da duyurular yapılmaya başlandı.

Etkinlik günü için gerekli hazırlıları da genel merkezle birlikte partinin Afyon İl Başkanlığı yürütüyor. Etkinliğin düzenleneceği alanda Türk devletlerini simgeleyen çadırların kurulması, süslemeler yapılması, ses sistemi hazırlanmasıyla birlikte bir şölen havası oluşturulması hedefleniyor.

Türkiye’nin 81 ilinden gelen İYİ Partililer 26 Ağustos günü saat 12.00 itibariyle kendileri için hazırlanan alana alınmaya başlanacak. Akşener’in büyük önem atfedilen konuşması ise saat 14.00 civarı başlayacak.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in İYİ Parti’nin yol haritasını ortaya koyacağı ve siyasette yeni bir başlangıç olacağı ifade edilen 26 Ağustos konuşmasında vereceği mesajlar da merak konusu.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘ın İYİ Parti kaynaklarından edindiği bilgilere göre İYİ Parti lideri Akşener 26 Ağustos konuşmasında yerel seçim ittifaklarına ya da iş birliklerine değinmeyecek. Bunun sebebi başta CHP olmak üzere iş birliği yapılması muhtemel siyasi partilerin kongre süreçlerini tamamlamamış olması. İYİ Parti yönetimi ittifaklara ilişkin bugünden net söylemlerde bulunmanın siyaseten bir karşılığı ve gerçekliği olmayacağını düşünüyor.

“Kimseye ittifak teklifi yapmayacağız”

Ancak parti yönetiminde yerel seçimlere ilişkin bir kanaat şekillenmeye başladı. Kurumsal olarak bir karar alınmamış olsa da parti yönetiminde yerel seçimlere ittifaksız, İYİ Parti kimliği ile girilmesi görüşü öne çıkıyor. Herhangi bir partinin “yanında, gölgesinde, destekçisi konumunda” olmanın hem İYİ Parti’ye hem Türkiye’ye kaybettirdiğini düşünen İYİ Partililer, yerel seçimler için de, “Kimsenin kapısını çalmayacağız, kimsenin ayağına gitmeyeceğiz, kimseye ittifak teklifi yapmayacağız. Türkiye’nin menfaati neyi gerektiriyorsa ona uygun adımlar atacağız” diyor.

Yerel seçimlerin genel seçimlere göre farklı bir dengesi olduğunu da belirten İYİ Partililer, bazı kentlerde o kentlerin dengelerinin, sosyolojilerinin gözetileceği, yerelin menfaatinin önceleneceği iş birliklerinin gündeme gelebileceğini söylüyor. “Yereli hak ettiği gibi, dürüstçe, hizmet odaklı, teröre mesafeli bir biçimde” yönetecek adaylar ve partilerle il ve ilçe odaklı görüşmeler yapılabileceği kaydediliyor. Gelecek ittifak ve iş birliği tekliflerinin o gün masaya yatırılacağı ifade ediliyor.

Yerel seçim ittifaklarına konuşmada değinilmeyecek olmasının bir başka sebebi de Akşener’in yerel seçimlerin ötesinde, daha genel bir perspektif çizecek olması. Bir sonraki genel seçimlerde partisinin iktidar iddiasını ortaya koyacağı ifade edilen Akşener’in Türkiye’yi iki kutuplu siyasetten çıkararak toplum için yeni bir umut yaratmayı hedefleyeceği ifade ediliyor. Akşener’in merkezde konumlanmış, iki kutup arasında sıkışmamış ve iktidara odaklanmış bir İYİ Parti’yi tarif edeceği belirtiliyor. İYİ Parti’nin yerel seçimleri iktidar için bir adım olarak değerlendireceği kaydediliyor.

Ülkedeki kutuplaşmanın sonlanması gerektiğine dikkat çekilecek

Akşener’in ekonomi, dış politika, adalet, göç gibi sorunlara değinmesi ve partisinin bu sorunları çözmeye aday olacağını ifade etmesi beklenen konuşmasında demokrasi, insan hakları, eşitlik, liyakat ve denge ve denetleme ilkelerine bağlılık vurgusu yapacağı da ifade ediliyor. Ülkedeki kutuplaşmanın sonlanması gerektiğine dikkat çekmesi beklenen Akşener’in sağ-sol, Türk -Kürt, Alevi-Sünni gibi ikilemlerden çıkaracak, tüm Türkiye’yi kucaklayan bir siyasi hat çizeceği belirtiliyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İYİ Parti’ye yaptığı “Yerel iktidarda komşu olalım” çağrısıyla gündeme gelen “milliyetçi siyasi partiler arasında birliktelik olur mu” sorusuna Akşener’in cevabı da merak ediliyor. 26 Ağustos konuşmasında Akşener’in MHP ve İYİ Parti arasındaki güncel çağrılara, karşılıklı mesaj ve açıklamalara değinmesi beklenmezken yeni bir milliyetçilik tarifi yapmasının sürpriz olmayacağı ifade ediliyor.

Akşener’in ‘hamasetten uzak, tüm Türkiye’yi kapsayan, herkesin değerlerine saygı duyan, ötekileştiren değil kucaklayan, otoriter değil demokrat bir milliyetçilik’ tarifi yapması bekleniyor. Türk milliyetçilerine olduğu kadar sosyal demokratlara, muhafazakarlara, Kürtlere ve diğer tüm etnik ve dini gruplara hitap etmesi beklenen Akşener’in partisini dar bir alana hapsetmeyecek bir konuşma yapacağı kaydediliyor.

Paylaşın

İYİ Partili Türkkan: Seçime Tek Başına Girmek Daha Doğru

Yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Partili Türkkan, “Hem partimizin mensuplarıyla hem de seçmen tabanımızla yaptığımız görüşmelerde, İYİ Parti’nin bu seçime kendi adaylarıyla girmesinin iyi olacağı kanaati hakim. İYİ Parti, Türkiye’yi yönetme arzusu olan kadroların kurduğu bir parti. Partinin geleceğiyle ilgili de mutlaka müstakil hareket etmenin daha doğru olacağını düşünüyorlar” dedi ve ekledi:

“İYİ Parti’nin bundan sonra herhangi bir ittifaka gerek kalmaksızın tek başına seçime girmesinin doğru olacağını düşünüyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni kaybetme endişesi var. Bana göre iyi çalışan oraları mutlaka kazanır, Türkiye’yi kaybettin, belediyeyi kazansan ne olur, kazanmasan ne olur.”

İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, konuk olduğu “Gürkan Hacır ile Taksim Meydanı” programında 14 Mayıs seçimlerindeki aday belirleme tartışmalarına ve yaklaşan yerel seçimlere yönelik açıklamalarda bulundu.

TV100’de yayınlanan programda, “Meral Hanım o masadan kalkmasaydı çok daha ağır sonuçla karşı karşıya kalırdık” diyen Türkkan, “Eğer Akşener, Sayın Yavaş ve İmamoğlu’nu bu işin içine koymasaydı, çok ciddi bir farkla kaybederdik, ‘Meral Hanım’a güveniyoruz, Kemal Bey’in adaylığının önüne geçin’ diyen CHP milletvekilleri vardı” ifadelerini kullandı. Lütfü Türkkan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

2022 yılında 6’lı Masa bir seçim ittifakına evrilince durum değişti. Ondan sonra gelişmeler git gide sıkıntılı bir hal aldı. Cumhuriyetle, Atatürk’le problemi olmayan partiler CHP ve İYİ Parti ama Atatürkçü söylemlere karşı post Kemalist söylemlerde bulunan, Anayasa’nın ilk dört maddesiyle ilgili tartışmalara açık olduğunu söyleyen birileri gelince, o ittifakın milliyetçi kalkanı olan İYİ Parti’nin bir özelliği kalmadı

Mansur veya Ekrem Bey’in kazanacağına inanıyorduk. Evet, anketler de onu söylüyordu, biz de söylüyorduk. O dönemdeki bütün anketlerin tamamında hem Mansur Bey hem Ekrem Bey öne çıkıyordu. Bunu 6’lı Masa’ya kabul ettiremedik. Kemal Bey’in adaylığı konusunda ittifak yapmış diğer partiler de olunca, bu masadan başka aday çıkmadı. Meral Hanım ‘Aday değilim’ diyerek çok büyük bir fedakarlık gösterdi. CHP’li birini aday göstermek bu adaya duyulan saygıyla ilgilidir. Meral Hanım’ın yaptığı fedakarlığı keşke diğer liderler de yapsaydı. Bugün DEVA ve Gelecek partisi İnşallah yerel seçimlere tek başına girecek, merak ediyorum ne kadar oy alıyorlar. Belki de benim yanıldığım bir sistem var bu işin içerisinde.

Biz bir partiyiz, bu parti görüşünü beyan eder. Dua edin Meral Hanım masadan kalktı. Meral Hanım o masadan kalkmasaydı çok daha ağır sonuçla karşı karşıya kalırdık. Eğer Akşener, Sayın Yavaş ve İmamoğlu’nu bu işin içine koymasaydı, çok ciddi bir farkla kaybederdik, ‘Meral Hanım’a güveniyoruz, Kemal Bey’in adaylığının önüne geçin’ diyen CHP milletvekilleri vardı.

“İYİ Parti’nin bu seçime kendi adaylarıyla girmesinin iyi olacağı kanaati hakim”

Hem partimizin mensuplarıyla hem de seçmen tabanımızla yaptığımız görüşmelerde, İYİ Parti’nin bu seçime kendi adaylarıyla girmesinin iyi olacağı kanaati hakim. İYİ Parti, Türkiye’yi yönetme arzusu olan kadroların kurduğu bir parti. Partinin geleceğiyle ilgili de mutlaka müstakil hareket etmenin daha doğru olacağını düşünüyorlar. İYİ Parti’nin bundan sonra herhangi bir ittifaka gerek kalmaksızın tek başına seçime girmesinin doğru olacağını düşünüyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni kaybetme endişesi var. Bana göre iyi çalışan oraları mutlaka kazanır, Türkiye’yi kaybettin, belediyeyi kazansan ne olur, kazanmasan ne olur.

Paylaşın

Erdoğan: Ekonomik Sorunları Aşacak Programımız Mevcut

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yaz sıcağında küresel krizlerin etkisiyle ülkemizi ve vatandaşlarımızı bunaltan bir diğer husus da ekonomik sıkıntılardır. Bugün Türkiye’nin ekonomide tabii ki sorunları var. 2018 yılından itibaren tuzaklar, alenen ekonomimizi mahvetme tehditlerinin savrulduğu hezeyanlara kadar varmıştır. Türk siyasi tarihinin önemli sembollerinden biri olan Mayıs 2023 seçimleri öncesinde ekonomimizle ilgili aynı senaryolar devreye alınmıştır” dedi ve ekledi:

“Yalan ve yanlış haberlerle toplumda panik oluşturmayla kadar nice oyunlar oynanmıştır. Milli iradenin tercihi Türkiye Yüzyılı’ndan yana olunca hevesler kursaklarında kalmış ancak ortaya çıkan ekonomik yük pekçok dengeyi sarsmıştır. Bu sorunları aşacak irademiz, potansiyelimiz, programımız mevcuttur. Son dönemde ekonomik göstergelerdeki olumlu göstergelerin kalıcı olacağından kimsenin şüphesi olmasın. Mandacı dayatmanın kodları artık çözülmüştür. Bu dayatmanın yönünü yatırım, istihdam, ihracat, üretim yoluyla büyüme üzerine kurulu gelişmenin kimse önüne geçemeyecektir.”

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Yaklaşık 3 saat süren toplantının ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“Küresel ölçekte yaşanan ve ülkemizi de etkileyen pek çok zorluğa rağmen Türkiye vizyonumuzdan asla vaz geçmiyoruz. Üç kıtanın merkezinde yer alan ülkemizin tarihi, coğrafi açıdan potansiyelini kullanabilmesini sağladık. Türkiye’nin çok daha büyük ve kapsamlı gücü temsil ettiğini sadece söylemde bırakmıyor, duruşumuz ve eylemlerimizle de ispat ediyoruz.

Toplamda 260 temsilcilikle dünyanın en geniş diplomasi ağına sahip beş ülkesinden biriyiz. Macaristan’la ikili ticaretimizi en kısa sürede 6 milyar dolara çıkarmakta kararlıyız. Bölgesel ve küresel krizlerde arabulucu, kolaylaştırıcı roller üstleniyoruz. Gerilim ve macera peşinde koşmadan çıkarlarımızı korumanın, dünya barışına katkı sunmanın gayretindeyiz.

Geçen Cuma günü BM Barış Gücü askerlerinin KKTC’nin egemenlik haklarına yönelik fiziki müdahalesi bizim açımızdan asla kabul edilebilir bir durum değildir. Pile’deki Kıbrıs Türkünün kendi vatan topraklarına ulaşımı engellemek ne hukuki ne insanidir. Barış Gücü talihsiz açıklamalarla tarafsızlığına gölge düşürmüştür. Bu tavırlar sebebiyle bölgede gerilim maalesef yeniden tırmanmıştır. Komşularımızla ilişkilerimizi güçlendirmeye çalıştığımız dönemde yapılan bu müdahaleyi kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz.

Hayata geçirdiğimiz devasa projelerle KKTC’nin uluslararası alanda hak ettiği alanda yerini almasını temin edeceğiz. Türk Devletleri Teşkilatı KKTC’ye geçen sene Kasım ayında Semerkant’ta anayasal ismiyle kucak açtı. KKTC’de temsilcilikler açmaya hazırlanan ülkeler var. AB’nin bu gelişmelerle ilgili yaptığı açıklama çok ama çok talihsiz. Zira açıklamayı yapan komiser halef selef oldukları zat ile irtibata geçerse tavsiye ederim iyi olur. Mücadelemiz KKTC’nin eşit egemenliği ve uluslararası eşit statüsü tüm dünyada temin edilene kadar sürecektir.

Ülkemizin meşru güvenlik kaygılarıyla derin tarihi ve insani ilişkileri temelinde yürüttüğümüz harekatlarımıza her fırsatta yenilerini ekleyerek sınırlarımızın her karışını güvenli hale getireceğiz. Kuzey Afrika ve Afrika’da ilişkilerimizden rahatsız olanlar var. Afrika coğrafyasındaki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Rusya-Ukrayna savaşının bitmesi için samimi gayret gösteren neredeyse tek devlet Türkiye’dir. Önümüzdeki dönemde tahıl koridorunun tüm tarafların beklentilerini karşılayacak adil şartlarda yeniden açılması, barış umutlarının filizlenmesi için daha çok çaba harcayacağız.

Daha adil bir dünyanın mümkün olduğuna yürekten inanıyoruz. Türkiye Ağustos ayını dünyanın pekçok bölgesini etkileyen yüksek hava sıcaklıklarıyla geçiriyor. Bazı şehirlerimizde 50 dereceyi bulan sıcaklıkların ölçülmesi meselenin vehametini ortaya koyması bakımından önemlidir. Ülkemizin iklim değişikliğinin sebebi olarak gösterilen insan ürünü sorunlarda neredeyse hiçbir payı yoktur. İklim değişikliği ile mücadele çerçevesinde atılan uluslararası adımların tamamında yer aldık. Paris İklim Anlaşması’na katkıyı veren ülkelerden biriyiz.

İklim değişikliğinden savaşlara kadar pekçok faktör, gıda arz güvenliğini tüm toplumlar için milli güvenlik meselesi haline dönüştürmüştür. 2100 yılına kadar yapılan projeksiyonlar sıcak hava dalgalarının yaygınlaşacağına, yağışların düşeceğine, dengesiz yağışlar sebebiyle taşkınların çoğalacağına, pekçok sorunla karşı karşıya kalacağımıza işaret etmektedir. Yaşanan yoğun yağışlarının ardından gelen yüksek hava sıcaklıların etkileri ülkemizde pekçok alanda hissediliyor.

“Elimizdeki kaynakları çok iyi kullanmamız gereken bir ülkeyiz”

Dünyamızın ve insanlığın ortak geleceğini ilgilendiren hayati konuda yükümlülüklerimizi yerine getirerek çalışmalarımıza devam edeceğiz. Önümüzdeki ay katılacağımız G20 zirvesi ve BM Genel Kuriulu’nda bu hususları muhataplarımızla paylaşarak tüm insanlığa karşı görevimizi yapacağız. Ciddi su stresi çeken ülke olarak elimizdeki kaynakları çok iyi kullanmamız gereken bir ülkeyiz.

Bugün geriye dönüp baktığımızda yaptığımız barajların inşaatlarını durdurmak için yürütülen kampanyaların gerisindeki sinsi niyetleri daha iyi anlıyoruz. Artık tarımsal üretimde verimi yükseltmek için daha fazlasını yapmamız gereken bir döneme girdiğimiz açıktır. Çiftçilerimizin doğal afetlere karşı tarım sigortası ve gelir koruma sigortasını ihmal etmeyerek yürüttüğümüz çalışmalara destek olmalarını bekliyoruz. Kuraklıkla mücadele stratejisi ve eylem planını bu yıl yenileyerek yol haritamızı oluşturduk.

“Sorunları aşacak irademiz, potansiyelimiz, programımız mevcuttur”

Bu yaz sıcağında küresel krizlerin etkisiyle ülkemizi ve vatandaşlarımızı bunaltan bir diğer husus da ekonomik sıkıntılardır. Bugün Türkiye’nin ekonomide tabii ki sorunları var. 2018 yılından itibaren tuzaklar, alenen ekonomimizi mahvetme tehditlerinin savrulduğu hezeyanlara kadar varmıştır. Türk siyasi tarihinin önemli sembollerinden biri olan Mayıs 2023 seçimleri öncesinde ekonomimizle ilgili aynı senaryolar devreye alınmıştır. Yalan ve yanlış haberlerle toplumda panik oluşturmayla kadar nice oyunlar oynanmıştır.

Milli iradenin tercihi Türkiye Yüzyılı’ndan yana olunca hevesler kursaklarında kalmış ancak ortaya çıkan ekonomik yük pekçok dengeyi sarsmıştır. Bu sorunları aşacak irademiz, potansiyelimiz, programımız mevcuttur. Son dönemde ekonomik göstergelerdeki olumlu göstergelerin kalıcı olacağından kimsenin şüphesi olmasın. Mandacı dayatmanın kodları artık çözülmüştür. Bu dayatmanın yönünü yatırım, istihdam, ihracat, üretim yoluyla büyüme üzerine kurulu gelişmenin kimse önüne geçemeyecektir. Fırsatçılara karşı otomotiv piyasasındaki denetimler meyvesini çok açık vermektedir.

Milletimizin malına ve lokmasına kast eden açgözlülelere kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Bugünkü toplantımızda diğer hususlar yanında bu konuda atılabilecek ilave adımları da değerlendirdik. Deprem yaralarını sarmak için artırdığımız vergiler, memurlarımıza, asgari ücretlerine, emeklilerimize yaptığımız artışın enflasyon üzerindeki baskısı zamanla azalacaktır. Dengesizliği azaltacak ilave önlemleri aşama aşama devreye alacağız. Ekonomide birinci önceliğimiz tüm vatandaşlarımızın refahını mümkün olan üst seviyeye çıkarmaktır.

Kriz ikliminin ülkemize olan etkilerini ciddi ölçüde kontrol altına aldık. Milletimizin alım gücünün artırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Enflasyonu vatandaşımızın günlük hayatından çıkaracağız. Tüm vatandaşlarımdan biraz daha sabırlı olmalarını, bize güvenmelerini ve destek vermelerini rica ediyoruz. Dillendirilen her serzenişi duyuyoruz. Aynı şekilde bizim Türkiye’de bu sıkıntıları çözebilecek tek siyasi yönetim olduğunu biliyoruz.

İnşallah önümüzdeki yıllarda bugünkü sıkıntılarımızı da geçmiş zaman hatırası olarak yâd edeceğiz. Ekonomideki olumlu gelişmelerden biri de Merkez Bankası rezervlerimizdeki güçlü artıştır. 11 Ağustos itibariyle 116 milyar doların üzerine çıkmıştır. Uluslararası yatırımcılar ekonomimizdeki olumlu gelişmeleri yakından izliyor. Seçim öncesi iftira kampanyaları ile çizilen karanlık tablonun asılsız olduğunu onlar da anlamaya başladı.

Aynı şekilde geçen ay Körfez ziyaretimizde imzaladığımız 50 milyar doları anlaşan anlaşmalar ülkemize duyulan güveni göstermiştir. Önümüzdeki dönemde uzun vadeli yatırımların daha da arttığını hep birlikte göreceğiz. Türkiye’nin geleceğini karartmak isteyen içeride ve karanlık odaklara rağmen ülkemizi hedeflerine ulaştırmak için yolumuza devam edeceğiz.

Deprem bölgesine tahsis ettiğimiz 50 bin kişilik toplum yararına programların süresini 9 ay uzattık. Depremzedelerimize mali ve diğer desteklerin toplam tutarı 79 milyar lirayı aşıyor. Kira yardımllarımızdan 327 bin 250 hanemiz faydalanıyor. Önceki kabine toplantımızda taahhüt ettiğimiz üzere çadırlarda kalan vatandaşlarımızın tamamının konteynerlere geçişini sağladık. Deprem konutlarının inşaatı süratle devam ediyor.

Çarşamba günü canlı bağlantıyla Adıyaman’da deprem konutlarının temelini atacak, yerinde dönüşüm projemizi başlatacağız. Ekim-Kasım’dan itibaren hak sahiplerine evlerini peyderpey teslim etmeye başlayacağız. İstihdamın canlandırılmasına yönelik müjdelerimizi yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Hem ekonomideki zorlukların hem hayat pahalılığının hem de 6 Şubat depremlerinin yol açtığı probelmelerin üstesinden geleceğiz.

Bu hafta sonu açıklanan Yüksek Öğretim Kurumları Sınavları Yerleştirme Sonuçlarına göre üniversiteye ilk adımı atan öğrencilerimi tebrik ediyorum. Bu yıl genel kontenjanların yüzde 99,8’e ulaşmasını milletçe memnuniyetle karşılıyoruz. Gençlerimizin eğitimini başarıyla tamamlayarak Türkiye Yüzyılı inşasına omuz vereceğine inanıyorum.

Paylaşın

CHP’den Mansur Yavaş Haberine Yalanlama: Neden Başka İsim Arayışına Girelim?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı (ABB) Mansur Yavaş’ın yerine eski CHP Milletvekili Levent Gök’ün parti yönetimine önerildiği iddiasını yalanlayarak, “Neden başka isim arayışına girelim?” dedi.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal, kulislerde kulislerde CHP’de Ankara Büyükşehir Belediyesi için Mansur Yavaş’ın yerine önceki dönem Ankara milletvekili olan Levent Gök’ün ABB için adının geçtiğini gündeme getirmişti.

Habere göre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Yavaş için “Mansur Bey yeniden aday olmalı” demesine karşın, partide seçim sonrası başlayan “değişim” sürecini örnek gösteren partililer, “CHP’nin kendi içinden çıkardığı isimlere dönebileceğini” belirttiği iddiasına yer verildi.

CHP’den Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre, parti olarak yaptırdıkları araştırmalardan 11 büyükşehir belediye başkanının başarılı bulunduğunu belirtti. Zeynel Emre, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada ne kendilerine Levent Gök ismi önerildiğini ne de CHP yönetiminin Mansur Yavaş yerine başka bir ismi düşündüğünü söyledi.

“Memnuniyet oranı oldukça yüksek”

CHP Genel Merkezi’nin şu anda kurultay çalışmalarına yoğunlaştığını ve Türkiye’nin hiçbir ili için belediye başkan adaylığı konusunun gündemlerinde olmadığını belirten Zeynel Emre şunları söyledi:

“Parti yönetiminin şu anda öncelikli konusu Tüzük değişikliği ve kurultay çalışmaları oluşturuyor. Yerel seçimlerde belediye başkan adaylıklarını şu ana kadar hiç gündemimize almadık. Bu daha sonraki bir konu. Partimiz belediye başkanları hakkında halk memnuniyetini ölçen araştırmaları düzenli olarak yaptırıyor. Bu araştırmalarda on bir büyükşehir belediye başkanımızın çalışmalarından memnuniyet oranı oldukça yüksek çıkıyor.

Hele hele Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş en üst sırada çıkıyor ki, bu kadar beğenilen bir belediye başkanının yerine aday arayışına girmek çok anlamsız olur. Ne genel başkana bu yönde bir öneri gelmiştir ne de böyle bir önerinin kabul edilebilirliği vardır. Sayın Genel Başkanımız bu haberden rahatsız olduğunu iletti. Kesinlikle Mansur Başkan’ın yerine bir aday arayışımız yoktur.”

İYİ Parti ile bazı il ve ilçe pazarlıklarının el altından yürütüldüğüne ilişkin haberlere ilişkin de konuşan Emre, “Öyle haberler kulis diye çıkıyor ki, şaşırıp kalıyoruz. İYİ Parti’nin bizden İzmir’i istediğine ilişkin haberler de bu kulis haberlerinden biri. Kesinlikle doğru değil. Bu parti ile ne açık ne örtülü bir belediye pazarlığı yapılmış değildir. Hele hele İzmir’i pazarlık konusu yapmak olacak iş değil” dedi.

Paylaşın