Merkez Bankası’nın Faiz Artış Kararı: Erdoğan Yenildi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizini 750 baz puan artışla yüzde 25 yükseltti. Deniz Zeyrek, Merkez Bankası’nın faiz artış kararını “Erdoğan yenildi” şeklinde yorumladı.

Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, faize karşı olduğunu pek çok kez söyleyen ve seçim öncesi faizin artmayacağını vurgulayan Erdoğan için şunları yazdı:

“Muhalefete ya da Kemal Kılıçdaroğlu’na yenilmese de ekonomik krize yenildi. Uluslararası piyasalara yenildi. Enflasyon canavarına yenildi. Faizcilere yenildi.

Kendisini her durumda destekleyenler sayesinde siyasi iktidarını korudu ama ekonomi alanında ‘muktedir’ olamadı.

‘Ben ekonomistim’ diye diye övündüğü ekonomi bilgisi tamamen çöpe gitti.

O iktidardayken faiz düşmedi, faiz düşmediği gibi enflasyon da zirve yaptı. Ülke onun ekonomi politikaları nedeniyle ekonomik krize sürüklendi.

İktidarda Erdoğan var ama muhalefetin iki yıldır ‘uygulansın’ dediği ekonomi politikaları uygulanıyor.

Emin olun İYİ Parti’li Bilge Yılmaz ya da CHP’li Faik Öztrak ekonominin başına gelseydi Mehmet Şimşek’in yaptıklarının benzerlerini yapacaktı.

Faizi artıracaktı, mali disiplin arayışına girecekti, vergi ve zam yağdırarak gelirleri artıracaktı, emeklileri hayal kırıklığına uğratacaktı. Belki Şimşek’ten farklı olarak ‘taze kan’ görünümüyle yabancı doğrudan yatırım ve dış kaynak bulup ülkeyi biraz daha rahatlatacaktı ama üç aşağı beş yukarı bunlar olacaktı.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Halkların Demokratik Partisi, Siyasi Mücadeleyi Yeşil Sol Parti’ye Devrediyor

11 yılı aşkın siyasi hayatında önemli dönüm noktaları, pek çok seçim, kritik dönemeçler ve yargılamalar yaşayan HDP’nin Pazar günü yapacağı kongre ile siyasi mücadelesini YSP’ye devretmesi bekleniyor.

Öte yandan son yerel seçimlerin ardından kazandığı 50’ye yakın belediyeye kayyum atanan HDP ve YSP’de Mart 2024 yerel seçimlerinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair değerlendirmeler de sürüyor.

İktidarın kazanılan belediyelere yine kayyum ataması ihtimaline karşı ne gibi adımlar atılabileceği tartışılırken, parti içinde herhangi bir ittifak yapılacaksa şeffaf bir biçimde yapılması gerektiği görüşü ağır basıyor.

2024 yerel seçim stratejisinin detaylarını YSP’nin Eylül’deki kongresiyle oluşacak yeni yönetimin kesinleştirmesi bekleniyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Pazar günü yapacağı kongre ile yeni eş başkanlarını belirlerken tüzel kişiliğini sürdürmesi, siyasi alandaki mücadelesini ise seçimlere çatısı altında girdiği Yeşil Sol Parti’ye (YSP) devretmesi bekleniyor.

2012 yılında kurulan ve kapatma davası süren HDP, 11 yılı aşkın siyasi hayatında önemli dönüm noktaları, pek çok seçim, kritik dönemeçler ve yargılamalar yaşadı.

HDP, 14 Mayıs’taki milletvekili seçimlerine hakkındaki kapatma davası nedeniyle Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında Yeşil Sol Parti listelerinden girmişti. Ancak seçimde beklediği başarıyı yakalayamayan HDP’nin 2018 yılında yüzde 11,7 olan oy oranı bu seçimde yüzde 8,8’e kadar gerilemişti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) YSP 55 sandalye kazanmıştı.

HDP’nin eş başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar partide kalmış, HDP de böylelikle Meclis’te iki sandalye ile temsil edilmeye devam etmişti.

Seçimlerde Cumhur İttifakı’nın gerek parlamentoda yüksek bir temsiliyete ulaşması gerekse Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması muhalefetteki partileri iç muhasebeye ve bazen de yenilenme süreçlerine yöneltirken, HDP ile YSP de bir öz eleştiri dönemi yaşıyor.

Parti kurulları ile organlarını toplayarak çeşitli kararlar alan iki parti kongre süreçleriyle gerek eş başkanları gerekse yönetimdeki kadroları değiştirmeyi ve yerel seçimlere yenilenmiş olarak gitmeyi planlıyor.

Kapatma davası henüz sonuçlanmadığı için HDP’nin parti olarak kurumsal kimliğini şimdilik koruması, dava sonucu belli olana kadar faaliyetlere sembolik olarak devam etmesi bekleniyor.

Pazar günü yapılacak kongrede partinin eş başkanları da belirlenecek. Kulislere ilk yansıyan bilgilere göre HDP yönetiminde STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonu Eş Sözcülüğü görevini sürdüren Selma Özcan ile Kobani Davası’nın avukatlarından, YSP üyesi Cahit Kırkazak en güçlü adaylar arasında.

Özcan, DW Türkçe’ye yaptığı kısa açıklamada, HDP’nin tüzel kişiliği ile devam edeceğini ancak mücadele mirasını YSP ile sürdüreceğini belirterek, bu nedenle HDP için şu anda yapılan “soğutma, uyutma” yorumlarının durumu tam olarak karşılamadığını belirtti.

Özcan, “HDP tüzel kişiliği ile kendi varoluşunu devam ettirecek. Ama bir mücadele örgütü olarak hem Meclis’te hem de halk düzeyinde yoluna YSP ile devam edecek” dedi.

Eylül’de yapılacak Yeşil Sol Parti kongresinde ise HDP yönetiminin YSP’ye taşınma kararının büyük olasılıkla onaylanması planlanıyor.

Pazar günü yapılacak kongrede, eş başkanların yanı sıra HDP Parti Meclisi ve Merkez Disiplin Kurulu için de seçim yapılacak. Buldan ile Sancar yeniden eş başkanlığa aday olmayacaklarını daha önce açıklamışlardı.

Kongre öncesi süreçte HDP birkaç ay boyunca bölge toplantıları, halk toplantıları ve konferanslar düzenleyerek seçmenlerin gerek partiye gerekse yerel seçimlere yönelik nabzını tutmuştu.

Yeşil Sol Parti’nin kongresinde tüzük ve isim değişikliği yapılmasına kesin gözle bakılırken, YSP isminin halkta tam karşılık bulmadığı ve seçim sonuçlarında bunun da etkisinin olduğu belirtiliyor.

YSP’nin kongresinden önce geleneksel olarak yapıldığı şekilde alınacak kararların belirleneceği konferanslar gerçekleştirilecek. Bu kapsamda kadın konferansının 7-8 Eylül, karma konferansın ise 9-10 Eylül günlerinde yapılması planlanıyor.

Yerel seçimlerde ne yapılacak?

Öte yandan son yerel seçimlerin ardından kazandığı 50’ye yakın belediyeye kayyum atanan HDP ve YSP’de Mart 2024 yerel seçimlerinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair değerlendirmeler de sürüyor.

İktidarın kazanılan belediyelere yine kayyum ataması ihtimaline karşı ne gibi adımlar atılabileceği tartışılırken, parti içinde herhangi bir ittifak yapılacaksa şeffaf bir biçimde yapılması gerektiği görüşü ağır basıyor.

HDP’nin 2019’daki yerel seçimlerde kendi adayını çıkarmama kararı Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlerde CHP’nin kazanmasında önemli etkenlerden biri olmuştu. Ancak 2024 seçimlerindeki HDP/YSP’nin yol haritası henüz kesinleşmiş değil.

YSP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç seçimlerin ardından verdiği demeçte her seçimin kendi konjonktürü ve koşulları olduğunu söyleyerek, 2019 döneminin kapandığını ve yeni bir döneme girildiğini belirtmişti. Oluç, “2019’da değiliz, bunu net olarak söyleyebilirim. Bu dönemin ihtiyaçları neyse onlar tartışılacak, konuşulacak ve ona uygun taktikler geliştirilecek” demişti.

2024 yerel seçim stratejisinin detaylarını YSP’nin Eylül’deki kongresiyle oluşacak yeni yönetimin kesinleştirmesi bekleniyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Yerel Seçim Açıklaması: Kendi Adaylarımızla Gireceğiz

SP Lideri Karamollaoğlu, yerel seçim çalışmalarına başladıklarını belirterek, “Yerel seçim startını verdik. Arkadaşlarımız bütün illerde, ilçelerde ve beldelerde adayları belirlemek için ciddi bir çalışma içerisindeler. Biz 81 ilde, 973 ilçede, 360 civarında beldede aday göstereceğiz” dedi.

İttifak kurmayacaklarını fakat bazı bölgelerde iş birliği olabileceğini söyleyen Karamollaoğlu, şöyle devam etti: “Tek başımıza, kendi amblemimizle seçime gireceğiz. Ancak muhalefetle iş birliği yaparak, topyekün bir seçim hazırlığı içinde değil ama münferit yerlerde bir dirsek temasında da bulunma imkanı olabilir.

Bazı yerlerde bizim girdiğimiz seçimde daha başarılı olmamız için başkalarının seçime girmemesini talep edebiliriz. Veya öyle bir yer olur ki, bizim gücümüz olamayabilir, orada da biz onlara böyle bir imkan sağlayabiliriz. Ama bu olursa kısıtlı olur. Bundan dolayı da biz, buna rağmen böyle bir ittifak içinde seçime gireceğimizi söylememiz doğru olmaz.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, mayıs ayında muhalefetin kaybettiği cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi hakkında açıklamalarda bulundu.

TV5 canlı yayınına katılan Temel Karamollaoğlu, Millet İttifakı’ndaki 6 parti olarak hedeflerine ulaşamadıklarını ve bu sonuçta kendi hatalarının da etkili olduğunu belirtti.

“Seçimlerde istediğimiz neticeyi alamadık. Bizim ümidimiz Meclis’te çoğunluğu sağlamaktı, sağlayamadık” diyen Karamollaoğlu, “Yaklaşık 1 ay öncesine kadar, politikalar öyle gösteriyordu ki, hem cumhurbaşkanlığı seçiminde hem de Meclis seçiminde yüzde 56’ları yakalama şansımız vardı. Fakat son zamanlardaki karışıklık…” ifadelerini kullandı.

6 parti genel başkanının yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“Tüm genel başkanlar cumhurbaşkanı yardımcısı adayı oldular. Bunun yanına belediye başkanları da getirildi. Bizim belediye başkanlarına karşı içimizde bir husumet yok ama biz bir mitinge gidiyoruz, 7 kişi konuşuyor. Bunlar acemilik oldu. Hiçbir zaman böyle bir şey yapılmamalı. Daha disiplinli, daha düzgün mitingler yapmalıydık. 2 kişi, 3 kişi konuşur ya, 7 kişi konuşur mu, 10 kişi konuşur mu? Onun için eksikliklerimiz, yanlışlarımız oldu. Böyle bir neticeyle karşılaştık.”

“CHP içindeki tartışmalar CHP’ye zarar veriyor”

Yerel seçimler yaklaşırken, CHP içindeki tartışmaların CHP’ye zarar verdiğini ifade eden Karamollaoğlu, “Seçime giderken, bütün muhalefet partileri için söylüyorum, daha sağduyuyla hareket etmeleri icap eder. Başta elbette ana muhalefet partisinin. Ama kendi içlerindeki kavga, kendilerine zarar veriyor” dedi.

Yerel seçim çalışmalarına başladıklarını aktaran Temel Karamollaoğlu, “Yerel seçim startını verdik. Arkadaşlarımız bütün illerde, ilçelerde ve beldelerde adayları belirlemek için ciddi bir çalışma içerisindeler. Biz 81 ilde, 973 ilçede, 360 civarında beldede aday göstereceğiz” diye konuştu.

İttifak kurmayacaklarını fakat bazı bölgelerde iş birliği olabileceğini söyleyen Karamollaoğlu, şöyle devam etti: “Tek başımıza, kendi amblemimizle seçime gireceğiz. Ancak muhalefetle iş birliği yaparak, topyekün bir seçim hazırlığı içinde değil ama münferit yerlerde bir dirsek temasında da bulunma imkanı olabilir.

Bazı yerlerde bizim girdiğimiz seçimde daha başarılı olmamız için başkalarının seçime girmemesini talep edebiliriz. Veya öyle bir yer olur ki, bizim gücümüz olamayabilir, orada da biz onlara böyle bir imkan sağlayabiliriz. Ama bu olursa kısıtlı olur. Bundan dolayı da biz, buna rağmen böyle bir ittifak içinde seçime gireceğimizi söylememiz doğru olmaz.”

Paylaşın

Erdoğan: Türkiye Yüzyılı’nın İnşasının Önüne Geçilemeyecek

Malazgirt Zaferi’nin 952. yıldönümü kutlamalarında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçimleri işaret ederek, “31 Mart’a hazır mıyız? İllerimizi maalesef bize yakışmaz hale getirenlerden geri almaya hazır mıyız? Bugün burada gerisinde çok büyük emeklerin, mücadelelerin olduğu vizyondan söz ediyoruz. Eser ve hizmetlerimizle cumhuriyetimizin kazanımlarını tahkim ettik” dedi ve ekledi:

“Birilerini sürekli karamsarlık yaymaya çalışmasına bakmayın. Türkiye Yüzyılı’nın inşasının önüne geçilemeyecektir. Her fırsatta ne diyoruz bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız diyoruz. Mankurtlara rağmen bunu başaracağız.”

Cumhurbaykanı Recep Tayyip Erdoğan, Muş’ta Malazgirt Zaferi’nin 952. yıl dönümü nedeniyle düzenlenen programa katıldı. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, özetle şunları söyledi:

“Malazgirt sahip olduğu bu manevi mirasla ayrı bir konuma sahiptir. Dün Ahlat’taydık. Malazgirt’teki şu görüntü sahip olduğumuz tarihin kültürün gücünü ve en önemlisi devamlılığını hatırlatıyor. Bu topraklar bin yıldır Allahu Ekber nidalarıyla bereketleniyor.

Biz Anadolu’ya Malazgirt ile ayak basmadık. Çok daha öncesinden beri zaten buradaydık. Malazgirt Anadalu’daki siyasi hükümranlığımızın kapılarını açmıştır. Burada kazanılan zafer önce Anadolu Selçuklu Devleti’nin kuruluşunu sağlayarak haçlı akınlarına en büyük darbeyi vurmuştur. Ardından aynı inançla bayrağını yükselten Osmanlı’nın başarılı mücadeleleri ile Balkanların ve İstanbul’un fethine vesile olmuştur. Bir başka ifade ile Malazgirt, İznik’in de Konya’nın da Bursa’nın da Edirne’nin de İstanbul’un da büyük kardeşidir. Bizi Viyana önlerine götüren zaferler zincirinin çıkış noktası işte burasıdır.

Hepinizi en kalbi duygularımla, hasretle muhabbetle selamlıyorum. Anadolu’yu bize vatan haline getiren şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle şükranla yad ediyorum. Şu hakikat asla unutulmamalıdır ki, Malazgirt sıradan bir savaş sıradan bir zafer değildir. Malazgirt Anadolu’daki siyasi hükümranlığımızın kapılarını açmıştır.

Her ilimizin her ilçemizin bizim kalbimizdeki yeri elbette ayrıdır ama Malazgirt sahip olduğu bu manevi mirasla kalbimizde hepsinden ayrı bir konuma sahiptir. Biliyorsunuz, dün de Ahlat’taydık. Ahlat, binlerce yıllık geçmişe sahip ata coğrafyamızın sembol şehri Buhara’ya kadar medeniyetimizin pek çok merkeziyle kardeşliği olan bir yerdir. Biz Malazgirt ile birlikte burayı da tekrar canlandırarak ecdada vefamızı göstermenin gayretindeyiz.

Malazgirt’teki şu görüntü sahip olduğumuz tarihin kültürün gücünü ve en önemlisi devamlılığını hatırlatıyor. Bu topraklar bin yıldır üzerinde dalga dalga yükselen, “Ya Allah Bismillah Allahu Ekber” nidalarıyla besleniyor. Türküyle, Selahaddini Eyyübi’siyle, Fatih’iyle ve Gazi Mustafa Kemal’iyle güçlü bir direnişin bu topraklarda yer aldığını görüyoruz.

Bin yıllık varlığımıza rağmen bize insanlığın en eski yurdu Anadolu’yu yar etmek istemeyenlerin sürekli birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize saldırmasının sebebi işte budur. Sanmayın ki bunların derdi Türklerdir, Kürtlerdir, Araplardır. Diğer köken ve inançlardan insanlarımızdır. Sanmayın ki bunların gayesi, haktır, özgürlüktür, eşitliktir, demokrasidir, refahtır.

Bunların tek derdi hepimizi de kuşatan ve maziden atiye uzanan o kadim köprüyü yıkarak yeniden kendilerine alan açmaktır. Öyle ki, asırlardır uğraştıkları halde ulaşmayı başaramadıkları bu hedef için her değeri istismar eder, herkesi kullanırlar. Buradan verdiğimiz şu görüntü var ya, bu mesaj varsa tüm hevesleri kursakta bırakıyor. Bu meydandan tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet mesajı yükseliyor.

Bazı başlangıçlar vardır ki tarihin akışını değiştirir, biz de cumhuriyetimizin yeni asrına böyle bir başlangıçla girmek istiyoruz.

İrili ufaklı onlarca beyliğiyle hep ayı vatan davasının peşinden gittik, gidiyoruz. İkinci bin yılın başında aynı heyecanla buradayız. 31 Mart’a hazır mıyız? İllerimizi maalesef bize yakışmaz hale getirenlerden geri almaya hazır mıyız? Bugün burada gerisinde çok büyük emeklerin, mücadelelerin olduğu vizyondan söz ediyoruz. Eser ve hizmetlerimizle cumhuriyetimizin kazanımlarını tahkim ettik.

Birilerini sürekli karamsarlık yaymaya çalışmasına bakmayın. Türkiye Yüzyılı’nın inşasının önüne geçilemeyecektir. Her fırsatta ne diyoruz bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız diyoruz. Mankurtlara rağmen bunu başaracağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Yeniden buluşmak ve kucaklaşmak dileğiyle sizleri Allah’a emanet ediyorum.”

Paylaşın

İmamoğlu Davasında Kritik Gelişme: İstinaf Heyeti Değiştirildi

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’n verilen cezanın istinaf aşamasına bakacak olan üç üyeli heyetin başkanı ve bir üyesini görevden aldı.

Görev değişikliğinin ardından İmamoğlu davasının öne çekilmesi bekleniyor. İstinafın vereceği karardan sonra dosya, son hüküm için Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ne gidecek.

Yargıtay’ın vereceği karar da İmamoğlu’nun siyasi geleceğini etkileyecek. Olası bir onama kararında İmamoğlu, Mart 2024’teki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yeniden aday olamayacak ve olası bir CHP Genel Başkanlığı adaylığı iddiası da tümden ortadan kalkmış olacak.

Öte yandan Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin “ihaleye fesat karıştırmak” iddiasıyla Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde de yargılanıyor. HSK’nın yetki kararnamesiyle bu mahkemeye yönelik de bir değişiklik yapıldı. 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin yetkisi ikiye bölünerek, buraya yeni bir hâkim daha atadı.

DW Türkçe’den Alican Uludağ‘ın haberine göre; İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun siyasi kariyerini etkileyecek hakaret davasında Perşembe günü çarpıcı bir gelişme yaşandı.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), yeniden adaylığa hazırlanan İBB Başkanı İmamoğlu’na verilen 2 yıl 7 ay 15 günlük hapis cezası ve “siyasi yasak” kararının istinaf aşamasına bakacak olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 24. Ceza Dairesi’nin başkanı ve bir üyesini görevden aldı.

HSK Birinci Daire, Temmuz ayındaki iller arası atama kararnamesinin ardından bu kez “müstemir yetki” kararnamesini tamamladı. Kurul, Ekrem İmamoğlu davasının istinaf aşamasına bakacak olan İstanbul BAM 24. Ceza Dairesi Başkanı Sezai Öztürk’ün yetkisini kaldırdı, Öztürk’ü 2. Ceza Dairesi Başkanlığı’na gönderdi.

Yine aynı dairenin üyesi Rüştü Yamak da 1. Ceza Dairesi Üyeliği’ne atandı. Daire Başkanlığı’na Yaşar Kılınç, üyeliğe ise Muharrem Ballı getirildi. Kılınç, 17 Temmuz’daki atama kararnamesinde istinaf üyeliğinden istinaf başkanlığına terfi ettirilmiş ancak henüz görev yapacağı daire belirlenmemişti. HSK’nın bu kararıyla üç kişilik İmamoğlu heyetinin iki ismi değiştirilmiş oldu. Dairede salt çoğunlukla karar alınıyor.

24. Ceza Dairesi’nin henüz istinaf incelemesini tamamlamadığı öğrenildi. Görev değişikliğinin ardından İmamoğlu davasının öne çekilmesi bekleniyor. İstinafın vereceği karardan sonra dosya, son hüküm için Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ne gidecek.

Yargıtay’ın vereceği karar da İmamoğlu’nun siyasi geleceğini etkileyecek. Olası bir onama kararında İmamoğlu, Mart 2024’teki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yeniden aday olamayacak ve olası bir CHP Genel Başkanlığı adaylığı iddiası da tümden ortadan kalkmış olacak.

Yüksek Seçim Kurulu üyelerine “Ahmak” demekle suçlanan ancak bu sözü dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yanıt olarak söylediğini belirten İmamoğlu, “Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen zincirleme hakaret” suçundan yargılanıyordu.

Ancak davanın son duruşması öncesi hâkimi Hüseyin Zengin, isteği dışında İstanbul’dan Samsun’a atanmış, yerine ise Mehdi Komşul getirilmişti. Yeni gelen Yargıç Komşul, 14 Aralık 2022 tarihinde İmamoğlu’nun 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiş ve aynı zamanda siyasi yasak kararı da almıştı. Bu cezaya İmamoğlu’nun avukatları itiraz etmişti.

İkinci davaya da ikinci hâkim

Öte yandan Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin “ihaleye fesat karıştırmak” iddiasıyla Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde de yargılanıyor. HSK’nın yetki kararnamesiyle bu mahkemeye yönelik de bir değişiklik yapıldı. 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin yetkisi ikiye bölünerek, buraya yeni bir hâkim daha atadı.

Mevcut hâkim Mesut Kesayak’ın yanında 1/2 yetkiyle çalışacak yeni yargıç ise 220 bin siciliyle Tuğçe Tavus oldu. Bu davadaki mevcut dosyalar ve bundan sonra gelecek dosyalar, iki hâkim arasında paylaştırılacak. İmamoğlu dosyasına ise hangi hâkim tarafından bakılacağı şimdilik bilinmiyor.

Paylaşın

Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanları Belli Oldu

Halkların Demokratik Partisi’nde (HDP) seçimlerin ardından yeniden eş genel başkan adayı olmayacaklarını açıklayan Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın yerine Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak eş genel başkan olarak görev alacak.

Sultan Özcan, son olarak HDP MYK’sında STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonu Eş Sözcülüğü görevini yürütüyordu. Cahit Kırkazak da Yeşil Sol Parti’nin MYK üyesi olarak görev yapıyordu.

Kapatılma riskine karşı tüm çalışmalarını Yeşil Sol Parti’ye devredecek olan HDP, bu devir kararını hafta sonu Ankara’da gerçekleşecek kongrede alacak. Kongrede Eş Genel Başkan seçimi de yapılacak.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘ın aktardığına göre; Seçimlerin ardından yeniden eş genel başkan adayı olmayacaklarını açıklayan Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın yerine Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak gelecek.

Uzun yıllardır HDP’nin çeşitli kademelerinde görev alan Sultan Özcan, son olarak HDP MYK’sında STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonu Eş Sözcülüğü görevini yürütüyordu. Kobanê Davası’nın avukatlarından olan Cahit Kırkazak da Yeşil Sol Parti’nin MYK üyesi olarak görev yapıyordu.

Sultan Özcan kimdir?

Sultan Özcan, 1965 yılında Kayseri’nin Develi ilçesinde doğdu. Küçük yaşta ailesiyle birlikte Adana’ya giden Özcan, 1985 yılında Çukurova Üniversitesinde devlet memuru olarak çalışmaya başladı. 12 yıllık memuriyet hayatından sonra özel sektörde çeşitli alanlarda çalıştı .Özcan, çeşitli sendika ve dernek yönetimlerinde bulundu.

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri Halkların Demokratik Partisi 25. Dönem milletvekili adayıdır.

Cahit Kırkazak kimdir?

Kobani Davası’nın avukatlarından olan Cahit Kırkazak da Yeşil Sol Parti’nin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi olarak görev yapıyordu.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın “Faiz” Kararı Sonrası İktidar Medyası: Caiz Lobisi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) dün 2,5 puanlık artış beklentisinin oldukça üzerinde 7,5 puanlık bir faiz artışı yaptı. Bu karar sonrası iktidara yakın medyada, “faiz lobisi” argümanı yerini “tamam bu artışlar caiz” argümanına bırakmış görünüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim kampanyasının en ateşli günlerinde, 21 Nisan’da, İstanbul’da “Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir. Göreceksiniz enflasyon da faizle birlikte düşecek” diye haykırıyordu. Seçimi kazandı. Bu konuşmadan yaklaşık iki ay sonra atadığı yeni maliye yönetimi ilk utangaç adımlardan sonra şiddetle faiz silahına sarıldı. Seçimin üstünden üç ay bile geçmemişken politika faizi üç katına çıkmış durumda: 8,5’tan 25’e… İktidarda olduğum sürece faiz yükselemez diyen Erdoğan, cumhuriyet tarihinin bir defada en yüksek faiz artışı rekorunun sahibi oldu. Ne diyelim, kader planında böyle yazılıymış. Faiz bu işin fıtratında var.

Fakat tabii bu köşecik açısından iktidar yanlısı medya kuruluşlarının nasıl tutum takındıkları önemli hale geliyor. Nitekim faiz tartışmaları, topluma aksettirildiği gibi bir inanç ve inat konusu olmanın ötesinde; para kazanmakla hem de epey çok para kazanmakla iştigal eden farklı patron bölüklerinin kısa ve orta vadeli çıkarlarıyla, kamu musluklarına kendi tombul damacanalarını itiş kakış yaslamalarıyla ilgili tartışmalardı. Çok basitleştirerek söylersek, en zengin büyükler faiz artsın istiyor, Milli Görüş’ten bu yana hareketin sınıfsal omurgasını oluşturan, genellikle ihracatçı orta ve küçük patronlar faiz düşsün, hiç değilse artmasın istiyor. Erdoğan’ın kabiliyeti bunların taleplerini ve kendi siyasal ikbali için gerekli popülizmi bir arada yönetebilmesinden ileri geliyordu. Ama deniz bitti.

Hal böyle olunca, vay efendim Erdoğan öyle dediydi de böyle yaptı algoritması çalışsa bile boşa dönüyor. Yani kimse beyefendinin bir dediği öteki yaptığını tastamam tutsun diye beklemiyordur artık herhalde. Bu kadar açık açık söz çiğnemeye yol açan ‘zaruri şartlar’ oralarda nasıl yankılanıyor ona bakalım biz.

İki temel tutum dikkat çekiyor: İlki ıslık çalarak havalara bakma ve bu rekor faiz artışını mümkün olduğunca ya hiç görmeme ya da pul kadar haberlerle geçiştirme. Bu tutumun arkasında bir mesafelenme saiki olduğu açık tabii. Yani faiz konusunda patronlarının ya da temsil ettikleri çevrelerin gönlü biraz kırık ama bu matbuat personeli bunu çok açık etmemek konusunda talimat almış. Evet talimat. Talim ve terbiyedeki talimattan.

Misal Yeni Şafak. Bu rekor artışın yanında artışcık denebilecek bir önceki faiz kararını manşetten “Bu son olsun” diye duyuran, “Türkiye daha fazlasını kaldıramaz” diye ültimatom vermeye kalkan Yeni Şafak, birinci sayfaya Joe Dalton inceliğinde bir sütuna “Merkez faizi yüzde 25’e çıkardı” diye yazıp geçmiş, yutkunarak. İçerideki haberde de bırakın ültimatomu ‘yorum’ kırıntısı bile yok.

Sabah bir adım öteye geçmiş, cumhuriyet tarihinin en büyük faiz artışı gazetenin birinci sayfasında yok. Evet, yok. Bari feysbukta da “Faiz hala yüzde 8,5’muş gibi yaşayanlar topluluğu” kursalar. İhtiyaç var. Sabah da haberi içeride temkinli ama övgüyle vermiş. Pembe gözlükler gözyaşlarını saklamak için olabilir. Ekonomi şefi Dilek Güngör’ün yazısı var bir de. Vaktiyle yazdıklarının yüzü suyu hürmetine bir şerhcik düşüvermiş dişlerinin arasından fısıldar gibi: “Tabii, bu durum da reel sektör açısından olumsuz olabilir. Umarım, süreç uzun sürmez.”

Süreç bu Dilek Hanım belli mi olur. Bazı süreçler kısa sürüyor, bazıları uzun.

İslam sancağını daha dikine dikine tutan gazetelerden Milat ve Diriliş Postası bardağın dolu tarafı diye düşünmüş olsalar gerek, doların düşmesinden tutmuşlar ateş topunu. Biri “Faiz yükseldi dolar düştü” demiş, diğeri “Merkezden dolara faiz şoku”…

Demirören’in gazeteleri Hürriyet ve Milliyet halinden memnun. Övüyorlar. Kararı ve Mehmet Şimşek ile ekibini.

Yalnızca Akit gazetesi bir parça ‘cesaret’ gösterip “MB faiz lobisine boyun eğdi” diye başlık atmış ilk sayfasına. Gerçi faiz lobisine boyun eğen bir Merkez Bankası varsa bu hainlere karşı haber biraz küçük kalmış. Ama vardır herhalde bir bildikleri. Mahallenin delisi rolü de bir yere kadar. Ölçüyü kaçırmamak lazım.

Tabii Cem Küçük yazısı gözden kaçmasın. Takımın hırçın forveti neredeyse en açık desteği veriyor faiz kararına: “Merkez Bankası doğrusunu yaptı” diye başlık atıyor yazısına ve şunları söylüyor:

“Kararlı olmak budur işte. Bunun meyvelerini alacağız. Hem Mehmet Şimşek ve ekibini hem de Gaye Erkan ve arkadaşlarını tebrik ediyorum. Piyasa onların doğrusunu yaptığını biliyor. Herkesin de onları desteklemesi şart. […] Özellikle AK Parti medyasının Mehmet Şimşek ve ekonomi yönetimine destek vermesi gerekir. Şu an doğruları yapan Sayın Şimşek’i eleştirme zamanı değil. Bu da böyle biline…”

Yine taşın altına Cem Küçük’ün eli girmiş. İktidar medyasına da “Bu da böyle biline” diye gözdağı veriyor. Zaten sınıfta sessizlik büyük oranda sağlanmış. Faiz lobisi argümanı rafa kalkmış, bir tür “tamam bu artışlar caiz” faaliyeti başlamış. Ama şeytan azapta gerek, işi sıkı tutmalı. Cem Küçük “oyna, devam” diyor. Zaten oyun devam ediyor. Baksanıza Melih Altınok, Wagnerci Prigojin’in otopsisine talip: “Ölüsünü görmeden inanmam” diye yazıyor. Haşmet abisi de otoban benzincisinde enerji içeceği alan gençlere hüzünlenerek biniyor arabasına, basıyor gaza, arkasında bırakıyor sorunları. Hayat akıp gidiyor. Faizler gelir geçer, size bir şey olmasın.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Akşener Sert Konuşacak; İttifak Kapısını Kapatmayacak

CHP kulislerinde, cumartesi günü Afyonkarahisar’da açıklamalarda bulunacak İYİ Parti Lideri Akşener’in, kendi tabanını konsolide etmek anlamında sert konuşacağı, ancak diyalog kapısını aralık bırakacağı ve ittifak kapısını kapatmayacağı konuşuluyor.

İYİ Parti’yle bir iş birliği olacağı ancak bunu konuşmak için henüz erken olduğu ifade edilen kulislerde, olası bir iş birliğinde İYİ Parti’ye büyük ilçelerin verilebileceği ancak partinin elinde olan büyükşehir belediyelerinin verilemeyeceği konuşuluyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in cumartesi günü Afyonkarahisar Kocatepe’de partisinin yol haritasına ilişkin yapacağı açıklama merakla bekleniyor.

Milliyet’in haberine göre, Akşener yarın Afyonkarahisar’da vatandaşlara hitap edecek. Akşener’in yapacağı konuşmaya ilişkin CHP’li yetkili, “Meral Hanım’ın açıklaması önemli olacak bizim için. El yükseltecek. Sert bir açıklama olacak, ama diyalog ve müzakereye açık olacaktır. Çok majör bir ittifak sistemi değişikliği beklemiyoruz” dedi.

Akşener sert konuşacak!

Kulislerde ayrıca, “Kendi tabanını konsolide etmek anlamında sert konuşacaktır. Ancak diyalog kapısını aralık bırakacaktır. İttifak kapısını kapatmayacaktır” değerlendirmesi yapılıyor.

Öte yandan İYİ Parti’yle bir iş birliği olacağı ancak bunu konuşmak için henüz erken olduğu ifade ediliyor. CHP’de olası ittifak görüşmelerinin kasım ayında yapılması planlanan kurultaydan sonra başlayacağı görüşü hakim.

CHP kulislerinde olası bir iş birliğinde İYİ Parti’ye büyük ilçelerin verilebileceği ancak partinin elinde olan büyükşehir belediyelerinin verilemeyeceği konuşuluyor. Bu çerçevede İzmir, İstanbul, Trakya’da büyük bir ilçenin İYİ Parti’ye bırakabileceği konuşulurken, “Kazanmak için il belediyesi de verilebilir” yorumunu yapanlar da var.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Kendisini Ve CHP’yi Hedef Alan Erdoğan’a Sert Yanıt

Erdoğan’ın kendisini ve CHP’yi hedef alan açıklamalarına yanıt veren Kılıçdaroğlu, “Sevgili Erdoğan; yolsuzluğu, adaletsizliği, liyakatsizliği, 5’li çetelere hizmeti hiçbir zaman “kalite” ve “kalibre” olarak görmedik, görmeyeceğiz de. Bu senin ve Saray sosyetesinin işidir dedi ve ekledi:

“22 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendine ve Saray sosyetesine benzetmeye çalıştığını söylüyorsun… Boşuna uğraşma; devleti soyanların, uyuşturucu baronlarına hizmet edenlerin, hudutları namus olmaktan çıkaranların asla CHP’de yeri yoktur, olmaz da!”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 22. Kuruluş Yıldönümü Programı’nda konuştu. Muhalefete oldukça ağır yüklenen Erdoğan, Kılıçdaroğlu için “Onurluca geri çekilmeyi dahi beceremedi” dedi.

Erdoğan, “Kalibremize uygun bir muhalefet maalesef bulamadık. Her şeyi değiştirdik ama ülkemizin ana muhalefet partisini tek parti faşizminin boyunduruğundan kurtaramadık. Yıllar geçiyor, ülke değişiyor, dünya değişiyor; hatta eski çamlar bardak oluyor ama CHP’nin faşist kodları asla değişmiyor” şeklinde konuştu.

“Senin ve Saray sosyetesinin…”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından Erdoğan’a şöyle yanıt verdi: “Sevgili Erdoğan; yolsuzluğu, adaletsizliği, liyakatsizliği, 5’li çetelere hizmeti hiçbir zaman “kalite” ve “kalibre” olarak görmedik, görmeyeceğiz de. Bu senin ve Saray sosyetesinin işidir.

22 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendine ve Saray sosyetesine benzetmeye çalıştığını söylüyorsun… Boşuna uğraşma; devleti soyanların, uyuşturucu baronlarına hizmet edenlerin, hudutları namus olmaktan çıkaranların asla CHP’de yeri yoktur, olmaz da!“

Paylaşın

“İYİ Parti’de ‘İktidar İle Ortaklık’ Konuşuluyor” İddiası

İYİ Parti’de iktidar partisi AK Parti ile yol yürünmesi gerektiğini savunanlar da var. Bu isimler bu söylemlerini “Ülkeyi beş yıl yönetecek iktidarla ortak hareket edilirse atılacak yasal adımlarda etkin olabiliriz” sözleriyle gerekçelendiriyor.

İttifak ve iş birlikleri konusunda şu ana kadar Meral Akşener’den yapılmış herhangi bir açıklama ise yok. Yerel seçimlere giderken İYİ Parti’deki ana hedef ittifaksız 81 ilde kendi adayı ile seçimlere girebilmek.

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin ardından sessizliğe bürünen İYİ Parti’de gözler 26 Ağustos Cumartesi günü Genel Başkan Meral Akşener’in Afyonkarahisar’da yapacağı açıklamalarda. Seçimlerin ardından tek konuşmasını partisinin kurultayında yapan İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, Afyonkarahisar’da gerçekleşecek açık hava etkinliğinde seçimlerden sonraki ilk halk buluşmasını gerçekleştirecek.

İYİ Parti’de, Afyonkarahisar Valiliği’nin izniyle Kocatepe eteklerinde düzenlenecek açık hava toplantısına katılımın yüksek olması beklentisi hâkim. Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ilk başta kapalı spor salonunda düzenleneceğini duyurdukları buluşmanın Kocatepe’de açık hava toplantısı olarak değiştirildiğini ifade ederek, 81 ilden vatandaşları etkinliğe davet etti.

Akşener’in konuşmasında İYİ Parti’nin “iktidar” hedefi için izlenecek yol haritasının çerçevesini çizmesi beklenirken, bu konuşma öncesinde yaşanan İYİ Parti bağlantılı gelişmeler ve Cumhur İttifakı paydaşlarından gelen çağrılar dikkat çekiyor.

26 Ağustos öncesinde Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir görüşme yaptığı yönündeki haberler de dikkatlerden kaçmadı. T24’ün haberine göre; Ankara’da silahlı saldırı sonucu öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öğretmen eşi Ayşe Ateş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) İYİ Parti’nin Grup danışmanı olarak görevlendirildi.

Ancak bu görev için Ayşe Ateş’in kadrosunun bulunduğu Milli Eğitim Bakanlığı’ndan onay gerekiyordu. Bakanlık bu görevlendirmeyi yapmayınca Akşener, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i aradı. Habere göre, buradan da sonuç alınamayınca Akşener Erdoğan ile görüştü ve sorun çözüldü.

Adını vermek istemeyen, İYİ Parti içerisinde Akşener’e muhalif eski bir yönetici, bu görüşmenin “ilginç” olduğunu söylerken, “Basit bir atama gerekçesiyle cumhurbaşkanının aranması bana gerçekçi gelmedi. Başka konular görüşüldüğünü düşünüyorum” iddiasında bulundu. İYİ Parti’den bu görüşmeye ve içeriğine dair herhangi bir açıklama ise yapılmadı.

Bu görüşmeden hemen sonra ve 26 Ağustos konuşması öncesi dikkat çeken bir haber de yargıdan geldi. Akşener hakkında, gizli tanık beyanlarına dayandırılarak yedi yıldır devam eden “FETÖ soruşturmasında” savcılık, “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verdi. “Yağmur” kod adlı gizli tanık yedi sene önce “FETÖ’nün partilere sızmak istediğini bunun için Akşener isimli kişinin kullanıldığını” öne sürmüştü. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu iddia üzerine yürüttüğü soruşturmada dava açmayıp soruşturmayı kapattı.

İYİ Parti kurmayı bu karara ilişkin DW Türkçe’den Kıvanç El‘e, “Bugüne kadar sonuçlandırılmaması yanlıştı. Baştan aşağı bir kara propaganda soruşturmasıydı” değerlendirmesini yaparken bu kararın tam 26 Ağustos öncesine denk gelmesine ilişkin soruya karşılık olarak ise “yorum yapma gereği duymadığını” ifade etti.

İYİ Parti’den ayrılan muhalif isimler ise bu kararın 26 Ağustos öncesi olmasının tesadüf olamayacağını savundu ve “İktidar İYİ Parti’ye bir mesaj veriyor. Bu mesaj MHP üzerinden başladı yerel seçime giderken de sürecek” yorumunu yaptı.

Muhalif bir kurmay da, İYİ Parti’den ayrılan Aytun Çıray’ın Cumhuriyet gazetesine yaptığı, “Kılıçdaroğlu’na seçimi Akşener’in masadan kalkması kaybettirdi. Bu hamle seçimi kim kazandıysa ona yaradı” açıklamalarını hatırlatarak, buna parti yönetiminin sessiz kalmasının da dikkat çekici olduğu yorumunu yaptı.

MHP ve AK Parti’den gelen açıklamalar

Bu gelişmeler öncesinde de MHP ve AK Parti’den dikkat çekici açıklamalar geldi. MHP lideri Devlet Bahçeli, İYİ Partililere yerel seçimde “komşu olmayı” yani ittifak yaparak seçimde iş birliği yapmayı teklif etti. Bahçeli, 2019 yılında da İYİ Partililere “yuvanıza dönün” çağrısı yapmıştı. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Bahçeli’nin Ağustos ayı ortasında yaptığı son çağrıyı “Ülkemizin temiz kalpli insanlarını, milliyetçilerini, vatanseverlerini, Türkiye sevdalılarını ülke ve millet hayrına İYİ Parti’de de buluşmaya davet ediyoruz” sözleriyle geri çevirdi.

AK Parti’den de Bahçeli’nin ittifak çağrısına ilişkin dikkat çeken bir yorum geldi. Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, “İYİ Parti’nin yeri PKK ve FETÖ’nün yanı değildir. Bir siyasi parti artık belirli bir süresi geçmiş, aktörleri belli olmuş ve tamamen de başka bir siyasi partinin arkasında piyon olmuş bir partinin söyleyeceği sözün vatandaşın nezdinde karşılığı olmaz” diyerek destek verdi.

Karşılıklı açıklamalar sürerken bu sefer İYİ Parti içerisinden MHP’ye yeni bir çağrı geldi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Tolga Akalın, “üçüncü yolu kuralım” çıkışı yaparken milliyetçilerin birleşmesi gerektiği yönünde görüşlerini kamuoyuna açıkladı. Ancak bu çağrı MHP tarafından reddedildi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “MHP’yi yok sayarak -milliyetçilik üzerinden- üçüncü bir siyasi yol inşa etmeye çabalamak, deniz üzerinde yürümekten farksızdır” görüşünü dile getirdi.

Tüm bu açıklamalar karşısında İYİ Parti lideri Meral Akşener sessizliğini korudu. Akşener’in Afyon’daki açık hava etkinliğinde bu tartışmalara dair bir mesaj vermesi bekleniyor.

“İttifaklara dair iddialar asılsız”

Hem bu gelişmeler hem de MHP ve AK Parti’den gelen açıklamalar ışığında İYİ Parti’den ayrılan muhalif isimler partinin “Cumhur İttifakı’na yakınlaşacağını” iddia ediyor.

Parti içerisinde bir kesim ise CHP ile iş birliğinin belli alanlarda sürmesinden yana. Bilgi veren üst düzey bir kurmay, İYİ Parti’nin özellikle yerel seçimlerdeki kritik rolünün her kesim tarafından görüldüğünü belirtiyor. Bu nedenle AK Parti’nin de MHP’nin de CHP’nin de kendileri ile yol yürümek isteyeceğini savunan kurmay, “İYİ Parti iktidar hedefi ile tek başına yola çıkacak. Kimseyle bugünden bir pazarlığa girip ‘gelin ittifak yapalım’ demeyeceğiz. Cumhur İttifakı’nda da Millet İttifakı’nda da yer alacağımız yorumları asılsız. İttifaklara dair bir karar yok” yorumu yapıyor.

Kendilerinin bir ittifak görüşmesi yapmayacaklarını ancak görüşmek isteyenlere hangi parti olursa kapılarının açık olacağı da parti yöneticileri tarafından ifade ediliyor. İYİ Parti’de iktidar partisi AK Parti ile yol yürünmesi gerektiğini savunanlar da var. Bu isimler bu söylemlerini “Ülkeyi beş yıl yönetecek iktidarla ortak hareket edilirse atılacak yasal adımlarda etkin olabiliriz” sözleriyle gerekçelendiriyor. İttifak ve iş birlikleri konusunda şu ana kadar Meral Akşener’den yapılmış herhangi bir açıklama ise yok.

Yerel seçimlere giderken İYİ Parti’deki ana hedef ittifaksız 81 ilde kendi adayı ile seçimlere girebilmek. Ancak burada İstanbul, Ankara, Antalya, Adana gibi büyükşehirlerde farklı yol izlenebileceğinin de altı çiziliyor. Bunun gerekçesi olarak da parti kurmayları, yeniden aday gösterilmeleri ihtimali bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın İYİ Parti yönetiminde ve tabanında sevilen isimler olmasını örnek gösteriyor.

Ayrıca seçimler öncesinde bu isimlerin “cumhurbaşkanı adayı” olarak dahi dillendirildiği hatırlatılarak, “Cumhurbaşkanlığına onay verilen isimlerin belediye başkanlarına onay verilmemesinin çelişki olacağı” yorumları da yapılıyor. Ancak İYİ Parti’de bugünden bir destek açıklaması yapılmayacak ve öncelikli olarak CHP’deki kongre süreçlerinin tamamlanması ve adayların resmen belirlenmesine dair süreçlerin başlaması beklenecek.

Paylaşın