Merkez Bankası’nda İkinci Bir Naci Ağbal Vakası Yaşanır Mı?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz artışlarına devam ederse ikinci bir Naci Ağbal vakası yaşanır, yeni PPK da dağıtılır mı? Bu sorunun cevabını bilmiyoruz.

Kafalarda bu soru işareti devam ettiği sürece de enflasyon beklentilerinin etkin bir şekilde düşüş sağlaması mümkün olmayacaktır. Bu noktada yeni ekonomi ekibi icraatları ile bu soru işaretlerini dağıtmalı ve OVP’de koyulacak hedefler TCMB’nin dezenflasyon hedefleri ile tutarlı olmalıdır.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) dün 2,5 puanlık artış beklentisinin oldukça üzerinde 7,5 puanlık bir faiz artışı yaptı. Faiz artışlarının devamı gelir mi? Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, BBC Türkçe için değerlendirdi.

Yeni ekip TMCB’nin son iki toplantıda attığı adımları yeterince şahin bulmadığını net bir şekilde gösterdi. Ama esas beceri faiz artışlarına sıcak bakmayan Cumhurbaşkanı’nın ikna edilebilmiş olmasıydı. İlave olarak Enflasyon Raporu’nda ve raporun sunumda hatalı bulduğum iki konuda düzeltme geldi.

Birincisi enflasyon raporunda ilan edilen %58’lik 2023 yıl sonu tahmininin düşük kalacağı karar metninde not edildi. Koç Üniversitesi’nden ekip arkadaşlarımla yaptığımız tahminler de yıl sonu enflasyonunun 70’ler civarında olduğuna işaret ediyor.

İkinci düzeltme enflasyon raporunun sunumunda verilen hatalı bir mesajın düzeltilmesiydi. Sunumda Haziran ve Temmuz aylarında politika faizi artarken mevduat faizlerinde görülen düşüş arzu edilen bir sonuç gibi sunulmuştu. Oysa bu durum sıkılaştırıcı para politikasının amaçları ile çelişiyordu.

Hafta başında gelen KKM kararları ve sonrasında verilen sinyallerle netleşti ki yeni ekip de mevduat faizlerinin düşmesindeki çarpıklığı kabul ediyor ve mevduat faizlerinin düşmesini istemiyor.

Kararda sıradışı olan neydi?

Uzun bir sıkılaştırma döngüsüne başlayan merkez bankaları yola “yüksek dozda” faiz artışları ile başlayıp kademeli olarak “düşük doza” doğru devam ederlerse bunun iki avantajı olur:

Para politikası 6-18 aylık bir gecikme ile etkisini gösterir. Bu sebeple baştan yüksek dozda verilen ilacın etkisi daha hızlı sisteme girer.

Önden yüklemeli faiz artışını gören piyasalar, Merkez Bankası’nın siyasi baskı ile hareket etmeyeceği izlenimi edinirlerse enflasyon beklentilerini aşağı çekerler. Çok basitleştirilmiş bir örnek üzerinden gidersek toplamda 20 puan faiz artırmayı planlayan bir Merkez Bankası’nın bunları 10-5-3-2 şeklinde kurgulaması durumunda önden gelen yüklü faiz artışları “yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” diyecek Merkez Bankası’na duyulan güveni artırır. Bu güven enflasyon beklentilerini aşağı çektiğinde son faiz artışlarına gerek kalmadan da faiz artışlarını sonlandırmak mümkün olabilir.

Oysa TCMB 6,5 puan ile başladığı artışlarının dozunu önce 2,5’e düşürdü sonra 7,5’e çıkardı. Bu şekilde tedavi devam ederken doz artırımı yaparsanız “durum Merkez Bankası’nın sandığından da kötüymüş” izlenimi yaratıp enflasyon beklentiyi tetikleyebilirsiniz.

Merkez Bankası son kararıyla bu riski aldı. Hatta bir adım daha ileri giderek piyasalardan önce 2023 enflasyon tahminini kendi eliyle yukarı revize etti (daha doğrusu enflasyon raporundaki üst banda işaret etti).

Ama bu dobralığına karşılık piyasalardan istediği şuydu: Bana inanın, bu seneyi kayıp yıl olarak düşünün. Attığımız tohumlar 2024’de ürün vermeye başlayacak. Enflasyon raporundan 2024 için koyduğumuz %33 enflasyon hedefine güvenin ve ileriye yönelik fiyatlamalarınızı bu rakama göre yapın.

Zamanlama daha iyi olabilir miydi?

Bu hafta önce KKM uygulamasındaki değişiklikler yapıldı. Sonrasında politika faizi yükseltildi. Bence bu iki kararın sırası değişse ve önce faiz artışı arkasından KKM kararı gelseydi piyasada daha az tepki olur, KKM kararı daha kolay kabul görürdü. Zira KKM kararı sonrası bankalardan mevduat faizlerini yükseltmeleri istendi.

Bankaların tepkisi ise şu oldu: Mevduat faizini KKM’den dönüşe yetecek kadar artırdığımızda kredi faizini de artırmamız gerekir ki bu işten kar edebilelim.

Oysa kredi faizleri politika faizinin 1,8 katından fazla olursa cezai yaptırıma tâbi. Bu durumda önce siz politika faizini yükseltin ki hem kredi faizini belirlerken elimiz rahatlasın, hem de kurda bir sakinleşme olsun ve KKM cazibesi azalsın.

24 Ağustos’ta gelen faiz artışı ile kredi faizindeki üst sınır yüzde 55’in üzerine çıktı. Kurda ise yarım günde %2 değerlenme söz konusu oldu. Yani hafta başında gelen eleştirilerin politika faizi ile ilgili kısmı giderildi. Baştan faiz artışı gelseydi daha az itiraz olur, TCMB’nin ne yapmak istediği daha net anlatılırdı.

İkinci bir Naci Ağbal vakası yaşanır mı?

Politika faizinde gelinen seviye olan %25 ile Merkez Bankası’nın 2024 sonu enflasyon tahmini olan %33’e ulaşılması zor. “Politika faizi hangi seviyeye çıkarılırsa enflasyon %33’e düşer?” sorusunun mekanik bir cevabı yok. O seviyeyi düşük tutabilmek kredibilite, beklenti yönetimi ve iletişim becerisi ile şekillenecektir.

12 ay sonrası enflasyon beklentileri TCMB’nin hedefine yaklaşana kadar faiz artışlarının devamı gerekecektir. Toplumsal tepkilerin artıp prematüre faiz indirimlerinin başlamaması için acı reçetenin maliyetinin ne şekilde dağıtılacağı konusunda siyasi otorite devreye girmeli ve Merkez Bankası’nın yükünü azaltmalıdır.

İşte bu noktada bir diğer kritik soru devreye giriyor: TCMB faiz artışlarına devam ederse ikinci bir Naci Ağbal vakası yaşanır, yeni PPK da dağıtılır mı? Bu sorunun cevabını bilmiyoruz. Kafalarda bu soru işareti devam ettiği sürece de enflasyon beklentilerinin etkin bir şekilde düşüş sağlaması mümkün olmayacaktır. Bu noktada yeni ekonomi ekibi icraatları ile bu soru işaretlerini dağıtmalı ve OVP’de koyulacak hedefler TCMB’nin dezenflasyon hedefleri ile tutarlı olmalıdır.

Paylaşın

Erdoğan: Piyasalar Yakında Dengeye Kavuşacak

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, enflasyonla ilgili değerlendirmelerde bulunarak, “Otomobil piyasasında fiyatlar yavaş yavaş stabilize oluyor. Emlak ve kira piyasası da yakında dengeye kavuşacaktır. Bazı ürünlerde açgözlülükten kaynaklı fiyat balonu söndükçe milletimiz rahatlayacaktır” dedi. 

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında, “Emeklilerimizden gelen serzenişlerin farkındayız. İnşallah gereken adımları yıl sonuna kadar atacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezindeki AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Toplantımızı siyasi mücadelemiz açısından anlamlı bir tarihte gerçekleştirdik. ATO’ya geçerek partimizin kuruluşunu coşkuyla kutlayacağız. Hem hafızamızı tazeleyecek hem de geçmişin tecrübeleriyle geleceğe yön vereceğiz.

3 ay önce ülkemiz tarihinin en kritik seçimlerinden birini gerçekleştirdik. Milletimizin takdiriyle 5 sene daha hizmet etme şerefine nail olduk. 28 Mayıs’ın Türk siyasetindeki artçı sarsıntıları devam ediyor.

Muhalefette her gün yeni bir skandal oluyor. Sayısız ihaneti masanın altına saklamışlar. Meydanlarda sağa sola siyasi ahlak verenlerin gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Düne kadar can ciğer olup bugün kanlı bıçaklı olanların verdiği intiba, asıl vahim pazarlıkların henüz kamuoyunun malumu olmadığıdır. Yani bu pilav daha çok su kaldıracaktır.

Yüzde 1 oyu olmayanlara 38 milletvekilliği kaptıran CHP’nin terör örgütlerine neler vadettiğini düşünmek bile istemiyorum. Seçimlerden bu yana her gün, ülkemizin nasıl büyük bir uçurum kenarından döndüğünü bize hatırlatıyor. Tercihini farklı yöne kullanmış kardeşlerimiz de bu durumu gördü.

Siyasi tercihine bakılmaksızın tüm halkımız şu soruların cevabını merak ediyor. Kapısıını çaldığınız her partiye bir bakanlıkla gittiniz. Önünüze gelene devleti rehin verdiniz. Kandil’deki terör baronlarına acaba neyi taahhüt ettiniz? Pensilvanya’daki hainlere hangi sözleri verdiniz ki bu alçaklar milletin siniriyle oynama pahasına uçak bileti paylaştılar? Seçim gecesi kazanıyoruz tiyatrosunu niçin oynadınız? YKS’dan Anadolu Ajansı’na devletin kurumlarını niçin yıprattınız? Daha bunun gibi pek çok makul sorunun cevaplanması gerekiyor.  Önce çıksınlar millete hesap versinler.

Anket şirketleriyle el ele verip hayal sattıkları CHP seçmeninden özür dilesinler. Yenilgiyi zafer gibi pazarlamak yerine hatalarını kabul etsinler.

Karşı karşıya  olduğumuz bu tablo bizim işimizi daha da zorlaştırmaktadır. 6 Şubat depreminin yaralarının bir an önce sarılması asıl gündemimizdir. Depremlerin unutulmasına izin veremeyiz… Depremzede her bir vatandaşımızın maddi kaybını yerine koyana kadar yorulmadan çalışacağız.

“Nerede eksiğimiz varsa gideriyoruz”

319 bin konutu ilk bir sene içinde hak sahiplerine teslim edeceğiz. Enflasyonun çıkardığı sorunları giderecek adımları atıyoruz. Fahiş fiyat balonu söndükçe milletimiz daha da rahatlayacaktır… Emeklilerimizden gelen serzenişlerin farkındayız. Yıl sonuna kadar gerekli adımları atacağız. Üniversiteli gençlerimize ve ev hanımlarına verdiğimiz tüm sözlerin arkasındayız.

Emlak ve kira piyasası yakında dengeye kavuşacak. Otomobil piyasası da yavaş yavaş düşüşe geçti… Nerede eksiğimiz varsa gideriyoruz. Güçlü olduğumuz yanlarımızı tahkim ediyoruz. Son 22 yıldır olduğu gibi gençlerimizin dinamizmini, emektarımızın engin tecrübesiyle harmanlayarak yolumuza devam edeceğiz.”

Paylaşın

Mehmet Şimşek’ten Dikkat Çeken “Faiz” Mesajı

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 25’e yükseltmesi sonrası, sosyal medya hesabından “Kararlıyız” mesajı paylaştı.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz artışını değerlendirdi.

Bakan Şimşek, “Kararlıyız! Fiyat istikrarı en büyük önceliğimiz…” açıklaması yaptı.

Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizini 750 baz puan artışla yüzde 25 yükseltmişti. Piyasa beklentileri politika faizinin yüzde 20’ye çıkarılması yönündeydi.

Reuters anketine katılan 17 ekonomistin tamamı yüzde 17,5 seviyesindeki politika faizinde artış beklerken, tahminler yüzde 18 ila yüzde 20,5 bandında yer alıyordu. Ankette sekiz ekonomist 250 baz puan, dört ekonomist 200 baz puan, üç ekonomist 150 baz puan, ve birer ekonomist 50 ve 300 baz puan artış bekliyordu.

Ekonomistler, TCMB’nin önümüzdeki aylarda da faiz artışlarına devam etmesi bekliyor. Ankette 2023 sonu faiz tahminlerinin medyanı yüzde 25 seviyesinde bulunuyordu. Tahminler, yüzde 20 ile yüzde 30 bandında yer alıyordu.

AA Finans’ın 15 ekonomistle gerçekleştirdiği ankete göre, TCMB’den 100 ila 250 baz puanlık bir artırım öngörülüyordu. Ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 18,50 ile yüzde 20,00 arasında, yıl sonu politika faizi beklentileri ise yüzde 20 ile 30 arasında yer alıyordu.

Merkez Bankası’nın faiz kararı metninde, faiz artırımının yanı sıra, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararlarının alınmaya devam edeceği belirtildi.

Metinde, ayrıca, enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergelerin yakından takip edileceği vurgulandı.

Paylaşın

Halkların Demokratik Partisi Aktif Siyasetten Çekiliyor Mu?

14 Mayıs’ta yapılan seçimlere Yeşil Sol Parti (YSP) çatısı altında giren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Pazar günü yapacağı kongreyle yeni eş genel başkanlarını belirleyecek, parti yetkili kurullarında da daralmaya gidecek.

Halen 100 asil ve 50 yedek üyeden oluşan PM’nin üye sayısı ile Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) üye sayısının azaltılması planlanıyor. Kongrede şekillenecek yeni yönetim yapısıyla HDP kurumsal kimliğini koruyacak ancak aktif bir siyasi çalışma içinde olmayacak.

HDP’nin temsil ettiği siyasi anlayışın YSP’de sürdürüleceğini söyleyen HDP Sözcüsü Ebru Günay, “Kurumsal kimliğimiz değişebilir ama fikriyatımız ve devraldığımız mücadele geleneği esaslarına göre yeni dönemi inşa etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi’nde hakkındaki kapatma davası süren Halkların Demokratik Partisi (HDP), Pazar günü yapacağı kongreyle yeni eş genel başkanlarını belirleyecek, parti yetkili kurullarında da daralmaya gidecek.

HDP’lilerin milletvekili seçimlerine çatısı altında girdiği Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) de Eylül’ün ayı sonuna doğru olağanüstü kongresini yaparak, yeni yönetimini belirleyecek.

Seçimler sonrasında da HDP Eş Başkanlığı görevini sürdüren Pervin Buldan ve Mithat Sancar, yeniden eşbaşkanlığa aday olmayacağı ve Yeşil Sol Parti’ye (YSP) geçecekleri için, HDP kongre sonrası Meclis’te de temsil edilmeyecek.

Eylül sonunda yapılacak YSP Kongresi’nde ise parti yönetiminin yanı sıra isim değişikliği de gündemde olacak. HDP ve YSP’de arka arkaya yapılacak olan olağanüstü kongreler için hazırlıklar sürüyor.

27 Ağustos Pazar yapılacak olan HDP kongresinde, eşbaşkanların yanısıra Parti Meclisi ve Merkez Disiplin Kurulu seçimi yapılacak. Bir başka değişiklik ise partinin yetkili kurullarının daraltılması olacak.

Halen 100 asil ve 50 yedek üyeden oluşan PM’nin üye sayısı ile Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) üye sayısının azaltılması planlanıyor. Kongrede şekillenecek yeni yönetim yapısıyla HDP kurumsal kimliğini koruyacak ancak aktif bir siyasi çalışma içinde olmayacak.

Peki bu HDP’nin bir anlamda siyaset sahnesinden çekilmesi anlamına mı geliyor? Parti hakkında kapatma kararı çıkmaması halinde, yeniden HDP çatısı altına dönülebilir mi?

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın‘ın sorularını yanıtlayan HDP Sözcüsü Ebru Günay, partisinin bir fikriyatı temsil ettiğine dikkat çekti, “Bu mücadele fikriyatı Türkiye siyasi sahnesinden asla çekilemez” dedi.

Partinin kurumsal kimliğini devam ettirmesi için kongreye gidildiğine işaret eden Günay, partinin program ve tüzüğüyle yoluna devam edeceğini söyledi.

HDP’nin temsil ettiği siyasi anlayışın YSP’de sürdürüleceğine dikkat çeken Günay, “Kurumsal kimliğimiz değişebilir ama fikriyatımız ve devraldığımız mücadele geleneği esaslarına göre yeni dönemi inşa etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Parti kulislerinde, Anayasa Mahkemesi’nin kapatma kararı vermemesi halinde yeniden HDP çatısına dönülmesi de seçenek olarak görülüyor. Şimdiden bu konuyu konuşmak için erken olduğuna söyleyen Ebru Günay ise “Hele bir kapatmama kararı çıksın, ona göre bakarız” dedi.

Eşbaşkanlar değişecek

HDP kongresinin ardından YSP yaklaşık bir ay sonra olağanüstü kongresini yaparak yeni yönetimini belirleyecek, aktif siyasi çalışma alanı da bu parti olacak. YSP’nin kongresinde parti isminin yanı sıra tüzük ve eş genel başkanlıklarda da değişim söz konusu olacak.

Şimdiye kadar sadece eski Antalya Milletvekili Kemal Bülbül adaylığını ilan etmekle birlikte HDP geleneğinden gelen siyasi partilerde eş başkanların parti kurullarında ve Mutabakat Komisyonu’nda tartışılarak belirlendiği biliniyor.

HDP’de olduğu gibi YSP’nin yeni eş başkanlarının parlamentoda güçlü temsil olanağı ve dokunulmazlık faktörü nedeniyle milletvekilleri arasından belirlenmesi bekleniyor.

Partinin isim değişikliği ve tüzük değişikliği önerilerinin tartışılacağı kadın konferansı 7-8 Eylül, karma konferans ise 9-10 Eylül’de gerçekleştirilecek. Konferansta alınacak kararlar ise kongrenin oyuna sunulacak.

YSP Batman Milletvekili ve HDP MYK üyesi Rüştü Tiryaki, Eylül ayı sonunda yapılacak kongrede parti isim değişikliğinin de gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

İsim değişikliği taleplerinin parti toplantılarında gündeme geldiğini vurgulayan Tiryaki, “Yeşil Sol, partinin alışılmış isimleri arasında değil, yoksa ne yeşil ne sol kavramına karşı olunduğu için değil. Ama daha alışılmış isimleri tercih ediyorlar. Bunlara ilişkin de çalışmalarımız sürüyor. Adının değişmesi gündemlerden birisi olabilir” bilgisini paylaştı.

Tiryaki, partililerin daha çok geçmişte HDP çizgisinde siyaset yapan siyasi partileri çağrıştıran, içinde “halk” geçen isim önerilerini gündeme getirdiğini, bunların konferans ve kurullarda tartışıldığını belirtti.

Yerel seçim çalışmalarına kongre sonrasında ağırlık verilecek

Kongrelerin tamamlanmasının ardından YSP seçim çalışmalarına hız verecek. 2019’daki yerel seçimlerinde stratejisini “AKP’ye kaybettirmek” üzerine kuran ve Türkiye’nin batısındaki illerde aday çıkarmayan parti, bu yılki cumhurbaşkanlığı seçiminde de Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vermişti.

Parti yönetiminin yerel seçim çalışmalarına kongre sonrasında ağırlık vermesi ve stratejisini buna göre şekillendirmesi bekleniyor.

Parti tabanından, Doğu ve Güneydoğu’da kayyum atanan belediyelerin yeniden kazanılması, tüm seçim çevrelerinde partinin kendi adaylarıyla yarışması, eğer ittifak yapılacaksa da açık şeffaf bir ittifak yapılması taleplerinin dile getirildiği belirtiliyor.

Mehmet Rüştü Tiryaki, 2019’da stratejinin AKP-MHP ittifakının seçimleri kaybettirilmesi üzerine kurulduğunu, bu nedenle de muhalefetin üzerinde anlaştığı adayları desteklediklerini hatırlattı, henüz yeni seçim stratejisinin netleşmediğini söyledi.

Tüm Türkiye genelinde aday çıkarma ya da bazı yerlerde ittifak yapma seçeneklerinin gündemde olup olmadığına ilişkin soru üzerine ise Tiryaki, kongre sonrasını işaret etti:

“Biz, iddialı olduğumuz, güçlü olduğumuz, örgütümüz olan her yerde seçime girecek gibi çalışmalarımızı sürdürüyoruz; bunun dışında bir karar almış değiliz. Aslında şu anda hiçbir siyasi partide de alınmış bir karar yok. Millet İttifakı’nın da Cumhur İttifakı’nın da açıkladığı bir karar yok. Bir karar aldığımızda da, her zaman olduğu gibi bunu kamuoyuyla paylaşırız.”

Paylaşın

Tarım Kredi Kooperatifleri İştiraki Şirketler Faize Battı

Bağımsız denetim raporlarına göre, Tarım Kredi Kooperatifleri iştiraki yedi şirketin 2023 yılının ilk yarısındaki faiz gideri 172 milyon 936 bin 578 lira olarak gerçekleşti. Tarım Kredi Pazarlama ve Marketçilik yüksek faiz gideriyle öne çıktı. Şirketin altı aylık faiz gideri, 126 milyon 306 bin 354 TL olarak hesaplandı.

Tarım Kredi Market’in ardından 34 milyon 296 bin 236’lık faiz gideri ile Tarım Kredi Tedarik ve Üretim Anonim Şirketi, ikinci sırada yer aldı. Tarım Kredi Market ve Tarım Kredi Tedarik’in yanı sıra kooperatif iştiraki diğer beş şirketin 2023’ün Ocak-Haziran dönemindeki faiz giderleri ise şöyle sıralandı: Lisanslı Depoculuk A.Ş: 3 milyon 737 bin 143 lira, Lojistik A.Ş: 1 milyon 238 bin 83 lira, İmece Plastik A.Ş: 6 milyon 279 bin 552 lira, Teknoloji A.Ş: 1 milyon 79 bin 210 lira.

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri’ne bağlı şirketlerin Ocak-Haziran 2023 dönemine yönelik mali tabloları hazırlandı. Şirketlerin altı aylık bilançoları, yüksek faiz giderlerini gözler önüne serdi.

BirGün’den Mustaafa Bildirici‘nin ulaştığı Tarım Kredi Kooperatifleri iştiraklerine yönelik bağımsız denetim raporlarına göre, yedi şirketin 2023’ün ilk yarısındaki faiz gideri 172 milyon 936 bin 578 TL olarak gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Pahalılığa karşı piyasayı balanse etmek” görevi yüklediği ve talimatıyla mağaza sayısını artıran Tarım Kredi Pazarlama ve Marketçilik yüksek faiz gideriyle öne çıktı. Şirketin altı aylık faiz gideri, 126 milyon 306 bin 354 TL olarak hesaplandı. Aynı şirket 2023’ün ilk yarısında 434,1 milyon TL zarar etmişti.

TK Market’in ardından 34 milyon 296 bin 236’lık faiz gideri ile Tarım Kredi Tedarik ve Üretim Anonim Şirketi, ikinci sırada yer aldı. TK Market ve TK Tedarik’in yanı sıra kooperatif iştiraki diğer beş şirketin 2023’ün Ocak-Haziran dönemindeki faiz giderleri ise şöyle sıralandı:

Lisanslı Depoculuk A.Ş: 3 milyon 737 bin 143 TL
Lojistik A.Ş: 1 milyon 238 bin 83 TL
İmece Plastik A.Ş: 6 milyon 279 bin 552 TL
Teknoloji A.Ş: 1 milyon 79 bin 210 TL

Öte yandan bilinçli tarımsal üretimi yaygınlaştırmak ve “Toprağa bereket katmak” amacıyla 1952’de kurulan GÜBRETAŞ da iktidarın kötü yönetim politikasından nasibini aldı. Siyasi kaygılarla yapıldığı öne sürülen atamaların sonucu bağımsız denetim raporuyla ortaya konuldu. 2020, 2021 ve 2022 yıllarını yüksek kâr ile kapatan GÜBRETAŞ’ın 2023 yılının ilk yarısında 532 milyon 729 bin 517 TL’lik zarar ettiği açıkladı.

Şirketin yönetim kurulunda yer alan isimler de “Tarım Kredi Kooperatifleri iştirakleri, AKP’nin çiftliği gibi oldu” eleştirilerinin haklılığını ortaya koydu. 2023 yılı itibarıyla şirketin yönetim kurulu ve üst yönetimi Nisan ayı itibarıyla son şeklini almıştı. Hüseyin Aydın, Yasin Ayaz, Aytaç Onkun, Hasan Dursun ve Ferhan Benli şirketin yönetim kurulunda yer alırken Musa Konan, Ali Fuat Hamurcu, Gökhan Gümüş ve Mehmet Halil Özsüer şirketin üst yönetimindeki isimler olmuştu.

Paylaşın

Cevdet Yılmaz’dan Soru Önergelerine “Görev Alanıma Girmiyor” Cevabı

Kendisine yöneltilen soruların yanıtlarını ilgili birimlerden alarak paylaşabilecek konumda olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bunu yapmak yerine çok sayıda önergeye “Görev alanıma girmiyor” yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Erdoğan, hediye ettiği TOGG’ları şahsi bütçesinden mi karşıladı?” sorusunun bile kendisinin değil bakanların görev alanına girdiğini öne sürdü.

Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ne geçişle birlikte milletvekillerinin elinde kalan en önemli denetleme mekanizması olan yazılı soru önergeleri de AK Partililerin tutumu nedeniyle işlevsizleşti. Sistem değişikliği ile milletvekilleri, bakanlarla birlikte cumhurbaşkanı yardımcısına da doğrudan soru sorma hakkına kavuştu.

Birgün’den Hüseyin Şimşek‘in haberine göre; Cumhurbaşkanı yardımcısı, sorulara çoğunlukla, “Görev alanıma girmiyor” yanıtını vermekle yetiniyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki sorulara bile yanıt vermiyor.

İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu yazılı soru önergesinde, özelleştirmeye ilişkin Cumhurbaşkanı kararını sordu. 9 Temmuz 2021 tarihinde AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı kararı anımsatan Öztürk, “Cumhurbaşkanı kararı ile çoğu Ege ve Akdeniz sahillerinde bulunan, yüzlerce dönüm arazi üzerine kurulu 18 eğitim kampı ve sosyal tesisleri özelleştirme kapsamına alınmıştır. Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında varlıkların hangileri, hangi tarihte, kimlere, ne kadara satıldı?” diye sordu.

“Erdoğan, hediye ettiği TOGG’ları şahsi bütçesinden mi karşıladı?”

CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dağıttığı TOGG marka otomobilleri gündeme getirdi. Bayraktutan, “Körfez ülkelerine ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’a ve Katar Emiri Al Sani’ye neden TOGG Otomobil hediye etmiştir? Hediyelerin maliyetini şahsi bütçesinden mi karşılamıştır? Kaç kişi ve kurumlara TOGG hediye edilmiştir? Seçim döneminde kamu kurumları üzerinden propaganda aracı olarak kullanılmasıyla gündeme gelen TOGG otomobillerinin yurt içinde ve yurt dışında hediye ettiği kişi ve kurumları listeler misiniz? Sorularını yöneltti.

CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever de Erdoğan’a hakaret ettiği için yargılananları gündeme getirdi. Ersever, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a, “2020-2023 yılları arasında sosyal medya paylaşımları nedeniyle cumhurbaşkanına hakaretten dava açılan kişi sayısı kaçtır? Kaç sanık mahkûmiyet kararı almıştır? Kaç sanık beraat etmiştir?

“Görev alanıma girmiyor”

Kendisine yöneltilen soruların yanıtlarını ilgili birimlerden alarak paylaşabilecek Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bunu yapmak yerine önergelere “Görev alanıma girmiyor” yanıtını verdi. Yılmaz, “Erdoğan, hediye ettiği TOGG’ları şahsi bütçesinden mi karşıladı?” sorusunun bile kendisinin değil bakanların görev alanına girdiğini öne sürdü.

Paylaşın

Eski İYİ Partili Aytun Çıray: Masadan Kalkma Krizi Yaşanmasaydı…

Masadan kalkma olayı hiç yaşanmamış olsaydı Kılıçdaroğlu’nun çok daha fazla oy alacağını dile getiren eski İYİ Partili Aytun Çıray, ‘‘MAK Araştırma’nın sahibi Mehmet Ali Kulat, ‘İYİ Parti yüzde 13 alsaydı Kemal Bey kesinlikle seçilirdi’ diyor. Oyların o denli düşmesinin temel nedeni, Sayın Akşener’in ‘Benim başıma tabanca dayasalar masadan kaldıramazlar’ dedikten sonra masadan kalkması” dedi ve ekledi:

“Bu derin bir hayal kırıklığı yarattı, toplumun beklentilerini yok etti. İYİ Parti’nin oyları büyük oranda önce Muharrem İnce’ye daha sonra da Sinan Oğan’a gitti.”

14 Mayıs seçimlerinden önce İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Altılı Masa’dan ayrılması ve sonrasında masaya dönmesi sürecinde tanık olduklarını sosyal medya hesabından paylaşan Akşener’in o dönemki Genel Başkan Başdanışmanı Aytun Çıray, konuyla ilgili yeni açıklamalarda bulundu. Çıray, masadan ayrılma hamlesinin ardından İYİ Parti’nin oylarının düştüğünü ve Kılıçdaroğlu’nun seçimi kaybettiğini söyledi.

Cumhuriyet’ten İklim Öngel’in sorularını yanıtlayan Çıray, masadan kalkma olayı hiç yaşanmamış olsaydı Kılıçdaroğlu’nun çok daha fazla oy alacağını şu sözlerle dile getirdi: ‘‘MAK Araştırma’nın sahibi Mehmet Ali Kulat, ‘İYİ Parti yüzde 13 alsaydı Kemal Bey kesinlikle seçilirdi’ diyor. Oyların o denli düşmesinin temel nedeni, Sayın Akşener’in ‘Benim başıma tabanca dayasalar masadan kaldıramazlar’ dedikten sonra masadan kalkması. Bu derin bir hayal kırıklığı yarattı, toplumun beklentilerini yok etti. İYİ Parti’nin oyları büyük oranda önce Muharrem İnce’ye daha sonra da Sinan Oğan’a gitti.”

Süreç boyunca birçok hatanın yapıldığına dikkat çeken Çıray, masa krizinin çok travmatik olduğunu vurguladı. Çıray, “Kemal Bey 2.5 puan daha alsaydı kazanacaktı. Bazı bürokratlar masalarını toplamaya başlamışlardı. Kaybettiklerini görüyorlardı. Ama o hadise moral bozukluğu yarattı ve bu öfkeye dönüştü. Eğer son kriz yaşanmasaydı, matematik Kemal Bey’in kazanabileceğini gösteriyordu” ifadelerini kullandı.

Çıray paylaşımında kendisinin de sorduğu ‘Bu hamle kime yarıyordu’ sorusuna ise, “Cumhurbaşkanlığı seçimini kim kazandıysa ona yaradı” yanıtı verdi.

Çıray açıklamalarının İYİ Parti’nin 26 Ağustos toplantısı öncesine denk gelmesinin “tesadüf” olduğunu belirterek, “Eğer İYİ Parti milletvekili söz konusu konuşmayı yapmamış olsaydı, konunun tarihe yanlış bir şekilde geçeceğini görerek bu açıklamayı yaptım. Yoksa böyle bir açıklamayı durduk yerde yapmazdım. Bizim devlet terbiyemiz buna müsait değil ama o kadar yalan yanlış açıklamalar yapılıyor ki izin veremezdim. Tarihin doğru yazılması lazım” ifadelerini kullandı.

“Siyasi olarak etik değil”

İki belediye başkanı fikrinin Erdoğan Toprak’tan yani CHP’den geldiğini söyleyen Çıray, “Bazı şeyler konuşulur, sorun varsa çözülür ondan sonra durduk yerde pişirip pişirilip karşı tarafın itibarını sarsacak şekilde gündeme getirilmez. Bu iki belediye başkanı yanına konulmasaymış Kemal Bey 40’larda bir oy alacakmış. Bu siyasi olarak etik değil. Herkes elini yıkayacak, bir tek Kemal Bey tek başına bu yenilgiyi yaşamış, tüm hatalar ona ait. Seçilemeyeceğini bile bile ortaya çıkmış bir insan tarifi yapılıyor. Bu hem tarihe hem de Kemal Bey’e haksızlık” dedi.

Aytun Çıray, o dönem Kılıçdaroğlu’nun belediye başkanlarını Akşener’e gönderdiğine dikkat çekerek, “İlginç olan şu, belediye başkanları ‘Biz aday olalım’ diye gitmiyorlar. ‘Masaya oturun Kemal Bey aday olsun’ diye gidiyorlar’’ dedi. Konunun kişisel ve duygusal olmadığına söyleyen Çıray, “Öyle olsaydı ben CHP’den ayrılıp sonuçları ne olacağı belli olmayan bir maceraya girerek İYİ Parti’ye kurucu olmazdım. Arka arkaya gelen birçok açıklamadan sonra bu açıklamayı yapmayı tarihe ve milletvekilliğini yaptığım CHP’ye bir borç kabul ettim” diye konuştu.

Paylaşın

Resmi Gazete’de Yayınlandı: Yüzlerce Kaymakamın Görev Yeri Değişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 24 Ağustos gece yarısı Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararıyla yüzlerce kaymakam, vali yardımcısı ve bürokratın görev yeri değişti; 42 ile yeni jandarma komutanı atandı. Atamalar arasında kamuoyunda gündeme gelmiş isimler de bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın atama kararları Resmi Gazete’nin yeni sayısında yayımlandı. Çok sayıda vali yardımcısı ve kaymakamın görev yeri değiştirilirken, Jandarma Genel Komutanlığı’nda da yeni görevlendirmeler yapıldı.

Tuğgeneraller Ersel Özer ve Nail İlbey, tümgeneralliğe; kıdemli albaylar Hamdi Gürpınar, Mevlüt Dirim, Ömer Ersever, Gökhan Şahin, Ercan Atasoy, Ferruh Taraktaş, Engin Avcı, Mustafa Bakçepınar, Bülent Baykal, Bilgihan Yeşilyurt ve Hakan Dedebağı ise tuğgeneralliğe terfi ettirildi. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda ise Albay Gürkan Erken, tuğamiral rütbesine yükseldi.

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Recep Yalçınkaya, Ankara İl Jandarma Komutanlığı’na;
Ankara İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Cemil Lütfi Özkul, Konya İl Jandarma Komutanlığı’na;
Konya İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Şakir Uslu da Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı’na;
Giresun Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Selçuk Yıldırım, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı’na;
Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Gökan Çiloğlu, İstihbarat Daire Başkanlığı’na
Tuğgeneralliğe terfi eden Bingöl İl Jandarma Komutanı Gökhan Şahin, Terörle Mücadele Daire Başkanlığı’na getirildi.

13 il komutanı görev yeri değişti

Amasya İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ayhan Aygün,
Kocaeli İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Yavuz Selim Kapancı,
Karaman İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Mustafa Çetinkaya,
Kilis İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Selami Akşit,
Bilecik İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Muzaffer Sandal,
Çorum İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay İlhan Uzunoğlu,
Karabük İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Garip Gümüş,

Sakarya İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Aydın Kutlu,
Tunceli İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ergün Cebeci,
Yozgat İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Halil Başer,
Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Yılmaz Kırgel,
Artvin İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Yıldırım Saygılı
Tokat İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Bahri Bostancı, Jandarma Genel Komutanlığı emrine alındı.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı kurumlar, vali yardımcılıkları ve kaymakamlıklara yüzlerce atama yapıldı. Vali yardımcılıkları ve kaymakamlıklara yapılan atamalardan bazıları şöyle:

İstanbul Vali Yardımcısı Fatih Mehmet Çiçekli, İller İdaresi Genel Müdür Yardımcılığı,
Sakarya Arifiye Kaymakamı Bekir Dınkırcı, İstanbul Ataşehir Kaymakamlığı,
Manisa Şehzadeler Kaymakamı Cemal Hüsnü Çaykara, Ankara Elmadağ Kaymakamlığı,
İzmir Selçuk Kaymakamı Ekrem İnci, Adana Seyhan Kaymakamlığı,
Bursa Karacabey Kaymakamı Tahsin Kurbeyoğlu, Ankara Yenimahalle Kaymakamlığı,

İstanbul Tuzla Kaymakamı Ali Akça, Aydın Söke Kaymakamlığı,
Bursa Orhangazi Kaymakamı Süleyman Özçakıcı İstanbul Esenler Kaymakamlığı,
Denizli Merkezefendi Kaymakamı Adem Uslu, İstanbul Zeytinburnu Kaymakamlığı,
Samsun Canik Kaymakamı Mahmut Halal, İzmir Balçova Kaymakamlığı
İstanbul Kartal Kaymakamı Abdullah Demir, Denizli Merkezefendi Kaymakamlığı

İzmir Bornova Kaymakamı Fatih Genel, Manisa Şehzadeler Kaymakamlığı,
İstanbul Esenler Kaymakamı Adil Karataş, Antalya Manavgat Kaymakamlığı,
İstanbul Ataşehir Kaymakamı İsmail Hakkı Ertaş, Muğla Fethiye Kaymakamlığı,
Ankara Pursaklar Kaymakamı Mehmet Yıldız, İstanbul Kaymakamlığı,

Aydın Söke Kaymakamı Ümit Hüseyin Güney, İstanbul Tuzla Kaymakamlığı,
İzmir Tire Kaymakamı Fatih Çobanoğlu, İstanbul Esenyurt Kaymakamlığı,
İstanbul Beyoğlu Kaymakamı Mustafa Demirelli, Kocaeli Derince Kaymakamlığı,
Ankara Yenimahalle Kaymakamı Türker Çağatay Halim, Bursa Karacabey Kaymakamlığı,
Gaziantep İslahiye Kaymakamı Mustafa Anteplioğlu, İstanbul Küçükçekmece Kaymakamlığı,

İstanbul Esenyurt Kaymakamı Vural Karagül, İzmir Tire Kaymakamlığı,
Antalya Konyaaltı Kaymakamı Kamil Köten, İzmir Vali Yardımcılığı,
Mersin Mezitli Kaymakamı Gürsoy Osman Bilgin, Ankara Vali Yardımcılığı,
Adana Çukurova Kaymakamı Mustafa Kaya, İstanbul Vali Yardımcılığı.

Paylaşın

Akşener Hakkındaki “FETÖ” Soruşturmasında Takipsizlik Kararı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2016 yılında “FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) suçlaması” iddiasıyla başlatılan soruşturmada 7 yıl sonra kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar çıktı.

İYİ Parti lideri Akşener soruşturmayla ilgili 2019 yılında “Hakkımda yapılan soruşturmanın, ‘At izi mi, it izi mi?’ olduğunun tespiti, sürecin sorumlularının belirlenmesi ve FETÖ’nün siyasi ayağının ortaya çıkarılması için soruşturma üzerindeki gizlilik kararının ivedi olarak kaldırılmasını ve ifademe başvurulmasını talep ediyorum” ifadelerini kullanmıştı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında, 2016 yılında “gizli tanık” beyanlarına dayandırılarak; “FETÖ suçlaması” iddiasıyla başlatılan soruşturmada savcılık, yedi yıl sonra kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. “Lekelenmeme hakkının, suçsuzluk karinesinin bir sonucu olduğunun” belirtildiği kararda, “Gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamayacağı” değerlendirmesi yapıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında; Cizre’den “Yağmur” kod adlı bir gizli tanığın iddiaları üzerine, 2016 yılında, “FETÖ üyeliği” iddiasıyla ile soruşturma başlatmıştı. Soruşturmada gizlilik kararı alınmıştı.

Akşener, pek çok açıklamasında hakkındaki soruşturmayı anımsatmıştı. Akşener, “Siz devletsiniz, böyle bir iddiayı ciddiye aldığınız anda bile, gelip beni almanız gerekir. Ya gereğini yapın ya da bu saçmalığa bir son verin” demişti. Akşener, avukatı aracılığıyla birçok kez savcılığa başvurmuş, ifadesinin alınmasını istemişti. Akşener’in talepleri yerine getirilmemişti.

ANKA’nın haberine göre Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın açılmasından yaklaşık yedi yıl sonra, 22 Ağustos 2023’te kovuşturmaya yer olmadığı kararını verdi. Karar, bugün avukatı aracılığıyla Akşener’e tebliğ edildi.

Kararda, şu değerlendirmeler yapıldı: “Suçsuzluk karinesinin, adil yargılanma hakkının uzantısı olan temel bir hak olduğu, lekelenmeme hakkının da suçsuzluk karinesinin bir sonucu olarak ortaya çıktığı gözetilerek,

… Gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamayacağı, şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğuna, örgüt ile hiyerarşik bağ kurup; süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk içeren eylemlerde bulunarak silahlı terör örgütü üyesi olduğuna ve bunu son döneme tek sürdürdüğüne ilişkin hakkında kamu davasının açılmasını haklı kılacak nitelikte her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.”

“Terör örgütlerine asla geçit yoktur”

Bu arada İYİ Parti Sözcüsü ve Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, karara ilişkin bir açıklama yaptı. Zorlu’nun sosyal medya hesabından “Bir iftira ve kara propagandanın çöküşü” başlıklı açıklaması şöyle:

“Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener ile ilgili olarak, (sözde) bir gizli sanığın iddiaları ile 2016 yılında başlatılan, (sözde) FETÖ soruşturmasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 22 Ağustos 2023 (dün) tarihli kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Unutmamak gerekir ki, Genel Başkanımız, gizlilik kararıyla yürütülen bu soruşturmada ifade vermek için birçok kez Savcılığa başvuru yapmış; “Bu iddianızı ispatlayıp, gereğini yapın. Ben buradayım.

İspatlayamazsanız da şerefsizsiniz” demiş olmasına rağmen ifadesine bile başvurulmamıştı. Aradan geçen 7 yıl sonra çıkan bu karar, söz konusu soruşturmayı bahane ederek yalan ve iftira kampanyası yürütenlere, onların kullanışlı aparatlarına çok geçte olsa hukuk zemininde verilmiş net bir cevaptır. Bizim nazarımızda zaten “yok hükmünde” olan bir iftira resmi bakımdan da yerle yeksan olmuştur. Bir kez daha vurgulamak isteriz ki: İYİ Parti’nin ve Genel Başkanımızın olduğu yerde terör örgütlerine asla geçit yoktur… Saygılarımızla… “

Paylaşın

“AK Parti, Kur Korumalı Mevduat Bombasını Devalüasyonla Çözmek İstiyor”

“AKP, KKM bombasını devalüasyon ile çözmek istiyor” diyen CHP’li Özgür Karabat, KKM’de biriken tutarın 3 trilyon 357 milyar olduğunu ve bunun toplam mevduatın yarısına yakın bir seviyeye denk geldiğini hatırlatarak “Burada devletin yapacağı ödeme 600 milyar TL’yi aşacak gibi duruyor. Kur tutulamazsa, ki bu ihtimal oldukça yüksek, KKM’nin maliyeti trilyon liraları bulabilecek” dedi.

Karabat AKP’nin söz konusu riskin farkında olduğunu belirterek “Bir süre bu yatırımcılar TL’de yüksek faizle tutulacak. Yerel seçimler sonrasında TL devalüe edilip bu paraların reel değeri kaybolacak. Böylece KKM varlıklarının ekonomiye tehdidi bertaraf edilecek. Ancak bunun bedeli zincirleme şirket iflasları ve işsizlik olacak” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, hükümetin Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) çıkış için atacağı adımları sosyal medya hesabından madde madde sıraladı. Karabat’ın açıklaması şöyle:

“AKP, KKM bombasını devalüasyon ile çözmek istiyor:

1) Verilerle oynayan, yalan bilgilerle ekonomiyi iyi göstermeye çalışan AKP, yolun sonuna geldiğini anladı. Şimdi çok tehlikeli bir planı devreye aldılar. Tek tek anlatalım…

2) Kur Korumalı Mevduat (KKM) ile 2021’in Aralık ayından 2023 Mayıs’ına kadar zar zor gemiyi yüzdüren AKP, öve öve bitiremediği KKM’den şimdi kurtulmak istiyor. Çünkü algılarla ne kadar oynarsanız oynayın, matematik yalan söylemez.

3) KKM’nin büyüklüğü 3 trilyon 357 milyar TL’ye ulaştı. Toplam TL mevduatın yarısına yakın bir seviye. Ancak diğer mevduatlar bankaların yükümlülüğünde. KKM’de kamunun da yükümlülüğü var. Burada devletin yapacağı ödeme 600 milyar TL’yi aşacak gibi duruyor.

4) Kur tutulamazsa, ki bu ihtimal oldukça yüksek, KKM’nin maliyeti trilyon liraları bulabilecek. Risk ne kadar büyük, GSYH ile karşılaştıralım. GSYH 2023 ilk çeyreğinde cari fiyatlarla 4,6 trilyon TL oldu. 2022’de yıllık GSYH 15 trilyon TL seviyesindeydi

5) 3,3 trilyon liralık devasa bir menkul birikiminin dövize gitmemesi için KKM taahhüdü yatırımcıyı durduruyordu. Şimdi bankalara KKM yapmayın talimatı verildi. Karşılığında KKM’ler yüksek faiz vaatleri ile mevduat hesaplarına çekilecek. Böyle döviz taahhüdü kalkmış olacak.

6) Bir süre bu yatırımcılar TL’de yüksek faizle tutulacak. Yerel seçimler sonrasında TL devalüe edilip bu paraların reel değeri kaybolacak. Böylece KKM varlıklarının ekonomiye tehdidi bertaraf edilecek. Ancak bunun bedeli zincirleme şirket iflasları ve işsizlik olacak.

7) AKP, seçim sonrasında çıkıp “Döviz olması gereken yere geldi, KKM sorunu çözüldü, şimdi toparlanma zamanı” deyip ondan sonraki 4 yıl boyunca yeni bir masal anlatacak. Ama bunların hiçbiri tutmaz.

8) Öyle plansız ve öngörüsüz politikalar yürütülüyor ki, KKM’nin bu kadar büyüyeceği, 2022 milli gelirinin 5’te 1’i seviyesine ulaşabileceği tahmin bile edilemedi. Şimdi ondan kurtulmak için de yıkıp dökecekler.“

Paylaşın