İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ve Yönetimi Genel Merkez Tarafından Görevden Alındı

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme karar alan İYİ Parti’de İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ümit Özlale ile İzmir İl Başkanı Sinan Bezircioğlu arasında yaşanan gerginlik, Genel Merkez’in Sinan Bezircioğlu ve il yönetimini görevden almasına neden oldu.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre, Sinan Bezircioğlu, görevden alınma sonrası düzenlediği basın toplantısında, “Özlale’nin kişisel kaprisleri yüzünden görevden alındık” dedi. Aynı zamanda İYİ Parti Genel İdare Kurulu üyesi ve İzmir milletvekili olan Özlale ise bu konuda Genel Başkan Meral Akşener’le hiç konuşmadığını belirterek, “Genel Merkez’imizin kararına saygı duyacağız” ifadesini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 20 Eylül’de Ümit Özlale’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olduğunu açıklamıştı. Meral Akşener’in, “CHP’nin kalesi” olarak bilinen İzmir’de ilk kez bir büyükşehir belediye başkan adayını açıklaması iki parti arasında cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında yaşanan gerginliğin bir yansıması olarak değerlendirilmişti.

Sonraki süreçte Ümit Özlale yerel seçimlere yönelik çalışmalarını sürdürürken İzmir il yönetimi ile arasında gerginlik yaşandığı kulislere yansımıştı. Ayrıca Ümit Özlale’nin Genel Merkez’e “ya ben ya il yönetimi” diyerek rest çektiği iddia edilmişti. Genel Merkez’in il yönetiminden istifasını istediği ancak il yönetiminin buna yanaşmadığı da öne sürülmüştü.

Sinan Bezircioğlu, Merkez Teşkilat Başkanlığı’nın aldığı görevden el çektirme kararında bir gerekçe belirtilmediğini söyledi. Yaşananlardan Özlale’yi sorumlu tutan Bezircioğlu, Özlale’nin Ankara’ya giderek Genel Başkan Meral Akşener’le görüştüğünü ve “ya ben ya da il yönetimi” diye direttiğini öne sürdü.

Sinan Bezircioğlu, “Ümit Özlale, seçilerek göreve gelmiş il yönetiminin şımarık bir kaprisle görevden el çektirilmesini sağladı” ifadesini kullandı. Ümit Özlale’nin seçim çalışmalarını da il başkanı ve yönetimini hiçe sayarak birkaç kişi ile sürdürdüğünü belirten Bezircioğlu, Ümit Özlale’yi hem partiyi hem de genel başkanı zor durumda bırakmakla suçladı.

“1 Nisan’dan sonra da burada olacağız”

Sinan Bezircioğlu, “Seçim çalışmalarında ‘İzmirli’yim, İzmir’in değerlerine sahibim’ diyen ve partimizin en iddialı belediye başkan adayı olarak kabul ettiği Ümit Özlale’nin, seçilerek göreve gelmiş il yönetiminin, şımarık bir kaprisle görevden el çektirilmesini sağlayarak, mevcut yönetime karşı kongrede kaybetmiş kişileri yönetime getirmek istemesi İzmir’in demokratik, cumhuriyetçi, özgür, çağdaş yapısıyla bağdaşmadığının göstergesidir. Bizler partimizin neferleriyiz ve her zaman da partimizin emrinde olacağız. Biz dün vardık, bugün varız. 1 Nisan’dan sonra da burada olacağız” dedi.

Ümit Özlale ise, Genel Merkez’e gidip “ya ben ya o” diyecek karakterde biri olmadığını söyleyerek, “Genel Merkez böyle bir karar verdiyse partimiz için hayırlı olsun diyorum ben” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Babacan’dan ‘Nas’ Hatırlatması: Aylardır Bu Konuda Hiç Konuşmuyor

Kilis’te aday tanıtım toplantısında konuşan DEVA Lideri Ali Babacan, “Seçimlerden bu yana arkadaşlar tam 7 ay geçti, ülkenin Cumhurbaşkanı faiz konusunda bugüne kadar tek bir laf etmedi. Merkez Bankası 7 ayda 7 kez faiz artırdı, Erdoğan susuyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi /“Bir dönemler faizi ağzından düşürmeyen, dönemin merkez bankası başkanını, pırıl pırıl bürokratlarını meydanlarda yuhalatan, ben demiyorum ki ‘Nas’ var diyen Erdoğan, Merkez Bankası faizleri %8.5’tan %42.5’a çıkardı, gık demiyor. ‘Faiz o kadar da sebep değilmiş’ demiyor. Aylardır bu konularda hiç konuşmuyor.

Arkadaşlarımızla il il, ilçe ilçe dolaşırken, bir kişinin sessizliği dikkatimizi çekiyor. Her konuda konuşan, köşe yazarlarına laf yetiştiren, partisinin bir ilçedeki gençlik kolları başkanına kadar müdahale eden o kişi epeydir tek bir konuda sessiz. O konudan hiç bahsetmiyor. Sabah akşam konuştuğu, ‘Benim alanım’ dediği, kendisine göre uzmanlık alanı olan konuda sessiz.”

Babacan, konuşmasının devamında, “Sonunda faizi de patlattınız, enflasyonu da patlattınız, doları kurunu da patlattınız. İnsanlar işlerinden oldular, evlerinden oldular, akrabalarıyla, arkadaşlarıyla bozuştular. Kiracılar ev sahipleriyle kavgalı oldular. Döviz borç aldılar, ödeyemediler, mahkemelik oldular. İnsanlar, ekonomik kriz yüzünden intihar ettiler, canlarından oldular. Şimdi soruyorum: Bu olanlarının hesabını kim verecek?” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kilis Belediye Başkan Adayı tanıtım toplantısında konuştu. DEVA Partisi’nin seçimlere kendi logosu, kendi ismi ve kendi adaylarıyla gireceğini tekrarlayan Ali Babacan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

“Seçimlerden bu yana arkadaşlar tam 7 ay geçti, ülkenin Cumhurbaşkanı faiz konusunda bugüne kadar tek bir laf etmedi. Merkez Bankası 7 ayda 7 kez faiz artırdı, Erdoğan susuyor. Bir dönemler faizi ağzından düşürmeyen, dönemin merkez bankası başkanını, pırıl pırıl bürokratlarını meydanlarda yuhalatan, ben demiyorum ki ‘Nas’ var diyen Erdoğan, Merkez Bankası faizleri %8.5’tan %42.5’a çıkardı, gık demiyor. ‘Faiz o kadar da sebep değilmiş’ demiyor. Aylardır bu konularda hiç konuşmuyor.

Arkadaşlarımızla il il, ilçe ilçe dolaşırken, bir kişinin sessizliği dikkatimizi çekiyor. Her konuda konuşan, köşe yazarlarına laf yetiştiren, partisinin bir ilçedeki gençlik kolları başkanına kadar müdahale eden o kişi epeydir tek bir konuda sessiz. O konudan hiç bahsetmiyor. Sabah akşam konuştuğu, ‘Benim alanım’ dediği, kendisine göre uzmanlık alanı olan konuda sessiz.

Sonunda faizi de patlattınız, enflasyonu da patlattınız, doları kurunu da patlattınız. İnsanlar işlerinden oldular, evlerinden oldular, akrabalarıyla, arkadaşlarıyla bozuştular. Kiracılar ev sahipleriyle kavgalı oldular. Döviz borç aldılar, ödeyemediler, mahkemelik oldular. İnsanlar, ekonomik kriz yüzünden intihar ettiler, canlarından oldular. Şimdi soruyorum: Bu olanlarının hesabını kim verecek?

Daha geçtiğimiz günlerde, bir alışveriş merkezinde vatandaşımız intihar girişiminde bulundu. Sonrasında gazeteciler gitti, eşiyle röportaj yaptılar. İntihar girişiminde bulunan, ağır yaralanan vatandaşımızın eşi ne dedi biliyor musunuz? ‘Marketlerde tarihi geçmiş ürünleri atıyorlar, biz ancak o ürünlerle karnımızı doyuruyoruz’ dedi. ‘Devlet büyükleri fakirin halinden anlamıyor’ dedi. ‘Kâğıt toplamaya çıkıyorduk, eşimin bu halinden sonra artık ona da çıkamayız’ dedi. Vatandaşı düşürdüğünüz hal bu.

“Gazze’de tam bir vahşet yaşanıyor”

İsrail hükûmeti tarafından Gazze’de sürdürülen sistematik saldırılar, yaklaşık 100 günü buldu ve artık açık bir katliama, adeta bir soykırımına dönüştü olay.  Gazze’de tam bir vahşet yaşanıyor. Gazze’de ölenlerin sayısı 23.000’i geçti. Yirmi üç bin. Çoğu kadın, çocuk. Bu katliama, yaşanan bu soykırıma iktidarın tepkisi son derece cılız.

Birkaç ses dışında, somut adım atan yok. Dışarıdan biri şöyle bir yapılan açıklamalara baksa, ‘Allah Allah’ der; bi’ sorar: ‘Acaba’ der, ‘bunlar iktidarda değiller mi?’ ‘Acaba bunlar bir muhalefet partisi mi?’ Eski bakanları, yeni bakanları, arkadaşları, eşleri dostları toplanıyorlar; bizim milletimizin Filistin hassasiyeti, Gazze hassasiyeti çok yüksek, onları da davet edip ‘miting’ yapıyorlar.

Bugün itibariyle Gazze nüfusunun %85’i evlerinden barklarında edilmiş durumda. Gazze nüfusunun neredeyse tamamı kıtlıkla karşı karşıya. 2 milyondan fazla insan aç. Anneler çocuklarını emziremiyor. Anne babalar, zar zor buldukları az biraz gıdayı çocukları yesin diye kendileri aç yatmaya razı oluyor her gün. İnsanlar, günde 2 litreden az bir suyla hayatlarını idare etmek zorundalar.

“Ortak bir yol haritası üzerinde çalışmaya davet ediyorum”

Buradan önce Cumhurbaşkanı’na, iktidar partilerine, sonra muhalefet partilerine seslenmek istiyorum. Barışın en önemli unsuru, diyalogdur. Diyalogsuz barış olmaz. Gazze için, iktidarı muhalefeti Türkiye’deki herkes sorumluluk almaya davet ediyorum. Ortak bir yol haritası üzerinde çalışmaya davet ediyorum. Bu uğurda türlü siyasi bahanelerle birlikte hareket etmekten durdurmamalıdır.

Kilis’in sorunlarını biliyoruz, büyük bir istihdam sorunu var. Gençlerimiz iş arıyorlar, bulamıyorlar. Sadece Kilis’te değil, çevredeki çoğu ilde problem büyük. Gaziantep’e gidin Şanlıurfa’ya gidin her yerde problem büyük. Buna, kayıt dışı çalışmanın fazlalığı notunu da düşmek lazım. Gençlerimiz işsiz kalmakla sigortasız çalışmak arasında bir tercihe zorlanıyor.

Biz diğer bazı muhalefet partileri gibi, ‘Mancınığa koyalım. Bunları öbür tarafa yollayalım’, bunu diyemeyiz. Bu bize de yakışmaz, insan olan hiç kimseye yakışmaz. Vatandaşımızı yalanlarla da kandıramayız. İnsan onuruna yaraşır bir politikayla bu sorunu çözmemiz lazım ve geri dönüşün planlı programlı olması lazım. Bu millete de bunun yakıştığını gayet iyi biliyoruz. Suriye politikasında hükûmet ta ilk işin ilk başında düğmeyi yanlış yerden iliklemeye başladı

Hükûmetin bir göç politikası yok arkadaşlar. Onun için eline yüzüne bulaştırdı her şeyi; ve bu meselenin çözümü için, Suriye’de kalıcı barışın sağlanması için, Türkiye’nin aktif bir aktör olması lazım. Türkiye’nin itibarlı sözünün gücü olan bir ülkesi ülke olması lazım. Ama şu andaki hükûmetin bir göç politikası yok arkadaşlar. Bir göç politikası yok. Bu yüzden oluyor bütün bunlar.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel: DEM Parti İle İlişkilerimizi Açık Ve Şeffaf Sürdüreceğiz

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüşen CHP Lideri Özgür Özel, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Meclis’te temsil edilen, Meclis’te en çok sandalyesi olan 3’üncü parti olan DEM Parti ile ilişkilerimizi bundan sonra kamuoyu önünde açık ve şeffaf biçimde sürdürmeyi, karşılıklı ziyaretleri yapmayı ve Türkiye’nin çok önemli meseleleri konusunda görüş alışverişinde bulunmayı sürdüreceğiz” dedi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Özel, konuşmasının devamında, “Cumhuriyetin 100’üncü yılında bazı seçmenlerin kendilerine yerel yönetici seçebildiği, bazılarının yerel yöneticilerinin seçemediği, seçseler dahi yönetmelerine izin verilmediği bir ülkeyi kabul etmemiz mümkün değildir. O yüzden bu kayyım siyasetini bir kez daha kesin ve net bir dille reddediyoruz. Bu ülkenin 81 ilinde, bu ülkenin 1000’e aşkın ilçesinde, bu ülkede her seçmen kendisini kimin yöneteceğini seçebilmeli ve seçtiği kişiler kendisini yönetmeye devam edebilmelidir” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nde Genel Başkan Özgür Özel ile bir araya geldi. Hatimoğulları, Bakırhan ve beraberindeki heyeti, CHP Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftçi ve Gökhan Zeybek kapıda karşıladı.

Eş başkanlar, daha sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşmek üzere toplantı salonuna geçti. Yaklaşık iki saat süren görüşmede taraflar 31 Mart Yerel Seçimlerini ana gündem maddesi yaptı. Hatimoğulları ve Bakırhan ile Özel, toplantı sonrası ortak basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasında ilk olarak CHP Lideri Özgür Özel konuştu. Görüşmenin iki parti arasında sürdürülen iletişimin ilk adımı olduğunu söyleyen Özgür Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“DEM Parti’nin çok değerli Eş Genel Başkanları bugün heyetleriyle birlikte Genel Merkezimizi ziyaret etti. Kongrelerinin ardından kendilerini kutlamak ve başarı dilemek üzere geçtiğimiz günlerde biz DEM Parti Genel Merkezindeydik, bugün de onlar bize iadeyi ziyarette bulundu. Bundan duyduğumuz memnuniyeti dile getirmek, kendilerine ve kendileri şahsında tüm üyelerine hoş geldiniz demek isterim. Bugünkü ziyaret bir nezaket ziyareti olmakla birlikte iki partinin genel merkezleri düzeyinde sürdürülen iletişimin de ilk adımlarıdır.

Meclis’te temsil edilen, Meclis’te en çok sandalyesi olan 3’üncü parti olan DEM Parti ile ilişkilerimizi bundan sonra kamuoyu önünde açık ve şeffaf biçimde sürdürmeyi, karşılıklı ziyaretleri yapmayı ve Türkiye’nin çok önemli meseleleri konusunda görüş alışverişinde bulunmayı sürdüreceğiz. Bugün ülke meselelerini konuştuk. En çok emekliler açısından yakıcı halde olan ekonomik krizi ve satın alma güçlüklerini, işsizliği ve Türkiye’nin içinde bulunduğu tüm krizleri konuşma imkanı bulduk. Ülke meselelerini konuşurken işin hem ekonomik boyutunu hem de siyasi boyutunu konuştuk. Tabii ki bugünkü toplantının gündemi, yerel seçimler bu kadar yakınken yerel seçimlerden bağımsız değildi. Daha önce de ifade ettiğim bir konuyu burada da ifade etmek isterim.

Cumhuriyet’i kurmuş ve çok partili rejimi getirmiş olan, ülkeye çok partili demokrasiyi getirmekle haklı olarak övünen bir siyasi partinin genel başkanı olarak; Cumhuriyetin 100’üncü yılında bazı seçmenlerin kendilerine yerel yönetici seçebildiği, bazılarının yerel yöneticilerinin seçemediği, seçseler dahi yönetmelerine izin verilmediği bir ülkeyi kabul etmemiz mümkün değildir. O yüzden bu kayyım siyasetini bir kez daha kesin ve net bir dille reddediyoruz. Bu ülkenin 81 ilinde, bu ülkenin 1000’e aşkın ilçesinde, bu ülkede her seçmen kendisini kimin yöneteceğini seçebilmeli ve seçtiği kişiler kendisini yönetmeye devam edebilmelidir.

Bunun yanı sıra elbette ülke büyük bir anayasa krizi yaşamaktadır. Seçilmiş Can Atalay’ın yemin edemediği, ‘Hataylılar olarak seçtiğiniz milletvekiline milletvekilliği sıfatını siz veremezsiniz, biz talimat alırsak Saray’dan, tutarız salmayız onu’ dedikleri bir noktada Meclis Başkanının da üzerini düşeni yapmadığı bir sürecin içindeyiz. Biz bu meseleyi sadece Can Atalay meselesi olarak görmüyoruz; Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı açısından, gerçek ve tüzel kişiler açısından bağlayıcı olduğuna ilişkin Anayasa metninin kabul edilmemesini, bir anayasa ihlal girişiminden öte tek adam anlayışının anayasal düzene karşı darbe anlayışı olarak görüyoruz.

Bugün AYM’yi yok sayan, yarın Meclis’i, diğer gün diğer mahkemeleri yok sayacak ve tüm toplum için mal ve can güvenliğinin ihlal edildiği bir noktaya evrilmesi muhtemel olacaktır. Bunun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu pazar günü saat 13:00’e Tandoğan Meydanına bir çağrıda bulunduk. Bu çağrıyı bütün siyasi partilerle paylaştık. Bu çağrıyı tüm demokratik kitle örgütleri, STK’lar ve meslek örgütlerine yaptık. Siyasi görüşü ne olursa olsun Anayasaya sahip çıkan, özgürlüklere ve demokrasiye, örgütlenme özgürlüğüne sahip çıkan, emeğine ve ekmeğine sahip çıkan herkesi mitingimize davet ettik. Bir kez daha bütün vatandaşları mitingimize davet ediyoruz.

Bütün siyasi partileri, sendikaları, meslek örgütlerini davet ediyoruz. Gelin ortak geleceğimize hep beraber Tandoğan’da sahip çıkalım. Sorunlarıma sahip çıkılsın diyen işsizleri, gençleri, emeklileri ve emekçileri; biz size sahip çıkıyoruz diyen ve bu ülkenin ortak geleceğine sahip çıkmak isteyen herkesi pazar günkü mitingimize bir kez daha davet ediyorum. Sayın Eş Genel Başkanların şahsında tüm siyasetçi arkadaşlarına, üyelerine bir kez daha saygılarımızı sunuyoruz. Önümüzdeki yerel seçimlerin ülkenin ortak geleceğine hep beraber sahip çıkma seçimleri olduğunun altını çiziyorum. Nazik ziyaretleri için kendilerine teşekkür ediyorum.”

Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesinin kapıları aralanmalı”

Özel’in ardından Tülay Hatimoğluları konuştu. Bugünkü görüşmenin iade-i ziyaret olduğunu söyleyen Tülay Hatimoğluları, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi’nin birkaç hafta önce bize bir ziyareti olmuştu. Bizler de bugün iadeyi ziyarette bulunduk kendilerine. Sıcak karşılamalarından dolayı kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum. Sayın Özel’in de ifade ettiği gibi bugün bizler çok sayıda başlığı görüştük. Türkiye ve dünyanın içinden geçtiği siyasal süreci konuştuk. Özellikle Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunları, yargı krizini, anti demokratik uygulamaları değerlendirmeye çalıştık.

Yargı krizi öyle derin bir boyuta gelmiş ki Sevgili Can Atalay bir deprem bölgesinin, deprem kentinin milletvekili olarak parlamentoda olmalıyken şu an cezaevinde. HDP’nin Eş Genel Başkanları şu an kendi görevlerinde olmalıyken, halkla birlikte iç içe çalışmalarını sürdürmeliyken, tamamen siyasi ve hukukta asla yeri olmayan gerekçelerle yargılamaları Kobanî Kumpas Davasında devam ediyor. Tahmin ediyoruz ki yakın zamanda da karara bağlanacak. Bunlar işte yargının içinde bulunduğu anti demokratik uygulamalara, Anayasayı ve hukuku tanımayan uygulamalara örnektir.

Yerel seçimlerin yaklaştığı bir dönemde belki bu sorunlar az konuşuluyor ama ekonomik kriz bizim mutfağımızda, tenceremizde, hepimizin yakından hissettiği bir sorun. Türkiye’de 50 milyona yakın insan açlıkla ve yoksullukla baş başa kalmışken, bizler bu durumun belli kesimler tarafından görünmez kılınmasına müsaade etmemeliyiz ve buna karşı bir duruş sergilemeliyiz. DEM Parti olarak sıklıkla ifade ettiğimiz üzere, bu ülkenin demokratikleşmesinin önündeki en temel sorunlardan biri olan Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesinin kapılarının aralanmasının önemini burada bir kez daha vurguluyoruz.

Bugün bu ülkeyi demokratikleştirmek, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratik bir cumhuriyeti inşa etmek hepimizin görevidir. 100 yıl boyunca eksik bıraktıklarımızı tamamlamak ve yeterince oturtulamamış demokrasinin taşlarının yerine oturtulması bizim için tarihi bir fırsattır. İkinci yüzyılda bu mücadeleyi vermeyi ve bu mücadeleyi kesinlikle bütün kesimlerle, bütün siyasal ve toplumsal kesimlerle vermeyi önemsiyoruz.

Bugün yerel seçimleri de değerlendirdik. Yerel seçimler bazen genel siyasetin gölgesinde değerlendiriliyor ki bu çok da yanlış bir şey değil ama eksiktir. Yerel seçimleri aynı zamanda kentin kendi dinamikleri üzerinden, kent hizmetleri ve şehir hizmetleri üzerinden değerlendirmek durumundayız. Bizler yerel seçim politikalarımızı ilk belirlediğimiz ve kamuoyuna açıkladığımız zaman kent uzlaşısından bahsettik.

Kent uzlaşısında sadece o kentin siyasi partilerine ve siyasi dinamiklerine hitap eden bir şey değildir; aynı zamanda oradaki tüm toplumsal dinamikleri, kadın hareketini, gençlik hareketini, doğa ve insan hakları savunucularını, ezcümle o kentte yaşayan her kesimi temsil eden adaylarla yola çıkma konusudur. Bizler bugün elbette bu konularda neler yapılabileceğini konuştuk. İşbirliği konusunda, yol ve yöntemler nasıl olur, olur mu, olmaz mı bütün bunlarla ilgili derinlemesine olmasa da bir görüşme gerçekleştirdik. Ümit ediyoruz ki yerel seçimler ülkenin demokrasisinin ve biraz önce konuştuğumuz bütün sorun alanlarının önünün açılmasını sağlayacak bir nitelikte geçer.

Tekrar ev sahipliğinden dolayı CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ve heyetine teşekkürlerimi sunuyorum. Diyalogların sürmesi önemlidir. Ayrıştırılıp kutuplaştırıldığımız bir dönemde, siyasetin ve siyasetçilerin kriminalize edildiği bir dönemde yan yana durmak, dayanışmak, konuşabilmek, farklılıkların bir arada bulunabilmesi demokrasi örneğidir. Bu örneğin daha da güçlenmesine ihtiyaç var. Ümit ediyoruz ki önümüzdeki günlerde bunu daha da güçlendirmek için hep beraber bütün demokrasi güçleri olarak emek verebiliriz.”

Kayyımlar sadece partimizin sorunu değil, muhalefet bu konuda tutarlı olmalı”

Tülay Hatimoğluları’nın ardından Tuncer Bakırhan konuştu. Bakırhan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bugünün sadece bir iadeyi ziyaret olmadığını Eş Genel Başkanımız ve Özgür Başkan dile getirdiler. Türkiye hem bölgede hem kendi içinde çok önemli sorunlar ve önemli krizler yaşıyor. Hem ana muhalefet partisi hem de muhalefette bulunan partimizin Türkiye’nin yaşadığı bu sorunlar üzerinde fikir alışverişinde bulunması kadar doğal bir şey yok.

Eş Genel Başkanımız ve CHP Genel Başkanının dediği gibi birçok şey konuşuldu, tartışıldı. Türkiye’nin temel gündemlerinden olan yerel seçimleri de konuştuk, tartıştık. Siz de takip ediyorsunuz Türkiye’de hem çözülmemiş bir Kürt sorunu var hem de bölgede ikili bir hukuk uygulanıyor. İki dönemdir Kürt halkının, halklarımızın seçmiş olduğu iradesine kayyım atanıyor. Bu kayyımlar sadece DEM Partinin, seçmenlerimizin ve Kürtlerin sorunu değil; bu kayyımlar Türkiye’de kendisine çağdaş, ilerici, sol, sosyal demokrat diyen hem siyasi partilerin hem de kişilerin temel sorunudur.

Önümüzdeki dönem bu kayyım rejiminin, bu kayyım sisteminin son bulmasını istiyoruz. Muhalefetin bu ikili hukuk karşısında tutarlı bir dil ve siyaset ortaya koyması gerektiğini düşünüyoruz. Siz de takip ettiniz, yaklaşık 90 yerleşim yerinde 100 bin delege ile bugüne kadar Türkiye’nin hiçbir yerinde eşi benzeri görülmemiş bir halk oylaması yapmaya çalışıyoruz. Biz yerel demokrasiyi, yerinden yönetimi önemseyen bir siyasi parti olarak halkımızın verdiği kararları esas alan bir yöntem izleyeceğiz.

Doğaldır ki yereli ve yerel demokrasiyi önemseyen bir parti, aynı zamanda batıda yerel seçimlerde hangi nitelikte ve özellikte olacağı belli olan adayların seçimlerini de dikkatle izliyor. Kent uzlaşısı çerçevesinde Türkiye’de demokrat, halkçı, şeffaf, toplumcu belediyeciliği esas alan yöneticilerin seçimi için bir hassasiyet içinde olacağız. Önümüzdeki günlerde yerel yönetimler anlayışımızın batıda karşılık bulması için işbirliği ve güç birliği dahil olmak üzere seçeneklerin tartışılması gerektiğini bugün dile getirdik.

Arkadaşlarımız kent uzlaşısının, yerel yönetimlerde işbirliği sağlanacak kentlerin hangileri olacağı, hangi kentlerde bu çalışmanın yürütülebileceği konusunda bir çalışma yürütecekler. Önümüzdeki yerel seçimlerde emekçilerin, yoksulların ve onların iradelerinin yansıdığı halkçı ve toplumcu adayların kazanması için biz parti olarak elimizden gelen bütün çabayı ortaya koyacağız. Bize gösterdikleri bu sıcak ev sahipliğinden dolayı Sayın Özgür Özel şahsında CHP Genel Merkezi çalışanlarına ve yöneticilerine de teşekkürlerimi iletiyorum. Hepinize kolay gelsin.”

Paylaşın

İstanbul’da Kırmızı Bültenle Aranan 10 Kişi Yakalandı

Kırmızı bültenle aranan 10 kişinin daha İstanbul’da yakalandığını duyuran Bakan Yerlikaya, “Uluslararası organize suç örgütlerine, zehir tacirlerine nefes aldırmayacağız. Hepsini tek tek kafesin içine koyacağız” dedi.

Özellikle son haftalarda, yurtdışında faaliyet yürüten suç örgütlerinin liderleri ve üyeleri “Türkiye’de yakalandı” haberleri gelmeye devam ediyor.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya bu sabah sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kırmızı bültenle haklarında arama kaydı bulunan 10 kişinin daha İstanbul’da yakalandığını duyurdu.

Yerlikaya paylaşımında “Hangi büyüklükte olursa olsun, hangi bülten ile aranırsa aransın, halkımızın huzurunu kaçıran uluslararası organize suç örgütlerine, zehir tacirlerine nefes aldırmayacağız. Hepsini tek tek kafesin içine koyacağız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Demirtaş’tan Kürt Sorununun Çözümü İçin 7 Maddelik Öneri

108 siyasetçinin yargılandığı Kobani Davası’nda savunmasını tamamlayan Selahattin Demirtaş, davanın “siyasi intikam davası”, “bu davada tutuklanan herkesin de siyasi rehine” olduğunu savundu.

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, savunmalarının farklı günlerinde de Kürt sorununun çözümüne dair yedi madde sıraladı.

BBC Türkçe’den Hatice Kamer‘in aktardığına göre; Demirtaş’ın önerileri şöyle:

Muhataplarıyla müzakere edilerek silahlı mücadeleye son verilmesi sağlanmalıdır. Bu konuda yasal düzenleme yapılarak hızlı, etkili ve kalıcı sonuç alınmalıdır.

Demokratik siyasetin önündeki tüm yasal ve idari engeller kaldırılmalı; gösteri, grev, yürüyüş, miting, örgütlenme ve ifade hürriyeti evrensel standartlarla uyumlu hale getirilmelidir.

Kürt sorununun nihai çözüm yeri Türkiye Büyük Millet Meclisidir (TBMM). Bu yönüyle de tüm siyasi partiler çözümün tarafıdır. Esas hedef yeni, özgürlükçü, sivil bir anayasa ile sadece Kürt sorununun değil tüm toplumsal sorunların çözümü olmalıdır.

Kürtlerin bir halk olarak kabulü, anadilini tüm toplumsal alanlarda özgürce kullanması; tarihini, kültürünü koruyup geliştirmesi; kendi kimliğiyle örgütlenmesi; kendini yönetme hakkının tanınması hususları anayasal güvenceye alınmalıdır.

Geçmişte yaşanan acıların, işlenen suçların araştırılıp hakikatle yüzleşmenin sağlanması gerekir.

Resmi ideoloji ve resmi tarih dayatmasından vazgeçilerek bilimsel, objektif tarih ve demokratik cumhuriyet modeliyle devletin reorganizasyona tabi tutulmalı; eleştirel pedagojik, bilimsel eğitime geçilmelidir.

Kürt sorununun sonucu olarak ortaya çıkmış ceza davaları düşürülmeli, TMK (Terörle Mücadele Kanunu) kaldırılmalı, tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmalıdır.

Paylaşın

Erdoğan: Sandığa Gölge Düşürülmesine İzin Vermeyeceğiz

‘Valiler Buluşması’nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye 31 Mart’ta yeni bir seçime hazırlanıyor. Sizler illerimizdeki en üst düzey temsilcisi durumundasınız. Sizlerden ülkenin ve milletin geleceğini ilgilendiren her husus gibi üstün gayret bekliyorum. Seçimlerin sağlıklı huzur ve güven içinde yapılması şarttır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Milletten alamadıkları desteğin acısını kavga ve kaos ile gizlemek isteyenler olacaktır. Sandığa gölge düşürülmesine izin vermeyeceğiz. Sürecin baştan sona sorunsuz, sıkıntısız ve emin bir şekilde yürütülmesini öncelikle siz yapacaksınız. Her ihtimali göz önüne alan bir yaklaşım ile bu seçimleri de tam bir demokratik olgunluk içinde neticelendireceğimize ben inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan, Beştepe Külliyesi’nde düzenlenen ‘Valiler Buluşması’nda açıklamalarda bulundu. Devlet adına vazife yaptıkları şehirlere verdikleri hizmetler için valilere teşekkür ederek konuşmasına başlayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu vesileyle 10 Ocak İdareciler Günü’nüzü tebrik ediyorum. Türkiye, binlerce yıllık devlet geleneği içinden süzülüp gelen pek çok kurumunu ve teamülünü bugün de yaşatabilen bir ülkedir. Mülki idare teşkilatımız, bu geleneğin hem sahibi hem uygulayıcısı olarak devlet ve millet hayatımızda önemli bir konuma sahiptir.

Şehrin yöneticisinin yılın 365 günü, günün 24 saati, kapısı da telefonu da hep açık olur. Aksi takdirde şehrinize hak ettikleri değeri veremezsiniz. Hemen her toplantıda bunu dile getirmemizin sebebi devlet geleneğimizdir. Her ne kadar medeniyetimizin temel kavramlarından mahrum mankurtlar varsa da milletimizin kalbi hala aynı heyecanla atmaktadır.

İlimden ahlaka, adaletten gayrete yol haritamızı izleyeceğiz. Milletimizin karşısında 2023 hedefleri ile çıkmıştık. Kimileri bize dudak bükmüştü. Geceli gündüzlü çalışarak hedeflerimizi hayata geçirdik. Yıllar yılları kovaladı ve 2023’ü de bitirdik. Nice saldırılara rağmen, hedeflerimize büyük ölçüde ulaştık. Milletimizin önüne yeni bir vizyon daha koyduk. Adına Türkiye Yüzyılı dediğimiz bu vizyon, ülkemizin güçlenmesi vizyondur. Devletin ve milletin ortak hayalidir. Türkiye Yüzyılı bizden sonraki nesillere bırakacağımız en önemli mirastır.

Cumhuriyetimizin ilk asrının hangi sıkıntılarla geçtiğini hepimiz gayet iyi biliyoruz. Hükümetlerimiz döneminde bu sıkıntıları geride bırakmış olsak da geldiğimiz yeri yeterli bulmuyoruz. Ülkemizi Türkiye Yüzyılı vizyonu ile asırlık hedeflere yöneltirken önemli bir yükün altına giriyoruz.

Hayatında tuğla üstüne tuğla koymayanların rahatlığı hiçbirimizi rahatlatmasın. Türkiye ne zaman kritik bir yol ayrımına gelse, alçakça oyunlar devreye sokuluyor. Ülkemizde bu senaryolara figüranlık yapmaya çalışanlar eksik olmuyor. Artık kimsenin itibar etmeyeceğine inandığımız bu bayat senaryoların amacı bizi hedeflerimizden uzaklaştırmaktır.

“Sıkıntıların elbette farkındayız”

Sıkıntıların elbette farkındayız. Milli birlik, ve bütünlüğümüzün düşmanı sosyal fay hatlarını, bu defa İslam düşmanlığı üzerinden harekete geçirmeye çalışıyorlar. Ekonomik dalgalanmaları kullanarak insanları devletlerine düşman etmeye çalışıyorlar. Türkiye’nin asla taviz vermediği demokratik olgunluğundan rahatsız olanlar, faşizmin en lümpen biçimlerinin güzellemesine giriştiler. İsrail’in vahşetini yüceltenlere dahi rastlayabiliyoruz.

Bize düşen insanımızı Türkiye düşmanlarına karşı uyanık tutmaktır. Türkiye sadece kendi sınırlarından ibaret bir ülke değildir. Türkiye’nin de milletimizin de hem etki hem sorumluluk alanı çok geniştir. Balkanlardan Kafkaslara, Afrika’nın derinliklerine kadar geniş bir coğrafya milyonlarca insanın gözü bize dönüktür. Kazandığımız her zafer de üzüntülerimiz de bu coğrafyalar da yankılanıyor.

Türkiye 31 Mart’ta yeni bir seçime hazırlanıyor. Sizler illerimizdeki en üst düzey temsilcisi durumundasınız. Sizlerden ülkenin ve milletin geleceğini ilgilendiren her husus gibi üstün gayret bekliyorum. Seçimlerin sağlıklı huzur ve güven içinde yapılması şarttır.

Milletten alamadıkları desteğin acısını kavga ve kaos ile gizlemek isteyenler olacaktır. Sandığa gölge düşürülmesine izin vermeyeceğiz. Sürecin baştan sona sorunsuz, sıkıntısız ve emin bir şekilde yürütülmesini öncelikle siz yapacaksınız. Her ihtimali göz önüne alan bir yaklaşım ile bu seçimleri de tam bir demokratik olgunluk içinde neticelendireceğimize ben inanıyorum.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Mu Murat Kurum Mu Önde? Son Anket

Yöneylem Araştırma’nın İstanbul için gerçekleştirdiği seçim anket sonucuna göre; katılımcıların yüzde 39.1’i Ekrem İmamoğlu’na oy vereceğini; yüzde 32.9’u ise Murat Kurum’u tercih edeceğini belirtti.

Haber Merkezi / 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için AK Parti Murat Kurum‘u adayı gösterirken, CHP’de mevcut belediye başkanı Ekrem İmamoğlu‘nu yeniden aday gösterdi.

Seçimlerde Ekrem İmamoğlu ve Murat Kurum’un yarışması beklenirken, Yöneylem Araştırma, İstanbul için yaptığı anket sonuçlarını paylaştı.

7-9 Ocak 2024 arası 39 ilçede 2 bin 400 kişiyle gerçekleştirilen anket sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 39.1’i Ekrem İmamoğlu’na oy vereceğini; yüzde 32.9’u ise Murat Kurum’u tercih edeceğini belirtti.

Yöneylem tarafından sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Seçmenlerin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Aday Tercihleri (Kararsızlar ve oy kullanmayacaklar oransal olarak dağıtılmadan) (Yöneylem Araştırma, 7-9 Ocak 2024, CATI, 2400 görüşme, 39 ilçe, % 95 güven aralığı, +/-2 hata payı, özkaynak finansmanı)”

Paylaşın

Erdoğan’dan İsrail’e: Türkiye’yi Tanıyacaksınız

Milli İstihbarat Teşkilatının 97. Kuruluş Yıl Dönümü Etkinlikleri’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in ülkemizdeki casusluk şebekesini ortaya çıkaran teşkilatımız tehdit edenlere cevabımız çok net verdi” dedi ve ekledi:

“İsrail şaşırdı. Nasıl oldu da bunları aldınız yakaladınız gibi şaşırdılar. dur bakalım bu işin ilk adımı. Türkiye’yi tanıyacaksınız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) 97. Kuruluş Yıl Dönümü Etkinlikleri’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Milli İstihbarat Teşkilatı’mızın siz değerli mensuplarıyla beraber olmaktan mutluluk duyuyorum. Kuruluşundan bu yana teşkilatta emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Şehitlerimize de rahmet diliyorum.

Aziz milletimizin takdiri ile 2002’den beri Türkiye’nin hizmetindeyiz. Son 21 yılda gerçekten kritik günler yaşadık. Nice badireleri atlattık. Tüm bu süreçte MİT mensuplarının sadece vatanseverliklerine değil ayrıca yüksek analiz kabiliyetlerine de şahit olduk.

Dolayısıyla gizli kahramanların nasıl bir özveriyle görevlerini ifa ettiklerini çok çok iyi biliyorum. Rabbim hiçbirinin ayağına taş değdirmesin diliyorum. Türkiye, küresel satranç tahtasında oyun kurucu bir aktör olarak konumunu günden güne pekiştiriyor. Masada ve sahada güçlü Türkiye iddiamız hamd olsun artık tüm unsurlarıyla gerçekleşmektedir.

Karşımızdaki tablo şudur ülkemizde bir eksen kaybı yaşanmamıştır tam tersine ülkemiz asıl eksenini bulmuştur. Bu eksenin adı da Türkiye eksenidir. İşlediğimiz her politikayı tamamen Türkiye eksenine göre gerçekleştiriyoruz.

Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte dünyada taşlar yerinden oynadı. Güvenlik konseptlerinde köklü değişiklikler yaşandı. 5-10 yıl öncesine kadar savunma bütçesini yük gören ülkeler adeta silahlanma yarışına girdi. Türkiye savunma stratejisine de yatırım yapmaya çok erken başlayan ülkelerden biridir. Ülkemizin elde ettiği başarıların hiçbiri tesadüf değildir. Kurumlarımızın emeği ve mücadelesi vardır.

İnsansız hava araçlarını etkin şekilde kullanan kurumlarımızın başında MİT Başkanlığı geliyor. MİT, teröristlere nefes aldırmıyor. Tamamıyla lider kadrolarını yok etme gayretindedir. Şehitlerimizin hesabını teröristlerden misliyle soruyoruz, soracağız. Devletimizin nefesi teröristlerin ensesinden olacak. Türkiye Yüzyılı’nda teröre ve teröriste her yok. Türkiye Cumhuriyeti belki yarına bırakır ama ihaneti ve terörü kimsenin yanına kâr bırakmaz.

Hükümet olarak son 21 yılda teşkilatımızın insan kaynağının güçlendirilmesine yönelik adımlar attık. Asimetrik tehditlerin bu kadar arttığı bir dönemde Türkiye’nin güvenlik konseptinin aynı kalması düşünülemez.

İsrail’in ülkemizdeki casusluk şebekesini ortaya çıkaran teşkilatımız tehdit edenlere cevabımız çok net verdi. İsrail şaşırdı. Nasıl oldu da bunları aldınız yakaladınız gibi şaşırdılar. dur bakalım bu işin ilk adımı. Türkiye’yi tanıyacaksınız.”

Paylaşın

HÜDA PAR’dan İstanbul, Ankara Ve İzmir’de Cumhur İttifakı’nı Destekleme Kararı

31 Mart’ta yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça, partiler de çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda, HÜDA PAR’da seçimlerde, Ankara ve İstanbul’da Cumhur İttifakı adayını destekleyeceklerini, İzmir’de de ittifakın söz konusu olabileceğini açıkladı.

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR), 14 ve 28 Mayıs’ta yapılan milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhur İttifakı içerisinde yer almıştı.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Ankara ve İstanbul’da AKP’yi Cumhur İttifakı adayını destekleyeceklerini açıkladı. Yapıcıoğlu, “İzmir’de de muhtemelen benzer bir şey olacak” dedi.

25 TV kanalında katıldığı programda açıklamalarda bulunan Yapıcıoğlu, “Birkaç büyükşehirde destekleme kararı aldık. Diğer yerlerin çoğunda HÜDA PAR’ın kendi logosuyla, kendi ismiyle, kendi adaylarıyla seçimlere girmesi konusunda bir karara vardık ve bu kararımızı da kamuoyuyla paylaştık. İstanbul ve Ankara’da Cumhur İttifakı’nın adaylarına destek vereceğiz. İzmir’de de muhtemelen benzer bir şey olacak” ifadelerini kullandı.

Yapıcıoğlu “Bazı yerlerde, bazı seçim çevrelerinde, bazı illerde olabilir, bazı ilçelerde olabilir hatta bazı beldelerde olabilir, orada farklı partiler ya da farklı gruplarla bazı ittifaklar gelişebilir. Onu zaman gösterecek” dedi. Yapıcıoğlu, Şanlıurfa’da düzenleyecekleri aday tanıtım programıyla bazı illerin belediye başkan adaylarını açıklayacaklarını söyledi.

Paylaşın

AK Partili Ensarioğlu’ndan “DEM Parti” Açıklaması: Görüşüyoruz

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, “DEM Parti milletvekilleriyle dostluğum var, görüşmelerimiz var, oturuyoruz sohbet ediyoruz. Geçenlerde de yetkilileriyle sohbet ettik” dedi ve ekledi:

“Ne yapabiliriz, Türkiye’de yeniden bir yumuşama için nasıl kapı aralanabilir, birlikte yeniden bir huzur ve şey ortamı nasıl sağlanabilir? Bunları doğal olarak kendi aramızda konuşuyoruz ama parti genel merkeziyle resmi bir temasları var mı benim bundan haberim yok. Ben de dışardan birtakım duyumları duyuyorum.”

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, seçim süreci ve ittifaklara ilişkin Rudaw‘a konuştu. “31 Mart’ta yapılacak seçimler için bir ittifak olmasını istiyor musunuz” sorusunu yanıtlayan Ensarioğlu şu yanıtı verdi:

“Tabii benim DEM Parti milletvekilleriyle dostluğum var, görüşmelerimiz var, oturuyoruz sohbet ediyoruz. Geçenlerde de yetkilileriyle sohbet ettik. Ne yapabiliriz, Türkiye’de yeniden bir yumuşama için nasıl kapı aralanabilir, birlikte yeniden bir huzur ve şey ortamı nasıl sağlanabilir? Bunları doğal olarak kendi aramızda konuşuyoruz ama parti genel merkeziyle resmi bir temasları var mı benim bundan haberim yok. Ben de dışardan birtakım duyumları duyuyorum.”

“Demirtaş’ın mahkemedeki açıklamalarını okuyorum”

“HDP bizi sevsin, bizi övsün, bize oy versin gibi bir şeyimiz yok. Hiçbir zaman olmaz da ki zaten siyasete ters. HDP kendisi olsun, başkasına koltuk değneği olmasın diyoruz” şeklinde konuşan Ensarioğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanlığı seçimde de kayıtsız şartsız CHP’ye destek verdi. Geçen yerel seçimde de HDP sayesinde İstanbul, Antalya, Adana ve Mersin gibi büyükşehirleri onlar sayesinde aldılar. Peki, ne aldılar da bu kadar destek veriyorlar ve niye veriyorlar? Çözüm sürecini başlatan, demokratikleşme, Kürt dili ve kimliğini öngöründeki engelleri kaldıran, bir sürü yasal demokratik düzenleme yapan, Doğu ve Güneydoğu’ya bu kadar hizmet eden bir partiye elinden gelen bütün düşmanlığı yapacaksın ama gideceksin Kürdün düşmanıyla işbirliği yapacaksın.

Asıl meseleniz Kürd meselesi ise CHP Kürd sorununun anasıdır, babasıdır, varlık sebebidir. Bu Kürd sorununun sebebi olan bir partiye kayıtsız şartsız destek vereceksin! Kürde hizmet eden, Kürd sorunun çözümü için çok önemli süreçler başlatan bir partiye düşmanlık edeceksin. Hayrola derdiniz nedir? Bu günlerde Selahattin Demirtaş’ın mahkemedeki açıklamalarını okuyorum.

Rotayı sol marjinal çizgiden tam 180 derece döndürüp Kürdi çizgiye dönüştürmüş. Sanki geçen seçimlerde “seni başkan yaptırmayacağız” da başlayıp “Kemal yürü” diyen kendisi değilmiş gibi. CHP’ye kayıtsız şartsız destek verip sol marjinal anlayışa parti içindeki o ittifak ortakları olan marjinal solla birlikte Kürdün oyuyla Türk soluna hizmet eden kendileri değilmiş gibi. Çünkü halktan tepki gördüler, yüzde 2-3 oyları düştü.”

Çözüm sürecinin bittiğini ve ölen bir şeyin diriltilemeyeceğini savunan Ensarioğlu; “Ancak PKK silahlı varlığına Türkiye’de son verir, bunun gereğini yapar, HDP’de demokratik siyasetin kuralları içinde siyaset yapar o zaman yeni bir şey belki kurgulanır” şeklinde konuştu.

Ensarioğlu kayyımların devam edip etmeyeceğine dair soruya da şu yanıtı verdi: “Demokratik açıdan baktığınız zaman kayyum meselesi sorunlu bir meseledir. Ancak realiteye baktığınız zaman kayyımlar 17 yıllık HDP yönetiminin 100 misli fazla hizmet etmiştir bu millete. Bu şehirlerin, ilçelerin imajı değişti, hizmet değişti, hizmet gördüğü şehirler, hizmet yapmasını bilmezler. Ama demokratik açıdan kimin hizmet yaptığı değil halkın iradesini nasıl tecelli ettiği önemlidir.

Halkın iradesinin tecellisine baktığınız zaman da burada çok ciddi çelişkiler var. İşin realitesi öyle değil. Halkın realitesi midir Cizre’ye hayatında Cizre’yi görmemiş Almanya’dan bi kızı getirip aday yapmak? Halkın realitesi midir Diyarbakır’da bir üniversite mezunu kızcağızı götürüp Lice’de alakası olmayan bir yere aday yapmak? Halkın realitesi midir ki Diyarbakır’a kadın ve Diyarbakırlı olmayan Diyarbakır’ı tanımayan Diyarbakır’ın kültürüne de aslında biraz uzak birini aday yapmak?”

Kandil’in kayyımıyla devletin kayyımı arasında ne fark var deseniz, devletin kayyımı en azından biraz daha kamu kaynaklarını harcarken daha dikkatli harcıyorlar. Hesap verdikleri bir devlet memuriyetleri vardır. Keşke orda da demokrasi tam işlese yani siyasi partiler yasasına göre veyahut da siz kayyım atanmak için acaba zorladınız mı?

Paylaşın