Erdoğan Açıkladı: En Düşük Emekli Maaşı 10 Bin Lira Oldu

Milyonlarca emeklinin beklediği ek zam oranını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uygulamaya aldığımız emekli maaşı alt sınırını 7500 liradan 10 bin liraya çıkarıyoruz. Meclisimizin de onayını aldıktan sonra artışları bir an önce emeklilerimizin maaşlarına yansıtmak istiyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Erdoğan, toplantı sonrası, milyonlarca emeklinin beklediği ek zam oranını da açıkladı. Erdoğan’ın açıklaması şöyle:

“Çalışanlarımız ve emeklilerimiz başta olmak üzere refah düzeyini düzeltmek için canla ve başla çalışıyoruz. İşçi, memur ve emekli maaşlara yaptığımız zamlarla bunu kısmen sağladık. İnşallah önümüzdeki dönemde çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeme sözümüzü tutmaya devam edeceğiz.

Geçen yılın son aylarındaki yaptığımız hesaplarla 16 milyon emeklimizin tamamına 5’er bin liralık ödeme gerçekleştirdik. Çalışan emeklilerimiz de 5 bin lirayı aldı. Emeklilerimizi asla darda bırakmıyoruz. 2004 yılının ilk 6 ayı için memur emeklisi aylıklarında yüzde 498,25, SSK ve Bağkur’da yüzde 37,57 artış oldu.

Bu artışların emeklilerimizde yol açtığı rahatsızlığı gördüğümüz için birbirine yakınlaştıracak adım atıyoruz. SSK ve Bağkur emeklisi aylıklarına ilave yüzde 5 daha artış yapacağımız müjdesini buradan vermek istiyorum. SSK ve Bağkur emeklisi Ocak 2024’ten itibaren yüzde 42,6’ya yükseliyor. Temmuz ayında artışlarla birlikte emeklilerimizin hepsi yaklaşık aynı oranlarda maaş artışına kavuşacaklardır.

Memur, SSK ve BAĞKUR ayrımı yapmadan tüm emeklilerimizin yıllık artış oranları önümüzdeki Temmuz’da eşitlenecektir. Yılın ikinci yarısındaki maaş artışlarında memur emeklileri enflasyon farkını alırken SSK ve BAĞKUR emeklileri farkı alacakları için dengesizlik giderilecektir. Uygulamaya aldığımız emekli maaşı alt sınırını 7500 liradan 10 bin liraya çıkarıyoruz. Meclisimizin de onayını aldıktan sonra artışları bir an önce emeklilerimizin maaşlarına yansıtmak istiyoruz.

200 milyar liralık ilave kaynağı emeklilerimizin istifasdesine sunmak istiyoruz. Tüm bu artışların ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum. 2024’ü emekliler yılı olarak ilan ediyoruz. Bu vesile ile emeklilerimizin hayat kalitesini artıracak, sosyal haklarını genişletecek yeni hizmetleri devreye almak hedefimizdir. Geniş bir yelpazeye yayılan bu hizmetler şimdiden emeklilerimize hayırlı olsun.”

Paylaşın

Yeniden Refah’tan AK Parti’yle İttifak Açıklaması: Görüşmeler Kesildi

AK Parti ile bir süredir yürüttükleri ittifak görüşmelere ilişkin açıklamada bulunan Yeniden Refah Partili Suat Kılıç, “AK Parti ile ittifak görüşmeleri gitmiyor. Heyetler arasındaki görüşmeler kesildi. Randevulaşma söz konusu olmadı. Talep veya girişimimiz olmayacak” dedi.

Haber Merkezi / Suat Kılıç, açıklamasının devamında, AK Parti’den Konya Büyükşehir’i istemek gibi bir taleplerinin olmadığını, amaçlarının “bir şeyler koparmak” olmadığını dile getirdi.

Kılıç, ayrıca, liderler düzeyinde bir talep gelirse görüşmeye olumlu bakacaklarını belirterek, “Siyaset müzakereye açık olmak, işbirliğine kapıları açık tutmaktır. Eskilerin dediği gibi siyasette 24 saat bile uzun süredir” dedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Genel Başkan Fatih Erbakan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Suat Kılıç, 31 Mart’a yapılacak olan yerel seçimlere ilişkin şu ifadeleri kullandı.

“AK Parti’den Konya Büyükşehir Belediyesini istediğimiz yönünde çıkan haberleri ben de okuduğumda Şerif Bey’e mesaj atıyorum, ‘yine bir yerleri istemişiz’ diye espri anlamında bunu değerlendiriyoruz. AK Parti’den Konya Büyükşehir Belediyesini talep etmedik. Bizden duymadıklarınıza lütfen inanmayın.

‘AK Parti’yle Yeniden Refah Partisi arasında ittifak görüşmeleri nasıl gidiyor?’ diye sordunuz. Gitmiyor. AK Parti ile Yeniden Refah Partisi arasındaki heyetler arasındaki görüşmeler kesildi. En son geçen hafta pazartesi günü olacak görüşmeyi tehir etmek istediklerini bildirmişlerdi. Onun dışında herhangi bir randevulaşma söz konusu olmadı. Bizim herhangi bir talep ya da girişimimiz bu anlamda olmayacak.

Ama AK Parti’den görüşmelere yeniden başlamak ya da bir liderler zirvesi gerçekleştirmek yönünde talep gelirse elbette ki bu talebe olumlu bakacağımızı daha önce ifade ettik. Siyaset yönetme sanatıdır, siyaset devlet yönetmektir, siyaset müzakereye açık olmaktır, siyaset işbirliğine kapıları açık tutmaktır.

Merkez yürütme kurulunda mülakat tarihleriyle ilgili çalışmaların yapılıyor. Daha esnek bir takvim içerisinde mülakatlarımızı daha sağlıklı yürütebilmek açısından 10 Şubat tarihini belirledik. 10 Şubat tarihinde Yeniden Refah Partisi, Ankara’da bütün büyükşehir ve il belediye başkan adaylarını ilan edecek.

Aynı toplantıda 31 Mart 2024 yerel seçim beyannamemizi de kamuoyuyla paylaşacağız. Kapı bir yere kadar aradık ama tarihi de belli seçimler yaklaşıyor. Vatandaşlarımızın müsterih olmaları lazım. Biz milletimizin milli manevi değerleri istikametinde siyaset yapan çizgisi olan ilkeler temelinde siyasi yaklaşımlarını oluşturan bir siyasi partiyiz.

Yeniden Refah Partisi’ne güvenen, oyunu, vicdanını Yeniden Refah Partisi’ne teslim eden hiçbir vatandaşımızı bize olan sevgisinden, ilgisinden alakasından ve güveninden dolayı mahcup etmemek üzere çalışmalarımızı yürütüyoruz.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel: Sarayı Meşrulaştırmayacağız

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Bundan sonra saraya eyvallah etmeyiz, onunla birlikte imza atıp onu meşrulaştırmayız. Herkes partisine güvensin. Saldırı ve provokasyonları korktukları içindir. Biz bu partiyi ayağa kaldırdık, bu milleti ayağa kaldıracağız. Bu milleti bir avuç zengine teslim etmeyeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis’e verilen aranın ardından partisinin ilk grup toplantısında konuşuyor. Özel’in konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Zor ve ağır günlerden geçiyoruz. Üst üste aldığımız şehit haberleriyle bir acı yüreğimizi yakarken, aynı üs bölgesinden yeni bir şehit haberleri aldık. Biz evlerimizde rahatça uyurken bayrağımızın dalgalanması için canlarını feda ettiler. Bir ayda 23 evladımız aynı bölgede şehit oldu. Aynı ezberi tekrarlayanlar, aynı ezberi tekrar etmeye bizleri de peşlerine takmaya ve hesap sormamaya davet ettiler.

Geçici üs bölgesini koruyabileceksek orada kalınmalı, korunamayacaksa ona göre askeri karar gereği yapılır. Bir eksik varsa gidereceksiniz ki bir daha acı haberi almayalım. Dediler ki biz Meclis’e gelip bilgi vermeyiz. Kendi bildirimizi yayınladık. Onlar kınadı, biz PKK’yı lanetledik. Onlardan çok daha sert tepki gösterdik.

Onlar için doğruları savunmanın kıymeti yok onların iktidarını sarsmamanın önemi var. PKK dediğimiz halde PKK demedi dediler. Bizleri protesto etmeye kalktılar. Onların sorumluluğunu paylaşmadık. Maalesef cuma akşamı 9 eve daha ateş düştü. Sonra çıkmışlar yine bir kez daha kınama yayınlayalım.

Bugün o iki bakan gelmedikleri Meclis’e geliyorlar. Bu kez Saadet, Gelecek, Deva ve Demokrat Parti de imzalamadı, kendi bildirgelerini sunuyorlar. AK Parti, MHP, İYİ Parti birlikte imza atıyorlar. Sahada üyelerinin Cumhuriyetçi olduklarına hiç şüphe duymadığımız geçmişte birlikte olduğumuz, AK Parti ve MHP’yi eleştiren İYİ Parti’nin bunlardan ayrılıp teröre karşı kendi bildirisini imzalamasını istiyoruz. Aksi takdirde üzüleceğiz.

Meclis’e bildirgemizi sunuyoruz. Bütün bildirgeler okunsun, kim nerede belli olsun… CHP seçimden en çok oyu alma hesabıyla değil, bu ülkede herkes huzurlu yaşadığında başaracak. Anaların gözyaşının ve alın terinin rengi olmaz.

AK Parti devletin genleriyle oynadı. Devletin başı ve yürütmenin başı, bir terör saldırısı olduğunda kime telefon açmış kime açmamış o tartışılıyor. Siz eğer iktidarın sahibi olarak verilen sorumluluğu yerine getirirseniz, o zaman muhalefet partisi de bir kalp gibi hareket eder. Siz eğer şehitlerimizin geldiği gecede bazı liderlere telefon edip bazı liderleri aramamaya kalkarsanız siz her şey olmuşsunuz ama devlet insanı olamamışsındır demektir. Bazı telefonların gelmesi gelmemesinden daha kötüdür. Gelmeyen telefonla gurur duyuyorum. Recep Tayyip Erdoğan’ın gelecek tahayyülünde bulunmamak CHP için onurdur.

Bugün bakanlar genel kurula getirecek, biz de orada olacağız. Sadece eldeki bilgilerin bir tekrarı, milletin meclisine şeklen saygı, özde saygısızlık demektir… Sınırlarımızın ötesinde, Mehmetçiklerimizin güvenliğinin sağlanamadığı bu süreçte bu kararlar askeri olarak mı veriliyor, yoksa sivil olarak verilip askere mi dayatılıyor?

PKK ve YPG’nin birinci derece destekçisi olduğunu söylediğiniz ABD, NATO’nun en yüksek askeri gücüne sahip birinci üyesi ise ve siz ABD ile ilişkiler konusunda nasıl bir irtibat kuruyorsunuz? Hem içeriye ‘ABD PKK’yı destekliyor’ diyeceksiniz, hem F-16 pazarlıkları yapacaksınız.

Ekonomi kötüye gidiyor. Dünyada gıda fiyatları düşüyor, Türkiye’de TÜİK’e göre gıda enflasyonu yüzde 72 artmış. Seçimlerde oy talep ettiler, sahte videolar yaptılar, tehdit ettiler. Vatan, ezan, bayrak deyip aç karınlardan oy alıp iktidarı sürdürmek istediler.

CHP’nin önerisi en düşük emekli maaşının en azından asgari ücret düzeyinde olmasıdır. Emeklilerden kendisine 7 bin 500 TL’yi reva görenlere bu seçimlerde sarı kart göstermesini bekliyoruz.

“Mesele sadece Can Atalay meselesi değildir”

Bu ülkede anayasa yoksa kimsenin malının da garantisi yoktur, özgürlük de, gelecek de yoktur. O yüzden mesele sadece Can Atalay meselesi değildir. Bu ülkede devleti ortadan kaldırıp devleti bir şahsa terk etmenin bedellerini ödüyoruz.

Gerçek beka sorunu şudur; bu memleketteki her dört gençten üçü doğdukları topraklarda değil, başka ülkelerde hayal kuruyorlar. Sebebi, bu memlekette bazıları güvende, bazıları değil.

Ama güvende olanlar var. Sarayda pandemiye rağmen sazlı sözlü yemek verenler güvende. 1500 odalı sarayda ampul yakanlar, anayasayı değiştirirken iğrenç kahkahalar atanlar güvende. Pudra şekerci güvende. Ne suç işlersen işle Süleyman’ın fotoğraf listesine girersen güvendesin. Beyzade altın varaklı tahtında oturuyor güvende, ama depremzede güvende değil.

‘Bu ülkenin güvenlik sorunu var, sesinizi çıkarmayın’ diyorlar. Bu kafa şu kafa; Hitler’in propaganda bakanı ‘Alman çocuklarının tereyağına ihtiyacı yok, Alman tanklarının gres yağlarına ihtiyacı var’ diyordu. Güvenlik deyip şimdi çocukların açlığını, güvencesizliği unutanlara karşı yeni bir milliyetçilik ortaya koyuyoruz.

Resmi siyasi partiye ziyaret yaptık. Gizli anlaşma, gizli görüşme yok. Ziyarete gideriz, ziyarete gelirler, veremeyeceğimiz hiçbir hesap yok. Birilerinin kolay iktidara oturma döneminin sonuna gelindiği için onların stresi yüksek.

Onlar gibi iktidarda kalmak için değil, özde Atatürk milliyetçisiyiz. Bundan sonra saraya eyvallah etmeyiz, onunla birlikte imza atıp onu meşrulaştırmayız. Herkes partisine güvensin. Saldırı ve provokasyonları korktukları içindir. Biz bu partiyi ayağa kaldırdık, bu milleti ayağa kaldıracağız. Bu milleti bir avuç zengine teslim etmeyeceğiz.”

Paylaşın

Hatimoğulları: Bizim Yolumuz Barışın Ve Çözümün Yoludur

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bizler barışın yolunu parlamentoya, siyasi partilere ve bütün topluma bir kez daha öneriyoruz. Bizim yolumuz barışın yoludur, bizim yolumuz müzakerenin yoludur, çözüm sürecinin üretilmesinin yoldur. 40 yıldır devam eden savaş ve çatışmaların barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesinin yoludur” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, haftalık Meclis grup toplantısında gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bugünkü grup toplantısındaki açıklamalarına yanıt veren Hatimoğulları “Cellatları ve cellatlığı çağrıştıracak bir anlayışın parlamentoda yeri yok. Parlamento sözün kurulduğu, siyasetin konuştuğu, savaşların ve çatışmaların ve ülkede yaşanan bütün sorunların konuşulup çözüm bulunduğu bir siyaset alanıdır.

Parlamantoyu bunun dışında adeta cellatları parlamentoya çağırırcasına Kürtçe konuşanların burada yeri yoktur DEM Partililerin burada yeri yok diyenlere yanıtımız çok net şudur: Biz dem partililer olarak sadece Kürtçe konuşmuyoruz, Arapça da Türkçe de konuşuyoruz Süryanice de konuşuyoruz. Anadolu ve Mezopotamya topraklarında bütün dilleri konuşan bir siyasi partiyiz. Bizim yerimiz parlamentodur. Parlamentoda yeri olmayan savaş çığırtkanlığı yapanlardır, çatışmaları derinleştirenlerdir. Bizim yerimiz burasıdır.” dedi.

Devlet Bahçeli ne demişti?

“Dağda bayırda sınır hattında mücadele ettiğimiz hainlerin siyasi cephesi olan DEM’cilerin TBMM’de bulunmaları adalet ve hukuk garabeti, siyaset ve demokrasi ayıbıdır. Karamanoğlu Mehmet Bey 747 yıl önce bugünden sonra hiç kimse divanda dergahta mecliste ve meydanda Türkçeden başka bir dil konuşmayacak fermanı nasıl ki tutacağımız bir buyruk ise aynı şekilde hiçbir terörist veya yandaşı dağda bayırda belediyede şehirde ve de TBMM’de barınmamalı tutunmamalıdır.

Terörle mücadele aslında bölücülükle mücadelenin sadece bir bölümüdür. Eli silah tutan bölücüye zararlı, buna karşılık silahsız bölücüyü zararsız kabul etmek terörle mücadelesi sekteye uğratacak en büyük gaflettir. Devlet gaflete düşmez devlet hukuk içerisinde meşru mücadelesinden asla taviz vermez. Türkiye Cumhuriyeti sınır içi güvenliğini sağladığı gibi sınır ötesi güvenliği de temine muktedirdir”

“Bizim yolumuz barışın, müzakerenin ve çözümün yoludur”

“Biz DEM Parti olarak herkesin, bütün halkların üzüntüsünü yüreğimizin en derinliklerinde hissediyoruz” diyen Hatimoğulları şöyle devam etti:

“Asker ölümlerinin hemen akabinde Rojava bombalanmaya başladı. Siviller katlediliyor, sivillerin yaşam alanları… Sivillerden intikam almak hangi ahlaka, anlayışa sığar? Rojava deyince aklımıza ne geliyor? IŞİD’e karşı en onurlu mücadeleyi veren Kürt halkı ve ittifak ettiği Arap halkı geliyor. Bu yürüdüğünüz yol yol değildir. Bizler barışın yolunu parlamentoya, siyasi partilere ve bütün topluma bir kez daha öneriyoruz. Bizim yolumuz barışın yoludur, bizim yolumuz müzakerenin yoludur, çözüm sürecinin üretilmesinin yoludur. 40 yıldır devam eden savaş ve çatışmaların barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesinin yoludur.”

Emperyalistlerin bölgeyi savaş alanına çevirdiğini belirten Tülay Hatimoğulları, “Bütün bu savaşlar enerji nakil hatları için ya da Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon enerji rezervleri için, bu savaşlar İsrail’in sınır genişletmesi için, yükselen Çin ekonomisine karşı ticaret savaşları için… Peki bütün bu savaşlar devam ederken biz ne yapıyoruz, birbirimizle kavga ediyoruz. Biz ne yapıyoruz; ‘Bu Kürttür, Kürtçe konuşamaz’ diyerek Kürdün katledilebileceği fetvasını veriyoruz. Rojava’da sınır ötesine giderek, Irak topraklarına Kürdistan topraklarına giderek SİHA’larla İHA’larla yağdırılan bombalarla kendi halkımızdan kendi topraklarımızdan olan insanları katletme politikasını sürdürüyoruz. Ama bu böyle gidemez.” dedi.

Tülay Hatimoğulları, “Çatışmalar çözüm değildir, savaş çözüm değildir, acılar çözüm değildir. Hiç kimse acıları yarıştırmaya ve o acıları siyaset malzemesi olarak kullanmaya sakın kalkmasın. Artık yeter artık kana doydu bu topraklar, artık acılara doydu bu topraklar. Gelin hep beraber güvenlik zirveleri yerine asıl güvenliğin teminatı olan barış zirvelerini hep beraber onları örgütleyelim” diye konuştu.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener, Partiden İstifa Edenleri Engelledi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı sonrası partiden istifa eden veya ilişiği kesilen isimleri, sosyal medyada engellediği ortaya çıktı.

Partiden istifa eden eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İYİ Parti Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, sosyal medyadan ekran görüntüsü paylaşarak, “Ben sade bir halkım.. Ne bir saygısızlık ettim ne kötü bir söz söyledim. Sn. Akşener Önce takipten çıktı sonra engelledi.. Canı sağ olsun…” dedi.

Özkan’ın ardından benzer bir paylaşım eski İYİ Parti İBB Meclis üyesi olan Kıdık’tan geldi. Ali Kıdık, “Ben öyle bir sır küpüyüm ki gökte yıldız kalmayana dek konuşurum. Ancak çok değil bir kaç yıldız indirip sonrasına bakacağım” ifadeleriyle başladığı paylaşımında Anayasa referandumunda Akşener’le arasında geçen diyaloğu şöyle anlattı:

“16 Nisan 2017 henüz parti kurulmadı. Anayasa oylamasının sonuçlarını Meral Akşener hanımefendi ile birlikte Ankara Çukurambar’daki Ataköşk Otel’de izliyoruz. Otel salonu hınca hınç dolu. Herkes ‘Hayır’ geçecek modunda. Ancak gecenin ilerleyen saatlerinde ‘Evet’ sonucu belirmeye başlayınca ‘hayır’ isteyenler oteli terk etmeye başladı. Kimseler kalmadı. Meral Hanım tek başına kaldı. Ben hariç otelde kimse kalmamıştı. Sadede Sami Dayı dediğimiz Sami Özsoy ile ben vardım. Meral Akşener hanımı ikimiz ver korumalar getirdik İstanbul’a. Gerede’de otobüslerin mola verdiği tesislerde çorba içtik.

Dedi ki bana ‘Oğlum siyaset böyle. Güçlü olursun herkes yanına koşar, Güçsüz olurdun herkes kaçar. Sen beni bırakmadın, bundan sonra asıl ekibimin en başındasın’ dedi. Evine götürüp içeri girene kadar bekledik. Evet, çok haklıydı. Güçlendirdik, herkes yanında. 31 Mart’tan sonra kim kalacak onu göreceğiz. Meral Hanım, ‘Kocamı sana emanet ettim. Senden başka kimseye güvenemeyiz’ dediğin adamı engelledin. Sana sonsuz teşekkür ederim. Kendini son kez tanıttığın için. Ha bu arada dün senin teşkilatından bir ilçeye 10 bin adet bayrak göndermiştim. Onu da cümle alem bilsin.”

İYİ Parti’nin milletvekili sayısı 38’e düştü

Öte yandan 14 Mayıs Genel Seçimlerinde İYİ Parti’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giren 44 milletvekilinden 1’i ihraç edilirken 5’i istifa etti. Buna göre, İYİ Parti’nin Meclis’te bulunan milletvekili sayısı 38’e düştü.

İYİ Parti’de ilk milletvekili istifası Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu’nun istifa ile başladı. Hatipoğlu, 2 Kasım 2023’te partisinden istifa ederek AK Parti’ye geçti. Hatipoğlu, AK Parti’de Eskişehir Belediye Başkan Adayı olarak gösterildi.

İYİ Parti’de ikinci istifa Ankara Milletvekili Adnan Beker’den geldi. Beker, 16 Kasım’da partisinden istifa ettiğini duyurdu. Parti’de üçüncü istifa İYİ Parti 28. Dönem İstanbul Milletvekili ve Kurucular Kurulu Üyesi Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu’ndan geldi. Yanıkömeroğlu, partisinin kuruluş amaç ve ilkelerinden bir süredir uzaklaştığını belirterek istifa ettiğini 6 Aralık’ta duyurdu.

15 Aralık’ta ise İYİ Parti İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Son milletvekili istifası ise İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan’dan geldi. Arslan, 21 Aralık’ta partisinden istifa ettiğini duyurdu. 5 Aralık 2023’te ise İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır partisinden ihraç edildi. Böylelikle İYİ Parti’nin Meclis’teki vekil sayısı 38’e indi.

Son dönemde İYİ Parti’de istifa eden ve görevden alınan diğer önemli isimler ise şöyle:

“İYİ Parti Adıyaman Kurucular Kurulu üyesi olan Mithat Solgun,
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Zeki Üçok (Görevden alındı)
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner,
İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Grup Başkanvekili İbrahim Özkan ve beraberindeki 6 Meclis üyesi,
2023 Genel seçimlerde İYİ Parti’den Hatay 2. sıra milletvekili adayı olan eski futbolcu Gökhan Zan.

Ayrıca, partide il yönetimlerdeki istifalar ise hala devam ediyor.

Paylaşın

Bahçeli, Yine AYM Başkanı Ve Üyelerini Hedef Aldı

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, “Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamamanın gerekçesi olmaz diyen Bay Zühtü’ye sormak isterim ki, acaba şehitlerimizin dökülen kanlarının gerekçesini, feryat figan eden analarımızın gözyaşlarını izah edecek yürek sende ve senin gibi düşünen diğer mahkeme üyelerinde var mıdır?” dedi ve ekledi:

“Sen yanlış mahkeme kararının derdindesin, biz aziz vatanın derdindeyiz. Sen ve senin gibileri PKK hukukunun kafesindesiniz, biz Türkiye Cumhuriyeti’nin var oluş ve istiklal hukukunun peşindeyiz. Yani anlayacağınız geceyle gündüz gibi ayrıyız. Mahkum Can Atalay’la ilgili kararın da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde derhal okunmasını istiyoruz.”

Bahçeli, konuşmasının devamında, “Altını çizerek açıklıyorum, önümüzdeki yeni sürecin bir sonucu olarak;  ayrıntılı bir bölücülükle mücadele stratejisi hazırlanmalı, mutlaka uygulanmalıdır. PKK’nın maşası mihrakların, devlete, Anayasaya ve kanunlara meydan okuyarak sürdürdükleri provokasyonların hukuk düzeni içinde karşılığını bulması acil bir konu olarak artık önümüzdedir. Teröristler bugün sadece dağlarda aranmamalıdır. Sözcüleri ve temsilcileri vasıtasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmişlerdir ve onlara karşı devlet vakarı hukuk sınırları içinde kesinlikle devreye girmelidir” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu. Bahçeli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

2024 yılının geneline baktığımızda bizi bekleyen iki mühim siyasi dönüm noktası vardır ve bunlar hem partimiz hem de ülkemiz adına ciddi gelişmelere sahne olacaktır. İlk dönüm noktası, 17 Mart 2024 tarihinde demokratik şölen havasında yapmayı planladığımız 14.Olağan Büyük Kurultayımızdır. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk siyasetinde muhkem ve müstesna bir mevkii bulunan, aynı zamanda 55 yıllık köklü bir geçmişe dayanan millet ve tarih eseridir. 14. Olağan Büyük Kurultayımız, yeni yüzyılın şuurunu taşıyacak, yenilenmiş kadro ve yüksek hedeflerin tayininde stratejik bir rol oynayacaktır.

2024 yılında bizi bekleyen ikinci siyasi dönüm noktası da, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleridir. Bildiğiniz gibi, partimizin 55.yılı münasebetiyle, 55’şer isimden müteşekkil belediye başkan aday listelerimizin ilkini 10 Ocak 2024, ikincisini 11 Ocak 2024, üçüncüsünü de 15 Ocak 2024 tarihinde milletimizle paylaştık. Nitekim bugüne kadar 165 belediye başkan adayımızı belirleyip ilan ettik. Üzerinde çalıştığımız diğer adaylarımızı da aynı şekilde ve peyderpey kamuoyunun bilgisine sunmayı planlıyoruz.

Bunun yanı sıra, diğer partiler de belediye başkan adaylarını açıklamaktadır. CHP’de işler iyice sarpa sarmış, belediye başkan adaylarının tespitinde kriz ve karışıklık artık bastırılamaz şekilde gün yüzüne çıkmıştır. İçeriden DEM’lenen, dışarıdan yemlenen CHP yönetimi akli, fikri ve siyasi melekelerini kaybetmekle kalmamış, istikametini hepten şaşırmıştır. Terör ve bölücülük mağduru milletimizin güçlü iradesi DEM’lenmiş CHP’den hesap sormaya yeterlidir.

Kırk yıllık zaman diliminde hayatını kaybeden sivil vatandaşlarımızın yanında; asker, polis, korucu şehit ve gazilerimizin muhterem ailelerinin, yakınlarının ve sosyal muhitlerinde yer alan sevenlerinin sandık gücü bugünkü CHP’nin alacağı oy miktarının çok üstünde olmalıdır. Doğal ve doğru olanı da budur. Bedel ödemiş, acı çekmiş, gözyaşlarını içine akıtmış, şehit tabutu kaldırmış millet evlatlarının mecmuuyla DEM’lenmiş CHP’nin oyları arasında büyük fark ortaya çıkmalıdır. Eğer bu fark oluşmuyorsa, son kırk yıla damga vuran terör zulmü nereye konulacak, bölücü ihanetin milli iradenin önüne geçmesi nasıl hazmedilecektir? DEM’lenmiş CHP’nin demokratik ıslah, terbiye ve tecziyesinin zamanı gelmiştir, işte o zaman 31 Mart’tır.

“Demokrasiyi küçümseyen yeni yetme yobaz zihniyetler…”

Geçen hafta bir televizyon kanalında yayımlanan ve bir derginin düzenlediği “Cumhuriyet’in Aydınlık Yüzleri” ödül töreninde konuşan, Türkiye’ye yabancıların gözüyle bakan Livaneli soy isimli bir zat, beş para etmez aklının dibine çöreklenmiş kiri pası bayağı bir dille açık etmiştir. Neymiş, 31 Mart seçimlerinde, “Ya gerici ordular, avcı taburları ya da hareket ordusu kazanacakmış” Bildiğimiz ve takip ettiğimiz kadarıyla Türkiye’de gerici ordu değil, kahraman Türk silahlı Kuvvetleri vardır ve düşman çatlamaktadır. Yine avcı taburları diye bir şeyi ne gören, ne duyan, ne de şahit olan söz konusudur.

Meselenin püf noktası, Livaneli’nin bu tarihi çarpıtmasını ve milli iradeye layık gördüğü alçak iftirasını gülümseyerek ve hatta sevinç içinde dinleyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan sadra şifa tek bir itiraz gelmemiş olmasıdır. Çünkü alın birisini vurun ötekine. Çünkü bunlar Türkiye karşıtlığında buluşan, millete en ağır hakaretleri reva gören, sandığı ve demokrasiyi küçümseyen yeni yetme yobaz zihniyetlerdir.

Bir defa şu hususu ifade etmek isterim ki; Millete gerici demek küfürdür, kifayetsizliktir. Millete gerici demek Türkiye’ye geriden bakmaktır. Millete gerici demek hürmetsizlik ve haramzadeliktir. Millete gerici demek su katılmamış bir soysuzluktur. Bu firavunca sözlerin cevabını bilhassa İstanbullu kardeşlerim 31 Mart 2024 tarihinde sandığın başında oylarıyla vereceklerdir.

31 Mart’ta İstanbul Allah’ın izniyle Muradına kavuşacak, avcı taburları hezeyanını toplumsal bünyeye aşılamak isteyen asıl gerici ve kör taassup mağlup ve mahcup edilecektir. Mevsimlik belediye başkanlığı yapan, boş zamanlarında belediyeye uğrayan, bunun dışında her taşın altından çıkan, politikada ayak oyunlarıyla meşgul olan şahsa İstanbullu kardeşlerimin son yapacağı, tezkeresini eline tutuşturup Saraçhane’den yollamaktır. Sonrasında nereye gidiyorsa gitmeli, bir daha da İstanbul’un yıllarını çalmaya cüret etmemelidir.

İstanbul’un, Ankara’nın, İzmir’in, Adana’nın, Aydın’ın, Antalya’nın, Mersin’in, Muğla’nın, Hatay’ın, Eskişehir’in, Tekirdağ’ın, Diyarbakır’ın, Mardin’in, Van’ın makus ve meyus talihi cumhurun muhterem ve muteber iradesiyle değişecek, emanet ehline teslim edilecektir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak var olan belediye başkanlığı sayımızı hem artırmak hem de Cumhur İttifakı’nın kesin ve ezici başarıya ulaşması için insanüstü bir emekle çalışmak öncelikli görev ve sorumluluğumuzdur.

Müesses uluslararası nizamın bugünkü vasatında, stratejik rekabetler, jeopolitik mücadeleler, hegemonik cepheleşmeler, vekalet savaşları, asimetrik hesaplaşmalar, siyasi ve ekonomik ablukalar, ticari ve diplomatik boğuşmalar, maneviyattaki tahribatlar, insan onuruna yönelik saldırılar gelecekle ilgili pozitif bekleyişleri maalesef gölgelemektedir. AB ve ABD merkezli siyasi ve düşünce akımlarının sorgulanması, batı paradigmasını da tartışmaya açmaktadır. Hangi zaviyeden bakarsak bakalım insanlık buhrandadır ve bunun nevzuhur bir Ortaçağ yapısıyla tarif ve tevili bize göre akla en yatkınıdır.

İsmini zikretmekten bile utandığım bir günah adasında, serveti ve şöhreti olan insanlık defolarının, reşit olmayan kız çocuklarına karşı iğrenç muameleleri hiçbir bahaneyle izah edilemeyecek türden bir skandal, hatta barbarlıktır. İsrail masum bir halkın kanını dökerken, ABD’de bir sinagogun altında deşifre edilen yasa dışı tünellerden insan ticaretine, pedofiliye ve organ mafyasına dair bulgular elde edilmiş, sonuçta oluk oluk pislik akmıştır. Hiçbir vicdanın kabul etmeyeceği bu karanlık tabloyu medeniyet ve modernlik diye yutturmaya kalkmak aklın, ahlakın ve mantığın ihlal ve inkarından başka bir şey değildir.

Batının çürüyen devlet ve toplum bünyesinin saçtığı habis virüsler aynı anda dünyanın diğer coğrafyalarına da bulaşmakta, bu durum medeniyet ve milletleri baştan ayağa tehdit etmektedir. Bu kapsamda bizim ‘İnsanlığın Huzur Projesi’ni hazırlama konusunda ne kadar haklı ve isabetli bir karar aldığımız sanıyorum daha da iyi anlaşılacaktır. ABD ve İngiltere’nin müştereken Yemen’e saldırması, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki mezalimleri sadece mazlumların değil, aslında insan haklarının, insanlık onurunun, bölgesel huzur ve istikrarın hiçe sayılmasıdır.

Dünyanın en yoksul ülkelerine saldırmak, suçsuz günahsız insanları gelişmiş füzelerle vurmak yalnızca vandallık değil, bunun yanında acizlik ve korkaklıktır. Bize göre hakim uluslararası sistem çöküş aşamasına geçmiş, bağlayıcılığını ve inandırıcılığını tamamen yitirmiştir. 21.yüzyılda soykırım suçu işleyen İsrail’in Lahey’deki yargılanması yeni gelişmeleri tetikleme ihtimali taşımakla birlikte, bu terör devletine destek veren ABD’nin de gittikçe irtifa ve itibar kaybettiği açıktır. İnancım odur ki, İsrail ve ABD günü geldiğinde damla damla akıttıkları kanların hesabını muhakkak vereceklerdir.

Bize göre bilhassa Amerikalılar, ABD’ye sahip çıkmalı, böyle gelse de, böyle gitmeyeceğini bariz olarak görmelidirler. Tarihin hiçbir döneminde zulümle ayakta kalmış, kan dökerek, can alarak, sömürerek, yağmalayarak varlığını sürdürebilmiş bir devlete tesadüf edilmemiştir. Amerikan vatandaşları hem kendi gelecekleri hem de dünyanın geleceği açısından ABD’yi adil, insani, vicdani ve hukuki rotaya çekmekle mesuldürler. ABD sözde müttefik bir ülkedir. Ancak Türkiye’ye karşı yapmadığı kötülük, oynamadığı oyun, tezgahlamadığı saldırı, saçmadığı nifak son 74 yıldır neredeyse kalmamıştır. Bugün ABD’yi sorgulamak demek bir yönüyle terörizmi sorgulamak demektir.

Bugün ABD’yi sorgulamak demek darbeler tarihiyle yüzleşmek demektir. Ekonomik krizlerin altına bakınız, karşınıza çıkacak husumet yüz bellidir. ABD’nin PKK/YPG’yle ilişki ve irtibatının saklanacak bir yönü de kalmamıştır. Kaldı ki devletimizin arşivleri PKK ile Avrupa, PKK ile ABD arasındaki ilişkileri doğrulayacak, sağlamasını yapacak bilgi ve belgelerle doludur. Türkiye hiç kuşkusuz bu alçak ilişkileri görmezden gelmeyecek, içten içe ve adına sözde dost dediği müttefikler tarafından altının oyulmasına seyirci kalmayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi, her zaman milletimizin huzur ve güvenliğine musallat olan PKK terör örgütü ile etkili ve anlayacakları yöntemlerle mücadeleyi savunmuştur.

Bu konuda hükümetlerin ihtiyacı olan her desteği vermeye hazır olduğunu da her ortamda açıklamıştır. Terörle ve bölücülükle mücadelede ne gerekiyorsa; siyasi, sosyal, ekonomik bütün tedbirlerin alınmasının gereğinden ısrarla bahsetmiştir. Elbette terör son bulmalı, şiddet ortadan kalkmalı, vatandaşlarımız huzur, emniyet ve sukunet bulmalıdır. Bunun aksini savunmak ve söylemek mümkün değildir. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ne ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine inancımız ve güvenimiz tamdır.

Bilinmelidir ki, dağda, bayırda, sınır hattında mücadele ettiğimiz hainlerin siyasi cephesi olan DEM’cilerin Türkiye Büyük Millet Meclis’inde bulunmaları adalet ve hukuk garabeti, siyaset ve demokrasi ayıbıdır. Devlet gaflete düşmez, devlet ihanete göz yummaz, devlet hukuk içinde meşru mücadelesinden asla taviz vermez. Türkiye Cumhuriyeti, sınır içi güvenliği sağladığı gibi, sınır ötesi güvenliği de temine muktedirdir.

Sayın Cumhurbaşkanımız başkanlığında toplanan güvenlik toplantısında alınan kararları desteklemekle birlikte, Irak’ın kuzeyindeki dağlık bölgeyi içine alacak şekilde, bu ülkeyle koordineli ve karşılıklı uzlaşmayla, Süresi belirlenmiş ve derinliğine 60 km’ye kadar inen, Buradan Hatay’a kadar uzanacak “Türkiye’nin Güvenlik ve Geleceği İçin Huzur Hattı” kurulmalı, bu hattın içine sinek bile sokulmamalıdır.

Can Atalay kararın derhal okunmasını istiyoruz

Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamamanın gerekçesi olmaz diyen Bay Zühtü’ye sormak isterim ki, acaba şehitlerimizin dökülen kanlarının gerekçesini, feryat figan eden analarımızın gözyaşlarını izah edecek yürek sende ve senin gibi düşünen diğer mahkeme üyelerinde var mıdır? Sen yanlış mahkeme kararının derdindesin, biz aziz vatanın derdindeyiz. Sen ve senin gibileri PKK hukukunun kafesindesiniz, biz Türkiye Cumhuriyeti’nin var oluş ve istiklal hukukunun peşindeyiz. Yani anlayacağınız geceyle gündüz gibi ayrıyız.

Mahkum Can Atalay’la ilgili kararın da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde derhal okunmasını istiyoruz. Altını çizerek açıklıyorum, önümüzdeki yeni sürecin bir sonucu olarak;  ayrıntılı bir bölücülükle mücadele stratejisi hazırlanmalı, mutlaka uygulanmalıdır. PKK’nın maşası mihrakların, devlete, Anayasaya ve kanunlara meydan okuyarak sürdürdükleri provokasyonların hukuk düzeni içinde karşılığını bulması acil bir konu olarak artık önümüzdedir. Teröristler bugün sadece dağlarda aranmamalıdır. Sözcüleri ve temsilcileri vasıtasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmişlerdir ve onlara karşı devlet vakarı hukuk sınırları içinde kesinlikle devreye girmelidir.

Paylaşın

Şimşek’ten Valilere Tasarruf Uyarısı: Babamızın Değil, Milletin Parası

Valiler Toplantısı’nda kamuda tasarruf tedbirleriyle ilgili valilere önemli uyarılarda bulunan Bakan Şimşek, Bu babamızın parası değil. Hepimizin parası, milletin parası. 2,7 trilyon lira açık vereceğiz arkadaşlar” dedi ve ekledi:

“Onun için lütfen tasarruf tedbirleri konusunda maksimum hassasiyet gösterin; bu konuda bize yardımcı olun. Gösterişten uzak, mütevazı bir kamu anlayışına her alanda mecburuz. Tasarruf tedbirleri konusunda sizden yardım istiyoruz.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçtiğimiz hafta yapılan Valiler Toplantısı’nda kamuda tasarruf tedbirleriyle ilgili valilere önemli uyarılarda bulundu. Hürriyet’in haberine göre Bakan Şimşek, toplantıda Türkiye’nin ekonomik anlamda zorlu bir süreçte olduğunu vurgulayarak, “Tasarruf tedbirleri konusunda sizden yardım istiyoruz” dedi.

Valilerin de tasarruf tedbirlerine uymakla mükellef olduklarını vurgulayan Şimşek, “Gelin görün ki bu öyle olmuyor; taşıt kullanımından tanıtım giderlerine kadar… Bu alanlarda hakikaten hassasiyet gerekiyor. Türkiye’de 2024 yılında biz bütçeye tam uyarsak, 2,7 trilyon lira açık vereceğiz. O açığı nasıl finanse edeceğiz? Borçla. Borçla finanse etmek demek bugünkü yüksek faiz sürecinde memleketin imkânlarının yatırım ve hizmet yerine faize gitmesi demektir. O yüzden sizin de üzerinize görev düşüyor.

Bu hassasiyet o kadar değerli ki. Ben defterleri sonuna kadar kullanıyorum. Kağıt falan kullanmıyorum. Bu seviyeye kadar inmemiz lazım. Bu babamızın parası değil. Hepimizin parası, milletin parası. 2,7 trilyon lira açık vereceğiz arkadaşlar. Onun için lütfen tasarruf tedbirleri konusunda maksimum hassasiyet gösterin; bu konuda bize yardımcı olun. Gösterişten uzak, mütevazı bir kamu anlayışına her alanda mecburuz. Tasarruf tedbirleri konusunda sizden yardım istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, toplantının ardından yaptığı soru-cevap kısmında bazı valilerin TOGG satın almak istediğini söylemesi üzerine, “Makam araçlarınızı satıp, TOGG alabilirsiniz” dediği öğrenildi.

Paylaşın

Emekliye “Ek Zam” Açıklaması: Masada Değerlendiriliyor

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, emekli maaşlarına ek zam konusunda, “Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile beraber Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız yapıyorlar” dedi ve ekledi:

“Oransal artışlar, bütçe imkanları bunları bir bütün olarak değerlendirmemiz lazım. Hepsi masada değerlendiriliyordu ortaya çıkan net durum olmadığı için buradan herhangi bir şeyi söyleme imkanım yok.”

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, parti olarak hazırladıkları SSGSS ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin detaylarını açıkladı. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Abdullah Güler, şu bilgileri verdi:

“2024 Ocak ila Aralık aylarında istihdamı desteklemek için işverenlere finansmanı işsizlik sigortası fonundan karşılanacak şekilde, ödeyecekleri sigorta priminden mahsup edilecek şekilde günlük 23,33, aylık 700 TL asgari ücret desteği sağlanması amaçlanmaktadır.

İşverenlere 2023 yılı Temmuz-Aralık döneminde sağlanan asgari ücret desteği, günlük 16,66 TL, aylık (16,66 TL x 30 gün) 499,80 TL idi. Yani yaklaşık 200 TL’lik artışla işverene ödenen destek yüzde 40 oranında yükseltilmek isteniyor.

Kanun Teklifi ile; İşsizlik Sigortası Fonu kullanılarak uygulanan pasif işgücü piyasası programlarının etkinliğinin artırılması için kısa çalışma gerekçelerine genel salgın durumunun eklenmesi ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanılabilmesi için gereken asgari prim ödeme gün sayısının 450 güne indirilmesi amaçlanmaktadır.

Teklif ile; ilave istihdamın sağlanması ve özel politika gerektiren kadın, genç ve mesleki yeterlilik belgesi sahibi olan işsizlerin istihdamının desteklenmesi amacıyla 2011 yılından bu yana uygulanan ve yüzde elli beşi kadın olmak üzere yıllık ortalama 650.000 kişinin yararlandığı teşvik uygulamasına 31/12/2025 tarihine kadar devam edilmesi ve uygulamanın 31/12/2026 tarihine kadar uzatılabilmesi için Cumhurbaşkanına yetki verilmesi amaçlanmaktadır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 6331 sayılı Kanun kapsamında yer alan işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği konularında ölçüm, inceleme ve araştırma yapma, bilgi, belge ve numune alma, Kanun kapsamındaki eğitim kurumları, ortak sağlık ve güvenlik birimleri, ekipman muayene kuruluşları, iş hijyeni ölçüm, test ve analiz laboratuvarlarına ilişkin inceleme, kontrol, denetim yetki ve sorumluluğu yargı kararları çerçevesinde yeniden düzenlenmektedir.”

Emekliye ek zam açıklaması

Gazetecilerin emekli maaşlarına zam konusundaki sorularına ise Güler, şu yanıtı verdi: “Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile beraber Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız yapıyorlar. Oransal artışlar, bütçe imkanları bunları bir bütün olarak değerlendirmemiz lazım. Hepsi masada değerlendiriliyordu ortaya çıkan net durum olmadığı için buradan herhangi bir şeyi söyleme imkanım yok.”

Paylaşın

İstanbul İçin, CHP, DEM Parti’yi Bekliyor; AK Parti Yeniden Refah’ı İknaya Çalışıyor

31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere 2,5 aydan daha az bir zaman kalmışken, AK Parti, 2019 seçimlerinde muhalefete kaptırdığı İstanbul’u geri almak için yüzde 5 civarında oyu olduğu düşünülen Yeniden Refah Partisi’ni ikna etmeye çalıştığı ifade ediliyor.

Öte yandan İstanbul’u AK Parti’ye kaptırmak istemeyen CHP’nin ise, DEM Parti’nin İstanbul’la ilgili vereceği kararı beklediği kaydediliyor.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre; 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçim öncesinde partiler, aday belirleme çalışmalarını hızlandırırken, kurulması muhtemel iş birliklerine yönelik temaslar da sıklaşmaya başladı.

Türkiye genelinde halen birçok il ve ilçede aday belirleme çalışmaları sürerken gözler de bir yandan iktidar ve muhalefetin İstanbul için kurmak istediği iş birliklerine çevrilmiş durumda. İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun karşısına eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’u koyan AK Parti, İstanbul’u kazanmak için Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) vereceği desteği alabilmek için temaslarını sürdürüyor.

AK Parti içerisinde yapılan değerlendirmelerde, İstanbul’da yüzde 5 oranında oyu olduğu düşünülen YRP’nin destek vermesi halinde seçimin daha rahat kazanılabileceği yorumları yapılırken, buna karşın YRP’nin talepleri henüz kabul görmüş değil. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan’la bugün külliyede yapmayı planladığı görüşme geçtiğimiz hafta ertelenirken, YRP yetkilileri görüşme iddialarını yalanlamıştı.

Ancak, edinilen bilgiye göre iki lider arasında planlanan görüşme, AK Partili yetkililerin YRP’den biraz daha zaman istemesi üzerine ertelendi. YRP’nin, İstanbul ve Ankara adaylarının desteklenmesi karşılığında AK Parti’den Konya Büyükşehir Belediyesi’ni istediği öğrenilirken, AK Parti’nin bu talebi değerlendirdiği ve Konya’ya ilişkin kararın verilmesinin ardından Erdoğan ile Erbakan’ın bir araya gelebileceği öğrenildi.

Muhalefet cephesinde ise CHP ile DEM Parti arasındaki temaslar sürüyor. CHP’nin yaptırdığı kamuoyu araştırmalarında Ekrem İmamoğlu, AKP’nin adayı Murat Kurum’un önünde çıksa da DEM Parti’nin desteğini İstanbul’daki desteğini önemseyen CHP, DEM Parti’nin bu yöndeki kararını vermesini bekliyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları Oruç ve Tuncer Bakırhan arasında geçtiğimiz hafta yapılan görüşmede İstanbul konusunun gündeme gelmediğini belirten DEM Partili yetkililer, İstanbul’la ilgili değerlendirmelerinin sürdüğünü söyledi.

İstanbul’da asıl muhatabın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olduğuna da vurgu yapan DEM Partili bir yetkili, “Muhatabın bizzat İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olması sebebiyle İstanbul tartışması ertelendi, çok yürütülmedi” dedi.

Diğer yandan partili kurmaylar düzeyinde iki parti arasındaki temasların sürdüğü ve İstanbul’a ilişkin değerlendirmelerin de yapıldığı öğrenildi.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Kurum’a Gönderme: Bu Şehir Koltuğuna Hakkını Verenleri Seçecek

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin açıklama yapan İBB Başkanı İmamoğlu, AK Parti’nin İstanbul adayı Murat Kurum’a da gönderme yaparak,  “Bu şehir temsilci seçmiyor. Bu şehir koltuğuna hakkını verenleri seçecek. Koltuğa oturduğunda, acaba oradaki ne diyor diye bakmadan milletini dinleyip tam yol ileri diyenleri seçecek. Yolumuz açık olsun”  dedi.

İmamoğlu, açıklamasında ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerini hatırlatarak, “‘Ben bu kente ihanet ettim’ diyenleri, o şehrin koltuklarına asla oturtamayacakları günleri sağlamanın yolculuğudur bu” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İSKİ Bekardere Islahı ve Çengelköy Çevre Projesi Temel Atma Töreni’nde açıklamalarda bulundu.

Tonlarca zehirin denizlere döküldüğü bir dönemi devraldıklarını belirten Ekrem İmamoğlu, “Bu İstanbul Boğazı’nda, Marmara Boğazı’nda ve hatta Haliç’te yaşadığımız bir gerçek. Desek ki, İstanbul Boğazı’na bu kadar zehir dökülüyor ne yapalım? Vatandaşımız feryat figan ‘elinizden ne geliyorsa yapın’ diye sert bir dille bize yol gösterir” ifadelerini kullandı.

Birgün’ün aktardığına göre; İmamoğlu, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“Her şeyi ben bilirim der ve öyle bir süreç yönetimi ortaya koyarsanız iş başarma şansınız yok. Eğer nereden rant elde edebilirim diyerek ya da neyi yapar ve neyi gösteririm de bana oy gelir diyerek seçim, seçmen, oy kazanmak, ‘her yol mübahtır’ anlayışıyla hareket ederesiniz o yöneticilik İstanbul’a bir şey kazandırmaz. diyerek bana hareket ederseniz o yöneticilik İstanbul’a bir şey kazandırmaz.”

Kanal İstanbul Projesi’ne tepki gösteren İmamoğlu, “Kanal İstanbul, İstanbul’a ihanetin nirvanası. Size o ihaneti yaptırmayacağız. 1,5 yıldır ağızlarına Kanal İstanbul’u almıyorlar. Genel seçim geçti unuttular. Yerel seçim geldi bangır bangır Kanal İstanbul’u savunan kişiler, aralarında adaylar da var. Ağızlarından kelimesi dahi çıkmıyor. Niye? ‘Günü geldiğinde söyleriz, burada da milletimizi aldatalım.’ Yok öyle yağma! Bu millet aldanmayacak” diye konuştu.

İstanbul’da özel halk otobüsüyle ilgili ‘kumpas’ hakkında tepki gösteren İmamoğlu, “Sizin bir hesabınız var ise yaradanın da bir hesabı var kardeşim. Patladınız! Aile terbiyem gereği sadece şunu söyleyebilirim; Allah sizi ıslah etsin. Sizi Allah’a havale ediyorum. Hukuki haklarımızı aramaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

31 Mart 2024 yerel seçimlerine ilişkin mesaj veren İmamoğlu, “Bu şehirde İstanbulludan muktedir kimse yok. Bunu onlara üçüncü kez kanıtlayacağımızdan hiç endişe duymuyorum. 31 Mart akşamı onlardan tek bir laf duyacağız; ‘Yandım Allah’ diyecekler” dedi.

Murat Kurum’a gönderme

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerini hatırlatan İmamoğlu, “‘Ben bu kente ihanet ettim’ diyenleri, o şehrin koltuklarına asla oturtamayacakları günleri sağlamanın yolculuğudur bu” ifadelerini kullandı.

AK Parti’nin İstanbul adayı Murat Kurum’a da gönderme yapan İmamoğlu, “Bu şehir temsilci seçmiyor. Bu şehir koltuğuna hakkını verenleri seçecek. Koltuğa oturduğunda, acaba oradaki ne diyor diye bakmadan milletini dinleyip tam yol ileri diyenleri seçecek. Yolumuz açık olsun” diye konuştu.

Paylaşın