Erdoğan: Sandığa Gölge Düşürülmesine İzin Vermeyeceğiz

‘Valiler Buluşması’nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye 31 Mart’ta yeni bir seçime hazırlanıyor. Sizler illerimizdeki en üst düzey temsilcisi durumundasınız. Sizlerden ülkenin ve milletin geleceğini ilgilendiren her husus gibi üstün gayret bekliyorum. Seçimlerin sağlıklı huzur ve güven içinde yapılması şarttır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Milletten alamadıkları desteğin acısını kavga ve kaos ile gizlemek isteyenler olacaktır. Sandığa gölge düşürülmesine izin vermeyeceğiz. Sürecin baştan sona sorunsuz, sıkıntısız ve emin bir şekilde yürütülmesini öncelikle siz yapacaksınız. Her ihtimali göz önüne alan bir yaklaşım ile bu seçimleri de tam bir demokratik olgunluk içinde neticelendireceğimize ben inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan, Beştepe Külliyesi’nde düzenlenen ‘Valiler Buluşması’nda açıklamalarda bulundu. Devlet adına vazife yaptıkları şehirlere verdikleri hizmetler için valilere teşekkür ederek konuşmasına başlayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu vesileyle 10 Ocak İdareciler Günü’nüzü tebrik ediyorum. Türkiye, binlerce yıllık devlet geleneği içinden süzülüp gelen pek çok kurumunu ve teamülünü bugün de yaşatabilen bir ülkedir. Mülki idare teşkilatımız, bu geleneğin hem sahibi hem uygulayıcısı olarak devlet ve millet hayatımızda önemli bir konuma sahiptir.

Şehrin yöneticisinin yılın 365 günü, günün 24 saati, kapısı da telefonu da hep açık olur. Aksi takdirde şehrinize hak ettikleri değeri veremezsiniz. Hemen her toplantıda bunu dile getirmemizin sebebi devlet geleneğimizdir. Her ne kadar medeniyetimizin temel kavramlarından mahrum mankurtlar varsa da milletimizin kalbi hala aynı heyecanla atmaktadır.

İlimden ahlaka, adaletten gayrete yol haritamızı izleyeceğiz. Milletimizin karşısında 2023 hedefleri ile çıkmıştık. Kimileri bize dudak bükmüştü. Geceli gündüzlü çalışarak hedeflerimizi hayata geçirdik. Yıllar yılları kovaladı ve 2023’ü de bitirdik. Nice saldırılara rağmen, hedeflerimize büyük ölçüde ulaştık. Milletimizin önüne yeni bir vizyon daha koyduk. Adına Türkiye Yüzyılı dediğimiz bu vizyon, ülkemizin güçlenmesi vizyondur. Devletin ve milletin ortak hayalidir. Türkiye Yüzyılı bizden sonraki nesillere bırakacağımız en önemli mirastır.

Cumhuriyetimizin ilk asrının hangi sıkıntılarla geçtiğini hepimiz gayet iyi biliyoruz. Hükümetlerimiz döneminde bu sıkıntıları geride bırakmış olsak da geldiğimiz yeri yeterli bulmuyoruz. Ülkemizi Türkiye Yüzyılı vizyonu ile asırlık hedeflere yöneltirken önemli bir yükün altına giriyoruz.

Hayatında tuğla üstüne tuğla koymayanların rahatlığı hiçbirimizi rahatlatmasın. Türkiye ne zaman kritik bir yol ayrımına gelse, alçakça oyunlar devreye sokuluyor. Ülkemizde bu senaryolara figüranlık yapmaya çalışanlar eksik olmuyor. Artık kimsenin itibar etmeyeceğine inandığımız bu bayat senaryoların amacı bizi hedeflerimizden uzaklaştırmaktır.

“Sıkıntıların elbette farkındayız”

Sıkıntıların elbette farkındayız. Milli birlik, ve bütünlüğümüzün düşmanı sosyal fay hatlarını, bu defa İslam düşmanlığı üzerinden harekete geçirmeye çalışıyorlar. Ekonomik dalgalanmaları kullanarak insanları devletlerine düşman etmeye çalışıyorlar. Türkiye’nin asla taviz vermediği demokratik olgunluğundan rahatsız olanlar, faşizmin en lümpen biçimlerinin güzellemesine giriştiler. İsrail’in vahşetini yüceltenlere dahi rastlayabiliyoruz.

Bize düşen insanımızı Türkiye düşmanlarına karşı uyanık tutmaktır. Türkiye sadece kendi sınırlarından ibaret bir ülke değildir. Türkiye’nin de milletimizin de hem etki hem sorumluluk alanı çok geniştir. Balkanlardan Kafkaslara, Afrika’nın derinliklerine kadar geniş bir coğrafya milyonlarca insanın gözü bize dönüktür. Kazandığımız her zafer de üzüntülerimiz de bu coğrafyalar da yankılanıyor.

Türkiye 31 Mart’ta yeni bir seçime hazırlanıyor. Sizler illerimizdeki en üst düzey temsilcisi durumundasınız. Sizlerden ülkenin ve milletin geleceğini ilgilendiren her husus gibi üstün gayret bekliyorum. Seçimlerin sağlıklı huzur ve güven içinde yapılması şarttır.

Milletten alamadıkları desteğin acısını kavga ve kaos ile gizlemek isteyenler olacaktır. Sandığa gölge düşürülmesine izin vermeyeceğiz. Sürecin baştan sona sorunsuz, sıkıntısız ve emin bir şekilde yürütülmesini öncelikle siz yapacaksınız. Her ihtimali göz önüne alan bir yaklaşım ile bu seçimleri de tam bir demokratik olgunluk içinde neticelendireceğimize ben inanıyorum.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Mu Murat Kurum Mu Önde? Son Anket

Yöneylem Araştırma’nın İstanbul için gerçekleştirdiği seçim anket sonucuna göre; katılımcıların yüzde 39.1’i Ekrem İmamoğlu’na oy vereceğini; yüzde 32.9’u ise Murat Kurum’u tercih edeceğini belirtti.

Haber Merkezi / 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için AK Parti Murat Kurum‘u adayı gösterirken, CHP’de mevcut belediye başkanı Ekrem İmamoğlu‘nu yeniden aday gösterdi.

Seçimlerde Ekrem İmamoğlu ve Murat Kurum’un yarışması beklenirken, Yöneylem Araştırma, İstanbul için yaptığı anket sonuçlarını paylaştı.

7-9 Ocak 2024 arası 39 ilçede 2 bin 400 kişiyle gerçekleştirilen anket sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 39.1’i Ekrem İmamoğlu’na oy vereceğini; yüzde 32.9’u ise Murat Kurum’u tercih edeceğini belirtti.

Yöneylem tarafından sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Seçmenlerin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Aday Tercihleri (Kararsızlar ve oy kullanmayacaklar oransal olarak dağıtılmadan) (Yöneylem Araştırma, 7-9 Ocak 2024, CATI, 2400 görüşme, 39 ilçe, % 95 güven aralığı, +/-2 hata payı, özkaynak finansmanı)”

Paylaşın

Erdoğan’dan İsrail’e: Türkiye’yi Tanıyacaksınız

Milli İstihbarat Teşkilatının 97. Kuruluş Yıl Dönümü Etkinlikleri’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in ülkemizdeki casusluk şebekesini ortaya çıkaran teşkilatımız tehdit edenlere cevabımız çok net verdi” dedi ve ekledi:

“İsrail şaşırdı. Nasıl oldu da bunları aldınız yakaladınız gibi şaşırdılar. dur bakalım bu işin ilk adımı. Türkiye’yi tanıyacaksınız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) 97. Kuruluş Yıl Dönümü Etkinlikleri’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Milli İstihbarat Teşkilatı’mızın siz değerli mensuplarıyla beraber olmaktan mutluluk duyuyorum. Kuruluşundan bu yana teşkilatta emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Şehitlerimize de rahmet diliyorum.

Aziz milletimizin takdiri ile 2002’den beri Türkiye’nin hizmetindeyiz. Son 21 yılda gerçekten kritik günler yaşadık. Nice badireleri atlattık. Tüm bu süreçte MİT mensuplarının sadece vatanseverliklerine değil ayrıca yüksek analiz kabiliyetlerine de şahit olduk.

Dolayısıyla gizli kahramanların nasıl bir özveriyle görevlerini ifa ettiklerini çok çok iyi biliyorum. Rabbim hiçbirinin ayağına taş değdirmesin diliyorum. Türkiye, küresel satranç tahtasında oyun kurucu bir aktör olarak konumunu günden güne pekiştiriyor. Masada ve sahada güçlü Türkiye iddiamız hamd olsun artık tüm unsurlarıyla gerçekleşmektedir.

Karşımızdaki tablo şudur ülkemizde bir eksen kaybı yaşanmamıştır tam tersine ülkemiz asıl eksenini bulmuştur. Bu eksenin adı da Türkiye eksenidir. İşlediğimiz her politikayı tamamen Türkiye eksenine göre gerçekleştiriyoruz.

Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte dünyada taşlar yerinden oynadı. Güvenlik konseptlerinde köklü değişiklikler yaşandı. 5-10 yıl öncesine kadar savunma bütçesini yük gören ülkeler adeta silahlanma yarışına girdi. Türkiye savunma stratejisine de yatırım yapmaya çok erken başlayan ülkelerden biridir. Ülkemizin elde ettiği başarıların hiçbiri tesadüf değildir. Kurumlarımızın emeği ve mücadelesi vardır.

İnsansız hava araçlarını etkin şekilde kullanan kurumlarımızın başında MİT Başkanlığı geliyor. MİT, teröristlere nefes aldırmıyor. Tamamıyla lider kadrolarını yok etme gayretindedir. Şehitlerimizin hesabını teröristlerden misliyle soruyoruz, soracağız. Devletimizin nefesi teröristlerin ensesinden olacak. Türkiye Yüzyılı’nda teröre ve teröriste her yok. Türkiye Cumhuriyeti belki yarına bırakır ama ihaneti ve terörü kimsenin yanına kâr bırakmaz.

Hükümet olarak son 21 yılda teşkilatımızın insan kaynağının güçlendirilmesine yönelik adımlar attık. Asimetrik tehditlerin bu kadar arttığı bir dönemde Türkiye’nin güvenlik konseptinin aynı kalması düşünülemez.

İsrail’in ülkemizdeki casusluk şebekesini ortaya çıkaran teşkilatımız tehdit edenlere cevabımız çok net verdi. İsrail şaşırdı. Nasıl oldu da bunları aldınız yakaladınız gibi şaşırdılar. dur bakalım bu işin ilk adımı. Türkiye’yi tanıyacaksınız.”

Paylaşın

HÜDA PAR’dan İstanbul, Ankara Ve İzmir’de Cumhur İttifakı’nı Destekleme Kararı

31 Mart’ta yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça, partiler de çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda, HÜDA PAR’da seçimlerde, Ankara ve İstanbul’da Cumhur İttifakı adayını destekleyeceklerini, İzmir’de de ittifakın söz konusu olabileceğini açıkladı.

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR), 14 ve 28 Mayıs’ta yapılan milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhur İttifakı içerisinde yer almıştı.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Ankara ve İstanbul’da AKP’yi Cumhur İttifakı adayını destekleyeceklerini açıkladı. Yapıcıoğlu, “İzmir’de de muhtemelen benzer bir şey olacak” dedi.

25 TV kanalında katıldığı programda açıklamalarda bulunan Yapıcıoğlu, “Birkaç büyükşehirde destekleme kararı aldık. Diğer yerlerin çoğunda HÜDA PAR’ın kendi logosuyla, kendi ismiyle, kendi adaylarıyla seçimlere girmesi konusunda bir karara vardık ve bu kararımızı da kamuoyuyla paylaştık. İstanbul ve Ankara’da Cumhur İttifakı’nın adaylarına destek vereceğiz. İzmir’de de muhtemelen benzer bir şey olacak” ifadelerini kullandı.

Yapıcıoğlu “Bazı yerlerde, bazı seçim çevrelerinde, bazı illerde olabilir, bazı ilçelerde olabilir hatta bazı beldelerde olabilir, orada farklı partiler ya da farklı gruplarla bazı ittifaklar gelişebilir. Onu zaman gösterecek” dedi. Yapıcıoğlu, Şanlıurfa’da düzenleyecekleri aday tanıtım programıyla bazı illerin belediye başkan adaylarını açıklayacaklarını söyledi.

Paylaşın

AK Partili Ensarioğlu’ndan “DEM Parti” Açıklaması: Görüşüyoruz

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, “DEM Parti milletvekilleriyle dostluğum var, görüşmelerimiz var, oturuyoruz sohbet ediyoruz. Geçenlerde de yetkilileriyle sohbet ettik” dedi ve ekledi:

“Ne yapabiliriz, Türkiye’de yeniden bir yumuşama için nasıl kapı aralanabilir, birlikte yeniden bir huzur ve şey ortamı nasıl sağlanabilir? Bunları doğal olarak kendi aramızda konuşuyoruz ama parti genel merkeziyle resmi bir temasları var mı benim bundan haberim yok. Ben de dışardan birtakım duyumları duyuyorum.”

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, seçim süreci ve ittifaklara ilişkin Rudaw‘a konuştu. “31 Mart’ta yapılacak seçimler için bir ittifak olmasını istiyor musunuz” sorusunu yanıtlayan Ensarioğlu şu yanıtı verdi:

“Tabii benim DEM Parti milletvekilleriyle dostluğum var, görüşmelerimiz var, oturuyoruz sohbet ediyoruz. Geçenlerde de yetkilileriyle sohbet ettik. Ne yapabiliriz, Türkiye’de yeniden bir yumuşama için nasıl kapı aralanabilir, birlikte yeniden bir huzur ve şey ortamı nasıl sağlanabilir? Bunları doğal olarak kendi aramızda konuşuyoruz ama parti genel merkeziyle resmi bir temasları var mı benim bundan haberim yok. Ben de dışardan birtakım duyumları duyuyorum.”

“Demirtaş’ın mahkemedeki açıklamalarını okuyorum”

“HDP bizi sevsin, bizi övsün, bize oy versin gibi bir şeyimiz yok. Hiçbir zaman olmaz da ki zaten siyasete ters. HDP kendisi olsun, başkasına koltuk değneği olmasın diyoruz” şeklinde konuşan Ensarioğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanlığı seçimde de kayıtsız şartsız CHP’ye destek verdi. Geçen yerel seçimde de HDP sayesinde İstanbul, Antalya, Adana ve Mersin gibi büyükşehirleri onlar sayesinde aldılar. Peki, ne aldılar da bu kadar destek veriyorlar ve niye veriyorlar? Çözüm sürecini başlatan, demokratikleşme, Kürt dili ve kimliğini öngöründeki engelleri kaldıran, bir sürü yasal demokratik düzenleme yapan, Doğu ve Güneydoğu’ya bu kadar hizmet eden bir partiye elinden gelen bütün düşmanlığı yapacaksın ama gideceksin Kürdün düşmanıyla işbirliği yapacaksın.

Asıl meseleniz Kürd meselesi ise CHP Kürd sorununun anasıdır, babasıdır, varlık sebebidir. Bu Kürd sorununun sebebi olan bir partiye kayıtsız şartsız destek vereceksin! Kürde hizmet eden, Kürd sorunun çözümü için çok önemli süreçler başlatan bir partiye düşmanlık edeceksin. Hayrola derdiniz nedir? Bu günlerde Selahattin Demirtaş’ın mahkemedeki açıklamalarını okuyorum.

Rotayı sol marjinal çizgiden tam 180 derece döndürüp Kürdi çizgiye dönüştürmüş. Sanki geçen seçimlerde “seni başkan yaptırmayacağız” da başlayıp “Kemal yürü” diyen kendisi değilmiş gibi. CHP’ye kayıtsız şartsız destek verip sol marjinal anlayışa parti içindeki o ittifak ortakları olan marjinal solla birlikte Kürdün oyuyla Türk soluna hizmet eden kendileri değilmiş gibi. Çünkü halktan tepki gördüler, yüzde 2-3 oyları düştü.”

Çözüm sürecinin bittiğini ve ölen bir şeyin diriltilemeyeceğini savunan Ensarioğlu; “Ancak PKK silahlı varlığına Türkiye’de son verir, bunun gereğini yapar, HDP’de demokratik siyasetin kuralları içinde siyaset yapar o zaman yeni bir şey belki kurgulanır” şeklinde konuştu.

Ensarioğlu kayyımların devam edip etmeyeceğine dair soruya da şu yanıtı verdi: “Demokratik açıdan baktığınız zaman kayyum meselesi sorunlu bir meseledir. Ancak realiteye baktığınız zaman kayyımlar 17 yıllık HDP yönetiminin 100 misli fazla hizmet etmiştir bu millete. Bu şehirlerin, ilçelerin imajı değişti, hizmet değişti, hizmet gördüğü şehirler, hizmet yapmasını bilmezler. Ama demokratik açıdan kimin hizmet yaptığı değil halkın iradesini nasıl tecelli ettiği önemlidir.

Halkın iradesinin tecellisine baktığınız zaman da burada çok ciddi çelişkiler var. İşin realitesi öyle değil. Halkın realitesi midir Cizre’ye hayatında Cizre’yi görmemiş Almanya’dan bi kızı getirip aday yapmak? Halkın realitesi midir Diyarbakır’da bir üniversite mezunu kızcağızı götürüp Lice’de alakası olmayan bir yere aday yapmak? Halkın realitesi midir ki Diyarbakır’a kadın ve Diyarbakırlı olmayan Diyarbakır’ı tanımayan Diyarbakır’ın kültürüne de aslında biraz uzak birini aday yapmak?”

Kandil’in kayyımıyla devletin kayyımı arasında ne fark var deseniz, devletin kayyımı en azından biraz daha kamu kaynaklarını harcarken daha dikkatli harcıyorlar. Hesap verdikleri bir devlet memuriyetleri vardır. Keşke orda da demokrasi tam işlese yani siyasi partiler yasasına göre veyahut da siz kayyım atanmak için acaba zorladınız mı?

Paylaşın

Gazeteciler Günü’nde Türkiye’de Gazeteciler Kara Bir Tabloyla Karşı Karşıya

CHP Milletvekili Utku Çakırözer, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde Türkiye’de gazeteciler kara bir tabloyla karşı karşıya. Bir yıl içinde gazeteciler tam 563 kez hâkim karşısına çıkarak haberini, sosyal medya paylaşımını savunmak zorunda bırakıldı. Türkiye’de 72 gazeteci gözaltına alınırken bunlardan 27’si yaptıkları haberler nedeniyle tutuklandı” ifadelerini kullandı.

“RTÜK’ün iktidarın sopası olma rolünü 2023’te de oynadığını. 59 kez ceza verdiğini, kanalların karartıldığını, toplam altı kanala milyonlarca lira maddi para cezası kesildiğini” dile getiren Çakırözer, “Sansür yasası 2023 yılında uygulamaya geçti ve bu yasadan en büyük zararı gazeteciler gördü. 33 gazeteci hakkında 36 soruşturma açıldı. Altı gazeteci gözaltına alındı, bunlardan dördü tutuklandı” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Utku Çakırözer, basın özgürlüğü ile ilgili Türkiye’de son bir yılda yaşananları, hazırladığı raporla kamuoyuna duyurdu.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Çakırözer raporla ilgili yaptığı açıklamada, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde Türkiye’de gazeteciler kara bir tabloyla karşı karşıya. Bir yıl içinde gazeteciler tam 563 kez hâkim karşısına çıkarak haberini, sosyal medya paylaşımını savunmak zorunda bırakıldı. Türkiye’de 72 gazeteci gözaltına alınırken bunlardan 27’si yaptıkları haberler nedeniyle tutuklandı” ifadelerini kullandı.

“RTÜK’ün iktidarın sopası olma rolünü 2023’te de oynadığını. 59 kez ceza verdiğini, kanalların karartıldığını, toplam altı kanala milyonlarca lira maddi para cezası kesildiğini” dile getiren Çakırözer, “Sansür yasası 2023 yılında uygulamaya geçti ve bu yasadan en büyük zararı gazeteciler gördü. 33 gazeteci hakkında 36 soruşturma açıldı. Altı gazeteci gözaltına alındı, bunlardan dördü tutuklandı” dedi.

Açıklamasında, aralarında Merdan Yanardağ, Barış Pehlivan, Tolga Şardan, Batuhan Çolak gibi isimlerin de olduğu onlarca gazetecinin “haftalarını, aylarını cezaevinde geçirmek zorunda bırakıldığını” vurgulayan CHP Eskişehir Milletvekili Çakırözer, Türkiye’de basın özgürlüğü alanında gazetecileri kısıtlayan önemli konulardan birinin erişim engelleri meselesi olduğunu ve “ucu iktidara, bakanlarına, milletvekillerine, yereldeki yöneticilerine, bürokratlara giden her türlü yolsuzluk, taciz haberinin” erişime engellendiğini belirtti.

RTÜK’ün başvurusu üzerine 2023’te de DW (Deutsche Welle) Türkçe, VOA (Voice of America) Türkçe gibi haber sitelerinin yanı sıra, Ekşi Sözlük, Kızıl Bayrak, Alınteri Gazetesi, Yeni Demokrasi Gazetesi ve Yeni Yaşam Gazetesi gibi pek çok sitenin erişiminin engellendiğini ifade eden Utku Çakırözer, Sputnik çalışanlarının ise, yeni yıla işverenin şikayeti nedeniyle karakolda girmek zorunda bırakıldığını aktardı.

2023 yılı Basın Özgürlüğü Raporu’na göre 27 gazeteci geçen yıl tutuklanarak cezaevine gönderildi. Aralarında Akif Beki, Levent Gültekin, Can Ataklı, Fatih Altaylı, Zülal Kalkandelen, Ferhat Çelik, Oktay Candemir, İsmail Saymaz, Sinan Aygül, Ruşen Takva, Oktay Candemir gibi isimlerin bulunduğu onlarca gazeteci hakkında, yaptıkları haberler, yazıları ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek soruşturmalar ve davalarla karşı karşıya kaldı.

Raporda öne çıkan çarpıcı konu başlıklarından birini de saldırı ve şiddete maruz kalan gazeteciler oluşturdu. 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından ve Mayıs ayında yapılan seçimler esnasında çok sayıda gazetecinin haber takibi yapmasının engellendiği raporda ifade edilirken, gazetecilere yönelik engelleme ve tehditlerin iktidar mensubu siyasetçiler ve bakanların yanı sıra kamu görevlilerince de yapıldığına çok sayıda örnekle dikkat çekildi.

Utku Çakırözer tarafından hazırlanan rapor, gazetecilerin sadece şiddetle değil aynı zamanda, iktidar yöneticileri ve kamu görevlileri tarafından açılan tazminat davaları ile de sindirilmeye çalışıldığını ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar ve sahibi olduğu Baykar Makina’nın, BirGün gazetesi ile muhabiri İsmail Arı ve TELE 1 televizyonuna 2 milyon TL’lik tazminat davası; Kızılay yönecitilerinin kamudan aldığı ihale iddialarını haberleştiren BirGün Gazetesi’ne açtığı 250 bin TL’lik tazminat davası; Gazeteci Faruk Arhan’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle eski AKP milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu tarafından açılan davada para cezasına çarptırılması ve Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın, T24 yazarı Mehmet Y. Yılmaz ve sorumlusu Doğan Akın’a ‘Berat Bey’in arkadaşları kazandı, biz kaybettik’ başlıklı yazısından dolayı açtığı 150 bin TL’lik tazminat davası, buna örnek gösterildi.

Sansür yasası “iktidarın sopası”

2023 yılı Basın Özgürlüğü Raporu’nda, 2022’de TBMM tarafından kabul edilen sansür yasasının, 2023 yılında “gazetecileri engellemek için “iktidarın yeni sopası” haline geldiği belirtiliyor. Türk Ceza Kanunu’na eklenen TCK 217/A “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” maddesi gerekçe gösterilerek gazetecilere yönelik başlatılan soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarda olağanüstü artışin dikkat çektiği vurgulanırken, CHP’nin yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulunduğu, meslek örgütleri ve kamuoyundan gelen tepkilere rağmen mahkemenin söz konusu başvuruyu reddettiği aktarılıyor.

Paylaşın

AYM’den “Erişim Engelleri Anayasa’ya Aykırı” Kararı

Son dönemde tartışmaların odağında yer alan Anayasa Mahkemesi (AYM), dikkat çeken bir karara daha imza attı. AYM, “kişilik haklarını ihlal eden” iddiasıyla internet ortamında yapılan yayın içeriğinin çıkarılması veya erişimin engellenmesini sağlayan kanunu iptal etti.

Haber Merkezi / İptal edilen kanunun 1. ve 3. Fıkrası şu düzenlemeyi getiriyordu: “İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiği iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısı, buna ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvuruarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hakimine başvurunun çıkarılmasını ve/veya kesilmesin İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin yaygın olarak hakim bu maddede belirtilen yetenek içeriğinin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verilmesine izin veriliyor.”

Anayasa Mahkemesi (AYM), erişim engeli ve içerikten çıkarma kararı verilmesine olanak sağlayan 5651 sayılı kanunun bazı maddeleri için istenen iptal başvurusunu karara bağladı.

2020’de CHP’li milletvekillerinin, 2022’de ise Tavşanlı Sulh Ceza Hâkimliğinin yaptığı iptal başvurularını birleştiren AYM; erişim engeli ya da içeriğin çıkarılması kararı verilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna karar verdi ve iptaline hükmetti. AYM, kararın Resmî Gazete’de yayımlandıktan dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.

AYM, gerekçesinde suç şüphesi altındaki kişi hakkında çeşitli adli ve idari tedbirlerin alınabileceğini ancak öngörülen tedbirin ceza yargılaması süreciyle bağlantılı olarak yürütülen geçici bir tedbir niteliğinde olması gerektiğini belirtti.

BTK Başkanının madde kapsamında erişim engeli veya içeriğin çıkarılması kararını ceza yargılaması sürecinden kopuk bir şekilde verdiğini belirten AYM, ceza yargılaması mahkumiyet dışında bir hükümle neticelense bile erişim engeli veya içeriğin çıkarılması kararının uygulanmaya devam ettiğini tespit ettiklerini belirtti. AYM, aynı kanunun “kişilik hakları ihlali” gerekçesiyle erişim engeli veya içeriğin çıkarılması kararı verilmesine olanak sağlayan 9’uncu maddesinin de Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etti.

Erişim engeli ya da içeriğin çıkarılması kararının ifade ve basın özgürlüğünü sınırladığını belirten AYM, 9’uncu maddenin kapsam ve sınırlarının belli olmadığını kaydetti. Bunun da yargı makamlarına geniş bir takdir alanı yarattığını vurgulayan AYM, erişim engeli veya içeriğin çıkarılması kararlarına yapılan itirazlardan da sonuç almanın zor olduğunu fark ettiklerini söyledi.

AYM, bugün yayımladığı kararında, 27 Ekim 2021’de verdiği pilot kararını da hatırlattı. Yüksek Mahkeme 27 Ekim 2021′ tarihli kararda, sulh ceza hakimlikleri tarafından 5651 sayılı kanunun 9’uncu maddesi dayanak gösterilerek internet sitelerindeki haberlere verilen erişimin engellenmesi kararlarının “ifade ve basın özgürlüğünün ihlali” olduğuna ve değiştirilmesi gerektiğine hükmetmişti.

712 bin site yasaklandı

Türkiye’de internet sansür sorunu, İfade Özgürlüğü Derneği’nin raporlarına da yansımıştı. Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in kurucusu olduğu İfade Özgürlüğü Derneği’nin EngelliWeb raporuna göre, 2018 yılı sonucu itibarıyla Türkiye’den toplam 347 bin 445 alan adı erişim engellendi. 2019 yılı sonuçlarına göre bu rakam 408 bin 494’e yükseldi. 2020’de 467 bin 11 alan adı erişimi engellenirken 2021 sonu itibarıyla bu sayının 574 bin 798’e çıktığı tespit edildi. Geçen yıl ise Türkiye’de toplam 712 bin 558 web sitesi ve alan adına 814 farklı kurum ve hakimlikler tarafından verilen toplam 616 bin 239 farklı kararla erişim engeli getirildi.

Raporda, “Dahası, 2022 sonu itibariyle 150 bin URL’de, 9 bin 800 Twitter hesabında, 55 bin 500 tweete, 16 bin 585 YouTube videosuna, 12 bin Facebook içeriğine ve 11 bin 150 Instagram içeriğine de 5651 sayılı Kanun ve diğer hükümlere göre tespit ediliyor istinaden erişim engellendiği tespit edilmiştir” bilgisi verildi.

Başta RTÜK olmak üzere talep talebiyle Türkiye’de DW English, Amerika’nın Sesi, OdaTV, Independent Türkçe, Mezopotamya Ajansı ve JinNews’in internet sitelerine erişimi engellendi. 14 Mayıs seçimleri öncesinde ise Ekşi Sözlük internet sitesine erişim kapatılmıştı.

Paylaşın

Yeniden Refah, Cumhur İttifakı Adaylarını Destekleyecek Mi? Açıklama Geldi

Yeniden Refah Partili Suat Kılıç, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde büyükşehirlerde Cumhur İttifakı adaylarına destek verip vermeyecekleri konusunda, “Bizim temeldeki arzumuz, hedefimiz Ankara’da da İzmir’de de diğer illerde de olduğu gibi Türkiye’yi Yeniden Refah Partisi belediyeciliği ile buluşturmak tanıştırmaktır” dedi ve ekledi:

“Partilerin oy oranlarına bakacağız, kendi performansımıza bakacağız ve nihayetinde bir karar ortaya koyacağız. Bir ittifak söz konusu olacaksa bir mutabakatın sağlanması lazım. Bu mutabakat için de ittifak talebinde bulunan AK Parti’nin tavrını daha açık ortaya koymasında yarar var.”

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası gazetecilerin yerel seçimlere ilişkin sorularına yanıt verdi.

Suat Kılıç, AK Parti ile yapacakları ittifak görüşmesinin ertelendiğini belirterek, “Dün AK Parti ve Yeniden Refah Partisi arasında üçüncü görüşme gerçekleşecekti. Fakat AK Parti heyeti zaman talebinde bulunarak görüşmenin tehir edilmesini rica etti. Biz de bu yaklaşımı olumlu karşıladık. Önümüzdeki günlerde son görüşme gerçekleştirilebilir” ifadelerini kullandı.

Büyükşehirlerde Cumhur İttifakı adaylarına destek verip vermeyecekleri konusunda Suat Kılıç, şunları söyledi:

“Bizim temeldeki arzumuz, hedefimiz Ankara’da da İzmir’de de diğer illerde de olduğu gibi Türkiye’yi Yeniden Refah Partisi belediyeciliği ile buluşturmak tanıştırmaktır. Partilerin oy oranlarına bakacağız, kendi performansımıza bakacağız ve nihayetinde bir karar ortaya koyacağız. Bir ittifak söz konusu olacaksa bir mutabakatın sağlanması lazım. Bu mutabakat için de ittifak talebinde bulunan AK Parti’nin tavrını daha açık ortaya koymasında yarar var.”

“İttifak pazarlıkları” olup olmadığı sorusu üzerine Kılıç, “ne alırsan kârdır” yaklaşımında olmadıklarını belirterek “Biz ahlaki, ilkesel ve duruş temelli bir anlayışı temsil ediyoruz. AK Parti, böyle bir ittifakta mutabakatı sağlamak için yapabileceği fedakarlığı net bir şekilde ortaya koyduğunda çerçeve netliğe kavuşacak” dedi.

Başı açık kadın aday tartışma yarattı

Öte yandan 31 Mart 2024 yerel seçimlere sayılı günler kala partiler adaylarını açıklama devam ediyor. Yeniden Refah Partisi (YRP) de yaptığı yazılı açıklamada 57 belediye başkan adayını daha ilan etti. Açıklamada, İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir Belediye başkanlıklarına ilişkin ittifak görüşmelerinin sürdüğü kaydedildi.

Adayların ilan edildiği toplantıda Diyarbakır, Mersin ve Karaman’dan listeye giren isimler öne çıkartılırken, partinin sosyal medya hesaplarında da Genel Başkan Fatih Erbakan’la fotoğrafları paylaşıldı.

Karaman Belediye Başkan adayı olan Durdu Elif Çeliktaş ise partililerin tepkisine neden oldu. Önceki seçimde AK Parti’den aday adayı olan ancak listelere giremeyen Çeliktaş’ın başının açık olması nedeniyle partinin sosyal medya hesabındaki paylaşıma tepki içerikli yorumlar yapıldı. Tepkilerden bazılarında, “Nerede türbanı?”, “Milli Görüş’e pek yakıştıramadım, çizgimizden sapmayın”, “İşlerini bir kadına teslim eden millet huzur bulamaz” denildi.

Karaman’da “esnaf” olarak tanınan Çeliktaş, Hollanda doğumlu. Ortaokul ve liseyi Karaman’da okuyan Çeliktaş, evli ve 3 çocuk annesi. Bir önceki seçimlerde AK Parti’den aday adayı olan Çeliktaş, o dönem AK Parti İl Binası’ndaki toplantıda il başkanına “kadınlara verdiği destekten dolayı teşekkür etmesine” rağmen seçilememişti.

Kentte AK Parti’nin diğer aday adaylarından Fatih Tekin Ülkem Partisi İl Başkanı olurken, Mesut Soyfidan ise BBP’den belediye başkan adayı oldu.

Paylaşın

DEM Partili Temelli Sordu: Kentsel Haklar Mı Kentsel Rantlar Mı?

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, “Sadece belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini belirlemeyeceğiz; Türkiye’nin önümüzdeki dönemde nasıl bir sürece evrileceğine hep beraber karar vereceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu anlamıyla da demokrasi mücadelesi olarak yere seçimlerin önemli bir eşik olduğunun altını çizmek istiyoruz. Görüyoruz adaylar açıklanıyor. Bu adaylara baktığımızda karşımıza aslında çok net bir tablo çıkıyor. Kentsel haklar mı kentsel rantlar mı? Proje adaylara baktığımızda aslında kentsel rantların peşinde koştuklarını, iktidarın bu rant düşkünlüğünün devam ettiğini net görüyoruz.”

Temelli, açıklamasının devamında, “İstanbul adayını açıkladı iktidar. Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladığında bunu bir kez daha anladık. İmar Affı ile anılan, yaptığı hiçbir projenin hayata geçmediği bir insanı, eski bakanı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak açıkladı. Bu da aslında kentsel haklarla alakası olmayan bir anlayışın, kentsel rantlar peşinde koşacağını bir kez daha bize gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Sezai Temelli, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin şunları söyledi:

“Yerel seçimler Türkiye’de önemli bir seçim olarak karşımıza çıkacak. Sadece belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini belirlemeyeceğiz; Türkiye’nin önümüzdeki dönemde nasıl bir sürece evrileceğine hep beraber karar vereceğiz. Bu anlamıyla da demokrasi mücadelesi olarak yere seçimlerin önemli bir eşik olduğunun altını çizmek istiyoruz.

Görüyoruz adaylar açıklanıyor. Bu adaylara baktığımızda karşımıza aslında çok net bir tablo çıkıyor. Kentsel haklar mı kentsel rantlar mı? Proje adaylara baktığımızda aslında kentsel rantların peşinde koştuklarını, iktidarın bu rant düşkünlüğünün devam ettiğini net görüyoruz. İstanbul adayını açıkladı iktidar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladığında bunu bir kez daha anladık. İmar Affı ile anılan, yaptığı hiçbir projenin hayata geçmediği bir insanı, eski bakanı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak açıkladı. Bu da aslında kentsel haklarla alakası olmayan bir anlayışın, kentsel rantlar peşinde koşacağını bir kez daha bize gösteriyor.

“Kayyımlara karşı mücadeleyi yükseltiyoruz”

Biz DEM Parti olarak kentsel haklar mücadelesini vermeye devam edeceğiz ve bir daha geri dönmemek üzere kayyımları tarihin çöplüğüne gönderme kararlılığımızı ortaya koyacağız. Kayyımın olduğu bir yerde kentsel haklardan ve demokrasiden bahsedemezsiniz. Bugün Türkiye ancak ve ancak yerel demokrasiyle demokratikleşebilir. Bu bilinç ve anlayışla kayyımlara karşı mücadeleyi yükseltiyoruz.

Bunun da ötesinde Türkiye halklarının bu rantçı ve talancı anlayışa karşı, kentlerde giderek büyüyen yıkımlara karşı, deprem gibi doğal afetlerin felaketlere dönüşmesine karşı kentsel hak mücadelesini hep beraber büyütmek ve bu mücadelenin sonunda da halkın bizzat yerel yönetimlerde iktidara gelmesi için mücadelemizi veriyoruz. İnanıyorum ki 31 Mart seçimlerinden önemli bir başarı ile çıkacağız. Bu başarı sadece yerellerde iktidara gelmemizle ilgili değildir, Türkiye’yi dönüştürmesi anlamında da önemli bir sonuca imza atmış olacak.

Antalya’da yaşanan olayla ilgili, “Antalya gibi olan bardağı taşıran başka şehirler de var. Kimi AKP’nin kimi de CHP’nin olduğu iller” diye bir açıklamanız var. Bu iller nereler ve hangi sorunlarla karşılaştınız? sorusuna ise Sezai Temelli, şu ifadelerle yanıt verdi:

“Antalya’da yaşanan mesele bardağı taşıran son damla. Birçok yerde özellikle karşı karşıya geldiğimiz benzer sahneler oluyor. Bunun arkasında ayrımcı bir zihniyet var. DEM Partiye ve öncesinde HDP’ye yaklaşım konusundaki ayrımcılığın yansımalarını görüyoruz. Bu anlamda Türkiye’deki çoğu partinin birbirinden farkının olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Kürt sorununa yaklaşım konusunda benzer bir zihniyetle karşı karşıyayız. Yerel yönetici olmanın çok önemli bir özelliği vardır. Yerinden demokrasinin aslında temsiliyeti ile oradasınız. Ama hiç kayyımlardan bahsetmeden 5 yıl geçireceksiniz. Kayyımlara karşı hiçbir tepkiniz olmayacak. Ya da herhangi bir çalışmanızda buna karşı bir adım atmayacaksınız. Türkiye’de bunca ayrımcılık olacak, yerinden yurdundan edilmiş yüzbinlerce göçmen olacak, bunların birçoğu da Kürdistan’dan göç edip gelmiş insanlar olacak ve siz onlara hizmeti nasıl götürmem şeklinde bir anlayış içinde olacaksınız.

Bütün bunları birlikte yaşadığımız bir süreç olarak değerlendiriyoruz. Tabii ki Antalya yalnız değil başka iller de var. İsimlerini zikretmeyeceğim, çünkü şu anda aday belirleme ve kent uzlaşısı çalışması yürütülmektedir. Farklı bir yönlendirme yapmamak için isim vermeyeceğim ama Antalya yalnız değil.”

Paylaşın

2023 Yılında Yaşanan Doğal Afetlerde 74 Bin Kişi Hayatını Kaybetti

2023 yılında dünya genelinde yaşanan deprem, kasırga, sel, fırtına ve diğer doğa olayları nedeniyle 74 bin kişi yaşamını yitirirken, 250 milyar dolarlık maddi hasar meydana geldi.

Doğal afetler sonucu kaydedilen ölüm sayısının 2010 yılından bu yana görülen en yüksek rakama ulaşırken, bunun başlıca nedeni Türkiye’de meydana gelen ve 58 bin kişinin hayatına mal olan deprem oldu.

Almanya merkezli reasürans şirketi Munich Re’nin Salı günü yayınladığı yıllık doğal afet raporuna göre 2023 yılında dünya genelinde deprem, kasırga, sel, fırtına ve diğer doğa olayları nedeniyle 74 bin kişi yaşamını yitirdi, 250 milyar dolar maddi hasar meydana geldi.

Raporun güncel baskısında yer alan bilgilere göre 6 Şubat 2023’te Türkiye ve Suriye’de meydana gelen yıkıcı depremler en fazla can kaybına yol açan felaketler oldu. Raporda, söz konusu depremlerin 50 milyar dolarlık toplam zarara ve 5,5 milyar dolarlık sigorta kapsamındaki zarara neden olan küresel ölçekteki en yıkıcı olay olduğuna vurgu yapıldı.

Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) çok sayıda aşırı şiddetli bölgesel fırtınanın da can ve mal kayıplarına yol açtığı kaydedildi. Kuzey Amerika’da geçen kasırga sezonunun nispeten ılımlı geçmesine rağmen kayıpların devam ettiği belirtilirken, bilim insanları atmosferdeki ısınmanın önümüzdeki on yıllarda daha fazla hasara yol açacağını hesaplıyor.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Munich Re Baş Yerbilimcisi Ernst Rauch doğal afetler sonucu kaydedilen ölüm sayısının 2010 yılından bu yana görülen en yüksek rakama ulaştığını söyledi. Rauch, “Bunun başlıca nedeni Türkiye’de meydana gelen ve 58 bin kişinin hayatına mal olan depremdir” diye konuştu.

Şirketten yapılan açıklamada, 250 milyar dolar (yaklaşık 228 milyar euro) tutarındaki ekonomik kaybın, son beş yıla ait verilerin ortalaması alınarak tespit edildiği bildirildi.

Raporda, uzun vadeli eğilimin yukarıya işaret ettiğine vurgu yapılarak, enflasyondan arındırılmış olarak, 1993-2022 yılları arasındaki 30 yılda ortalama maddi hasar 180 milyar ABD doları iken, 2013-2022 yılları arasındaki son on yıllık ortalamanın ise 230 milyar ABD doları olarak tespit edildiği belirtildi.

Reasürans şirketi nedir?

Munich Re, sigorta primlerinin hesaplanmasında önemli olduğu için on yıllardır doğal felaketlerin dünya çapında yol açtığı yıkımı belgeliyor. Reasürans, sigorta şirketlerinin taşıdığı poliçe risklerini başka bir sigorta şirketine sigortalatmasına denir. Halk arasında sigorta şirketlerini de sigortalayan sistem olarak da bilinir.

Paylaşın