Akşener’den Çarpıcı “Siyasi Cinayetler” Açıklaması: Mertçeydi

Sinan Ateş cinayetine ilişkin açıklamada bulunan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Biz geçmişimizde siyasi cinayetlere şahit olduk ama mertçeydi. Onun için de hiçbirimiz korkmadık ama o çocuğun babasını katledenler torbacılar, torbacılar” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçim çalışmaları kapsamında Sivas’ta partililerle bir araya geldi.

Partisinin il başkanlık binasında konuşan Akşener şunları söyledi: Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu da bu şehrin evladıdır. Nedense Sivas’tan yetişip Türkiye sevgisi, millet sevgisi, vatan sevgisiyle dolu olanlar çok ağır eziyetler gördüler, çok acılar çektiler. Rahmetli Muhsin başkan da onlardan birisi. Onun da burada bir emaneti var, onun da burada Mehmet Ceylan’a ve bizlere yüklediği bir görev var.

Rahmetlinin cinayetinin aydınlatılabilmesi için ailesi de biliyor ki bütün elimden ne geliyorsa, imkanlarım neyse onları sonuna kadar kullanmış bir şahısım. Çünkü rahmetliyle bir ağabey kardeştik, 2 yaş vardı aramızda ama ağabey kardeştik. O nedenle inşallah burası kazanıldıktan sonra elbette İYİ Parti de iktidara doğru yürüyecek. Şu sözü verebilirim ben İYİ Parti’nin Genel Başkanı olarak hem Muhsin başkanın hem Sinan Ateş’in katillerini yakalayıp hukuka teslim edip gereğinin yapılmasını sağlamak bizim için bir namus sözüdür. Onun için inşallah bunları başaracağız.

Ankara’da, 30 Aralık 2022 tarihinde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in kendisini ziyaret ettiğini anlatan Akşener, “Ben ısrarla her şeyi takip ederim ama siyasi malzeme haline getirmem. Ama bunu kendisi anlattığı için sizlerle paylaşmak isterim. Ayşe benim evladım gibi. Telefon açtı bana dedi ki, ‘Abla çocuklarla sana gelmek istiyoruz’. Ben de dedim ki, ‘Eve mi?’; ‘Her yere olabilir’ dedi. Dedim ki ‘Partiye olabilir mi çocuklar da eğlensin, işte herkes seviyor onları, kalabalık’. ‘Olur’ dedi” ifadelerini kullandı.

“Siyasi cinayetlere şahit olduk ama mertçeydi”

Akşener sözlerinin devamında, “Küçük kızı elleri buz gibi, ayaklar buz gibi, burun buz gibi. Neden biliyor musunuz? Haykıra haykıra ağlayasım var. ‘Anne gözümün önünden ayrılma ya seni de babam gibi vururlarsa’. Nasıl biliyor musunuz, titriyor. Çünkü torbacılar öldürdü, katletti. Biz geçmişimizde siyasi cinayetlere şahit olduk ama mertçeydi. Onun için de hiçbirimiz korkmadık ama o çocuğun babasını katledenler torbacılar, torbacılar. Ve onların yarın ne yapacaklarını o çocuk bilmiyor. Koruma polisleri çocuğu aldılar, bütün telefon numaralarını verdiler. Bir çocuğa bunu yaşatmaya kimsenin hakkı yok. Bu çocukların ahının yerde kalmaması için bizi seçin.” dedi.

Sinan Ateş cinayeti

30 Aralık 2022 tarihinde eski Ülkü Ocakları Başkanı ve akademisyen Sinan Ateş, akrabası Selman Bozkurt ile Çankaya’nın Kızılırmak Mahallesi’ndeki 1456. Sokak’ta, bir aracın arkasına saklanmış Eray Özyağcı’nın silahlı saldırısına uğradı. Özyağcı tarafından sıkılan bir mermi Bozkurt’a, beş mermi ise Ateş’e isabet etti. Bozkurt omzundan yaralandı, Ateş ise ağır yaralandı ve kaldırıldığı hastanede öldü.

Yapılan otopsi raporuna göre, Ateş’e isabet eden beş kurşunun; biri çenesinden girip başının üstünden, biri karnının solundan girip belinden, sol bacağının kasık bölgesinden giren bir kurşunun vücudundan çıkış noktası bulunurken; aynı yerden giren bir diğer kurşunun ve sağ kasığından giren bir kurşunun vücudundan çıkış noktası bulunamadı.

Saldırı, basında; “Sinan Ateş cinayeti”, “Sinan Ateş suikastı” veya “Çukurambar cinayeti” olarak anıldı ve Ateş; bazı kişiler tarafından şehit ilan edildi. Ateş; vurulan ikinci, vurulma sonucu ölen ilk Ülkü Ocakları başkanıdır.

Paylaşın

Erdoğan, AK Parti’nin 17’si Büyükşehir, 48 İl Belediye Başkan Adayını Açıkladı

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere 73 gün kala Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17’si büyükşehir 48 ilin belediye başkan adayını tanıttı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Turgut Altınok, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ oldu.

Tanıtım programında, Turgut Altınok ve Hamza Dağ’ın isimlerinin açıklanması sırasında Ankara ve İzmir için hazırlanan seçim şarkıları çalındı. Erdoğan’ın tanıttığı adaylarla birlikte, illerin milletvekilleri ve parti yöneticileri de kürsüye çıkarak poz verdi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium’da düzenlenen Aday Tanıtım Toplantısı’nda 17’si büyükşehir olmak üzere 48 ilin belediye başkan adaylarını tanıttı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan (ABB) adayının Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok olduğunu duyurdu.

Erdoğan, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayının ise AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ olduğunu açıkladı.

“Cumhur İttifakı’ndaki ortağımız MHP adaylarını destekleyeceğimiz yedi vilayet dışındaki tüm adaylarımızı ilan etmiş oluyoruz” diyen Erdoğan konuşmasında, “MHP adaylarını destekleyeceğimiz yedi ilde de aynı azim, şevk ve samimiyetle çalışacağız. Cumhur İttifakı’nda ayrım asla olmayacak” ifadelerini kullandı.

Hedeflerinin, “AK Parti ve Cumhur ittifakında olan belediyeleri tekrar ezici oranla kazanmanın yanında muhalefetin elindeki belediyeleri gerçek belediyecilikle tanıştırmak” olduğunu dile getiren Erdoğan “Hiç kimsenin, şahsının dahil hiç kimseye ‘tıpış tıpış oy vermek’ zorunda olmadığını” ifade etti. Erdoğan, “Biz, ayrım yapmadan insanımızı velinimet görerek görerek kapısını çalmak zorundayız” dedi.

30 Ocak’ta seçim beyannamesini “milletin takdirine sunacaklarını” da aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Belediyelerdeki başarılarıyla iktidara yürümüş bir parti olarak, rüştümüzü ilk ispat ettiğimiz yeri güçlü tutmak mecburiyetindeyiz. Büyükşehriyle iliyle ilçesiyle beldesiyle ülkemizin her belediyesini, eser ve hizmet siyasetimizle Türkiye Yüzyılı’na yakışır seviyelere getirmenin peşindeyiz. Sandıkta bize verilen her oyun vebalini, yaptığımız görevlerin her anında üzerimizde hissederek, aşkla, azimle, kararlılıkla çalışacak, üretecek, farkımızı ortaya koyacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan diğer büyükşehir belediye başkan adayları şöyle:

Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Halis Bilden, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatma Şahin, Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Öntürk, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fırat Görgel, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan adayı Memduh Büyükkılıç, Konya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Uğur İbrahim Altay,

Malatya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Sami Er, Mardin Büyükşehir Belediye Başkan adayı Abdullah Erin, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Yusuf Alemdar, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Zeynel Abidin Beyazgül, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cüneyt Yüksel, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Metin Genç, Van Büyükşehir Belediye Başkan adayı Abdulahat Arvas.

Erdoğan tarafından açıklanan 31 ilin belediye başkan adayları ise şunlar oldu:

Adıyaman Belediye Başkan adayı Ziya Polat, Afyonkarahisar Belediye Başkan adayı Hüseyin Ceylan Uluçay, Ağrı Belediye Başkan adayı Mehmet Salih Aydın, Aksaray Belediye Başkan adayı Evren Dinçer, Amasya Belediye Başkan adayı Mehmet Uyanık, Ardahan Belediye Başkan adayı Yunus Baydar, Batman Belediye Başkan adayı Adil Sebati Ceylan, Bayburt Belediye Başkan adayı Mete Memiş, Bilecik Belediye Başkan adayı Mustafa Yaman,

Bolu Belediye Başkan adayı Muhammed Emin Demirkol, Burdur Belediye Başkan adayı Mehmet Şimşek, Çorum Belediye Başkan adayı Halil İbrahim Aşgın, Gümüşhane Belediye Başkan adayı Ercan Çimen, Hakkari Belediye Başkan adayı İsmet Ölmez, Iğdır Belediye Başkan adayı Ülkü Öcal, Karabük Belediye Başkan adayı Özkan Çetinkaya, Karaman Belediye Başkan adayı Mevlüt Akgün, Kırıkkale Belediye Başkan adayı Mehmet Saygılı, Kırşehir Belediye Başkan adayı Osman Arslan,

Kilis Belediye Başkan adayı Reşit Polat, Kütahya Belediye Başkan adayı Kamil Saraçoğlu, Muş Belediye Başkan adayı Feyat Asya, Nevşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Savran, Niğde Belediye Başkan adayı Emrah Özdemir, Siirt Belediye Başkan adayı Ekrem Olğaç, Sivas Belediye Başkan adayı Hilmi Bilgin, Şırnak Belediye Başkan adayı Mehmet Yarka, Tunceli Belediye Başkan adayı Erkan Eroğlu, Uşak Belediye Başkan adayı Mehmet Çakın, Yozgat Belediye Başkan adayı Celal Köse, Zonguldak Belediye Başkan adayı Ömer Selim Alan.

Paylaşın

Eğitimin Yükü Velilerin Sırtına Yıkıldı

Eğitimde yaşanan ve yapısal hale gelen sorunlar her ne kadar görmezden gelinmeye çalışılsa da eğitim sorunu, ülke ekonomisinde yaşanan sorunların ardından halkın en öncelikli sorunları arasında üst sıralarda yer almakta. Çocuklar okula aç gitmekte, yeterli beslenememekten kaynaklı fiziksel ve zihinsel gelişimleri sağlıklı olmamakta.

Eğitim sistemi, her geçen yıl daha fazla paralı hale getirilirken milyonlarca öğrenci velisi çocuklarını okutabilmek için bütçelerine göre çok yüksek rakamlarla harcama yapmak zorunda kalmakta. Devletin eğitim harcamalarına yaptığı katkı yıllar içinde istikrarlı bir şekilde azalırken, halkın cebinden yaptığı eğitim harcamalarının payı istikrarlı artmaya devam etmekte.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), 2023-2024 eğitim ve öğretim yılının birinci yarıyılına dair hazırladığı değerlendirme raporunu sendikanın Ankara’daki genel merkez binasında açıkladı.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre; Raporu okuyan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, eğitimin giderek dinselleştiğini, kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırıldığını, öğrencilerin beslenme sorunundan kaynaklı okula aç gidip geldiklerini belirtti.

Raporda, Eğitim Bakanlığı’nın örgün eğitim istatistiklerine yer verilerek, Türkiye’de örgün eğitimde resmi ve özel okullarda toplamda 17,5 milyon öğrenci bulunduğu, 75 bin 19 eğitim kurumu/okulu içinde devlete ait kurum/okul sayısının 60 bin 734 olduğu, özel okulların sayısının 14 bin 281 (yüzde 19) olduğu kaydedildi. Raporda, devlet okullarında okuyan öğrenci sayısının 15 milyon 887 bin 296 (yüzde 80), özel okullarda okuyan öğrenci sayısının 1 milyon 578 bin 233 (yüzde 8) olduğu bilgisi paylaşıldı.

Raporda, açık öğretimde okuyan öğrenci sayısının ise 2 milyon 346 bin 654 (yüzde 12) olduğu belirtildi. Türkiye çapında devlet ve özel okullarda toplam 1 milyon 139 bin 673 öğretmen görev yaptığı bilgisinin de yer aldığı raporda, 2022/23 eğitim öğretim yılı sonu itibariyle devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin sayısı 974 bin; özel okullarda çalışan öğretmenlerin sayısı 132 bin civarında olduğu aktarıldı. Yeni eklemelerle devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin sayısının 1 milyon 19 bine ulaştığı kaydedildi.

Raporda, 2023/2024 eğitim öğretim yılının ilk yarısında sözleşmeli istihdam edilen öğretmen sayısı 50 bin 182 olduğu, devlet okullarında ek ders karşılığı çalıştırılan ve tamamı asgari ücretin altında ücret alan ücretli öğretmenlerin sayısının ise 90 bine yakın olduğu belirtildi.

Raporda, şu bilgiler paylaşıldı: “Eğitimde yaşanan sorunlar her geçen yıl katlanarak artmakta, MEB bu sorunlara kalıcı çözümler üretmek yerine bütün enerjisini eğitimi dinselleştirmeye ve piyasalaştırmaya harcamaktadır. Eğitimde yaşanan ve yapısal hale gelen sorunlar her ne kadar görmezden gelinmeye çalışılsa da eğitim sorunu, ülke ekonomisinde yaşanan sorunların ardından halkın en öncelikli sorunları arasında üst sıralarda yer almaktadır.

Türkiye’de çocuklar okula aç gitmekte, yeterli beslenememekten kaynaklı fiziksel ve zihinsel gelişimleri sağlıklı olmamaktadır. Yine çocuk ve gençlerimizi eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamamaktadır. Yoksul, emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzere, kız çocukları ve kırsal kesimde yaşayan çocuklar açısından eğitime erişim konusunda yaşanan sorunlar sürmektedir.

6 Şubat depremleri deprem bölgesinde eğitim öğretimde yaşanan sorunların daha da ağırlaşmasını beraberinde getirmiştir. Deprem nedeniyle birçok okul yıkılmış ve hasar görmüştür. Yıkılmayan, az hasarlı olan ve nisan ayında açılan okullara, eylülde başlanan tadilat nedeniyle eğitim öğretim aksamış çok sayıda öğrenci bu durumdan olumsuz etkilenmiştir. Orta hasarlı bazı okulların durumu hala belirsizliğini korumaktadır.

Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar, okul öncesi eğitimden başlayarak eğitimin bütün kademelerinde Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, çeşitli vakıf ve derneklerle iş birliği halinde hayata geçirilen ÇEDES benzeri proje ve protokoller, başta öğrencilerimiz olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve velileri doğrudan etkilemeyi sürdürmektedir.

2023/’24 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitimde ticarileşme ve eğitimi dinselleştirme uygulamalarının tüm hızıyla sürmüştür. Okulların fiziki altyapı ve donanım eksiklikleri giderilmemiş, kalabalık sınıflar, ikili öğretim ve taşımalı eğitimden kaynaklı sorunlara çözüm üretilmemiştir.

MEB’in eğitim hakkı ve eğitime erişimde benimsediği piyasacı, rekabetçi ve ayrıştırıcı eğitim politikaları artarak devam etmekte, kamu kaynakları çeşitli teşvikler üzerinden özel okullara aktarılmaktadır. Türkiye’de özel öğretimin örgün eğitim içindeki payı 2002’de yüzde 1,9 iken, 2023’te yüzde 9,3’e yükselmiştir. Özel okulların devlet okullarına oranı ise yüzde 23,5’a ulaşmış durumdadır.

Öğretmen açıkları, mülakata ve arşiv araştırmasına dayalı sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulaması sürmektedir. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ‘eşit işe eşit ücret’ uygulamasına aykırı adımlar atılmış, aynı işi yapan öğretmenler kariyer basamakları üzerinden faklı ücretlendirilerek ayrıştırılmıştır. Bugüne kadar KPSS’ye giren her 100 öğretmenden 85’inin ataması yapılmamış, ataması yapılmayan öğretmenlerin sadece yüzde 15’inin ataması gerçekleştirilmiştir.

Türkiye’de eğitim sisteminin müfredat, ders kitapları ve uygulama alanları itibarıyla çocuklar, sık sık etnik köken, dil, din ve inanç ayrımcılığı ile karşı karşıya kalmakta, farklı kimlik ve inanca sahip olan çocuklara yönelik ayrımcı uygulamalar sürmektedir. Türkiye 1995 yılında Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin bazı önemli maddelerine çekince koyarak çocuklar arasında etnik köken, din ya da kültüre dayalı ayrımcılık yapılmasını meşrulaştırmıştır.

Eğitimde 4+4+4 düzenlemesi başta olmak üzere, çıraklık ve stajyerlik uygulamaları gibi çok sayıda düzenleme, çocukların eğitimden uzaklaşmasına ve işçi olarak çalışma yaşamına sürüklenmesine neden olmuştur. Kız çocukları da benzer nedenlerle eğitim öğretimden uzaklaşarak iş gücüne kayıt dışı olarak katılmaktadır.

Eğitim sistemi, her geçen yıl daha fazla paralı hale getirilirken milyonlarca öğrenci velisi çocuklarını okutabilmek için bütçelerine göre çok yüksek rakamlarla harcama yapmak zorunda kalmaktadır. Devletin eğitim harcamalarına yaptığı katkı yıllar içinde istikrarlı bir şekilde azalırken, halkın cebinden yaptığı eğitim harcamalarının payı istikrarlı artmaya devam etmektedir.

Türkiye, OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda ilk sıradadır. Son dönemde çok hızlı artan yoksullaşma Türkiye’de önce en hassas durumdaki çocukları vurmuştur. Türkiye’de bugün her 5 çocuktan biri derin yoksulluk sorunları ile yüzleşmekte, yeterli ve besleyici gıdaya ulaşamamaktadır.

MEB, çocuklarımızın sağlıklı gelişimi ve eğitim sürecinin sağlıklı işlemesi için öğrencilerin beslenme sorununu çözmek için ayrı bir bütçe ayırmak durumundadır. Taşımalı eğitim yapan okullarda bile öğrencilerin beslenme sorunları çözülmüş değildir. Alım gücünün giderek düşmesi ve yoksullaşmanın artması ile birlikte öğrencilerin okuldaki beslenme sorununun bir an önce çözülmesi gerekmektedir.”

Demokratik ve anadilde eğitim

Raporun sonuç bölümünde ise, okullar için “dinselleşme ve ticarileştirme” uyarısı yapıldı. Raporda, devamla şu ifadelere yer verildi:

“Eğitim alanında yaşanan sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, öğretmenlerin kariyer basamakları üzerinden yapay olarak ayrıştırıldığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir.

Eğitim sisteminde yaşanan sorunların ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız olmadığı açıktır. Eğitim Sen, her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılığın ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelesini kesintisiz sürdürmeye kararlıdır.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Dikkat Çeken ‘Yerel Seçim’ Mesajı

Vira Kavşağı’nın açılış töreninde konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, 5 yıllık yönetim sürecinde iktidarın projelere destek olmadığını ve İBB olarak yapmaya talip oldukları projelere de onay verilmediğini belirtti.

Ekrem İmamoğlu, “Bu yerel seçimde, öyle bir demokrasi şamarı yiyeceksiniz ki; o belgeleri imzalamak zorunda kalacaksınız. Ben siyaseti rakiplerle didişmek için değil gerçekten milletin sorununu çözmek için yapıyorum. 16 milyon insanımız sorunlarını çözmek için gece gündüz çalışıyorum” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü’nün trafik yoğunluğunu azaltmak amacıyla yapılan Vira Kavşağı’nın açılış töreninde konuştu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Ekrem İmamoğlu’nun konuşmasından satırbaşları şu şekilde;

“Daha önce ulaştırtma bakanlığı İBB’ye devretmek üzere yaptığı bir metro hattının parasını 15 20 yılda tahsil ediliyordu. Oradaki bilet parası üzerinden tahsilatını yapıyordu. Biz göreve gelince metro hatlarını bize teslim edilmek üzere bir genelge çıkartıyorlar. Diyorlar ki İstanbul a gönderilen paranın 100 TL’sini 5 lirasını kesme hakkını üstümüze aldık diyorlar.

İstanbull’un cebine para koyarken birini buradan koyuyor ötekini diğer cebinden alıyor. Sadece 10 ayda iki metro hattının 5 milyar lirasını bizden tahsil ettiler. İki yıllık Beylikdüzü bütçesini iki ayda cebimizden aldılar. İstanbul’la iki metro hattı yapıyorsunuz bu arada onun araçlarını da biz alıyoruz. Onun da açılışını yapıyorsunuz, 10 aylık parasını da alıyorsunuz. Bari parasını aldığınız yöneticisini açılışa davet edin. Beni açılışa davet etmekten korkuyorlar.

Bu yerel seçim bitecek bu yerel seçimde öyle bir demokrasi şamarı yiyeceksiniz ki o evrakı imzalayacaksınız. Ben siyaseti rakiplerle didişmek için değil gerçekten milletin sorununu çözmek için yapıyorum. 16 milyon insanımız sorunlarını çözmek için gece gündüz çalışıyorum. Çok enerjiliyim Allah’ımız şükürler olsun Beylikdüzü’ne geldim sizi gördüm enerjim daha çok arttı.

Birçok projemizi yaparken bu enerji ile hareket ediyoruz. İnanın Sefaköy- Beylikdüzü hattını da bitireceğiz. Hızray’la Beylikdüzü’nü Sabiha Gökçen’e biz bağlayacağız. İstanbul’un her köşesini yaşanabilir ve mutlu refah düzeyi yüksek insanlarla buluşturmanın keyfini biz yaşayacağız. Sadece 4 buçuk yılda, 3 ayımızı çaldılar bu arakadalar. 155 kavşağı bitirdik. 232 caddeyi düzenledik

Beylikdüzü’nün bizden önce 20 yılda İBB’den almadığı hizmeti vallahi billahi 4 buçuk yılda biz bu hizmeti bu şehre verdik. İstanbul’un 39 ilçesine biz bu hizmeti verdik. Oturuyorlar, kalkıyorlar Ekrem İmamoğlu ile uğraşıyorlar. Bir de şaşkınlar şöyle yapıyorlar, 20 yıllık hizmetlerini benimle yarıştırıyorlar. Ya Allah’tan kork.

Ama bu seviyeye onları getirdiysek ne mutlu bize. Biz halkçı, demokrat devletini düşünen anlayışla sadece şehirlerimizi ihya etmiyoruz. Sadece şehirlerimizi güzelleştirmiyoruz, memleketimiz geleceğini inşa eden yerel yönetim anlayışını inşa ediyoruz. O yüzden devam edeceğiz. Bizi 25 yıllarıyla kıyaslasınlar, gümbür gümbür İstanbul’un ikinci dönem kalkınmacı, icracı, yaratıcı kent tasarımı geliyor. Hem de en az 25 ilçesiyle geliyor.

“Kul hakkı yiyorlar”

Ekrem İmamoğlu, konuşmasının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada ise şu ifadeleri kullandı: Bugün 7.500 TL’yi emekliye reva gören bir anlayış, bizim çalışanlarımızla aramızı bozmaya kalkmasın. Onların tek anlayacağı iş poşettir. Devletin kurumlarının tek örneğini vereyim şimdi. Ekrem İmamoğlu, Türkiye’nin 20 milyonluk şehrin belediye başkanı. TRT’de İstanbul Büyükşehir Belediyesinin veya Ekrem İmamoğlu’nun bir haberini yayınladı mı? İsmi bir yerde geçmiş mi?

Ama benim aleyhime yayın yapıp benim aleyhime soru sorup İstanbul’un bir kısım ilçe belediyelerini en az 50 tane yayınını bulursunuz. Kul hakkı yemek böyle bir şey. TRT’nin, Anadolu Ajansı’nın parası, oradaki maaşlar bu ülkedeki 86 milyonun cebinden çıkan parayla ödeniyor. Kul hakkı yiyorlar. Bizim insanımız kul hakkı yiyenlere beddua ederler, ben etmiyorum hepsini Allah’a havale ediyorum.”

Paylaşın

ABD: Türkiye’ye F-16 Satışı Konusunda Politika Değişmedi

Türkiye’ye F-16 satışı konusunda politikanın değişmediğini söyleyen Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, “Başkan bu konuda oldukça tutarlı. Türkiye’ye ilave F-16 satışına ve mevcut F-16 filosunun modernizasyonuna destek vermeye devam ediyoruz. Göreve geldiğimizden bu yana bu konudaki tutarlı politikamız değişmedi” dedi.

VOA Türkçe’den Begüm Dönmez Ersöz’ün aktardığına göre; John Kirby, Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında, “Buna ilişkin tarih ya da takvim konusunda paylaşacağım yeni bir bilgi yok ancak Türkiye’ye F-16 tedariki konusunda politikamızda değişiklik yok” ifadelerini kullandı.

Türkiye ABD’den 40 adet F-16 ve 79 adet modernizasyon kiti talep etmişti. Biden yönetimi, yabancı ülkelere silah satışı konusunda kilit role sahip olan ve onayı gereken Kongre’yi geçen yıl Ocak ayında konuyla ilgili bilgilendirmişti.

ABD Temsilciler Meclisi ve Senato’nun ilgili komisyonları ve bu komisyonların başkanları silah satışına onay konusunda kilit konumda. ABD Kongre üyeleri Türkiye’ye F-16 satışını, İsveç’in NATO üyeliğine onay sürecinin tamamlanmasıyla bağlantılandırmış ve bu konuda somut adım gelene kadar F-16 satışına yeşil ışık yakmayacağının işaretini vermişti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonu Aralık ayında İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü onayladı; sürecin tamamlanması için son aşamaya gelindi. TBMM Genel Kurulu’nun İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü ne zaman gündemine alacağı henüz belirsiz.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş 10 Ocak’ta yaptığı açıklamada onay sürecine ilişkin zamanlama bilgisi vermekten kaçınmış; “Biz Türkiye olarak NATO’nun genişlemesine karşı değiliz. Türkiye üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdi. Finlandiya’ya ayrı bir reçete uygulandı. İsveç’in de yükümlülüklerini yerine getirdiğini görüyoruz. Taleplerimiz yerine getirildikçe İsveç’in de önü açılacaktır. TBMM kendi gündemine hakimdir. Meclis gündemi uygun olduğunda bunu ele alacaktır” demişti.

Paylaşın

Erdoğan’dan Erbakan’a: İstanbul, Ankara Ve İzmir’de Hemen Aday Açıklama

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile YRP Lideri Erbakan arasındaki görüşmeyi aktaran TGRT Haber Ankara Haber Müdürü Ahmet Sözen, Erdoğan’ın “Biraz daha bekle. İstanbul, Ankara ve İzmir’de hemen aday açıklama” dediğini belirtti.

Ahmet Sözen, “Görüşmeler şu an tıkansa da Yeniden Refah Partisi de bu 3 büyük il için durdurmuş durumda. Müzakereler olumlu sonuçlanmazsa, Yeniden Refah Partisi de adaylarını açıklayabilir” ifadelerini kullandı.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin çalışmalar devam ederken, parti bugün başta Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmak üzere bazı büyükşehir ve il belediye başkan adaylarını açıklayacak.

Öte yandan AK Parti’nin Yeniden Refah Partisi ile ittifak yapıp yapmayacağı da tartışılmaya devam ediyor. Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, AK Parti ile heyetlerarası görüşmelerin kesildiğini açıklamıştı.

Suat Kılıç, “Bizim herhangi bir talep ya da girişimimiz bu anlamda olmayacak. Ama AK Parti’den görüşmelere yeniden başlamak ya da bir liderler zirvesi gerçekleştirmek gibi bir talep gelirse, elbette bu talebe olumlu bakacağımızı ifade ettik” demişti.

TGRT Haber Ankara Haber Müdürü Ahmet Sözen, katıldığı bir programda AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan arasındaki görüşmeyi anlattı.

Birgün’ün aktardığına göre; Yeniden Refah cephesinden gelen son açıklamaların AK Parti’de rahatsızlığa neden olduğunu belirten Sözen, “Görüşmeler şu an tıkandı. Ama bana gelen bazı duyumlara göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yine tam olarak ipleri kopartmış değil. Yeniden Refah Partisi de keza öyle” dedi.

“Biraz daha bekle…”

Erdoğan’la Erbakan arasındaki görüşmeyi aktaran Sözen, Erdoğan’ın “Biraz daha bekle. İstanbul, Ankara ve İzmir’de hemen aday açıklama” dediğini belirtti. Sözen, “Görüşmeler şu an tıkansa da Yeniden Refah Partisi de bu 3 büyük il için durdurmuş durumda. Müzakereler olumlu sonuçlanmazsa, Yeniden Refah Partisi de adaylarını açıklayabilir” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İYİ Parti’den CHP Açıklaması: İlişkiler Cıvıklaşmıştı

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de Yerel Yönetimler Başkanı Burak Akbura, “İlişkiler o kadar girift ve cıvık hale gelmiş ki bizim belediyelerdeki arkadaşlarımızla CHP’li belediyeler arasında” dedi ve ekledi:

“Bu girift ve cıvık yapı, beş sene daha üstüne konacak şekilde değildi. Biz bu süreçte hem kendi yapımızı görmüş olduk hem CHP’li belediyelerle olan ilişkilerimizi tekrar gözden geçirdik.”

Ankara’da gazeteciler ile bir araya gelen İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Burak Akburak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Gazete Pencere‘nin aktardığına göre Burak Akburak, şu ifadeleri kullandı: Kimine göre bir buçuk, kimine göre iki puan artış söyleniyor. Biz de çevremizden de görüyoruz. Bu henüz kamuoyu tarafından satın alınmadı aslında. Tam olarak anlamlandırılamadı. Televizyonlarda her gün bu konuşuldu.

46 yaşındayım hayatımda ilk defa meclis üyesi istifa etti diye ana habere konu olduğunu gördüm. Bizim üçüncü yol denklemimizle CHP değil aslında, AK Parti kaybediyor. Şehir şehir analiz ederseniz bazı yerlerde CHP, bazı yerlerde AK Parti, çok büyük sıkıntıya girecek. Bizim derdimiz kendimiziz. CHP’nin yanında yedek güç gibi durmuyoruz. Artık bize oy verebilirsiniz diyoruz rahat rahat. Ben bunun konforunu aday belirleme sürecinde yaşıyorum.

Üçüncü yol tercihinin zamanlaması ile ilgili kendilerine “Diyorlar ki yerel seçimlerde bu olur mu?” sorusunun yöneltildiğini kaydeden Akburak, şöyle devam etti: İlişkiler o kadar girift ve cıvık hale gelmiş ki bizim belediyelerdeki arkadaşlarımızla CHP’li belediyeler arasında. Bu girift ve cıvık yapı, beş sene daha üstüne konacak şekilde değildi. Biz bu süreçte hem kendi yapımızı görmüş olduk hem CHP’li belediyelerle olan ilişkilerimizi tekrar gözden geçirdik.

Akburak, İstanbul ve Ankara adaylarının sorulması üzerine de şöyle konuştu: İstanbul’da da Ankara’da da görüştüğümüz isimler var. Özellikle İstanbul’da hemen hemen bütün ilçe adaylarımız belli diyebiliriz. Ankara’da çoğu yerde adaylarımız var. Ocak ayını biraz geçebilir açıklanması. İkisini yakın zamanlarda açıklayabiliriz. En geç 2 hafta içinde, şubatın başı gibi açıklanır. Herkesin oy verebileceği bir aday profili herkesin önünü açar.

Siyasette mesafe almadan önce kale almanız lazım. Günü kazanmadan geleceği kazanmazsınız. 22 yıllık güçlü bir iktidara karşı yol yürüyeceğiz, siyasi tarihin en eski partisine karşı yol yürüyeceğiz. Akşener, isteseydi cumhurbaşkanı yardımcısı olamaz mıydı. Niye bu yolu yürüyor? Bizim bu sarmaldan kurtulmamız lazım. Bu ülkede hem AKP hem CHP üzerinden siyaset yapılmamalı. Bu yolu İyi Parti açmalı. Başarılı olmalı ki, Herkesin oy verebileceği bir aday olacak.

Paylaşın

Yeniden Refah, İstanbul İçin Necmeddin Erbakan’ın Damadını Düşünüyor

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde belediye başkan adayları netleşmeye devam ediyor. Yeniden Refah Partisi’nde İstanbul için Necmeddin Erbakan’ın damadı Mehmet Altınöz isminin öne çıktığı konuşuluyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Yeniden Refah Partisi (YRP) arasında ‘İstanbul’da ortak aday’ görüşmelerinden sonuç çıkmazken, iktidara yakın medyada yer bulan kulis haberlerine göre, AK Parti’nin teklifini yetersiz bulan Yeniden Refah Partisi uzlaşıya kapıları kapattı.

AK Parti’nin, seçimlerde özellikle İstanbul, İzmir ve Ankara’da Yeniden Refah Partisi’nin desteği karşısında kazanılan büyükşehirlerde belediye meclis üyeliği teklif ettiği öğrenildi. Ancak Yeniden Refah Partisi yetkilileri, bu teklife parti tabanından tepki geleceğini ifade ederek müzakereyi sonlandırdı.

Seçimlere kendi adayları ile girme noktasında karar kılan Yeniden Refah Partisi’nde, Necmettin Erbakan’ın damadı olan Mehmet Altınöz isminin İstanbul için öne çıktığı konuşuluyor. Mehmet Altınöz, söz konusu iddiaları doğrular nitelikte açıklama yaptı.

Birgün’ün aktardığına göre; Mehmet Altınöz, “Bize getirdikleri teklifi kabul edemezdik, biz de yol haritamıza devam kararı aldık” dedi.

İstanbul adaylığı için de Altınöz, “Evet, doğrudur. Ben zaten İstanbul sorumlusuyum aynı zamanda. Teşkilattan arkadaşlarımız ile büyük efor sarf ettik, çok çalıştık. İstanbul adaylığı için benim ismim geçiyor, Suat Kılıç ismi de geçiyor. Doğru karar istişareler sonucu verilecektir” sözlerine yer verdi.

Mehmet Altınöz kimdir?

1973 yılında Bursa dünyaya gelen Mehmet Altınöz, Bursa Anadolu Lisesi ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat bölümü mezunudur.

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İşletme Bölümünde Yönetim ve Organizasyon Yüksek Lisansı (MBA) yapan Mehmet Altınöz, Altınöz AŞ. Yönetim Kurulu Başkanıdır.

Saadet Partisi Genel Merkez Yüksek Disiplin Kurulu Üyeliği ve STK ve Halkla ilişkiler Bşk. Yrd. görevlerinde bulunan Mehmet Altınöz, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı Mütevelli Heyeti üyesidir.

İyi derecede İngilizce bilen Mehmet Altınöz, evli ve iki çocuk babasıdır.

Paylaşın

Akşener, Erdoğan’la Telefon Görüşmesine Açıklık Getirdi

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefon görüşmesine açıklık getirerek, “Ben her büyük terör hadisesinden sonra her önemli dış politika krizinden sonra ilgili bakanlıkları ve cumhurbaşkanını bugüne kadar telefonla aramışımdır” dedi ve ekledi:

“33 şehidimizde de her şeyi iptal edip hem kendilerini arayıp yani 3 bakanı arayıp, hep aramış bilgi almışımdır. Bu defa da aynını yaptık. Anlayamadığım bir biçimde bu defa çok enteresan sayın cumhurbaşkanını sayın dışişleri bakanını sayın milli savunma bakanını aramamı, mesela milli savunma bakanı geri dönmesi ama hakan fidan ve sayın Erdoğan geri döndüler, bilgi verdiler, öğrendim, arkadaşlarıma bunu aktardım.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bugün ayrı bir coşku görüyorum. Yalnız bu coşkuyu görenlerin siniri bozulacak. Yeni yılın ilk grup toplantısındayız gönül isterdi ki milletimizle yeni mutlulukları paylaşalım, ancak maalesef hepimizi kahreden acılarımız var. Geçtiğimiz hafta 9 Mehmetçiğimizi daha teröre şehit verdik. 9 kahramanımız Pençe Kilit Harekatı’nda vatanımızı terör örgütüne karşı savunurken şehit düştüler. Başımız sağ olsun. Şehitler ölmez, bu vatan bölünemez, bölmeye kalkan görür gününü.

Unutmayalım ki bugün bu salonlarda güven içerisinde konuşabiliyorsak, evlerimizde rahatça uyuyabiliyorsak bunu bu millet bu memleket için göğsünü siper eden nice vatan evladına borçludur. Biz bugün fedailerimiz için acılarımızı yüreğimize basacağız düşmanı güldürmeyeceğiz, biz bugün acımızı içimizde söndürecek birliğimizden geçit vermeyeceğiz.

Herkes peşini bıraksa bile andımız olsun ki biz bu davayı kıyamete kadar güdeceğiz. Mehmetçiklerimiz sahada amansız bir mücadele vermeye devam ediyor aklımız fikrimiz yüreğimiz onlarla, ayakları taşa değmesin, attıkları boşa gitmesin, rabbim onları korusun, acılarını göstermesin. Allah her birinden razı olsun. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet payidar olsun.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefon görüşmesi

Bir konuya açıklık getirmek istiyorum; ben her büyük terör hadisesinden sonra her önemli dış politika krizinden sonra ilgili bakanlıkları ve cumhurbaşkanını bugüne kadar telefonla aramışımdır. 33 şehidimizde de her şeyi iptal edip hem kendilerini arayıp yani 3 bakanı arayıp, hep aramış bilgi almışımdır. Bu defa da aynını yaptık.

Anlayamadığım bir biçimde bu defa çok enteresan sayın cumhurbaşkanını sayın dışişleri bakanını sayın Milli Savunma Bakanını aramamı, mesela Milli Savunma Bakanı geri dönmesi ama Hakan Fidan ve sayın Erdoğan geri döndüler, bilgi verdiler, öğrendim, arkadaşlarıma bunu aktardım. Ben milletvekili değilim Meclis grubumuz tutumumuz bir tutum aldı.

Günlük siyasette birbirimizi kıyasıya eleştirebiliriz ama dış dünyaya karşı bu tür konularda elbette ortak bir tutum belirlemeliyiz. Bunun için de Sayın Dervişoğlu, Sayın Aydın, ve Sayın Usta’nın organizasyonunda biz meclisin ortak bir beyanat ortak bir bildiri imzalamasını teklif ettik. Ve Saadet Partisi, İyi Parti, MHP ve AK Parti bizim teklifimize evet diyerek imza attılar. Anlayamadığım bir biçimde çok da ayıpladığım bir biçimde bir bildiri savaşı çıktı. PK’lılar herhalde çok mutlu olmuştur. PKK’lılar herhalde bu birbirine düşen gazi meclisin mensuplarına çok gülmüşlerdir.

AK Parti’ye gıcık olmak onun yaptığı işleri eleştirmek onu sandıkta yenmek bu iddia ile ortaya çıkmak elbette bizim hakkımız ama şehit ailelerinin karşısında bu milletin temsilcileri olarak bizler kaya gibi durmak zorundayız o PKK’lı şerefsizlere karşı. Neyse sakin sakin geçirdik konuyu. Şımardıkça şımardılar hadsizleştikçe hadsizleştiler. Şimdi yine şehitlerimiz oldu. Yine ben aradım, ya bu rutin. Aradım.

Benzer bir meclis bildirisini, DEM’in imzalamasını beklemiyoruz ama buradan da bir cingar çıktı. Dün bir toplantı oldu o toplantıda bu 3 siyasi parti imza atacak diğer siyasi partiler imza atmayacak bu parçalı görüntüden vazgeçildi, burası çok enteresan… Numan Kurtulmuş’un imzasıyla ortak tezkere meclise sunuldu, ilginç bir biçimde ayrı bir bildiri yayımlayanların hepsi bu tezkereyi destekledi. Soru şu; karın ağrısı İYİ Parti miydi?

“Bu milletin sesi olacağız ve kazanacağız”

Eğer AK Parti ile bir el sıkışmamız olsa idi bizden ayrılan bizi çok üzen bizi kandırmış hissettiğimiz daha başka bir söz derim de ayıp olur bir milletvekilini, bizden seçilip koşa koşa AK Parti’ye geçip Eskişehir’den aday gösterilmesi mümkün olur muydu? İnanıyorum Eskişehir dümenci bir insanı seçmeyecektir. Demek ki biz kimseye yanlamıyoruz ama yahu nasıl bir dünya bu her iki tarafın da argümanları aynı. Bunların her birini ahlaksızlık görüyorum, gereğini yapmayan namerttir. İstediğiniz kadar zırlayın hür ve müstakil olarak gidip bu ülkede üçüncü yolu açıp, bu milletin sesi olacağız ve kazanacağız.

Irak’ta bölgesel yönetimle görüşüyorsunuz o zaman neden bu konuda adım atmaları için kesin ve net bir dille uyarıda bulunmuyorsunuz? Aynı şekilde Suriye’nin kuzeydoğusunda PKK varlığının ortadan kaldırılması için neden tüm imkanlarınızı kullanmıyorsunuz? Neden bir taraftan Rusya’nın bir taraftan ABD’nin PKK-PYD varlığını kabul eden politikaları konusunda net bir tavır koyamıyorsunuz? Terörle mücadeleyi suçlu arayıp şikâyet ederek yönetemezsiniz!

Yargıtay 3. Dairesi’nin AYM’yi alenen yok saydığı bir ortamda, eğer ki iktidar Anayasa’nın çiğnenmesine göz yumuyorsa, gayrı meşruluktan siyasi çıkar elde etmeye çalışıyorsa, ortaya çıkan anayasal devlet krizine engel olamıyorsa o zaman yetkiyi aldığı milletine karşı sorumluluğunu yerine getiremiyor demektir.

“Deprem bölgesinde bine yakın çocuk kayıp”

ABD’de bir çocuk istismarcısını ifşa eden korkunç gelişmeler yaşandı. Dosyadaki birçok ülkeyle beraber, 17 Ağustos 1999 depremi sonrasında Türkiye’den de çocuklarımızın kaçırıldığı ve bu şebekenin eline düşürüldüğü ortaya çıktı.

6 Şubat’ta yaşadığımız depremlerin ardından herkesin aklına aynı soru geldi. Bu depremlerde kaybolan çocuklarımız var mı? 99 depreminden sonra hala ailelerinin ulaşamadığı ama öldüklerine dair bir kanıtın olmadığı kayıp çocuklarımız olduğunun bilinciyle yaptım.

Kahramanmaraş’ta Yeşilada Apartmanı’nda yaşayan 6 yaşındaki Talha Demirel nerede? Ebrar Sitesi’nde yaşayan Alya Kılınç nerede? Antakya Rönesans Rezidans’ta yaşayan  3 yaşındaki Mustafa Kemal Koşar, 1 yaşındaki Mehmet Akif Koşar nerede? Adıyaman’daki Arzıklar Apartmanı’nda yaşayan 9 yaşındaki Muhammed Enes Demir nerede?

7 yaşındaki ikiz kardeşler Elif ve Esma Yapar, 17 yaşındaki şükran Yapar nerede? Deprem bölgesinde toplamda bine yakın çocuğun kayıp olduğu iddiası var, sadece deprem mağdurları ve kayıp yakınlarıyla dayanışma derneğine 142 kayıp çocuk başvurusu yapılmış. Madem bu çocuklar kayıp değil, neden ailelerin bundan haberi yok?

Buradan suç duyurusu yapıyorum ben ve ailemle ilgili bilgisi olan yamukluğa dair hissi olan savcılara gitmezse zaten şerefsiz ve ahlaksızlardır ama buradan savcılara da hareket etmelerine davet ediyorum. Sonucunda iftira atmanın da bu kadar kolay olmadığını söylemek isterim.

DEM ve HÜDA- PAR’a mahkum oldular

Bu seçimler ceketimizi koysak kazanırız diyenlere karşı, milletin istediği kazanır diyen İYİ Parti’nin mücadelesidir. Bu seçimler; koltuk peşinde, rant peşinde koşup; millete tepeden bakan, siyaset simsarlarına karşı; Millet iradesini, yeniden hakim kılma kavgası veren; İYİ Parti’nin mücadelesidir.

Ayrıca bu seçimlerde; sadece belediyeler değil, başka şeyler de oylanacak: Mesela; DEM’e mahkûm olanlar mı? Hüdapar’a boyun eğenler mi? Yoksa; İYİ Parti’nin, dimdik duruşu mu? İşte bu oylanacak! Mesela; Oy uğruna, bölücülerin sözlerini yutanlar mı? Oy uğruna, terörist başının mektubunu okutanlar mı? Yoksa; Bu iki kirli anlayışa da karşı çıkan, İYİ Parti mi? İşte bu oylanacak! Mesela; Cumhuriyetimizi, tapulu malı görenler mi? Yüce dinimizin, hamiliğine soyunanlar mı? Yoksa, tüm milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan, İYİ Parti mi? İşte bu oylanacak!

Mesela; Kendininkinden başka, hiçbir fikre tahammülü olmayan, tek adam monarşisi mi? Kendininkinden başka, hiçbir karara saygısı olmayan, eş başkanlar oligarşisi mi? Yoksa; Türkiye’nin milli demokratik yükselişini başlatan, İYİ Parti mi? İşte bu oylanacak! Türkiye’nin, iyi ve cesur evlatları! Bugüne kadar, Milletimizin, millî ve manevi duygularını, istismar ederek, konfor alanlarını koruyan, iki kutuplu sistemin aktörleri; şüphesiz ki, yerel seçimlerde de; türlü tezgahlarla, karşımıza çıkacaklar.

Koltuklarını ve rantlarını kaybetme korkusunu, sanki bir memleket meselesiymiş gibi, anlatıp duracaklar… “Bize oy vermezseniz…” ile başlayan tehditlerini, havada uçuşturacaklar. Bir taraf, “28 Şubat geliyor!” diyecek; Diğer taraf, “Şeriat geliyor! diye karşılık verecek.”

Paylaşın

En Güçlü Ordular Listesi: Türkiye 8. Sırada

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Global Firepower isimli site tarafından yapılan araştırmaya göre Türkiye, dünyanın en güçlü ordular sıralamasında 8. sırada yer aldı.

Haber Merkezi / Global Firepower tarafından yapılan araştırmada, ülkelerin askeri birim miktarları, mali durumları, lojistikleri, hareket kabiliyetleri ve coğrafi konum gibi birçok özelliği esas alındı.

PowerIndex’te 0,0000 puan ‘mükemmel’ olarak kabul edilirken, ABD 0,0699 puanla zirvede, Rusya 0,0702 puanla ikinci, Çin ise 0,0706 puanla üçüncü sırada yer aldı.

PowerIndex’te Hindistan 4. sırada, 5. sırada Güney Kore, 6. sırada Birleşik Krallık, 7. sırada ise Japonya yer aldı. 8. sıradaki Türkiye’yi sırasıyla Pakistan ve İtalya takip etti. İran ise listede kendisine 14. sırada yer buldu.

145 ülkenin askeri güçleri değerlendirildiği listede son üç sırada, sırasıyla Butan, Moldova ve Surinam yer aldı.

Paylaşın