Babacan’dan Bahçeli’ye “Anayasa Mahkemesi” Tepkisi

DEVA Lideri Babacan,  “Mutlak açlık yeniden ülkemizin dört bir yanını sardı. Çeteler, mafyalar yeniden ülkemizin üst düzeylerinde ağırlanır oldu. Hukuk sistemimiz rüşvet çarklarına sıkışmış durumda. Her alanda ama her alanda krizler içindeyiz. Tüm bunlar ülkemizin nefes borusunu tıkarken, küçük ortağın başka planları var” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “O hala yeni yeni krizler çıkarma peşinde. Emekliler geçinmemiş, öğrenciler okulu bırakmış, aileler kira ödeyememiş onun umurunda değil. Biz, hukuk düzelmeden ekonomi düzelmez diyoruz. Küçük ortak kürsüye çıkıyor, Anayasa Mahkemesi’ni kapatmakla tehdit ediyor. Şimdi, bir saniye onun gücü Anayasa Mahkemesi’ni kapatmaya zaten yetmez. Ama bağırmayı, çağırmayı seviyor.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 31 Mart yerel seçimlerinde partisinin Bursa Büyükşehir ve 5 ilçe belediye başkan adayını açıklamak üzere basın toplantısı düzenledi. Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya, Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın, Bursa Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Zeki Kahraman ile ilçe belediye başkan adayları ve İl Başkanı Tayfun Öztürk katıldı.

DEVA Lideri Babacan, basın toplantısında özetle şu ifadeleri kullandı: “İktidarın yanlış politikalarını, eksiklerini açıkça dillendiren ve çözüm önerileri sunan bir parti var artık. Daha önce muhalefette bakın bunlar yoktu. Muhalefetin yaptığı, iktidarın siyah dediğine beyaz, beyaz dediğine siyah demekti. Sadece eleştirmekti, sadece hamasetti. Biz ilk defa Türkiye’de muhalefet kültürünü değiştiriyoruz. Ve alışılageldik muhalefet partilerinden değiliz.  Kutuplaştıran, laf dalaşlarıyla vatandaşı oyalayan partilerden de değiliz.

Bugünlerde artık gittikçe siyaset hareketleniyor, değil mi? Şöyle bir haberlere bakın, televizyon kanallarına bakın. Ve siyasi parti genel başkanlarının konuşmalarına, söylediklerine bir bakın. Sürekli polemik: ‘Ne söylesem akşam haber olurum?’ Hani sokakta kavga olunca millet şöyle bir döner bakar, etrafına toplanır ya, bu milletin dikkatini çekmenin tek yolunun kavga gürültü olduğuna inanan pek çok siyasetçi var bu ülkede. Kavga çıkarırsam bana bakarlar, arıza yaparsam milletin dikkatini çekerim diye. Bu millet kavgalardan çok çekti ya.

Umutsuzluk ve hayal kırıklığı içinde olanlar, inanın DEVA Partisi’nin potansiyelinin farkında değil. Artık DEVA Partisi var ya. Gerçekten Türkiye’de DEVA Partisi’nden öncesi ve DEVA Partisi’nden sonrası diye iki dönem olacak bu ülkede. Bakmayın, genç bir partiyiz. Tırnağımızla kazıya kazıya, eski siyaset yollarından birinden gitmiyoruz, kendimize yeni bir yol aça aça gidiyoruz. Türkiye’ye yeni bir yol aça aça gidiyoruz.

İlk aday tanıtım toplantımızda da söyledim, yine söylüyorum. ‘İş başa düştü’ dedim. Ne dedim? ‘Toparlanın gitmiyoruz’ dedim. ‘Buralardan, bu durumdan kurtulmak bize kaldı, bu millete kaldı’ dedim. Şimdi il il, ilçe ilçe dolaşıyorum ve tekrar söylüyorum: ‘Endişeye mahal yok arkadaşlar endişeye.’ Çünkü arkadaşlar, bir şeyin daha biz farkındayız. Çalışarak çabalayarak biz halka umut olmaya devam edersek, bugünlerin hepsi geçecek.

En son 11 Mayıs 2023’te aranızdaydım. Yani genel seçimlere, 14 Mayıs’a tam üç gün kala. Büyük bir miting yapmıştık. O gün, sizlere iktidara geldiğimizde yapacaklarımızdan bahsetmiştim. Vatandaşlarımızın özgür ve zengin olduğu bir ülkeden bahsetmiştim. Gençlerin torpille değil, formalite mülakatlarla değil, gerçekten hak ederek bir yerlere geldiği bir Türkiye’den; ucuz iş gücünün adresi olmayan bir ülkeden bahsetmiştim sizlere.

Cumhurbaşkanının para için başka ülkelerin devlet başkanlarının elini sıkmak zorunda kalmadığı, ülke ülke dolaşmak durumunda kalmadığı bir Türkiye’yi anlatmıştım. Çok çalıştık, çok çabaladık, fakat vatandaşlarımızın Türkiye genelinde ancak %48’ini ikna edebildik.

Gençlerimiz iş bulamıyor. Artık bir gencimizin bırakın ev alma, araba alma hayali bile yok bu ülkede, bu yok oldu. Ömür boyu çalışsam ben bir ev sahibi olamam diyor gençlerimiz. Hesap ediyor, maaşına bakıyor, çarpıyor bölüyor, bir de konut fiyatlarına bakıyor, imkânsız diyor.

Esnafımız borç içinde, çiftçimiz borç içinde. Tüm Türkiye genelinde kredi kartı borçları arkadaşlar yüzde %140 arttı.  Yani yüz liralık borcu varsa milletimizin şu anda 240 lira borcu var. Ve enflasyon, yanında çok daha yüksek bir borç artışı söz konusu tüm Türkiye genelinde. Hepsinin farkındayız. En önemlisiyse, ülke olarak topyekûn hayal kırıklığı içindeyiz ve bir umutsuzluk iklimi var, bunun da farkındayız.

Alper Gezeravcı, bir hayali gerçekleştirdi, ülkemizin uzaya gönderdiği ilk insan oldu. ‘Büyüyünce astronot olacağım’ diyen çocuklardan birisi hayaline ulaştı. Ne mutlu bize. Gençlerin daha fazla hayal kurmasına, çocukların ufkunun genişlemesi için bir fazla tuğla koyan herkese buradan teşekkür etmek istiyorum.

Ülkemiz en iyisini, en güzelini hak ediyor. İnşallah Türkiye bir gün kendi teknolojisiyle bunu sağlayacak günlere de kavuşacak. Bilim insanlarını bu ülkede tutarak, yetişmiş insanlarını bu ülkenin çatısı altında, bu ülkenin araştırma geliştirme merkezlerinde, bu ülkenin uzay araştırma merkezlerinde bilim insanlarını yetiştirerek uzaya gidecek. O günleri de göreceğiz hep beraber ve o günler inanın çok uzak değil.

“Anayasa Mahkemesi’ni kapatmakla tehdit ediyor”

Küçük ortak kürsüye çıkıyor, Anayasa Mahkemesi’ni kapatmakla tehdit ediyor. Şimdi, biliyoruz ki, onun gücü Anayasa Mahkemesi’ni kapatmaya falan yetmez. Hamasetten başka bildiği bir iş de, yok bağırmaktan çağırmaktan başka yaptığı bir iş de yok. Ama arkadaşlar, Alper kardeşimiz uzayda, küçük ortak burada ülkenin yargısıyla kavgayla meşgul. Anlamıyor: Bu ülke düzlüğe Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasıyla çıkmaz. Bu ülke düzlüğe Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uymakla çıkar.

Ben bana bağlı kurumlarda insanların siyasi görüşüne bakmadım. ‘Bu iktidar partisine yakındır uzaktır’ demedim. Hepsi kayıtlarda. Görevlendirdiğim bürokrasiye şöyle bir bakın. O işi kim hak ediyorsa, en iyi kim yapacaksa o göreve gelmiştir. Ve onun için başarılı olduk. Hepsi bu ülkenin evladı. Seçimlerden önce siyasi partiler vardır, yarışırlar ama seçim olduktan sonra ve hükûmet kurulduktan sonra o hükûmet 85 milyonun hükûmeti olmak zorundadır.

Biz kendi adaylarımızla, kendi logomuzla ve kendi ismimizle 31 Mart yerel seçimlerine giriyoruz. Türkiye’nin her köşesinde seçim günü vatandaşlarımız oy pusulasını ellerine aldıklarında, orada görecekler ki DEVA Partisi var, DEVA Partisi’nin adayları var; ve gönül rahatlığıyla DEVA Partisi’nin logosunu ve adaylarının isimlerinin altına evet mührünü basacaklar. Bu seçim öyle bir seçim. Ve böylece temiz ve iyi yönetime de destek verecek vatandaşlarımız.

Hanlarıyla hamamlarıyla, camileriyle türbeleriyle, şehrin üzerinde heybetiyle bekleyen Uludağ’ıyla, eski başkentimiz Bursa’nın tarihine ve tabiatına sahip çıkmak en önemli önceliğimiz olmak zorunda arkadaşlar. Bu bize tarihin yüklediği bir sorumluluk. Bursa demek tabiat ve kültür mirası demek. İşte o atalardan kalan kültür mirasını yaşamak yaşatmak sonraki nesillere güzelleştirerek devretmek bizim belediye başkanlarınızın en önemli sorumluluk alanı.”

Paylaşın

Erdoğan: CHP Ve DEM Birlikte Hareket Ediyor

AK Parti Yalova Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP gibi istismar siyaseti yapanların sonu DEM gibi bölücü emeller peşinde koşan partilerin elinde oyuncak olmaktır” dedi ve ekledi:

“Bu zihniyet 18 yıl hapse mahkum olmuş teröristi Meclis’e taşımak için hukukun altından tünel kazmakla kalmıyor, mahalli seçim işbirliği kisvesi altında cezaevindeki terör örgütleri mensupları salmanın hesabını yapıyorlar. Hoyratça çiğnenmedik hiçbir ilke, işportaya çıkarılmadık hiçbir değer bırakmadılar.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Gazi Mustafa Kemal’in partisini getirdiler bölücü örgütün DEM’ine rehin verdiler. ‘Gel bakalım Muharrem’ dediler ve FETÖ taktiklerine teslim ettiler. Dikkat ederseniz yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor. Ülkenin ve milletin aleyhine CHP ve DEM birlikte hareket ediyor. Aynı şekilde ülkenin ve milletin lehine ne iş varsa CHP ve DEM birlikte takoz koyuyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yalova Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen AK Parti Yalova Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“7 Ocak’ta 26 büyükşehirimiz ve ilimizle birlikte Yalova Belediye Başkan adayımızı açıklamıştık. Dün Ankara’da gerçekleştirdiğimiz kalan 48 büyükşehir ve ilimizin adaylarını milletimize takdim ettik. Cumhur İttifakı ortağımız MHP adaylarını destekleyeceğimiz 7 şehirimizle birlikte 81 ildeki adaylarımızı belirlemiş olduk. İnşallah ana kademe, kadın ve gençlik yolları, mahalle ve köy temsilcileri ile 31 Mart’a kadar gece gündüz çalışmaya var mıyız?

Mustafa kardeşimizi en yüksek oy oranıyla sandıktan çıkartmadan hiç birimize durmak dinlenmek yoktur. Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız, kararlı mıyız, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim gecesi Yalova’yı Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyuyor muyuz? Kirli ve sinsi hesapları bozuyor muyuz? Büyük ve güçlü Türkiye’nin yolunu açıyor muyuz? Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi son nefesimize kadar daim eylesin diyorum.

Yalova 1999 depreminde en çok yara alan şehirlerimizden biridir. Bizzat şahit olduğumuz bu büyük yıkımın ardından Yalova adeta küllerinden yeniden doğarak bir yenilenme yaşadı. İl olmasıyla birlikte toparlanan Yalova ülkemizin en gözde, cazip şehirleri arasında yerini almaya başladı.

Yalova’nın önünde hala değerlendirmeyi bekleyen büyük potansiyel var. Amacımız hükümet ve belediye elele vererek Yalova’yı Türkiye Yüzyılı’na hazırlamaktır. AK Parti belediyelerde elde ettiği başarıyla milletimizin gönlünde taht kurarak iktidara yürümüş partidir. Bunun için mahalli idareler seçimleri bizim için ayrı öneme sahiptir.

31 Mart’ta muhalefet partilerine mensup başkanlar elinde ızdırap çeken şehirlerimizi gerçek belediyecilikle tanışmasını biz hedefliyoruz. AK Parti ve MHP’de bulunan belediyelerimizde çok daha yüksek oy oranıyla hizmetlerimizi sürdürmek istiyoruz.

Bizim siyasetimiz eser ve hizmet siyasetidir. Bizim ittifakımız tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet şiarı altında birleşenlerin ittifakıdır. CHP gibi istismar siyaseti yapanların sonu DEM gibi bölücü emeller peşinde koşan partilerin elinde oyuncak olmaktır. Bu zihniyet 18 yıl hapse mahkum olmuş teröristi Meclis’e taşımak için hukukun altından tünel kazmakla kalmıyor, mahalli seçim işbirliği kisvesi altında cezaevindeki terör örgütleri mensupları salmanın hesabını yapıyorlar.

Hoyratça çiğnenmedik hiçbir ilke, işportaya çıkarılmadık hiçbir değer bırakmadılar. Gazi Mustafa Kemal’in partisini getirdiler bölücü örgütün DEM’ine rehin verdiler. ‘Gel bakalım Muharrem’ dediler ve FETÖ taktiklerine teslim ettiler.

Dikkat ederseniz yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor. Ülkenin ve milletin aleyhine CHP ve DEM birlikte hareket ediyor. Aynı şekilde ülkenin ve milletin lehine ne iş varsa CHP ve DEM birlikte takoz koyuyor. SİHA’lardan rahatsız olanlar bunlar. Bölücü emellerine set çeken, sınır ötesi harekatlarımızdan rahatsız olanlar bunlar. Tam 30 yıllık işgalin altından Karabağ’ın özgürlüğe kavuşmasından rahatsız olanlar bunlar. Filistin’de hakkın ve adaletin savunulmasından rahatsız olanlar bunlar. İsrail’in yanında yer alanlar bunlar.

Hırsızlıkları, yolsuzlukları, belediyelerde kurdukları soygun düzenleri ortaya çıkınca gazetecilere saldıran, kadınlarımıza dil uzatan, hakaret eden küfreden edepsizler yine bunlar. Siyasette seviyeyi daha ne kadar düşürebilirler, daha ne kadar küstahlaşabilirler dedikçe her gün yeni bir skandalla çukurlaşan yine bunlar.

14 Mayıs seçimlerinde kendilerine oy vermediler diye depremzedelerimize en aşağılık hakaretleri savurmuşlardı, bugün de aynı kepazeliği yaşını başını almış kadınlara ve görevini yapmaya çalışan gazetecilere saldırıyorlar. Büyükçekmece’de bir teyzeye saldırıyor. Utan, hani kadına şiddet yoktu. Anan yaşındaki bir kadına bu şekilde saldırmanın izahı olmaz. Ey CHP sizin gidecek yeriniz yok.

31 Mart’ta son oyununuzu oynuyorsunuz. Onun için Yalova inşallah 31 Mart’a kadar durmadan, usanmadan, sandıkları patlatarak tüm belediye, beldeleriyle birlikte burada bir destan yazacak. Bunlar parti içi kavgalardan fırsat buldukça daha büyük kavgayı millete karşı veriyorlar. Yıllarca Gazi Mustafa Kemal ve Cumhuriyet istismarı yaparak milleti kandıran piyasa Atatürkçülerin gerçek yüzleri bu kirli işbirliğiyle ortaya çıkmıştır.

Biz ülkemizi kalkındırmanın ve büyütmenin peşindeyiz. Milletimizin müreffeh ve huzurlu hayata kavuşturmanın derdindeyiz. CHP ve DEM’e yönelik eleştirilerimizin sebebi sömürgeci ve emperyalistlerin değirmenlerine su taşımaya kalkmalarıdır.

Biz ülkenin ve milletin hayrına siyaset izleyen, programı ve projesi olan herkesle görüşmeye, konuşmaya, birlikte hareket etmeye varız. Cumhur İttifakı milletvekili veya belediye başkanlığı pazarlığı için değil ülkenin bekası, milletin geleceği, devletimizin bütünlüğü için kurulmuş bir ilkeler ittifakıdır.

“Birlikte çalışacak, koşturacağız”

Yalova’nın bu seçimde kendine yakışanı yaparak tüm Türkiye’ye çok güzel bir mesaj vereceğine inanıyorum. Marmara bölgemizin bu nadide şehrinin hayallerine uygun, hak ettiği hizmetleri alabilmesi için milletvekili, belediye başkanı, cumhurbaşkanıyla hep birlikte çalışacak, koşturacağız.

Siyasette yarım asrı, belediyecilikte 30 yılı, ülkeye hizmette 21 yılı geride bırakmış bir kardeşiniz olarak karşınızda bulunuyorum. Hem şehrimiz hem ülkemiz hem dünyamız için gençliğimizde hayalimiz vardı. Ecdadın bu coğrafyayı asırlardır nasıl yönettiğinin sırlarına vakıf olunca heyecanımız arttı.

Türkiye’nin potansiyeli ve dinamizmi çok daha fazlasına el verdiği halde niçin harekete geçirilmediğini anlamakta zorlanıyorduk. Belediye başkanlığımızın ardından başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak sorumluluk üstlendikçe meselelerin arka planında işleyişini daha iyi görme imkanı bulduk.

Vesayet dediğimiz güç odakları, Türkiye’nin silkinip ayağa kalkmasını önlemek için her yola başvurdular. Cumhuriyet mitingleri, Gezi olayları, darbe girişimi ve ekonomik tuzaklara kadar nice oyunları boza boza bugünlere geldik.

Hala attığımız her adımda gizli veya açık pek çok tezgahla karşılaşıyoruz. Siyasi istikrar, sosyal huzur, ekonomik işleyiş ve güvenliği tehdit eden hiçbir hadise, gelişme tesadüf değildir. Hepsi aynı senaryonun ürünüdür. Aynı kötü niyetlerin yansımasıdır. Amaç Türkiye’yi hem kazanımlarından etmek hem de hedeflerinden uzaklaştırmaktır.

Karşılaştığımız zorluk, sıkıntı ve engelleri az çok tahmin ediyordum. Böylesine pervasız ve saldırgan tavrı beklemiyorduk. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle hepsinin üstesinden geldik. Her seçim Türkiye’nin istiklal ve istikbal mücadelesinde yeni bir safhayı temsil ediyor. Geçtiğimiz Mayıs ayında son dönemlerin en önemli imtihanını başarıyla verdik.

İnşallah 31 Mart’taki sandık imtihanından da alnımızın akıyla çıkacağız. 2028’e kadar tüm vaktimizi ve enerjimizi Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu hayata geçirmeye teksif etme imkanı bulacağız. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Şimdi sizlere Yalova ilçelerinin başkan adaylarımızı tanıtmak istiyorum.

Altınova: Regaib Ahmet Özyiğit
Armutlu: Cengiz Arslan
Çınarcık: Numan Soyer
Çiftlikköy: Dr. Recep Hacı
Termal: Hüseyin Sinan Acar
İl belediye başkan adayımız: Mustafa Tutuk

İlçe belediye başkan adaylarımıza başarılar diliyorum.”

Paylaşın

Şimşek’ten ‘Seçim Ekonomisi’ İddialarına Yalanlama

Seçim ekonomisi iddialarına yanıt veren Bakan Şimşek, “2024 yılında bütçe hedeflerimizi tutturmakta kararlıyız. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü destekleriyle Program hedeflerimize ulaşmak için gerekli politikaları kararlılıkla uyguluyoruz” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, seçim ekonomisi iddialarına yanıt verdi.

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin yayımladığı “Bazı basın yayın organlarında yer alan, ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakan Şimşek’ten 31 Mart’a kadar kesenin ağzının açılmasını istedi.’ iddiası doğru değildir” paylaşımını alıntılayan Şimşek, sosyal medya hesabından şunları söyledi:

“Seçim ekonomisi iddiaları gerçeği yansıtmıyor. 2024 yılında bütçe hedeflerimizi tutturmakta kararlıyız. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü destekleriyle Program hedeflerimize ulaşmak için gerekli politikaları kararlılıkla uyguluyoruz”

Gazete Pencere’den Nuray Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakan Mehmet Şimşek’e “seçime kadar kesenin ağzını aç” talimatı verdiğini öne sürmüştü. Babacan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:

“Emekli maaşlarına yapılan ek zam hiç kimseyi memnun etmedi. AKP içinde ’en az yüzde 45 olmalı’ diyenler de dahil. Bütçe açığının büyüklüğünü gösteren rakamların bir gün önce açıklanması ek zammın ‘sınırlı kalacağının’ habercisi oldu. Yüzde 5’lik artış, Maliye Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığı’nın alternatifli önerilerinin ortalaması bulunarak kararlaştırıldı.

Sorun sadece emeklilere ek zamla bitmiyor. Yerel seçimlerde avantajlı çıkmak isteyen iktidar partisi, kesenin ağzını açmak istiyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibi ise temkinli. Ancak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve ekibi aynı düşünmüyor.

Erdoğan’ın 31 Mart’a kadar kısıtlamaların kaldırılması ve ‘kesenin ağzının açılmasını” istediği, bunu da direkt Mehmet Şimşek’39;e söylediği anlatılıyor. Yani, Şimşek’in iki hafta önce yaptığı sosyal yardımların doğru kullanılması ve kamu harcamalarının sınırlandırılması uyarısının tam tersi planlanıyor…”

Paylaşın

CHP Lideri Özel: Hans, Manavgat’a Geliyor; Hasan, Manava Gidemiyor

Emekliler Buluşması’nda konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Almanya’da emekli Hans. Emekliliğinde emekli maaşı ile devletinin ona sağladığı imkanlarla uçağa biniyor. Antalya Havaalanı’nda iniyor, Manavgat’a gidiyor. Manavgat’ta tatil yapıyor” dedi ve ekledi:

“Onunla aynı zamanda doğmuş, biri Almanya’ya çalışmış, biri bu güzel memlekete çalışmış Hans’ın muadili emekli Hasan, kendi memleketinde, Hans Almanya’dan Manavgat’a gelirken, bırak Manavgat’a, tatile gitmeyi parka çıkmaya, manavın önünden geçmeye korkuyor. Biri Manavgat’a gidiyor, öbürü manavın önünden geçmeye korkuyor. Bu ülkenin emeklisine bunları yaşatanlara yazıklar olsun.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde düzenlenen Emekliler Buluşması’na katıldı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; CHP Genel Başkanı Özgür Özel, en düşük emekli maaşının asgari ücretten az olmasının kabul edilemez olduğunu söyledi ve şu ifadeleri kullandı: “Çok farklı siyasi görüşlerden emekliler bugün burada misafirimiz. Burada siyasi bir toplantı yapmıyoruz. Bugün Türkiye’nin inanılmaz bir gündemi var. Ana muhalefet partisinin genel başkanı olarak, Recep Tayyip Erdoğan’ın dün söylediği, ‘Özgür Efendi’ diye söylediği dünya kadar söz var. Hepsi cevap bekler, Devlet Bahçeli’nin söyledikleri var, cevap bekler.

Çok sayıda siyasinin değerlendirmeleri var, onlarla ilgili konuşmak ister. Ama bugün hiçbirini konuşmayacağım. Çünkü bu memlekette esas konuşulması gereken şey, hayat pahalılığı, enflasyon ve onun en başta ezdiği emeklilerken hep isterler ki başka şey konuşulsun. Bu seneyi emekli yılı ilan ettiler, emekli yılının başında emekli ile dalga geçecek rakamlar ilan ettiler. Madem ‘emekli yılı’ dediniz ama gereği yapılmadı, hiç olmazsa bugün emeklilerin günü başka bir şey konuşmayacağım, sırf emeklileri konuşacağım.”

“Bir emekli niye çalışır?”

“Hepimiz yaşayarak görüyoruz ki ülkeyi 20 yılı aşkın süredir yönetenlerin, ülkeyi derin bir adalet, demokrasi, ekonomik krize sürüklediği ortada” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu salondakiler, ekranı başındakiler ömürleri boyunca çalıştılar. Bu ülke için çalıştılar. Aileleri, evlatları için çalıştılar. Hatta birçoğu artık rahat etmesi gerektiği halde emekli olduktan sonra hiç bilmedikleri işleri yapamaya razı gelerek, bir ek maaş almak peşinde hala çalışıyor.

Diyorlar ki, örneğin bayramda bir ikramiye verildiğinde, bir sefere mahsus bir para dağıtıldığında bile ‘Çalışan emekliye vermeyiz’ dediler, çok itirazlar ve mücadeleler sonunda alabildik hep beraber. Niye vermiyorsun çalışan emekliye? O zaten emekli, bir yandan çalışıyorsa emekliye yaptığımızı ona vermeye gerek yok. Yahu bir emekli niye çalışır? İşsiz bir çocuk vardır da torunlara bakmak için çalışır. Üniversitede okuyan bir evlat vardır da onun harçlığını yollayabilmek için çalışır” dedi.

Almanya’daki emeklilerin yaşam standartlarından örnek veren Özel, “Almanya’da emekli Hans. Emekliliğinde emekli maaşı ile devletinin ona sağladığı imkanlarla uçağa biniyor. Antalya Havaalanı’nda iniyor, Manavgat’a gidiyor. Manavgat’ta tatil yapıyor. Onunla aynı zamanda doğmuş, biri Almanya’ya çalışmış, biri bu güzel memlekete çalışmış Hans’ın muadili emekli Hasan, kendi memleketinde, Hans Almanya’dan Manavgat’a gelirken, bırak Manavgat’a, tatile gitmeyi parka çıkmaya, manavın önünden geçmeye korkuyor. Biri Manavgat’a gidiyor, öbürü manavın önünden geçmeye korkuyor. Bu ülkenin emeklisine bunları yaşatanlara yazıklar olsun” diye konuştu.

Gıda fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken Özel, “1 yıl önce dana eti 197 liraymış, doğru mu? Bugün 482 lira, doğru mu? Aradaki fark yüzde 143. Koyun eti 200 liraymış, 538 liraya çıkmış. Doğru mu? Burada eğer bir tane yanlış rakam varsa, itiraz edin. Canlı yayın itiraz edeni versin. Doğruysa bu rakamları hep beraber onaylayın, Türkiye duysun. 200 liralık koyun eti 538 liraya çıktı mı? Aksini iddia eden var mı? Zeytinyağı 118 liradan 330 liraya çıktı mı? Yüzde 180 artmış mı? Aksini söyleyen var mı? Dana eti yüzde 143, koyun eti yüzde 157, zeytinyağı yüzde 180, patlıcan yüzde 123, çay yüzde 90 artmış.

Havucun kilosu pazarda geçen sene 9 liraymış. Doğru mu? Şimdi 30 lira mı? 50 lira diyen var, 3 kat artmış. Ama enflasyon TÜİK’in, Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumuna göre yüzde 64 artmış. Böyle olunca ne oluyor? Emekliye zammı TÜİK’in hesabına göre veriyorlar. TÜİK’in hesabına göre verince ne oluyor? Memur emeklilerine yüzde 49 zam yapmıştı, en düşük emekli maaşı 7 bin 500 liraydı. Onu büyük müjde diye söylediler. Yüzde 33 zam yapıp 10 bin lira yaptı. SKK ve Bağ-Kur emeklisine 42,5 verdi. Fiyatlar yüzde 140, yüzde 160, yüzde 110 artarken ve ortalama enflasyon yüzde 127’yken size verilen zam ortada” ifadelerini kullandı.

“Bizim memleket altın hesabını yapar ve sever” diyen Özel, şöyle konuştu: “Bakın çok basit bir hesap yapacağız bütün Türkiye’nin gözünün önünde. 2002’de 228 milyonken emekli maaşı, en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıyken, o maaşı çekip sarrafa gittiğinizde 8 çeyrek altın alıyordunuz. Bugün gelecek ayın ilan edilen 10 liralık en düşük emekli maaşıyla 2,5 tane altın alabiliyorsunuz, 5,5 çeyrek altın her ay Adalet ve Kalkınma Partisi eliyle emeklinin evinden çalınıyor, başka birilerinin cebine konuyor. 8 çeyrek altından 2,5 çeyrek altına gelinen noktadayız. Bunu bütün emekliler adına, bütün memleketimize, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne, MHP’ye oy veren herkese şikayet ediyoruz. Siz oyu veriyorsunuz, onlar cebinizden her ay 5,5 çeyrek altını alıp zenginlere veriyorlar.”

“Bundan sonra sizin sorununuzdan daha önemli bir sorun yok”

İktidarı eleştiren Özel, “Hem ‘EYT’yi çıkardım’ diyeceksin, herkesten oy isteyeceksin, sonra yeni emeklinin maaşını eski emekliye ödeteceksin. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan büyük bir adaletsizlik ve haksızlıkla karşı karşıyayız. Geçen gün 7 bin 500 liraları 10 bin yaptı ya, bir de yüzde 5 artış yaptı ya. Ertesi gün bütün yandaş gazeteler ‘Emekliye müjde, emekliye büyük zam’ yazdı ya. O gece dedi ki, ‘Bunun bize getirdiği yük tam 200 milyar lira. Size verdiği 7 bin 500’den 10 bin liraya çıkarmaya yük’ diyor ve 200 milyar lira diyor” dedi.

“Emeğimize, ekmeğimize, emeklilerimize sahip çıkacağız” diyen Özel, “Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Hakaret etmeyi bırak. Yalan atmayı bırak. İftirayı bırak. Şu emeklinin dön gözünün içine bak. 10 bin lira maaşla bu memlekette kira mı ödeyecek, doğalgaz mı ödeyecek, elektrik mi, su mu ödeyecek? Gidip de pazara mı çıkacak, erzak mı alacak, çorbayı nasıl kaynatacak, karnını nasıl doyuracak, bundan sonra hayatını nasıl geçindirecek? Ben buradan emeklilere şunu söylüyorum. Bugüne kadar hep ezildiniz. Hep unutuldunuz, ihmal edildiniz. Hep bir mesele vardı, sizin sorununuzdan önemliydi. Bundan sonra sizin sorununuzdan daha önemli bir sorun yok. Bunu kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Özel, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Hepimiz bir gün emekli olacağız ve emeklilerini açlığa, sefalete, yokluğa terk eden, pazara çıkamaz hale getiren, alışverişte ‘Alışveriş torbasının yarısını kasada bıraktım’ dedirten, bir gelecek düşünen herkes için bu ülkenin emeklilik sorunu beka sorunudur. Bundan sonra emekliler sorunlarına sahip çıkacaklar. Bundan sonra Tayyip Erdoğan’a sesleniyoruz, yoksa biz emeklilerin sesini sana duyurmasını biliriz. Emekliler, emeklerine, geleceklerine sahip çıkacaklar mı? Çıkacak mısınız? Bu haksızlığa karşı hakkınızı arayacak mısınız? Hep beraber olacağız, kalkın ayağa alın hakkınızı. Tayyip Erdoğan emekliler bundan sonra susmayacak. Ya hakkımızı verirsin, ya emekliler hakkını almasını bilir.”

Paylaşın

Merkez Bankası Başkanı İçin ‘Görevden Ayrılabilir’ İddiası

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) koridorlarında son günlerin konusunun Başkan Hafize Gaye Erkan’ın yakın zamanda ayrılacağına ilişkin söylentiler ve beklentiler olduğu öne sürüldü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Hafize Gaye Erkan’la ilgili rahatsızlıkları olduğu, Başkan Hafize Gaye Erkan’ın yakın zamanda ayrılmak zorunda kalacağı personel arasında yoğun olarak konuşulmaya başlandığı öne sürüldü.

10 Haber yazarı Erdal Sağlam, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan‘ın babası Erol Erkan‘ın gayri resmi yönetici gibi davrandığı ve Büşra Bozkurt adlı bir çalışanı işten çıkardığı iddiasının ardından kulislerin hareketlendiğini söyledi.

Gaye Erkan’ın yüksek kiralar nedeniyle İstanbul’da ev bulamadığını anlattığı, “Apartman görevlimiz olan Sadık Abi’ye de çoğu zaman fiyatları soruyorum. Onu sorguya çekiyorum. Ben ‘indi’ diyorum. O ‘inmedi’ diyor. Sürekli ‘Fiyatlar inmedi, istersen git şu soğanın fiyatına bir bak’ diyor” gibi ifadelere yer verdiği söyleşisinin ardından zaten rahatsızlığın arttığını dile getiren Sağlam, şunları söyledi:

“Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın görevde kalmasının artık çok zorlaştığı anlaşılıyor. Bu arada geçen hafta New York’taki yatırımcı toplantısından sonra başkanın görünmediği, ABD’den dönmemiş olabileceği de konuşulanlar arasında.

Merkez Bankası koridorlarında son günlerin konusu Başkan Gaye Erkan’ın yakın zamanda ayrılacağına ilişkin söylenti ve beklentiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Erkan’la ilgili rahatsızlıkları olduğu, Erkan’ın yakın zamanda ayrılmak zorunda kalacağı personel arasında yoğun olarak konuşulmaya başladı.”

Sağlam, Bozkurt’un CİMER üzerinden bildirdiği şikayetin ardından özellikle Erkan’ın babasının İstanbul ve Ankara’daki Merkez Bankası ofislerinde sürekli bankanın işlerine karıştığının anlatılmaya başlandığını dile getirdi:

“Söylentiler iyice arttı”

“Bu haber sonrası tam anlamıyla çarşı karıştı ve söylentilerin iyice arttığını gördüm. Soruşturmalarımda Başkan Gaye Erkan’ın ve özellikle babasının kurumsal işlere bu kadar karışmasının yarattığı rahatsızlığın had safhaya ulaştığına şahit oldum.

Özetle konu Ankara’da en üst seviyede rahatsızlık yaratmış durumda. Bu haberlerin sadece başkanın kendisine değil, Merkez Bankası’na da, uygulanan programa da darbe vurduğu çok açık.

Kişisel tahminim o ki seçimlere kadar bu konular sumen altı edilmeye çalışılsa da, Başkan Gaye Erkan’ın yılın ikinci yarısını başkan olarak görme ihtimali çok azalmış durumda. Bunu tahmin olarak söylerken Cumhurbaşkanlığı’nın seçimlere rağmen ‘daha önceden ayrılsın’ gibi bir karar verme ihtimali olduğunu da söylemeliyim.”

Paylaşın

2023’te Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru Sayısı 100 Bini Aştı

2023 yılında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru sayısı 108 bin 816 olurken, AYM’ye bireysel başvuru hakkının getirildiği son 11 yılda 579 bin 754 kişi bireysel başvuru yapıldı.

579 bin 754 başvurunun 484 bin 711’i karara bağlanırken, karar bekleyen dosya sayısı ise 95 bin 43 olarak açıklandı.

Anayasa Mahkemesi (AYM), bireysel başvuru hakkının getirildiği 23 Eylül 2012’den, 31 Aralık 2023 dönemine ait bireysel başvuru istatistiklerini internet sitesinde yayınladı.

Verilere göre, 11 yılda AYM’ye 579 bin 754 kişi bireysel başvuru yaptı. Başvurulardan 484 bin 711’i karara bağlandı. Derdest dosya (hâlâ görülmekte olan) sayısı ise 95 bin 43 olarak açıklandı.

Bugüne kadar sonuçlandırılan dosyaların 395 bin 309’unda ‘kabul edilmezlik’, 72 bin 560’ında ‘en az bir hakkın ihlali’, 13 bin 498’inde ‘idari ret’, 1333 dosyada ise ‘hakkın ihlal edilmediği’ yönünde karar verildi.

Dosyaların 2 bin 11’inde de ‘düşme, dosya kapatma, başvurunun reddi’ gibi kararlar çıktı.

AYM, kararlarında toplam 73 bin 700 kez hak ihlalinin yaşandığını tespit etti. Adil yargılanma hakkı’na dair başvuru sayısı 4 bin 240, Mülkiyet hakkı 4 bin 238, İfade özgürlüğü 4 bin 131, Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı 1403, Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı 1266, Kötü muamele yasağı 590, Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı 305, Yaşam hakkı 227, Ayrımcılık yasağı 140 oldu.

“Makul sürede yargılanma hakkının ihlal”ine dair yapılan başvuru sayısından da oldukça büyük bir artış oldu.

2023’te makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvuru sayısı 49 bini geçti. 11 yıldaki tplam başvuru sayısı 143 bin 696 oldu. Başvuruların 139 bin 12’sinde karar verildi.

AYM’nin istatistiklerinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Avrupa Ülkelerinden Radikal Karar: 50 Bin Türkiye Vatandaşı Sınır Dışı Edilecek

İngiltere ve Almanya’nın aldığı yeni kararlar doğrultusunda, bu ülkelerde bulunan yaklaşık 50 bin Türkiye vatandaşı sınır dışı edilecek. İki ülkeden sınır dışı bekleyenlerin toplam sayısı ise 60 bini aşmış durumda.

Avrupa kaçak insanlarla ilgili harekete geçti. Özellikle Almanya ve İngiltere’den bu konuyla ilgili keskin bir karar geldi. Bu ülkeler kaçak gelen ve ‘iltica hakkı olmayanların’ hızlıca sınır dışı edilmesini öngören yasalarını meclislerinden geçirdi.

Karara göre, İngiltere’ye kaçak giden Türkiye vatandaşı, ilticaları reddedildikten sonra eğer ülkesi geri almazsa, Ruanda’da kurulacak kampa gönderilecek ve sınır dışı edilen diğer ülke vatandaşları ile birlikte kalacak.

Sözcü’de yer alan habere göre, Almanya, ‘hızlı ve kolay sınır dışı’ durumuyla yasa değişikliğini onayladı. İngiltere ile birlikte ilk etapta toplam 50 bin Türkiye vatandaşının sınır dışı edilmesi bekleniyor.

Türkiye vatandaşları yüzde 87 oranıyla ilticaları en çok kabul edilmeyen kişiler ve şu anda iki ülkeden sınır dışı bekleyenlerin toplam sayısı ise 60 bini aşmış durumda.

Almanya’nın Ruanda veya Doğu Avrupa kampları ise AB ile varılan anlaşma gereği, 2026’da kurulacak.

Alman Federal Meclisi’nden dün geçip yasalaşan ve İltica Yasası ile sınır dışı etme durumlarını düzenleyen değişiklik, şimdiye kadarki uygulamaları önemli ölçüde değiştiriyor. Değişiklikler, polisin karşılaştığı sorunlara çözüm olarak öngörüldü.

İşte ülkeye kaçak giren ya da suç işleyenlerin daha kolay sınır dışı öngören kararlar:

İltica yurtlarında ya da evlerde kalan yabancıların kimliğini tespit edebilmek için polis, şüphelendiği başka kişileri de arayabilecek. Polislere ayrıca gece baskınları ve başkalarının odalarını arama yetkisi verildi.

Kaçaklar, en fazla 10 gün gözaltında tutulabiliyordu. Bu süre 28 güne çıkarıldı. Böylece kolluğa, uzun süre inceleme ve araştırma yapabilme süresi tanındı. Aynı zamanda, sınır dışı edilecek kişinin kısa sürede bırakılınca kaçması da önlenecek.

Bir kaçak ya da ilticacı soruşturması sırasında polise bilgi vermeyen ya da zorluk çıkaran 3’üncü bir şahıs, gözaltına alınabilecek ve bilgi vermeye zorlanabilecek. Bilgi vermekten kaçınma, gözaltı sebebi olacak.

İnsan tacirliği yapan ya da kaçağı ülkeye sokan kişilere cezalar ağırlaştırıldı. Bu kişilere bir yıllık hapis cezası verilecek ve tekrarı halinde sınır dışı edilecek.

Birçok suça karışmış kaçak göçmen daha hızlı bir şekilde sınır dışı edilecek. Ayrıca çete kuranlar ya da suç örgütü üyeleri de benzer şekilde sınır dışı edilebilecek.

Yahudi düşmanlığı ya da bu amaçla davrananlar sınır dışı tehdidiyle karşı karşıya kalacak. Yahudi karşıtları ülkeden atılacak.

Bu kararların sınır dışı durumlarını büyük oranda artırmayacağı tahmin ediliyor. Bu durum için, yasa dışı göçmen ihraç eden ülkelerle daha sıkı görüşmeler yapılacak. Çünkü birçok ülke, suçlu vatandaşını geri almak istemiyor ve ülkelerce bunun yolu aranacak.

Paylaşın

Erdoğan’dan Şimşek’e, “Seçime Kadar Kesenin Ağzını Aç” Talimatı

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlerde avantajlı çıkmak isteyen iktidar partisi, kesenin ağzını açmak istiyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibi ise temkinli.

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 31 Mart’a kadar kısıtlamaların kaldırılması ve ‘kesenin ağzının açılmasını” istediği, bunu da direkt Mehmet Şimşek’39;e söylediği anlatılıyor.

Gazete Pencere’den Nuray Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakan Mehmet Şimşek’e “seçime kadar kesenin ağzını aç” talimatı verdiğini öne sürdü. Babacan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Emekli maaşlarına yapılan ek zam hiç kimseyi memnun etmedi. AKP içinde ’en az yüzde 45 olmalı’ diyenler de dahil. Bütçe açığının büyüklüğünü gösteren rakamların bir gün önce açıklanması ek zammın ‘sınırlı kalacağının’ habercisi oldu. Yüzde 5’lik artış, Maliye Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığı’nın alternatifli önerilerinin ortalaması bulunarak kararlaştırıldı.

Sorun sadece emeklilere ek zamla bitmiyor. Yerel seçimlerde avantajlı çıkmak isteyen iktidar partisi, kesenin ağzını açmak istiyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibi ise temkinli. Ancak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve ekibi aynı düşünmüyor.

Erdoğan’ın 31 Mart’a kadar kısıtlamaların kaldırılması ve ‘kesenin ağzının açılmasını” istediği, bunu da direkt Mehmet Şimşek’39;e söylediği anlatılıyor. Yani, Şimşek’in iki hafta önce yaptığı sosyal yardımların doğru kullanılması ve kamu harcamalarının sınırlandırılması uyarısının tam tersi planlanıyor…”

Paylaşın

Avrupa Birliği’nin En Büyük Atık Müşterisi: Türkiye

2022 yılında Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, toplam 32 milyon 100 bin ton atık ihraç etti. Atıkların en büyük alıcısı Türkiye oldu. Alıcılar sıralamasında Türkiye’den sonra Hindistan geldi.

Avrupa Birliği’nin (AB) en büyük atık ihracatçısı 6,4 milyon ton ile Hollanda oldu. Belçika 3,9 milyon tonla ikinci sırada yer aldı. Üçüncü sıradaki Almanya ise 3,3 milyon ton ile AB ihracat ihracatının onda birini gerçekleştirdi.

Merkezi Lüksemburg’da bulunan Avrupa Birliği İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre, 2022 yılında Avrupa Birliği (AB) ülkeleri toplam 32 milyon 100 bin ton atık ihraç etti. AB yoluyla yollanan atıkların yarısından fazlasını 17,8 milyon ton demir ve çelik oluşturdu.

AB’de en büyük atık ihracatçısı 6,4 milyon ton ile Hollanda oldu. Belçika 3,9 milyon tonla ikinci sırada yer aldı. Üçüncü sıradaki Almanya ise 3,3 milyon ton ile AB ihracat ihracatının onda birini gerçekleştirdi. Almanya 2011 yılında 5,8 milyon ton atık ihraç ederek zirvede yer almıştı. Ancak Almanya’daki düşüşteki düşüş nedeniyle birinci sıradaki yerini koruyamadı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; AB’nin ürettiği atıkların en büyük alıcısı ise Türkiye oldu. AB’ye komşu olanlar Türkiye, madeni olmayan geri dönüştürülebilir eşyalarla birlikte Avrupa’dan toplam 12,4 milyon ton atık satın aldı. Bu rakam AB’nin toplam atık ihracının yüzde 39’unu oluşturuyor.

Alıcılar sıralamasında Türkiye’den sonra 3,5 milyon ton atıkla Hindistan geldi. Hindistan’da tek başına Avrupa’daki atık kâğıtların yüzde 30’unu satın alarak dönüştürüyor. İngiltere Avrupa’dan 2 milyon ton, İsviçre, Norveç ve Mısır ise 1,6’şar milyon ton atık satın aldı.

Buna karşılık AB’nin diğer seçeneklerinden 18,7 milyon ton atık ithal etti. 2021 yılı karşılaştırması AB’nin ithal ettiği atıklarda yüzde 5’lik bir düşüş oldu. AB ithalatının üçte biri İngiltere’den (6,3 milyon ton) gelirken, Norveç’ten 3,4 milyon ton, İsviçre’den 2,4 milyon ton ve ABD’den 1,8 milyon ton atık satın alındı.

Paylaşın

Buldan’dan Akşener’in “Siyasi Cinayetler Mertçeydi” Sözlerine Tek Kelimelik Tepki

DEM Parti Milletvekili Pervin Buldan, İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in “Geçmişte siyasi cinayetlere şahit olduk ama mertçeydi” ifadelerine “namertçe” diyerek tek kelimelik tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Van Milletvekili Pervin Buldan, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada kullandığı “Biz geçmişimizde siyasi cinayetlere şahit olduk ama mertçeydi” sözlerine, sosyal medya hesabından yaptığı tek kelimelik paylaşımla tepki gösterdi: Namertçe.

Pervin Buldan’ın eşi Savaş Buldan 1994’te kaçırılarak öldürülen Kürt iş insanlarının arasında yer alıyordu. Savaş Buldan’ın cenazesi İstanbul’da Yeşilköy’de bir otelin çıkışında kaçırıldıktan iki gün sonra 3 Haziran 1994 tarihinde bulunmuştu. Mahkeme tutanaklarında Savaş Buldan ile aynı gün öldürülen Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın isimlerinin “Öldürülecek Kürt İşadamları Listesi”nde olduğu ortaya çıkmıştı.

3 Kasım 1996’daki Susurluk kazası sonrası hazırlanan Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş’ın 1998 tarihli raporunda, “Susurluk olayının başlangıcı belki de zamanın Başbakanı Çiller’in bir cümlesinde gizlidir. ‘PKK’ya yardım eden iş adamlarının listesi elimizde’ diyordu. Sonra da infazlar başladı. İnfazların kararını kim veriyordu? Bozulmanın başlaması ve vatan – millet hesaplarının yerini kişisel hesapların alması kaçınılmazdı ve öyle oldu” yazıyordu.

“Siyasi cinayetlere şahit olduk ama mertçeydi”

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçim çalışmaları kapsamında Sivas’ta partililerle bir araya gelen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara’da, 30 Aralık 2022 tarihinde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in kendisini ziyaret ettiğini anlattı

Akşener, “Ben ısrarla her şeyi takip ederim ama siyasi malzeme haline getirmem. Ama bunu kendisi anlattığı için sizlerle paylaşmak isterim. Ayşe benim evladım gibi. Telefon açtı bana dedi ki, ‘Abla çocuklarla sana gelmek istiyoruz’. Ben de dedim ki, ‘Eve mi?’; ‘Her yere olabilir’ dedi. Dedim ki ‘Partiye olabilir mi çocuklar da eğlensin, işte herkes seviyor onları, kalabalık’. ‘Olur’ dedi” ifadelerini kullandı.

Akşener sözlerinin devamında, “Küçük kızı elleri buz gibi, ayaklar buz gibi, burun buz gibi. Neden biliyor musunuz? Haykıra haykıra ağlayasım var. ‘Anne gözümün önünden ayrılma ya seni de babam gibi vururlarsa’. Nasıl biliyor musunuz, titriyor. Çünkü torbacılar öldürdü, katletti. Biz geçmişimizde siyasi cinayetlere şahit olduk ama mertçeydi.

Onun için de hiçbirimiz korkmadık ama o çocuğun babasını katledenler torbacılar, torbacılar. Ve onların yarın ne yapacaklarını o çocuk bilmiyor. Koruma polisleri çocuğu aldılar, bütün telefon numaralarını verdiler. Bir çocuğa bunu yaşatmaya kimsenin hakkı yok. Bu çocukların ahının yerde kalmaması için bizi seçin.” dedi.

Paylaşın