Ortak Liste Mi Ayrı Liste Mi, Seçimde Nasıl Bir Politika İzlenmeli?

14 Mayıs yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala ittifaklar ve ittifakları oluşturan partiler liste çalışmalarını hızlandırdı. Daha önce yüzde 10 olan seçim barajı geçen yıl değiştirilen seçim yasası ile birlikte yüzde 7’ye düşürülmüştü.

Değiştirilen seçim yasasıyla birlikte ittifak oyları barajı geçerse, ittifak içerisinde yer alan partilerin hepsi barajı aşmış sayılacak. Ama her seçim bölgesinde milletvekili çıkarabilmek için bu seçimde ittifakın toplam oyu değil, partilerin kendi aldıkları oya bakılacak. O nedenle ittifak partilerinin en fazla vekili yakalayabilmek için düşünülmüş listelerle seçime gitmesi oldukça önemli.

14 Mayıs seçimlerine AK Parti, MHP, Büyük Birlik Partisi ve Yeniden Refah Partisi, Cumhur ittifakı adı altında girecek. Ancak tüm partiler seçmenin karşısına kendi liste ve logolarıyla çıkacaklarını açıkladı.

Ama bu durum özellikle 9 Nisan’a kadar BBP ve Yeniden Refah Partisi açısından değişebilir çünkü görüşmeler devam ediyor.

MHP’den ayrı liste kararı

Geçtiğimiz günlerde MHP lideri Devlet Bahçeli ayrı liste kararını sosyal medya hesabından şu sözlerle duyurdu:

Son günlerde bilhassa MHP ile AK Parti arasında ortak liste yapılacağı, bu kapsamda yerli yersiz, maksatlı maksatsız pek çok iddia ve ifade kamuoyunda tartışma konusu, hatta polemik malzemesi haline getirilmiştir. Cumhur İttifakı’nı teşkil eden iki partinin kendi adıyla, amblemiyle ve adaylarıyla seçime katılmaları söz konusu iken, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ortak liste hazırlığına teşne olması ve buna tevessül etmesi doğru, mantıklı ve makul bir seçenek olamayacaktır.”

Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan ise “Bizim AK Parti listesinden gösterecek adayımız” yok demişti.

Cumhur İttifakı’nda yer alan partilerin ayrı liste ile seçmen karşısına çıkma kararı seçimlerde daha fazla aday seçeneği sunarken, aynı zamanda siyasi partilerin oy oranını bölmeleri anlamına geliyor.

Ortak liste mi ayrı liste mi?

Millet ittifakı ise liste çalışmalarına devam ediyor. Millet İttifakı’nda yer alan CHP kulislerinde seçime ‘ortak liste’ ile girilmek istendiği konuşuluyor.

Güçlü olan partinin logosu ile seçime gidilmesi halinde daha fazla vekil çıkarılacağı düşünülüyor. Ama ortak liste oluşturulması için ittifaktaki diğer altı siyasi partiyle anlaşmak durumunda…

DEVA partisi bu seçime kendi logosu ile girmek isterken; Saadet Partisi, Gelecek ve Deva partileri ile “ittifak içinde ittifak formülü için çalışmasını sürdürüyor. Ama bu görüşmelerden de henüz net bir karar çıkmış değil.

TİP ve EMEP kendi logolarıyla seçime girecek

Emek ve Özgürlük İttifakı’nda da HDP Yeşil Sol Parti ile, TİP ve EMEP kendi logolarıyla ittifak çatısı altında seçime girecek. TİP ve EMEP’in bu kararı tartışılıyor.

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) milletvekili seçimlerine ayrı girme kararını eleştirdi, “Ortak seçim listesi de olmayacaksa, bu ittifak artık bir seçim ittifakı niteliğinde değildir” ifadelerini kullandı.

Kışanak’ın sözlerine HDP eski eş genel başkanı tutuklu Selahattin Demirtaş da destek verdi. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada; ”Gültan Başkanımızın çağrısını yerde bırakmayalım” dedi.

Yeni Seçim Kanunu’na göre bir partinin seçimlerde kendi ad ve logosunu kullanabilmesi için en az 41 ilde, seçimlere girmesi gerekiyor. TİP’in aldığı kararda bu yasa etkili.

Bununla birlikte yeni yasaya göre ittifakların en yüksek sayıda milletvekili çıkarabilmek için mümkün olduğu kadar en az sayıda listeyle yani ortak liste ile seçime girmeleri gerekiyor.

O nedenle seçime gidecek ittifakların 9 Nisan’a kadar nasıl bir denge kuracakları özellikle Meclis çoğunluğunu yakalamak açısından önemli.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’de Kadınların Yüzde 60,3’ü “Mutsuz”

SODEV tarafından hazırlanan rapora göre, kadınların yüzde 60,3’ü kendisini “mutsuz” olarak ifade etti. Söz konusu oranın muhalefet partilerine oy veren kadınlarda daha yüksek olduğu ortaya kondu.

Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) oy veren kadınların yüzde 86,8’i, Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) oy veren kadınların ise yüzde 74,1’i “Türkiye’de yaşayan bir kadın olarak mutsuz olduğunu” belirtti.

Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) tarafından, Friedrich Ebert Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin katkılarıyla hazırlanan “Kadınların Ekonomik ve Toplumsal Yaşamdaki Sorunları Araştırma Raporu”, Türkiye’deki kadınların 2018 Milletvekili Genel Seçimlerindeki oy tercihlerinde yaşanan değişimi gözler önüne serdi. Raporda, en büyük oy kaybının yüzde 72,1’le MHP’de yaşandığı belirtildi.

SODEV, Türkiye genelinde 18 yaş üstü ve farklı eğitim düzeylerine sahip olduğu belirtilen bin 67 kadınla yaptığı görüşmeler sonucunda, “Kadınların Ekonomik ve Toplumsal Yaşamdaki Sorunları Araştırma Raporu” başlıklı bir rapor hazırladı. Kadınların yüzde 60,3’ünün “mutsuz” olduğunu ifade ettiği raporda, oy tercihlerindeki değişim de ortaya kondu.

Filiz Pehlivan’ın yetkinreport.com’da yer alan yazısında aktardığı bilgilere göre, 2018 Milletvekili Genel Seçiminde, rapor katılımcılarının yüzde 38,3’ü AKP’ye, yüzde 27,8’i ise CHP’ye oy verdi.

Araştırmanın yapıldığı 2022 sonlarında ise “Bu pazar Milletvekili seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusuna, katılımcı kadınların yüzde 30’u CHP cevabını verirken, yüzde 26,6’sı AKP cevabını verdi. Buna göre, 2018 Milletvekili Seçimlerinde AKP’ye oy verenlerin yüzde 7,8’inin CHP’ye kaydığı görüldü.

Raporda, CHP’ye oy veren kadınların yüzde 79,1’i hala CHP’ye oy vermeyi düşündüğünü belirtirken, yüzde 2’si ise yeni bir seçimde AKP’ye oy verebileceğini ifade etti.

“MHP ve İYİ Parti’de kadın seçmen kaybı”

SODEV rapora göre, en büyük oy kaybı ise MHP’de yaşandı. MHP, daha önce kendisine oy veren kadınların yüzde 72,1’inin oyunu kaybetti. Öte yandan, raporda İYİ Parti’nin de kadınların yüzde 53,2’sinin oyunu kaybettiği görüldü.

Rapora göre, kadınların yüzde 60,3’ü kendisini “mutsuz” olarak ifade etti. Söz konusu oranın muhalefet partilerine oy veren kadınlarda daha yüksek olduğu ortaya kondu. HDP’ye oy veren kadınların yüzde 86,8’i, CHP’ye oy veren kadınların ise yüzde 74,1’i “Türkiye’de yaşayan bir kadın olarak mutsuz olduğunu” belirtti.

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu: Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunu Kaldıracağız

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala, seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olan liderlerde seçimler sonrası yapacaklarına dair açıklamalarına devam ediyorlar.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayın Kemal Kılıçdaroğlu, seçilmesi halinde Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde sık sık uygulanan “Cumhurbaşkanına hakaret” maddesinin kaldırılacağını açıkladı.

Kemal Kılıçdaroğlu, “Millet İttifakı iktidarında ifade özgürlüğünü yeniden tesis edeceğiz, tweet atan hiçbir genç sabahın köründe gözaltına alınmayacak. Ülkemiz hak etmediği bu ucube maddeden kurtulacak” dedi.

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 299’uncu maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçu, Erdoğan döneminde sıkça gündeme gelen konuların başında yer aldı. Bu dönemde Erdoğan’a hakaret iddiasıyla 160 binden fazla kişiye soruşturma, yaklaşık 45 bin kişiye dava açıldı, yaklaşık 13 bin kişi de mahkûm edildi. Gözler bu nedenle TCK’nın 299’uncu maddesine çevrildi.

“Türkiye, 15 Mayıs sabahına özgür uyanacak”

DW Türkçe’den Alican Uludağ, Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na, 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı seçilirse bu madde ile ilgili bir girişimde bulunup bulunmayacağını sordu.

Soruyu yazılı yanıtlayan Kılıçradoğlu, 14 Mayıs’tan sonra “Cumhurbaşkanına hakaret” maddesinin TCK’dan kaldırılması için kanun teklifi vereceklerini ifade ederek, “Türkiye, 15 Mayıs sabahına özgür uyanacak, başta gençler olmak üzere bütün yurttaşlarımızın kendilerini rahatça ifade edebileceği bir ülke yaratacağız, bundan kimsenin şüphesi olmasın” dedi.

299’uncu maddenin tarafsız Cumhurbaşkanları için oluşturulduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, buna karşılık 16 Nisan 2017 yılındaki anayasa değişikliğinin ardından cumhurbaşkanının 299’uncu maddeyle getirilen ilave bir koruma zırhına büründürüldüğünü ve kendisine yönelen ufak eleştiriler için bile yargıya başvurulduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanına hakaret iddialı verilere işaret eden Kılıçdaroğlu, bu maddeyle, vatandaşların ifade özgürlüklerine ciddi biçimde kısıtlamalar getirildiğini kaydetti, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Rakamlar, Erdoğan döneminde bu maddenin bir intikam aparatı haline dönüştürüldüğünü açıkça göstermektedir. Bir siyasi partinin genel başkanı sıfatını da kullanan cumhurbaşkanının 21’inci yüzyılda demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan düşünce ve ifade özgürlüğünü içselleştirmesi, farklı seslere ve farklı düşüncelere tahammül etmeyi öğrenmesi, kendi görüşünden olmayan insanları susturmak yerine onları dinlemeye çaba harcaması gerekir. Millet İttifakı İktidarında ifade özgürlüğünü yeniden tesis edeceğiz, tweet atan hiçbir genç sabahın köründe gözaltına alınmayacak. Ülkemiz hak etmediği bu ucube maddeden kurtulacak.”

Türk Ceza Kanunu’nun 299’uncu maddesi, Cumhurbaşkanına hakaret eden kişinin, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını öngörüyor. Suçun alenen işlenmesi halinde ceza altıda bir oranında artırılıyor. Bu da ceza miktarının 4 yıl 8 aya kadar çıkmasına neden oluyor. Ancak bu kanunun uygulanması için Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor.

Paylaşın

Otomotiv Sektöründe Tüm Zamanların Mart Ayı Satış Rekoru

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği’nin (ODMD) verilerine göre, mart ayında 110 bin ila 120 bin adet arasında otomobil ve hafif ticari araç satışı gerçekleşti. Böylece tüm zamanların en yüksek mart ayı satışına ulaşıldı.

Mart 2022’de otomobil ve hafif ticari araç satışları önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 33,4 düşüşle 64 bin 267 adet olmuş, 10 yıllık mart ayı ortalamasına göre satışlar yüzde 7,3 azalmıştı.

Uzun süredir talebin yüksek, arzın kısıtlı olduğu pazarda, birçok markanın araç tedarikinde seçim öncesine ağırlık vermesi, mart ayı satışlardaki bu artışta etkili oldu. Satışları hareketlendiren bir diğer etken de pazara yeni oyuncuların girmesi oldu. Otomobilin yatırım aracı olarak cazibesini koruması ve kurdaki stabil seyir de satışları destekleyen diğer faktörler arasında yer aldı.

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği’nin (ODMD) verilerine göre, Şubat 2023’te otomobil ve hafif ticari araç satışları geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 63,4 artarak 81 bin 148 adet olmuştu. Böylece sektör en yüksek şubat ayı satışlarına ulaşmıştı. Mart ayında satışlar daha da hızlandı. ODMD, mart ayı resmi satış rakamları yarın (4 Nisan) açıklayacak.

Ekonomi gazetesinin sektör yetkililerinden aldığı bilgiye göre, martta 110 bin ila 120 bin adet arasında otomobil ve hafif ticari araç satışı gerçekleşti. Böylece tüm zamanların en yüksek mart ayı satışına ulaşıldı. Mart 2022’de otomobil ve hafif ticari araç satışları önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 33,4 düşüşle 64 bin 267 adet olmuş, 10 yıllık mart ayı ortalamasına göre satışlar yüzde 7,3 azalmıştı.

İkinci el satışları yüzde 20 arttı

Sıfır araç satışlarının yanı sıra mart ayında ikinci el pazarı da hızlandı. Çünkü sıfır kilometre araç pazarında bulunurluk artmış olsa da henüz arz, talebin çok gerisinde. Bu da tüketiciyi ikinci el araçlara yöneltiyor. Yüksek enflasyon nedeniyle tüketicinin alım gücünün düşmesi de ikinci el satışlarına talebi artıran bir diğer etken.

VavaCars Perakende Grup Başkanı Serdıl Gözelekli, “İkinci el araç pazarı mart ayında çok canlıydı. Bir önceki ay olan şubat ayına göre satışlar yüzde 20 ila yüzde 25 arasında arttı “dedi. Cardata’nın verilerine göre, mükerrer satışlar kapsam dışı tutulduğunda mart ayında yaklaşık 350 bin adet ikinci el araç satışı gerçekleşti.

Paylaşın

“Seçimi Kim Kazanırsa Kazansın En Büyük Zorluk Enflasyon”

“Mayıs ayında Türkiye’de cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimleri yapılacak. Seçimi kim kazanırsa kazansın, bir sonraki hükümetin öncelikle halletmesi gereken ekonomik sorunlar nelerdir?” sorusuna yanıt veren OECD Türkiye Masası Şefi Machlica şu ifadeleri kullandı:

“Ekonomi yavaşlamaya hazırlanırken makroekonomik çerçevenin güçlendirilmesi gerekiyor. Bu bağlamda, seçimin ardından enflasyon beklentilerinin çıpalanması önemli bir zorluk olacaktır. Enflasyon, 2023’ün başından bu yana yüzde 50’nin üzerinde kalarak hane halkının satın alma gücünü cciddi şekilde azalttı. 2022’de küresel enerji ve emtia fiyatlarındaki artış ile TL’deki değer kaybının etkisiyle çok artan cari açık da, seçim sonrası dönemin en önemli sorunlarından biri olarak görünmeye devam ediyor.”

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Türkiye Masası Şefi Gabriel Machlica, Ekonomi’den Elif Karaca‘ya konuştu.

Enflasyonun, hane halkının satın alma gücünü ciddi şekilde azalttığını ifade eden Machlica, seçim sonrası yeni dönemde Türkiye’nin şoklara karşı dayanıklılığının artırılmasının rekabet ve regülasyonlarla ilgili temel yapısal zayıflıkların ele alınmasını gerektireceğine dikkat çekti.

Machlica, “Bu, iş ortamını iyileştirecek ve kaynakların en doğru faaliyetlere ve firmalara akmasını sağlayacaktır. Özellikle, izinler, lisanslar veya imtiyazlar almak için karmaşık ve külfetli idari prosedürler, iş kurmayı zorlaştırıyor. İşgücü piyasası düzenlemeleri, daha fazla ve daha kaliteli istihdam yaratılmasını engellemekte. Son on yıldaki ilerlemeye rağmen, işgücünün önemli bir bölümü, özellikle kadınlar ve gençler, hala kayıtlı işgücü piyasasına katılamamış durumda. İstihdam üzerindeki yüksek vergi yükü ve medyan ücretlere göre yüksek asgari ücret, kayıtlı istihdam yaratılmasını engellemektedir” dedi.

“Mayıs ayında Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimleri yapılacak. Seçimi kim kazanırsa kazansın, bir sonraki hükümetin öncelikle halletmesi gereken ekonomik sorunlar nelerdir?” sorusuna yanıt veren Machlica şu ifadeleri kullandı:

“Ekonomi yavaşlamaya hazırlanırken makroekonomik çerçevenin güçlendirilmesi gerekiyor. Bu bağlamda, seçimin ardından enflasyon beklentilerinin çıpalanması önemli bir zorluk olacaktır. Enflasyon, 2023’ün başından bu yana yüzde 50’nin üzerinde kalarak hane halkının satın alma gücünü cciddi şekilde azalttı. 2022’de küresel enerji ve emtia fiyatlarındaki artış ile TL’deki değer kaybının etkisiyle çok artan cari açık da, seçim sonrası dönemin en önemli sorunlarından biri olarak görünmeye devam ediyor.

Seçim sonrası yeni dönemde Türkiye’nin şoklara karşı dayanıklılığının artırılması rekabet ve regülasyonlarla ilgili temel yapısal zayıflıkların ele alınmasını gerektirecek. Bu, iş ortamını iyileştirecek ve kaynakların en doğru faaliyetlere ve firmalara akmasını sağlayacaktır. Özellikle, izinler, lisanslar veya imtiyazlar almak için karmaşık ve külfetli idari prosedürler, iş kurmayı zorlaştırıyor.

İşgücü piyasası düzenlemeleri, daha fazla ve daha kaliteli istihdam yaratılmasını engellemekte. Son on yıldaki ilerlemeye rağmen, işgücünün önemli bir bölümü, özellikle kadınlar ve gençler, hala kayıtlı işgücü piyasasına katılamamış durumda. İstihdam üzerindeki yüksek vergi yükü ve medyan ücretlere göre yüksek asgari ücret, kayıtlı istihdam yaratılmasını engelliyor. Türkiye, asgari ücretin medyan ücrete oranının OECD içinde en yüksek olduğu ülkelerden biri.”

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Demirtaş, “Seçim Gecesi Devreye Sokulacak” Planı Yazdı

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine ilişkin uyarılarını sürdürüyor.

Gazete Pencere için kaleme aldığı ‘Trol Ordusu Komutanı Fahrettin Ne Yapmak İstiyor?’ başlıklı yazıda “seçim gecesi trol ordularının sosyal medyada devreye sokulacağını” vurgulayan Demirtaş, “Daha sandıklar açılmadan oy oranı verecek, ‘Erdoğan kazandı’ algısını ilk dakikalarda oturtmaya çalışacaklar. Böylece bizim motivasyonumuzu kırmayı deneyecekler. Sandıkta, seçim kurullarında ve Yüksek Seçim Kurulu’nda yapılacak hilelerle, yine ilk dakikalarda yayacakları çeşitli görsellerle ve videolarla Erdoğan’a oy yazmaya çalışacaklar” ifadesini kullandı.

Tutuklu siyasetçi, “tüm bu işler için ayarlanmış hakimler, emniyet personelleri, satın alınmış gazeteciler, Anadolu Ajansı ve binlerce trol hesabın şimdiden hazır beklediğini” dile getirdi: “2019 yerel seçimlerinde Anadolu Ajansının neler yaptığını hatırlayın lütfen. İlk sonuçlara göre İstanbul, Ankara, Adana, Mersin gibi şehirleri AKP adayları açık ara kazanmışlardı, değil mi? Peki gerçek sonuçlar öyle miydi?”

Demirtaş’ın yazısı şöyle:

“Seçim süreci başladı, geri sayım hızlandı. Adaylar, partiler çalışmalara başladılar.

Çalışmaya başlayan birileri daha var. Seçmeni vaatler ve program üzerinden ikna edemeyeceğinden emin olan AKP yönetimi; manipülasyon, algı, tehdit, şantaj planları hazırlamış durumda.

Bu planları uygulamak için devasa bir trol ordusu kuruldu, parası da devletin yani milletin cebinden ödendi.

Erdoğan’ın seçimler için en güvendiği ordusu, işte bu trol ordusudur. Ordunun komutanı da çakma Goebbels Fahrettin’dir.

Fahrettin’in askerleri ne yapıyor?

Öncelikle işleri yalan haber üretip olabildiğince yaymak, gerçeğin görülmesini engellemek, özel seçilmiş kişileri karalamak, muhalefeti birbirine karşı kışkırtmak, Erdoğan’ın kesinlikle kazanacağı yalanını yaymak ve rakiplerine saldırmak. Bunları biliyoruz.

“Bunun için ordu kurmaya gerek yok ki. On asker ve bir Onbaşı Fahrettin ile bunların hepsi yapılır” diyorsanız haklısınız. Çünkü bu ordunun asıl görevi, seçim günü ve oy sayımı sırasında manipülasyon yapmak olacak.

Trol ordusu seçim akşamı ne yapacak?

Daha sandıklar açılmadan oy oranı verecek, ‘Erdoğan kazandı’ algısını ilk dakikalarda oturtmaya çalışacaklar. Böylece bizim motivasyonumuzu kırmayı deneyecekler. Sandıkta, seçim kurullarında ve Yüksek Seçim Kurulunda yapılacak hilelerle, yine ilk dakikalarda yayacakları çeşitli görsellerle ve videolarla Erdoğan’a oy yazmaya çalışacaklar.

Tüm bu işler için ayarlanmış hakimler, emniyet personelleri, satın alınmış gazeteciler, Anadolu Ajansı ve binlerce trol hesap hazır bekliyordur. Bundan emin olabilirsiniz.

2019 yerel seçimlerinde Anadolu Ajansının neler yaptığını hatırlayın lütfen. İlk sonuçlara göre İstanbul, Ankara, Adana, Mersin gibi şehirleri AKP adayları açık ara kazanmışlardı, değil mi? Peki gerçek sonuçlar öyle miydi?

Trol ordusu mu kazanacak halk gücü mü?

Yalnız, her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesapladığını zanneden Fahrettin bir şeyi atlamış durumda. Emrindeki trol ordusunun karşısında on milyonlarca gönüllüden oluşan bir halk gücü var.

Her yerde sandıklara sahip çıkacak gönüllüler ile sosyal medya manipülasyonlarını boşa çıkaracak aktivistler, bu halk gücünün en etkili parçası olacak.

Tüm duyarlı sosyal medya kullanıcılarından bir ricam var. Hem sosyal medyadaki tehlikeleri sürekli anlatın hem trol hesaplarını teşhir ve şikayet edin hem de partilerin sosyal medya ekiplerine gönüllü olarak katılın lütfen. Gönlünüz hangi partideyse o partinin sosyal medya ekiplerine katılın.

Lütfen unutmayın; bu süreçte sosyal medya hesaplarınızı tümüyle doğru bilgi için ve manipülasyonların önüne geçmek için kullanmalısınız. Evet, belki seçim sadece sosyal medyada kazanılmaz ama sosyal medyadan kaybedilebilir.

Buradan, Edirne Cezaevindeki hücremden, bu satırları okuyan herkese, özellikle de gençlere sesleniyorum: Lütfen, sandık müşahidi olmak için kendinizi hazırlayın. Kazanacağınız seçimi yani geleceğinizi çalmalarına asla izin vermeyin.

Fahrettin’e bir tavsiye

Generalcik Fahrettin’e gelince…

Bu kadar hızlı gitme derim Fahrettin. Bir an dönüp bakacaksın ki arkanda ordu falan kalmamış, hepsi firar etmiş. Herkes kaçar, kurtulur, olan sana olur.

Çima diya te ji te re qet negotiye, kuro Fexredîn: Olaylara karışma.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Üretici Enflasyonu Yüzde 62,45

Üretici enflasyonu mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,44, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 6,25, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 113,73 artış gösterdi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi Mart 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, 2023 yılı mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,44, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 6,25, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 113,73 artış gösterdi.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 80,42, imalatta yüzde 55,19, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 95,46 ve su temininde yüzde 95,48 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 46,96, dayanıklı tüketim malında yüzde 54,84, dayanıksız tüketim malında yüzde 85,23, enerjide yüzde 79,99 ve sermaye malında yüzde 51,86 artış olarak gerçekleşti.

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1,48 artış, imalatta yüzde 2,02 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 13,28 azalış ve su temininde yüzde 2,62 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 1,86 artış, dayanıklı tüketim malında yüzde 2,03 artış, dayanıksız tüketim malında yüzde 4,24 artış, enerjide yüzde 9,32 azalış ve sermaye malında yüzde 1,28 artış olarak gerçekleşti.

Yıllık en düşük artış; yüzde 1,99 ile kok ve rafine petrol ürünleri, yüzde 19,04 ile ana metaller, yüzde 30,93 ile metal cevherleri alt sektörlerinde gerçekleşti.

Buna karşılık diğer madencilik ve taş ocakçılığı ürünleri yüzde 127,88, içecekler yüzde 122,07, diğer metalik olmayan mineral ürünler yüzde 103,85 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Aylık en yüksek azalış; yüzde 13,28 ile elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme, yüzde 4,75 ile kok ve rafine petrol ürünleri, yüzde 0,68 ile ham petrol ve doğal gaz alt sektörlerinde gerçekleşti.

Buna karşılık gıda ürünleri yüzde 4,64, fabrikasyon metal ürünler, makine ve ekipmanlar hariç yüzde 4,12, ağaç ve mantar ürünleri (mobilya hariç) yüzde 3,78 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

CHP’den Dikkat Çeken “Paramiliter Gruplar” Açıklaması

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, kendisine yöneltilen “Toplumda ‘oylar çalınacak’, ‘iktidar verilmeyecek’ gibi bir kaygı söz konusu. Tehlike görüyor musunuz” şeklindeki soruya şöyle yanıt verdi:

“Bu kaygılar ‘haksızdır, anlamsızdır’ diyemeyiz. ‘Seçim yapmayacak bunlar’ kaygısı vardı, seçimin tarihi 14 Mayıs. ‘Kazansanız dahi seçimi size vermeyecekler’ vardı, İstanbul seçimlerinin yenilenmesi bunun iyi bir örneği. Seçim sonucuna tahammül edemedi, seçimi yeniledi ama bu ülkenin demokrasi tarihinin ve siyasi olgunlaşmasının sonucu olarak vatandaş sıkı bir tokat attı. Bu seçimde böyle şeylere tevessül etmemelerini sağladı aslında.

Bir ara ‘paramiliter gruplar devreye girebilir’ dendi. Toplumdaki kaygılardan biri buydu. Biz SADAT’ın önüne neden gittik? Bize gelen bilgiler de var. Biz Türkiye’deki demokratik sistemi sokakta bulmadık. Mücadele ile kazandık. Paramiliter grupları da akıllarının ucundan dahi geçirmesinler.”

Cumhuriyet’ten İklim Öngel’in sorularını yanıtlayan Salıcı, “Uysal koyuna saymasınlar bizi” ifadelerini kullandı. HÜDA PAR’la ilgili de “Tüylerim diken diken oldu” diyen Salıcı’nın röportajından bir bölüm şöyle:

Toplumda ‘oylar çalınacak’, ‘iktidar verilmeyecek’ gibi bir kaygı söz konusu. Tehlike görüyor musunuz?

Bu kaygılar ‘haksızdır, anlamsızdır’ diyemeyiz. ‘Seçim yapmayacak bunlar’ kaygısı vardı, seçimin tarihi 14 Mayıs. ‘Kazansanız dahi seçimi size vermeyecekler’ vardı, İstanbul seçimlerinin yenilenmesi bunun iyi bir örneği. Seçim sonucuna tahammül edemedi, seçimi yeniledi ama bu ülkenin demokrasi tarihinin ve siyasi olgunlaşmasının sonucu olarak vatandaş sıkı bir tokat attı. Bu seçimde böyle şeylere tevessül etmemelerini sağladı aslında. Bir ara ‘paramiliter gruplar devreye girebilir’ dendi.

Böyle bir ihtimal var mı?

Toplumdaki kaygılardan biri buydu. Biz SADAT’ın önüne neden gittik. ‘Böyle bir şeye tevessül etme kardeşim’. Bize gelen bilgiler de var. Biz Türkiye’deki demokratik sistemi sokakta bulmadık. Mücadele ile kazandık. Paramiliter grupları da akıllarının ucundan dahi geçirmesinler.

Size gelen bilgiler neler?

Duyumlar var. Bazen kamuoyunda yorumcular da ifade ediyor. Biz, şeffaf bir seçimin olduğu, insanımıza yakışan bir olgunlukta 2002’de Adalet ve Kalkınma Partisi sandıktan çıktığında nasıl zorluk çıkarılmayıp iktidar teslim edildiyse kimsenin burnu kanamadan bu iktidar devrinin gerçekleşmesi için caba gösteriyoruz. Sokak hareketlerine ya da toplumda kaygı yaratacak hareketlere soğukkanlı biçimde yaklaşıyoruz. Seçim sürecini zedeleyebilecek, tartışmalı hale getirebilecek bir sürecin içinde olmayacağız ama hakkımızı da kimseye yedirmeyeceğiz. Uysal koyuna saymasınlar bizi.

Seçime giderken ki süreçte provokasyon öngörüyor musunuz?

Seçime giderken ki siyaset ikliminin de güvenli olması lazım. Gazetecilerin, aydınların, televizyon programlarının girişinde ve çıkışında… Kimin yaptığı belli, hedef gösterenler belli ama tutuklu yok. Bu da seçim güvenliği meselesidir. Seçime, kutuplaşmanın olmadığı bu tür saldırıların gerçekleşmediği ortamda gidilmesi seçimin daha rahat bir ortamda olmasını sağlar.

“Aday olmayanlar yürütmede görev alacak”

MYK’da aday adayı olmayan isimler oldu, neden?

Arkadaşlarımız iktidar olduğumuzda yürütmede görev alacaklar.

Siz almayacak mısınız?

Bu bizim tek başımıza yapacağımız bir planlama değil. Sayın genel başkanımız da görüş ifade eder, partide arkadaşlarımız kendi içinde konuşur. İktidar olduğunuzda partinin yetişmiş kadrolarıyla yöneteceksiniz. İttifakta olan diğer siyasi partiler de böyle yapacaklardır. CHP’de çok geniş bir kadro var. Bir kısmı hükümet tarafına geçecek, bir kısmı parlamentoda olacak, bir kısmı da partide. Süreç devam ediyor. Başka arkadaşlarımızın da yürütmeye geçmek ya da yürütmede görev almak için milletvekili listesine başvuru yapmasına rağmen çekildiğini ya da bu nedenlerle milletvekili listesine konmadığını görebiliriz.

HÜDA PAR’ı duyduğunuzda ne düşündünüz?

Tüylerim diken diken oldu. Benim kuşağım 90’ların o sıkıntılı dönemlerini, Beykoz’daki villaya yapılan operasyonu, domuz bağı ile öldürülen, kazdıkça daha fazla cesedin çıktığı evleri gördü. Siyasi sonuçlarını Cumhur İttifakı hesap ediyor herhalde. Ya da katlanacaktır.

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Enflasyon Yüzde 50,51

Enflasyon mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2,29, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,52, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,51 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 70,20 olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 17,27 ile giyim ve ayakkabı, en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 70,73 ile lokanta ve oteller oldu.

Öte yandan eğitim yüzde 6,30 ile Mart ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana gruptu.

Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise Mart ayı yıllık enflasyon oranını yüzde 112,51 olarak açıkladı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mart 2023 rakamlarını açıkladı.

Buna göre, enflasyon mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2,29, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,52, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,51 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 70,20 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 17,27 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 70,73 ile lokanta ve oteller oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla mart ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde -1,92 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, mart ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 6,30 ile eğitim oldu.

Mart ayında, endekste kapsanan 143 temel başlıktan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 5’li Düzey), 24 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 8 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 111 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, 2023 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2,19, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 12,27, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 52,11 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 63,72 olarak gerçekleşti.

ENAG Duyurdu: Enflasyon yüzde 112,51

Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), şubat ayı enflasyon araştırmalarının sonucunu açıkladı.

ENAG’ın verilere göre, tüketici fiyat endeksi (E-TÜFE) martta yüzde 5,08 arttı. Endeksteki yıllık artış ise yüzde 112,51 oldu. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 112.51 olarak gerçekleşti.

Verilere göre, ana ürün grupları kapsamında en az aylık artış sağlık, en fazla yükseliş ise yüzde 11.62 ile giyim ve ayakkabı kaleminde gerçekleşti. İkinci sırada yüzde 6.94 artışla lokanta ve oteller, üçüncü sırada ise yüzde 6.54 artışla ev eşyası yer aldı.

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri; Buldan: Kadınlar İçin Bir Rejim Oylamasıdır

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Biz kadınlar; Tam eşitlik, gerçek demokrasi için, hakikatlerin gün yüzüne çıkarılması ve tarihsel yüzleşme için, koşulsuz adalet için geliyoruz. Erkek iktidara bağlı saray yargısına karşı; tam bağımsız gerçek yargı için geliyoruz. Kadınların önlenebilir şiddet ve cinayetlerde yitirilmemesi için geliyoruz.” dedi ve ekledi:

“Kadının perdelenen emeğini görünür kılmak için, kadının emeğini ve yaşamını güvenceye almak için geliyoruz. Tüm yönetim ve temsil kademelerinde, karar mekanizmalarında eşit temsiliyet için, eş başkanlık sistemini sarsılmaz bir güvenceye kavuşturmak için geliyoruz. Kazanılmış tüm haklarımızı korumak ve geliştirmek için; 6284 nolu yasayı dokunulmaz hale getirmek, İstanbul Sözleşmesi’ni etkin bir şekilde uygulamaya koymak için geliyoruz.”

Buldan, konuşmasının devamında, “Kayyum gaspından hesap sormak, bizim olan ne varsa geri almak için geliyoruz. Tekçi erkek iktidarın yarattıkları eşitsizlikler üzerinden sürdürdükleri saltanatlarını yıkmaya, rant ve vurgun sefalarını sonlandırmaya geliyoruz. İnsanlığa karşı işlenen bütün suçlar ile birlikte faşizme, işkenceye, tecrit politikalarına son vermek için geliyoruz. Kriz, çözümsüzlük, yıkım politikalarına karşı; çözüm iddiamız, değişim gücümüz, eşit ve onurlu bir barışı kurma sözümüzle geliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi Seçim Bildirgesi, çok sayıda kadının katılımı ile Ankara Hilton Otel’de açıklandı. Etkinlikte konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “gelecek kadınlarındır” diye seslendi.

Buldan özetle şunları söyledi:

“Önümüzdeki yüzyılı yeni bir anlayış, yeni bir yaşamla karşılamak üzere çıktığımız yolun kadın seçim beyannamesini açıklamak üzere bugün burada toplanmış bulunmaktayız. Uzun yıllar önce kadınlar olarak koyulduğumuz yolu bu zamanlara getirmenin, bu güçlü noktaya ulaştırmanın sonsuz gururunu ve heyecanını yaşıyoruz.

Bu güçlü ruh ve birliktelikle bugün bu noktada olmamızı sağlayan, çok renkten, çok dilden, çok inançtan kadını aynı saflarda buluşturan kıran kırana bir kadın mücadelesi tarihi vardır. Kadınların umudu her daim diri tutan kararlı duruşu vardır. Her türlü zorluğa ve engellemeye rağmen yaşamını, emeğini hiç tereddüt etmeden cömertçe bu mücadeleye katan tarihin yürekli cesur kadınları vardır.

Ben bu kıymetli emeğin sahibi olan cezaevlerindeki, sürgündeki bütün kadın yoldaşlarımızı, hiç duraksamadan hakikatlerin izini süren, kayıpların, faili meçhullerin hesabını soran, adalet arayan, barış nöbetlerinde sabahlayan bütün kadınları, kadınlara karşı işlenen her türlü suça karşı tavrını ortaya koyan, kadın hakları için meydanları alanları asla boş bırakmayan; sözün, siyasetin, müzakerenin yollarını aşındıran bütün kadın örgütlerini ve aktivistleri; iş yerinde, tarlada, köyünde, mahallesinde her türlü talana, yıkıma, sömürüye meydan okuyan kadınları en içten duygularımla selamlıyorum.

Bugün bu kürsü sizin, bu beyanname sizin, bu seçimler sizindir. Bu seçimlerde elde edeceğimiz başarı sizin, yeni yüzyıl sizin, zafer sizindir. Şimdi büyük direnişimizi; görkemli mücadelemizi büyük değişime, yeniden inşaya ulaştırma zamanıdır

Sevgili kadınlar; Kadın beyannamemiz kadınların yıllardır mücadelesini yürüttüğü kadın hak ve özgürlüklerinin, demokrasinin, eşitlik ve adaletin beyannamesidir.

Beyannamemiz Deniz Poyrazların ve onun yoldaşlarının mücadele beyannamesidir. Saçlarını direniş bayrağı yapan İranlı kadınların, Urfa da adalet için direnen Emine Şenyaşar’ın, Afganistan’da imha uygulamalarına direnen kadınların ve dünyanın dört bir yanında ataerki ve faşizm zulmüne karşı direnen bütün kadınların onurlu mücadelesinde ortaklaşıyoruz. Ve onların bu iktidardaki zihniyet ortaklarına 14 Mayıs seçimlerinde kadınlar olarak meydan okuyoruz. Kadın mücadelemize karşı geliştirilen kumpaslara karşı kendi seçeneklerimizi yaratarak ilerleyişimize devam ediyoruz. O nedenle önümüzdeki seçimleri yeşil sol partisi ile karşılıyoruz. Seçimlere emek ve özgülük ittifakımızla, kadın ittifakımızla, tüm ezilenlerin güçlü ittifakıyla giriyoruz.

Evet, sevgili kadınlar; 20 yıldır iktidarı elinde tutanlar bu süre içerisinde kadınlara her türlü şiddet biçimini, sömürüyü, eşitsiz yaşamı, ağır yoksulluğu,  katliamları reva gördüler. Siyasetiyle, yargısıyla, bürokrasisi ve kirli medyasıyla kadınlara karşı her türlü suçun kapılarını sonuna kadar açtılar. Unutmayacağız, unutturmayacağız!

Bu iktidar yakın zamanda meydana gelen depremlerde hem bu ülkeye hem kadınlara yüzyılın felaketini yaşattı. Kadınları kendi yarattıkları enkazın altında bıraktılar. Canını kurtarabilenleri bir çadıra, bir yudum suya, bir plastik kaba muhtaç ettiler. Kadınları muhtaçlığa, çaresizliğe, acıya ve yasa mahkûm edenleri asla unutmayacağız, unutturmayacağız!

HDP’nin fikriyatını Yeşil Sol çatısı altında seçimlere taşıyarak geliyoruz’

Yaşattıkları bütün bu acıların, ihmallerin ve yıkımın hesabını kesinlikle soracağız. Biz kadınlar bu hesabı sormak için bir kadın partisi olan HDP’nin fikriyatını Yeşil Sol çatısı altında seçimlere taşıyarak geliyoruz. Yüzyılın felaketine karşı yüzyılın inşasını gerçekleştirmek için geliyoruz. Biz kadınlar; Tam eşitlik, gerçek demokrasi için, hakikatlerin gün yüzüne çıkarılması ve tarihsel yüzleşme için, koşulsuz adalet için geliyoruz. Erkek iktidara bağlı saray yargısına karşı; tam bağımsız gerçek yargı için geliyoruz. Kadınların önlenebilir şiddet ve cinayetlerde yitirilmemesi için geliyoruz.

Kadının perdelenen emeğini görünür kılmak için, kadının emeğini ve yaşamını güvenceye almak için geliyoruz. Tüm yönetim ve temsil kademelerinde, karar mekanizmalarında eşit temsiliyet için, eş başkanlık sistemini sarsılmaz bir güvenceye kavuşturmak için geliyoruz. Kazanılmış tüm haklarımızı korumak ve geliştirmek için; 6284 nolu yasayı dokunulmaz hale getirmek, İstanbul Sözleşmesi’ni etkin bir şekilde uygulamaya koymak için geliyoruz.

Kayyum gaspından hesap sormak, bizim olan ne varsa geri almak için geliyoruz. Tekçi erkek iktidarın yarattıkları eşitsizlikler üzerinden sürdürdükleri saltanatlarını yıkmaya, rant ve vurgun sefalarını sonlandırmaya geliyoruz. İnsanlığa karşı işlenen bütün suçlar ile birlikte faşizme, işkenceye, tecrit politikalarına son vermek için geliyoruz. Kriz, çözümsüzlük, yıkım politikalarına karşı; çözüm iddiamız, değişim gücümüz, eşit ve onurlu bir barışı kurma sözümüzle geliyoruz.

Kadınlar olarak 3. Yol’da birleşiyoruz’

Evet, sevgili kadınlar; Kadınlar değişim ve dönüşümün, yeniden inşanın kurucu gücüdür. Her zaman olduğu gibi bu seçimlere de eşit temsiliyet vaadinden fazlası ile eşit temsiliyet ile giriyoruz. Önümüzdeki dönemde siyasette en güçlü şekilde yerimizi alacak tarihsel rolümüzü oynayacağız. Kadınlar olarak 3. Yol’da birleşiyoruz.

3. Yol da yeni bir başlangıç, yeni bir yüzyıl diyoruz. Bu yol, bu güç, bu irade; yeşil solda, emek ve özgürlük ittifakımızla, kadın ittifakımızla mücadelemizi zafere ulaştıracaktır. Bu nedenle her zaman olduğundan çok daha fazla kararlılık ve azimle büyük yürüyüşümüzü devam ettirme zamanıdır. Özgürlük ağacının kökleri yeterince güçlü ve derindir. Şimdi güneşin ışığında, yeşil sol ağacının etrafında kenetlenerek zaferi kucaklamaya çok daha yakınız. Çok daha hazırız.”

Paylaşın