HDP’li Buldan: AKP-MHP Siyasi Enkazını Hep Birlikte Kaldıracağız

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Ülkenin üzerine çöken AKP-MHP siyasi enkazını hep birlikte kaldıracağımıza söz verdik, sadece kaldırmakla yetinmeyeceğiz 21 yılda bu ülkeye yaşattıkları tüm felaketelerin ve krizlerin siyasi hesabını da mutlaka soracağız.” dedi.

Haber Merkezi / Buldan, konuşmasında, hedeflerinin parlamentoda en az 100 vekil sayısına ulaşmak olduğunu söyledi ve “Buradan AKP ve MHP iktidarından bezen yeter artık diyen tüm yurttaşlarımıza bu kürsüden bir kez daha sesleniyorum; gelin size parmak sallayan, hakaret eden, hiçbir talebinizi dikkate almayan bu tehdit ve baskı düzenini bir daha geri dönmemek üzere hep birlikte sandıklara gömelim” çağrısında bulundu.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Buldan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Her son aynı zamanda yeni ve güçlü bir başlangıçtır. Yeni dönemin en güçlü sözü, en güçlü grubu olarak yine burada, bu kürsüde olacağız. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Öyle güçlü geleceğiz ki bu salonlara sığmayacağız. Sesimiz de sözümüz de bu salonlardan dışarı taşacak ve her yere ulaşacak, her yerde bizim sesimiz yankılanacak. Evet, hep buradaydık, burada olmaya devam edeceğiz. Yine buradayız.

Yeşil Sol Parti’deyiz. Buradayız. Türkiye’nin yeni ve güçlü umudu, cesareti, değişim ve çözüm gücü olan Yeşil Sol Parti’deyiz. Yeşil Sol’un ağacının köklerini daha derinlere salmak, her bir dalında çiçek açmak için geliyoruz. Ve diyoruz ki; köklü bir ağaçta dal eksik olmaz ve kökü derinde olan bir ağaç asla rüzgârlardan korkmaz! Biz de korkmuyoruz, korkmayacağız; direndik, direneceğiz; vardık, var olacağız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

“Halkımızı seçeneksiz bırakmayacağımıza söz verdik ve sözümüzü tuttuk”

Bugüne dek hep söylediğimiz gibi asla umutsuzluğa ve karamsarlığa kapılmadık, kapılmayacağız. Karşımızdaki karanlık yapı hangi engelleri çıkarırsa çıkarsın, halkın başlattığı büyük değişim yürüyüşünün önünde hiçbir gücün duramayacağını kendilerine gösterdik. Şimdi bu hakikati herkese tarih önünde bir kez daha göstermenin ve kanıtlamanın zamanıdır.

Karşılaştığımız onca zorluk ve engel karşısında asla yılmadık, bir an bile tereddüt etmedik, vazgeçmedik. İnadına, demokratik siyaset dedik. İnadına, barış ve adalet dedik. İnadına demokrasi dedik. Demeye devam edeceğiz. Yeni yollar mutlaka vardır dedik. Türkiye halkını asla çaresiz ve seçeneksiz bırakmayacağımıza dair tarih önünde herkese söz verdik. Evet, sözümüzü tuttuk ve başardık.

“Türkiye’yi kadınların baharı ile buluşturmak için geliyoruz”

Yeni yolları ve yeni seçenekleri ittifaklarımızla, halklarımızla, emekçilerle, kadınlarla ve gençlerle hep birlikte oluşturduk. İşte oluşturduğumuz yeni yolun adı da adresi de rengi de Yeşil Sol Parti’dir. 3’üncü yolumuzu Yeşil’in ve Sol’un yoluyla birleştirdik ve Türkiye halklarının ortak değişim yoluna dönüştürdük. Şimdi bu yolu, büyük kazanımlarla buluşturmak için hep birlikte geliyoruz.

30 Mart’ta Yeşil Sol Parti’nin seçim bildirgesini Ankara’da görkemli bir toplantıyla kamuoyuna açıkladık. Yeşil Sol’la birlikte değiştirme sözü verdik Türkiye halklarına. Pazar günü de kadınların muhteşem buluşmasıyla Yeşil Sol Kadın beyannamemizi açıkladık. “Disa Jin, Disa Jiyan” dedik, kadınlarla değiştireceğiz dedik. 14 Mayıs’ta tek adam rejiminin felaket iktidarını göndermek için kadınlar olarak geliyoruz. Türkiye’yi kadınların baharıyla buluşturmak için geliyoruz.

“Kendini demokratik bir gelecekte görmek isteyen herkes seçim beyannamelerimize bakmalıdır”

Dün de Diyarbakır’da Kurdî partilerle ittifakımızın seçim beyannamesini açıkladık. Demokratik çözüm ve demokratik birlik mesajımızı Amed’den halklarımıza bir kez daha verdik. Evet, Amed’den geliyoruz, İstanbul’dan geliyoruz, Newroz meydanlarından geliyoruz! Newroz meydanlarından, 8 Mart ve 1 Mayıs meydanlarından geliyoruz ve gelmeye de milyonlar olarak devam edeceğiz.

Türkiye’nin dört bir yanından milyonların Yeşil Sol’u olarak geliyoruz! Kendisini demokratik bir gelecekte görmek isteyen herkes seçim beyannamelerimize bakmalıdır. Beyannamelerimiz, bu ülkenin demokratik geleceğinin hep birlikte omuz omuza inşa edilmesinin yollarını açan güçlü bir programdır. Yarınlara olan güçlü sözümüzdür.

“Beyannamemiz çözümün yol haritasıdır”

Beyannamemiz; ayrımcılığa uğrayan, dışlanan, yok sayılan, talepleri görmezden gelinen her inanç ve kimliğin, yaşam tarzının, bütün mazlumların özgür ve eşit yaşam teminatıdır. Güçlü ve kalıcı demokrasinin, onurlu bir barışın, gerçek adaletin, eşitliğin ve özgürlüklerin temelidir ve çözümün yol haritasıdır. Bildirgemizdeki her bir taahhüdümüz, inanın ki, demokratik Türkiye’nin yeniden kuruluş manifestosudur.

“Ülkeyi Yeşil Sol’a dönüştürmek için geliyoruz, çözüme talibiz”

Umut biziz, umut Yeşil Sol’dur. Çözüm Yeşil Sol’dur.  Sözümüz var, çözmek için geliyoruz. Kararımız var, değiştirmek için geliyoruz. Cesaretimiz var, ülkeyi Yeşil Sol’la dönüştürmek için geliyoruz. Biz çözüme talibiz. Çözümün ortağıyız. Demokrasiye, barışa, özgürlüklere hasret bu topraklarda halklarımızın özlemlerini bir bir gerçekleştirmek için geliyoruz.

Meydanlardaki, sokaklardaki, tarlalardaki, fabrikalardaki direniş ve mücadele ortaklığımızı şimdi yeni dönemin kurucu ortaklığına ve demokrasi ittifakına dönüştürmek için geliyoruz. Demokrasiyi birlikte kurmak için geliyoruz. Ama önce bu ülkenin üzerine karabasan gibi çöken bu faşizm düzeninden halklarımızı kurtarmak için geliyoruz. Kutuplaşmadan, çatışmadan, nefret siyasetinden, inanç sömürüsünden, ranttan ve savaştan beslenen AKP-MHP rejim ortaklığından bu ülkeyi hep birlikte kurtarmak için geliyoruz.

“Hiçbir yurttaşımız AKP-MHP iktidarına asla mahkûm değildir”

Türkiye’yi tekçilik ucubesinden de kayyım darbesinden de yasaklar cenderesinden de hep birlikte kurtaracağız. Tüm halkımız bilmelidir ki emek sömürüsü, kölelik düzeni, yoksulluk, açlık ve sefalet bu ülkenin kaderi asla değildir. Acıdan, gözyaşından ve yıkımdan başka bir şey getirmeyen savaş politikaları bu ülkenin kaderi asla değildir.

Adaletsizlik ve hukuksuzluk zulmü Türkiye halklarının asla kaderi değildir. Kadına karşı şiddetin, cinayetin, ayrımcılığın, eşitsizliğin kaynağı olan tekçi erkek düzeni kadınların asla kaderi değildir. Çalınan bir gelecek, yaratılan bir umutsuzluk gençlerin kaderi asla değildir. Doğal afetleri asrın felaketine dönüştüren ölümcül rant politikaları da insanlarımızın, kentlerimizin kaderi asla değildir. Hiçbir yurttaşımız AKP-MHP iktidarının kriz düzenine asla muhtaç ve mecbur değildir.

“İktidarın kara kışının ömrü sandıklardaki Yeşil Sol Baharına kadardır!”

Başka bir yol mümkündür, vardır dedik. Özgür, eşit ve demokratik bir yaşamın yollarını açmak için mücadele verdik. İşte o yolun adı 3. Yol’dur, Yeşil Sol’dur.  Ülkenin üzerine çöken AKP-MHP siyasi enkazını hep birlikte kaldıracağımıza söz verdik. Sadece kaldırmakla da yetinmeyeceğiz, 21 yılda bu ülkeye yaşattıkları tüm felaketlerin ve krizlerin siyasi hesabını da mutlaka soracağız. Herkes görecek ki Yeşil Sol Parti, bu ülkenin tarihini ve makûs talihini kesinlikle değiştirecektir. Kışın ömrü bahara kadardır. AKP-MHP iktidarının ülkeye yaşattığı kara kışın ömrü de sandıklardaki Yeşil Sol Baharı’na kadardır. Baharda bitecekler, baharda gidecekler.

Halkı tebaa olarak gören, kamu kaynaklarını babalarının parası gibi hoyratça kullanan, ülkeyi haramilerin ve 5’li çetelerin çiftliğine dönüştüren, doğayı kevgire çeviren bu arsızlık ve hırsızlık düzenine kesinlikle son vereceğiz. AKP-MHP iktidarından bıkan, yeter artık diyen, bezar olduk diyen tüm yurttaşlarımıza bu kürsüden bir kez daha sesleniyorum: Gelin, size parmak sallayan, hakaret eden, hiçbir talebinizi dikkate almayan bu tehdit ve baskı düzenini bir daha geri dönmemek üzere hep birlikte sandıklara gömelim. Gitsinler bir daha geri dönmesinler.

“Haklarımızın teslimi için güçlü bir demokrasi kurmaya geliyoruz”

Kürt’ünden Alevi’sine, Ermeni’sinden Süryani’sine, Êzidî’sine, Roman’ın dan Pomak’ına, Laz’ına kadar bu kadim toprakların her bir inancı, kimliği ve rengi bu ülkeden alacaklıdır. Demokrasi alacağımız var, barış alacağımız var, özgürlük alacağımız var. Alınteri alacağımız var. Demokratik yeni bir anayasa alacağımız var. Anadil alacağımız var. Adalet, hakikat ve yüzleşme alacağımız var. Kadınlar olarak yaşam hakkı alacağımız var. Umutları çalınan gençlerin özgür gelecek alacağı var.

İşte bu nedenle gasp edilen tüm haklarımızın teslimi ve ortak kazanımlarımızın büyütülmesi için güçlü bir demokrasiyi kurmaya geliyoruz. İkinci yüzyılında Cumhuriyeti halklarımızın demokrasi talepleriyle buluşturmak ve demokratik bir cumhuriyet yüzyılını birlikte yaratmak için yeni dönemin kapılarını açıyoruz. 4 Mayıs seçimleri bu nedenle hem kritik hem tarihi aynı zamanda çok önemlidir. Sadece bir seçim değildir; yaşayacağımız düzeni ve geleceği hep birlikte belirleyeceğimiz bir tarihtir aynı zamanda.

“Yeşil Sol’un tarih yazmakta olduğunu herkese göstereceğiz”

Evet, seçimlere az bir süre kaldı. Bugüne kadarki çalışmalarımızı ve tempomuzu zirveye taşıma zamanı geldi. Büyük bir şevkle, heyecanla ve ruhla son zamanların en büyük seçim kampanyasını yürüteceğiz. Tüm baskı ve engellemelere rağmen meydanları asla iktidar faşizmine bırakmadık. Tüm adaletsizliklere ve eşitsiz yarış ortamına rağmen seçim meydanlarında da halkımızın en güçlü sesi olmaya devam edeceğiz.

Seçimlerde de meydanı bunlara asla bırakmayacağımızın sözünü veriyoruz. Kumpaslarla, kapatma davasıyla, tuzaklarla, siyasi operasyonlarla bizleri durdurmaya çalışan faşizm düzenine karşı, gücümüzü meydanlarda ve sandıklarda en güçlü şekilde göstereceğiz. Halkın gümbür gümbür gelmekte olduğunu, Yeşil Sol’un tarih yazmakta olduğunu herkese göstereceğiz. Kadınların ve gençlerin gücünü bir kez daha meydanlarda herkese göstereceğiz.

Gece gündüz demeyeceğiz, çok çalışacağız. Yeşil Sol’u, Türkiye’nin her yerinde büyük bir umut rüzgârına hep birlikte dönüştüreceğiz. En ücra köşeye kadar gideceğiz, herkesin elini sıkacağız. Her kalbe dokunacağız. Umudu dört bir yana yayacağız. Bu bizim boynumuzun borcudur. Bu bizim bütün arkadaşlarımıza sözümüzdür. Cezaevindeki ve sürgündeki arkadaşlarımıza, kaybettiğimiz canlarımıza sözümüzdür. Tüm Türkiye halklarına sözümüzdür.

“Çözümün de demokrasinin de teminatı Yeşil Sol’un Meclis’teki varlığı olacaktır”

Seçim beyannamemizi açıklarken de söylemiştim, hedefimiz parlamentoda en az 100 vekil sayısına ulaşmaktır. Bunu başaracak gücümüz ve inancımız da kesinlikle vardır. Emek ve Özgürlük İttifakımızla, Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakımızla, kadın ve gençlik ittifakımızla Meclis’te en geniş ve güçlü temsiliyeti sağlamak için bu hedefimize kesinlikle kilitlenerek çalışacağız. Sayımızın da sesimizin de sözümüzün de güçlü olduğu bir parlamento, halkın gerçek meclisine dönüşecektir. Çözümün ve demokrasinin de teminatı Yeşil Sol’un Meclis’teki varlığı, siyasal ve sayısal gücü olacaktır.

“Gelin hep birlikte Yeşil Sol’u Meclis’in yeni 100’üne dönüştürelim”

Bir kez daha değişim isteyen, yeni bir yaşam ve gelecek talep eden herkese sesleniyorum. Gelin, hep birlikte Yeşil Sol’u Meclis’in yeni 100’üne dönüştürelim, siyaseti de geleceği de belirleyen 100’e dönüştürelim. İnanın ki yüzünü Yeşil Sol’a dönen herkes umudu görür, kendi hayalini görür, yaşamak istediği geleceği görür. Baharı görür. Sesini Yeşil Sol’la birleştiren herkes, güzel ve aydınlık bir yaşamın gelmekte olduğunu görür ve duyar. Tercihini Yeşil Sol’dan yana yapan herkes, yaşam tercihinin teminat altında olduğunu görür.

“Tarihi yeniden ve birlikte yazalım, sandıkların rengi Yeşil Sol olsun!”

O nedenle diyorum ki; gelin Yeşil Sol etrafında kenetlenelim, Cumhuriyetin ikinci ve yeni yüzyılının demokrasi yüzü, özgürlük ve barış yüzü biz olalım. İkinci yüzyılı, Kürt sorunu dâhil her sorunumuzun çözüm yüzyılı yapalım, barış yüzyılı yapalım. Halklarımızın üzerini çizmeye çalışan tekçilere, retçilere ve inkârcılara karşı gelin hep birlikte bizler de Yeşil Sol’un altını çizelim!

Tarihi yeniden ve birlikte yazalım.
Pusulamız Yeşil Sol olsun.
Sandıkların rengi Yeşil Sol olsun!
Baharın adı Yeşil Sol Baharı olsun!
Gelecek yüzyıla damgasını vuracak Türkiye baharını, demokrasi baharını birlikte başaralım. Yolunuz ve yolumuz açık olsun, yolumuz Yeşil Sol olsun! “

Paylaşın

Dikkat Çeken Analiz: Kürtler, Erdoğan’ın Siyasi Kaderini Belirleyecek

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala, dünya basını da seçim sürecine yer vermeye devam ediyor. Son olarak, ABD merkezli CNN International’da, seçimlere ilişkin bir analiz yayınlandı.

“Erdoğan’ın siyasi kaderini Türkiye’nin Kürtleri belirleyebilir” başlıklı analizde, seçim süreci değerlendirildi.

Nadeen Ebrahim imzalı analizde, “Kürt yanlısı HDP, seçimlerde kazananı belirleyecek parti oldu ve Recep Tayyip Erdoğan’ı 20 yıllık iktidardan edecek dengeyi sağlayacak belirleyici bir rol oynuyor” ifadelerine yer verildi.

Selahattin Demirtaş’ın yaklaşık 7 yıldır cezaevinde tutulduğu ve HDP’nin kapatma davasıyla karşı karşıya olduğu belirtilen analizde, “Bütün bunlara rağmen HDP’nin etkisi Türkiye siyasetinin yönünü belirleyebilir” ifadeleri kullanıldı.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın adaylık açıklamasına yer verilen değerlendirmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kürtler ve HDP ile ilişki ise ‘karmaşık’ olarak yorumladı.

Analizde, “Erdoğan’a karşı en kritik gelişme HDP’nin geçen ay kendi adaylarını çıkarmayacağını açıklaması oldu. Birçok uzman bu hamlenin HDP’nin destekçilerinin Erdoğan’ın esas rakibine oy vermesinin önünü açacağını söylüyor” denildi.

“Çok dikkatli olmamız gerekiyor”

CNN International’a konuşan HDP’li Hişyar Özsoy ise, “Aday çıkarmayacağız ve bunu yorumlamayı uluslararası topluma bırakacağız” açıklamasında bulundu.

“Oyunu akıllıca oynamak istiyoruz ve çok dikkatli olmamız gerekiyor” diyen Özsoy, partinin ‘kirli bir siyasi iklimden’ kaçınmak istediğini de sözlerine ekledi.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Net Rezervi Eksi 41.6 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) net rezervi eksi 41.6 milyar dolara kadar geriledi. 17 Mart’ta 126.9 milyar dolara yükselen brüt rezerv ise, 24 Mart’ta yeniden 124.7 milyar dolara düştü.

Merkez Bankası’nın verilerine göre son iki haftada yabancı yatırımcılar hisse senedi ve iç borçlanma piyasalarında net olarak 287 milyon dolarlık daha satış yaptı.

Hazine’nin borç stoku şubatta 30.9 milyar daha artarak 4 trilyon 211 milyar lirayı buldu. Faiziyle birlikte toplam borç yükü 7.8 trilyon lirayı buluyor.

Ekonomik göstergelerde yaşanan bozulma dikkat çekerken, bozulma CHP Meclis Grubu’nun güncel ekonomi raporunda da sıralandı.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Merkez Bankası rezervlerindeki erimeden işsizliğe kadar güncel verilerin paylaşıldığı raporda şu değerlendirmeler yer aldı:

Net rezerv eksi 41.6 milyar dolar: Merkez Bankası’nın, Suudi Arabistan’ın 5 milyar dolarlık mevduat yatırması ve Hazine’nin uluslararası piyasalardan yaptığı 2 milyar 250 milyon dolarlık borçlanmanın hesaplara girdiği 17 Mart’ta 126.9 milyar dolara yükselen brüt rezervi, 24 Mart’ta yeniden 124.7 milyar dolara geriledi. Net rezerv ise eksi 41.6 milyar dolara kadar düştü.

7.9 milyon işsiz: Gerçek işsizlik AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılına göre 4.6 puan arttı. 2022’de 7 milyon 928 bin kişiye ulaştı.

Yabancı çıkıyor: Merkez Bankası’nın verilerine göre son iki haftada yabancı yatırımcılar hisse senedi ve iç borçlanma piyasalarında net olarak 287 milyon dolarlık daha satış yaptı.

Borç 7.8 trilyon: Hazine’nin borç stoku şubatta 30.9 milyar daha artarak 4 trilyon 211 milyar lirayı buldu. Faiziyle birlikte toplam borç yükü 7.8 trilyon lirayı buluyor.

Stok azalmadı: Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati son yıllarda borç stokunun milli gelire oranının azaldığını iddia ediyor. Borç stokunun milli gelire oranı, 2017’de yani “tek adam rejimi”nden önce yüzde 28.2’ye kadar düşmüştü. Bu oran 2022’de yüzde 37.9’a çıktı.

Dolarizasyon arttı: Dövize endeksli olması nedeniyle kur korumalı mevduatlar da döviz mevduatlarına dahil edilerek hesaplanan gerçek dolarizasyon oranı yüzde 58’e çıktı.”

Paylaşın

IŞİD’in Üst Düzey İsmi Ceburi Suriye’de Öldürüldü

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) üst düzey isimlerinden Halid Eyd Ahmed el-Ceburi’nin Suriye’de öldürüldüğü açıklandı. Halid Eyd Ahmed el-Ceburi, örgütün Avrupa’da saldırılar planlanmasından sorumluydu.

Haber Merkezi / Öldürülen lider el-Ceburi’nin “IŞİD içerisinde liderlik yapısı oluşturduğu” ve “ölümünün geçici olarak örgütün dış saldırılar düzenlemesini aksatacağı” kaydedildi.

2019 yılının Ekim ayında Washington, Suriye’nin kuzeybatısında gerçekleştirilen bir askeri operasyon ile IŞİD lideri Ebubekir El Bağdadi’nin öldürüldüğünü açıklamıştı.

2022’nin sonlarında IŞİD lideri Ebu Hasan el Haşemi el Kureyşi öldürülmüş, örgüt yeni “emir”in Ebu Hüseyin el Hüseyin el Kureyşi olduğunu ifade etmişti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), IŞİD’in üst düzey isimlerinden Halid Eyd Ahmed el-Ceburi’nin salı günü Duriye’de düzenlenen bir operasyonda öldürüldüğünü duyurdu.

CENTCOM, operasyonun nerede düzenlendiği ile ilgili olarak ise bilgi vermedi. Yapılan açıklamada, “El-Ceburi’nin ölümü, IŞİD’in saldırılar planlama yeteneğini geçici olarak sekteye uğratacaktır” denildi.

CENTCOM Komutanı Michael Kurilla, 2019’da Suriye’de askeri yenilgiye uğrayan terör örgütünün “bölgede hala, Orta Doğu’nun dışında da saldırılar düzenleme isteğiyle operasyon yürütebilme gücü olduğunu” belirtti.

Avrupa’da kanlı saldırılar

IŞİD, son yıllarda Avrupa’da gerçekleşen pek çok saldırıyı üstlenmişti. 2015 yılında Kasım ayında Paris’te gerçekleşen saldırıda 130 kişi hayatını kaybetmiş, 2016 yılında başka bir Fransız şehri Nice’de 86 kişi saldırıda hayatını kaybetmişti.

Paylaşın

İkinci El Araç Sektörü Krizde!

Bursa Oto Galericiler Odası Başkanı Hakan Yanık, ikinci elde piyasanın kısır döngüye döndüğünü söyledi. Yanık, “Satmaya araba bulamıyoruz. Bulunan arabaların fiyatları da piyasaya göre çok yüksek” dedi.

Sıfır araçların satışının olmaması nedeniyle insanların ikinci ele yöneldiğini belirten Yanık, “Piyasada fiyatların yükselmesinden dolayı arz ve talep birbirini dengelemiyor. Bu nedenle araba bulmakta ciddi anlamda sıkıntı yaşıyoruz. Talep çok ama talebi karşılayacak arz az” diye konuştu.

Eskiden her türlü aracın satıldığı ikinci el araba pazarlarında bu yıl durum değişti. Pandemiyle birlikte yurtdışından araba ithalatının azalması, sıfır araç satıcıları tarafından arabaların stoklanması ve enflasyonun etkisiyle otomobil sektörü daraldı.

Araba pazarlarında bireysel satıcılardan çok galericiler bulunuyor. Üst segment arabalar, hemen hemen hiç bulunmazken fiyatı daha uygun olan Fiat, Renault, TOFAŞ marka arabalar öne çıkıyor.

NİLVAK Açık Oto Pazarı’nda araç satmak isteyenler, 70 lira giriş bedeli ödeyerek araçlarını pazarda satışa sunabiliyor. Önceden Nilüfer Belediyesi’ne ait olan yer, özelleştirilerek Çelebi İnşaat’a satılmış. Önceden 50 dönüm arazi üzerinde kurulan alan, şimdilerde daha küçük ve büyük bir kısmı da boş.

17 seneden beri her hafta araba pazarında satış yaptığını söyleyen Efecan Otomotiv sahibi Ahmet Nedir, iki sene önce 70 bin lira olan aracın fiyatının, bu yıl 550 bin liraya yükseldiğini ifade etti. Nadir “En çok prim yapan otomotiv sektörü oldu. Toyota, Vokswagen, Egea marka araçlar daha çok tercih ediliyor. Almanya menşeili araçlar daha sessiz ve sağlam olduğu için, TOFAŞ’ın yedek parçası daha kolay bulunduğu için tercih ediliyor” dedi.

Bankaların seçime kadar kredileri kısmamasının araba satışlarında azalmaya neden olduğunu belirten Nedir, “Her gün fiyatlara zam geliyor. Bugün aldığın araç dünden pahalı, yarından ucuz oluyor. Enflasyondan dolayı geçen sene 300 bin lira olan Polo, şimdi 550-600 bin lira. Büyük bayilerde araba var, vermiyorlar. Stokçuluk yapılıyor. Firmadan bin tane araç alıyorsa, 20 tanesini satıyor” diye konuştu.

Mustafa K., 20 yıldır oto pazarında bez, temizleyici malzeme satışı yapıyor. Bilecik, Balıkesir, Bandırma gibi çevre illerden araçların olduğunu ama ilgilinin, satışların azaldığını aktardı:

“Eskiden lokanta, çay ocakları vardı, dolu olurdu. Şimdi oralar kapatıldı, alan küçüldü. Döküntü arabaya bile en az 80 bin lira istiyorlar. Şahin, Doğan alt kesim arabasıydı, şimdi cumhuriyet altını gibi olsu. Herkes kendine göre fiyat yükseltiyor. Bugün 80 bin lira yazılan arabaya, bir sonraki hafta 110 bin lira yazıyorlar.”

32 yıldır oto pazarında araç satışı yapan Mahmut Bargil, önceden dizel araçların, şimdi az yaktığı için LPG’li araçların daha çok satıldığını belirtiyor. Bargil, fiyat artışını ise şu şekilde anlattı:

“Her hafta araçların fiyatları 5 bin lira artıyor. Geçen sene 30 bin liraya satılan aracı şimdi 90 bin liraya satıyoruz. Kıbrıs’taki ikinci el arabalarla buradaki ikinci el arabalar arasında iki kat fiyat farkı var. Kıbrıs’ta ikinci el araçlar daha ucuz.”

Kayra Mehmet Emin, fiyatı 70-150 bin lira arasında olan Tofaş, Renault Broadway marka araçların satışının daha fazla olduğunu söylerken, 20 yıldır araç satışı yapan Sedat Yılmazer, “Fiyatı uygun olduğunda her araba satılıyor” yorumunu yaptı.

Pazara araba bakmak için gelenler de fiyatlardan yakınıyor. İsmini vermek istemeyen bir alıcı, istediği aracı bulamadığını söyleyerek, “Aynı arabaya biri 200 bin lira, diğeri 300 bin lira istiyor. ‘Kimi kandırırsam’ diye bakıyorlar. Aldatıcı bir düzen” diye konuştu.

Ticari araç satın almak isteyen Ömer Aslan da Mitsubishi marka araç baktığını, bulamadığını söyledi. Aslan, “İnternet satışları da araba pazarını etkiledi. Her türlü araç geliyordu ama artık yok” dedi.

DW Türkçe’den Pelin Akdemir’e konuşan Bursa Oto Galericiler Odası Başkanı Hakan Yanık, ikinci elde piyasanın kısır döngüye döndüğünü söyledi. Yanık, “Satmaya araba bulamıyoruz. Bulunan arabaların fiyatları da piyasaya göre çok yüksek” dedi.

Sıfır araçların satışının olmaması nedeniyle insanların ikinci ele yöneldiğini belirten Yanık, “Piyasada fiyatların yükselmesinden dolayı arz ve talep birbirini dengelemiyor. Bu nedenle araba bulmakta ciddi anlamda sıkıntı yaşıyoruz. Talep çok ama talebi karşılayacak arz az” diye konuştu.

Sıfır araç satıcılarının araba satmamasının fiyatların yükselmesine sebep olduğunu belirten yanık, bu durumun en ucuz arabanın fiyatını 50 bin lira artırdığını, bazı araçlarda 300-500 bin lira fiyat farkı oluşturduğunu aktardı. Yanık, “Hükümetin bu konuda bir yaptırımı olmayışı, kesilen cezaların ve kontrollerin yetersiz olması sektörde, sıkıntıyı artırıyor” dedi.

Yanık, satışa çıkarılan TOGG’un piyasaya girmesiyle yurt dışından gelen araçlara olan talebin azalması ve fiyatların düşmesi yönünde beklentilerinin olduğunu söyledi.

Paylaşın

TİP Lideri Baş: Emek Ve Özgürlük İttifakı’nın Çıkarlarını Önceledik

“Ortak liste” çağrılarının ardından açıklama yapan TİP Lideri Erkan Baş, “Türkiye İşçi Partisi olarak geride kalan dönem boyunca ülkemizin ve Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çıkarlarını önceliklendirdik. Şimdiye kadar ileri sürdüğümüz görüşler de hem ülkemizin hem de Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çıkarlarını ve toplam kazancını büyüteceğine inandığımız görüşler olmuştur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu inanç, sadece kendi gözlemlerimize değil birçok farklı kaynaktan teyit ettiğimiz verilere dayanmaktadır. Bu denli zor ve detaylı konuları canlı yayınlarda konuşurken zaman zaman kastini aşan ifadelerin dile getirilmesi tüm taraflar açısından muhtemeldir ve karşılıklı iyi niyet gereği partimizin tutumunu çarpıtan kimi sözleri de bu açıdan değerlendiriyoruz.”

TİP’in Yeşil Sol Parti listelerinden sayı, sıra, kontenjan gibi herhangi bir talepte bulunmadığını, Yeşil Sol Parti’nin herhangi bir ilden çekilmesi yönünde taleplerinin de olmadığını ifade eden Baş, liste çıkarmayacakları illeri de açıkladı. Baş, “Partimiz, Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Diyarbakır, Gaziantep, Hakkari, Iğdır, Kars, Mardin, Muş. Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van’ın da dahil olduğu bir dizi ilde seçime girmeyeceğini müttefikleriyle paylaşmıştır” dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Gülten Kışanak’ın seçimlere “ortak liste” ile girilmesine yönelik çağrılarının ardından açıklama yaptı. TİP lideri Baş’ın açıklamasının tamamı şu şekilde:

“Kendilerine değerli yorumları için teşekkür ediyorum. Saray Rejimi’ne karşı mücadele bütünlüklü bir özgürlük mücadelesidir. Bunun bir yanı da cezaevlerindeki tüm siyasi tutsakların özgürlüklerine kavuşmasıdır. Bunu henüz başaramamış olmanın yükü omuzlarımızdayken, hukuksuz biçimde tutsak edilmiş yoldaşlarımızla herhangi bir tartışmaya girmek siyasal kültürümüze ve anlayışımıza aykırıdır. Dolayısıyla bu açıklama asla bir cevap değildir.

Tek amacı ilerici kamuoyunu, oluşan kaygılar hakkında bilgilendirmektir. Böyle görülmesini özellikle rica ediyorum. Tüm müttefik güçlerimizin bildiği ve gördüğü gibi, Türkiye İşçi Partisi olarak geride kalan dönem boyunca ülkemizin ve Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çıkarlarını önceliklendirdik. Şimdiye kadar ileri sürdüğümüz görüşler de hem ülkemizin hem de Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çıkarlarını ve toplam kazancını büyüteceğine inandığımız görüşler olmuştur.

Bu inanç, sadece kendi gözlemlerimize değil birçok farklı kaynaktan teyit ettiğimiz verilere dayanmaktadır. Bu denli zor ve detaylı konuları canlı yayınlarda konuşurken zaman zaman kastini aşan ifadelerin dile getirilmesi tüm taraflar açısından muhtemeldir ve karşılıklı iyi niyet gereği partimizin tutumunu çarpıtan kimi sözleri de bu açıdan değerlendiriyoruz.

Aynı biçimde, bizlerin sarf ettiği kimi sözlerin de dostlarımız ve yurttaşlarımızda kaygı oluşturduğunu gördüğümüzde gerekli adımları atmaktan çekinmiyoruz. Somut bir örnek vermek isterim: Geçen gün bir TV programında Şırnak’tan söz etmemin nedeni orada daha önce çok az oyla AKP’ye giden bir vekilliği geri kazanmanın önemini vurgulamaktır. Şırnak’ta AKP’nin hak etmediği halde bir vekil kazanmış olması beni de en az HDP’li arkadaşlarımız kadar üzmüş ve o duygunun etkisiyle, bunun bir daha yaşanmaması için örnek vermeye çalışmıştım.

Amacım bir oyun bile ne kadar önemli olabileceğinin farkında olduğumuzu vurgulamaktı. Çeşitli mecralarda örneklerini gördüğümüz provokatif ve kötü niyetli yorumları ise görmezden gelmeye, düşmanlaştırma politikalarına karşı Kürt ve Türk halklarının kardeşliğini savunmaya, ittifakımızı ve dayanışma hukukumuzu koruyup güçlendirmek için tüm gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz.

Birçok kez ifade ettiğimiz gibi, 1. Geçmişte olduğu gibi bugün ve bundan sonra da ülkemizin mevcut karanlıktan kurtulmasını zora sokan ve ittifakımızın kazandığı mevzileri riske atan tutum ve girişimlerden uzak duruyoruz. 2. Türkiye İşçi Partisi, kendi programı, örgütü ve siyasal hedefleri olan bağımsız bir partidir; kararlarını kendi kurullarında alır ve bunları müttefikleriyle açıkça müzakere eder. 3. Şu ana kadar kurullarımızın yürüttüğü müzakerelere dair şu hususların ise bilinmesi gerekir:

a. Partimizin Yeşil Sol Parti listelerinden sayı, sıra, kontenjan gibi herhangi bir talebi olmamıştır.
b. Partimizin Yeşil Sol Parti’nin herhangi bir ilden çekilmesi yönünde talebi olmamıştır.
c. Partimiz, Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Diyarbakır, Gaziantep, Hakkari, Iğdır, Kars, Mardin, Muş. Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van’ın da dahil olduğu bir dizi ilde seçime girmeyeceğini müttefikleriyle paylaşmıştır.
d. Partimiz, iki partinin seçime girmesi halinde milletvekili çıkarma şansının taraflar için riskli olduğu Aydın, Bursa ve İzmir’in birer bölgesi, Kocaeli ve Manisa’da seçime girmeme ve Yeşil Sol Parti’ye oy çağrısı yapma eğilimini müttefikleriyle paylaşmıştır.
e. Partimiz, yasalar gereği seçime katılmak zorunda olduğu en az 41 ilin belirlenmesinde de sadece Yeşil Sol Parti’ye değil, diğer muhalefet güçlerine de zarar vermemeyi esas almıştır.

4. Bu iller ve seçim bölgeleri dışında kalan bölgeler için hem ülkemizin hem de Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çıkarlarını azamileştiren ve müttefiklerin birbirine zarar vermeyeceği formüller titizlikle çalışılmaktadır. Emin olunmalı ki, partimiz yalnızca milletvekili çıkarma potansiyeli gördüğü illerde, ittifakımıza ve hatta muhalefetin hiçbir bölmesine zarar vermemeyi esas alan bir yaklaşımla seçimlere katılacaktır.

Türkiye İşçi Partisi, ülkemizde sürdürülen kurtuluş mücadelesini büyütmek konusundaki kararlılığını tüm gücüyle koruyor. Bu kararlılığımız Emek ve Özgürlük İttifakı’na sunduğumuz ve sunacağımız katkıyı büyütmeyi de bir görev haline getiriyor. Hem ittifak hem de parti olarak ülkemizin kurtuluşunu, ittifakımızın güçlenmesini ve yurttaşlarımızın her bir oyunun değerli olabilmesi için gerekli tüm simülasyonları en ince detaylarına kadar değerlendiriyor ve geliştiriyoruz.

Emek ve Özgürlük İttifakı’na ve Türkiye İşçi Partisi’ne desteğini sunan tüm yurttaşlarımızın gönlü rahat olsun. Yoldaşlığımız, dayanışmamız kadar barış ve kardeşlik arzumuz da köklüdür, güçlüdür. Bu sürecin sonunda Saray Rejimi’nden hep birlikte kurtulacağız. Buna inancımız tamdır. Birlikte direndik, birlikte kazanacağız.”

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: 15 Soru Ve Yanıtı

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Yüzde 10’dan yüzde 7’ye indirilen seçim barajının uygulanması, görme engellilerin hazırlanan şablonla tek başlarına oy kullanması gibi pek çok ilke sahne olacak seçimler için Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) belirlediği takvim süreci işliyor.

Peki, ittifak oyları nasıl sayılacak? Oy pusulaları tek zarfta mı olacak? İlk önce hangi oy pusulası sayılacak? İşte merak edilen sorular ve yanıtları:

1- Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilde oy verme işlemi nasıl yapılacak?

Deprem bölgesinde eskiden hangi okullara sandık kuruluyorsa aynı okullara yine sandık kurulacak. Okullar yıkılmış ya da hasar görmüş olsa bile bahçesine konteyner konarak oyların kullanılması sağlanacak.

2 – İl değiştiren depremzede seçmenlerin kullandığı oy hangi seçim çevresi için sayılacak?

Seçmenler, adres kaydını nereye aldırırsa orada oy kullanacak, oylar o seçim çevresi için sayılacak.

3 – Tutuklu ve hükümlüler nasıl oy kullanacak?

Anayasa’ya göre, taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler oy kullanamıyor. Ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlüler için cezaevlerinde sandık kurulacak. Sandıkların konulacağı yer, cezaevi yönetiminin görüşü alınarak belirlenecek. YSK, Kovid-19 iznine gönderilen taksirli suçlardan hükümlülerin, cezaevi listelerine dahil edilmeyerek oy kullanabileceklerine karar verdi.

4- Seçimde kaç cumhurbaşkanı adayı yarışacak?

YSK’nin Resmi Gazetede yayımlanan kesin aday listesine göre, seçimde 4 aday yarışacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile Sinan Oğan cumhurbaşkanı adayı olarak seçime girecek. YSK’de çekilen kuraya göre oy pusulasında 1. sırada Erdoğan, 2. sırada İnce, 3. sırada Kılıçdaroğlu, 4. sırada Oğan yer alacak.

5- Cumhurbaşkanı adayları oy pusulası nasıl olacak?

Kullanılacak filigranlı birleşik oy pusulasında, “Cumhurbaşkanı adayları” ibaresi ile YSK’de çekilen kuraya göre sırasıyla adayların adı ve soyadı yer alacak. Cumhurbaşkanı adaylarının kendilerine ayrılan sütun içine arka fonu beyaz vesikalık renkli fotoğraflarının altına nüfus kayıt örneğindeki ad ve soyadları, 13 punto ve büyük harflerle yazılacak.

6- Hangi partiler ittifak yaparak seçime girecek?

Seçime katılacak olan siyasi partilerin büyük çoğunluğu Cumhur İttifakı, Millet İttifakı, Emek ve Özgürlük İttifakı, Ata İttifakı ve Sosyalist Güç Birliği İttifakı adları atına dört siyasi oluşum kapsamında seçime giriyor.

Siyasi partilerin seçim ittifakı yapmalarına imkan tanıyan düzenleme gereği, bir önceki seçimde olduğu gibi bu seçimde de bazı siyasi partiler ittifak halinde seçime girmeye hazırlanıyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Büyük Birlik Partisi (BBP) ve Yeniden Refah Partisi’nin “Cumhur İttifakı” adıyla seçime girmesine ilişkin protokol 24 Mart’ta YSK’ye sunuldu. İttifaka mensup 4 parti kendi logosuyla seçime girecek. Ancak Cumhur İttifakı’na destek veren HÜDA PAR, seçime AK Parti listelerinden gireceğini açıkladı.

“Millet İttifakı”nı oluşturan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) ve Demokrat Parti’nin seçim ittifakına ilişkin protokolü ise 22 Mart’ta YSK’ye teslim edildi.

Yeşil Sol Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek Partisi de (EMEP) “Emek ve Özgürlük İttifakı” adıyla katılma kararını içeren protokolü YSK’ye 24 Mart’ta sundu. “Emek ve Özgürlük İttifakı” içinde yer alan ve Anayasa Mahkemesinde açılan kapatılması istemli davada süreç devam eden HDP de Yeşil Sol Parti listelerinden seçime gireceğini açıkladı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz’ün imzalarını taşıyan ve “Ata” adı verilen ittifaka ilişkin protokol de aynı gün teslim edildi. İttifakların ve siyasi partilerin oy pusulasındaki yerleri için 8 Nisan’da YSK’de kura çekilecek.

7- Milletvekili aday listeleri ne zaman YSK’ye teslim edilecek?

Siyasi parti genel merkezleri, seçime katılacakları seçim çevrelerine ait aday listelerini 9 Nisan günü en geç saat 17.00’ye kadar YSK’ye teslim edecek. Bağımsız milletvekili adayları da aynı gün saat 17.00’ye kadar il seçim kurullarına başvuru yapacak.

8- İttifak yapan partiler, oy pusulasında nasıl yer alacak?

İttifak yapan partiler, oy pusulasında “ittifak” unvanları altında yan yana yer alacak. Partilerin logoları, isimleri, genel başkanlarının adları ile partiler için ayrılan her sütunun altında, milletvekili adaylarının isimleri de belirtilecek. Birleşik oy pusulasının en üstüne “Siyasi Partiler ve Bağımsız Adaylar” ibaresi yazılacak. Bu ibarenin altına seçime katılan siyasi parti temsilcileri huzurunda Yüksek Seçim Kurulu tarafından çekilen kura sırasına göre partiler sıralanacak.

9 – Seyyar sandıklarda kimler oy kullanacak?

Hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı seçmenler için bu seçimde de seyyar sandıklar oluşturuldu. Bu seçmenler, seyyar sandıklarda oylarını kullanabilecek.

10- Oy pusulaları tek zarfta mı olacak?

Seçmenler, cumhurbaşkanına ve milletvekillerine yönelik tercihte bulundukları iki ayrı oy pusulasını aynı zarfa koyarak sandığa atacak.

11- İttifak oyları nasıl sayılacak?

Seçim yasasında gerçekleştirilen son değişiklikle yüzde 10 olan ülke seçim barajı, bu seçimde yüzde 7 olarak uygulanacak. İttifak yaparak seçime girecek partilerin oy hesabı da değişti. Yeni yasaya göre, ittifakı oluşturan siyasi partilerin her birinin çıkaracağı milletvekili sayısı, her seçim bölgesinde elde ettiği geçerli oy sayısı esas alınarak, yani D’hont sistemine göre oransal belirlenecek.

12 – Yeni seçim yasasına göre ittifaktaki kaç parti seçim barajını aşmış sayılacak?

Seçim yasasında değişiklik yapan 7393 sayılı Kanunun 2. maddesine göre, ittifakta yer alan partilerin ayrı ayrı yüzde 7’yi geçmesi gerekmiyor. İttifakın aldığı oy toplamı genel baraj olan yüzde 7’yi geçtiğinde ittifak içindeki tüm partiler barajı geçmiş sayılacak.

13- Yurt dışındaki seçmenler için kaç ülkede sandık kurulacak?

75 ülke ve 156 yerdeki yurt dışı temsilciliğinde sandık kurulları oluşturuldu. Gümrük kapılarında ve yurt dışı temsilciliklerinde 27 Nisan 2023 Perşembe günü oy verme işlemi başlayacak. Gümrük kapılarında oy verme 14 Mayıs 2023 Pazar günü saat 17.00’de bitecek. Yurt dışı temsilciliklerde ise oy verme işlemi 9 Mayıs’ta sona erecek. Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler, tatil günleri dahil 24 saat süreyle oy kullanılabilecek.

14- İlk önce hangi oy pusulası sayılacak?

Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimi oy pusulaları aynı zarfa konulacak. Önce cumhurbaşkanı seçimine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılacak. Zarftan çıkan oy pusulalarında bir seçim türüne ait olanın geçersiz olması, diğerinin geçersiz sayılmasını gerektirmeyecek.

15- Türkiye genelinde hangi saatler arasında oy verilecek?

Türkiye genelinde oy verme işlemi 08.00 ile 17.00 saatleri arasında yapılacak. Saat 17.00 itibarıyla sırada bekleyenler varsa bu kişilerin sandık kurulu başkanınca sayılıp oy vermeleri sağlanacak.

Paylaşın

İstanbul’da Yaşamanın Ortalama Maliyeti 31 Bin 788 Lira

Türkiye’nin en kalabalık şehri İstanbul’da yaşamanın ortalama maliyeti dört kişilik bir aile için aylık 31.788 liraya yükseldi. İstanbul’da ortalama yaşam maliyeti, geçtiğimiz aya göre 1.225 lira arttı.

Haber Merkezi / İstanbul Planlama Ajansı (İPA), “İstanbul’da Yaşam Maliyeti” araştırmasının sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı. Araştırmaya göre, İstanbul’da yaşamanın maliyeti geçen senenin aynı ayına göre yüzde 86,14 arttı.

İstanbul’da yaşamanın ortalama maliyeti geçtiğimiz aya göre 1225 lira daha artarak 31 bin 788 lira olarak hesaplandı.

Fiyatları incelenen ürünler arasında en fazla artışın yüzde 20 ile et ve kuşbaşı fiyatlarında yaşandığı görüldü. Mart ayı değişim oranlarına göre İstanbul’da yaşam maliyetinin yıllık (son 12 ay) artış oranı yüzde 86,14 olarak gerçekleşti.

Açlık sınırının 9 bin 590 lira

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), mart ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 9 bin 590 liraya, yoksulluk sınırının ise 31 bin 240 liraya yükseldiğini bildirmişti.

Verilere göre, dört kişilik bir aile için İstanbul’da yaşamanın maliyeti, yoksulluk sınırının üzerinde yer aldı.

TÜİK Açıkladı: Enflasyon yüzde 50,51

TÜİK verilerine göre, enflasyon mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2,29, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,52, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,51 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 70,20 olarak gerçekleşti.

ENAG Duyurdu: Enflasyon yüzde 112,51

ENAG’ın verilere göre ise, enflasyon martta yüzde 5,08 arttı. Endeksteki yıllık artış ise yüzde 112,51 oldu. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 112.51 olarak gerçekleşti.

İstanbul’da 242 ürünün 112’sinde fiyatlar arttı

İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) verilerine göre, mart ayında İstanbul’da 242 ürünün 112’sinin fiyatı artarken, 33 ürünün fiyatı düştü, 97 ürünün fiyatı ise değişmedi.

İTO’ya göre, mart ayında İstanbul’da enflasyon bir önceki aya göre yüzde 2,95, bir önceki yılın aynı ayına yüzde 74,22 arttı.

Paylaşın

Mart Ayında En Az 23 Kadın Öldürüldü; Fail Yine Tanıdık

Türkiye’de mart ayında 16’sı evinde, 4’ü sokakta, 1’i otelde, 1’i iş yerinde, 1’i ormanlık alanda olmak üzere 23 kadın öldürüldü. Katledilen kadınların yüzde 70’i evlerinde öldürüldü.

Haber Merkezi / Öldürülen kadınların 12’si kesici aletlerle, 10’u ateşli silahlarla ve 1’i boğularak öldürüldü. Hayatını kaybeden kadınların yüzde 52’si kesici aletler ile öldürüldü.

23 kadının 9’u evli olduğu erkek, dördü birlikte olduğu erkek, ikisinin eski erkek arkadaşı, ikisinin babası, ikisinin oğlu, ikisinin tanıdığı şahıs, biri akrabası, biri eski eşi tarafından öldürüldü.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Mart ayı erkek şiddeti verilerini kamuoyu ile paylaştı.

Platformun 13 yıldır Türkiye’de kadın katliamlarına karşı mücadele yürüttüğü belirtilen raporda, platformun 2010 yılından bu yana erkek şiddetini rapor altına aldığı belirtildi.

Mart ayında 23 kadının öldürüldüğü, 19 kadının da şüpheli şekilde öldüğü bilgisine yer verilen raporda, kadınların sekizinin boşanmak istemesi, ya da barışmayı, evlenmeyi ret ettikleri için ikisinin ekonomik gerekçe, birinin bakım altında olduğu bahanesiyle öldürüldüğü, on ikisinin ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemediği aktarıldı.

Rapora göre, 23 kadının 9’u evli olduğu erkek, dördü birlikte olduğu erkek, ikisinin eski erkek arkadaşı, ikisinin babası, ikisinin oğlu, ikisinin tanıdığı şahıs, biri akrabası, biri eski eşi tarafından öldürüldü.

Bu ay kadınların yüzde 39’u evli olduğu erkek tarafından katledildi.

Kadınlar nerede öldürüldü?

Kadınların 16’sının evinde, dördünün sokakta, birinin otelde, birinin iş yerinde, birinin ise ormanlık alanda öldürüldüğü kaydedilen rapora göre, bu ay kadınların yüzde 70’i evlerinde öldürüldü.

Yaklaşan 14 Mayıs seçimlerine dikkat çekilen raporda, şunlar kaydedildi:

“Seçimler yaklaştıkça bazı siyasi partiler, içlerindeki kadın düşmanlığını ortaya çıkarmaya başladı. Şu anki siyasi iktidar yanına benzer yobaz düşüncelerdeki siyasi partileri topladı. Bu partilerden HÜDA PAR’ın daha önce İstanbul Sözleşmesi karşıtı söylemlerde bulunduğunu ve LGBTİQ+ nefret mitinglerine çağrılar yaptığını biliyoruz. Yine aynı parti çocuk yaşta evliliklerin olabileceğini ifade etmişti. Bu ittifakın diğer bir üyesi Yeniden Refah Partisi’nin ittifaka katılım şartları ise direkt kadınların kazanılmış haklarına saldırı içeriyor. Bu parti de kadınları koruyan 6284’ün ve nafakanın kaldırılmasını, laik eğitim sisteminden vazgeçilmesini talep ediyor.

Ama biz kadınlar sizin zihniyetinizle savaşmaya devam edeceğiz. Mücadele ederek kazandığımız hiçbir şey sizin seçim pazarlığınız olamaz. Kendi hayatlarımız hakkında kendimiz karar alacağız, mücadele edeceğiz, direneceğiz, yaşayacağız ve sizler ise hep beraber gideceksiniz.”

Duruşmaya çağrı

Raporda, son olarak da kapatma davasının 5 Nisan’da görülecek duruşması hatırlatılarak, tüm kesimler Çağlayan Adliyesi’ne davet edildi.

Paylaşın

Gıda Enflasyonu AK Parti Döneminde Yüzde Bin 749

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) de gıda fiyatlarında yaşanan artışa ilişkin araştırma verilerini paylaştı. Buna göre AK Parti iktidarı döneminde gıda fiyatlarında yüzde bin 749 oranında fiyat artışı yaşandı.

Haber Merkezi / DİSK-AR açıklamasında TÜİK verilerine işaret edilerek, resmi enflasyonun farklı gelir gruplarına ilişkin gerçeği yansıtmadığı kaydedildi.

“Resmi ortalama enflasyon oranları düşük gelirlilerin, emekçilerin günlük yaşamda karşılaştığı ve hissettiği oranlar değildir” denilen açıklamada, “Bu nedenle DİSK-AR olarak TÜİK’in ham verilerinden yararlanarak emeklilerin, dar gelirlilerin, düşük gelirlilerin hissettiği gıda enflasyonunu yeniden hesaplıyoruz. Yaptığımız hesaplamaya göre gıda enflasyonu ortalama yüzde 67,9 olarak gerçekleşirken, emeklilerde gıda enflasyonu yüzde 86,5 oldu. Üçüncü yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 73,8 olurken, düşük gelirli ikinci yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 87,5, en yoksul yüzde 20’lik gelir grubun gıda enflasyonu ise yüzde 100,2 olarak gerçekleşti” bilgileri paylaşıldı.

En yüksek gelir grubunun gıda enflasyonunun yüzde 50 olduğu ve buna karşılık en yoksul kesim için bu oranın yüzde 100’ü aştığı vurgulanarak, “Bu durum enflasyonun gelir gruplarına göre önemli ölçüde farklı hissedildiğini ortaya koyuyor” denildi.

DİSK-AR açıklamasında birçok farklı veriye yer verilirken, AK Parti iktidarı dönemine de dikkat çekildi. Gıda enflasyonun 20 yıllık süreçte yüzde bin 749 arttığı kaydedildi.

Araştırmanın tamamı için TIKLAYIN

TÜİK Açıkladı: Enflasyon yüzde 50,51

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mart 2023 rakamlarını açıkladı.

Buna göre, enflasyon mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2,29, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,52, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,51 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 70,20 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 17,27 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 70,73 ile lokanta ve oteller oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla mart ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde -1,92 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, mart ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 6,30 ile eğitim oldu.

Mart ayında, endekste kapsanan 143 temel başlıktan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 5’li Düzey), 24 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 8 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 111 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, 2023 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2,19, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 12,27, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 52,11 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 63,72 olarak gerçekleşti.

ENAG Duyurdu: Enflasyon yüzde 112,51

Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), şubat ayı enflasyon araştırmalarının sonucunu açıkladı.

ENAG’ın verilere göre, tüketici fiyat endeksi (E-TÜFE) martta yüzde 5,08 arttı. Endeksteki yıllık artış ise yüzde 112,51 oldu. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 112.51 olarak gerçekleşti.

Verilere göre, ana ürün grupları kapsamında en az aylık artış sağlık, en fazla yükseliş ise yüzde 11.62 ile giyim ve ayakkabı kaleminde gerçekleşti. İkinci sırada yüzde 6.94 artışla lokanta ve oteller, üçüncü sırada ise yüzde 6.54 artışla ev eşyası yer aldı.

Paylaşın