Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na Gönderme: Ben Hesap Uzmanı Değilim, Ekonomistim

Katıldığı bir etkinlikte konuşan Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek, “Millet kumar masasına tekmeyi vurarak devirmiştir. Hesap uzmanıyım diye övünenler dimyata pirince giderken evlerindeki 40 milletvekilinden de olmuştur. İktidar hırsıyla yapılan yanlış hesaplar bu sefer Bağdat’tan değil sandıktan dönmüştür. Ben hesap uzmanı değilim, ekonomistim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Burada bu hesabı sizlerle de paylaşayım. CHP vekil sayısı 2018’de 146’ydı. 2023’te vekil sayısı 169’a çıktı. Fakat buradan kiralık vekiller verdiler onlar da 40 tane. 40 vekil gidince 129’a vekil sayıları düştü. Hesap uzmanı bu işi böyle yapar mı? 40’ı gitti, 129 vekil kaldı. 17 vekil burada düşmüş oldu. Bundan sonrasını herhalde oraya gönül vermiş olan CHP’li arkadaşlar düşünecektir. Eski Türkiye ittifakı sandıkta milletten ikinci kez kırmızı kartı yemiştir. Eski sisteme dönüş önerileri bir kez daha elinin tersiyle itmesi son derece manidardır.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

Kuruluşundan bugüne TOBB çatısı altında emek vermiş ancak aramızda olmayan ebediyete intikal etmiş kardeşlerimizi rahmetle yad ediyorum. TOBB’da delege olarak 10-20-30 yıl ve üzerinde süresini tamamlayan kardeşlerimizi tebrik ediyorum. Sizlerin şahsında büyük ve güçlü Türkiye idealine sahip çıkan TOBB üyelerine ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Türkiye’ye hizmet mücadelemizde bugüne kadar hep sizlerle yol yürüdük. Sırt sırta vererek beraberce yaşadık.

Ekonomimizi çökertmeyi amaçlayan saldırıları beraber püskürttük. Türkiye’yi tarihinin en büyük yatırım hamleleriyle beraber tanıştırdık. Milli gelirimizi 236 milyar dolardan 1 trilyon dolar sınırına beraber getirdik. Kişi başı geliri 3 bin 600 dolardan alıp 10 bin 650 dolara beraber yükselttik. İstihdamı 32 milyona beraber ulaştırdık. İhracatımızı 36 milyar dolardan 255 milyar dolara turist sayısını 51,5 milyonun üstüne beraber çıkardık. 60 yıllık hayal olan TOGG projesini sizlerin de sahiplenmesiyle birlikte gerçeğe dönüştürdük.

Son 21 yıla damga vuran bu eşsiz başarıları kamu özel sektör dayanışması içinde beraberce yazdık. İnşallah bundan sonra aynı çizgide yolumuza devam edeceğiz. Farklı hesaplarla hareket edenleri asla aramıza sokmayacağız. Ülkemizin karşılaştığı sorunlara ortak akılla çözüm arayacağız. Türkiye Yüzyılı’nı hep beraber inşa edeceğiz. TOBB üyeleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hedeflerimize ulaşması noktasında üzerlerine düşen görevi yerine getireceklere inanıyorum. Sizlere güveniyorum.

Tarihimizin en önemli seçim süreçlerinden birini hamdolsun başarıyla tamamladık. 14 Mayıs’ta seçimlerin Meclis boyutu neticelenmişti. 28 Mayıs’ta cumhurbaşkanlığı aşaması sonuçlandı. Her iki seçimi de demokrasimize yakışır olgunlukla gerçekleştirdik. Rekor katılımla vatandaşlık görevimizi ifa ettik. Adeta yüzde 90’lara dayanan bir katılım. Seçim sonuçlarının hayırlı olmasını diliyorum. Yurt dışında yaşayan kardeşlerimi hepimizi gururlandıran yüksek katlımdan dolayı ayrıca tebrik ediyorum.

28 Mayıs gecesini ülkemizle birlikte Afrika’dan Asya’ya Türk cumhuriyetlerine kadar her yerde bayram gecesine çeviren tüm dost ve kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Sokaklardaki o eşi benzeri görülmemiş coşkunun arkasında yatan sebepleri çok iyi analiz edeceğiz. Gerek anlam ve sonuçları itibarıyla ülke olarak kader seçimi yaşadığımızın farkındayız. Anadolu irfanı bir kez daha siyaset mühendisliklerine galip gelmiştir. Terör örgütleri eliyle siyaseti yönlendirme çabaları hedeflerine ulaşamamıştır. Seçimin kazananı Türk demokrasisi ve milleti olmuştur. Kendini bu topraklara ait hisseden her bir vatandaşım bu seçimin tartışmasız kazananıdır.

Kampanya sürecinde kışkırtmalara rağmen sadığa gölge düşürmeyen seçimin kazananıdır. Sırf farklı tercihlerde bulunduğu için iğrenç hakaretlere uğrayan depremzedelerimiz bu seçimin en büyük kazananıdır. Terör örgütü mensuplarının tehditlerine boyun eğmeyerek sandıklara koşan gurbetçilerimiz bu seçimin kazananıdır. Türkiye denilince gözleri parlayan gözlerinden damlalar akan ülkemiz için dua eden bizimle sevinip bizimle üzülen tüm mazlum ve mağdurlar bu seçimin kazananıdır.

“Eski Türkiye ittifakı sandıkta milletten ikinci kez kırmızı kartı yemiştir”

Türkiye Yüzyılı teklifimiz seçimlerde milletimiz tarafından büyük teveccühle kabul görmüştür. Milletimiz 323 milletvekiliyle Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanlığına yüzde 52,18 oranında oyla şahsımıza vererek istikrar sürsün Türkiye büyüsün demiştir. Millet kumar masasına tekmeyi vurarak devirmiştir. Hesap uzmanıyım diye övünenler dimyata pirince giderken evlerindeki 40 milletvekilinden de olmuştur. İktidar hırsıyla yapılan yanlış hesaplar bu sefer Bağdat’tan değil sandıktan dönmüştür.

Ben hesap uzmanı değilim, ekonomistim. Burada bu hesabı sizlerle de paylaşayım. CHP vekil sayısı 2018’de 146’ydı. 2023’te vekil sayısı 169’a çıktı. Fakat buradan kiralık vekiller verdiler onlar da 40 tane. 40 vekil gidince 129’a vekil sayıları düştü. Hesap uzmanı bu işi böyle yapar mı? 40’ı gitti, 129 vekil kaldı. 17 vekil burada düşmüş oldu. Bundan sonrasını herhalde oraya gönül vermiş olan CHP’li arkadaşlar düşünecektir. Eski Türkiye ittifakı sandıkta milletten ikinci kez kırmızı kartı yemiştir.

Eski sisteme dönüş önerileri bir kez daha elinin tersiyle itmesi son derece manidardır. 6 tane Cumhurbaşkanı yardımcılığı, yanlış bir araya gelişler ne demokrasiye sığar ne bu milletin ruh köküne yakışır. Bu noktada özellikle dünyada en gelişmiş ülkelerin ve dolayısıyla bizim de ortaya koyduğumuz sistem kabul gördü. Siyaset kurumunun sandıktan çıkan bu iradeyi doğru okuması gerektiğine inanıyorum. Milletin kararını verdiği konularda yeni dayatmalarda bulunmaktan vazgeçilmelidir. Tarihi geriye sardırmanın hiçbir faydası yoktur.

Eski sistem tartışmalarını rafa kaldırmalı, sivil siyasetin en büyük kazanımı olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni tekemmül ettirmeye odaklanmalıyız. Mevlana’nın dediği gibi; “Her gün bir yerden göçmek ne iyi, her gün bir yere konmak ne güzel. Bulanmadan donamdan akmak ne hoş. Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” Yeni şeyler söylemek lazım. Bizim vazifemiz düne saplanıp kalmak yerine ülkenin önüne yeni hedefler koymaktır.

Sandıkta tecelli eden iradeyle kavga edilmeyeceği gerçeğini ülkemizde tüm muhalefet partilerinin anladığını ümit ediyorum. Türkiye’nin önemli bir noksanı da demokrasideki o muhalefeti göremeyişidir. Muhalefet noksanlığı var. Samimi bir özeleştiri yaptıktan sonra muhalefetin sandıktan yükselen bu çağrıya kulak vereceğini düşünüyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde devlet organları arasındaki işbirliğini güçlendirerek ülkemize hizmet etmeyi sürdüreceğiz.

Seçim belirsizliğinin ortadan kalkmasıyla birlikte gündemimizdeki esas konulara yoğunlaşabileceğiz. Dünden itibaren çalışmaya başladık. Asrın felaketi olarak nitelenen depremlerin yaralarının sarılması en öncelikli meselemizdir. Her bir şehrimize farklı tarihlerde 3-4 kez giderek afetzedelerin yanında olduğumuzu gösterdik. 180 bine yakın afet konutumuzun inşa süreci de başladı. Deprem bölgesinde 319 bini ilk 1 yıl içinde olmak üzere toplam 650 bin konut inşa edeceğiz. İzmir’de bunu depremden hemen sonra gerçekleştirdik.”

Paylaşın

HDP Ve YSP: Hedeflediğimiz Başarının Altındayız

HDK, DTK, HDP, YEŞİL SOL PARTİ, DBP, seçim sonuçlarına ilişkin yaptıkları ortak açıklamada, “Seçim sonuçları itibariyle hedeflediğimiz başarının altındayız ve bu durumu kabul ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Ortak açıklamanın devamında, “Ancak Kürt halkının özgürlük ve Türkiye halklarının demokrasi mücadelesinin belirleyiciliğini sandık matematiği üzerinden zayıflattığını düşünenlere bir kez daha sesleniyoruz: Bizler hep siyasal olarak var olduk ve ezilenler için umut olduk.

Yeni mücadele döneminde de örgütsel, politik ve toplumsal olarak kader tayin edici rolümüz devam edecektir. Bu rolümüzü en çok da ‘devlet aklıyla’ hareket ettiğini ifade edenler biliyor. İnatla ve ısrarla; demokrasi mücadelesindeki rolümüzü daha fazla büyüteceğiz ve daha güçlü bir özgürlük çıkışının öncüsü olacağız” denildi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşil Sol Parti (YSP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Sözcüleri/ Eş Genel Başkanları bir araya gelerek seçim sonuçlarını ve önümüzdeki döneme dair yapılacak çalışmaları değerlendirdi.

Beş maddelik açıklama şöyle:

1. Kürt Siyasal Hareketine yönelik Çökertme Planı karşısında çetin ve sert bir mücadele dönemini hep birlikte yaşadık, yaşıyoruz. Kürt halkının özgürlük ısrarı karşısında devreye konulan süreklileşmiş darbe politikalarına en net yanıt 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde Kürdistan’da verilmiştir.

Statüsüzlük ve rejimin inkar/imha politikaları karşısında özgürlük duruşunda ısrar eden Kürt halkının, başta seçim süreci olmak üzere ortaya koyduğu destansı direnişinin ve zulüm iktidarına karşı sandığa yansıttığı tavrının önünde saygıyla eğiliyor; önümüzdeki dönem bu kararlı duruşa doğru, etkili ve sonuç alıcı yoldaşlık yapacağımızın sözünü yineliyoruz.

2. Aynı şekilde her türden komploculuğu, hileyi, yalanı ve dezenformasyonu devreye sokan ve devletin bütün olanaklarını kullanan faşist iktidar karşısında Türkiye halklarının gösterdiği tutumu da selamlıyoruz. Toplumdaki iki kişiden birinin Saray rejimine rıza göstermediği gerçeği, bizler açısından yeni dönemde demokratik-devrimci toplumsal mücadeleyi büyütme gerekçesidir.

3. Seçim sonuçları itibariyle hedeflediğimiz başarının altındayız ve bu durumu kabul ediyoruz. Ancak Kürt halkının özgürlük ve Türkiye halklarının demokrasi mücadelesinin belirleyiciliğini sandık matematiği üzerinden zayıflattığını düşünenlere bir kez daha sesleniyoruz: Bizler hep siyasal olarak var olduk ve ezilenler için umut olduk.

Yeni mücadele döneminde de örgütsel, politik ve toplumsal olarak kader tayin edici rolümüz devam edecektir. Bu rolümüzü en çok da ‘devlet aklıyla’ hareket ettiğini ifade edenler biliyor. İnatla ve ısrarla; demokrasi mücadelesindeki rolümüzü daha fazla büyüteceğiz ve daha güçlü bir özgürlük çıkışının öncüsü olacağız.

“Moralsizliğe, yılgınlığa kapılmadan…”

4. Demokrasi ve özgürlük mücadelemizin büyük değerlerine; zindanlarda, sürgünde, mücadelenin her alanı ve aşamasında yer alan, bedel ödeyen, emek veren her arkadaşımıza, yoldaşımıza zafer sözümüzü tekrarlıyoruz.

5. Moralsizliğe, yılgınlığa asla kapılmadan ve herhangi bir algı operasyonuna prim vermeden önümüzdeki günlerde gerek bileşenlerimizle ve kurumsal yapılarımızla gerekse de halkımızla ortaya çıkan tabloyu etraflıca değerlendireceğiz. Gerekli sonuçları çıkararak emek, barış, demokrasi, özgürlük, doğa, gençlik ve kadın düşmanı bu rejime karşı bir adım dahi geri atmadan mücadelemizi daha da ileriye taşıyacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.”

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Dört Ülke İçin Kıtlık Uyarısı

Birleşmiş Milletler (BM) Sudan, Haiti, Burkina Faso ve Mali için gıda kıtlığı uyarısında bulundu. Afganistan, Nijerya, Somali, Güney Sudan ve Yemen’de gıda güvenliği alarm veren ülkeler arasında.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Gıda Programı’nın (WFO) yayınladığı rapora göre, Sudan, Haiti, Burkina Faso ve Mali kıtlık riskiyle karşı karşıya.

Rapora göre, Afganistan, Nijerya, Somali, Güney Sudan ve Yemen’de gıda güvenliği konusunda yüksek alarm veren ülkeler arasında. En yüksek alarm seviyesindeki ülkeler açlık riskiyle karşı karşıya.

Raporda, bu dokuz ülkenin dışında, 22 ülkede daha gıda güvenliğinin risk altında olduğu belirtildi.

FAO Genel Direktörü Qu Dongyu, gıda güvensizliğinin nedenlerine uzun vadeli çözümler üretmek için tarımda acil eyleme geçilmesi gerektiğini söyledi. 

WFP Direktörü Cindy McCain ise, değişen iklim koşullarına ve kıtlığı önlemesine yardımcı olacak somut eylem eksikliğinin feci sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti.

Raporda ayrıca, yoksul ülkelerde ekonomik krizlerin daha da kötüleşeceğine dair endişelerde gündeme getirildi.

FAO ve WFP, iç çatışmaların devam etmesi durumunda bir milyondan fazla insanın Sudan’dan kaçabileceği konusunda uyardı.

Sudan’da 2,5 milyondan fazla insanın, güvenlik nedeniyle kapatılan ikmal yolları yüzünden önümüzdeki aylarda şiddetli açlıkla karşı karşıya kalabileceği belirtildi.

Paylaşın

Suudi Arabistan Terör Suçlamasıyla İki Kişiyi Daha İdam Etti

Suudi Arabistan, terör eylemleri işlemekle suçladığı iki Bahreynliyi idam etti. Birleşmiş Milletler, idam edilen iki kişi aleyhindeki tüm infaz işlemlerinin durdurulması ve uluslararası hukuk standartlarına göre yeniden yargılanmaları çağrısında bulunmuştu.

Haber Merkezi / Suudi Arabistan’da bu yıl 40’tan fazla idam infaz gerçekleştirilirken, 2022 yılında 147 kişi idam edilmişti. İdam edilenlerin 81’i terörizmle suçlanmıştı.

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, terör eylemleri işlemekle suçladığı Bahreyn vatandaşı Cafer Sultan ve Sadık Thamar’ın idam edildiğini duyurdu.

İçişleri Bakanlığı, konuya ilişkin açıklamasında, Cafer Sultan ve Sadık Thamar’ın Suudi Arabistan ve Bahreyn’in güvenliğini istikrarsızlaştırmayı amaçlayan terör örgütleri ile ilişkili olduğunu belirtti.

Bakanlık açıklamasında ayrıca, idam edilen Sultan ve Thamar’ın patlayıcı kaçakçılığı yaparak Suudi Arabistan’daki teröristlere yardım ettiklerini vurguladı.

Öte yandan Bahreyn makamları tarafından şu ana kadar konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

İdam edilen Cafer Sultan ve Sadık Thamar’ın hangi terör örgütleri ile ilişkisi olduğu ise açıklanmadı.

Birleşmiş Milletler Haksız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü, Haziran 2022’de Suudi yetkililere bir mektup göndererek, iki kişi aleyhindeki tüm infaz işlemlerinin durdurulması ve uluslararası hukuk standartlarına göre yeniden yargılanmaları çağrısında bulunmuştu.

Uluslararası Af Örgütü’ne göre Sultan ve Tamar, 8 Mayıs 2015’te Suudi Arabistan’da tutuklanmış, Ekim 2021’de mahkum edilmişti.

Suudi Arabistan’da 2 Mayıs’tan bu yana dokuz kişi idam edilirken, bu yıl 40’tan fazla idam infazı gerçekleştirildi. 2022 yılında 147 kişi idam edilirken, bunlardan 81’i terörizmle suçlandı.

Paylaşın

Dolar, Seçim Sonrası Nasıl Bir Seyir İzleyecek?

Türk lirası seçimin ardından ikinci güne de değer kaybıyla başladı. Günün ilk saatlerinde hızla yükselerek 20,26’yı gören dolar 10.20 civarında tekrar yükselerek 20,35’e ulaştı. Öte yandan, euro 21,91, sterlin ise 25,13 seviyesini test etti.

BBC Türkçe’den Özge Özdemir’e konuşan uzmanlarının Dolar/TL kuruna ilişkin geleceğe yönelik tahminleri şöyle;

Analist Beste Naz Süllü, 17 kez seçim kazandığını hatırlattığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın izleyeceği ekonomi politikalarını tahmin etmenin zor olmadığını söylüyor.

Süllü, TL’nin değer kazanmasına yönelik politikaların izlenmediğini vurgulayarak, “Kurun bu saatten sonra düşmesini kimse beklemiyor” diyor.

Piyasada genel kanı, Dolar/TL’nin suni şekilde 20 seviyesinde tutulduğu, kurun aslında daha da yüksek olması gerektiği yönünde.

Bank of America, kurda adil seviyesinin 24 olduğu görüşünde. Çok sayıda yabancı kurum da kurun 24-25 seviyesinde olmasını bekliyor.

‘Yaz aylarında döviz dengelenebilir’

Global Securities Araştırma Grubu Direktörü Serdar Pazı, Türkiye’de bir dış finansman ihtiyacı olduğunu ancak yaz aylarının gelmesi ve turizmin canlanmasıyla beraber bir dengelenme olabileceğini düşünüyor.

“Yaz aylarında döviz akımı ve döviz talebi birbirini dengeleyebilir” diyen Pazı, seçimlerden önce ciddi bir şekilde arası açılan bankalar arası ve Kapalıçarşı kur makasının da daralacağı görüşünde.

Bankalara getirilen kurallar yüzünden insanların fiziki dolara talebinin artmasıyla, Kapalıçarşı başta olmak üzere döviz bürolarının sağladığı kur ve bankalarda işlem görülen kur arasındaki makas hayli artmıştı.

Pazı, bunda seçim belirsizliğinin azalmasının da bir rol oynayabileceğini vurguluyor.

‘Yeni anlaşmalar gelebilir’

Merkez Bankası’nın rezervleri, kurun ateşinin alınması ve kur ataklarına karşı korunmak için en önemli araçlardan biri.

Peki Merkez Bankası’nın rezervlerinde görülen erimenin etkileri ne olur ve bunun için ne yapılması gerekir?

Yaz aylarının bir rahatlama sağlayabileceğini açıklayan Serdar Pazı, yeni anlaşmaların da gelebileceğini aktarıyor:

“Şu ana kadar çok alışık olmadığımız ölçüde swap anlaşmalarıyla, Körfez ülkelerinden, Çin’den, Azerbaycan’dan ve o ülkelerin merkez bankalarından gelen mevduat ile döviz rezervinde bir tür rahatlama görüldü.

Ancak dış ticaret tarafında ithalat daha hızlı artıyor. Bunun bir şekilde finanse edilmesi gerekiyor, yeni anlaşmaların gelmesi olasılığı fazla.”

‘Sermaye kontrolleri genişletilebilir’

Kurun bundan sonraki seyrinde, yeni kabinede yer alacak isimler ve yeni ekonomi politikası önemli rol oynayacak.

Piyasaların talebi, ortodoks iktisadi politikalara dönülmesi yönünde. Ancak yeni kabinenin düşük faiz politikasından vazgeçip vazgeçmeyeceği bilinmiyor.

Analist Beste Naz Süllü, “Benim beklentim doların 23,80 seviyesinde durması ve buralarda bir denge arayışı olması yönünde. Bu şekilde hesaplamamın da nedeni; beklenen enflasyon, Merkez Bankası’nın eksi rezervleri, cari açığın finansmanı ve seçim ekonomisinden geçen ekonominin sıcak para ihtiyacından dolayı” diyor.

Beste Naz Süllü, Merkez Bankası ve piyasalardaki kur arasındaki makasın açılmasını bekliyor, bunu da Erdoğan’ın zafer konuşmasında bu zamana kadar izlenen politikalardan dönüş olmayacağı sinyalini vermesine bağlıyor.

Süllü, “Kredilerdeki tıkanıklık bizdeki büyümeyi etkileyecek ancak anladığımız kadarıyla kamusal anlamda bir büyüme yaratacak. Enflasyon reçetesi konusunda sermaye kontrollerinin genişletilmesi beklenebilir.

Kurdaki yükselişin faturası politikalara değil de hanehalkı ve kuruluşlara fatura edilebilir. Bu da dövize ulaşmayı daha da zorlaştırabilir” yorumunda bulunuyor.

Kur, seçim belirsizliğinin hakim olduğu dönemde 20’nin üzerine çıkarak rekor tazelemişti.

Merkez Bankası’nın piyasaya müdahale ederek kuru dengede tutmaya çalıştığı için rezervlerini satması ise uzun zamandır gündemdeydi.

Hatta Merkez Bankası’nın net uluslararası rezervleri bir önceki hafta 21 yıl sonra ilk defa sıfırın altına inerek eksi 1,5 milyar dolar oldu.

Paylaşın

RTÜK Duyurdu: Altı Kanala Seçim Yayını İncelemesi

RTÜK, YSK yayın yasaklarına uymadığı ve seçim sürecindeki yayın ilkeleri ihlalleri gerekçesiyle, Halk TV, Tele 1, KRT, TV5, Flaş Haber ve Sözcü TV’ye inceleme başlatıldığını duyurdu.

Haber Merkezi / RTÜK tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, yayınlarda ‘halkı aşağılayan hakaret ve saldırılarda’ bulunulduğu öne sürüldü.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Halk TV, Tele 1, KRT, TV5, Flaş Haber ve Sözcü TV’ye inceleme başlatıldığını duyurdu. RTÜK’ün açıklamasında yer alan ifadeler şöyle:

“Milli iradenin tecelli ettiği seçim günü akşamı FOX TV’de programcılardan Çiğdem Toker’in “Demokrasi sandıktan ibaret değildir” şeklindeki açıklamaları ve yayının tamamı uzmanlarımız tarafından raporlaştırılmaya başlanmıştır. Raporun tekemmül etmesine müteakip ilk Üst Kurul toplantısında dosya karara bağlanmak üzere gündeme alınacaktır.

Yine izleyicilerden gelen yoğun şikayetler üzerine sandıkların açılması ve sonuçların belli olmasıyla birlikte halkı aşağılayan, hakaret ve saldırılarla necip milletimizi küçük düşürmeye çalışan konuşmalara yer verilen HALK TV, TELE 1, KRT, TV 5, FLASH HABER ve SZC TV ile ilgili de incelemeler yapılmaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin de paylaşımı alıntılayarak, şu ifadeleri kullandı: Milli iradeye, demokrasiye, seçim sonuçlarına saygı duymayan ve halkımızı aşağılayan, aziz milletimizi küçük düşürmeye çalışanların bu tutumlarına sessiz kalmayacağız.

Paylaşın

“Merkez Bankası, Kur Korumalı Mevduat’ta Müdahale Edecek” İddiası

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) dövize dönüşebilir Kur Korumalı Mevduat’ta (KKM) adeta çılgın primlere neden olan uygulamaya müdahale edeceği öne sürüldü. Müdahale durumunda KKM’ye talebin kısmen azalması bekleniyor.

Seçim öncesi bazı bankaların yüzde 40’a kadar çektiği Kur Korumalı Mevduata verdikleri opsiyon primine Merkez Bankası el atıyor. Dövize dönüşebilir kur korumalı mevduatta adeta çılgın primlere neden olan uygulamaya Merkez Bankası’nın müdahale edeceği öne sürüldü.

Paramedya’nın bankacılık kulislerinden aktardığı bilgiye göre, Merkez Bankası kararnamesi ile bankaların dönüşüm oranının yüzde 60’dan yüzde 50’ye düşeceği belirtildi. Bu durumun bankaların KKM’ye verdikleri opsiyon priminde düşüş yaratması bekleniyor.

Yani 10 bin dolarını 3 aylık vade ile dövize dönüşebilir kur korumalı mevduat yapanlara ödenecek yaklaşık 600 dolarlık opsiyon priminin sonu geliyor. Düzenlemenin hayata geçmesi durumunda KKM’ye talebin kısmen azalması bekleniyor.

KKM hesabı nasıl açılır?

Kur Korumalı Mevduat Hesabı, hali hazırda müşterisi olduğunuz bankanın mobil internet bankacılığı ya da bankanın uygulamaları üzerinden açılabilir.

Aynı zamanda bank şubesine giderek KKM hesabı başvurusunda bulunabilirsiniz. Kur Korumalı Mevduat TL hesabı açtırmak için müşterisi olduğunuz banka önemli değildir. Dilediğiniz bankada bu işlemi gerçekleştirebilirsiniz.

Kur Korumalı kur farkı nasıl hesaplanır?

Kur koruması ile hesabınızın kapanış tarihindeki döviz kuru, hesabınızın açılış tarihindeki döviz kurundan yüksek ise aradaki fark size ödenecektir.

Kur Korumalı mevduat hesabı şartları nelerdir?

Hesap sahibinin “yurt dışında işçi, serbest meslek ve müstakil iş sahibi Türk vatandaşı ya da Türkiye’de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek kişi olması” gerekmektedir. Bunun dışında Kur korumalı mevduatta kapsam genişliyor.

KKM riskli mi?

Normal koşullarda kişi kur riskini kendisi üstlenmektedir. KKM ise kur riskini tamamen kamunun üstlenmesine neden olan bir araçtır.

Eğer kur artarsa, aradaki farkı bizzat devlet kendi ödemeyi taahhüt etmektedir. Nitekim 2022 yılında KKM’nin devlete maliyeti yaklaşık 200 milyar lira civarında olmuştur.

Kur Korumalı Hesap en az kaç olmalı?

Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Hesabı açmak için minimum tutar 1.000 (bin) TL, maksimum tutar 500.000.000 (beş yüz milyon) TL’dir.

KKM günah mı?

ALO 190 Fetva Hattı ‘kur korumalı mevduat’ uygulaması için “Vadeli mevduatta da faiz geçerli kur korumalıda da. Sonuçta banka fazlalık veriyor, yani faiz tahakkuk ediyor. Bu yüzden sakıncalı, haram” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Fikret Bila: CHP’de Yerel Seçimlere Kadar Kurultay Yok

CHP kulislerinden aldığı bilgileri aktaran gazeteci Fikret Bila, “Genel Merkez’deki hava yerel seçimlere kadar kurultay yapmamak. CHP, Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında yerel seçimlere gidecek. Kılıçdaroğlu’nun bu sonuçlar ile istifa etmek, görevini bırakmak, kurultayı çağırmak gibi bir eğilimi yok” dedi ve ekledi:

“Kılıçdaroğlu bazı MYK üyelerini değiştirebilir. Parti tüzüğüne göre Genel Başkanın parti meclisinden istediği kişileri MYK’ya alma yetkisi var. Bu bakımdan yenileme yapma ihtiyacı varsa bazı MYK üyelerini ya da tamamını değiştirerek yerel seçimlere hazırlanabilir.”

28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı 2. tur seçim sonuçlarının belli olması sonrası CHP Genel Merkezinde hareketli saatler yaşandı.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu gece saatlerinde Millet İttifakı liderleri, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile görüşmeler gerçekleştirdi. MYK üyeleriyle de değerlendirmeler yapan Kemal Kılıçdaroğlu’nun belirli kararlar aldığı iddia edildi.

Halk TV canlı yayınına katılan gazeteci Fikret Bilâ, söz konusu görüşmeler hakkında bilgiler paylaştı.

Bilâ’nın aktardığı bilgilerden satır başları şöyle:

“Seçim akşamı Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği anlaşıldıktan sonra CHP Genel Merkezi’nde Kılıçdaroğlu önce üçlü bir toplantı yaptı. Ekrem İmamoğlu ve Mansur yavaş toplantıya katıldı.

Arkasından Kılıçdaroğlu MYK’yı toplantıya çağırdı ve uzun sürem değerlendirmeler yapıldı. Bazı MYK üyeleri ‘sizin elinizi rahatlatmak için bizler görevlerimizden istifa edebiliriz, toplu da istifa edebiliriz’ diye öneriler götürdüler.

Kılıçdaroğlu bunun doğru olmayacağını ifade etti. Bu istifaların erken olduğunu ve partinin başarısız gibi gösterileceği gibi sonuçlar doğurabileceği değerlendirmesi yapıldı. İstifalar olmadı.

“Yerel seçimlere kadar kurultay yok”

Genel Merkez’deki hava yerel seçimlere kadar kurultay yapmamak. CHP, Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında yerel seçimlere gidecek. Kılıçdaroğlu’nun bu sonuçlar ile istifa etmek, görevini bırakmak, kurultayı çağırmak gibi bir eğilimi yok.

Kılıçdaroğlu bazı MYK üyelerini değiştirebilir. Parti tüzüğüne göre Genel Başkanın parti meclisinden istediği kişileri MYK’ya alma yetkisi var. Bu bakımdan yenileme yapma ihtiyacı varsa bazı MYK üyelerini ya da tamamını değiştirerek yerel seçimlere hazırlanabilir.

Millet İttifakı liderleri CHP ile görüşme yaptı. Yerel seçimlere ittifak ile gidilecek, böyle bir karar alındı. İttifak liderleri yerel seçimlere yine ittifak içinde gidilmesi gerektiğinin kararını vermiş durumdalar.

Seçim hakkında CHP Genel Merkezinde detaylı bir değerlendirme yapılacak. Bu konu hakkında çalışmalar başladı.

İlk etapta göze çarpan bazı bilgiler var. Örneğin İstanbul’da Ak Parti’nin elinde olan ilçe belediyeleri var. 7-8 AKP ilçe belediyesinin olduğu ilçelerde Kılıçdaroğlu, Erdoğan’dan daha fazla oy almış. Ankara’da Etimesgut MHP’lidir. Mamak Ak Partilidir. Bu iki ilçede de Kılıçdaroğlu önde.

Belki yerel seçimlerde çok daha parlak bir seçim zaferi kazanıldıktan sonra Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı, parti genel başkanlığı gibi konular gündeme gelebilir.”

Paylaşın

“Aktif Siyaseti Düşünmüyorum” Demişti, Mehmet Şimşek Kabinede Yer Alacak Mı?

Yurt dışında finans kuruluşlarındaki işleri sebebiyle aktif siyasete girmeyi düşünmediğini belirten Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştü. Ancak görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntılar basına yansımadı.

Erdoğan’ın seçim akşamı yaptığı balkon konuşmasında yeni bir ekonomi politikası tasarladıklarının sinyalini verirken, Şimşek’in bu politikanın uygulanacağı yönetimde bulunması bekleniyor. Ancak, Mehmet Şimşek’in yeni oluşturulacak kabinede yer alıp almayacağı ise bilinmiyor.

Türkiye’de seçim sonrası “düşük faiz yüksek kur politikasına” yeni dönemde devam edilip edilmeyeceği merak edilirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önceki akşam yaptığı balkon konuşmasında yeni bir ekonomi politikası tasarladıklarının sinyalini verdi.

Eski Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bu politikanın uygulanacağı yönetimde bulunması beklenirken, yeni oluşturulacak kabinede yer alıp almayacağı ise bilinmiyor.

Reuters haber ajansı Erdoğan ile Şimşek’in dün biraraya geldiğini aktardı. Ancak görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntılar basına yansımadı.

Diğer yandan Reuters haber ajansı seçim öncesi yayınladığı bir haberde hükümet yetkilileri ve konu hakkında doğrudan bilgi sahibi olan 9 kaynakla görüşmeler yaptığını aktararak, AK Parti’den bir grubun kademeli faiz artışları ve hedefli bir kredi programından oluşan yeni ekonomi politikasının nasıl benimsenebileceğini tartışmak üzere geçtiğimiz haftalarda biraraya geldiğini bildirmişti.

Yönetim dışında olan ancak geçmişte üst düzey görevlerde bulunmuş bazı AK Parti üyelerinin de dahil olduğu görüşmelere, Erdoğan’ın doğrudan katılmadığı belirtilmişti.

Ancak Reuters bu grubun aksine parti içinde faiz indirimlerine devam edilmesi ve mevcut ekonomi politikasına bağlı kalınmasını savunan AK Partili yetkililerin de yer aldığına dikkat çekmişti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın dün verdiği bir demeçte, Şimşek’in dolaylı desteğinin hep sürdüğünü belirterek, “Bundan sonra da destek vermeye devam edecek. Bunun şekli ne olur, kabineye girer, giremez onu bilemiyorum” dedi.

Erdoğan seçimden önce yaptığı bir açıklamada, Şimşek koordinasyonunda bir ekibin ekonomi politikalarını daha da güçlendirmek için hazırlıklar yürüttüğünü söylemişti.

“Aktif siyaseti düşünmüyorum” demişti

Mart ayında Erdoğan’la görüşen Şimşek görüşme sonrası Twitter hesabından yaptığı açıklamada, kendi alanına giren her konuda istenen desteği vermeye hazır olduğunu, ancak yurt dışında finans kuruluşlarındaki işleri sebebiyle aktif siyasete girmeyi düşünmediğini belirtmişti.

Erdoğan önceki akşam yaptığı balkon konuşmasında, “faiz indirildi, enflasyon da inecek” diyerek, “uluslararası itibara sahip finans yönetimi, yatırım ve istihdam odaklı bir üretim ekonomisi tasarladıklarını” dile getirdi.

Mehmet Şimşek 2015-2018 yıllarında Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı, 2009-2015 yıllarında ise Maliye Bakanlığı yapmıştı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Dış Ticaret Açığı Yüzde 42 Arttı

Nisan ayında  ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 42,1 artarak 6 milyar 147 milyon dolardan 8 milyar 738 milyon dolara yükseldi. Ocak-Nisan döneminde dış ticaret açığı yüzde 32,9 artışla 43 milyar 444 milyon dolara yükseldi.

Haber Merkezi / Nisan ayında en fazla ihracat yapılan ülke 1 milyar 590 milyon dolar ile Almanya olurken ithalatta ilk sırayı 4 milyar 177 milyon dolar ile Rusya Federasyonu aldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Dış Ticaret İstatistikleri Nisan 2023 verilerini açıkladı. Buna göre, ihracat nisan ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,1 azalarak 19 milyar 331 milyon dolar, ithalat yüzde 4,8 azalarak 28 milyar 69 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Genel ticaret sistemine göre ihracat Ocak-Nisan döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,0 azalarak 80 milyar 869 milyon dolar, ithalat yüzde 7,1 artarak 124 milyar 313 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, nisan ayında yüzde 17,2 azalarak 21 milyar 807 milyon dolardan, 18 milyar 50 milyon dolara geriledi.

Nisan ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 3,0 artarak 21 milyar 219 milyon dolardan, 21 milyar 865 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı nisan ayında 3 milyar 815 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 7,2 azalarak 39 milyar 914 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 82,6 oldu.

Nisan ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 42,1 artarak 6 milyar 147 milyon dolardan, 8 milyar 738 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı nisan ayında yüzde 79,1 iken, nisan ayında yüzde 68,9’a geriledi.

Dış ticaret açığı Ocak-Nisan döneminde yüzde 32,9 arttı

Ocak-Nisan döneminde dış ticaret açığı yüzde 32,9 artarak 32 milyar 684 milyon dolardan, 43 milyar 444 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı Ocak-Nisan döneminde yüzde 71,8 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 65,1’e geriledi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, nisan ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,8, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,1, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,6 oldu.

Ocak-Nisan döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,6, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, nisan ayında ara mallarının payı yüzde 73,2, sermaye mallarının payı yüzde 13,9 ve tüketim mallarının payı yüzde 12,9 oldu.

İthalatta, Ocak-Nisan döneminde ara mallarının payı yüzde 76,0, sermaye mallarının payı yüzde 12,8 ve tüketim mallarının payı yüzde 11,1 oldu.

Nisan ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 590 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 163 milyon dolar ile ABD, 970 milyon dolar ile Irak, 954 milyon dolar ile İtalya, 945 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,1’ini oluşturdu.

Ocak-Nisan döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 7 milyar 115 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 4 milyar 751 milyon dolar ile ABD, 4 milyar 177 milyon dolar ile İtalya, 3 milyar 943 milyon dolar ile Rusya Federasyonu ve 3 milyar 878 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,5’ini oluşturdu.

İthalatta Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Nisan ayında Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 4 milyar 177 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 691 milyon dolar ile Çin, 2 milyar 175 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 153 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 117 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 43,9’unu oluşturdu.

Ocak-Nisan döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 17 milyar 253 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 14 milyar 136 milyon dolar ile Çin, 9 milyar 482 milyon dolar ile İsviçre, 8 milyar 757 milyon dolar ile Almanya, 4 milyar 821 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 43,8’ini oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; Nisan ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 4,5, ithalat yüzde 1,0 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 9,6 azalırken, ithalat yüzde 1,1 arttı.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Nisan ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,8’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,0’dır. Ocak-Nisan döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,5’tir. Ocak-Nisan döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,7’dir.

Nisan ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 80,0’dır. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,7’dir. Ocak-Nisan döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 77,4’tür. Ocak-Nisan döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,3’tür.

Özel ticaret sistemine göre, nisan ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,6 azalarak 17 milyar 706 milyon dolar, ithalat yüzde 10,1 azalarak 25 milyar 888 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Nisan ayında dış ticaret açığı yüzde 20,6 artarak 6 milyar 782 milyon dolardan, 8 milyar 182 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı nisan ayında yüzde 76,5 iken, nisan ayında yüzde 68,4’e geriledi.

Özel ticaret sistemine göre ihracat, Ocak-Nisan döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6,1 azalarak 73 milyar 829 milyon dolar, ithalat yüzde 4,6 artarak 116 milyar 948 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ocak-Nisan döneminde dış ticaret açığı yüzde 30,2 artarak 33 milyar 127 milyon dolardan, 43 milyar 120 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı Ocak-Nisan döneminde yüzde 70,4 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 63,1’e geriledi.

Paylaşın