HDP’de Değişim Tartışmaları Hız Kazandı

Yeşil Sol Parti kongre sürecini erkene çekerek yaz aylarında kongreye gitmeyi planlıyor. Kongreye gidilmeden önce partinin il örgütleriyle derinlemesine görüşmeler, illerde konferanslar, toplantılar yapılacak ve yapısal sorunlara birlikte çözüm aranacak. Tüm bu süreçler sonucunda alınan öneriler doğrultusunda yeniden yapılanmaya gidilecek.

Bu yeniden yapılanma hem politik düzeyde olacak hem de yapısal değişiklikler içerecek. HDP’nin bileşen yapısı dahil tüm süreçlerin gözden geçirileceği bu dönemin sonunda Yeşil Sol Parti’nin kongresi gerçekleşecek. 1 Ekim’den önce gerçekleşmesi beklenen kongrede HDP’nin eş genel başkanları dahil tüm yönetim kadrolarında ciddi değişim olması bekleniyor.

Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, geride bırakılan seçim sürecinde Selahattin Demirtaş’la sürekli iletişim halinde olunduğunu anlatan HDP’liler, avukatlar aracılığıyla her gün mesajlaşıldığını, seçime dair atılan neredeyse tüm adımların birlikte planlandığını, Demirtaş’ın her önerisinin değerlendirildiğini kaydetti.

Seçimden sonra yapılan toplantılarda, görüşmelerde MYK üyelerinin bir kısmının istifaya hazır olduklarını söylediğini de kaydeden HDP yöneticileri, “ortada bir başarısızlık varken sorumluluktan kaçmak doğru olmaz” görüşünün ağır bastığını ve özeleştiri süreci ile birlikte yeni dönemin hızlıca planlanmaya başlandığını aktardı.

Edinilen bilgilere göre kapatma davasının sonucunun ne olacağına bakılmaksızın ve davanın bitmesini beklemeden Meclis’te Yeşil Sol Parti grubu kurulacak. Eş genel başkanların da aralarında bulunduğu birkaç isim sembolik olarak HDP’de kalacak ancak diğer tüm milletvekili ve yöneticiler Yeşil Sol Parti’de siyaset yürütecek.

Yeşil Sol Parti’de isim değişikliğini de tartışan HDP yönetiminin, seçmenin daha kolay sahipleneceği, Kürt siyasetinin geçmiş partilerinin isimlerini hatırlatan bir isimle yola devam etmeyi de gündeme aldığı da ifade ediliyor.

Yeşil Sol Parti kongre sürecini de erkene çekerek yaz aylarında kongreye gitmeyi de planlıyor. Kongreye gidilmeden önce partinin il örgütleriyle derinlemesine görüşmeler, illerde konferanslar, toplantılar yapılacak ve yapısal sorunlara birlikte çözüm aranacak. Tüm bu süreçler sonucunda alınan öneriler doğrultusunda yeniden yapılanmaya gidilecek.

Bu yeniden yapılanma hem politik düzeyde olacak hem de yapısal değişiklikler içerecek. HDP’nin bileşen yapısı dahil tüm süreçlerin gözden geçirileceği bu dönemin sonunda Yeşil Sol Parti’nin kongresi gerçekleşecek. 1 Ekim’den önce gerçekleşmesi beklenen kongrede HDP’nin eş genel başkanları dahil tüm yönetim kadrolarında ciddi değişim olması bekleniyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan Yerel Seçim Talimatı: İstanbul Ve Ankara İçin…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan MYK’da, muhalefetin seçim sürecinde iftira ve yalanla propaganda yaptığını söyleyerek, “Milleti ekonomik yalanlarla korkutmaya çalıştılar ama kaybettiler. Bundan sonra oylarımızın azaldığı tüm iller için özel olarak çalışacağız” dedi ve ekledi:

“Neden böyle olduğunu araştıracağız. Sebep neyse onlara hızlıca neşter vuracağız. Önümüzde yerel seçimler var. Depremin yarattığı ekonomik yük, büyükşehirlerde kiralarla ilgili problemler gibi vatandaşın sahada bize ulaştırdığı tüm sorunları çözmek için yoğun bir mesai harcayacağız.”

Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerde sergilediği performans il il masaya yatırılırken, hangi ilde neden oy kaybedildiği üzerine değerlendirmeler yapıldı.

Milliyet’ten Ayşegül Kahvecioğlu’nun haberine göre toplantıda kıl payı vekil kaçırılan iller üzerinde özel olarak duruldu. Seçimlerde MHP ve Yeniden Refah Partisi’ne oy geçişi yaşandığı ancak bu oyların en azından ittifak içinde kalmasının olumlu olduğu yorumları yapıldı.

Erdoğan’ın, toplantıda önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimler öncesi, 28 Mayıs’ta Millet İttifakı’nın adayı CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha yüksek oy aldığı İstanbul ve Ankara için özel bir çalışma yapılması talimatını verdiği de öğrenildi.

Erdoğan MYK’da, muhalefetin seçim sürecinde iftira ve yalanla propaganda yaptığını söyleyerek, “Milleti ekonomik yalanlarla korkutmaya çalıştılar ama kaybettiler. Bundan sonra oylarımızın azaldığı tüm iller için özel olarak çalışacağız. Neden böyle olduğunu araştıracağız.

Sebep neyse onlara hızlıca neşter vuracağız. Önümüzde yerel seçimler var. Depremin yarattığı ekonomik yük, büyükşehirlerde kiralarla ilgili problemler gibi vatandaşın sahada bize ulaştırdığı tüm sorunları çözmek için yoğun bir mesai harcayacağız” dedi.

Paylaşın

Erdoğan: 21 Yılda Zihniyet Devrimi Gerçekleştirdik

Sayıştay’ın 161’inci kuruluş yıldönümü töreninde konuştu Erdoğan, “Ne baskılar karşısında boyun eğdik ne de ‘hukuk devleti’ ilkesinin yara almasına müsaade ettik. Ne Anayasamızın vermediği bir yetkiyi kullandık, ne de milletin emanetinin gasp edilmesine göz yumduk. Yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki fay hatlarını kapatarak, tüm alanlarda tarihi nitelikte reformlara, eserlere, yatırımlara imza attık” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Son 21 yılda ülkemizde büyük bir zihniyet devrimi gerçekleştirdik. Uzun uğraşlar sonucunda devletin tüm kurumlarının hedef birliği anlayış ve gaye birliği içerisinde ahenkle çalışmasını temin ettik. Türkiye prangalarından kurtuldukça her alanda büyük bir ivme yakaladı. Vatandaşımız yıllar sonra hasretini çektiği hizmetlere böyle kavuştu. Demokrasimiz bugün tüm dünyanın gıptayla baktığı olgunluk seviyesine böyle ulaştı.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sayıştay’ın 161’inci kuruluş yıldönümü töreninde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Özellikle bizim gibi bunun sıkıntısını çekmiş bir ülke için bu durum (devlet organları arasında uyum) hayati derecede önemlidir. Çok partili demokrasiye geçilen tarih olan 1950’den beri Türkiye’nin temel sorunlarından birisi erkler arası rekabetin hatta zaman zaman kavgaya varan çekişmelerin yaşanmasıdır.

Tarihimize şöyle bir baktığımızda bunun çok sayıda örneğini görüyoruz. Hepsini de rahmetle andığımız Menderes’ten Demirel’e, Erbakan‘dan Özal’a kadar siyasetçilerimizin tamamı bu acı gerçekle yüzleşti. Ülke ve milletin hayrını düşünerek attıkları adımların ekseriyeti farklı sebepler öne sürülerek engellendi. Kendini milli iradenin üstünde gören zihniyetin yargıdaki, yürütmedeki, bürokrasideki temsilcileri hukukun kendilerine verdiği yetkiyi ülkenin önünü açmak için değil statükoyu korumak için kullandı.

Merhum Ecevit’in önüne fırlatılan Anayasa kitapçığı bunun adeta sembolü olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Bu yasakçı ve statükocu tavırdan hak ve özgürlükler dahil Meclis’te milli iradenin takdiri ile geçen reformlar da payını almıştır. Türkiye maalesef bu süreçte altın değerinde yıllarını kaybetmiştir. Milletimiz ekonomik maliyeti 10 milyarlarca doları bulan faturalarla karşı karşıya kalmıştır. İşçisinden kamu görevlisine, üreticisinden esnafına kadar toplumumuzun tüm kesimleri ciddi sıkıntılar yaşamıştır.

Ne baskılar karşısında boyun eğdik ne de ‘hukuk devleti’ ilkesinin yara almasına müsaade ettik. Ne Anayasamızın vermediği bir yetkiyi kullandık, ne de milletin emanetinin gasp edilmesine göz yumduk. Yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki fay hatlarını kapatarak, tüm alanlarda tarihi nitelikte reformlara, eserlere, yatırımlara imza attık.

Son 21 yılda ülkemizde büyük bir zihniyet devrimi gerçekleştirdik. Uzun uğraşlar sonucunda devletin tüm kurumlarının hedef birliği anlayış ve gaye birliği içerisinde ahenkle çalışmasını temin ettik. Türkiye prangalarından kurtuldukça her alanda büyük bir ivme yakaladı. Vatandaşımız yıllar sonra hasretini çektiği hizmetlere böyle kavuştu. Demokrasimiz bugün tüm dünyanın gıptayla baktığı olgunluk seviyesine böyle ulaştı.

Yeni sistemin avantajlarını başta salgın dönemi olmak üzere son yıllarda yaşadığımız tüm krizlerde bizzat müşahade ettik. 50 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri ile mücadelemizde de yeni yönetim sisteminin katkılarını tekrar tecrübe ettik. Bu gerçeğin insanımız tarafından da kabul ve takdir edildiğini görüyoruz. 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin sonuçlardan biri de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin milletten yeniden güven oyu almış olmasıdır.

Bu seçimler eski sistem tartışmalarına son noktayı koymuştur. Ülkemiz 3 ayda 5 ayda bir hükümetin değiştiği koalisyon dönemlerini bir daha gelmemek üzere rafa kaldırmıştır. Türkiye’nin fuzuli tartışmalarla kaybedecek ne vaktinin ne de enerjisinin olduğunu düşünüyoruz. Siyaset müessesesinin de sandıktan çıkan iradeyi doğru okuyacağına dair ümidimizi koruyoruz.

Biz her halükarda buradan geriye gidişe izin vermeyeceğiz. 5 yıllık tecrübelerin ve uygulamaları ışığında sistemin işleyişini daha da iyileştirecek adımları elbette atacağız. Türkiye’nin şahlanış dönemine liderlik edecek kurumsal bir yapıyı mutlaka tesis edeceğiz. Ama bunları yaparken ülkemizin, milletimizin ve demokrasimizin uğruna bedel ödeyerek elde ettiği kazanımları halel getirmeyeceğiz.”

Paylaşın

Demirtaş, “Aktif Politikayı Bıraktığını” Duyurdu

Sosyal medya hesabından “aktif politikayı bıraktığını” duyuran Selahattin Demirtaş, “Hepinize yoldaşça selam, sevgilerimi gönderiyor, hepinizi hasretle kucaklıyorum. Özgür günlerde görüşebilmek dileğiyle” dedi.

Haber Merkezi / Demirtaş, ayrıca, “Ben kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum. Pratikteki çabalarımla bu eksiklikleri giderme sözü veriyorum. Ayrıca, bana yönelik yapıcı eleştirilere teşekkür ediyorum. Eleştirilerden yararlanmaya çalışacağım” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında aktif politikayı bıraktığını duyurdu.

Demirtaş, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Merhabalar. Yarın Artı Gerçek’te yayımlanacak röportajımdan iki paragrafı sizlerle paylaşıyorum:

‘Ben kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum. Pratikteki çabalarımla bu eksiklikleri giderme sözü veriyorum.

Ayrıca, bana yönelik yapıcı eleştirilere teşekkür ediyorum. Eleştirilerden yararlanmaya çalışacağım. Mücadeleyi cezaevinden her yoldaşım gibi dirençle sürdürürken, aktif politikayı bu aşamada bırakıyorum.’

Hepinize yoldaşça selam, sevgilerimi gönderiyor, hepinizi hasretle kucaklıyorum. Özgür günlerde görüşebilmek dileğiyle.”

Selahattin Demirtaş, Artı Gerçek’te kaleme aldığı yazısında, seçim sonuçları üzerinden partisine eleştiriler yöneltmişti.

Demirtaş, Kürt siyasi hareketinin seçim çalışmalarına çok geç ve dağınık yüklendiğini, Kürt halkındaki değişimi de okuyamadığını belirterek, “Bir yöre derneğinin seçim çalışması gibi amatörce bir yaklaşımla başarılı olamazsınız” ifadelerine yer vermişti.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Demirtaş, siyaset öncesi serbest avukatlık ve İHD (İnsan Hakları Derneği) Diyarbakır şubesinde yöneticilik yapmıştır. Uluslararası Af Örgütü Diyarbakır şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfının kurucuları arasındadır.

2007’de DTP’de grup başkanvekilliği yaptıktan sonra DTP’nin kapatılması sürecinde yeni kurulan Barış ve Demokrasi Partisine geçerek partinin 1 Şubat 2010 tarihinde yapılan olağanüstü kongresinde genel başkan seçilmişti.

BDP’nin Halkların Demokratik Partisine katılması sürecinde 2014 yılında yapılan 2. Olağanüstü Kongre’de Figen Yüksekdağ ile birlikte HDP eş genel başkanlığına seçilmiştir.

2007 Türkiye genel seçimlerinde Diyarbakır, 2011 Türkiye genel seçimlerinde Hakkâri ve Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde İstanbul milletvekili olarak Meclise girmişti.

4 Kasım 2016’da HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve dokuz HDP’li milletvekili ile birlikte “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “terör örgütü üyesi olmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “örgüt adına suç işlemek” iddialarıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Edirne F Tipi Cezaevi’ne götürülmüştü.

Paylaşın

Reuters’tan Dikkat Çeken “Mehmet Şimşek” Yorumu

2015-2018 yıllarında Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı, 2009-2015 yıllarında ise Maliye Bakanlığı yapan Mehmet Şimşek’in yeni kabinede yer alıp almayacağı gündemin öne çıkan başlıkları arasında.

Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı, konuya ilişkin dikkat çeken bir habere yer verdi. TL’nin pazar günü yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana değer kaybettiğine işaret eden Reuters ajansında, yatırımcıların Türkiye’nin ekonomi politikasının sürdürülebilirliği nedeniyle endişe duyduğu belirtildi.

“Şimdi odak noktası, Erdoğan’ın kabinesine kimi atayacağı ve ekonomik ortodoksiye doğru bir rota değişikliği olup olmayacağı” denilen haberde, eski maliye bakanı Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşmesine yer verildi. Şimşek ile Erdoğan’ın pazartesi günü bir görüşme gerçekleştirdiği, söz konusu görüşmenin ‘olumlu geçtiği’ iddia edilmişti.

“Erdoğan ile yatırımcıların ortodoks politika referansları nedeniyle saygı duyduğu Mehmet Şimşek arasında bu hafta yapılan görüşme, daha geleneksel politikalara olası bir dönüş yönündeki spekülasyonları artırdı” ifadelerinin kullanıldığı haberde, Londra merkezli KNG Securities LLP şirketinden Türkiye piyasa uzmanı Çağrı Kutman’ın değerlendirmeleri yer aldı.

Kutman, “Mehmet Şimşek, yeni maliye bakanı olur mu olmaz mı bilmiyorum ama herhangi bir güvenilir isim, piyasaya değişimin olacağına dair sinyal vermek için önemli” dedi.

“Aktif siyaseti düşünmüyorum” demişti

Mart ayında Erdoğan’la görüşen Şimşek görüşme sonrası sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kendi alanına giren her konuda istenen desteği vermeye hazır olduğunu, ancak yurt dışında finans kuruluşlarındaki işleri sebebiyle aktif siyasete girmeyi düşünmediğini belirtmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim akşamı balkon konuşmasında, “faiz indirildi, enflasyon da inecek” diyerek, “uluslararası itibara sahip finans yönetimi, yatırım ve istihdam odaklı bir üretim ekonomisi tasarladıklarını” dile getirmişti.

Erdoğan, seçimden önce yaptığı bir açıklamada, Şimşek koordinasyonunda bir ekibin ekonomi politikalarını daha da güçlendirmek için hazırlıklar yürüttüğünü söylemişti.

Mehmet Şimşek, 2015-2018 yıllarında Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı, 2009-2015 yıllarında ise Maliye Bakanlığı yapmıştı.

Paylaşın

İsveç’ten Erdoğan’a “NATO Üyeliği” Çağrısı: Zamanı Geldi

Financial Times için bir yazı kaleme alan İsveç Başbakanı Kristersson, yazısında, “Temmuz ayında Vilnius’ta düzenlenecek NATO Zirvesi’ne işaret eden Kristersson, “Vilnius’taki NATO Zirvesi’ne beş haftadan biraz fazla bir süre kala, İsveç’in NATO üyeliği başvurusunu ciddi olarak değerlendirmenin zamanı geldi” ifadelerini kullandı.

Kristersson, yazısının devamında, “Örgütün geçen yılki toplantısından bu yana, 29 müttefik İsveç’in başvurusunu onayladı. Türkiye ve Macaristan kaldı” cümlelerine yer verdi.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, Birleşik Krallık merkezli Financial Times gazetesi için bir yazı kaleme aldı. NATO’ya üyelik başvurusunda Türkiye’nin yönelttiği ‘terörü destekleme’ suçlamalarına değinen Kristersson, “NATO üyelik başvurusu sürecinin bir parçası olarak terörle mücadelede adım attık” başlığı altında İsveç’te yürürlüğe girecek terörle mücadelede yeni yasayı anlattı.

Temmuz ayında Vilnius’ta düzenlenecek NATO Zirvesi’ne işaret eden Kristersson, “Vilnius’taki NATO Zirvesi’ne beş haftadan biraz fazla bir süre kala, İsveç’in NATO üyeliği başvurusunu ciddi olarak değerlendirmenin zamanı geldi. Örgütün geçen yılki toplantısından bu yana, 29 müttefik İsveç’in başvurusunu onayladı. Türkiye ve Macaristan kaldı” ifadelerini kullandı.

NATO üyelik başvurusuna itirazları gidermek amacıyla Türkiye’yle varılan anlaşma kapsamında hazırlanan yeni yasaya değinerek “Böylece anlaşmamızın son kısmını yerine getiriyoruz” diye yazan Kristersson, İsveç’in ulusal güvenliğine yönelik her türlü tehdide karşı Türkiye’yi desteklediğini belirtti.

“İş birliğini kolaylaştıracak”

Yasanın detaylarına ilişkin bilgi de veren İsveç Başbakanı, “En basit maksimum ceza dört yıl hapis cezası olacak. Daha ciddi suçlarda ise minimum 2 ve maksimum 8 yıl hapis cezası olacak. Terör örgütü liderlerine ise 2 yıldan müebbet hapse kadar ceza verilebilecek” ifadelerine yer verdi. Kristersson, söz konusu yeni yasanın Türkiye’nin yanı sıra NATO ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ile iş birliğini kolaylaştıracağını dile getirdi.

Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından NATO’ya üye olmak için başvuran İsveç’in İttifak’a katılım protokolünü henüz Türkiye onaylamadı. Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünü onaylayan Türkiye İsveç’ten terörle mücadele konusunda daha fazla adım atmasını talep ediyor.

Türkiye, terörist olarak gördüğü militan grupların üyelerini İsveç’in barındırdığını ve Ankara’nın güvenlik endişelerini gidermek için geçen yıl Haziran ayında Madrid’de varılan anlaşma kapsamında üzerine düşeni yapmadığını savunuyor.

İki ülke arasındaki NATO görüşmeleri, Türkiye’deki seçim sürecinde durma noktasına gelmişti. İsveç 11-12 Temmuz tarihlerinde Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak ittifak zirvesine kadar NATO’nun 32’nci üye ülkesi olmayı umuyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya’nın onayını açıkladığı Ankara’da Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, “Finlandiya’nın üçlü muhtıradaki taahhütlerini yerine getirmek için samimi adımlar attığını gördük” demiş, İsveç’i ise “teröristlere kucak açmakla” suçlamıştı.

Erdoğan, “120 kadar teröristin listesinin İsveç’e verildiğini” söylemiş, bu kişilerin Türkiye’ye teslim edilmesinin istendiğini, ancak bunun gerçekleşmediğini belirtmişti.

İsveç’in başvurusuna bir itiraz da Macaristan’dan gelmişti. Budapeşte yönetiminin gerekçesi, İsveç’in, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın demokrasi ve hukukun üstünlüğü konusundaki siciline yönelik eleştirilerinden duyulan şikayet.

İsveç’in Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom, Macaristan’ın İsveç’in başvurusunu neden kabul etmediği konusunun net olmadığını da söyledi: “Macaristan geçen yıl Madrid’de İsveç’e koşulsuz desteğini sundu. Onların onayı başlatması gerektiğini düşünüyoruz.”

Paylaşın

Zengin Türklerin, Londra’daki Elit Muhitlerde Ev Satın Alımı Arttı

The Times’a göre zengin Türklerin Londra’daki elit muhitlerde ev satın almalarında bu yıl artış yaşanıyor. The Times’ın haberinde, isim verilmeden Londra’da bazı Türk zenginlerine son olarak yapılan on milyonlarca sterlinlik emlak satışlarından örnekler de verildi.

Gazeteye konuşan emlak şirketi Blue Book’un kurucusu Lindsay Cuthill Türk zenginlerin özellikle seçimlerin yapıldığı dönemlerde Londra’nın pahalı muhitlerinden nakitle emlak satın aldığını ifade ederek “İstikrarsızlık genellikle finansal olarak hızlı düşünmeyi teşvik ediyor” dedi.

Birleşik Krallık merkezli The Times gazetesinin haberine göre zengin Türklerin Londra’daki elit muhitlerde ev satın almalarında bu yıl artış yaşanıyor.

Gazeteye konuşan bir emlak şirketi yöneticisi Becky Fatemi “Londra’da tipik olarak Ortadoğu, Asya ve ABD’li yatırımcıları görüyoruz ama bu yıl bir ulus alışılmadık derecede aktif olarak öne çıkıyor: Türkiye’den alıcılar…” dedi.

The Times’a göre Londra’nın kuzeyi ve güneydoğusunda on yıllardır gelişen Türk, Kürt ve Kıbrıslı topluluklarına son iki-üç yılda, “servetlerini yatıracakları istikrarlı bir yer arayan İstanbul’un paralı seçkinleri” de katıldı.

Gazeteye konuşan emlak şirketi Black Brick’ın kurucusu Camilla Dell, TL’deki değer kaybı nedeniyle bazı Türklerin Londra’da sadece ev kiralamaya gücünün yettiğini ancak zenginlerin paralarını ülke dışına çıkarmaya hevesli olduğunu söyledi. Dell “Birçok Türk Erdoğan ne kadar uzun süre iktidarda kalırsa ülke ekonomisinin o kadar kötüye gideceğinden korkuyor. Onun bu durumu tersine çevirebileceğine ilişkin umutlarını kaybettiler” dedi.

Zengin Türklerin Londra’da genellikle Birleşik Arap Emirlikleri, Güneydoğu Asya ve son zamanlarda Rusya’dan alıcıların tercih ettiği prestijli semtlere rağbet ettiği belirtilen haberde “Geçen yıl Knightsbridge, Mayfair, South Kensington ve Belgravia’daki en büyük emlak anlaşmalarından bazılarının arkasında Türk girişimciler vardı” ifadelerine yer verildi.

Hepsiburada’nın kurucusu Hanzade Doğan Boyner’in Belgravia’da geçen yaz 27 milyon sterline altı yatak odalı Viktorya tarzı bir malikane satın aldığı da kaydedilen haberde, isim verilmeden Londra’da bazı Türk zenginlerine son olarak yapılan on milyonlarca sterlinlik emlak satışlarından örnekler de verildi.

Gazeteye konuşan emlak şirketi Blue Book’un kurucusu Lindsay Cuthill Türk zenginlerin özellikle seçimlerin yapıldığı dönemlerde Londra’nın pahalı muhitlerinden nakitle emlak satın aldığını ifade ederek “İstikrarsızlık genellikle finansal olarak hızlı düşünmeyi teşvik ediyor” dedi.

Paylaşın

“Kılıçdaroğlu, MYK Üyelerinin İstifasını İstedi” İddiası

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Merkez Yönetim Kurulu’nu (MYK) oluşturan genel başkan yardımcılarının istifasını istediği öne sürüldü. İstifaların yarın MYK toplantısında görüşüleceği ve karara varılacağı iddia edildi.

Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) seçimlerinin tamamlanmasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) hareketlilik sürüyor.

CHP bu hafta yapacağı toplantılarda geride kalan seçimleri tartışmanın yanı sıra yeni dönemde görev yapacak kurulları da belirleyecek.

CHP’de kurmayların geleceğini şekillendirecek toplantılar dizisine başlarken, sıcak bir gelişme yaşandı.

BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Merkez Yönetim Kurulu’nu (MYK) oluşturan genel başkan yardımcılarının istifasını istedi.

İstifaların yarın MYK toplantısında görüşüleceği ve karara varılacağı kaydedildi.

Öte yandan görevden alınacak bazı MYK üyelerinin yeniden oluşturulacak MYK’de yer alacakları da öğrenildi.

CHP MYK’sinde şu isimler yer alıyor:

Ahmet Akın, Ali Öztunç, Bülent Kuşoğlu, Bülent Tezcan, Devrim Barış Çelik, Faik Öztrak, Fethi Açıkel, Gamze Akkuş İlgezdi, Gökçe Gökçen, Gülizar Biçer Karaca, Lale Karabıyık, Muharrem Erkek, Oğuz Kaan Salıcı, Selin Sayek Böke, Seyit Torun, Veli Ağbaba, Yüksel Taşkın

İstifalar ilk anda reddedilmişti

Kılıçdaroğlu, seçimin sonuçlanmasının ardından Altılı Masa toplantısından önce iki kez kurmayları ile bir araya gelmişti.

Genel başkan yardımcılarından “Biz istifa edelim” önerisine Kılıçdaroğlu’nun “Şu an için gerek yok” yanıtını verdiği belirtilmişti.

Kılıçdaroğlu’nun olası istifası da parti yönetiminin gündemine gelmişti. Bu konuda öne çıkan görüşün, “Hemen istifa etmeniz, partinin seçimlerde başarısız olduğu algısına hizmet eder” yönünde olduğu dile getirilmişti.

Paylaşın

Rusya: Ukrayna’nın Son Savaş Gemisini İmha Ettik

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna donanmasına ait ‘Yuriy Olefirenko’ adlı son savaş gemisinin Rus Hava Kuvvetleri tarafından batırıldığını duyurdu. Ukrayna, ise Rusya’nın söz konusu iddiasına henüz cevap vermedi.

Rusya Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Rus ordusunun Ukrayna’daki eylemlerine ilişkin bilgilere yer verildi.

Donetsk bölgesinde en yoğun çatışmaların Avdeyevka bölgesinde yaşandığı belirtilen açıklamada, Rus ordusunun bölgeye füze saldırıları düzenlediği ve Ukrayna ordusunun Donetsk’teki Krasnogorovka ve Yasinovataya yerleşim yerlerinden geri çekilmek zorunda kaldığı kaydedildi.

Donetsk, Harkov ve Zaporijya bölgelerinde Ukrayna ordusuna ait çeşitli mühimmat depolarının da imha edildiği bilgisine yer verilen açıklamada, Zaporijya’da bir komuta yerinin de imha edildiği belirtildi.

Açıklamada, Rus ordusunun Ukrayna’nın Odessa Limanı’na yönelik gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin de bilgi paylaşılırken, “29 Mayıs’ta Ukrayna donanmasına ait ‘Yuriy Olefirenko’ adlı son savaş gemisi, Rus Hava Kuvvetlerinin Odessa Limanı’ndaki savaş gemilerinin iskelesine yaptığı yüksek hassasiyetli silahlı saldırı sonucu imha edilmiştir.” ifadesi yer aldı.

Ukrayna tarafı ise Rusya’nın söz konusu iddiasına henüz cevap vermedi.

Öte yandan Rusya’nın Belgorod Bölge Valisi Vyaçeslav Gladkov, Ukrayna ordusunun bölgeye yönelik düzenlediği saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Gladkov, Telegram kanalından, Belgorod bölgesindeki durumla ilgili açıklamalarda bulundu.

Bölgedeki durumun kötüleştiğini, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin bölgeye bu gece topçu saldırıları düzenlediğini kaydeden Gladkov, “Şebekino kentindeki geçici tahliye merkezine yapılan saldırı sonucu 1 kişi yaşamını yitirdi, 2 kişi ise yaralandı.” ifadelerini kullandı.

Gladkov, bölgenin diğer kentlerine de saldırılar düzenlendiğini ve bu saldırılarda birçok binanın hasar gördüğünü aktardı.

Ayrıca, ülkenin Krasnodar bölgesinde insansız hava aracının (İHA) düştüğü belirtildi.

Rusya’nın Belgorod bölgesine yönelik zaman zaman topçular ve İHA’larla saldırı düzenleniyor.

Geçen hafta da Ukrayna ordusuna bağlı sabotaj grubunun bölgeye girdiği ve bu gruba karşı operasyon düzenlendiği bildirilmişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Mehmet Şimşek İhtimalini Piyasalar Nasıl Karşıladı?

İnfo Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Tuna Çetinkaya, “Mehmet Şimşek’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüğü haberleri borsada pozitif bir karşılık buldu. Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetiminde gerek bakan gerekse cumhurbaşkanı yardımcısı olarak yer alacağı beklentisi borsada yükselişi destekleyen en önemli haber akışı oldu diyebiliriz.” dedi.

Ata Yatırım Araştırma Genel Müdür Yardımcısı Cemal Demirtaş ise “Önümüzdeki dönem, ekonomi yönetiminin netleşmesi ve atılacak adımlar, piyasanın yönünü bulmasında belirleyici olacak. Şu anda piyasalar kredi veriyor ve özellikle döviz kurlarının daha esnek hale gelmesi ve TL’nin ölçülü değer kaybı da borsaya ilgiyi artırıyor” ifadelerini kullandı.

Seçimlerden dolayı uzun süredir baskı altında olan Borsa İstanbul seçim sonuçlarının netleşmesiyle rahatladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti hükümetlerinde uzun yıllar ekonomi yönetiminde görev alan Mehmet Şimşek ile görüştüğü haberi piyasalarda heyecan yarattı.

Dünya gazetesinden Birol Bozkurt’un haberine göre İnfo Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Tuna Çetinkaya, güvenin temin edilmesiyle birlikte yabancı yatırımcının borsaya dönebileceğini söyledi. Çetinkaya şöyle devam etti:

“Zaten 2 aydır seçimlerin etkisiyle baskı altında olan bir borsa vardı. Seçimin sonuçlanmasıyla yeni ekonomi yönetiminde kimler olacağı çok konuşulmaya başlandı.

Mehmet Şimşek’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğü haberleri borsada pozitif bir karşılık buldu. Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetiminde gerek bakan gerekse cumhurbaşkanı yardımcısı olarak yer alacağı beklentisi borsada yükselişi destekleyen en önemli haber akışı oldu diyebiliriz.”

Ata Yatırım Araştırma Genel Müdür Yardımcısı Cemal Demirtaş ise “Önümüzdeki dönem, ekonomi yönetiminin netleşmesi ve atılacak adımlar, piyasanın yönünü bulmasında belirleyici olacak. Şu anda piyasalar kredi veriyor ve özellikle döviz kurlarının daha esnek hale gelmesi ve TL’nin ölçülü değer kaybı da borsaya ilgiyi artırıyor” dedi.

Dinamik Yatırım Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Ceyhun Yavaş, “Piyasanın güvendiği isimler arasında yer alan Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetiminde yer alacağına dair haberler bankacılık endeksi üzerinde olumlu etki yarattı ve genele yayılan bir yükseliş hareketini görmekteyiz” değerlendirmesini yaptı.

Paylaşın