Erdoğan: Karşımızda Kurulan İttifakları Gördünüz, Başaramadılar

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Son 10 yıldır önüne kurulan tüm tuzaklar, üzerinde oynanan oyunlar sırtına saplanan hançerler, ayağına takılan tüm çelmeler işte bugünü engellemek içindir. Alman, Fransız, İngiliz dergileri Erdoğan’ı yıkmak için kapaklar atmadılar mı? Bu kapakları yazmadılar mı? İşte onlar da kaybettiler” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Aylardır karşımızda kurulan ittifakları gördünüz. Kimlerin kimlerle beraber olduğunu gördünüz. Terör örgütlerinden sapkın akımlara karşımıza dikildiklerini gördünüz. Buna rağmen ne oldu? Hamdolsun başaramadılar. İnşallah bunda sonra da başaramayacaklar. Bu millet mayasının ne kadar sağlam, basiretinin, ferasetinin ne kadar güçlü olduğunu yaşadığı her badirede tekrar tekrar ispatlamıştır.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Bundan dolayıdır ki, Türk milletinin asla zafiyetini yakalama, bulma gibi gayretin içerisine girenler yine kaybedeceklerdir. Sadece şu son seçimler boyunca şahit olduklarımız bile milletimizin şu onurlu duruşunu göstermiştir. Milletimizle aramızdaki muhabbet köprüsü böylesine güçlü olduğu müddetçe üstesinden gelemeyeceğimiz mücadele, çözemeyeceğimiz sorun yoktur. Şimdi Rabbime beni böyle bir milletin evladı olarak dünyaya getirdiği için hamd ediyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin ikinci turunu kazanmasının ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde açıklamalarda bulundu:

“Bu millet sevilmez mi, biz severiz, Kandil’dekiler sevmez, onların uzantıları sevmez, ama biz severiz. Şu andaki tablo sevgililerin tablosu. Resmi rakam 320 bin kişi şu anda burada.

Yolları söylemiyorum, havalimanından buraya kadar yollar maşallah tıklım tıklımdı.

Sizler Cumhur İttifakı’nı mahcup etmediniz, Cumhur İttifakı’nı bu yolda yalnız koymadınız, bu yolda gece gündüz demeden beraber yürüdük ve sizler bu görevi yine bizlere verdiniz. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nı beraber inşa ve ihyaya devam ediyoruz.

Aziz milletim… Ekranları başında bizleri izleyen kıymetli vatandaşlarım. Sevgili Ankaralılar…

Değerli dava ve yol arkadaşlarım, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu hamdolsun kayda değer herhangi sıkıntı, sorun yaşanmadan tamamlanmıştır.

Seçimin gayriresmi sonuçlarına göre milletimiz Cumhurbaşkanlığı görevini 5 yıllığına daha bizlere tevdi etmiştir.

Ülkeyi yönetme sorumluluğuna bizleri tekrar layık gören milletimin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum.

Gerek 14 Mayıs’ta gerek 28 Mayıs’ta tercihini hangi partiden, hangi adaydan yana kullanmış olursa olsun yurt içinde ve yurt dışında sandık başına giderek iradesine sahip çıkan demokrasimizin gücünü ispatlayan her vatandaşıma teşekkür ediyorum.

Bu süreçte seçimin en sağlıklı şekilde yürümesi için görev yapan kamu personelini, parti temsilcilerini, sandık görevlileri, müşahit, emniyet mensupları ve diğer herkesi tebrik ediyorum.

Çok partili siyasi hayatımızın en önemli seçimlerinden birinde milletimizin kararını Türkiye Yüzyılı’ndan yana kullanmıştır.

“Kazanan sadece biz değiliz; kazanan Türkiye’dir”

Seçimin ilk turunda milletimiz TBMM üyelerinin çoğunluğunu Cumhur İttifakı’na vererek yasamadaki tercihini zaten ortaya koymuştur. Bugün yapılan ikinci tur seçimiyle milletimizin Cumhurbaşkanlığındaki, yani yürütmedeki tercihi de kesinleşmiştir. Milletimizin iradesi olan bu sonucun başımızın üstünde yeri vardır.

Fakat kazanan sadece biz değiliz; kazanan Türkiye’dir.

Kazanan tüm kesimleriyle milletimizin ta kendisidir. Kazanan demokrasimizdir. Hatırlarsanız biz her fırsatta kazandığımızda ülkemizde kimse kaybetmeyecek demiştik.

Yine aynı şekilde biz kazandığımızda tek kaybeden ülkemizle ilgili kirli senaryoların sahipleriyle onların aparatları olan terör örgütleri ve tefeciler olacak demiştik.

Şimdi burada aynı sözü bir kez daha veriyoruz; bugün kimse kaybetmemiştir. 85 milyonun tamamı kazanmıştır. Milletimizin bize verdiği sorumluluğun gereği olarak kimseye kırgın, küskün, kızgın, öfkeli değiliz. Artık seçim dönemine dair tüm tartışmaları ve çekişmeleri bir kenara bırakarak milli hedeflerimiz, milli hayallerimiz etrafında birleşme, bütünleşme vaktidir.

Biz bu çağrıyı laf olsun diye değil tüm kalbimizle yapıyoruz. Biz biliyoruz ki Türkiye’nin gücü 85 milyonun hep beraber olmasından kaynaklanıyor.

Buradan ben hesap uzmanı değilim. Ama hesap uzmanının hesabında galiba bir yanlışlık var.

2018’de CHP vekil sayısı 146’ydı. Hesap yapıyoruz ya. 2023’te vekil sayısı 169. Gördüğünüz gibi bir artış var. Fakat burada kiralık vekiller var. 40 tane kiralık vekil. Yüzde 1 oy alan partilere ne yaptı, 40 tane kiralık vekil verdi. Sayı nereye düştü? 129’a. 146’dan 129’a hangisi büyük? Herhâlde 129 büyüktür diyemezsiniz.

Bu milletvekilleri sayısını düşürene herhalde haydi diyemezsiniz. Şimdi Kandil’dekilerle onları arkaya alıp video çekimi diyebilirsiniz ama bu millet yutmuyor. 17 vekil düşmüş durumda.

Ne diyordu? ‘Eğer Selo’yu dışarı çıkarmak istiyorsanız, oyu bana vereceksiniz’ diyordu. Benim sevgili milletim ne dedi? Çünkü milletim benim iyi biliyor. Diyarbakır’da 51 Kürt kardeşimizin ölümüne neden olan bu terörist Selo’dur.

Adaletin, hak ve hukukun egemen olduğu Türkiye’de sen 51 Kürt kardeşimizi ölümüne neden olan Selo’yu istediğin gibi dışarı çıkaramazsın. Hele hele bizim iktidarımızda böyle bir şeyin gerçekleşmesi mümkün değildir.

Zira bizim iktidarımızda adalet mülkün esasıdır, bu değiştirilemez.

Rahmetli Menderes’in ‘Yeter söz milletindir’ diyerek yeni bir dönemin kapılarını açtığı 1950’den beri yaşadığımız tüm badirelerin gerisinde hep Türkiye’nin bu gücünün zayıflatılması vardır. Darbeler bunun için yapılmıştır, muhtıralar bunun için verilmiş, koalisyonlar bunun için kurulmuş, bunun için yıkılmıştır.

Sahip olduğumuz muazzam ekonomik potansiyelin hayata geçmesi hep bunun için engellenmiştir. Ülkemizin doğusundaki, güneyindeki, kuzeyindeki, batısındaki güç ve etki alanlarının üzeri hep bunun için örtülmüştür. Üzerimize giydirilen ve bize dar gelen deli gömlekleri içinde bunu yıllarca boğanların korkusu bugün müjdesini verdiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın bir gün geleceğidir. Bugün işte o gündür.

Bugün rahmetli Menderes’in uğruna canını verdiği demokrasi ve kalkınma hamlelerimizin en üst seviyeye ulaşma günüdür. Rahmetli Özal’ın son nefesine kadar peşinde koştuğu büyük Türkiye hayalinin başlama günüdür. Rahmetli Erbakan’dan, rahmetli Türkeş’e mücadelelerin gayesine ulaşma günüdür.

21 yıldır ülkemize kazandırdığımız eserlerin, milletimize yaptığımız hizmetlerin üzerine Türkiye Yüzyılı’nın müjdesini verme günüdür. Bunu sizlerle yaptık.

Bugün hem kendi vatandaşlarımızın hem de kendi geleceklerini bizimle birlikte gören dost ve kardeşlerimizin zafer ve şükür dualarının arşa ulaştığı gündür. İşte sandıklar kapandı telefon zincirleri akmaya başladı. Körfez’den İngiltere’ye ve Rusya’ya kadar, hepsi tebriklerini bildirdiler, yarın da yine bu tebriklerin devam edeceğini görüyoruz.

Son 10 yıldır önüne kurulan tüm tuzaklar, üzerinde oynanan oyunlar sırtına saplanan hançerler, ayağına takılan tüm çelmeler işte bugünü engellemek içindir.

Alman, Fransız, İngiliz dergileri Erdoğan’ı yıkmak için kapaklar atmadılar mı? Bu kapakları yazmadılar mı? İşte onlar da kaybettiler.

Aylardır karşımızda kurulan ittifakları gördünüz. Kimlerin kimlerle beraber olduğunu gördünüz. Terör örgütlerinden sapkın akımlara karşımıza dikildiklerini gördünüz. Buna rağmen ne oldu? Hamdolsun başaramadılar. İnşallah bunda sonra da başaramayacaklar. Bu millet mayasının ne kadar sağlam, basiretinin, ferasetinin ne kadar güçlü olduğunu yaşadığı her badirede tekrar tekrar ispatlamıştır.

Bundan dolayıdır ki, Türk milletinin asla zafiyetini yakalama, bulma gibi gayretin içerisine girenler yine kaybedeceklerdir. Sadece şu son seçimler boyunca şahit olduklarımız bile milletimizin şu onurlu duruşunu göstermiştir. Milletimizle aramızdaki muhabbet köprüsü böylesine güçlü olduğu müddetçe üstesinden gelemeyeceğimiz mücadele, çözemeyeceğimiz sorun yoktur.

Şimdi Rabbime beni böyle bir milletin evladı olarak dünyaya getirdiği için hamd ediyorum.

Aziz milletim, değerli kardeşlerim seçimler bittiğine göre artık tüm vaktimizi ve enerjimizi çalışmaya, eser üretmeye, hizmet vermeye tamamiyle tahsis edeceğiz. Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin yaralarını sarmak, yıkılan şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmak, insanlarımızı hayata bağlamak önceliklerimizin en başında yer almayı sürdürecektir.

Sadece kalbimiz değil elimizde hep deprem bölgesinin üzerinde olmaya devam edecektir. Enflasyonun yol açtığı fiyat artışları sıkıntılarını gidermek, refah kaybını gidermek önümüzdeki günlerin en acil konu başlığıdır. Bunları başbakanlığım döneminde faizi 4.6’ya, enflasyonu 6.2’ye indirerek ispatlayan biz değil miydik?

Biz bu işi yaşadık, yaptık ama bunları böyle bir derdi var mı? Bunlarla laf ola beri gele. Yaparsak yine biz yaparız. Evet şu anda faiz 8,5’a indirildi ve enflasyonda inecek. Onlar bizimle yarışamaz. Onlar IMF’nin kapısında nöbet tutarlar. Bizler Davos’tan kopuşumuzu nasıl başlatmıştık biliyor musunuz?

Ve Davos’ta şu anda Babacan yanımdaydı o zaman. Ve Davos’ta IMF başkanı ile görüşüyoruz. O zaman bizim 23,5 milyar dolar IMF’ye borcumuz var. Başkana dedim ki, ‘Sen taksitlerini alıyor musun, dolayısıyla Türkiye’nin siyasi kaderine sen müdahale edemezsin. Türkiye’nin başbakanı benim, sen sadece taksitlerini alacaksın’. 2013’te son taksidi ödedik, ondan sonra IMF ile ilişkimiz bitti.

Bu CHP ne diyordu hala IMF’den borç almanız lazım. O sizin işinizdir bizim değil. O gün bugün 10 sene geçti. Biz IMF’den borç almadık. O zaman da Merkez Bankası 27,5 milyar dolar döviz rezerviydi. Bunlar İngiltere’ye gidip 3 milyar dolar getirecekmiş. Onlar sana delikli kuruş vermez, tefeci kime para vereceğini çok iyi bilir. Tefeciden para isteyenin akıbeti sandıklarda ortaya çıktı.

Biz şimdi yolumuza emin adımlarla yürüyoruz. Güven ve istikrar, bu iki kavram çok önemli. Siyasette arkadaşlarımla hep bunu konuştum. GÜçlü bir ekonomi yönetimini bu iki kavramın üzerine kuracağız. Bir finans yönetimi, yatırım ve istihdam odaklı bir üretim ekonomisi tasarlıyoruz.

Sanayi, enerji her alanda giderek artan üretim gücümüzün sağladığı imkanlar herkesi şaşırtacak yeni bir ekonomik atılımın lokomotifi haline getireceğiz.

1 ay süreyle ücretsiz olarak doğalgazı vatandaşlarımıza verdik mi? 1 yıl boyunca da 25 metre küp doğalgazı biz Cumhurbaşkanlığının hediyesi olarak vatandaşlarımıza verme kararını açıkladık mı?

Şimdi Gabar’da petrol çıktı. Yatarak çıkmadı. Çalışarak çıktı. Daha önce orada Bay Bay Kemal’in dirsek temasında olduğu teröristlerin oralarda beton dökmeleri sebebiyle petrol çıkartamıylorduk. Ama şimdi çıkardık. Bununla birlikte küresel gelişmelerin bozduğu dengeler yleniden kuruluyor.

Güneyimizdeki güvenlik tehditleri, terörle mücadeleyi artıracağız. Siyasi ve diplomatik kanalları daha etkin işleteceğiz. Kısaca çok yönlü çalışmalarla sınırlarımızdan bunları da uzak tutmaya devam edeceğiz. Bay Bay Kemal’in ortakları ne diyordu? Biz güneyimizdeki terör örgütleriyle beraber olacağız. Bununla kalmadılar, oralardaki petrol kaynaklarını bu teröristlerle paylaşmanın adımlarını attılar.

İşte Kamışlı bunlardan bir tanesidir. Koalisyon güçleriyle ortak yönettiler.

Vatandaşlarımızın talebi olan sığınmacıların gönüllü geri dönüşlerini bu politikanın parçası olarak değerlendiriyoruz.

Vatandaşlarımızın bu konudaki beklentilerini karşılamak görevimiz. Suriye topraklarındaki güvenli bölgelere 600 bine yakın kişinin gönüllü olarak geri dönmesini sağladık. Katar’la işbirliği yaptık. Yeni iskan projesiyle birkaç yıl içinde 1 milyon kişinin dönüşünü temin edeceğiz.

Eğitim, sağlık, ulaşım, enerji, sanayi, tarım, turizm, spora kadar ülkemize asırlık kazanımlar sağladığımız alanlarda çıtayı daha yukarıya taşıyacak yatırımlarla yolumuza devam edeceğiz. Ülkenin şartlarına ve gençlerimizin beklentilerine karşılık gelecek uygulamaları genişleterek sürdüreceğiz.

Sağlıkta dünyanın örnek aldığı altyapımızı ve sigorta sistemimizi daha ileriye taşıyacağız. Şehir hastanelerimizi artıracağız. Kalkınmanın temel altyapısı olan ulaştırma ve enerjide yatırımları küresle düzeye taşıyarak Türkiye’nin konumunu daha da güçlendireceğiz. Sayın Putin’in Türkiye’nin yani Trakya’nın bölge olması konusunu tebrik mesajında tekrar etti. Onlarla bu adımı atacağız. Trakya bir merkez olacak.

Sanayimizi bilhassa savunma sanayimizin marka değerini artıracağız. Bizi dünya gıda sektörünün en önemli aktörlerinden biri haline getiren tarım ve hayvancılıkta üretici gelirlerini artıran bir sistemi hayata geçireceğiz. Hizmetlerde, turizmde yakaladığımız ivmeyi sürdüreceğiz. Sosyal yardım ve d estek sistemimizi milletimizin tek ferdinin kendisini sahipsizlik hissetmeyeceği seviyeye getirene kadar geliştireceğiz.

Kısacası önümüzdeki dönemin her anını Türkiye Yüzyılı’na yakışır eser ve hizmetlerle değerlendireceğiz. Yarın İstanbul’un fethi bir çağı açıp yeni bir çağı kapatmıştı.

Yarın bu fetih İstanbulumuzda kutlanacak. Mübarek komutan, mübarek asker. İnşallah sizleri karşımda bu ecdadın torunları olarak görüyorum. Sizlerle iftihar ediyorum. Sizlere inanıyorum. Sizlere güveniyorum. İnşallah bu seçimleri giriş kapısı olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı da tarihe böyle dönüm noktası olarak geçecektir.

Emanete sahip çıktığınız için sizlere en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Kelimelere sığmayan sevginiz, coşkunuz, vefanız, kadirşinaslığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bizlere bu toprakları vatan yapmak, vatan olarak tutmak için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. 15 Temmuz gecesi şu gazi mekanın önünde istiklal ve istikballeri için gözlerini kırpmadan ölüme yürüyen şehitlerimizi kemal-i edeple anıyorum.

Şehitlerimizin elden ele ulaştırdığı kutlu sancağı yere düşmeyeceğini gösterdiniz. Rabbim hepinizden razı olsun. Türkiye Yüzyılı kutlu olsun. Büyük Türkiye zaferimiz hayırlı olsun. Sözlerime Arif Nihat Asya’nın şu dua şiiriyle son vermek istiyorum:

Biz, kısık sesleriz… Minareleri, Sen, ezansız bırakma, Allah’ım! Ya çağır şurda bal yapanlarını, Ya kovansız bırakma, Allah’ım! Mahyasızdır minareler… Göğü de Kehkeşansız bırakma Allah’ım! Müslümanlıkla yoğrulan yurdu, Müslümansız bırakma, Allah’ım!”

Paylaşın

CHP Genel Merkezi’ndeki Millet İttifakı Liderleri Toplantısı Sona Erdi: Açıklama Yapılmadı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zaferle çıktığı ikinci tur Cumhurbaşkanı seçimi sonrası, Millet İttifakı liderleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun davetiyle CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Toplantı sonrası açıklama yapmadı.

Haber Merkezi / Millet İttifakı bileşeni CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, saat 22:30’da CHP Genel Merkezi’nde seçim sonucunu değerlendirdi. Toplantı 23:50 sıralarında bitti, liderler açıklama yapmadı.

Millet İttifakı

Millet İttifakı, 5 Mayıs 2018 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi (SAADET) ve Demokrat Parti (DP) arasında kurulan seçim ittifakıdır. Daha sonrasında Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Gelecek Partisi ittifaka katılmıştır.

Türkiye’de 2023 genel seçimlerinde ana rakip olan Cumhur İttifakı’na karşı yarışmak üzere altı muhalefet partisinden oluşan bir seçim ve yönetim ittifakıdır. Aslen 2018 genel seçimlerinden önce kurulan ittifak, Türkiye’nin yeni kurulan cumhurbaşkanlığı sistemine direnme konusunda ortak payda bulan siyasi yelpazedeki dört muhalefet partisi tarafından resmen başlatıldı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti, muhalefete yıllar sonra ilk büyük seçim başarısını kazandıran 2019 yerel seçimleri için ittifakı yeniden kurdu.

İttifak o zamandan beri genişledi ve iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisinden (AK Parti) ayrılan iki yeni partiyi bünyesine dahil etti: Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA).Her iki parti de Millet İttifakı partileriyle birlikte ortak bir aday gösterme niyetlerini önceden açıklamıştı.

Genişlemeden kısa bir süre sonra Millet İttifakı gelecekteki hükûmet programlarını açıklayarak Türkiye’de seçimlerden önce bunu yapan ilk siyasi oluşum oldu. Millet İttifakı, 30 Ocak 2023 tarihinde Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni Ankara’da kamuoyu ile paylaştı.

Genel olarak ittifak, güçlendirilmiş bir parlamenter sistemin kurulmasına özellikle vurgu yapmaktadır. Ülkedeki mevcut demokratik gerileme eğilimini tersine çevirme, hukukun üstünlüğünü ve kuvvetler ayrılığını yeniden tesis etme ve Türkiye’nin insan hakları sicilini iyileştirme ittifakın hükûmet programında değindiği konulardandır.

Paylaşın

HDP Ve YSP’den İlk Açıklama: Demokratik Siyaseti Büyüteceğiz

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin açıklama yapan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, “Türkiye siyasetinin öncelikli görevi, tıkandığı açık olan, toplumun kutuplaşmasına yol açan ve demokrasi zeminini ortadan kaldıran mevcut sistemi değiştirmektir. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken, sivil ve demokratik bir anayasayı hep birlikte bu anlayışla yapmamız elzemdir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bizler buradayız. Hem Meclis’te hem de hayatın bütün alanlarında değişim için demokratik mücadelenin öncülüğünü sürdüreceğiz, demokratik siyaseti büyüteceğiz. Bu yoldan dönmeyeceğiz, toplumu esas alarak birlikte mücadele edeceğiz, birlikte kazanacağız.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Açıklamada konuşan Akın, tek adam rejiminin baskıları karşısında eşit ve adil olmayan bir seçim süreciyle karşılaştıklarını ifade etti.

Erdoğan’ın seçim sürecinde devletin tüm imkanlarını kullandığına dikkat çeken Akın, “Aynı zamanda seçim dönemi boyunca Saray’ın propaganda aygıtı tarafından doğrudan fonlanan ve sosyal medyada trol orduları tarafından yürütülen manipülasyonlar; üretilen bilgi kirliliği ve montajlı videolar, seçimlerin adil olmadığını açıkça gösteren en çarpıcı örneklerden bazılarıdır” dedi.

Akın, şöyle konuştu: “Bu seçimlerde aslolanın rejimi değiştirmek olduğunu başından beri dile getirdik ve savunduk. Otoriterlik veya demokrasi tercihi ile karşı karşıya bırakılan topluma gerçekçi vaatler sunarak demokrasiye açılacak kapının daha fazla aralanması için çaba harcadık.  Bu stratejimiz ve buna uygun olan mücadelemizle Erdoğan’ı ilk turda durdurduk. İkinci turda da aynı stratejimizi rejimi değiştirme hedefiyle sürdürdük.

Sandık verileri de gösteriyor ki, seçmenlerimiz partimizin politikalarına ve hedeflerine kararlı bir şekilde sahip çıkmış, iradesini bu yönde güçlü bir biçimde ortaya koymuştur. Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları 16 bölge ilinde Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik oy tercihi 14 Mayıs’a göre aynen sürmüştür. Bütün baskılara ve kirli propagandalara rağmen halkımız geri adım atmamıştır.

Değişim ve demokrasi tercihinde ısrar eden ve parti politikalarına uygun davranan Kürt halkına ve tüm seçmenlerimize en içten ve yürekten teşekkür ediyoruz, bu duruşlarını ve mücadelelerini selamlıyoruz.  Seçim sonuçlarının temel sebeplerini sahici bir biçimde görmek ve eksikleri en doğru yöntemlerle aşmak zorundayız.

Bu bizim halkımıza ve mücadele geleneğimize karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir. Sıcağı sıcağına bir kez daha söyleyelim ki, Cumhur İttifakı özellikle 2015 yılından bu yana devreye koyduğu toplumu kuşatma ve baskı kurma stratejisinde ısrar ederse, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik, sosyal ve siyasal boyutları da olan çoklu kriz büyük bir çöküşe kapı aralayacaktır.

Bizler bu politikalara ve uygulamalara karşı tüm gücümüzle toplumu ve haklarını savunmaya, her alanda mücadeleye devam edeceğiz. Her bir vekilimizle parlamento çatısı altında demokrasi, barış, adalet, eşitlik, özgürlük ilkelerini savunmayı, Demokratik Cumhuriyet mücadelemizi bir üst aşamaya taşımayı sürdüreceğiz.

Sonuçlar açıkça göstermiştir ki, bu ülkedeki her iki kişiden birinin değişim talebi vardır. O nedenle Türkiye siyasetinin öncelikli görevi, tıkandığı açık olan, toplumun kutuplaşmasına yol açan ve demokrasi zeminini ortadan kaldıran mevcut sistemi değiştirmektir. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken, sivil ve demokratik bir anayasayı hep birlikte bu anlayışla yapmamız elzemdir.

“Birlikte mücadele edeceğiz, birlikte kazanacağız”

Bizler buradayız. Hem Meclis’te hem de hayatın bütün alanlarında değişim için demokratik mücadelenin öncülüğünü sürdüreceğiz, demokratik siyaseti büyüteceğiz. Bu yoldan dönmeyeceğiz, toplumu esas alarak birlikte mücadele edeceğiz, birlikte kazanacağız.”

Paylaşın

Saadet Lideri Karamollaoğlu: Gönül İsterdi Ki…

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin açıklama yapan Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu, “Seçim sonuçlarının ülkemize ve coğrafyamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Gönül isterdi ki, adil bir seçim dönemi yaşansın ancak ne yazık ki olmadı” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Her şeye rağmen kararlı bir şekilde mücadelemize omuz veren teşkilatlarımıza ve sandığa giderek oy kullanan vatandaşımızın her birine teşekkür ediyorum. Bizler, ahlaktan ve adaletten hiçbir zaman taviz vermeden “Yaşanabilir bir Türkiye” için kararlılıkla mücadelemize devam edeceğiz. Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki; bu ülke bizim, hepimizin!”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı seçim sonucuna ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu açıklamasında şunları kaydetti:

“Seçim sonuçlarının ülkemize ve coğrafyamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Gönül isterdi ki, adil bir seçim dönemi yaşansın ancak ne yazık ki olmadı.

Her şeye rağmen kararlı bir şekilde mücadelemize omuz veren teşkilatlarımıza ve sandığa giderek oy kullanan vatandaşımızın her birine teşekkür ediyorum. Bizler, ahlaktan ve adaletten hiçbir zaman taviz vermeden “Yaşanabilir bir Türkiye” için kararlılıkla mücadelemize devam edeceğiz. Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki; bu ülke bizim, hepimizin!”

Paylaşın

Zafer Partisi Lideri Özdağ: Erdoğan Kazanırken Mağlup Olmuştur

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin açıklama yapan Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, partisinin Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği mücadelesinden taviz vermeden devam edeceğini vurguladı ve ekledi:

Haber Merkezi / “Artık ne küresel güçlerin ne Türk siyasetinin unsurlarının yok sayamayacağı bir Zafer Partisi gerçeği vardır. 21 senedir bir mağlubiyetten diğer mağlubiyete sürüklenen bütün yurttaşlarımızı Türk Milleti’nin zaferi için Zafer Partisi’ne davet ediyorum. Türkiye için önümüzdeki süreç çok zor olacaktır. Erdoğan kazanmıştır ancak bu bir Pirus zaferidir. Kazanırken mağlup olmuştur. Özetle ümitsizliğe yer yok.”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Cumhurbaşkanı seçim sonucuna ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Özdağ’ın açıklamaları şöyle:

“CHP’den ilk telefon 18 Mayıs’ta geldi. İlk ziyaret 19 Mayıs’ta. 2. Ziyaret 22 Mayıs’ta yapıldı. 24 Mayıs’ta protokol imzalandı. Zafer Partisi’ne kalan 3.5 gündü. Bu 3.5 gün içinde yığınakta yapılan hata ancak bu kadar düzeldi. Zafer Partisi üzerine düşeni yapmıştır. Ancak Stratejide yapılan hata taktik başarılar ile düzeltilmiyor.

Zafer Partisi Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği mücadelesinden taviz vermeden devam edecektir. Artık ne küresel güçlerin ne Türk siyasetinin unsurlarının yok sayamayacağı bir Zafer Partisi gerçeği vardır. 21 senedir bir mağlubiyetten diğer mağlubiyete sürüklenen bütün yurttaşlarımızı Türk Milleti’nin zaferi için Zafer Partisi’ne davet ediyorum.

Türkiye için önümüzdeki süreç çok zor olacaktır. Erdoğan kazanmıştır ancak bu bir Pirus zaferidir. Kazanırken mağlup olmuştur. Özetle ümitsizliğe yer yok. Sevgili Zafer Partisi teşkilat mensubu mücadele arkadaşlarım yokluklar içinde verdiğimiz bu mücadele sonunda Türk Milleti’nin Zafer’i ile taçlandıracağız.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Sapasağlam Ayaktayız

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin açıklama yapan DEVA Lideri Babacan, “Hem 14 hem de 28 Mayıs’ta kullanılan hiçbir oy zayi değildir. Bizler bir sonraki seçim takvimi başlayana kadar ortadan kaybolup, son anda meydana çıkanlardan değiliz, biz buradayız sapasağlam ayaktayız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu seçim sonuçlarına bakıp kavgacı, popülist, anlık politikalar peşine düşmeyeceğiz. Biz hiçbir zaman uzlaşıdan, ortak akıldan vazgeçmeyeceğiz, doğru yoldan sapmayacağız.”

Babacan, açıklamasının devamında, “Tam demokrasiye olan sevdamızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Partimiz tam demokrasinin mihenk taşı olmaya devam edecek. Hak ve özgürlükler için başlattığımız bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Korkmayacağız yılmayacağız ideallerimizden asla vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhurbaşkanı seçim sonucuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“28 Mayıs seçimlerini şeffaf bir şekilde yapmış olması sebebiyle teşekkürlerimi sunuyorum. Türkiye demokraside belli bir olgunluk seviyesini yakaladı.

Vatandaşlarımızın yüzde 52’si tercihini Erdoğan’dan yana kullanmıştır, kendisini tebrike diyorum, kendisine çağrım, vatandaşlarımızın verdiği bu yetkiyi adalet, liyakat ve istişare ilkelerinden sapmadan kullanmasıdır. Erdoğan’ı destekleyen vatandaşlarımızın siyasetçilere verdiği mesajı da duyduğumuzu ifade etmek isterim. Bu mesajı iyi tahlil edeceğiz ve üstümüze düşen sorumluluğun farkında olacağız.

Erdoğan cumhurbaşkanı olmanın yetkilerini ve imkanlarını fiilen kullanırken aynı zamanda aday oldu. Kampanyasında montaj vardı hakaretler karalamalar vardı, kamu malını kendi seçim kampanyasında kullandı, devletin milletin sahip olduğu basın yayın organlarını neredeyse tamamen kendine tahsis etti, kamu kurumlarını seçime alet etti.

Hem 14 hem de 28 Mayıs’ta kullanılan hiçbir oy zayi değildir. Bizler bir sonraki seçim takvimi başlayana kadar ortadan kaybolup, son anda meydana çıkanlardan değiliz, biz buradayız sapasağlam ayaktayız. Bu seçim sonuçlarına bakıp kavgacı, popülist, anlık politikalar peşine düşmeyeceğiz. Biz hiçbir zaman uzlaşıdan, ortak akıldan vazgeçmeyeceğiz, doğru yoldan sapmayacağız.

“Biz buradayız her yanlışa dur diyecek kadar güçlüyüz”

Tam demokrasiye olan sevdamızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Partimiz tam demokrasinin mihenk taşı olmaya devam edecek. Hak ve özgürlükler için başlattığımız bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Korkmayacağız yılmayacağız ideallerimizden asla vazgeçmeyeceğiz.

Sayın Erdoğan ve irili ufaklı ortakları bu ülkeyi maalesef yönetemeyecek. Çünkü işi bilen çalışkan dürüst kadroları kalmadı artık. Üzülerek söylüyorum her alanda sadece ve sadece kötüye gidişin devamını göreceğiz. Ancak biz buradayız her yanlışa dur diyecek kadar güçlüyüz.

O balkon konuşması yapan Erdoğan’a ne oldu? Bugün yaptığı ilk konuşmayı dinlediniz değil mi? Bir zamanların seçimi kazandıktan sonra ben bütün ülkenin cumhurbaşkanıyım diyen Erdoğan vatandaşlarımızın yüzde 48’inin desteğini alan rakibini yuhalattı ya. Değişti arkadaşlar çok değişti. Üzülerek söylüyorum bunu daha çok göreceğiz. Ülkemiz iyiye gitmeyecek.

Kılıçdaroğlu’na oy veren dostlarım mağlup değiliz. Biz her birimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit ve onurlu vatandaşlarıyız, vicdanımız rahat olsun, tarihin doğru tarafından  yer aldık hep beraber, hakça mücadele ettik.  Ümit ediyorum ki Ankara’ya geleceği konuşmada içindeki fevri hisleri bastırıp bu eski balkon konuşmalarından birini yapar.”

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli: Gelecek Türk Asrıdır

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin açıklama yapan MHP Lideri Bahçeli, “Aziz milletimiz demokrasi fethiyle egemenlik haklarını ve tarihi mirasını güçlü şekilde kucaklamış, kardeşlik hukukuyla varoluş namusunu koruyarak Türk ve Türkiye yüzyılı vizyonuyla buluşturma iradesi göstermiştir” dedi.

Haber Merkezi / Seçimlerde milletin “iftira ve inkar siyasetine prim vermediğini” söyleyen Devlet Bahçeli, “tezahür eden milli iradeye herkes ve her kesimin asgari ölçüde saygı duyması” gerektiğini vurguladı. Bahçeli, “Bundan sonra gelecek Türk asrıdır, geleceğin gücü Türkiye’dir. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıldönümü taçlanmıştır. Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefine ilk adım doğru adamla, cumhurun bizatihi varlığıyla kudretli biçimde atılmıştır” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim sonuçlarının ardından partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Türk milleti bugün tarih yazmış, kutlu varlığına, müstakbel geleceğine tertemiz iradesiyle sahip çıkmıştır. Yurt içi ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin ikinci tur seçimlerinde kesin olmayan sonuçlara göre Sayın Recep Tayyip Erdoğan 13. Cumhurbaşkanımız olarak seçilmiştir.

Türk demokrasisi ve siyaset tarihinde iki turlu bir seçimin ilk örneği yaşanmakla birlikte katılım oranının yüksekliği milli ve demokratik şuurun canlılığına işaret etmiştir. Türkiye’nin demokrasi standartlarında yüksek seviyeye ulaşması ve dünya çapında mukayese üstünlük kazandığı çarpıcı bir gerçek olarak belirginlik kazanmıştır.

“Aziz milletimiz demokrasi fethiyle egemenlik haklarını ve tarihi mirasını güçlü şekilde kucaklamış, kardeşlik hukukuyla varoluş namusunu koruyarak Türk ve Türkiye yüzyılı vizyonuyla buluşturma iradesi göstermiştir.

Milletimiz iftira ve inkar siyasetine prim vermemiştir. Yine milletimiz yalan ve yıkım simsarlarına itibar etmemiştir. Milli geleceğimizin zillete değil zafere müstahak olduğu tescillenmiştir. Dünya birleşmiş ve karşımıza geçmiş ancak Türk milletine sökmemiştir.

Küresel lobi, çıkarcı, eyyamcılar, entrikacılar, provokatörler, tefeciler, bankerler, ABD’sinden AB’ye kadar tüm ülkeler zilletin fermanını okumuş Çanakkale ruhunu, milli mücadele duruşunu aşamamışlardır. 14 Mayıs Seçimleri öncesi Türkiye dört bir koldan ablukaya alınmış her türlü iç ve dış mahreçli operasyonlar küstahça ilerletilip ihya edilmiştir.

“Bundan sonra gelecek Türk asrıdır”

Bu tablo gurur verici demokratik asaletin, tarih boyunca tam bağımsızlık onuru olarak tarihe geçmiştir. 28 Mayıs Cumhurbaşkanı Seçimi’nde küresel kuşatma yarılmış, Türkiye kutup yıldızını andıran aydınlığını korumuştur. Bundan sonra gelecek Türk asrıdır.

Bugün kucaklaşma, kaynaşma ve muhabbet kazanmıştır. Kaybeden kötülerdir. Hain ve kötü niyetlerdir. 18 Mayıs 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçiminin ülkemize, milletimize, demokrasimize, gönül ve kültür coğrafyalarımıza hayırlı ve uğurlu olmasını Cenabı Allah’tan diliyorum.

Cumhurbaşkanımızla herhangi bir görüşme bugün gerçekleşmemiştir. Zannediyorum Ankara’ya dönüşlerinde tertiplenen toplantıya davet etmişlerdir. O toplantıya da katılacağım inşallah. Önümüzdeki dönemde çok şey değişecektir, her şey değişecektir. Öyle gözüküyor. İnşallah Türkiye değişmez.”

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: Yenilmedik, Mücadeleye Devam

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin açıklama yapan Demirtaş, “Aslında bir seçim değil, büyük bir operasyon yapıldı. Seçim süreci çok büyük eşitsizlikler, baskılar, inanılmaz yalanlar, iftiralar ve karalamalarla geçti” dedi.

Haber Merkezi / “Bunlara rağmen halk değişimi kesinlikle onayladı ama tüm süreç manipüle edildi” ifadelerini kullanan Demirtaş, “Yenilmedik. Yenilmediğimiz için de sakın kimse umutsuz olmasın. Asla teslim olmak yok. Mücadeleye devam, devam, devam…”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı seçim sonucuna ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu.

Oy vermek için sandığa gidenlere teşekkür eden Demirtaş, “Devleti ele geçirmiş olan devasa bir operasyon gücüne karşı ilkeli, ahlaklı bir seçim çalışmasıyla bu oy oranına ulaşmak bile mucize sayılır. Aslında bir seçim değil, büyük bir operasyon yapıldı.

Seçim süreci çok büyük eşitsizlikler, baskılar, inanılmaz yalanlar, iftiralar ve karalamalarla geçti. Bunlara rağmen halk değişimi kesinlikle onayladı ama tüm süreç manipüle edildi. Yenilmedik. Yenilmediğimiz için de sakın kimse umutsuz olmasın. Asla teslim olmak yok. Mücadeleye devam, devam, devam…” dedi.

“Demokratik siyaseti büyüteceğiz”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Açıklamada konuşan Akın, tek adam rejiminin baskıları karşısında eşit ve adil olmayan bir seçim süreciyle karşılaştıklarını ifade etti.

Erdoğan’ın seçim sürecinde devletin tüm imkanlarını kullandığına dikkat çeken Akın, “Aynı zamanda seçim dönemi boyunca Saray’ın propaganda aygıtı tarafından doğrudan fonlanan ve sosyal medyada trol orduları tarafından yürütülen manipülasyonlar; üretilen bilgi kirliliği ve montajlı videolar, seçimlerin adil olmadığını açıkça gösteren en çarpıcı örneklerden bazılarıdır” dedi.

Akın, şöyle konuştu: “Bu seçimlerde aslolanın rejimi değiştirmek olduğunu başından beri dile getirdik ve savunduk. Otoriterlik veya demokrasi tercihi ile karşı karşıya bırakılan topluma gerçekçi vaatler sunarak demokrasiye açılacak kapının daha fazla aralanması için çaba harcadık.  Bu stratejimiz ve buna uygun olan mücadelemizle Erdoğan’ı ilk turda durdurduk. İkinci turda da aynı stratejimizi rejimi değiştirme hedefiyle sürdürdük.

Sandık verileri de gösteriyor ki, seçmenlerimiz partimizin politikalarına ve hedeflerine kararlı bir şekilde sahip çıkmış, iradesini bu yönde güçlü bir biçimde ortaya koymuştur. Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları 16 bölge ilinde Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik oy tercihi 14 Mayıs’a göre aynen sürmüştür. Bütün baskılara ve kirli propagandalara rağmen halkımız geri adım atmamıştır.

Değişim ve demokrasi tercihinde ısrar eden ve parti politikalarına uygun davranan Kürt halkına ve tüm seçmenlerimize en içten ve yürekten teşekkür ediyoruz, bu duruşlarını ve mücadelelerini selamlıyoruz.  Seçim sonuçlarının temel sebeplerini sahici bir biçimde görmek ve eksikleri en doğru yöntemlerle aşmak zorundayız. Bu bizim halkımıza ve mücadele geleneğimize karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir.

Sıcağı sıcağına bir kez daha söyleyelim ki, Cumhur İttifakı özellikle 2015 yılından bu yana devreye koyduğu toplumu kuşatma ve baskı kurma stratejisinde ısrar ederse, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik, sosyal ve siyasal boyutları da olan çoklu kriz büyük bir çöküşe kapı aralayacaktır.

Bizler bu politikalara ve uygulamalara karşı tüm gücümüzle toplumu ve haklarını savunmaya, her alanda mücadeleye devam edeceğiz. Her bir vekilimizle parlamento çatısı altında demokrasi, barış, adalet, eşitlik, özgürlük ilkelerini savunmayı, Demokratik Cumhuriyet mücadelemizi bir üst aşamaya taşımayı sürdüreceğiz. Sonuçlar açıkça göstermiştir ki, bu ülkedeki her iki kişiden birinin değişim talebi vardır.

O nedenle Türkiye siyasetinin öncelikli görevi, tıkandığı açık olan, toplumun kutuplaşmasına yol açan ve demokrasi zeminini ortadan kaldıran mevcut sistemi değiştirmektir. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken, sivil ve demokratik bir anayasayı hep birlikte bu anlayışla yapmamız elzemdir.

Bizler buradayız. Hem Meclis’te hem de hayatın bütün alanlarında değişim için demokratik mücadelenin öncülüğünü sürdüreceğiz, demokratik siyaseti büyüteceğiz. Bu yoldan dönmeyeceğiz, toplumu esas alarak birlikte mücadele edeceğiz, birlikte kazanacağız.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Bize Düşen Seçmenin Mesajını Anlamak

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin açıklama yapan İYİ Parti Lideri Akşener, “muhalefet görevini” sürdürmeye devam edeceklerini söyledi. Akşener, “Biz de milletimizin bize verdiği muhalefet görevini bugüne kadar olduğu gibi, aynı düsturla yürüteceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Meral Akşener, “Seçmen bu seçimlerde söyleyeceğini söyledi. Bize düşen mesajı anlamak, anladıktan sonra da gereğini yapmaktır” diye konuştu.

Akşener, kesin olmayan sonuçlara göre yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ı da tebrik ederken, Kısıklı’da yaptığı konuşmada Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu yuhalatmasını ise eleştirdi.

Millet İttifakı Liderlerinden İYİ Parti Genel Meral Akşener, partisinin genel merkezinde seçim sonuçlarını değerlendirdi. Akşener’in açıklamaları şöyle:

“Görüşlerimizi, hayallerimizi, gördüklerimizi ve projelerimizi milletimize sizin kanalınızla ulaştırmaya çalıştık. Bütün basın emekçilerimize öncelikle teşekkür ediyorum, Allah hepinizden razı olsun.

Öncelikle sandıklarda görev yapan tüm müşahitlerimize, sandık görevlilerimize, avukatlarımıza, partililerimize ve her yaştan tüm vatandaşlarımıza yürekten teşekkür e diyorum ama en çok gençlere ve kadınlara ayrıca teşekkür ediyorum.

Her bir insanımızın oyu bizim için çok kıymetli. Tüm kara propaganda, provokasyonlara rağmen milletimiz olgunluk ve zarafet içinde demokratik hakkını kullandı. Allah her bir vatandaşımızdan razı olsun.

Aylardır seçimin gölgesinde kalan birikmiş bir çok sorunumuz var. Bunların başında ne yazık ki ekonomi geliyor. Şimdi artık vakit kaybetmeden bu sorunlara eğilme, çözüm üretme zamanı geldi.

Milletimizin bize verdiği muhalefet görevini aynı düstur, ciddiyet ve seçmen velinimettir anlayışıyla yürüteceğiz. Her şeyden önce seçmen bizim için en halis ölçüttür.

Millet iradesinin üstünde hiçbir irade yoktur. Milletimiz bu seçimlerde söyleyeceğini söyledi. Bize düşen bu mesajı anlamak, gereğini yapmaktır.

İYİ Parti olarak bunu hakkıyla yapacağımızın hiç kimsenin şüphesi olmasın. Milletimizin hiç bir mensubu seçim sonuçları üzerinden umutsuzluğa kapılmasın.

Uzun yıllar üniversitede inkılap tarihi hocalığı yaptım. Demokrasilerde her şeyin tartışabileceğini ama bir tek konuya itiraz edilemeyeceğini o da hür iradeyle sandığa atılmış seçmenin oyunun sonuçlarıdır; yani bir irade ortaya koyduğunda ‘Niye ona oy verdin’ deme hakkı kimsede yoktur olamaz. Millet iradesi başımızın tacıdır.

Sözlerimizin arkasında milletimizin talep ve istekleri dışında hiçbir gücün, hırsın, şahsi ihtirasın bulunmasına müsaade etmedik. Bu sebeple de zaman zaman çok ağır eleştirilere maruz kaldık ve pek çok bedel ödedik.

Bugünden sonra da milletimizin taleplerini dinleyeceğiz. Şunu unutmayın ki biz hala buradayız. İYİ Parti ve mensupları burada, Meclis’te, Türkiye’de.”

Paylaşın

Ekonomistlerden Seçim Sonucu Yorumu: Türkiye’yi Zor Günler Bekliyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim zaferi sonrası Türkiye’nin ekonomik durumuna dair tespitlerde bulunan Güldem Atabay, Doç. Dr. Murat Birdal ve Prof. Dr. Ayşegül Yılgör’ün ortak görüşü: Türkiye’yi daha zor günler ve daha derin bir kriz ortamı bekliyor.

Güldem Atabay, “Piyasalar kilitlenmiş durumda. Krediler verilemediği gibi, döviz talebi de baskılanarak karşılanamıyor. Şimdi ya baskı kalkacak ve TL değer kaybedecek ya da baskı devam edecek ve sermaye kontrolleri devreye sokulacak” ifadelerini kullandı.

Murat Birdal, “Erdoğan’ın şu ana kadar söylemlerinden para politikası konusundaki duruşunu bozmayacağını anlıyoruz. Yeni hükümetten, özellikle yaşadığı derin güven kaybını restore edebilecek bir hamle gelmesi mümkün gözükmüyor” dedi.

Ayşegül Yılgör, “Merkez Bankası’nın net rezervlerinin eksiye düştüğünü bir dönem. Şimdiye kadar nereden girdiği belli olmayan döviz girdileriyle (swap) idare ettiler ama şimdi tam bir negatif durum söz konusu” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Ayşegül Yılgör, Doç. Dr. Murat Birdal ve Güldem Atabay, Cumhurbaşkanlığı seçiminin olası ekonomik sonuçlarını bianet’ten Hikmet Adal’a değerlendirdi.

Atabay: Ne kadar güven yaratıcı olabilirler?

Seçim sonucunun etkisini yarından itibaren görmeye başlayacağız. Ama nerede bırakmıştık, önce onu hatırlayalım. Geçtiğimiz hafta Merkez Bankası rezervleri Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar düşük seviyeye gelmişti. Şu an için -0,2 milyar dolar.

Piyasalar kilitlenmiş durumda. Krediler verilemediği gibi, döviz talebi de baskılanarak karşılanamıyor. Şimdi ya baskı kalkacak ve TL değer kaybedecek ya da baskı devam edecek ve sermaye kontrolleri devreye sokulacak.

Zaten Türkiye’nin kredi risk primi (CDS) çok yükseldi. Seçim öncesi 500 seviyelerinden 700’lere yükseldi. Şimdi daha da yükseldiğini 850’lere, 900’lere doğru gideceğini göreceğiz. Bu dış finansman bulunamamak anlamına geliyor.

Şu an Türkiye’nin dış borçlanma faizi döviz bazında yüzde 12’yi aşmış durumda. Borç almış firmalar, borçlanacak olan firmalar için durum pek iyi değil. Hatta tehlikeli.

Bir de Erdoğan’ın ekonomi yönetimine kimlerini getireceğe bakacağız. Önümüzde yerel seçimler var. Büyükşehirleri geri almak isteyecektir. Dolayısıyla kısa vadede normal ve doğru işleri yapacak bir ekip mi gelecek ki böyle bir ekip gelirse dahi ne kadar güven yaratıcı olabilir?

Bence Erdoğan düşük faiz politikasına devam edecek ancak faizler sanıldığı gibi hiç de düşük değil. Yani mevduat faizinden başlayın da kur korumalı mevduattan, kredi faizlerine kadar… Etkileri daha derin bir şekilde piyasalarda hissedilecek.

Biz durumu en çok dolar/TL paritesine bakarak durumu anlayacağız. Çünkü baskılayacak rezerv kaynağı yok. Önümüz yaz. Döviz girişleri turizm sebebiyle olacaktır. Bir iki hafta sert çalkantı, sonra belki yazın biraz daha kontrol altına alabilir ama sonbahara doğru işlerin çok çok ciddi şekilde sertleşebildiği bir zemine doğru ilerleyeceğiz gibi gözüküyor.

Halı altına süpürülen ne kadar problem varsa hepsi ortaya çıkacağı, döküldüğü bir dönemi yaşayacağız. Zor bir döneme giriyoruz.

Birdal: Faiz konusunda geri adım atılmaz

Erdoğan’ın şu ana kadar söylemlerinden para politikası konusundaki duruşunu bozmayacağını anlıyoruz. Yeni hükümetten, özellikle yaşadığı derin güven kaybını restore edebilecek bir hamle gelmesi mümkün gözükmüyor.

Buna karşılık hem eriyen rezervler, hem büyüyen dış ticaret açığı, hem de depremin getirdiği gerçekten büyük ek maliyet düşünüldüğünde kamu açığı, cari açık ve döviz açığı ortaya çıkartacak. Gerçekten ağırlaşan tabloyla karşı karşıyayız. Bu da önümüzdeki dönemin oldukça zorlu koşullarda geçeceğini gösteriyor.

Ben bu senenin sonuna varmadan Erdoğan’ın faiz konusunda geri adım atacağını düşünüyorum. Ama bu hamlesi çok da yeterli olmayacak. Çünkü dış piyasalarda yaşanan kredibilite kaybı artık ancak çok yüksek faizlerle tolere edilebilir hale gelmiş durumda. Bu da iç piyasayı çok daha fazla sıkacak. Dolayısıyla hem Türkiye ekonomisine hem de Erdoğan rejimini oldukça zorlu günler bekliyor.

Yılgör: Sweaplar geçici, ekonomi kötü

Öncelikle baskılanan döviz kurunun bir atak yapması bekleniyor tabii ki. Yabancı yatırımcıların bir reaksiyon göstermesi de olası. Yani borsada bir ters düşüş bekleniyor.

Ama ekonomiyi daha gerçek anlamda düşünürsek halkın yoksulluk sorununa nasıl çözüm getirilecek? Bu konuda olumlu bir beklentimiz yok maalesef. Çünkü şu ana kadar hiç öyle bir perspektif sunulmadı.

Uzun vadeli bir ekonomik model ve hükümetin ekonomik öngörüsü yok. Sadece popülist iyileştirmeler var gündemlerinde. Bundan sonrasının gerçekten büyük sıkıntılı bir dönem olacağını düşünüyorum.

Merkez Bankası’nın net rezervlerinin eksiye düştüğünü bir dönem. Şimdiye kadar nereden girdiği belli olmayan döviz girdileriyle (swap) idare ettiler ama şimdi tam bir negatif durum söz konusu.

Erdoğan’ın seçimin öncesinde Arap ülkelerini kastederek ülkeye döviz girişi olacağına dair söylemi vardı. Bu her zaman oynadıkları bir oyun. Bizim bilmediğimiz pazarlıklarla döviz girişleri oluyor. Bunun karşılığında da büyük siyasi ödüller, tavizler veriliyor.

Ama swaplar geçicidir. Evet, döviz açığını gidermek için kullanılabilecek bir yöntemdir ama döneminin sonunda tekrar o parayı ödemeyi taahhüt edersiniz. Yani kısa vadeli bir değiştirme, dönüştürmedir. Dolayısıyla kalıcı bir çözüm potansiyeli hiçbir zaman taşımaz. Tüm bunlara göre ekonominin daha kötüye gideceğini çok aşikar bir gerçek.

 

Paylaşın