Gazze’ye Yönelik İsrail Saldırılarında Can Kaybı 5 Bin 791’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşında çatışmalar 18. gününde de devam ederken, Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırıları sonucu en az 5 bin 791 kişinin öldürüldüğünü açıkladı. Bu açıklamaya göre, dünden beri 700’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / İsrail ordusu ise bugün yaptığı açıklamada, son 24 saatte hava saldırılarının Gazze’de 400’den fazla hedefi vurduğunu ifade etti. Açıklamada, vurulan yerlerin “Hamas hedefleri” olduğu iddia edildi. İsrail ordusu, açıklamasında hedeflerden birinin cami olduğuna da yer verdi.

İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Herzi Halevi, İsrail’in Gazze’ye yönelik hava saldılarını azaltmayacağını söyledi. Halevi yaptığı açıklamada “Hamas’ı tamamen tasfiye etmek istiyoruz” derken “Güneydeki kara operasyonları için iyi hazırlandık” ifadelerini kullandı.

BMGK, savaş için toplanacak

Öte yandan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun (BMGK) Hamas’ın İsrail topraklarına saldırısının ardından başlayan savaşı görüşmek üzere perşembe günü toplanacağı duyuruldu.

BM Güvenlik Konseyi’nde konuyla ilgili yapılan görüşmelerde daha önce herhangi bir karar alınamadı. Rusya’nın ‘insani ateşkes’ çağrısında Hamas’ın adının yer almaması nedeniyle ABD, İngiltere ve Fransa karar tasarısını veto etti.

Konsey başkanlığını yürüten Brezilya’nın hazırladığı ikinci karar taslağı ise Amerika’nın vetosu nedeniyle engellendi. Washington, İsrail’in ‘kendini savunma hakkından’ söz etmeyen bu metni sert bir dille eleştirirken, 12 ülke lehte oy kullandı.

Güvenlik Konseyi’nden herhangi bir karar çıkması üzerine Arap grubu adına Ürdün, Rusya, Suriye, Bangladeş, Vietnam ve Kamboçya’nın da aralarında bulunduğu ülkeler, Genel Kurul Başkanı Dennis Francis’ten bu toplantının planlanmasını resmen talep etti.

Talep üzerine Genel Kurul’un konuyu görüşmek üzere perşembe günü toplanacağı açıklandı.

DSÖ: Gazze’deki su kıtlığının tehlikeli boyutlara ulaştı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) İsrail tarafından abluka altna alınan Gazze Şeridi’ndeki su sıkıntısı konusunda bir kez daha uyarıda bulundu. DSÖ Doğu Akdeniz Bölge Direktörü Rick Brennan yaptığı açıklamada, su kıtlığının tehlikeli boyutlara ulaştığını vurguladı.

Ofisi Mısır’ın başkenti Kahire’de bulunan Brennan, DSÖ’nün Cenevre’deki merkezinde gazetecilerin sorularını video bağlantısıyla yanıtladı. Brennan, Gazze Şeridi’nde halihazırda kişi başına günlük üç litre su kaldığını tahmin ettiklerini, ancak içme, yemek pişirme ve kişisel hijyen için bir kişinin asgari su ihtiyacının 15 litre olduğunu söyledi.

Son zamanlarda neredeyse hiç kimsenin doğru dürüst duş almadığını ya da banyo yapmadığını belirten Rick Brennan, yerinden edilmiş yaklaşık bir milyon insanın acil tuvalet sorunu ile karşı karşıya kaldığını vurguladı.

Su kıtlığı ve buna bağlı hijyenik sorunlar nedeniyle bölgede sağlık sorunları yaşanacağına dikkat çeken Brennan, ishalli hastalıklar, deri ve solunum yolu enfeksiyonlarının görülmesinin an meselesi olduğunu kaydetti.

Her gün 180 ila 200 kadının doğum yaptığını, ancak doğum yapmak için güvenli alan bulamadıklarını sözlerine ekleyen DSÖ temsilcisi, hamilelerin komplikasyon durumunda hastanelere ulaşamadıklarını belirtti.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki hastaneler için yollanan insani yardım malzemelerinin güvenlik sorunu nedeniyle henüz DSÖ’ye ulaşmadığını bildiren Brennan, şu anda en çok hastanelerdeki jeneratörler ve deniz suyunu tuzdan arındırarak içme suyu haline getiren tesisler için yakıta ihtiyaç duyulduğunu aktardı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan 100. Yıl Kutlamalarının Ertelenmesine Sert Tepki

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “‘Filistin’de bunlar oluyor, biz şenlikleri erteleyelim’ diyorlar. Bir 100 yıl sonra mı şenlik yapacaksınız? Bunlar şenliği başka türlü anlıyorlar galiba. Anmak demek, 100. yılı kutlamak demek, bilim insanlarının, sanatçıların, esnafın konuşması demek. Anıtkabir’i ziyaret etmek demek. Şehitlerimizin mezarını ziyaret etmek demek. Eğlenmek, gülmek dolayısıyla 100. yılı kutlamak demek” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bizim belediyelerimizin olduğu her yerde her yer bayrağımızın renginde kırmızı beyaz olacak ve Cumhuriyetin 100’üncü yılı şenlik havasında turnuvalarla, konserlerle, yürüyüşlerle kutlanacak. Yani Cumhuriyet Halk Partisi 100’üncü yılımızı coşkuyla halkımızla birlikte kutlayacak.”

Kılıçdaroğlu, Filistin – İsrail savaşına ilişkin ise, “2 binden fazla çocuk katledildi, 5 binden fazla insan hayatını kaybetti. Hastane bombalanır mı ya? Akıl var mantık var. Ama bir insanın gözü dönmüşse, koltuğun derdine düşmüşse, bunu Netanyahu için diyorum, elbette hastaneyi bombalarlar… Ortadoğu ateş topuna döndü, bizimkiler bağırıyorlar: ‘Biz gelip arabulucu olalım mı?’ diye. Kimse bu sesi duymuyor. Niçin kimse duymuyor? Çünkü artık Türkiye dış politikasında güven veren bir devlet olmaktan çıktı” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasının önemli bir bölümünü, Cumhuriyetin 100. yıl kutlamalarının ertelenmesine ve Filistin – İsrail savaşına ayırdı: Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Bütün dünyanın gözünün önünde masum çocukların katledildiğini görüyorsunuz, kadınların öldürüldüğünü, yaşlıların öldürüldüğünü görüyorsunuz. Nerede? Filistin’de. Kendilerini uygar bir dünyanın parçası olarak tanımlayan o sözde devletlerin yöneticileri ne yapıyor? Akan kanı mı durduruyorlar, hayır. Ellerinden gelse, utanmasalar alkış tutacaklar. 21. yüzyılın dünyasından söz ediyorum.

İki bini aşkın çocuk katledildi. Beş bini aşkın insan hayatını kaybetti. Hastane bombalanır mı? Akıl var, mantık var. Ama bir insanın gözü dönmüşse, artık bir şeyi görmüyorsa, kendi koltuğuna düşkünse, Netanyahu için söylüyorum; onlar giderler, elbette hastaneyi de bombalarlar. Bunun bütün dünyanın gözünün önünde yapılması, 21. yüzyılın dünyası için en büyük ayıplardan birisidir.

Geçmişte, Türkiye Ortadoğu’nun en güven veren ülkesiydi. Avrupa ve Ortadoğu arasında güzel bir coğrafyamız var. Güzel bir köprüdeyiz, Asya ile Avrupa arasında güzel bir köprüyüz. Türkiye Ortadoğu’da yaşanan bütün sorunlar açısından sorunu ilk çözecek ülke olarak akla gelirdi. Çünkü Türkiye dış politikası ile güven veren bir ülkeydi… Bugün geldiğimiz noktada Türkiye güven veren bir ülke olmaktan çıktı. Oysa pek çok uluslararası kuruluşun oluşumunda, özellikle İslam dünyası ve Orta Doğu’da Türkiye önderlik yapardı.

Bir sorun çıktığı zaman gelir Türkiye’nin kapısını çalarlardı. Bizim bu sorumuzu gelin çözün, diye. Bunun temelinde güven yatardı. Ama üzülerek ifade edeyim, son yıllarda Türkiye bu güveni kaybetti. Orta Doğu ateş topuna döndü. Bizimkiler bağırıyorlar, ‘Biz gelip arabulucu olalım mı, bizi arabulucu olarak görün’ diye. Kimse bu sesi duymuyor. Soru şu, ne için kimse duymuyor? Hangi gerekçe ile kimse duymuyor? Çünkü artık Türkiye, dış politikasında güven veren bir devlet olmaktan çıktı. Güven vermiyoruz…

Ortadoğu’nun yüzünü bize dönmesi ne demektir biliyor musunuz? Demokrasiye dönmesi demektir. Kadın ve erkek eşitliğine dönmesi demektir. Ortadoğu halkları bize imreniyor. Bizim gibi olmak istiyorlar. Özgür bir ülkede yaşamak istiyorlar. Ama bizim ülkenin yöneticileri de Orta Doğu’nun kralları gibi olmak istiyorlar.

Aramızda derin bir görüş ayrılığı var. Eğer dış politikayı, iç politikadan ayırmazsanız, iç politikanın malzemesi olarak kullanıp, oraya eklemlerseniz, o zaman dış politika dış politika olmaktan çıkar ve siz güven kaybına uğrarsınız. Türkiye geçmişte sorular çözmeye talip olmazdı, sorunları çözmeye davet edilirdi. Şimdi bizimkiler bağlıyorlar, ‘Gelin biz size arabuluculuk yapalım’. Ama kimse dinlemiyor. Sözü dinlenen bir Türkiye’den Orta Doğu’da dışlanan Türkiye konumuna geldik.

Arabuluculuk rolünü Katar’a verdiler. Katar yapıyor bunu. Bazen öyle bir dil kullanıyoruz ki, herkesi kırıp geçiyoruz. Sözümüzün nereye gittiğini bile hesaplayamıyoruz. Amerika iki uçak gemisi gönderdi. Erdoğan bağırıyor, ‘ABD nere, Akdeniz nere? Ne işin var senin orada?’ Allah aşkına biz de sormaz mıyız? Senin damadının Amerikan uçak gemisinde ne işi var? Ben bunu sormaz mıyım? İkili oynamayacaksınız, dürüst ve namuslu olacaksınız. Devlette ikili politika olmaz. Açık ve net olacaksınız.

Evet, söyleyebilirsin. Neden o gemi oraya gidiyor, diyebilirsin. Ama derken, damadına bakacaksın. Yakınlarına bakacaksın. Neyi, nasıl yaptığına da bakacaksın. Türkiye güven kaybetti, doğru… Dışişleri Bakanlığı’ndaki bürokratlar, sırada bürokratlar değildir. Dışişleri Bakanlığı da sıradan bir bakanlık değildir. Türkiye’nin dış politikasını belirler… Rüşvet alandan büyükelçi yaparsanız, Türkiye’nin dış politikası güven vermez. Bunu 50 sefer söyledim… Güveni temelden sarsıyoruz biz… Güven kaybı, dış politikada çok temel bir kayıptır.

Cumhuriyetin 100’üncü yaşını kutlayacağız. Biz Cumhuriyeti kan ve gözyaşı ile kurduk. Ağır bedeller ödedik. Ülke düşman işgali altındayken; babalarımız, dedelerimiz, annelerimiz büyük mücadele verdiler. ‘Gözüm Sakarya’da ama düşüncem İstiklal Yolunda, yani İnebolu’da. Acaba silahlar gelir ve biz Milli Kurtuluş Savaşı’nı verir miyiz diye.’ Milli Kurtuluş Savaşı sıradan bir savaş değil. Ağır bedellerin ödendiği bir savaştır. Biz Cumhuriyeti kurarken, Milli Kurtuluş Savaşını verirken bütün mazlum milletlere örnek olduk… 100’üncü yılını kutluyoruz, şu iktidarın ve onun destekçisi bir partinin oyları ile yabancı askerler Türkiye’ye davet ediliyor.

100’üncü yılında. Ne için, terörle mücadele edecekmişiz. Eğer bir iktidar Türkiye Cumhuriyeti devletinin 100’üncü yılında; terörle mücadele konusunda kendi ordusuna, kendi güvenlik güçlerine güvenmeyip de yabancı bir ülkenin askerini Türkiye’ye davet ediyorsa, artık o iktidarın bu ülkeye vereceği hiçbir şey yoktur. Ben onun vatanseverliğinden kuşku duyarım. Vatansever değildir bu insanlar. Ne demek? 35-40 yıldır mücadele ediyor bu ülkenin ordusu, korucusu. Gittiğiniz her yerde anlatın. Cumhuriyetin 100’üncü yılında yabancı askerleri bunlar Türkiye Cumhuriyeti devletine davet edecekler, çağıracaklarmış. Neymiş, terörle mücadele için. Söyledim, bir daha söyleyeyim. Bu topraklarda yabancı asker postalı istemiyoruz.

‘Filistin’de bu oluyor, olaylar var, çocuklar katlediliyor. Efendim biz, şenlikleri erteleyelim.’ Bunlar şenliği başka anlıyor galiba. Anmak demek, 100’üncü yılı kutlamak demek, bilim insanlarının, sanatçıların, esnafın konuşması, gençlerin sokaklarda yürümesi, meşale taşıması, Anıtkabir’i ziyaret etmesi demek. Şehitlerimizin mezarını ziyaret etmek, eğlenmek, gülmek, dolayısıyla 100’üncü yılı kutlamak demek. Dışişleri Bakanlığı’nın içinde bulunduğu fecaati az önce anlattım. Katar Büyükelçimiz, efendim Cumhuriyetin 100’üncü yılını kutlamayı ertelemiş. Ama beyefendi kendisi gitmiş düğüne.

Fotoğrafa baktım, dedim ki ‘Bu bir Dışişleri mensubu olamaz.’ Bürokratik hayatımda çok büyükelçi ile karşılaştım. Bizim büyükelçilerimiz onurlu dururlar. El pençe kimsenin önünde durmazlar. Bilirler ki ‘biz Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil ediyoruz.’ O temsilden asla ödün vermezler. Düğünde çekilen fotoğrafı gördüm, iki eli önünde. Süt dökmüş kedi gibi iki kişinin arasında duruyor. Vallahi bu dışişlerinin yetiştirdiği bir büyük elçi olamaz dedim. Telefon ettim. Yahu bu adam kim? Gerçekten bu adam dışişlerinin yetiştirdiği birisi mi? Hayır öyle değil. Fotoğraf bile bunu söylüyor aslında. Türkiye’de Dışişleri Bakanlığını bu hale getirirseniz, Türkiye’nin saygınlığına gölge düşürürsünüz.

“Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti”

Bütün hedefimiz, Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmaktır. Göreceksiniz bizim belediyelerin olduğu yerlerde bütün sokaklar ve caddeler kırmızı beyaz olacak. Bayrağımızın rengi olacak. Cumhuriyetimizi sevinç ve coşku ile kutlayacağız. Konserler, bordo gösterileri, fener alayları, dans gösterileri, tiyatro gösterileri, müzik dinletileri… Bütün bunların tamamı gerçekleşecek… Yani CHP 100 yıllık Cumhuriyeti coşku ile kutlayacak.

Mustafa Kemal Atatürk’ün üç cümlesini de ifade edeyim. ‘Demokrasinin tam ve en belirgin hükümet şekli cumhuriyettir’ diyor. Yani Cumhuriyet, demokrasiyi inşa etmenin ilk ve en temel adımıdır. Cumhuriyeti kurarsınız, oturtursunuz, arkasından demokrasiyi inşa etme süreci gelir. Bu söylüyor Mustafa Kemal Atatürk. ‘Cumhuriyet rejimi demek demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir.

Biz cumhuriyeti kurduk, cumhuriyet 10 yaşını doldururken, demokrasinin bütün icaplarını sırası geldikçe koymalıdır.’ Ve ‘Cumhuriyet bilhassa, kimsesizlerin kimsesidir’ diyor. Yani Cumhuriyet’te kimse kendini kimsesiz hissetmesin. O nedenle diyoruz ki, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Türkiye Cumhuriyeti ve 100 yaşını dolduran yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi.”

Paylaşın

HEDEP’den İktidara Filistin Tepkisi: Timsah Gözyaşı Dökerek Dayanışma Olmaz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, “Türkiye’de iktidar her açıklamasında Filistin’i sahiplendiğini söylese de gerçek bu değil. Samimiyetten uzak ‘Dostlar alışverişte görsün’ misali adımlarla savaş durduramazsınız” dedi ve ekledi:

“İktidar, Filistin’i ve savaşı, iç siyaset malzemesi yapmaktan geri durmuyor, tabanına şirin mesajlar vermek için kullanıyor. Oysa bu savaşın yayılmaması ve akan kanın durması için dilek ve temenniler yetmez.”

Hatimoğulları konuşmasının devamında, “Buradan iktidara açıkça soruyoruz: İsrail’le yaptığın askeri anlaşmaları iptal edecek misin, etmeyecek misin? Ey iktidar! Timsah gözyaşı dökerek Filistin’le dayanışma olmaz. Bu ve benzeri sorulara nasıl cevap verdiğin belirler tavrını.” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında konuştu. Gazete Penecere’nin aktardığına göre, Hatimoğulları’nın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Biz bu grup toplantımızı yaptığımız anda bile İsrail Filistin’i vurmaya devam ediyor. Ağır bir savaş bölgeyi esir almış durumda. 7 Ekim’den bu yana yüzlerce sivil katledildi. Binlerce yaralı var. Yaşamını yitirenleri saygıyla anıyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum. İsrail insanlık suçu, savaş suçu işlemeye devam ediyor.

2 Milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze, yıllar içerisinde İsrail tarafından açık cezaevine dönüştürüldü, şimdi ise topraklarından sürülmeye çalışılıyor. Hastaneler bombalanıyor. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı bağış çağrısı yapmış. Sağlık bakanlığı neyin bağışını isteyebilir ki? Akla ilk gelen kan bağışı. Ama değil. Yakıt bağışı istemiş. Yakıtın bittiği yerde sağlık malzemelerinin ve Filistin’de sağlık hizmetinin ne hale geldiğini varın siz düşünün.

Türkiye’de iktidar her açıklamasında Filistin’i sahiplendiğini söylese de gerçek bu değil. Samimiyetten uzak ‘Dostlar alışverişte görsün’ misali adımlarla savaş durduramazsınız. İktidar, Filistin’i ve savaşı, iç siyaset malzemesi yapmaktan geri durmuyor, tabanına şirin mesajlar vermek için kullanıyor. Oysa bu savaşın yayılmaması ve akan kanın durması için dilek ve temenniler yetmez.

Buradan iktidara açıkça soruyoruz: İsrail’le yaptığın askeri anlaşmaları iptal edecek misin, etmeyecek misin? Ey iktidar! Timsah gözyaşı dökerek Filistin’le dayanışma olmaz. Bu ve benzeri sorulara nasıl cevap verdiğin belirler tavrını.

Filistin halkı gerçek bir destek ve dayanışma bekliyor. Kudüs, Mescidi Aksa, Gazze… Bir asırdır yaşadıkları şiddete karşı yaşamlarını, topraklarını savunmaya devam eden, İntifada’larla tarih yazan mazlum Filistin halkının yanındayız. Bu bizim tarihsel bir sorumluluğumuzdur aynı zamanda.

İsrail’in saldırılarını acilen durdurması için muhatapları; bölge ve bütün dünya kamuoyunu seferberlik ruhuyla tavır koymaya çağırıyorum. Savaşlar karşısındaki sessizlik, ölümleri, vahşetleri, yıkımları onaylamak demektir. Vicdanı olan herkesi, tüm insanlığı savaş karşıtlığında birleşerek barışın tarafı olmaya ve sesini gür çıkarmaya çağırıyorum.

Savaşı dayatanların değil, barıştan taraf olanların sesi gür çıktığında dünya ve bölge değişecektir. O halde; Barışın sesini savaşı bastıracak kadar gür çıkaralım.

Filistin’in yaşadığı acıların benzerini Kürt halkı da on yıllardır yaşıyor. Ortadoğu’nun kanayan iki yarasının biri Filistin davası ise diğeri kuşkusuz Kürt sorunudur. Suriye’de 2011’den bu yana devam eden savaş sürecinde Kürtler komşumuz olarak kalmasın diye Türkiye’deki iktidarın yapmadığı şey kalmadı. Kürtleri Afrin’den sürdü. Şimdi İsrail’in Gazze’de yaşayan Filistinlileri Sina Yarım Adası’na ya da Necef Çölü’ne sürmek istediği gibi. Rojava’da kalan Kürtleri ve diğer halkları oradan sürerek demografik yapı değiştirilmek isteniyor. İşte Türkiye’ye neden

Suriye topraklarından elinizi çekin. Kürt sorunu barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmek üzere hala dört parçada sorun olarak durmaya devam ediyor. Siz öncelikle barışı kendi topraklarınızda tesis edeceksiniz.

Türkiye barış Meclisi’nin kuruluşunda büyük emek veren değerli Yaşar Kemal “Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa şimdi en güzel şiir barıştır.” der. Evet Yaşar Kemaller barış için çalıştı, çabaladı. Biz Yaşar Kemallerin çağrısını yineliyoruz. Barışa sahip çıkalım, barışı bölgemizde tesis edelim, akan kanı durduralım.

Bugün otomotiv sanayisinde çalışan bir işçi kendi imal ettiği arabaya hayatı boyunca binemeyecek. Çünkü onu alabilecek parası yok.

2024 bütçesi görüşülmeye başladı. Bu bütçe Türkiye’de 84 milyon yurttaşımızı doğrudan ilgilendiren bir bütçe. Sunulan bütçe de göreceğiz ki hiçbir şey değişmemiş. Bu bütçede yine iktidar bir türküde söyler ya ‘tahsildar da çıkmış köyleri gezer, elinde kamçısı yoksulu ezer.’

“15 milyonu etkileyen depremde çok büyük acılar çektik, çekmeye devam ediyoruz”

Deprem bizden çok şey götürdü. Depremin üzerinden 8 ay geçti. Orada değişen hiçbir şey yok. İktidar, ana akım medyanın büyük kameralarının olduğu yerde çadırlar ve aşevi kurdu, bunları servis etti. Ama koca bir yalan. 15 milyonu etkileyen depremde çok büyük acılar çektik, çekmeye devam ediyoruz. Deprem bölgesinde insanlar hijyen malzemelerine, temiz içme suyuna ihtiyaç var.

Birçok bölgede taş üstüne taş konmamış. Okul bile yapılmamış. Çocukları servislere mahkum ederek 1-1.5 saatlik yol almalarını istiyorlar. Depremzedelere derhal konut inşa edilmelidir. 2024 bütçesinin temel odaklanacağı noktalardan biri depremzedelere verilecek konutların karşılanması olmalıdır.

Paylaşın

İsrail, Son 24 Saatte Abluka Altındaki Gazze’de 400 Yeri Vurdu

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının “Aksa Tufanı” operasyonuyla başlayan Filistin – İsrail savaşında çatışmalar 18. gününde de devam ederken, İsrail, son bir gün içerisinde abluka altındaki Gazze Şeridi’nde 400 yeri vurduğunu duyurdu.

Haber Merkezi / İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki farklı mahallelerde bulunan 400 yerin vurulduğu bildirildi. Açıklamada, vurulan yerlerin “Hamas hedefleri” olduğu iddia edildi. İsrail ordusu, açıklamasında hedeflerden birinin cami olduğuna da yer verdi.

Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırıları sonucu şu ana dek 2 bin 55’i çocuk, 1119’u kadın olmak üzere 5 bin 87 kişinin öldüğünü, 15 bin 273 kişinin yaralandığını açıkladı. Gazze’den düzenlenen saldırılarda ise 308’i asker 1400 İsraillinin öldüğü, 5 bin 132 İsraillinin yaralandığı aktarıldı.

BMGK, savaş için toplanacak

Öte yandan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun (BMGK) Hamas’ın İsrail topraklarına saldırısının ardından başlayan savaşı görüşmek üzere perşembe günü toplanacağı duyuruldu.

BM Güvenlik Konseyi’nde konuyla ilgili yapılan görüşmelerde daha önce herhangi bir karar alınamadı. Rusya’nın ‘insani ateşkes’ çağrısında Hamas’ın adının yer almaması nedeniyle ABD, İngiltere ve Fransa karar tasarısını veto etti.

Konsey başkanlığını yürüten Brezilya’nın hazırladığı ikinci karar taslağı ise Amerika’nın vetosu nedeniyle engellendi. Washington, İsrail’in ‘kendini savunma hakkından’ söz etmeyen bu metni sert bir dille eleştirirken, 12 ülke lehte oy kullandı.

Güvenlik Konseyi’nden herhangi bir karar çıkması üzerine Arap grubu adına Ürdün, Rusya, Suriye, Bangladeş, Vietnam ve Kamboçya’nın da aralarında bulunduğu ülkeler, Genel Kurul Başkanı Dennis Francis’ten bu toplantının planlanmasını resmen talep etti.

Talep üzerine Genel Kurul’un konuyu görüşmek üzere perşembe günü toplanacağı açıklandı.

BM’den daha fazla yardım yapılması çağrısı

Birleşmiş Milletler, İsrail’in ablukası altında olan Gazze Şeridi’ne daha fazla yardım yapılması çağrısında bulundu. Cenevre’de yapılan yazılı açıklamada Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, “Gazze’deki milyonlarca insanın çok daha fazla yardıma ihtiyacı var” diye vurguladı.

29 Birleşmiş Milletler görevlisi öldü

Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), İsrail saldırıları nedeniyle 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde 29 personelinin öldüğünü duyurdu.

UNRWA, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile İsrail saldırılarında öldürülen personeline dair bilgi paylaştı. Açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik 7 Ekim’den bu yana düzenlediği saldırılarda 29 çalışanının hayatını kaybettiği belirtildi.

Ölenlerden yaklaşık yarısının UNRWA’ya bağlı öğretmen olduğu ifade edilirken yaşamını yitirenler için yas tutulduğu belirtti.

Paylaşın

Son 5 Yılda Patronların Karı 8 Kat Arttı

2021-2022 arasındaki son 1 yılda 500 büyük sanayi kuruluşunun karı yüzde 121 artarken aynı dönemde çalışan başına maaş ve ücret ödemeleri yüzde 78 yükseldi. Son 2 yılda ise dev patronların kârı yüzde 425 artarken işçi ödemeleri yüzde 125 yükseldi.

2017-2022 arasını kapsayan son 5 yılda ise 500 büyük sanayi kuruluşunun karı yüzde 815 artarken çalışan başına maaş ve ücret ödemesi yüzde 250 artış gösterdi.

Enflasyon 2022 yılında son 20 yılın zirvesini gördü. Ekim 2022’de yıllık enflasyon yüzde 86’ya kadar çıkarken sene sonunda yıllık enflasyon 64,3 olarak gerçekleşti.

Son dönemde asgari ücret ve memur maaşlarında ciddi artışlar yaşandı. Ancak Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yaptığı ardı ardına açıklamalar ile ücret artışlarının artık böyle gitmeyeceğinin sinyallerini verdi. Eylül ayında “Bundan sonra ücret düzenlemeleri hedef enflasyona göre yapılacak” diyen Bakan Şimşek ekim ayında da yüksek ücret artışlarının yüksek enflasyona yol açtığını savundu. Şimşek’in bu açıklamasına tepkiler de gecikmedi.

Peki, yüksek enflasyon memur ve işçiye mi yoksa patronlara yarıyor? Resmi veriler ne diyor? Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) bu konudaki tespitleri neler?

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) hazırladığı Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500) araştırmasına göre, son yıllarda patronların kâr artışı çalışan başına yaptıkları maaş ve ücret ödemelerinden çok daha yüksek olmaya başladı.

Buna göre 2018 yılında 500 kuruluşun vergi öncesi kârı 63,5 milyar lira iken bu değer 2021 yılında 219,5 milyar liraya çıkarken 2022 yılında ise 485,4 milyar TL’ye ulaştı. Aynı dönemde çalışan başına aylık maaş ve ücret ödemesi 6 bin 859 liradan 11 bin 500 liraya; son olarak da 20 bin 502’ye çıktı.

Yıllık değişim oranları patron ve emekçiler için artışı gösteriyor. Buna göre 2021-2022 arasındaki son 1 yılda 500 büyük sanayi kuruluşunun kârı yüzde 121 artarken aynı dönemde çalışan başına maaş ve ücret ödemeleri yüzde 78 yükseldi. Son 2 yılda ise dev patronların kârı yüzde 425 artarken işçi ödemeleri yüzde 125 yükseldi.

2017-2022 arasını kapsayan son 5 yılda ise 500 büyük sanayi kuruluşunun kârı yüzde 815 artarken çalışan başına maaş ve ücret ödemesi yüzde 250 artış gösterdi.

Patronların kârı ile işçi ödemelerindeki yıl yıl değişime ve yıllık enflasyon oranına birlikte bakıldığında ise oldukça çarpıcı bir sonuç ortaya çıkıyor. Enflasyon artınca patronların kârı hızla yükselirken çalışan başına maaş ve ücret ödemesi enflasyona yakın seyrediyor. Kısacası İSO 500 verilerinde yüksek enflasyon büyük şirketlerin oldukça işine geliyor.

Örneğin 2018 yılında bir önceki yıla İSÖ 500’ün kârı yüzde 19,7 artarken çalışan başına maaş ve ücret ödemesi de yüzde 17,3 artıyor. 2018 sonunda yıllık enflasyon ise yüzde 20,3 oluyor .

2019’da yıllık enflasyon yüzde 11,8 iken çalışan başına ödemeler yüzde 19,4 artıyor; patronların kârı ise yüzde 3 düşüyor.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasını da içeren yeni ekonomik modele geçilen 2021’de yıllık enflasyon yüzde 26,3 iken 500 dev şirketin kârı yüzde 137; çalışan başına ödeme ise yüzde 26 artıyor. 2022’de ise yıllık enflasyon yüzde 64,3 iken çalışan başına ödeme yüzde 78,3 artıyor. En büyük 500 kuruluşun kârı ise yüzde 121,2 artıyor.

Öte yandan, İSO 500 raporlarına göre ödenen maaş ve ücretlerin net katma değerdeki payı da son yıllarda büyük bir düşüş içinde. 2019’da yüzde 52 olan bu pay 2021’de yüzde 32’ye kadar geriledi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı veriler de işgücünün milli gelirden aldığı payın son yıllarda düşerken patronların aldığı oranın arttığı net bir şekilde gösteriyor.

Buna göre Türkiye’nin 2022 yılı Gayrisafi Yurtiçi Hasılası (GSYH) 5 trilyon 11 milyar 776 milyon TL oldu. Bunun 3 trilyon 536 milyarı işgücü ödemelerine gitti. Net işletme artığı/karma gelir ise 7 trilyon 2015 milyar lira oldu. Milli gelirin yüzde 23,55’i işgücü ödemelerine giderken net işletme artığı/karma gelirin payı yüzde 48,06 gerçekleşti. Bu oranlar 2019 yılında yüzde 31,3’e karşılık yüzde 42,7 idi.

IMF’nin Temmuz 2023 tarihli raporuna göre Avrupa’daki enflasyonun en büyük sebebi şirket kârları. Avrupa’daki enflasyonu en çok artıran kalemlerin başında son iki yıldır şirket kârları geliyor. Şirket kârları enflasyonun neredeyse yarısının sebebi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ne dedi?

Mehmet Şimşek katıldığı bir televizyon programında yüksek ücret artışı ile yüksek enflasyon arasında sarmal olduğunu şöyle savundu: “Eğer bir bu enflasyonu kalıcı bir şekilde tek haneye indireceksek gelirler politikasının da o hedeflere uyumlu olması lazım. Bir süre sonra enflasyonla uyumlu bir artış düzeni.

Çünkü öbür türlü bir sarmala giriyorsunuz. Yüksek artışlar, ücret artışları, yüksek enflasyon ve burada kazanan yok. Belirsizlik artıyor ve burada iş yapmak zorlaşıyor. Dolayısıyla bizim bu kısır döngüyü kırmamız lazım. Bir bu kısır döngüyü sadece ücret politikaları üzerinden değil, para politikalarını rasyonelleştirerek yapacağız.”

Öte yandan akademisyen, gazeteci ve siyasetçiler Mehmet Şimşek’in bu açıklamasına tepki gösterdi. Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Çelik sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “OVP’de 2024 enflasyon hedefi olarak % 33 yazdığınız günlerde memurlara %26,5 zam veren siz değil misiniz? İşinize geldiğinde enflasyon hedefi, işinize gelmediğinde o bile yok!” ifadelerini kullandı.

Gazeteci Alaattin Aktaş da “Kafam karıştı! 2024 için memura verilen zam %15+%10, yani birikimli %26.5. TCMB’nin enflasyon tahmini %33. Şimdi %26.5, %33’e eşit ya da ondan büyük mü yani? Anlayan bana da anlatsın!” yorumu yaptı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: ABD’den Ateşkes İçin Rehine Şartı

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının Aksa Tufanı operasyonu ile başlattığı Filistin – İsrail savaşının 18. gününde, ABD Başkanı Joe Biden, Gazze için ateşkes görüşmelerinin ancak Hamas’ın kaçırdığı tüm rehineleri serbest bırakması halinde gerçekleşebileceğini söyledi.

Haber Merkezi / “Rehinelerin serbest bırakılması karışlığında ateşkes anlaşması” formülünü destekleyip desteklemediği sorusuna ABD Başkanı soruya “Önce rehineler serbest kalmalı, sonra konuşabiliriz” yanıtını verdi.

Joe Biden’ın bu açıklaması, Hamas’ın İsrail’den kaçırdığı iki kadın rehineyi daha serbest bıraktığını duyurmasından kısa bir süre sonra geldi.

Öte yandan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller, ateşkesin “Hamas’a dinlenme, yeniden techizatlanma ve İsrail’e karşı terör saldırılarını sürdürmeye hazırlanma fırsatı vereceğini” söyledi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin sayısı 5 bini aştı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında ölenlerin sayısının 387 artarak 5 bin 87’ye yükseldiğini açıkladı. Yaşamını yitirenlerin 2 bin 55’inin çocuk ve 1119’unun kadın olduğu belirtildi.

Rusya’dan Batı’ya eleştiri

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Gazze’de tansiyonun düşmesi için çatışmaların durması gerektiğini belirterek, insani konuların çözüme kavuşturulmasının aciliyet taşıdığını söyledi.

Lavrov, “Bunun ardından elbette ki mevcut durumu daha geniş bir bağlam içerisinde değerlendirecek bir mekanizmaya ihtiyaç olacak” dedi.

İki devletli çözüme işaret eden Sergey Lavrov, Washington’u Birleşmiş Milletler, ABD, Avrupa Birliği ve Rusya’dan oluşan uluslararası arabuluculuk dörtlüsünün çalışmalarını yıllardır engellediğini belirtti.

Lavrov ayrıca ABD savaş gemilerinin Doğu Akdeniz’de konuşlandırılmasını, “çatışmaya tehlikeli bir müdahale” sözleriyle eleştirdi. Rusya Dışişleri Bakanı, “bu tür adımlar atıldıkça çatışmanın genişleme tehlikesinin de artacağını” söyledi.

BMGK, savaş için toplanacak

Öte yandan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun (BMGK) Hamas’ın İsrail topraklarına saldırısının ardından başlayan savaşı görüşmek üzere perşembe günü toplanacağı duyuruldu.

BM Güvenlik Konseyi’nde konuyla ilgili yapılan görüşmelerde daha önce herhangi bir karar alınamadı. Rusya’nın ‘insani ateşkes’ çağrısında Hamas’ın adının yer almaması nedeniyle ABD, İngiltere ve Fransa karar tasarısını veto etti.

Konsey başkanlığını yürüten Brezilya’nın hazırladığı ikinci karar taslağı ise Amerika’nın vetosu nedeniyle engellendi. Washington, İsrail’in ‘kendini savunma hakkından’ söz etmeyen bu metni sert bir dille eleştirirken, 12 ülke lehte oy kullandı.

Güvenlik Konseyi’nden herhangi bir karar çıkması üzerine Arap grubu adına Ürdün, Rusya, Suriye, Bangladeş, Vietnam ve Kamboçya’nın da aralarında bulunduğu ülkeler, Genel Kurul Başkanı Dennis Francis’ten bu toplantının planlanmasını resmen talep etti.

Talep üzerine Genel Kurul’un konuyu görüşmek üzere perşembe günü toplanacağı açıklandı.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den “Gazze’ye Daha Fazla Yardım Gönderilmeli” Çağrısı

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşının 18. gününde, Birleşmiş Milletler, İsrail’in ablukası altında olan Gazze Şeridi’ne daha fazla yardım yapılması çağrısında bulundu.

Haber Merkezi / Cenevre’de yapılan yazılı açıklamada Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, “Gazze’deki milyonlarca insanın çok daha fazla yardıma ihtiyacı var” diye vurguladı.

Yaklaşık 2 milyon 200 bin insanın yaşadığı Gazze Şeridi, 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e saldırmasının ardından yoğun bombardımana tutuluyor. İsrail’in tam abluka uyguladığı bölgeden yüzbinlerce Filistinli güneye geçerken, Gazze’nin tamamında temiz su ve ekmek sıkıntısı başta olmak üzere büyük bir yokluk ve insani dram yaşandığı belirtiliyor.

Bölgeye uluslararası yardımın ulaştırılabildiği tek sınır kapısı olan Mısır’ın Refah kapısı önceki güne kadar kapalı tutulmuş, Kahire yönetimi sınırı açmayı reddetmişti. Kapı Cumartesi günü ilk kez açılmış, 14 araçtan oluşan ve gıda, su ve ilaç taşıyan yardım konvoyu Refah’ı geçerek sınırın diğer tarafındaki sivil Filistinlilere ulaştırmak üzere malzemeleri götürmüştü.

BM’nin açıklamasına göre, pazartesi günü yardım malzemesi taşıyan 20 araç daha sınırdan geçti. BM, konvoyun taşıdığı ihtiyaç malzemesinin Gazze’ye 7 Ekim’den önce ulaştırılan miktarın sadece yüzde 3’üne tekabül ettiğini belirtti.

Gazze’ye hala akaryakıt ikmaline izin verilmediği de bildiriliyor. Gazze’deki en büyük insani yardım kuruluşu olan BM Filistinli Mültecilere Yardım Örgütü (UNRWA), ikmal yapılmaması halinde elindeki yakıt rezervinin en geç üç gün içinde tükeneceğini duyurdu.

UNRWA Direktörü Thomas White, Gazze’de her gün yüzlerce kamyon dolusu yardıma ihtiyaç duyulduğunu, şimdiye kadar gönderilen az miktarda yardımın yeterli olmadığını söyledi. Bölgedeki koşulların “vahim” olduğunu söyleyen White, hastaneler, su arıtma tesisleri ve fırınlar için yalnızca üç günlük yakıt stokunun kaldığını belirtti.

BMGK, savaş için toplanacak

Öte yandan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun (BMGK) Hamas’ın İsrail topraklarına saldırısının ardından başlayan savaşı görüşmek üzere perşembe günü toplanacağı duyuruldu.

BM Güvenlik Konseyi’nde konuyla ilgili yapılan görüşmelerde daha önce herhangi bir karar alınamadı. Rusya’nın ‘insani ateşkes’ çağrısında Hamas’ın adının yer almaması nedeniyle ABD, İngiltere ve Fransa karar tasarısını veto etti.

Konsey başkanlığını yürüten Brezilya’nın hazırladığı ikinci karar taslağı ise Amerika’nın vetosu nedeniyle engellendi. Washington, İsrail’in ‘kendini savunma hakkından’ söz etmeyen bu metni sert bir dille eleştirirken, 12 ülke lehte oy kullandı.

Güvenlik Konseyi’nden herhangi bir karar çıkması üzerine Arap grubu adına Ürdün, Rusya, Suriye, Bangladeş, Vietnam ve Kamboçya’nın da aralarında bulunduğu ülkeler, Genel Kurul Başkanı Dennis Francis’ten bu toplantının planlanmasını resmen talep etti.

Talep üzerine Genel Kurul’un konuyu görüşmek üzere perşembe günü toplanacağı açıklandı.

Gazze’de can kaybı 5 bini aştı

Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında ölenlerin sayısının 387 artarak 5 bin 87’ye yükseldiğini açıkladı. Yaşamını yitirenlerin 2 bin 55’inin çocuk ve 1119’unun kadın olduğu belirtildi.

Paylaşın

Şimşek’ten ‘Gabar Petrolü’ Paylaşımı: Cari Açığı Azaltacak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Gabar’daki petrol üretiminin 2024’te Türkiye’nin ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacağını belirterek, “Böylece cari açık kalıcı olarak azalacak ve rezerv birikimi hızlanacak” dedi.

Haber Merkezi / TPAO’nun (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) sosyal medya hesabından, Gabar bölgesinde günlük 25 bin varil petrol üretimine ulaşıldığı belirtilen bir açıklama yapıldı.

Açıklamada ayrıca, “Enerjide bağımsız Türkiye hedefimize doğru, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde dağ taş, gece gündüz demeden tüm ekibimizle görevdeyiz” ifadelerine yer verildi.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulundu. Mehmet Şimşek açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Gabar’daki petrol üretimi 2024’te ülkemiz ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacak. Böylece cari açık kalıcı olarak azalacak ve rezerv birikimi hızlanacak. 2026 itibarıyla toplam petrol üretimi, ihtiyacımızın yüzde 18’ini karşılayacak düzeye ulaşacaktır.”

Paylaşın

İsrailli Yahudiler Arasında Netanyahu’ya Güven Yüzde 20,5’e İndi

Hamas’ın 7 Ekim’de başlattığı “Aksa Tufanı” operasyonu sonra yapılan yeni ankette İsrailli Yahudilerin yalnızca yüzde 20,5’i ve İsrailli Arapların yüzde 7,5’i Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetine güvendiklerini söylüyor. Haziran’da bu oranlar sırasıyla yüzde 28 ve yüzde 18’di.

Bianet’in The Times of Israel’den aktardığına göre, İsrail Demokrasi Enstitüsü’nün son anketinde, ülkede hükümete güven son 20 yılın en düşük düzeyine indi.

İbranice günlük gazete Yedioth Ahronoth, hükümetin ve ordunun 7 Ekim saldırısını önlemedeki başarısızlığı ve saldırının sonrasındaki durumla başa çıkamaması nedeniyle Netanyahu kabinesinin adlarının saklı kalmasını isteyen üç üyesinin istifa etmeyi düşündüğünü bildirmişti.

Yedioth Ahronoth’un paylaştığı, 18 yaşından büyük 1442 kişinin katıldığı kamuoyu yoklamasının sonuçlarına göre ankete katılanların yüzde 75’i 7 Ekim saldırılarında karşılaşılan güvenlik açığından Başbakan Netanyahu’nun sorumlu olduğu kanısındaydı.

Ankete katılanların yüzde 66’sı Netanyahu’nun istifasını isterken, yüzde 64’ü savaştan sonra İsrail Meclisinin feshedilmesini ve genel seçimlere gidilmesini istiyor. Likud seçmenlerinin yüzde 45’i de savaş sona erer ermez  seçimlerin yapılmasını istiyor.

Yedioth Ahronoth’un haberine göre Netanyahu ile İsrail ordusu arasında güven krizi var ve dün Haaretz’in verdiği haberde de Netanyahu’nun 7 Ekim saldırılarını karşılamaktaki sorumluluğu İsrail ordusuna yüklemeye çalıştığı bildirilmişti.

Birleşmiş Milletler: Gazze’de durum vahim

Öte yandan Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu (UNRWA) Direktörü Thomas White, Gazze’de her gün yüzlerce kamyon dolusu yardıma ihtiyaç duyulduğunu, şimdiye kadar gönderilen az miktarda yardımın yeterli olmadığını söyledi.

Bölgedeki koşulların “vahim” olduğunu söyleyen White, hastaneler, su arıtma tesisleri ve fırınlar için yalnızca üç günlük yakıt stokunun kaldığını belirtti.

İsrail, Hamas’ın el koyma ihtimaline karşı bir süredir yakıt sevkiyatına izin vermediğini söylüyor.

Bugün üçüncü bir yardım konvoyu daha Mısır’dan Gazze’ye yola çıktı. Yardım kuruluşlarının yanı sıra Reuters ve AFP’nin aktardığına göre, yardım malzemesi taşıyan kamyonlar sabah saatlerinde Refah Sınır Kapısı’ndan geçti. Bölgeye yardım geçişleri Cumartesi günü başlamıştı.

Avrupa Birliği (AB) Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Gazze’ye daha fazla yardım sağlanması için ateşkes çağrılarına katıldı. Borrell, bugün Lüksemburg’da yapılacak AB dışişleri bakanları toplantısında bu konunun tartışılacağını belirtti.

Gazze’de can kaybı 5 bini geçti

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail saldırıları nedeniyle abluka altındaki Gazze’de artan can kaybı ve yaralılara ilişkin basın açıklaması yaptı.

Bakanlığın Telegram hesabından paylaşılan açıklamaya göre, 7 Ekim’den bu yana devam eden İsrail saldırılarında ölenlerin sayısı, 2 bin 55’i çocuk, 1119’u kadın, 217’si yaşlı olmak üzere 5 bin 87’ye, yaralananların sayısının da 15 bin 273’e ulaştı.

İsrail, Gazze’ye yönelik saldırılarını artırıyor ve yakında bir kara saldırısı başlayabileceği belirtiliyor. Gazze’nin 2.3 milyon nüfusunun yarısı evlerini terk etmiş durumda.

Paylaşın

İsveç’in NATO’ya Üyeliği: Erdoğan Katılım Protokolü’nü İmzaladı

İletişim Başkanlığı, “İsveç’in NATO’ya Katılım Protokolü, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Ekim 2023 tarihinde imzalanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sevk edilmiştir” açıklamasında bulundu.

Haber Merkezi / İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Erdoğan’ın kararından memnuniyet duyduklarını belirterek “Artık bu meseleyi ele alma sırası Meclis’te” dedi ve NATO üyesi olmayı umduklarının altını çizdi.

İsveç’in NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Katılım Protokolü’nün Meclis’te ne zaman oylanacağı henüz bilinmiyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, 7 Eylül’de yaptığı açıklamada,  “TBMM bu sonbaharda yeniden açıldığında İsveç’in üyeliğinin en kısa sürede onaylanmasını bekliyorum” demişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsveç’in Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) katılım protokolünü imzalayarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ye (TBMM) sevk etti.

İletişim Başkanlığı’nın sosyal medya hesabında yapılan paylaşımda, “İsveç’in NATO’ya Katılım Protokolü, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Ekim 2023 tarihinde imzalanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sevk edilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgalinin ardından onlarca yıldır sürdürdükleri askeri tarafsızlık ilkesinden vazgeçerek NATO’ya katılmak için Mayıs 2022’de ortak başvuruda bulunmuştu.

Ancak Türkiye, 2023 Temmuz ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılan NATO zirvesinde sağlanan mutabakatın ardından İsveç’in üyeliğine itirazı kaldırmıştı. Mutabakat metninde NATO desteği karşılığında İsveç’in oluşturulacak Güvenlik Paktı çerçevesinde terörle mücadele konusunda Türkiye’ye güvence verdiği belirtilmişti.

Bir ülkenin NATO’ya üye olabilmesi için İttifak üyesi ülkelerin hükümetlerinin yanı sıra meclislerinin de onay vermesi gerekiyor. İttifak ülkeleri arasında Türkiye gibi Macaristan da İsveç’in üyeliğini henüz onaylamadı. Macaristan’dan yapılan açıklamada, Türkiye’nin tutumunun beklendiği bildirilmişti.

Türkiye ne aldı?

Ankara daha önce Finlandiya ve İsveç’in üyeliklerini onaylamayacağını, bu iki ülke terör konusunda gerekli adımları atmadıkları ve istenilen isimleri iade etmedikleri sürece NATO’ya üye olamayacaklarını söylemişti.

Özellikle İsveç’te yapılan Kuran yakma eylemleri Ankara tarafından sert tepkiyle karşılandı. Ne var ki, önce Finlandiya ardından da İsveç’in NATO üyeliklerine dair vetolar arka arkaya kaldırıldı.

Her iki ülke de NATO üyelik sürecinde terör yasalarında yeni düzenlemeler yaptı ancak Türkiye’ye herhangi bir terör suçlusunun iadesini gerçekleştirmiş değil.

Ancak Türkiye’nin vetoları kaldırarak ABD ile olan uçak satışları konusunda ilerleme kaydedebileceği düşünülüyor.

Paylaşın