Suriye’deki ABD Askeri Üssü Füzelerle Hedef Alındı

Kuzeydoğu Suriye’deki Rumaylan petrol sahası yakınında yer alan Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) ait Harab el-Cir askeri üssünün füzelerle hedef alındığı duyuruldu.

Haber Merkezi / ABD üssünün Irak sınırına yakın olduğuna dikkat çekilirken, saldırıyı Irak’taki İslami Direniş örgütü üslendi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) salı günü, Orta Doğu’da konuşlu ABD kuvvetlerinin geçtiğimiz hafta insansız hava araçları ve füzeler kullanılarak gerçekleştirilen 13 saldırıya maruz kaldığını duyurdu.

Pentagon Hava Kuvvetleri sözcüsü General Pat Ryder, 17-24 Ekim tarihleri ​​arasında Irak’taki Amerikan kuvvetlerine 10 kez, Suriye’deki güçlere ise aynı dönemde 3 kez saldırı düzenlendiğini söyledi.

Pentagon daha önce, Irak ve Suriye’deki Amerikan üslerine düzenlenen drone saldırıları sonucunda 20 Amerikan askerinin yaralandığını bildirmişti.

Pentagon yetkilileri, şu an için herhangi bir delil bulunmamakla birlikte, Amerikan kuvvetlerine yönelik tüm saldırıların arkasında İran’ın olduğunu ifade ediyorlar.

Paylaşın

Sığınmacı Sayısı 114 Milyona Ulaşarak Yeni Rekor Kırdı

Birleşmiş Milletler (BM), dünya genelinde sığınmacı sayısının 114 milyona ulaşarak yeni bir rekor kırdığını açıkladı. BM, sığınmacıların üçte birini Afganistan, Suriye ve Ukraynalıların oluşturduğu bilgisini de verdi.

Birleşmiş Milletler (BM) ayrıca, dünya genelinde evlerini terk etmek zorunda kalan insanların yarısından fazlasının ülke dışına çıkmadığını açıkladı.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), dünya genelinde sığınmacı sayısının şu ana kadarki en yüksek seviye olan 114 milyona ulaştığını açıkladı.

BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, “Şu günlerde dünyada gözler Gazze’deki insani felakete çevrilmiş durumda. Ancak dünya genelinde çok sayıda çatışma yayılıyor veya patlak veriyor” dedi. Grandi Cenevre’de yaptığı açıklamada, yılın ilk yarısında Ukrayna, Sudan, Myanmar ve Kongo Cumhuriyeti’ndeki savaş ve çatışmaların insanları ülkelerini terk etmeye zorladığını kaydetti.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, Afganistan’daki insaki krizin yanı sıra kuraklık, sel gibi çevresel sorunlar ile Somali’deki güvenlik sorunları da çok sayıda insanı göçe zorladı.

BM Gazze Şeridi’nde İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalara ilişkin bilgilere de verdi. BM’nin verilerine göre, Hamas’ın İsrail’e saldırı düzenlediği 7 Ekim’den sonra başlayan İsrail hava saldırıları nedeniyle 2 milyon 400 bin nüfuslu Gazze Şeridi içinde evini terk ederek yer değiştirmek zorunda kalan insanların sayısı 1 milyon 400 bine ulaştı.

UNHCR, dünya genelinde evlerini terk etmek zorunda kalan insanların yarısından fazlasının ülke dışına çıkmadığını açıkladı. BM, şu anda dünya genelindeki sığınmacıların üçte birini Afganistan, Suriye ve Ukraynalıların oluşturduğu bilgisini verdi.

Paylaşın

Açlık Sınırı 15 Bin 420 Yoksulluk Sınırı 43 Bin 859 Liraya Yükseldi

Son aylarda başta gıda, ulaşım ve barınma olmak üzere tüm alanlarda hızlanan fiyat artışları, ülkedeki açlık ve yoksulluk riskini her geçen gün daha da artırıyor. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı ekim ayında 878 lira daha artarak 15 bin 420 liraya kadar tırmandı.

Haber Merkezi / Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde yoksunluk hissi çekmeden yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise ekimde 2 bin 208 lira daha artarak 43 bin 859 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırında, son bir yıllık dönemdeki artış 19 bin 346 lira oldu.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Ar-Ge birimi KAMU-AR, 2023 Ekim ayı açlık ve yoksulluk sınırı raporunu açıkladı. Raporda, şu ifadelere yer verildi:

“Son aylarda başta gıda, ulaşım ve barınma olmak üzere tüm alanlarda hızlanan fiyat artışları, ülkedeki açlık ve yoksulluk riskini her geçen gün daha da artırıyor. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı ekim ayında 878 lira daha artarak 15 bin 420 liraya kadar tırmanırken, yoksulluk sınırı da 44 bin liraya yaklaştı.

Açlık sınırı ekimde bir önceki aya göre 878 lira artarken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama bin 366 lira yükselerek 28 bin 475 liraya çıktı. Her ikisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre 2 bin 208 lira arttı. Bir yıl öncesine göre ise açlık sınırı 7 bin 179 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 12 bin 185 lira arttı. Yoksulluk sınırı ise son 12 ada toplam 19 bin 346 liralık artış gösterdi.

Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak harcanması gereken tutar ekimde bir önceki aya göre 206 lira arttı, 2022 yılının aynı ayına göre ise 2 bin 141 lira artarak 4 bin 254 lira oldu.

Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 30 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 120 liralık artışla 333 liraya yükseldi.

Bir önceki aya göre 276 lira artarak 3 bin 518 liraya çıkan süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcamada son bir yıllık dönemde ise bin 349 liralık artış oldu. Meyve için harcanması gereken para ekimde 30 lira azaldı, geçen yılın aynı ayına göre ise 678 lira artarak bin 334 lira oldu. Sebze harcaması da önceki aya göre 251 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise bin 16 lira artarak 2 bin 99 liraya kadar çıktı.

Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama ekimde 7 lira artarak bin 323 liraya, pirinç ve bulgur harcamaları da 94 lira artarak 725 lira oldu. Yağ için yapılması gereken harcama ise değişmedi ve 431 kirada kaldı.

Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama ekimde 32 lira artarak bin 48 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise 356 liraya yükseldi.

Yetişkin erkek için 2.800, yetişkin kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre ekimde açlık sınırı yetişkin erkek için 4 bin 502 lira, yetişkin kadın için 3 bin 534 lira, çocuk için 2 bin 566 lira ve genç için de 4 bin 817 lira oldu.

Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı gereksinimlerin fiyat değişimleri de esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “yoksunluk hissi duymadan” karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da ekimde 28 bin 475 liraya yükseldi.

Ekimde dört kişinin giyim ve ayakkabı harcamaları bin 413 liraya çıkarken, barınma (kira dâhil) harcamaları 5 bin 500 liraya yükseldi, ev eşyası harcamaları 3 bin 764 lira, sağlık harcamaları bin 209 lira oldu. Ulaştırma harcamaları 9 bin 435 liraya çıktı, haberleşme harcamaları bin lira, eğlence ve kültür harcamaları 920 lira, eğitim harcamaları 677 lira, tatil-otel harcamaları 2 bin 916 lira ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar bin 641 lira oldu.

Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde yoksunluk hissi çekmeden yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise ekimde 2 bin 208 lira daha artarak 43 bin 859 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırında, son bir yıllık dönemdeki artış ise 19 bin 346 lira olarak gerçekleşti.”

Paylaşın

İsrail’den “Hamas’a Saldırı Emrini İran Verdi” İddiası

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının operasyonu sonrası başlayan Filistin -İsrail savaşının 19. gününde, İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, Hamas’ın İsrail’e İran’ın emri üzerine saldırdığı ileri sürüldü.

Haber Merkezi / İsrail’in bölgeyi ABD’li müttefikiyle birlikte izlediğini kaydeden İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari, Yemen, Irak ve Lübnan’da Tahran destekli milislerin bulunduğunu belirtti.

Sözcü Tuğamiral Daniel Hagari televizyonda verdiği demeçte İran’ın Gazze’de Hamas’a istihbarat sağladığını ve internet üzerinden yürüttüğü mesaj kampanyalarıyla İsrail karşıtı duyguların küresel çapta körüklenmesine destek verdiğini de savundu.

Gazze’de can kaybı 6 bin 546’ya yükseldi

Öte yandan İsrail’in Gazze’ye yönelik düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 755 artarak 6 bin 546’ya yükseldi.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı yetkilileri, İsrail’in yaptığı bombardımanın neden olduğu can kayıplarının 755 artarak 6 bin 546’ya yükseldiğini açıkladı.

Saldırılarda can verenlerin 2 bin 704’nün çocuk olduğu belirtilirken 17 bin 439 kişinin de yaralandığı duyuruldu. Gazze de dün de 704 sivilin öldürüldüğü duyurulmuştu.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı dün, Gazze’deki sağlık sisteminin “tamamen çöktüğünü” açıklamıştı. Açıklamada, “Gazze Şeridi’ndeki hastanelerin kapılarının açık tutulması, onlara akın eden yaralılara hizmet verdikleri anlamına gelmiyor” ifadeleri kullanılmıştı.

Birçok hastane ve 29’dan fazla tıp merkezinin hizmet dışı olduğu belirtilen açıklamada “prematüre bebek bölümündeki elektrik kesintilerinin bebeklerin anında ölümüne yol açacağı” yönünde uyarı yapılmıştı.

Açıklamada uluslararası toplumun acilen hastanelere yakıt göndermesi istendi ve İsrail’in saldırılarında yaralananları kurtarmak için özel sağlık ekiplerin bölgeye sevk edilmesi için çağrı yapılmıştı.

Gazze’de 600 bin kişi yerinden edildi

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), “Doğu Kudüs dahil Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki Durum: Savaşta 17 Gün” adıyla bir rapor yayımladı.

Raporda 7 Ekim’den bu yana devam eden İsrail saldırılarının ardından Gazze’de 600 bin kişinin yerinden edildiği, bu kişilerin UNRWA’ya ait 150 sığınakta barındığı aktarıldı.

Son 24 saatte 10 bin kişinin daha yerinden edildiği kaydedilen açıklamada, Gazze’nin orta kesiminin yanı sıra Han Yunus ve Refah bölgelerinde yaklaşık 430 bin Filistinlinin yerinden edildiği belirtildi.

Gazze’ye 21 Ekim’den bu yana 54 tır yardım ulaştırıldığı, yardım tırlarında gıda, su ve ilacın olduğu ancak yakıt sağlanamadığı bilgisine yer verilen raporda, yakıt temin edilemediği takdirde UNRWA’nın yakıtının “2 gün sonra tükeneceği” uyarısı yapıldı.

“Gazze’deki su kıtlığının tehlikeli boyutlara ulaştı”

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) İsrail tarafından abluka altna alınan Gazze Şeridi’ndeki su sıkıntısı konusunda bir kez daha uyarıda bulundu. DSÖ Doğu Akdeniz Bölge Direktörü Rick Brennan yaptığı açıklamada, su kıtlığının tehlikeli boyutlara ulaştığını vurguladı.

Ofisi Mısır’ın başkenti Kahire’de bulunan Brennan, DSÖ’nün Cenevre’deki merkezinde gazetecilerin sorularını video bağlantısıyla yanıtladı. Brennan, Gazze Şeridi’nde halihazırda kişi başına günlük üç litre su kaldığını tahmin ettiklerini, ancak içme, yemek pişirme ve kişisel hijyen için bir kişinin asgari su ihtiyacının 15 litre olduğunu söyledi.

Son zamanlarda neredeyse hiç kimsenin doğru dürüst duş almadığını ya da banyo yapmadığını belirten Rick Brennan, yerinden edilmiş yaklaşık bir milyon insanın acil tuvalet sorunu ile karşı karşıya kaldığını vurguladı.

Su kıtlığı ve buna bağlı hijyenik sorunlar nedeniyle bölgede sağlık sorunları yaşanacağına dikkat çeken Brennan, ishalli hastalıklar, deri ve solunum yolu enfeksiyonlarının görülmesinin an meselesi olduğunu kaydetti.

Her gün 180 ila 200 kadının doğum yaptığını, ancak doğum yapmak için güvenli alan bulamadıklarını sözlerine ekleyen DSÖ temsilcisi, hamilelerin komplikasyon durumunda hastanelere ulaşamadıklarını belirtti.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki hastaneler için yollanan insani yardım malzemelerinin güvenlik sorunu nedeniyle henüz DSÖ’ye ulaşmadığını bildiren Brennan, şu anda en çok hastanelerdeki jeneratörler ve deniz suyunu tuzdan arındırarak içme suyu haline getiren tesisler için yakıta ihtiyaç duyulduğunu aktardı.

Paylaşın

CHP’li Cihaner: Partide Koltuklarını Kaybedince Bir Gün Bile Durmayacaklar Var

CHP’de genel başkan adayı İlhan Cihaner, “Bu partide koltuklarını kaybedince bir gün bile durmayacak olanlar var. Parti içinde bir şey yapmak için değil bir şey olmak için bulunanların ayrışması gerekir. Ayrışma kanserli hücrelerden, partiye tebelleş olan AKP artıklarından, sağ siyasi partilerde tutunamayan ve kafalarındakini CHP’ye egemen kılmak isteyenlerle olmalı” dedi ve ekledi:

“Referandumda rejim değiştiğinde, yeni bir yönetim anlayışının hâkim kılınması gerektiğini söylemiştik. Ama CHP’nin elitleri hiçbir şey olmamış ve sorumlulukları yokmuş gibi davrandılar. Bir hata olursa itiraz edersin ikincisi olunca gereğini yaparsın. Etkisiz, sonuç almayan siyasetin Türkiye için ne ifade ettiğinin farkında değiller.”

Sözcü’den Başak Kaya’ya konuşan Cihaner, CHP’nin 4-5 Kasım tarihlerinde yapılacak büyük kurultayında Genel Başkanlık için aday olan İlhan Cihaner, partinin çöküş halinde olduğunu ileri sürdü ve umudu yeniden diriltmek için yola çıktıklarını söyledi. Mevcut yönetimi ve değişimcileri eleştiren Cihaner, şunları kaydetti:

“Partiyi bu hale getiren yapının ikiye ayrılıp yine partiyi yönetme arzusu var. Ankara Valisi Nevzat Tandoğan, ‘Memlekete komünizm gelecekse onu da biz getiririz’ diyordu. Bunlar da ‘Değişim yapılacaksa onu da biz yaparız’ diyor. Deniz Baykal’ın Anadolu solu olarak ortaya çıkan hareket, Kemal Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle biraz daha muhafazakârlaşarak milliyetçiliğe doğru saptı. Bu lümpen bir siyaset tarzı. ‘Yine baharlar gelecekçiler’ ile ‘Her şey çok güzel olacakçılar’ arasındaki tartışmada siyaset yok.

Partide AKP’nin politikalarının hiçbirine engel olamamış bir yapı var. ‘Yetkiyi aldım istediğimi yaparım, laiklikle ilgili ters konum alırım, ittifak yaparım’ düşüncesi olmaz. Değişimcilere bakarsak bütün suç Kemal Kılıçdaroğlu’nun… Ama hepiniz oradaydınız… Bu sadece son seçim olayı değil. ‘Ben MYK’da itiraz ettim’ diyerek de çekilemezsiniz.

“Çürümeyi ortadan kaldırmamız lazım”

Çöküş halindeyiz. Umudu yeniden diriltmeliyiz. Değişimciler ve genel merkezciler süreci çok sertleştirdiler. Sürecin sonrasında keskin bir tasfiye kaçınılmaz gibi görünüyor ya da partiyi besleyen ana damarların bir arada devam edememe riski var. CHP savunduğu değerler ve destekleyen kitleler açısından Türkiye’nin kilit taşıdır. Kilit taşını ortadan kaldırdığınızda Türkiye toplumsal çatışmalara çok daha açık bir hale gelir. Bunun için doğru bir CHP inşa edilmeli. Kilit taşındaki çürümeyi ortadan kaldırmamız lazım.  Umudu yeniden diriltmeliyiz ama bu kadrolarla olmaz.

Bu partide koltuklarını kaybedince bir gün bile durmayacak olanlar var. Parti içinde bir şey yapmak için değil bir şey olmak için bulunanların ayrışması gerekir. Ayrışma kanserli hücrelerden, partiye tebelleş olan AKP artıklarından, sağ siyasi partilerde tutunamayan ve kafalarındakini CHP’ye egemen kılmak isteyenlerle olmalı. Referandumda rejim değiştiğinde, yeni bir yönetim anlayışının hâkim kılınması gerektiğini söylemiştik. Ama CHP’nin elitleri hiçbir şey olmamış ve sorumlulukları yokmuş gibi davrandılar. Bir hata olursa itiraz edersin ikincisi olunca gereğini yaparsın. Etkisiz, sonuç almayan siyasetin Türkiye için ne ifade ettiğinin farkında değiller.”

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: Gazze’de 600 Bin Kişi Yerinden Edildi

Hamas’ın “Aksa Tufanı” operasyonunun ardından başlayan çatışmalar 19. gününde de devam ederken, İsrail saldırılarının ardından Gazze’de 600 bin kişinin yerinden edildiği, bu kişilerin UNRWA’ya ait 150 sığınakta barındığı açıklandı.

Haber Merkezi / Son 24 saatte 10 bin kişinin daha yerinden edildiği kaydedilen açıklamada, Gazze’nin orta kesiminin yanı sıra Han Yunus ve Refah bölgelerinde yaklaşık 430 bin Filistinlinin yerinden edildiği belirtildi.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), “Doğu Kudüs dahil Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki Durum: Savaşta 17 Gün” adıyla bir rapor yayımladı.

Raporda 7 Ekim’den bu yana devam eden İsrail saldırılarının ardından Gazze’de 600 bin kişinin yerinden edildiği, bu kişilerin UNRWA’ya ait 150 sığınakta barındığı aktarıldı.

Son 24 saatte 10 bin kişinin daha yerinden edildiği kaydedilen açıklamada, Gazze’nin orta kesiminin yanı sıra Han Yunus ve Refah bölgelerinde yaklaşık 430 bin Filistinlinin yerinden edildiği belirtildi.

Gazze’ye 21 Ekim’den bu yana 54 tır yardım ulaştırıldığı, yardım tırlarında gıda, su ve ilacın olduğu ancak yakıt sağlanamadığı bilgisine yer verilen raporda, yakıt temin edilemediği takdirde UNRWA’nın yakıtının “2 gün sonra tükeneceği” uyarısı yapıldı.

“Sağlık sistemi çöktü”

Öte yandan, Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, Gazze’deki sağlık sisteminin “tamamen çöktüğünü” söyledi. Açıklamada, “Gazze Şeridi’ndeki hastanelerin kapılarının açık tutulması, onlara akın eden yaralılara hizmet verdikleri anlamına gelmiyor” ifadeleri kullanıldı.

Birçok hastane ve 29’dan fazla tıp merkezinin hizmet dışı olduğu belirtilen açıklamada “prematüre bebek bölümündeki elektrik kesintilerinin bebeklerin anında ölümüne yol açacağı” yönünde uyarı yapıldı.

Açıklamada uluslararası toplumun acilen hastanelere yakıt göndermesi istendi ve İsrail’in saldırılarında yaralananları kurtarmak için özel sağlık ekiplerin bölgeye sevk edilmesi için çağrı yapıldı.

Filistin Kızılayı, İsrail ablukası altındaki Gazze Şeridi’nin Mısır sınırındaki Refah Sınır Kapısı üzerinden 8 tır insani yardım aldığını ve 21 Ekim’den bu yana Gazze’ye gelen konvoy sayısının 4’e çıktığını duyurdu.

Kızılaydan yapılan yazılı açıklamada, Filistin Kızılayı’nın Refah Sınır Kapısı’ndan 8 tırdan oluşan dördüncü insani yardım paketini Mısır Kızılayı’ndan teslim aldığı kaydedildi. Açıklamada, tırlardan 5’inin su, 2’sinin gıda, 1’inin de ilaç taşıdığı belirtildi.

Refah Sınır Kapısı Basın Ofisi Müdürü Vail Ebu Muhsin, 23 Ekim’de AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mısır’dan 20 araçlık “üçüncü” insani yardım konvoyunun Refah Sınır Kapısı’ndan Gazze’ye giriş yaptığını söylemişti.

İlk yardım konvoyu 20, ikincisi ise 14 tırdan oluşuyordu ve bugünkü konvoy ile birlikte Gazze’ye giren yardım tırı sayısı 62’ye yükselmiş oldu.

Paylaşın

Davutoğlu, İktidara “Biz Düşersek Gazze Düşer, Kudüs Düşer” Sözlerini Hatırlattı

TBMM’deki Saadet – Gelecek Grubu’nda konuşan Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “Seçimlerden önce iktidar ‘Biz düşersek Gazze düşer, Kudüs düşer’ diyordu. Uyanın, uyanın. Gazze siz iktidarken düştü. Bunun hesabını dünyada da ahirette de vereceksiniz” dedi.

Haber Merkezi / Davutoğlu konuşmasında ayrıca, “Beş arkadaşımız dün itibariyle Gazze’ye gitmek üzere müracaatta bulundu. Sizlerin selamını iletecekler” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM’deki Saadet-Gelecek Grubu’nda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Davutoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Bu hafta hem bir onur hem de hüzün haftası. Onur haftası; çünkü cumhuriyetimizin 100. yılını kutlayacağız. Herhangi bir yıl değil, 100 yıllık bir geçmişi hep beraber muhasebe etme dönemindeyiz. Hüzün haftası; çünkü hala Filistin’de Gazze’de her hanede yanan bir yangın var.

4 gün sonra Cumhuriyetimizin 100. yılı ve iktidarın herhangi bir hazırlığı yok. Birileri Cumhuriyet öncesi geçmişi hafızalardan silmeye çalışırken diğerleri de maalesef bütün bu sürekliliği yok etmeye çalışıyor.

İktidarın propaganda makinası, Türkiye’nin gündemini belirlemeye çalışırken gündemde 100 yılın muhasebesi yok. Türkiye Yüzyılı üzerinden bir hayal üretme çabası var. Şimdi tam da vaktiydi; Cumhuriyetimizin gelecek yüzyılı ancak geçmiş yüzyılını anlayarak inşa edilebilirdi. Hafızasını kaybetmiş bir milletin geleceğini kuramayacağının farkında değiller. Birileri cumhuriyet öncesi geçmişi hafızalardan silmeye çalışırken diğerleri de maalesef bu sürekliliği yok etmeye çalışıyor.

Beş arkadaşımız dün itibariyle Gazze’ye gitmek üzere müracaatta bulundu. Sizlerin selamını iletecekler.

Basit bir Anadolu denklemiyle anlatayım; Komşuda yangın var, 2 bina ötede ve binalar ahşap. O yangının size geleceği belli. Bir grup diyor ki; “Bana ne bu yangından, bırakalım yansın komşunun evi. Zaten o komşuda geçmişte bize ihanet etmişti.” Günlerdir bana ve Karamollaoğlu’na hakaret edenler bu güruhtan. Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gittiğini söyleyenlere ama bugün İsrail’in yanında duranlara bilsinler ki söyleyecek çok sözümüz var.

“İktidar icraat yapar, miting yapmaz” dedi Karamollaoğlu. Çok doğru. Biz de miting yaptık, biz yaparız çünkü toplumda bir farkındalık oluşturuyoruz. Ve biz miting yaptığımızda 600 milletvekiline de davet gitti, 14 parti il başkanları davet edildi İstanbul’dan. Ayrım yapılmadı. İktidar miting yapmaz. Hem de Cumhuriyet’in 100. yılından bir gün önce. Tamam toplumsal duyarlılık oluşturmak isteyebilirsiniz, peki haftalardır neredeydiniz? Niye bu 3 haftada kan ve gözyaşını sadece seyrettiniz?

Cumhuriyetimizin 100. yılına onurla ama hüzünle giriyoruz. Hepimizin görevi, bütün tarihimizi bir bütün halinde okumaz, Cumhuriyetimizin olumlu, olumsuz mirasıyla gerektiğiyle yüzleşmek, gerektiğinde yeniden inşa etmek ve gelecek yüzyıla öyle hazırlanmak zorundayız. Mazlumların cumhuriyetine sahip çıkmak zorundayız.

Seçimlerden önce iktidar ‘Biz düşersek Gazze düşer, Kudüs düşer’ diyordu. Uyanın, uyanın. Gazze siz iktidarken düştü. Bunun hesabını dünyada da ahirette de vereceksiniz.”

“Filistin meselesinde 75 yıldır susuluyor”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölümler ise şu şekilde:

“Her gün bir öncekini aratıyor gibi. Ama biz grup toplantılarımızda bir araya geldiğimizde, mümkün olduğu kadar her meseleyi gündeme getirmeye çalışıyoruz. Şimdi kapıdan girdikten sonra Grup Başkanımızın verdiği bilgiye istinaden. Sizleri de bilgilendirmek istiyorum. Biz mecliste insan hakları komisyonu olarak. 6 partinin de iştirakı ile Gazze’ye bir heyet göndermeyi arzu etmiştik.

Bu talep mecliste iktidar partinin oyları ile kabul görmedi. Bunun üzerine arkadaşlarımız iktidar partisinin dışındaki 5 partinin temsilcileri ile bir heyeti, Filistin’de olup biteni yerinde görmek üzere, gönderme kararı almışlar. Dış işleri Bakanlığı’na iletmişler.. Gerekli formaliteler tamamlandıktan sonra Filistin’i ziyaret edebilecekler.

Filistin meselesinde 75 yıldır susuluyor… Büyük İsrail Projesi uğruna dünyayı ateşe veriyorlar. Önceliği demokrasi olanlara soruyorum; ne oldu sizin demokrasi anlayışınız?

İsrail’e dur demedikçe kalıcı bir barış mümkün mü? Önceliğim İslami değerlerdir diyenlere sesleniyorum. Susarak ve sadece kınayarak, ne kadar bu vebale ortak olacaksınız?

ABD’nin haksız davasında İsrail’e verdiği desteği bizler haklı davamızda Filistin’i kardeşlerimize vermeceyeceksek, vay bizim halimize. ABD’nin kısa tarihi; katliamlar ve soykırımlarla doludur. Akıttığı kan ve gözyaşı ile beslendikçe obezleşmiş, ve daha fazla kan akıtmaya devam etmiştir. Kim ABD’yi kendine dost kabul etmişse başka düşmana ihtiyacı yoktur. Kim ABD yönetimi ile insan haklarını, demokrasiyi, barışı aynı cümle içinde kullanma yanlışına düşmüşse; bu yanlıştan dönmelidir, vazgeçmelidir…

ABD, İsrail’in Filistin’de yaptığı insanlık dışı işler dünya kamuoyunda yer bulmasın diye ağır bir sansür uyguluyor. Askeriyle tankıyla gemisiyle verdiği destek yetmezmiş gibi bir de tüm medya imkanlarını İsrail’in hizmetine adeta seferber ediyor.

Zalimin zulmü karşısında herkes sussa da biz susmayacağız. Gerçekte ne olup bittiğini herkes görmezden gelse de, biz hakikati görmeye devam edeceğiz.” Allah Filistinli kardeşlerimizin yardımcısı olsun.”

Paylaşın

Birleşmiş Milletler İle İsrail Arasında “Gazze” Gerginliği

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşında 18. gün geride kalırken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) İsrail-Hamas çatışması ile ilgili düzenlenen oturumda yaptığı konuştu.

Guterres’in “Hamas saldırılarının boşlukta gerçekleşmiş olmadığının idrak edilmesi de önemli. Filistin halkı, 56 yıldır süregelen boğucu bir işgal altında” sözleri İsrail ile Birleşmiş Milletler (BM) arasında gerginliğe neden oldu.

İsrail’in BM temsilcisi Gilad Erdan, Genel Sekreter’in açıklamalarını “şok edici” olarak nitelerken Dışişleri Bakanı Eli Cohen, Guterres ile programlanmış toplantısını iptal etti. 2020-22 arasında İsrail Savunma Bakanı olan asker kökenli politikacı Benny Gantz, BM Genel Sekreterini “terör savunucusu” olarak adlandırdı.

Erdan, Guterres’in açıklamalarının “korkunç” ve “bölgedeki gerçeklikten tamamen kopuk” olduğunu söyledi. Büyükelçi Erdan, bu açıklamaların “terör ve cinayeti haklı çıkardığını” ve katliamları “anlayışla karşıladığını” ileri sürdü.

Guterres ne demişti?

“Orta Doğu’daki durum her saat daha da vahimleşiyor. Gazze’deki savaş şiddetleniyor ve bölge boyunca yayılma riski taşıyor. Bölünmeler toplumları parçalıyor, gerginlikler kabından taşmak üzere. Böylesi kritik anlarda, başta sivillere saygı gösterme ve koruma ilkesi gelmek üzere ilkeler konusunda netlik önemlidir.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’deki dehşet verici ve benzeri görülmemiş terör eylemlerini su götürmez bir biçimde kınadım. Sivillerin kasten öldürülmesi, yaralanması ve kaçırılması ya da sivil hedeflerin roketlerle vurulmasını hiçbir şey mazur gösteremez. Tüm rehinelere insanca muamele edilmeli ve hepsi derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır. Şimdi aramızda bulunanları ve aile üyelerini de saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, Hamas saldırılarının boşlukta gerçekleşmiş olmadığının idrak edilmesi de önemli. Filistin halkı, 56 yıldır süregelen boğucu bir işgal altında. Gözleri önünde toprakları yerleşimlerce biteviye yutuluyor, şiddete gömülüyor, ekonomileri köstekleniyor, insanları yerinden ediliyor ve evleri yerle bir ediliyor. Durumlarına bir siyasal çözüm bulma umudu gitgide yok oluyor. Ancak Filistin halkının talepleri, Hamas’ın dehşet verici saldırılarını mazur gösteremeyeceği gibi, bu dehşet verici saldırılar da Filistin halkının topluca cezalandırılmasını mazur gösteremez.

Savaşın dahi kuralları var. Tüm taraflardan uluslararası insancıl hukuka uygun davranmalarını, askeri operasyonlarını sivilleri gözetecek şekilde daimi bir dikkatle yürütmelerini, hastanelerin ve BM tesislerinin dokunulmazlığına saygı göstermelerini talep etmemiz gerekir. Bu tesisler bugün 600 bini aşkın Filistinliyi barındırıyor. İsrail güçleri Gazze’yi sürekli bombardıman altında tutarken, mahalleler toptan yok edilmeye devam ediyor ve sivil kayıpların düzeyi derin bir kaygı doğuruyor.

Son iki hafta içinde Gazze bombardımanında öldürüldükleri belirlenebilen en az 35 BM çalışanı onurlu mesai arkadaşımızı saygıyla anıyorum. Silahlı çatışmalarda sivillerin korunması her şeyden daha önemlidir. Sivilleri korumak, onları canlı kalkan olarak kullanmak anlamına gelmez. Sivilleri korumak, bir milyonu aşkın insanın barınağın, yiyeceğin, suyun, ilacın ve yakıtın bulunmadığı güneye tehcir emrini vermek ve onları orada da bombalamayı sürdürmek anlamına da gelmez. Gazze’de tanık olduğumuz uluslararası insancıl hukukun açık ihlallerinden derin kaygı duyuyorum. Şunu açıkça belirteyim: Silahlı çatışmaya taraf olanlar uluslararası insancıl hukukun üstünde değillerdir.

Sonunda bir miktar insani yardım Gazze’ye ulaşmaya başladı ama bunlar ancak ihtiyaçlar okyanusundaki bir damla kadarlar. Ayrıca, Gazze’deki BM yakıt stoklarımızın birkaç gün içinde tükenecek olması bir başka bir felaket. Yakıt olmaksızın yardımlar ulaştırılamaz, hastanelere elektrik verilemez ve içme suyu arıtılamaz veya pompalanamaz. Gazze halkı, ihtiyaçlarını karşılamasını sağlayacak düzeyde sürekli yardım gereksiniyor ve bu yardımın kısıtlamalar olmaksızın ulaştırılması gerekiyor. Gazze’deki tehlikeli koşullar altında çalışan ve ihtiyaç sahiplerine yardım sağlamak için hayatlarını tehlikeye atan BM mesai arkadaşlarımızı ve insani yardım ortaklarımızı selamlıyorum. Hepsi birer esin kaynağı.

Kelimelere sığmayan acıyı hafifletmek, yardımların ulaştırılmasını kolaylaştırmak ve hiçbir güvenceleri olmayan rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak üzere hemen şimdi bir insani ateşkes çağrımı tekrarlıyorum.

Bu ciddi ve yakın tehlike anında bile, gözümüzü barış ve istikrarın tek hakiki temeli olan iki devletli çözümden ayıramayız. İsrailliler meşru güvenlik ihtiyaçlarını karşılayabilmeli ve Filistinliler Birleşmiş Milletler kararlarına, uluslararası hukuka ve eldeki anlaşmalara uygun olarak bağımsız bir devlete kavuştuklarını görmelidir.

Ve son olarak, insanlık onurunu yüksekte tutma ilkesi konusunda net olmalıyız. Kutuplaşma ve insandan saymama bir dezenformasyon tufanıyla körükleniyor. Yahudi düşmanlığı ve Müslüman düşmanlığı taassubuna ve nefretin her türlüsüne karşı durmalıyız.

Bugün BM Şartı’nın yürürlüğe girdiği 78. yılın anısını kutladığımız Birleşmiş Milletler Günü. Bu Şart, ortak taahhüdümüz olan barış, sürdürülebilir kalkınma ve insan haklarının ilerletilmesinin yansısıdır. Bu BM Günü’nde, bu kritik saatte, şiddet daha fazla yaşamı yok etmeden ve daha fazla yayılmadan herkesi uçurumun kenarından çekilmeye çağırıyorum.”

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği saldırıda bin 400 kişi hayatını kaybetmiş, 200’den fazla kişi de rehin alınmıştı. Saldırının ardından İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırılarında 5 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Gazze’deki yaklaşık 2,2 milyon nüfusun 1,4 milyonu İsrail’in devam eden hava saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Gazze içinde yer değiştirmek zorunda kalanların sayısı, İsrail’in Gazze’nin kuzeyinin boşaltılması uyarısı yaptığı 13 Ekim’den sonra daha da hızlı arttı.

Birleşmiş Milletler, acil sığınma alanı olarak kullanılan ve çoğu okul binası olan yaklaşık 150 kampa, 590 binden fazla kişinin sığındığını açıkladı. Buralarda kapasitenin iki katı kadar nüfusun yaşamaya çalıştığı belirtildi.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: Hamas, Müzakere Şartlarını Açıkladı

Filistin – İsrail savaşında çatışmalar 18. gününde de devam ederken, Hamas’ın yurt dışı sorumlusu Halid Meşal, Hamas ile İsrail arasındaki barış müzakerelerinin başlayabilmesi için aradıkları şartları açıkladı.

Sputnik Türkçe’nin Sky News’den aktardığına göre Meşal, “İsrail’le barış müzakereleri için hala daha bir olasılık var. Eğer ateşkes olursa, yaşananların ana nedeni olan esas soruna, yani işgal sorununa geliriz. Dolayısıyla İsrail’in işgal altındaki tüm topraklardan çekilmesi gerekli, böylece biz de fırsatlar pencerecesine ve gerçek imkanlara sahip olacağız” dedi.

Halid Meşal, İsrail’i Gazze’ye yönelik bombardımanlara son vermeye ve insanları yerlerinden etmeye son vermeye de çağırırken sınır kapılarının açılması ve Gazze’ye insani yardım girmesine izin verilmesi gerektiğinin de altını çizdi

Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırıları sonucu en az 5 bin 791 kişinin öldürüldüğünü açıkladı. Bu açıklamaya göre, dünden beri 700’den fazla kişi hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ise bugün yaptığı açıklamada, son 24 saatte hava saldırılarının Gazze’de 400’den fazla hedefi vurduğunu ifade etti. Açıklamada, vurulan yerlerin “Hamas hedefleri” olduğu iddia edildi. İsrail ordusu, açıklamasında hedeflerden birinin cami olduğuna da yer verdi.

İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Herzi Halevi, İsrail’in Gazze’ye yönelik hava saldılarını azaltmayacağını söyledi. Halevi yaptığı açıklamada “Hamas’ı tamamen tasfiye etmek istiyoruz” derken “Güneydeki kara operasyonları için iyi hazırlandık” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Joe Biden, Gazze için ateşkes görüşmelerinin ancak Hamas’ın kaçırdığı tüm rehineleri serbest bırakması halinde gerçekleşebileceğini söyledi.

“Rehinelerin serbest bırakılması karışlığında ateşkes anlaşması” formülünü destekleyip desteklemediği sorusuna ABD Başkanı soruya “Önce rehineler serbest kalmalı, sonra konuşabiliriz” yanıtını verdi.

Joe Biden’ın bu açıklaması, Hamas’ın İsrail’den kaçırdığı iki kadın rehineyi daha serbest bıraktığını duyurmasından kısa bir süre sonra geldi.

Öte yandan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller, ateşkesin “Hamas’a dinlenme, yeniden techizatlanma ve İsrail’e karşı terör saldırılarını sürdürmeye hazırlanma fırsatı vereceğini” söyledi.

Rusya’dan Batı’ya eleştiri

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Gazze’de tansiyonun düşmesi için çatışmaların durması gerektiğini belirterek, insani konuların çözüme kavuşturulmasının aciliyet taşıdığını söyledi.

Lavrov, “Bunun ardından elbette ki mevcut durumu daha geniş bir bağlam içerisinde değerlendirecek bir mekanizmaya ihtiyaç olacak” dedi.

İki devletli çözüme işaret eden Sergey Lavrov, Washington’u Birleşmiş Milletler, ABD, Avrupa Birliği ve Rusya’dan oluşan uluslararası arabuluculuk dörtlüsünün çalışmalarını yıllardır engellediğini belirtti.

Lavrov ayrıca ABD savaş gemilerinin Doğu Akdeniz’de konuşlandırılmasını, “çatışmaya tehlikeli bir müdahale” sözleriyle eleştirdi. Rusya Dışişleri Bakanı, “bu tür adımlar atıldıkça çatışmanın genişleme tehlikesinin de artacağını” söyledi.

BMGK, savaş için toplanacak

Öte yandan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun (BMGK) Hamas’ın İsrail topraklarına saldırısının ardından başlayan savaşı görüşmek üzere perşembe günü toplanacağı duyuruldu.

BM Güvenlik Konseyi’nde konuyla ilgili yapılan görüşmelerde daha önce herhangi bir karar alınamadı. Rusya’nın ‘insani ateşkes’ çağrısında Hamas’ın adının yer almaması nedeniyle ABD, İngiltere ve Fransa karar tasarısını veto etti.

Konsey başkanlığını yürüten Brezilya’nın hazırladığı ikinci karar taslağı ise Amerika’nın vetosu nedeniyle engellendi. Washington, İsrail’in ‘kendini savunma hakkından’ söz etmeyen bu metni sert bir dille eleştirirken, 12 ülke lehte oy kullandı.

Güvenlik Konseyi’nden herhangi bir karar çıkması üzerine Arap grubu adına Ürdün, Rusya, Suriye, Bangladeş, Vietnam ve Kamboçya’nın da aralarında bulunduğu ülkeler, Genel Kurul Başkanı Dennis Francis’ten bu toplantının planlanmasını resmen talep etti.

Talep üzerine Genel Kurul’un konuyu görüşmek üzere perşembe günü toplanacağı açıklandı.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği İçin “28-29 Kasım” İşaret Edildi

Türkiye’nin ve Macaristan’ın onay süreçlerini tamamlamasının ardından NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) katılması beklenen İsveç için, NATO dışişleri bakanlarının toplanacağı 28-29 Kasım tarihleri işaret edildi.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından askeri tarafsızlık ilkesinden vazgeçerek 2022’nin Mayıs ayında NATO’ya üye olabilmek için resmi başvuruda bulunmuştu. Finlandiya 4 Nisan 2023’te NATO’nun 31’inci üyesi olarak İttifak’a katılırken, İsveç ise Türkiye’nin itirazı nedeniyle NATO’ya katılma hedefini gerçekleştirememişti.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsveç’in NATO’ya Katılım Protokolü’nü dün imzalamasının ardından İttifak üyesi ülkelere bir yazı gönderdi. Alman haber ajansı dpa’nın diplomatik çevrelerden edindiği bilgilere göre Stoltenberg, İsveç’in resmen üyeliğe kabulü için, Brüksel’de NATO dışişleri bakanlarının toplanacağı 28-29 Kasım tarihlerine işaret etti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsveç’in NATO’ya Katılım Protokolü’nü imzaladığını duyurmuştu. İletişim Başkanlığı’nın X hesabından yapılan paylaşımda,” İsveç’in NATO’ya Katılım Protokolü, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Ekim 2023 tarihinde imzalanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sevk edilmiştir” ifadeleri yer almıştı. İsveç’in üyeliği için NATO üyelerinden sadece Türkiye ve Macaristan’da meclis süreci henüz tamamlanmadı.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, dün X hesabından yaptığı açıklamada şimdi konuyu ele alma sırasının meclise geldiğini belirterek NATO’ya üye olmayı “sabırsızlıkla beklediklerini” ifade etti. Stoltenberg de İsveç’in “hızlı bir şekilde” NATO üyesi olmasını beklediklerini açıkladı.

TBMM’den geçmesine kesin gözüyle bakılıyor

İsveç’in NATO’ya Katılım Protokolü’nün ne zaman TBMM’nin gündemine geleceği henüz bilinmiyor. Protokolün TBMM Genel Kurulu’nda oylamaya sunulmasından önce, TBMM’nin Dışişleri Komisyonu’ndan da geçmesi gerekiyor.

TBMM Başkanlığı’nın protokolü önce Dışileri Komisyonu’na göndermesi, komisyonun onayının ardından protokolün TBMM Genel Kurulu’na gönderilmesi bekleniyor. TBMM Genel Kurulu’nda yapılacak oylamanın ardından İsveç’in NATO’ya üye olması için gereken onay süreci tamamlanmış oluyor. Uzmanlar protokolün TBMM’den geçmesine kesin gözüyle bakıyor.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından askeri tarafsızlık ilkesinden vazgeçerek 2022’nin Mayıs ayında NATO’ya üye olabilmek için resmi başvuruda bulunmuştu. Finlandiya 4 Nisan 2023’te NATO’nun 31’inci üyesi olarak İttifak’a katılırken, İsveç ise Türkiye’nin itirazı nedeniyle NATO’ya katılma hedefini gerçekleştirememişti.

Türkiye, “PKK gibi terör örgütleri ile yeterince mücadele etmediği” gerekçesiyle İsveç’in üyeliğini uzun süre bloke etmişti. İsveç, Türkiye’nin talepleri üzerine terörle mücadele yasalarını sertleştiren değişiklikleri yürürlüğe sokmuştu. İsveç’in Türkiye’nin taleplerini karşılamaya yönelik adımları neticesinde Türkiye Temmuz ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılan zirvede İsveç’in üyeliğine yönelik itirazını kaldırmıştı.

Türkiye’nin ve Macaristan’ın onay süreçlerini tamamlamasının ardından İsveç’in 32’inci üye olarak NATO’ya katılması bekleniyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın