Filistin – İsrail Savaşı: Bahçeli: Türkiye Süratle Devreye Girmeli

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşında 15. gün geride kalırken, MHP Lideri Bahçeli, Eğer bugünden itibaren 24 saat içinde ateşkes sağlanamazsa, saldırılar durmazsa, mazlumların üzerine bombalar bırakılmaya ısrarla devam ederse, milletimle açık açık paylaşıyorum ki, Türkiye süratle devreye girmeli, tarihi, insani ve inanç sorumluluğunun gereği her neyse yapmalıdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Gazze’yi koruma ve kollama misyonunu üstlenmek bize ecdadımızın mirasıdır. Türkiye Cumhuriyeti, Gazze’yi yüzü gülen çocukların şehri, kardeşlerimizin huzur ve güven içinde yaşayacağı bir İslam beldesi yapmaya hazırdır, buna da and olsun, hamd olsun muktedirdir. Sayın Cumhurbaşkanımızın aktif ve çok boyutlu diplomatik mücadelesinde de Türk milleti ve tüm inananlar yanındadır.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Filistin – İsrail savaşına dair sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Bahçeli açıklamasında, şunları ifade etti:

“İki haftadır Gazze’de zincirleme insani felaketler yaşanmaktadır. Soykırım raddesine ulaşan hunhar saldırılar artık sabır ve tahammül sınırlarını çoktan aşmıştır. 17 Ekim 2023 tarihinde Gazze’de bulunan El-Ehli Baptist Hastanesi bombalanmıştır. Maalesef Filistinli masumlar kan revan içindedir. Son 24 saat içindeki İsrail saldırılarında 352 Filistinli hayatını kaybetmiştir. 7 Ekim’den buyana 4385 Filistinli kardeşimiz hayattan kopartılmıştır. Sayıları 1756’yı bulan çocuk ile 1000’e yakın kadın acımasızca katledilmiştir.

Uluslararası toplum Gazze’deki seri ve sürekli cinayetleri tıpkı bir korku filmini izler gibi seyre dalmıştır. Ne bir ses ne de bir tepki söz konusudur. Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın karar ve yaptırım organları kilitlenmiştir. ABD’nin vetosuyla geçici ateşkes ilanı dahi yapılamamıştır. İslam İşbirliği Teşkilatı Toplantısı’ndan ise hiçbir şey çıkmamıştır. Basit kınama mesajlarından başka sadra şifa hiçbir teşebbüs veya buna dair bir niyet duyulmamıştır. Kahire’de düzenlenen “Gazze için Barış Zirvesi”nde de şuana kadar bir sonuç çıkmamıştır.

Türkiye bugüne kadar insani, vicdani ve hukuki tezlerini güçlü bir şekilde dünya gündemine taşıyarak akan kanın durması, insani dramların son bulması hususunda açık tarafını devamlı ibra ve ifşa etmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın adil ve kalıcı bir barış ortamının tesisi münasebetiyle takdir edilecek diyaloglar içinde olduğu ve samimi diplomasi temaslarında bulunduğu kalbi nasırlaşmamış herkesin malumudur.

Ateşkes rejiminin derhal inşasıyla birlikte iki devletli çözüm iradesinin tezahürü; bu suretle başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırları dahilinde coğrafi bütünlüğü sağlanmış bağımsız ve egemen Filistin devletinin tanınması bugünkü karanlıktan çıkışın yegane çaresidir. Türkiye’nin İsrail-Filistin arasındaki kördüğümün açılması maksadıyla garantörlük teklifi de son derece akılcı, isabetli ve stratejik bir girişimdir.

Görüldüğü kadarıyla İsrail-Filistin arasındaki çatışmaların kesilmesi bir yana, tırmanması ve yaygınlaşması hususunda alçak bir tertip ve tezgah kesintisiz ilerlemekte, kategorik olarak işlerliğini muhafaza etmektedir. Elbette bu kanlı ve kahredici süreç böyle gitmemelidir. Dünya kuzuların sessizliğine gömülmüşken, Gazzeli yavru kuzuların ölümüne insanım diyen hiç kimse, hele hele Türk milleti sessiz kalamaz, kalmamalıdır, kalmayacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak çağrımız şudur: Eğer bugünden itibaren 24 saat içinde ateşkes sağlanamazsa, saldırılar durmazsa, mazlumların üzerine bombalar bırakılmaya ısrarla devam ederse, milletimle açık açık paylaşıyorum ki, Türkiye süratle devreye girmeli, tarihi, insani ve inanç sorumluluğunun gereği her neyse yapmalıdır. Gazze’yi koruma ve kollama misyonunu üstlenmek bize ecdadımızın mirasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti, Gazze’yi yüzü gülen çocukların şehri, kardeşlerimizin huzur ve güven içinde yaşayacağı bir İslam beldesi yapmaya hazırdır, buna da and olsun, hamd olsun muktedirdir. Sayın Cumhurbaşkanımızın aktif ve çok boyutlu diplomatik mücadelesinde de Türk milleti ve tüm inananlar yanındadır.”

Paylaşın

Pakistan, 50 Binden Fazla Afgan Göçmeni Sınır Dışı Etti

Ülkede düzensiz göçmen statüsünde yaşayan 1,7 milyon Afgana, 31 Ekim’e kadar Afganistan’a dönme çağrısında bulunan Pakistan, 50 binden fazla Afgan göçmeni sınır dışı etti.

Haber Merkezi / Pakistan’ın Afganistan sınırındaki Belucistan Eyaleti Enformasyon Bakanı Jan Achakzai, sınırdışı edilmelere ilişkin yaptığı açıklamada, yasadışı göçle mücadeleye dikkat çekti.

Achakzai açıklamasının devamında, iktidarın aldığı belgesiz göçmenleri sınırdışı etme kararının altını çizdi.

Edinilen bilgilere göre; Belucistan yönetimi, eyalet genelinde yasa dışı göçmenlerin varlığını tespit etmek için özel bir şube görevlendirdi.

Pakistan İçişleri Bakanı Sarfraz Bugti, ülkede yasa dışı olarak bulunan göçmenlerin toplu gözaltı veya zorla sınır dışı edilmeye maruz kalmamak için 1 Kasım öncesi gönüllü olarak ülkelerine geri dönmeleri gerektiğini söylemişti.

Bakan Bugti ayrıca, hükümetin belgesiz göçmenlerin mal ve mülklerine el koymayı planladığını ve bu durumda olan göçmenlerle ilgili bilgi verecek vatandaşları ödüllendirmek için de özel bir telefon hattı kuracağını aktarmıştı.

Birleşmiş Milletler (BM), Pakistan’ın ülkede bulunan Afganları zorla sınır dışı etmesinin, ailelerin ayrılması ve reşit olmayanların sınır dışı edilmesi de dahil olmak üzere ciddi insan hakları ihlallerine yol açabileceğine dikkat çekmişti.

Pakistan, ülkede düzensiz göçmen statüsünde yaşayan 1,7 milyon Afgana, 31 Ekim’e kadar Afganistan’a dönme çağrısında bulunmuş, aksi takdirde kitlesel tutuklama ve sınır dışı uygulamalarının gerçekleştirileceğini bildirmişti.

Paylaşın

İstanbul’da Yaşayanların Yarıya Yakını Kıt Kanaat Geçiniyor

27 Eylül – 12 Ekim 2023 tarihleri arasında İstanbul Barometresi Raporu’na göre ekonomik sıkıntılar İstanbul’da ikamet edenleri oldukça zorluyor. Raporda, 623 katılımcıya eylül ayında evde en çok ne konuşulduğu sorulurken yüzde 65’i “ekonomik sorunlar” yanıtını verdi.

Katılımcıların yüzde 33’ü kredi kartı borcunun asgari tutarını ödeyebildiğini kaydetti. Eylül ayında katılımcıların yüzde 43’ü kıt kanaat geçinebildiğini bildirdi. Ayrıca İstanbulluların yüzde 49’u son günlerde öfkeli olduğunu söyledi.

Katılımcılara göre İstanbul’un ilk üç sorunu yüzde 52 ile sığınmacı ve mülteciler, yüzde 50 ile ekonomik sorunlar ve yüzde 45 ile trafik olarak belirlendi. Bu üç sorunu konut satışı ve kiralama fiyatları ve olası İstanbul depremi izledi.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Resmi verilere göre son 5 yılda 2,2 milyon kişi İstanbul’dan diğer şehirlere göç etti. En büyük göç sebeplerinden birisi ‘daha iyi konut ve yaşam koşulları’ oldu.

Enflasyonun son 20 yıldaki en yüksek seviyeye ulaşmasıyla birlikte geçim sıkıntısı had safhaya ulaştı. Kira fiyatlarının en çok arttığı şehirlerin başında da İstanbul geliyor. Şehirdeki ikamet eden yabancı uyruklu kişi sayısı da hızla artıyor. Ekim başı itibariyle 576 bin yabancı ikamet izni ile İstanbul’da yaşıyor. Diğer taraftan İstanbul hala göç almaya devam ediyor; ancak giden sayısı gelenlerden daha fazla.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri İstanbul’un aldığı ve verdiği göç sayısını sebepleriyle birlikte gösteriyor. Buna göre 2018-2022 yıllarını kapsayan son 5 yılda 2 milyon 182 bin kişi İstanbul’dan göç etti. 2018’de bu sayı 596 bin idi. 2019’da 378 bine düşen İstanbul’un verdiği göç sayısı tekrar kademeli artışa geçerek 2022’de 418 bini aştı.

Peki, insanlar İstanbul’dan neden ayrılıyor? Son 5 yıla bakıldığında her sene en büyük sebep “hane/aile fertlerinden birine bağımlı göç”. 2022’de 95 bin kişi bu sebeple İstanbul’dan ayrıldı. Bu da sebeplerin yüzde 22,8’ine karşılık geliyor. Aslında bu seçenek insanların kendi tercihleri değil; aile durumuna dayanıyor.

Bunun dışında en büyük sebep ise yüzde 22,1 ile “daha iyi konut ve yaşam koşulları”. 2022’de 92 binden fazla kişi bu sebeple İstanbul’dan ayrıldı. 26 bin kişi de ev aldıkları için İstanbul’dan göç etti. TÜİK verilerine göre son 5 yılda 462 bin kişi daha iyi konut ve yaşam koşulları sebebiyle İstanbul’u terk etti.

Sebeplerdeki “bilinmeyen” oranı da oldukça yüksek. Bu durum aslında daha iyi yaşam şartları sebebiyle göç edenlerin oranının daha yüksek olabileceğine işaret ediyor. Şehirler hem göç alıyor hem de göç veriyor. Aradaki farka ise net göç deniliyor. Net göç sıfırdan büyük ise bu şehre gidenden daha fazla kişinin geldiğini gösteriyor. Eğer net göç eksi ise bu kente göç eden sayısı daha yüksek olduğu anlamına geliyor.

Her sene yüzbinlerce kişi İstanbul’a göç etmeye devam ediyor

İstanbul’a göç de durmuyor. Her sene yüzbinlerce kişi İstanbul’a göç etmeye devam ediyor. 2018-2022 yılları arasındaki son 5 yılda toplam 1 milyon 983 bin kişi İstanbul’a göç etti. İstanbul’da son 5 yılda net göç sayısı ise 199 bin oldu.

2019’da net göç sayısı artı verirken diğer yıllarda hep eksi seyretti. Yani, giden sayısı gelenlerden daha fazla oldu. 2022’de eksi göçün en yüksek olduğu şehir 33 bin ile İstanbul oldu.

İstanbul’da 532 bin Suriyeli yaşıyor

Göç İdaresi Başkanlığı’nın 12 Ekim 2023 verilerine göre İstanbul’da geçici koruma altında bulunan Suriyeli sayısı 532 bin. İstanbul’un nüfusu ise Suriyelilerle birlikte 16 milyon 440 bin. Bu da şehirde yaşayan bin kişiden 32’sinin Suriyeli olduğunu gösteriyor.

Yine Göç İdaresi Başkanlığı’nın verilerine göre İstanbul’da 576 bin kişi ikamet izni ile bulunuyor. Buna geçici koruma altındaki Suriyeliler dahil değil. Bu durumda İstanbul’da yaşayan her 100 kişiden 6-7 kişinin yabancı olduğu anlamına geliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökçe’nin açıklamasına göre İSKİ su tüketim verilerine göre İstanbul’da yaklaşık 2,5 milyon yabancı yaşıyor.

İstanbul Planlama Ajansı’nın verilerini aktaran Buğra Gökçe Ekim 2023 itibariyle İstanbul’da ortalama kira bedeli 13 bin 300 liraya yaklaştığını bildirdi. Buna göre asgari ücretin kirayı karşılama oranı yüzde 85’e düştü. Emekli maaşı da ortalama kiranın yalnız yüzde 40’ını karşılayabiliyor.

623 kişinin katılımıyla 27 Eylül – 12 Ekim 2023 tarihleri arasında İstanbul Barometresi Raporu’na göre ekonomik sıkıntılar İstanbul’da ikamet edenleri oldukça zorluyor. Katılımcılara Eylül ayında evde en çok ne konuşulduğu sorulurken yüzde 65’i “ekonomik sorunlar” yanıtını verdi.

Katılımcıların yüzde 33’ü kredi kartı borcunun asgari tutarını ödeyebildiğini kaydetti. Eylül ayında katılımcıların yüzde 43’ü kıt kanaat geçinebildiğini bildirdi. Ayrıca İstanbulluların yüzde 49’u son günlerde öfkeli olduğunu söyledi.

Katılımcılara göre İstanbul’un ilk üç sorunu yüzde 52 ile sığınmacı ve mülteciler, yüzde 50 ile ekonomik sorunlar ve yüzde 45 ile trafik olarak belirlendi. Bu üç sorunu konut satışı ve kiralama fiyatları ve olası İstanbul depremi izledi.

Paylaşın

Türkiye’de Otomobil Ve Hafif Ticari Araç Pazarı Yüzde 55,9 Arttı

Eylül ayında otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın  aynı ayına göre yüzde 55,9 artarak 96.793 adet oldu. Eylül ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 76,7 artarak 78.971 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 2,4 artarak 17.822 adet oldu.

Haber Merkezi / Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD), Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazarı Eylül, Ocak-Eylül 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2023 yılı Ocak-Eylül döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 64,8 oranında artarak 857.575 adet olarak gerçekleşti. Otomobil satışları, 2023 yılı Ocak-Eylül döneminde geçen yıla göre yüzde 67,0 oranında artarak 666.890 adet, hafif ticari araç pazarı yüzde 57,2 artarak 190.685 adet oldu.

Eylül ayında otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın ayına göre yüzde 55,9 artarak 96.793 adet oldu. 2023 Eylül ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 76,7 artarak 78.971 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 2,4 artarak 17.822 adet oldu.

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık eylül ayı ortalama satışlara göre yüzde 58,1 artarken, otomobil pazarı, 10 yıllık eylül ayı ortalama satışlara göre yüzde 69,3 arttı. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık eylül ayı ortalama satışlara göre yüzde 22,1 artış gösterdi.

Otomobil pazarı segmentlere göre; Pazarın yüzde 88,9’unu vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 368.503 adetle yüzde 55,3 pay, B segmenti otomobiller 217.978 adetle yüzde 32,7 pay aldı.

Otomobil pazarı gövde tiplerine göre; Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller (yüzde 50,5 pay, 336.572 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 26,8 pay ve 178.635 adet satış ile Sedan, yüzde 20,5 pay ve 136.992 adet satış ile H/B otomobiller takip etti.

Otomobil pazarı motor tipine göre; Benzinli otomobil satışları 448.152 adetle yüzde 67,2 pay, Dizel otomobil satışları 102.184 adetle yüzde 15,3 pay, Hibrit otomobil satışları 70.072 adetle yüzde 10,5 pay, Elektrikli otomobil satışları 39.051 adetle yüzde 5,9 pay ve Otogazlı otomobil satışları 7.431 adetle yüzde 1,1 pay aldı.

Otomobil pazarı motor hacmine göre; 1600cc altındaki otomobil satışları yüzde 57,4 artarak yüzde 82,7 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 52,5 artarak yüzde 0,6 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 83,3 artarak yüzde 0,3 pay aldı.

Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre; 100-120 gr/km arasındaki otomobiller 258.141 adetle yüzde 38,7 pay, 140-160 gr/km arasındaki otomobiller 143.988 adetle yüzde 21,6 pay aldı.

Otomatik şanzımanlı otomobiller; 535.825 adetle yüzde 80,3 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller 131.065 adetle yüzde 19,7 pay aldı.

Hafif ticari araç pazarı gövde tipine göre; Van gövde tipi yüzde 78,1 pay ve 148.903 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi olurken; Kamyonet gövde tipi yüzde 9 pay ve 17.174 adetle 2. sırada yer aldı.

Paylaşın

Mahmud Abbas: Ne Olursa Osun Topraklarımızda Kalacağız

Filistin – İsrail savaşını görüşmek üzere Mısır’ın ev sahipliğinde düzenlenen Kahire Barış Zirvesi’nde konuşan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise zirvede, Filistinlilerin Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’ten gönderilmesi girişimlerine karşı uyarıda bulunarak “Ne olursa olsun topraklarımızda kalacağız.” dedi.

Haber Merkezi / Mahmud Abbas konuşmasında, “Halkımızı Gazze’den başka yerlere yerleştirme girişimlerine karşı uyarıyoruz. Ayrıca Filistinlilerin evlerinden çıkarılmasına ya da Kudüs veya Batı Şeria’dan sürülmesine karşı da uyarıyoruz. Yerinden edilmeyi kabul etmeyeceğiz ve ne olursa olsun topraklarımızda kalmaya devam edeceğiz.” ifadelerine yer verdi.

Gazze’de yaklaşık 2 bini çocuk 4 bin 385 ölü

Öte yandan savaşta yaşamını yitiren Filistinli sayısının 4 bin 385’e çıktığı açıklandı. Filistinli sağlık yetkilileri, 15. günde devam savaşta ölü ve yaralı sayısına ilişkin son verileri paylaştı. Buna göre İsrail bombardımanı altında bulunan Gazze’de 4 bin 385 Filistinli öldürüldü.

Ağır bombardımanda can verenlerin bin 756’sının çocuk ve 967’sinin kadın olduğu belirtildi. İsrail saldırılarında 13 bin 561 Filistinli de yaralandı. Öte yandan saldırılarda bin 400 İsrailli hayatını kaybederken, 205 kişi de Gazze’ye kaçırıldı.

Gazze’ye ilk yardım konvoyu girdi

Konferansın düzenlendiği Mısır’daki Refah Sınır Kapısı bugün Gazze’ye insani yardım götüren tırlara açıldı.

İsrail ablukası altındaki Gazze’de yaşayan sivillerin iki haftadır beklediği yardımlar Refah Sınır Kapısı’ndan geçmeye başladı. Sınır kapısının açılmasıyla birlikte bu sabah 20 tırdan oluşan ilk konvoy Gazze’ye girdi. Mısır, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısının ardından sınırın Gazze tarafı İsrail ordusunca bombalandığı için Refah kapısını kapalı tutuyordu.

Hamas Gazze’ye yönelik yardımlara ilişkin açıklama yayınladı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Yardımın yalnızca Gazze Şeridi’nin güney bölgelerine dağıtılması, Siyonist İşgalcilerin, barbarca gerçekleştirdiği yıkıcı bombardıman ve korkunç katliamlarla, Gazze’nin kuzeyindeki halkımızı, güneye doğru göç etmeye zorlayarak, Gazze Şeridinin kuzeyini boşaltma projesine destek veren bir adımdır.“

Mısır’ın Sina Yarımadası’na açılan Refah, Gazze’nin İsrail tarafından kontrol edilmeyen tek sınır kapısı olma özelliği taşıyor. İsrail’in Hamas saldırısı sonrası Gazze’ye uyguladığı abluka nedeniyle bölgede su, yiyecek ve yakıt sıkıntısı yaşanıyor.

Geçmişteki çatışmalarda yardımlar, İsrail kontrolündeki Kerem Şalom kapısından Gazze’ye ulaştırılıyordu. Ancak İsrail, Hamas’ın elindeki tüm rehineler serbest bırakılmadan topraklarından Gazze’ye herhangi bir yardım geçmesine izin vermeyeceğini duyurdu.

Paylaşın

Erdoğan’dan İsrail’e Operasyonları Durdur Çağrısı

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşında 14. gün geride kalırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail yönetimi, hatadan geri dönmek, devlet aklıyla hareket etmek yerine, bölge dışı aktörlerin de kışkırtmasıyla örgüt gibi davranmaktadır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Batılı ülkelerin teşvik ettiği, Batılı medya kuruluşlarının âdeta meşrulaştırma yarışına girdiği bu cinnet furyasından bölgemizin bir an önce kurtarılması gerekmektedir.”

Erdoğan açıklamasının devamında, Tüm devletleri ve uluslararası kuruluşları bir an önce Gazze’de insani ateşkesin tesisine yönelik girişimlere, samimiyetle destek olmaya davet ediyorum. İsrail yönetimine sivillere yönelik saldırılarının kapsamını asla genişletmemesi ve soykırıma varan operasyonlarını derhâl durdurması çağrımızı yineliyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin açıklamada bulundu. Erdoğan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“İsrail yönetimi, hatadan geri dönmek, devlet aklıyla hareket etmek yerine, bölge dışı aktörlerin de kışkırtmasıyla örgüt gibi davranmaktadır. Batılı ülkelerin teşvik ettiği, Batılı medya kuruluşlarının âdeta meşrulaştırma yarışına girdiği bu cinnet furyasından bölgemizin bir an önce kurtarılması gerekmektedir.

Tüm devletleri ve uluslararası kuruluşları bir an önce Gazze’de insani ateşkesin tesisine yönelik girişimlere, samimiyetle destek olmaya davet ediyorum. İsrail yönetimine sivillere yönelik saldırılarının kapsamını asla genişletmemesi ve soykırıma varan operasyonlarını derhâl durdurması çağrımızı yineliyorum.

Müslümanların, Yahudilerin, Hıristiyanların ve bu topraklarda yaşayan herkesin emniyetini garanti edecek yeni mekanizmaların kurulmasıyla bölgemizin kalıcı istikrara kavuşacağına inanıyoruz. Türkiye, daha fazla masum kanının akmaması, daha fazla insani trajedinin yaşanmaması ve Filistin’deki çatışmaların geri dönülmez noktaya varmadan çözümü için üzerine düşeni yapmaya devam edecektir.

Gazze’ye yönelik saldırıların genişlemesi daha fazla acı, ölüm ve gözyaşından başka hiçbir şey getirmeyecektir. Çocukları, kadınları, sivilleri katlederek; hastaneleri, okulları, camileri, kiliseleri bombalayarak güvenliğin sağlanamayacağı açıktır. Zulümle âbâd olunmaz.…”

Paylaşın

Deutsche Bank, Merkez Bankası İçin ‘Yüzde 40 Faiz’ Beklentisini Öne Çekti

Dünyanın en büyük bankaları arasında yer alan Deutsche Bank, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) için öngördüğü yüzde 40’lık politika faizi beklentisini yıl sonuna çekti. Banka, daha önce, yüzde 40 nihai politika faizi seviyesine yerel seçimin ardından 2024’ün ikinci çeyreğinde ulaşılacağını öngörmüştü.

Öte yandan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türk bankacılık sektöründe yılın ikinci yarısında marjların yüksek kredi faizleri ve TÜFE endeksli tahvil getirileri sebebiyle hafif bir toparlanma sergileyebileceğini öngördü.

Deutsche Bank ekonomistleri Yigit Onay ve Christian Wietoska, artan jeopolitik riskler ve bu risklerin Türkiye’nin enflasyon ve ödemeler dengesi dinamikleri üzerindeki olası etkilerini gözeterek, para politikası görünümüne ilişkin öngörülerini güncellediklerini ve artık Kasım ve Aralık aylarında TCMB’den 250’şer baz puanlık faiz artışı beklediklerini belirttiler.

BloombergHT’de yer alan habere göre, ekonomistler gelecek haftaki Para Politikası Kurulu toplantısında TCMB’den 500 baz puanlık faiz artışı bekliyor. Ekonomistler, faiz artışlarının bir haftalık repo faizinin %40’a ulaşmasıyla son bulacağı görüşlerini korumakla beraber, bu seviyeye önceki tahminlerine göre daha erken şekilde, yıl sonunda ulaşılacağını düşünüyor.

Kurum daha önce yüzde 40 nihai politika faizi seviyesine yerel seçimin ardından 2024’ün ikinci çeyreğinde ulaşılacağını öngörmüştü.

Notta, böyle bir politikanın, “Enflasyon beklentilerini kontrol altına alma, Merkez Bankası’nın ekonomiyi sürdürülebilir bir patikaya sokma ve kredibilitesini güçlendirme hedefleriyle daha uyumlu olacağı” ifade edildi.

Fitch Ratings’ten Türk bankaları için iyimser öngörü

Fitch Ratings, Türk bankacılık sektöründe yılın ikinci yarısında marjların yüksek kredi faizleri ve TÜFE endeksli tahvil getirileri sebebiyle hafif bir toparlanma sergileyebileceğini öngördü.

Kredi derecelendirme kuruluşu yılın ikinci yarısında KKM’deki kademeli azalışlara bağlı olarak Döviz mevduat paylarında ciddi bir yükseliş beklemiyor. Raporda, “CET1 rasyoları genel olarak yeterli kalmayı sürdürüyor” değerlendirmesi yapıldı.

Fitch 2023 2. çeyrekte regülasyonların bankacılık kredi büyümesini etkilediğini belirterek yılın ikinci yarısında bu büyümenin düşük kalmaya devam edeceğini öngördü. Fitch’in Datawatch raporu Türk bankacılık sektörü aktiflerinin yüzde 83’ünü temsil eden 13 bankayı kapsıyor.

Paylaşın

İsrail’in Gazze’ye Yönelik Olası Kara Harekatı: Listenin Başında İki İsim Var

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının “Aksa Tufanı” operasyonuyla başlattığı Filistin – İsrail savaşında 14. gün geride kalırken, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik olası kara harekatının hazırlıkları sürüyor.

Haber Merkezi / Bir süredir Gazze sınırına askeri yığınak yapan İsrail güçlerinin, kara harekatındaki en önemli hedeflerinden birinin de Hamas liderleri olması bekleniyor.

Arab News’te yer alan habere göre İsrail güçlerinin elindeki listenin başındaysa iki isim var: Askeri stratejist Muhammed Deif ve siyasi lider Yahya Sinvar. Daha önce İsrail hapishanelerinde kalan ve birkaç suikast girişiminden kurtulan Deif ve Sinvar, Hamas’ın Gazze’deki en önemli liderleri olarak görülüyor.

Yahya Sinvar kimdir?

Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki lideri Yahya Sinvar 1962 yılında doğdu. Sinvar, Hamas’ın iç güvenlik servisi olan Mecid’i kurdu. Bu servis, İsrail ajanı olduğu düşünülen kişilerin ortaya çıkarılması hedefini taşıyor.

61 yaşındaki Sinvar üç kez tutuklandı. 1988 yılındaki son tutuklanması sonrası dört kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Hamas tarafından kaçırılan ve dört yıl esir tutulan İsrail askeri Gilad Şalid karşılığında serbest bırakılan 1027 mahkum arasında o da yer alıyordu.

Sinvar hapis sonrası Hamas’ın lider kadrosunda yeniden yerini aldı ve 2017’de de Gazze içindeki en yüksek siyasi yönetici konumunda getirildi. ABD 2015 yılında Sinvar’ın ismini ‘uluslararası teröristler’ listesine ekledi.

Muhammed Deyif kimdir?

Muhammed Deyif, İzzeddin el-Kassam Tugayları olarak bilinen Hamas’ın askeri kanadının lideri. Filistinler onu “Deha” olarak tanımlıyor, İsrailliler için ise Deyif, “dokuz canlı bir kedi” olarak görülüyor.

İsrail askerlerinin yakalanması hedefleri arasında olan İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın kurulması sonrası 1989 yılında tutuklandı. Salıverilmesi sonrası İsrail ve Gazze arasında Hamas savaşçılarının geçişine imkan veren tünellerin inşasına önayak oldu.

Deyif, İsrail’in en çok arananlar listesinin başındaki isimlerden biri. 1996 yılındaki otobüs bombalamalarının planlanması ve İsrail askerlerinin infaz emrinin verilmesi ile suçlanıyor.

2000 yılında cezaevine giren Deyif, ikinci Filistin ayaklanmasında hapisten kaçmayı başardı. O kaçış sonrası arkasında çok az iz bıraktı. Bilinen üç fotoğrafı bulunuyor. Bunlardan biri çok eski, ikincisi maskeli üçüncüsü ise gölgesine ait.

Onu hedef alan suikastların en önemlisi 2002’de gerçekleşti ve bu olayda bir gözünü kaybetti. İsrail’e göre bir elini ve ayağını bu saldırıda kaybetti ve konuşma güçlüğü de yaşıyor. 2014’te yapılan bir suikast girişiminde ise Deyif kurtuldu ama eşi ve iki çocuğu öldürüldü.

4 bin 137 kişi hayatını kaybetti

Öte yandan Gazze Sağlık Bakanlığı sözcüsü Eşref el-Kudra gazetecilere yaptığı açıklamada şu ana kadar İsrail saldırıları nedeniyle bin 661’i çocuk olmak üzere 4 bin 137 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti. 13 bin 260 kişi yaralanırken 4 binden fazla kişiden ise haber alınamıyor.

Yedi büyük hastane ve 21 sağlık merkezinin şu anda kullanılamadığını belirten Kudra 46 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini 23 ambulansında tamamen imha edildiğini açıkladı.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler, Hastane Saldırısı İçin Uluslararası Soruşturma İstedi

Birleşmiş Milletler (BM), geçtiğimiz çarşamba günü İsrail tarafından düzenlenen ve 471 kişi hayatını kaybettiği hastane saldırısı için uluslararası uzmanlardan oluşan bir heyetin inceleme yapmasını istedi.

Haber Merkezi / Öte yandan Gazze Sağlık Bakanlığı sözcüsü Eşref el-Kudra gazetecilere yaptığı açıklamada şu ana kadar İsrail saldırıları nedeniyle bin 661’i çocuk olmak üzere 4 bin 137 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti. 13 bin 260 kişi yaralanırken 4 binden fazla kişiden ise haber alınamıyor.

Yedi büyük hastane ve 21 sağlık merkezinin şu anda kullanılamadığını belirten Kudra 46 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini 23 ambulansında tamamen imha edildiğini açıkladı.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Gazze Şeridi’nde düzenlenen ve çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği saldırıya ilişkin bağımsız, uluslararası uzmanlardan oluşan bir heyetin inceleme yapmasını istedi.

“Hastaneye saldırı kabul edilemez” diyen BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Ravina Shamdasani, uluslararası katılımla bir araştırmanın gerekli olduğunu vurguladı. Sözcü, BM görevlilerinin de olay yerinde delil toplamaya çalıştığını, ancak devam eden bombardıman ve yakıt eksikliğinin çalışmaları zorlaştırdığını söyledi.

Sözcü Ravina Shamdasani, İsrail’in devam eden ağır bombardımanı ve militan Filistinli grupların da füze saldırıları nedeniyle endişeli olduğunu belirterek çatışmaların Batı Şeria’ya sıçrama tehlikesine de dikkat çekti. İşgal altındaki Batı Şeria’da insan haklarındaki durumun hızla kötüleştiğini gözlemlediklerini kaydeden sözcü, bölgede “hukuku aykırı ölümcül şiddetin” arttığını ifade etti.

“Gazze’ye insani yardım sevkiyatı kısa süre içerisinde başlayacak”

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyoon Ofisi, çatışmadaki tüm taraflarla görüşmelerin ileri aşamaya geldiğini ve Gazze’ye insani yardım sevkiyatının kısa süre içerisinde başlayacağını duyurdu.

BM sözcüsü Jens Laerke “Tarafların yöntemler konusunda uzlaşma noktasına yaklaştığı ve ilk teslimatların yarın ya da ertesi gün başlayacağı haberleri ümit verici,” ifadelerini kullandı.

Mısır’da Refah sınır kapısını ziyaret eden Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, yardım tırlarının İsrail’in kuşatmasından mağdur olankar için “ölüm kalım meselesi” olduğunu söyledi.

Guterres yardım tırlarının Filistin topraklarına geçişine izin verilmesi çağrısında bulunmak üzere ziyaret ettiği Refah sınır kapısında ” su, yakıt, ilaç ve gıdayla” yüklü çok sayıda yardım tırı gördüğünü belirtti ve bunların Gazze’deki birçok insan için “can simidi” öneminde olduğunu vurguladı.

BM, Refah sınır kapısı üzerinden Gazze’ye ilk yardım teslimatının “ertesi gün içinde” gerçekleşmesinin beklendiğini açıklamıştı.

“600 bin insan temiz susuz bırakıldı”

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İsrail’in 11 Ekim’de Gazze’nin suyunu keserek 600 bin insanı temiz sudan yoksun bıraktığını duyurdu. HRW’nin, X sosyal platform hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail’in Gazze Şeridi’ne uyguladığı ablukasıyla Filistinli çocukları ve diğer sivilleri büyük bir risk altında bıraktığı kaydedildi.

İsrail’in 11 Ekim’de Gazze’nin suyunu keserek 600 bin insanı temiz sudan yoksun bıraktığı aktarılan açıklamada, su, yakıt ve elektrik girişine izin vermemenin insanların hayatlarını tehlikeye attığı ifade edildi. Açıklamada, İsrail’in hukuksuz Gazze ablukasının çocuklar için ölümcül olduğu kaydedildi.

Paylaşın

Şimşek, Kredi İçin Yine Körfez Ülkelerinin Kapısını Çalacak: 4 Ayda 5. Ziyaret

Mayıs ayında yapılan seçimler sonrası ekonomiden tam sorumlu bakan olarak atanan Mehmet Şimşek, kredi için Körfez ülkelerini bir kez daha ziyaret edecek: Ziyaretlerimizin amacı, ülkemizin yeni programını anlatmak, istihdam ve yüksek katma değer sağlayacak kalıcı yatırım çekmek.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yabancı yatırımcılara Türkiye’nin ekonomi politikalarını anlattığı yatırım turları kapsamında Fransa’nın başkenti Paris’te temaslarda bulundu. Bakan Şimşek temaslar sonrasında sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

Bakan Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden şu açıklamaları yaptı: “Dün yaptığımız bir günlük Fransa ziyaretimize çok şey sığdırdık. Bu kapsamda sabah ilk olarak BNP Paribas’ın Yönetim Kurulu Başkanı Jean LEMIERRE ev sahipliğinde, Fransa’nın en büyük iş insanları derneği MEDEF üyeleri ile bir araya geldik. Daha sonra Societe Generale’in ev sahipliğinde yaklaşık 4 trilyon avro yöneten Fransa merkezli yatırım fonlarına ve banka üst düzey yöneticilerine Türkiye ekonomisini ve programımızı anlattık.

Ayrıca Uluslararası Enerji Ajansı’nın Başkanı dostum Sn Fatih BİROL ile küresel enerji piyasasının görünümüne ilişkin bir görüşme gerçekleştirdik. Fransa Ekonomi ve Maliye Bakanı Sayın Bruno Le MAIRE ile ikili ticaretimizi ve karşılıklı yatırımları nasıl artıracağımıza yönelik istişarelerde bulunduk. Son olarak dün gece Fransa-Almanya Forumunda 70 civarında firmanın CEO/CFO’suna Türkiye’deki yatırım fırsatlarını anlattık.

Fransa, Türkiye’de en çok uluslararası yatırım yapan ilk 10 ülke içinde yer alıyor. Yatırımcılarla görüşmelerimiz hafta başı Körfez ülkeleri ziyaretlerimiz ile de devam edecek. Ziyaretlerimizin amacı ülkemizin yeni programını anlatmak ve istihdam ve yüksek katma değer sağlayacak kalıcı yatırım çekmektir.”

2023’ün Temmuz ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 200 patronu da alarak Körfez turuna çıkmıştı. Körfez’den 26 anlaşmayla dönen patronlar, gezi dönüşü yaptıkları açıklamalarda ilişkilerde ”bahar döneminin” yaşandığını anlatmıştı. DEİK Başkanı Olpak, ilişkilerde bahar döneminin yaşandığını söylemiş, MÜSİAD Başkanı Asmalı’dan da ”gezi amacına ulaştı” demişti.

Bakan Şimşek’in sıkı Körfez mesaisi: 5 Haziran 2023 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığı koltuğuna oturan Şimşek’in dış kaynak için sık sık Körfez’deki Arap ülkelerinin kapısını çalması dikkat çekici.

22 Haziran tarihinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile birlikte “çalışma ziyareti” kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başkenti Abu Dabi’ye giden Şimşek, burada BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile bir araya gelmişti.

9 Temmuz’da yine Yılmaz ile birlikte Katar’a giden Şimşek, burada da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile görüşmüştü. 12 Temmuz’da Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Gaye Erkan ile birlikte Suudi Arabistan’a giden Şimşek, burada Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan ile görüşmüştü.

Şimşek, 17-19 Temmuz tarihleri arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan, BAE ve Katar’ı kapsayan üç günlük Körfez turuna da katılmıştı.

Paylaşın