Merkez Bankası: Enflasyon, Ocak Ayında Yükselecek

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), başta asgari ücret olmak üzere ücret ayarlamaları ve zamana bağlı fiyat belirleme eğilimi yüksek kalemlerin etkisi ile enflasyonun ocak ayında yeniden yükseleceğini belirtti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB), enflasyonun şubat ayı ve sonrasında yavaşlayarak yılın ilk yarısında enflasyonun ana eğilimindeki düşüşe yakın seyredeceğini vurguladı.

Merkez Bankası’nın (TCMB), cari yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 67,2’den 1,84 puan düşüşle yüzde 65,4; on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 43,9’dan 2,71 puan azalışla yüzde 41,2; gelecek yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 25,1’den 0,27 puan gerilemeyle yüzde 24,8 olmuştu.

Öte yandan, beş yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 12,3’den 0,34 puan yukarı güncellemeyle yüzde 12,6 seviyesine yükselmişti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Aralık 2023 Para Politikası Kurulu (PPK) Toplantı Özeti’ni yayımladı. Özette öne çıkan ifadeler şu şekilde:

“Yakın döneme ilişkin göstergeler, parasal sıkılaştırmanın finansal koşullara yansımasıyla yurt içi talepteki dengelenmenin devam ettiğine işaret etmektedir. Bununla uyumlu bir şekilde ithalat eğilimi zayıflarken dış ticaret dengesi nispeten olumlu bir görünüm sergilemektedir. Diğer taraftan, fiyat indirimleri ve kampanyalar talepteki düşüşü sınırlayan unsurlar olmuştur.

Ekim ayında perakende satış hacim endeksi mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 2 oranında artmıştır. Perakende satış hacmi yıllık büyümesi 0,5 puan azalışla yüzde 13,7 oranında gerçekleşmiş, çeyreklik bazda ise perakende satışlar üçüncü çeyrekte gerçekleşen yüzde 0,6 oranındaki artış sonrası yatay seyretmiştir. Kampanyaların yoğunlaştığı kasım ayında, kartla yapılan harcamalardaki yükseliş devam etmiştir. Mevsimsellikten arındırılmış öncü göstergeler ise aralık ayında kartla yapılan harcamaların artış hızında yeniden yavaşlama işaretleri vermektedir. İmalat sanayi firmalarının mevsimsellikten arındırılmış olarak kayıtlı iç piyasa siparişlerinin dördüncü çeyrekte düşüş kaydettiği görülmektedir.

Ana mal gruplarına göre değerlendirildiğinde söz konusu azalışın dayanıklı mal grubunda daha belirgin olduğu gözlenmektedir. Firma görüşmeleri de söz konusu dönemde fiyat indirim kampanyaları ve öne çekilen talep güdüsünün yurt içi satışlardaki ivme kaybını sınırladığını ima etmektedir. Parasal sıkılaştırma süreciyle başlayan dengelenme devam etse de talebin ocak ayında ücret güncellemeleriyle direnç gösterebileceği değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, talebin mevcut seviyesi enflasyon üzerinde bir risk unsuru olarak görülmeye devam etmektedir.

“Alt grup enflasyonu önceki aya kıyasla daha ılımlı bir görünüm sergiledi”

Gıda, ücret ve turizm kaynaklı gelişmelerden önemli ölçüde etkilenen lokanta ve otel alt grubunda aylık fiyat artışları süreklilik gösteren bir görünüm arz etmektedir. Lokanta ve otel alt grubunu gıda fiyatları kanalıyla son dönemde yemek hizmetleri fiyatları sürüklemeye devam etmektedir. Kasım ayında lokanta-otel grubunda yemek hizmetlerinde aylık fiyat artışı yavaşlarken, konaklama fiyatlarındaki düşüş devam etmiş, böylelikle alt grup enflasyonu önceki aya kıyasla daha ılımlı bir görünüm sergilemiştir.

Kira, eğitim, sağlık ve eğlence-kültür başta olmak üzere belirli hizmet kalemleri geçmiş tüketici enflasyonuna dönük fiyat belirleme davranışı sergileyerek, enflasyonist etkilerin uzun bir zamana yayılmasına neden olmaktadır. Sözleşmeye bağlı fiyat katılıklarının olduğu haberleşme hizmetleri de benzer bir etkide bulunurken, söz konusu alt grupta fiyat artışlarının güçlü seyrini sürdürdüğü gözlenmektedir. Yakın dönem tüketici enflasyonu gerçekleşmeleri dikkate alındığında, belirli hizmet sektörü kalemlerinde enflasyonun bir süre daha yüksek seyretme riski bulunmaktadır.

Parasal ve miktarsal sıkılaştırma ile sadeleşme kararlarının etkisiyle kredi faizlerinde gelinen seviyelerin hedeflenen finansal sıkılık düzeyiyle uyumlu olduğu değerlendirilmektedir. Politika faizinin yüzde 5 puan yükseltildiği bir önceki PPK toplantı haftası ile son toplantı haftası arasında ticari kredi faizleri ve tüketici kredisi faiz oranları 0,2 ve 0,92 puan değişimle yatay bir görünüm sergilemiştir. Aynı dönemde mevduat faizleri, tüm vadeler genelinde ortalama 4,04 puan, 3 ay vadeli mevduatlarda ise 6,1 puan artarak parasal aktarımı güçlendirmiştir.

Önceki PPK toplantı haftasından bu yana yatay seyreden konut kredisi faizleri yüzde 42 seviyesinde gerçekleşmiştir. Taşıt kredisi faiz oranları, yıl sonu satış kampanyalarının etkisiyle 750 baz puan azalarak yüzde 32,8 olarak gerçekleşirken, ihtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı-KMH hariç) faizleri ılımlı bir artış ile 15 Aralık 2023 itibarıyla yüzde 61,7 olarak gerçekleşmiştir. Öte yandan, Türk lirası ticari kredi faizleri yatay bir seyir izleyerek yüzde 51,8 olarak gerçekleşmiştir.

Kredi büyümesi ve kompozisyonunda normalleşme devam etmiştir. 15 Aralık 2023 itibarıyla, 2022 yılı sonuna kıyasla bireysel kredi bakiyesi kredi kartlarında yüzde 141,7, taşıt kredilerinde yüzde 85,0, ihtiyaç kredilerinde yüzde 41,1, konut kredilerinde ise yüzde 21,8 olmak üzere toplamda yüzde 67,4 oranında artmıştır. Parasal sıkılaşma ve atılan diğer adımlar ile yavaşlama eğilimine giren bireysel kredilerin, yıl sonu harcamalarının etkisiyle önceki PPK toplantısı haftasından bu yana ortalama 4 haftalık büyüme oranları bir miktar artış sergileyerek, yüzde 3,33 olarak gerçeklemiştir.

Taşıt kredileri ve ihtiyaç kredilerinde bu oran sırasıyla yüzde 2,29 ve yüzde 2,10 seviyesindedir. Bireysel kredi kartlarında ise bu oran yüzde 6,26 ile daha yüksek seviyelerde gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, Türk lirası ve kur etkisinden arındırılmış yabancı para ticari kredilerin aynı dönemde ortalama 4 haftalık artış oranları sırasıyla yüzde 2,18 ve 0,02 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Fiyat istikrarının sürekliliğini sağlamak hedefiyle, cari dengeyi iyileştirecek teknolojik dönüşüm, arz sürekliliğine katkı sağlayacak stratejik yatırımlar ve ihracat desteklenmeye devam edilmektedir. Bu kapsamda uygulanmakta olan programlar, makro finansal denge de gözetilerek hem krediye erişim hem de finansman maliyetlerini içerecek şekilde geliştirilmektedir.

Uzun vadeli ve düşük maliyetli kaynakların makro finansal istikrarı destekleyecek alanlarda kullanılmasını hedefleyen Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programı, fiyat istikrarına katkının ve yatırımların teknolojik katma değeri ile stratejik niteliğinin öne çıkarıldığı bir çerçevede uygulanmaktadır. Ayrıca, genel kredi büyümesi normalleşirken ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerinde yapılan düzenleme değişiklikleri ile de ticari kredi kompozisyonunun cari dengeye katkı sağlayacak nitelikte oluşacağı değerlendirilmektedir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) uluslararası rezervleri haziran ayında girdiği güçlü artış eğilimini sürdürmektedir. 2022 yılı sonu itibarıyla 128,8 milyar ABD doları seviyesinden mayıs sonunda 98,5 milyar ABD doları seviyesine gerileyen TCMB brüt uluslararası rezervleri 15 Aralık 2023 itibarıyla 142,5 milyar ABD doları seviyesine yükselmiştir. Rezervlerdeki artış eğilimi son dönemde ivme kazanmış ve önceki PPK döneminden bu yana 8,1 milyar ABD doları tutarında belirgin bir yükseliş gözlenmiştir.

Kurul politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 40’tan yüzde 42,5 düzeyine yükseltilmesine karar vermiştir. Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın birikimli ve gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirlemeye devam edecektir.

Kurul, dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine önemli ölçüde yaklaşıldığını değerlendirerek parasal sıkılaştırma hızını yavaşlatmıştır. Kurul, parasal sıkılaştırma adımlarını en kısa zamanda tamamlamayı öngörmektedir. Fiyat istikrarının kalıcı tesisi için gerekli parasal sıkılığın ise gerektiği müddetçe sürdürüleceği değerlendirilmiştir.

Kurul, mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçeveyi, piyasa mekanizmasının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleştirmektedir. TCMB tarafından yapılan düzenlemelere ilişkin etki analizleri söz konusu çerçevenin tüm bileşenleri için enflasyon, faizler, döviz kurları, rezervler, beklentiler, menkul kıymetler ve finansal istikrar üzerindeki yansımalarıyla birlikte bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilerek yapılmaktadır. Bu kapsamda alınan kararlar ile birlikte sadeleştirme sürecinde önemli bir aşama kaydedildiği değerlendirilmiştir.”

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nda “Anayasa Mahkemesi” Sorunu

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) tutuklu TİP Milletvekili Can Atalay hakkındaki gerekçeli kararı, ana omurgasını AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı‘ndaki çatlağı derinleştirmeye aday olduğu öne sürüldü:

“TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Yargıtay’ın uyarısını dikkate almayıp Atalay kararını Genel Kurulda okutmaması oldu. Bu da MHP liderinin bütün çıkışlarına rağmen AK Parti’nin -ilk günlerdeki heyecanlı tartışmalardan sonra- AYM ve Yargıtay kavgasına girmek istemediğini gösterdi.”

Gazeteci Murat Yetkin, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) tutuklu Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkındaki gerekçeli kararının Cumhur İttifakı‘ndaki çatlağı derinleştirmeye aday olduğunu söyledi.

Yaşananları yetkinreport.com’da yayımlanan yazısında değerlendiren Yetkin, şunları kaydetti:

“(…) AYM, Gezi Davasında 18 yıl hapse çarptırılmış durumda TİP Milletvekili seçilen Can Atalay’ın daha önce Yargıtay’dan dönen tahliye kararında ısrar etmişti. Bu arada öne çıkmayan ancak en önemli etken, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Yargıtay’ın uyarısını dikkate almayıp Atalay kararını Genel Kurulda okutmaması oldu.

Bu da MHP liderinin bütün çıkışlarına rağmen AK Parti’nin -ilk günlerdeki heyecanlı tartışmalardan sonra- AYM ve Yargıtay kavgasına girmek istemediğini gösterdi. AYM gerekçeli kararının Resmi Gazetede yayınlanmasından birkaç saat önce Bahçeli’nin hala DEM ve CHP’yi kapatmıyorsa AYM’nin kapatılmasından söz etmesi bu Cumhur’da bu alandaki rahatsızlığın da arttığına işaret. (…)”

Ne olmuştu?

TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, Gezi Davası’nda Osman Kavala ile birlikte yargılanan 8 sanıktan biriydi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Nisan 2022 tarihinde Gezi Davasında Osman Kavala’yı “hükümeti devirmeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Can Atalay’ın arasında bulunduğu 7 sanığı ise darbeye teşebbüse yardım suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.

Can Atalay, cezaevinde tutuklu bulunurken 14 Mayıs seçimlerinde TİP’ten Hatay milletvekili seçildi. AYM, Gezi Davası’nda tutuklanan Can Atalay’ın 14 Mayıs seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili seçilmesine rağmen tahliye edilmemesiyle ilgili yapılan başvuruda 25 Ekim’de oy çokluğuyla “seçilme hakkı” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine hükmetti.

Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Can Atalay için “hak ihlali” kararı vererek tahliyesinin gerektiğine hükmeden AYM kararını reddederken, hak ihlali kararı veren AYM üyelerinin yetkilerini aştığını belirtti. Yargıtay, AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunma kararı da aldı.

Tahliye kararının uygulanmaması üzerine AYM’ye yapılan ikinci başvuruda 21 Aralık’ta ikinci kez, oy birliği ile hak ihlali kararı verildi. AYM’nin kısa kararı Gezi Davası’na bakan ve hükmü veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme ikinci hak ihlali kararını da uygulamadı.

Paylaşın

Asgari Ücret Son 19 Yılda Sadece 8 Ay Gıda Harcamasına Yetti

2024 yılı için 17 bin 2 lira olarak belirlenen asgari ücret, son 19 senede ise sadece 8 ay dört kişilik bir ailenin gıda harcamasına yetti. Farklı bir ifadeyle, 2005’ten bu yana, yani 228 ayın sadece 8 ayında asgari ücret açlık sınırını aştı.

Ocak 2024’te asgari ücretin yeniden açlık sınırının üstüne çıkması bekleniyor. Ancak beklentiler bunun sadece iki üç ay süreceği yönünde, sonra tekrar açlık sınırının altına düşecek.

Asgari ücret 2024 yılında 17 bin 2 TL oldu. Böylece asgari ücret son iki senede tam olarak 4’e katlandı. 2022 başında 4 bin 253 lira olan asgari ücret yüzde 300 artış gösterdi. Ancak bu artış nominal. Yani bu hesapta enflasyon dikkate alınmıyor.

Oysa gıda ve kira başta olmak üzere halkın giderlerine de sürekli zam geliyor. Asgari ücret Ocak 2022-Aralık 2023 arasındaki son 24 ayda sadece bir kez açlık sınırının üzerine çıktı. Bu 23 ay boyunca dört kişilik bir ailenin karnının doymaması demek.

Ocak 2024’te asgari ücretin yeniden açlık sınırının üstüne çıkması bekleniyor. Ancak beklentiler bunun sadece iki üç ay süreceği yönünde. Sonra tekrar açlık sınırının altına düşecek.

Zaten Ocak 2005’ten bu yana son 19 senede, yani 228 ayın sadece 8 ayında asgari ücret açlık sınırını aştı. Kalan 220 ayda asgari ücret dört kişilik bir ailenin gıda harcamasına yetmedi. Açlık sınırı hesabını yapan da Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ).

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan 1 Ocak 2024’ten itibaren geçerli aylık net asgari ücretin 17 bin 2 lira olacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da “2024 yılında asgari ücret yüzde 49 artışla net 17 bin 2 Türk lirası olarak uygulanacaktır. Ülkemize ve milletimize hayırlı olsun” açıklaması yaptı. Bu miktarın 700 lirası asgari ücret desteği olarak karşılanacak.

Peki, açlık sınırı ve yoksulluk sınırı AK Parti iktidarında nasıl değişti? Bir ailenin aç kalmaması için aylık mutfak masrafı ne kadar?

AK Parti iktidarında son yıllara kadar asgari ücrete senede bir defa zam yapılırken hızla yükselen enflasyonun etkisiyle 2022 ve 2023 ortasında da zam geldi.

Yetkililer, yapılan son zammın ardından 2024’te asgari ücrette ara artış olmayacağını duyurdu. Ancak işçi tarafı yüksek enflasyon nedeniyle şimdiden ara zam için bastırmaya başladı.

TÜRK-İŞ son olarak kasım ayına ilişkin açlık ve yoksulluk verilerini açıkladı. Aralık ayı da bu hafta açıklanacak. Ocak 2024 verileri ise ocak sonunda ortaya çıkacak. Bundan dolayı zamlanan asgari ücreti açlık sınırı ile kıyas etmek için bir ay daha beklemek gerekecek.

Bundan dolayı hesap ve analizler Aralık 2023’ü kapsıyor. Buna göre Aralık 2021 ile Aralık 2023 arasında aylık net asgari ücret 2 bin 826 liradan 11 bin 402 liraya yükseldi. Bu da son iki senede yüzde 303 artış demek. Ocak 2022 ile Ocak 2024 arasındaki artış da tam yüzde 300. Yani son iki senede asgari ücret dörde katlandı.

TÜRK-İŞ’in Kasım 2023 için açıkladığı açlık sınırı 14 bin 26 TL oldu. Peki, açlık sınırı ne anlama geliyor? Açlık sınırı; “Ankara’da 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı” demek. Buna konut, giyim, faturalar, eğitim, sağlık ve ulaşım gibi diğer masraflar dahil değil.

Aralık 2021-Aralık 2023 arasında açlık sınırı sadece bir kez asgari ücretin üzerine çıktı. O da Ocak 2022 sadece 3,5 liralık bir fazlalık. Zaten o ay için asgari ücretin açlık sınırına oranına bakıldığında yüzde 100,1. Yani, kıl payı bir geçiş. Geri kalan 23 ayda ise asgari ücret 4 kişilik bir ailenin gıda harcamasına yetmedi.

Asgari ücretin açlık sınırına daha uzun bir dönemde incelendiğinde 2016 başından itibaren ciddi bir iyileşme dikkat çekiyor. Ancak son yıllarda enflasyonun rekor kırması ile birlikte iniş çıkışlar başlıyor. Yani ocak ve temmuz ayında asgari ücret artınca bir iyileşme sağlansa da birkaç ay içinde hemen bu oran ciddi geriliyor.

Ocak 2005-Aralık 2023 dönemini kapsayan 228 ayın sadece 8 ayında asgari ücret açlık sınırını aştı. Asgari ücret 2019 başında bin 603 liradan 2 bin 21 lira çıktı. Bu ayda açlık sınırı ise 2 bin 14 lira oldu. Böylece 2005 başından bu yana ilk kez asgari ücret açlık sınırını aşmış oldu. Buna rağmen “yeni ekonomi modeli” döneminde en kötü oran da görüldü. Haziran 2022’de asgari ücretin açlık sınırına oranı yüzde 66,6 oldu. Bu oran Ocak 2005’te yüzde 67,3 idi.

Ocak 2024’te asgari ücretin açlık sınırının üzerinde olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Mart veya nisan ayında ise asgari ücret yeniden açlık sınırının altına düşebilir. Merkez Bankası’nın iyimser enflasyon beklentisi bile dikkate alındığında asgari ücretin açlık sınırının altına düşmesi bekleniyor.

TÜRK-İŞ’in tanımına göre yoksulluk sınırı ne demek? Ankara’da yaşayan 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcamasının yanı sıra konut (kira, elektrik, su, yakıt), giyim, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutara yoksulluk sınırı adı veriliyor.

Asgari ücretin yoksulluk sınırına oranı 2005 başında yüzde 20 seviyesindeydi. Yani, asgari ücret 4 kişilik bir ailenin temel ihtiyaçlarının sadece beşte birine yetiyordu. 2018 yılında bu oran yüzde 30 seviyesine çıktı. 2021 başında yüzde 33 ile en yüksek oran görüldü. 2023 sonunda yüzde 25’in altına indi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Can Atalay Düğümü Yine Çözülmedi: Dosya, Yeniden Yargıtay’a Gönderildi

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) tahliyesine karar verdiği tutuklu Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın dosyasını görüşen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, yeniden Yargıtay’a gönderdi.

Haber Merkezi / İhlal kararının Yargıtay’dan kaynaklandığı savunan mahkeme, kararına ilişkin yaptığı değerlendirmede özetle şu ifadeleri kullandı:

“Her ne kadar ilgili Mahkeme olarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi gösterilmiş ise de, kovuşturma aşamasının ilk derece mahkemesi safahatinde başvurucu Şerafettin Can Atalay’ın milletvekili olarak bulunmadığı, genel hükümlerine göre yargılamanın yapılarak neticelendirildiği, söz konusu düzenlemeler dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesince verilen bireysel başvuruya konu ihlal kararı Mahkememizin kararına ilişkin olmayıp,

Yargıtay ilgili Ceza Dairesince verilen tahliye talebinin reddi kararına ilişkin olduğu, dosyanın ilgili Daire önünde bulunduğu sırada başvurucunun milletvekili seçildiği ve bireysel başvuruya konu ihlalin bu Dairenin kararından kaynaklandığı, ayrıca bireysel başvuru yapıldıktan sonra ilgili Ceza Dairesince dosyanın esastan incelendiği ve karara bağlandığı, bu sebeple oluşan yeni hukuki durum karşısında Yargıtay 3. Ceza Dairesince yeni bir değerlendirme yapılarak bireysel başvuruya ilişkin karar verildiği, bu karara karşı yeniden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu kullanmak suretiyle başvuru yapıldığı,

Anayasa Mahkemesince yapılan değerlendirme neticesinde ilgili başvuruya konu kararın Mahkememize yeniden gönderildiği, Belirtilen başvuruya konu yeni değerlendirmelerin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin vermiş olduğu karara dair olduğu gözetilerek karara ilişkin oluşan yeni hukuki duruma karşı Yargıtay 3. Ceza Dairesince yeni bir değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılmakla, dosyanın Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine hüküm kurulmuştur.”

“Anayasa’ya karşı suç işlemişlerdir”

Kararın ardından adliye önünde açıklama yapan Can Atalay’ın avukatı Özgür Urfa “10 saatin sonunda yaza yaza iki buçuk sayfalık evrağa imza atmışlar. Elimizdeki karar bir mahkeme kararı değildir. Yukarıda bu karara imza atan üç kişi cübbe giymiş olsa da hakim falan değildir. Bu üç kişi suçludur. Anayasa’ya karşı suç işlemişlerdir. AYM’yi de Anayasayı da tanımıyoruz demişlerdir. Anayasal rejime karşı başkaldırmışlardır. Bu üç hakimin derhal bu gece HSK tarafından açığa alınması gerekmektedir.

Yerlerine yeni hakimler görevlendirilerek bu karar yeniden değerlendirilmek zorundadır. Böyle bir rezalet böyle bir kepazelik olamaz. 2 buçuk sayfa yazdık demek 10 saattir iktidardan talimat aldık demektir. İktidar partisinden onun küçük ortağınının talimatlarıyla hareket ediyoruz demektir. Onun Yargıtay’daki temsilcilerinin talimatıyla biz bu karara imza attık demektir. ‘AYM yok, Anayasa yok’ demektir. Siz bunları tanımıyorsanız biz de sizi tanımıyoruz. Hakim değilsiniz, birer emir erisiniz!” dedi.

Ne olmuştu?

TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, Gezi Davası’nda Osman Kavala ile birlikte yargılanan 8 sanıktan biriydi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Nisan 2022 tarihinde Gezi Davasında Osman Kavala’yı “hükümeti devirmeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Can Atalay’ın arasında bulunduğu 7 sanığı ise darbeye teşebbüse yardım suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.

Can Atalay, cezaevinde tutuklu bulunurken 14 Mayıs seçimlerinde TİP’ten Hatay milletvekili seçildi. AYM, Gezi Davası’nda tutuklanan Can Atalay’ın 14 Mayıs seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili seçilmesine rağmen tahliye edilmemesiyle ilgili yapılan başvuruda 25 Ekim’de oy çokluğuyla “seçilme hakkı” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine hükmetti.

Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Can Atalay için “hak ihlali” kararı vererek tahliyesinin gerektiğine hükmeden AYM kararını reddederken, hak ihlali kararı veren AYM üyelerinin yetkilerini aştığını belirtti. Yargıtay, AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunma kararı da aldı.

Tahliye kararının uygulanmaması üzerine AYM’ye yapılan ikinci başvuruda 21 Aralık’ta ikinci kez, oy birliği ile hak ihlali kararı verildi. AYM’nin kısa kararı Gezi Davası’na bakan ve hükmü veren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme ikinci hak ihlali kararını da uygulamadı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 21 Bin 110’a Yükseldi

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan Filistin – İsrail savaşının 82. günü geride kalırken, Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 21 bin 110’a çıktığını açıkladı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, Gazze’deki İsrail saldırılarında yaralı sayısının da 55 bin 243’e çıktığını kaydetti.

İsrail ise Gazze’den düzenlenen saldırılarda 498’i asker en az 1200 kişinin öldürüldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını duyurdu.

ABD ve Katar’ın arabuluculuğuyla 24 Kasım’da sağlanan ve bir hafta süren ateşkeste, 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakılmıştı. Hamas ve İsrail yetkilileri, Mısır’da yeni bir ateşkes için de müzakereleri sürdürüyor.

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, düzenlediği basın toplantısında, savaşın daha aylar süreceğini söyledi. Korgeneral Halevi, “Terörist bir örgütü ortadan kaldırmanın kestirme yolu yok. Kararlı ve inatçı olmak dışında bir yol, bir sihirli formül bulunmuyor” dedi.

Halevi ayrıca İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyindeki Hamas taburlarını dağıtma hedefini gerçekleştirmeye yakın olduğunu da söyledi.

İsrail ordusu ayrıca Gazze’nin diğer bölgelerine de saldırılarını artırdı. Filistin Sağlık Bakanlığı, günün erken saatlerinde Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nur Şems Mülteci Kampı’na düzenlenen operasyonda altı kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de yaralandığını duyurdu.

Filistin Yönetimi tarafından yapılan sayıma göre, İsrail ile Hamas arasında Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’de başlayan savaştan bu yana işgal altındaki Batı Şeria’da 300’den fazla Filistinli askerler ve bazı durumlarda da İsrailli yerleşimciler tarafından öldürüldü.

Filistin resmi ajansı WAFA’nın haberine göre ayrıca İsrail savaş uçakları Gazze’nin güneyindeki Refah kentinde bir evi bombaladı. En az 2 kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Nüfusun yüzde 85’inin yerinden edildiği Gazze’ye “geniş çaplı” insani yardım ulaştırılmasını talep eden Güvenlik Konseyi kararının kabul edilmesinden dört gün sonra Birleşmiş Milletler, bu misyonu koordine etmek üzere görevden ayrılan Hollandalı Bakan Sigrid Kaag’ı atadı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından yapılan duyuru, Güvenlik Konseyi’nin Cuma günü Gazze için süratle üst düzey bir insani yardım ve yeniden inşa koordinatörü atamasını talep eden bir kararı kabul etmesinin ardından geldi. Gazze’de 2 milyondan fazla sivil gıda, su ve ilaca muhtaç durumda.

Guterres, akıcı bir şekilde Arapça ve beş farklı dil konuşabilen Kaag’ın yeni görevine “diplomasi alanında olduğu kadar siyasi, insani yardım ve kalkınma konularında da zengin bir deneyim getirdiğini” söyledi. Kaag’ın 8 Ocak’ta göreve başlaması bekleniyor.

“Gazze’nin kontrolü Filistinlilere verilmeli”

İsrailli yetkililer Gazze’nin geleceğiyle ilgili net bir açıklama yapmazken, ABD kararın Filistinlilere ait olduğunda ısrar ediyor.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan kısa süre önce İsrail’e yaptığı bir ziyaret sırasında “Gazze’yi uzun vadede yeniden işgal etmenin mantıklı ya da doğru olduğuna inanmıyoruz. Sonunda Gazze’nin kontrolü, yönetimi ve güvenliği Filistinlilere geçmelidir” demişti.

İşgal altındaki Filistin toprakları üzerindeki tüm yerleşimler, İsrail tarafından onaylanıp onaylanmadıklarına bakılmaksızın uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.

Putin, Gazze için özel temsilci atadı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Gazze savaşındaki rehine takası sürecinde görev yapması için özel temsilci atadığı bildirildi. İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, Putin’in göreve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’u atadığını yazdı.

Haberde, İsrail’deki Dürzilerin ruhani lideri Şeyh Muvaffak Tarif’in dün Moskova’ya düzenlediği ziyarette, Bogdanov’la görüşerek rehinelerin serbest bırakılması için devreye girmesini talep ettiği aktarıldı.

Kimliğinin paylaşılmasını istemeyen Rus yetkililer, Putin’in sürece dahil olması için Rusya’nın Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri Özel Temsilcisi olarak da görev yapan Bogdanov’u atadığını belirtti. Kremlin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’in de katıldığı görüşmenin detaylarına ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Paylaşın

Netanyahu’dan Erdoğan’a “Yaptıklarının Hitler’den Farkı Var Mı?” Yanıtı

Erdoğan’ın “Yaptıklarının Hitler’den farkı var mı?” sözlerine yanıt veren Netanyahu, “Kürtlere soykırım uygulayan ve muhalif gazetecileri hapse atma konusunda rekoru elinde tutan Erdoğan, ahlak dersi verecek son kişidir” dedi.

Haber Merkezi / İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Netanyahu’nun yaptıklarının Hitler’den farkı var mı?” sözlerine yanıt verdi.

“Erdoğan Kürtlere soykırım yapıyor, hükümetini eleştiren gazetecileri hapsetme konusunda dünya rekorunu kırdı ve bize ahlaki açıdan ders verebilecek son kişi” ifadelerini kullandı. Haaretz gazetesinin aktardığına göre Netanyahu basın açıklamasında İsrail ordusunun Hamas’la mücadele ettiğini, Erdoğan’ın ise “onları övdüğünü ve üst düzey yetkililerini ağırladığını” söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, 100. Yıl TÜBİTAK ve TÜBA Bilim Ödülleri Töreni’ne katılarak konuşma yaptı. Konuşmasında İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına da tepki gösteren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Gözlerimizin önünde insanlığa ait tüm değerler kurşuna dizildi. Stadyumlarda İsrail’in Nazi kamplarını izledik değil mi? Bu nasıl bir iştir? Hitler’den garip garip bahsederlerdi. Sizin Hitler’den ne farkınız var ya. Bunlar bize Hitler’i de aratacak. Netanyahu’nun yaptıklarının Hitler’den geri kalır yanı var mı? Hitler bunun kadar zengin değildi, bu Hitler’e göre daha zengin.

Batı’dan ABD’den her türlü destek geliyor. 20 bini aşkın Gazzeli’yi bunlar öldürdüler. Mazlumun yanında olan ses Müslüman Türk’ün sesidir. Savaşta bile dokunulmaması gereken hastaneler, okullar, ibadethaneler bombalandı.

Gazzeli bilim insanları aileleriyle birlikte şehit edildi. 2,5 milyon insanın kıyıma uğramasını içimiz kan ağlayarak takip ediyoruz. Diplomatik alanda gösterilen onlarca çabaya rağmen yüzlerce Gazzeli’nin öldürülmesine engel olamadık. Bir Müslüman olarak hepsinden önemlisi insan olarak kendi iç dünyamızda bu zUlmü engelleyememenin mahcubiyetini yaşıyoruz.”

Gazze’de katliam devam ediyor

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana sürdürdüğü saldırılarda öldürülen Filistinlilerin sayısının son 24 saatte 195 artarak 21 bin 110’a çıktığını açıkladı.

Bakanlık Sözcüsü Eşref el-Kudra, yaptığı yazılı açıklamada, Gazze’deki son duruma ilişkin bilgi verdi. Kudra, İsrail güçlerinin son 24 saatte Gazze Şeridi’nde 195 Filistinliyi daha öldürdüğünü belirtti.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü, Gazze’de 7 Ekim’den bu yana İsrail saldırılarındaki yaralı sayısının da 55 bin 243’e çıktığını kaydetti.

Paylaşın

MHP’li Yalçın’dan CHP Lideri Özel’e Ağır Hakaretler

MHP Lideri Devlet Bahçeli ve CHP Lideri Özgür Özel arasında yaşanan polemiğe MHP’li Semih Yalçın da katıldı. Özel için “Müptezel, arsız, ayağı Mekap’tan aylarca çıkmamış PKK’lının çorap kokusu” ifadelerini kullanan Yalçın, “Sen partisinin geleceğini PKK’ya ipotek eden politik bir tefecisin” dedi.

Haber Merkezi / Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında ortak bildiriye imza atmayan ve Manisa’da asker cenazesinde provokasyona maruz kalan Özgür Özel için “Böyle giderse sokağa bile çıkamaz” demişti. Özel ise Bahçeli’nin bu sözlerine yanıt olarak, “İyi siyasetçi olabilir ama kötü biri” ifadelerini kullanmıştı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’i ağır ifadelerle hedef aldı. Özgür Yalçın, şu ifadeleri kullandı:

“Ey CHP’nin eş genel başkanı; iş birlikçi-vesayetçi yüzüne taktığın demokrat maskesi  Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli tarafından indirilip kirli çorapların ortaya serilince, kürsüye çıkıp olanca hiddet, şiddet ve huşunetle saldırıya geçtin. Ama nafile! Retorik içeren ihtiraslı ve gazlı cümleler, seni kurtarmaz. Laf cambazlığı, eleştirileri hakaretle karşılamak, seni temize çıkarmaz. Sen; partinin kongresinde Demirtaş haini başta olmak üzere teröristlere selam yolladın mı, yollamadın mı?

Mazbatalı, kravatlı teröristlerle iş tuttun mu, tutmadın mı? 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde Dem’in oylarıyla demlenmeye muhtaç olduğun için önlerine halı oldun mu olmadın mı? Cumhuriyet’i kuran CHP’nin şeref ve haysiyetini bölücü terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısına çiğnettin mi, çiğnetmedin mi?

Genel Başkanımıza dil uzatıp ‘kötü insan’ deme hadsizliğine soyundun ya, sen nesin peki? Biz senin kim olduğunu tasvir ve tarif edelim, millet de bilsin. Kötü sıfatı, senin gibilere iltifat sayılır. Alçak da senin türünden mürai politikacı taslakları için madalya yerine geçer.

Sen; partisinin geleceğini PKK’ya ipotek eden politik bir tefecisin. Zaten ipotekle kazanılmış belediyeleri kaybetmemek için şehitlerimizin ruhlarına azap etmekten, ailelerinin yüzüne durmaktan çekinmeyen bir arsızsın.

CHP’nin elindeki ipotekli belediyeleri kurtarayım derken Cumhuriyet’i kuran partiyi Kandil’in hızarına vermekten imtina etmeyen bir peşkeşçi, veresiyecisin. Yerel seçimlerde oy avlamak uğruna milletin kutsallarını çiğnemeyi göze alabilen bir tufeylisin.

CHP’yi milletin gözünden de, haysiyetten de düşürmekle kalmayan, batakçı siyasetin cehennem kuyusuna yuvarlayan bir müptezelsin. Seni ve partini o ateş kuyusundan küresel zebaniler ve sömürge cinleri bile çıkaramaz.

Sende düşkünlüğün, vurdumduymazlığın, yüzsüzlüğün, çıkarcılığın ölçüsü seviye bile değil; çukur derekesinde… Sen, kelimenin tam manasıyla çukur bir insansın. Sen, nefesi aylarca ayağı mekaptan çıkmamış PKK’lı teröristin çorabı gibi iğrenç koku yayan pis bir politikacısın!

Teröristi kırk kalıp sabunla yıkayıp aklamak için lafı sabun gibi köpürten, siyasi rakiplerine vıcık vıcık bulaşmaktan zevk alan, kaygan dilli bir demagogsun. Oylarını almak için DEM’ci hainlerin eteğine sarılmaktan başka politika üretemeyen kifayetsiz bir muhterissin!

Yüz yıllık CHP’yi hainler sürüsüne ağız eğmeye mecbur bırakan bir zavallısın. Özgür Efendi! 31 Mart’ta, bu şekilde milletten oy alacağınızı ve PKK militanlarına peşkeş çektiğiniz belediyelerde yeniden hüküm sürmek için seçim kazanacağınızı sanıyorsan, aldanıyorsun! Madem milletle hemdert olmak yerine Kandil meyhanelerinde “DEM” çekmeyi yeğliyorsun. Madem siyasetin mutfağında değil, pazarındasın. Seni ve partini malzeme olarak kullananların masasına gelip sofrasında garnitür ve menü olacağın aşikâr.

“Senin de sonun hüsran olacak”

El Hak! Senin de sonun hüsran olacak. Şayet unutkanlık illetiyle alilsen, hatırlatalım. Esasen, henüz seçim sonuçları hakkındaki bilgiler sıcak ve hafızalarda taze… Kimin ne mal olduğuna, kimin kaç para ettiğine, geride bıraktığımız Cumhurbaşkanı Seçimi ve Genel Seçimlerde herkesi sarraf hassasiyetiyle tartan millet karar verdi. Senin partinin kefesi pek hafif geldi. Senin partinin karnesi de kırık notlarla dolu…

MHP ve Cumhur İttifakı aleyhinde olmadık dümen ve dalavereye tevessül eden, işitilmedik yalan ve iftira kampanyaları düzenleyen, görülmedik ittifak ve iş birlikleri tertipleyerek şeytanı bile şaşırtan sabık genel başkanınız; hırsına yenik düşüp koltuğu sana devretmek zorunda kaldı.

Buna rağmen sen; partinin ve başındakinin yaşadıklarından ibret almayıp eskisinden daha beter, daha sefil, daha aşağılık politik manevralara, manipülasyonlara yelteniyorsun.

Bak, demedi deme Özgür Efendi! Öfkeyle kalkan zararla oturur. Keskin sirke küpüne zarar verir. Boşuna celallenme, beyhude efelenme! Bu millet sana da dersini 31 Mart 2024’te verecek. PKK’nin siyasi acentesiyle ticaret yapmanın zehirli meyvesini sandıkta devşireceksin. O vakit biz, ‘Dersini almış da ediyor ezber.’ türküsünü söyleyeceğiz. Sen ve ‘Kendim ettim, kendim buldum; gül gibi sararıp soldum, eyvah!’ diye ağıt yakacaksın. Ayaktaşlarınsa bu kez faturayı sana çıkaracak ve yeni yüzyılın eş başkanı Badi Ekrem’e koşacak. O da, hizmetten çok poz ve metan gazı verdiği İstanbul’u kaybetmenin ezikliğinden kaçmak için yeni bir maceraya heveslenecek.”

 

Paylaşın

İsrail Genelkurmay Başkanı’ndan Gazze Açıklaması: Savaş Aylarca Sürebilir

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan Filistin – İsrail savaşının 82. günü geride kalırken, İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, gazetecilere yaptığı açıklamada savaşın “aylarca” süreceğini söyledi.

Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 20 bin 915’e yükselirken, 55 bine yakın kişinin de yaralandığı duyuruldu. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarında son 24 saatte en az 241 kişinin hayatını kaybettiğini, 382 kişinin de yaralandığını açıkladı.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; İsrail Genelkurmay Başkanı Halevi, “Sihirli çözümler yok, bir terör örgütünü dağıtmanın kestirme yolları yok, sadece kararlı ve ısrarlı bir mücadele var. Bir hafta da sürse, aylar da sürse Hamas’ın liderliğine de ulaşacağız” dedi.

İsrail’in operasyonları son günlerde, özellikle Gazze Şeridi’ni ikiye bölen su yolunun hemen güneyindeki merkezi bir bölgede yoğunlaştı. İsrail ordusu sivillerden bölgeyi terk etmelerini istedi ancak birçoğu gidecek güvenli bir yer kalmadığını söylüyor.

BM İnsan Hakları Ofisi Sözcüsü Seif Magango Salı günü yaptığı açıklamada, “İsrail güçlerinin Gazze’nin orta kesimlerine yönelik sürdürdüğü ve Noel arifesinden bu yana 100’den fazla Filistinlinin hayatına mal olan bombardımandan ciddi endişe duyuyoruz” dedi.

Çatışmaların yayılma tehdidi büyüyor

Yemen’deki İran destekli Husi milisleri, Salı günü Kızıldeniz’de bir konteyner gemisine düzenlenen füze saldırısını ve İsrail’e insansız hava araçlarıyla saldırı girişimini üstlendi.

Husiler, dünyanın en işlek nakliye yollarından biri olan Kızıldeniz’in girişinde İsrail’le bağlantısı olduğunu söyledikleri gemilere saldırıyor ve saldırıların İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşılık yapıldığını söylüyor.

İsrail ise Salı günü Lübnan sınırında, Hizbullah’ın bir kiliseye tanksavar füzesi fırlatarak dokuz İsrail askeri ve bir sivili yaraladığını, ardından roket atışıyla misilleme hava saldırıları düzenlediğini açıkladı. Bölgede bunlar olurken Hindistan’ın Yeni Delhi’deki İsrail Büyükelçiliği yakınlarında bir patlama meydana geldi. Yetkililer hiçbir personelin yaralanmadığını açıkladı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant Salı günü milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Çok cepheli bir savaşın içindeyiz ve yedi cepheden saldırıya uğruyoruz” dedi. İran destekli militanların aktif olduğu bu yerleri “Gazze, Lübnan, Suriye, Judea ve Samaria (Batı Şeria), Irak, Yemen ve İran” olarak sıralayan, Gallant “Bu alanların altısına çoktan karşılık verdik ve harekete geçtik” dedi.

Beyaz Saray, İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer’in Salı günü Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan ile biraraya gelerek savaş ve rehinelerin iadesi konularında görüşmelerde bulunduğunu açıkladı.

ABD son haftalarda İsrail’e savaşın dozunu azaltması ve Hamas liderlerine yönelik daha hedefli baskınlar düzenlemesi için açıkça baskı yapıyor.

Paylaşın

Can Atalay Kararının Gerekçesi Açıklandı: AYM Kararları Bağlayıcı

Gezi Davası’ndan cezaevinde bulunan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay milletvekili Can Atalay’a ilişkin ikinci kararının gerekçesini açıklayan Anayasa Mahkemesi (AYM), “Herhangi bir yargısal makamın AYM kararlarının bağlayıcılığını tartışma yetkisi verilmediği” vurguladı.

Haber Merkezi/ Anayasa Mahkemesi (AYM), Can Atalay’la benzer durumda olan Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Leyla Güven hakkında AYM’nin vermiş olduğu kararlarına daha önce Yargıtay Ceza Kurulu’nun uyduğunun da altını çizerek bu konuda “bağlayıcılık” olduğuna işaret etti.

AYM, kararında, “Kamu gücü eylemi, işlemleri ve ihmallerinin Anayasa’ya uygunluğu kesin ve bağlayıcı olarak karara bağlama yetkisi münhasıran Anayasa Mahkemesine aittir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yoluyla bir temel hak ve özgürlüğün ihlal edildiğine karar verdiğinde herhangi bir merciin bu kararın Anayasa’ya veya kanuna uygun olup olmadığı incelemesi ve yetersizliği yok” ifadelerine yer verdi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), hakkında iki kez hak ihlali kararı vererek tahliyesine hükmettiği Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’la ilgili son kararının gerekçesini açıkladı.

2010 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle AYM’ye bireysel başvuru imkanının getirdiği belirtilen kararda “Yapılan düzenlemeyle bireysel başvuruları inceleme görevi verilmek suretiyle Anayasa Mahkemesi’ne özgürlükleri koruma ve yükseltme misyonu da yüklenmektedir” ifadeleri yer aldı.

Karara AYM üyeleri İrfan Fidan, Muhterem İnce ve Muammer Topal’ın ortak ‘karşı oy’ gerekçesi yazdı. Gerekçeli kararında süreci ve ilk kararın uygulanmamasının hukuksuzluğunu anlatan AYM, Yargıtay’a da kendi kararıyla yanıt verdi.

Yüksek Mahkeme, bireysel başvurular üzerine verdiği kararların Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.04.2015 tarihli kararına atıf yaptı:

“Anayasa Mahkemesi’nin diğer kararları gibi, bireysel başvuruları inceleyen bölüm kararları da yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlamaktadır. Bu itibarla Anayasa Mahkemesi’nin emsal niteliğindeki bu kararı karşısında mevcut içtihadların yeniden gözden geçirilmesi gerekmiştir.’ şeklinde açıklandığı üzere Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve içtihadi anlamda yol gösterici niteliği tartışmasızdır.”

AYM, akşam saatlerinde de Can Atalay dosyasına ilişkin web sitesinden açıklama yapmış, “Yargıtay’ın Anayasa hükümlerini gözardı ederek verdiği kararla şekillenen süreç Anayasa’nın sözüne açıkça aykırı” demişti.

Ne olmuştu?

Anayasa Mahkemesi, 14 Mayıs 2023 seçimlerinde TİP Hatay Milletvekili seçilen Can Atalay’ı, milletvekili seçilmesine rağmen tahliye edilmemesinin “seçilme hakkı” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine hükmetmiş ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne, Can Atalay’ın tahliye edilmesi için gerekçeli kararı göndermişti.

Kararı inceleyen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, yetkinin kendilerinde olmadığını öne sürerek, dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne sevk etmişti.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa’nın açık hükümlerine rağmen Can Atalay hakkında tahliye kararı verilmeyeceğine hükmetmiş ve Can Atalay hakkında hak ihlali kararına imza atan AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulması yönünde karar vermişti.

Can Atalay’ın avukatları bu durum üzerine AYM’ye ikinci bir başvuru yapmış ve Atalay’ın “bireysel başvuru” hakkının da ihlal edildiğine dikkat çekmişti.

21 Aralık’ta ikinci kez Can Atalay’ın dosyasını görüşen AYM, Can Atalay’ın seçilme hakkının ihlal edildiğine oy çokluğuyla, ilk AYM kararının uygulanmayarak Can Atalay’ın tahliye edilmemesi sebebiyle bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine ise oybirliğiyle karar vermişti.

Paylaşın

İsveç’in NATO’ya Üyeliğinde Yeni Gelişme: Dışişleri Komisyonu’nda Kabul Edildi

İsveç’in NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) kabulüne ilişkin teklif, AK Parti, MHP ve CHP’nin oylarıyla TBMM Dışişleri Komisyonu’nda kabul edildi. Teklife, İYİ Parti hayır oyu verirken, DEM Parti ise oylamaya katılmadı.

Haber Merkezi / Üyeliğin onaylanması için düzenlemenin komisyonda kabulünden sonra TBMM Genel Kurul’da oylanması şartı bulunuyor. Oylamaya katılanların yarıdan bir fazlasının oyu aranıyor.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasıyla teklif haline getirilen protokol 25 Ekim’de TBMM Dışişleri Komisyonu’na havale edilmişti.

Komisyonda konuşan Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar: İsveç makamlarının her talebimizi hemen yerine getirmesi maalesef gerçekleşmiyor. Bu bir süreç. 5 yıl önce hayal bile edilemeyecek mevzuat değişikliklerini hayata geçiriyorlar. Akçapar, “Askeri-stratejik açıdan, İsveç’in de NATO’ya dahil olmasıyla, kuzeyde güvenlik boşluğu kalmayacak” dedi.

CHP Milletvekili Kani Beko söz alarak “Bizim muhatabımız İsveç mi, AB mi, ABD mi? Somut adımlar atılmazsa, kabul etmeyelim üyeliği. Bence ABD de F16 meselesinde topu kongreye atıp, kabul etmedi kongre diyecek” ifadelerini kullandı. Daha sonra söz alan CHP Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ise “Az önce, bakanlığın dili değişmiş dedik ama aslında iktidarın dili değişmiş” dedi.

MHP’nin temsilcisi Kamil Aydın ise, “Siyasi duruş kendini göstermeli, önce ülke ve millet diyeceğiz, sonra parti” dedi. İsveç’le ilgili sürecin bu komisyonda verilen kararla sonlanmayacağını, Genel Kurul’da ve pek çok mecrada devam edeceğini belirten Aydın, sürecin iç siyasete malzeme edilmesini eleştirdi ve “Önce ülkenin alî menfaatleri” dedi.

İktidarın seçim öncesinde bu konuyu siyaset malzemesi olarak kullandığını hatırlatan İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, hükümet ve muhalefetin milli güvenliği ilgilendiren konularda uzlaşması gerektiğini söyledi. NATO’nun gelişmesine prensip olarak karşı olmadıklarını söyleyen Zorlu, “Güvenliğimizi önce kendi sınırlarımızda sağlamakla sorumluyuz” dedi.

İsveç’in NATO üyeliği konusu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden arasındaki son görüşmede de gündeme gelmişti. Erdoğan, Biden’ın kendisine “F16 modernizasyonuna ilişkin onay süreci ile İsveç üyeliği sürecini eş zamanlı yürütmeyi” teklif ettiğini aktarmıştı.

İki ülkenin NATO’ya başvurusu

Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından İsveç ve Finlandiya, NATO’ya katılım başvurusu yaptı. Ancak Türkiye, iki ülkenin Ankara’nın “terörist olarak nitelendirdiği grupları koruduğu” gerekçesiyle itirazda bulundu. Finlandiya’nın üyelik başvurusunu nisan ayında onay veren Türkiye, Macaristan ile birlikte İsveç’e henüz onay vermiş değil.

“NATO’nun operasyon kabiliyeti gelişecek”

ABD’den yapılan açıklamada ise TBMM Dış İlişkiler Komisyonunda İsveç’in NATO’ya üyeliğine ilişkin teklifin kabul edilmesini memnuniyetle karşılandığı belirtildi. Bakanlık açıklamasında, “Başkan Biden, uzun zamandır Türkiye’nin F-16 filosunun modernizasyonuna verdiği açık desteği sürdürmektedir ki bu durum NATO’nun operasyon kabiliyetini geliştirecektir” ifadelerine yer verildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Ankara’ya F-16 satışına ilişkin Kongreye resmi bildirim yapılıncaya kadar bu tür dış silah satım süreçlerine ilişkin açıklama veya yorum yapamayacaklarını da belirtti.

Paylaşın