İmamoğlu: Fetret Devri İstanbul’da 2019 Yılında Kapandı

Beşiktaş’ta Barbaros Meydanı açılışında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Fetret devri İstanbul’da 2019 yılında kapandı, yatırım ve atılım dönemi başladı. Halkçı, demokrat, milletini seven, devletini koruyan ve güçlendiren bir anlayışla yolumuza devam ediyoruz” dedi.

Suudi Arabistan’da oynanması planlanan Türkiye Süper Kupa finalinin Mustafa Kemal Atatürk fotoğraflı poster ve tişörtlere izin verilmemesi nedeniyle iptal edilmesine de değinen İmamoğlu, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın maça çıkmama kararı alarak ülkeye dönmesinin doğru bir adım olduğunu söyledi.

Süper Kupa finalinin Suudi Arabistan’da planlanmasının hata olduğunu kaydeden İmamoğlu, “Bu gidişin mimarı kim?” diye sordu. Devlet yetkililerinin tavrını eleştiren İmamoğlu, “Ülkedeki yönetici akıl böyle kritik olaylardan sonra bir süre kayboluyorlar ortadan, ses bile çıkarmıyorlar” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş’ta Barbaros Meydanı açılışında konuştu. İmamoğlu’nun konuşmasından satır başlar şu şekilde;

“Ne güzel sizlerle birlikte burada olmak ve hiç olmayan meydanın keyfini burada sizlerle yaşamak. Beşiktaş meydanı, meydan değildi. Pırıl pırıl bir meydan oluştu. Bu meydan şu an simgeleriyle de çok güzel bir yer.

Bu kararı kim verdi, niçin oraya gidildi? Bunun sorgulanması lazım. Hangi detayları hesaba katmadılar. Ülkedeki yönetici akıl böyle kritik olaylardan sonra ortadan kayboluyorlar. Bunlar yarın bayraklarıyla buraya gelenleri suçlarlarsa şaşırmayın

Bu kararı kim verdi, niçin oraya gidildi? Bunun sorgulanması lazım.  Bu memleket, ne yazık ki düştüğü ekonomik durum yüzünden itibarlı bir dış politika yönetme marifetlerini kaybetmiştir. Dünyada hiçbir ülke yok ki çatır çutur vatandaşlık satsın

Gönül birliğimizi çok güçlü kılmalıyız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Mustafa Kemal Atatürk her zaman kazanır, her zaman milletine kazandırır.

“Demokrasiniz, adalet sisteminiz güçlü olacak”

Bir ülkenin kralının ölümüne milli yas ilan ediyorsunuz ama o ülke Atatürk’ün fotoğrafına bile tahammül edemiyor. İtibar çok önemlidir. Lafla iş olmaz.

İtibar nedir biliyor musunuz? Çalışacaksınız, üreteceksiniz, liyakata göre görev vereceksiniz. Demokrasiniz, adalet sisteminiz güçlü olacak.  Boşuna Tayfun Kahraman, Can Atalay hapis yatmayacak.

Fetret devri İstanbul’da 2019 yılında kapandı, yatırım ve atılım dönemi başladı. Halkçı, demokrat, milletini seven, devletini koruyan ve güçlendiren bir anlayışla yolumuza devam ediyoruz.

Bir öneri yapayım, o kupa maçı artık oynanmasın. Millet bu anıyı unutmayacak. O kupayı ikiye bölün birisi Galatasaray Müze’sinde birisi de Müze’sinde ilelebet dostluk içinde yaşsın. Ama bir şölen yapın. O şölenin yeri de Beşiktaş’taki Dolmabahçe Sattı olsun İnönü Stadı olsun. Üç takımın  bütün Türkiye’nin takımlarını davet ettiği bir spor şöleni olsun.”

Paylaşın

TÜRK-İŞ Duyurdu: Yoksulluk Sınırı 47 Bin Lirayı Aştı

2024 yılı için asgari ücret 17 bin 2 lira alarak belirlenirken, aralık ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) Aralık ayında 14 bin 431 liraya yükseldi.

Haber Merkezi / Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) Aralık ayında 47 bin 9,38 liraya ulaştı.

Dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 2,89, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 77,50, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 82,21 oranında oldu.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Aralık 2023 Açlık ve Yoksulluk Sınırı raporunu açıkladı. Rapora göre; Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) Aralık ayında 14 bin 431 TL’ye yükseldi.

Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) Aralık ayında 47 bin 9,38 TL’ye ulaştı.

Bekar bir çalışanın aylık ‘yaşama maliyeti’ Aralık ayında 18 bin 796,36 TL’ye yükseldi. Böylece 2024’te uygulanacak 17 bin 2 TL’lik yeni asgari ücret, bekar bir çalışanın 2023 Aralık ayı ‘yaşama maliyeti’nin bin 794 lira altında kaldı.

Mutfak enflasyonu yüzde 82,21

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 2,89, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 77,50, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 82,21 oranında oldu.

Türk-İş hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan derlenen fiyatlara göre, gıda ürünlerinde Aralık 2023 itibariyle gözlemlenen değişim harcama gruplarına göre şu şekilde oldu:

Peynir fiyatları (hesaplamada beyaz peynir fiyatı esas alınıyor) bu ay marketlerde kilosu ortalama 190 TL’den raflarda yerini aldı. Süt ve yoğurt fiyatları geçen ayki benzer seviyelerini korudu.

Et fiyatlarında bu ay ciddi bir artış görüldü. Dana kıymanın kilosu geçen aya göre 46 TL artarak marketlerde ortalama 377 TL’den, dana kuşbaşının kilosu ise geçen aya göre 37 TL artarak marketlerde ortalama 393 TL’den reyonlarda yerini aldı. Et fiyatları geçen yılın Aralık ayına göre iki kattan fazla artış gösterdi.

Yumurta fiyatları Aralık ayında geçen aya göre yüzde 17 artarak tanesi ortalama 4,45 TL’den satıldı. Tavuk ‘gövde’ fiyatı ise ortalama kg olarak 72 TL’den marketlerde yer aldı. Kış mevsimini yaşadığımız bu günlerde balık çeşitliliğinin artması sebebiyle tezgahlarda en çok talep gören deniz balıkları bu ay ortalama 175 TL/kg’dan satıldı.

Kuru baklagiller ve yağlı tohum ürünleri geçen ayki seviyelerini korudu. Aralık ayında kuru fasulyenin kilogram fiyatı 92 TL’den, yılbaşında sofraların en çok özlemle beklediği yağlı tohumlar ise (ceviz, fındık, yer fıstığı ve ay çekirdeği vb.) kilogram fiyatı ortalama 336 TL’den marketlerdeki raflarda yer aldı.

Ankara’da 200 gramlık ekmek fiyatı 7 TL’den satılmaya devam etti. 4 kişilik ailenin aylık sadece ekmek masrafı 735 TL.

En düşük fiyatlı meyve greyfurt oldu. Tahıllar grubunda geçen aya göre sınırlı bir seviyede bir fiyat artışı yaşandı. Bu grupta en yüksek artış yüzde 5 oranıyla bulgurda görüldü.

Bu ay ortalama sebze fiyatlarında artış gözlemlendi. Geçen aya göre en yüksek artış domates, patates, köy biberi ile sivri biber fiyatlarında yaşandı. Ispanak, pırasa, brokoli ve kereviz fiyatları tezgahlarda geçen ayki fiyatlarını korurken lahana fiyatında kısmi bir düşüş gözlemlendi.

Meyve tezgahlarında mevsiminden kaynaklı portakal ve mandalina fiyatları düşerken, muz fiyatında artış yaşandı.Bu ay en düşük fiyatlı meyve greyfurt oldu. Greyfurt ortalama kg fiyatı 12,5 TL’den tezgahlarda yer aldı.

Ortalama sebze kg fiyatı 32,23 TL, ortalama meyve kg fiyatı 31,64 TL oldu. Hesaplamada bu ay 24’ü sebze ve 8’i meyve olmak üzere toplam 32 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Ortalama meyve-sebze kg fiyatı 30,32 TL olarak tespit edildi.

Avrupa’da yaşanan kuraklık, üreticinin artan maliyetleri ve dışarıdan gelen talep nedeniyle zeytinyağı fiyatlarında geçtiğimiz aylarda yüksek artış gözlemlenmişti.

Bu ay zeytinyağı fiyatlarında bir artış olmamakla beraber zeytinyağı fiyatları marketlerde ortalama litresi 300 TL’den satılmaya devam etti. Aralık ayında zeytinyağında olduğu gibi zeytin fiyatlarında da önemli bir değişiklik gözlemlenmedi.

Bu grupta yer alan salça, reçel, ıhlamur ve şeker fiyatları geçen ayki seviyelerini korurken, balın kilogram fiyatı 16 TL artarak ortalama 293 TL olarak marketlerde satıldı.

Paylaşın

Her İki Doktordan Biri Yurt Dışına Gitmeyi Düşünüyor

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “Her üç hekimden sadece biri beyaz kod veriyor ama buna rağmen beyaz kod verileri artmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı bize sayının ötesinde bir veri sunmuyor. Rakamlarda artış olmasına rağmen yalnızca üç hekimden birinin beyaz kod vermesi bu rakamların katlanarak arttığını gösteriyor” dedi ve ekledi:

“Hekimlerin yurt dışına gitme düşüncesine baktığımızda; ya her iki hekimden biri gitmeyi düşünüyor ya da hekimliği tümden bırakmayı düşünüyor. Burada çalışma koşullarının ağırlığı, Sağlık Bakanlığı’nın nöbet ertesi izin için genelge yayınlamasına rağmen bunun uygulanmaması ve idarenin baskıcı tutumlarıyla çalışma koşullarının ağırlaştırıldığını dikkate almamız gerekiyor.”

Türk Tabipleri Birliği (TTB), “Hekimlerin Çalışma Koşulları, Ekonomik Sorunları ve Şiddet Hakkındaki Değerlendirmeleri” başlıklı anket çalışmasının sonuçlarını açıkladı.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre; TTB binasında yapılan açıklamada konuşan TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “AKP iktidarı sağlığı sermayeye teslim ediyor” dedi. Fincancı, artan bir şiddet eğilimiyle karşı karşıya olduklarını ve bu durumun hekimlerin Türkiye’de çalışmak istememesine neden olduğunu vurguladı.

TTB Merkez Konseyi üyesi Alican Bahadır ise, hekimlerle 2023 Kasım-Aralık aylarında yapılan anketin sonuçlarını açıkladı. Bahadır, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “Beyaz Reform” açıklamasına işaret ederek, söz konusu “reformun” sonuçlarını görmek için anket yaptırdıklarını ifade etti.

Bahadır, yüzde 79’unun TTB üyesi olduğu bin 502 hekimin cevap verdiği anketin sonuçları şu şekilde paylaştı;

“Çalışma şartlarınızın yoğunluğu nedeniyle hastalarınızla veya işinizle yeterli ve uygun şekilde ilgilenemediğinizi düşünüyor musunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 64’ü “evet” dedi. 2021 Eylül anketinde bu oran yüzde 68’di.

Daha önceden hasta veya yakını tarafından sözel veya fiziksel şiddet gördünüz mü?” sorusuna katılımcıların yüzde 87’si “evet” yanıtı verdi. 2021 Eylül anketinde bu oran yüzde 83’tü.

Eğer daha önceden sözel veya fiziksel şiddet gördüyseniz, sonrasında Beyaz Kod veya ilgili mercilere şikayet bildiriminde bulundunuz mu?” sorusuna katılımcıların yalnızca yüzde 36’sı “evet” yanıtı verdi. 2021 Eylül ayındaki ankette bu soruya “evet” yanıtı verenlerin oranı yüzde 43’tü.

Alican Bahadır, ayrıca ankete katılanların yüzde 59’unun son bir yıl içerisinde hasta veya yakınlarından fiziksel veya sözel şiddet gördüğünü, yüzde 69’unun son bir yıl içerisinde çalıştığı ortamda sözel veya fiziksel şiddet olayına şahit olduğunu, yüzde 91’inin ise yetkililer tarafından kendilerine sağlıkta şiddet açısından güvenli bir çalışma ortamının sağlanmadığını söylediğini paylaştı.

Beyaz Reform’un hekimlere ve sağlık ortamına derman olamadığını söyleyen Bahadır, “Çözüme giden yol ise TTB ve sağlık emek meslek örgütlerinin haklarımız için oluşturduğu talepleri birlikte mücadele ederek hayata geçirmektedir” dedi.

Bir kez daha konuşan Fincancı, “Yapılan ankette gördüğümüz gibi her üç hekimden sadece biri beyaz kod veriyor ama buna rağmen beyaz kod verileri artmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı bize sayının ötesinde bir veri sunmuyor. Rakamlarda artış olmasına rağmen yalnızca üç hekimden birinin beyaz kod vermesi bu rakamların katlanarak arttığını gösteriyor.

“Her iki hekimden biri yurt dışına gitmeyi düşünüyor”

Hekimlerin yurt dışına gitme düşüncesine baktığımızda; ya her iki hekimden biri gitmeyi düşünüyor ya da hekimliği tümden bırakmayı düşünüyor. Burada çalışma koşullarının ağırlığı, Sağlık Bakanlığı’nın nöbet ertesi izin için genelge yayınlamasına rağmen bunun uygulanmaması ve idarenin baskıcı tutumlarıyla çalışma koşullarının ağırlaştırıldığını dikkate almamız gerekiyor” diye konuştu.

TTB İkinci Başkanı Ali İhsan Ökten ise, “Çalışma koşulları hepimizi zorlayan bir durum. 2024 yılında bakanlık eğer başta TTB olmak üzere sağlık alanındaki tüm meslek örgütleriyle, sendikalarla ortak bir şekilde sorunları çözme noktasına gitmezse 2024 yılı hem sağlık çalışanları hem çalışan hekimlerle sağlık emekçileri açısından daha zorlu geçecek” uyarısında bulundu.

Paylaşın

Türkiye’nin Brüt Dış Borcu 482,6 Milyar Dolar

Eylül sonu itibarıyla Türkiye’nin brüt dış borç stoku 482,6 milyar dolar, net dış borç stoku ise 263,7 milyar dolar olurken, hazine garantili dış borç stoku ise 15,4 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanlığı, 30 Eylül 2023 itibarıyla brüt ve net dış borç stoku, Hazine garantili dış borç stoku ve kamu net borç stoku ile Avrupa Birliği (AB) tanımlı genel yönetim borç stoku verilerini açıkladı.

Hazine’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“‘Türkiye Brüt Dış Borç Stoku’, 30 Eylül 2023 tarihi itibarıyla 482,6 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı ise yüzde 44,9 olmuştur. Aynı tarihte, ‘Türkiye Net Dış Borç Stoku’ ise 263,7 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı yüzde 24,5 olmuştur.

Hazine garantili dış borç stoku 30 Eylül 2023 tarihi itibarıyla 15,4 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

‘AB Tanımlı Genel Yönetim Borç Stoku’, 30 Eylül 2023 tarihi itibarıyla 6.906 milyar TL olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı yüzde 30,5 olmuştur. Aynı tarihte, ‘Kamu Net Borç Stoku’ ise 5.027 milyar TL olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı yüzde 22,2 olmuştur.”

Paylaşın

Kamu Kurumları, Tanıtım Ve Organizasyonlar İçin 1,2 Milyar Lira Harcadı

2023 yılı için 938 milyon 980 bin TL olarak belirlenen kamunun temsil ve tanıtma giderine rağmen, toplam harcama 1 milyar 191 milyon 567 bin TL’ye ulaştı. Temsil ve tanıtma giderinin 563 milyon 847 bin TL’si, “Temsil ve ağırlama”, 627 milyon 720 bin TL’si ise “Toplantı ve organizasyon” için kullanıldı.

Kamunun temsil ve tanıtma giderinde Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’nin yayımladığı temmuz ayı itibarıyla yaşanan artış da dikkati çekti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek talimatıyla, “Harcamaların yeniden gözden geçirilmesi ve tasarruf takibinin taviz verilmeden sağlanması gerektiğini” belirterek tüm kamu kurumlarına 17 Temmuz’da genelge gönderilmişti.

Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’nde, “Kamu harcamalarının rasyonelleştirileceği” savunulmuştu. Genelge ile kamu kurumlarından temsil, tören ve ağırlama giderlerini kısmaları istenmişti. Ancak kamuda yapılan organizasyon ve tanıtım giderleri 1 milyar lirayı aştı.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, 2023 yılı için 938 milyon 980 bin TL olarak belirlenen kamunun temsil ve tanıtma giderine rağmen, toplam harcama 1 milyar 191 milyon 567 bin TL’ye ulaştı. Kamunun toplam 1,1 milyar TL’lik temsil ve tanıtma giderinin 563 milyon 847 bin TL’si, “Temsil ve ağırlama”, 627 milyon 720 bin TL’si ise “Toplantı ve organizasyon” için kullanıldı.

Kamunun temsil ve tanıtma giderinde Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’nin yayımladığı temmuz ayı itibarıyla yaşanan artış da dikkati çekti. Kamunun ocak ayında 13,9 milyon TL, şubat ayında 42 milyon TL, mart ayında 64,3 milyon TL olan temsil ve tanıtma gideri, nisan-kasım döneminde ise sırasıyla şöyle gerçekleşti:

Nisan: 193,4 milyon TL
Mayıs: 146,8 milyon TL
Haziran: 29,5 milyon TL
Temmuz: 30,6 milyon TL
Ağustos: 270,2 milyon TL
Eylül: 49,9 milyon TL
Ekim: 234 milyon TL
Kasım: 116,3 milyon TL

2023 bütçesinde temsil ve tanıtma için ayrılan 938 milyon 980 bin TL’yi henüz kasım ayında aşan kamunun ödenek üstü harcaması ise 252 milyon 587 bin TL oldu. Temsil ve tanıtma kaleminden yapılan ödenek üstü harcamanın aralık ayında ise 400 milyon TL’ye yaklaşacağı hesaplandı.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: Demokrasi İçin Bedel Ödüyoruz

Kobani Davası’nda konuşan eski HDP Eş Genel Başkanı Salahattin Demirtaş, “Halk demokrasinin tadına varsa bir daha vazgeçmez. Biz devlete karşı, hükümete karşı en büyük demokrasi savaşını içimizde yaptık, hala yapıyoruz. Bizim partimizde kimse kimsenin önünde eğilmez. Ben partide eş başkan iken yaptığım her hata arkadaşlarım tarafından eleştirildi. Biz demokrasi için bedel ödüyoruz” dedi.

IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 18’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan Kobani Davası, Sincan Cezaevi Kampüsü’ndeki salonda devam ediyor.

Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen duruşmaya, siyasetçiler ve avukatlar Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Duruşma, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın savunmasıyla devam etti.

Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, beyanlarına kaldığı yerden devam eden Demirtaş, 13 Kasım 2012’de Mardin’de yaptığı bir konuşmasının mütalaada suç olarak lanse edildiğini paylaştı. Demirtaş, suçlama konusu yapılan konuşmasını Kürtçe yaptığını, içeriğinin açlık grevleri ile ilgili olduğunu ve açlık grevinde bulunan tutsakların talepleri arasında bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne vurgu yaptığını hatırlattı. Yaptığı konuşmanın üzerinden altı yıl geçtikten sonra konuşması hakkında fezleke hazırlandığını kaydeden Demirtaş, “Fezlekede benim konuşmalarım ile Ahmet Türk’ün konuşmaları da bir biriyle karıştırılmış” dedi.

Demirtaş’ın savunmasından öne çıkan başlıklar şöyle: “Konuşma içeriğinden anlaşıldığı gibi suç suçluyu övme yok. AİHM ve AYM kararlarını hatırlamak istemiyorum ama ‘suçu ve suçluyu övmek’ bu değildir. Bir kişi yaptığı suçtan dolayı övülürse suç olur. Örneğin hakeme yumruk atan Ankaragücü Başkanını alkışlayanlar, suçu ve suçluyu övmüştür.

Sayın Öcalan’a sayın demek suç ve suçlu övmek ise Türkiye’nin yarısı suçludur. Peki burada bir ‘terör örgütü propagandası’ var mıdır? Mesela hangi örgütün propagandası var? Ne fezlekede ne iddianamede böyle bir şey yok. Ya da Demirtaş Kürt olduğu için akla PKK mi geliyor deyip yazmayı gerek duymamışlar mı? Yazma gereği duyulmamış bir suçlamanın savunmasını nasıl yapabilirim? Şimdi hangi örgüt olduğunu bilmediğim için savunma yapmasam yerindedir. Fezleke iş olsun, dostlar alışverişte görsün diye hazırlanmış bir fezlekedir.

O dönem devam eden açlık grevlerine ilişkin taleplerinin yerine getirilmesi için yapılan bir konuşma var. O dönem hükümetine yönelik eleştiriler var. Bir konuşmanın propaganda sayılabilmesi için açık ve yakın bir tehlike oluşturması gerekir. Bir şiddet çağrısı, bir övgü varsa, bu tek başına propaganda sayılmaz; açık ve yakın bir tehlike olması lazım.

Ayrıca yerel makamların yapması gereken de şudur; o gün o konuşma nedeniyle bir şiddet dalgası var mı, ona da bakması lazım. Yargıtay kararları var. Örneğin ‘Yaşasın PKK’, ‘Yaşasın Apo’ ve ‘Yaşasın gerilla’ propaganda değerlendirilmemiş. Bizzat bir şiddeti teşvik etmesi lazım. Konuşmada da böyle bir şey yok. Yeni bir sürecin sosyopsikolojik alt yapısını hazırlamak üzerine yaptığımız bir mitingden bir konuşmadır. Aralık sonu itibari ile bir heyet, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmüştür ve sonrasında süreç resmi olarak başlamıştı.

PKK Liderine yönelik kurgulanan 9 Ekim 1998 komplosunu anımsattığını, bunun son bulması gerektiğini ve Kürt sorununun çözümünün Öcalan’ın muhatap alınması ile çözülebileceğine” dair olduğunu söyledi. Demirtaş’ın, bu doğrultuda paylaşımda bulunurken mahkeme başkanı tarafından sözü kesildi. Mahkeme başkanı, Demirtaş’ın paylaştığı bu bilgilerin yazılı olarak da mahkemeye sunulmasını istedi.

Bir bütün olarak yaptığımız her şey ve konuşma siyasi faaliyettir. Hangi amaç ile yaptığım bellidir. Dönem itibari ile de bellidir. Ortada bir şiddet yoktur. Şunun altını da çizeyim; biz bunları söylerken diğer arkadaşlarımız da bunları yürütmek ile görevlidirler. Aynı suçlamalar onlara yönelik de var. Onlar da bizim gibi siyasi faaliyette bulunmuşlardır” diye kaydetti.

Fezlekenin de bilirkişi raporunun da sağlıklı hazırlanmadığı görülüyor. Burada her ne kadar anlaşılmasa da buradaki konuşma bana aittir. Açlık grevinin bitmesi için hükümete, halka yaptığım duyarlılık çağrısıdır. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Sincan’da bulunan arkadaşlarımızı ziyaret etmişti. Bu adımın devam edilmesi gerektiğini işaret etmiştim.

Bu konuşmalar ve atılan adımların ardından PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın açlık grevlerinin son bulması için not gönderdiğini ve bununla birlikte bittiğini ve yeni bir sürecin adımları atıldığını ifade eden Demirtaş, “Toplumsal bir sorunun siyasi çözümü için elinde mekanizmalar var. Parlamenter ise içtüzüğün kendisine tanıdığı hakları kullanır.  Soru önergesi, araştırma önergesi verebilir. Gündem dışı konuşabilir. Bütün hakların kullanarak siyaset yapabilir. Aynı zamanda Meclis dışında da siyaset yapabilir. Yaptığımız bu konuşmalar tabanımızın bize oy verme gerekçesidir aynı zamanda. Bu konuşmalar bizim siyasi faaliyetlerimizdir.

Mahkeme başkanı cemaatten alındı. Sizlerde o dönemde büyük ihtimale yargıçtınız. Bu salon gibi büyük bir salon yapıldı. Tamamı bizim parti üyelerimiz, arkadaşlarımız tutuklandı. Biz de duruşmaları izlemeye gidiyorduk. 3 buçuk yıl sadece şu yaşandı; Arkadaşlarımızı çeşitli cezaevlerinde getiriyorlardı. Yoklama yapılırken arkadaşlarımız Kürtçe buradayım diyordu. Mahkeme başkanı bu sırada ‘kapat mikrofonu’ deyip konuşmayı kesiyordu. Bu durum o kadar büyük bir krize dönüştü ki avukatlar çeviri yapmak istiyorlardı.  Ancak hiçbir talep kabul edilmedi. Beş yıl boyunca tutuklu kaldılar. Cemaatin yargıçlarından ancak uzun tutukluluk süresinin dolması ile kurtuldular.

O sırada partinin eşbaşkanıydım. Arkadaşlarımızın bir kısmı açlık grevi yapıyordu. Bir kısmı milletvekili seçildi. Açlık grevi taleplerini az önce okudum. Kendileri için bir şey istemiyorlardı. Onların sesinin duyurabilmek kamuoyu ile paylaşmak en azıdan arkadaşlarımızın ölümünün önüne geçmek için yaptığımız şeyler. Biri açlık grevine başlamış ise onu ondan çeviremezsin.

Kendi kendine karar verip bunu yapan birini döndürmek mümkün değildir. Zaten etik de olmaz. Bu faaliyetlerimiz de doğrudan barış ile ilgilidir. Şimdi cemaatin yaptıkları unutuluyor. Bu davalara bakan başkan darbe girişimi gerçekleştiren kişi olarak tutuklandı, cezasını yattı ve çıktı. O kadar zulmü, haksızlığı yaptı. Bizden kısa bir süre önce tutuklandı, hüküm aldı, infazını çekti ve çıktı. Biz hala savunma yapıyoruz. Bu nasıl bir adalet duygusu, vicdan anlamış değiliz.

Siyasi konuşmalarımız ‘bölücü terör örgütü, anayasal, cinayet, bayrak yakmadan’ gibi başlıklar altında değerlendiriliyor. Her şeyden yargılanıyoruz. Değişen ne oldu bu süreçte? Cemaat gitti, ortaklar değişti. Cemaat gitti, MHP geldi. Ortak düşman; Kürtler, kadınlar, Aleviler olarak görülmeye devam ediliyor. Bu fezleke hazırlandığında fezlekeyi hazırlayanlar da içinin boş olduğunu biliyorlardı.

Cemaat ‘çözüm sürecinin’ başlayacağını biliyordu. Bu nedenle bütün siyasi faaliyetlerimizi engellemeye çalışıyorlardı. Suç olarak görüp fezlekeler hazırlıyorlardı. Biz burada barış için miting, yürüyüş yapıyoruz. Emniyet ve valilik bunları engelliyorsa demek ki barışı engellemek istiyorlardı. Bunu Batman’da yaptığımız mitinglerde de söyledik. Bizim bakan ile görüştüğümüzü biliyorlar. Buna rağmen bunu yapıyorlardı. Müzakere ederken bile rakibimizi eleştiririz. Karşımızdakilerin tavrı ise ‘sizin ile müzakere ediyorsak biat edeceksiniz’ şeklindeydi. ‘Bugün hem görüşüyor hem Erdoğan’ı eleştiriyorsun hem de yolsuzluk yaptığını söylüyorsunuz’ diye bizi eleştirenler var.

Kürdistan’da hiçbir zaman bir cemaat bu kadar baskın değildi. 2004 ile başlayan süreç ile bölge tamamıyla Fethullah Gülen cemaatine teslim edildi. İstihbarat, medya temsilcileri, adliye, emniyet, yargı, özel okullar, Nil Kolejleri açıldı. Her yerde Nil Koleji vardı. Bölgede buna rağmen taban bulamadı ama bürokraside çok etkindi.

Ben Diyarbakır’da avukat iken bisikletle ile bir gazete dağıtıcısı gazete dağıtırdı. Her sabah adliyeye gelirdi. Ve her hâkim ile savcının odasına dağıtırdı. Gazete ise Zaman gazetesi idi. Girdiğiniz her hâkim ile savcının masasında muhakkak Zaman Gazetesi olduğu beli olacak şekilde dururdu. Yaka kartı gibi savcı ve hakimlerin masalarında dururdu. Bunu yapmayan fişleniyordu. Yapmayan üç beş kişi vardı onlar da daha sonra sürüldü. Kürtleri Fetullah Gülen’e teslim etmelerinin nedenini ideolojikti. Bize düşmanca davrandılar.

“Siyasal İslam, Kürtler arasında örgütlenemez”

Cemaat, Saidi Kurdi’yi referans aldığını ileri sürerdi ancak tüm kitap ve çalışmalarından Kurdi ifadesini kaldırdılar. En çok Kürt düşmanlığı yapanlara dönüştüler. Onlara biat etmediğimiz ve Türkleşmediğimiz, Kürt olduğumuz için düşman olarak gördüler. Bu arada Kürtler arasında örgütlenemediler. Çünkü siyasal İslam, Kürtler arasında örgütlenemez.

HÜDA-PAR ve tarikatlar ile cemaatler ile girmek istiyorlar ama giremiyorlar. Siyasal İslam’ı içine alamayacak kadar İslam dini yaşamın her alanına girmiştir. Bu nedenle cemaat ile teslim alınmak istendi. Kürt halkı bu coğrafyada ilk İslam’a geçen halkalardan biridir. Hep özerk yaşamıştır. Kendi dilini, kültürünü bu nedenle korumuştur. Türkiye Cumhuriyeti devleti, Türk Dil Kurumu ile ilan ettiği resmî ideolojisini pratikte uygulayamamıştır. Bunun nedenleri arasında medreselerde kendi dilinde aldıkları eğitim etkili olmuştur.

Burada İslam eğitimi de almışlardır. Ayrıca coğrafya olarak da mümkün değildir. Zagros Dağ silsilesi bölgesinde bugünün teknoloji ve iletişime rağmen hâkim olması pek mümkün değildir. Kürtler dağlı halk olarak bilinir. Bu dağların eteğinde yaşam kurmuşlardır. Bunları niçin anlatıyoruz; belki bu kadar tarih bilgisi ne diyebilirsiniz. Bakınız Selçuklu geliyor yapamıyor, Bizans yapamıyor hiç kimse fethedemiyor. İslami kültür olarak almış Kürtler. IŞİD’ten züppelik hocadan, TRT veya diyanetten öğrenmişler. İlk dönemlerden ne öğrenmişler ise o saf hali ile korumayı başarmışlar.

İslami çarpıtan, rant, güç kullanan hiç kimse kendi İslam anlayışını bu topraklarda egemen kılamamıştır. Fethullah Gülen’e de devlet de göz yummuştur. Yeter ki Kürtleri fethetsin. Ne yaptılar ettiler edemediler, bu sefer dini satmaya geldiler. Sonra Fethullahçılar da defolup gittiler. Ayrıca başaramazlar. Oraya damgasını vuran bir dayanışma, dürüstlük, doğruluk kültürü vardır. Bu kültüre göre Kürdistan coğrafyasında kadın erkek yan yana olur. Halayda yan yana olur. Orada İslam’ın formu ile Kürt kültürü ile bir sentez oluşturmuş. Bir yaşam formu oluşturulmuş. O yüzden Gülen ve ekibi saldırı ve tehditleri yaparken arkasında Erdoğan ve Türkiye Cumhuriyeti devleti vardı.

İletişim Başkanlığı binasından 7/24 ve üç vardiya olarak bizlere karşı algı yürütülüyor. 24 saat binlerce personel, bakanlık bütçesi kadar bütçeyi ne yapıyorlar? Ben söyleyeyim; bu dava başta olmak üzere algı yaratmak için bir operasyon ekibi var. Çıksın inkâr etsin Erzurumlu Kürt Fahrettin. Senin istihbaratçılarla, sosyologlarla, beden dili uzmanları dahil olmak üzere pek çok işin erbabı kişi ile emniyetten, istihbarattan, gelen veriler derleyip toplayıp algı yarattığını biliyoruz. Hatta hangi spot ile linç edilecek kişi, üst katta belirleniyor. Bunları biliyoruz.

Fahrettin Altun da günün konusuna bakarak, kimin linç edileceğine karar veriyor. Her şeyin ayrı bir birimi var. Bir toplum farkında olmadan algı ile yönetiliyor. Şimdi biz bu davada yargılanıyor ve anlatmaya çalışıyoruz. Herkesin hesabını iyi yapması lazım. Çağ algı çağıdır. Eski tarz ve yöntemler ile faşizme karşı mücadele edilemiyor. Bu fezlekeleri cemaatler yazdı. Cemaatci polisler tutanak tuttu. İddianameyi hazırlayan savcı cemaatçi çıktı. Şu anda bir mahkemede yargılanıyoruz. Hakimler cemaatçi değil herhalde olsa ortaya çıkardı.

İçinde şiddet olmayan bu konuşmalar nedeniyle savcı bizim niçin cezalandırılmamızı istiyor. Belki rahatsız olduğunuz şeyler vardır. Öyle bir algı oluştu ki belki bundan dolayı rahat da değilsiniz. Belki de Fahrettin iyi çalıştı deyip ‘işimiz kolaylaştı’ diyorsunuz. Adalet falan yok, algı var. Siyasi çıkarlar var. İktidarın, kendi iktidarını sürdürebilme beklentisi var. Buna da her gün söylüyorlar zaten.

Örneğin Bahçeli açık söylüyor. AYM’ye Kandil’in ‘arka bahçesi’ diyor. Ben onların yerinde olmak istemezdim. AYM’ye nasıl der bunu Bahçeli? Bunu yaparak tam olarak neye hizmet ediyor? AYM’yi gözden çıkarıyorlar. Şimdi Türklerde devlet töredir. Töre önce gelir. Türkün tanrısı devlettir. Türkün Allahları da devlettir. Peki niye devletin Anayasa Mahkemesi’ni bu hale getiriyorlar? AYM’nin gözden çıkardıklarına göre daha büyük bir şey kazanıyor olmalılar.

Kürtler binlerce yıl sonra Anadolu coğrafyasında merkeze oynuyorlar. Merkez siyaseti yapıyorlar. Onların belirlediği çeperden çıktılar. Bütün Türkiye’yi demokratikleşme iddiası ile yürümeye başladılar. Onlar açısından tehdit büyüktür. Bu nedenle AYM de parlamento da gözden çıkarılır. Yeter ki bu HDP merkezi olmasın. Arkadaşlarımıza uyarımdır; HDP’den sapma bunlara hizmet eder. Beklentileri bu yöndedir.

Öyle yaparsak bize karışmayacaklar. ‘Kendi mahallende oyna arada bir bombalar, atar döveriz ama mahallende oyna’ diyorlar. Ama herkesi yönetmeye talibiz dersen; Türk devlet aklı devreye girer. Sen devleti soyup soğana çeviriyorsun. Bırakın bir on yıl yönetelim halk görsün. Çünkü biliyorlar ki gelsek bir daha esameleri okunmayacak. Halk demokrasinin tadına varsa bir daha vazgeçmez. Biz devlete karşı, hükümete karşı en büyük demokrasi savaşını içimizde yaptık, hala yapıyoruz.

Bizim partimizde kimse kimsenin önünde eğilmez. Ben partide eş başkan iken yaptığım her hata arkadaşlarım tarafından eleştirildi. Biz demokrasi için bedel ödüyoruz. Onun bunun kara kaşı, kızıl sakalı için bedel ödemiyoruz. Bu orada, bu parti içine yönelik bir mesajdı.

Başka bir konuşmamda gerilla kelimesi suçlama konusu yapıldı. Bu bir suç değildir ve gerilla gerilladır. Güney Amerika’da da burada da anlamı aynıdır. Bir kişi yaptığı terör eylemi nedeniyle terörist olarak görülür. Bu bir polis de olabilir bir sivil de olabilir. Aynı zamanda bir devlet de terör eyleminde bulanabilir. Bir de Kurdistan ifadesi var. Açıkçası buna dair suçlamanın olmasından utanıyoruz. Kurdistan yok diyenler var. Bu utanç verici bir durum.

İnsan vatanını, dilini savunur bu milliyetçilik değildir. Eğer dilini ve milletini birinden daha üstün görürsen bu milliyetçiliktir. Biz sokakta, biz Kürdüz deyip bağırmıyoruz. Biri Kürt, Kürdistan olmadığını söylediğinde varız diyoruz. Yüz yıldır bunun için çalışılıyor. Şu anda İletişim Başkanlığı bunu sürdürüyor. Yıllardır burada kendimi paralamamın nedeni budur. Daracık hücreden bunu görüyoruz. Gelinen süreç ortada. Bazı arkadaşlar popülist deyip duruyor. Partinin önüne geçti diyor ama gelinen süreç ortada.”

Demirtaş, öğleden sonra görüşünün olduğunu paylaşarak duruşmaya haftaya Salı gününe kadar ara verilmesini istedi. Mahkeme, duruşmayı 2 Ocak’a kadar erteledi.

Paylaşın

RTÜK, Muhalif Medyayı İzliyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, “RTÜK, düşünce ve ifade özgürlüğü sınırları içinde kalan yorum ve değerlendirmeler nedeniyle muhalif kanallara ceza yağdırıyor” dedi ve ekledi:

“RTÜK, son cezalarla yerel seçim öncesi muhalif medya üzerindeki baskıları daha da arttıracağı sinyalini verdi. İktidarı hedef alan en küçük bir eleştiri RTÜK’ün radarına takılıyor. Basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır. Ekran karartmalarla, idari para cezalarıyla basın ve ifade özgürlüğünü engellemek demokrasiye vurulacak en büyük darbedir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)  Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) 2023 yılı karnesini çıkardı. Yıl boyunca, iktidarın sopası durumundaki RTÜK’ün yine muhalif basın yayın organlarını hedef aldığını kaydeden Bulut ekran karartma ve para cezaları dahil ağır yaptırımlar uyguladığını açıkladı.

Bianet’in aktardığına göre; Bulut, son toplantıda tarikat ve cemaatlerin iç yüzünü kurgusal olarak anlatan Kızıl Goncalar dizisi nedeniyle FOX TV’ye idari para ve iki kez program durdurma cezası verildiğini hatırlattı. Bulut, “Tarikatların ‘mili-manevi hassasiyetlerimize aykırı’ diyerek aldırdıkları yasakların RTÜK eliyle ekranlara taşınması kabul edilemez” dedi.

“RTÜK muhalif medyayı izliyor”

“TRT’ye ve iktidara yakın kanallara adeta kör, sağır, dilsiz olan RTÜK, yıl boyu muhalif medya kanalları izledi” diyen Bulut, şöyle devam etti: “RTÜK, FOX TV, Halk TV, Tele1, Sözcü TV, KRT başta olmak üzere iktidarı eleştiren muhalif kanalları hedef alıyor. Ceza verebilmek için adeta kılı kırk yarıyor; bahaneler üretiyor.

Haber türünde yayın yapan Halk TV’ye bu yıl 14 kez toplam 2 milyon 866 bin TL idari para, 5+5+5 olmak üzere 3 kez program durdurma cezası, Tele 1’e 17 kez toplam 1 milyon 200 bin TL idari para, 5+3 olmak üzere 2 kez program durdurma, 1 kez 7 gün yayın durdurma cezası, Habertürk’e 2 kez toplam 495 bin 965 TL idari para cezası,

Flash Haber’e 6  kez toplam 342 bin 952 TL idari para, 5+3 olmak üzere 2 kez program durdurma cezası, KRT’ye 4 kez toplam 257 bin 204 TL 4 idari para, 1 kez 3 program durdurma cezası, TGRT Haber’e 2 kez idari para cezası, Sözcü TV’ye  1 idari para cezası uygulandı.  2023 yılında haber türünde yayın yapan kanallara 9 kez de idari yaptırım, 46 kez toplam 5 milyon 162 bin 569 TL idari para cezası uygulandı.

RTÜK tarafından, genel yayın türünde yayın yapan FOX TV’ye 7 kez toplam 25 milyon 175 bin 811 TL idari para, 1 kez 2 program durdurma cezası, Show TV’ye 2 kez toplam 3 milyon 283 bin 892 TL idari para, 1 kez 2 program durdurma cezası, Star TV’ye 1 kez toplam 9 milyon 702 bin 489 TL idari para cezası,

Cadde TV’ye 1 kez idari para cezası, İlke TV’ye 1 kez idari para cezası, TV 5’e 1 kez 3 program durdurma cezası, Beyaz TV’ye 3 kez toplam 617 bin 526 TL idari para cezası verildi. Genel yayın türünde yayın yapan kanallara 15 kez toplam 38 milyon 779 bin 718 TL idari para cezası verildi; 3 kez idari yaptırım uygulandı.”

“Muhalif kanallara ceza yağdırıyor”

Bulut, son olarak şunları belirtti: “RTÜK, düşünce ve ifade özgürlüğü sınırları içinde kalan yorum ve değerlendirmeler nedeniyle muhalif kanallara ceza yağdırıyor. RTÜK, son cezalarla yerel seçim öncesi muhalif medya üzerindeki baskıları daha da arttıracağı sinyalini verdi.

İktidarı hedef alan en küçük bir eleştiri RTÜK’ün radarına takılıyor. Basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır. Ekran karartmalarla, idari para cezalarıyla basın ve ifade özgürlüğünü engellemek demokrasiye vurulacak en büyük darbedir.”

Paylaşın

Rusya, Ukrayna’yı Füzelerle Vurdu: En Az 12 Ölü

Ukrayna’nın Kırım’ın Feodosya limanında bir Rus savaş gemisini vurmasından günler sonra, Rusya’nın Ukrayna’nın farklı bölgelerine düzenlediği füze saldırılarında en az 12 kişinin öldüğü, onlarcasının da yaralandığı duyuruldu.

Ukrayna haftalardır Rusya’nın enerji altyapısına büyük bir hava saldırısı düzenlemek üzere füze stokluyor olabileceği uyarısında bulunuyordu. Rusya geçen yıl kış aylarında da Ukrayna’nın enerji altyapısını hedef alan yoğun saldırılar düzenlemişti.

Batılı ülkeler son dönemde Kiev’e verilen askeri ve mali desteğin boyutunu sorguluyor. ABD yönetimi son olarak, Ukrayna’ya 250 milyon dolarlık ek askeri yardım gönderileceğini açıklamıştı.

Ancak Ukrayna’ya 61 milyar dolarlık savunma yardımını da içeren yeni yardım paketi Kongre’den henüz geçmedi. Senatodaki Cumhuriyetçiler, yardım tasarısına içinde ABD’nin güney sınırlarının güvenliğinin artırılmasına ilişkin ilave tedbirler yer almadığı gerekçesiyle destek vermemişti.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya’nın 110 civarında füze saldırısı düzenlediğini söylerken, Ukrayna Hava Kuvvetleri sözcüsü Yuriy İhnat, Rusya’nın X-22 gibi durdurulması son derece zor olan hipersonik, seyir ve balistik füzeler kullandığını kaydetti.

Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko, Telegram’da yedi kişinin hastaneye kaldırıldığını, üç kişinin de bir deponun enkazı altında kaldığını söyledi. Kliçko, hava saldırısı sığınağı görevi gören bir metro istasyonunun da vurulduğunu duyurdu.

Harkiv Belediye Başkanı İgor Terekhov, kentte bir hastane ve konut binalarına zarar veren saldırılarda bir kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin yaralandığını söyledi. Odessa’da belediye başkanı, düşen bir insansız hava aracının enkazının çarpması sonucu bir binanın alev aldığını bildirdi.

Paylaşın

Dış Ticaret Açığı 100 Milyar Dolara Dayandı

2023 yılının ilk 11 ayında dış ticaret açığı yüzde 0,1 artarak 99 milyar 828 milyon dolardan, 99 milyar 926 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 70’e yükseldi.

Haber Merkezi / Kasım ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,6 azalarak 8 milyar 784 milyon dolardan, 5 milyar 918 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise 79,5’e yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dış Ticaret İstatistikleri Kasım 2023 verilerini açıkladı. Buna göre; ihracat 2023 yılı Kasım ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,2 artarak 22 milyar 999 milyon dolar, ithalat yüzde 5,7 azalarak 28 milyar 916 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Genel ticaret sistemine göre ihracat 2023 yılı Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,7 artarak 232 milyar 810 milyon dolar, ithalat yüzde 0,5 artarak 332 milyar 736 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2023 Kasım ayında yüzde 1,6 artarak 20 milyar 451 milyon dolardan, 20 milyar 773 milyon dolara yükseldi. Kasım ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 6,7 artarak 20 milyar 294 milyon dolardan, 21 milyar 650 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Kasım ayında 877 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 4,1 artarak 42 milyar 423 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 96,0 oldu.

Kasım ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,6 azalarak 8 milyar 784 milyon dolardan, 5 milyar 918 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Kasım ayında yüzde 71,3 iken, 2023 Kasım ayında yüzde 79,5’e yükseldi.

Ocak-Kasım döneminde dış ticaret açığı yüzde 0,1 artarak 99 milyar 828 milyon dolardan, 99 milyar 926 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Kasım döneminde yüzde 69,8 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 70,0’a yükseldi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2023 Kasım ayında imalat sanayinin payı yüzde 93,3, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,8, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,3 oldu.

Ocak-Kasım döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,4, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2023 Kasım ayında ara mallarının payı %67,6, sermaye mallarının payı yüzde 16,9 ve tüketim mallarının payı yüzde 15,4 oldu. İthalatta, 2023 Ocak-Kasım döneminde ara mallarının payı yüzde 72,5, sermaye mallarının payı yüzde 14,3 ve tüketim mallarının payı yüzde 13,0 oldu.

İhracatta Almanya ithalatta Çin ilk sırayı aldı

Kasım ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 750 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 365 milyon dolar ile Birleşik Arap Emirlikleri, 1 milyar 285 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 262 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 103 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,4’ünü oluşturdu.

Ocak-Kasım döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 19 milyar 415 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 13 milyar 519 milyon dolar ile ABD, 11 milyar 535 milyon dolar ile Irak, 11 milyar 359 milyon dolar ile İtalya ve 11 milyar 265 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,8’ini oluşturdu.

İthalatta Çin ilk sırayı aldı. Kasım ayında Çin’den yapılan ithalat 3 milyar 555 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 458 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 374 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 467 milyon dolar ile Birleşik Arap Emirlikleri, 1 milyar 361 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,2’sini oluşturdu.

Ocak-Kasım döneminde ithalatta ilk sırayı Çin aldı. Çin’den yapılan ithalat 41 milyar 711 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 41 milyar 395 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 26 milyar 170 milyon dolar ile Almanya, 18 milyar 815 milyon dolar ile İsviçre, 14 milyar 448 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,8’ini oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2023 Kasım ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 0,7 artarken, ithalat yüzde 3,1 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2023 yılı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 5,4 artarken, ithalat yüzde 5,6 azaldı.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Kasım ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,3’tür. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,0’dır.

Ocak-Kasım döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,4’tür. Ocak-Kasım döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,7’dir.

Kasım ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 81,1’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 12,6’dır. Ocak-Kasım döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 80,9’dur. Ocak-Kasım döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,5’tir.

Özel ticaret sistemine göre, 2023 yılı Kasım ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,9 artarak 21 milyar 9 milyon dolar, ithalat yüzde 2,9 azalarak 27 milyar 475 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Kasım ayında dış ticaret açığı yüzde 21,8 azalarak 8 milyar 268 milyon dolardan, 6 milyar 467 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Kasım ayında yüzde 70,8 iken, 2023 Kasım ayında yüzde 76,5’e yükseldi.

Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2023 yılı Ocak-Kasım döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,3 azalarak 211 milyar 647 milyon dolar, ithalat yüzde 0,1 artarak 311 milyar 739 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ocak-Kasım döneminde dış ticaret açığı yüzde 3,2 artarak 96 milyar 992 milyon dolardan, 100 milyar 92 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Kasım döneminde yüzde 68,9 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 67,9’a geriledi.

Paylaşın

ABD’den Türkiye Merkezli Şirkete “Husiler” Yaptırımı

ABD Maliye Bakanlığı, Yemen’deki Husiler’e İran’ın mali yardımının iletilmesinde rol oynadığı gerekçesiyle Türkiye merkezli Al Aman Kargo İthalat İhracat ve Nakliyat Limited Şirketi’ni yaptırım listesine aldı.

Yemen’de İran’ın desteklediği belirtilen Husiler, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısının ardından Gazze’ye İsrail’in harekat başlatmasından sonraki süreçte saldırıları arttırdı.

Husiler, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde uluslararası taşımacılık yapan gemileri insansız hava araçları ve füzelerle hedef alıyor. Husiler’in artan saldırıları sebebiyle bazı taşımacılık şirketleri ya faaliyetlerini askıya aldı ya da bazı gemiler Afrika’daki Ümit Burnu gibi daha uzun rotaları kullanmak zorunda kaldı.

ABD Maliye Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolü Dairesi (OFAC) Yemen’deki Husiler’e İran’ın mali yardımının iletilmesini kolaylaştırdığı gerekçesiyle bir kişi ve üç şirkete yaptırım getirdi.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Yaptırım getirilenler arasında Türkiye’de bulunan bir şirket de var. ABD Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre, yaptırım listesine alınanlar arasında ikisi Yemen’de biri Türkiye’de olmak üzere üç döviz merkezi bulunuyor.

Açıklamada, bu kişilerin İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olduğu belirtilen ve 2021’den bu yana ABD’nin yaptırım listesinde bulunan Said El Cemal adlı bir kişinin talimatıyla Husiler’e milyonlarca doların aktarılmasını sağladığı kaydediliyor.

OFAC’ın açıklamasında, “Said El Cemal şebekesinin Ortadoğu genelinde bulunan merkezler üzerinden İran fonlarının Yemen’de Husiler’le bağlantılı mali firmalara aktarılmasını kolaylaştırdığı” belirtiliyor.

“Türkiye’deki Al Aman Kargo Şirketi aracı”

Açıklamada, merkezi Türkiye’de bulunan Al Aman Kargo İthalat İhracat ve Nakliyat Limited Şirketi’nin de Husiler’in İranlı finansörleri tarafından gönderilen para için aracı konumunda olduğu ifade ediliyor.

Bu şirketin ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Yemen’deki Al Alamiyah Express adlı bir şirketle Türkiye’den fonların Husiler ve Said El Cemal şebekesi adına aktarılması için çalıştığı belirtiliyor. ABD’nin yaptırım listesine aldığı isimlerden biri de Nabil Ali Ahmed Al Hadha.

Bu kişinin Türkiye’deki hesapları üzerinden milyonlarca doların Yemen’deki Husi bağlantılı hesaplara aktarıldığı; bu fonların Yemen merkezli ve Husiler’in kontrolünde bulunan Al Rawda şirketi tarafından Yemen riyaline çevrildiği ifade ediliyor.

Al Rawda şirketinin, İran’ın sağladığı milyonlarca doları Türkiye üzerinden Said El Cemal şebekesi adına Yemen’e aktardığı ve bu fonların da daha sonra Husi bağlantılı şirketlere iletildiği belirtiliyor.

Bu şirketin, fonların Husiler’in kontrolündeki savunma bakanlığından cephedeki Husi savaşçılarına transfer edilmesi için aracı olarak da görev gördüğü açıklamada yer alan bilgiler arasında.

Yaptırım kararı kapsamında bu kişi ve şirketlerin ABD’de bulunan mal varlıkları da donduruldu. Yaptırım listesine alınan kişi ve şirketlerden bir açıklama henüz gelmedi.

Paylaşın