Moody’s Ekonomisti: Türkiye’de Tasarruf Etmek Mantıklı Değil

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Analytics ekonomisti Lina Barokas, Türkiye’de tasarruf etmenin ‘mantıklı bir seçenek olmadığını’ söyledi. Barokas, “Tüketici fiyatları sürekli olarak artıyor ve bu durum vatandaşları tüketimlerini öne çekmeye teşvik ediyor. Reel faiz oranı negatif olduğundan, tasarruf etmek mantıklı bir seçenek değil” dedi. 

Dünya gazetesinden Elif Karaca’ya konuşan Barokas, enerji ve emtia fiyatlarının küresel olarak artması nedeniyle Türkiye’deki yüksek enflasyonun ‘şaşırtıcı olmadığını’ belirtti. Barokas, “TCMB artan fiyatlara karşı tepkisiz kalıyor ve yüzde 14’lük politika faizi mevcut enflasyon seviyesinin çok altında. Türkiye’de enflasyon kontrol altına alınamazsa satın alma gücü bozulmaya devam edecek. Reel faiz oranı, olası şoklara karşı tampon sağlamıyor” ifadelerini kullandı.

Barokas’ın açıklamaları şöyle:

“ABD ve AB resesyona girerse Türkiye ekonomisi bundan nasıl etkilenir?

ABD ve AB’de yaşanacak bir resesyon, özellikle uluslararası ticaret ve finansal bağlantıları olan birçok gelişmekte olan ülke için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Şu anda yüksek emtia fiyatlarından avantaj sağlayan emtia ihracatçısı ülkeler için de olumsuz olacaktır. Türkiye’nin dış ticareti de olumsuz etkilenecektir.

Türkiye’de enflasyon yüzde 70’e ulaştı. TCMB’nin adımları enflasyonu düşürmeye yeterli mi?

Enerji ve emtia fiyatlarının küresel olarak artması nedeniyle Türkiye’deki yüksek enflasyon şaşırtıcı değil. Ancak Türkiye’deki enflasyonun yükseliş eğilimi işgalden çok önce başladı. TCMB artan fiyatlara karşı tepkisiz kalıyor ve %14’lük politika faizi mevcut enflasyon seviyesinin çok altında. Türkiye’de enflasyon kontrol altına alınamazsa satın alma gücü bozulmaya devam edecek. Reel faiz oranı, olası şoklara karşı tampon sağlamıyor.

Türkiye’de enflasyona ilişkin yukarı yönlü riskler hangileri?

Tüketici fiyatları sürekli olarak artıyor ve bu durum vatandaşları tüketimlerini öne çekmeye teşvik ediyor. Reel faiz oranı negatif olduğundan, tasarruf etmek mantıklı bir seçenek değil. Bu, vatandaşların daha fazla tükettiği ve fiyatlar üzerinde daha fazla yukarı yönlü baskının oluştuğu bir kısır döngüye neden oluyor. Ulusal tasarrufların olmaması ise, ülkenin döviz girişi yaratabilecek alanlarda yatırım yapma kabiliyetini kısıtlıyor.

Türkiye’nin bu yıl çok turist çekerek döviz rezervlerini güçlendirebileceğini düşünüyor musunuz?

Türkiye, Avrupalılar için en çekici turizm destinasyonlarından biri olmaya devam ediyor. Ancak, hem Avrupalıların satın alma gücünün azalması hem de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi nedeniyle gelirler daha düşük olabilir. Rus turistler Türkiye için turizm gelirlerinin büyük bir kısmını oluşturmaktadır.”

Paylaşın

BDDK’dan Donuk Kredi Düzenlemesi

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK), Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan, kredilerin sınıflandırılması ve bunlar için ayrılacak karşılıklara ilişkin esasları belirleyen yönetmeliğinde değişiklikler yapıldı.

Buna göre, bir borçludan olan 2 bin 500 TL ve altındaki toplam alacak tutarının donuk alacak olarak sınıflandırılması bankanın ihtiyarında olacak. Bu eşik daha önce 100 TL olarak uygulanıyordu. Tüketici kredileri bakımından bu eşik tutar 500 TL olarak uygulanacak.

Ancak, bu tutarın borçlu müşterinin söz konusu banka ve bankanın konsolide edilen finansal kuruluş niteliğindeki bağlı ortaklıkları nezdindeki, ortaklık payları hariç, bilanço içi borçları toplamının yüzde 1’ini geçmemesi gerekiyor.

Söz konusu tutarlar, her yıl Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan yıllık üretici fiyat endeksindeki artış oranı kadar ocak ayında artırılacak.

Donuk alacak nedir?

2017 yılında yapılan düzenlemeyle tüketici kredilerinin donuk alacak olarak sınıflandırılmasına imkan tanındı.

Donuk alacak, bankalar tarafından verilen kredinin geri ödemesinde 3 aylık yaşanan gecikme durumunun söz konusu olması, bu kredinin donuk olarak sınıflandırılmasına neden olur. Özetle, banka açısından ödenme ihtimali düşük olan alacaklar ya da ödenemeyecek olan alacaklar için ‘donuk’ tabiri kullanılır.

Ödemenin takip edildiği aşamalardan üçüncüsüne gelindiğinde kredi donuk olarak nitelendirilir. Bu aşamadan sonra bankanın söz konusu kredinin yüzde 20’si kadar olan tutarı ayırması gerekir. Sonraki aşamada yüzde 50’sini, beşinci ve son aşamada ise yüzde 100’ünü ayırması gerekmekte. Böylece banka batma olan krediye karşı tedbir almış olur.

Paylaşın

Ruble, Euro Karşısında 7 Yılın Zirvesinde

Rus para birimi ruble, Pazartesi günü Euro karşısında yüzde 6’dan fazla değer kazandı. Böylelikle Rus rublesinin değeri, sermaye kontrolu, yüksek petrol fiyatları ve yaklaşan ay sonu vergi dönemi nedeniyle Euro karşısında son 7 yılın en yüksek seviyesine yükseldi.

TSİ 15.38’de Rus rublesi, yüzde 6,3 oranında değer kazanarak 2015 yılı Haziran ayı başından bu yana Euro karşısındaki en yüksek seviyeye erişti.

Ruble, Rusya’daki ekonomik krize rağmen bu yıl dolar karşısında yüzde 30 değer kazanarak, dünyanın en yüksek performans gösteren para birimi oldu. Ancak bunda, Ukrayna işgali nedeniyle Batılı ülkelerin aldığı yaptırım kararları sonrasında Rusya’nın finans sektörünü korumak için uygulamaya konan sermaye kontrolunun sağladığı yapay desteğin de payı var.

Rus rublesi, Batılı ülkelerin yaptırımlarının Rusya’nın altın ve döviz rezervlerinin yaklaşık yarısını dondurmasından sonra ihracat odaklı firmaların yabancı döviz cinsinden gelirlerini rubleye çevirme zorunluluğu getirilmesi nedeniyle de değer kazandı.

Rus bankası Tinkoff’un aracı kurumu Tinkoff Investments’tan uzmanlar, Merkez Bankası ve hükümet kısıtlamalara devam ederken, rublenin orta vadede güçlenmeye devam edebileceğini kaydediyor.

Uzmanlar, “Sonbahara doğru ithalatın toparlanması ve kısıtlamaların kaldırılmasıyla döviz kuru istikrar kazanmaya başlayabilir” diyor.

Otkritie Bankası uzmanları da bir ay içinde 1 doların 55 ruble edebileceğini, yıl sonunda rublenin değer kaybederek bir dolar karşısında 70 ila 80’e gerileyeceğini öngörüyor.

Uzmanlar, rublenin değer kazanmasında, Rusya’nın sattığı doğalgaz karşısında yabancı alıcıların ödemelerini ruble cinsinden yapma talebinde bulunmasının da etkili olduğunu söylüyor.

Rus Merkez Bankası rubleye müdahale mi ediyor?

İş dünyası odaklı Rus gazetesi Vedomosti, kaynaklarına dayandırdığı ve Pazartesi günü yayınladığı haberinde, Merkez Bankası’nın rublenin kontrolsuz değer kazanmasını frenlemek için döviz satın almaya başladığını bildirdi. Merkez Bankası bu haberi yalanlayarak “Bu bilgi gerçekle uyumlu değil” açıklaması yaptı.

Rus bankası Promsvyazbank uzmanlarıysa Merkez Bankası’nın müdahale etmesi durumunda bunun, ruble üzerindeki etkilerinin çok daha hissedilir olacağını söyledi. Uzmanlar, “Yine de bu gibi haberler piyasa katılımcılarının davranışlarını etkileyebilir ve rublenin değer kaybetmesini tetikleyebilir” dedi.

Paylaşın

IMF’den Finansal Kriz Uyarısı: Küresel İşbirliği Şart

Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu’nun açılışında konuşan Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, dünya ekonomisinin bir dizi tehditle karşı karşıya olduğunu söyledi. Georgieva, Ukrayna’daki savaşın, pandemi nedeniyle darbe alan küresel ekonomiyi daha da zorladığını belirtti.

Birçok ülkenin gıda ticareti ve enerji arzı üzerinde sınırlamalara gitmeye başladığını ifade eden Georgieva, bu durumun yoksul ülkeleri daha da yoksullaştıracağı uyarısında bulundu.

Dünya ekonomisinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana belki de en büyük sınavıyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Georgieva, gıda kıtlığı ve iklim değişikliğinin yarattığı tehditlerle mücadele için küresel işbirliğine gidilmesinin şart olduğunu söyledi.

Hükümetlerin yoksul vatandaşlarına yönelik teşvikler vermesi gerektiğini belirten Georgieva, BBC’ye yaptığı açıklamada geçim sıkıntısı kriziyle ilgili olarak ele alınması gereken öncelikleri şöyle sıraladı:

“İki önceliğimiz var. Birincisi artan gıda ve enerji fiyatları altında ezilen toplumun en yoksul kesimlerini sübvanse etmek. İkincisi de Ukrayna’daki savaş nedeniyle en büyük zararı gören iş kollarına destek olmak.”

Dünya genelinde birçok hükümet artan geçim sıkıntısı nedeniyle zorlanan kesimlere yönelik destek paketleri açıklıyor. Ancak bunun yeterli seviyede olmadığı düşünülüyor. Bu yıl gıda fiyatları rekor seviyelere tırmanmış durumda. Petrol ve doğalgaz fiyatlarında da büyük bir sıçrama görülüyor.

Bunda pandeminin açtığı yaralar henüz sarılmadan Ukrayna savaşının patlaması en büyük etken. Zira Rusya ve Ukrayna, dünyanın en büyük tahıl ihracatçıları arasında.

Resesyon korkusu

Tahıl arzı konusunda sıkıntı yaşanması endişesi dünya genelinde birçok ülkede yıllık enflasyon seviyelerini de rekor seviyelere tırmandırdı. Enflasyon rakamları İngiltere’de yüzde 9, ABD’de yüzde 8,3 ve Eurozone bölgesinde yüzde 7,4 olarak açıklandı.

Merkez bankaları artan fiyatları kontrol altına almak için faiz oranlarını yükseltirken, kimi ekonomistler resesyon riskini dile getirmeye başladı.

IMF Başkanı Kristalina Georgieva, pandemi sürecini atlatabilmek için dışarı borçlanan hükümetlerin artan borçlanma maliyetlerinin büyük sorunlar yaratmasından endişe duyduğunu ifade etti.

Georgieva, hükümetlerin ne kadar borçlandıkları ve ne kadar harcadıkları konusunda son derece dikkatli davranmaları gerektiğini savundu.

IMF Başkanı hükümetlerin vatandaşlara yeterli desteği vermemesi durumunda Sri Lanka’daki gibi protestoların dünya genelinde birçok başka ülkede de görülebileceği uyarısında bulundu.

Sri Lanka’da artan fiyatların tetiklediği ekonomik kriz ülkede şiddetli protestolara yol açmış, iktidarın değişmesine neden olmuştu.

Şeffaf ticaret

IMF ve Dünya Bankası’nın da aralarında olduğu bir grup uluslararası kalkınma örgütü, bu hafta dünya genelinde artan gıda fiyatlarıyla mücadele etmeyi amaçlayan bir plan ortaya attı.

ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, “Artan küresel gıda ve gübre fiyatlarının çok sayıda insanın açlık tehdidiyle karşı karşıya kalmasına yol açması gibi ciddi bir risk var” diye konuştu.

Kristalina Georgieva ise aslında yeterli miktarda gıda arzı olduğunu, ancak bunun eşit ve adil bir şekilde dağıtılmadığını öne sürdü:

“Ticaretin açık ve şeffaf olması gerekiyor. Ülkelerin ihtiyaçlarının üzerinde gıdayı sadece kendilerine ayırdıkları ve gıdanın bir yerden diğerine dolaşımına mani oldukları bir duruma imkan verilmemesi gerek.”

Dünyanın en büyük ikinci buğday üreticisi olan Hindistan bu yıl buğday ihracatını yasaklamıştı. Narendra Modi hükümeti, bu yasağı bir vadede gözden geçirebileceklerini ifade etmişti.

IMF Başkanı Georgieva, “Gerçekten bu yasağı yeniden değerlendirmeleri için yalvarıyorum. Tüm dünya için çok zor bir dönemden geçiyoruz” diye konuştu.

Georgieva, “Kendi vatandaşlarını beslemek zorunda olduklarını anlıyorum. 1,4 milyarlık bir nüfusları var. Ama önümüzdeki krizle baş edebilmek için küresel işbirliğine gitmek dışında bir seçeneğimiz yok” dedi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

‘Reel Kesim Güven Endeksi’ Azaldı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından mayıs ayına ilişkin İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi açıklandı. İktisadi Yönelim Anketi sonuçları, imalat sanayinde faaliyet gösteren 1.744 iş yerinin yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edilerek değerlendirildi.

Buna göre, RKGE mayısta bir önceki aya kıyasla 0,3 puan azalarak 109,4 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi (RKGE-MA) ise 0,7 puan düşüşle 107,0’ye geriledi.

Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, genel gidişat, gelecek üç aydaki toplam istihdam ve son üç aydaki toplam sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde, sabit sermaye yatırım harcaması, mevcut mamul mal stoku, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, mevcut toplam sipariş miktarı ve gelecek üç aydaki üretim hacmine ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkiledi.

Dünya’da yer alan habere göre; son üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi, iç piyasa sipariş miktarı ve ihracat sipariş miktarında artış bildirenler lehine olan seyir bir önceki aya göre güçlendi.

Mevcut toplam siparişlerin mevsim normallerinin altında olduğu yönündeki değerlendirmeler ile mevcut mamul mal stoklarının seviyesinin mevsim normallerinin üzerinde olduğu yönündeki değerlendirmeler de aynı dönemde arttı.

Gelecek üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi, iç piyasa sipariş miktarı ve ihracat sipariş miktarında bir önceki ayda artış bekleyenler lehine olan seyir zayıfladı. Gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin artış yönlü beklentiler de zayıflarken, gelecek üç aydaki istihdama ilişkin artış yönlü beklentiler ise bir önceki aya göre yükseldi.

ÜFE beklentisi yüzde 71,1’e yükseldi

Ortalama birim maliyetlerde, gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler ve son üç ayda artış olduğunu bildirenler lehine olan seyir ile gelecek üç aydaki satış fiyatına ilişkin artış yönlü beklentiler de zayıfladı.

Gelecek on iki aylık dönem sonu itibarıyla yıllık ÜFE beklentisi bir önceki aya göre 6,2 puan artarak yüzde 71,1 seviyesinde gerçekleşti.

İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda, bir önceki aya kıyasla daha iyimser olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 8,5‘e, aynı kaldığını belirtenlerin oranı yüzde 70,2‘ye yükselirken, daha kötümser olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 21,3’e geriledi.

Mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi Mayıs ayında bir önceki aya göre; hizmet sektöründe yüzde 6,1 ve perakende ticaret sektöründe yüzde 1,7 artarken, inşaat sektöründe yüzde 2,2 azaldı.

Paylaşın

Gıda Fiyatlarındaki Yıllık Artış Yüzde 160’a Dayandı

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonun Ar-Ge birimi KAMUAR’ın, fiyatlarını Ankara’daki marketlerden düzenli olarak derlediği ve halkın en fazla tükettiği 64 gıda maddesinden oluşan bir sepeti esas alarak hazırladığı gıda fiyatları endeksinin Mayıs 2022 sonuçları açıklandı.

Haber Merkezi / Buna göre, Mayısta, gıda fiyatlarındaki artışta sebze dışındaki bütün harcama gruplarında yaşanan yüksek oranlı zamlar belirleyici oldu.

Ekmek, pirinç, un, bulgur fiyatları, mayısta bir önceki aya göre yüzde 1,6 oranında artış kaydetti. Halka ucuz et yedirme sözü daha unutulmamışken et ve balık grubu fiyatlarında yüzde 15,1 oranında aylık artış oldu. Mayısta süt ve süt ürünleri ile yumurta grubu fiyatları ise yüzde 7,1 oranında yükseldi. Yağ fiyatlarında ise yüzde 1,3 oranında yükselme oldu.

Meyve fiyatlarının yüzde 19,2 oranında arttığı mayıs ayında sebze fiyatlarında, bir önceki aya göre ortalama yüzde 9,2 oranında düşüş  yaşandı. Bakliyat fiyatlarının yüzde 2  oranında arttığı mayısta, salça, zeytin, bal, çay, tuz ve benzeri gıda maddelerinden oluşan diğer işlenmiş gıda fiyatlarında ise  özellikle şeker ve çay fiyatlarına yapılan zamlar nedeniyle yüzde 33,4 oranında artış kaydedildi.

Böylece, vatandaşlar mevcut gıda tüketim alışkanlıklarına göre seçilen 64 gıda maddesinden oluşturulan gıda sepetini satın alabilmek için nisanda, bir önceki aya göre yüzde 9,2 oranında daha fazla para ödedi.

Türkiye’nin üç haneli enflasyonlara doğru hızla gittiği bu yılın ilk beş aylık döneminde gıda fiyatlarında yüzde 65,5 oranında artış yaşandı.

Ocak-mayıs döneminde ekmek, pirinç, un, bulgur, makarna fiyatları yüzde 51,5 oranında arttı, et ve balık fiyatları yüzde 58,3, süt, süt ürünleri ve yumurta fiyatları yüzde 24,9, yağ fiyatları yüzde 26,6 oranında, meyve fiyatları yüzde 165,5, sebze fiyatları yüzde 115,8, bakliyat fiyatları yüzde 20,8, diğer gıda maddelerinin fiyatları da yüzde 64,5 oranında arttı.

Gıda fiyatlarında yıllık olarak ise (Mayıs 2021’e göre) yüzde 159,6 oranında artış gözlendi. Diğer bir ifadeyle vatandaşlar Mayıs 2021’de 100 liraya dolan bir sepet için bu yıl aynı ay 259,6 lira ödemek zorunda kaldılar.

Bu yıl mayısta geçen yılın mayıs ayına göre ekmek, un, bulgur, makarna fiyatlarında yüzde 139,4, et-balık fiyatlarında 115,6, süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatlarında yüzde 93,8 oranında artış oldu. Bir yıl öncesine göre yağ fiyatları yüzde 101,9 oranında arttı. Meyve fiyatları yüzde 243, sebze fiyatları ise yüzde 422,4 oranında artış gösterdi. Bakliyat fiyatları son bir yılda yüzde 101,9, diğer gıda fiyatları ise yüzde 114,7 oranında zamlandı.

Tarımsal girdi maliyetleri ve tarım ürünü üretici fiyatlarındaki artışlar gıda fiyatlarındaki yıllık artışın önümüzdeki aylarda da üç haneli oranlarda kalmaya devam edeceği gözleniyor.

AÇLIK RİSKİ ARTIYOR

Raporla birlikte yayınlanan değerlendirme de ise şu ifadeler yer aldı; Yanlış ekonomik ve tarımsal politikaların gıda fiyatlarında yol açtığı artış, gelir artışı bırakın gıda fiyatlarını genel enflasyon oranının da oldukça altında kalan Türkiye’de açlık riskini giderek büyütüyor. Gıdaya erişimi zorlaştıran fiyat artışları vatandaşları yetersiz ve sağlıksız beslenmeye zorluyor. Uzmanlar bu durumu, özellikle genç nesil açısından gelecekte önemli sağlık sorunlarına yol açma riski taşıdığını belirtiyor.

Paylaşın

‘Tarımsal Girdi Enflasyonu’nda Rekor Artış

TÜİK’in verilerine göre, Tarım-GFE, martta yıllık bazda yüzde 105,7, aylık bazda yüzde 15,16 artış gösterdi. Geçen yılın aynı ayına göre yükseliş ise yüzde 105,7 oldu. Yıllık bazda en fazla artış yüzde 228,2 ile gübre ve toprak geliştiriciler alt grubunda görüldü.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mart ayına ilişkin Tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE) verilerini açıkladı.

Buna göre, Tarım-GFE 2022 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 15,16, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 47,98, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 105,70 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 44,42 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 7,85, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 16,12 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 56,43, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 113,89 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 31,48 ile veteriner harcamaları ve yüzde 34,54 ile tohum ve dikim materyali oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 228,20 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 175,39 ile enerji ve yağlar oldu.

Aylık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 2,73 ile makine bakım masrafları ve yüzde 3,31 ile diğer mal ve hizmetler oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 44,65 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 23,32 ile enerji ve yağlar oldu.

Paylaşın

Devlet Hastanelerine Bütçe Yetmedi!

Şehir hastaneleri yüksek maliyet nedeniyle eleştirilirken, devlet bütçesinden yapılması planlanan 10 hastane için yapılması planlanan ihaleler de iptal edildi. İptale yetersiz bütçeler neden oldu. 

Yap-İşlet-Devret yöntemiyle projelendiren şehir hastaneleri yüksek maliyeti ile şirketleri büyütürken, düşük maliyet nedeniyle devletin kendi kaynakları ile yapmayı planladığı 10 hastanesinin ihalesi iptal edildi. İptal gerekçesi ise bütçe yetersizliği oldu. Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı maliyet hesabının, ekonomik krizle birlikte aşırı yükselen inşaat maliyetlerinin çok altında kalması kararda etkili oldu.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre her gün değişen fiyatlar yüzünden önlerini göremez hale gelen müteahhitler devletin hazırladığı yaklaşık değerlerle hastanelerin yapılamayacağını idarelere ilettiler.

10 ilde 10 proje iptal

Kamu İhale Bülteni’nde yer alan bilgilere göre Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan ve toplam 2 bin 500 yatak kapasiteli 10 hastanenin ihalesi iptal edildi. Müteahhitlerin yaklaşık değerleri az bulmaları nedeniyle ihaleleri iptal edilen devlet hastaneleri Kars, Bingöl, Şırnak, Manisa, Konya, Kahramanmaraş, Adana, Aydın, Ordu ve İzmir’de yapılacaktı.

Soru önergesi

CHP Balıkesir Milletvekili Dr. Fikret Şahin, ihalesi iptal edilen hastaneler nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) soru önergesi verdi. Şahin, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle verdiği önergesinde, 10 şehirde oluşan hastane ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak alternatif çalışma yürütülüp yürütülmediğini sordu.

Şehir hastaneleri eleştirisi

CHP’li Fikret Şahin, ihaleleri iptal edilen 6 hastanenin 2022 yılı yatırım maliyetinin 3,3 milyar lira olduğuna dikkat çekerken, Sağlık Bakanlığı’nın bütçe kaynaklarını şehir hastanelerine akıtması yüzünden devlet hastanelerine para bulamadığını ifade etti. Şahin, faaliyetteki 13 şehir hastanesinin kira ve hizmet bedelleri için bu yılki bütçeye 21,5 milyar lira ödenek konulduğunu, ancak dolara endeksli ödemeler yüzünden bütçeye gelecek yükün şimdiden 30.5 milyar liraya çıktığını söyledi.

Paylaşın

İcra Dosyası Sayısı Bir Yılda Yüzde 30 arttı!

Ekonomide yaşanan krizin üstü örtülemiyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Ulusal Yargı Ağı’na (UYAP) sistemine dayanarak yaptığı araştırma ile Türkiye’nin icra haritasını çıkardı.

Tekin’in araştırmasına göre son bir yılda icra dosya sayısı yüzde 30 oranında artarken, icra dairelerinde işlemi devam eden dosya sayısı ise 23 milyon 511 bine ulaştı.

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre, 2022’nin ilk 4 ayında icra ve iflas dairelerine toplam 2 milyon 657 bin yeni dosya geldi. Her gün 18 bin yeni dosyanın açıldığının kaydedildiği araştırmada, 16 milyon kişinin yaşadığı İstanbul’da 8,2 milyon icra dosyası olduğu saptandı. Buna göre, nüfusu 4,3 milyon olan İzmir’de 1,6 milyon, Ankara’da 2 milyon ve Antalya’da ise 1 milyona yakın dosya bulunuyor.

İcraya verilen takipteki borçlarının da 28,3 milyar liraya ulaştı

“Vatandaş boğazına kadar borca battı. 81 ilin 81’inde de ağır bir tablo var. Türkiye icralık oldu” diyen Gürsel Tekin, vatandaşların borçlarını vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icraya verilen takipteki borçlarının da 28,3 milyar liraya ulaştığını açıkladı.

“Bu tablo yıl sonuna doğru daha da kötüleşecek” diyen Tekin şöyle konuştu: Artan enflasyon yüzünden milletin borç ödemeye parası kalmadı. AKP’nin iktidara geldiği 2002’de sadece 8 milyon icra dosyası vardı. Şimdi ise 3 kat artış var. Halk nefes alamaz hale geldi.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Rezervleri 4 Milyar 821 Milyon Dolar Azaldı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre, 13 Mayıs itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 4 milyar 821 milyon dolar azalışla 61 milyar 198 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 6 Mayıs’ta 66 milyar 19 milyon dolar seviyesindeydi.

Haber Merkezi / Söz konusu dönemde altın rezervleri, 898 milyon dolar azalarak 41 milyar 641 milyon dolardan 40 milyar 743 milyon dolara geriledi. Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 13 Mayıs haftasında bir önceki haftaya kıyasla 5 milyar 718 milyon dolar azalarak 107 milyar 659 milyon dolardan 101 milyar 941 milyon dolara indi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın