‘Reel Kesim Güven Endeksi’ Azaldı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından mayıs ayına ilişkin İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi açıklandı. İktisadi Yönelim Anketi sonuçları, imalat sanayinde faaliyet gösteren 1.744 iş yerinin yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edilerek değerlendirildi.

Buna göre, RKGE mayısta bir önceki aya kıyasla 0,3 puan azalarak 109,4 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi (RKGE-MA) ise 0,7 puan düşüşle 107,0’ye geriledi.

Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, genel gidişat, gelecek üç aydaki toplam istihdam ve son üç aydaki toplam sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde, sabit sermaye yatırım harcaması, mevcut mamul mal stoku, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, mevcut toplam sipariş miktarı ve gelecek üç aydaki üretim hacmine ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkiledi.

Dünya’da yer alan habere göre; son üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi, iç piyasa sipariş miktarı ve ihracat sipariş miktarında artış bildirenler lehine olan seyir bir önceki aya göre güçlendi.

Mevcut toplam siparişlerin mevsim normallerinin altında olduğu yönündeki değerlendirmeler ile mevcut mamul mal stoklarının seviyesinin mevsim normallerinin üzerinde olduğu yönündeki değerlendirmeler de aynı dönemde arttı.

Gelecek üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi, iç piyasa sipariş miktarı ve ihracat sipariş miktarında bir önceki ayda artış bekleyenler lehine olan seyir zayıfladı. Gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin artış yönlü beklentiler de zayıflarken, gelecek üç aydaki istihdama ilişkin artış yönlü beklentiler ise bir önceki aya göre yükseldi.

ÜFE beklentisi yüzde 71,1’e yükseldi

Ortalama birim maliyetlerde, gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler ve son üç ayda artış olduğunu bildirenler lehine olan seyir ile gelecek üç aydaki satış fiyatına ilişkin artış yönlü beklentiler de zayıfladı.

Gelecek on iki aylık dönem sonu itibarıyla yıllık ÜFE beklentisi bir önceki aya göre 6,2 puan artarak yüzde 71,1 seviyesinde gerçekleşti.

İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda, bir önceki aya kıyasla daha iyimser olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 8,5‘e, aynı kaldığını belirtenlerin oranı yüzde 70,2‘ye yükselirken, daha kötümser olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 21,3’e geriledi.

Mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi Mayıs ayında bir önceki aya göre; hizmet sektöründe yüzde 6,1 ve perakende ticaret sektöründe yüzde 1,7 artarken, inşaat sektöründe yüzde 2,2 azaldı.

Paylaşın

Gıda Fiyatlarındaki Yıllık Artış Yüzde 160’a Dayandı

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonun Ar-Ge birimi KAMUAR’ın, fiyatlarını Ankara’daki marketlerden düzenli olarak derlediği ve halkın en fazla tükettiği 64 gıda maddesinden oluşan bir sepeti esas alarak hazırladığı gıda fiyatları endeksinin Mayıs 2022 sonuçları açıklandı.

Haber Merkezi / Buna göre, Mayısta, gıda fiyatlarındaki artışta sebze dışındaki bütün harcama gruplarında yaşanan yüksek oranlı zamlar belirleyici oldu.

Ekmek, pirinç, un, bulgur fiyatları, mayısta bir önceki aya göre yüzde 1,6 oranında artış kaydetti. Halka ucuz et yedirme sözü daha unutulmamışken et ve balık grubu fiyatlarında yüzde 15,1 oranında aylık artış oldu. Mayısta süt ve süt ürünleri ile yumurta grubu fiyatları ise yüzde 7,1 oranında yükseldi. Yağ fiyatlarında ise yüzde 1,3 oranında yükselme oldu.

Meyve fiyatlarının yüzde 19,2 oranında arttığı mayıs ayında sebze fiyatlarında, bir önceki aya göre ortalama yüzde 9,2 oranında düşüş  yaşandı. Bakliyat fiyatlarının yüzde 2  oranında arttığı mayısta, salça, zeytin, bal, çay, tuz ve benzeri gıda maddelerinden oluşan diğer işlenmiş gıda fiyatlarında ise  özellikle şeker ve çay fiyatlarına yapılan zamlar nedeniyle yüzde 33,4 oranında artış kaydedildi.

Böylece, vatandaşlar mevcut gıda tüketim alışkanlıklarına göre seçilen 64 gıda maddesinden oluşturulan gıda sepetini satın alabilmek için nisanda, bir önceki aya göre yüzde 9,2 oranında daha fazla para ödedi.

Türkiye’nin üç haneli enflasyonlara doğru hızla gittiği bu yılın ilk beş aylık döneminde gıda fiyatlarında yüzde 65,5 oranında artış yaşandı.

Ocak-mayıs döneminde ekmek, pirinç, un, bulgur, makarna fiyatları yüzde 51,5 oranında arttı, et ve balık fiyatları yüzde 58,3, süt, süt ürünleri ve yumurta fiyatları yüzde 24,9, yağ fiyatları yüzde 26,6 oranında, meyve fiyatları yüzde 165,5, sebze fiyatları yüzde 115,8, bakliyat fiyatları yüzde 20,8, diğer gıda maddelerinin fiyatları da yüzde 64,5 oranında arttı.

Gıda fiyatlarında yıllık olarak ise (Mayıs 2021’e göre) yüzde 159,6 oranında artış gözlendi. Diğer bir ifadeyle vatandaşlar Mayıs 2021’de 100 liraya dolan bir sepet için bu yıl aynı ay 259,6 lira ödemek zorunda kaldılar.

Bu yıl mayısta geçen yılın mayıs ayına göre ekmek, un, bulgur, makarna fiyatlarında yüzde 139,4, et-balık fiyatlarında 115,6, süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatlarında yüzde 93,8 oranında artış oldu. Bir yıl öncesine göre yağ fiyatları yüzde 101,9 oranında arttı. Meyve fiyatları yüzde 243, sebze fiyatları ise yüzde 422,4 oranında artış gösterdi. Bakliyat fiyatları son bir yılda yüzde 101,9, diğer gıda fiyatları ise yüzde 114,7 oranında zamlandı.

Tarımsal girdi maliyetleri ve tarım ürünü üretici fiyatlarındaki artışlar gıda fiyatlarındaki yıllık artışın önümüzdeki aylarda da üç haneli oranlarda kalmaya devam edeceği gözleniyor.

AÇLIK RİSKİ ARTIYOR

Raporla birlikte yayınlanan değerlendirme de ise şu ifadeler yer aldı; Yanlış ekonomik ve tarımsal politikaların gıda fiyatlarında yol açtığı artış, gelir artışı bırakın gıda fiyatlarını genel enflasyon oranının da oldukça altında kalan Türkiye’de açlık riskini giderek büyütüyor. Gıdaya erişimi zorlaştıran fiyat artışları vatandaşları yetersiz ve sağlıksız beslenmeye zorluyor. Uzmanlar bu durumu, özellikle genç nesil açısından gelecekte önemli sağlık sorunlarına yol açma riski taşıdığını belirtiyor.

Paylaşın

‘Tarımsal Girdi Enflasyonu’nda Rekor Artış

TÜİK’in verilerine göre, Tarım-GFE, martta yıllık bazda yüzde 105,7, aylık bazda yüzde 15,16 artış gösterdi. Geçen yılın aynı ayına göre yükseliş ise yüzde 105,7 oldu. Yıllık bazda en fazla artış yüzde 228,2 ile gübre ve toprak geliştiriciler alt grubunda görüldü.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mart ayına ilişkin Tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE) verilerini açıkladı.

Buna göre, Tarım-GFE 2022 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 15,16, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 47,98, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 105,70 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 44,42 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 7,85, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 16,12 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 56,43, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 113,89 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 31,48 ile veteriner harcamaları ve yüzde 34,54 ile tohum ve dikim materyali oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 228,20 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 175,39 ile enerji ve yağlar oldu.

Aylık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 2,73 ile makine bakım masrafları ve yüzde 3,31 ile diğer mal ve hizmetler oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 44,65 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 23,32 ile enerji ve yağlar oldu.

Paylaşın

Devlet Hastanelerine Bütçe Yetmedi!

Şehir hastaneleri yüksek maliyet nedeniyle eleştirilirken, devlet bütçesinden yapılması planlanan 10 hastane için yapılması planlanan ihaleler de iptal edildi. İptale yetersiz bütçeler neden oldu. 

Yap-İşlet-Devret yöntemiyle projelendiren şehir hastaneleri yüksek maliyeti ile şirketleri büyütürken, düşük maliyet nedeniyle devletin kendi kaynakları ile yapmayı planladığı 10 hastanesinin ihalesi iptal edildi. İptal gerekçesi ise bütçe yetersizliği oldu. Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı maliyet hesabının, ekonomik krizle birlikte aşırı yükselen inşaat maliyetlerinin çok altında kalması kararda etkili oldu.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre her gün değişen fiyatlar yüzünden önlerini göremez hale gelen müteahhitler devletin hazırladığı yaklaşık değerlerle hastanelerin yapılamayacağını idarelere ilettiler.

10 ilde 10 proje iptal

Kamu İhale Bülteni’nde yer alan bilgilere göre Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan ve toplam 2 bin 500 yatak kapasiteli 10 hastanenin ihalesi iptal edildi. Müteahhitlerin yaklaşık değerleri az bulmaları nedeniyle ihaleleri iptal edilen devlet hastaneleri Kars, Bingöl, Şırnak, Manisa, Konya, Kahramanmaraş, Adana, Aydın, Ordu ve İzmir’de yapılacaktı.

Soru önergesi

CHP Balıkesir Milletvekili Dr. Fikret Şahin, ihalesi iptal edilen hastaneler nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) soru önergesi verdi. Şahin, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle verdiği önergesinde, 10 şehirde oluşan hastane ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak alternatif çalışma yürütülüp yürütülmediğini sordu.

Şehir hastaneleri eleştirisi

CHP’li Fikret Şahin, ihaleleri iptal edilen 6 hastanenin 2022 yılı yatırım maliyetinin 3,3 milyar lira olduğuna dikkat çekerken, Sağlık Bakanlığı’nın bütçe kaynaklarını şehir hastanelerine akıtması yüzünden devlet hastanelerine para bulamadığını ifade etti. Şahin, faaliyetteki 13 şehir hastanesinin kira ve hizmet bedelleri için bu yılki bütçeye 21,5 milyar lira ödenek konulduğunu, ancak dolara endeksli ödemeler yüzünden bütçeye gelecek yükün şimdiden 30.5 milyar liraya çıktığını söyledi.

Paylaşın

İcra Dosyası Sayısı Bir Yılda Yüzde 30 arttı!

Ekonomide yaşanan krizin üstü örtülemiyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Ulusal Yargı Ağı’na (UYAP) sistemine dayanarak yaptığı araştırma ile Türkiye’nin icra haritasını çıkardı.

Tekin’in araştırmasına göre son bir yılda icra dosya sayısı yüzde 30 oranında artarken, icra dairelerinde işlemi devam eden dosya sayısı ise 23 milyon 511 bine ulaştı.

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre, 2022’nin ilk 4 ayında icra ve iflas dairelerine toplam 2 milyon 657 bin yeni dosya geldi. Her gün 18 bin yeni dosyanın açıldığının kaydedildiği araştırmada, 16 milyon kişinin yaşadığı İstanbul’da 8,2 milyon icra dosyası olduğu saptandı. Buna göre, nüfusu 4,3 milyon olan İzmir’de 1,6 milyon, Ankara’da 2 milyon ve Antalya’da ise 1 milyona yakın dosya bulunuyor.

İcraya verilen takipteki borçlarının da 28,3 milyar liraya ulaştı

“Vatandaş boğazına kadar borca battı. 81 ilin 81’inde de ağır bir tablo var. Türkiye icralık oldu” diyen Gürsel Tekin, vatandaşların borçlarını vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icraya verilen takipteki borçlarının da 28,3 milyar liraya ulaştığını açıkladı.

“Bu tablo yıl sonuna doğru daha da kötüleşecek” diyen Tekin şöyle konuştu: Artan enflasyon yüzünden milletin borç ödemeye parası kalmadı. AKP’nin iktidara geldiği 2002’de sadece 8 milyon icra dosyası vardı. Şimdi ise 3 kat artış var. Halk nefes alamaz hale geldi.

Paylaşın

Tüketici Güveni Tarihi Düşük Seviyelerdeki Seyrini Sürdürdü

Mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,4 oranında arttı. Nisan ayında 67,3 olan endeks, Mayıs’ta 67,6’ya yükseldi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) işbirliği ile hazırlanan Tüketici Güven Endeksi Mayıs 2022 verileri açıklandı.

Buna göre, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,4 oranında arttı; Nisan ayında 67,3 olan endeks, Mayıs ayında 67,6 oldu.

Tüketici güven endeksi neden önemli?

Aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu,100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir.

İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

Tarım Kredisi Kullanan Çiftçi Sayısı 1 Milyon 300 Bini Geçti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kamu ve özel bankalardan tarım kredisi kullanan çiftçilerin sayısını açıklaması için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yazılı soru önergesi verdi.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin Gürer’e verdiği yanıta göre, tarım kredisi kullanan çiftçi sayısı 1 milyon 300 binden fazla.

Çiftçinin sermayesi: Kredi borcu

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yazılı soru önergesinde, “Kamu ve özel bankalardan ayrı ayrı kredi kullanan çiftçi ve besici sayısı kaçtır? Toplam çiftçi borç tutarı ne kadardır? Özel ve kamu bankalarında ayrı ayrı takibe düşen çiftçi sayısı kaçtır?” diye sordu.

Bakan Nebati ise yanıtında: “2021 Aralık dönemi itibariyle, kamu bankalarının stok nakdi tarım kredisi gerçek kişi müşteri sayısı 852.871 iken özel bankaların stok nakdi tarım kredisi gerçek kişi müşteri sayısı 453.567’dir,” dedi.

Gürer, yanıttan sonra yaptığı açıklamada şu sözlere yer verdi:

“Çiftçi, ürünü maliyetini bile kurtaramadığı için banka kredileri ile ayakta kalmaya çalışıyor. Hasat dönemi kazandığı ile kredi borcu ödemeye çalışıyor.

Kredi almadan çiftçilik yapan kalmamış. Tüm çiftçiler kredi kullanarak borcu borçla döndürmeye çalışıyorlar. Borçlanmadan çiftçilik yapılamaz duruma gelmiş. Çiftçinin sermayesi: Kredi borcu.”

Kredi Kayıt Bürosu’nun (KKB) 2021 yılında yaptığı “Tarımsal Görünüm Saha Araştırması”na göre:

  • Çiftçilerin banka kredisi kullanma oranı 2020’de yüzde 35’ten, 2021’de yüzde 49’a çıktı.
  • Tarım Kredi Kooperatifi (TKK) kredisi kullananların oranı bir yılda yüzde 17’den yüzde 25’e yükseldi.
  • Çiftçiler girdi satıcılarından “vadeli mal alımı” yoluyla üretimlerini finanse etme yöntemini de 2020’ye göre iki kat daha fazla kullandı. (Yüzde 26).
  • Bankalardan kredi kullanan çiftçilerin aldıkları kredi tiplerinde en yüksek oran “üretim” (işletme) ve “yatırım” kredilerinde.
  • Çiftçiler en çok,üretim faaliyetlerinin finansmanı için krediye ihtiyaç duyuyor.
  • Traktör ve makine alım kredisi oranı 2021’de 7 puan artarak yüzde 61’e yükseldi.
Paylaşın

2021 Yılında 13,6 Milyar TL Vergi Kaçırıldı

Vergi Denetim Kurulu’nun 2021 yılında yaptığı incelemelerde 66,2 milyar TL’lik verginin eksik ödendiğini tespit edildi. Söz konusu eksiğin 13,6 milyar TL’si büyük sermaye gruplarının ödemesi gereken kurumlar vergisinden kaynaklandı. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın rakamlarına göre de ücretlilerden 184 milyar TL vergi tahsil edilirken, kurumlar vergisi toplamı 190,1 milyar TL’de kaldı.

Hayat pahalılığının yanı sıra ödediği dolaylı ve dolaysız vergilerle daha da yoksullaşan ücretlilerden vergilerini, kaynağından son kuruşuna kadar tahsil eden devlet, diğer vergi mükelleflerinin kaçırdığı milyarlarca liralık verginin peşine ise aynı ısrarla düşmüyor. 2021 yılında 3,2 milyon vergi mükellefinden şüpheli olan sadece 54 bini incelendi ve bunlara 51 milyar TL ceza kesildi.

Vergi Denetim Kurulu tarafından yapılan denetim çalışmalarına ilişkin raporlara yansıyan veriler, devletin ücretliler aleyhine işleyen vergi düzenini yeterli denetim yapmayarak daha da adaletsiz hale getirdiğini gösteriyor. Ücretlilerin vergilerini maaşları ceplerine girmeden kaynağında tahsil eden devlet aynı kararlılığı vergiye konu olması gereken dev cirolara imza atan sermaye gruplarına karşı göstermiyor.

54 binden fazla mükellef incelendi

BirGün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre 2021 yılında Vergi Denetim Kurulu 54 bin 65 mükellefi inceledi. Toplam 3 milyon 221 bin vergi mükellefinin yüzde 1,68’ini oluşturan bu mükelleflerin incelenmelerinin sonunda alınması gereken toplam vergi tutarı 24,2 milyar lira, kesilmesi önerilen toplam ceza tutarı ise 50,8 milyar lira oldu. Kaçırıldığı tespit edilen verginin 10 milyar TL’si sektörel vergi incelemeleri, 300 milyon TL’si vergi iade incelemeleri, 14 milyar TL’si de vergi kaçakçılığı incelemeleri sonucu belirlendi.

2021 yılında mükellef başına tarhı istenilen vergi tutarı bir önceki yıla göre yüzde 14,39 azalırken kesilmesi önerilen ceza tutarı ise bir önceki yıla göre yüzde 10,97 arttı.

66,2 milyar TL’lik vergi eksik ödendi

İncelemeler sonucunda denetim elemanları 66,2 milyar TL’lik verginin eksik ödendiğini tespit etti. Mükellefin kendi beyanı üzerinden ödediği vergi ile inceleme elemanının tespit ettiği vergi arasında tespit edilen 66,2 milyar TL’lik matrah farkının yüzde 58’i olan 18,1 milyar TL katma değer vergisinden, 13,6 milyar TL’si büyük sermaye gruplarının ödemesi gereken kurumlar vergisinden kaynaklandı.

Bu tespit sonucu KDV’den dolayı 14,2 milyar TL verginin tahsili 36 milyar TL de ceza kesilmesi istendi. 1,1 milyar TL’lik matrah farkı bulunan ÖTV’nin tarhı istenilen vergi tutarı 4,5 milyar TL, cezası ise 5,9 milyar TL oldu. Toplam 13,6 milyar TL kaçıran sermaye gruplarından ise 2,2 milyar TL’lik verginin tahsili istenirken 3,7 milyar TL de ceza verildi.

Ücretliler ile kurumların vergisi aynı seviyede

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 2021 yılı rakamları da vergi adaletsizliğini bütün açıklığı ile gösteriyor. Geçen yıl 32,2 milyar TL’si asgari ücretlilerden, 152,1 milyar TL’si diğer ücretlilerden olmak üzere toplam 184 milyar TL vergi tahsil edildi. Ancak dev sermayelere sahip sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıklarından alınan kurumlar vergisi toplamı 190,1 milyar TL’de kaldı.

Paylaşın

Tarım Üretici Enflasyonu Rekor Tazeledi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nisan ayına ilişkin Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) verilerini açıkladı. TÜİK verilerine göre tarımda üretici enflasyonunda rekor artış devam etti.

Tarım-ÜFE nisan aylık yüzde 17,76 artarken, yıllık bazda ise yüzde 118,53 artış gösterdi. Tarım-ÜFE bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 72,29 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 45,26 artış gösterdi.

Sektörlere aylık bazda bakıldığında; balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 0,12, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 18,10 ve ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 21,03 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 6,52, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 8,41, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 27,66 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 21,82 ile turunçgiller ve yüzde 45,18 ile koyun ve keçi, canlı; bunların işlenmemiş süt ve yapağıları oldu.

Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 295,72 ile lifli bitkiler, yüzde 248,33 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve yüzde 135,01 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar oldu.

Bir önceki aya göre artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 4,95 ile turunçgiller ve yüzde 5,60 ile diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünler oldu.

Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 61,29 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler ve yüzde 42,69 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular oldu. Bir önceki aya göre azalış gösteren tek alt grup ise yüzde 0,11 ile canlı kümes hayvanları ve yumurtalar oldu.

Paylaşın

Ekonomide Bir Darbe De Yayıncılık Sektörüne

Döviz kurlarındaki artışla birlikte rekor kıran kağıt fiyatları basın sektöründe derin bir krize neden olurken, hurda kağıt fiyatlarının baskı altına alınması da yayıncıların gelir kaybına uğramasına neden oluyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, 2021 yılında fiyatı en çok artan ürün yüzde 168 ile kağıt olurken, bu durum yayıncıları büyük bir baskı altına aldı. Artan hurda kağıt ithalatı yurt içinde basın sektörünün önemli gelir kalemleri arasında yer alan hurda kağıt fiyatlarının gerilemesine neden oldu.

İthal hurda kağıtla piyasada fiyatların düşürülmesi, maliyet baskısı altında faaliyetlerine devam etmekte zorlanan küçükten büyüğe çok sayıda işletmeyi zora soktu.

Hurda kağıtların önemli bir gelir kalemi olduğu yayınevleri ve gazeteler pahalıya aldıkları kağıdı, ucuza satmak zorunda kalıyorlar. Böylece kur baskısı, enerji başta olmak üzere maliyet artışlarıyla zor bir dönemden geçen sektör, önemli bir gelirini de kaybetmiş oldu. Satılmayan gazete, dergi, kitap gibi birçok yayın daha sonra geri dönüşüme gönderiliyor.

“Bu durum sürdürülemez”

Sözcü’den Taylan Büyükşahin’e konuşan sektör temsilcileri, durumun sürdürülemez olduğunu ve hurda kağıt ithalatına sınırlama getirilmesi gerektiğini söyledi. Hurda kağıt piyasasını belirleyen büyük oyuncuların ithalatı bilerek artırdığına dikkat çeken sektör temsilcileri, bunların fiyatları aşağı çekerek yayıncılık sektörüne büyük zarar verdiğini belirtti.

TÜİK verilerine bakıldığında hurda kağıt ithalatının hızla arttığı görüldü. Bu yıl ilk 3 ayında toplam 404,1 milyon dolarlık ithalat yapılırken, geçen yılın aynı döneminde bu rakam 237,3 milyon dolar oldu.

Ocak-mart dönemi ithalat artış oranı yüzde 70’i buldu. 2021’in tamamında 1,2 milyar dolarlık hurda kağıt ithalatı yapılırken, bu rakam tüm yılların rekoru oldu. 2021 yılındaki ithalat artışı yılın ortasından başladı. Şimdiki artış hızına da bakıldığında bu yılın sonunda en az 1,6-1,7 milyar dolarlık ithalat yapılması söz konusu.

Paylaşın