İktidar, Halkın Cebindeki Son Kuruşlara Da Çökme Peşinde!

İktidar, TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) yaz tatiline girmeden önce yasalaştırılmayı hedeflediği yeni vergi paketiyle, halkın cebinde kalan son kuruşlara da çökmeyi hedefliyor.

Yeni vergi paketiyle moto kuryelere yapılan ödemelerden, engelli araçlarına sağlanan istisnaların kısıtlanmasına ve yurtdışı çıkış harcının 1500 TL’ye çıkartılmasına kadar bir dizi düzenleme yer alıyor.

Bloomberg’in yasa teklifi ile ilgili çalışmalar hakkında doğrudan bilgi sahibi olan yetkililerden edindiği bilgiye göre, taslak aşamasındaki çalışmayla ilgili son düzenlemeler salı akşamı Cumhurbaşkanlığı’nda yapıldı.

Vergi paketiyle ilgili yasa teklifinin bayram tatili sonrasında Meclis’e sunulması ve TBMM yaz tatiline girmeden önce de yasalaştırılması hedefleniyor. Taslakta yer alan düzenlemelerle en az 226 milyar TL’lik bir ek gelir olanağı yaratılması öngörülüyor.

Taslak 1999 yılındaki iki depremden sonra hayata geçirilen vergi düzenlemesinden sonra bugüne kadarki en kapsamlı mali revizyonlardan biri olarak dikkat çekiyor.

Taslağa göre, OECD ve BEPS projesi kapsamında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu yaklaşık 140 ülke tarafından onaylanan mutabakat metnine göre yıllık konsolide hasılatı 750 milyon euro eşiğini aşan çok uluslu işletme gruplarının düşük vergileme yapılan ülkelerdeki şube, iştirak ve işyerlerinin asgari bir tamamlayıcı vergilemeye tabi tutulması kararından hareketle bu şirketlere ek vergi getirilmesi öngörülüyor.

Bu kapsamda faaliyet gösterilen her bir ülke bazında belirlenen efektif vergi oranı yüzde 15’in altında olduğunda, o ülkede doğan karlara tamamlayıcı bir vergi uygulanacak. 2024 gelirlerine uygulanmak üzere ve 2025 yılında verilecek ayrı bir beyanname ile yürürlüğe girmesi öngörülen düzenlemeyle tahmini 40 milyar TL gelir etkisi bekleniyor.

Tasarıya göre Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları ve Gayrimenkul Yatırım Fonları’nın gayrimenkullerden elde edilen kazançlar dolayısıyla asgari kurumlar vergisi ödenmesi öngörülüyor. Mevcut kurumlar vergisi yasasına göre, yatırım fon ve ortaklıklarının kazançlarının tamamı kurumlar vergisinden istisna.

Düzenlemenin 1 Ocak 2025’ten itibaren elde edilen kazançlara uygulanması durumunda 7,2 milyar TL gelir etkisi olacağı tahmin ediliyor. Tam mükellef kurumlara ait olan ve 2 yıldan fazla süreyle elde tutulan BİST’te işlem görmeyen hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlara uygulanan gelir vergisi istisnası kaldırılıyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek sosyal medya platformu X’ten yaptığı açıklamada Borsaya yönelik taslak vergi çalışmasının yeniden değerlendirmek üzere bir süreliğine ertelediklerini duyurdu.

Taslakta kripto varlıkların vergilendirilmesine ilişkin olarak ise 2 farklı vergilendirme formülü öneriliyor. Bunlardan ilki, alım-satımlardan on binde 3 gibi bir oranda işlem vergisi uygulanması, diğeri de alım-satımdan elde edilen gelirden gelir vergisi alınması. Kripto varlıklara işlem vergisi getirilmesi durumunda yıllık vergi getirisinin 3,7 milyar TL olacağı öngörülüyor.

Asgari kurumlar ve asgari gelir vergisi

Taslakta bazı AB ve OECD ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de asgari kurumlar vergisi uygulaması öngörülüyor. Bu vergi, tahakkuk eden kurumlar vergisi, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancının yüzde 10’u olarak hesaplanan asgari vergiden veya beyan edilen hasılatın yüzde 2’si matrah kabuledilerek kurumlar vergisi oranında hesaplanan asgari vergiden, yüksek olanından az olamayacak. 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere başlanılacak olan uygulama ile 2025 yılı için ilave 90 milyar TL yıllık gelir etkisi öngörülüyor.

Çalışmada, ticari, zirai ve serbest meslek faaliyetleri nedeniyle yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeye mecbur olan mükellefler için asgari gelir vergisi uygulaması getirilmesi öngörülüyor. Cumhurbaşkanına bu kapsamda belirlenecek oranı, sektörleri, iş gruplarını ve iş türleri bazında her bir kazanç türü itibarıyla artırma ve azaltma yetkisi verilecek. Uygulamaya 2025’ten itibaren geçilmesi durumunda yıllık 37,4 milyar TL gelir etkisi öngörülüyor.

Taslakta, yap-işlet-devret ve kamu-özel işbirliği (KÖİ) ile yapılan projeler kapsamında elde edilen kazançların vergisinin de artırılması planlanıyor. Bu oranın yüzde 25 yerine yüzde 30 olarak uygulanmasının bugün itibarıyla 44 mükellefi ilgilendirdiği ve yeni uygulamanın 557 milyon TL kurumlar vergisi etkisi oluşturacağı belirtiliyor.

Esas faaliyet konusu kıymetli maden alım satımı olmayan işletmeler, yatırım amaçlı olarak altın, gümüş, platin gibi kıymetli madenleri satın alıyor ve aktiflerine kaydedebiliyor. Bunlara ilişkin değer artışları satış aşamasına kadar vergilendirilmiyor. Taslakta bu madenler ile mevduat hesaplarının, Döviz ve döviz hesaplarında olduğu gibi borsa rayici ile değerlenmesi, bu değerleme sonucu, geçici vergi dahil hesap dönemleri itibarıyla değerleme farklarının vergilendirilmesi öngörülüyor. Bankacılık sisteminde kıymetli madenlere dayalı hesapların büyüklüğünün 852 milyar TL olduğu, bunun 52,7 milyar TL’sinin ticari işletmelerin olduğu öngörülüyor.

Kurumların aktiflerinde iki yıldan fazla bulunan iştirak hisselerinin satışından elde edilen kazançların yüzde 75’i kurumlar vergisinden istisna tutuluyor. Taslakta bu oranın yüzde 25’e indirilmesi öngörülüyor. İştirak hissesi satış ve devirlerinde uygulanan istisnaların, yeni iktisap edilen iştirak hisselerine yönelik olarak kaldırılması planlanıyor. Mevcut istisna oranının yüzde 25’e düşürülmesinin 2023 yılındaki gerçekleşme oranında satış yapıldığı varsayımıyla 2024 yılında 15 milyar TL vergi etkisi oluşturacağı hesaplanıyor.

Taslakla deniz taşıma araçlarına limanlarda verilen hizmetlere uygulanan KDV istisnasının kapsamı da daraltılıyor. 2023 yılında toplam işlem bedelinin 236,6 milyar TL olduğu, istisnanın kapsamının daraltılmasıyla toplam etkinin 5,4 milyar TL olacağı tahmin ediliyor.

Ulusal güvenlik kuruluşlarının ihtiyaçları için yapılan birçok alım KDV’den istisna tutuluyor. Taslak çalışmayla bazı alımların ithal yapılması durumunda istisnanın daraltılması öngörülüyor.

Mevzuata göre, altın, gümüş, platin arama, işletme, zenginleştirme ve petrol arama faaliyetlerine lişkin olmak üzere, bu faaliyetleri yürütenlere yapılan teslim ve hizmetler ile boru hattıyla taşımacılık yapanlara bu hatların inşa ve modernizasyonuna ilişkin yapılan teslim ve hizmetler de KDV’den istisna tutuluyor. Çalışma bu istisnaların da daraltılmasını ve böylece 911 milyon TL’lik vergi etkisi oluşturmasını öngörüyor.

Aynı şekilde limanlara bağlantı sağlayan demiryolu hatları, limanlar ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işlerini fiilen kendisi yapan veya yatıran mükelleflerle genel bütçeli idarelere de çeşitli KDV istisnaları sağlanıyor. Bu alanda yapılacak daraltmayla da yıllık 1,7 milyar TL gelir bekleniyor.

Cumhurbaşkanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergi paketi ile ilgili Bloomberg’in sorusu üzerine çalışmalara ilişkin yorum yapmadı.

Vatandaşı doğrudan ilgilendiren düzenlemeler

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından üzerinde çalışmaları süren yeni vergi paketiyle moto kuryelere yapılan ödemelerden, engelli araçlarına sağlanan istisnaların kısıtlanmasına ve yurtdışı çıkış harcının 1500 TL’ye çıkartılmasına kadar bir dizi düzenleme yer alıyor.

Bloomberg’in yasa teklifi ile ilgili çalışmalar hakkında doğrudan bilgi sahibi olan yetkililerden edindiği bilgiye göre taslak aşamasındaki düzenlemede vatandaşı ilgilendiren düzenlemelerden bazıları şöyle:

Türkiye’de 2024 yılı için hesaplanması gereken ÖTV ve diğer her türlü vergiler dahil satış bedeli 1 milyon 591 bin TL’nin altında olan binek otomobiller, engellilik derecesi yüzde 90 veya daha fazla olanlar için 5 yılda bir kez olmak üzere ÖTV’den muaf tutuluyor.

Hazine çalışmasına göre, bu satışlar nedeniyle vazgeçilen ÖTV tutarı 2024’te 54,8 milyar TL, KDV tutarı da 10,9 milyar TL. 2024 yılının ilk 5 ayında satılan araçların yaklaşık yüzde 30’u bu şekilde satıldı. Taslak çalışmada istisnadan yararlanma süresinin 5 yıldan 10 yıla çıkartılması ve taşıtların veraset yoluyla intikalinde istisnaya konu vergilerin mirasçılar tarafından ödenmesi öngörülüyor.

Yurt dışı çıkış harcı bugün itibarıyla 150 TL olarak uygulanıyor. Taslak çalışmada, bunun 1500 TL’ye çıkartılması, harcın her yıl yeniden değerleme oranında artırılması öngörülüyor. Taslakta 2023 yılında 8,7 milyon kişinin harç ödeyerek yurt dışına çıktığı, 2024’te bu sayının gerçekleşmesi halinde yıllık gelir etkisinin 12,6 milyar TL olacağı hesaplandı.

Ticari kazanç mükellefi olan 126 bini aşkın moto kuryelere bu hizmetleri karşılığı yapılan ödemelerden yüzde 15 oranında tevkifat yapılması ve bir takvim yılı içinde elde ettikleri gelirlerin tarifenin dördüncü dilimini aşmaması halinde tevkifatın nihai vergileme olması, aşması halinde ise beyanname verilmesi öngörülüyor. Bu düzenlemeden beklenen gelir etkisi 3,9 milyar TL.

Taslakla serbest meslek erbabı ile ticaret erbabının bir ayda 3, yılda da toplam 12 kezden az olmamak üzere yapılacak yoklamalarla günlük hasılatlarının tespit edilmesi, mükellef tarafından beyan edilen hasılat ile yoklamalarda tespit edilen hasılat arasında bir fark bulunması halinde mükellefin izaha davet edilmesi öngörülüyor. Bunun yeterli görülmemesi halinde de yapılmış hasılat tespitleri esas alınarak vergi dairesi tarafından re’sen tarhiyat yapılması ve vergi incelemesi başlatılması planlanıyor.

Taslak çalışmada, vergi usulsüzlüklerine uygulanacak cezaların da artırılması öngörülüyor. Bu kapsamda kesilecek yeni ceza tutarı ve tahsilat gerçekleşmelerinin tahmini 2 milyar TL olması hedefleniyor. Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin altyapı ve küçük sanayi sitelerindeki işyerlerinin inşaasına ilişkin süreçlerde uygulanan KDV istisnalarının da daraltılması planlanıyor. Bu çalışmanın etkisinin de 616 milyon TL olacağı tahmin ediliyor.

Gelir vergisi kanununa göre, gayrimenkullerin, hakların, gemi ve gemi paylarının iktisap tarihinden itibaren 5 yıl içinde satılması halinde elde edilen değer artışı kazançları vergiye tabi. Düzenlemeyle 5 yıllık istisna süresi sadece bir konut için uygulanacak. 2023 yılına ilişkin olarak 12 binden fazla mükellefin 4,4 milyar TL matrah üzerinden 1,2 milyar TL vergi ödediği hesaplandı. Bu düzenlemenin nasıl bir gelir etkisi oluşturacağı izleyen dönemlerde ortaya çıkacak.

Serbest bölgelerdeki üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançların tamamı, üretilen ürünlerin yurt içine ya da yurt dışına satılıp satılmadığına bakılmaksızın kurumlar vergisinden istisna. Yeni düzenlemeyle serbest bölgelerde faaliyet gösteren kurumların ihracattan elde ettikleri kazançların istisna olması, yurtiçine yaptıkları satışlardan elde edilen kazançlara tanınan istisnanın kaldırılması planlanıyor. Bu adımın da tahmini gelir etkisinin 7 milyar TL olacağı tahmin ediliyor.

Paylaşın

Kurban Bayramı’ndan Sonra İki Yeni Vergi Geliyor

Ekonomi yönetimi vergi gelirlerini artırmak için hazırladığı programı Kurban Bayramı sonrası açıklayacak. Programla birlikte komuoyu iki yeni vergiyle tanışacak: Asgari Kurumlar Vergisi ve Asgari Gelir Vergisi.

Gazete Pencere yazarlarından Nuray Babacan, ekonomi yönetiminin haftalardır üzerinde çalıştığı vergi paketine ilişkin edindiği bilgileri köşesine taşıdı. Babacan’ın aktardığına göre; Son rötuşları tamamlanan vergi paketindeki ana unsurlar şöyle:

“Vergi paketinin iki önemli unsuru olacak. Asgari Kurumlar Vergisi ve Asgari Gelir Vergisi. Asgari kurumlar vergisi, Türkiye’de faaliyette bulunan çok uluslu şirketlerden yüzde 15 oranında asgari kurumlar vergisi alınması yönünde düzenlenecek. Benzer nitelikteki Türk firmalarından da alınacak. Hangi koşullarda Türk firmalardan Asgari Kurumlar Vergisi alınacak. Düzenlemeye göre firmalar, istisnalardan yararlansalar bile en az yüzde 15 kurumlar vergisi ödeyecek. Stratejik yatırımlara ilişkin vergi avantajları ise devam edecek.

Asgari Gelir Vergisi uygulaması, bu daha çok serbest meslek mensuplarını ilgilendirecek. Özellikle, doktor, diş hekimi, mali müşavir gibi meslekleri olanlardan yıllardan beri vergi ödemeyenler olduğu iddia ediliyor. Bir nevi peşin vergi alınacak. Bir alt sınır belirlenecek. Her durumda belli oranda asgari bir gelir vergisi ödenecek. Yıl sonunda duruma göre mahsuplaşma yapılacak.

AKP yöneticileri, “20 yıldır faaliyetleri olup sürekli zarar gösterenler var. Zarardaysa bir işletme 20 yıl niye çalışsın? Bir doktorun, diş hekiminin gelir elde etmediğini düşünebilir misiniz? Vergi kaçağı var bu alanda. Yaptığımız etki analizinde bunu gördük. Her ne olursa olsun, getirecek vergisini peşin ödeyecek. Sonra yaptığı bir gider varsa, bu vergiden düşecek, belgelendirecek” dediler.

Bu arada açıklanan tasarruf paketindeki bazı uygulamalar için yasa gerekiyor. Vergi paketinin içinde olması öngörülen düzenlemeler için ayrı bir teklif hazırlanmasına karar verildi. Ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtların tasfiye edilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yetki verilecek. Bakanlık tüm kamu araçlarının tasfiyesini üstlenecek. Bunların satışı, ihalesi gibi konular bu yasayla düzenlenecek. Teklifte, defterdarlıklar ile vergi dairelerinin tek çatı altında toplanmasına yönelik bir düzenleme de olacak. Defterdarlık adı altında toplanacak.”

Paylaşın

Tarım Üretici Enflasyonu Yüzde 61,24

Tarım üretici enflasyonu mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,91 azalırken, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 19,58, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 61,24 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 61,72 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Mayıs 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre, Tarım-ÜFE mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,91 azalırken, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 19,58, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 61,24 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 61,72 arttı.

Sektörlerde bir önceki aya göre, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 1,18, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 0,43 azalırken, balık ve diğer balıkçılık ürünleri; su ürünleri; balıkçılık için destekleyici hizmetlerde yüzde 8,40 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tek yıllık (uzun ömürlü olmayan) bitkisel ürünlerde yüzde 6,67 azalırken, çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerde yüzde 4,98 ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 2,98 arttı.

Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 154,81 artış ile yağlı meyveler, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 16,04 azalış ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular oldu.

Paylaşın

İstanbul’da Yaşayanların Yüzde 35’i Kıt Kanaat Geçiniyor

İstanbul’da yaşayanların yüzde 18,6’sı bazı ödemeleri yapamadığını ve borca girdiğini, yüzde 27’si aslında pek geçinemediğini, yüzde 34,5’i kıt kanaat geçinebildiğini söyledi.

Haber Merkezi / İstanbul’da yaşayanların yüzde 32,4’ü kredi kartı borcunun asgari tutarını ödeyebildiğini ifade ederken, yüzde 6,2’si asgari tutar ile borcun tamamı arasında bir miktarda, yüzde 3,4’ü asgariden az miktarda ödeme yapabildiğini belirtti. Kredi kartı sahibi olan İstanbulluların yüzde 8,8’i ise kredi kartı borcunu hiç ödeyemediğini ifade etti.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA), İstanbullunun gündemini içeren “İstanbul Barometresi Mayıs 2024” araştırmasını yayınladı.

Mayıs ayında İstanbul’da yaşayanların ev içi gündemi ekonomik sorunlar ve İsrail’in Gazze’yi işgali oldu. Araştırmaya katılan katılımcıların yüzde 60,3’ü ekonomik sorunların, yüzde 7,6’sı İsrail’in Gazze’yi işgalinin, yüzde 3,3’ü ise eğitim konularının ev içerisinde konuşulduğunu belirtti.

Katılımcıların yüzde 78’i Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından duyurulan Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi’nde alınan önlemleri yeterli bulmadığını ifade etti. Katılımcıların yüzde 10’u Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından duyurulan Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi’nde alınan önlemleri yeterli bulduğunu, yüzde 12,2’si kısmen yeterli gördüğünü, yüzde 78’i yeterli bulmadığını söyledi.

Katılımcıların yüzde 69,9’u önümüzdeki dönemde Kamuda Tasarruf Paketi’nin devlet kurumlarınca kararlı bir şekilde uygulanacağını düşünmüyor. Katılımcıların yüzde 16,2’si önümüzdeki dönemde Kamuda Tasarruf Paketi’nin devlet kurumlarınca kararlı bir şekilde uygulanacağın düşündüğünü belirtirken yüzde 13,9’u kısmen uygulanacağını, yüzde 69,9’u uygulanmayacağını düşündüğünü belirtti.

Katılımcıların yüzde 32,9’u yaşadığı bölgede sokak köpekleriyle ilgili rahatsızlığı bulunduğunu ifade etti. Sorun yaşadığını belirten katılımcıların yüzde 81,2’si güvenlik sorunları, yüzde 33,4’ü sayılarının kontrolsüz artışından dolayı rahatsız olduğunu söyledi.

İstanbulluların sokak köpeklerine çözümü: Aşı, bakım ve kısırlaştırma yaparak dışarıda yaşamalarına izin verilmeli, saldırgan olanlar ise barınaklara toplanmalı. Katılımcıların yüzde 36,3’ü aşı, bakım ve kısırlaştırma yaparak dışarıda yaşamalarına izin verilmesi, saldırgan olanlar barınaklara toplanması, yüzde 33,4’ü hepsi toplanarak barınaklarda bakılması, yüzde 16,5’i ise aşı, bakım ve kısırlaştırma yaparak dışarıda yaşamalarına izin verilmesi gerektiğini belirtti.

Katılımcıların yüzde 22,2’si bu bayramda ekonomik sebeplerden ötürü İstanbul’da olacağını ifade etti. Katılımcıların yüzde 30’u dini bayramları genellikle İstanbul dışında geçirdiğini belirtti. Tatillerini genellikle İstanbul dışında geçirdiğini belirten katılımcıların %22,2’si bu bayramda ekonomik sebeplerden ötürü İstanbul’da olacağını söyledi. Katılımcıların yüzde 13,9’u ise ekonomik sebeplerle tatil harcamalarını kısarak tatil yapacağını ifade etti.

Mayıs ayında İstanbul’un gündemi ekonomik sorunlar ve İBB’nin ücretsiz HPV aşısı uygulamasını başlatması oldu. Katılımcıların yüzde 58,1’i Mayıs ayında İstanbul’un gündeminin ekonomik sorunlar olduğunu belirtti. İkinci sırada ise yüzde 12,8 ile İBB’nin ücretsiz HPV aşısı uygulamasını başlatması yer aldı. Üçüncü sırada ise yüzde 9,7 ile 2027 Avrupa Oyunları’nın İstanbul’da oynanacağının kesinleşmesi yer aldı.

Mayıs ayının Türkiye gündemi ekonomik sorunlar ve İsrail’in Gazze’yi işgali oldu. Katılımcıların yüzde 45,3’ü ekonomik sorunların konuşulduğundan bahsetti. İkinci sırada, yüzde 28,7 ile İsrail’in Gazze’yi işgali, üçüncü sırada ise yüzde 7,9 ile sokak hayvanlarının uyutulması ile ilgili yeni düzenleme yer aldı.

Katılımcıların yüzde 32,4’ü kredi kartı borcunun asgari tutarını ödeyebildiğini belirtti. Kredi kartı kullananların yüzde 49,2’si aylık kredi kartı borcunun tamamını, yüzde 32,4’ü ise borcun asgari tutarını ödeyebildiğini belirtti. yüzde 6,2’si asgari tutar ile borcun tamamı arasında bir miktarda, yüzde 3,4’ü asgariden az miktarda ödeme yapabildiğini belirtirken, yüzde 8,8’i ise kredi kartı borcunu hiç ödeyemediğini ifade etti.

Mayıs ayında katılımcıların yüzde 34,5’i kıt kanaat geçinebildiğini belirtti. Mayıs ayında katılımcıların yüzde 18,6’sı bazı ödemeleri yapamadığını ve borca girdiğini, yüzde 27’si aslında pek geçinemediğini, yüzde 34,5’i kıt kanaat geçinebildiğini, yüzde 19,9’u ise geçinebildiğini ve kenara da para koyabildiğini belirtti. Birikim yapabildiğini belirten katılımcıların; yüzde 49,4’ü altın, yüzde 33,7’si hisse senedi, yüzde 15,7’si ise döviz aldığını belirtti.

Mayıs ayında katılımcıların yüzde 20,5’i borç aldığını söyledi. Katılımcıların yüzde 20,5’i borç aldığını, yüzde 8,4’ü borç verdiğini, yüzde 7,5’i hem borç alıp hem borç verdiğini, yüzde 63,6’sı ise borç alıp vermediğini ifade etti.

Katılımcıların yüzde 70,5’i kripto paraları güvenli bulmadığını belirtti. Katılımcıların yüzde 70,5’i kripto paraları güvenli bir yatırım aracı olarak görmediğini, yüzde 7,7’si güvenli bulduğunu, yüzde 3’ü kısmen güvenli bulduğunu yüzde 18,8’i ise fikrinin olmadığını ifade etti.

Katılımcıların yüzde 49,2’si son kira artış döneminde ev sahibi ile sorun yaşadığını belirtti. Katılımcıların yüzde 9,4’ü geçen ay kirasını ödeyemediğini belirtti. Katılımcıların yüzde 49,2’si son kira artış döneminde ev sahibi ile sorun yaşadığını ifade etti. Katılımcıların yüzde 65,2’si son kira artışı döneminde kira artışının kanunda belirtilen yüzde 25’lik orandan daha yüksek olduğunu belirtirken yüzde 27,9’u %25 oranında, yüzde 6,9’u ise yüzde 25’ten daha düşük bir oranda kira artışı gerçekleştiğini söyledi.

İstanbulluların stres seviyesi 6,9 mutluluk seviyesi 5,6 olarak ölçüldü. Katılımcılara Mayıs ayındaki duygu halleri soruldu ve 10 üzerinden değerlendirmeleri istendi. İstanbulluların ortalama stres seviyesi 6,9 olarak ölçülürken kaygı seviyesi 5,8 olarak ölçüldü. Mayıs ayındaki yaşam memnuniyeti 4,9 ve mutluluk seviyesi 5,6 olarak ölçüldü.

Mayıs ayında katılımcıların yüzde 33,5’i düzenli spor aktivitesinde bulunduğunu ifade etti. Mayıs ayında katılımcıların yüzde 33,5’i düzenli spor yaptığını belirtti. Mayıs ayında spor yapan katılımcıların yüzde 51’i tempolu yürüme, yüzde 22,7’si fitness yaptığını belirtti.

İstanbul’un ilk üç sorunu

İstanbul’un İlk Üç Sorunu: Ulaşım, ekonomik sorunlar, olası İstanbul depremi Katılımcılara göre İstanbul’un ilk üç sorunu yüzde 55,8 ile ulaşım, yüzde 49,8 ile ekonomik sorunlar ve yüzde 44,9 olası İstanbul depremi olarak belirlendi.

Paylaşın

Dünya Bankası, 2024 Yılı İçin Türkiye Büyüme Tahminini Düşürdü

Dünya Bankası, 2024 yılı için Türkiye büyüme tahminini yüzde 3,1’den yüzde 3’e düşürdü. Banka, Türkiye için 2025 büyüme tahminini yüzde 3,9’dan yüzde 3,6’ya çekti.

Haber Merkezi / Türkiye için 2026 büyüme tahminini de yüzde 4,3 olarak belirleyen banka, Türkiye’deki para politikasındaki sıkılaşmanın ekonominin geneline yansıması ve makroekonomik kırılganlıkların azaltılmasına katkıda bulunmasını, bu nedenle ekonomik büyümenin bu yıl yüzde 3’e gerileyeceğini öngördü.

Ancak, güçlü iç talep ve net ihracatın etkisiyle ekonomik büyümenin 2025’te yüzde 3,6, 2026’da ise yüzde 4,3 artmasını bekliyor.

Dünya Bankası, Türkiye’de enflasyonun Merkez Bankası’nın hedefinin üzerinde kalacağını ve 2025’te ortalama yüzde 29’a düşeceğini öngördü. Türkiye’de bütçe açığının Şubat 2023’te meydana gelen depremlerin ardından rehabilitasyon ve yeniden yapılanma maliyetleri sebebiyle yüksek kalması bekleniyor.

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda Dünya Bankası Grubu Başkanı Ajay Banga ile görüştü. Basına kapalı gerçekleşen görüşme, yaklaşık 1 saat sürdü.

Bakan Şimşek’ten açıklama

Mehmet Şimşek, görüşme sonrası sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Banga ile 2024-2028 Ülke İşbirliği Çerçevesi hakkında verimli bir toplantı gerçekleştirdiklerini söyledi.

Dirençli şehirler başta olmak üzere enerjide dönüşüm, altyapı, KOBİ’lerin ve istihdamın desteklenmesi⁠ gibi birçok alanda geliştirilebilecek işbirliklerini ele aldıklarını belirten Şimşek, “Türkiye Dünya Bankası’nda aktif portföy büyüklüğü açısından dünyada ikinci, bölgede ise birinci sırada yer almaktadır. Dünya Bankası’na programımıza olan güveni ve ülkemize sağladığı destek için teşekkür ediyoruz.” dedi.

Ayrıca Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Lakshmi Shyam-Sunder ve Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye Masası Şefi James Walsh başkanlığındaki geniş IMF heyeti ayrı ayrı ekonomi bürokrasisi ve özel sektör temsilcileriyle bir dizi temasta bulundu. IMF heyetinin, yıllık ‘rutin’ ziyaret kapsamında geldiği belirtildi.

Geçen hafta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) başta olmak üzere mesleki örgütler ve hükümet dışı kurumlarla da dar kapsamlı da olsa görüşmeler yapıldı. IMF Türkiye Masası şefi James Walsh başkanlığındaki heyette, Agustin Roitman, Farid Boumediene, Jiaxiong Yao’nun da bulunduğu 12 kişi yer alıyor.

Paylaşın

Aile Bütçesinde Aslan Payı Ulaştırma Ve Kiraya

Temel gelir kaynağı maaş, ücret, yevmiye geliri olan hanehalkları; ulaştırma harcamalarına yüzde 22,8, konut ve kira harcamalarına yüzde 22,2 ve gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 18,9 pay ayırdı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hanehalkı Tüketim Harcaması 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, Hanehalkı Bütçe Araştırması’nın 2023 yılı sonuçlarına göre; Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 23,9 ile konut ve kira harcamaları alırken, ikinci sırayı yüzde 21,9 ile ulaştırma harcamaları, üçüncü sırayı ise yüzde 20,6 ile gıda ve alkolsüz içecek harcamaları aldı.

Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan harcama türleri ise yüzde 0,8 ile sigorta ve finansal hizmetler, yüzde 1 ile eğitim hizmetleri ve yüzde 1,9 ile eğlence, spor ve kültür harcamaları oldu.

Hanelerin tüketim harcamalarını karşılaştırılabilir hale getirmek amacıyla hanehalkı büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak elde edilen eşdeğer fert başına tüketim harcaması kullanılmaktadır. Aylık ortalama tüketim harcaması hanehalkı başına 24 bin 383 TL ve eşdeğer fert başına 12 bin 521 TL olarak tahmin edildi.

Temel gelir kaynağı maaş, ücret, yevmiye geliri olan hanehalkları; ulaştırma harcamalarına yüzde 22,8, konut ve kira harcamalarına yüzde 22,2 ve gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 18,9 pay ayırırken, müteşebbis geliri olan hanehalkları; ulaştırma harcamalarına yüzde 27,3, konut ve kira harcamalarına yüzde 19,7 ve gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 19,5 pay ayırdı.

Gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar itibarıyla tüketim harcamalarının 2023 yılındaki dağılımına bakıldığında; en düşük gelir grubu olan birinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 36,6, konut ve kira harcamalarına yüzde 29,2, ulaştırma harcamalarına yüzde 8,8 ve mobilya ve ev eşyası harcamalarına yüzde 5,4 pay ayırdı.

En yüksek gelir grubu olan beşinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları ise, ulaştırma harcamalarına yüzde 28,3, konut ve kira harcamalarına yüzde 21, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 14,5 ve lokantalar ve konaklama hizmetleri harcamalarına yüzde 6,9 pay ayırdı.

Hanehalkı büyüklüğüne göre tüketim harcamalarının 2023 yılındaki dağılımına bakıldığında; tek kişilik hanehalkları, konut ve kira harcamalarına yüzde 31,8, ulaştırma harcamalarına yüzde 18,7 ve gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 16,3 pay ayırdı.

Hanehalkı büyüklüğü 7 ve daha fazla kişi olan hanehalkları, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 30,2, konut ve kira harcamalarına yüzde 19,9 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 14,9 pay ayırdı.

Paylaşın

Standard & Poor’s’dan Türkiye’ye “Sıcak Para” Uyarısı

Türkiye’ye yönelik sıcak para uyarısı yapan Standard & Poor’s Global Kıdemli Direktörü Frank Gill, “2024 için çok güçlü portföy girişleri göreceğimizi düşünüyorum. Mayıs ayı boyunca ve hatta geçen hafta boyunca gerçekten çok önemli girişler oldu. Ancak 2025 yılında küresel piyasa koşullarına bağlı olarak, paraların Türkiye’yi de hızla terk edebileceğini düşünüyorum” dedi ve ekledi:

“Bence bu para gidecek. Bu yüzden de Türkiye kalıcı ve doğrudan yatırımı çekmeli ve sermayeyi yeniden temel alarak inşa etmeli. Türkiye’nin avantajlarına yatırım yapılmalı. Genç bir nüfusa sahip, dirençli bir ekonomi. AB ile özel bir gümrük anlaşması var. Dolayısıyla Türkiye’ye daha fazla doğrudan yatırım yapılmasını görmek güzel olurdu.”

ABD merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P) Global Kıdemli Direktörü Frank Gill, CNBC-e’den Alara Akgün’e Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bir not artışı olması için Türkiye’nin net rezervlerine bakacağınızı söylemiştiniz. Net rezervler mayıs sonu itibarıyla ilk kez artıya döndü. Şimşek de eksi rezervin gündemden kalktığı mesajını verdi. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kredi notunuzun görünümü pozitif. Türkiye’nin B+ olan notunu yıl sonundan önce gözden geçireceğiz. Üçte bir olasılıkla yükselebilir. Türkiye’nin rezerv birikimini ve cari açığındaki trendi izliyoruz. 2023’te bütçe açığı oldukça büyüktü. Ancak bu yıl sonuna doğru bunun yaklaşık olarak bir puan kadar düşeceğini tahmin ediyoruz. Bu süreç ayrıca altın talebine de bağlı. Piyasa, para politikasına ve yüksek seviyede kalan enflasyonun gelişimine son derece duyarlı olacak.

Bir sonraki değerlendirmeniz 1 Kasım 2024’te. O tarihe kadar rezervlerde görmek istediğiniz bir seviye var mı?

Dikkate aldığımız bir konu da kısa vadeli dış borçların brüt rezervi karşılama oranıdır. Kısa vadeli dış borçları 200 milyar dolar olarak tahmin ettik. Brüt rezervler halen bunun yüzde yüzünü karşılamıyor. Örneğin bu, IMF’nin dikkate aldığı bir ölçüt ve bu karşılama oranına ulaşmak için daha fazla rezerv birikimine ulaşmamız gerekecektir. Ancak genel olarak, rezervlerdeki trendin olumlu olduğunu düşünüyorum. Yani, sonuç olarak, belki de Türkiye’nin kendi rezervlerini, iç bankalardan alınan borçlar veya yurt dışı yerleşiklerden alınan swaplar yerine yurt içinde biriktirmesi gerekecek. Ama görünüm pozitif.

Not artışına yönelik kurum açıklamasında, politika yapıcıların, cari açığın daraldığı ve dolarizasyonun tersine döndüğü ortamda enflasyonu düşürmeyi ve liraya olan güveni yeniden tesis etmeyi başarması halinde Türkiye’nin kredi notunun yükseltilebileceği ifade edilmişti. Bu parametrelerde ilerleme var mı? Bu yıl ikinci bir not artışı görür müyüz?

Dediğim gibi, bu yıl sonuna kadar daha fazla bir iyileşme olasılığının oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Politika faizinin yüzde 50’ye çıkması, birikimlerinizi TL’ye kaydırmayı oldukça cazip kılıyor. Böylelikle döviz mevduatlarının TL’ye kaydırılması eğilimini görüyoruz. Sanırım zorluk daha çok 2025’te olacak çünkü döviz kurundaki artış enflasyonun altında. Bu da giyim, tekstil gibi önemli ihracat sektörlerinin rekabet gücünü gerçekten olumsuz etkilemeye başlayabilir, ayrıca turizmi de bir dereceye kadar etkiler. Şu anda döviz kuru, enflasyonun düşmesindeki referans noktası. Mevcut politika veya strateji, döviz kurunun reel anlamda oldukça güçlü tutulması gibi görünüyor. Bu da rekabet gücünü etkileyebilir.

Teoride, bu, sadece hükümetin değil, şirketlerin de borçlanma maliyetinin sürekli olarak düşmesi gerektiği anlamına gelmelidir. Türkiye’nin yerel piyasalarına yabancı ilgisinin arttığını görüyoruz. Şirket tahvili piyasasında aşağı yönlü faiz eğrisi var. Bu da şirketlere daha uzun vadeli ve daha düşük faizli borçlanma fırsatı verebilir. Ancak bu paranın çoğu oldukça spekülatif para. Yabancılar, Türkiye’ye taşıma oranı çok çekici olduğu için geliyor. Bu durum, 2025’te sonlanabilir ve yabancı çıkabilir. Önemli olan içeri giren paranın kalıcı olması… Sanırım bu büyük bir zorluk. Daha fazla doğrudan yatırımı nasıl çekersiniz? Bu, gelecekteki kredi notunu etkileyebilir.

Türkiye’nin hazirandan itibaren dezenflasyon sürecine girmesi bekleniyor. Sizce enflasyonda kalıcı düşüş için bu bir başlangıç mı? Yoksa enflasyonda dalgalanma görebilir miyiz? Merkez Bankası yıl sonu hedefini 38 olarak açıklamıştı. Gerçekçi mi? Yüzde 55,8 olan tahmininizi revize edecek misiniz?

Bizim bu yıl için ortalama enflasyon tahminimiz, yanılmıyorsam, evet, yüzde 56 ile 57 arasında. Biz, bu yıl için ortalama olarak yüzde 57’ye bakıyoruz. Gelecek yılın ortalama tahmini ise yüzde 28. Yani enflasyonda çok yavaş ve karmaşık bir düşüş süreci yaşanabilir. Tek haneli enflasyonu 2027 sonuna kadar görmüyoruz. Bu da üç yıl uzakta ve açıkçası, dünya komplike bir yer.

Türkiye başka bir dış şok da alabilir. Bunun yanı sıra diğer izlediğimiz şey elbette gelir politikası. Asgari ücret politikası çünkü bu enflasyon için oldukça kritik. Yani, varsayılan olarak, 2024’te başka bir asgari ücret ayarlaması olmazsa, enflasyon daha hızlı düşebilir. Ancak aynı zamanda, 2025’te alınan ücret ayarlama kararlarına da bağlı olacaktır.

Faiz politikasında erken indirim riski görüyor musunuz?

Yani, bunun büyük ölçüde tasarrufların dolarizasyon eğilimleri ve açıkça enflasyon trendlerine bağlı olacağını düşünüyorum. Ancak belki Merkez Bankası’nın 2025’in başlarında faizleri düşürmeyi düşünebileceğini bir fırsat görebilirsiniz. Bana göre, 2024’te bu çok olası görünmüyor. Tabii, enflasyonda ciddi bir düşüş yaşanmadığı sürece.

Fatih Karahan’ın Merkez Bankası Başkanı olmasının üzerinden 4 ay geçti. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve kredibilitesi yeniden tesis edildiğini düşünüyor musunuz?

Bu durumu ölçmenin bir yolu, sadece faiz politikasına bakmak olabilir ve faiz oranları geçen yazdan bu yana oldukça keskin bir şekilde artırıldı. Seçimlerden önce faiz artışı yaşandı ve bence bu Merkez Bankası’nın enflasyonu düşürmek için gerekeni yapacağına dair güçlü bir sinyaldir. Bu, açıkça olumlu bir işaret. Ancak şu anda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Başkanı olmak kolay bir iş değil.

Türk tahvillerine yoğun talep var. Türkiye’ye sıcak para girişi sizce devam edecek mi? Olası bir geri çekilmede kurda ani bir şok riski gündeme gelir mi?

Bu nedenle, portföy girişleri açısından görünüm, özellikle gecelik piyasaya ve yerel piyasada çok iyi görünüyor. 2024 için çok güçlü portföy girişleri göreceğimizi düşünüyorum. Mayıs ayı boyunca ve hatta geçen hafta boyunca gerçekten çok önemli girişler oldu. Ancak 2025 yılında küresel piyasa koşullarına bağlı olarak, paraların Türkiye’yi de hızla terk edebileceğini düşünüyorum. Yetki alanımızda olan başka bölgelerdeki gibi, örneğin Mısır. Mısır’da yaşanılan şuydu: 2020-2021’de önemli portföy girişleri görülmüştü. 2022’de ise bazı büyük çıkışlar olmuştu. Benzer şekilde Türkiye’de de böyle bir durum yaşanabilir. Bence bu para gidecek. Bu yüzden de Türkiye kalıcı ve doğrudan yatırımı çekmeli ve sermayeyi yeniden temel alarak inşa etmeli. Türkiye’nin avantajlarına yatırım yapılmalı. Genç bir nüfusa sahip, dirençli bir ekonomi. AB ile özel bir gümrük anlaşması var. Dolayısıyla Türkiye’ye daha fazla doğrudan yatırım yapılmasını görmek güzel olurdu.’

Türkiye’nin gri listeden çıkması gündemde. Doğrudan yatırımlarda canlanma olur mu?

Eğer Türkiye gri listeden çıkarılırsa, bunun yardımcı olacağını düşünüyorum. Doğrudan yatırım yapan yabancı yatırımcılar çok dikkatli ve çok temkinli davranıyor. Bu yüzden Türk piyasasına milyarlarca dolar yatırım yapma kararı almaları uzun sürebiliyor. Bu nedenle, faiz oranlarının ve döviz kurlarının volatilitesine, işgücü maliyetine ve sadece iç piyasanın görünümüne de bakacaklarını düşünüyorum. Ancak Türkiye’de yatırım yapma fırsatları da var. Ve enflasyonu düşüren yönetim adımları ile sanırım daha fazla doğrudan yabancı yatırımcı göreceğimizi düşünüyoruz.

“Dolar yılı 32,5 seviyesinde tamamlar”

Son dönemde dolar/TL’de nispeten bir sakinleşme yaşanıyor. Bu suni mi sizce yoksa dolar/TL’de yukarı yönlü riskler durdu mu? Yıl sonunda dolar/TL öngörünüz nedir?

Yani, TL’nin dolar karşısında 2024’te oldukça istikrarlı olacağını düşünüyoruz. Yıl sonunda 32,5 seviyesinde sonlanabilir ve şu anki seviyeye oldukça yakın. Bunun bir numaralı nedeni, haziran ve eylül aylarındaki turizm sezonu ile güçlü bir döviz girişinin olması. Asıl soru, doların çıkacağı zamanlarda ne olacak? Yılın sonuna doğru normalde, daha yüksek döviz çıkışları ve enerji ithalatı için daha fazla döviz talebi olur. Bu nedenle, yıl sonunda biraz daha fazla volatilite olabileceğini hissediyorum. Ancak hala portföy girişlerinin çok güçlü olduğunu izliyoruz. Merkez Bankası aslında dolar alıyor, dolar satmıyor. Bu nedenle, 2024 için durum iyi görünüyor. 2025 ise daha büyük bir ayarın yapılıp yapılmayacağı sorusunu akıllara getiriyor. Çünkü 2025 yılı zor geçebilir ve özellikle ihracatçılar için bazı sektörlerin kar marjları oldukça sıkıntıya düşebilir.

Paylaşın

Sanayi Üretimi Nisan Ayında Yüzde 4,9 Azaldı

Sanayi üretimi nisan ayında yüzde 4,9 azaldı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,3, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 5,3 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,7 azaldı.

Haber Merkezi / Sanayi üretimi yıllık yüzde 0,7 azaldı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, nisan ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,2 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,5 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 1,6 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sanayi Üretim Endeksi Nisan 2024 verilerini yayımladı. Buna göre, Sanayi üretimi yıllık yüzde 0,7 azaldı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, nisan ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,2 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,5 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 1,6 arttı.

Sanayi üretimi nisan ayında yüzde 4,9 azaldı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,3, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 5,3 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,7 azaldı.

Paylaşın

Nisan Ayında Cari Denge 5,3 Milyar Dolar Açık Verdi

Nisan ayında cari işlemler hesabı 5 milyar 285 milyon dolar, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 497 milyon doları açık verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 7 milyar 649 milyon dolar oldu.

Haber Merkezi / Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler 3 milyar 110 milyon dolar seviyesinde gerçekleşirken, bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2 milyar 548 milyon dolar oldu. Birincil gelir dengesi ve ikincil gelir dengesi kalemleri sırasıyla 1 milyar 355 milyon dolar net çıkış ve 609 milyon dolar net giriş kaydedildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Nisan 2024 raporunu açıkladı. Buna göre; Nisan ayında cari işlemler hesabı 5 milyar 285 milyon dolar, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 497 milyon doları açık verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 7 milyar 649 milyon dolar oldu.

Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler 3 milyar 110 milyon dolar seviyesinde gerçekleşirken, bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2 milyar 548 milyon dolar oldu. Birincil gelir dengesi ve ikincil gelir dengesi kalemleri sırasıyla 1 milyar 355 milyon dolar net çıkış ve 609 milyon dolar net giriş kaydedildi.

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 856 milyon dolar oldu. Portföy yatırımları 2 milyar 023 milyon dolar tutarında net giriş kaydedildi. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 360 milyon dolar net alış ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 1 milyar 387 milyon dolar net alış yaptığı görüldü.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak; bankalar ve diğer sektörler sırasıyla 758 milyon ve 500 milyon dola net borçlanma gerçekleştirdi. Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 3 milyar 298 milyon doları net artış kaydedildi.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 358 milyon dolar net artış ve Türk lirası cinsinden 1 milyar 246 milyon dolar net artış olmak üzere toplam 1 milyar 604 milyon dolar net artış kaydedildi.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, bankalar, Genel Hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 892 milyon dolar, 52 milyon dolar ve 140 milyon dolar net kullanım gerçekleştirdi. Resmi rezervlerde bu ay 2 milyar 392 milyon dolar net azalış oldu.

Paylaşın

Halkın Yüzde 50’sinin Tasarruf Edecek Bir Geliri Yok

Halkın yüzde 26,9’u para biriktirme hususunda bir sorun yaşamadığını yüzde 73,1’i para biriktiremediğini ifade etti. Para biriktiremediğini ifade edenlerin ise yüzde 49,8’i tasarruf edecek bir gelirinin olmadığını belirtti.

Halkın yüzde 46,5’i kişisel mali durumunun “kötü” olduğunu ifade ederken “ne iyi ne kötü” diyenlerin oranı yüzde 42,2, “iyi” diyenlerin oranı yüzde 11,3 oldu. Halkın yüzde 53,3’üne göre Türkiye’nin mevcut ekonomik durumu, tıpkı kişisel mali durumu gibi kötü. “Ne iyi ne kötü” diyenlerin oranı yüzde 15,8 iken ülkenin ekonomisiyle ilgili iyimser olanların oranı yüzde 30,9 oldu.

Areda Piar, Türkiye genelinde bin 534 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre, halkın yüzde 73,1’i para biriktiremiyor. Para biriktiremediğini ifade eden katılımcıların yüzde 49,8’i, tasarruf edecek bir gelirinin olmadığını belirtti.

Bu grubun yüzde 23,3’ü aylık harcamasının yüksek olduğunu, yüzde 12,6’sı borçlarının bulunduğunu, yüzde 5,5’i beklenmedik masraflardan dolayı para biriktiremediğini belirtti. Ayrıca yüzde 5’i para biriktirme konusunda planlamaya sahip olmadığını, yüzde 1,4’ü alışveriş bağımlısı olduğunu ve yüzde 0,2’si birikim amacı olmadığı için para biriktiremediğini kaydetti.

Yastık altı, döviz ve altın

Araştırmada yer alan katılımcıların yüzde 70,4’ü Türkiye’de tasarruf yapmanın “çok zor”, yüzde 13,9’u da “zor” olduğunu ifade etti. Yüzde 11,5’i orta düzeyde olduğunu belirtirken soruya “kolay” ve “çok kolay” yanıtı verenlerin oranı sırasıyla yüzde 2,2 ve yüzde 2’de kaldı.

“Tasarruf imkânınız olsa hangi aracı tercih edersiniz?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 47,7’si fiziki altın (yastık altı birikim, gram, çeyrek ziynet vs.), yüzde 25,3’ü döviz, yüzde 22,5’i altın, yüzde 21,8’i Türk lirası mevduat (faiz geliri), yüzde 8’i Borsa İstanbul, yüzde 6,6’sı katılım hesapları (faizsiz birikim hesapları), yüzde 4,5’i döviz mevduat (faiz geliri), yüzde 3,7’si bireysel emeklilik hesapları ve yüzde 1,8’i kripto para piyasası yanıtını verdi.

Araştırmada katılımcılara en çok hangi alanlarda tasarruf yaptıkları da soruldu. Araştırmaya katılanların yüzde 22,3’ü giyim ve ayakkabıdan, yüzde 16,1’i eğlence ve sosyalleşme masraflarından kısarak tasarruf yaptığını belirtti. Yüzde 14,6’sı elektrik kullanımı, yüzde 12,3’ü su kullanımı, yüzde 9,8’i gıdadan ve yüzde 8,8’i her alanda tasarruf yaptığını söyledi.

Ayrıca yüzde 3,8’i hediye ve bahşiş masraflarında, yüzde 2,8’i doğalgaz kullanımında, yüzde 2,3’ü kişisel bakım masraflarında, yüzde 1,8’i konut masraflarında ve yüzde 0,7’si sigorta masraflarında tasarrufa gittiğini belirtti.

Araştırmada katılımcılara tatil alışkanlıklarındaki değişkenlik de soruldu. Katılımcıların yüzde 50,7’si artık tatile gitmediğini ifade etti. Bununla birlikte yüzde 31,7’si bütçesi daha uygun yerleri tercih ettiğini belirtirken yüzde 11,1’i tatil planlamasında herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi. Tatil süresini daha kısa tutarak tasarruf ettiğini belirtenler de katılımcıların yüzde 6,5’ini oluşturdu.

Araştırmaya katılanların yüzde 46,5’i kişisel mali durumunun “kötü” olduğunu ifade ederken “ne iyi ne kötü” diyenlerin oranı yüzde 42,2, “iyi” diyenlerin oranı yüzde 11,3 oldu. Katılımcıların yüzde 53,3’üne göre Türkiye’nin mevcut ekonomik durumu, tıpkı kişisel mali durumu gibi kötü. “Ne iyi ne kötü” diyenlerin oranı yüzde 15,8 iken ülkenin ekonomisiyle ilgili iyimser olanların oranı yüzde 30,9 olarak araştırmaya yansıdı.

Türkiye genelinde bin 534 kişinin katıldığı araştırma, 29 Nisan-2 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirildi.

Araştırmanın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın