2026’da Dış Ticaret Açığı 11 Milyar Doları Aştı

Dış ticaret açığı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 56 artarak 7 milyar 195 milyon dolardan 11 milyar 221 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 76,5’ten yüzde 66,1’e geriledi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle hazırlanan 2026 yılı Mart ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri açıklandı.

Genel ticaret sistemine göre, Mart ayında ihracat geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6,4 azalarak 21 milyar 899 milyon dolara gerilerken, ithalat yüzde 8,2 artışla 33 milyar 120 milyon dolara yükseldi.

Bu gelişmeyle birlikte dış ticaret açığı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 56 artarak 7 milyar 195 milyon dolardan 11 milyar 221 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 76,5’ten yüzde 66,1’e geriledi.

2026 yılının Ocak-Mart döneminde ihracat yüzde 3,2 düşüşle 63 milyar 227 milyon dolar, ithalat ise yüzde 4,7 artışla 91 milyar 895 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde dış ticaret açığı yüzde 27,5 artarak 28 milyar 667 milyon dolara yükselirken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 74,4’ten yüzde 68,8’e indi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç tutulduğunda, Mart ayında ihracat yüzde 5,5 azalarak 20 milyar 304 milyon dolara geriledi. Aynı kapsamda ithalat yüzde 11,2 artarak 25 milyar 738 milyon dolara çıktı. Bu kalemler hariç dış ticaret açığı 5 milyar 435 milyon dolar olurken, dış ticaret hacmi yüzde 3,2 artışla 46 milyar 42 milyon dolara ulaştı. Söz konusu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 78,9 olarak kaydedildi.

Mart ayında ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 93,7 ile başı çekti. Tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı ise yüzde 1,9 oldu. Ocak-Mart döneminde de benzer bir tablo görülürken, imalat sanayinin payı yüzde 93,4 olarak gerçekleşti.

İthalatta ise geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre Mart ayında ara mallarının payı yüzde 70,0 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 14,6 ile sermaye malları ve yüzde 14,9 ile tüketim malları izledi.

En Fazla İhracat Almanya’ya

Mart ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu. Bu ülkeye yapılan ihracat 1 milyar 820 milyon dolar olarak gerçekleşti. Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, İtalya ve Fransa en fazla ihracat yapılan diğer ülkeler arasında yer aldı. İlk 5 ülke, toplam ihracatın yüzde 31,2’sini oluşturdu.

Ocak-Mart döneminde de ihracatta ilk sırayı Almanya alırken, ilk 5 ülkenin toplam ihracattaki payı yüzde 30,5 olarak kaydedildi.

İthalatta Çin İlk Sırada

İthalatta ise Mart ayında ilk sırayı Çin aldı. Bu ülkeden yapılan ithalat 4 milyar 759 milyon dolar olurken, Rusya, Almanya, İsviçre ve ABD diğer önemli tedarikçiler oldu. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,1’ini oluşturdu.

Yılın ilk üç ayında da ithalatta Çin liderliğini korurken, ilk 5 ülkenin toplam ithalattaki payı yüzde 41,5 olarak hesaplandı.

Mart ayı verileri, dış ticaret dengesindeki bozulmanın sürdüğüne ve ithalat artışının ihracattaki düşüşle birleşerek açığı büyüttüğüne işaret etti.

Paylaşın

Hizmet Enflasyonu Yüzde 35,94

Hizmet sektöründe yıllık enflasyon yüzde 35,94’e ulaştı. Veriler, hizmet sektöründeki fiyat artışlarının geniş bir alana yayıldığını ve yukarı yönlü seyrin sürdüğünü ortaya koydu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu, 2026 yılı Mart ayına ilişkin Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verilerini açıkladı. Buna göre endeks, yıllık bazda yüzde 35,94, aylık bazda ise yüzde 4,06 oranında artış kaydetti.

Açıklanan verilere göre H-ÜFE, bir önceki yılın Aralık ayına kıyasla yüzde 14,47 yükselirken, on iki aylık ortalamalara göre artış oranı yüzde 35,63 olarak gerçekleşti.

Alt sektörler incelendiğinde, yıllık bazda en yüksek artış yüzde 40,30 ile gayrimenkul hizmetlerinde görüldü. Ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 38,26, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde %36,52, idari ve destek hizmetlerde yüzde 34,36 artış kaydedildi. Konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 32,31, bilgi ve iletişim hizmetleri ise yüzde 32,54 oranında yükseldi.

Aylık bazda ise en dikkat çekici artış yüzde 7,01 ile ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yaşandı. Gayrimenkul hizmetleri yüzde 4,19, idari ve destek hizmetler yüzde 3,96 artış gösterirken; bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 1,86, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 1,78, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler ise yüzde 0,92 oranında yükseldi.

Mart ayı verileri, hizmet sektöründeki fiyat artışlarının geniş bir alana yayıldığını ve yukarı yönlü seyrin sürdüğünü ortaya koydu.

Paylaşın

Ekonomiye Güven Nisan Ayında Geriledi

Ekonomik güven endeksi, mart ayında 97,9 iken nisan ayında 96,4 seviyesine geriledi. Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan 2026 dönemine ilişkin Ekonomik Güven Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre ekonomik güven endeksi, Mart ayında 97,9 iken Nisan ayında yüzde 1,5 oranında azalarak 96,4 seviyesine geriledi.

Alt endeksler incelendiğinde farklı yönlü hareketler dikkat çekti. Tüketici güven endeksi Nisan ayında yüzde 0,5 artış göstererek 85,5 değerine yükseldi.

Reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi ise yüzde 1,4 oranında düşüşle 98,6 seviyesine indi. Hizmet sektörü güven endeksi de yüzde 3,1 azalarak 109,7 olarak kaydedildi. Perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 1,8 düşüşle 111,6’ya gerilerken, inşaat sektörü güven endeksi ise yüzde 3,6 artış göstererek 83,6 seviyesine yükseldi.

Veriler, ekonomik güvende genel bir gerilemeye işaret ederken sektörler arasında farklı yönlü eğilimlerin sürdüğünü ortaya koydu.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

Enflasyon Beklentilerinde Alarm: Reel Sektör Kötümser

Merkez Bankası (TCMB), Nisan 2026 dönemine ilişkin Sektörel Enflasyon Beklentileri’ni yayımladı. Açıklanan veriler, enflasyon beklentilerinde tüm kesimlerde artış yaşandığını ortaya koydu.

TCMB’nin, Piyasa Katılımcıları Anketi, İktisadi Yönelim Anketi ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) iş birliğiyle yürüttüğü Hanehalkı Beklenti Anketi verileriyle oluşturduğu çalışmaya göre; finansal sektör, reel sektör ve hanehalkının 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon öngörüleri yukarı yönlü güncellendi.

Nisan ayında 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi, piyasa katılımcıları için 1,22 puan artarak yüzde 23,39’a yükseldi. Reel sektörün beklentisi 0,80 puanlık artışla yüzde 33,70’e çıkarken, hanehalkında ise artış daha belirgin oldu. Hanehalkının enflasyon beklentisi 1,67 puanlık yükselişle yüzde 51,56 seviyesine ulaştı.

Öte yandan, enflasyonun önümüzdeki 12 ayda düşeceğini bekleyen hanehalkı oranında gerileme dikkat çekti. Bu oran bir önceki aya göre 0,57 puan azalarak yüzde 14,57’ye indi.

Veriler, enflasyona ilişkin beklentilerin toplumun tüm kesimlerinde bozulmaya devam ettiğini ve özellikle hanehalkı tarafında yüksek enflasyon algısının sürdüğünü gösterdi.

Paylaşın

Hanehalkının Enflasyon Beklentisi Yüzde 51,56

Merkez Bankası (TCMB), Nisan 2026 dönemine ilişkin Hanehalkı Beklenti Anketi sonuçlarını açıkladı. Veriler, vatandaşın enflasyon beklentisinde dikkat çekici bir yükselişe işaret etti.

Buna göre, hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi bir önceki aya kıyasla 1,67 puan artarak yüzde 51,56 seviyesine çıktı. Böylece enflasyonda yukarı yönlü beklentinin güçlendiği görüldü.

Ankete katılanlar, son bir yılda fiyatı en çok artan ve önümüzdeki 12 ayda da artmaya devam etmesini bekledikleri ürün ve hizmet gruplarını “gıda” ile “yakıt ve enerji” olarak sıraladı. Gıdayı en fazla artış gösteren kalem olarak değerlendirenlerin oranı yüzde 40,7’ye yükseldi.

Öte yandan, konut fiyatlarına ilişkin artış beklentisi de sınırlı yükseliş gösterdi. Katılımcılar, önümüzdeki 12 ayda konut fiyatlarının yüzde 35,23 oranında artacağını öngördü.

Döviz kuru beklentilerinde ise yatay bir seyir dikkat çekti. 12 ay sonrası ABD Doları kuru beklentisi 0,03 TL düşüşle 52,12 TL olarak ölçüldü.

Yatırım tercihlerinde ise enflasyon algısının etkisi hissedildi. “Altın alırım” diyenlerin oranı gerilemesine rağmen ilk sıradaki yerini korurken, gayrimenkule yönelimde artış görüldü. “Ev, dükkan veya arsa alırım” diyenlerin oranı yüzde 33,4’e yükseldi.

Anket sonuçları, hanehalkının enflasyona ilişkin kaygılarının sürdüğünü ve fiyat artışlarının özellikle temel harcama kalemlerinde yoğunlaşmasının beklendiğini ortaya koydu.

Paylaşın

Merkez Bankası Politika Faizini Sabit Tuttu

Merkez Bankası (TCMB), nisan ayı toplantısında piyasa beklentileriyle uyumlu bir karara imza attı. Kurul, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de sabit bırakma kararı aldı.

Karar metninde faiz koridoruna ilişkin detaylar da paylaşıldı: Merkez Bankası gecelik borç verme faiz oranını yüzde 40, borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5 seviyesinde korudu.

Kurul tarafından yapılan açıklamada, mart ayında enflasyonun ana eğiliminde bir gerileme gözlendiği ancak öncü verilerin nisan ayında sınırlı bir yükselişe işaret ettiği belirtildi. Özellikle jeopolitik gerilimlerin tetiklediği enerji fiyatlarındaki oynaklık, Merkez Bankası’nın radarındaki en kritik başlıklar arasında yer alıyor.

Açıklamada, “Enerji fiyatlarındaki yüksek seyir ve oynaklığın, maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerindeki etkileri yakından takip edilmektedir,” denilerek küresel risklerin iç piyasaya yansımalarına dikkat çekildi.

“Gerekirse Sıkılaşma Devam Edecek”

Ekonomideki yavaşlama sinyallerine rağmen dezenflasyon sürecine vurgu yapan TCMB, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini belirtti. Banka, enflasyon görünümünde “belirgin ve kalıcı bir bozulma” yaşanması halinde para politikası duruşunun daha da sıkılaştırılabileceğinin sinyalini vererek piyasalara şu mesajı verdi:

“Para politikası kararları enflasyon odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşumuzu koruyoruz.”

Banka, sadece faiz oranlarıyla değil, yardımcı araçlarla da piyasayı dengelemeye kararlı. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında bir seyir izlenmesi durumunda, makroihtiyati adımların devreye alınacağı ifade edildi. Ayrıca, piyasadaki likidite koşullarının yakından izlendiği ve likidite yönetimi araçlarının etkin şekilde kullanılmaya devam edeceği vurgulandı.

TCMB, tüm bu hamlelerin temel amacının enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştırmak olduğunun altını çizdi. Kurul; kararların öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alınmaya devam edileceğini belirterek ekonomi yönetimindeki kararlılık mesajını tazeledi.

Paylaşın

Tüketicinin Ekonomiye Güveni Nisan’da Arttı

Mart ayında 85,0 puan olan tüketici güven endeksi, Nisan ayında 85,5 seviyesine yükseldi. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan 2026 dönemine ilişkin Tüketici Güven Endeksi verilerini açıkladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası iş birliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi sonuçlarına göre hesaplanan endeks, sınırlı da olsa yükseliş gösterdi.

Mart ayında 85,0 seviyesinde bulunan Tüketici Güven Endeksi, Nisan ayında yüzde 0,5 oranında artarak 85,5’e çıktı. Açıklanan veriler, tüketici güveninde temkinli bir toparlanmaya işaret ederken, endeksin hâlen 100 eşik değerinin altında kalması, tüketicilerin genel ekonomik duruma ilişkin ihtiyatlı duruşunu sürdürdüğünü ortaya koydu.

Ekonomistler, endeksteki sınırlı artışın hanehalkının mevcut ekonomik koşullara dair beklentilerinde kısmi bir iyileşmeye işaret ettiğini belirtirken, kalıcı bir güven artışı için daha güçlü ekonomik göstergelere ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini /  beklentisini göstermektedir. İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

Yurt Dışı Üretici Enflasyonu Yüzde 35,40

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Mart 2026 verilerine göre, Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi’nde (YD-ÜFE) bir önceki aya göre yüzde 3,94 artarken, yıllık bazda artış yüzde 35,40 olarak kaydedildi.

Endeks, yılın ilk üç ayında yüzde 10,73 yükselirken, on iki aylık ortalamalara göre artış oranı yüzde 30,23 oldu. Veriler, özellikle küresel maliyet baskılarının ihracat fiyatlarına yansımaya devam ettiğini gösterdi.

Sanayinin alt sektörlerinde ise dikkat çekici farklılaşmalar görüldü. Yıllık bazda madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe fiyat artışı yüzde 53,25’e ulaşırken, imalat sanayindeki artış yüzde 35,10 seviyesinde gerçekleşti.

Ana sanayi grupları incelendiğinde, en yüksek yıllık artışın yüzde 88,91 ile enerji grubunda yaşanması öne çıktı. Dayanıklı tüketim mallarında yüzde 39,86, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 39,45, ara mallarında yüzde 29,85 ve sermaye mallarında yüzde 27,93 oranında artış kaydedildi.

Aylık bazda da enerji fiyatlarındaki sert yükseliş dikkat çekti. Mart ayında enerji grubu yüzde 58,87 artış gösterirken, imalat sanayi yüzde 3,98, madencilik ve taş ocakçılığı ise yüzde 1,97 artış kaydetti. Ana sanayi gruplarında ise ara malları yüzde 1,91, dayanıklı tüketim malları yüzde 0,90 ve dayanıksız tüketim malları yüzde 0,99 artarken, sermaye mallarında yüzde 0,07’lik sınırlı bir düşüş yaşandı.

Açıklanan veriler, özellikle enerji maliyetlerindeki keskin artışın YD-ÜFE üzerinde belirleyici olduğunu ortaya koyarken, uzmanlar bu eğilimin ihracat fiyatları ve rekabet gücü üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekiyor.

Paylaşın

Tarımda Fiyat Baskısı Sürüyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Şubat 2026 Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verileri, sektördeki maliyet baskısının sürdüğünü ortaya koydu.

Buna göre Tarım-GFE, Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 3,10 artarken, geçen yılın aynı ayına göre artış oranı yüzde 31,55’e ulaştı. Endeks, yıl başına göre yüzde 7,08 yükselirken, on iki aylık ortalamalara göre artış ise yüzde 32,64 olarak kaydedildi.

Alt kalemler incelendiğinde, çiftçinin üretim sürecinde kullandığı mal ve hizmetlerdeki fiyat artışları dikkat çekti. Aylık bazda tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksi yüzde 2,96 artarken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerdeki artış yüzde 3,94 oldu. Yıllık bazda ise bu kalemlerdeki artış sırasıyla yüzde 32,81 ve yüzde 24,31 olarak gerçekleşti.

Girdi kalemleri arasında en yüksek yıllık artış yüzde 41,37 ile veteriner harcamalarında görülürken, aylık bazda en hızlı yükseliş yüzde 4,31 ile malzemeler grubunda kaydedildi.

Açıklanan veriler, özellikle yem, bakım ve ekipman gibi temel girdilerdeki fiyat artışlarının üretici üzerindeki maliyet baskısını artırdığını gösteriyor. Uzmanlar, tarımsal girdi enflasyonundaki yüksek seyrin, önümüzdeki dönemde gıda fiyatları üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaya devam edebileceğine işaret ediyor.

Paylaşın

Türkiye’nin Yurt Dışı Yükümlülükleri 786,8 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan Şubat 2026 verilerine göre, Türkiye’nin net uluslararası yatırım pozisyonu -347,6 milyar dolar olarak kaydedildi.

Şubat ayı itibarıyla Türkiye’nin yurt dışı varlıkları bir önceki aya göre yüzde 1,7 azalarak 439,1 milyar dolara gerilerken, yükümlülükleri yüzde 0,5 düşüşle 786,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece varlıklardaki daha hızlı gerileme, net pozisyon açığının büyümesinde belirleyici oldu.

Varlık kalemleri incelendiğinde en dikkat çekici düşüş rezervlerde yaşandı. Rezerv varlıklar 7,9 milyar dolar azalarak 210,3 milyar dolara geriledi. Buna karşılık doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 1,2 artışla 76,8 milyar dolara yükselirken, diğer yatırımlar kalemi sınırlı bir düşüşle 145,6 milyar dolar oldu. Bankaların yabancı para cinsinden efektif ve mevduat varlıkları ise yüzde 2 azalarak 42,5 milyar dolara indi.

Yükümlülük tarafında ise farklı bir görünüm öne çıktı. Doğrudan yatırımlar, BIST 100 endeksindeki gerilemenin etkisiyle yüzde 2,2 azalarak 226,2 milyar dolara düştü. Buna karşın portföy yatırımları yüzde 0,8 artışla 153,4 milyar dolara yükselirken, diğer yatırımlar kalemi yüzde 0,1’lik sınırlı düşüşle 407,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Genel hükümetin devlet iç borçlanma senetleri yükümlülükleri ise yüzde 1,2 azalarak 22,1 milyar dolara geriledi.

Veriler, Türkiye’nin uluslararası yatırım pozisyonunda açığın büyümeye devam ettiğini ve özellikle rezervlerdeki gerilemenin bu görünüm üzerinde etkili olduğunu ortaya koydu. Ekonomistler, küresel finansal koşullar ve sermaye hareketlerinin önümüzdeki dönemde bu dengede belirleyici olmaya devam edeceğine dikkat çekiyor.

Paylaşın