Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 21 Bin 822’ye Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 86. gününde Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in düzenlediği saldırılarda öldürülenlerin sayısının 21 bin 822’ye yükseldiğini duyurdu. 

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı açıklamasında, saldırılarda ölenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuk olduğunu kaydetti.

İsrail, 7 Ekim’deki Gazze’den yapılan saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı. İsrail, 7 Ekim’den bu yana 504 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

Birleşmiş Milletler (BM), Gazze Şeridi’nde yaşayan 2 milyondan fazla insanın büyük çoğunluğunun evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtiyor. Kaçan sivillerin çoğu Refah gibi güney bölgesindeki yerlerde derme çatma çadırlarda yaşıyor.

Öte yandan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, düzenlediği basın toplantısında ülkesinin Gazze Şeridi’ni tamamen silahlardan arındırmak istediğini ve bundan emin olmak durumunda olduğunu söyledi. Netanyahu, bunun için de Gazze Şeridi’nin Mısır’la arasındaki koridorun tamamen ele geçirilmesi gerektiğini öne sürdü.

Netanyahu açıklamasında “Philadelphi Koridoru -ya da daha doğru bir ifadeyle Gazze’nin güney kapanış noktası, bizim elimizde olmalı. Kapatılmalıdır. Başka herhangi bir düzenlemenin aradığımız askersizleştirmeyi sağlamayacağı açıktır” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, söz konusu planlarına ilişkin daha fazla detay vermedi ancak bahsettiği planın uygulanmasının İsrail’in 2005 yılında çekildiği Gazze’yi yeniden kontrolü altına alması anlamına geleceği ifade ediliyor.

Tel Aviv’de Netanyhu’nun konutu yakınlarında toplanan binlerce kişi, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu protesto etti ve istifaya davet eden sloganlar attı. Göstericiler bir yandan rehinelerin ailelerine destek mesajları verirken diğer yandan Netanyahu hükümetinin istifa etmesini istediklerini dile getirdi.

ABD’den İsrail’e silah satma kararı

ABD’de Joe Biden yönetimi, “acil durum” gerekçesiyle, Kongre üyelerinin onayını almadan ikinci kez, Gazze’ye yönelik saldırılarına devam eden İsrail’e silah satma kararı aldı.

Dışişleri Bakanlığına bağlı Siyasi-Askeri İşler Dairesi’nin dün yaptığı yazılı açıklamada, “Dışişleri Bakanı (Antony Blinken), M107 155 mm mermiler ve ilgili ekipmanların İsrail hükümetine tahmini 147,5 milyon dolar tutarında olası bir yabancı askeri satışını onayladı. Savunma Güvenliği İşbirliği Ajansı, Kongre’ye bu olası satışı bildiren gerekli sertifikayı bugün verdi” ifadeleri yer aldı.

Blinken’ın, söz konusu askeri malzemelerin ve hizmetlerin “ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda İsrail Hükümetine derhal satılmasını gerektiren bir acil durumun” mevcut olduğuna dair Kongre’ye ayrıntılı gerekçeler sunduğu belirtilen açıklamada, Silah İhracatı Kontrol Kanunu’nun 36(b) maddesi gereğince “Kongre’nin inceleme gerekliliklerinden feragat edildiği” belirtildi.

Açıklamanın devamında, “ABD, İsrail’in güvenliğine kendini adamıştır. İsrail’in güçlü ve hazır bir öz savunma yeteneğini geliştirmesine ve sürdürmesine yardımcı olmak, ABD’nin ulusal çıkarları açısından hayati önem taşımaktadır” sözlerine yer verildi.

Ayrıca, İsrail’e verilecek bu askeri teçhizatın ve desteğin “bölgedeki temel askeri dengeyi değiştirmeyeceği” belirtilerek, uluslararası insani hukuka uygun mühimmat kullanmanın “tüm ülkelerin görevi” olduğu vurgulandı.

Blinken, 9 Aralık’ta benzer gerekçelere dayanarak, değeri 106 milyon doların üzerinde olan yaklaşık 14 bin mermilik tank mühimmatının İsrail’e satılmasını Kongre’nin oluruna sunmadan onaylamıştı.

Mısır’dan yeni ateşkes planı

İsrail’in son saldırıları, Hamas temsilcilerinin savaşı sona erdirmeye yönelik Mısır’ın hazırladığı planı görüşmek üzere başkent Kahire’ye gittiği sırada gerçekleşiyor. Hamas’a yakın kaynaklara göre, Mısır’ın üç aşamalı planı yeni bir ateşkes sağlanmasını, İsrail’deki Filistinli tutuklular karşılığında rehinelerin kademeli olarak serbest bırakılmasını ve nihayetinde savaşın sona erdirilmesini öngörüyor.

İsminin açıklanmaması kaydıyla AFP’ye konuşan bir Hamas yetkilisi, İsrail ordusunun Gazze’den “tamamen çekilmesi için garanti” isteyeceklerini söyledi. Mısır’ın çözüm önerisi, “tüm Filistinli grupların” katılımıyla yapılacak görüşmelerin ardından, savaş sonrası Gazze’nin yönetiminden ve yeniden inşasından sorumlu olacak bir teknokratlar hükümeti kurulmasını da içeriyor.

Mısır Devlet Enformasyon Dairesi Başkanı Dia Raşvan planın “Filistinlilerin kanının dökülmesine son vermek amacıyla, ilgili tüm tarafların görüşlerini bir araya getirmeyi amaçladığını” söyledi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 21 Bin 672’ye Yükseldi

Gazze Şeridi’ne İsrail saldırılarında yüzde 70’i çocuk ve kadın olmak üzere, 21 bin 672 kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu. Saldırılarda 56 bin 165 kişinin de yaralandı kaydedildi.

Haber Merkezi / Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, İsrail saldırıları yüzünden 2,3 milyon Filistinli Gazze’deki evini terk etmek zorunda kaldığı vurgulandı.

Bu arada İsrail saldırılarından kaçmaya çalışan binlerce kişi Gazze’nin güneyinde küçük bir bölgede sıkışmış durumda. İsrail’in daha önce güvenli bölge olarak nitelediği yerlere de saldırılar düzenlemesi nedeniyle bölgede güvenli bir yerin kalmadığı yorumları yapılıyor.

İsrail’in, Gazze Şeridi’ne yönelik hava, kara ve denizden düzenlediği saldırılarına gece boyu devam etti. Gazze’deki sağlık yetkilileri son 24 saatte en az 187 Filistin vatandaşının hayatını kaybettiğini teyit etti.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant askerlerin Gazze’deki Hamas komuta merkezlerine ve silah depolarına ulaştığını söyledi. İsrail ordusu, Gazze’deki Hamas lideri Yahya Sinvar’ın Gazze Şehri’ndeki evlerinden birinin bodrumundaki tünel kompleksini tahrip ettiğini açıkladı.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki En-Nusayrat Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda çok sayıda ölen ve yaralanan oldu.

Al-Quds televizyonu için çalışan Filistinli bir gazetecinin bazı aile üyeleriyle birlikte İsrail hava saldırısında hayatını kaybettiği belirtildi. İsrail saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 106 Filistinli gazetecinin yaşamını yitirdiği kaydediliyor.

Gazetecileri Koruma Komitesi geçen ay yaptığı açıklamada savaşın ilk 10 haftasının gazeteciler için en ölümcül savaş olduğunu belirtmişti.

Güney Afrika’dan İsrail’e “soykırım” davası

Güney Afrika, Gazze’de “soykırım” yaptığı gerekçesiyle İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda dava açtı. Yapılan dava başvurusunda İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 1948’de kabul edilen Soykırım Sözleşmesi’ndeki yükümlülüklerini ihlal ettiği öne sürülerek, “Gazze’deki Filistin halkına karşı soykırım eylemlerine giriştiği, buna devam ettiği ve daha da sürdürme riski taşıdığı” belirtildi.

Lahey’deki mahkemeye yapılan başvuruda ayrıca İsrail’in “Filistin ulusu, ırkçı ve etnik grubunun bir parçası olan Gazze’deki Filistilileri yok etmek için özel bir niyetle hareket ettiği” iddia edildi.

İsrail dava başvurusunu “tiksintiyle” reddettiğini bildirdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lior Haiat X’teki sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “İsrail, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’na yaptığı başvuruda yaydığı kan iftirasını tiksintiyle reddediyor” dedi. İddianın fiili ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilen açıklamada, Güney Afrika Hamas’la işbirliği yapmakla suçlandı.

Güney Afrika dava başvurusunda mahkemeden “Filistin halkının haklarına daha fazla, ciddi ve telafisi mümkün olmayan zarar verilmesine karşı koruma” talep etti.

Filistin’in hakları konusunda uzun süredir sesini yükselten ülkelerden olan Güney Afrika’da, iktidar partisi Afrika Ulusal Kongresi (ANC) Filistin sorununu, aparthayda (ırk ayrımcılığı) karşı yürüttüğü kendi mücadelesiyle ilişkilendiriyor.

Güney Afrika hükümeti, ağır sivil kayıpların yaşandığı İsrail’in Gazze’deki harekatını şiddetle kınamış ve bu ülkedeki tüm diplomatlarını geri çekmişti. Kasım ayında aralarında Güney Afrika’nın da bulunduğu beş ülke İsrail-Hamas savaşının Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından soruşturulması çağrısında bulunmuştu.

Uluslararası Adalet Divanı’nın vereceği kararlar bağlayıcı nitelikte ve soykırım suçları için zaman aşımı söz konusu değil. Uluslararası Adalet Divanı, öncelikli olarak İsrail’in Gazze’deki askeri eylemlerinin durdurulması talebini ele alacak.

İsrail’in soykırım suçu işlediğine ilişkin yeterli kanıtlara ulaşılması durumunda ise uzun bir yargılama süreci başlayacak.

Paylaşın

Rusya, Ukrayna’yı Füzelerle Vurdu: En Az 12 Ölü

Ukrayna’nın Kırım’ın Feodosya limanında bir Rus savaş gemisini vurmasından günler sonra, Rusya’nın Ukrayna’nın farklı bölgelerine düzenlediği füze saldırılarında en az 12 kişinin öldüğü, onlarcasının da yaralandığı duyuruldu.

Ukrayna haftalardır Rusya’nın enerji altyapısına büyük bir hava saldırısı düzenlemek üzere füze stokluyor olabileceği uyarısında bulunuyordu. Rusya geçen yıl kış aylarında da Ukrayna’nın enerji altyapısını hedef alan yoğun saldırılar düzenlemişti.

Batılı ülkeler son dönemde Kiev’e verilen askeri ve mali desteğin boyutunu sorguluyor. ABD yönetimi son olarak, Ukrayna’ya 250 milyon dolarlık ek askeri yardım gönderileceğini açıklamıştı.

Ancak Ukrayna’ya 61 milyar dolarlık savunma yardımını da içeren yeni yardım paketi Kongre’den henüz geçmedi. Senatodaki Cumhuriyetçiler, yardım tasarısına içinde ABD’nin güney sınırlarının güvenliğinin artırılmasına ilişkin ilave tedbirler yer almadığı gerekçesiyle destek vermemişti.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya’nın 110 civarında füze saldırısı düzenlediğini söylerken, Ukrayna Hava Kuvvetleri sözcüsü Yuriy İhnat, Rusya’nın X-22 gibi durdurulması son derece zor olan hipersonik, seyir ve balistik füzeler kullandığını kaydetti.

Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko, Telegram’da yedi kişinin hastaneye kaldırıldığını, üç kişinin de bir deponun enkazı altında kaldığını söyledi. Kliçko, hava saldırısı sığınağı görevi gören bir metro istasyonunun da vurulduğunu duyurdu.

Harkiv Belediye Başkanı İgor Terekhov, kentte bir hastane ve konut binalarına zarar veren saldırılarda bir kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin yaralandığını söyledi. Odessa’da belediye başkanı, düşen bir insansız hava aracının enkazının çarpması sonucu bir binanın alev aldığını bildirdi.

Paylaşın

2023 Yılında Venezuela’da Her Gün 19 Cinayet İşlendi

Ekvador ve Honduras’ın ardından Latin Amerika’nın en tehlikeli ülkesi Venezuela’da, her gün ortalama 19 cinayet işlendi. Cinayetlerin yüzde 42’sinin faili bulunurken, yüzde 58’inin faili ise bulunamadı.

Venezuela Şiddet Gözlemevi Direktörü Roberto Briceño “Ülkedeki şiddet olaylarına bağlı ölümlerin sayısında önemli bir azalma gözlemlemiş olmamıza rağmen, nüfusa göre cinayet oranı, geleneksel olarak organize suç ve şiddet oranlarının yüksek olduğu Meksika, Kolombiya ve Brezilya’nın üzerinde. Venezuela’daki cinayet oranı sadece Ekvador ve Honduras tarafından geçiliyor ki bu ülkeler sadece Latin Amerika’da değil, dünyada şiddet ve cinayet oranlarında ilk sıralarda yer alan ülkeler” diye konuştu.

2023 Venezuela Şiddet Raporu’na göre ülkede bu yıl 6 bin 973 kişi öldürüldü. Her 100 bin kişiden ortalama 26,8’sinin öldürüldüğü ve bu cinayet oranıyla Ekvador ve Honduras’ın ardından Latin Amerika’nın en tehlikeli ülkesi Venezuela’da, her gün ortalama en az 19 kişi şiddete maruz kaldığı için yaşamını yitirdi.

VOA Türkçe’den Mustafa Özdemir’in aktardığına göre; Raporda dikkat çeken veriler arasında maktullerin 953’ünün güvenlik güçlerine direndikleri gerekçesiyle polis eliyle öldürülmesi ve cinayetlerin yüzde 58’inin aydınlatılamamış olması yer alıyor.

Öldürülenlerin yüzde 66’sının 15 ile 44 yaş arasında, yüzde 88,4’ünün ise erkeklerden oluştuğu belirtilen rapora göre, araştırmaya katılanların yüzde 47’si sokakta şiddete uğramaktan endişe duyuyor ve yüzde 22’siyse yaşadığı yeri güvenlik sorunundan dolayı değiştirmek istiyor.

Venezuela Şiddet Gözlemevi Direktörü Roberto Briceño “Ülkedeki şiddet olaylarına bağlı ölümlerin sayısında önemli bir azalma gözlemlemiş olmamıza rağmen, nüfusa göre cinayet oranı, geleneksel olarak organize suç ve şiddet oranlarının yüksek olduğu Meksika, Kolombiya ve Brezilya’nın üzerinde. Venezuela’daki cinayet oranı sadece Ekvador ve Honduras tarafından geçiliyor ki bu ülkeler sadece Latin Amerika’da değil, dünyada şiddet ve cinayet oranlarında ilk sıralarda yer alan ülkeler” diye konuştu.

Dünya şehirlerini cinayet oranları, şiddet, suç, siyasi istikrar, silahlı grupların varlığı ve emniyetle ilgili bazı göstergeleri referans alarak sıralayan Küresel Endeks’e göre, Venezuela’nın başkenti Caracas dünyanın en tehlikeli kentleri arasında ilk sırada.

Endekste dünyanın en tehlikeli ilk 10 şehri arasında Honduras’tan San Pedro Sula ve Brezilya’dan Rio de Janeiro, Salvador, Fortaleza ve Recife de bulunuyor.

Venezuela Şiddet Raporu’nda uyuşturucu ticaretine bağlı olarak son yıllarda organize suç ve şiddetin en fazla arttığı ülkelerden Ekvador’un, her 100 bin kişide 44 cinayet oranıyla Latin Amerika’nın en tehlikeli ülkesi olduğu belirtiliyor.

Bölgedeki en tehlikeli ikinci ülkeyse resmi verilere göre her 100 binde 30, bağımsız kurumlara göreyse 100 binde 37 oranla Honduras. Onu 100 binde 24’le Meksika, 23’le Kolombiya ve 21’le Brezilya izliyor. Latin Amerika’da cinayet oranının en düşük olduğu ülke ise 100 binde 5 ile Şili.

Paylaşın

ABD’den Türkiye Merkezli Şirkete “Husiler” Yaptırımı

ABD Maliye Bakanlığı, Yemen’deki Husiler’e İran’ın mali yardımının iletilmesinde rol oynadığı gerekçesiyle Türkiye merkezli Al Aman Kargo İthalat İhracat ve Nakliyat Limited Şirketi’ni yaptırım listesine aldı.

Yemen’de İran’ın desteklediği belirtilen Husiler, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısının ardından Gazze’ye İsrail’in harekat başlatmasından sonraki süreçte saldırıları arttırdı.

Husiler, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde uluslararası taşımacılık yapan gemileri insansız hava araçları ve füzelerle hedef alıyor. Husiler’in artan saldırıları sebebiyle bazı taşımacılık şirketleri ya faaliyetlerini askıya aldı ya da bazı gemiler Afrika’daki Ümit Burnu gibi daha uzun rotaları kullanmak zorunda kaldı.

ABD Maliye Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolü Dairesi (OFAC) Yemen’deki Husiler’e İran’ın mali yardımının iletilmesini kolaylaştırdığı gerekçesiyle bir kişi ve üç şirkete yaptırım getirdi.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Yaptırım getirilenler arasında Türkiye’de bulunan bir şirket de var. ABD Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre, yaptırım listesine alınanlar arasında ikisi Yemen’de biri Türkiye’de olmak üzere üç döviz merkezi bulunuyor.

Açıklamada, bu kişilerin İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olduğu belirtilen ve 2021’den bu yana ABD’nin yaptırım listesinde bulunan Said El Cemal adlı bir kişinin talimatıyla Husiler’e milyonlarca doların aktarılmasını sağladığı kaydediliyor.

OFAC’ın açıklamasında, “Said El Cemal şebekesinin Ortadoğu genelinde bulunan merkezler üzerinden İran fonlarının Yemen’de Husiler’le bağlantılı mali firmalara aktarılmasını kolaylaştırdığı” belirtiliyor.

“Türkiye’deki Al Aman Kargo Şirketi aracı”

Açıklamada, merkezi Türkiye’de bulunan Al Aman Kargo İthalat İhracat ve Nakliyat Limited Şirketi’nin de Husiler’in İranlı finansörleri tarafından gönderilen para için aracı konumunda olduğu ifade ediliyor.

Bu şirketin ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Yemen’deki Al Alamiyah Express adlı bir şirketle Türkiye’den fonların Husiler ve Said El Cemal şebekesi adına aktarılması için çalıştığı belirtiliyor. ABD’nin yaptırım listesine aldığı isimlerden biri de Nabil Ali Ahmed Al Hadha.

Bu kişinin Türkiye’deki hesapları üzerinden milyonlarca doların Yemen’deki Husi bağlantılı hesaplara aktarıldığı; bu fonların Yemen merkezli ve Husiler’in kontrolünde bulunan Al Rawda şirketi tarafından Yemen riyaline çevrildiği ifade ediliyor.

Al Rawda şirketinin, İran’ın sağladığı milyonlarca doları Türkiye üzerinden Said El Cemal şebekesi adına Yemen’e aktardığı ve bu fonların da daha sonra Husi bağlantılı şirketlere iletildiği belirtiliyor.

Bu şirketin, fonların Husiler’in kontrolündeki savunma bakanlığından cephedeki Husi savaşçılarına transfer edilmesi için aracı olarak da görev gördüğü açıklamada yer alan bilgiler arasında.

Yaptırım kararı kapsamında bu kişi ve şirketlerin ABD’de bulunan mal varlıkları da donduruldu. Yaptırım listesine alınan kişi ve şirketlerden bir açıklama henüz gelmedi.

Paylaşın

Nostradamus’un 2024 İçin Yaptığı 4 Kehanet

16. yüzyılda yaşayan Fransız astrolog Nostradamus’un (Michel de Nostredame) 1555 yılında yayınlanan Les Propheties eserindeki kehanetleri dünyanın ilgisini çekmeye devam ediyor.

Haber Merkezi / Nostradamus’un kehanetlerinin doğruluğuna ilişkin yorumlar çoğu zaman zorlayıcı olsa da yüzyıllar boyunca tartışmalara yol açmış ve okuyucuların ilgisini çekmiştir.

Nostradamus’un 2023 yılı kehanetlerine ilişkin yorumlar farklılık gösterse de, kehanetler, yaklaşmakta olan bir savaşa, kötüleşen iklim krizine ve büyüyen toplumsal huzursuzluklar gibi sorunları önceden haber vermiş görünüyor.

Nostradamus’un 2024 yılı için kehanetleri ise, çevresel felaketler de dahil olmak üzere potansiyel felaketlere işaret ediyor. İşte Nostradamus’un 2024 yılına ilişki bazı kehanetleri:

İklim felaketleri: Nostradamus, günümüzde yaşanan ve 2024 yılında da yaşanması olası şiddetli hava anormalliklerine işaret ediyor. Nostradamus’un “kurak toprak” ve “büyük sellere” gönderme yapan cümleleri, potansiyel olarak aşırı iklim olaylarına işaret ediyor.

Papalık değişikliği: Nostradamus, önümüzdeki yıl için yeni bir Papa olasılığına değiniyor. Papa Franciscus’un yaşı ve sağlık sorunları Vatikan’da olası bir Papa değişikliği olası görünüyor. Ancak Nostradamus’un kehaneti, yeni Papa’nın “zayıf görüşlü” olacağı yönünde de bir uyarı taşıyor

Birleşik Krallık’ta taht değişikliği: Nostradamus’un bir başka kehaneti Birleşik Krallık’ta kraliyet çevrelerinde yaşanabilecek olası huzursuzluklara işaret ediyor. Kehanete ilişkin yorumlar farklılık gösterse de, “Adaların Kralı” olarak bilinen bir şahsın tartışmalara maruz kalacağı ve sonunda görevden alınacağı yönünde.

Kehanet, Kral III. Charles’ın tahttan çekileceği ve Prens William’ın yerine Prens Harry’in kral olacağı şeklinde yorumlanıyor.

Artan jeopolitik çatışmalar: Nostradamus’un 2024 yılına ilişkin kehanetleri küresel siyaset alanına da uzanarak potansiyel jeopolitik gerilimlere işaret ediyor. Kehanete ilişkin yorumlar, Çin’in artan etkisi ve onun modern ‘Soğuk Savaş’a benzer yeni bir gerilim çağını tetikleme potansiyeli etrafında dönüyor.

Kehanette ‘Kızıl düşman’a yapılan atıfla birlikte ‘deniz savaşı’ndan söz edilmesi, Çin ve ABD’yi kapsayan potansiyel bir çatışmaya ilişkin varsayımları gündeme getiriyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 21 Bin 320’ye Yükseldi

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan Filistin – İsrail savaşının 83. günü geride kalırken, Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in son 24 saatte gerçekleştirdiği saldırılarda 210 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, Gazze’de İsrail saldırılarında 7 Ekim’den bu yana 21 bin 320 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Bakanlık, saldırılarda yaralı sayısının ise 55 bin 603’e yükseldiğini aktardı.

İsrail ordusunda ise Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 167’si karadan olmak üzere 501 askerin öldürüldüğü duyuruldu.

Birleşmiş Milletlere (BM) göre, İsrail saldırılarında Gazze’deki 2,3 milyonluk nüfusun yaklaşık yüzde 85’i evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA), Gazze Şeridi nüfusunun yüzde 40’ının açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.

Gazze’de her gün yiyecek ve su bulmak için hayatta kalma mücadelesi verildiğini belirten White, şunları kaydetti: Gazze Şeridi felaket boyutunda açlık sorunu yaşıyor; nüfusun yüzde 40’ı şu anda açlık tehlikesiyle karşı karşıya. Gerçek şu ki Gazze halkı için daha fazla yardıma ihtiyacımız var ve geriye kalan tek umut insani ateşkestir.

İsrail, Gazze Şeridi’ndeki şehirleri, köyleri ve mülteci kamplarını bombalamayı perşembe günü de sürdürdü. Gazze Sağlık Bakanlığı kuzeydeki Beyt Lahiye, güneydeki Han Yunus ve merkezde yer alan Magazi mülteci kampına düzenlenen saldırılarda en az 50 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Filistin Kızılayı da Han Yunus’taki El Emel Hastanesi yakınlarına düzenlenen bir saldırıda 10 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. 7 Ekim’den bu yana 20 binden fazla Filistinli öldürüldü ve Gazze’deki 2,3 milyonluk nüfusun yaklaşık yüzde 85’i evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Kuzey Gazze’nin büyük bir kısmı yerle bir edildi, nüfus büyük ölçüde azaldı ve haftalarca bölgenin geri kalanından izole edildi. Bölgenin güneyinin de ilerleyen günlerde benzer bir kaderi yaşamasından endişe ediliyor.

İsrail’in Beyt Lahiye kasabasındaki bir eve düzenlediği hava saldırısında, bir aile üyesinin söylediğine göre aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 21 kişi hayatını kaybetti.

Hastane kayıtlarına göre, yakınlardaki Deir al-Balah kasabasındaki bir hastaneye, beşi çocuk ve yedisi kadın da dahil olmak üzere bir gecede öldürülen 25 kişinin cenazeleri alındı.

Nuseyrat kampında yaşayan Saeed Mustafa çarşamba günkü hava saldırısı sonucu yıkılan bir evin yıkıntıları arasındaki insanların seslerinin hala geldiğini söyledi. Mustafa “Onları dışarı çıkaramıyoruz. Çığlıklarını duyuyoruz ama ekipmanımız yok,” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in işgali altında Batı Şeria’da insan haklarının hızla hızla ilerleme uyarısında bulunarak İsrail’deki Filistin halkına yönelik “hukuksuz öldürmeleri” durdurmaya çağrıldı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından Perşembe günü yayımlanan ve 7 Ekim’den bu yana işgal altında Batı Şeria ve ilhak edilen Doğu’nun Kudüs’teki insan hakları ihlallerine ilişkin raporda, bu şekilde 27 Aralık’a kadar bölgede 300 Filistinlinin öldürüldüğü doğrulandığı kaydedildi.

Bu 300 kişinin en az 291’in İsrail güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğü, 8’inin Yahudi yerleşimcileri ve bir Filistinlinin de ya da güvenlik güçlerinin öldürüldüğü belirtildi. Ölenlerin 79’unun çocukluğunu kaydeden BM, 7 Ekim öncesinde de çözülemeyen oldukça kötüleştiğine dikkat edilerek, 2023’te bu tarihe kadar 200 Filistinlinin öldürüldüğü belirtildi.

Raporda, İsrail güvenlik güçlerinin 4 bin 700’den fazla Filistinliyi de kayıt altına alınmış ek, “Bazıları çırılçıplak soyuldu ve uzun saatler boyunca elleri kelepçeli ve ayaklara bağlı biçimde gözaltında kaldılar. Bu esnada İsrail askerlerinin kafalarına ve sırtlarına bastı, üzerlerine tükenmeleri, duvarlara vuruldular, tehdit Aşağılandılar ve bazı vakalarda cinsel ve cinsiyete dayalı şiddete maruz bırakıldılar” ifadelerine yer verildi.

Filistinlilere yönelik şiddet vakalarında artış

Hamas’ın İsrail’e saldırdığı 7 Ekim’den 20 Kasım’a kadar hava saldırılarında, mülteci kampı ve bolluğunda yoğun olduğu diğer bölgelerdeki saldırılarda keskin bir artış olduğu belgelenen raporda; Bu saldırıların ölüm, yaralanma ve sivil yapılanmalara geniş çapta zarara neden olduğu belirtildi.

Sürekli olarak bu yana silahla ateş açılması, evlerin ve arabaların yıkılması, ağaçların sökülmesi de dahil olmak üzere Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında da belirgin bir artış, kayıtlara geçiş ifade edildi.

BM’nin raporunda kolluk kuvvetlerinin operasyonlarında silah ve askeri savaşların kullanımı son olarak, Filistinlilere yönelik keyfi gözaltı ve kötü muamelenin bitirilmesi ve ayrımcı kıstlamaların yaralanması talep edildi.

BM İnsan Hakları Komiseri Volker Türk, “Kolluk kuvvetlerinin askeri taktikleri ve silahların kullanılması, gereksiz ya da orantısız güç kullanımı ve Filistinlileri geniş, anahtar ve ayrımcı hareket kısıtlamaları son derece bilgi vericidir” den faydalandı. Türk, bölgesel şiddet ve baskının boyutlarının yıllar boyu görülmemiş boyutlara yayıldığını vurguladı.

Türk, “İsrail’i Filistin halkına yönelik yerleşimci dağılımını bitirmeye, yerleşimciler ve İsrail Güvenlik Güçleri tarafından uygulanan tüm şiddet vakalarının souşturulması ve Filistinli grupların etkili biçimde korunmasının sürdürülmesine yönelik hızlı, kesin ve etkili adımlar atmaya çağırıyorum” dedi.

Paylaşın

Kim Jong Un’dan Orduya Savaş Hazırlıklarını Hızlandırma Emri

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) Devlet Başkanı Kim Jong Un, orduya ve nükleer silah üretimiyle ilgilenenler de dahil olmak üzere askeri sanayi kuruluşlarına savaş hazırlıklarını hızlandırma emri verdi.

İşçi Partisi 8’inci merkez komitesinin 9’uncu genel kurul toplantısında konuşan Kim Jong Un, Pyongyang’ın “anti-emperyalist bağımsız” ülkelerle stratejik işbirliğini genişleteceğini söyledi.

Washington, Pyongyang’ı Ukrayna ile savaşında kullanılmak üzere Moskova’ya askeri teçhizat sağlamakla suçlarken, Kuzey Kore ise Rusya ile ilişkilerini genişletiyor; Rusya da Kuzey Kore’nin askeri altyapısını geliştirmesine yardımcı olmak için teknik destek sağlıyor.

Kuzey Kore olarak bilinen lideri Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Kim Jong Un orduya, savunma sanayine ve nükleer silah sektörüne, ABD’nin benzeri görülmemiş çatışmacı hamlelerine karşı savaş hazırlıklarını hızlandırma emrini verdi.

Euronews Türkçe’nin KCNA ajansından aktardığına göre, ülkenin iktidar partisinin çarşamba günü yaptığı toplantıda yeni yıl için politika öncelikleri hakkında konuşan Kim, Pyongyang’ın “anti-emperyalist bağımsız” ülkelerle stratejik işbirliğini genişleteceğini de söyledi.

Washington, Kuzey Kore’yi Ukrayna işgalinde kullanılmak üzere Moskova’ya askeri teçhizat sağlamakla suçlarken, Pyongyang yönetimi Rusya ile bağlarını güçlendiriyor ve askeri kabiliyetlerini geliştirmesine yardımcı olmak için teknik destek alıyor.

KCNA, parti genel kurulu sırasında Kim’in yeni yıl için ekonomik hedeflerini de ortaya koyduğunu ve bunun ülkenin beş yıllık kalkınma planını gerçekleştirmek için “belirleyici bir yıl” olduğunu söyledi. Kim’in ayrıca tarımsal üretimin de “üst düzeyde istikrara” kavuşturulması talimatı verdiğini aktardı.

Kuzey, son yıllarda ciddi gıda kıtlığı yaşadı. Uluslararası uzmanlar, Covid-19 salgını sırasında sınırların kapatılmasının gıda güvenliğini kötüleştirdiğini belirtiyor.

Kuzey Kore’nin mahsul üretiminin, olumlu hava koşulları nedeniyle 2023’te yıllık bazda artacağı tahmin ediliyor. Ancak Seul’den bir yetkili, miktarın hâlâ ülkenin kronik gıda kıtlığını gidermek için gereken miktarın çok altında olduğunu söyledi.

Parti ve hükümet yetkililerinin günlerce süren toplantıları son yıllarda önemli politika duyurularını yapmak için kullanıldı. Daha önce devlet medyası Kim’in yılbaşındaki konuşmasını yayınlamıştı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 21 Bin 110’a Yükseldi

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan Filistin – İsrail savaşının 82. günü geride kalırken, Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 21 bin 110’a çıktığını açıkladı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, Gazze’deki İsrail saldırılarında yaralı sayısının da 55 bin 243’e çıktığını kaydetti.

İsrail ise Gazze’den düzenlenen saldırılarda 498’i asker en az 1200 kişinin öldürüldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını duyurdu.

ABD ve Katar’ın arabuluculuğuyla 24 Kasım’da sağlanan ve bir hafta süren ateşkeste, 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakılmıştı. Hamas ve İsrail yetkilileri, Mısır’da yeni bir ateşkes için de müzakereleri sürdürüyor.

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, düzenlediği basın toplantısında, savaşın daha aylar süreceğini söyledi. Korgeneral Halevi, “Terörist bir örgütü ortadan kaldırmanın kestirme yolu yok. Kararlı ve inatçı olmak dışında bir yol, bir sihirli formül bulunmuyor” dedi.

Halevi ayrıca İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyindeki Hamas taburlarını dağıtma hedefini gerçekleştirmeye yakın olduğunu da söyledi.

İsrail ordusu ayrıca Gazze’nin diğer bölgelerine de saldırılarını artırdı. Filistin Sağlık Bakanlığı, günün erken saatlerinde Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nur Şems Mülteci Kampı’na düzenlenen operasyonda altı kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de yaralandığını duyurdu.

Filistin Yönetimi tarafından yapılan sayıma göre, İsrail ile Hamas arasında Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’de başlayan savaştan bu yana işgal altındaki Batı Şeria’da 300’den fazla Filistinli askerler ve bazı durumlarda da İsrailli yerleşimciler tarafından öldürüldü.

Filistin resmi ajansı WAFA’nın haberine göre ayrıca İsrail savaş uçakları Gazze’nin güneyindeki Refah kentinde bir evi bombaladı. En az 2 kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Nüfusun yüzde 85’inin yerinden edildiği Gazze’ye “geniş çaplı” insani yardım ulaştırılmasını talep eden Güvenlik Konseyi kararının kabul edilmesinden dört gün sonra Birleşmiş Milletler, bu misyonu koordine etmek üzere görevden ayrılan Hollandalı Bakan Sigrid Kaag’ı atadı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından yapılan duyuru, Güvenlik Konseyi’nin Cuma günü Gazze için süratle üst düzey bir insani yardım ve yeniden inşa koordinatörü atamasını talep eden bir kararı kabul etmesinin ardından geldi. Gazze’de 2 milyondan fazla sivil gıda, su ve ilaca muhtaç durumda.

Guterres, akıcı bir şekilde Arapça ve beş farklı dil konuşabilen Kaag’ın yeni görevine “diplomasi alanında olduğu kadar siyasi, insani yardım ve kalkınma konularında da zengin bir deneyim getirdiğini” söyledi. Kaag’ın 8 Ocak’ta göreve başlaması bekleniyor.

“Gazze’nin kontrolü Filistinlilere verilmeli”

İsrailli yetkililer Gazze’nin geleceğiyle ilgili net bir açıklama yapmazken, ABD kararın Filistinlilere ait olduğunda ısrar ediyor.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan kısa süre önce İsrail’e yaptığı bir ziyaret sırasında “Gazze’yi uzun vadede yeniden işgal etmenin mantıklı ya da doğru olduğuna inanmıyoruz. Sonunda Gazze’nin kontrolü, yönetimi ve güvenliği Filistinlilere geçmelidir” demişti.

İşgal altındaki Filistin toprakları üzerindeki tüm yerleşimler, İsrail tarafından onaylanıp onaylanmadıklarına bakılmaksızın uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.

Putin, Gazze için özel temsilci atadı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Gazze savaşındaki rehine takası sürecinde görev yapması için özel temsilci atadığı bildirildi. İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, Putin’in göreve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’u atadığını yazdı.

Haberde, İsrail’deki Dürzilerin ruhani lideri Şeyh Muvaffak Tarif’in dün Moskova’ya düzenlediği ziyarette, Bogdanov’la görüşerek rehinelerin serbest bırakılması için devreye girmesini talep ettiği aktarıldı.

Kimliğinin paylaşılmasını istemeyen Rus yetkililer, Putin’in sürece dahil olması için Rusya’nın Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri Özel Temsilcisi olarak da görev yapan Bogdanov’u atadığını belirtti. Kremlin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’in de katıldığı görüşmenin detaylarına ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Paylaşın

İsrail Genelkurmay Başkanı’ndan Gazze Açıklaması: Savaş Aylarca Sürebilir

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan Filistin – İsrail savaşının 82. günü geride kalırken, İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, gazetecilere yaptığı açıklamada savaşın “aylarca” süreceğini söyledi.

Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 20 bin 915’e yükselirken, 55 bine yakın kişinin de yaralandığı duyuruldu. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarında son 24 saatte en az 241 kişinin hayatını kaybettiğini, 382 kişinin de yaralandığını açıkladı.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; İsrail Genelkurmay Başkanı Halevi, “Sihirli çözümler yok, bir terör örgütünü dağıtmanın kestirme yolları yok, sadece kararlı ve ısrarlı bir mücadele var. Bir hafta da sürse, aylar da sürse Hamas’ın liderliğine de ulaşacağız” dedi.

İsrail’in operasyonları son günlerde, özellikle Gazze Şeridi’ni ikiye bölen su yolunun hemen güneyindeki merkezi bir bölgede yoğunlaştı. İsrail ordusu sivillerden bölgeyi terk etmelerini istedi ancak birçoğu gidecek güvenli bir yer kalmadığını söylüyor.

BM İnsan Hakları Ofisi Sözcüsü Seif Magango Salı günü yaptığı açıklamada, “İsrail güçlerinin Gazze’nin orta kesimlerine yönelik sürdürdüğü ve Noel arifesinden bu yana 100’den fazla Filistinlinin hayatına mal olan bombardımandan ciddi endişe duyuyoruz” dedi.

Çatışmaların yayılma tehdidi büyüyor

Yemen’deki İran destekli Husi milisleri, Salı günü Kızıldeniz’de bir konteyner gemisine düzenlenen füze saldırısını ve İsrail’e insansız hava araçlarıyla saldırı girişimini üstlendi.

Husiler, dünyanın en işlek nakliye yollarından biri olan Kızıldeniz’in girişinde İsrail’le bağlantısı olduğunu söyledikleri gemilere saldırıyor ve saldırıların İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşılık yapıldığını söylüyor.

İsrail ise Salı günü Lübnan sınırında, Hizbullah’ın bir kiliseye tanksavar füzesi fırlatarak dokuz İsrail askeri ve bir sivili yaraladığını, ardından roket atışıyla misilleme hava saldırıları düzenlediğini açıkladı. Bölgede bunlar olurken Hindistan’ın Yeni Delhi’deki İsrail Büyükelçiliği yakınlarında bir patlama meydana geldi. Yetkililer hiçbir personelin yaralanmadığını açıkladı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant Salı günü milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Çok cepheli bir savaşın içindeyiz ve yedi cepheden saldırıya uğruyoruz” dedi. İran destekli militanların aktif olduğu bu yerleri “Gazze, Lübnan, Suriye, Judea ve Samaria (Batı Şeria), Irak, Yemen ve İran” olarak sıralayan, Gallant “Bu alanların altısına çoktan karşılık verdik ve harekete geçtik” dedi.

Beyaz Saray, İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer’in Salı günü Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan ile biraraya gelerek savaş ve rehinelerin iadesi konularında görüşmelerde bulunduğunu açıkladı.

ABD son haftalarda İsrail’e savaşın dozunu azaltması ve Hamas liderlerine yönelik daha hedefli baskınlar düzenlemesi için açıkça baskı yapıyor.

Paylaşın