DEM Parti: Bütün Tıkanıklıkların Aşılmasının Yolu Siyasetten Geçiyor

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, parlamento muhabirleriyle TBMM’de düzenlenen kahvaltıda bir araya gelerek yeni yasama dönemine ve siyasi gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Koçyiğit, Türkiye’nin birden fazla krizle karşı karşıya olduğunu belirterek, çözüm için Meclis’in daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.

Koçyiğit, yeni yasama döneminin ilk gününde yaşanan gelişmelerin zorlu bir sürece işaret ettiğini belirterek, siyasi, toplumsal ve ekonomik krizlerin sonuçlarının toplumun tamamını etkilediğini ifade etti. Bu krizlerden çıkış için Meclis’in sorunları tartışması ve yeni bir yol haritası ortaya koyması gerektiğini söyledi.

Koçyiğit, “çerçeve yasa”nın uygulanması için teyit ve tespit koşulunun bulunduğunu ve bunun Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) onayına bağlandığını belirtti. Örgüt ile devletin güvenlik bürokrasisi arasında sürecin yürütüldüğünü söyleyen Koçyiğit, dönüşler ve yasanın uygulanmasına ilişkin kesin bir takvim veremeyeceklerini kaydetti.

Koçyiğit, gerekli koşulların en kısa sürede karşılıklı olarak sağlanmasını ve yasanın hızlı şekilde hayata geçirilmesini umduklarını dile getirdi.

Koçyiğit, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yapılan görüşmede kurulların işleyişinin, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile gerçekleştirilen görüşmede ise Meclis’te kurulması planlanan İzleme Komisyonu ile yol haritasının ele alındığını söyledi.

Koçyiğit, Abdullah Öcalan’ın süreçteki pozisyonunun belirleyici olduğunu savundu. Öcalan’ın sürece koordinatör olarak öncülük etmesinin süreci hızlandırıcı bir etkisinin olacağını belirten Koçyiğit, bugüne kadar alınan mesafede Öcalan’ın yaklaşımının önemli rol oynadığını ifade etti.

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ise gazetecilerin İmralı’ya gitmesine ilişkin henüz belirlenmiş bir tarih bulunmadığını söyledi. DEM Parti’nin yanı sıra diğer siyasi partiler, gazeteciler ve aydınların da adaya gitme talebinde bulunduğunu belirten Temelli, bu konuda henüz somut bir adım atılmadığını ifade etti.

Temelli, İmralı’ya yönelik tecridin tamamen sona erdiğinin söylenemeyeceğini savunarak, sürecin şeffaf ve etkin şekilde yürütülebilmesi için iletişim ve diyalog zemininin oluşturulması gerektiğini söyledi.

Temelli, 10 Ağustos’ta kabul edilen yasanın bir “ilk adım yasası” olduğunu belirterek, yasanın uygulanmasının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi.

Yasanın MGK vesayetine bağlandığını savunan Temelli, sürecin ilerletilmesinde Meclis’in siyasi inisiyatif alması gerektiğini ifade etti. Temelli, kurulacak komisyonun yalnızca yasanın uygulanmasına odaklanmaması, sürecin önündeki engelleri kaldıracak ve diğer yasal düzenlemelerle süreci destekleyecek çalışmalar yürütmesi gerektiğini belirtti.

Koçyiğit de bütün gazetecilerin İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’la görüşebilmesini istediklerini söyledi. Gazetecilerin Adalet Bakanlığı’na başvurduğunu belirten Koçyiğit, kimlerin ne zaman adaya gideceğine ilişkin henüz kesin bir yanıt verilemediğini ifade etti.

Gazetecilerin, aydınların, yazarların ve siyasi parti temsilcilerinin Öcalan’la birebir görüşmesinin toplumsal güveni artıracağını savunan Koçyiğit, bu görüşmelerin gecikmeden gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Temelli, sürecin yalnızca iktidarla değil, tüm muhalefet partileri ve toplumun farklı kesimleriyle birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Kürt meselesinin demokratik çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesiyle birlikte ele alınması gerektiğini belirten Temelli, sürece ilişkin yaklaşımlarında iktidarla farklılıklar bulunduğunu ifade etti. DEM Parti’nin bu konuyu Türkiye’nin demokratikleşme sürecinden ayrı değerlendirmediğini söyledi.

“Eskiden bu baskıyı Kürtler yaşıyordu, şimdi bütün Türkiye yaşıyor”

Koçyiğit, Türkiye’de demokratikleşme meselesi ile Kürt sorununun demokratik çözümünün birbirinden ayrı ele alınamayacağını savundu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyon ve Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin bir soru üzerine kayyum uygulamalarına ve cezaevindeki siyasetçilere dikkat çeken Koçyiğit, “Eskiden bu baskıyı Kürtler yaşıyordu, şimdi bütün Türkiye yaşıyor” ifadelerini kullandı.

Koçyiğit, Türkiye’de refah, eşitlik, özgürlük ve demokrasi alanlarında ortak bir zeminin oluşturulamadığını savunarak, yaşanan sorunların çözümünde demokratik siyasetin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile Türkiye’deki siyasi gelişmelerin ayrı kulvarlarda değerlendirilmesi gerektiğini belirten Koçyiğit, mevcut siyasi koşullara yönelik itirazlarının sürecin ilerletilmesine ilişkin tutumlarını değiştirmediğini söyledi.

Koçyiğit, Türkiye’de çatışmasız geçen dönemi önemli bir kazanım olarak gördüklerini belirterek, “Ne olursa olsun süreç de ilerlesin istiyoruz” dedi.

Sezai Temelli, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin seçimlerin Meclis eliyle yenilenmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine, DEM Parti’nin gündeminde seçim tartışması bulunmadığını söyledi.

Temelli, “Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” kavramlarının siyasetin dışına çıkarılması gerektiğini belirterek, önceliğin barış ve müzakere sürecinin ilerletilmesi olduğunu ifade etti.

Anayasa tartışmalarına da değinen Temelli, yeni anayasanın toplumun katılımıyla hazırlanması gerektiğini savundu. Gerçek anlamda sivil bir anayasa için toplumun anayasa yapabilecek bir siyasi ve toplumsal iklime kavuşması gerektiğini belirten Temelli, bunun siyasetin öncelikleri arasında yer alması gerektiğini söyledi.

Koçyiğit ise Cumhur İttifakı’nın kendi içerisindeki iş bölümünün DEM Parti’yi bağlamadığını belirtti. DEM Parti’nin önümüzdeki seçimlerde cumhurbaşkanlığı, milletvekili ve yerel seçimlerde kendi siyasi iddiasıyla yer alacağını söyledi.

CHP ile seçim ittifakı yapılacağı yönündeki iddialara da yanıt veren Koçyiğit, “Şu anda hiçbir partiyle bizim kurullarımızda yürütülmüş bir tartışma yok” dedi. Koçyiğit, DEM Parti’nin ittifak anlayışının seçim ittifakından ziyade toplumsal bir demokrasi ittifakı oluşturmak üzerine kurulu olduğunu ifade etti.

Bu kapsamda işçiler, emekçiler, kadınlar, ekoloji hareketleri, meslek örgütleri ve sendikalar başta olmak üzere farklı toplumsal kesimlerle ortak bir demokrasi zemini oluşturmayı hedeflediklerini belirtti.

Paylaşın