Kur’an-ı Kerim Yakma Girişimi Protestolara Neden Oldu

Hollanda’nın Arnhem kentinde aşırı sağcıların Kur’an-ı Kerim yakma girişimi protestolara neden oldu. Arnhem Belediye Başkanı Ahmed Marcouch, Kur’an-ı Kerim yakma eylemi için önceden başvuru yapıldığını ve eyleme izin verildiğini belirtti.

Hollanda’nın doğusunda yer alan Arnhem kentinde aşırı sağcıların önceden izin aldığı Kur’an-ı Kerim yakma eylemine yönelik şiddetli protestolara polis olaylara müdahale etti.

Konuyla ilgili açıklama yapan Arnhem Polisi, “Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Avrupalı Yurtseverler (Pegida)” isimli aşırı sağcı oluşumun Hollanda’daki başkanı Edwin Wagensveld’in Cumartesi günü Arnhem kent merkezinde Kur’an-ı Kerim yakmaya çalıştığını bildirdi.

Polis, bu eyleme karşı olan göstericilerin ise şiddet kullanarak Pegida’nın bu eylemine engel olmaya çalıştığını ifade ederek, göstericilerden bazılarının taşkınlık yaparak emniyet güçlerine havai fişek ve taşlarla saldırdığını aktardı. Olaylara müdahale eden polis, üç kişinin gözaltına alındığını ve Pegida’nın düzenlediği Kur’an-ı Kerim yakma eylemine ise yaklaşık on kişinin katıldığını belirtti.

Hollanda’da Kur’an-ı Kerim yakmak suç sayılmıyor ve yasaklanmış değil. Arnhem Belediye Başkanı Ahmed Marcouch, Hollanda haber ajansı ANP’ye yaptığı açıklamada, Kur’an-ı Kerim yakma eylemi için önceden başvuru yapıldığını ve eyleme izin verildiğini belirtti. Marcouch, “Kutsal bir kitabın yakılmasının uyandırdığı keder ve duyguları anlıyorum. Ancak şiddet kabul edilemez” diye konuştu.

Merkezi Almanya’nın Dresden kentinde olan Pegida’nın Hollanda kolunun başkanı Wagensveld, geçmişte Müslümanlara hakaretten hüküm giymiş, daha önceki yıllarda da Kur’an-ı Kerim’e saldırı eylemleri düzenlemişti. Wagensveld’in geçen sene yaptığı eylemlere karşı Türkiye, İran ve Pakistan’da protesto gösterileri düzenlenmişti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail’in Saldırılarında Can Kaybı 23 Bin 708’e Yükseldi

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının Aksa Tufanı Operasyonu’yla başlayan Filistin – İsrail savaşının 98. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında ölü sayısı 23 bin 708’e yükseldiği açıklandı.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, İsrail’in saldırılarında bugüne kadar yaralananların sayısı da 60 bin 5’e yükseldi.

Lahey’deki soykırım davası

Öte yandan Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, “Gazze’deki Filistin halkına soykırım yaptığı” gerekçesiyle hakkında dava açtığı İsrail, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda sözlü savunma yaptı.

İsrail’i temsil eden avukatlar, soykırım iddialarını reddetti. İsrail’in, “Gazze’de sivil halkı korumak için” operasyon yaptığını öne süren temsilciler, Hamas’la yakın ilişkileri nedeniyle davacı Güney Afrika’yı suçladı.

Uluslararası mahkeme, kısa süre içinde, Güney Afrika’nın, “İsrail’in Gazze’deki tüm askeri operasyonlarına son vermesi için ihtiyati tedbir uygulanması” talebi ile soykırım suçlamasının esastan görüşülüp görüşülmeyeceğini karar bağlayacak.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında son üç ayda yaşananlar

İsrail’in, Hamas’ın 7 Ekim baskınına ‘misilleme’ diye Gazze Şeridi’ne yönelik hava, kara ve denizden başlattığı saldırılarda üçüncü ay geride kaldı.

Askeri analistlerin “yakın tarihin en tahrip edici, en kanlı ve en ölümcül saldırıları” olarak tanımladığı süreç, geride on binlerce ölü ve yaralı ve BM verilerine göre, 1,9 milyon yerinden edilmiş kişi ile hayalet kendi andıran, harabeye dönmüş bir Filistin şehri bıraktı.

Savaşın 93’üncü günü geride kalırken; Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail hükümeti, “Hamas yok edilene kadar” saldırların devam edeceğini belirtiyor.

BM Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths’in değerlendirmesine göre, dördüncü ayına girerken savaş, iki milyon üç yüz bin insanın yaşadığı Gazze’yi iki milyon insanın yerinden edildiği yaşamaya elverişli olmayan bir toprak parçası haline dönüştürdü.

İsrail’in 93 gündür Gazze Şeridi’nin kuzey, orta ve güney bölgelerine sürdürdüğü yoğun ve şiddetli saldırılarda çoğu çocuk ve kadın olmak üzere binlerce Filistinli öldürüldü, binlercesi de çeşitli şekillerde yaralandı. Binlerce Filistinlinin cesedinin ise hala yıkıntılar altında kaldığına inanılıyor.

Çocukları Kurtarın Vakfı’nın (Save the Children) verilerine göre, Gazze’de son üç aydır devam eden bombardımanlar sırasında günde ortalama 10’dan fazla çocuk bir ya da iki bacağını kaybetti. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) da, Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana bin’den fazla çocuğun bir ya da iki bacağı kesildiği bilgisini paylaştı.

Ayrıca UNICEF, kentte artan çatışma, gıdasızlık ve hastalığın ortaya çıkardığı “ölümcül döngü”nün 1,1 milyon çocuğu tehdit ettiğini bildirdi. UNICEF Direktörü, yaptığı açıklamada, Gazze’deki çocukların “her geçen gün daha da kötüleşen bir kabusa yakalandıklarını” söyledi.

BM Sağlık Hakkı Özel Raportörü Tlaleng Mofokeng, Gazze’de “kıtlık değil kasıtlı açlık” yaşandığını bildirdi. Güney Afirkalı diplomat, “acil ateşkes” çağrısını yineledi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de, BM Güvenlik Konseyi üyelerine gönderdiği bir raporda, Gazze’de “yaygın bir kıtlığın kapıda olduğu” uyarısında bulundu.

İsrail “Hamas hastaneleri merkez üs olarak kullanıyor” iddiasıyla bazı hastanelere baskınlar düzenledi. Bazı hastaneler ise hava saldırıları ile doğrudan hedef alındı. İsrail saldırıları, Gazze’deki 36 hastanin 23’ünü kullanılamaz hale getirdi. 13 hastane ise kısmen faaliyet gösteriyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, yakıt ve temel malzemelerden yoksun olan hastaneler de kapasitelerinin üç katı oranda hizmet vermeye çalışıyor.

Keza DSÖ’ye göre, Gazze’nin çatışma öncesi sağlık görevlilerinin sadeceyüzde 30’u halen hastanelerde görev yapabiliyor. Ambulansların hedef alınması nedeniyle birçok kurtarma ve ambulans görevlisi yaşamını yitirdi. Ayrıca yakıt olmaması nedeniyle vurulmayan ambulanslar atıl duruma düştü.

Savaşın başlamasından bu yana İsrail saldırılarında Gazze’de en az 142 Birleşmiş Milletler çalışanı hayatını kaybetti. Filistinli kaynaklara göre, savaşın başından bu yana Gazze’de en az 109 gazeteci İsrail saldırılarında yaşamını yitirdi.

Bazı saldırılar ise gazetecilerin ailelerinin bulunduğu evleri hedef aldı ve basın mensuplarının aile üyeleri öldürüldü. Son olarak bugün (7 Ocak), Al Jazeera muhabiri Vail el Dahduh’un oğlu gazeteci Hamza el Dahduh ile gazeteci Mustafa Süreyya, İsrail güçlerinin saldırısında yaşamını yitirdi.

Gazze’deki yönetimin Medya Ofisinden yapılan açıklamada, Gazze’de son üç ayda hayatını kaybedenlerin 10 bininin çocuk, 7 bininin kadın olduğu bilgisi paylaşıldı. Ayrıca, 7 Ekim’den bu yana enkaz altında ya da kayıp kişi sayısının yaklaşık 7 bine ulaştığı bildirildi.

BM’de savaşın başlamasının ardından ateşkes çağrıları ve insani yardımların ulaştırılmasına yönelik çeşitli girişimler oldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinden biri olan ABD, özellikle ateşkes öngören tasarıları reddetti.

Mali ve askeri yardımın yanı sıra İsrail’e büyük ölçekli siyasi destek de sağlayan ABD, 1954 ile 2023 yılları arasında BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail’i kınayan kararlara karşı 34 kez veto yetkisini kullandı.

Öte yandan Güney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık’ta, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de işlediği fiillerle 1948 tarihli BM Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine “soykırım davası” açtı.

Paylaşın

Gazze’de Her 100 Çocuktan 1’i Hayatını Kaybetti

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının Aksa Tufanı Operasyonu’yla başlayan Filistin – İsrail savaşının 98. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 1,1 milyon çocuktan yüzde 1’i yani 10 binden fazlası hayatını kaybetti.

Bu rakam aynı zamanda Gazze’de öldürülenlerin yüzde 40’ından fazlasını çocuk olduğunu işaret ediyor. Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 10 bin 300’ü çocuk, 7 bin 100’ü kadın olmak üzere 23 bin 469 Filistinli öldürüldü.

Dünya genelinde çocukların yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçlayan uluslararası yardım kuruluşu Save the Children’ın Gazze’deki Sağlık Bakanlığı’nın verilerine dayandırarak yayınladığı son raporda, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana düzenlediği saldırılarla Gazze Şeridi’ndeki çocukların yüzde 1’ini öldürdüğünü açıkladı.

Yazılı açıklamada, Gazze’deki Sağlık Bakanlığının verilerine göre, İsrail saldırılarında bölgede 10 binden fazla çocuğunun öldürüldüğüne işaret edildi. Gazze’de 1,1 milyon çocuğun yaşadığı ifade edilen açıklamada, İsrail saldırılarında öldürülenlerin bölgedeki toplam çocuk nüfusunun yüzde 1’ini oluşturduğuna dikkati çekildi.

Save the Children Filistin Direktörü Jason Lee, Gazze’de ateşkese varılmadığı için Filistinli çocukların ağır bedel ödediğini belirtti. Lee, “Kesin ateşkesin sağlanamadığı her gün için ortalama 100 çocuk öldürüldü. Çocukları öldürmenin hiçbir gerekçesi olamaz. Gazze’deki durum korkunç ve ortak insanlığımız için bir felakettir.” dedi.

Gazze’deki durumdan dolayı çocukların ağır bedeller ödediğine işaret eden Lee, şöyle dedi: “Yaklaşık 100 gündür çocuklar, içinde olmadıkları bir çatışmanın bedelini ödüyorlar. Dehşete düşüyorlar, inciniyorlar, sakatlanıyorlar, yerlerinden ediliyorlar.

Gazze’deki çocuk nüfusun yüzde 1’i zaten İsrail bombardımanları ve kara operasyonları nedeniyle öldürüldü. Diğerleri ise kıtlığın giderek yaklaşmasıyla açlık ve hastalık nedeniyle ölüm tehlikesiyle karşı karşıya. Hayatta kalan çocukların maruz kaldığı zihinsel zarar ve evler, okullar ve hastaneler dahil olmak üzere altyapının tamamen tahrip edilmesi onların geleceklerini kararttı.”

İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye düzenlediği saldırılarda, 10 bin 300’ü çocuk, 7 bin 100’ü kadın olmak üzere 23 bin 469 Filistinli öldürüldü.

Paylaşın

Gazze’de ‘Soykırım’ Davası Lahey’de Başladı

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, İsrail’in Gazze’deki Filistinlilere karşı öldürerek, ciddi zihinsel ve bedensel zarar vererek ve “fiziksel yıkımlarına yol açacak koşulları” yaratarak soykırım yaptığı gerekçesiyle açtığı dava Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda başladı.

Haber Merkezi / İsrail’in, Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini belirten Güney Afrika Cumhuriyeti, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarının derhal askıya alınması için, ihtiyati tedbir kararı çıkarılmasını istedi.

15 ülkenin yargıçlarının oluşturduğu Uluslararası Adalet Divanının kararlarının hukuki bağlayıcılığı bulunuyor. Ancak mahkemenin ilgili ülkeyi kararı uygulamaya zorlama konusunda yetkisi yok.

Güney Afrika hükümeti, Filistin bölgeleriyle iyi ilişkiler yürütüyor. Güney Afrikalı siyasetçiler, kendi ülkelerinde geçmişte yürütülen ayrımcı “Apartheid” siyaseti ile Filistin bölgelerindeki durum arasında benzerlik görüyor. Güney Afrika davada İsrail’in Filistinlileri yok etmek istediği iddialarını kanıtlamayı hedefliyor.

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin iddiaları neler?

Duruşmada UAD Başkanı Joan E. Donoghue Güney Afrika’nın iddialarını sıraladı.

Güney Afrika, 84 sayfalık başvurusunda İsrail’in 7 Ekim saldırılarının ardından başlattığı operasyonda Gazze’deki Filistinlilere karşı öldürerek, ciddi zihinsel ve bedensel zarar vererek ve “fiziksel yıkımlarına yol açacak koşulları” yaratarak soykırım yaptığını dile getirdi.

Güney Afrika ayrıca İsrail’in 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki diğer temel yükümlülüklerini de ihlal ettiği suçlamasında bulundu.

1948 sözleşmesi soykırımı “ulusal, etnik, ırksal veya dini bir grubu tamamen veya kısmen yok etmek amacıyla işlenen fiiller” olarak tanımlıyor.

Güney Afrika’da iktidar partisi Afrika Ulusal Kongresi, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki politikalarını “apartheid” rejimi altındaki kendi tarihiyle karşılaştırıyor.

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa mahkeme öncesinde yaptığı açıklamada “Bir zamanlar mülksüzleştirmenin, ayrımcılığın, ırkçılığın ve devlet destekli şiddetin acı meyvelerini tatmış bir halk olarak, tarihin doğru tarafında duracağımız konusunda netiz.” dedi.

Birleşmiş Milletler Sözleşmesi soykırımı nasıl tanımlıyor?

Birleşmiş Milletler tarafından 1948 yılında kabul edilen “Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi”ne göre, bir eylemin soykırım olarak kabul edilebilmesi için, şunları içermesi gerekiyor:

Soykırım eylemleri ulusal, etnik, dini veya ırksal bir grubu hedef almalıdır.
Öldürme, ağır yaralama, zihinsel ve psikolojik zarar verme, zehirli yaşam koşulları yaratma, doğum kontrol tedbirleri uygulama veya çocukları bir gruptan diğerine zorla nakletme gibi yıkıcı eylemler olmalıdır.
Soykırım eylemleri sistematik ve yaygın olmalıdır.
Yok etmeye yönelik açık bir niyet olmalıdır.

Arap Birliği’nden tam destek

Güney Afrika’nın açtığı davaya Arap Birliği de tam destek veriyor. Güney Afrika’nın açtığı davaya Arap Birliği’nin tam destek vermesinin gayet doğal ve mantıklı olduğunu belirten Arap Birliği Genel Sekreteri UAD’dan Filistinlilerin kanının dökülmesine son verecek adil ve cesur bir karar çıkması temennisinde bulundu.

Brezilya ve Kolombiya da dün Güney Afrika’ya destek verdiklerini açıkladı.

İsrail’e Gazze’deki savaşında destek veren en yakın müttefiki Amerika Birleşik Devletleri’nin Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise Tel Aviv’e yaptığı ziyaret sırasında davayı “değersiz” olarak nitelendirdi.

Blinken “İsrail’e saldıranların, İsrail’in yok edilmesi ve Yahudilerin kitlesel olarak öldürülmesi çağrısında bulunmaya devam ettikleri göz önünde bulundurulduğunda bu durum özellikle üzüntü vericidir.” ifadelerini kullandı.

ABD ve Almanya’dan İsrail’e destek

Davanın başlaması öncesinde ABD ve Almanya’dan İsrail’e destek geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Gazze Şeridi’nde soykırım niyeti olmadığını savundu. Baerbock Lübnan ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, soykırımın ulusal, etnik, belirli bir ırka ait veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi olarak tanımlandığını belirterek, “İsrail’in silahlı terör örgütü Hamas’a karşı kendini savunurken böyle bir niyeti olduğunu göremiyorum” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da dün Tel Aviv’deki temasları sonrasında yaptığı açıklamada İsrail aleyhine açılan davanın “bir kıymeti bulunmadığı” değerlendirmesi yapmıştı.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron ise dün parlamentonun Dış İlişkiler Komisyonunda kendisine Gazze’deki olası uluslararası hukuk ihlalleri konusunda yöneltilen bir soruya yanıt verirken hükümete bağlı hukukçuların İsrail’in uluslararası hukuku ihlal ettiğini düşünmediğini belirtmiş, ancak savaşta gördüğü bazı şeylerin kendisinde derin endişe yarattığını söylemişti.

Paylaşın

Afganistan’da Kız Çocukları, ‘Kötü Başörtüsü’ Taktıkları Gerekçesiyle Kırbaçlandı

Afganistan’da “kötü başörtüsü takmak ve başkalarını kötü başörtüsü takmaya teşvik etmek” suçlamasıyla gözaltına alınan kız çocukları, Taliban tarafından “kafir” olarak etiketlendi, tutuklandı, kırbaçlandılar.

İslam’ın çok katı bir yorumunu takip eden Taliban, Afganistan’da ilk kez 1996’da kontrolü ele geçirdi. 2001’de ABD öncülüğündeki koalisyonun Afganistan işgaliyle Taliban kontrolü kaybetti, ancak 2021’de bu kez ülkenin tamamında kontrolü ele geçirdi.

1990’larda uyguladıkları bazı sert kuralları geri getirmeleri de uzun sürmedi. Taliban yönetimi altında Afgan kadınlar artık çalışamıyor, kız öğrenciler ortaokul, lise ve üniversiteye gidemiyor. Yurtdışından burs kazanan kız öğrencilerin ise ülke dışına çıkışına izin verilmiyor.

Kadınların yüzlerini de kapatan çarşafları giymeleri zorunlu. Parklara gidemiyorlar, güzellik salonları da kapatıldı. Kadınların insani yardım dağıtması da yasaklandı, bu yüzden birçok uluslararası yardım kuruluşu son iki yılda ülkeyi terk etti.

Afganistan’ın başkenti Kabil’de Taliban’ın başörtüsü kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle 16 yaşındaki kız çocukları tutuklandı. Alışveriş merkezlerinde, sınıflarda ve sokak pazarlarında gözaltına alınan kızlar, “kötü başörtüsü takmak ve başkalarını kötü başörtüsü takmaya teşvik etmek” ve makyaj yapmakla suçlandı.

16 yaşındaki Lale, İngilizce dersinde diğer bazı kızlarla birlikte Taliban tarafından tutuklandığını ve bir polis kamyonuna bindirildiğini, gitmeyi reddeden kızların dövüldüğünü, kendisinin ise kırbaçlandığını söyledi. Babası daha sonra “ahlaksız kız yetiştirdiği” gerekçesiyle dövüldü.

Cumhuriyet’in The Guardian’dan aktardığı habere göre, Lale, “Kıyafetim mütevazıydı ve hatta yüzüm de örtülüydü. Bu Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden bu yana benim kendimce aldığım bir önlemdi. Ama yine de kıyafetimin uygunsuz olduğu konusunda ısrar ederek beni dövdüler.” dedi. İki gün iki gece gözaltında tutulan Lale, Taliban’ın kendilerini İngilizce öğrendikleri ve yurtdışına çıkma arzuları nedeniyle defalarca kafir olarak lanetlediğini söyledi.

Toplum büyüklerinin araya girmesi ve zorunlu başörtüsü olmadan evinden çıkmayacağına dair bir belge imzalaması üzerine serbest bırakıldı. Ayrıca İngilizce derslerine girmesi de yasaklandı.

Gözaltılar, BM Güvenlik Konseyi’nin özellikle cinsiyet ve kadın hakları konusunda Taliban’la temasa geçmek için özel bir elçi talep etmesinden sonra gerçekleşti. Ancak Taliban bu öneriyi, dışarıdan çözümler dayatarak durumu daha da karmaşık hale getireceğini öne sürerek reddetti.

Paylaşın

IŞİD’den Suriye’de Çifte Saldırı: 19 Suriye Güvenli Görevlisi Öldü

IŞİD’in Suriye çölünde bir askeri otobüste düzenlediği saldırıda en az 14 asker hayatını kaybederken, örgütün Rakka kırsalında düzenlediği ikinci saldırıda ise 5 güvenlik görevlisi yaşamın yitirdi.

Haber Merkezi / Birleşik Krallık merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, İslam Devleti’nin (IŞİD) antik Palmira kenti yakınlarındaki çölde askeri bir otobüse düzenlediği saldırıda rejim güçlerinden en az 14 askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Gözlemevi, saldırıda çok sayıda rejim askerinin yaralandığını açıkladı. Yaralıların, Palmira kentindeki bir hastaneye nakledildiği belirtildi.

İslam Devleti’nin (IŞİD) Suriye’nin kuzeyindeki Rakka kırsalında rejim güçlerine düzenlediği ikinci saldırıda ise 4 rejim askeri ile Ulusal Savunma Kuvvetleri (NDF) üyesi bir kişi hayatını kaybetti.

IŞİD üyeleri çölün derinliklerine çekildi. IŞİD, Humus, Dera, Suveyda ve Deyrizor illerinin bir kısmını kapsayan ve “Badiye” olarak bilinen çöl bölgesinde hücre yapılanması şeklinde varlığını sürdürmeye çalışıyor.

Paylaşın

Gazze’de Can Kaybı 23 Bin 210’a Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 95. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 126 artarak 23 bin 210’a yükseldiği.

Haber Merkezi / İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuk olduğunu belirtilirken, yaralı sayısının ise 59 bini aştı.

Gazze Şeridi’ndeki insanların yüzde 85’inden fazlası İsrail bombardımanları ve kara saldırıları nedeniyle evlerinden oldu. Çoğu, kapasitesinin üzerinde kalabalık olan BM barınaklarında, kurulan çadır kamplarında ya da sokaklarda yaşıyor.

ABD haftalardır İsrail’e Gazze’ye daha fazla miktarda gıda, su, yakıt, ilaç ve diğer malzemelerin girişine izin verme çağrısında bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi de 22 Aralık’ta yardım malzemeleri teslimatlarının acilen arttırılması çağrısında bulunan bir karar kabul etmişti.

İsrail üç hafta önce Kerem Şalom sınır kapısını açarak Refah’tan sonra Gazze Şeridi’ne yardım malzemeleri tedariği için ikinci bir erişim noktası oluşturdu.

Buna rağmen Gazze Şeridi’ne giren kamyon sayısında kayda değer bir artış olmadı. Birleşmiş Milletler verilerine göre bu hafta iki sınır kapısından günde ortalama 120 tır giriş yaptı. Savaştan önce ise günde ortalama 500 kamyon geçiş yapıyordu.

Yardım kuruluşları bölgeye daha fazla yardım malzemeleri nakledilmesi gerektiğini belirtiyor. Bölgede bulunan yaklaşık 2,3 milyon insanın hayatta kalabilmek için gelecek yardım malzemelerine acilen ihtiyaç duydukları belirtiliyor.

Birleşmiş Milletler’e göre Gazze Şeridi’ndeki her dört Filistinliden biri açlık çekiyor, nüfusun geri kalanı da açlık riski altında bulunuyor.

Öte yandan İsrail, insani yardım malzemelerinin geçişine izin vermek için Gazze’nin orta kesimlerindeki askeri faaliyetlere kısa bir süreliğine ara vereceğini açıkladı.

İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee, “Deyr el-Balah’ın güneydoğusunda insani amaçlarla askeri faaliyetlerin yerel ve geçici olarak askıya alınacağını” söyledi.

Savaşın 3’üncü ay geride kaldı

İsrail’in, Hamas’ın 7 Ekim baskınına ‘misilleme’ diye Gazze Şeridi’ne yönelik hava, kara ve denizden başlattığı saldırılarda üçüncü ay geride kaldı.

Askeri analistlerin “yakın tarihin en tahrip edici, en kanlı ve en ölümcül saldırıları” olarak tanımladığı süreç, geride on binlerce ölü ve yaralı ve BM verilerine göre, 1,9 milyon yerinden edilmiş kişi ile hayalet kendi andıran, harabeye dönmüş bir Filistin şehri bıraktı.

Savaşın 93’üncü günü geride kalırken; Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail hükümeti, “Hamas yok edilene kadar” saldırların devam edeceğini belirtiyor.

BM Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths’in değerlendirmesine göre, dördüncü ayına girerken savaş, iki milyon üç yüz bin insanın yaşadığı Gazze’yi iki milyon insanın yerinden edildiği yaşamaya elverişli olmayan bir toprak parçası haline dönüştürdü.

Çocukları Kurtarın Vakfı’nın (Save the Children) verilerine göre, Gazze’de son üç aydır devam eden bombardımanlar sırasında günde ortalama 10’dan fazla çocuk bir ya da iki bacağını kaybetti. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) da, Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana bin’den fazla çocuğun bir ya da iki bacağı kesildiği bilgisini paylaştı.

Ayrıca UNICEF, kentte artan çatışma, gıdasızlık ve hastalığın ortaya çıkardığı “ölümcül döngü”nün 1,1 milyon çocuğu tehdit ettiğini bildirdi. UNICEF Direktörü, yaptığı açıklamada, Gazze’deki çocukların “her geçen gün daha da kötüleşen bir kabusa yakalandıklarını” söyledi.

BM Sağlık Hakkı Özel Raportörü Tlaleng Mofokeng, Gazze’de “kıtlık değil kasıtlı açlık” yaşandığını bildirdi. Güney Afirkalı diplomat, “acil ateşkes” çağrısını yineledi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de, BM Güvenlik Konseyi üyelerine gönderdiği bir raporda, Gazze’de “yaygın bir kıtlığın kapıda olduğu” uyarısında bulundu.

Savaşın başlamasından bu yana İsrail saldırılarında Gazze’de en az 142 Birleşmiş Milletler çalışanı hayatını kaybetti. Filistinli kaynaklara göre, savaşın başından bu yana Gazze’de en az 109 gazeteci İsrail saldırılarında yaşamını yitirdi.

BM’de savaşın başlamasının ardından ateşkes çağrıları ve insani yardımların ulaştırılmasına yönelik çeşitli girişimler oldu.  Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinden biri olan ABD, özellikle ateşkes öngören tasarıları reddetti.

Mali ve askeri yardımın yanı sıra İsrail’e büyük ölçekli siyasi destek de sağlayan ABD, 1954 ile 2023 yılları arasında BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail’i kınayan kararlara karşı 34 kez veto yetkisini kullandı.

Öte yandan Güney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık’ta, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de işlediği fiillerle 1948 tarihli BM Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine “soykırım davası” açtı.

Paylaşın

Güney Kore Köpek Etini Yasaklıyor: Meclis Yasayı Kabul Etti

Güney Kore Meclisi, 2027 yılından sonra köpek eti yenilmesi yasaklayan kanunu onayladı. Söz konusu tarihten sonra, yasayı ihlal edenlere 3 yıl hapis cezası ile 30 milyon won (22 bin 900 dolar) para cezası verilebilecek.

300 sandalyeli Ulusal Meclis’te yapılan oylamada 208 milletvekilinin yasa tasarısı lehinde oy kullandığı öğrenildi.

Meclisten geçen yasa tasarısı, Kabine Konseyi’nin onayı ve Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol tarafından imzalandıktan sonra resmen yürürlüğe girmiş olacak ancak bu adımlara formalite gözüyle bakılıyor.

Hayvanseverliğiyle bilinen ve çok sayıda köpek ve kedisi olan Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol döneminde köpek eti tüketiminin yasaklanması yönünde hükümete çağrılar artmıştı. First Lady Kim Keon Hee de kamuoyunda yaptığı açıklamalarda köpek eti tüketimini eleştirmişti.

Hayvanlara insancıl muameleyi savunan Humane Society International örgütüne göre Asya’da her yıl kesilen 30 milyon köpek, Güney Kore dışında, Çin, Vietnam, Endonezya ve Kuzey Kore’de de yeniyor.

Örgüte göre, Asya’daki kadar olmasa da, köpek eti dünya çapında Gana, Kamerun, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Nijerya, Kuzey Hindistan ve listedeki tek Avrupa ülkesi olan İsviçre’nin bazı kırsal bölgelerinde de yeniyor.

Köpek eti tüketimi, insanda domuz etinde de denk gelinen trişinella hastalığı, kolera ve kuduz salgınlarıyla ilişkilendiriliyor.

Paylaşın

Üst Düzey Hizbullah Komutanı, İsrail Saldırısında Hayatını Kaybetti

İsrail tarafından gerçekleştirilen insansız hava aracı saldırısında, üst düzey Hizbullah komutanı Vissam el Tavil’in öldürüldüğü bildirildi. Tawil’in öldürüldüğünü doğrulayan Hizbullah, ayrıntılı bilgi vermedi.

Haber Merkezi / Vissam el Tavil, Hamas’ın 7 Ekim saldırısı ile başlayan Filistin – İsrail savaşında öldürülen en kıdemli Hizbullah komutanı. Lübnan sınırındaki çatışmalar geçen hafta Beyrut’ta üst düzey bir Hamas liderinin İsrail saldırısında öldürülmesinden sonra yoğunlaşmıştı.

İsrail ordusu tarafından Lübnan’ın güneyinde gerçekleştirilen bir insansız hava aracı saldırısında, üst düzey bir Hizbullah komutanının öldürüldüğü bildirildi. Öldürülen kişinin ismi resmi olarak açıklanmadı.

Ancak Reuters haber ajansına konuşan üç güvenlik kaynağı bu kişinin Hizbullah’ın Rıdvan gücünden üst düzey bir komutan olan Wissam al-Tawil olduğunu söyledi. Reuters’a konuşan güvenlik kaynaklarından birisi, “Şimdi işler daha da alevlenecek” dedi.

AFP’nin aktardığına göre saldırı, Hizbullah komutanının içinde bulunduğu araca yönelik gerçekleştirildi. Hizbullah komutanının öldürüldüğüne yönelik haber, İsrail savaş uçaklarının Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarının ardından geldi.

İsrail, Lübnan’dan İsrail’in kuzeyindeki Kiryat Shmona kentine bir tanksavar füzesi atılması sonrasında bu saldırılarına başladı.

Hizbullah, Rıdvan birliğine bağlı üst düzey komutanı Wissam El Tawil’in öldürüldüğünü doğruladı. Örgüt, Tawil’in ölüm nedenine ilişkin ayrıntılı bilgi vermedi.

İsrail, Gazze’nin kuzeyindeki operasyonlarını büyük ölçüde tamamladığını ve şu anda orta bölgeye ve güneydeki Han Yunus şehrine odaklandığını söylüyor. İsrailli yetkililer, ordunun Hamas’ı dağıtmaya ve 7 Ekim saldırısı sırasında alınan çok sayıda rehineyi kurtarmaya çalışması nedeniyle çatışmaların daha aylarca devam edeceğini söyledi.

İsrail’in saldırılarında 23 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, Gazze Şeridi’nin geniş bir bölümünü harap oldu ve 2,3 milyonluk nüfusun yaklaşık yüzde 85’i yerinden oldu. BM verilerine göre bölgedeki nüfusun dörtte biri açlıktan hayatını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.

Paylaşın

Gazze’de, İsrail Saldırılarında Can Kaybı 23 Bini Aştı

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşının 94. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı 23 bin 84’e yükseldi.

Haber Merkezi / İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuk olduğunu belirtilirken, yaralı sayısının ise 59 bine dayandı.

Gazze’de 1,9 milyon insan yerinden edilirken, yerinden edilenler, gıda, temiz içme suyu ve temizlik için gerekli su dahil yaşamsal ihtiyaçların eksikliğini çekiyor.

İsrail ordu sözcüsü Hagari, Gazze’nin kuzeyinde dağınık çatışmaların sürmesinin beklendiğini, bölgeden İsrail’e doğru gelişigüzel şekilde roketlerin fırlatıldığını söyledi. Hagari, Hamas militanlarının, “iskeleti ve komutanları olmasa” da bölgede hala varlık gösterdiğini belirtti.

İsrail ordusu, herhangi bir kanıt ortaya koymadan, 8 binin üzerinde Hamas militanını öldürdüğünü kaydediyor. Hagari, İsrail güçlerinin, yoğun bombardıman ve kara muharebelerinin mahalleleri yerle bir ettiği Gazze’nin kuzeyine göre güneyde daha farklı bir eylem tarzı izleyeceğini söyledi.

Üst düzey Hizbullah komutanı öldürüldü

İsrail ordusu tarafından Lübnan’ın güneyinde gerçekleştirilen bir insansız hava aracı saldırısında, üst düzey bir Hizbullah komutanının öldürüldüğü bildirildi.

Öldürülen kişinin ismi henüz resmi olarak açıklanmadı. Ancak Reuters haber ajansına konuşan üç güvenlik kaynağı bu kişinin Hizbullah’ın Rıdvan gücünden üst düzey bir komutan olan Wissam al-Tawil olduğunu söyledi.

Reuters’a konuşan güvenlik kaynaklarından birisi, “Şimdi işler daha da alevlenecek” dedi. AFP’nin aktardığına göre saldırı, Hizbullah komutanının içinde bulunduğu araca yönelik gerçekleştirildi.

Hizbullah komutanının öldürüldüğüne yönelik haber, İsrail savaş uçaklarının Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarının ardından geldi.

Hizbullah, Rıdvan birliğine bağlı üst düzey komutanı Wissam Tawil’in öldürüldüğünü doğruladı. Örgüt, Tawil’in ölüm nedenine ilişkin ayrıntılı bilgi vermedi.

ABD: İsrail-Hamas savaşı kolayca yayılabilir

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Arap ortaklarıyla bir araya gelerek İsrail’in Gazze’de Hamas’a karşı yürüttüğü savaşın yayılabileceği yönündeki endişelerin yatıştırılmasını istedi.

Doha’da Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Thani ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdülrahman Al Thani ile görüşen Blinken, İsrail’in askeri operasyonlarını sivil kayıpları azaltacak şekilde ayarlaması gerektiğinden bahsetti.

Blinken ayrıca İsrail bombardımanlarıyla yerle bir olan Filistin topraklarının çatışma sonrası geleceği için ayrıntılı planlar hazırlanmasının önemini vurguladı.

Blinken, Şeyh Muhammed ile düzenlediği ortak basın toplantısında gazetecilere “Bu çatışma kolayca metastaz yapabilecek, daha fazla güvensizliğe ve daha fazla acıya neden olabilecek bir çatışma” dedi: Bu nedenle ilk günden itibaren, diğer önceliklerimizin yanı sıra, yoğun bir şekilde çatışmanın yayılmasını önlemek için çalışmaya odaklandık.

Gazze’deki felaket boyutundaki insani duruma da değinen Blinken, önceliğinin çatışmanın yayılmasını önlemek ve Gazze’ye ulaşan insani yardım miktarını arttırmak olduğunu söyledi: Çok sayıda Filistinli sivil gıda, su, ilaç ve diğer temel ihtiyaç maddelerine yeterince erişemediği için acı çekiyor. En çok da çocuklar.

Washington’a dönmeden önce Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, İsrail, Batı Şeria ve Mısır’ı da ziyaret edecek olan Blinken, savaşın başlamasından bu yana bölgeye yaptığı dördüncü ziyaret.

Paylaşın