ABD Yönetimi, Husileri “Küresel Terör Grubu” Listesine Aldı

ABD, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılarını sürdüren Husiler’i “özel olarak belirlenmiş küresel terör grubu” (SDGT) listesine aldığını açıkladı. Avrupa Birliği (AB) ise şimdilik bu yönde bir girişimde bulunulmayacağını duyurdu.

Haber Merkezi / Kararın resmi olarak açıklandıktan 30 gün sonra yürürlüğe girmesi bekleniyor.

ABD’de  terörizm, Küresel Terör (SDGT) ve Yabancı Terörist Örgütler (FTO) olarak ayrı sınıflandırılıyor. Bu ayrım uygulanacak yaptırımlar açısından önem taşıyor.

ABD Başkanı Joe Biden geçtiğimiz günlerde Pennsylvania’da yaptığı bir açıklamada Husiler için “terör grubu” ifadesini kullanmıştı. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2021’de görev süresinin dolmasından kısa bir süre önce, dönemin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Husileri her iki kategoriye de dahil ederek terörist olarak sınıflandırmıştı.

Ancak Pompeo’nun halefi Antony Blinken, Yemen’e insani yardım ulaştırılmasını kolaylaştırmak amacıyla kısa bir süre sonra bu kararı iptal etti.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Husiler’in küresel terör grubu listesine alınmasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Husiler’in eylemleri sebebiyle hesap vermesi; ancak bunun Yemen halkı pahasına olmaması gerektiğini” söyledi.

Blinken bu adımın Yemenliler üzerinde yol açabileceği olumsuz etkilerin en aza indirilmesi için de önemli adımlar attıklarını vurguladı. ABD Dışişleri Bakanı, “Husiler, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde saldırılarını durdurursa, ABD bu tanımı yeniden değerlendirecek” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Husiler’in FTO yerine SDGT listesine alınmasının, uluslararası yardımın Yemen’e ulaştırılması konusunda zorlukları ortadan kaldırmayı amaçladığını yineledi.

Bakanlık Sözcüsü Matthew Miller, günlük basın brifingindeki açıklamasında, “Yemen’de insani yardım sağlayan gruplarla yaptığımız görüşmelerde, FTO tanımlamasının, bazı yardım grupları üzerinde olumsuz etki yaratma riski taşıdığını veya bir terör örgütüne maddi destek sağlamakla suçlanabilecekleri yönünde bir olasılık yarattığını gördük. SDGT atamasının ise bize Husiler’in finansal sisteme erişimini engellemek ve Husiler’le iş yapan herkese ek yaptırımlar uygulamak için araçlar sağlarken aynı zamanda Yemenli sivillerin maruz kalacağı zararı ve yardım gruplarına olumsuz etkiyi en aza indirdiğine karar verdik” dedi.

Miller, Husiler’in geçmişte FTO listesine alınmasının, sadece insani yardım sağlamak isteyen gruplar üzerinde yıldırıcı etkisi olduğunu kaydetti.

Öte yandan ABD’nin aksine Avrupa Birliği (AB) Husi milislerini şimdilik terör örgütü olarak sınıflandırılmayacağını duyurdu. Çarşamba günü sorulan bir soru üzerine AB Dış İlişkiler Servisi sözcüsü, İran destekli Husilerin 2022’den bu yana halihazırda AB ve Birleşmiş Milletler yaptırımlarına tabi olduğuna dikkat çekti.

Sözcü, Husilerin terörist bir milis olarak kategorize edilmesinin AB için öncelikle sembolik bir değer taşıyacağını, ancak prensipte bunun uygulanmasının da nispeten zor olacağını savundu. Sözcü AB terör listesine dahil edilmenin ulusal bir mahkeme kararı ya da idari bir makamın yasaklama emrini gerektirdiğine de işaret etti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 24 Bin 448’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 103. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 24 saatte 163 kişi yaşamını yitirirken, toplamda da can kaybı 24 bin 448’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 61 bin 504’e yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Öte yandan İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, 1 Ocak’ta yaptığı açıklamada, Gazze’ye saldırıların 2024 boyunca devam etmesini beklediklerini söylemişti. Hagari, bazı yedek askerlerin “gelecek operasyonlar öncesinde yeniden enerji kazanmalarına olanak sağlamak için” yılın ilk haftasından itibaren Gazze’yi terk edeceklerini bildirmişti.

Ayrıca, İsrail’in Kanal 12 televizyonunun haberine göre, Netanyahu, Gazze Şeridi yakınlarındaki Biru’s Sebi’de üst düzey güvenlik yetkililerinin yanı sıra yerel yetkililerin de katıldığı toplantıda bazı değerlendirmelerde bulundu.
Toplantıda Netanyahu’nun yetkililere “mevcut değerlendirmeye göre İsrail’in Gazze’ye saldırılarının gelecek yıl da devam edebileceğini” söylediği aktarıldı.

Öte yandan yerel yetkililer de Netanyahu’ya, Gazze’den devam eden roket saldırıları ve diğer güvenlik endişeleri nedeniyle yaşadıkları bölgeyi terk eden İsraillilerin çoğunun sınır bölgelerine geri dönmek istemediğini iletti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonunun haberine göre Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ise Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant ile yaptığı özel görüşmede, “Gazze’de üç aydan fazla süren saldırılar sonucunda elde edilen kazanımların, yönetim ve bölgenin güvenliğine ilişkin bir planın bulunmaması nedeniyle kaybedilebileceğini” dile getirdi.

Haberde, Halevi’nin “Savaşta şimdiye kadar elde edilen kazanımların erozyona uğramasıyla karşı karşıyayız çünkü ertesi gün için hiçbir strateji oluşturulmadı” ifadelerini kullandığı aktarıldı.

Gazze Şeridi’nde yeni evre hazırlıkları yapılıyor

İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyindeki operasyonların yakında “daha az yoğun” evreye geçeceğini duyurdu. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, pazartesi günü yaptığı açıklamada savaşın yoğun evresinin yaklaşık üç ay süreceğini bildirdiklerini hatırlatarak, Gazze’nin kuzeyinde bu sürecin tamamlandığını söyledi.

Gallant, Gazze’nin güneyindeki mevcut operasyonların da kademeli şekilde yavaşlatılacağını belirterek “Buradaki süreci de başarıyla tamamlayacağız ve operasyonların yoğun evresi yakında sona erecek” dedi.

Öte yandan bakan, bunun ardından Gazze’nin kuzeyinde ve güneyinde “yeni evreye geçileceğini” duyurdu. Gallant, Gazze’nin güneyindeki operasyonların ne zaman sonlanacağına dair net tarih vermezken, yeni evreye ilişkin planları da paylaşmadı.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Gazze’nin güneyinde savaşan 4 birlikten 36. Tümen’in pazartesi bölgeden çekildiğini doğruladı.

Gazze’nin kuzeyinde Hamas güçlerini ağır yenilgiye uğrattıklarını savunan Gallant, bölgede kalan direnişçi militanlarla mücadele için hava saldırıları ve özel operasyonlar düzenleneceğini belirtti. Bakan, Gazze’nin orta bölümünde Hamas’ın silah üretim tesislerini hedef aldıklarını, güneydeyse Hamas’ın üst düzey liderlerine yönelik harekatlar yapıldığını aktardı.

Ayrıca ateşkes için saldırıları durdurma seçeneğine yanaşmadıklarını belirten Gallant, sadece Hamas’a askeri baskıyla rehinelerin serbest kalmasının sağlanabileceğini savundu. Gallant, Hamas bölgeden çıkarıldığında Gazze’nin geleceğinin Filistin halkı tarafından belirlenmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Gelecekteki Gazze hükümeti, Gazze Şeridi’nin içinden çıkmalıdır” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Ocak’taki açıklamasında Gazze’deki savaşın “aylar süreceğini” söylemişti.

İsrail – Filistin savaşının ilk 100 günü

13 Ekim’de İsrail’den gelen tahliye kararı 2.3 milyon kişinin yaşadığı Gazze’de güneye doğru bir göçe neden oldu. Yüz binlerce Gazzeli evlerini terk etmeye başladı. Fakat İsrail askeri güçlerinin ilerlemesine paralel olarak insanlar birçok defa yollara düşmek zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, birbiri ardına yaptıkları açıklamalarda, İsrail yönetiminin, 40 kilometre uzunluğundaki kıyı kentini tamamen kuşatmasının ve bu kadar hızlı bir göçün (zoraki tahliyenin) tarifsiz insani acılara neden olacağı uyarılarında bulundu.

21 Ekim’de Gazze için gönderilen insani yardımların Refah kapısından geçişi başladı. Mısır tarafından bulunan yardım konvoyları, abluka altındaki 2,3 milyon insana gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmak üzere Gazze’ye girdi.

Elektrik, su ve gıda erişimin tamamen kısıtlandığı Gazze’de ağır İsrail bombardımanı sonucu çok sayıda insanın ölmesi ve yaralanmasıyla tıbbi malzeme eksikliği de yaşanıyor. Türkiye de Gazze Şeridi’ndeki siviller için Mısır’a insani yardım malzemeleri gönderdi.

21 Kasım’da İsrail hükümeti ve Hamas, İsrail’de tutuklu bulunan 150 Filistinliye karşılık Gazze’de tutulan 50 İsrailli rehinenin serbest bırakılması ve kuşatma altındaki bölgeye insani yardım girişine izin verilmesi için çatışmalara dört gün ara verilmesi konusunda anlaştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada 50 kadın ve çocuğun aşamalı şekilde dört gün içinde serbest bırakılacağı ve bu süre zarfında çatışmalara ara verileceği belirtildi. Ateşkes toplamda bir hafta uzatıldı. 105 rehine ve yaklaşık 240 Filistinli tutuklu serbest bırakıldı. Ancak savaş 1 Aralık’ta yeniden başladı.

1 Ocak’ta İsrail ordusu, en az iki tugaydan oluşan yedek askerlerin evlerine gönderileceğini ve üç tugayın da eğitim için geri çağrılacağını açıkladı.

İsrail askeri sözcüsü Daniel Hagari, bazı askerlerin evlerine gönderilmesinin ‘savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini’ söyledi. Hagari, yedek askerlerin bazılarının yıl içinde tekrar göreve çağrılabileceğini belirtti.

Paylaşın

Çin’in Nüfusu 1 Milyar 409 Milyona Geriledi

Çin Ulusal İstatistik Bürosunun (UİB) verilerine göre, 2022 yılında 1 milyar 411 milyon olan nüfus, 2023 yılında 1 milyar 409 milyona geriledi. Çin nüfusu, 2022’de 1960’ların başında kuraklık ve kıtlık yıllarından bu yana ilk kez azalmıştı.

2022 yılı, Çin’de nüfusun uzun vadeli azalma eğiliminin başladığı yıl olmuştu. Çin’de 2023’te 9,02 milyon bebek dünyaya gelirken, doğum sayısı 9,56 milyon bebeğin dünyaya geldiği 2022’ye göre yüzde 5,6 azaldı.

Doğum oranı, binde 6,39 ile ulusal kayıtların tutulmaya başlandığı 1949’dan bu yana en düşük seviyeye geriledi. Çin’de doğum oranı 2022’de binde 6,77’ye düşmüştü. Ülkede 2023’te 11,1 milyon ölüm kaydedilirken, ölüm oranı binde 7,87’ye yükseldi. Ölüm oranı, 2022’te binde 7,37 olmuştu.

Ölüm oranında geçen yıla kıyasla hızlı artış dikkati çekti. Çin hükümeti, 2022’nin sonunda Kovid-19 tedbirlerinin kaldırılmasının ardından virüsle bağlantıların can kayıplarının sayısını açıklamayı bırakmıştı.

Çin’de 1980’den 2015’e kadar uygulanan tek çocuk politikası ve bu dönemdeki hızlı kentleşme sonucunda ülkedeki doğumlar on yıllardır düşüyor. Tıpkı Japonya ve Güney Kore’deki ekonomik patlamalarda olduğu gibi, büyük nüfuslar, Çin’in kırsal bölgelerinden çocuk sahibi olmanın daha pahalı olduğu şehirlere taşındı.

“Doğurganlıktaki düşüşü tersine çevirmek çok zordur”

VAO Türkçe’nin aktardığına göre; Michigan Üniversitesi’nden demograf Zhou Yun, “Doğurganlığın düşük olduğu diğer ülkelerde de defalarca gözlemlediğimiz gibi, doğurganlıktaki düşüşü tersine çevirmek genellikle çok zordur” dedi.

2023’te Çin’de bebek yapma iştahı daha da azalırken, genç işsizliği rekor seviyelere ulaştı. Birçok beyaz yakalı çalışanın ücretleri düştü ve hane halkı servetinin üçte ikisinden fazlasının depolandığı emlak sektöründeki kriz derinleşti.

Yeni veriler, dünyanın iki numaralı ekonomisinin büyüme beklentilerinin daha az işçi ve tüketici nedeniyle azaldığı yönündeki endişeleri arttırırken, yaşlı bakımı ve emeklilik yardımlarının artan maliyetleri, borçlu yerel yönetimler üzerinde daha fazla baskı yaratıyor.

Birleşmiş Milletler’in tahminlerine göre Hindistan geçen yıl dünyanın en kalabalık ülkesi olarak Çin’i geride bırakmıştı. Özellikle Pekin ile Washington arasında jeopolitik gerilimler artarken, Çin merkezli bazı tedarik zincirlerinin başka pazarlara taşınmasının yararları konusunda daha fazla tartışma yaşanıyor.

BM uzmanları Çin nüfusunun 2050’e kadar 109 milyon azalacağını öngörüyor ki bu da 2019’da yaptıkları bir önceki tahminin üç katından daha yüksek bir azalma anlamına geliyor.

Çin’in 60 yaş ve üzeri nüfusu 2022’de 280,04 milyon iken 2023’te 296,97 milyona ulaşarak toplam nüfusun yaklaşık yüzde 21,1’ini oluşturuyor. Çin’in 2023’te 1000 kişi başına 7,87 ölüm oranı, 2022’deki 7,37 ölüm oranının da üzerinde.

Ülkenin 60 yaş ve üzerindeki 280 milyonluk nüfusunun 2035 yılına kadar 400 milyonun üzerine çıkması bekleniyor. Bir başka ifadeyle Çin’deki emekli nüfus, tek başına Türkiye toplam nüfusunun dört katından fazla olacak. Devlete bağlı çalışan Çin Bilimler Akademisi, emeklilik sisteminin 2035 yılına kadar parasının tükeneceğini düşünüyor.

Kuzeybatı Gansu eyaletinde çiftçilik yapan 57 yaşındaki Zhu Guoping, yıllık yaklaşık 20 bin yuan (85 bin 600 TL) olan gelirinin ailesine yetmediğini söyledi. Kendisi 60 yaşına geldiğinde 685 TL’ye denk gelen 160 yuan aylık emekli maaşı alacak. Zhu, “Bu para kesinlikle yeterli değil. Belki çocuklarımız gelecekte bize biraz destek sağlayabilir” dedi.

Yüksek çocuk bakım ve eğitim masrafları birçok Çinli çifti çocuk sahibi olmaktan alıkoyarken, iş piyasasındaki belirsizlik de kadınları kariyerlerine ara vermekten caydırıyor. Demografi uzmanları, cinsiyet ayrımcılığı ve kadınların ailede bakıcı rolünü üstlenmesine yönelik geleneksel beklentilerin sorunu daha da derinleştirdiğini söylüyor.

Başkan Xi Jinping geçen yıl kadınların “iyi aile geleneği hikâyeleri” anlatmaları gerektiğini söylemiş ve ulusal kalkınmayla ilişkilendirdiği “yeni bir evlilik ve çocuk doğurma kültürünü aktif olarak geliştirmek gerektiğini” eklemişti.

Yerel yönetimler doğumları teşvik etmek için vergi indirimleri, daha uzun doğum izni ve konut sübvansiyonları gibi çeşitli önlemler açıkladı.

Ancak Pekin’deki bir politika enstitüsü, yetersiz finansman ve yerel yönetimlerin motivasyon eksikliği nedeniyle bu politikaların çoğunun uygulanamadığını belirterek, bunun yerine ülke çapında birleşik bir aile sübvansiyonu programı çağrısında bulundu.

Bir internet şirketinde çalışan 36 yaşındaki Pekinli Wang Weidong, kendisinin ve eşinin ikinci bir çocuk sahibi olma konusunda isteksiz olduğunu söyledi. Wang, “İnsanlar bu teşvikler yüzünden çocuk sahibi olmayacak. Teşvikler yardımcı unsur, asıl neden değil. Bu yüzden bu eğilimi tersine çevirmenin daha zor olduğunu düşünüyorum” dedi.

Paylaşın

Avrupa Birliği, Hamas Liderini “Terör Listesine” Aldı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 102. günü geride kalırken, Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki lideri Yahya Sinvar’ı “terör listesine” aldı. İsrail, Sinvar’ın AB’nin terör listesine alınmasından memnuniyet duyduğunu açıkladı.

7 Ekim saldırılarının planlayıcıları arasında olduğu tahmin edilen Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları Komutanı Muhammed Deif de aynı listede yer alan bir başka isim.

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki lideri Yahya Sinvar’ı terör listesine aldı. Sinvar, Hamas’ın 7 Ekim’de Gazze Şeridi dışına çıkarak İsrail yerleşim yerlerine düzenlediği saldırıların planlayıcısı olarak değerlendiriliyor.

Yaptırım listesine alınması uyarınca Sinwar’ın AB ülkelerindeki mal varlığı donduruldu ve kendisiyle ticari alışveriş yapmak AB vatandaşlarına yasaklandı.

Hamas, AB’nin terör örgütleri listesinde yer alıyor. Hamas’ın 7 Ekim saldırılarında İsrail’in açıklamalarına göre çoğu sivil en az 1140 kişi öldürülürken, 250’den fazla İsrailli de rehin alınarak Gazze Şeridi’ne kaçırılmıştı. İsrail’in verdiği rakamlara göre 132 sivil halen Filistin bölgesinde bulunuyor, bunlardan 25’inin öldürüldüğü tahmin ediliyor.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; İsrail Dışişleri Bakanı İsrael Katz, Sinvar’ın AB’nin terör listesine alınmasından memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Katz, Brüksel’in verdiği kararın “Hamas’ın kaynaklarını boğmak, meşruiyetini ortadan kaldırmak ve verilen tüm desteği yasaklamak için” gösterdikleri diplomatik çabaların bir sonucu olduğunu belirtti. 61 yaşındaki Sinvar, 7 Ekim’den bu yana kamuoyunda görülmezken, İsrail ordusu Sinvar’ın ölüm vaktinin geldiğini açıklamıştı.

Han Yunus’taki sığınmacı kampında dünyaya gelen Yahya Sinvar, 2017 yılında Hamas’ın Gazze’deki lideri seçilmişti. Sinvar, 2011 yılında Hamas’ın elindeki bir İsrail askerinin bırakılması karşılığında İsrail cezaevlerinden serbest bırakılan 1027 Filistinli mahkumdan biriydi.

Hamas lideri, 2015 yılında da ABD’nin en çok aranan “uluslararası teröristler” listesine alındı. 7 Ekim saldırılarının planlayıcıları arasında olduğu tahmin edilen Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları Komutanı Muhammed Deif de aynı listede yer alan bir başka isim.

AB, Hamas’ın saldırıları ve İsrail’in buna tepki olarak Gazze Şeridi’nde başlattığı yıkıcı taarruza karşı ortak bir tutum geliştirmeye çalışıyor.

İsrail ordusunun 7 Ekim’deki saldırı sonrası Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava ve kara saldırılarında Filistin Sağlık Bakanlığı’nın verdiği bilgilere göre şimdiye kadar 24 bin 285 Filistinli hayatını kaybetti. Ölenlerin yüzde 70’inin kadın, çocuk ve yaşlı olduğu belirtiliyor.

Paylaşın

Dünya Genelinde Her Beş Yetişkinden Biri Tütün Kullanıyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2000 yılında her üç yetişkinden birinin sigara içtiğini ya da diğer tütün ürünlerini tükettiğini, 2022 yılında ise bu sayının azaldığını, dünya genelinde yaklaşık her beş yetişkinden birinin tütün ürünleri kullandığını belirtti.

DSÖ Sağlık Teşviki ve Geliştirilmesi Departmanı Direktörü Ruediger Krech, “Tütün endüstrisinin sayısız hayat pahasına kâr peşinde koşmak için ne kadar ileriye gidebileceğini hayretle izliyorum. Hükümetlerin tütünle mücadeleyi kazandığını düşündüğü anda, tütün endüstrisi sağlık politikalarını manipüle etme fırsatını kollar” ifadelerini kullandı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2000-2030 Tütün Kullanımındaki Eğilimlere İlişkin Küresel Raporu’nu yayınladı. DW Türkçe‘nin aktardığı raporda, küresel, bölgesel ve ülkeler düzeyinde tahminlere yer verildi.

DSÖ’nün, 2000 ile 2030 yılları arasında tütün kullanım eğilimlerini inceleyen ve tahminleri içeren yeni raporu, 150 ülkenin tütün kullanımını başarılı bir şekilde azalttığını ortaya koydu. DSÖ, 2000 yılında her üç yetişkinden birinin sigara içtiğini ya da diğer tütün ürünlerini tükettiğini, 2022 yılında ise bu sayının azaldığını, dünya genelinde yaklaşık her beş yetişkinden birinin tütün ürünleri kullandığını belirtti.

Rapora göre, Türkiye’de 2022 yılında 15 yaşından büyükler arasında sigara içenlerin sayısı 20 milyon civarında iken, bu sayı Almanya’da 13 milyon oldu.

DSÖ, çoğu ülkede sigara içme oranları düşmesine rağmen, tütüne bağlı ölümlerin gelecek yıllarda da yüksek seyretmesinin beklendiği uyarısında bulundu. İstatistiklere göre halen tütün kullanımının, pasif içiciliğe maruz kalan 1,3 milyon sigara içmeyen kişi de dâhil olmak üzere, her yıl 8 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açtığı tahmin ediliyor.

Söz konusu raporda, tütünle mücadele için sıkı önlemler uygulayan ülkelerin, kullanım oranınında düşüş kaydetmesinin ardından, tütünden kaynaklanan ölümlerin sayısının azalması için 30 yıl beklemesi gerekebileceği ifade edildi.

DSÖ, sigara içenlerin sayısı azalmış olsa da, 2010-2025 yılları arasında dünya genelindeki tütün kullanımında yüzde 30’luk bir düşüş hedefinin gerçekleştirilemeyeceğini belirtti. Aralarında 2010 yılından bu yana tütün kullanımını yüzde 35 oranında azaltmış olan Brezilya’nın da bulunduğu 56 ülkenin bu hedefi tutturması bekleniyor.

2010’dan bu yana tütün kullanımının altı ülkede arttığı görüldü. Bu ülkeler; Kongo Cumhuriyeti, Mısır, Endonezya, Ürdün, Moldova ve Umman. Rapora göre genel olarak dünya 2025 yılına kadar olan 15 yıllık dönemde tütün kullanımını dörtte bir oranında azaltma yolunda ilerliyor.

Tütün endüstrisine yönelik uyarılar

DSÖ Sağlık Teşviki ve Geliştirilmesi Departmanı Direktörü Ruediger Krech, “Tütün endüstrisinin sayısız hayat pahasına kâr peşinde koşmak için ne kadar ileriye gidebileceğini hayretle izliyorum. Hükümetlerin tütünle mücadeleyi kazandığını düşündüğü anda, tütün endüstrisi sağlık politikalarını manipüle etme fırsatını kollar” ifadelerini kullandı.

DSÖ, tüm ülkeleri tütünle mücadele politikalarını sürdürmeye ve güçlendirmeye ve “tütün endüstrisi müdahalesi” ile mücadele etmeye çağırdı. Özellikle dumansız ürünler olarak adlandırılan yeni ürünler başta olmak üzere, gençler arasında tütün kullanımına ilişkin daha iyi veri toplanmasına odaklanılması gerektiği belirtildi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 24 Bin 285’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 102. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 24 saatte 185 kişi hayatını kaybederken, toplamda da can kaybı 24 bin 285’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 61 bin 154’e yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ortadoğu’da giderek tırmanan gerilimin durması için Gazze’de derhal ateşkes ilan edilmesi gerektiğini söyledi. New York’ta düzenlediği basın toplantısında Ortadoğu’daki son gelişmeleri değerlendiren Guterres, Kızıldeniz’de ve bölgede artan gerilimin, devamı halinde, yakında kontrol edilmesinin imkansızlaşabileceği uyarısında bulundu.

Gelişmelerin endişe verici olduğunu belirten Guterres, “Bu durum, İsrail ile Lübnan arasında daha büyük bir gerilimi tetikleme, bölgesel istikrarı derinden etkileme riski taşıyor” dedi. Guterres, Gazze’ye yeterince insani yardımın ulaştırılamadığını, BM’nin yardım ulaştırmak için başta erişim olmak üzere birçok zorluklarla karşılaştığını ifade etti.

Guterres, bu kadar ağır ve yaygın bir bombardıman altındayken BM ve insani yardım ortaklarının Gazze’ye etkili bir şekilde insani yardım ulaştıramadığını ve yardım görevlilerinin hayatlarının da tehlike altında olduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’nde yeni evre hazırlıkları yapılıyor

İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyindeki operasyonların yakında “daha az yoğun” evreye geçeceğini duyurdu. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, pazartesi günü yaptığı açıklamada savaşın yoğun evresinin yaklaşık üç ay süreceğini bildirdiklerini hatırlatarak, Gazze’nin kuzeyinde bu sürecin tamamlandığını söyledi.

Gallant, Gazze’nin güneyindeki mevcut operasyonların da kademeli şekilde yavaşlatılacağını belirterek “Buradaki süreci de başarıyla tamamlayacağız ve operasyonların yoğun evresi yakında sona erecek” dedi.

Öte yandan bakan, bunun ardından Gazze’nin kuzeyinde ve güneyinde “yeni evreye geçileceğini” duyurdu. Gallant, Gazze’nin güneyindeki operasyonların ne zaman sonlanacağına dair net tarih vermezken, yeni evreye ilişkin planları da paylaşmadı.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Gazze’nin güneyinde savaşan 4 birlikten 36. Tümen’in pazartesi bölgeden çekildiğini doğruladı.

Gazze’nin kuzeyinde Hamas güçlerini ağır yenilgiye uğrattıklarını savunan Gallant, bölgede kalan direnişçi militanlarla mücadele için hava saldırıları ve özel operasyonlar düzenleneceğini belirtti. Bakan, Gazze’nin orta bölümünde Hamas’ın silah üretim tesislerini hedef aldıklarını, güneydeyse Hamas’ın üst düzey liderlerine yönelik harekatlar yapıldığını aktardı.

Ayrıca ateşkes için saldırıları durdurma seçeneğine yanaşmadıklarını belirten Gallant, sadece Hamas’a askeri baskıyla rehinelerin serbest kalmasının sağlanabileceğini savundu. Gallant, Hamas bölgeden çıkarıldığında Gazze’nin geleceğinin Filistin halkı tarafından belirlenmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Gelecekteki Gazze hükümeti, Gazze Şeridi’nin içinden çıkmalıdır” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Ocak’taki açıklamasında Gazze’deki savaşın “aylar süreceğini” söylemişti.

İsrail – Filistin savaşının ilk 100 günü

13 Ekim’de İsrail’den gelen tahliye kararı 2.3 milyon kişinin yaşadığı Gazze’de güneye doğru bir göçe neden oldu. Yüz binlerce Gazzeli evlerini terk etmeye başladı. Fakat İsrail askeri güçlerinin ilerlemesine paralel olarak insanlar birçok defa yollara düşmek zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, birbiri ardına yaptıkları açıklamalarda, İsrail yönetiminin, 40 kilometre uzunluğundaki kıyı kentini tamamen kuşatmasının ve bu kadar hızlı bir göçün (zoraki tahliyenin) tarifsiz insani acılara neden olacağı uyarılarında bulundu.

21 Ekim’de Gazze için gönderilen insani yardımların Refah kapısından geçişi başladı. Mısır tarafından bulunan yardım konvoyları, abluka altındaki 2,3 milyon insana gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmak üzere Gazze’ye girdi.

Elektrik, su ve gıda erişimin tamamen kısıtlandığı Gazze’de ağır İsrail bombardımanı sonucu çok sayıda insanın ölmesi ve yaralanmasıyla tıbbi malzeme eksikliği de yaşanıyor. Türkiye de Gazze Şeridi’ndeki siviller için Mısır’a insani yardım malzemeleri gönderdi.

21 Kasım’da İsrail hükümeti ve Hamas, İsrail’de tutuklu bulunan 150 Filistinliye karşılık Gazze’de tutulan 50 İsrailli rehinenin serbest bırakılması ve kuşatma altındaki bölgeye insani yardım girişine izin verilmesi için çatışmalara dört gün ara verilmesi konusunda anlaştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada 50 kadın ve çocuğun aşamalı şekilde dört gün içinde serbest bırakılacağı ve bu süre zarfında çatışmalara ara verileceği belirtildi. Ateşkes toplamda bir hafta uzatıldı. 105 rehine ve yaklaşık 240 Filistinli tutuklu serbest bırakıldı. Ancak savaş 1 Aralık’ta yeniden başladı.

1 Ocak’ta İsrail ordusu, en az iki tugaydan oluşan yedek askerlerin evlerine gönderileceğini ve üç tugayın da eğitim için geri çağrılacağını açıkladı.

İsrail askeri sözcüsü Daniel Hagari, bazı askerlerin evlerine gönderilmesinin ‘savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini’ söyledi. Hagari, yedek askerlerin bazılarının yıl içinde tekrar göreve çağrılabileceğini belirtti.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Gazze Çağrısı: Acilen İnsani Ateşkese İhtiyaç Var

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, hayat kurtarıcı yardımın, gerekli düzeyde muhtaç kişilere ulaşamadığına dikkati çekerek, “Hastalık, gıdasızlık ve başka sağlık riskleriyle beraber açlığın gölgesi Gazze halkına korku salıyor. Gazze’de uluslararası insancıl hukukun açık bir şekilde ihlal edilmesinden derin endişe duyuyorum” dedi.

BM Genel Sekreteri Guterres, etkili insani yardım ulaştırılması için güvenliğin sağlanmasının ön koşul olduğunun altını çizerek, aynı zamanda ticari faaliyetlerinin tekrar başlatılmasının önemine işaret etti. Guterres, ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da gerginliğin arttığına dikkati çekerek, aynı zamanda Kızıldeniz ve ötesinde de gerginliğin yüksek seyrettiğini dile getirdi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze’de 7 Ekim’den bu yana geçen 100 gündeki gelişmeler hakkında basın açıklaması yaptı. Tüm rehinelerin serbest bırakılmasını talep eden Guterres, aynı zamanda Hamas’ın gerçekleştirdiği iddia edilen cinsel şiddet olaylarının soruşturulması gerektiğini belirtti.

Guterres, “Hiçbir şey sivillerin öldürülmesi, yaralanması, kaçırılması ya da sivillere yönelik roket fırlatılmasını meşru kılamaz” diye konuştu. Gazze’ye yönelik İsrail güçlerinin saldırılarının 100 gündür devam ettiğine dikkati çeken Guterres, “Saldırıların meydana getirdiği yıkım ve öldürülen sivil sayısı, benim Genel Sekreter olarak görev yaptığım dönemde görülmemiş boyutta” dedi.

Guterres, “Hiçbir şey Filistin halkının toplu olarak cezalandırmasını meşru kılamaz” vurgusunda bulunarak Gazze’deki durumun kelimelerle ifade edilemeyecek kadar kötü olduğunu söyledi. Gazze’de hiçbir yerin güvenli olmadığını ve hiç kimsenin güvende olmadığını ifade eden Guterres, “Travmatize edilen insanlar, güneyde tehlikeli bir boyutta kalabalıklaşan kısıtlı alanlara itiliyor” uyarısında bulundu.

“Uluslararası insancıl hukukun açık şekilde ihlali”

Hayat kurtarıcı yardımın, gerekli düzeyde muhtaç kişilere ulaşamadığına dikkati çeken Guterres, “Hastalık, gıdasızlık ve başka sağlık riskleriyle beraber açlığın gölgesi Gazze halkına korku salıyor. Gazze’de uluslararası insancıl hukukun açık bir şekilde ihlal edilmesinden derin endişe duyuyorum” dedi.

Guterres, etkili insani yardım ulaştırılması için güvenliğin sağlanmasının ön koşul olduğunun altını çizerek, aynı zamanda ticari faaliyetlerinin tekrar başlatılmasının önemine işaret etti. BM personeli ve ortaklarının, “yoğun, yaygın ve acımasız bombalama” devam ederken etkili bir şekilde insani yardım sağlamayacağını kaydeden Guterres, çalışanların da hayatının riske girdiğini ifade etti.

Guterres, “7 Ekim’den bu yana Gazze’de 152 BM personeli öldürüldü. Bu, tek bir olayda örgüt tarihimizin en büyük kaybı” bilgisini paylaştı. İnsani yardım operasyonlarının Gazze sınırında da büyük engellere takıldığını aktaran Guterres, hayati öneme sahip malzeme ve teçhizatın girişinin açıklama yapılmadan engellendiğini dile getirdi.

Guterres, tek bir malzeme reddedilince tüm kargonun onay sürecinin baştan başladığını ve temel ihtiyaç ve servislerin girişinin engellendiğini söyledi. Gazze içinde insani yardımların dağıtımlarının önemli engellerle karşılaştığını aktaran Guterres, yüz binlerce insanın bulunduğu Gazze’nin kuzeyine erişime izin verilmediğine dikkati çekti.

Guterres, “İnsani yardım operasyonlarının güvenliğini sağlamak için kullanılan insani bildirimlere saygı duyulmuyor” diyerek, aynı zamanda iletişim ve elektrik kesintilerinin, dağıtım esnasında sorun yarattığını ifade etti.

BM’nin insani yardımları artırmak istediğini ve bunun için de bazı temel koşulların sağlanması gerektiğini kaydeden Guterres, “Taraflar uluslararası insancıl hukuka saygı göstermeli, sivilleri korumalı ve ihtiyaçlarının giderilmesini güvence altına almalı” mesajını verdi.

Guterres, işgal altındaki Batı Şeria’da gerginliğin arttığına dikkati çekerek, aynı zamanda Kızıldeniz ve ötesinde de gerginliğin yüksek seyrettiğini dile getirdi. İsrail ve Lübnan arasındaki Mavi Hat’ta çatışmadan derin endişe duyduğunun altını çizen Guterres, “İsrail ve Lübnan arasında gerginliğin daha geniş bir alana yayılma riski, bölgesel istikrarı derinden etkiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Guterres, söz konusu çatışma nedeniyle İsrail ve Lübnan’da çok sayıda insanın yerinden edildiğini belirterek, “Gelişmelerden derin endişe duyuyorum” dedi. Genel Sekreter olarak tüm taraflara bir mesaj vermesi gerektiğini söyleyen Guterres, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Mavi Hat’ta ateşle oymaya son verin. Gerginliği azaltın ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararı uyarınca çatışmaya son verin.”

Tüm bu sorunların üstesinden gelmek için tek bir çözüm olduğunu kaydeden Guterres, “Acilen insani ateşkese ihtiyacımız var; yardımları ihtiyacı olanlara ulaştırmak için, rehinelerin serbest bırakılmasını kolaylaştırmak için, daha geniş savaş ateşini söndürmek için. Gazze’de çatışma ne kadar uzun sürerse gerginliğin artması ve yanlış hesap yapma riski o kadar artar. Gazze’de gördüklerimizin Lübnan’da tekrarlanmasına, Gazze’de mevcut durumun sürmesine izin veremeyiz” dedi.

“1948’den bu yana en büyük yerinden edilme”

Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA), X sosyal medya hesabından, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırılarında oluşan yıkımı anlatan “100 saniyede 100 gün” başlıklı bir video paylaştı. Videoda, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin, 1948’den bu yana en büyük yerinden edilmeye maruz kaldığını belirtti.

Görüntülerde, İsrail’in hava saldırıları, yıkılan binalar, evlerini terk etmek zorunda kalan aile ve çocukların okullara ve derme çatma çadırlara sığınması ve zorlu yaşam şartlarını yansıtan karelere yer verildi. Açıklamada, bir nesil çocuğun travmaya uğradığı, binlercesinin öldürüldüğü, sakat bırakıldığı ve ailesiz kaldığı vurgulanarak, insanların “yaşanmaz” bir hayat sürdüğüne işaret edildi.

İsrail’in saldırılar nedeniyle 1 milyon 900 bin kişinin yerinden edildiğini belirten UNRWA, “Gazze’de 280 bin nüfusu olan Refah, şu anda 1 milyondan fazla yerinden edilmiş insanı ağırlıyor” açıklamasında bulunmuştu. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze Şeridi’nde yerinden edilenlerin kaldığı çadırlardaki yoğunluğun bulaşıcı hastalıklara yol açtığını belirtmişti.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 10 bin 300 çocuk olmak üzere, 24 bin 100 Filistinli öldürüldü, 60 bin 834 kişi yaralandı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 24 Bin 100’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 101. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 24 saatte 132 kişi yaşamını yitirirken, toplamda da can kaybı 24 bin 100’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 60 bin 834’e yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Öte yandan Çin, 100’üncü gününü geride bırakan Gazze savaşının sona erdirilmesi için geniş çaplı ve yetkili bir barış konferansı önerirken ABD, İsrail’in askeri operasyonlarını düşürmesinin artık zamanının geldiği açıklamasını yaptı.

Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, Mısır’ın başkenti Kahire’yi ziyareti sırasında, “iki devletli çözümün uygulanması için belirli bir zaman takvimi ve yol haritasının oluşturulması ve İsrail-Filistin barış görüşmelerinin bir an önce yeniden başlatılmasının desteklenmesi” çağrısında bulundu.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby ise Amerikan medyasına yaptığı açıklamada, Washington’ın İsrail yetkilileriyle Gazze’de “düşük yoğunluklu operasyonlara geçiş konusunda” görüşmelerde bulunduğunu söyledi.

Kirby, “Bu geçiş için (düşük yoğunluklu operasyonlar) doğru zamanın geldiğine inanıyoruz. Ve onlarla bunun gerçekleştirilmesi için görüşüyoruz.” dedi.

İsrail – Filistin savaşının 100 günü geride kaldı

13 Ekim’de İsrail’den gelen tahliye kararı 2.3 milyon kişinin yaşadığı Gazze’de güneye doğru bir göçe neden oldu. Yüz binlerce Gazzeli evlerini terk etmeye başladı. Fakat İsrail askeri güçlerinin ilerlemesine paralel olarak insanlar birçok defa yollara düşmek zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, birbiri ardına yaptıkları açıklamalarda, İsrail yönetiminin, 40 kilometre uzunluğundaki kıyı kentini tamamen kuşatmasının ve bu kadar hızlı bir göçün (zoraki tahliyenin) tarifsiz insani acılara neden olacağı uyarılarında bulundu.

21 Ekim’de Gazze için gönderilen insani yardımların Refah kapısından geçişi başladı. Mısır tarafından bulunan yardım konvoyları, abluka altındaki 2,3 milyon insana gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmak üzere Gazze’ye girdi.

Elektrik, su ve gıda erişimin tamamen kısıtlandığı Gazze’de ağır İsrail bombardımanı sonucu çok sayıda insanın ölmesi ve yaralanmasıyla tıbbi malzeme eksikliği de yaşanıyor. Türkiye de Gazze Şeridi’ndeki siviller için Mısır’a insani yardım malzemeleri gönderdi.

21 Kasım’da İsrail hükümeti ve Hamas, İsrail’de tutuklu bulunan 150 Filistinliye karşılık Gazze’de tutulan 50 İsrailli rehinenin serbest bırakılması ve kuşatma altındaki bölgeye insani yardım girişine izin verilmesi için çatışmalara dört gün ara verilmesi konusunda anlaştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada 50 kadın ve çocuğun aşamalı şekilde dört gün içinde serbest bırakılacağı ve bu süre zarfında çatışmalara ara verileceği belirtildi. Ateşkes toplamda bir hafta uzatıldı. 105 rehine ve yaklaşık 240 Filistinli tutuklu serbest bırakıldı. Ancak savaş 1 Aralık’ta yeniden başladı.

1 Ocak’ta İsrail ordusu, en az iki tugaydan oluşan yedek askerlerin evlerine gönderileceğini ve üç tugayın da eğitim için geri çağrılacağını açıkladı.

İsrail askeri sözcüsü Daniel Hagari, bazı askerlerin evlerine gönderilmesinin ‘savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini’ söyledi. Hagari, yedek askerlerin bazılarının yıl içinde tekrar göreve çağrılabileceğini belirtti.

Paylaşın

Kuzey Kore’den 2024 Yılının İlk Balistik Füze Denemesi

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyet (KDHC), 2024 yılının ilk balistik füze denemesini yaptı. Bu, Kuzey Kore’nin yaklaşık bir ay sonra gerçekleştirdiği ilk füze denemesi.

Haber Merkezi / Balistik füze denemesi, Kuzey Kore’nin Güney Kore ile gergin olan deniz sınırı yakınında top atışları yapmasından birkaç gün sonra gerçekleşti.

Kuzey Kore Kim Jong Un, yakın zamanda yaptığı bir açıklamada, Güney Kore’yi “baş düşmanı” olarak nitelendirmişti.

Konuya ilişkin açıklama yapan Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı,denemenin pazar günü gerçekleştiğini açıklarken, füzenin özelliklerine ilişkin daha fazla ayrıntı vermedi.

Japonya Savunma Bakanlığı da Kuzey Kore tarafından bir balistik füze denemesinin tespit edildiğini açıkladı, ancak başka ayrıntı vermedi.

Japonya, ABD ve Güney Kore, KDHC’nin balistik füzeleri hakkında gerçek zamanlı bilgi paylaşacak bir sistem oluşturmaya çalışıyor. Japonya Savunma Bakanı Minoru Kihara, kasım ayında sistemin “son aşamada” olduğunu açıklamıştı.

Kuzey Kore kendini savunmak için balistik füze programı yürütmenin egemenlik hakkı olduğunu savunuyor ve “ABD’nin düşmanca politikasının bir ürünü olduğunu” söylediği Güvenlik Konseyi yasağını reddediyor.

Öte yandan pazartesi günü KCNA tarafından yayınlanan bir yorumda, Kuzey Kore, Güney Kore’yi bölgedeki gerilimi artırmakla suçladı.

Askeri tatbikatlar ve Güney Koreli yetkililerin silahlanma çağrıları, Pyongyang’a göre bölgedeki gerilimi tırmandırmak için kullanılan unsurlar olarak nitelendirildi.

Yorumda, “Küçük bir kıvılcım bile en düşman iki ülke arasında muazzam fiziksel çatışmalar için katalizör olabilir” değerlendirmesi yapıldı.

Analistler, Kuzey Kore’nin pazar günü gerçekleştirdiği füze denemesinin, gelecekteki bir savaşta, Güney Kore’ye karşı nükleer silah kullanımını meşrulaştırmaya yönelik bir hamle olabileceği yorumunda bulundu.

Paylaşın

Gazze’de Can Kaybı 23 Bin 968’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 98. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında 24 saatte 125 kişi yaşamını yitirirken, toplamda da can kaybı 23 bin 968’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 60 bin 582’ye yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Öte yandan Tel Aviv’deki Savunma Bakanlığında düzenlediği basın toplantısında konuşan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, “Hamas’ı ortadan kaldırma, tüm esirleri evlerine geri getirme ve Gazze’nin bir daha ülkemiz için tehdit oluşturmayacağından emin olma hedeflerini gerçekleştirinceye kadar bu savaşı sürdüreceğiz” dedi.

Netanyahu’nun bu açıklaması, Güney Afrika’nın Filistin halkına yönelik “soykırım” eylemlerinde bulunduğu gerekçesiyle İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davanın başlamasının ardından geldi. Birleşmiş Milletler’in (BM) yargı organı olan Divan’ın merkezi Hollanda’nın Lahey kentinde yer alıyor.

Davada şu ana kadar taraflar dinlenirken, davayı açan Güney Afrika, İsrail’in Filistinlilere yönelik olarak “sistematik olarak soykırım” eylemlerinde bulunduğunu iddia etti. Güney Afrika ayrıca mahkemeden İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki askeri eylemlerine derhal son vermesi için geçici tedbirlerin alınmasını talep etti.

İsrail ise bu iddiaları reddederek kendine yönelik suçlamaları “dayanıksız” ve “absürt” olarak nitelendirdi. İsrail ayrıca Güney Afrika’nın mahkemeye “gerçeklere ve hukuka ilişkin son derece çarpık bir tablo” sunduğunu ifade ederek, Divan’a 7 Ekim’deki Hamas saldırısı sırasında yaşananlara dair videolar ve grafikler gösterdi.

Uluslararası Adalet Divanı’ndaki yargılamanın yıllar sürebileceği belirtilirken, Divan’ın, Güney Afrika’nın İsrail’in askeri eylemlerinin derhal sona erdirilmesi yönündeki acil talebi konusunda geçici tedbir kararına dair yargısını birkaç hafta içinde açıklaması bekleniyor.

İsrail – Filistin savaşı 100. gününü doldurdu

13 Ekim’de İsrail’den gelen tahliye kararı 2.3 milyon kişinin yaşadığı Gazze’de güneye doğru bir göçe neden oldu. Yüz binlerce Gazzeli evlerini terk etmeye başladı. Fakat İsrail askeri güçlerinin ilerlemesine paralel olarak insanlar birçok defa yollara düşmek zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, birbiri ardına yaptıkları açıklamalarda, İsrail yönetiminin, 40 kilometre uzunluğundaki kıyı kentini tamamen kuşatmasının ve bu kadar hızlı bir göçün (zoraki tahliyenin) tarifsiz insani acılara neden olacağı uyarılarında bulundu.

21 Ekim’de Gazze için gönderilen insani yardımların Refah kapısından geçişi başladı. Mısır tarafından bulunan yardım konvoyları, abluka altındaki 2,3 milyon insana gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmak üzere Gazze’ye girdi.

Elektrik, su ve gıda erişimin tamamen kısıtlandığı Gazze’de ağır İsrail bombardımanı sonucu çok sayıda insanın ölmesi ve yaralanmasıyla tıbbi malzeme eksikliği de yaşanıyor. Türkiye de Gazze Şeridi’ndeki siviller için Mısır’a insani yardım malzemeleri gönderdi.

21 Kasım’da İsrail hükümeti ve Hamas, İsrail’de tutuklu bulunan 150 Filistinliye karşılık Gazze’de tutulan 50 İsrailli rehinenin serbest bırakılması ve kuşatma altındaki bölgeye insani yardım girişine izin verilmesi için çatışmalara dört gün ara verilmesi konusunda anlaştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada 50 kadın ve çocuğun aşamalı şekilde dört gün içinde serbest bırakılacağı ve bu süre zarfında çatışmalara ara verileceği belirtildi. Ateşkes toplamda bir hafta uzatıldı. 105 rehine ve yaklaşık 240 Filistinli tutuklu serbest bırakıldı. Ancak savaş 1 Aralık’ta yeniden başladı.

1 Ocak’ta İsrail ordusu, en az iki tugaydan oluşan yedek askerlerin evlerine gönderileceğini ve üç tugayın da eğitim için geri çağrılacağını açıkladı.

İsrail askeri sözcüsü Daniel Hagari, bazı askerlerin evlerine gönderilmesinin ‘savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini’ söyledi. Hagari, yedek askerlerin bazılarının yıl içinde tekrar göreve çağrılabileceğini belirtti.

Paylaşın