Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 27 Bin 238’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 120. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 107 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 27 bin 238’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 66 bin 452’ye yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bugüne kadar Gazze’de yüz bin Filistinli’nin bombalı saldırılar ve İsrail askerleri ile Filistinli militanlar arasında yaşanan çatışmalar sonucunda öldüğü, yaralandığı ya da kayıp veya öldüğünün varsayıldığını açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü, bölgenin sağlık yetkilileri tarafından bildirilen 27 bin 19 ölümün yüzde 60’ının kadın ve çocuklardan oluştuğu, en az 66 bin kişinin şu anda yaralı ve tıbbi bakıma ihtiyaç duyduğunu kaydetti. UNICEF, Gazze’de en az bir milyon çocuğun psikolojik yardıma muhtaç olduğunu da açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü Filistin Temsilcisi Dr. Rick Peeperkorn, savaşın harap ettiği bölgedeki hastaneleri ve tıp merkezlerini yenilemesi için çalıştıklarını ancak çok zor ilerleme kaydettiklerini belirterek, “Gazze’de güvenlik, insani yardım koridorların olmaması, yapılması şart olan insani operasyonların hızlı bir şekilde yürütülmesini giderek zorlaştırıyor. Hastanelere sürekli erişimin olmaması nedeniyle bölgedeki sağlık sistemi tamamen çökebilir” dedi.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Dairesi (OCHA) Sözcüsü Jens Laerke, son günlerde binlerce Filistinli’nin güneye, Gazze’nin yaklaşık 2,3 milyonluk nüfusunun yarısından fazlasını barındıran Refah’a kaçmak zorunda kaldığını söyledi. Laerke, Refah’a kaçanların derme çatma yapılarda, çadırlarda veya açık havada yaşadığını belirterek, “Refah’ta umutsuzluk hakim. Bundan sonra olacaklardan korkuyoruz” dedi.

BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Gazze’de en az 17 bin çocuğun refakatsiz veya ailelerinden ayrı düşmüş olduğunu açıkladı. Refakatsiz çocuklarının neredeyse tamamının psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğu ve ciddi travmalar içinde olduklarını, bu nedenle Gazze’de en az bir milyon çocuğun psikolojik desteğe muhtaç olduğunu açıkladı.

UNICEF Filistin İletişim Direktörü Jonathan Crickx, Gazze’de ailelerin gıda, su ve barınak eksikliği nedeniyle sıkıntı yaşadığını, çocuklarının ve diğer aile fertlerinin ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çektiğini söyledi.

Crickx, çocukların ruh sağlığının ciddi şekilde etkilendiğini belirterek, “Çocuklar aşırı derece kaygılı. Her bomba sesi duyduklarında büyük bir panik yaşıyorlar. Bir milyondan fazla çocuğun psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu tahmin ediyoruz. Hiçbir çocuk 7 Ekim ve sonraki günlerde tanık olduğumuz şiddete maruz kalmamalı” dedi.

BM Sözcüsü Stephane Dujarric, BM Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu’na (UNWRA) 16 ülke tarafından sağlanan bağışların askıya alınması sonrasında bu ülkelerin kararlarını gözden geçirmesi için Genel Sekreter Antonio Guterres’in temaslarını sürdürdüğünü kaydetti.

Sözcü Dujarric, BM Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu yetkililerinin bugün yaptığı son açıklamada, bağışların kesilmesiyle Filistinliler’e yapılacak yardımın riske gireceğini yinelediğini belirtti.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), İsrail’e sivillerin sığındığı Refah’a operasyon yapılmaması çağrısında bulunurken, Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze Şeridi’nin güneyinde “Çaresizliğin patlamanın eşiğine geldiğini” duyurdu.

Cuma günü Cenevre’de açıklamalarda bulunan OCHA Sözcüsü Jens Laerke, Gazze Şeridi’nin Mısır sınırındaki Refah kentinde çaresizliğin patlamanın eşiğine geldiğini ifade ederek, bölgenin “kaynayan kazan gibi” olduğunu ve “bundan sonra olabileceklerinden korktuklarını” dile getirdi.

İnsanların Gazze Şeridi’ndeki pek çok farklı bölgeden Refah’a kaçtığını, burada bulabildikleri yerlere sığındığını, kimilerin derme çatma yapılarda ve çadırlarda, kimilerinin ise açık havada yaşadığını aktaran OCHA Sözcüsü Laerke, İsrail’in son günlerde Han Yunus’ta bulunan hastenelerin yakınlarındaki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdığına işaret ederek, yaşanan şiddetli çatışmaların “şoke edici” olduğunu vurguladı.

Laerke ayrıca, “Şiddetli çatışmalar sağlık personelinin, yaralıların ve hastaların yanı sıra yerinden edilmiş binlerce insanın güvenliğini tehlikeye atıyor” dedi.

“Gazze’de güvende olunabilecek yer kalmadı”

Gazze Şeridi’nde insanların güvende olabilecekleri bir yer kalmadığını, Refah kentinin de güvenli bir yer olmadığını dile getiren Jens Laerke, “Her hafta daha kötüye gidemeyeceğini düşünüyoruz. Ama gelin görün ki daha da kötüleşiyor” ifadelerini kullandı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın Perşembe günü yaptığı açıklama, askeri operasyonların Refah’a doğru genişletileceğine işaret ediyor. İsrailli askerleri ziyareti sırasında Gallant, tıpkı Han Yunus’ta olduğu gibi Refah’taki Hamas varlığını tasfiye edeceklerini belirtmişti.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Filistin Bölgeleri’nden Sorumlu Temsilcisi Richard Peeperkorn ise, “Refah’a saldırılmamalı” çağrısında bulundu.

Gazze Şeridi’nde halihazırda 2 milyonu aşkın insanın yaşadığını, savaş sonrasında bu nüfusun neredeyse yarısının Refah’a kaçtığını anlatan Peeperkorn, Refah kentinin nüfusunun aslında 200 bin olduğunu ve gelinen noktada buradaki nüfusun 1 milyonu aştığını vurguladı.

Mısır sınırı Filistinlilerin çoğunluğuna kapalı kalmaya devam ederken, Refah sokakları yerinden edilmiş binlerce insanla dolmuş durumda. Bunların büyük bir bölümünün, şehrin merkezinde ya da batısında toplanmış halde yaşamını son derece zor koşullar altında sürdürmeye çalıştığı aktarılıyor.

Bu arada DSÖ yetkilisi Peeperkorn, Ocak için Gazze Şeridi’nin kuzeyine planladıkları 15 insani misyonun ancak üçünü, güneye planlanan 11 insani misyondan da ancak dördünü yapabildiklerini açıkladı.

Peeperkorn, Filistin Bölgeleri için insani koridorların oluşturulması çağrısını yaparken, Gazze Şeridi’nde yetersiz beslenme ve kıtlık tehlikesinden endişeli olduklarını da sözlerine ekledi.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye 26 Milyon Euro Deprem Yardımı

Avrupa Birliği, Türkiye’ye 26 milyon euro deprem yardımda bulunacak. AB daha önce de 6 Şubat depremleri nedeniyle Türkiye’ye 400 milyon euroluk afet yardımında bulunmuştu.

Açıklanan 26 milyon euroluk yardımın 4 milyon eurosu acil eğitim ihtiyaçları için ayrılacak. Bu yeni fon kaynağı, sığınmacılar ve depremden etkilenenler gibi hassas durumdakilere koruma hizmetleri sağlanmasının yanı sıra sağlık ve sanitasyon hizmetleri gibi alanlarda da kullanılacak.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Avrupa Birliği (AB) 6 Şubat depremlerinden etkilenen mültecilere ve bölge halkına destek için Türkiye’ye 26 milyon euro verecek.

AB, bu yeni fon kaynağının, meydana gelen depremler ve bölgesel mülteci krizi sonrasında ortaya çıkan en kritik insani ihtiyaçların karşılanmasına destek olacağını belirtti.

Avrupa Birliği’nin Kriz Yönetiminden Sorumlu Komisyon Üyesi Janez Lenarcic, yapılan yardımı duyurduğu açıklamasında, AB’nin “Türkiye’deki mültecilerle dayanışma göstermeye devam ettiğini” belirtti.

Lenarcic, “Temel insani önceliklerimiz eğitime erişim ve en hassas durumdaki topluluklara koruma sağlanması olacaktır” ifadesini kullandı.

Açıklanan 26 milyon euroluk yardımın 4 milyon eurosu acil eğitim ihtiyaçları için ayrılacak. Bu yeni fon kaynağı, sığınmacılar ve depremden etkilenenler gibi hassas durumdakilere koruma hizmetleri sağlanmasının yanı sıra sağlık ve sanitasyon hizmetleri gibi alanlarda da kullanılacak.

AB daha önce de 6 Şubat depremleri nedeniyle Türkiye’ye 400 milyon euroluk afet yardımında bulunmuştu.

Kahramanmaraş merkezli bu depremler, resmi verilere göre Türkiye’de 50 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. 6 Şubat depremleri, Türkiye’nin yanı sıra Suriye’nin kuzeyinde de ciddi yıkıma yol açtı.

Paylaşın

ABD, Suriye Ve Irak’ta 85 Hedefi Vurdu

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), geçen hafta sonu üç ABD askerinin ölümüne yol açan insansız hava aracı saldırısına misilleme olarak Irak ve Suriye’de 85’ten fazla hedefin vurulduğunu duyurdu.

Haber Merkezi / CENTCOM, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, saldırıların, “İran’ın İslam Devrim Muhafızları Kolordusu (IRGC) Kudüs Gücü ve ona bağlı milis gruplara” yönelik olduğu belirtildi.

ABD Başkanı Joe Biden, operasyona ilişkin açıklamasında “Benim talimatımla, ABD askeri güçleri, Irak ve Suriye’de İran Devrim Muhafızları ve destekledikleri milislerin ABD güçlerine saldırmak için kullandıkları tesislerdeki hedefleri vurdu. Müdahalemiz bugün başladı. Bizim seçtiğimiz yer ve zamanlarda devam edecektir” dedi.

Biden ayrıca açıklamasında ayrıca “Ortadoğu’da veya başka bir yerde çatışma istemiyoruz. Ancak bize zarar vermeyi amaçlayan herkes şunu bilsin: Bir Amerikalı’ya zarar verirseniz, karşılık veririz” ifadelerini kullandı.

ABD’nin saldırıları, Ürdün’de hayatını kaybeden üç askerin naaşlarının ABD’ye getirilmesinin ve Başkan Joe Biden’ın askerlerin aileleriyle biraraya gelmesinin hemen arkasına denk geldi.

Ortadoğu’daki ABD üslerine yönelik saldırılar, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının ardından yoğunlaşmıştı. ABD’nin Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de 900 Ürdün’de ise 3000 civarında askeri bulunuyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), üst düzey subaylarını Suriye’den çekme kararı aldı. İran’ın kararı, Orta Doğu’da zaten oldukça yüksek olan tansiyonun içine doğrudan çekilmek istememesinden kaynaklanıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Suriye’de devam eden iç savaşta Devlet Başkanı Beşar Esad’a yardım etmek için 10 yıl önce bu ülkeye geldi.

Rusya da 2015 yılında hava kuvvetlerini Suriye’ye konuşlandırarak Beşar Esad’ı desteklemişti. Analistlere göre İran’ın Suriye’deki varlığının zayıflaması, Rusya’nın işine yarayabilir.

Paylaşın

İran’dan Batı’ya Gözdağı: Karşılık Veririz

ABD, Irak ve Suriye’deki İran hedeflerine yönelik saldırı planlarını hazır hale getirirken, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ülkesinin bir savaş başlatmayacağını ama ülkesine karşı zorbalık yapmaya çalışana güçlü karşılık vereceğini söyledi.

Haber Merkezi / İran Cumhurbaşkanı Reisi, “Önce, Amerikalılar bizimle konuşmak isteyince askeri seçeneğin masada olduğunu söylediler. Şimdi de İran’la çatışma istemediklerini belirtiyorlar.

İran İslam Cumhuriyeti’nin askeri gücü bölgede hiçbir ülkeye tehdit değil ve olmamıştır. Tersine, bölge ülkelerinin dayanacağı ve güvenebileceği güvenlik sağlar” ifadelerini kullandı.

ABD, Ürdün’de Amerikan askerlerinin hedef alındığı saldırıda kullanılan insansız hava aracının İran’da üretildiğini değerlendiriyor.

Suriye sınırına yakın Ürdün’de bir insansız hava aracı saldırısında üç ABD askeri hayatını kaybetmesi sonrası Beyaz Saray, misilleme olarak Suriye ve Irak’taki İran hedeflerini vurma planını onayladı.

Saldırıya yanıtının ne olacağı üzerine değerlendirmeler yapılırken, ABD Başkanı Joe Biden’a, ülkesindeki şahin siyasetçilerden İran topraklarındaki hedeflerin vurulması çağrısı da geldi.

ABD Başkanı Biden, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada “İstediğim şey bu değil” mesajı verdi ve İran topraklarına yönelik bir misilleme yapılmayacağını ima etti. Beyaz Saray yapacağı misillemeyi Suriye ve Irak topraklarındaki İran bağlantılı hedeflerle sınırlı tutacak.

ABD’nin Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de 900 Ürdün’de ise 3000 civarında askeri bulunuyor.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a göre İran destekli milisler, 17 Ekim’den bu yana Irak ve Suriye’deki Amerikan birliklerinin bulunduğu üslere 150’den fazla saldırı düzenledi. Roketler ve tek yönlü saldırı uçaklarıyla yapılan saldırıların büyük çoğunluğu önlendi.

Haberler İran’ın da benzer bir gerilimi engellemek için adım attığına işaret ediyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), üst düzey subaylarını Suriye’den çekme kararı aldı.

İran’ın üst düzey subaylarını geri çekme kararı, Orta Doğu’da zaten oldukça yüksek olan tansiyonun içine doğrudan çekilmek istememesinden kaynaklanıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Suriye’de devam eden iç savaşta Devlet Başkanı Beşar Esad’a yardım etmek için 10 yıl önce bu ülkeye geldi.

Rusya da 2015 yılında hava kuvvetlerini Suriye’ye konuşlandırarak Beşar Esad’ı desteklemişti. Analistlere göre İran’ın Suriye’deki varlığının zayıflaması, Rusya’nın işine yarayabilir.

Bu arada İran’ın desteklediği Iraklı Nujaba adlı grup, bölgedeki Amerikan güçlerine saldırmaya devam edeceğini açıkladı. Örgüt, Gazze savaşı sona erene ve Amerikan askerleri Irak’tan çekilene kadar saldırıların süreceğini belirtti.

Paylaşın

Kuzey Kore’den 10 Gün İçinde Dördüncü Seyir Füzesi Denemesi

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC), 10 gün içinde dördüncü seyir füzesi denemesini gerçekleştirdi. Son füze atışlarının ayrıntıları henüz ortaya çıkmadı.

Kuzey Kore, son seyir füzesi salvosuna 24 Ocak’ta yeni Pulhwasal-3-31 füzesini test ederek başlamış, bunu 26 Ocak’taki bir başka deneme izlemişti. Hwasal-2 sistemlerini de 30 Ocak’ta test etmişti.

Son füze denemesi, Güney Kore’nin özel operasyon kuvvetleriyle ABD Özel Harekat Komutanlığı’nın eğitimini tamamladığını açıklamasının ardından geldi.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; Güney Kore ordusu cuma günü Kuzey Kore tarafından batı kıyılarındaki sulara birden fazla seyir füzesi ateşlendiğini söyledi.

Bu Kuzey Kore’nin 10 günden kısa bir süre içinde gerçekleştirdiği 4. seyir füzesi denemesi oldu. Füzelerin fırlatılması, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un “savaş hazırlıklarını hızlandırmak” için ülkenin deniz kuvvetlerini güçlendirme çağrılarını yinelemesinden saatler sonra gerçekleşti.

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı, Cuma günü yerel saatle 11.00 (TSİ 05.00) sularında gerçekleşen füze atışlarını hâlâ incelediklerini söyledi.

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang, son seyir füzesi salvosuna 24 Ocak’ta yeni Pulhwasal-3-31 füzesini test ederek başlamış, bunu 26 Ocak’taki bir başka deneme izlemişti. Hwasal-2 sistemlerini de 30 Ocak’ta test etmişti.

Son füze atışlarının ayrıntıları henüz ortaya çıkmadı.

Kuzey Kore devlet medyası KCNA’in haberine göre Kim, askeri yetkililerle çevrelenmiş bir şekilde tersaneyi ziyaret ederek “üretim süreçleri ve gemi inşa sahasındaki” ilerlemeyi denetledi.

KCNA, Kim’in Nampo diye de bilinen bir askeri gemi inşa üssü olan Nampho tersanesini ziyareti sırasında “Deniz kuvvetlerinin güçlendirilmesi savaş hazırlıklarının ilerletilmesinde en önemli konu” dediğini aktardı.

Devlet medyası, Kuzey Kore yönetiminin kararlaştırdığı yeni bir “devasa plan” için lidere çeşitli savaş gemisi inşaatlarıyla ilgili brifing verildiğini bildirdi.

Washington ve Seul tarafından Pyongyang’ın Moskova’ya mühimmat ve topçu silahları gönderdiği yönünde yapılan iddiaların ardından, yeni füze testi dalgası analistler arasında Kuzey Kore’nin Rusya’yla savunma ortaklığıyla bağlantılı olabileceği yönünde endişeleri artırdı.

Güney Koreli yetkililer, Kim’in Namph’taki askeri teftişiyle ilgili bilgileri muhtemelen ilk kez Kuzey Kore devlet medyasının ifşa ettiğini söyledi.

Ülkenin doğusundaki Sinpo tersanesi, ordunun denizaltı gibi gelişmiş donanma araçları inşa ettiği ana merkez olmaya devam ediyor.

Güney Kore Birleşme Bakanlığı sözcüsü Kim Inae, “Kuzey Kore askeri tehditleri rutin hale getirerek Güney Kore halkında güvensizlik duygusu yaratmaya, hükümetlerine olan güveni sarsmaya ve Kore Yarımadası’ndaki krizi çözmek için taleplerinin kabul edilmesini sağlayacak bir ortam yaratmak için uluslararası dikkati çekmeye çalışıyor” dedi.

Son fırlatma, cuma günü Güney Kore’nin özel operasyon kuvvetleriyle ABD Özel Harekat Komutanlığı’nın eğitimini tamamladığını açıklamasının ardından geldi.

Güney Kore ordusu, kendi özel operasyon birlikleri ve ABD’nin yeşil berelilerinin ülkenin başkenti Seul yakınlarındaki bir bölgede 10 gün süren bir tatbikat gerçekleştirdiğini açıklamıştı. Bu; ABD, Güney Kore ve Japonya ordularının katıldığı son birleşik tatbikattı.

Kuzey Kore bu tatbikatlara öfkeyle tepki göstererek kendi füze denemelerini başlattı ve hatta Washington’a ültimatomlar verdi.

Paylaşın

ABD’den İran’a Misilleme Hazırlığı

Suriye sınırına yakın Ürdün’de bir insansız hava aracı saldırısında üç ABD askeri hayatını kaybetmesi sonrası Beyaz Saray, misilleme olarak Suriye ve Irak’taki İran hedeflerini vurma planını onayladı.

Haber Merkezi / Saldırıya yanıtının ne olacağı üzerine değerlendirmeler yapılırken, ABD Başkanı Joe Biden’a, ülkesindeki şahin siyasetçilerden İran topraklarındaki hedeflerin vurulması çağrısı da geldi.

ABD Başkanı Biden, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada “İstediğim şey bu değil” mesajı verdi ve İran topraklarına yönelik bir misilleme yapılmayacağını ima etti.

Beyaz Saray yapacağı misillemeyi Suriye ve Irak topraklarındaki İran bağlantılı hedeflerle sınırlı tutacak.

Irak’ta konuşlu İslami Direniş adlı bu grubun, İran Devrim Muhafızları tarafından silahlandırıldığı, finanse edildiği ve eğitildiğine inanılıyor.

Ürdün’deki saldırıda ölen üç ABD askerinin cenazelerinin cuma günü Delaware Hava Kuvvetleri üssüne geri gönderilmesi bekleniyor. Beyaz Saray Başkan Biden’ın törene katılacağını açıkladı.

Haberler İran’ın da benzer bir gerilimi engellemek için adım attığına işaret ediyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), üst düzey subaylarını Suriye’den çekme kararı aldı.

İran’ın üst düzey subaylarını geri çekme kararı, Orta Doğu’da zaten oldukça yüksek olan tansiyonun içine doğrudan çekilmek istememesinden kaynaklanıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Suriye’de devam eden iç savaşta Devlet Başkanı Beşar Esad’a yardım etmek için 10 yıl önce bu ülkeye geldi.

Rusya da 2015 yılında hava kuvvetlerini Suriye’ye konuşlandırarak Beşar Esad’ı desteklemişti. Analistlere göre İran’ın Suriye’deki varlığının zayıflaması, Rusya’nın işine yarayabilir.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü’nden Kanser Uyarısı: Yüzde 77 Artış Olabilir

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tütün ve alkol kullanımı, obezite, hava kirliliği ve çevresel risk faktörleri nedeniyle, kanser vakalarında 2050 yılına kadar yüzde 77 artış olabileceğini açıkladı.

Bu artışın yol açacağı yükün dünyanın değişik bölge ve ülkelerinde farklı hissedileceğine işaret edilerek, kanser yükünü yönetmek için en az kaynağa sahip olanların, kanserin en ağır yükünü taşıyacağı belirtildi.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) kanser vakalarında büyük artış olabileceği konusunda uyardı. IARC tarafından Perşembe günü Cenevre’de yapılan açıklamaya göre, kanser hastası sayısı 2050 yılına kadar 35 milyonu aşacak. Bu, 2022 yılındaki vaka sayılarına kıyasla yüzde 77 oranında bir artışa tekabül ediyor.

IARC vaka sayılarındaki artışa kaynaklık edecek en önemli nedenleri, “Tütün ve alkol kullanımı, obezite, hava kirliliği ve çevresel risk faktörleri” olarak sıraladı.

Artan ve aynı zamanda da yaşlanan dünya nüfusunun da kanser hastası sayılarındaki artışta etkili olacağı vurgulanan IARC açıklamasında, “Bu artış aynı zamanda insanların risk faktörlerine maruz kalmasına yol açan değişimle de ilgilidir ve bunların büyük bir bölümü sosyo-ekonomik gelişmelerle ilintilidir” ifadelerine yer verdi.

Vaka sayılarında en büyük artışın, gelişmiş ülkelerde görüleceği öngörülüyor. Tahminlere göre 2050 yılında bu ülkelerde 4 milyon 800 bin yeni vaka görülecek. Oransal olarak bakıldığında ise en büyük artış, yüzde 142’yi aşacak bir oranla, Birleşmiş Milletler’in (BM) İnsani Gelişme Endeksi’nin (HDI) alt sınırında yer alan ülkelerde yaşanacak. Ayrıca öngörülere göre kanser nedeniyle ölümler de bu ülkelerde iki kat artacak.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; IARC Kanser İzleme Bölümü Başkanı Freddie Bray, bu artışın yol açacağı yükün dünyanın değişik bölge ve ülkelerinde farklı hissedileceğine işaret ederek, “Kanser yükünü yönetmek için en az kaynağa sahip olanlar, kanserin en ağır yükünü taşıyacak” dedi.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Ukrayna’ya 50 Milyar Euroluk Ek Yardım

Ukrayna’ya 50 milyar euroluk ek yardım için 27 üye ülkenin tamamının uzlaşmaya vardığını bildiren AB Konseyi Başkanı Charles Michel, “AB Ukrayna’ya destek için liderlik ve sorumluluğu üstlenmektedir” dedi.

Haber Merkezi / Öte nadan Beyaz Saray da Ukrayna’ya 60 milyar dolar değerinde bir paketi Kongre’nin onaylamasını istiyor.

Avrupa Birliği’nde (AB) Ukrayna’ya ek yardımların görüşüldüğü ve Macaristan’ın veto tehdidi nedeniyle merakla beklenen özel zirveden uzlaşma haberi geldi.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Ukrayna’ya 50 milyar euroluk ek yardım için 27 üye ülkenin tamamının uzlaşmaya vardığını bildirdi.

Michel, “Anlaşmaya vardık. Ukrayna için AB bütçesinden 50 milyar euroluk ek destek paketinde 27 lider lider hepsi mutabık kaldı. Bu, Ukrayna için sağlam, uzun vadeli, uzatılabilir bir finansman taahhüdüdür. AB Ukrayna’ya destek için liderlik ve sorumluluğu üstlenmektedir” kullanıldı.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın Aralık ayındaki zirvede olduğu gibi yardım paketini yine onaylamayacağından endişe ediliyordu.

Zirve başlamadan önce AB liderleri Macaristan’a engelini kaldırması için baskı yaptı. Liderler Orban’a bir taraf seçmesi gerektiğini belirtti.

Macaristan ise AB bütçesinin üye ülkeleri desteklemesi gerektiği, Ukrayna’da ciddi yolsuzluklar olduğu ve savaşta Batı’nın sunduğu desteğin sonuç vermediği gerekçeleriyle Ukrayna’ya mali yardım sağlanmasına karşı çıkıyordu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, anlaşmayı Avrupa için iyi bir gün olarak nitelerken, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski de AB liderlerine müteşekkir olduğunu söyledi ve kararın 27 üyenin tamamı tarafından alındığına dikkat çekti.

Beyaz Saray da Ukrayna’ya 60 milyar dolar değerinde bir paketi Kongre’nin onaylamasını istiyor.

Ancak Cumhuriyetçiler bu yardımı sığınmacı akını karşısında güney sınırı konusunda adım atılmasına bağlamış durumda. Sınır konusunda ise Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında henüz bir uzlaşma yok.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’den 1 Şirkete ‘Hizbullah Ve İran Devrim Muhafızları’ Yaptırımı

İran Devrim Muhafızları ve Hizbullah’ın mali şebekesini hedef alan yeni yaptırımları açıklayan ABD Maliye Bakanlığı, Türkiye merkezli Mira İhracat İthalat Petrol adlı şirketi de listeye aldı.

Açıklamada, Mira İhracat İthalat Petrol’ün küresel piyasada İran mallarını satın aldığı, bu malların taşımacılığını yaptığı ve sattığı belirtildi.

Şirketin faaliyetlerinin merkezi İran’da bulunan ve ABD’nin yaptırım listesinde olan Hizbullah’ın maddi destekçisi Ali Kasir adlı kişi tarafından denetlendiği; Mira’nın satışlarından elde edilen karların Hizbullah’la paylaşıldığı kaydedildi.

VOA Türkçe’de yer alan habere göre; Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Maliye Bakanlığı, İran Devrim Muhafızları ve Hizbullah’ın mali şebekesini hedef alan yeni yaptırım açıkladı. Yaptırım listesine alınanlar arasında Türkiye’de bulunduğu belirtilen bir şirket de var.

ABD Maliye Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Lübnan ve Türkiye’de bulunan üç şirket ve bir kişinin, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü ve Hizbullah’ın mali şebekesine “kritik mali destek” sağladıkları gerekçesiyle yaptırım listesine alındığını açıkladı.

Yapılan açıklamada bu kişi ve şirketlerin, İran mallarını satarak yüz milyonlarca dolar gelir elde ettikleri ve bu satışların “Kudüs Gücü ve Hizbullah’ın devam eden terör faaliyetlerinin ve bölgedeki diğer terör örgütlerinin maddi olarak desteklenmesinde önemli bir kaynak sağladığı” belirtildi.

ABD Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre yaptırım listesine alınan şirketlerden biri Türkiye’de bulunan Mira İhracat İthalat Petrol adlı şirket. Bu şirketin küresel piyasada İran mallarını satın aldığı, bu malların taşımacılığını yaptığı ve sattığı belirtildi.

Şirketin faaliyetlerinin merkezi İran’da bulunan ve ABD’nin yaptırım listesinde olan Hizbullah’ın maddi destekçisi Ali Kasir adlı kişi tarafından denetlendiği; Mira’nın satışlarından elde edilen karların Hizbullah’la paylaşıldığı kaydedildi.

Şirketin CEO’su ve sahibi olduğu belirtilen İbrahim Telal El Uveyir’in ‘İbrahim Ağaoğlu’ takma ismini kullandığı belirtildi.

Açıklamaya göre Lübnan’da bulunan ve Hizbullah’la bağlantılı olduğu belirtilen Yara Offshore SAL adlı şirketin de yaptırım listesinde bulunan gemileri kullanarak, İran mallarının satışını kolaylaştırdığı ve Suriye rejiminin bu şirkete milyonlarca dolar ödeme yaptığı kaydedildi.

Merkezi Lübnan’da bulunan Hydro Company for Drilling Equipment Rental’ın, milyonlarca dolar değerindeki İran mallarının Suriye’ye sevk edilmesini sağlayarak, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün finanse edilmesinde rol oynadığı gerekçesiyle yaptırım listesine alındığı ifade edildi.

Açıklamada, “Şirket üst düzey İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü subaylarının idaresi altında faaliyet gösteriyor ve ABD’nin yaptırım listesinde bulunan Lübnan’daki paravan şirket Concepto ile ticari ilişkileri bulunuyor” denildi.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: Gazze’de Halk Açlıktan Ölüyor

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 117. günü geride kalırken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze Şeridi’nde halkın açlık nedeniyle hayatını kaybettiğini ve çaresiz durumda olduğunu bildirdi.

Haber Merkezi / İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları hedef gözetmeksizin devam ederken, Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) Gazze’deki insani duruma ilişkin dikkat çeken bir açıklama geldi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yoğun bombardıman altında olan Gazze halkının açlıktan öldüğünü ve çaresiz durumda olduğunu bildirdi.

Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 150 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 26 bin 901’e yükseldi. Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 65 bin 949’a yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’ın kullandığı tünellere su pompalamaya başladığını bildirdi. Açıklamada, bu adımın “terörle mücadelede önemli bir teknik ve teknolojik çığır” anlamına geldiği belirtilerek hedefin “yer altındaki terör altyapısını etkisiz hale getirmek” olduğu kaydedildi.

İsrail’in tünellere deniz suyu pompalamayı planladığı Aralık ayında kamuoyuna yansımış, ancak uzmanlar bunun tehlikeli olduğu ve sivillere yönelik büyük tehlike barındırdığı uyarısı yapmıştı.

Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki tünellerinin uzunluğunun toplam 480 kilometreyle 720 kilometre arasında olduğu tahmin ediliyor. İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un altındaki tünellerde Hamas yöneticilerinin saklandığını, İsrailli rehinelerin de burada tutulduğunu tahmin ediyor.

Ateşkes görüşmeleri

Pazar günü ABD, İsrail, Mısır ve Katarlı üst düzey yetkililerin Paris’te yaptığı toplantının ardından İsrail’in elindeki Filistinli tutuklular ile Hamas’ın elindeki İsrailli rehinelerin takası ve Gazze’ye insanî yardımların artırılması için uzun süreli ateşkes çabaları sürüyor.

Hamas, Telegram kanalından yaptığı açıklamada ateşkes taslağının kendilerine ulaştığını, şu an taslağı “inceleme ve yanıt verme” aşamasında olduklarını bildirdi.

Hamas lideri İsmail Haniye de şu an taslağı incelediklerini, taslağın çerçeve koşulları üzerinde görüşmek için Mısır hükümetinin Hamas yönetimini Kahire’ye davet ettiğini kaydetti. Katar medyasında yer alan haberlere göre bir Hamas heyetinin bugün Kahire’de Mısır istihbarat şefi Abbas Kamel ile görüşmesi planlanıyor.

Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, varılacak bir ön anlaşmanın kalıcı ateşkese giden yolu açacağı umudunu dile getirdi.

Katar, Kasım ayında İsrail ile Hamas arasında varılan geçici ateşkeslerde arabuluculuk rolü üstlenmişti. Al Sani, mevcut planın aşamalı ateşkes öngördüğünü, ilk etapta kadın ve çocuk rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze’ye ulaştırılan yardımların artırılmasının hedeflendiğini bildirdi.

Gazze’de yapıların yarısından fazlası ya yıkıldı ya da zarar gördü

İsrail’in bombaladığı Gazze’de yapıların yarısından fazlası ya yıkıldı ya da zarar gördü. Gazze genelinde yerleşim yerleri, dükkanlarla dolu olan caddeler enkaz yığınına dönüşmüş durumda. Üniversiteler yok olurken tarım alanları kullanılamaz hale geldi.

Binlerce kişinin evsiz kalması nedeniyle bölgenin güneyinde çadır kentler ortaya çıkmış durumda. Gazze’de nüfusun yüzde 80’i, 1,7 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler’e göre bu sayının yaklaşık yarısı bölgenin güneyini doldurmuş durumda.

New York Üniversitesi’inden Corey Scher ve Oregon Üniversitesi’nden Jamon Van Den Hoek’in çeşitli tarihlerdeki uydu verilerine dayandırdığı ve BBC’nin de teyit ettiği analizde Gazze’de 144 bin ile 175 bin yapı ya yıkıldı ya da zarar gördü.

Bu Gazze’deki yapıların yüzde 50’si ile yüzde 61’i arasında bir orana denk geliyor. Bölgenin güneyinde İsrail’in son haftalarda özellikle sert vurduğu Han Yunus’ta 38 binden fazla bina ya yıkıldı ya da zarar gördü. Sadece son iki haftada yıkılan ya da zarar gören bina sayısı 1500’den fazla.

Uydu verileri bölgedeki tarım alanlarının da oldukça zarar gördüğünü ortaya koyuyor. Gazze, İsrail-Hamas savaşından önce de ithal ürünlere önemli oranda bağımlı olsa da gıdanın önemli bir bölümü de bölgede yetiştirilen ürünlerden geliyordu.

Yardım kuruluşları Gazze nüfusunun yarısının açlıkla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Bölgedeki tarımın önemli bir bölümünün yapıldığı Gazze’nin kuzeyi ve merkezindeki tarım alanları İsrail askerlerinin geçici savunma yapıları inşa ettiği yerlere dönüşmüş durumda.

Gazze’deki bir diğer önemli değişim de çadır kentlerle geçici yapıların varlığı. Evlerinden olanlar buralarda yaşıyor. 500 futbol sahasına eşit bir alanda çadır kentler dikkat çekiyor. Son verilere göre Gazze’de 7 Ekim’den bu yana yaşamını yitirenlerin sayısı yaklaşık 27 bin.

Paylaşın