Avrupa, Rusya İle Olası Savaşa Hazırlanıyor

Avrupa ülkeleri, Ukrayna ile savaşı kazanma ihtimali yükselen Rusya’nın tehditleriyle karşı karşıya kalabilir. Bu olasılık Avrupa ülkelerini askeri yönden yeni adımlar atmaya zorluyor.

Avrupa’nın en büyük, dünyanın da üçüncü büyük tirajlı gazetesi Bild, Polonya Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak-Kamysz’in ülkesinin, Rusya ile topyekün bir savaş olasılığına karşı hazırlık yaptığını söylediğini bildirdi.

Bild’e göre, Bakan Kosiniak-Kamysz, Ukrayna’nın Rusya ile savaşı kaybetme ihtimalinin yükseldiğini ve Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in Polonya dahil NATO ülkelerine saldırmaya karar verdiği bir senaryoya hazırlandığını açıkladı.

“Bu sözleri öylesine söylemiyorum” diyen Kosiniak-Kamysz, durumun ve gelişmelerin dikkatle değerlendirdiğini ve analiz edildiğini, ülke savunması için şimdiden somut adımların atıldığını, örneğin silahlanma alanındaki eksikliklerin incelendiğini kaydetti.

Habere göre Polonya Savunma Bakanı, ülkesinin Belarus ve Rusya ile olan sınır bölgesinde yeni sığınaklar inşa ettiğini ve bu hamlenin “genel ulusal savunma planının bir parçası” olduğunu da söyledi.

Bakan Kosiniak-Kamysz, “Rusya’nın saldırması durumunda, Polonya Avrupa Birliği’nin (AB) ortak savunmasında çok önemli bir rol oynayacak. AB Komisyonu da bunun farkında” diye konuştu.

Rusya’nın Ukrayna’daki savaşın ardından Polonya ve diğer Avrupa ülkelerine saldırabileceği şeklindeki görüşleri paylaşan bir diğer isim de Alman Savunma Bakanı Boris Pistorius.

“Avrupa askeri tehdit durumuyla karşı karşıya”

Rusya ile 5-8 yıl içinde bir savaş yaşanabileceğini iddia eden ve “Putin’in bir gün bir NATO ülkesine saldırabileceğini hesaba katmak zorundayız” diyen Pistorius, kısa bir süre önce yaptığı bir açıklamada, “Hem olası hem de maksimum risk senaryolarını analiz ediyoruz. Kesin olan bir şey var ki, Avrupa’da bir kez daha 30 yıldır görülmemiş bir askeri tehdit durumuyla karşı karşıyayız” diye konuştu.

Göreve geldiği geçen yıl Ocak ayından bu yana sık sık Almanya’nın Rusya ile savaşa hazır olması çağrısında bulunan Pistorius, ülkesinin gelecekte Avrupa’nın karşılaşacağı güvenlik sorunlarına karşı kendini savunmaya hazır olmadığı uyarısını da yapıyor.

Alman askeri uzmanlar da yıllarca izlenen tasarruf politikaları nedeniyle yatırım yapılmayan Almanya ordusunun hareket kabiliyetini yitirdiğini, subay ve astsubay eksikliği nedeniyle eğitimlerin zor yapıldığını ve tatbikatların bile iptal olmasının artık olağan hale geldiğini belirtiyor. Uzmanlar, ordunun şu anda sıcak bir çatışmaya hazırlıksız olduğunu vurguluyor.

“Rusya büyük olasılıkla…”

İsveç Sivil Savunma Bakanı Carl-Oskar Bolin ve Genelkurmay Başkanı Micael Byden da İsveç halkını Rusya ile savaşa hazır olmaları yönünde uyarmış, uyarı ülkede paniğe neden olmuştu.

Danimarka İstihbarat Dairesi de Rusya’nın olası bir sıcak çatışmaya girebileceğini duyurdu. Danimarka Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen ise, “Rusya büyük olasılıkla NATO üyesi ülkelere karşı askeri gücünü kullanabilecek” dedi.

Baltık ülkeleri Estonya, Letonya ve Litvanya, güvenlik endişeleri nedeniyle sınırlarındaki savunmayı güçlendirmek amacıyla önümüzdeki birkaç yıl içinde sığınaklar ve savunma tesisleri inşa etme kararı almışlardı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Yemen’de 13 Kişiye Eşcinsellik Suçlamasıyla İdam Cezası

Yemen’de Husi yönetimindeki bir mahkemenin eşcinsellik suçlamasıyla 13 kişiye idam cezası verdiği ifade edildi. 35 kişinin daha eşcinsellik suçlamasıyla Husiler tarafından gözaltına alındığı belirtildi.

Yemen’in kalabalık nüfuslu bölgelerini kontrol altında tutan ve Suudi Arabistan öncülüğündeki uluslararası koalisyona karşı uzun süredir savaşan Husiler, idam cezalarını her zaman infaz etmiyor.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Yemen’de Husilerin kontrolündeki bir mahkeme 13 kişiyi eşcinsel oldukları gerekçesiyle idam cezasına çarptırdı. Yargılamanın başkent Sana’nın yaklaşık 200 kilometre güneyindeki İb kentinde yapıldığı öğrenildi.

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan yargı kaynağı, üç kişinin daha benzer bir suçlamayla hapis cezasına çarptırıldığını kaydetti. Yemenli yargı mensubu 35 kişinin de eşcinsellik suçlamasıyla tutuklu olduğu bilgisini paylaştı.

İdam cezalarının ne zaman infaz edileceği belirsizliğini koruyor. Cezalar için temyiz yolunun açık olduğu belirtiliyor.

Yemen’in kalabalık nüfuslu bölgelerini kontrol altında tutan ve Suudi Arabistan öncülüğündeki uluslararası koalisyona karşı uzun süredir savaşan Husiler, idam cezalarını her zaman infaz etmiyor.

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi’nin Aralık 2023’te paylaştığı verilere göre Husiler 2014 yılında başkent Sana’yı ele geçirmelerinden bu yana aralarında siyasetçiler, muhalif aktivistler, gazeteciler ve askeri personelin de olduğu 350 kişi hakkında idam cezası verdi bu cezalardan 11’i infaz edildi.

Sivil toplum kuruluşları İsrail ile Hamas arasında savaşın patlak vermesi ve buna yanıt olarak Husilerin Kızıldeniz’deki gemilere saldırılar düzenlemeye başlamasından beri Yemen’de insan hakları ihlallerinin arttığını ileri sürüyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (Human Rights Watch) Yemen araştırmacılarından Niku Jafarnia, “Dünya Kızıldeniz’deki saldırılarını izlemekle meşgul olurken Husiler de ihlallerini artırıyor” dedi. Jafarnia “Filistin’de savunduklarını iddia ettikleri insan haklarını önemsiyor olsalardı Yemenlileri kırbaçlayarak ve taşlayarak öldürmezlerdi” ifadelerini kullandı.

Aralık ayında Yemenli insan hakları aktivisti Fatima Salih El Ervali, Birleşik Arap Emirlikleri adına casusluk yaptığı gerekçesiyle idam cezasına çarptırılmıştı. Birleşik Arap Emirlikleri hükümet güçlerini desteklemek amacıyla 2015 yılında Yemen’e müdahalede bulunan askeri koalisyonu oluşturan ülkeler arasında.

Yemen’in dağlık kuzey bölgesinde yaşayan Husiler, Şii Zeydilik mezhebine bağlı ve İran tarafından destekleniyor. Din devleti kurma hedefi güden hareket ,1990’larda yaşadıkları bölgelerin ihmal edildiği gerekçesiyle ayaklandı.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı 2015 yılından beri sürdürdükleri savaşta yüz binlerce kişi hayatını kaybederken milyonlarca kişi açlıkla yüz yüze geldi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 27 bin 585’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 123. günü geride kalırken Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı 27 bin 585’e, yaralananların sayısı  ise 66 bin 978’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), uluslararası kamuoyunun dikkatlerinin Gazze’ye çevrildiği bir ortamda, İsrail askerlerini Batı Şeria’da Filistinlilere karşı hukuka aykırı eylemler başlattığını açıkladı.

Gazze Şeridi’nde “kesin zafer” peşinde olduğunu ifade eden İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, “Birkaç gün önce komutanlarınıza söyledim. Üzerinde iki kelime olan bir şapka aldım: Kesin zafer. Bu bizim siyasetimizin özüdür. Hamas’a karşı kesin zafer” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bugüne kadar Gazze’de yüz bin Filistinli’nin bombalı saldırılar ve İsrail askerleri ile Filistinli militanlar arasında yaşanan çatışmalar sonucunda öldüğü, yaralandığı ya da kayıp veya öldüğünün varsayıldığını açıkladı.

ABD, Mısır ve Katar tarafından İsrail ve Hamas arasında yeni bir rehine anlaşması yapılması için girişimlerin devam ettiği bildiriliyor. Daha uzun bir ateşkes karşılığında rehinelerin kademeli olarak serbest bırakılması yönünde bir anlaşmayı İsrail tarafının kabul ettiği ancak Hamas tarafından onay beklendiği belirtiliyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 27 Bin 478’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 122. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 27 bin 478’e, yaralananların sayısı  ise 66 bin 835’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı. Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bugüne kadar Gazze’de yüz bin Filistinli’nin bombalı saldırılar ve İsrail askerleri ile Filistinli militanlar arasında yaşanan çatışmalar sonucunda öldüğü, yaralandığı ya da kayıp veya öldüğünün varsayıldığını açıkladı.

ABD, Mısır ve Katar tarafından İsrail ve Hamas arasında yeni bir rehine anlaşması yapılması için girişimlerin devam ettiği bildiriliyor. Daha uzun bir ateşkes karşılığında rehinelerin kademeli olarak serbest bırakılması yönünde bir anlaşmayı İsrail tarafının kabul ettiği ancak Hamas tarafından onay beklendiği belirtiliyor.

İsrail ordusu, kara operasyonunun başlamasından bu yana ilk kez perşembe günü Gazze şehirlerinin kuzeybatısındaki bölgelerden ve Gazze Şeridi’nin kuzeyinden çekilmişti.

Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, Hamas’ın son günlerde İsrail güçlerine karşı yürüttüğü operasyonlara ilişkin bilgi verdi. Ebu Ubeyde, İsrail güçlerinin roketler, tahkimat ve anti-personel cihazlarıyla 17 farklı saldırıda hedef alındığını bildirdi.

Kassam Tugaylarının düzenlediği saldırılarda 15 İsrail askerinin öldürüldüğünü aktaran Ebu Ubeyde, onlarca İsrail askerinin yaralandığını ifade etti.

Ebu Ubeyde, Kassam Tugaylarının “4 insansız hava aracını ele geçirdiğini, toplamda 43 askeri aracı tamamen veya kısmen hedef aldığını, Tel Aviv ve çevresine yoğun bir roket bombardımanı düzenlediğini” belirtti. Kassam Tugaylarından yapılan açıklamaya karşılık İsrail ordusundan konuya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.

İsrail ile ABD arasında gerilim

Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden’ın Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimcilere karşı ilan ettiği son yaptırım kararı, İsrail’de bankalarla hükümeti karşı karşıya getirdi. ABD yönetimi, 1 Şubat’ta yürürlüğe giren yaptırım kararıyla Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerine öncülük ettikleri gerekçesiyle dört yerleşimcinin ABD’deki mali işlemlerini yasaklamıştı.

İsrail merkez bankası ve ülkenin önde gelen bankaları ABD’nin yaptırım kararı doğrultusunda hareket edeceklerini açıkladı. Bu karara İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu liderliğinde aşırı sağ ve aşırı milliyetçi partilerden oluşan koalisyon hükümeti ve Maliye Bakanı’ndan tepki geldi.

Başbakanlık ofisi, İsrail bankalarının bu tür önlemler almasına “gerek olmadığı” açıklaması yaparken aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir İsrail bankalarına ve ABD’ye yönelik sert ifadeler kullandı.

Paylaşın

İsrail Saldırılarına Devam Ediyor: Gazze’de Can Kaybı 27 bin 365’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 121. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 127 kişi yaşamını yitirirken, ölü sayısı ise 27 bin 365’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı: 12 bin çocuk, 8 bin 190 kadın. Ayrıca, Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 66 bin 452 yükseldiği kaydedildi.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bugüne kadar Gazze’de yüz bin Filistinli’nin bombalı saldırılar ve İsrail askerleri ile Filistinli militanlar arasında yaşanan çatışmalar sonucunda öldüğü, yaralandığı ya da kayıp veya öldüğünün varsayıldığını açıkladı.

Öte yandan ABD, Mısır ve Katar tarafından İsrail ve Hamas arasında yeni bir rehine anlaşması yapılması için girişimlerin devam ettiği bildiriliyor. Daha uzun bir ateşkes karşılığında rehinelerin kademeli olarak serbest bırakılması yönünde bir anlaşmayı İsrail tarafının kabul ettiği ancak Hamas tarafından onay beklendiği belirtiliyor.

İsrail ordusunun Cumartesi günü Han Yunus’ta Hamas militanlarını öldürdüğü bildirildi. İsrail askerlerinin Han Yunus Tugayları komutanı tarafından kullanılan bir tesise düzenledikleri operasyonda mühimmat, askeri ve teknik teçhizat buldukları açıklandı.

İsrail deniz kuvvetlerinin de kara kuvvetlerine destek olarak Hamas hedeflerine yönelik saldırı düzenlediği aktarıldı.

İsrail, Suriye topraklarında İran destekli Hizbullah örgütüne ait 50’den fazla hedefi vurduklarını açıkladı. Söz konusu açıklama Ordu Sözcüsü Tuğamiral Daniel Hagari tarafından yapıldı. İsrail bu açıklamayla genellikle sessiz kaldığı Suriye’ye yönelik operasyonları konusunda da ender bilgi paylaşımlarından birini yapmış oldu.

Sözcü Hagari açıklamasında “Hizbullah’ın olduğu her yerde biz de olacağız. Orta Doğu’da gerekli olan her yerde harekete geçeceğiz” ifadelerini kullandı. Hagari, Hizbullah’ın da kendilerine yönelik olarak Lübnan sınırından saldırabileceği gerekçesiyle bölgeye üç tümen asker konuşlandırdıklarını söyledi.

Paylaşın

Suriye’deki ABD Üssüne İnsansız Hava Aracıyla Saldırı

Irak İslami Direniş Örgütü’ne bağlı silahlı Şii gruplar, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke vilayetinde bulunan ABD askeri üssüne insansız hava aracıyla bir saldırı düzenlediklerini açıkladı.

Haber Merkezi / “İslami Direniş düşman kalelerini yok etmeye devam ettiğini teyit etmektedir” denilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Irak ve bölgedeki ABD işgal güçlerine direnen ve Siyonist varlığın Gazze Şeridi’nde halkımıza karşı gerçekleştirdiği katliama karşılık olarak, Irak’taki ‘İslami Direniş’ birlikleri 3 Şubat Cumartesi günü işgalcilerin Suriye’deki ABD üssüne insansız hava aracıyla saldırdı.”

ABD, Irak ve Suriye’deki İran destekli gruplara yönelik hava saldırıları düzenledi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, ABD savaş uçaklarının “İran Devrim Muhafızları ve bu oluşumun sponsoru olan militan gruplarca kullanılan yedi bölümden 85’ten fazla hedef vurduğunu duyurdu.

Söz konusu tesislerden dördünün Suriye’de, üçününse Irak’ta olduğu belirtildi. Kirby Açıklamada, “Bu gollerin sivil can kaybının önüne geçilebilmesi için seçilebilmesi” açıklamasında yer aldı. Saldırı ABD’den uzun menzilli kalkanlarda B1 savaş uçakları da satıldı.

ABD, söz konusu operasyonun, 28 Ocak Pazar günü Ürdün’deki bir ABD üssüne düzenlenen insansız hava operasyonuna cevaben gerçekleştirildiğini belirtti. Washington, üç ABD askerinin öldüğünü, 40’ı aşkın askerinin yaralandığı saldırılardan İran destekli sorumlu tutmuştu.

ABD Başkanı Joe Biden, Suriye ve Irak’taki hava saldırılarının ardından “Karşılığımız bugün başladı. Bizim detaylarımız zaman ve imkanlarımız devam edecek” açıklamasında bulundu.

ABD’nin Ortadoğu’daki üsleri nerelerde?

ABD’nin on yıllardır Ortadoğu’da üsleri bulunuyor. En yoğun dönemlerinde, 2011 yılında Afganistan’da 100 binden fazla, 2007 yılında ise Irak’ta 160 binden fazla ABD askeri vardı.

Bu sayı 2021’de Afganistan’dan çekilmenin ardından çok daha düşük olsa da, halen bölgeye dağılmış yaklaşık 30 bin ABD askeri bulunuyor. Buna ek olarak, İsrail-Hamas savaşının başladığı Ekim ayından bu yana ABD, savaş gemileri de dahil olmak üzere bölgeye geçici olarak binlerce ek asker gönderdi.

ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük üssü Katar’da El Udeid Hava Üssü olarak bilinen ve 1996 yılında inşa edilen üs. ABD’nin varlık gösterdiği diğer ülkeler arasında Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yer alıyor.

ABD’nin Suriye’de, çoğunlukla ülkenin kuzeydoğusundaki El Ömer petrol sahası ve El Şaddadi gibi küçük üslerde yaklaşık 900 askeri bulunuyor. Ülkenin Irak ve Ürdün sınırı yakınlarında El Tanf garnizonu olarak bilinen küçük bir karakolu da var.

Irak’ta Union III ve Ayn El Esad hava üssü gibi tesislere yayılmış 2500 personel var, ancak bu birliklerin geleceği hakkında görüşmeler devam ediyor. ABD askerleri Ortadoğu’da farklı nedenlerle, Suriye hariç her ülkenin hükümetinin izniyle bölgede bulunuyor.

Irak ve Suriye gibi bazı ülkelerde ABD askerleri IŞİD militanlarına karşı savaşmak ve yerel güçlere danışmanlık yapmak için bulunuyor. Ancak son birkaç yıldır İran destekli güçlerin saldırısına uğrayan ABD askerleri, bu güçlere karşı harekete geçti.

ABD’nin bölgedeki önemli müttefiklerinden Ürdün’de yüzlerce ABD’li eğitmen bulunuyor ve yıl boyunca kapsamlı tatbikatlar düzenleniyor. Katar ve BAE’de olduğu gibi diğer ülkelerde de ABD birlikleri müttefiklere güven vermek, eğitim vermek ve bölgedeki operasyonlarda gerektiğinde kullanılmak üzere varlık gösteriyor.

ABD’de yabancı askeri üsler var mı?

Washington’un müttefikleri bazen ABD birliklerini eğitmek ya da onlarla birlikte çalışmak üzere birliklerini gönderse de, ABD içinde yabancı askeri üs bulunmuyor.

Ürdün’ün Suriye ve Irak sınırlarının kesiştiği en kuzeydoğu noktasında yer alan Kule 22 üssü 28 Ocak’ta insansız hava aracıyla düzenlenen bir saldırıda vurulmuş ve üç yedek asker hayatını kaybettmişti. Washington saldırıyla ilgili olarak İran destekli Iraklı milis gücü Kataib Hizbullah’ı suçladı.

Özellikle Kule 22, Suriye sınırında yer alan ve az sayıda ABD askerine ev sahipliği yapan El Tanf garnizonunun yakınında bulunuyor. Tanf, IŞİD’e karşı mücadelede kilit rol oynamıştı ve ABD’nin İran’ın Suriye’nin doğusunda askeri yığınak yapmasını engelleme stratejisinin bir parçası olarak rol üstlenmişti.

ABD üsleri, füzelere ya da insansız hava araçlarına karşı koruma sağlayan hava savunma sistemleri de dahil olmak üzere son derece iyi korunan tesisler. Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan, Kuveyt gibi ülkelerdeki tesisler genellikle saldırıya uğramıyor.

Ancak Irak ve Suriye’deki ABD birlikleri son yıllarda sık sık saldırıya maruz kaldı. ABD birlikleri 7 Ekim’den bu yana İran destekli milisler tarafından 160’tan fazla kez saldırıya uğradı ve yaklaşık 80 asker yaralandı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 27 Bin 238’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 120. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 107 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 27 bin 238’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 66 bin 452’ye yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bugüne kadar Gazze’de yüz bin Filistinli’nin bombalı saldırılar ve İsrail askerleri ile Filistinli militanlar arasında yaşanan çatışmalar sonucunda öldüğü, yaralandığı ya da kayıp veya öldüğünün varsayıldığını açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü, bölgenin sağlık yetkilileri tarafından bildirilen 27 bin 19 ölümün yüzde 60’ının kadın ve çocuklardan oluştuğu, en az 66 bin kişinin şu anda yaralı ve tıbbi bakıma ihtiyaç duyduğunu kaydetti. UNICEF, Gazze’de en az bir milyon çocuğun psikolojik yardıma muhtaç olduğunu da açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü Filistin Temsilcisi Dr. Rick Peeperkorn, savaşın harap ettiği bölgedeki hastaneleri ve tıp merkezlerini yenilemesi için çalıştıklarını ancak çok zor ilerleme kaydettiklerini belirterek, “Gazze’de güvenlik, insani yardım koridorların olmaması, yapılması şart olan insani operasyonların hızlı bir şekilde yürütülmesini giderek zorlaştırıyor. Hastanelere sürekli erişimin olmaması nedeniyle bölgedeki sağlık sistemi tamamen çökebilir” dedi.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Dairesi (OCHA) Sözcüsü Jens Laerke, son günlerde binlerce Filistinli’nin güneye, Gazze’nin yaklaşık 2,3 milyonluk nüfusunun yarısından fazlasını barındıran Refah’a kaçmak zorunda kaldığını söyledi. Laerke, Refah’a kaçanların derme çatma yapılarda, çadırlarda veya açık havada yaşadığını belirterek, “Refah’ta umutsuzluk hakim. Bundan sonra olacaklardan korkuyoruz” dedi.

BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Gazze’de en az 17 bin çocuğun refakatsiz veya ailelerinden ayrı düşmüş olduğunu açıkladı. Refakatsiz çocuklarının neredeyse tamamının psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğu ve ciddi travmalar içinde olduklarını, bu nedenle Gazze’de en az bir milyon çocuğun psikolojik desteğe muhtaç olduğunu açıkladı.

UNICEF Filistin İletişim Direktörü Jonathan Crickx, Gazze’de ailelerin gıda, su ve barınak eksikliği nedeniyle sıkıntı yaşadığını, çocuklarının ve diğer aile fertlerinin ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çektiğini söyledi.

Crickx, çocukların ruh sağlığının ciddi şekilde etkilendiğini belirterek, “Çocuklar aşırı derece kaygılı. Her bomba sesi duyduklarında büyük bir panik yaşıyorlar. Bir milyondan fazla çocuğun psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu tahmin ediyoruz. Hiçbir çocuk 7 Ekim ve sonraki günlerde tanık olduğumuz şiddete maruz kalmamalı” dedi.

BM Sözcüsü Stephane Dujarric, BM Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu’na (UNWRA) 16 ülke tarafından sağlanan bağışların askıya alınması sonrasında bu ülkelerin kararlarını gözden geçirmesi için Genel Sekreter Antonio Guterres’in temaslarını sürdürdüğünü kaydetti.

Sözcü Dujarric, BM Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu yetkililerinin bugün yaptığı son açıklamada, bağışların kesilmesiyle Filistinliler’e yapılacak yardımın riske gireceğini yinelediğini belirtti.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), İsrail’e sivillerin sığındığı Refah’a operasyon yapılmaması çağrısında bulunurken, Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze Şeridi’nin güneyinde “Çaresizliğin patlamanın eşiğine geldiğini” duyurdu.

Cuma günü Cenevre’de açıklamalarda bulunan OCHA Sözcüsü Jens Laerke, Gazze Şeridi’nin Mısır sınırındaki Refah kentinde çaresizliğin patlamanın eşiğine geldiğini ifade ederek, bölgenin “kaynayan kazan gibi” olduğunu ve “bundan sonra olabileceklerinden korktuklarını” dile getirdi.

İnsanların Gazze Şeridi’ndeki pek çok farklı bölgeden Refah’a kaçtığını, burada bulabildikleri yerlere sığındığını, kimilerin derme çatma yapılarda ve çadırlarda, kimilerinin ise açık havada yaşadığını aktaran OCHA Sözcüsü Laerke, İsrail’in son günlerde Han Yunus’ta bulunan hastenelerin yakınlarındaki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdığına işaret ederek, yaşanan şiddetli çatışmaların “şoke edici” olduğunu vurguladı.

Laerke ayrıca, “Şiddetli çatışmalar sağlık personelinin, yaralıların ve hastaların yanı sıra yerinden edilmiş binlerce insanın güvenliğini tehlikeye atıyor” dedi.

“Gazze’de güvende olunabilecek yer kalmadı”

Gazze Şeridi’nde insanların güvende olabilecekleri bir yer kalmadığını, Refah kentinin de güvenli bir yer olmadığını dile getiren Jens Laerke, “Her hafta daha kötüye gidemeyeceğini düşünüyoruz. Ama gelin görün ki daha da kötüleşiyor” ifadelerini kullandı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın Perşembe günü yaptığı açıklama, askeri operasyonların Refah’a doğru genişletileceğine işaret ediyor. İsrailli askerleri ziyareti sırasında Gallant, tıpkı Han Yunus’ta olduğu gibi Refah’taki Hamas varlığını tasfiye edeceklerini belirtmişti.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Filistin Bölgeleri’nden Sorumlu Temsilcisi Richard Peeperkorn ise, “Refah’a saldırılmamalı” çağrısında bulundu.

Gazze Şeridi’nde halihazırda 2 milyonu aşkın insanın yaşadığını, savaş sonrasında bu nüfusun neredeyse yarısının Refah’a kaçtığını anlatan Peeperkorn, Refah kentinin nüfusunun aslında 200 bin olduğunu ve gelinen noktada buradaki nüfusun 1 milyonu aştığını vurguladı.

Mısır sınırı Filistinlilerin çoğunluğuna kapalı kalmaya devam ederken, Refah sokakları yerinden edilmiş binlerce insanla dolmuş durumda. Bunların büyük bir bölümünün, şehrin merkezinde ya da batısında toplanmış halde yaşamını son derece zor koşullar altında sürdürmeye çalıştığı aktarılıyor.

Bu arada DSÖ yetkilisi Peeperkorn, Ocak için Gazze Şeridi’nin kuzeyine planladıkları 15 insani misyonun ancak üçünü, güneye planlanan 11 insani misyondan da ancak dördünü yapabildiklerini açıkladı.

Peeperkorn, Filistin Bölgeleri için insani koridorların oluşturulması çağrısını yaparken, Gazze Şeridi’nde yetersiz beslenme ve kıtlık tehlikesinden endişeli olduklarını da sözlerine ekledi.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye 26 Milyon Euro Deprem Yardımı

Avrupa Birliği, Türkiye’ye 26 milyon euro deprem yardımda bulunacak. AB daha önce de 6 Şubat depremleri nedeniyle Türkiye’ye 400 milyon euroluk afet yardımında bulunmuştu.

Açıklanan 26 milyon euroluk yardımın 4 milyon eurosu acil eğitim ihtiyaçları için ayrılacak. Bu yeni fon kaynağı, sığınmacılar ve depremden etkilenenler gibi hassas durumdakilere koruma hizmetleri sağlanmasının yanı sıra sağlık ve sanitasyon hizmetleri gibi alanlarda da kullanılacak.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Avrupa Birliği (AB) 6 Şubat depremlerinden etkilenen mültecilere ve bölge halkına destek için Türkiye’ye 26 milyon euro verecek.

AB, bu yeni fon kaynağının, meydana gelen depremler ve bölgesel mülteci krizi sonrasında ortaya çıkan en kritik insani ihtiyaçların karşılanmasına destek olacağını belirtti.

Avrupa Birliği’nin Kriz Yönetiminden Sorumlu Komisyon Üyesi Janez Lenarcic, yapılan yardımı duyurduğu açıklamasında, AB’nin “Türkiye’deki mültecilerle dayanışma göstermeye devam ettiğini” belirtti.

Lenarcic, “Temel insani önceliklerimiz eğitime erişim ve en hassas durumdaki topluluklara koruma sağlanması olacaktır” ifadesini kullandı.

Açıklanan 26 milyon euroluk yardımın 4 milyon eurosu acil eğitim ihtiyaçları için ayrılacak. Bu yeni fon kaynağı, sığınmacılar ve depremden etkilenenler gibi hassas durumdakilere koruma hizmetleri sağlanmasının yanı sıra sağlık ve sanitasyon hizmetleri gibi alanlarda da kullanılacak.

AB daha önce de 6 Şubat depremleri nedeniyle Türkiye’ye 400 milyon euroluk afet yardımında bulunmuştu.

Kahramanmaraş merkezli bu depremler, resmi verilere göre Türkiye’de 50 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. 6 Şubat depremleri, Türkiye’nin yanı sıra Suriye’nin kuzeyinde de ciddi yıkıma yol açtı.

Paylaşın

ABD, Suriye Ve Irak’ta 85 Hedefi Vurdu

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), geçen hafta sonu üç ABD askerinin ölümüne yol açan insansız hava aracı saldırısına misilleme olarak Irak ve Suriye’de 85’ten fazla hedefin vurulduğunu duyurdu.

Haber Merkezi / CENTCOM, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, saldırıların, “İran’ın İslam Devrim Muhafızları Kolordusu (IRGC) Kudüs Gücü ve ona bağlı milis gruplara” yönelik olduğu belirtildi.

ABD Başkanı Joe Biden, operasyona ilişkin açıklamasında “Benim talimatımla, ABD askeri güçleri, Irak ve Suriye’de İran Devrim Muhafızları ve destekledikleri milislerin ABD güçlerine saldırmak için kullandıkları tesislerdeki hedefleri vurdu. Müdahalemiz bugün başladı. Bizim seçtiğimiz yer ve zamanlarda devam edecektir” dedi.

Biden ayrıca açıklamasında ayrıca “Ortadoğu’da veya başka bir yerde çatışma istemiyoruz. Ancak bize zarar vermeyi amaçlayan herkes şunu bilsin: Bir Amerikalı’ya zarar verirseniz, karşılık veririz” ifadelerini kullandı.

ABD’nin saldırıları, Ürdün’de hayatını kaybeden üç askerin naaşlarının ABD’ye getirilmesinin ve Başkan Joe Biden’ın askerlerin aileleriyle biraraya gelmesinin hemen arkasına denk geldi.

Ortadoğu’daki ABD üslerine yönelik saldırılar, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının ardından yoğunlaşmıştı. ABD’nin Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de 900 Ürdün’de ise 3000 civarında askeri bulunuyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), üst düzey subaylarını Suriye’den çekme kararı aldı. İran’ın kararı, Orta Doğu’da zaten oldukça yüksek olan tansiyonun içine doğrudan çekilmek istememesinden kaynaklanıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Suriye’de devam eden iç savaşta Devlet Başkanı Beşar Esad’a yardım etmek için 10 yıl önce bu ülkeye geldi.

Rusya da 2015 yılında hava kuvvetlerini Suriye’ye konuşlandırarak Beşar Esad’ı desteklemişti. Analistlere göre İran’ın Suriye’deki varlığının zayıflaması, Rusya’nın işine yarayabilir.

Paylaşın

İran’dan Batı’ya Gözdağı: Karşılık Veririz

ABD, Irak ve Suriye’deki İran hedeflerine yönelik saldırı planlarını hazır hale getirirken, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ülkesinin bir savaş başlatmayacağını ama ülkesine karşı zorbalık yapmaya çalışana güçlü karşılık vereceğini söyledi.

Haber Merkezi / İran Cumhurbaşkanı Reisi, “Önce, Amerikalılar bizimle konuşmak isteyince askeri seçeneğin masada olduğunu söylediler. Şimdi de İran’la çatışma istemediklerini belirtiyorlar.

İran İslam Cumhuriyeti’nin askeri gücü bölgede hiçbir ülkeye tehdit değil ve olmamıştır. Tersine, bölge ülkelerinin dayanacağı ve güvenebileceği güvenlik sağlar” ifadelerini kullandı.

ABD, Ürdün’de Amerikan askerlerinin hedef alındığı saldırıda kullanılan insansız hava aracının İran’da üretildiğini değerlendiriyor.

Suriye sınırına yakın Ürdün’de bir insansız hava aracı saldırısında üç ABD askeri hayatını kaybetmesi sonrası Beyaz Saray, misilleme olarak Suriye ve Irak’taki İran hedeflerini vurma planını onayladı.

Saldırıya yanıtının ne olacağı üzerine değerlendirmeler yapılırken, ABD Başkanı Joe Biden’a, ülkesindeki şahin siyasetçilerden İran topraklarındaki hedeflerin vurulması çağrısı da geldi.

ABD Başkanı Biden, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada “İstediğim şey bu değil” mesajı verdi ve İran topraklarına yönelik bir misilleme yapılmayacağını ima etti. Beyaz Saray yapacağı misillemeyi Suriye ve Irak topraklarındaki İran bağlantılı hedeflerle sınırlı tutacak.

ABD’nin Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de 900 Ürdün’de ise 3000 civarında askeri bulunuyor.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a göre İran destekli milisler, 17 Ekim’den bu yana Irak ve Suriye’deki Amerikan birliklerinin bulunduğu üslere 150’den fazla saldırı düzenledi. Roketler ve tek yönlü saldırı uçaklarıyla yapılan saldırıların büyük çoğunluğu önlendi.

Haberler İran’ın da benzer bir gerilimi engellemek için adım attığına işaret ediyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), üst düzey subaylarını Suriye’den çekme kararı aldı.

İran’ın üst düzey subaylarını geri çekme kararı, Orta Doğu’da zaten oldukça yüksek olan tansiyonun içine doğrudan çekilmek istememesinden kaynaklanıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Suriye’de devam eden iç savaşta Devlet Başkanı Beşar Esad’a yardım etmek için 10 yıl önce bu ülkeye geldi.

Rusya da 2015 yılında hava kuvvetlerini Suriye’ye konuşlandırarak Beşar Esad’ı desteklemişti. Analistlere göre İran’ın Suriye’deki varlığının zayıflaması, Rusya’nın işine yarayabilir.

Bu arada İran’ın desteklediği Iraklı Nujaba adlı grup, bölgedeki Amerikan güçlerine saldırmaya devam edeceğini açıkladı. Örgüt, Gazze savaşı sona erene ve Amerikan askerleri Irak’tan çekilene kadar saldırıların süreceğini belirtti.

Paylaşın