Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 29 Bin 313’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 138. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Haber Merkezi / Son saldırılarda 118 kişinin yaşamını yitirdiği ve bölgedeki can kaybının 29 bin 313’e çıktığını bildiren Bakanlık, İsrail güçlerinin 163 Filistinliyi daha yaraladığı ve toplam yaralı sayısının 69 bin 333’e ulaştığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında halen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), Cezayir tarafından sunulan ve Gazze’de acil insani ateşkes talep eden karar tasarısını veto etti.

15 üyeli Güvenlik Konseyi’nde(BMGK), daimi üyelerden ABD, ‘hayır’ yönünde veto hakkını kullanırken İngiltere ‘çekimser’ kaldı. Güvenlik Konseyi’nin diğer 13 üyesi ise lehte oy kullandı. Bu, ABD’nin 7 Ekim’de başlayan savaşta, Gazze’de ateşkes talep eden bir BM Güvenlik Konseyi kararını üçüncü kez veto edişi olarak kayıtlara geçti.

Oylamadan önce konseye seslenen Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama, “Bu karar taslağı lehinde oy kullanmak Filistinliler’in yaşam hakkına destek vermek anlamına gelir. Buna karşılık, aleyhte oy kullanmak, onlara uygulanan acımasız şiddeti ve toplu cezalandırmayı onaylamak anlamına gelir” diye konuştu.

Keza her Filistinlinin “ölüm ve soykırım”ın hedefinde olduğunu belirten Bendjama, “Konsey ateşkes çağrısı yapmadan önce daha kaç masum canın kurban edilmesi gerek?” sorusunu yöneltti.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield oylama öncesinde konseye hitaben yaptığı açıklamada, “Konseyin şu anda atacağı her adım bu hassas ve devam etmekte olan müzakerelere engel değil, yardımcı olmalıdır. Biz şu anda masada olan karar tasarısının aslında bu müzakereleri olumsuz etkileyeceğine inanıyoruz” dedi.

Thomas-Greenfield, “Hamas’ın rehineleri serbest bırakmasını gerektiren bir anlaşma olmaksızın derhal ve koşulsuz bir ateşkes talep etmek, kalıcı bir barış getirmeyecektir. Aksine Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaları uzatabilir” şeklinde konuştu.

ABD’nin vetosu sonrası ne olacağını zaman gösterecek. Ancak Cezayir öncülüğündeki ‘Arap Grubu’, karar tasarısını BM üyesi 193 ülkenin tamamını kapsayan BM Genel Kurulu’na götürebilir. Zira tasarının burada ezici çoğunlukla onaylanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak BM Genel Kurul kararlarının yasal bağlayıcılığı bulunmuyor.

Aralık ayında 193 üyeli BM Genel Kurulu’nun dörtte üçünden fazlası acil insani ateşkes talebine onay verdi. Bu arada BM Genel Kurul kararları Her ne kadar bağlayıcı olmasa da, savaşa dair küresel görüşü yansıtan siyasi bir ağırlık taşıyor.

Gazze’de şartlar daha da ağırlaşıyor

Ayrıca Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Gıda Programı tarafından yapılan açıklamada, Gazze’nin kuzeyine gıda sevkiyatının durdurulduğu belirtildi ve bölgedeki açlık tehlikesinin arttığına dikkat çekildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu(UNICEF) tarafından yapılan değerlendirmede de bölgedeki her 6 çocuktan birinin akut olarak yetersiz beslendiği belirtildi.

BM verilerine göre, Gazze’ye giriş yapan yardım kamyonlarının sayısı son iki haftada yarı yarıya azaldı. Yetkililer, İsrail’in devam eden saldırıları ve yardım konvoylarının güvenliğinin sağlanamaması nedeniyle sevkiyatların sekteye uğradığını belirtiyor.

Aksayan yardımlar, İsrail’in operasyonlarını sürdürdüğü ve 7 Ekim’den bu yana 2 milyon 300 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığı bölgedeki şartların daha da zorlaşmasına neden oluyor. Gazze’nin kuzeyinde özellikle son iki günde çatışmaların yoğunlaştığı ifade ediliyor.

İsrail birliklerinin Ekim ayı sonunda Gazze’ye girmesinden bu yana Gazze Şeridi’nin kuzey bölgesi tecrit edilmiş durumda. Bölgenin büyük bir bölümü enkaza dönmüş vaziyette ve yüzbinlerce Filistinli büyük ölçüde yardımlara erişemiyor. Bölgede yaşayan ailelerin günde bir öğünle yetindiği ve ekmek pişirmek için genellikle hayvan ve kuş yemlerini tahıllarla karıştırmaya başladığı ifade ediliyor.

Dünya Gıda Programı yetkilileri, yardım konvoylarının güvenliğinin sağlanamamasının en büyük sorun olduğunu, kamyonların hedef olduğunu ya da bölgede saldırıya uğradıklarını belirtiyorlar. Yardımların bu hafta yeniden ulaştırılmaya başlanmasına çalışıldığı ancak başarılı olunamadığı ifade ediliyor.

Dünya Gıda Programı yaptığı açıklamada da “İnsanlar şimdiden açlığa bağlı nedenlerden ölüyor” diyerek “açlık ve hastalığa doğru hızlı bir kayma” uyarısında bulundu.

Öte yandan UNICEF yetkilisi Ted Chaiban yaptığı açıklamada, Gazze’nin “önlenebilir çocuk ölümlerinde bir patlamaya tanık olmaya hazırlandığını ve bunun Gazze’de zaten dayanılmaz düzeyde olan çocuk ölümlerini daha da arttıracağını” söyledi.

UNICEF liderliğindeki bir yardım ortaklığı olan Küresel Beslenme Kümesi tarafından Pazartesi günü yayınlanan rapor, Gazze’deki hanelerin %95’inde yetişkinlerin küçük çocukların yiyebilmesini sağlamak için kendi yiyeceklerini kısıtladığını, ailelerin %65’inin ise günde sadece bir öğün yemek yediğini ortaya koydu.

Rapora göre Gazze’deki 5 yaş altı çocukların yüzde 90’ından fazlası günde iki ya da daha az çeşit gıdayla besleniyor ve bu durum ciddi gıda yoksulluğu olarak biliniyor. Benzer bir oran da bulaşıcı hastalıklardan etkileniyor ve çocukların yüzde 70’i son iki hafta içinde ishal oldu. Gazze’deki konutların yüzde 80’inden fazlasının temiz ve güvenli sudan yoksun olduğu belirtiliyor.

Yetkililer İsrail’in saldırıları öncesinde Gazze Şeridi’nde akut yetersiz beslenme sorununun yüzde 1 düzeyinde olduğunu ifade ediyorlar. Aralık ayında yayınlanan bir BM raporu Gazze nüfusunun tamamının gıda krizi içinde olduğunu ve her dört kişiden birinin açlıkla karşı karşıya olduğunu ortaya koymuştu.

Paylaşın

Çin’den ABD’ye “Gazze” Tepkisi

Gazze’de acilen insani ateşkes edilmesi çağrısında bulunan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tasarısını veto eden ABD’ye tepki gösteren Çin’in BM Daimi Temsilcisi Zhang Jun, Pekin’in bu veto nedeniyle “büyük bir hayal kırıklığı ve memnuniyetsizlik duyduğunu” söyledi.

Haber Merkezi / Açıklamaları Çin resmi haber ajansı Şinhua tarafından aktarılan Zhang Jun, “Gazze’deki durumu daha da tehlikeli bir hâle iten ABD vetosu, yanlış bir mesaj veriyor” dedi.

Ateşkese karşı çıkılmasının “kıyımın devam etmesine yeşil ışık yakılmasından hiçbir farkı olmadığını” belirten Çinli temsilci, ateşkes çağrısını, “BM Güvenlik Konseyi’nin kaçınamayacağı bir ahlaki yükümlülük” olarak tanımladı.

Çatışmaların yayılmasının Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırdığını ve daha büyük bir savaş çıkma riskini artırdığını ifade eden Zhang, “Dünya ancak Gazze’deki savaşın alevlerini söndürerek tüm bölgeyi cehennem ateşinin sarmasına engel olabilir” dedi.

Gazze’de ölenlerin sayısı 29 bini aştı

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

ABD, Gazze tasarısını veto etti

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), Cezayir tarafından sunulan ve Gazze’de acil insani ateşkes talep eden karar tasarısını veto etti. 15 üyeli Güvenlik Konseyi’nde(BMGK), daimi üyelerden ABD, ‘hayır’ yönünde veto hakkını kullanırken İngiltere ‘çekimser’ kaldı. Güvenlik Konseyi’nin diğer 13 üyesi ise lehte oy kullandı.

Bu, ABD’nin 7 Ekim’de başlayan savaşta, Gazze’de ateşkes talep eden bir BM Güvenlik Konseyi kararını üçüncü kez veto edişi olarak kayıtlara geçti.

Oylamadan önce konseye seslenen Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama, “Bu karar taslağı lehinde oy kullanmak Filistinliler’in yaşam hakkına destek vermek anlamına gelir. Buna karşılık, aleyhte oy kullanmak, onlara uygulanan acımasız şiddeti ve toplu cezalandırmayı onaylamak anlamına gelir” diye konuştu.

Keza her Filistinlinin “ölüm ve soykırım”ın hedefinde olduğunu belirten Bendjama, “Konsey ateşkes çağrısı yapmadan önce daha kaç masum canın kurban edilmesi gerek?” sorusunu yöneltti.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield oylama öncesinde konseye hitaben yaptığı açıklamada, “Konseyin şu anda atacağı her adım bu hassas ve devam etmekte olan müzakerelere engel değil, yardımcı olmalıdır. Biz şu anda masada olan karar tasarısının aslında bu müzakereleri olumsuz etkileyeceğine inanıyoruz” dedi.

Thomas-Greenfield, “Hamas’ın rehineleri serbest bırakmasını gerektiren bir anlaşma olmaksızın derhal ve koşulsuz bir ateşkes talep etmek, kalıcı bir barış getirmeyecektir. Aksine Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaları uzatabilir” şeklinde konuştu.

ABD’nin vetosu sonrası ne olacağını zaman gösterecek. Ancak Cezayir öncülüğündeki ‘Arap Grubu’, karar tasarısını BM üyesi 193 ülkenin tamamını kapsayan BM Genel Kurulu’na götürebilir. Zira tasarının burada ezici çoğunlukla onaylanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak BM Genel Kurul kararlarının yasal bağlayıcılığı bulunmuyor.

Aralık ayında 193 üyeli BM Genel Kurulu’nun dörtte üçünden fazlası acil insani ateşkes talebine onay verdi. Bu arada BM Genel Kurul kararları Her ne kadar bağlayıcı olmasa da, savaşa dair küresel görüşü yansıtan siyasi bir ağırlık taşıyor.

Paylaşın

ABD, Gazze’ye Yönelik ‘Acil Müdahale’ Çağrısı Yapan BMGK Tasarısını Veto Etti

Filistin – İsrail savaşının 138. günü geride kalırken, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), Cezayir tarafından sunulan ve Gazze’de acil insani ateşkes talep eden karar tasarısını veto etti. 

Haber Merkezi / 15 üyeli Güvenlik Konseyi’nde(BMGK), daimi üyelerden ABD, ‘hayır’ yönünde veto hakkını kullanırken İngiltere ‘çekimser’ kaldı. Güvenlik Konseyi’nin diğer 13 üyesi ise lehte oy kullandı.

Bu, ABD’nin 7 Ekim’de başlayan savaşta, Gazze’de ateşkes talep eden bir BM Güvenlik Konseyi kararını üçüncü kez veto edişi olarak kayıtlara geçti.

Oylamadan önce konseye seslenen Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama, “Bu karar taslağı lehinde oy kullanmak Filistinliler’in yaşam hakkına destek vermek anlamına gelir. Buna karşılık, aleyhte oy kullanmak, onlara uygulanan acımasız şiddeti ve toplu cezalandırmayı onaylamak anlamına gelir” diye konuştu.

Keza her Filistinlinin “ölüm ve soykırım”ın hedefinde olduğunu belirten Bendjama, “Konsey ateşkes çağrısı yapmadan önce daha kaç masum canın kurban edilmesi gerek?” sorusunu yöneltti.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield oylama öncesinde konseye hitaben yaptığı açıklamada, “Konseyin şu anda atacağı her adım bu hassas ve devam etmekte olan müzakerelere engel değil, yardımcı olmalıdır. Biz şu anda masada olan karar tasarısının aslında bu müzakereleri olumsuz etkileyeceğine inanıyoruz” dedi.

Thomas-Greenfield, “Hamas’ın rehineleri serbest bırakmasını gerektiren bir anlaşma olmaksızın derhal ve koşulsuz bir ateşkes talep etmek, kalıcı bir barış getirmeyecektir. Aksine Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaları uzatabilir” şeklinde konuştu.

ABD’nin vetosu sonrası ne olacağını zaman gösterecek. Ancak Cezayir öncülüğündeki ‘Arap Grubu’, karar tasarısını BM üyesi 193 ülkenin tamamını kapsayan BM Genel Kurulu’na götürebilir. Zira tasarının burada ezici çoğunlukla onaylanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak BM Genel Kurul kararlarının yasal bağlayıcılığı bulunmuyor.

Aralık ayında 193 üyeli BM Genel Kurulu’nun dörtte üçünden fazlası acil insani ateşkes talebine onay verdi. Bu arada BM Genel Kurul kararları Her ne kadar bağlayıcı olmasa da, savaşa dair küresel görüşü yansıtan siyasi bir ağırlık taşıyor.

Gazze’de ölenlerin sayısı 29 bini aştı

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Gazze’de çocuk ölümü uyarısı

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), giderek artan devamsızlık sorunu ve sakatlık nedeniyle Gazze’deki çocuk ölümlerinde büyük bir artışın yaşanabileceği uyarısında yer aldı.

Gazze’de temiz su ve gıdanın “son derece azaldığını” bildiren BM ülkelerinin neredeyse tüm küçük çocukların hastalıklarının kaptığını belirtti.

Gazze Şeridi’nde yaşayan altı kişinin yüzde 90’ının en az bir hastalığın seyrinin bildirildiği ortak raporda, ishal vakalarının da 2022’ye kıyasla 23 kat arttığı ifade edildi.

BM ülkelerinde, Gazze’nin büyümekte olan iki yaşın altında bebeklerin yüzde 15’inden fazlasının şiddetli yetersiz beslenme sorunu yaşadığı, bu yaş grubundaki bebeklerin yüzde üçününse aşırı zayıflık nedeniyle hayatlarının tehlikede olduğu değerlendirmesinde bulundu. Gazze’nin günümüzde iki yaşında bebeklerdeki şiddetli yetersiz beslenme oranlarında 5 olduğu belirtildi. Bu oranın söz konusu bölgedeki savaştan önce sadece yüzde 0,8 olduğuna dikkat çekildi.

Raporda, söz konusu verilerin Ocak ayına ilişkin olduğu için muhtemelen şu an çok daha “vahim” bir tabloyla karşı karşıya geldiği da belirtildi.

UNICEF İcra Direktörü Yardımcısı Ted Chaiban, “Çocuk ölümlerinin hâlihazırda dayanılmaz bir şekilde olduğu Gazze Şeridi, önlenebilir çocuk ölümlerinde bir patlamaya tanıklık etme sürecinde” açıklamasında bulundu.

“Açlık ve hastalıklar, mali tabloların bir listesidir” diyen DSÖ Küresel Acil Durum Direktörü Mike Ryan ise “Aç, zayıf düşmüş ve ciddi şekilde travma geçirmiş çocuklar, hastalanmaya daha yatkındır. Ve hasta olan çocuklar, bilhassa da ishallerse, besinleri iyi bir şekilde absorbe edemezler” tasarruf kullanıldı. Ryan “Bu, tehlikeli ve trajik. fazlasıyla gözlerimizin önünde gerçekleşiyor” dedi.

Gazze Şeridi’nin kuzeyine yardımlar durduruldu

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Gıda Programı (WFP), Gazze Şeridi’nin kuzey bölgelerine gıda yardımlarının durdurulduğunu duyurdu.

WFP’den konuyla ilgili yapılan açıklamada, yaşanan savaş nedeniyle büyük oranda tahrip olan Filistin bölgelerine, şartlar yeniden güvenli bir dağıtım imkanı sağlayana dek gıda yardımı yapılamayacağı bildirildi.

Açıklamada, “Gazze Şeridi’nin kuzeyine sevkiyatları durdurma kararı kolay alınmadı, zira biliyoruz ki o bölgelerde durum daha da kötüye gidecek ve çok sayıda insan açlıktan ölme tehlikesi ile karşı karşıya” ifadeleri kullanıldı. WFP, söz konusu kararın alınmasında, son olarak Gazze Şeridi’nin iç kısımlarına giden bir yardım konvoyuna ateş açılması ve yağma edilmeye çalışılmasının da etkili olduğunu vurguladı.

Gazze Şeridi’nin kuzey kısımlarına yönelik, Dünya Gıda Programı yardımlarına üç haftalık aranın ardından geçen Pazar günü yeniden başlanmıştı. Ancak WFP, “tam bir kaos ve şiddetin hakim olduğu bölgede sivil düzenin tamamen çökmüş olduğunu” duyurdu.

Merkezi İtalya’nın başkenti Roma’da olan WFP, Pazar günü yeniden başlayan yardımları ilk etapta bir hafta boyunca sürdürmeyi ve her gün gıda dolu bir kamyonu Gazze Şeridi’ne göndermeyi planlamıştı. Pazar günü yola çıkan konvoyun, kamyonlara tırmanmaya çalışan insanlara karşı kendini korumak zorunda kaldığı ve hatta Gazze kentine ulaşıldığında kamyonlara ateş açıldığı aktarılıyor.

Pazartesi günü ise yola koyulan ikinci konvoyu oluşturan kamyonlardan bazılarının yağmalandığı ve bir kamyon şoförünün darp edildiği, yağmadan kurtulan un çuvallarının ise Gazze kentinde “çok yüksek gerilim ve patlamaya hazır öfke ortamının ortasında dağıtıldığı” duyuruldu.

BM örgütleri, savaşın başlangıcından bu yana geçen 20 haftanın ardından Gazze Şeridi’nde gıda ve içme suyunun çok azaldığını ve bölgede görev yapan BM çalışanlarının, “Eşi benzeri görülmemiş bir çaresizlikle” karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler, Gazze Şeridi’nin Kuzeyine Yardımları Durdurdu

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 137. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Gıda Programı (WFP), Gazze Şeridi’nin kuzey bölgelerine gıda yardımlarının durdurulduğunu duyurdu.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; WFP’den konuyla ilgili yapılan açıklamada, yaşanan savaş nedeniyle büyük oranda tahrip olan Filistin bölgelerine, şartlar yeniden güvenli bir dağıtım imkanı sağlayana dek gıda yardımı yapılamayacağı bildirildi.

Açıklamada, “Gazze Şeridi’nin kuzeyine sevkiyatları durdurma kararı kolay alınmadı, zira biliyoruz ki o bölgelerde durum daha da kötüye gidecek ve çok sayıda insan açlıktan ölme tehlikesi ile karşı karşıya” ifadeleri kullanıldı. WFP, söz konusu kararın alınmasında, son olarak Gazze Şeridi’nin iç kısımlarına giden bir yardım konvoyuna ateş açılması ve yağma edilmeye çalışılmasının da etkili olduğunu vurguladı.

Gazze Şeridi’nin kuzey kısımlarına yönelik, Dünya Gıda Programı yardımlarına üç haftalık aranın ardından geçen Pazar günü yeniden başlanmıştı. Ancak WFP, “tam bir kaos ve şiddetin hakim olduğu bölgede sivil düzenin tamamen çökmüş olduğunu” duyurdu.

Merkezi İtalya’nın başkenti Roma’da olan WFP, Pazar günü yeniden başlayan yardımları ilk etapta bir hafta boyunca sürdürmeyi ve her gün gıda dolu bir kamyonu Gazze Şeridi’ne göndermeyi planlamıştı. Pazar günü yola çıkan konvoyun, kamyonlara tırmanmaya çalışan insanlara karşı kendini korumak zorunda kaldığı ve hatta Gazze kentine ulaşıldığında kamyonlara ateş açıldığı aktarılıyor.

Pazartesi günü ise yola koyulan ikinci konvoyu oluşturan kamyonlardan bazılarının yağmalandığı ve bir kamyon şoförünün darp edildiği, yağmadan kurtulan un çuvallarının ise Gazze kentinde “çok yüksek gerilim ve patlamaya hazır öfke ortamının ortasında dağıtıldığı” duyuruldu.

BM örgütleri, savaşın başlangıcından bu yana geçen 20 haftanın ardından Gazze Şeridi’nde gıda ve içme suyunun çok azaldığını ve bölgede görev yapan BM çalışanlarının, “Eşi benzeri görülmemiş bir çaresizlikle” karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

Gazze’de ölenlerin sayısı 29 bini aştı

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

ABD’den Gazze hamlesi

Ayrıca ABD’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK), teşkilatın “Gazze’de mümkün olan en kısa sürede geçici bir ateşkese destek verdiğini” vurgulayan yeni bir karar taslağı sunduğu bildirildi.

Washington, İsrail-Hamas savaşıyla ilgili herhangi bir BM eyleminde ateşkes kelimesinin kullanılmasına karşı çıkıyordu ancak ABD’nin taslak metni, Başkan Joe Biden’ın geçen hafta İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde kullandığını söylediği dili yansıtıyor.

Reuters tarafından Pazartesi günü görülen taslak metinde “mevcut koşullar altında Refah’a yönelik büyük bir kara harekatının sivillere daha fazla zarar vereceği ve potansiyel olarak komşu ülkeler de dahil olmak üzere daha fazla yer değiştirmelerine neden olacağı” tespiti yer alıyor.

İsrail’in 1 milyondan fazla Filistinli’nin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırmayı planlaması, böyle bir hamlenin Gazze’deki insani krizi daha da kötüleştireceği yönünde uluslararası endişelerin artmasına yol açtı.

Metinde, böyle bir adımın “bölgesel barış ve güvenlik üzerinde ciddi etkileri olacağı ve bu nedenle mevcut koşullar altında böyle büyük bir kara harekatının devam etmemesi gerektiğinin altını çizdiği” belirtildi. Karar taslağının ne zaman oylamaya sunulacağı ya da sunulup sunulmayacağı henüz belli değil.

Cezayir’in Salı günü 15 üyeli konseyden İsrail-Hamas savaşında derhal insani ateşkes talep eden karar tasarısının oylanmasını talep etmesinin ardından ABD bu metni gündeme getirdi. ABD, Cezayir’in hazırladığı ve ateşkes çağrısı içeren karar tasarısını BM’de veto edeceğini açıklamıştı.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, Cezayir’in BM Güvenlik Konseyi üyelerinin görüşüne sunduğu, ancak oylamaya sunulmayan karar taslağının asıl amaca hizmet etmeyeceğini düşündüklerini ifade etmişti.

Thomas-Greenfield, “Amaca hizmet etmenin tam tersine, Cezayir’in hazırladığı bu karar taslağı, yürütülen hassas müzakereleri de tehlikeye atabilir. Rehinelerin serbest bırakılmasını, Filistinli sivillerin ve yardım çalışanlarının ihtiyaç duyduğu uzun bir duraklamayı güvence altına almaya yönelik devam eden diplomatik çabaları da raydan çıkarabilir. Güvenlik Konseyi’nin yapması gereken, daha önceden benimsediğimiz iki insani kararın arkasında durmaktır” demişti.

Washington geleneksel olarak müttefiki İsrail’i BM eylemlerinden koruyor ve 7 Ekim’den bu yana konsey kararlarını iki kez veto etti. Ancak iki kez de çekimser kalarak konseyin Gazze’ye insani yardımı arttırmayı amaçlayan ve çatışmalara acil ve uzun süreli insani ara verilmesi çağrısında bulunan kararları kabul etmesine izin verdi.

ABD, Mısır, İsrail ve Katar savaşa ara verilmesi ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için müzakerelerde bulunmaya çalışıyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Gazze’de Çocuk Ölümü Uyarısı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 137. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler’in çocuk, gıda ve sağlık kuruluşlarının ortak değerlendirmesinde, bir kez daha Gazze’deki endişe verici duruma dikkat çekildi.

Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), giderek artan devamsızlık sorunu ve sakatlık nedeniyle Gazze’deki çocuk ölümlerinde büyük bir artışın yaşanabileceği uyarısında yer aldı.

Gazze’de temiz su ve gıdanın “son derece azaldığını” bildiren BM ülkelerinin neredeyse tüm küçük çocukların hastalıklarının kaptığını belirtti.

Gazze Şeridi’nde yaşayan altı kişinin yüzde 90’ının en az bir hastalığın seyrinin bildirildiği ortak raporda, ishal vakalarının da 2022’ye kıyasla 23 kat arttığı ifade edildi.

BM ülkelerinde, Gazze’nin büyümekte olan iki yaşın altında bebeklerin yüzde 15’inden fazlasının şiddetli yetersiz beslenme sorunu yaşadığı, bu yaş grubundaki bebeklerin yüzde üçününse aşırı zayıflık nedeniyle hayatlarının tehlikede olduğu değerlendirmesinde bulundu. Gazze’nin günümüzde iki yaşında bebeklerdeki şiddetli yetersiz beslenme oranlarında 5 olduğu belirtildi. Bu oranın söz konusu bölgedeki savaştan önce sadece yüzde 0,8 olduğuna dikkat çekildi.

Raporda, söz konusu verilerin Ocak ayına ilişkin olduğu için muhtemelen şu an çok daha “vahim” bir tabloyla karşı karşıya geldiği da belirtildi.

UNICEF İcra Direktörü Yardımcısı Ted Chaiban, “Çocuk ölümlerinin hâlihazırda dayanılmaz bir şekilde olduğu Gazze Şeridi, önlenebilir çocuk ölümlerinde bir patlamaya tanıklık etme sürecinde” açıklamasında bulundu.

“Açlık ve hastalıklar, mali tabloların bir listesidir” diyen DSÖ Küresel Acil Durum Direktörü Mike Ryan ise “Aç, zayıf düşmüş ve ciddi şekilde travma geçirmiş çocuklar, hastalanmaya daha yatkındır. Ve hasta olan çocuklar, bilhassa da ishallerse, besinleri iyi bir şekilde absorbe edemezler” tasarruf kullanıldı. Ryan “Bu, tehlikeli ve trajik. fazlasıyla gözlerimizin önünde gerçekleşiyor” dedi.

ABD’den Gazze hamlesi

Öte yandan ABD’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK), teşkilatın “Gazze’de mümkün olan en kısa sürede geçici bir ateşkese destek verdiğini” vurgulayan yeni bir karar taslağı sunduğu bildirildi.

Washington, İsrail-Hamas savaşıyla ilgili herhangi bir BM eyleminde ateşkes kelimesinin kullanılmasına karşı çıkıyordu ancak ABD’nin taslak metni, Başkan Joe Biden’ın geçen hafta İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde kullandığını söylediği dili yansıtıyor.

Reuters tarafından Pazartesi günü görülen taslak metinde “mevcut koşullar altında Refah’a yönelik büyük bir kara harekatının sivillere daha fazla zarar vereceği ve potansiyel olarak komşu ülkeler de dahil olmak üzere daha fazla yer değiştirmelerine neden olacağı” tespiti yer alıyor.

İsrail’in 1 milyondan fazla Filistinli’nin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırmayı planlaması, böyle bir hamlenin Gazze’deki insani krizi daha da kötüleştireceği yönünde uluslararası endişelerin artmasına yol açtı.

Metinde, böyle bir adımın “bölgesel barış ve güvenlik üzerinde ciddi etkileri olacağı ve bu nedenle mevcut koşullar altında böyle büyük bir kara harekatının devam etmemesi gerektiğinin altını çizdiği” belirtildi. Karar taslağının ne zaman oylamaya sunulacağı ya da sunulup sunulmayacağı henüz belli değil.

Cezayir’in Salı günü 15 üyeli konseyden İsrail-Hamas savaşında derhal insani ateşkes talep eden karar tasarısının oylanmasını talep etmesinin ardından ABD bu metni gündeme getirdi. ABD, Cezayir’in hazırladığı ve ateşkes çağrısı içeren karar tasarısını BM’de veto edeceğini açıklamıştı.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, Cezayir’in BM Güvenlik Konseyi üyelerinin görüşüne sunduğu, ancak oylamaya sunulmayan karar taslağının asıl amaca hizmet etmeyeceğini düşündüklerini ifade etmişti.

Thomas-Greenfield, “Amaca hizmet etmenin tam tersine, Cezayir’in hazırladığı bu karar taslağı, yürütülen hassas müzakereleri de tehlikeye atabilir. Rehinelerin serbest bırakılmasını, Filistinli sivillerin ve yardım çalışanlarının ihtiyaç duyduğu uzun bir duraklamayı güvence altına almaya yönelik devam eden diplomatik çabaları da raydan çıkarabilir. Güvenlik Konseyi’nin yapması gereken, daha önceden benimsediğimiz iki insani kararın arkasında durmaktır” demişti.

Washington geleneksel olarak müttefiki İsrail’i BM eylemlerinden koruyor ve 7 Ekim’den bu yana konsey kararlarını iki kez veto etti. Ancak iki kez de çekimser kalarak konseyin Gazze’ye insani yardımı arttırmayı amaçlayan ve çatışmalara acil ve uzun süreli insani ara verilmesi çağrısında bulunan kararları kabul etmesine izin verdi.

ABD, Mısır, İsrail ve Katar savaşa ara verilmesi ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için müzakerelerde bulunmaya çalışıyor.

Paylaşın

ABD’den Dikkat Çeken “Gazze” Hamlesi

Filistin – İsrail savaşının 137. günü geride kalırken ABD’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK), teşkilatın “Gazze’de mümkün olan en kısa sürede geçici bir ateşkese destek verdiğini” vurgulayan yeni bir karar taslağı sunduğu bildirildi.

Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Washington, İsrail-Hamas savaşıyla ilgili herhangi bir BM eyleminde ateşkes kelimesinin kullanılmasına karşı çıkıyordu ancak ABD’nin taslak metni, Başkan Joe Biden’ın geçen hafta İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde kullandığını söylediği dili yansıtıyor.

Reuters tarafından Pazartesi günü görülen taslak metinde “mevcut koşullar altında Refah’a yönelik büyük bir kara harekatının sivillere daha fazla zarar vereceği ve potansiyel olarak komşu ülkeler de dahil olmak üzere daha fazla yer değiştirmelerine neden olacağı” tespiti yer alıyor.

İsrail’in 1 milyondan fazla Filistinli’nin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırmayı planlaması, böyle bir hamlenin Gazze’deki insani krizi daha da kötüleştireceği yönünde uluslararası endişelerin artmasına yol açtı.

Metinde, böyle bir adımın “bölgesel barış ve güvenlik üzerinde ciddi etkileri olacağı ve bu nedenle mevcut koşullar altında böyle büyük bir kara harekatının devam etmemesi gerektiğinin altını çizdiği” belirtildi. Karar taslağının ne zaman oylamaya sunulacağı ya da sunulup sunulmayacağı henüz belli değil.

Cezayir’in Salı günü 15 üyeli konseyden İsrail-Hamas savaşında derhal insani ateşkes talep eden karar tasarısının oylanmasını talep etmesinin ardından ABD bu metni gündeme getirdi. ABD, Cezayir’in hazırladığı ve ateşkes çağrısı içeren karar tasarısını BM’de veto edeceğini açıklamıştı.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, Cezayir’in BM Güvenlik Konseyi üyelerinin görüşüne sunduğu, ancak oylamaya sunulmayan karar taslağının asıl amaca hizmet etmeyeceğini düşündüklerini ifade etmişti.

Thomas-Greenfield, “Amaca hizmet etmenin tam tersine, Cezayir’in hazırladığı bu karar taslağı, yürütülen hassas müzakereleri de tehlikeye atabilir. Rehinelerin serbest bırakılmasını, Filistinli sivillerin ve yardım çalışanlarının ihtiyaç duyduğu uzun bir duraklamayı güvence altına almaya yönelik devam eden diplomatik çabaları da raydan çıkarabilir. Güvenlik Konseyi’nin yapması gereken, daha önceden benimsediğimiz iki insani kararın arkasında durmaktır” demişti.

Washington geleneksel olarak müttefiki İsrail’i BM eylemlerinden koruyor ve 7 Ekim’den bu yana konsey kararlarını iki kez veto etti. Ancak iki kez de çekimser kalarak konseyin Gazze’ye insani yardımı arttırmayı amaçlayan ve çatışmalara acil ve uzun süreli insani ara verilmesi çağrısında bulunan kararları kabul etmesine izin verdi.

ABD, Mısır, İsrail ve Katar savaşa ara verilmesi ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için müzakerelerde bulunmaya çalışıyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden TikTok’a Resmi Soruşturma

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, yeni Dijital Hizmetler Yasası kapsamında, TikTok hakkında soruşturma başlattı. AB Komisyonu, benzer bir soruşturmayı yaklaşık iki ay önce yanlış bilgi yayıldığı şüphesiyle, X hakkında başlatmıştı.

Çin merkezli bir şirket olan TikTok’un Nisan 2023 tarihli verilere göre dünya çapında yaklaşık 136 milyon aktif kullanıcısı bulunuyor.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, dünya çapında çocuklar arasında en popüler sosyal medya uygulamalarından biri olan TikTok hakkında, çocuk koruma ve reklam şeffaflığı kurallarını ihlâl ettiği şüphesiyle soruşturma başlattı.

Brüksel’de bugün yapılan açıklamada, soruşturma kapsamında, TikTok’un algoritmalarının bağımlılık yapıp yapmadığı ve bir “tavşan deliği etkisi” yaratıp yaratmadığına bakılacağı belirtildi. “Tavşan deliği etkisi”, uygulamanın içine bir kez girilince bir daha çıkılamadığı anlamına gelen bir sosyal medya kullanım davranışını ifade ediyor. Buna göre, TikTok’un reşit olmayan çocuklar için uygulamaya koyduğu mahremiyet ayarlarının AB kurallarına uyup uymadığına ışık tutulacak.

Komisyon açıklamasında, TikTok’un, belirli içeriklerin henüz reşit olmayan çocuklara gösterilmemesi konusunda yeterince etkili önlem almadığına atıfta bulunuldu. Buna ek olarak, TikTok’un yasa dışı içeriklerin yayılması konusunda yeterli derecede önlem alıp almadığı sorusuna da yanıt aranacağı kaydedildi.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; AB Komisyonu’nun İç Pazardan Sorumlu Üyesi Thierry Breton, söz konusu adımı Twitter üzerinden paylaşımda “gençler için daha güvenli bir internet” ifadesiyle duyurdu.

Hâlihazırda bir ön soruşturmanın yürütülmüş olduğuna değinilen açıklamada, bu kapsamda elde edilen sonuçların TikTok’a yönelik resmi bir soruşturma başlatılmasının gerekliliğini gösterdiği belirtildi.

AB Komisyonu, benzer bir soruşturmayı yaklaşık iki ay önce yanlış bilgi yayıldığı şüphesiyle, eski adıyla Twitter olan X hakkında başlatmıştı. Soruşturma kapsamında, Gazze savaşına yönelik yasa dışı ve yanıltıcı içeriklerin X üzerinden yayılması konusu değerlendiriliyor.

Sosyal medya platformları, 2023’te yürürlüğe giren AB Dijital Hizmetler Yasası kapsamında, nefret söylemi gibi yasa dışı içeriklere karşı adım atmakla yükümlü. Söz konusu yasanın yürürlüğe girmesinin ardından Brüksel, aralarında Facebook’un da yer aldığı çeşitli sosyal medya platformlarına bir soru kataloğu göndermişti.

Söz konusu katalogda, çocuk ve gençlerin ruhsal sağlığının korunması yönünde nasıl önlemler alındığı sorusu da yer alıyor. Öte yandan sosyal medya şirketleri, kullanıcılarına, platformlarında gösterdikleri reklamların kimin tarafından verildiğine dair bilgileri de aktarmakla yükümlü. Yasa kapsamında, kişisel verileri temel alan, spesifik kullanıcılara yönelik reklamların gösterilmesi ise yasak.

Çin merkezli bir şirket olan TikTok’un Nisan 2023 tarihli verilere göre dünya çapında yaklaşık 136 milyon aktif kullanıcısı bulunuyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 29 Bini Aştı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 136. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail Savaş Kabinesi bakanlarından Benny Gantz, Gazze’deki savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan yaklaşık 1 milyon sivil için son sığınak konumundaki Refah kentine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Tüm dünya ve Hamas liderleri artık şunu bilmeli ki, eğer Ramazan’a kadar tüm rehineler evlerinde olmazsa, savaş Refah bölgesi dâhil her yerde devam edecek” dedi.

Kudüs’teki bir konferansta konuşan eski İsrail Genelkurmay Başkanı Gantz, söz konusu kara operasyonunun, “sivil can kaybının mümkün mertebe azaltılabilmesi için Amerikalı ve Mısırlı ortaklarla diyalog ve koordinasyon içinde” gerçekleştirileceğini ifade etti.

Ancak sivillerin olası bir kara operasyonundan önce Gazze içinde yerleştirilebilecekleri güvenli bir yer bulunmamasından ötürü yaşanan endişeler nedeniyle olası bir tahliye planına dair belirsizlikler sürüyor.

Gazze’nin Refah kentini havadan vuran İsrail, daha önce bu bölgeye yönelik olası kara operasyonuyla ilgili belli bir tarih vermemişti. Birçok ülke ve uluslararası yardım kuruluşu, Gazze’de İsrail askerlerin girmediği son büyük kent olan Refah’a yönelik bir kara operasyonunun insani açıdan yeni bir felaket yaşanmasına neden olacağı uyarısında bulunmuştu.

Ancak ABD Başkanı Joe Biden dâhil birçok liderin böyle bir harekâta girişilmemesi için yaptığı çağrıyla birlikte giderek artan uluslararası baskıya rağmen geri adım atmayan İsrail’de Başbakan Benyamin Netanyahu, savaşın Refah’a yönelik kara operasyonu olmadan tamamlanamayacağını savunuyor.

Kudüs’teki konferansta konuşan Netanyahu, rehine anlaşması olsun ya da olmasın, Hamas’a karşı “mutlak bir zafer kazanabilmek için bu işi bitirme” sözü verdi.

Gazze’deki rehinelerin serbest bırakılması için haftalardır yürütülen diplomatik girişimlerde hâlen sonuca ulaşılamadı. İsrail ile Hamas arasında ateşkes sağlanabilmesi için gerçekleştirilen müzakerelerde arabuluculuk yapan Katar, olası bir anlaşmaya yönelik umutların giderek azaldığını duyurdu.

“İsrail’in Filistin işgalinin hukuki sonuçlarına” ilişkin duruşmalar başlıyor

Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) bugün, ”İsrail’i işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının” ele alınacağı duruşmalar başlıyor. Birleşmiş Milletler’in en üst mahkemesi olan UAD’de Hollanda’nın Lahey şehrinde görülecek duruşmaların ilkinde, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki konuşacak.

BM Genel Kurulu 2022 yılında, mahkemeden işgal konusunda tavsiye niteliğinde ya da bağlayıcı olmayan bir görüş istemişti.

BM Genel Kurulu, “Dünya Mahkemesi” olarak da bilinen UAD’den ikinci kez işgal altındaki Filistin topraklarıyla ilgili görüş talep ediyor. Temmuz 2004’te mahkeme, İsrail’in Batı Şeria’da inşa ettiği duvarın uluslararası hukuku ihlal ettiğine ve yıkılması gerektiğine karar vermişti.

Duruşmaların 26 Şubat’a kadar sürmesi ve bu tarihten sonra yargıçların birkaç ay içerisinde tavsiye niteliğinde bir görüş bildirmeleri bekleniyor. ABD, Çin, Rusya, Güney Afrika ve Mısır’ın da katılması beklenen duruşmaların son günü olan 26 Şubat’ta ise Türkiye bir sunum yapacak. İsrail ise, yazılı gözlemlerini göndermesine rağmen Lahey’de bulunmayacak.

İsrail geçmişte benzer tavsiye kararlarını görmezden gelmiş olsa da, devam eden İsrail-Hamas çatışmaları ve Gazze’den yaşanan sivil ölümler nedeniyle açıklanacak görüşün İsrail üzerindeki baskıya arttırabileceği yorumları yapılıyor.

Paylaşın

Yerinden Edilen Çocukların Sayısı 50 Milyonu Aştı

2023 yılında dünya genelinde 10 milyondan fazla çocuk evini terk etmek zorunda kalırken, dünya genelinde yerinden edilmiş çocukların sayısı 2010 yılından bu yana iki kattan fazla artarak 50 milyonun üzerine çıktı.

Çocukların yaşamsal malzemelerin yanı sıra güvenlik, eğitim, barınma, sağlık, oyun oynayacakları, gülecekleri ve öğrenecekleri bir yere ihtiyaç duydukları belirtildi.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Save the Children, geçen yıl dünya genelinde krizlerin yaşandığı bölgelerde 10 milyondan fazla çocuğun evini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı.

Örgüt tarafından yapılan yeni bir analize göre, dünya genelinde yerinden edilmiş çocukların sayısı 2010’dan bu yana iki kattan fazla artarak 50 milyonun üzerine çıktı ve şu ana kadarki en yüksek seviyesine ulaştı.

Kuruluş, geçen yıl günde 29 bin çocuğun daha kendi ülkelerinde yerlerinden edildiğini ya da başka bir ülkeye kaçmak zorunda kaldığını tespit etti. Sudan ve Somali’deki 18 yaş altı çocuklar en çok etkilenenler oldu.

“Yerinden edilen bir çocuk, bildiği her şeyi geride bırakmak zorunda kalmadan önce, büyük olasılıkla hiçbir çocuğun görmemesi gereken türden bir şiddet veya yıkıma tanık oluyor” diyen örgüt yetkilileri, “Çocuklar evlerini kaybettiklerinde neredeyse her şeylerini kaybederler: sağlık hizmetlerine, eğitime, gıdaya ve güvenliğe erişimlerini” ifadelerini kullandı.

Çocukların aile ortamında veya aile ortamına en yakın koşullarda büyümeleri için çalışmalarda bulunan Better Care Network de, çocukların evlerinden ve ait oldukları toplumlardan koparıldıklarında, cinsel ve fiziksel şiddete maruz kalma risklerinin arttığını duyurdu.

2023 yılının sonunda, Gazze’de sadece 10 hafta içinde yerinden edilenlerin genel nüfusa oranı, dünya genelinde kaydedilen en yüksek oranlardan biriydi.

Nüfusun yaklaşık yarısının 18 yaşın altında olduğu Gazze’deki çocuklar, yerinden edilmenin hızı nedeniyle özellikle savunmasız durumda kaldı.

Paylaşın

İsrail, Refah Kentine Saldırı İçin Tarih Verdi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 136. günü geride kalırken, İsrail, 10 Mart’a kadar Gazze’de tutulan rehineler serbest bırakmaması halinde Refah’a saldırı başlatılacağını açıkladı.

Haber Merkezi / Gazze’de halen 130 civarında İsrailli rehine bulunuyor ve bunların dörtte birinin -bazılarının İsrail ateşi nedeniyle- öldüğüne inanılıyor. Diğerlerinin çoğu kasım ayında bir hafta süren ateşkes sırasında serbest bırakıldı.

Mısır sınırına yakın Refah’ta İsrail saldırılarından kaçan yaklaşık 1,5 milyon kişi bulunuyor. Bu insanların pek çoğu önce kuzeyden merkeze, daha sonra da güneye doğru kaçmak zorunda bırakıldı.

Gazze’de, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı 27 bin 985’e yükselirken, yaralıların sayısı ise 68 bin 883’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail Savaş Kabinesi bakanlarından Benny Gantz, Gazze’deki savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan yaklaşık 1 milyon sivil için son sığınak konumundaki Refah kentine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Tüm dünya ve Hamas liderleri artık şunu bilmeli ki, eğer Ramazan’a kadar tüm rehineler evlerinde olmazsa, savaş Refah bölgesi dâhil her yerde devam edecek” dedi.

Kudüs’teki bir konferansta konuşan eski İsrail Genelkurmay Başkanı Gantz, söz konusu kara operasyonunun, “sivil can kaybının mümkün mertebe azaltılabilmesi için Amerikalı ve Mısırlı ortaklarla diyalog ve koordinasyon içinde” gerçekleştirileceğini ifade etti.

Ancak sivillerin olası bir kara operasyonundan önce Gazze içinde yerleştirilebilecekleri güvenli bir yer bulunmamasından ötürü yaşanan endişeler nedeniyle olası bir tahliye planına dair belirsizlikler sürüyor.

Gazze’nin Refah kentini havadan vuran İsrail, daha önce bu bölgeye yönelik olası kara operasyonuyla ilgili belli bir tarih vermemişti. Birçok ülke ve uluslararası yardım kuruluşu, Gazze’de İsrail askerlerin girmediği son büyük kent olan Refah’a yönelik bir kara operasyonunun insani açıdan yeni bir felaket yaşanmasına neden olacağı uyarısında bulunmuştu.

Ancak ABD Başkanı Joe Biden dâhil birçok liderin böyle bir harekâta girişilmemesi için yaptığı çağrıyla birlikte giderek artan uluslararası baskıya rağmen geri adım atmayan İsrail’de Başbakan Benyamin Netanyahu, savaşın Refah’a yönelik kara operasyonu olmadan tamamlanamayacağını savunuyor.

Kudüs’teki konferansta konuşan Netanyahu, rehine anlaşması olsun ya da olmasın, Hamas’a karşı “mutlak bir zafer kazanabilmek için bu işi bitirme” sözü verdi.

Gazze’deki rehinelerin serbest bırakılması için haftalardır yürütülen diplomatik girişimlerde hâlen sonuca ulaşılamadı. İsrail ile Hamas arasında ateşkes sağlanabilmesi için gerçekleştirilen müzakerelerde arabuluculuk yapan Katar, olası bir anlaşmaya yönelik umutların giderek azaldığını duyurdu.

“İsrail’in Filistin işgalinin hukuki sonuçlarına” ilişkin duruşmalar başlıyor

Öte yandan Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) bugün, ”İsrail’i işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının” ele alınacağı duruşmalar başlıyor. Birleşmiş Milletler’in en üst mahkemesi olan UAD’de Hollanda’nın Lahey şehrinde görülecek duruşmaların ilkinde, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki konuşacak.

BM Genel Kurulu 2022 yılında, mahkemeden işgal konusunda tavsiye niteliğinde ya da bağlayıcı olmayan bir görüş istemişti.

BM Genel Kurulu, “Dünya Mahkemesi” olarak da bilinen UAD’den ikinci kez işgal altındaki Filistin topraklarıyla ilgili görüş talep ediyor. Temmuz 2004’te mahkeme, İsrail’in Batı Şeria’da inşa ettiği duvarın uluslararası hukuku ihlal ettiğine ve yıkılması gerektiğine karar vermişti.

Duruşmaların 26 Şubat’a kadar sürmesi ve bu tarihten sonra yargıçların birkaç ay içerisinde tavsiye niteliğinde bir görüş bildirmeleri bekleniyor. ABD, Çin, Rusya, Güney Afrika ve Mısır’ın da katılması beklenen duruşmaların son günü olan 26 Şubat’ta ise Türkiye bir sunum yapacak. İsrail ise, yazılı gözlemlerini göndermesine rağmen Lahey’de bulunmayacak.

İsrail geçmişte benzer tavsiye kararlarını görmezden gelmiş olsa da, devam eden İsrail-Hamas çatışmaları ve Gazze’den yaşanan sivil ölümler nedeniyle açıklanacak görüşün İsrail üzerindeki baskıya arttırabileceği yorumları yapılıyor.

Paylaşın