Kuzey Kore’den 10 Gün İçinde Dördüncü Seyir Füzesi Denemesi

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC), 10 gün içinde dördüncü seyir füzesi denemesini gerçekleştirdi. Son füze atışlarının ayrıntıları henüz ortaya çıkmadı.

Kuzey Kore, son seyir füzesi salvosuna 24 Ocak’ta yeni Pulhwasal-3-31 füzesini test ederek başlamış, bunu 26 Ocak’taki bir başka deneme izlemişti. Hwasal-2 sistemlerini de 30 Ocak’ta test etmişti.

Son füze denemesi, Güney Kore’nin özel operasyon kuvvetleriyle ABD Özel Harekat Komutanlığı’nın eğitimini tamamladığını açıklamasının ardından geldi.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; Güney Kore ordusu cuma günü Kuzey Kore tarafından batı kıyılarındaki sulara birden fazla seyir füzesi ateşlendiğini söyledi.

Bu Kuzey Kore’nin 10 günden kısa bir süre içinde gerçekleştirdiği 4. seyir füzesi denemesi oldu. Füzelerin fırlatılması, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un “savaş hazırlıklarını hızlandırmak” için ülkenin deniz kuvvetlerini güçlendirme çağrılarını yinelemesinden saatler sonra gerçekleşti.

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı, Cuma günü yerel saatle 11.00 (TSİ 05.00) sularında gerçekleşen füze atışlarını hâlâ incelediklerini söyledi.

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang, son seyir füzesi salvosuna 24 Ocak’ta yeni Pulhwasal-3-31 füzesini test ederek başlamış, bunu 26 Ocak’taki bir başka deneme izlemişti. Hwasal-2 sistemlerini de 30 Ocak’ta test etmişti.

Son füze atışlarının ayrıntıları henüz ortaya çıkmadı.

Kuzey Kore devlet medyası KCNA’in haberine göre Kim, askeri yetkililerle çevrelenmiş bir şekilde tersaneyi ziyaret ederek “üretim süreçleri ve gemi inşa sahasındaki” ilerlemeyi denetledi.

KCNA, Kim’in Nampo diye de bilinen bir askeri gemi inşa üssü olan Nampho tersanesini ziyareti sırasında “Deniz kuvvetlerinin güçlendirilmesi savaş hazırlıklarının ilerletilmesinde en önemli konu” dediğini aktardı.

Devlet medyası, Kuzey Kore yönetiminin kararlaştırdığı yeni bir “devasa plan” için lidere çeşitli savaş gemisi inşaatlarıyla ilgili brifing verildiğini bildirdi.

Washington ve Seul tarafından Pyongyang’ın Moskova’ya mühimmat ve topçu silahları gönderdiği yönünde yapılan iddiaların ardından, yeni füze testi dalgası analistler arasında Kuzey Kore’nin Rusya’yla savunma ortaklığıyla bağlantılı olabileceği yönünde endişeleri artırdı.

Güney Koreli yetkililer, Kim’in Namph’taki askeri teftişiyle ilgili bilgileri muhtemelen ilk kez Kuzey Kore devlet medyasının ifşa ettiğini söyledi.

Ülkenin doğusundaki Sinpo tersanesi, ordunun denizaltı gibi gelişmiş donanma araçları inşa ettiği ana merkez olmaya devam ediyor.

Güney Kore Birleşme Bakanlığı sözcüsü Kim Inae, “Kuzey Kore askeri tehditleri rutin hale getirerek Güney Kore halkında güvensizlik duygusu yaratmaya, hükümetlerine olan güveni sarsmaya ve Kore Yarımadası’ndaki krizi çözmek için taleplerinin kabul edilmesini sağlayacak bir ortam yaratmak için uluslararası dikkati çekmeye çalışıyor” dedi.

Son fırlatma, cuma günü Güney Kore’nin özel operasyon kuvvetleriyle ABD Özel Harekat Komutanlığı’nın eğitimini tamamladığını açıklamasının ardından geldi.

Güney Kore ordusu, kendi özel operasyon birlikleri ve ABD’nin yeşil berelilerinin ülkenin başkenti Seul yakınlarındaki bir bölgede 10 gün süren bir tatbikat gerçekleştirdiğini açıklamıştı. Bu; ABD, Güney Kore ve Japonya ordularının katıldığı son birleşik tatbikattı.

Kuzey Kore bu tatbikatlara öfkeyle tepki göstererek kendi füze denemelerini başlattı ve hatta Washington’a ültimatomlar verdi.

Paylaşın

ABD’den İran’a Misilleme Hazırlığı

Suriye sınırına yakın Ürdün’de bir insansız hava aracı saldırısında üç ABD askeri hayatını kaybetmesi sonrası Beyaz Saray, misilleme olarak Suriye ve Irak’taki İran hedeflerini vurma planını onayladı.

Haber Merkezi / Saldırıya yanıtının ne olacağı üzerine değerlendirmeler yapılırken, ABD Başkanı Joe Biden’a, ülkesindeki şahin siyasetçilerden İran topraklarındaki hedeflerin vurulması çağrısı da geldi.

ABD Başkanı Biden, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada “İstediğim şey bu değil” mesajı verdi ve İran topraklarına yönelik bir misilleme yapılmayacağını ima etti.

Beyaz Saray yapacağı misillemeyi Suriye ve Irak topraklarındaki İran bağlantılı hedeflerle sınırlı tutacak.

Irak’ta konuşlu İslami Direniş adlı bu grubun, İran Devrim Muhafızları tarafından silahlandırıldığı, finanse edildiği ve eğitildiğine inanılıyor.

Ürdün’deki saldırıda ölen üç ABD askerinin cenazelerinin cuma günü Delaware Hava Kuvvetleri üssüne geri gönderilmesi bekleniyor. Beyaz Saray Başkan Biden’ın törene katılacağını açıkladı.

Haberler İran’ın da benzer bir gerilimi engellemek için adım attığına işaret ediyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), üst düzey subaylarını Suriye’den çekme kararı aldı.

İran’ın üst düzey subaylarını geri çekme kararı, Orta Doğu’da zaten oldukça yüksek olan tansiyonun içine doğrudan çekilmek istememesinden kaynaklanıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Suriye’de devam eden iç savaşta Devlet Başkanı Beşar Esad’a yardım etmek için 10 yıl önce bu ülkeye geldi.

Rusya da 2015 yılında hava kuvvetlerini Suriye’ye konuşlandırarak Beşar Esad’ı desteklemişti. Analistlere göre İran’ın Suriye’deki varlığının zayıflaması, Rusya’nın işine yarayabilir.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü’nden Kanser Uyarısı: Yüzde 77 Artış Olabilir

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tütün ve alkol kullanımı, obezite, hava kirliliği ve çevresel risk faktörleri nedeniyle, kanser vakalarında 2050 yılına kadar yüzde 77 artış olabileceğini açıkladı.

Bu artışın yol açacağı yükün dünyanın değişik bölge ve ülkelerinde farklı hissedileceğine işaret edilerek, kanser yükünü yönetmek için en az kaynağa sahip olanların, kanserin en ağır yükünü taşıyacağı belirtildi.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) kanser vakalarında büyük artış olabileceği konusunda uyardı. IARC tarafından Perşembe günü Cenevre’de yapılan açıklamaya göre, kanser hastası sayısı 2050 yılına kadar 35 milyonu aşacak. Bu, 2022 yılındaki vaka sayılarına kıyasla yüzde 77 oranında bir artışa tekabül ediyor.

IARC vaka sayılarındaki artışa kaynaklık edecek en önemli nedenleri, “Tütün ve alkol kullanımı, obezite, hava kirliliği ve çevresel risk faktörleri” olarak sıraladı.

Artan ve aynı zamanda da yaşlanan dünya nüfusunun da kanser hastası sayılarındaki artışta etkili olacağı vurgulanan IARC açıklamasında, “Bu artış aynı zamanda insanların risk faktörlerine maruz kalmasına yol açan değişimle de ilgilidir ve bunların büyük bir bölümü sosyo-ekonomik gelişmelerle ilintilidir” ifadelerine yer verdi.

Vaka sayılarında en büyük artışın, gelişmiş ülkelerde görüleceği öngörülüyor. Tahminlere göre 2050 yılında bu ülkelerde 4 milyon 800 bin yeni vaka görülecek. Oransal olarak bakıldığında ise en büyük artış, yüzde 142’yi aşacak bir oranla, Birleşmiş Milletler’in (BM) İnsani Gelişme Endeksi’nin (HDI) alt sınırında yer alan ülkelerde yaşanacak. Ayrıca öngörülere göre kanser nedeniyle ölümler de bu ülkelerde iki kat artacak.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; IARC Kanser İzleme Bölümü Başkanı Freddie Bray, bu artışın yol açacağı yükün dünyanın değişik bölge ve ülkelerinde farklı hissedileceğine işaret ederek, “Kanser yükünü yönetmek için en az kaynağa sahip olanlar, kanserin en ağır yükünü taşıyacak” dedi.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Ukrayna’ya 50 Milyar Euroluk Ek Yardım

Ukrayna’ya 50 milyar euroluk ek yardım için 27 üye ülkenin tamamının uzlaşmaya vardığını bildiren AB Konseyi Başkanı Charles Michel, “AB Ukrayna’ya destek için liderlik ve sorumluluğu üstlenmektedir” dedi.

Haber Merkezi / Öte nadan Beyaz Saray da Ukrayna’ya 60 milyar dolar değerinde bir paketi Kongre’nin onaylamasını istiyor.

Avrupa Birliği’nde (AB) Ukrayna’ya ek yardımların görüşüldüğü ve Macaristan’ın veto tehdidi nedeniyle merakla beklenen özel zirveden uzlaşma haberi geldi.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Ukrayna’ya 50 milyar euroluk ek yardım için 27 üye ülkenin tamamının uzlaşmaya vardığını bildirdi.

Michel, “Anlaşmaya vardık. Ukrayna için AB bütçesinden 50 milyar euroluk ek destek paketinde 27 lider lider hepsi mutabık kaldı. Bu, Ukrayna için sağlam, uzun vadeli, uzatılabilir bir finansman taahhüdüdür. AB Ukrayna’ya destek için liderlik ve sorumluluğu üstlenmektedir” kullanıldı.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın Aralık ayındaki zirvede olduğu gibi yardım paketini yine onaylamayacağından endişe ediliyordu.

Zirve başlamadan önce AB liderleri Macaristan’a engelini kaldırması için baskı yaptı. Liderler Orban’a bir taraf seçmesi gerektiğini belirtti.

Macaristan ise AB bütçesinin üye ülkeleri desteklemesi gerektiği, Ukrayna’da ciddi yolsuzluklar olduğu ve savaşta Batı’nın sunduğu desteğin sonuç vermediği gerekçeleriyle Ukrayna’ya mali yardım sağlanmasına karşı çıkıyordu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, anlaşmayı Avrupa için iyi bir gün olarak nitelerken, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski de AB liderlerine müteşekkir olduğunu söyledi ve kararın 27 üyenin tamamı tarafından alındığına dikkat çekti.

Beyaz Saray da Ukrayna’ya 60 milyar dolar değerinde bir paketi Kongre’nin onaylamasını istiyor.

Ancak Cumhuriyetçiler bu yardımı sığınmacı akını karşısında güney sınırı konusunda adım atılmasına bağlamış durumda. Sınır konusunda ise Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında henüz bir uzlaşma yok.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’den 1 Şirkete ‘Hizbullah Ve İran Devrim Muhafızları’ Yaptırımı

İran Devrim Muhafızları ve Hizbullah’ın mali şebekesini hedef alan yeni yaptırımları açıklayan ABD Maliye Bakanlığı, Türkiye merkezli Mira İhracat İthalat Petrol adlı şirketi de listeye aldı.

Açıklamada, Mira İhracat İthalat Petrol’ün küresel piyasada İran mallarını satın aldığı, bu malların taşımacılığını yaptığı ve sattığı belirtildi.

Şirketin faaliyetlerinin merkezi İran’da bulunan ve ABD’nin yaptırım listesinde olan Hizbullah’ın maddi destekçisi Ali Kasir adlı kişi tarafından denetlendiği; Mira’nın satışlarından elde edilen karların Hizbullah’la paylaşıldığı kaydedildi.

VOA Türkçe’de yer alan habere göre; Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Maliye Bakanlığı, İran Devrim Muhafızları ve Hizbullah’ın mali şebekesini hedef alan yeni yaptırım açıkladı. Yaptırım listesine alınanlar arasında Türkiye’de bulunduğu belirtilen bir şirket de var.

ABD Maliye Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Lübnan ve Türkiye’de bulunan üç şirket ve bir kişinin, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü ve Hizbullah’ın mali şebekesine “kritik mali destek” sağladıkları gerekçesiyle yaptırım listesine alındığını açıkladı.

Yapılan açıklamada bu kişi ve şirketlerin, İran mallarını satarak yüz milyonlarca dolar gelir elde ettikleri ve bu satışların “Kudüs Gücü ve Hizbullah’ın devam eden terör faaliyetlerinin ve bölgedeki diğer terör örgütlerinin maddi olarak desteklenmesinde önemli bir kaynak sağladığı” belirtildi.

ABD Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre yaptırım listesine alınan şirketlerden biri Türkiye’de bulunan Mira İhracat İthalat Petrol adlı şirket. Bu şirketin küresel piyasada İran mallarını satın aldığı, bu malların taşımacılığını yaptığı ve sattığı belirtildi.

Şirketin faaliyetlerinin merkezi İran’da bulunan ve ABD’nin yaptırım listesinde olan Hizbullah’ın maddi destekçisi Ali Kasir adlı kişi tarafından denetlendiği; Mira’nın satışlarından elde edilen karların Hizbullah’la paylaşıldığı kaydedildi.

Şirketin CEO’su ve sahibi olduğu belirtilen İbrahim Telal El Uveyir’in ‘İbrahim Ağaoğlu’ takma ismini kullandığı belirtildi.

Açıklamaya göre Lübnan’da bulunan ve Hizbullah’la bağlantılı olduğu belirtilen Yara Offshore SAL adlı şirketin de yaptırım listesinde bulunan gemileri kullanarak, İran mallarının satışını kolaylaştırdığı ve Suriye rejiminin bu şirkete milyonlarca dolar ödeme yaptığı kaydedildi.

Merkezi Lübnan’da bulunan Hydro Company for Drilling Equipment Rental’ın, milyonlarca dolar değerindeki İran mallarının Suriye’ye sevk edilmesini sağlayarak, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün finanse edilmesinde rol oynadığı gerekçesiyle yaptırım listesine alındığı ifade edildi.

Açıklamada, “Şirket üst düzey İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü subaylarının idaresi altında faaliyet gösteriyor ve ABD’nin yaptırım listesinde bulunan Lübnan’daki paravan şirket Concepto ile ticari ilişkileri bulunuyor” denildi.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: Gazze’de Halk Açlıktan Ölüyor

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 117. günü geride kalırken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze Şeridi’nde halkın açlık nedeniyle hayatını kaybettiğini ve çaresiz durumda olduğunu bildirdi.

Haber Merkezi / İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları hedef gözetmeksizin devam ederken, Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) Gazze’deki insani duruma ilişkin dikkat çeken bir açıklama geldi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yoğun bombardıman altında olan Gazze halkının açlıktan öldüğünü ve çaresiz durumda olduğunu bildirdi.

Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 150 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 26 bin 901’e yükseldi. Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 65 bin 949’a yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’ın kullandığı tünellere su pompalamaya başladığını bildirdi. Açıklamada, bu adımın “terörle mücadelede önemli bir teknik ve teknolojik çığır” anlamına geldiği belirtilerek hedefin “yer altındaki terör altyapısını etkisiz hale getirmek” olduğu kaydedildi.

İsrail’in tünellere deniz suyu pompalamayı planladığı Aralık ayında kamuoyuna yansımış, ancak uzmanlar bunun tehlikeli olduğu ve sivillere yönelik büyük tehlike barındırdığı uyarısı yapmıştı.

Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki tünellerinin uzunluğunun toplam 480 kilometreyle 720 kilometre arasında olduğu tahmin ediliyor. İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un altındaki tünellerde Hamas yöneticilerinin saklandığını, İsrailli rehinelerin de burada tutulduğunu tahmin ediyor.

Ateşkes görüşmeleri

Pazar günü ABD, İsrail, Mısır ve Katarlı üst düzey yetkililerin Paris’te yaptığı toplantının ardından İsrail’in elindeki Filistinli tutuklular ile Hamas’ın elindeki İsrailli rehinelerin takası ve Gazze’ye insanî yardımların artırılması için uzun süreli ateşkes çabaları sürüyor.

Hamas, Telegram kanalından yaptığı açıklamada ateşkes taslağının kendilerine ulaştığını, şu an taslağı “inceleme ve yanıt verme” aşamasında olduklarını bildirdi.

Hamas lideri İsmail Haniye de şu an taslağı incelediklerini, taslağın çerçeve koşulları üzerinde görüşmek için Mısır hükümetinin Hamas yönetimini Kahire’ye davet ettiğini kaydetti. Katar medyasında yer alan haberlere göre bir Hamas heyetinin bugün Kahire’de Mısır istihbarat şefi Abbas Kamel ile görüşmesi planlanıyor.

Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, varılacak bir ön anlaşmanın kalıcı ateşkese giden yolu açacağı umudunu dile getirdi.

Katar, Kasım ayında İsrail ile Hamas arasında varılan geçici ateşkeslerde arabuluculuk rolü üstlenmişti. Al Sani, mevcut planın aşamalı ateşkes öngördüğünü, ilk etapta kadın ve çocuk rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze’ye ulaştırılan yardımların artırılmasının hedeflendiğini bildirdi.

Gazze’de yapıların yarısından fazlası ya yıkıldı ya da zarar gördü

İsrail’in bombaladığı Gazze’de yapıların yarısından fazlası ya yıkıldı ya da zarar gördü. Gazze genelinde yerleşim yerleri, dükkanlarla dolu olan caddeler enkaz yığınına dönüşmüş durumda. Üniversiteler yok olurken tarım alanları kullanılamaz hale geldi.

Binlerce kişinin evsiz kalması nedeniyle bölgenin güneyinde çadır kentler ortaya çıkmış durumda. Gazze’de nüfusun yüzde 80’i, 1,7 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler’e göre bu sayının yaklaşık yarısı bölgenin güneyini doldurmuş durumda.

New York Üniversitesi’inden Corey Scher ve Oregon Üniversitesi’nden Jamon Van Den Hoek’in çeşitli tarihlerdeki uydu verilerine dayandırdığı ve BBC’nin de teyit ettiği analizde Gazze’de 144 bin ile 175 bin yapı ya yıkıldı ya da zarar gördü.

Bu Gazze’deki yapıların yüzde 50’si ile yüzde 61’i arasında bir orana denk geliyor. Bölgenin güneyinde İsrail’in son haftalarda özellikle sert vurduğu Han Yunus’ta 38 binden fazla bina ya yıkıldı ya da zarar gördü. Sadece son iki haftada yıkılan ya da zarar gören bina sayısı 1500’den fazla.

Uydu verileri bölgedeki tarım alanlarının da oldukça zarar gördüğünü ortaya koyuyor. Gazze, İsrail-Hamas savaşından önce de ithal ürünlere önemli oranda bağımlı olsa da gıdanın önemli bir bölümü de bölgede yetiştirilen ürünlerden geliyordu.

Yardım kuruluşları Gazze nüfusunun yarısının açlıkla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Bölgedeki tarımın önemli bir bölümünün yapıldığı Gazze’nin kuzeyi ve merkezindeki tarım alanları İsrail askerlerinin geçici savunma yapıları inşa ettiği yerlere dönüşmüş durumda.

Gazze’deki bir diğer önemli değişim de çadır kentlerle geçici yapıların varlığı. Evlerinden olanlar buralarda yaşıyor. 500 futbol sahasına eşit bir alanda çadır kentler dikkat çekiyor. Son verilere göre Gazze’de 7 Ekim’den bu yana yaşamını yitirenlerin sayısı yaklaşık 27 bin.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 27 Bine Dayandı

Filistin – İsrail savaşının 117. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 150 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 26 bin 901’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 65 bin 949’a yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’ın kullandığı tünellere su pompalamaya başladığını bildirdi. Açıklamada, bu adımın “terörle mücadelede önemli bir teknik ve teknolojik çığır” anlamına geldiği belirtilerek hedefin “yer altındaki terör altyapısını etkisiz hale getirmek” olduğu kaydedildi.

İsrail’in tünellere deniz suyu pompalamayı planladığı Aralık ayında kamuoyuna yansımış, ancak uzmanlar bunun tehlikeli olduğu ve sivillere yönelik büyük tehlike barındırdığı uyarısı yapmıştı.

Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki tünellerinin uzunluğunun toplam 480 kilometreyle 720 kilometre arasında olduğu tahmin ediliyor. İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un altındaki tünellerde Hamas yöneticilerinin saklandığını, İsrailli rehinelerin de burada tutulduğunu tahmin ediyor.

Ateşkes görüşmeleri

Pazar günü ABD, İsrail, Mısır ve Katarlı üst düzey yetkililerin Paris’te yaptığı toplantının ardından İsrail’in elindeki Filistinli tutuklular ile Hamas’ın elindeki İsrailli rehinelerin takası ve Gazze’ye insanî yardımların artırılması için uzun süreli ateşkes çabaları sürüyor.

Hamas, Telegram kanalından yaptığı açıklamada ateşkes taslağının kendilerine ulaştığını, şu an taslağı “inceleme ve yanıt verme” aşamasında olduklarını bildirdi.

Hamas lideri İsmail Haniye de şu an taslağı incelediklerini, taslağın çerçeve koşulları üzerinde görüşmek için Mısır hükümetinin Hamas yönetimini Kahire’ye davet ettiğini kaydetti. Katar medyasında yer alan haberlere göre bir Hamas heyetinin bugün Kahire’de Mısır istihbarat şefi Abbas Kamel ile görüşmesi planlanıyor.

Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, varılacak bir ön anlaşmanın kalıcı ateşkese giden yolu açacağı umudunu dile getirdi.

Katar, Kasım ayında İsrail ile Hamas arasında varılan geçici ateşkeslerde arabuluculuk rolü üstlenmişti. Al Sani, mevcut planın aşamalı ateşkes öngördüğünü, ilk etapta kadın ve çocuk rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze’ye ulaştırılan yardımların artırılmasının hedeflendiğini bildirdi.

Gazze’de yapıların yarısından fazlası ya yıkıldı ya da zarar gördü

İsrail’in bombaladığı Gazze’de yapıların yarısından fazlası ya yıkıldı ya da zarar gördü. Gazze genelinde yerleşim yerleri, dükkanlarla dolu olan caddeler enkaz yığınına dönüşmüş durumda. Üniversiteler yok olurken tarım alanları kullanılamaz hale geldi.

Binlerce kişinin evsiz kalması nedeniyle bölgenin güneyinde çadır kentler ortaya çıkmış durumda. Gazze’de nüfusun yüzde 80’i, 1,7 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler’e göre bu sayının yaklaşık yarısı bölgenin güneyini doldurmuş durumda.

New York Üniversitesi’inden Corey Scher ve Oregon Üniversitesi’nden Jamon Van Den Hoek’in çeşitli tarihlerdeki uydu verilerine dayandırdığı ve BBC’nin de teyit ettiği analizde Gazze’de 144 bin ile 175 bin yapı ya yıkıldı ya da zarar gördü.

Bu Gazze’deki yapıların yüzde 50’si ile yüzde 61’i arasında bir orana denk geliyor. Bölgenin güneyinde İsrail’in son haftalarda özellikle sert vurduğu Han Yunus’ta 38 binden fazla bina ya yıkıldı ya da zarar gördü. Sadece son iki haftada yıkılan ya da zarar gören bina sayısı 1500’den fazla.

Uydu verileri bölgedeki tarım alanlarının da oldukça zarar gördüğünü ortaya koyuyor. Gazze, İsrail-Hamas savaşından önce de ithal ürünlere önemli oranda bağımlı olsa da gıdanın önemli bir bölümü de bölgede yetiştirilen ürünlerden geliyordu.

Yardım kuruluşları Gazze nüfusunun yarısının açlıkla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Bölgedeki tarımın önemli bir bölümünün yapıldığı Gazze’nin kuzeyi ve merkezindeki tarım alanları İsrail askerlerinin geçici savunma yapıları inşa ettiği yerlere dönüşmüş durumda.

Gazze’deki bir diğer önemli değişim de çadır kentlerle geçici yapıların varlığı. Evlerinden olanlar buralarda yaşıyor. 500 futbol sahasına eşit bir alanda çadır kentler dikkat çekiyor. Son verilere göre Gazze’de 7 Ekim’den bu yana yaşamını yitirenlerin sayısı yaklaşık 27 bin.

Paylaşın

İmran Han’a 14 Yıl Hapis Cezası Daha!

Eski Pakistan Başbakanı İmran Han ve eşi Büşra Bibi, yolsuzluk suçlamasıyla 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İmran Han dün de devlet sırlarını sızdırmak suçlamasıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Haber Merkezi / Mahkeme ayrıca İmran Han’ı 10 yıl süreyle kamu görevlerinden men etti. Bu son hapis cezası İmran Han’ın iktidardan indirildiği 2022 yılından sonra aldığı üçüncü hapis cezası.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Eski Pakistan Başbakanı İmran Han, 3 yıllık hapis cezasını çekerken dün aldığı 10 yıl hapis cezasına ek olarak 14 yıl daha hapisle cezalandırıldı.

Pakistan’da 8 Şubat’ta yapılacak seçime girmesi yasaklanan tutuklu eski Başbakan İmran Han ve eşi yolsuzlukla yargılandığı davada suçlu bulundu. Mahkeme, başbakanlığı döneminde aldığı hediyelerin ayrıntılarını açıklamadığı ve sattığı gerekçesiyle eski Başbakan İmran Han ve eşi Büşra Bibi’ye 14 yıl hapis cezası verdi.

Eski Başbakan Şahbaz Şerif hükümeti tarafından İmran Han’a karşı Seçim Komisyonu’na yapılan başvuruda, Han’ın 52 hediye aldığı, bu hediyelerin birçoğunu sattığı öne sürülmüştü. Söz konusu hediyelerin Ağustos 2018 ile Aralık 2021 tarihleri arasında alındığı, piyasa değerinin yaklaşık 641 bin dolar olduğu kaydediliyor.

Bu hediyelerin resmi kurumlara bildirilmediği gerekçesiyle açılan davada bugün çıkan kararla Han ve eşine hapis cezaları verildi. Pakistan yönetiminde etkili olan ordu ile gerilim yaşayan Han, hakkında açılan davaların siyasi amaçlı olduğunu savunuyor.

İktidardan düşürüldükten sonra hakkında birçok dava açılan Han, dün de “devlet sırlarını ifşa etmekten” suçlu bulunarak 10 yıl hapse mahkum edildi. Davada Han ile birlikte yargılanan eski Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi de 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Associated Press, İmran Han’ın avukatlarının İslamabad mahkemesinin kararına çarşamba günü itiraz edip bir üst mahkemeye başvuracaklarını duyurdu.

Eski Başbakan İmran Han, yargılandığı yolsuzluk davasında, mahkemenin hakkında verdiği tutuklama kararının ardından 5 Ağustos 2023’te polis tarafından yakalanmış ve cezaevine gönderilmişti. Han hakkında yargılandığı yolsuzluk davası kapsamında verilen 3 yıl hapis cezası, 29 Ağustos 2023’te ertelenerek eski Başbakan’ın kefaletle serbest bırakılmasına hükmedilmişti.

Ancak 30 Ağustos 2023’te hakim Abul Hasnat Zülkarneyn, savcılığın talebi üzerine “devlet sırlarını ifşa etmekle” suçlanan Han’ın tutukluluk süresini uzatmıştı. Eski Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi de benzer sebeple 19 Ağustos 2023’te İslamabad’daki evinde yakalanarak cezaevine gönderilmişti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 26 bin 751’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 116. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 114 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 751’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 65 bin 636’ya yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail ordusu bazı birliklerini Gazze’nin kuzeyine yönlendirirken, Hamas militanlarının da bu bölgede yeni bir saldırı hazırlığı yaptığı bildirildi.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, pazartesi günü yaptığı açıklamada Gazze Şeridi’ndeki bazı birliklerin güneyden kuzeydeki Lübnan sınırına kaydırıldığını belirtti.

Gallant, sınıra yönlendirilen birliklerin “yakın zamanda çatışmaya girebileceğini ve her duruma hazırlıklı olduğunu” söyledi.

İsrail’in Gazze’nin kuzeyindeki birliklerini güçlendirmesiyle Lübnan sınırında İran destekli Hizbullah militanlarıyla süren çatışmaların yoğunluğu artabilir.

8 Ekim’den beri düzenlenen karşılıklı saldırılarda toplamda 30 Lübnanlı sivil ve 176 Hizbullah militanıyla 6 İsrailli sivil ve 10 İsrail askeri öldürüldü.

Gallant, 22 Ocak’ta yaptığı açıklamada kuzeydeki İsrailli yerleşimcilerin güvenliği sağlanmadan Hizbullah’la çatışmaların sonlanmayacağını söylemişti. Hizbullah ise İsrail ordusu Gazze’deki askeri operasyonları durdurmadığı sürece saldırıları sürdüreceğini bildirmişti.

UNRWA’ya eleştiriler

Ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) görevlilerine yönelik vahim iddiaların ardından on donör ülke, ödemelerini askıya aldı.

Bu ülkeler arasında Almanya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avustralya, Japonya, İtalya, Hollanda, Kanada, Finlandiya, İsviçre ve İngiltere de yer alıyor.

Bağışların dondurulmasının ardında ise Hamas’ın 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail’e yaptığı saldırılara, UNRWA çalışanlarının da karışmış olabileceği iddiaları yatıyor. Yardım kuruluşu, bu iddialarla ilgili soruşturma başlattı.

UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini, bağışçılara kararlarını yeniden gözden geçirmeleri çağrısında bulundu. İtalyan asıllı İsviçreli diplomat, yaptığı resmî açıklamada, “UNRWA, Gazze’de insanî yardım konusunda en önemli aktördür” dedi.

Gazze Şeridi’ndeki iki milyondan fazla insanın, bu kuruluşun yardımları olmadan hayatta kalamayacağını belirten Lazzarini, “Bir milyondan fazla insana barınak sağlıyoruz. Halkın gıda ihtiyacını ve acil tıbbî bakımını temin ediyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail ve diğer devletlerden politikacıların UNRWA’ya yönelttiği eleştiriler, öncelikle Filistinli mültecilerin tanımıyla ilgili.

Filistinlilerin soyundan gelenlerin de mülteci sayılması, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun bu yardım kuruluşunu “mülteci yerleştirme ajansı” olarak adlandırmasına yol açtı. İsrailli politikacıya göre bu görev, Birleşmiş Milletler’in sorumluluğunda olmamalı.

Sürekli dile getirilen bir başka suçlama da “UNWRA bünyesindeki okullarda okutulan ders kitaplarında, nefret ve şiddetin körüklenmesi”. Almanya, İsrail, ABD ve diğer ülkeler, “Hamas terörünün UNWRA okullarındaki öğretmenler tarafından açıkça desteklendiğini ve ders kitaplarında Yahudilere karşı nefret söylemlerine yer verildiğini” öne sürüyor.

Yıllardır UNRWA ile çalışan İsrailli enstitü Impact-SE, “Yahudi devletinin gayrimeşrulaştırılması ve şeytanlaştırılmasının eğitim müfredatına hâkim olduğunu ve şiddetin yüceltildiğini” savunuyor.

En ciddi suçlama ise geçtiğimiz 7 Ekim’de İsrail’e yapılan saldırıda, on iki UNWRA çalışanının Hamas’a yardım ettiği ya da takip eden günlerde Hamas’ı desteklediği yönünde. İsrail verilerine göre, saldırı sırasında yaklaşık bin 200 İsrail vatandaşı öldü ve 240 dolayında İsrailli de kaçırılarak Gazze’ye götürüldü.

Paylaşın

ABD Dışişleri Bakanı Blinken: İran’la Savaş Peşinde Değiliz

Suriye – Ürdün sınırındaki ABD üssüne düzenlenen saldırıya ilişkin değerlendirmede bulunan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, saldırıda hayatını kaybeden askerler için yas tuttuklarını ve bir daha böyle saldırıların olmaması için mümkün olan her tedbiri aldıklarını ifade etti.

Antony Blinken, Joe Biden yönetimi olarak askeri karşılık seçeneklerini değerlendirdiklerini hatırlattı. ABD’nin ne şekilde karşılık vereceğine ilişkin soruya, “Dün Başkan’ın da belirttiği gibi, biz (bu saldırıya) karşılık vereceğiz ve bu karşılık çok katmanlı olacak, aşamalar halinde ve uzun süreli şekilde gerçekleşecek” şeklinde yanıt verdi.

İran’la bir savaş peşinde olmadıklarını belirten Blinken, 7 Ekim’den bu yana bölgede gerilimin çok arttığını ve ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını korumaya devam edeceklerini kaydetti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan (CENTCOM) yapılan açıklamada insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda, 34 ABD askerinin de yaralandığı ancak bu sayının da değişebileceği belirtildi.

ABD Savunma Bakanlığı, saldırıda hayatını kaybeden askerlerin kimliklerini 46 yaşındaki William Jerome Rivers, 24 yaşındaki Kennedy Ladon Sanders ve 23 yaşındaki Breonna Alexsondria Moffett olarak açıkladı.

İki askeri Amerikalı yetkiliye göre, Ekim ayı ortasından bu yana Ortadoğu’daki ABD askerleri en az 165 kez saldırıya uğradı.

Associated Press haber ajansı ve Wall Street Journal ile New York Times gazetelerinin haberine göre iki Amerikalı yetkili, saldırıyı gerçekleştiren insansız hava aracının (İHA) üsse dönen ABD’ye ait İHA ile karıştırılmış olabileceğini söyledi.

İsmini vermemek koşuluyla AP’ye konuşan iki yetkili, İHA Kule 22 olarak bilinen üsse yaklaşırken, ABD’ye ait insansız hava aracının da aynı dakikalarda havada olduğu ve üsse dönmek üzere olduğunu söyledi.

Yetkililer ilk incelemeye göre, düşmana ait İHA’nın bu nedenle ABD’nin hava savunma sistemini atlatmış olabileceği ihtimali bulunduğunu belirtti.

ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü Sabrina Singh Pazartesi günü Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, saldırının Irak’ta varlık gösteren İran destekli Kataib Hizbullah (Hizbullah Tugayları) grubunun izlerini taşıdığını söyledi.

Pentagon sözcüsü, “Savaş istemiyoruz ancak adım atacağız ve askerlerimize yönelik saldırılara karşılık vereceğiz” dedi.

Savunma Bakanı Lloyd Austin, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile yaptığı görüşmenin ardından saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, “Başkan ve ben ABD askerlerine yönelik saldırıları tolere etmeyeceğiz; ABD’yi ve kuvvetlerimizi savunmak için gereken adımları atacağız” dedi.

Biden yönetimi Ortadoğu’da ABD askerlerini hedef alan saldırılardan, İran’ın desteklediği, kaynak sağladığı ve eğittiği milis grupları sorumlu tutuyor. İran ise saldırıların arkasında olduğunu reddetti.

ABD askerlerinin hayatını kaybettiği saldırı, İsrail ve Hamas arasındaki savaşın genişlemesini engellemeye çalışan Biden yönetimini halihazırda gergin olan Ortadoğu’da hassas bir durumla karşı karşıya bırakıyor.

ABD’nin ülke dışındaki askeri varlığı

Amerika’nın Irak’ta 2500, Suriye’de 900 askeri bulunuyor. Bahreyn’de 9 bin, Kuveyt’te 13 bin, Katar’da da 8 bin askeri görev yapıyor. Ürdün, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde de ABD askerinin olduğu biliniyor.

Hamas’ın İsrail saldırısı sonrası Pentagon 7,500 personel bulunan iki uçak gemisini bölgeye göndermişti. Savunma Bakanlığı Pentagon’a göre ABD’nin 150’den fazla ülkede 220 bin askeri ve 800’den fazla da üssü bulunuyor.

Paylaşın