Yusuf Sezgin Kimdir? Hayatı, Filmleri

22 Nisan 1946 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Yusuf Sezgin, orta öğreniminin ardından 1962 yılında Dormen Tiyatrosu’nda Bulvar adlı oyunda yer aldı. Yusuf Sezgin, yine aynı yıl Vakko’nun ilk erkek mankeni olarak seçildi ve podyuma çıktı.

1963’te Ses mecmuasının düzenlediği Kapak Yıldızı adlı yarışmaya katılan Yusuf Sezgin, yarışmada finalist olmayı başarınca da yapımcıların dikkatini çekti. Yusuf Sezgin’in sinemadaki ilk filmi ise Kavgasız Yaşayalım oldu.

Beyazperdeye adımını attıktan bir yıl sonra 1964’te ilk başrolü Hz. Yusuf filmi ile gelen Yusuf Sezgin, Nami Dilbaz’ın yapımcılık yaptığı birçok filmde yer aldı. Devrin ünlü yıldızlarıyla kamera karşısına geçen Yusuf Sezgin, Türkan Şoray, Filiz Akın, Selma Güneri, Hülya Koçyiğit, Selda Alkor, Nebahat Çehre, Pervin Par gibi oyuncuların karşısında rol aldığı filmlerde farklı karakterlere hayat verdi.

Yeşilçam Seks Furyası’na katılmayarak sinemadan uzaklaşan Yusuf Sezgin, 2006 yılında 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde meslek hayatının 43. yılı dolayısıyla Altın Portakal Yaşam Boyu Onur Ödülü’nü aldı.

Yusuf Sezgin, 2010’da da 17. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Altın Koza Yaşam Boyu Onur Ödülü’ne sahip oldu. 2013’te meslek hayatının 50. yılındaki Yusuf Sezgin, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde bu kez 50. Yıl Onur Ödülü’ne layık görüldü. Yusuf Sezgin, bu büyük ödüller dışında da birçok festivalde farklı dallarda çeşitli ödüllerin sahibi oldu.

2000 yılında Sinema Oyuncuları Derneği SODER’in yönetim kurulu başkanlığına getirilen Yusuf Sezgin, o tarihten itibaren 12 yıl boyunca altı kez SODER Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 5 yıl boyunca devam eden Büyük Buluşma dizisinde rol alan Yusuf Sezgin, ayrıca bu dönem içinde Hicran Sokağı adlı sinema filminde de oynadı.

Yusuf Sezgin’in rol aldığı film ve dizilerden bazıları: Kavgasız yaşayalım, Prangasız Mahkûmlar, Aşkım Silahımdır, Bize Türk Derler, Erkek Dediğin Böyle Olur, Hazreti Yusuf’un Hayatı, İçimizdeki Boşluk, Posta Güvercini, Şepkemin Altındayım, Sevgili Öğretmenim, Taşralı Amca, Vahşi Gelin, Veysel Karani, Yahya Peygamber, Akşam Güneşi,

Anaların Günahı, Arabacı Sabahat, Korkunç Arzu, Nikahsızlar, Ölmek Mi Yaşamak Mı, Para Kadın Ve Silah, Şehzade Murat ve Gülnaz Sultan, Sevda Çiçeğim, Su Testisi, Türkün Aşkı Başkadır, Yarını Olmayanlar, Yetimlerin Türküsü, Ağır Suç, Dördü de Seviyordu,

Kaderin Cilvesi, Kardeş Kavgası, Kördüğüm, Kahır, Damga, Para Babası, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Acı Gurbet, Elveda Mutluklar, Yılın Kadını, Çılgın Aşıklar, Kurye, Senin İçin Bir Kadeh, 155 Polis İmdat, Kurtuluş, Geceler, Bücür Cadı, Bize Ne Oldu, Şahin, Kurtlar Vadisi, Bizim Konak, Büyük Buluşma, Son Yaprak, Akasya Durağı.

Paylaşın

Zafer Önen Kimdir? Hayatı, Tiyatro Oyunları, Filmleri

17 Ekim 1921 yılında Çorum’da dünyaya gelen Zafer Önen, 13 Aralık 2013 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Zafer Önen’in naaşı Feriköy Mezarlığı’na defnedildi.

1941 yılında Ankara Devlet Opera ve Balesi sınavlarına girip kazanan Zafer Önen, bir çocukla kavga edince okuldan 3 ay uzaklaştırma cezası aldı ve okulu terk edip İstanbul’a gitti. Devlet Opera ve Balesi Şan bölümünde eğitim gören Zafer Önen, ilk oyununu 1942’de Ses Tiyatrosu’nda Ekrem Reşit Rey’in “Hava Cıva” operetinde oynadı.

Akordeon, piano ve keman çalmayı burada öğrenen Zafer Önen, Orhan Sezener Orkestrasında solistlik yaptı. İlham Gencer ile Şişli Halkevi’nde 17 yıl piyano çalan Zafer Önen, ardından bir süre çeşitli dergilerde muhabirlik görevinde bulundu. Zafer Önen’in ekranlarda son görülmesi 2007 yılında Rıza Pekkutsal ve Cem Yılmaz beraber yer aldığı bir reklam oldu.

Zafer Önen’in yer aldığı tiyatro oyunlarından bazıları: Cibali Karakolu, Lüküs Hayat, Mebus Olacağım, Şöminedeki Ceset.

Zafer Önen’in yer aldığı film ve dizilerden bazıları: Curcuna, Yaşlı Gözler, Çileli Bülbül, Fosforlu’nun Oyunu, Karımın Sevgilisi, Acemi Çapkın, Ayşecik Boş Beşik, Ateş Gibi Kadın, Berduş Milyoner, Şehvetin Esiriyiz, Ayrılık Şarkısı, Kadın Düşmanı, Sarmaşık Gülleri, Çapkınlar Şahı, Elveda Meyhaneci,

Özleyiş, Cici Kız, Hostes, Salako, Mirasyediler, Adamını Bul, Bekaret Kemeri, Gece Kuşu Zehra, Kadınım, Öğretmen Kemal, Katma Değer Şaban, Şaban Pabucu Yarım, Kuruntu Ailesi, Gurbetçi Şaban, Davacı, Tarzan Rıfkı, Gülen Adam, Tatlı Kaçıklar, Köşe Kapmaca, Affet Bizi Hocam, Canlı Hayat, Bayanlar Baylar, Hastayım Doktor, Tatlı Hayat, Ruhun Duymaz.

Paylaşın

Zeki Alasya Kimdir? Hayatı, Filmleri, Tiyatro Oyunları

18 Nisan 1943 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Zeki Alasya, 8 Mayıs 2015 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Zeki Alasya’nın naaşı Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Aslen Kıbrıslı olan Zeki Alasya, Beyazıt İlkokulunun ardından ortaöğretimini Robert Kolejinde bitirdi. Zeki Alasya, babası Prof. Ahmet Reşat Alasya’yı henüz 15 yaşındayken kaybettikten sonra küçük yaşta rehberlik, marangozluk ve tabelacılık gibi işlerde çalışmaya başladı.

Sanat hayatına 1959’da Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) Tiyatrosu’nda amatör olarak başlayan Zeki Alasya, burada tanıştığı Metin Akpınar ile ayrılmaz ikili haline geldi.

Zeki Alasya, tiyatro, turizm rehberliği ve dekoratörlük gibi pek çok işte çalışan oyuncu, yaz tatillerinde yaptığı terzi çıraklığıyla birinci sınıf erkek terzisi kadar iyi dikiş dikmeyi öğrenirken, kimi oyunların kostümlerini de kendisi hazırladı.

Zeki Alasya, profesyonel oyunculuğa başladığı İstanbul’daki Arena Tiyatrosu’nda “Mister Nato” ve “Kargalar Okulu” gibi oyunlarda rol alırken, daha sonra girdiği Ulvi Uraz Tiyatrosu’nda sahnelenen “Hababam Sınıfı” oyunu ile 1965’te adından söz ettirmeye başladı.

Haldun Taner, Metin Akpınar ve Ahmet Gülhan ile 1967’de Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nun kurucuları arasında yer alan Zeki Alasya, bu tiyatronun tüm oyunlarında oyuncu, yazar ve yönetmen olarak görev yaptı. Taner ve Gülhan’ın ilerleyen yıllarda Devekuşu Kabare Tiyatrosu’ndan ayrılması üzerine Zeki Alasya ve Metin Akpınar ikilisi, bu tiyatroda faaliyetlerini sürdürdü.

Sinemaya ilk olarak 1972’deki “Karaoğlan Geliyor” filminde “Çalık” karakterini canlandırarak adım atan Zeki Alasya, aynı yıl “Sev Kardeşim” filmindeki rolünden sonra yapımcı ve yönetmen Ertem Eğilmez’in ısrarıyla sinema kariyerini sürdürdü.

Zeki Alasya,, bir yıl boyunca 7’den fazla filmde yer alarak Yeşilçam’a başarılı bir giriş yaparken, Metin Akpınar ile 1973’ten itibaren Türk sinemasında yeni bir beraberlik oluşturdu ve ikili rol aldıkları filmlerle sinemaseverlerin gönlünde önemli yer edindi.

Zeki Alasya,, 37 yıl boyunca, komedi ağırlıklı filmlerde de Akpınar ile beraber yer aldı. Zeki Alasya ile Metin Akpınar’la bir dönem yollarının ayırdığı iddia edilse de ikili uzun süre “Hastane” dizisinde birlikte oynadı.

Kartal Tibet, Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Münir Özkul, Kemal Sunal, Adile Naşit, Emel Sayın ve Halit Akçatepe gibi birçok ünlüyle rol arkadaşlığı yapan Alasya, canlandırdığı rollerde mağdur, savurgan ve mülayim kimlikleriyle ön plana çıktı.

Film yönetmenliğine 1977’de başlayan Zeki Alasya “Aslan Bacanak”, “Sivri Akıllılar”, “Cafer’in Çilesi”, “Petrol Kralları”, “Doktor”, “Köşe Kapmaca”, “Vay Başımıza Gelenler” ve “Elveda Dostum” gibi filmlerin yönetmen koltuğunda oturdu.

Yönettiği filmlerin çoğunda aynı zamanda oyuncu olarak da yer alan Zeki Alasya, 56 yıllık sanat hayatında 75 filmde rol aldı, 10 filmin senaryo yazarlığını ve 25 filmin ise yönetmenliğini yaptı.

Zeki Alasya, 1998’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Devlet Sanatçısı” unvanına layık görülürken 1999’da Akpınar ile yollarını ayırdığını açıkladı.İlerleyen yıllarda Metin Akpınar ile yeniden bir araya gelen Zeki Alasya, eski dostu ile son kez 2002 yapımı “Rus Gelin” filminde yer aldı.

Kariyerinin son dönemlerinde daha çok dizilerde görülen, oynadığı karakterlerle özdeşleştirilen Zeki Alasya, uzun yıllar canlandırdığı rollerle bir komedi ustası olarak anıldı. Usta sanatçının rol aldığı son film 2009 yapımı “Aşk Geliyorum Demez”, son dizi ise 2014’te ekranlara gelen “Küçük Ağa” oldu.

Sanatçı, 2010’da “Altın Portakal Yaşam Boyu Onur Ödülü” ile 2011’de 30. İstanbul Film Festivali’nde “Yaşam Boyu Onur Ödülü”ne değer görüldü.

Paylaşın

Zeki Sezer Kimdir? Hayatı, Filmleri

1 Ocak 1929 yılında Edirne’de dünyaya gelen Zeki Sezer, 5 Haziran 2007 yılında kalp krizi nedeniyle İstanbul’da hayatını kaybetti. Zeki Sezer, Edirne Erkek Lisesi’nden mezun oldu.

İstanbul’a geldikten sonra İETT Şişli şubesinde depo müdürlüğü yapan Zeki Sezer, askerlik dönüşü İzmir’e gitti. 1951-1953 yılları arasında Gümrük Muhafaza Memurluğu görevine başlayan Zeki Sezer, sonra bu görevinden istifa edip tekrar İstanbul’a döndü.

1960 yılında Ses dergisinin açtığı yarışmaya resim gönderen Zeki Sezer, dereceye giremedi ancak film yapımcılarından farklı roller için teklifler aldı. Zeki Sezer, sinema oyunculuğuna ilk adımını Hüsnü Cantürk’ün yönettiği Kurşun Yağmuru filminde küçük bir rol alarak attı.

1960’lardan başlayarak çeşitli dönemlerde dernekçilik, sendikacılık yapan Zeki Sezer, 350 film ve 10 televizyon dizisinde irili ufaklı roller aldı.

Zeki Sezer’in rol aldığı dizi ve filmlerden bazıları: Aşk Yarışı, Ne Şeker Şey, Ayşecik Canımın İçi, Bahçevan, Beni Osman Öldürdü, Beyaz Güvercin, Çapkın Kız, Kibarlar, Yaralı Aslan, Adanalı Tayfur Kardeşler, Bitirimsin Hanım Abla, Cilalı İbo Kadın Avcısı, Evcilik Oyunu, Halk Çocuğu, Karanlıkta Uyananlar, Son Tren, Artık Düşman Değiliz, Aşk ve İntikam,

Ben Bir Kanun Kaçağıyım, Ben Bir Sokak Kadınıyım, Beyoğlu Esrarı, Boyacı, Çalıkuşu, Efkarlıyım Abiler, Erkek Severse, Eşrefpaşalı, Fakir Çocuklar, İntikam Uğruna, İstanbul Dehşet İçinde, İstanbul’da Randevu, Kaderin Cilvesi, Kadın Avcıları, Kadınlar Dövülmez, Karakolda Ayna Var,

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Yolsuzlar, Babaların Babası, Beş Milyoncuk Borç Verir Misin, Çapkınım Hovardayım, Çirkef, Çukulata Sevgilim, Dadaş Rıfat Geliyor, Hayret 17, Kadınlar, Kaygısızlar, Kral Benim, Nereden Çıktı Bu Velet, Panik, Şafakta Buluşalım, Şöhret Budalası, Tokmak Nuri, Aile Şerefi, Baş Belası, Bodrum Hâkimi, Sahte Kabadayı, Adalı Kız,

Arabacının Aşkı, Atmaca Ali, Beş Dakikada Beşiktaş, Bülbül Ailesi, Bulunmaz Uşak, Cani, Deli Şahin, Eden Bulur, Evlilik Şirketi, Kader Utansın, Kafes, Kan Kardeşler, Kanundan Kaçamazsın, Kaybolan Saadet, Kayıkçının Küreği, Korkunç Şüphe, Portakal, Taşra Kızı, Tek Başına.

Paylaşın

Başkan Adaylığı İddiaları: Aziz Yıldırım’dan Açıklama

Başkan adayı olacağına dair iddialar üzerine bir açıklama yapan Aziz Yıldırım, “Son günlerde, şahsımla ilgili yazılı ve görsel basında bir çok asılsız haberler ve yorumlar yer almakta, kamuoyu manipüle edilmektedir” dedi ve ekledi:

“Daha önce de bir çok kez ifade ettiğim gibi, ben herhangi bir planlama ve çalışma içerisinde olursam, bunu bizzat kamuoyuyla paylaşırım.”

Yıldırım, açıklamasının devamında, “Şahsım tarafından yapılan bilgilendirmeler dışında, hakkımda yapılan manipülatif haberlere itibar edilmemesini kamuoyundan rica ederim” ifadelerini kullandı.

Fenerbahçe’nin eski başkanı Aziz Yıldırım başkan adayı olacağına dair iddialar üzerine bir açıklama yaptı. Yıldırım’ın açıklaması şu şekilde:

“Son günlerde, şahsımla ilgili yazılı ve görsel basında bir çok asılsız haberler ve yorumlar yer almakta, kamuoyu manipüle edilmektedir.

Daha önce de bir çok kez ifade ettiğim gibi, ben herhangi bir planlama ve çalışma içerisinde olursam, bunu bizzat kamuoyuyla paylaşırım.

Şahsım tarafından yapılan bilgilendirmeler dışında, hakkımda yapılan manipülatif haberlere itibar edilmemesini kamuoyundan rica ederim.”

Paylaşın

Yeni Anayasa Tartışmaları: Dervişoğlu, AK Parti’ye Kapıyı Kapattı

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, yeni Anayasa tartışmalarına ilişkin, “Erdoğan’ın şahsi siyasi kariyerine hizmet etmek amacıyla, Anayasa değişikliği senaryosuna bir figüran aranıyorsa İYİ Parti, böyle bir senaryonun içinde olmayacaktır” dedi ve ekledi:

“Türk milleti de, Hiçbir şahsi ikbalin figüranı yapılamayacaktır. Anayasa değişiklik çalışmalarına ilişkin Kim, kimle ne görüşmesi yaparsa yapsın, ister ziyaret, ister iadeyi ziyaret fark etmez. Amaçları, isterse de ticaret olsun! İYİ Parti gerekirse tek başına, yeni bir “Erdoğan Anayasasına” karşı sonuna kadar mücadele verecektir. Tek adam rejimini tahkim edecek hiçbir anayasa değişikliği teklifini, konuşmaya değer dahi bulmayız. Parlamenter sistemin önünü açacak düzenlemelere bakışımız da bellidir.”

Müsavat Dervişoğlu, konuşmasının devamında, “Yeni anayasa içeriğine dair Sayın Erdoğan Bugüne kadar tek bir şey söylemiştir. “Milletin çeşitliliğini referans alan bir anayasa” yapacaklarını ifade etmiştir. Çünkü, yarattığı Fiili durumlardan meşruiyet devşirmeye alışkın Erdoğan, ülkeye doldurduğu fiili kaçak nüfusuna kılıf arama derdindedir” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları:

“Yeni anayasa arayışları, Türk milletinin yakıcı sorunlarına ve ihtiyaçlarına yönelik değildir. Bilakis, Sayın Erdoğan’ın siyasi ikbaline ve yeniden adaylık talebine, aslında ‘Ölene kadar cumhurbaşkanı olmasına’ dair gaflet dolu bir ikmal ve takviye çabasıdır.

Milletin cebini yakan enflasyon durdurulamazken; Ayda on bin lira ile ‘sürün’ denilen emeklinin evinde Tencere kaynamıyorken, Yaşıtlarından Bir gün sonra işe başladığı için kusura bakma Sen ‘On yedi yıl sonra emekli olacaksın’ denilenlerin gelecekleri mevzu bile edilmiyorken, memuru, işçisi, ek hesaptan para çekip evine ekmek götürmeye; kredi kartının asgari borcunu da başka bir kredi kartından ödemeye çalışırken; öğrencisi KYK bursuyla hayatta kalma mücadelesi verirken; İşsiz genci bir imkân bulup başka ülkelere kaçmak isterken yeni Anayasadan bahsediyoruz.

Hukuksuz bir ülkede adaletsiz bir düzende ekmeksiz bir millete ‘Yeni Anayasa demek’ Ancak, Abesle iştigaldir. Ve ancak, ‘Ekmek bulamıyorsanız Anayasa yiyin’ demektir. Şimdi bir kez daha, Erdoğan’ın şahsi siyasi kariyerine hizmet etmek amacıyla, Anayasa değişikliği senaryosuna bir figüran aranıyorsa İYİ Parti, böyle bir senaryonun içinde olmayacaktır. Türk milleti de, Hiçbir şahsi ikbalin figüranı yapılamayacaktır.

Anayasa değişiklik çalışmalarına ilişkin Kim, kimle ne görüşmesi yaparsa yapsın, ister ziyaret, ister iadeyi ziyaret fark etmez. Amaçları, isterse de ticaret olsun! İYİ Parti gerekirse tek başına, yeni bir ‘Erdoğan Anayasasına’ karşı sonuna kadar mücadele verecektir. Tek adam rejimini tahkim edecek hiçbir anayasa değişikliği teklifini, konuşmaya değer dahi bulmayız. Parlamenter sistemin önünü açacak düzenlemelere bakışımız da bellidir.

Yeni anayasa içeriğine dair Sayın Erdoğan Bugüne kadar tek bir şey söylemiştir. ‘Milletin çeşitliliğini referans alan bir anayasa’ yapacaklarını ifade etmiştir. Çünkü, yarattığı Fiili durumlardan meşruiyet devşirmeye alışkın Erdoğan, ülkeye doldurduğu fiili kaçak nüfusuna kılıf arama derdindedir.

Biz bu filmi daha önce de gördük millet tanımı değişsin, Türklük tanımı değişsin sonrası malum… Biz, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletinden, Onun kurucu ilkelerinden asla taviz vermeyeceğiz! Milli ve üniter devletten taraf olan bir siyasi parti olarak; ‘milletin çeşitliliği’ gibi ucube bir kavram üzerinden, Yeni bir anayasa çalışmasını tartışmaya dahi lüzum görmüyoruz.”

Dervişoğlu, yeni Anayasa ile ilgili herhangi bir görüşmede yer almayacaklarını kaydetti. Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin 22 tutuklu şüpheli hakkında hazırlanan iddianameye tepki gösteren Dervişoğlu, “16 ay süren bir soruşturmanın neticesi 146 sayfalık bir hatır senedi. İddianame değil, hukuk tarihimizin çamur belgesi” diye konuştu.

Paylaşın

Perniyoz Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Perniyoz, soğuk ve nemli (nemli) koşullara uzun süre maruz kalmayla tetiklenen mevsimsel inflamatuar bir hastalıktır. Genellikle havanın soğuk olduğu ve nemin yüksek olduğu zamanlarda, özellikle sonbahar sonu ve kış aylarında meydana gelir.

Haber Merkezi / Alt bacaklarda, ellerde, ayak parmaklarında, ayaklarda, kulaklarda ve yüzde ağrılı, kaşıntılı, hassas cilt yaralanmaları (lezyonlar) ile karakterize edilen küçük kan damarlarının (vaskülit) iltihaplanma şeklidir. Lezyonlar tipik olarak soğuğa maruz kaldıktan 12-24 saat sonra ortaya çıkar ve genellikle iki ila üç hafta sürer.

Tedavi edilmezse ve soğuğa maruz kalma devam ederse yıllarca sürebilir. Bazı bireylerde yaz aylarında tam veya kısmi iyileşme yaşanır, ancak bazı bireylerde semptomlar sıcak aylarda bile devam edebilir.

Perniyoz, soğuğa karşı anormal bir reaksiyonun neden olduğu küçük kan damarlarının iltihaplanması ile karakterizedir. Özellikle vücut ısındıkça ciltte ağrıya, yoğun kaşıntıya, yanmaya/batmaya ve şişmeye neden olabilen mavimsi-kırmızı bir renk değişikliği ile karakterizedir.

Renk değişikliği genellikle el parmaklarında, ayak parmaklarında, alt bacaklarda, topuklarda, kulaklarda ve burunda meydana gelir; nadiren uyluk ve kalçalarda da görülebilir. Ciddi şekilde etkilenen bireylerde, ovulduğunda veya tahriş edildiğinde ülsere dönüşebilen kabarcık benzeri lezyonlar (bül) olabilir. Bu, enfeksiyonlara ve hatta iyileşme sonrasında yara izine neden olabilir.

Uyluk perniyozisi, daha çok dar pantolon giyen genç kadınları etkileyen bir perniyoz şeklidir. Ciltte kırmızı veya mavimsi lekeler (plaklar) ile karakterizedir. Bu plaklar kalçanın üst bölgesine ve uylukların dış kısmına dağılır ve şişlik, yanma, kaşıntı ve bazen de ülserasyona neden olabilir.

Perniyozin kesin nedeni belirsizdir. Temel bir nedenden (birincil), bağ dokusu hastalığı veya kandaki anormal proteinler gibi birincil bir hastalığın (ikincil) bir sonucu veya nedeni bilinmeyen bir hastalıktan (idiyopatik) kaynaklanabilir. Bir hipoteze göre soğuk hava, cilde yakın küçük damar ve arterlerin daralmasına veya daralmasına neden olur.

Dokular yeniden ısıtıldığında dokuya kan sızar ve cildin şişmesine neden olur. Şişlik sinirleri tahriş eder ve ağrıya neden olabilir. Bazıları bu bozukluğun alerjik reaksiyonu veya soğuğa karşı aşırı duyarlılığı temsil edebileceğini düşünüyor. Soğuğa uzun süre maruz kalma, koruyucu kıyafetlerin yetersiz olması ve dolaşım veya kalp-damar hastalıkları da neden olan faktörler olabilir.

Sıkı giysiler etkilenen bölgeye kan akışını azaltarak cilt sıcaklığının düşmesine neden olabilir. Bazı vakaların genetik faktörlerden kaynaklandığına inanılmaktadır. Diğer şüpheli nedenler arasında beslenme, lokal enfeksiyon, hormonal değişiklikler ve diğer sistemik hastalıklar yer alır. Yaşlılarda perniyoz altta yatan sistemik bir hastalıkla ilişkili olabilir.

Teşhis, diğer durumların veya hastalıkların dışlanmasıyla belirlenir. Perniyozin birinci basamak tedavisi ve tedavisi, vücudun soğuktan korunması ve etkilenen bölgelerin yavaş yavaş ısıtılmasından oluşur. Örneğin hastalar katmanlı sıcak tutan giysiler, eldivenler ve çoraplar giymekten fayda görebilirler. Perniyozli kişiler, cildin daha fazla zarar görmesini önlemek için etkilenen bölgeyi çizmekten veya ovalamaktan kaçınmalıdır.

İlaçlarla tedavi ikinci basamaktır ve sınırlı etkinlik gösterilmiştir. Kalsiyum kanal bloker ilacı olan nifedipin (Adalat), ağır vakalarda lezyonların süresini, şiddetini ve nüksetmesini azaltmada etkili bir tedavi olabilir. Nifedipin kan damarlarını genişleterek çalışır. Günde üç kez 20 mg uzatılmış salınımlı nifedipin verilen hastalar semptomlarda hızlı iyileşme bildirdi. Topikal mometazon veya betametazon gibi topikal kortikosteroidler yoğun kaşıntıyı hafifletmeye yardımcı olabilir.

Yoğun atımlı ışıkla tedavinin kızarıklığı azalttığı gösterilmiştir. Sigara içmek yaralara verilen oksijen miktarını azalttığı ve iyileşme sürecini yavaşlattığı için hastaların sigarayı bırakmaları da teşvik edilir.

Paylaşın

Perrault Sendromu Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

Perrault sendromu, hem erkeklerde hem de kadınlarda sensörinöral işitme kaybına ve kadınlarda yumurtalık fonksiyon bozukluğuna neden olan nadir bir genetik hastalıktır. Çoğunlukla kadınlarda olmak üzere yalnızca 100 kadar vaka rapor edilmiştir.

Haber Merkezi / İşitme kaybı doğumda veya erken çocuklukta mevcuttur ve ilerleyici olabilir, ancak hastalık genellikle kadınlarda geç ergenlik nedeniyle erken yetişkinlik döneminde teşhis edilir. Kadınlarda yumurtalıklar normal kromozom setine (46,XX karyotip) sahip olmasına rağmen ergenliğin başlangıcında normal şekilde çalışmaz.

Erkek doğurganlığı normaldir, ancak şiddete bağlı olarak kadınlar doğal yollarla hamile kalamayabilir. Tanı genellikle görüntülemede uterusun görülmesi ancak işlevsel yumurtalıkların bulunmaması ve 46,XX karyotipinin görülmesiyle konulur.

Doğumdan kaynaklanan işitme kaybı geri döndürülemez ve giderek daha da kötüleşerek işitme cihazı veya koklear implant ihtiyacını gerektirebilir. Etkilenen kadınlarda primer yumurtalık yetmezliği (POI) olabilir, bu da 40 yaşından önce erken menopoza veya bir dereceye kadar yumurtalık fonksiyon bozukluğuna neden olabilir.

Sonuç olarak, doğal yolla hamile kalmak zor veya imkansız olabilir ve Perrault sendromlu kadınların çoğunda hormon seviyelerinin kontrol altına alınması için bir endokrinologa ihtiyaç duyulur. Yaşam beklentisi normaldir.

Perrault sendromunun en sık görülen semptomları şunlardır:

Doğumda veya erken çocuklukta işitme kaybı,
Primer yumurtalık yetmezliği (POI) veya yumurtalık disgenezisine neden olan yumurtalık fonksiyon bozukluğu,
Gecikmiş büyüme,
Sık düşme, koordinasyon eksikliği veya uyuşukluk gibi nörolojik semptomlar.

Perrault sendromuna altı gendeki değişiklikler (mutasyonlar) neden olur: CLPP, ERAL1, HARS2, HSD17B4, LARS2 veya TWNK . Hastaların yaklaşık %40’ında bu genlerden birindeki mutasyonlar tespit edilmiştir. Hastaların diğer %60’ında ise neden bilinmemektedir.

Perrault sendromu otozomal resesif genetik bir durumdur. Resesif genetik bozukluklar, bir bireyin her bir ebeveynden çalışmayan bir geni miras almasıyla ortaya çıkar. Bir kişiye hastalık için bir çalışan gen ve bir de çalışmayan gen verilirse, kişi hastalığın taşıyıcısı olacaktır, ancak genellikle semptom göstermeyecektir.

Taşıyıcı olan iki ebeveynin her ikisinin de çalışmayan geni geçirme ve dolayısıyla etkilenen bir çocuğa sahip olma riski her hamilelikte %25’tir. Ebeveynler gibi taşıyıcı olan bir çocuğa sahip olma riski her hamilelikte %50’dir. Bir çocuğun her iki ebeveynden de çalışan genleri alma şansı %25’tir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır.

Perrault sendromunun tanısı, normal 46,XX kromozom setine sahip kadınlarda erken işitme kaybı ve yumurtalık fonksiyon bozukluğuna dayanmaktadır. Bilinen altı nedensel gendeki mutasyonlara yönelik genetik testler tanıyı doğrulamaya yardımcı olabilir, ancak daha yaygın olarak kesin neden bilinmeyecektir. Perrault sendromlu erkekler yalnızca işitme kaybı yaşama eğiliminde olduğundan, Perrault sendromlu bir kız kardeşi olmadığı sürece tanı alamayabilirler.

Perrault sendromunun tedavisi yoktur ve tedavi işitme kaybı, hormon dengesizliği ve kısırlık semptomlarının giderilmesine odaklanır. İşitme kaybının ciddiyetine bağlı olarak, bir odyolog veya KBB doktoru işitme cihazları, koklear implantlar veya titreşimli dokunma cihazları önerebilir. İşitme kaybının kötüleşip kötüleşmediğini belirlemek için rutin işitme kontrolleri önemlidir.

Bir endokrinolog, genç kadınlarda normal ergenliği sağlayabilir ve ardından normal bir adet döngüsünü sürdürmek için uygun hormonları destekleyebilir. Perrault sendromlu kadınların çoğu, ergenliğe başladıklarında her üç ayda bir, hormon takviyesi alırken yılda bir kez ve hormon takviyesinin bir sonucu olarak kemik yoğunluğu değişikliklerini kontrol etmek için her beş yılda bir endokrinologlarıyla görüşür.

Primer yumurtalık yetmezliği (POI) olan kadınlar için, klinisyen menopozun erken gerçekleşmesi nedeniyle yumurtalarının dondurulmasını önerebilir. Yumurtalıkları küçülmüş (yumurtalık disgenezisi) kadınlar doğal yollarla hamile kalamayabilirler ancak işleyen bir rahimleri olduğundan tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olabilirler.

Paylaşın

Peutz Jeghers Sendromu Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

Peutz Jeghers sendromu (PJS), yaklaşık 1/50.000 ve 1/200.000 kişiyi etkileyen otozomal dominant genetik bir durumdur. Semptomlar genellikle yaşamın ilk on yılında ortaya çıkar ve ağız, gözler, burun delikleri, parmakların yanı sıra ağız içi (oral mukoza) ve anüs çevresinde (perianal) koyu cilt çilleri (melanositik maküller) ile başlar.

Haber Merkezi / Hamartom adı verilen çok sayıda iyi huylu polip, o yaş civarında etkilenen bireylerin gastrointestinal kanalında da büyümeye başlar. Bu polipler gastrointestinal sistemin her yerinde bulunur ve bulantı, kusma, karın ağrısı, bağırsak tıkanıklığı ve rektal kanamaya neden olabilir.

Bağırsakların kendi içine katlanması (intususepsiyon) gibi poliplerle ilişkili komplikasyonları önlemek amacıyla poliplerin çıkarılması (polipektomi) için karın ameliyatı veya endoskopik prosedürler gerekli olabilir. Etkilenen bireylerin bağırsak ve diğer kanserlere yakalanma riski yüksektir. Poliplerin ve kanserin erken teşhisine olanak sağlamak için sık sık tıbbi muayene ve test yapılması gerekir.

PJS, gastrointestinal sistemin mukoza zarında hamartom adı verilen çok sayıda iyi huylu poliplerin büyümesi ve ağız, gözler, burun delikleri, parmaklar, ağız mukozası ve anüs (perianal) çevresinde koyu maviden koyu kahverengiye kadar ciltte çillenme (melanositik maküller) lekeleri ile karakterizedir. Bu melanositik maküller yaşamın ilk yılında ortaya çıkabilir ve beş yaşın altındaki etkilenen çocukların çoğunda mevcuttur.

Yaşla birlikte kaybolma eğilimi gösterirler ve ergenlik veya yetişkinlikte tamamen yok olabilirler, ancak oral mukozada kalıcı olma eğilimindedirler. Polipler ayrıca yaşamın ilk yıllarında büyümeye başlar, ancak ilişkili semptomlar genellikle 10 ila 30 yaşları arasında ortaya çıkar. PJS’li hastaların yaklaşık yarısı, poliplere bağlı komplikasyon nedeniyle 18 yaşına kadar ameliyat olmak zorunda kalıyor. Polipler çoğunlukla ince bağırsakta (özellikle jejunumda) gelişme eğilimindedir ancak mide ve kalın bağırsakta da ortaya çıkabilir.

Nadiren polipler gastrointestinal sistemin dışında büyüyebilir ve üreterleri, mesaneyi, akciğerleri, bronşları ve safra kesesini etkileyebilir. Gastrointestinal polipler karın ağrısı, kusma, ishal, bağırsak tıkanıklığı ve rektal kanamaya neden olarak anemiye yol açabilir. Ayrıca bağırsağın kendi içine katlanmasına (invajinasyon) neden olabilirler, bu da şiddetli karın ağrısına ve acil ameliyata yol açabilir.

Peutz Jeghers sendromlu bireylerde mide, bağırsak ve meme, rahim ağzı, rahim, pankreas ve akciğer gibi diğer kanser türlerine yakalanma riski oldukça yüksektir. Etkilenen bireylerde yaşam boyu kansere yakalanma riski %93 kadar yüksek olabilir. Kansere yakalanan kişiler genellikle yaşamlarının beşinci on yılında (40-49 yaş) etkilenirler.

Etkilenen kadınlarda SCTAT (halka şeklinde tümörlü seks kord tümörleri) adı verilen iyi huylu bir yumurtalık tümörü riski yüksektir; bu hastalığın belirtileri arasında düzensiz veya ağır adet dönemleri veya erken ergenlik sayılabilir. Genellikle 20 yaşından önce, etkilenen erkeklerde testislerde Sertoli hücreleri karsinomu adı verilen, östrojen salgılayan ve meme gelişimine (jinekomasti) yol açabilen bir tümör gelişebilir.

Peutz Jeghers sendromu, STK11/LKB1 genindeki mutasyonların neden olduğu otozomal dominant genetik bir durumdur . Baskın genetik bozukluklar, hastalığın ortaya çıkması için anormal bir genin yalnızca tek bir kopyasının gerekli olduğu durumlarda ortaya çıkar. Anormal gen, ebeveynlerden herhangi birinden miras alınabilir veya etkilenen bireyde yeni bir mutasyonun sonucu olabilir. Anormal genin etkilenen ebeveynden çocuğuna geçme riski her hamilelik için %50’dir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır.

PJS’li bireylerin yaklaşık %60-78’inin etkilenen bir akrabası vardır. PJS hastalarının yaklaşık %80-94’ünde STK11 geninde tanımlanmış bir mutasyon vardır, bu da muhtemelen başka genlerin de hastalığa dahil olduğu anlamına gelir. 200’den fazla hastalığa neden olan (patojenik) mutasyon rapor edilmiştir ve bu mutasyonların nüfuz etme oranının %100 olduğu düşünülmektedir; bu, patojenik bir mutasyon taşıyan bir bireyin mutlaka hastalığı geliştireceği anlamına gelir.

STK11 geni , hücre bölünmesinin ve programlanmış hücre ölümünün (apoptoz) düzenlenmesinde rol oynayan bir protein üretir. Aynı zamanda önemli bir tümör baskılayıcı protein olan p53 ile de etkileşime girer. STK11’deki patojenik mutasyonlar, gen tarafından protein üretiminin durmasına veya işlev bozukluğuna ve kontrolsüz hücre büyümesine yol açar, bu da iyi huylu poliplerin (hamartomlar) ve kanserin gelişmesine yol açabilir.

Koyu pigmentli lekelerin (melanositik maküller), melaninin üretildiği hücrelerden (melanositler) derinin en dış katmanını oluşturan hücrelere (keratinositler) göçünün iltihaplanması ve tıkanmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.

Peutz Jeghers sendromunun tedavisi olmadığından tedavi çoğunlukla semptomların gözetimi ve kontrolüne odaklanır. İlk tanı konulduktan sonra 8 yaşından büyük veya semptomu olan bireylerin endoskopik ve ince bağırsak muayenesinden geçmesi önerilir.

İkincisi, bağırsakların manyetik rezonans görüntülemesi (manyetik rezonans enterografi, MRE) veya gastrointestinal sistemin içinden iç görüntüleri kaydeden bir kapsülün yutulması (video kapsül endoskopisi, VCE) ile yapılabilir. 18 yaşından büyük kadınlara jinekolojik muayene ve meme muayenesi de önerilmektedir. Erkeklerde testis muayenesi önerilmektedir.

Tanı konulduktan sonraki ilk tetkikin ardından, polipleri ve olası tümörleri tespit etmek amacıyla 2-3 yılda bir endoskopi, kolonoskopi ve ince bağırsak muayenesi yapılmalıdır. Kadınlara yıllık mamografi yapılması önerilmektedir. Erkeklerde testis ultrasonu iki yılda bir yapılabilir.

PJS meme, rahim ve yumurtalık kanseri riskini artırdığından, etkilenen kadınların koruyucu mastektomi, histerektomi veya salpingo – ooferektomi (sırasıyla göğüslerin, rahim ve fallop tüpleri ve yumurtalıkların cerrahi olarak çıkarılması) geçirmesi mümkündür.

Poliplere bağlı kanama, invajinasyon gibi komplikasyonları önlemek için boyutu 1 cm’nin üzerindeki polipler endoskopik tekniklerle çıkarılır. Bu komplikasyonların düzeltilmesi için cerrahi müdahaleler gerekebilir. Bir hasta ameliyata girecekse, komplikasyonların ve ameliyatın tekrarlama riskini azaltmak için poliplerin endoskopik olarak çıkarılması (polipektomi) ameliyatla aynı anda gerçekleştirilir.

Koyu pigmentli lekelerin (melanositik maküller) etkilenen bireyler üzerinde psikolojik açıdan son derece olumsuz etki yarattığı durumlarda, lazer tedavisi ile kısmen ortadan kaldırılabilir.

Paylaşın

Küresel Isınma: ‘En Sıcak Nisan’ Yaşandı

Geçtiğimiz nisan ayı, tüm dünyada kaydedilen en sıcak nisan ayı oldu. Nisan ayı ile birlikte geride kalan son 12 ay, dünyada şimdiye kadar kaydedilen en sıcak 12 aylık dönem oldu.

Avrupa Birliği’nin (AB) Copernicus uydu izleme sistemiyle yapılan ölçümlere göre, geçen ayın şimdiye kadar küresel olarak kaydedilen “en sıcak Nisan” olduğu bildirildi. Copernicus’tan yapılan açıklamada, geçen ayın ortalama yüzey hava sıcaklığının 15,03 derece ölçüldüğü, bu ölçümün ocak için 1991-2020 ortalamasının 0,67 derece üzerinde olduğu aktarıldı.

Geçen ayın şimdiye kadar küresel olarak kaydedilen “en sıcak nisan” olduğu bilgisine yer verilen açıklamada, ayrıca son 12 ayın üst üste kaydedilen en sıcak aylar olduğu kaydedildi.

Açıklamada, son 12 aydaki (Mayıs 2023-Nisan 2024) küresel ortalama sıcaklığın 1991-2020 ortalamasının 0,73 santigrat derece üzerinde ölçüldüğü bildirildi. Ayrıca sıcaklıkların en çok Doğu Avrupa bölgesinde ortalamanın üzerinde görüldüğü ifade edildi.

Dünya genelindeki duruma da yer verilen açıklamada Avrupa dışında, sıcaklıkların Kuzey Amerika’nın kuzey ve kuzeydoğusunda, Grönland’da, Doğu Asya’da, Ortadoğu’nun kuzeybatısında, Güney Amerika’nın bazı kısımlarında ve Afrika’nın büyük bölümünde ortalamanın üzerinde seyrettiği kaydedildi.

Deniz yüzeyi sıcaklıklarının aylar boyunca rekor düzeyde seyretmesi gibi bazı durumlar, bilim insanlarını, insan faaliyetlerinin iklim sisteminde “bardağı taşıran” bir etki yaratıp yaratmayacağını araştırmaya yöneltti.

Biliminsanları, iklim değişikliğinin Nisan ayında Afrika’nın Sahel bölgesinde binlerce ölüme neden olan yeni bir sıcak hava dalgası dahil olağanüstü hava koşullarına neden olduğunu doğrulamıştı.

Sıcaklık artışının sınırı olarak belirlenen 1,5 derece, bilim insanlarının ısınma sonucunda ortaya çıkabilecek ölümcül sıcaklık, sel felaketleri ve ekosistemlerin geri dönülemez şekilde zarar görmesi gibi en feci sonuçlardan kaçınılmasını sağlayacağını söylediği seviyeydi.

Ortalama küresel sıcaklığın on yıllar boyunca artışını dikkate alan bu sınır, teknik olarak henüz aşılmadı. Ancak bu hedefin artık gerçekçi olmadığını savunan kimi bilim insanları, hükümetleri hedefin aşılmasını sınırlandırmak için CO2 emisyonlarını daha hızlı azaltmaya çağırıyor.

C3S’nin veri seti 1940 yılına kadar uzanıyor. Biliminsanları, diğer verilerle çapraz kontrol yaparak geçen ayın, sanayi öncesi dönemden bu yana en sıcak Nisan ayı olduğunu doğruladı.

“Isınmanın ana nedeni fosil yakıt emisyonlar”

Londra’daki Imperial College Grantham Enstitüsü’nden iklim bilimci Friederike Otto, yakın zamanda konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Isınmanın ana nedeni fosil yakıt emisyonlarıdır” demişti.

Otto, bu emisyonların azaltılmaması halinde gezegenin ısınmaya devam edeceğini ve bunun da daha fazla kuraklığa, yangına, sıcak hava dalgalarına ve şiddetli yağışlara yol açacağını söylemişti.

Woodwell İklim Araştırma Merkezi’nden bilim insanı Jennifer Francis de, “Ancak denizdeki yapay sıcak dalgalarla birleşimi bu rekorları çok nefes kesici hale getirdi” demişti. Francis, El Nino’nun zayıflamasıyla birlikte, her ay küresel ortalama sıcaklıkların aşıldığı marjların düşeceğini söylemişti.

Francis, “Atmosferdeki sera gazı birikintileri yükselmeyi durdurana kadar gidişat değişmeyecek” demişti ve eklemişti: Bu da fosil yakıtları yakmayı bırakmamız, ormansızlaşmayı durdurmamız ve gıdalarımızı mümkün olan en kısa sürede daha sürdürülebilir bir şekilde yetiştirmemiz gerektiği anlamına geliyor.

Paylaşın