Fenerbahçe, Süper Lig’i İkinci Sırada Tamamladı

Süper Lig’in 38. hafta maçında Fenerbahçe ile İstanbulspor, Şükrü Saraçoğlu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Volkan Bayarslan’ın yönettiği karşılaşmadan Fenerbahçe, 6-0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri, 8. dakikada Edin Dzekon, 15. dakikada Sebastian Szymanski, 36. dakikada Dusan Tadic, 66. dakikada Osayi-Samuel, 76. dakikada Serdar Dursun ve 78. dakikada Joshua King kaydetti.

Bu galibiyetle puanını 99’a çıkaran Fenerbahçe, 102 puanlı Galatasaray’ın ardından ligi ikinci sırada tamamladı. Fenerbahçe, Türkiye’yi UEFA Şampiyonlar liginde temsil edecek.

Goller

8. dakikada Serdar Dursun’un çıkardığı şutta meşin yuvarlak ceza sahası içinde Baran Alp Vardar’dan döndü. VAR hakemlerinin uyarısı üzerine pozisyonu saha kenarındaki ekrandan inceleyen hakem Volkan Bayarslan, Baran Alp’in topa eliyle müdahale ettiği gerekçesiyle penaltı kararı verdi. Penaltı atışını kullanan Dzeko, meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 1-0.

36. dakikada sağdan ceza sahasına giren Fred, son çizgide topu arka direkteki Serdar Dursun’a çevirdi. Bu oyuncudan seken meşin yuvarlak, penaltı noktası civarında Tadic’in önünde kaldı. Sırp oyuncunun bekletmeden yaptığı vuruşta, top filelere gitti: 3-0.

15. dakikada soldan ceza sahası giren Dzeko, meşin yuvarlağı içeri çevirdi. Rakip takım oyuncusundan seken top, penaltı noktası civarında Szymanski’nin önünde kaldı. Polonyalı futbolcu, yaptığı düzgün vuruşla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu: 2-0.

66. dakikada sol taraftan topla hareketlenen Osayi-Samuel, Tadic ile yaptığı verkaç sonrası ceza sahası içi sol çaprazında kaleciyle karşı karşıya kaldı. Bu oyuncunun vuruşunda yan direğe de çarpan meşin yuvarlak ağlara gitti. 4-0

76. dakikada ceza sahası içi sol çaprazında Joshua King’in kontrol edemediği top ayağından açılarak Okan Erdoğan’ın önüne düştü. Okan’ın ters dokunuşunda önde yakalanan kaleci Mücahit’i de geçen topa hareketlenen Serdar Dursun meşin yuvarlağı boş ağlara gönderdi. 5-0

78. dakikada ceza sahası içi sağ çaprazında topla buluşan Tadic’in vuruşunda kaleci Mücahit meşin yuvarlağı çeldi. Pozisyonun devamında sol çaprazda topu önünde bulan King’in vuruşunu çizgi üzerinden savunma uzaklaştırdı. Tekrar topu önünde bulan King’in şutunda meşin yuvarlak filelerle buluştu. 6-0

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Volkan Bayarslan, Aleks Taşcıoğlu, Samet Çiçek

Fenerbahçe: Dominik Livakovic (Furkan Onur Akyüz dk. 89), Bright Osayi-Samuel (Mert Müldür dk. 73), Rodrigo Becao (Leonardo Bonucci dk. 64), Çağlar Söyüncü (Yusuf Akçiçek dk. 89), Ferdi Kadıoğlu, Joshua King, Fred, Sebastian Szymanski, Dusan Tadic, Serdar Dursun, Edin Dzeko (Miha Zajc dk. 46)

İstanbulspor: Mücahit Serbest, David Sambissa, Baran Vardar (Emir Mustafa Vuruşaner dk. 86), Okan Erdoğan, Racine Coly (Tunahan Şamdanlı dk. 75), Ali Yaşar, Vefa Temel, Modestas Vorobjovas, Jackson (Eren Arda Şen dk. 86), Özcan Şahan, Mendy Mamadou (Demir Mermerci dk. 86)

Goller: Edin Dzeko (dk. 8 pen.), Sebastian Szymanski (dk. 15), Dusan Tadic (dk. 36), Bright Osayi-Samuel (dk. 66), Serdar Dursun (dk. 76), Joshua King (dk. 78) (Fenerbahçe)

Paylaşın

Trabzonspor, Süper Lig’i Galibiyetle Kapattı

Süper Lig 38. hafta maçında Trabzonspor ile MKE Ankaragücü, Trabzon Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Atilla Karaoğlan’ın yönettiği karşılaşmadan Trabzonspor, 4-2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Trabzonspor’a galibiyeti getiren golleri 63. dakikada Visca Enis Destan ve 88, 90 ve 90+363. dakikada Enis Destan kaydetti. Ankaragücü’nün gollerini ise 24. dakikada Chatzigiovanis ve 79. dakikada Ali Sowe attı.

Trabzonspor, bu sonuçla puanını 67’ye çıkardı ve Süper Lig’i üçüncü sırada bitirdi. MKE Ankaragücü ise Süper Lig’e veda etti.

Karşılaşmadan dakikalar

14. dakikada Bardhi’nin ceza yayı gerisinden kullandığı serbest atışta, top direğin az farkla yanından auta çıktı. 22. dakikada MKE Ankaragücü penaltı kazandı. Saponara’nın orta alandan pasında ceza alanı içinde Chatzigiovanis, Baniya tarafından düşürülünce maçın hakemi Atilla Karaoğlan, penaltı noktasını gösterdi.

25. dakikada Chatzigiovanis, kullandığı sert penaltı atışında topu kaleci Muhammet Taha Tepe’nin sağ köşesinden filelere göndererek konuk takımı öne geçirdi (1-0). 31. dakikada Flips’in sol taraftan kullandığı serbest atışta, ceza alanı içinde arka direkte yükselen Atakan Çankaya’nın kafa vuruşunda, kaleci Muhammet Taha Tepe topu kornere çeldi.

45+2. dakikada Pepe’nin kullandığı etkili serbest atışta, top direğin hemen yanından auta gitti. 54. dakikada Saponora’nın ceza sahası dışından vuruşunda meşin yuvarlak üst direğe çarparak oyun alanına döndü. Dönen topu savunma oyuncuları uzaklaştırdı.

63. dakikada Trezeguet’in penaltı noktasına doğru çıkardığı topu iyi takip eden Visca’nın vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Banadır Güngördü’nün sağından ağalarla buluştu (1-1). 79. dakikada MKE Ankaragücü’nün sağ taraftan kullandığı korner atışında kafa ile kale sahası içine gönderilen topu iyi takip eden Ali Sowe, meşin yuvarlağı kaleci Muhammet Taha Tepe’nin üstünden ağalarla buluşturdu (1-2).

88. dakikada Arif Boşluk’un ceza sahası içine ortasında Enis Destan’ın bekletmeden vuruşunda meşin yuvarlak ağalarla buluştu (2-2). 90. dakikada Pepe, rakiplerinden sıyrılarak ceza sahası içine girdi. Pasında ise Enis Destan topu ağalarla buluşturdu (3-2).

90+3. Ali Kaan’ın Umut Bozok’u düşürmesi sonucu hakem Atilla Karaoğlan penaltı noktasını gösterdi. Atışı kullanan Enis Destan meşin yuvarlağı kaleci Bahadır Güngördü’nün solundan ağalarla buluşturdu (4-2).

Stat: Trabzon

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Cevdet Kömürcüoğlu, Ceyhan Sesigüzel

Trabzonspor: Muhammet Taha Tepe, Meunier, Baniya, Benkoviç, Eren Elmalı (Arif Boşluk dk. 83), Berat Özdemir (Visca dk. 61), Umut Güneş, Bardhi (Kerem Şen dk. 19) (Umut Bozok dk. 83), Trezeguet (Trezeguet dk. 83), Pepe, Enis Destan

MKE Ankaragücü: Bahadır Güngördü, Atakan Çankaya (Kazımcan Karataş dk. 78), Uros Radakoviç, Mujakiç, Kitsio, Ali Kaan, Bassogog (Cephas dk. 83), Filps (Bajic dk. 88), Saponara (Efkan Bekiroğlu dk. 78), Chatzigiovanis, Ali Sowe (Macheda dk. 83)

Goller: Chatzigiovanis (dk. 24) , Ali Sowe (dk. 79)(MKE Ankaragücü), Visca (dk. 63) , Enis Destan (dk. 88, 90 ve 90+3)(Trabzonspor)

Paylaşın

Beşiktaş, Süper Lig’i Altıncı Sırada Tamamladı

Süper Lig’in 38. hafta maçında Kasımpaşa SK ile Beşiktaş, Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Bahattin Şimşek’in yönettiği karşılaşmadan Kasımpaşa SK, 2-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Kasımpaşa SK’ya galibiyeti getiren golleri 4. dakikada Da Costa ve 61. dakikada Yasin Özcan kaydetti.. Beşiktaş’ın tek golünü ise 87. dakikada Semih Kılıçsoy attı.

Kasımpaşa bu sonuçla puanını 56’ya çıkardı ve Süper Lig’i 5. sırada, aynı puana sahip olan Beşiktaş ise ligi 6. sırada tamamladı.

Karşılaşmadan dakikalar

4. dakikada sağdan ceza sahasına giren Fall’un içeri çevirdiği topu Da Costa ağlara gönderdi (1-0). 20. dakikada Semih Kılıçsoy rakibinden kaptığı topla ceza sahasına sol çaprazdan girip şutunu çekti, kaleci gole izin vermedi.

35. dakikada Mustafa Hekimoğlu’nun sağdan ortaladığı topu arka direkte Semih Kılıçsoy tamamladı, meşin yuvarlak auta gitti. 57. dakikada Semih Kılıçsoy’un savunma arkasına pasında topla buluşan Fahri’nin karşı karşıya pozisyonda vuruşunda kaleci Gianniotis topu çeldi.

60. dakikada Aytaç Kara’nın sağ taraftan ortasında uzak köşede Yasin Özcan’ın vuruşunda top ağlarla buluştu (2-0). 64. dakikada Fall’ın pasında Aytaç Kara’nın sol çaprazdan sert vuruşunda kaleci Ersin topu kornere çeldi.

65. dakikada Cenk Tosun ile yaptığı duvar pası sonrası Emrecan’ın sol ayağıyla yaptığı vuruşta kaleci Gianniotis topu kornere çeldi. 87. dakikada Cenk Tosun ile duvar pası yaptıktan sonra ceza sahası içine giren Semih Kılıçsoy, sol çaprazdan vuruşunda uzak köşeden topu ağlara gönderdi (2-1).

Stat: Recep Tayyip Erdoğan

Hakemler: Bahattin Şimşek, Deniz Caner Özaral, Samet Çavuş

Kasımpaşa: Gianniotis, Gökhan Gül, Porozo, Sadık Çiftpınar, Yasin Özcan, Sadiku, Fall, Hajradinovic, Aytaç Kara, Oğulcan Çağlayan (Zai dk. 86), Da Costa

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Onur Bulut, Tayyip Talha Sanuç (Emrecan Uzunhan dk. , Zaynutdinov (Necip Uysal dk. 46), Masuaku (Emrecan Terzi dk. 46), Chamberlain (Salih Uçandk. 62), Demir Ege Tıknaz, Fahri Kerem Ay (Ghezzal dk. 78), Mustafa Hekimoğlu, Semih Kılıçsoy, Cenk Tosun

Goller: Da Costa (dk. 4), Yasin Özcan (dk. 61) (Kasımpaşa), Semih Kılıçsoy (dk. 87) (Beşiktaş)

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 36 Bine Dayandı

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 81 artarak 35 bin 984’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 223 artarak 80 bin 643’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin Mısır sınırındaki Refah kentinden İsrail topraklarına en az sekiz füze fırlatıldığını bildirdi. Orduya bağlı hava savunma biriminden yapılan açıklamada da, söz konusu füzelerden bazılarının havada imha edildiği bildirildi.

Gazze Şeridi’nde görev yapan bir AFP muhabiri de, İsrail ordusunun açıklamasını doğrulayarak, çok sayıda füzenin Refah’tan İsrail yönüne doğru havalandığını gördüğünü aktardı. Tel Aviv kentindeki AFP muhabirleri ise şehirde, insanlara güvenli bir yere gitmeleri için çalınan siren seslerinin duyulduğunu ve kent merkezinden en az üç ayrı patlama sesi geldiğini bildirdi. İsrail’de aylardan bu yana füze saldırısına karşı uyarı niteliğinde sirenler çalınmamıştı.

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, Tel Aviv’e “büyük bir füze yağmuru” gerçekleştirdiklerini ve bunun, “Sivillere karşı yapılan siyonist katliama” bir reaksiyon olduğunu açıklayarak, söz konusu saldırının sorumluluğunu üstlendi.

Bu saldırının öncesinde, İsrail’in ay başında Filistin tarafını ele geçirdiği Mısır sınırındaki Refah geçişini baypas edecek yeni bir anlaşma kapsamında İsrail’in güneyinden bir grup yardım kamyonu Gazze’ye girdi. Ancak bölgede devam eden çatışmalar nedeniyle, insani yardım gruplarının yardımlara erişip erişemeyeceği net değil.

Mısır, Refah sınır kapısının Gazze tarafının kontrolü Filistinliler’e geri verilmeden, kapının Mısır tarafını yeniden açmayı reddediyor. Kahire, ABD Başkanı Joe Biden ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el Sissi arasındaki telefon görüşmesinin ardından yardım kamyonları trafiğini İsrail’in Kerem Şalom geçisine geçici olarak yönlendirmeyi kabul etti.

Bununla birlikte, Kerem Şalom geçişi, İsrail’in yakındaki Refah kentine operasyonlarıyla bağlantılı çatışmalar nedeniyle büyük oranda erişim sağlanamaz bir durumdaydı. İsrail, lüzlerce kamyona geçiş izni verdiğini belirtiyor ancak BM kurumları yardımları diğer tarafta almanın çok tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor.

Paylaşın

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Yargılanması Gerekenler Bizleri Yargılıyorlar

Ankara Garı önünde gerçekleştirilen saldırıda hayatını kaybedenler için düzenlenen anma programında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bilinen, görünen, örgütlü ve planlanmış katliamlar hayata geçirilirken bunu izleyen, buna ses çıkarmayan, önlem almayanlar da aynı zamanda bu suçun ortağı olarak kalacaklardır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bir gün mutlaka Dem gelir devran dönerse bu insanlık karşıtı suçları sadece yapanlar değil buna göz yumanlar da yargılanacaklardı. Değerli arkadaşlar evet demokratik kamuoyunu gören IŞİD karşıtı dayanışma çağrısı yapanları yargılayanlar bugün hala IŞİD’i ve onun hücrelerini görmemeye devam ediyorlar. Ankara’nın göbeğinde, mahallelerinde hala kadınları cariye, çocukları köle olarak pazarlayan bu örgütün arkasında kim var, ne var, neden görünmüyor, müdahale edilmiyor da ayrı bir sorundur.”

DEM Parti’nin (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) Kobani davası kararlarını protesto etmek için düzenlediği “Adalet, Özgürlük ve Barış” eylemleri bugün de devam ediyor. Parti, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde gerçekleştirilen saldırıda hayatını kaybedenler için anma programı düzenlendi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan şunları söyledi:

Değerli basın mensupları, çok değerli kurum temsilcileri, siyasi partilerin temsilcileri, vekillerimiz, çalışma arkadaşlarımız hepinizi selamlıyorum. Tam da bu meydanda çok barbarca bir katliam meydana geldi. Bu katliamda 103 canımızı yitirdik. 103 canımızı rahmet ve minnetle anıyoruz. Onlar toplumun barış taleplerini haykırmak için burada bir araya geliyordu. Onlar Ortadoğu’da başta Rojava olmak üzere dünyanın dört bir yanına katliam, terör ve zulüm ihraç etmek isteyen IŞİD barbarlığına karşı dayanışmak ve mücadele etmek için buradaydılar.

Savaş karşıtı bir mücadele için bu meydandaydılar. Bu meydanda katledildiler. Bugün bile dikkat ederseniz demokratik bir basın açıklamasını dahi yaparken sayımızdan daha fazla güvenlik önlemi var, kamera var. Sokaklar, caddeler tutulmuş bir durumda ama 7 Haziran ile 1 Kasım arasında ne hikmetse IŞİD’in başta Gar Katliamı, Amed katliamı, Suruç, Antep ve Reyhanlı katliamları başta olmak üzere elini kolunu sallayarak göstere göstere Ankara’nın göbeğinde bu katliamın örgütlenmesi büyük soru işareti oluşturdu.

Çok yazıldı, çok çizildi. Bu kısa basın açıklamasında buralara girmek istemiyorum. Bilinen, görünen, örgütlü ve planlanmış katliamlar hayata geçirilirken bunu izleyen, buna ses çıkarmayan, önlem almayanlar da aynı zamanda bu suçun ortağı olarak kalacaklardır. Bir gün mutlaka Dem gelir devran dönerse bu insanlık karşıtı suçları sadece yapanlar değil buna göz yumanlar da yargılanacaklardı. Değerli arkadaşlar evet demokratik kamuoyunu gören IŞİD karşıtı dayanışma çağrısı yapanları yargılayanlar bugün hala IŞİD’i ve onun hücrelerini görmemeye devam ediyorlar. Ankara’nın göbeğinde, mahallelerinde hala kadınları cariye, çocukları köle olarak pazarlayan bu örgütün arkasında kim var, ne var, neden görünmüyor, müdahale edilmiyor da ayrı bir sorundur.

“Bu katliamları önlemek gibi bir sorumluluğumuz vardır”

IŞİD’le birlikte 7 Haziran seçimlerini kaybedenler siyaseti yeniden dizayn etmeye çalıştılar. Bu katliamlar tam da siyaseti dizayn etme katliamları idi. Şimdi bunu nereden çıkardık sorusunu sorabilir kamuoyu. Bu katliamlardan sonra bizzat hükümetin en yetkili ağızlarından “oylarımız arttı” denildi. Utanmadan, kendi yurttaşlarının katledildiği bu katliamlar karşısında kınaması gerekenler, gerekli olan hassasiyeti göstermesi gerekenler ne dedi; “oylarımız arttı”. Yani bu kaatliamlar demek ki birilerinin işine yaradı.

Ve katliamlar hala gerçek fiilleriyle birlikte yargılanmıyor. Üç beş tane tetikçinin alıkonulduğu bu katliamlarda asıl failler, asıl planları yapanlar örgütleyenler yok. IŞİD nedir anlatmaya gerek yok. Katliam yapan barbar bir örgüttür. Peki IŞİD Kobanî’de Kürtleri, Arapları, kadınları katlederken, Kobanî’yi işgal etmeye çalışırken, insanları diri diri yakarken biz ne yapacaktık? Sizlere soruyorum. Demokrasi mücadelesi veren, 30-40 yıldır kararlılıkla savunan, katliamlara, barbalıklara ve faşizme karşı, zulme karşı direnen bir gelenekten gelen bizler IŞİD’in bu katliamlarını zulmünü alkışlayacak mıydık? İktidar tam da bizden bunu bekliyordu.

Kimse kusura bakmasın. Dün olduğu gibi bugün de insanlık düşmanı, katliam yapan, kadın düşmanı bir anlayışı değil Kobanî’de dünyanın neresinde görürsek görelim buna karşı mücadele etmek, dayanışmak, bu katliamları önlemek gibi bir sorumluluğumuz vardır. Biz halkların partisiyiz, biz ezilenlerin, kadınların partisiyiz. Biz halklara yönelen hangi mantığa karşı kim olursa olsun dün olduğu gibi bugün de mücadele etmeye devam edeceğiz.

IŞİD’in bu katliamları yaparken aldığı malzemelerin dahi adreslerinin belli olduğu, bu malzemeleri bu katliam bölgelerine taşırken araçlarının dahi, plakalarının dahi belli olduğu bir durumda neyi bekliyorduk? Bunların yargılanmasını. Ama kim yargılandı? Demokratik Kürt siyaseti yargılandı. Katliam yapanlar yargılanmadı, katliam yapanlar aklanmaya çalışıldı.

IŞİD barbarlığı karşısında mücadele eden, dayanışma çağrısı yapanlar yargılandı. Biz bu yargılanmaları tanımıyoruz. Bir suç varsa IŞİD işledi, bir suç varsa IŞİD’e destek veren, göz yumanlar işledi. Ankara’nın bu meydanında bunca kamera ve mobesenin bulunduğu yerde bu katliamların olmasının zeminini hazırlayanlar suçludur. Demokratik siyaset yürütenler suçlu değil, asıl yargılanması gerekenler bizleri yargılıyorlar.

Dolayısıyla bu karar yok hükmündedir. Bizim arkadaşlarımız dışarıda olduğu gibi içeride de bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceklerdir. Bu kumpas davası bir gün muhakkak çökecektir. İç siyaseti, IŞİD katliamlarıyla dizayn etmeye çalışanlar bir gün mutlaka bunun hesabını demokratik bir yargı karşısında vereceklerdir. IŞİD’i yargılamayanlar Sellahatin Demirtaşları, Figen Yüksekdağları ve şu anda cezaevindeki 13 arkadaşımızı yargılamaya devam ettiler. Bu yargılama Kürt halkında, Türk halkında Türkiye’de yaşayan bütün halklar ve inançlar nezdinde yok hükmündedir ve öyle olmaya devam edecektir.

IŞİD’e karşı dayanışma ve mücadele çağrısı yapanlar tarihin ak sayfalarında yerlerini alacaklardır. Ama bu katliamlara göz yuman ve bu katliamlar karşısında bir arada mücadele çağrısı yapanlar tarihin çöp sepetinde, tozlu raflarında, kara kitaplarında yer almaya devam edeceklerdir. Bizlerden IŞİD’i alkışlamamızı bekleyenler kusura bakmasın, IŞİD daha bitmedi.

IŞİD hala Rojava’da, Suriye’de, Irak’ta ve dünyanın dört bir yanında örgütlenmeye devam ediyor. Bizler Gültanlar, Figenler, Leylalar gibi bugünden sonra da IŞİD karşıtı mücadeleyle dayanışma içinde olacağız. Demokratik siyaset yargılanamaz. Demokratik siyaset 40 yıldır pes etmedi, demokratik siyaset tüm baskılara rağmen, bütün tutuklamalara rağmen, onlarca yıl verilen cezalara rağmen bir biçimiyle kendi yolunda akmaya devam etti ve edecektir. DEM Parti’nin HDP’den bir farkı yok. HDP’nin ilk kurulan demokratik Kürt siyaseti ve Türk emekçilerinin partisi olan HEP’ten, DEP’ten bir farkı yok. Çözüm demokratik siyaseti yargılamak değil.

Demokratik siyaset yargılandığı müddetçe bu ülke kaybetti, kaybetmeye devam ediyor. İnsanlar geçinemiyor, İnsanların geçinemediği bir ülkede hala savaş çığırtkanlığı yapılıyor. Top, tüfek, mermiye, savaşa bütçe ayrılmaya çalışılıyor. Türkiye halklarına sesleniyoruz; bu iktidar isterse bir günde Türkiye’nin ekonomik olarak rahata kavuşmasını sağlayabilir. Bu ülkeyi yönetenler çok kısa bir sürede IŞİD gibi örgütlerin tamamını ortaya çıkarabilir.

Bu ülke diyalogla, müzakereyle isterse bu bölgedeki savaş ve çatışma ortamında daha güvenli, daha demokratik olabilir. Mesele Kürtleri, devrimcileri, Kürtlerle dayanışan dostlarını mahkum etmek değil; bu Türkiye’ye bir şey kazandırmadı. Bugün Türkiye’de çeteler, Susurluk gibi karanlık örgütler cirit atıyor. Susurluk geçmişte sadece Susurluk’ta vardı, bugün Susurluk gibi mafya örgütleri, çeteler, devlet içerisinde beslenen örgütler Türkiye’nin dört bir yanındadır. Türkiye Teksas’a dönüştü.

Siyasetçiler güpegündüz sokak ortasında vuruldu, tutuklandı, partilere kapatma davaları açıldı, emekçi hakkını hukukunu arayamadı. Türkiye’de çeteler kırmızı plakalı araçlarla insanları katlediyorlar. Tüm bunların tek sebebi var: Kürt sorununun çözümsüz kalması. Tek bir sebebi var: Müzakere ve diyaloga dayalı olmayan yol ve yöntemlerin benimsenmesidir. İşte Kobanî davası aslında bu diyalogla müzakere zemini için iktidar için bir fırsat olabilirdi. Bu fırsatı tepenlere, geçmişteki karanlık yöntemleri ikinci yüzyılda da uygulamaya çalışanlara sesleniyoruz.

Demokratik siyaset ayakta, demokratik siyaset 12 metrekarelik hücrelere arkadaşlarımız konulunca bitmiyor. Bugün biz burada nasıl mücadele ediyorsak cezaevlerinde ceza alan arkadaşlarımız da mücadelelerine devam ediyorlar. Dolayısıyla bu katliamların peşini bırakmayacağız. Bu katliamlar şimdilik aklansa bile, gerçek failleri ortaya çıkarılmasa bile bizler bir gün mutlaka bu katliamların hesabını demokratik yargı karşısında sorarak, bunları açığa çıkararak bu canlara olan borcumuzu yerine getireceğiz.

Yine Van’da olduğu gibi, Kobanî kumpas davasında olduğu gibi Türkiye’deki emekçiler ve yoksullarla, demokratlarla, sosyalistlerle, kadınlar ve gençlerle bugünden sonra daha güçlü, daha örgütlü bir mücadele örerek hem bu katliamların hesabını soracak hem de bu zulüm bu talan bu ratçı sisten karşısında demokratik, güçlü ve ortak mücadeleyi örerek bu katliamların önüne geçeceğimizi belirtmek istiyorum.

Bir kez daha yaşamını yitiren canlarımızı saygı ve minnetle anıyorum, aileleriyle dayanışma içerisinde olduğumuzu belirtiyor, onlara sözlerimizi yineliyoruz. Sistemin besleyerek emekçilerin ve yoksulların üzerine sürdüğü bu çetelerin ortadan kaldırıldığı, rantın zulmün yoksulluğun yokluğun bittiği özgür ve demokratik bir Türkiye mücadelesini bugünden sonra daha güçlü bir şekilde yürüteceğimizin sözünü veriyor, Kobanî kumpas davasında ceza alan yoldaşlarımız için 24 saat hiç durmadan çalışacağız ve bu davanın beraatle sonuçlanması için de içeride, dışarıda bütün gücümüzle diplomasi yaparak, direnerek, arkadaşlarımızı gündemde tutarak, mücadelelerine destek vererek bu süreci devam ettireceğimiz belirtmek istiyorum.”

Paylaşın

Uluslararası Adalet Divanı’ndan İsrail’e ‘Refah’ Çağrısı: Derhal Durun

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 230. gün geride kalırken, Birleşmiş Milletler’in (BM) yargı organı Uluslararası Adalet Divanı (UAD), İsrail’in Refah’a düzenlediği operasyonlarını durdurmasını emretti.

Haber Merkezi / Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD), 15 üyesinin katıldığı oylamada karar, 13 üyenin kabul, 2 üyenin ret oylarıyla kabul edildi. UAD, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından seçilen 15 yargıçtan oluşuyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 103’ü çocuk, 9 bin 849’u kadın olmak üzere 35 bin 800 Filistinli öldürüldü, 80 bin 200 kişi yaralandı. Ayrıca enkaz altında hala binlerce ölü olduğu tahmin ediliyor.

UAD’nin kararını okuyan mahkeme başkanı Nawaf Selam, Gazze’deki durumun, mahkemenin İsrail’e durumu iyileştirmek için adımlar atması yönünde verdiği son karardan bu yana kötüleştiğini söyledi.

Mahkeme Başkanı Yargıç Nawaf Selam, “İsrail devleti, askeri saldırısını ve Refah vilayetinde Filistinliler’e fiziksel olarak tamamen ya da kısmen yıkım getirmesi olası yaşam koşullarına neden olabilecek diğer tüm eylemlerini derhal durdurmalı” dedi.

Mahkeme ayrıca İsrail’in Mısır ile Gazze arasındaki Refah sınır kapısını açarak insani yardımların girişine izin vermesini ve kuşatma altındaki bölgeye müfettişlerin erişimini sağlayarak bir ay içinde kaydedilen ilerleme hakkında rapor vermesini istedi.

Mahkeme, davayı açan Güney Afrika’nın geçen haftaki oturumlarda talep ettiği gibi, Gazze geneli için tam ateşkes çağrısında bulunmadı. UAD, Hamas’tan da 7 Ekim tarihindeki saldırısında rehin aldığı kişileri serbest bırakmasını istedi.

Adalet Divanı’nın kararı üzerine İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun bakanlarıyla görüşeceği duyuruldu. İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, sosyal medya hesabı üzerinden karara tepki gösterdi. Smotrich “tarih bugün Hamas’ın, DEAŞ’ın Nazileriyle yan yana duranları yargılayacak” ifadelerini kullandı.

İsrailli muhalefet lideri Yair Lapid, Uluslararası Adalet Divanı’nın cuma günkü kararını, çatışmaların sona erdirilmesi talebi ile Gazze’de tutulan İsrailli rehinelerin iadesi talebi arasında bir bağlantı kuramadığı için kınadı. Lapid, mahkemenin iki konu arasında bağlantı kuramamasının “ahlaki bir çöküş ve ahlaki bir felaket” olduğunu söyledi.

Filistin Özerk Yönetimi ise kararı memnuniyetle karşıladı. Filistin Özerk Yönetimi Başkanlık Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne “Başkanlık Uluslararası Adalet Divanının Gazze’deki topyekun savaşı durdurma talebi üzerindeki uluslararası konsensüsü temsil eden kararını memnuniyetle karşılamaktadır” dedi.

Bir Hamas yetkilisi, kararı memnuniyetle karşıladığını ancak yeterli olmadığını belirterek İsrail’in Gazze’nin tamamına yönelik saldırılarına son vermesi çağrısında bulundu. Hamas ayrıca BM Güvenlik Konseyi’ni UAD kararını uygulamaya çağırdı.

UAD nedir?

Merkezi Hollanda’nın Lahey kentinde olan Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler’in (BM) başlıca yargı organı. Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından seçilen 15 yargıçtan oluşuyor.

Mahkeme, BM üyesi ülkeler arasındaki sorunlarda yasal olarak bağlayıcı kararlar alabiliyor. Ancak mahkemenin bu kararların uygulanmasını sağlamaya yönelik mekanizmaları sınırlı.

Acil önlemler

Davada Güney Afrika’yı temsil eden avukatlar geçen hafta Uluslararası Adalet Divanı’ndan acil önlemler almasını isteyerek, Filistin halkının hayatta kalması için İsrail’in Refah’a yönelik saldırılarının durdurulması gerektiğini kaydetmişti.

Davadan bir sonucun çıkması yıllar alabilir; ancak Güney Afrika hukuki süreç devam ederken Filistinli sivilleri korumak amacıyla acil birtakım kararlar alınmasını talep etmişti. İsrail aleyhine bir karar, Başbakan Benyamin Netanyahu hükümeti üzerinde daha fazla diplomatik baskı yaratabilir.

Merkezi Lahey’de bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin başsavcısı ise Pazartesi günü Netanyahu ve İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın yanı sıra Hamas liderleri hakkında tutuklama emri çıkarılması için başvuruda bulunduğunu açıklamıştı.

Savcı Kerim Han, Netanyahu ve Gallant’ı yıkım ve açlığı silah olarak kullanma ve kasıtlı olarak sivillere saldırma gibi suçlarla itham etmişti. İsrail bu suçlamaları şiddetle reddediyor ve müttefiklerine mahkemenin bu hamlesini reddetme çağrısında bulunuyor.

İsrail Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taraf değil. Bu nedenle yakalama kararı çıksa bile Netanyahu ve Gallant yargılanma riskiyle karşı karşıya kalmıyor ancak böyle bir karar İsrailli liderlerin yurtdışına seyahatini zorlaştırabilir.

Güney Afrika’nın Uluslarası Adalet Divanı’ndaki daha geniş kapsamlı davası İsrail’i Filistin halkına karşı “devlet öncülüğünde bir soykırım” ile suçluyor. Adalet Divanı bu suçlamanın esası hakkında karar vermedi; ancak İsrail’in davanın düşürülmesi talebini reddetti.

Mahkeme daha önceki kararlarında, İsrail’in Filistinliler’e yönelik soykırım eylemlerini engellemesini ve Gazze’ye yardım akışına izin vermesini emretmiş, ancak İsrail’in askeri operasyonlarını durdurma emri vermekten kaçınmıştı.

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Servet Transferi’ Çıkışı

İslami Finans Zirvesi’nde açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Servet eşitsizliği tarihi bakımdan en yüksek seviyeye çıktı. En zengin yüzde 1’lik kesim küresel servetin neredeyse yarısına sahip. Alttaki yüzde 50’lik kesimin payı ise yüzde 1’i dahi geçmiyor. Fakirden zengine doğru artan bir servet transferi yaşanıyor” dedi ve ekledi:

“Afrika’dan Asya’ya milyarlarca insan bir avuç kişi için adeta seferber olmuş durumdadır… Elini vicdanına koyan hiç kimsenin bu manzarayı içine sindireceğini düşünmüyorum. Kapitalist sistemin serbest piyasayı teşvik ediyor gibi görünse de tekelleşmeyi, paradan para kazanmayı ödüllendirdiğini görüyoruz. Fakiri daha da fakirleştiren bu sistemin dertlerimize derman olamayacağını hepimiz kabul etmek zorundayız.”

AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslami Finans Zirvesi’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan konuşmasında şunları kaydetti: “İki gün boyunca konuşulacak başlıklara baktığımızda kapsamlı bir hazırlık görüyoruz. İslam ekonomisinin odağında geniş bir yelpazede paneller, yol gösterici tartışmalara zemin olacaktır.

Böyle bir zirvenin ülkemizde düzenlenmesi ayrıca önemlidir. Köprü görevi gören Türkiye, finansta da aynı görevi üstleniyor. İstanbul’un finans ve İslami finans alanında büyük bir potansiyele sahip olduğunu uluslararası çevreler de takdir ediyor… Global ölçekte İslam ekonomisine yönelik pazarların keşfedilmesinde zirvenin yardımcı olacağı kanaatindeyim.

Son yıllarda dünyamız köklü bir değişimden geçiyor. Şunu çok net görebiliyoruz; uluslararası sistemde denge kaybolmuş, istikrarsızlık ve kaos hakim renk haline gelmiştir. Koronavirüsün enkazı kaldırılmadan Rusya-Ukrayna savaşı ve Gazze gerilimi başlamıştır. Mevcut kurumlara güven sarsılmıştır. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünyada adalet sağlaması gerekenlerin çarpıklığı ortaya çıkmıştır. Mazlumu koruyacak kurumsal mekanizma yoktur. Yıllardır bize anlatılan kurumlar büyük bir zaaf içerisindedir.

Türkiye olarak uzun süredir bu duruma dikkat çekmekteyiz. Dünya 5’ten büyüktür tespitimiz sistemin değişimine acil ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Gazze soykırımı ile bu kaçınılmaz bir hal almıştır. Dünyanın devasa bir köye dönüştüğü günümüzde sınırlar ve mesafeler bizi koruyamaz. Afrika’da onca kaynağa rağmen insanlar açlıktan ölüyorsa, Gazze’de 35 bin 600 insan katlediliyorsa, Akdeniz mülteci kabristanına dönüşmüşse, kusura bakmayın ama kimse kendini emniyette hissedemez.

Adaletin olmadığı yerde huzur ve barış olmaz. Küresel sistemin elitleri bu durumu görmezden geliyor. Her bölgesel kriz, kanlı barış ve karşısındaki savaş bu gerçekleri hatırlatıyor. İnsanlık olarak hem kendimizin hem evlatlarımızın müreffeh bir dünyada yaşamak istiyorsak mevcut sistemden vazgeçmeliyiz. Daha adil, daha kuşatıcı bir sistem için el ele vermeliyiz. Meydan okumalar, esasen hiçbir alternatif bırakmıyor.

Küresel finansal mimarinin gayesi asıl refah artışına fayda sağlamak olmalıdır. Finansal sistem, reel sektörü sömüren bir yapıya dönüşmüştür. Gelir ve servet adaletsizlikleriyle yapay büyümeyle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde baskıya neden oluyor. Sistemin yapısal sorunları gün yüzüne çıktığı halde süreç geçici önlemler alındı. Finans mimarisinin oldukça kırılgan yapıda olduğunu herkes kabul ediyor.

“Fakirden zengine doğru artan bir servet transferi yaşanıyor”

Uluslararası Finans Enstitüsü’ne göre küresel borçluluk 315 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Bu oranların sürdürülebilirliği bile şüpheliyken borçlanmanın daha da artması bekleniyor. Servet eşitsizliği tarihi bakımdan en yüksek seviyeye çıktı. En zengin yüzde 1’lik kesim küresel servetin neredeyse yarısına sahip. Alttaki yüzde 50’lik kesimin payı ise yüzde 1’i dahi geçmiyor. Fakirden zengine doğru artan bir servet transferi yaşanıyor. Afrika’dan Asya’ya milyarlarca insan bir avuç kişi için adeta seferber olmuş durumdadır.

Elini vicdanına koyan hiç kimsenin bu manzarayı içine sindireceğini düşünmüyorum. Kapitalist sistemin serbest piyasayı teşvik ediyor gibi görünse de tekelleşmeyi, paradan para kazanmayı ödüllendirdiğini görüyoruz. Fakiri daha da fakirleştiren bu sistemin dertlerimize derman olamayacağını hepimiz kabul etmek zorundayız.

Sosyal adaleti önceleyen, pozitif sosyal etki etmeyi amaçlayan katılım finans, tüm insanlığa hitap edecek potansiyele sahiptir. Türkiye olarak bunu tecrübe ettik. Özel finans kurumları 40 sene içerisinde sürekli değişerek bugünlere kadar geldi. Bankacılık içindeki payı yüzde 9’a yaklaştı. Katılım finansın halen arzu ettiğimiz seviyenin gerisinde olduğunu itiraf etmek durumundayım.

Yastık altı denilen, sistem dışı tasarruf anlayışına sahibiz. İnsanımız zor günler için gelirinin bir kısmını tasarruf eder. Bunu da altın ve maalesef dövizle yapmaktadır. Ekonomiye aktif bir katkısı olmadığını biliyoruz. Yastık altını ekonomiye sokmak için çağrıda bulunduk. Kurumlarımız toplumu ikna edici finansal ürünler geliştiremedi. Ön yargılar hala kırılmadı. Bilgiden ziyade ön kabullerle hareket edildiğini görüyoruz.

Katılım finansı hak ettiği yere getirmemiz gerekiyor. Ekseriyetle dini hassasiyetle tasarrufun değerlendirilmesi olarak görülüyor. Kısa vadede bankacılık içindeki payını yüzde 15’e çıkarmayı hedefliyoruz. İstanbul Finans Merkezi’nin açılışı ve yeni katılım finansların katılımı ile mesafe kat ettik. Katılım finansın gelişimine verdiğimiz önemi gösterdik. Finans ofisimiz tarafından hazırlanan katılım finans strateji belgesini de yayınladık.

OVP ve Kalkınma Planı’nda önemli hedefler koyduk. Eylem maddelerimizle geniş alanda çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde inşallah katılım finans kanunuyla taçlandırmak arzusundayız. Son 21 yılda Türk ekonomisine başarılar yaşatmış bir hükümet olarak katılım finansı hak ettiği yerlere getireceğiz.

İstanbul’u küresel finans ve katılım finans merkezlerinden biri haline getireceğiz. Türkiye’ye güvenen hiç kimse pişman olmadı. Kazandırarak kazanmayı amaçlayan hiçbir müteşebbis sonradan nedamet duymadı. Bundan sonra da kazan-kazan temeliyle iş birliklerimizi ilerleteceğiz. Tüm kurumlarımızın sizlere gereken kolaylığı ve yardımı yapmaya hazır olduğunu söylemek istiyorum.”

Paylaşın

Polimorf Düşük Dereceli Adenokarsinom Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Polimorf Düşük Dereceli Adenokarsinom (PLGA), büyük ölçüde küçük tükürük bezleriyle sınırlı olan ve genellikle, ancak yalnızca bunlarla sınırlı olmamak üzere, ağız damağında lokalize olan, tükürük bezlerinin nadir bir tümörüdür.

Haber Merkezi / Başlıca tükürük bezleri parotis bezleri (yüzün yanında, kulakların altında), dil altı bezleri (dilin altında) ve submandibular bezlerdir (alt çenenin altında). Adından da anlaşılacağı gibi, büyük tükürük bezlerinin her biri önemli büyüklüktedir ve çıplak gözle görülebilir.

Mikroskobik büyüklükte yaklaşık 600 ila 1000 küçük tükürük bezi vardır. Bu küçük tükürük bezleri dudakların, dilin ve sert ve yumuşak damağın astarında (mukozada), ayrıca burun, yanaklar ve sinüslerin içinde bulunur.

ABD’de bildirilen tüm kanserlerin yüzde birinden azı (%1) tükürük kanseridir ve bunların %80’i parotis bezlerinde başlar ve yaklaşık %15’i submandibular bezlerde başlar, geriye sadece %5’i alt çene bezlerinde başlar. dil altı ve küçük tükürük bezleri.

Büyük tükürük bezlerinde başlayan tümörlerin çoğunun iyi huylu olduğu ortaya çıkarken, küçük tükürük bezlerinde başlayan kanserlerin hepsi olmasa da çoğunun kötü huylu olduğu ortaya çıkar.

Damakta veya tükürük bezlerinden herhangi birinin yakınında oluşan şişlik veya kitlenin en kısa sürede bir hekim tarafından görülmesi gerekir. Tükürük bezleri bölgesinde devam eden bir ağrı, bir doktora görünmenin bir işaretidir.

Tükürük bezlerinden birinin boyutunda ve/veya şeklinde bir değişiklik (asimetri) doktora görünmek için yeterli bir neden olabilir. Açıklanamayan ağız kanaması da dikkat edilmesi gereken bir semptomdur ve yüzün herhangi bir yerindeki kalıcı uyuşukluk veya yüzün bir tarafındaki kasların zayıflaması bir hekime bildirilmelidir. Erken tanı ve tedavi önemlidir.

Normal bir hücrenin neden kötü huylu hale geldiği henüz tam olarak anlaşılamamıştır. PLGA tanısından öykü ve klinik muayene ile şüphelenilebilir, ancak yalnızca etkilenen dokudan alınan biyopsi ile doğrulanabilir.

Tükürük bezinin düşük dereceli evre I tümörlerinin birincil tedavi şekli cerrahidir (rezeksiyon). Bazı durumlarda radyasyon tedavisi ek olarak reçete edilebilir. Tümörün büyüklüğüne göre damak rehabilitasyonu gerekebilir.

Paylaşın

Polimiyalji Romatika Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Polimiyalji romatika, kas ağrısı (miyalji), sertlik ve yorgunluk, düşük dereceli ateş ve/veya genel sağlıksızlık hissi (halsizlik) gibi ek genel sistemik semptomlarla karakterize, nadir görülen inflamatuar bir hastalıktır.

Haber Merkezi / Polimiyalji romatika, tedaviye son derece duyarlı, nispeten iyi huylu bir durum olabilir. Bazı nadir durumlarda kalıcı kas zayıflığı, kas kütlesinde dejenerasyon ve kayıp (atrofi) ve sakatlık meydana gelebilir. Tıp literatüründe immünolojik faktörler ve ailesel eğilimlerden (genetik yatkınlık) bahsedilmesine rağmen polimiyaljia romatikanın kesin nedeni bilinmemektedir.

Polimiyalji romatika, başka bir inflamatuar hastalık olan dev hücreli arterit ile yakından ilişkilidir. Dev hücreli arterit, vücuttaki birçok arterin ilerleyici inflamasyonu ile karakterizedir. Bu iki bozukluk tıp literatüründe aynı hastalık sürecinin olası varyantları olarak tanımlanmıştır. Bazı araştırmacılar bunların hastalık sürekliliğinin farklı uçlarını temsil ettiğine inanıyor. Derneğin kesin doğası tam olarak anlaşılamamıştır.

Çoğu durumda, polimiyalji romatika semptomları aniden (akut) başlar. Ancak semptomlar birkaç hafta veya ay boyunca yavaş yavaş (sinsice) gelişebilir. Semptomlar kas ağrısı (miyalji) ve boyunda, omuzlarda, üst kollarda, belde, kalçalarda ve/veya uyluklarda sertliği içerebilir. Alt kollar, eller, alt bacaklar ve ayaklar (ekstremitelerin uzak kısımları) genellikle bu hastalıktan etkilenmez.

Tipik olarak vücudun her iki tarafında (iki taraflı) meydana gelen sertlik ve ağrı, sabahları (sabah sertliği) ve uzun süreli dinlenme veya hareketsizlikten sonra (jel fenomeni) en şiddetlidir. Çoğu durumda omuz kuşağı etkilenen ilk bölgedir. Ancak diğer durumlarda boyun veya kalçalarda bozukluğun ilk belirtileri görülebilir. Ağrı veya rahatsızlık genellikle vücudun bir tarafında başlar, ardından diğer tarafını da etkiler.

Polimiyalji romatika’nın ek belirtileri arasında kas hassasiyeti ve zayıflığı, düşük dereceli ateş, iştah kaybı, kilo kaybı, yorgunluk, genel sağlıksızlık hissi (halsizlik) ve/veya depresyon yer alabilir. Bazı durumlarda ateş veya kilo kaybı romatika polimiyaljisinin başlangıç ​​belirtileri olabilir.

Polimiyalji romatika hastalarının yaklaşık yüzde 30’unda eklem şişmesi, ağrı (artralji) ve bazı eklemlerde dejeneratif değişiklikler dahil olmak üzere romatoid benzeri artritin karakteristiği olan semptomlar gelişir. Bu bozukluğa sahip bazı kişilerde dolaşımdaki kırmızı kan hücrelerinin düşük seviyeleri (anemi, hemolitik olmayan tip) de gelişebilir.

Polimiyalji romatika ile ilişkili semptomlar sıklıkla belirli bir süre için ortadan kaybolur (remisyon) ve daha sonra yeniden ortaya çıkar (alevlenme). Bu bölümler yaklaşık altı ay veya altı yıla kadar devam edebilir. Bununla birlikte, aylar veya yıllar sonra bile ciddi sakatlık veya kalıcı sakatlık nadirdir. Çoğu durumda, polimiyalji romatikalı bireylerde kas gücü kaybı yaşanmaz.

Polimiyalji romatikanın kesin nedeni bilinmemektedir. Bazı çalışmalarda bağışıklık sistemi de dahil edilmiş ancak doğrudan bir ilişki kurulamamıştır. Otoimmün bozukluklar, vücudun “yabancı” veya istilacı organizmalara (örneğin antikorlar) karşı doğal savunmasının, bilinmeyen nedenlerle sağlıklı dokuya saldırmaya başlamasıyla ortaya çıkar. Ayrıca hastalık yaşlı bireylerde ortaya çıktığı için polimiyalji romatika yaşlanma süreciyle ilişkili olabilir.

Polimiyalji romatika vakalarının küçük bir yüzdesi ailelerden geçiyor gibi görünmektedir (ailesel kümelenme) ve bazı insanlar bu bozukluğa genetik bir yatkınlığı (muhtemelen HLA-DR4) miras alabilir. Genetik yatkınlık, kişinin bir hastalık için gen taşıyabileceği ancak çevredeki bir şey hastalığı tetiklemedikçe bu genin ifade edilemeyeceği anlamına gelir. Her ne kadar HLA-DR4, tesadüfen açıklanamayacak kadar çok polimiyalji romatika vakasıyla ilişkili olsa da, ilişkinin kesin doğası tam olarak anlaşılamamıştır.

Polimiyalji romatika tanısı, ayrıntılı bir hasta öyküsü ve anormal derecede yüksek sedimantasyon hızı gösteren özel kan testi de dahil olmak üzere kapsamlı bir klinik muayene ile doğrulanabilir. Serum albümini, globulinler ve fibronojen gibi kandaki diğer maddeler de yükselebilir. Etkilenen bireylerden alınan kas dokusu örneklerinin mikroskobik ve laboratuvar incelemesi (biyopsi) genellikle herhangi bir kas anormalliğini ortaya çıkarmaz. Bu bozukluğa sahip bazı kişiler de anemik olabilir. Bu bozukluğu olan kişilerin kanında romatoid faktör mevcut değildir.

Steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar (NSAID’ler), vasküler semptom veya bulguları olmayan (örneğin, dev hücreli arteritin göstergesi olan tekrarlayan baş ağrıları) polimiyalji romatika hastalarını tedavi etmek için kullanılabilir. Etkilenen bazı kişiler, ağrıyı hafifleten ve iltihabı azaltan aspirin tedavisine iyi yanıt verir.

Bu ilaçlar etkili olmazsa, düşük ila orta dozda kortikosteroid ilaçları (örneğin prednizon) reçete edilebilir. Kortikosteroidlerle tedavi edilen etkilenen bireylerin çoğunda birkaç gün içinde hızlı bir iyileşme görülür. Semptomlar düzeldikten sonra dozaj azaltılabilir ve birkaç aydan birkaç yıla kadar bir idame dozu reçete edilebilir. Kortikosteroid ilaçların potansiyel yan etkilerini taramak için periyodik tıbbi değerlendirme önemlidir.

Dev hücreli arteriti düşündüren tekrarlayan baş ağrıları gibi başka semptomları da olan polimiyalji romatika hastalarına genellikle yüksek dozda kortikosteroid ilaçlar (örn. prednizon) verilir. Polimiyalji romatika için diğer tedavi semptomatik ve destekleyicidir.

Paylaşın

Polimiyozit Ve Nekrotizan Miyopati Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

Polimiyozit (PM) ve nekrotizan miyopati (NM), kas biyopsisindeki karakteristik özelliklerle karakterize edilen iki tip inflamatuar miyopatidir. PM’de kas dokusunda daha fazla inflamatuar değişiklik görülürken NM’de kas liflerinde daha fazla nekroz ve dejenerasyon görülür.

Haber Merkezi / Her ikisi de simetrik zayıflığa ve bir dereceye kadar kas kaybına (atrofi) yol açar. Esas olarak etkilenen kaslar arasında kalça, omuzlar, kollar, yutak ve boyun gibi vücudun gövdesine en yakın ve gövde içindeki kaslar yer alır. PM en sık 20 yaş üstü kadınlarda görülür, ancak erkekler de etkilenebilir.

NM tüm yaş gruplarında ortaya çıkabilir ve çok nadiren serum kolesterolünü düşürmek için kullanılan statin ilaçlarının bir komplikasyonu olarak görülür. Kas zayıflığı genellikle günler, haftalar veya aylar içinde ortaya çıkar. Etkilenen bazı kişilerde kas ağrısı, nefes alma sorunları ve yutma güçlüğü görülür.

PM ve NM semptomları yavaş yavaş veya aniden başlayabilir ve sıklıkla görünürde bir neden olmaksızın artıp azalabilir.

Bozukluğun ana semptomu, çoğunlukla kalça ve omuz bölgelerindeki kas zayıflığıdır ve sonuçta hastaların kollarını kaldırmasını, sandalyeden kalkmasını veya merdiven çıkmasını zorlaştırır. Etkilenebilecek diğer kaslar boyun ve boğaz kaslarıdır; bunlar yutma güçlüğüne neden olabilir ve kas zayıflığı nedeniyle seste değişikliklere neden olabilir. Nadiren göğüs kasları etkilenir.

Kas zayıflığı aniden ortaya çıkabilir ve haftalar, aylar içinde ilerleyebilir. Ek olarak kas zayıflığının derecesi de zamanla değişebilir. PM veya NM’de el, ayak ve yüz kasları nadiren tutulur, ancak genel kas ağrısı oluşabilir. Kas atrofisi (topluluk kaybı) ve daha büyük eklemlerin etrafındaki kas kontraktürleri kronik aşamanın sonlarında gelişebilir.

PM ve NM’nin diğer semptomları kilo kaybı ve yorgunluğu içerebilir ve PM veya yukarıda belirtilen örtüşme sendromu olan hastalarda ateş, eklem ağrısı ve en sık parmaklarda hissedilen soğuğa karşı hassasiyet olan Raynaud fenomeni de bulunabilir. Raynaud fenomeni, soğuğa maruz kalma sonucu parmaklardaki kan damarlarının daralması (daralması) nedeniyle oluşur. PM ve örtüşme bozukluklarında “tamircinin elleri” olarak adlandırılan parmak çatlamaları da gelişebilir ve bu cilt sorunu, etkilenen hastaların kanında dolaşan bazı otoantikorlarla ilişkilidir.

PM’de görülen eklem ağrısına (poliartralji denir) şişlik eşlik edebilir ve romatoid artritli hastalarda görülen bulguları taklit edebilir ancak genellikle bu romatizmal şikayetler hafiftir ve glukokortikoidlere (yani prednizon) iyi yanıt verir. Hem PM hem de NM’de gastrointestinal tutulum, yutmayla ilgili kasların iltihaplanıp zayıflaması nedeniyle yutma güçlüğüne yol açabilir ve yemek borusu etkilenerek mide yanmasına neden olabilir, ancak alt GI tutulumu nadirdir. Esas olarak elektrokardiyogramdaki (EKG) düzensizlikler ile tespit edilen kalp tutulumu rapor edilmiştir ancak kalp kasında iltihaplanma ve zayıflama (miyokardit) nadirdir.

İnterstisyel akciğer hastalığı PM ve örtüşen miyozit bozukluklarında görülen ciddi bir komplikasyondur ancak NM’de nadir görülür ve akciğer dokusunda iltihaplanma meydana geldiğinden nefes darlığı ile öksürüğe yol açar. Bu, akciğer dokusunun skarlaşmasına (fibrozis) ilerleyerek akciğerleri sert ve elastik olmayan hale getirebilir. Bazı hastalarda akciğer hastalığı miyozitten önce gelebilir ve klinik tabloya hakim olabilir.

Hem PM hem de NM’deki semptomlar, hastalığı aktif olan kadınlarda hamilelik sırasında kötüleşebilir ve erken doğum veya ölü doğum riskini artırabilir.

Yukarıda belirtildiği gibi PM, Sjogren sendromu veya skleroderma (sistemik skleroz) dahil olmak üzere diğer otoimmün veya romatizmal hastalıklarla örtüşerek ortaya çıkabilir. Ayrıca malignite PM veya NM’nin seyrini ve ortaya çıkışını zorlaştırabilir ancak dermatomiyozitte daha sık görülür. Bu durum 50 yaş üstü kadın ve erkeklerde daha sık görülür.

Juvenil dermatomiyozit (JDM) olan çocuklarda daha sık görülen karın semptomları, koyu renkli dışkı geçişi veya perforasyona ilerleyebilen ve cerrahi müdahale gerektirebilen gastrointestinal ülserasyonlardan kan kusması ile ilişkili olabilir. JDM’de kalsinozis (deride, yumuşak dokuda veya kasta kalsiyum birikintilerinin birikmesi) de daha sık görülür.

PM ve NM’nin kesin nedeni bilinmemektedir. Diğer otoimmün hastalıklar gibi vücudun doğal bağışıklık savunma mekanizmaları da kendi dokusuna saldırır. Belirli ilaçlara maruz kalmanın miyozit gelişme olasılığını arttırdığı gösterilmiştir ve NM’yi indüklediği bilinen yaygın bir ilacın statin ajanları olduğu ve spesifik bir otoantikorun (anti-HMGCR) statinle ilişkili NM ile ilişkili olduğu bulunmuştur.

PM ve örtüşen miyozit bozukluklarında, kas dokusuna otoimmün saldırı, tanımlanamayan kas antijenlerine karşı yönlendirilen T hücresi aracılı yıkıcı bir süreç yoluyla meydana gelebilir, ancak birçok PM ve örtüşen miyozit hastasında miyozite özgü otoantikorların bulunması aynı zamanda B ile ilişkili bozuklukları da destekler. hücreler.

Kozmetik kullanım için kollajen enjeksiyonunun polimiyozit benzeri sendromun başlangıcında rol oynadığı gösterilmiştir. Enjekte edilebilir sığır kollajeni, genellikle kadınlarda kırışıklıkları ve yüzdeki yara izlerini azaltmak için kullanılmıştır. Bu tür hastalarda PM’nin başlangıcının, kollajene karşı otoimmün bir reaksiyondan kaynaklandığı hissedilir.

Kas hastalığının başlangıcından önce fiziksel bulguların olmaması nedeniyle PM tanısı sıklıkla gecikmektedir. Hem aile öyküsü hem de ilaç öyküsü, miyopatinin diğer nedenlerini dışlamada önemlidir. Ayrıca tanıyı koymak için çeşitli testler yapılabilir.

Testler şunları içerebilir: (a) kas dokusundaki karakteristik elektriksel modelleri tespit eden ve polimiyozitli hemen hemen tüm hastalarda anormal olan nöromüsküler hastalıklar uzmanı tarafından yapılan elektromiyografi; (b) kas dokusundaki inflamasyonu ve/veya nekrozu ortaya çıkaran kas biyopsisi; (c) etkilenen kas(lar)ın manyetik rezonans görüntülemesi (MRI), kas dokusu içindeki inflamasyonu ve ödemi gösterir.

Kas hasarının göstergesi olan, başta kreatin kinaz (CK) ve aldolaz olmak üzere kas enzimlerinin yüksek düzeylerini tespit etmek için kan testleri yapılabilir. Daha önce tartışıldığı gibi, birçok PM ve NM hastasında otoimmün bir nedene uygun olarak otoantikorlar tanımlanmıştır.

Polimiyozit çoğu hastada genellikle tedaviye iyi yanıt verir, ancak hastaların yaklaşık %30’unda kalıcı güçsüzlük oluşabilir. Glukokortikoidler (yani steroidler veya prednizon), PM’de başlangıç ​​tedavisi olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. Vücudun bağışıklık sistemini baskılama yetenekleri sayesinde iltihabı kontrol eder, ağrıyı azaltır ve kas gücünü arttırırlar.

Spesifik doz kişiye özeldir; bununla birlikte, prednizonun başlangıç ​​dozu genellikle vücut ağırlığının yaklaşık 1 mg/kg’ı kadar yüksektir (çoğunlukla yaklaşık 60 mg/gün’e eşittir). Daha sonra hastanın yanıtına ve ilgili yan etkilere bağlı olarak azaltılırlar. Tedavinin etkinliğini ölçmek için serum CK ölçümü kullanılır ve bu bozukluğu olan hastaların çoğunda tedaviye başladıktan sonraki 4 ila 8 hafta içinde kas enzimlerinin normal değerlere düştüğü görülür.

Bunu kas gücünde bir iyileşme takip eder. Steroidler azaltıldıkça (veya sıklıkla steroidler başlatıldığında), bağışıklık sistemini de baskılayan diğer ilaçlar eklenebilir, böylece glukokortikoidler azaltılabilir. Bu, steroidlerin neden olduğu yan etkileri (yani osteoporoz, kilo alma, zihinsel durum değişikliği, kan şekeri artışı, katarakt, mide rahatsızlığı vb.) azaltmak için gereklidir.

Yetişkin PM ve NM’li birçok vakada, prednizon veya diğer immünosüpresif ajanlarla uzun süreli idame tedavisi süresiz olarak gerekli olabilir. Glukokortikoidlerle ilgili en büyük endişe, ciddi morbiditeye neden olabilen osteoporozdur. Bu durumda ek kalsiyum ve D vitamini takviyesi faydalı olabilir.

Metotreksat, azatiyoprin, mikofenolat mofetil, takrolimus, siklosporin siklofosfamid ve diğerleri gibi immünsüpresif ilaçlar, tek başına steroidlere yanıt vermeyen hastalar için faydalı olmuştur ve ikinci basamak tedavi olarak veya prednizon ile kombinasyon halinde kullanılabilir. İnterstisyel akciğer hastalığı olan hastalarda siklofosfamid ve takrolimus daha sık kullanılmaktadır.

Acthar, polimiyozit ve dermatomiyozit tedavisi için FDA onaylı sentetik bir adrenokortikotropik hormondur (ACTH), ancak kesin etki mekanizması bilinmemektedir ve bu ajan, melanokortin reseptörleri aracılığıyla etki göstermektedir. Şu anda etkinliği hakkında sınırlı veri bulunmaktadır. İntravenöz immünoglobulin (IVIG), vücudun bağışıklık sistemi tepkisini artıran bir kan ürünüdür.

IVIG genellikle diğer tedavilere yanıt vermeyen hastalarda kullanılır ancak NM’de özellikle etkili olduğu kaydedilmiştir. Biyolojik ajanlar daha hedefe yönelik bir tedavi sağlar ve genellikle çeşitli bağışıklık sistemi aracılarını hedef alan monoklonal antikorlar veya proteinlerdir. Etanersept, adalimumab ve infliximab gibi anti-tümör nekroz faktörü (anti-TNF) ajanları, inflamasyonla ilişkili tümör nekroz faktörü proteinlerini baskıladıkları için polimiyozitte kullanım potansiyeline sahiptir ancak bunların etkinliğini destekleyen veriler sınırlıdır.

Rituksimab, iltihaplanmada rol oynayan B hücrelerini hedef alan başka bir biyolojik monoklonal antikordur. Bu ajan PM, DM ve NM’nin tedavisinde incelenmiştir ve bu hastalara bazı faydalar sağlayabilir; ancak daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Her ne kadar polimiyozitte kullanım için özel olarak onaylanmamış olsa da çeşitli vitaminler ve takviyeler hastalara faydalı olmuştur. Örnekler şunları içerir: koenzim Q10 (CoQ10), kreatin, balık yağı ve diğerleri.

Egzersizin faydalı etkileri giderek daha fazla bildirildiğinden, miyozit aktif olsa bile fizik tedavi ve düzenli egzersiz rutini sıklıkla önerilmektedir. Hastalar ayrıca kontraktürleri önlemek için ısı terapisinden, pasif hareket açıklığı egzersizlerinden ve splintlerden de yararlanır. Yutma kaslarının zayıflaması durumunda konuşma terapisi yararlı olabilir. Ayrıca çiğneme ve yutkunmada sorun yaşanması durumunda kayıtlı bir diyetisyen önerilebilir.

Paylaşın