Arif Sağ Kimdir? Hayatı, Albümleri

25 Şubat 1945 yılında Erzurum’un Aşkale ilçesine bağlı Dallı köyünde dünyaya gelen Arif Sağ, çocukluk yaşlarında Türk halk müziği sanatçısı Nida Tüfekçi’den eğitim aldı.

Arif Sağ, 1960’lı yılların ortasından itibaren yayınladığı 45’liklerle birlikte Türk halk müziğine getirdiği yenilikle geniş kitlelere yayılmasını sağlamıştır. Arif Sağ, 1975 yılında kurulan İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’na eğitim görevlisi olarak girmesiyle birlikte halk müziği ve bağlama üzerindeki akademik çalışmalarına bu dönemde başladı.

1979 yılında Gurbeti Ben mi Yarattım adını verdiği ilk albümünü yayınlayan Arif Sağ, 1982 yılında Şan Tiyatrosu’nda ilk bağlama resitali konserini verdi. 1983-1987 yılları arasında Arif Sağ ile Musa Eroğlu, Muhlis Akarsu ve daha sonra Yavuz Top ile birlikte yayınladıkları Muhabbet adlı albüm serisiyle modern Türk halk müziğinin temellerini attılar.

Arif Sağ, 1980’li yıllarda albümler ve konserlerin yanı sıra birçok sanatçının albümde söz yazarlığı ve bestecilik yaptı. Ayrıca albüm yapımcılığı yaptı ve birçok öğrenci yetiştiren Arif Sağ, televizyon, radyo ve çeşitli yurt dışı konserinde Türk halk müziğini tanıtarak birçok kişiye ilham kaynağı oldu.

1987-1991 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 18. dönemde SHP milletvekili olarak görev yapan Arif Sağ, 1990’lı yıllardan itibaren dünya çapında turneler, resitaller verdi ve birçok sanatçı ile ortak çalışmalarda bulundu. Arif Sağ, kariyeri boyunca 10 albüm, onlarca 45’lik ve yüzlerce beste bırakarak Türk halk müziğinin en önemli ve etkili isimlerinden olmuş ve birçok sanatçıyı etkilemiştir.

Arif Sağ’ın albümleri: Gurbeti Ben mi Yarattım, İnsan Olmaya Geldim, Başına Döndüğüm, Halay, Ben Çaldım… Siz Söyleyin, Duygular Dönüştü Söze, Biz İnsanlar – Kerbela, Direniş, Umut, Dost Yarası.

Paylaşın

Arto Tunçboyacıyan Kimdir? Hayatı, Albümleri

4 Ağustos 1957 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Arto Tunçboyacıyan (Arto Tunç), küçük yaşlardan itibaren müziğe ilgi duydu. Joe Zawinul, Al Di Meola, Paul Winter gibi müzisyenlerle çalışan Arto Tunçboyacıyan, Sezen Aksu ile albüm çalışmaları yaptı.

Bütün vurmalı çalgıları rahatlıkla çalabilen Arto Tunçboyacıyan, ”Sezen Aksu’nun Işık Doğudan Yükselir albümünde de iki bestesiyle yer almış, diğerlerine de katkıda bulunmuştu (“Onu Alma Beni Al” ve “Yeniliğe Doğru”). Arto Tunçboyacıyan, bir uçak kazasında ölen ağabeyi ‘Onno Tunç’ için söyledikleri şarkıları, Ara Dinkjian ile birlikte hazırladığı Onno albümü adıyla 1998 yılı Haziran ayında piyasaya sundu.

Arto Tunçboyacıyan’ın bugüne kadar çıkardığı on albümde Anadolu ve Ermeni müziklerinin büyük etkisi görünür. 2000 yılında Los Angeles’ta Ermeni Müzik Ödülleri’nde Ermeni asıllı Amerikalı müzik grubu System of a Down’un kurucusu ve solisti Serj Tankian ile tanışan Tunçboyacıyan grubun Toxicity adlı albümünde yer alan “Aerials” adlı parçanın Hidden Track bölümüne katkıda bulundu.

Arto Tunçboyacıyan, ayrıca yine Serj Tankian ile beraber 2003 yılında Serart adında bir müzik grubu kurup ardından grupla aynı adı taşıyan bir albüm çıkardı. Yaşar Kurt ile birlikte, Yash-ar adlı müzik grubunu kuran Tunçboyacıyan, 1998’den beri Armenian Navy Band’in de üyesidir.

Paylaşın

Atakan Çelik Kimdir? Hayatı, Albümleri

1942 yılında Van’ın Erciş ilçesinde dünyaya gelen Atakan Çelik, 13 Aralık 2007 yılında Ankara’da hayatını kaybetti. Atakan Çelik, sanat hayatı boyunca 14 plak ve kaset çıkardı.

5 yıl ilkokul öğretmenliği ve müdürlük yapan Atakan Çelik, 1966 yılında TRT’nin açtığı Türk halk müziği yarışmasında başarılı olarak ilerleyen yıllarda TRT Ankara Radyosu’nda çalıştı. Atakan Çelik, 1991 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Şanlıurfa Devlet Türk Halk Müziği Korosu’na geçti ve 2005 yılında emekli oldu.

Atakan Çelik’in derlediği veya tanıttığı THM eserleri: Bal Yeme Bal Yeme Bal Şirin Olur, Boyakçı’nın Gelini, Garanfil Esti Ne’dim, Gidersen Uğur Ola, Gulahsız’da Guyi Var, Karşıdan Yâr Geliyor, Mendil Aldım Bir Deste, Vanlıyam Şanlıyam, Yeri Yeri Han Bağına, Yükledim Göçemedim, Her Seher Her Sabah Gel Geç Buradan, Zilan Deresi Bükülür Gider.

Atakan Çelik’in diskografisi: He Gönül He / Mektup Benden Selam Söyle Sılaya, Karanfil Esti Niden / Başında Yazması Var, Ay Doği Aşmağ İsti / Her Seher Her Sabah Gel Geç Buradan, Beden Eski Beden / Dertli, Gel Beri Yar Gel Beri / Gönüle Mektup, Zilan Deresi / Kar Yağar Bardan Bardan, Bederman (Gam Yükünü Almış Bir Kervan Gider) / Toy Türküsü,

Al İpek Yeşil İpek / Bir Gül İçin, Yoh Gönül Yoh / Dilo Dilo Yaylalar, Dam Üstüne Çul Serer / Gülcan Öldürdün Beni, Mendil Aldım Bir Deste / Bir O Yandan Bir Bu Yandan, Ayto’nun Plağı / Atem Tutam Men Seni, Bilmemki Bu Zalim / Oy Hanım Nanay, Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin / Nenni Nenni, Anlıyam Vanlıyam Şanlıyam / Örene Bak Örene.

Atakan Çelik’in albümleri: Eyvah Oy, Merhaba, Sılaya Mektup.

Paylaşın

Aysun Gültekin Kimdir? Hayatı, Albümleri

1963 yılında Erzurum’un İspir ilçesine bağlı Çamlıkaya beldesinde dünyaya gelen Aysun Gültekin, ilk ve orta öğrenimini dünyaya geldiği Çamlıkaya beldesinde tamamladı.

Lise öğrenimini Ağrı Kız Meslek Lisesi’nde tamamlayan Aysun Gültekin, Ağrı Halk Eğitim Korosundayken katıldığı TRT’nin açmış olduğu radyo sınavlarını kazanarak 1982 yılında TRT Erzurum Radyosu’nda alaylı olarak göreve başladı.

Esat Kabaklı’dan müzik eğitimi alan Gültekin, 1992 yılında TRT İstanbul Radyosu’na tayin oldu. Aysun Gültekin, 2008 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Türk müziği dalında yılın sanatçısı seçildi. Aysun Gültekin, Sakarya Fırat, Pars: Narkoterör, Yabancı Damat, Köprü, Kurtlar Vadisi Irak, Kurtlar Vadisi Pusu dizilerinde türküler seslendirdi.

2008 yılında Anadolu Ninnileri isimli albüm projesinde yer alan Aysun Gültekin, TRT stüdyolarında gerçekleştirdiği bazı türkü kayıtları da Bala Sarhoş adıyla TRT tarafından albüm olarak yayımlandı. Aysun Gültekin, 16 Aralık 2011 tarihinde TRT Harbiye stüdyosunda verdiği konserle TRT’deki görevinden ayrıldı.

Paylaşın

Dünya’ya Benzer Gezegen Keşfedildi: Yaşamı Barındırıyor Olabilir

Bilim insanları, Dünya’ya yakın boyutlarda Dünya’dan 40 ışık yılı uzaktaki Pisces Takımyıldızı’nda bir ötegezegen keşfetti. Ötegezegenin yaşamı barındırıyor olabileceği ifade edildi.

NASA’nın (ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu’nun (TESS) verileriyle tespit edilen Gliese 12 b adlı gezegenin yarıçapı Dünya ve Venüs’e çok yakın. İki ayrı araştırma ekibi bulgularını dün hakemli dergiler Monthly Notices of the Royal Astronomical Society ve The Astrophysical Journal Letters’ta yayımladı.

Gliese 12 b’nin yörüngesinde döndüğü yıldızı, Dünya’dan 40 ışık yılı uzaktaki Pisces Takımyıldızı’nda yer alıyor. Kırmızı cüce olan Gliese 12 adlı yıldız, Güneş’ten çok daha küçük ve soğuk.

Yıldızına çok yakın olan ötegezegen, bir dönüşünü yaklaşık 12,8 günde tamamlıyor. Güneş gibi bir yıldızın olduğu sistemde bu yakınlık gezegendeki yaşamı imkansız kılardı. Fakat Gliese 12 b, kırmızı cüce yıldızından Dünya’nın Güneş’ten aldığının sadece 1,6 katı kadar radyasyon alıyor.

Yeni keşfedilen gökcismi bu sayede yaşanabilir bölgede yer alsa da bu, yaşanabilir olduğunun kanıtı değil. Yaşanabilir bölge bir gezegenin yıldızına, sıvı halde su barındırmasına olanak tanıyacak bir mesafede yer almasını ifade ediyor: Suyu donduracak kadar uzak veya buharlaştıracak kadar yakın olmamalı.

Öte yandan Güneş Sistemi’nde Dünya gibi yaşanabilir bölgede bulunan Venüs, yaşamı destekleyecek koşullara sahip değil. Araştırmacılar Gliese 12 b üzerine yapılacak incelemelerin bunun nedeninin anlaşılmasına da katkı sağlayabileceğini umuyor.

Venüs’ün yüzey sıcaklığı 464 dereceyi bulurken, Dünya’da bu ortalama 15 derece. Gökbilimciler Gliese 12 b’nin yüzey sıcaklığınınsa 42 derece olduğunu tahmin ediyor.

Bu ötegezegenin yaşamı barındıracak koşullara sahip olması için atmosferinin de olması gerekiyor. Bunun belirlenmesi için daha fazla gözleme ihtiyaç duyulurken, Monthly Notices of the Royal Astronomical Society’de yayımlanan çalışmanın ortak yürütücüsü Shishir Dholakia şöyle diyor:

Gliese-12b, soğuk yıldızların yörüngesinde dönen Dünya büyüklüğündeki gezegenlerin atmosferlerini koruyup koruyamadığını inceleme açısından en iyi hedeflerden birini sunuyor. Bu, galaksimizdeki gezegenlerdeki yaşanabilirliğe dair anlayışımızı geliştirmede çok önemli bir adım.

Yaşam koşullarının sağlanması için gezegenin atmosferinin çok kalın olmaması gerekiyor. Araştırmacılar bunun tespiti için NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu’ndan yararlanmayı planlıyor fakat halihazırda ellerindeki veriler, ince bir atmosfere işaret ediyor.

Dholakia’nın ekip arkadaşı Vincent Van Eylen, ötegezegenin ya hiç atmosferi olmadığını ya da Dünya gibi bir atmosferi olduğunu düşünüyor. Van Eylen “Bazı gezegenlerin tüm gezegeni kaplayan çok kalın bir hidrojen atmosferine sahip olduğunu biliyoruz. Bu çok kalın gaz tabakası aslında yaşanabilirlik açısından kötü haber” diyerek şöyle ekliyor:

Genellikle bu gezegenler Dünya’nın iki ya da üç katı büyüklüğünde. Gliese 12 b, Dünya boyutunda, bu yüzden muhtemelen çok kalın bir atmosferi yok.

Bilim insanları Gliese 12 b’nin yaşama ev sahipliği yapma ihtimaline temkinli yaklaşıyor. Öte yandan bu alandaki araştırmalar açısından önemli olduğunun altını da çiziyorlar. Dholakia’yla beraber araştırmayı yürüten Larissa Palethorpe şöyle açıklıyor:

Araştırma sonuçları ne olursa olsun; Dünya yaşanabilir kalırken, Venüs’te bu olmadı ve Gliese-12b ikisinin arasında bir yerde. Dolayısıyla gezegenlerde yaşanabilirliğin nasıl işlediğini araştırma açısından Gliese-12b, çok iyi bir başlangıç noktası!

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Mehmet Şimşek’ten ‘Kur Hedefimiz Yok’ Mesajı

Türkiye’nin ekonomik göstergelerine ilişkin açıklamalarda bulunan Mehmet Şimşek, “Açık veya örtülü bir kur hedefimiz bulunmamaktadır. Ülke tecrübeleri, başarılı dezenflasyon programlarında kurun reel olarak değerlendiğini gösteriyor” dedi.

Haber Merkezi / Açıklamasının devamında, kural bazlı ve öngörülebilir politikaların başarıya ulaştıkça güvenin daha da arttığını, portföy tercihlerinin TL’ye yöneldiğini ve ülkeye kaynak girişinin hızlandığını söyleyen Şimşek, TL varlıklara yabancı ilgisi artarken, bankalar ve reel sektörün yurt dışından uzun vadeli ve daha uygun koşullu kaynak sağladığının altını çizdi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından, Türkiye’nin ekonomik göstergelerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Şimşek, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Programımızın ana hedefi dezenflasyondur. Açık veya örtülü bir kur hedefimiz bulunmamaktadır. Ülke tecrübeleri, başarılı dezenflasyon programlarında kurun reel olarak değerlendiğini gösteriyor. Kural bazlı ve öngörülebilir politikalarımız başarıya ulaştıkça güven daha da artıyor, portföy tercihleri TL’ye yöneliyor ve ülkemize kaynak girişi hızlanıyor.

TL varlıklara yabancı ilgisi artarken, bankalarımız ve reel sektörümüz yurtdışından uzun vadeli ve daha uygun koşullu kaynak sağlıyor. Çok taraflı bankalardan dış finansman imkânlarımız da artıyor. Bu kaynaklar sadece kısa vadeli finansal yatırıma değil üretim ve ihracata da yöneliyor.

Programımızın olumlu sonuçları görülmeye devam ettikçe uluslararası sermaye girişinin vadesi daha da uzayacaktır. Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişilerin portföy tercihleri ve artan dış kaynak girişi rezervlerimizin güçlenmesine önemli katkı sağlıyor. Program hedeflerimiz doğrultusunda makro finansal istikrarı koruyacak ve güçlendirecek adımları atmaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

“Ekonominin Çarkları Durabilir” Uyarısı

Merkez Bankası’nın çok sıkışmış durumda olduğunu belirten Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, “31 Mart seçimleri öncesi döviz kurunun sıçrayacağı beklentisiyle ciddi bir döviz talebi oldu. Bunun önünü kesmek için politika faizi yüzde 50’ye çekildi. Bu çok yüksek bir oran. İleriki aylarda ekonominin tüm çarklarını durdurma riski var” uyarısında bulundu.

Faiz oranının uzun süredir beklenen sıcak parayı da hızlı bir biçimde öngörülenden fazla cezbettiğini kaydeden Kozanoğlu, Merkez Bankası’nın kurun ani düşüşünü önlemek amacıyla döviz alımlarına hız verdiğine dikkati çekerek “Böylelikle piyasa likiditeye boğuldu, parasal sıkılaştırma tavsadı” dedi. Kozanoğlu, en önemli sorunun TCMB’nin enflasyon tahminiyle piyasa, özellikle bireyler arasındaki beklenti farkının olduğuna vurgu yaptı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yüksek faiz ile devam etmeye karar verdi. Politika faizi beklentiler doğrultusunda yüzde 50 seviyesinde sabit bırakıldı. Para Politikası Kurulu’nda (PPK) Türk Lirası likidite fazlasının gündem olması bekleniyordu. TCMB’den yapılan açıklamada, oluşan likidite fazlasıyla ilgili ilave tedbirler alınacağı mesajı verildi. TCMB’nin açıklamasında yurt içi ve yurt dışı yerleşiklerin Türk Lirası finansal varlıklara talebiyle oluşan likidite fazlasının ilave tedbirlerle sterilize edileceği belirtildi.

Tüketim malı ithalatının nisan ayında artmasının cari açık üzerindeki olumsuz etkisine değinilen karar metninde, “Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Karar metninde ayrıca, bankaların yabancı para cinsinden mevduat ve kredi gibi yükümlülüklerine karşılık Türk lirası cinsinden menkul kıymet bulundurma zorunluluğu uygulamasının sonlandırıldığı açıklandı.

PPK kararının ardından KKM’den çıkışı hızlandıracak ve döviz kredilerindeki artışı sınırlandıracak adımlar geldi. TL mevduat ve KKM hesaplarına uygulanan zorunlu karşılık oranları artırıldı. Yabancı para cinsinden kredilere aylık yüzde 2 büyüme sınırı getirildi, sınırı aşan kredi tutarı kadar Türk Lirası cinsinden zorunlu karşılığın bir yıl boyunca bloke olarak tesis edilmesine karar verildi.

Birgün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre; Merkez Bankası’nın çok sıkışmış durumda olduğunu belirten Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, “31 Mart seçimleri öncesi döviz kurunun sıçrayacağı beklentisiyle ciddi bir döviz talebi oldu. Bunun önünü kesmek için politika faizi yüzde 50’ye çekildi. Bu çok yüksek bir oran. İleriki aylarda ekonominin tüm çarklarını durdurma riski var” uyarısında bulundu.

Faiz oranının uzun süredir beklenen sıcak parayı da hızlı bir biçimde öngörülenden fazla cezbettiğini kaydeden Kozanoğlu, Merkez Bankası’nın kurun ani düşüşünü önlemek amacıyla döviz alımlarına hız verdiğine dikkati çekerek “Böylelikle piyasa likiditeye boğuldu, parasal sıkılaştırma tavsadı” dedi.

Kozanoğlu, en önemli sorunun TCMB’nin enflasyon tahminiyle piyasa, özellikle bireyler arasındaki beklenti farkının olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi: “Mayıs enflasyonu yüzde 4 gelirse son 12 ayın enflasyonu yüzde 75,2’ye yükselecek. Yılın ilk 5 ayının enflasyonu da yüzde 23,4 olacak.

Yıl sonu yüzde 38 enflasyon tahmininin tutması için yüzde 11,8’lik bir pay kalacak. 2025 yüzde 14 enflasyon hedefiyle birleştirince Merkez Bankası, gelecek 12 ay için yüzde 20 civarı bir enflasyon bekliyor olacak. Bu durumda yüzde 50 politika faizi aşırı yüksek. Aritmetik olarak yüzde 30, tam indirgeyince yüzde 25’lik aşırı bir reel faize denk geliyor. Buna karşın geriye doğru yüzde 75 enflasyon oranında insanları yüzde 20 enflasyona inandırmak olanaksız.”

“Eğer faiz indirimi başlarsa erken gevşeme nedeniyle para çıkışı başlayabilir, programın inandırıcılığı iç kamuoyunda da zedelenir” ifadelerini kullanan Kozanoğlu, “Eğer bu yüksek düzey devam etse hem bireysel, hem ticari kredilerde faiz çok daha yüksek olduğu için ödeme güçlükleri baş gösterir, talep öngörülenden hızlı soğur” diye konuştu.

TCMB’nin önümüzdeki aylarda bu ikilemi yaşayacağını belirten Kozanoğlu, “Çok bocalayacak. Sermaye çevrelerinden de, özellikle Anadolu sermayesinden yüksek faize tepkiler yükselecek. Şimdi pusuya yatmış vaziyetteler; Temmuz asgari ücreti artırmama, emeklilerin ağzına bir parmak bal çalma operasyonu bitince, emek kesimine yönelik arzuları yerine gelince ses çıkarmaya başlayacaklar. Toplumsal muhalefetin de bu senaryoları iyi okuyup, mücadele stratejisini ona göre belirlemesi gerekiyor” dedi.

Paylaşın

Putin, Ukrayna Savaşını ‘Dondurmaya’ Hazır

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters’a konuşan bir kaynak, Putin ne kadar sürerse sürsün savaşabilir, ancak Putin aynı zamanda savaşı dondurmak için ateşkese de hazır” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky, Putin’in şartlarıyla barışın sağlanamayacağını söylemişti. Rusya’nın 2014’te ilhak ettiği Kırım da dahil olmak üzere kaybedilen toprakları geri alma sözü vermişti.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky, 2022 yılında Putin’le herhangi bir görüşmenin resmen “imkansız” olduğunu ilan eden bir kararname imzalamıştı.

Reuters haber ajansı dört Rus kaynağa dayandırarak, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in “Ukrayna’daki savaşı, mevcut savaş hatlarını tanıyan müzakere edilmiş bir ateşkesle durdurmaya hazır olduğunu” söylediğini bildirdi.

Putin’in, Kiev ve Batı’nın buna onay vermemesi halinde ise ülkesinin savaşmaya devam edeceğini söylediği de aktarıldı.

Rus liderin çevresindeki tartışmalara aşina olan kaynaklardan üçü, müzakereleri engelleme girişimleri ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin görüşmeleri reddetme kararı konusunda Putin’in hayal kırıklığı yaşadığını da dile getirdiğini söyledi.

Putin’le birlikte çalışmış ve Kremlin’deki üst düzey görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan üst düzey bir Rus kaynak, “Putin gerektiği kadar savaşabilir ama savaşı dondurmak için ateşkese de hazır” dedi.

Reuters haber için Putin’le çalışan ya da daha önce çalışmış, siyaset ve iş dünyasında üst düzey görevlerde bulunan toplam beş kişiyle görüştü. Beşinci kaynak savaşın mevcut cephelerde dondurulması konusunda ise yorum yapmadı.

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, yorum talebine cevaben, Putin’in Rusya’nın hedeflerine ulaşmak için diyaloğa açık olduğunu defalarca açıkladığını ve ülkenin “ebedi bir savaş” istemediğini söylediğini belirtti. Ukrayna dışişleri ve savunma bakanlıkları ise sorulara yanıt vermedi.

Reuters’a konuşan kaynaklar, altı yıllık görev süresine yeni başlayan Putin’in bu dönemi savaşı geride bırakmak için tercih edebileceğini ve şimdiye kadar elde edinilen kazanımların Putin’in “Rus halkına zafer satmak için yeterli olduğu” görüşünü paylaştı.

İsviçre’de gelecek ay Ukrayna’nın inisiyatifiyle uluslararası bir toplantı yapılacak. Rusya’nın davetli olmadığı toplantıda, savaşın nasıl sona erebileceğinin masaya yatırılması bekleniyor, ancak Moskova bu toplantının Rusya’nın katılımı olmadan bir anlamı olmadığını söylüyor.

Bu arada, Rusya Cumhurbaşkanı Putin Belarus’ta temaslarda bulunuyor. Putin dün, Belaruslu mevkidaşı Aleksander Lukaşenko ile biraraya geldi.

Seyahatinden önce Moskova’daki kabine toplantısında Belarus’la işbirliği konularını ele alan Putin, “Bugün ve yarın, büyük önem verdiğimiz güvenlik konuları da dahil olmak üzere tüm konuları tartışacağız. Konuşacak çok şey var” demişti.

Belarus, Ukrayna savaşında Rusya’ya lojistik destek sağladı. Rus kuvvetleri, Şubat 2022’de Kiev’e yönelik ilk saldırıları sırasında Belarus topraklarından Ukrayna’ya girmişti. 1994’ten beri iktidarda olan Lukaşenko, Putin’in uzun süredir müttefiki.

Paylaşın

Aziz Yıldırım’dan Ali Koç’a Dikkat Çeken Soru: Neden Adaysın?

Katıldığı bir etkinlikte Ali Koç’a yönelik dikkat çeken ifadeler kullanan Aziz Yıldırım, “‘Şampiyonluk sözü vermiyorum’ diyor, ‘Ben varken şampiyon yapmayacaklar’ diyor. Neden adaysın o zaman?” diye sordu.

Aziz Yıldırım, “Fenerbahçe en büyüktür. Bunun herkesin farkında olması lazım. Çocuklarımız artık mutlu olmalı, okullarına rahat rahat gitmeli. Biz Fenerbahçe’yi şampiyon yapmaya geliyoruz” ifadelerini kullandı.

Aziz Yıldırım, Silivri ve Çevre Dernekler Buluşması’nda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. 30-31 Mayıs tarihinde düzenlenecek olağan seçimli genel kurul hakkında konuşan Aziz Yıldırım, başkan adayı Ali Koç hakkında dikkat çekici ifadeler kullandı.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Aziz Yıldırım’ın açıklamaları şu şekilde: “Gelince ilk iş olarak Bahçeşehir Basketbol’un sözleşmesini feshedeceğim. Onların eski tweetlerini gördüm. Fenerbahçe’nin sahasında Fenerbahçe’den başka kimse oynayamaz…

Borcu sayıyorlar ama gelirleri bana yazmıyorlar. Stadı 100 milyon dolara yaptık, Yılda 40 milyon dolar geliyor. Borcu yazıyorsun, onu da bana yaz… ‘Şampiyonluk sözü vermiyorum’ diyor, ‘Ben varken şampiyon yapmayacaklar’ diyor. Neden adaysın o zaman? Ben şampiyonluk sözü veriyorum.

İzmir çetesi var. Çeteyi biliyorsun; sen Fenerbahçe başkanısın, kökünü kurut. Ben varken Özgür Yankaya gelemez dedim, 5 yıl gelemedi. Ben gittim, hemen bizim maça verdiler… Yönetimin yaptıkları iyi şeyler için teşekkürler. Fenerbahçeliler olarak mutlu oluyoruz.

Fenerbahçe en büyüktür. Bunun herkesin farkında olması lazım. Çocuklarımız artık mutlu olmalı, okullarına rahat rahat gitmeli. Biz Fenerbahçe’yi şampiyon yapmaya geliyoruz.”

Aziz Yıldırım’ın listesi

Öte yandan Aziz Yıldırım’ın yönetim kurulu listesi belli oldu. Yıldırım’ın Yönetim Kurulu asil listesinde şu isimler yer alıyor:

“Mithat Yenigün, Mahmut Nedim Uslu, Cengiz Erdem, Nihat Özbağı, İlhan Yüksel Ekşioğlu, Mehmet İman, Ahmet Önder Fırat, Fatih Öztürk, Murat Salar, Mehmet Selim Kosif, Batuhan Özdemir, Ömer Onan, Hande Tibuk, Ahmet Özokur, Emin Selim Akgül, Mustafa Aydın Acun, Emrah Tünay, Mehmet Engin Özturan, Kemal Fatih Aslan, Berkay Erdim, Tuna Akın.”

Paylaşın

AK Parti’de Yerel Seçimin Faturası Kesilmeye Başlandı

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de seçim yenilgisinin faturasını kesilmeye başlandı. Partideki değişim il örgütlerinden başlayarak, kongrede MKYK ve genel merkez yönetimiyle son bulacak.

Gazete Pencere’den Nuray Babacan‘ın bugünkü yazısında aktardığı kulis bilgilerine göre, Son iki aydan beri partide ve sarayda yapılan toplantıların ardından düğmeye basıldı. Sonbaharda yapılacak kongreye kadar taşlar epey döşenecek. İllerinde başarısız olan örgütler tasfiye edilecek.

Yeni delegeler, yeni isimlerle belirlenecek. Önümüzdeki günlerden itibaren büyük illerinde içinde olduğu seri istifaları beklemeye başlayabiliriz. Kimse istifaların il başkanlarının kişisel tercihi olduğunu düşünmesin, genel merkezden gelen talimatı yerine getiriyorlar.

Erdoğan’ın son haftalarda yaptığı seri toplantılardaki sözleri anlamlıydı. Cumhurbaşkanı, yerel seçimi sonuçlarından herkesin sorumluğu olduğunu dile getirerek, hem genel merkez yönetimini hem de parti örgütünü sonuçlardan sorumlu tutmuştu. Erdoğan’ın “Seçim sonuçlarına ilişkin kapsamlı bir analiz ve istişare yapmadan, tabloyu tam göremeyiz. Bu teşhisi doğru koyup tedaviyi iyi yapmamız lazım” sözlerinden sonra operasyon başladı.

Gelelim, sonuncusu geçtiğimiz günlerde yapılan milletvekili nabız toplantılarına. Seçim sonuçları çok can yakmış olmalı ki,; son 5-6 yıldan beri parti içerisinde bu kadar açık sözlü eleştirilerin yapıldığını görmedik. Tabii bu toplantıların Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılmadığını söyleyelim. Milletvekilleri son derece rahat bir şekilde grup yönetimine veya genel merkez yönetimine dertlerini anlatıyorlar. Neler yok ki…

Son toplantıya daha önceki toplantılara katılamayan milletvekilleri çağrıldı. Seçimin kaybedilme nedenleri arasında, çakarlı makam araçlarından, uzun siyasetçi konvoylarına, şatafatlı siyasetçi görüntülerinden, çoklu maaşlara kadar sayılmayan kalmadı. Kötü ekonomi, kötü adaylar ve çalışmayan örgüt gibi sorunlar sıralandıysa da parti içinde özellikle savurganlık, israf ve kötü görüntüler üzerine yapılan eleştiriler ilk kez bu kadar fazlaydı.

Kürtler – Aleviler nerede?

Yapılan değerlendirmeler arasında bazıları, partinin ana felsefesinden uzaklaşmasının bugünkü seçim sonuçlarını getirdiğini aktarması ilginçti. “Nerede Kürtler, Nerede Aleviler?” diye soran siyasiler oldu. Bu ilginç değerlendirmenin bir kısmını burada aktarıyorum;

“Bizim bir hikayemiz yok artık. Bu hikaye aslında 2019 seçimleri ile bitmişti. Yenisini de yazamadık. AK Parti’nin kuruluş felsefesindeki en önemli unsur, yenilikçi ve reformcu bir parti olmasıydı. AK Parti bu ülkenin çimentosuydu. Nerede bu çimento? Aleviler nerede, Kürtler nerede? Türkiye’de şu anda hukuk sistemine güven yok. Bu nedenle ekonomiye de güven yok. Eğer bu iki unsurda güven tesis edilirse, AK Parti’nin yeni hikayesinin başlangıcı olur. AK Parti’nin oy oranlarına en az 10 puan katkısı olur…”

Aklı başında değerlendirme yapanların görüşleri ne kadar ciddiye alınacak bilinmez. Aynı toplantıda temmuz ayında emeklilere enflasyonun üzerinde zam yapılması gerektiğini söyleyenler de oldu. Ancak pek destek bulmadı. “Hangi kaynakla bunu yapacaksınız? Durum ortada. Emeklilikle ilgili en yanlış adım EYT oldu. Onun getirdiği fatura ödeniyor şu anda. Bu tip öneriler ülkenin hayrına olmaz” itirazları yükseldi.

Kapalı kapılar ardından yapılan bu ‘günah çıkarmaların’ ne kadarı parti politikalarına yansıyacak bilinmiyor. “Zihniyet değişmediği sürece farklı olmaz” diyenler, buna örnek olarak genel seçimden sonra açıklanan kabineyi gösteriyorlar. Kabinede iki bakan hariç geniş bir değişiklik yapılmasına rağmen pek bir şeyin değişmediğini kendi arkadaşları anlatıyor…

Paylaşın