Kılıçdaroğlu’ndan ‘SPK’ya Sert Sözler: Burnunuzdan fitil fitil getireceğim

Partisinin İzmir’de düzenlediği bir etkinlikte konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) sert sözlerle yüklenerek, “Bakınız Türkiye tarihinin en büyük borsa manipülasyonlarına şahit oluyoruz hep beraber. Küçük yatırımcı soyuldu, soyuluyor. Bir SPK yetkilisi, ‘Sistematik risk yok’ diyor. SPK yalan söyler mi? Söylüyor. Bakın uyardım, daha önce uyardım. İzliyorum, notumu alıyorum derken blöf yapmadığımı ifade ediyorum.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Küçük yatırımcıyı soyanları isim, isim biliyorum. Hepsini bir kez daha uyarıyorum. Bu çaldığınız kütük, küçük yatırımcıların paralarıdır. Bu paraları burnunuzdan fitil, fitil getireceğim. SPK aklını başına alsın.”

Dün faiz indirimi kararı alan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCBM) eleştirilerini de dile getiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu “Bir garabete imza attılar. Attıkları imzayı sürdürüyorlar. Merkez Bankası’nın bankalara verdikleri paranın faizini 13’den 12’ye indirdiler. Gidin bir bankaya, kredi çekmek istiyorum deyin. Bakın bakalım size yüzde 12 faizle veriyorlar mı? Vermeyecekler. Yüzde 12 ile faiz alan bankalar ne yapıyorlar? Bankaların karı yüzde 500’ün üzerinde artış gösterdi.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Var olan iktidar faiz ayaklarına yatıp, dini kullanarak bir avuç azınlığa milyarlarca lirayı aktarıyor. Biz Allah nasip eder iktidar olduğumuzda herkes görecek demokrasinin, saydam devletin, dürüst çalışmanın, liyakatin ve adaletin ne olduğunu göstereceğiz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir’de gerçekleşen CHP TBMM Grubu tarafından düzenlenen 27. Dönem 5. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışına katıldı. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle;

“Merkez Bankasının görevini yerine getirmediğini farkındayız. Hayat pahalılığını biliyoruz. ‘128 milyar dolar nerede’ diye afişler asmıştık ve geniş kitlelerin dikkatini çekmeye çalışmıştık. Yılbaşından bu yana 75 milyar dolar buharlaştı. Artık sormamız gereken soru 203 milyar dolar nerede ve kimlere verildi?

‘Biz faize karşıyız’ diyorlar. Faize karşı olmadıklarını tam tersine bu süreçte cumhuriyet tarihinde görülen bir olağanüstü olumsuz olaya imza attıklarının farkında olmamız lazım. Alt gelir gruplarından üst gelir gruplarına kaynak aktarıyorlar. Gerçeği herkese anlatmak zorundayız.

Bir garabete imza attılar. Attıkları imzayı sürdürüyorlar. Merkez Bankası’nın bankalara verdikleri paranın faizini 13’den 12’ye indirdiler. Gidin bir bankaya, kredi çekmek istiyorum deyin. Bakın bakalım size yüzde 12 faizle veriyorlar mı? Vermeyecekler. Yüzde 12 ile faiz alan bankalar ne yapıyorlar? Bankaların karı yüzde 500’ün üzerinde artış gösterdi. Var olan iktidar faiz ayaklarına yatıp, dini kullanarak bir avuç azınlığa milyarlarca lirayı aktarıyor. Biz Allah nasip eder iktidar olduğumuzda herkes görecek demokrasinin, saydam devletin, dürüst çalışmanın, liyakatin ve adaletin ne olduğunu göstereceğiz.

Bu ülkeyi seven insanların, gerçek vatanseverlerin umutları ve duaları her yerde bizimle birlikte yürüyor buna inanın. Ve yine buna inanın bu mücadelede halk düşmanlarını birlikte yeneceğiz ve özgürlük, doğruluk, adalete susamış halkımıza kurtuluşu beraber getireceğiz. Şunu da artık bilmek zorundayım, siz gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor, bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Artık karar verin. Bu halk düşmanlarını beraber yenecek miyiz, yenmeyecek miyiz?

Son bir konu, son bir uyarı yapacağım. Bakınız Türkiye tarihinin en büyük borsa manipülasyonlarına şahit oluyoruz hep beraber. Küçük yatırımcı soyuldu, soyuluyor. Bir SPK yetkilisi, ‘Sistematik risk yok’ diyor. SPK yalan söyler mi? Söylüyor. Bakın uyardım, daha önce uyardım. İzliyorum, notumu alıyorum derken blöf yapmadığımı ifade ediyorum. Küçük yatırımcıyı soyanları isim, isim biliyorum. Hepsini bir kez daha uyarıyorum. Bu çaldığınız kütük, küçük yatırımcıların paralarıdır. Bu paraları burnunuzdan fitil, fitil getireceğim. SPK aklını başına alsın.”

Paylaşın

Merkez Bankası Faizi Yüzde 12’ye Çekti

Merkez Bankası, politika faizini yüzde 13’ten yüzde 12’ye indirildiğini bildirdi. Karara ilişkin yapılan açıklamada, “Temmuz başından bu yana öncü göstergeler zayıflayan dış talebin etkisiyle büyümede bir yavaşlamaya işaret etmektedir” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) faiz kararını açıkladı. Merkez Bankası politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 13’ten 12’ye çekti.

Merkez Bankası geçen ay politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 13’e düşürmüştü. TCMB böylece 2022 yılında yüzde 14 seviyesinde tuttuğu politika faizini ikinci kez değiştirdi.

Kurul tarafından yapılan açıklamada büyüme vurgusu ve istihdam kazanımları şu ifadelerle paylaşıldı: “2022’nin ilk yarısında güçlü bir büyüme gözlemlenmiştir. Temmuz başından bu yana öncü göstergeler zayıflayan dış talebin etkisiyle büyümede bir yavaşlamaya işaret etmektedir.

İstihdam kazanımları benzer ekonomilere göre daha olumlu seyretmektedir. Özellikle istihdam artışına katkı veren sektörler dikkate alındığında büyüme dinamiklerinin yapısal kazanımlarla desteklenmekte olduğu görülmektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı artarken, turizmin cari işlemler dengesine beklentileri aşan güçlü katkısı devam etmektedir…

Ayrıca, son dönemde belirgin şekilde açılan politika-kredi faizi makasının ilan edilen makroihtiyati tedbirlerin katkısı ile geldiği denge yakından takip edilmektedir. Kurul, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını güçlendirmeye devam edecektir.

Bununla birlikte, üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergeler azalan dış talebin etkisiyle iktisadi faaliyette ivme kaybının devam ettiğine işaret etmektedir. Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz etmektedir.

Bu çerçevede Kurul, politika faizinin 100 baz puan düşürülmesine karar vermiş, mevcut görünüm altında güncellenen politika faiz düzeyinin yeterli olduğunu değerlendirmiştir.

Fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir. Değerlendirme süreçleri tamamlanan kredi, teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir. “

TCMB’nin kararı öncesinde dolar/TL kuru Aralık 2021’deki tarihi zirvesini geçti ve gün içinde 18,40 seviyesini aştı.

Reuters anketine katılanların çoğu, TCMB’nin faizleri sabit tutmasını bekliyordu. Ankete katılan 14 ekonomistin 11’i TCMB’nin faizleri değiştirmeyeceğini öngörüyor, biri 50 baz puan; ikisi 100 baz puan indirime gideceğini tahmin ediyordu.

Reuters’ın aktardığına göre Londra merkezli bağımsız ekonomik araştırma şirketi Capital Economics’ten kıdemli ekonomist Liam Peach, TCMB’nin bu ay büyümenin önünü açmak gerekçesiyle faizleri indirebileceğini söylüyor ve Temmuz ayında endüstriyel üretimin aylık bazda düştüğünü hatırlatıyor.

Bloomberg HT Araştırma Birimi tarafından gerçekleştirilen ankete katılan17 kurumun ortalama beklentisiyse faizin 50 baz puanla yüzde 12,50 seviyesine indirileceği yönündeydi.

Buna göre 9 kurum faizlerde indirime gidilmesini beklerken, bunların 8’i 100 baz, biri ise 50 baz puanlık faiz indirimi beklentisi açıklamıştı.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tüketici Güveni Yüzde 0,3 Arttı

Tüketici güven endeksi, eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 0,3 oranında arttı. Ağustos ayında 72,2 olan endeks, eylül ayında 72,4 oldu. Endeks, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Haber Merkezi / TÜİK, Tüketici Güven Endeksi’nin eylül ayında yüzde 0,3 oranında artarak 72,4 olarak kaydedildiğini açıkladı. TÜİK’ten yapılan açıklama şöyle:

“Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, Eylül ayında bir önceki aya göre %0,3 oranında arttı; Ağustos ayında 72,2 olan endeks, Eylül ayında 72,4 oldu.”

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir.

İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Net UYP’de 217 Milyar Dolarlık Açık

Merkez Bankası verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net uluslararası yatırım pozisyonu temmuz ayında eksi 217,3 milyar dolar oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Temmuz 2022 dönemine ilişkin net uluslararası yatırım pozisyonu (UYP) verilerini açıkladı.

Temmuz sonu itibarıyla, UYP verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2021 yıl sonuna göre yüzde 0,3 oranında azalışla 287,3 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 7,3 oranında azalışla 504,6 milyar dolar oldu.

Böylece, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net UYP, 2021 yıl sonunda eksi 256 milyar dolar iken 2022 Temmuz sonunda eksi 217,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2021 yıl sonuna göre yüzde 8,9 oranında azalışla 101,3 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi yüzde 4,9 oranında artışla 127,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları yüzde 3,6 oranında artışla 53,4 milyar dolar oldu.

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2021 yıl sonuna göre yüzde 22,9 oranında azalışla 109,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Paylaşın

Dış Ticaret Açığı Rekora Koşuyor!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) son dönemde politika faizini düşürmeye devam ederken, Türk Lirası’nın değer kaybı sürüyor. Türkiye’nin ihracatı artmasına rağmen dış ticaret açığı rekora koşuyor. Çünkü Türkiye’nin ithalatı rekor seviyede artış gösteriyor. Bu yılın Ocak-Temmuz döneminde dış ticaret açığı son 10 yıldaki en yüksek seviyeyi gördü.

Türkiye’nin ihracatı Ocak-Temmuz döneminde 144 milyar Amerikan Doları’nı aşarak son 10 yıldaki en yüksek seviyeye yükseldi. Aynı dönemde ithalat ise 206 milyar doları geçti. Böylece Türkiye’nin dış ticaret açığı yılın ilk yedi ayında 62 milyar 177 milyon dolara yükseldi. Dış ticaret açığı 2021 yılının aynı döneminde 25 milyar 510 milyon dolar idi. Peki, Türkiye’nin dış ticaret açığı yıllar içinde nasıl değişti? AK Parti döneminde dış ticaret açığı ne oldu?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre “yeni ekonomi modeli”ne geçtikten sonra Türkiye’nin dış ticaret açığı hızla artıyor. Ocak-Temmuz döneminde dış ticaret açığı yüzde 144 artarak 25 milyar 510 milyon dolardan, 62 milyar 177 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise 2021 Ocak-Temmuz döneminde yüzde 83 iken, 2022 yılının aynı döneminde yüzde 70’e geriledi. Genel Ticaret Sistemi verilerinin tutulduğu 2013 yılından bu yana son 10 senede dış ticaret açığının en yüksek olduğu yıl 2022 oldu.

Ocak-Temmuz dönemlerinde dış ticaret açığı 2013 yılında 60,5 milyar dolar iken 2016’da 31,9 milyar dolar; 2019’da ise 17,1 milyar dolar idi. Pandemi öncesi dönem ile kıyas edildiğinde açık katlanarak artmış durumda.

Yılın tamamına bakıldığında ise 2013’teki dış ticaret açığı 99,3 milyar dolar olmuştu. 2021 yılının tamamındaki açık 46,2 milyar dolar idi. Bu yılın ilk yedi ayında açığın 62 milyar doları aşması sene sonunda en yüksek seviyenin görülebileceği yorumlarını beraberinde getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ısrarla faizin düşmesi gerektiğini savunuyor. Ancak Erdoğan’ın 30 Kasım 2021’de ilan ettiği yeni ekonomi modelinden sonra Türk lirası Amerikan doları karşısında eridi. TCMB verilerine göre Kasım 2021’de 1 dolar 10,5 TL iken Eylül 2022’de 18 lirayı aşmış durumda.

Yeni ekonomi modeli: Faizler düştü

TCMB 24 Eylül 2021’de politika faizini yüzde 19’dan yüzde 18’e düşürerek yeni bir dönemin yolunu açmıştı. Merkez Bankası 22 Ekim 2021’de politika faizini yüzde 16’ya, 19 Kasım 2021’de yüzde 15’e ve 17 Aralık 2021’de ise yüzde 14’e kadar düşürdü. TCMB son olarak 19 Ağustos 2022’de faizi yüzde 13’e çekti.

İktidar faizin düşmesi ve Türk lirasının değer kaybetmesiyle ihracatın artmasını bekliyordu. İhracat beklendiği şekilde arttı; ancak aynı dönemde ithalat da yükseldiği için dış ticaret açığı hızla yükseldi.

Dolar kuru fırladı

AK Parti’nin iktidara geldiği Kasım 2002’de 1 dolar 1,61 TL idi. Dolar ilk kez Ağustos 2018’de 5 TL bandını aştı. Yeni ekonomi modeline kadar 10 lira seviyesini görmeyen dolar kuru Kasım 2021’de 10,5 TL oldu. Dolar kuru Ağustos 2022’de ise 18,03 TL gerçekleşti.

Dış ticaret açığı 2002’de 15,5 milyar dolardı

AK Parti iktidarı başladığında Türkiye’nin dış ticaret açığı Özel Ticaret Sistemine göre 15,5 milyar dolar idi. Açık 2011 yılında 105,9 milyar dolar çıkarken 2019’da 31,2 milyar dolara kadar gerilemişti.

Dış ticaret açığı büyürken tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) Temmuz ayı itibariyle yüzde 80’e varması ülkede satın alma gücünü ciddi şekilde etkiledi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Yeni ‘Dolar’ Hamlesi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan (TCMB) TL mevduatları düşük bankaların yabancı para zorunlu karşılıklarından komisyon alınması kararlaştırıldı. Merkez Bankası’ndan konuya ilişkin açıklama yapılmadı.

Merkez Bankası’ndan bankalara gönderilen ve Bloomberg tarafından doğrulanan karara göre, tüzel ve gerçek kişilerde TL mevduatları yüzde 50’nin üzerinde olan bankalar hariç, yabancı para zorunlu karşılıklardan yıllık yüzde 3 komisyon alınacak.

Öte yandan dün yapılan düzenleme değişikliği ile gerçek kişi dönüşüm oranının yanı sıra tüzel kişi dönüşüm oranı da hedef koşul olarak eklendi. Yapılan değişiklik ile gerçek ve tüzel kişi dönüşüm oranlarından düşük olanı; yüzde 10’un altında olan bankalar 5 puan yüzde 10 ile 20 arasında olan bankalar 3 puan ilave yabancı para zorunlu karşılık tesis edecek.

Dolarda yeni zirve

Öte yandan Türk Lirası’nın Mayıs başından bu yana devam eden değer kaybı bu hafta hız kazandı. Mayıs’ta 14,70 seviyesinde olan Dolar/TL kuru bugün 18,21’i aşarak 18,2157’ye ulaştı. Bu, yıl içinde görülen en yüksek kur oldu.

Euro/TL kuru 18,28; Sterlin/TL kuru da 21,14’ten işlem görüyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 18 Ağustos günü politika faizini 100 baz puanlık indirimle yüzde 13’e düşürmüştü.

Hazine 130,5 milyar liralık iç borçlanmaya gidecek

Hazine ve Maliye Bakanlığı, eylül-kasım dönemine ilişkin iç borçlanma stratejisini açıkladı.

Buna göre, eylülde 30.2 milyar liralık iç borç servisine karşılık 50 milyar liralık, ekimde 61.7 milyar liralık iç borç servisine karşılık 50 milyar liralık, kasımda da 30,1 milyar liralık iç borç servisine karşılık 30.5 iç borçlanma yapılması öngörülüyor.

Paylaşın

Yılın İlk 6 Ayında Bankaların Karı Yüzde 400 Arttı

Bankacılık sektörünün yılın ilk 6 ayında elde ettiği net kâr geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 400,5 artışla 169,1 milyar TL’ye ulaştı. Yalnızca haziran ayındaki net kâr 37 milyar 44 milyon TL oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) resmi enflasyon oranını yüzde 79,6 olarak açıkladığı ortamda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 13’e indirmesi milyonları yoksullaştırırken, başta bankalar olmak üzere sermaye sahiplerinin kârları katlanarak artıyor. Emeğiyle yaşayan yurttaşların yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında yaşamlarını sürdürmek yöneldiği bankalar, TCMB’den düşük maliyetle aldıkları kaynakları yüksek faizle tüketiciye veriyor.

Bir ayda 37 milyar TL kar

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, bankacılık sektörünün yılın ilk 6 ayında elde ettiği net kâr geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 400,5 artışla 169,1 milyar TL’ye ulaştı.

Sözcü’den Taylan Büyükşahin’in haberine göre 2021’in ilk 6 ayında bankaların toplam kârı 33,8 milyar TL seviyesindeydi. Bankacılık sektörünün sadece haziran ayındaki net kârı BDDK verilerine göre 37 milyar 44 milyon TL oldu.

Kamu bankaları yüzde 830’u aştı

İlk 6 aylık döneme bakıldığında en fazla kâr artışını bir önceki yılın aynı dönemine göre kamu mevduat bankaları yüzde 830,7 ile yakalarken, onu katılım bankaları yüzde 582,6 ile takip etti. Yerli özel mevduat bankalarının da bu dönemdeki kâr oranı yüzde 450’yi buldu.

Halkbank’ın karı yüzde 4 bin 500 arttı

2022’nin Ocak-Haziran döneminde en fazla kârlılık oranına kamu bankaları ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine göre kârlılıkta Ziraat Bankası yüzde 604, Vakıfbank yüzde 614 ve Halkbank yüzde 4 bin 500 artış kaydetti. 6 aylık kârlılıklar içinde Ziraat Bankası 16,2 milyar TL kâra ulaştı ve kamu bankaları içinde ilk sırada yer aldı. Bu dönemde Halkbank’ın kârını 120 milyon TL’den 4,6 milyar TL’ye çıkarması dikkat çekti. Vakıfbank’ın da ciddi bir sıçrama yaparak kârını 1,4 milyar TL’den 10 milyar TL’ye çıkardığı görüldü.

Paylaşın

Ekonomide Yeni Önlemler Yolda: Üç Farklı Adım Bekleniyor

Piyasalar, Tükiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)’nin politika faizi ile kredi faizi makasının açıldığı ve bu konuda bir adım atılabileceği mesajının ardından, bazı kurumsal kredi faizleri başta olmak üzere kredilerin politika faizine doğru düşürmeyi amaçlayan adımların kısa sürede hayata geçmesini bekliyor.

TCMB iktisadi faaliyette yaşanan ivme kaybının telafisi, istihdam ve sanayi üretimini destekleme amacı ile dün politika faizini beklenmedik şekilde 100 baz puan indirerek %13’e düşürmüştü. Banka ayrıca kredi aktarım mekanizmasına yönelik yeni adım atabileceği sinyalini de dün PPK metninde vermişti.

Ne gibi adımlar atılabilir?

Reuters’a bilgi veren toplam üç bankacı da kredi faizlerinin aşağı çekilmesini amaçlayacak adımlar atılacağı konusunda hemfikir. Bu yapılırken selektif kredilere yönelik pozitif ayrışmanın korunması ya da güçlendirilmesi de beklentiler arasında. Reuters’ın görüşlerine başvurduğu bankacılar, TCMB’nin PPK metninde krediler konusunda mesajını net şekilde verdiğini düşünüyor.

Yeni uygulamalara için, kredi faizlerinin belirli bir oranın üzerinde kullandırılması halinde daha çok karşılık ayrılması gibi TCMB’nin hâlihazırda kullandığına benzer uygulamalar geleceğine yönelik beklentiler ön plana çıkıyor. TCMB hâlihazırda kredilere ZK, yabancı para mevduat karşılığında ise tahvil tutma zorunluluğu uyguluyor.

Bankacılar bu kez en çok kredilere yönelik tahvil karşılığı adımını ön plana çıkmasını bekliyorlar. Çünkü adım hem TCMB’nin geçmiş adımları ile uyumlu hem de kredi verilmeyen kaynakların yeniden Hazine’ye ulaşmasını sağlayabiliyor.

TCMB’nin daha önce açıkladığı teminatlandırmada TL’nin daha çok kullanımı, teminatta uzun vadeli sabit kuponlu tahvil kullanımı ve repo vadelerinin uzatılması gibi makroihtiyati tedbirleri ve çalışmaları da bulunuyor.

Üç farklı adım bekleniyor

Bir bankacı üç farklı adım beklediğini, bunlardan birinin kredi faizlerinde sınırlama amacı taşıyabileceğini belirterek, “Örneğin ticari kredi faizlerinde %22 gibi bir oranda limit getirilebilir. Örneğin bu sınırlama ile eğer %22 üzerinde kredi veriyorsa bankaya kredinin belirli bir oranı kadar uzun vadeli tahvil tutma zorunluluğu getirilmesi TCMB’nin söylediği amaca en uygun düzenleme olabilir” dedi.

TCMB, kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşması yakından takip edildiğini belirtiyor.

TCMB’nin dünkü PPK metninin bir diğer bölümünde de benzer şekilde “Değerlendirme süreçleri tamamlanan kredi, teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir” ifadesi yer aldı. Piyasada faizlerin yeni düşürülen %13’e doğru yakınsatacak bir adım beklentisi de dün TCMB faiz kararı ile birlikte oluştu.

Hükümet enflasyondaki düşüşü cari fazla odaklı politika ile daha sonra sağlayacağını belirtiyor. Bu kapsamda net ihracat odaklı, döviz satışı öngören krediler politika faizine yakın fiyatlanırken; benzer kurumsal krediler %40’a yakın, bireysel krediler ise %50 civarında maliyette.

Bu kredi maliyeti genellemelerine bazı istisnalar olsa da mevcut politikada net ihracat odaklı krediler açık ara çok daha düşük maliyetle sağlanıyor. Süreçte iş dünyası ve Merkez Bankası temsilcileri birbirlerini oldukça sert eleştirmişti.

Paylaşın

Düşük Faiz Politikası Olmasa Ne Olurdu?

Amerikan Merkez Bankası Fed başta olmak üzere tüm dünyada merkez bankaları artan enflasyona karşı faiz arttırırken Türkiye’de tam tersine bir hamle daha geldi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Ağustos toplantısında beklentilerin aksine politika faizini yüzde 14’ten yüzde 13’e indirdi.

Ekonomistlerin neredeyse tamamı Merkez Bankası’nın politika faizine dokunmayacağını düşünüyordu. Türkiye uzun süredir düşük faiz politikası yürütürken bu süreçte hem TL değer kaybediyor hem de enflasyon yükseliyor. Peki Türkiye şu an ısrar ettiği düşük faiz politikasını uygulamamış olsaydı ne olurdu?

Eğilmez: Dolar 11, enflasyon yüzde 25 olabilirdi

Güngör Uras’ın anısına İstanbul Sanayi Odası’nda düzenlenen Ayşe Teyze’nin İzinde ‘Türkiye Ekonomisine Bakış’ Paneli’nde konuşan ekonomist Mahfi Eğilmez’e göre Türkiye, ekonomide attığı her adımla yeni riskler oluşturmaya ve ekonomiyi sıkıştırmaya devam ediyor.

Mahfi Eğilmez, “Türkiye bırakın faiz arttırmayı, faize hiç dokunmasaydı yani yüzde 19’larda bıraksaydı. Çok büyük bir ihtimalle şu an enflasyon yüzde 25’ler civarında olacaktı. Yaptığım hesaplamalara göre de şu an dolar 11-12 seviyelerinde dengelenmiş olacaktı” ifadelerini kullandı.

Şu an Türk Lirası, Amerikan Doları karşısında 18 seviyesinde seyrederken yıllık enflasyon ise yüzde 80’e dayandı.

DW Türkçe’den Emre Eser’in sorularını yanıtlayan Sagam Strateji Danışmanlık Kurucusu Murat Sağman da benzer bir hesabın altını çiziyor. Türkiye’nin ekonomi politikalarında bilimin gerçeklerinden, temel iktisat kurallarından uzaklaştığını anlatan Murat Sağman’a göre bu anlayış bir süre daha devam edecek.

Enflasyon da kur da risk pirimi de düşük olurdu

Eylül ayındaki indirimleri bir kenara bırakıp faizin sabit tutulması halinde bile Türkiye ekonomisinin bugünkü halinden çok daha iyi yerlerde olacağını düşündüğünü ifade eden Sağman, “Enflasyon çok büyük ihtimalle yüzde 30’ların altında kalacaktı. Dolar ise Türk Lirası karşısında şu an 10-11 bandında seyrediyor olabilirdi. Ayrıca Türkiye’nin risk primi şu an olduğundan çok daha düşük seviyelerde olacaktı” diyor.

Dünyada başka bir örneği yok

Dünyadaki tüm büyük merkez bankalarının enflasyonu düşürmek ve kendi vatandaşlarını korumak için faiz arttırdığını vurgulayan Sağman, “Biz bu süreçte faiz indiren 3 ülkeden biriyiz. Diğerleri Çin ve Rusya. Çin’de enflasyon yüzde 2.7, Rusya’da yüzde 15, bizde ise resmi enflasyon yüzde 80. Dünyada Türkiye gibi başka bir ülke çok maalesef. Tüm kuralların dışında hareket ediyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Kur üzerinde yukarı yönlü baskı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Eğitim ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Atılım Murat ise yaptığı değerlendirmede, bu ayki faiz indiriminin şaşırtıcı olduğunu vurguladı.

Aslında uzun süredir kulislerde bir faiz indirimi söylentisi olduğunu ancak geçen ay faizlerin sabit tutulmasının bu söylentileri boşa çıkardığını dile getiren Atılım Murat, “Bu ay tersi bir hamle gelince ben de şaşırdım ama şu an oluşan tabloda faiz indirimlerinin devam edeceğini görüyoruz. Bunun da piyasaya yansımalarını görüyoruz ve olası faiz indirimi ile beraber kur üzerindeki yukarı yönlü baskı sürecektir” diyor.

Tek haneli faizle seçim

Atılım Murat, seçim dönemine girilirken Türkiye’nin tek haneli faize doğru gideceğini söylüyor. Merkez Bankası’nın bağımsızlık konusunda bir ağırlığının kalmadığını hatırlatan Atılım Murat, “Artık Merkez Bankası’nın metinlerinin, kararlarının pek bir anlamı kalmadı. Artık enflasyonla mücadele de Merkez Bankası üzerinden yürütülmüyor. Merkez Bankası, genel ekonomik politikasının içine iliştirilmiş bir kurum oldu. Enflasyonla mücadele Hazine ve Maliye Bakanlığı üzerinden yürütülüyor. Ama enflasyonla asıl mücadele etmesi gereken kurum olan Merkez Bankası’nı bir inisiyatifinin kalmadığını görüyoruz” şeklinde konuşuyor.

Paylaşın

“Kredi Faizine Üst Sınır Geliyor” İddiası

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Bankalar Birliği ile yakın temas fırsatı bulan sanayicilerin şikayet konusu olan “kredi faizlerinde üst sınır olmaması” sorunu ile ilgili çalışma yapıldığı belirtiliyor.

Halktv.com.tr’de Nuray Tarhan’ın haberine göre, kulislerde bu yönde söylentiler yayıldı. Özellikle Gaziantep’te faaliyet gösterenler olmak üzere sanayiciler bu konunun çözüme kavuşacağını son günlerde sık sık dile getirmeye başladı.

Sanayicilerin TCMB ve Bankalar Birliği yetkilileri ile görüşmelerinde bu konudaki rahatsızlıklarını dile getirdikleri de söylenenler arasında. Kur korumalı mevduatta (KKM) yıllık faizin yüzde 17’yle sınırlanmasını örnek gösteren sanayicilerin tepkilerini kendi aralarında da “Madem mevduatta azami faizi yüzde 17 yapmayı biliyorsunuz, bunu kredi faizinde neden uygulamıyorsunuz?” şeklinde dile getirdiği belirtiliyor.

Bunun üzerine TCMB ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) da bunun üzerine düzenleme yapmak için çalışma başlattığı, iddialar arasında.

‘Kredi faizleri otomatikman düşer’

Ekonomist ve bankacılık uzmanı Erol Taşdelen, kamu bankalarının da içinde bulunduğu piyasa yapıcı bankaların ortalama faizinin üzerinde olmayacak şeklinde düzenleme yapılması halinde reel piyasanın olumlu karşılayacağını belirtti.

Erol Taşdelen, “Böylece bankaların keyfi kredi faiz uygulamalarının da önü kesilir. Örneğin, Ziraat, Halkbank ve Vakıfbank aynı zamanda piyasa yapıcı banka olduğu için kredi faizleri otomatikman düşer. Diğer bankalar da itiraz edemez” dedi.

Paylaşın