Enflasyon Beklentilerinde Alarm: Reel Sektör Kötümser

Merkez Bankası (TCMB), Nisan 2026 dönemine ilişkin Sektörel Enflasyon Beklentileri’ni yayımladı. Açıklanan veriler, enflasyon beklentilerinde tüm kesimlerde artış yaşandığını ortaya koydu.

TCMB’nin, Piyasa Katılımcıları Anketi, İktisadi Yönelim Anketi ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) iş birliğiyle yürüttüğü Hanehalkı Beklenti Anketi verileriyle oluşturduğu çalışmaya göre; finansal sektör, reel sektör ve hanehalkının 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon öngörüleri yukarı yönlü güncellendi.

Nisan ayında 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi, piyasa katılımcıları için 1,22 puan artarak yüzde 23,39’a yükseldi. Reel sektörün beklentisi 0,80 puanlık artışla yüzde 33,70’e çıkarken, hanehalkında ise artış daha belirgin oldu. Hanehalkının enflasyon beklentisi 1,67 puanlık yükselişle yüzde 51,56 seviyesine ulaştı.

Öte yandan, enflasyonun önümüzdeki 12 ayda düşeceğini bekleyen hanehalkı oranında gerileme dikkat çekti. Bu oran bir önceki aya göre 0,57 puan azalarak yüzde 14,57’ye indi.

Veriler, enflasyona ilişkin beklentilerin toplumun tüm kesimlerinde bozulmaya devam ettiğini ve özellikle hanehalkı tarafında yüksek enflasyon algısının sürdüğünü gösterdi.

Paylaşın

Hanehalkının Enflasyon Beklentisi Yüzde 51,56

Merkez Bankası (TCMB), Nisan 2026 dönemine ilişkin Hanehalkı Beklenti Anketi sonuçlarını açıkladı. Veriler, vatandaşın enflasyon beklentisinde dikkat çekici bir yükselişe işaret etti.

Buna göre, hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi bir önceki aya kıyasla 1,67 puan artarak yüzde 51,56 seviyesine çıktı. Böylece enflasyonda yukarı yönlü beklentinin güçlendiği görüldü.

Ankete katılanlar, son bir yılda fiyatı en çok artan ve önümüzdeki 12 ayda da artmaya devam etmesini bekledikleri ürün ve hizmet gruplarını “gıda” ile “yakıt ve enerji” olarak sıraladı. Gıdayı en fazla artış gösteren kalem olarak değerlendirenlerin oranı yüzde 40,7’ye yükseldi.

Öte yandan, konut fiyatlarına ilişkin artış beklentisi de sınırlı yükseliş gösterdi. Katılımcılar, önümüzdeki 12 ayda konut fiyatlarının yüzde 35,23 oranında artacağını öngördü.

Döviz kuru beklentilerinde ise yatay bir seyir dikkat çekti. 12 ay sonrası ABD Doları kuru beklentisi 0,03 TL düşüşle 52,12 TL olarak ölçüldü.

Yatırım tercihlerinde ise enflasyon algısının etkisi hissedildi. “Altın alırım” diyenlerin oranı gerilemesine rağmen ilk sıradaki yerini korurken, gayrimenkule yönelimde artış görüldü. “Ev, dükkan veya arsa alırım” diyenlerin oranı yüzde 33,4’e yükseldi.

Anket sonuçları, hanehalkının enflasyona ilişkin kaygılarının sürdüğünü ve fiyat artışlarının özellikle temel harcama kalemlerinde yoğunlaşmasının beklendiğini ortaya koydu.

Paylaşın

Türkiye’nin Yurt Dışı Yükümlülükleri 786,8 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan Şubat 2026 verilerine göre, Türkiye’nin net uluslararası yatırım pozisyonu -347,6 milyar dolar olarak kaydedildi.

Şubat ayı itibarıyla Türkiye’nin yurt dışı varlıkları bir önceki aya göre yüzde 1,7 azalarak 439,1 milyar dolara gerilerken, yükümlülükleri yüzde 0,5 düşüşle 786,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece varlıklardaki daha hızlı gerileme, net pozisyon açığının büyümesinde belirleyici oldu.

Varlık kalemleri incelendiğinde en dikkat çekici düşüş rezervlerde yaşandı. Rezerv varlıklar 7,9 milyar dolar azalarak 210,3 milyar dolara geriledi. Buna karşılık doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 1,2 artışla 76,8 milyar dolara yükselirken, diğer yatırımlar kalemi sınırlı bir düşüşle 145,6 milyar dolar oldu. Bankaların yabancı para cinsinden efektif ve mevduat varlıkları ise yüzde 2 azalarak 42,5 milyar dolara indi.

Yükümlülük tarafında ise farklı bir görünüm öne çıktı. Doğrudan yatırımlar, BIST 100 endeksindeki gerilemenin etkisiyle yüzde 2,2 azalarak 226,2 milyar dolara düştü. Buna karşın portföy yatırımları yüzde 0,8 artışla 153,4 milyar dolara yükselirken, diğer yatırımlar kalemi yüzde 0,1’lik sınırlı düşüşle 407,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Genel hükümetin devlet iç borçlanma senetleri yükümlülükleri ise yüzde 1,2 azalarak 22,1 milyar dolara geriledi.

Veriler, Türkiye’nin uluslararası yatırım pozisyonunda açığın büyümeye devam ettiğini ve özellikle rezervlerdeki gerilemenin bu görünüm üzerinde etkili olduğunu ortaya koydu. Ekonomistler, küresel finansal koşullar ve sermaye hareketlerinin önümüzdeki dönemde bu dengede belirleyici olmaya devam edeceğine dikkat çekiyor.

Paylaşın

Kısa Vadeli Dış Borçta Rekor Serisi Devam Ediyor

Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku 173,5 milyar dolara yükselirken, kalan vadeye göre borç tutarı 239,2 milyar dolara ulaştı. Reel sektör yükümlülüklerindeki artış dikkat çekti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri, Türkiye’nin kısa vadeli dış yükümlülüklerinde yüksek seviyenin korunduğunu ortaya koydu.

Buna göre Türkiye’nin kısa vadeli dış borç (KVDB) stoku, Şubat ayında 28 milyon ABD doları artarak 173,5 milyar ABD doları seviyesine çıktı. Orijinal vadesine bakılmaksızın, vadesine bir yıl veya daha az kalmış borçları kapsayan kalan vadeye göre KVDB stoku ise 239,2 milyar ABD doları olarak kaydedildi.

Borç kompozisyonunda bankacılık sektöründe sınırlı bir gerileme gözlendi. Bankalar kaynaklı KVDB stoku bir önceki aya göre yüzde 0,5 azalarak 77,2 milyar dolar oldu. Yurt içi bankaların yurt dışından sağladığı kısa vadeli krediler yüzde 2,1 düşüşle 8,8 milyar dolara gerilerken, yurt dışı yerleşik bankaların Türkiye’deki mevduatı yüzde 5,6 azalarak 18,3 milyar dolar seviyesine indi.

Buna karşılık diğer sektörlerde artış eğilimi öne çıktı. Reel sektör kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 1,9 artarak 69,6 milyar dolara yükseldi. Dış ticaret işlemlerinden doğan ticari krediler yüzde 1,6 artışla 62,4 milyar dolar olurken, nakit kredi yükümlülükleri yüzde 5,4 artarak 7,2 milyar dolara ulaştı.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, kısa vadeli dış borcun yüzde 34,6’sı ABD doları, yüzde 26,0’sı Euro, yüzde 26,5’i Türk lirası ve yüzde 12,9’u diğer döviz cinslerinden oluştu.

Kalan vadeye göre borç dağılımında ise bankalar ve diğer sektörlerin kredi ve tahvil yükümlülükleri 70,4 milyar dolara gerilerken, ticari kredi yükümlülükleri 63,1 milyar dolara yükseldi.

Veriler, kısa vadeli dış borç stokunun yüksek seviyesini koruduğunu ve özellikle reel sektör kaynaklı yükümlülüklerde artış eğiliminin sürdüğünü gösterdi.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 27,53

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan Nisan 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi, enflasyon beklentilerinde yukarı yönlü hareketin sürdüğünü ortaya koydu.

Ankete göre katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki dönemde yüzde 25,38 seviyesindeyken, bu dönemde yüzde 27,53’e yükseldi. Enflasyondaki yukarı yönlü revizyon sadece yıl sonuyla sınırlı kalmadı. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi yüzde 22,17’den yüzde 23,39’a, 24 ay sonrası beklenti ise yüzde 17,30’dan yüzde 18,02’ye çıktı.

Faiz beklentilerinde ise sınırlı bir değişim gözlendi. Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi yüzde 40,00 seviyesinde sabit kalırken, Nisan ayı Para Politikası Kurulu toplantısına ilişkin politika faizi beklentisi yüzde 37,75 olarak kaydedildi.

Döviz kuru beklentilerinde de yukarı yönlü güncelleme dikkat çekti. Yıl sonu dolar/TL beklentisi 50,97 TL’den 51,23 TL’ye yükselirken, 12 ay sonrası beklenti 52,70 TL’den 53,62 TL’ye çıktı.

Öte yandan büyüme tarafında daha temkinli bir tablo ortaya çıktı. Katılımcıların 2026 yılı büyüme beklentisi yüzde 3,8’den yüzde 3,5’e gerilerken, 2027 yılına ilişkin büyüme beklentisi de yüzde 4,3’ten yüzde 4,1’e indi.

Genel görünüm, enflasyon ve kur beklentilerinde yukarı yönlü eğilimin sürdüğüne, buna karşılık ekonomik büyüme beklentilerinde sınırlı da olsa aşağı yönlü bir revizyon yapıldığına işaret etti.

Paylaşın

Şubat’ta Cari Açık 7,5 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat 2026 Ödemeler Dengesi verilerini açıkladı. Buna göre cari işlemler hesabı şubatta 7 milyar 501 milyon dolar açık verdi.

Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı 1 milyar 462 milyon dolar açık kaydederken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 7 milyar 478 milyon dolar oldu.

Yıllıklandırılmış verilere göre cari açık 35,4 milyar dolar seviyesine ulaştı. Aynı dönemde dış ticaret açığı 73,2 milyar dolar olurken, hizmetler dengesi 62,6 milyar dolar fazla vererek cari açığı sınırlamaya devam etti.

Hizmetler dengesinde öne çıkan kalemler arasında taşımacılık ve seyahat gelirleri yer aldı. Şubatta hizmetler kaleminden 2 milyar 14 milyon dolar net giriş sağlanırken, seyahat gelirleri 1,8 milyar dolar, taşımacılık gelirleri ise 1,2 milyar dolar olarak kaydedildi.

Finans hesabı tarafında cari açığın finansmanında kredi ve portföy yatırımları öne çıktı. Şubat ayında net doğrudan yatırımlar 2,6 milyar dolar, net portföy yatırımları 2,4 milyar dolar, krediler 38 milyar dolar ve ticari krediler 1,3 milyar dolar katkı sağladı.

Buna karşın net efektif ve mevduatlar 11,5 milyar dolar negatif etki yarattı.

TCMB verilerine göre, şubat ayında resmi rezerv varlıkları 10 milyar 630 milyon dolar azaldı. Bu gerileme, finans hesabındaki net çıkış kalemleriyle birlikte değerlendirildi.

Şubat ayında doğrudan yatırımlar kaleminde 138 milyon dolarlık net çıkış gerçekleşti. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye yatırımları 780 milyon dolar olurken, yurt içi yerleşiklerin yurt dışı yatırımları 918 milyon dolar seviyesinde kaydedildi.

Gayrimenkul yatırımlarında ise karşılıklı hareketlilik sürdü. Yurt içi yerleşikler yurt dışında 225 milyon dolar, yurt dışı yerleşikler ise Türkiye’de 230 milyon dolar değerinde alım yaptı.

Portföy yatırımları şubatta 780 milyon dolar net giriş kaydetti. Yurt dışı yatırımcılar hisse senedi piyasasında 932 milyon dolar, devlet iç borçlanma senetlerinde ise 366 milyon dolar net alış gerçekleştirdi.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Tarihi Zarar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2025 yılına ilişkin bilançosu Resmi Gazete’de yayımlandı. Açıklanan verilere göre Banka, 2025 hesap dönemini 1 trilyon 65 milyar TL zarar ile kapattı.

TCMB’nin 31 Aralık 2025’te sona eren 94. hesap dönemine ilişkin bilançosunda, toplam aktif büyüklüğün yaklaşık 12,4 trilyon TL seviyesine ulaştığı görüldü. Aynı dönemde Banka’nın altın varlıkları 4,8 trilyon TL’ye yaklaşırken, ihtiyat akçesi ise yaklaşık 334 milyon TL olarak kaydedildi.

Açıklanan bilanço verilerine göre TCMB’nin 2025 yılı zararı 1 trilyon 64 milyar 875 milyon TL düzeyinde gerçekleşti. Böylece Banka’nın zararı, son yılların en yüksek seviyelerinden birine ulaştı.

TCMB’nin açıkladığı zarar, küresel merkez bankalarının performansıyla da benzerlik gösterdi. ABD Merkez Bankası (Fed) 2025 yılında üst üste üçüncü kez zarar açıklarken, Avrupa Merkez Bankası da yılı negatif bilanço ile kapattı. Bu tablo, sıkı para politikaları ve yüksek faiz ortamının merkez bankaları üzerinde maliyet baskısı oluşturduğuna işaret ediyor.

Ekonomistler, son dönemde merkez bankalarının zarar açıklamasında artan faiz giderleri, likidite yönetimi kapsamında yapılan ödemeler ve para politikasına yönelik operasyonların etkili olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle yüksek faiz ortamı, merkez bankalarının bilançosunda giderleri artıran temel unsurlar arasında yer alıyor.

Genel görünüm, TCMB’nin 2025 yılında açıkladığı yüksek zararın yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını, küresel ölçekte merkez bankalarının benzer bir finansal baskıyla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

Paylaşın

Jeopolitik Gerilim Merkez Bankası’nı Sarstı: Net Rezervler Kritik Eşiğin Altında

TCMB verileri Türkiye’nin rezerv yapısında dikkat çekici bir kırılmaya işaret ediyor; altın rezervlerindeki sert düşüş ve net rezervlerin kritik seviyenin altına gerilemesi, ekonomik kırılganlık tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilim, küresel piyasalarda oynaklığı artırırken Türkiye ekonomisine ilişkin risk algısını da yukarı taşıdı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı haftalık para ve banka istatistikleri, bu sürecin ülkenin rezerv yapısı üzerindeki etkilerini çarpıcı biçimde ortaya koydu.

Verilere göre, TCMB’nin toplam brüt rezervleri bir haftada 12,16 milyar dolar azaldı. Bu gerilemenin en dikkat çekici kısmını ise altın rezervlerindeki sert düşüş oluşturdu. Bir önceki hafta 134,14 milyar dolar seviyesinde bulunan altın rezervleri, 116,16 milyar dolara gerileyerek toplam rezerv kaybının ana belirleyicisi oldu.

Öte yandan, altın tarafındaki bu erimenin aksine döviz rezervlerinde artış kaydedildi. Döviz rezervleri aynı dönemde 55,48 milyar dolardan 61,29 milyar dolara yükseldi. Bu durum, rezerv kompozisyonunda belirgin bir değişime işaret etti.

Merkez Bankası’nın piyasa likiditesini yönetme ve dış yükümlülükleri karşılama kapasitesinin önemli göstergelerinden biri olan net uluslararası rezervlerde ise daha olumsuz bir tablo öne çıktı. Geçtiğimiz hafta 69 milyar dolar seviyesinde bulunan net rezervler, 11,5 milyar dolarlık düşüşle 57,41 milyar dolara geriledi.

Böylece net rezervler, piyasalarda psikolojik sınır olarak kabul edilen 58 milyar dolar seviyesinin altına inmiş oldu.

Üç haftada dikkat çeken erime

28 Şubat’ta yaşanan gelişmeler öncesinde 210,26 milyar dolar seviyesinde bulunan toplam brüt rezervler, son üç haftada yaklaşık yüzde 15,6 oranında değer kaybetti. Bu hızlı gerileme, jeopolitik risklerin Türkiye’nin “finansal cephanesi” üzerindeki baskısını artırdığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Uzmanlar, rezervlerdeki bu değişimin yalnızca miktarsal değil, aynı zamanda kompozisyon açısından da dikkatle izlenmesi gerektiğine işaret ediyor. Altın ve döviz dengesindeki kaymanın, önümüzdeki dönemde para politikası ve piyasa beklentileri üzerinde belirleyici olabileceği ifade ediliyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Dolar Tahmini 50,97 Lira

Merkez Bankası’nın Mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketi, piyasanın yıl sonu dolar/TL beklentisinde sınırlı bir gerilemeye işaret etti. Katılımcılar 2026 sonunda kurun 50,97 TL seviyesinde olacağını öngördü.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2026 yılı Mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, piyasanın yıl sonu döviz kuru beklentisinde sınırlı bir gerileme yaşandı. Reel ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 67 katılımcının yanıtlarıyla hazırlanan ankette 2026 yıl sonu dolar/TL beklentisi 50,97 TL olarak gerçekleşti. Bir önceki anket döneminde bu beklenti 51,09 TL seviyesindeydi.

Buna karşılık 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi yükseldi. Katılımcıların gelecek 12 aya ilişkin kur tahmini 52,39 TL’den 52,70 TL’ye çıktı.

Anket sonuçları büyüme beklentilerinde ise sınırlı bir değişime işaret etti. 2026 yılı büyüme beklentisi yüzde 3,9’dan yüzde 3,8’e gerilerken, 2027 yılı için büyüme tahmini yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı.

Paylaşın

Merkez Bankası Bir Haftada 12 Milyar Dolar Harcadı

Bloomberg’e göre Merkez Bankası (TCMB), Türk Lirası’ndaki sert hareketleri sınırlamak için bir hafta içinde döviz rezervlerinden yaklaşık 12 milyar dolar satarak piyasaya müdahale etti.

Orta Doğu’daki savaş, küresel enerji ve döviz piyasalarını sarsarken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Türk Lirası’nı korumak için perde arkasında yürüttüğü devasa finansal operasyonun detayları ortaya çıktı.

Bloomberg’in, konunun hassasiyeti nedeniyle isimlerini açıklamak istemeyen döviz piyasası işlemcilerine (trader) dayandırdığı özel haberine göre, Türkiye savaşın başladığı geçen cumartesi gününden bu yana kurdaki dalgalanmayı önlemek için döviz rezervlerinden yaklaşık 12 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi.

Haberde aktarılan detaylara göre operasyon şu şekilde gelişti: Merkez Bankası pazartesi günü piyasalar açılmadan önce likidite koşullarını sıkılaştırdı. İşlemler başladığında ise kreditörler (bankalar) piyasadaki dalgalanmayı (volatiliteyi) caydırmak amacıyla yoğun bir şekilde dolar satışı gerçekleştirdi.

Hafta boyunca kademeli olarak azalan dolar satışlarının, perşembe günü itibarıyla tamamen durduğu gözlemlendi. Harcanan 12 milyar dolarlık tutar, TCMB’nin net döviz rezervlerinin yaklaşık yüzde 15’ine denk geliyor. Merkez Bankası’nın bankalarla olan swap limitleri hariç tutulduğunda net döviz rezervleri geçen cuma itibarıyla 78.4 milyar dolar seviyesindeydi. (Altın rezervleriyle birlikte kasada toplam 200 milyar dolar bulunuyor).

Bu yüklü müdahalenin bir sonucu olarak Türk Lirası, savaş ortamında gelişmekte olan piyasa (EM) para birimlerinin çoğu çakılırken sakin kalmayı başardı. Dolar karşısında sadece yüzde 0,1’lik bir düşüş yaşayan Lira, bu hafta gelişmekte olan piyasalar arasında en iyi performans gösteren para birimlerinden biri oldu.

Bloomberg’e göre Türk politika yapıcılar, işletmelere ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlamak amacıyla liranın “kademeli” bir şekilde değer kaybetmesini yönetiyor. Bloomberg’in haberinde görüşlerine yer verilen uluslararası yatırım bankalarının üst düzey analistleri, mevcut stratejinin ne kadar süreceği konusunda savaşın takvimine işaret ediyor:

JPMorgan Chase & Co.: Gelişmekte Olan Piyasalar Ülke Stratejisi Başkanı Nick Eisinger, “Şu an için bunun sürdürülebilir bir politika olduğunu düşünüyoruz. Bunu yapmaya devam edebilmek için makul miktarda cephaneleri var. Ancak İran’da olup bitenlerin ne kadar süreceğinin bu kadar önemli olmasının nedeni de açıkça bu.” Eisinger’e göre, eğer riskli ortam bir iki hafta daha sürerse ortalık yatışabilir; aksi takdirde küresel risk varlıkları için beklentiler “çok daha zor” hale gelecek.

Goldman Sachs: Kamakshya Trivedi liderliğindeki analistler, yayımladıkları notta TL’deki hareketlerin şimdilik kontrol altına alındığını belirterek, “Merkez Bankası şimdilik devam edebilecek kadar büyük rezervlere sahip, ancak şokların devam etmesi halinde bu duruş daha az sürdürülebilir hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

DoubleLine Group LP: Portföy Yöneticisi Bill Campbell ise Türkiye’nin jeopolitik şoklara karşı kırılganlığına dikkat çekerek Türk tahvillerinde “düşük ağırlık (underweight)” pozisyonunda olduklarını açıkladı ve şu uyarıyı yaptı: “Piyasa hissiyatı (duyarlılık) tersine dönerse, bu durum yatırımcılar için çok dar bir çıkış kapısı (küçük bir acil çıkış) anlamına gelebilir.”

Bloomberg makalesi, NATO üyesi olan Türkiye’nin İran’a olan coğrafi yakınlığına ve savaşın başından bu yana ham petrol fiyatlarındaki yüzde 16’lık sıçramaya (enerji ithalatı bağımlılığı) dikkat çekiyor.

Ayrıca haberde, bu hafta yapılan 12 milyar dolarlık müdahalenin, geçen Nisan ayında (2025) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hapse atılmasının ardından piyasaları sakinleştirmek için harcanan 50 milyar dolarlık rekor rezerv satışından ve faiz artırımlarından daha küçük çaplı olduğu hatırlatıldı. (Merkez Bankası, söz konusu döviz politikası hakkında Bloomberg’e yorum yapmaktan kaçındı).

Paylaşın