Merkez Bankası, Politika Faizini Yüzde 10,5’e

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 12’den yüzde 10,5’e indirdi. Merkez Bankası, son iki toplantısında da 100 baz puan indirim yapmıştı.

Haber Merkezi / TCMB tarafından yapılan açıklamada, “TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadarelindeki tüm araçları liralaşma stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir” denildi.

Açıklamada, “Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır” ifadeleri kullanıldı.

Gelecek ay yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında da benzer bir hamlede bulunacağının sinyalini veren Merkez Bankası, “Kurul, takip eden toplantıda da benzer bir adım atıldıktan sonra faiz indirim döngüsünün sona erdirilmesini gündeme almıştır. Fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir. Değerlendirme süreçleri tamamlanan kredi, teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir” dedi.

Merkez Bankası, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını Eylül ayında 100 baz puan düşürerek yüzde 13’ten yüzde 12’ye indirmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  geçen ay yaptığı açıklamada, “Faizimizi tek haneli rakama indirmeliyiz” demişti.

Erdoğan, son aylarda faiz konusunda sık sık değinerek, faiz artışına kesinlikle gidilmeyeceği mesajını verdi. Ancak yerli ve yabancı ekonomistlerin büyük çoğunluğu bu politikanın faiz konusundaki yerleşik uygulamalara ters olduğu görüşünü savunuyor.

TCMB’nin belirlediği politika faizi ile enflasyon arasındaki makasın gittikçe açılması, piyasalarda ve ekonomistlerde uzun zamandır endişelere yol açıyor.

TÜİK’in verilerine göre geçen ay enflasyon yıllık 83,45 olarak gerçekleşti. TCMB’nin bu son kararı ile faiz ve enflasyon arasındaki makas 73 baz puana çıkarak rekor kırdı.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Liralaşma Stratejisi Kapsamında Yeni Hamle

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) liralaşma stratejisi kapsamında dikkat çeken yeni bir adım attı. Merkez Bankası, bankaların menkul kıymet tesis oranını yüzde 3’ten yüzde 5’e güncelledi.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Menkul Kıymet Tesisi Hakkında Tebliğ’de yapılan değişiklikler Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Yapılan değişikliklere ilişkin TCMB’den yapılan açıklamada, Bankanın geçen yılın aralık ayında liralaşma stratejisi kapsamında yabancı para mevduattan Türk lirası mevduata dönüşümü desteklemeye başladığı ve Türk lirası mevduat tercihinin güçlenmesi yönünde önemli bir adım attığı anımsatıldı.

Devreye alınan bu uygulama neticesinde banka bilançolarındaki Türk lirası payı artarken, bankaların fonlama vadesinin uzadığı aktarılan açıklamada şunlar kaydedildi:

“Uygulama banka bilançolarını güçlendirerek finansal istikrarı desteklemiştir. Bu zaman zarfında bankalar TCMB tarafından 2021 sonunda belirlenen dönüşüm hedeflerini gerçekleştirmiş ve liralaşma stratejisi kapsamında başlatılan Türk Lirası Cinsinden Menkul Kıymet Tesisi uygulamasına uyum göstermiştir.

Söz konusu Menkul Kıymet Tesisi uygulamasında yapılan değişiklik ile menkul kıymet tesis oranı yüzde 5 olarak güncellenmiştir. Dönüşüm oranı yerine 2023 başından itibaren Türk lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payını esas alan hedeflere göre menkul kıymet tesisi uygulamasına geçilmektedir.”

Açıklamada yılın geri kalanında ve 2023’te de liralaşma stratejisi kapsamında adımlar atılmaya devam edileceği vurgulandı. Daha önceki Tebliğ’de menkul kıymet tesis oranı yüzde 3 olarak uygulanıyordu.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Net Rezervleri 2,7 Milyar Dolar Arttı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) Eylül sonunda 9,6 milyar dolarla Temmuz’dan bu yana en düşük seviyeye gerileyen net rezervi, Güney Kore ile yapılan swap anlaşmasının ikinci kısmının devreye girmesiyle birlikte tekrar yükseldi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın net rezervleri 7 Ekim haftasında 2,7 milyar dolar artışla 12,44 milyar dolara çıktı. Öte yandan brüt rezerv ise 2,26 milyar dolar artışla 213,31 milyar dolara yükseldi. Türkiye’deki şirketler geçen hafta 2,63 milyar dolarlık döviz satın alırken bireyler ise 366 milyon dolar sattı.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

8 Ayda Kaynağı Belirsiz Para Girişi 28,3 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan ödemeler dengesi verilerine göre, kaynağı belirsiz para girişlerini gösteren net hata ve noksan kalemi ağustosta 3,96 milyar dolar oldu.

Bu rakam Ocak-Ağustos döneminde 28,31 milyar dolar olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz yılın ilk 8 ayında bu rakam 13,5 milyar dolar olmuştu. Ülkeye kaynağı belirsiz para girişi 2022’nin ilk 6 ayında17,5 milyar dolarla rekor kırmıştı. Böylece kaynağı belirsiz para rekor seviyenin üstündeki seyrini sürdürdü.

Net hata ve noksan kalemi nedir?

Mahfi Eğilmez’in tanımına göre, Bir ülkenin dış dünya ile ekonomik ilişkilerini gösteren ödemeler dengesine ilişkin verilerin derlenmesinde ortaya çıkan hatalar ve eksikliklerin ödemeler dengesi tablosunda gösterildiği kaleme net hata ve noksan adı veriliyor

TCMB metinlerinde ‘net hata noksan’ kalemi içinse “Verilerin değişik kaynaklardan elde edilmesi, değerleme, ölçme ve kayıt zamanı farklılıkları yaratmakta; sonuç itibarıyla oluşan farklar Net Hata ve Noksan (NHN) kalemine ‘kalıntı’ şeklinde yansımaktadır. Bu kalem, finans hesabından, cari işlemler hesabı ve sermaye hesabının çıkarılmasıyla elde edilmektedir” ifadeleri yer alıyor.

Ödemeler dengesi istatistikleri ve dolayısıyla net hata ve noksan kalemi de, hem geçici nitelikteki verilerin zaman içinde kesinleşmesi hem de yeni bir kaynaktan veri derlenmeye başlanması nedeniyle geriye dönük olarak güncelleniyor.

İthalat ve ihracattaki gümrük ve banka kayıtlarındaki farklılıkların yanı sıra turizm gelir ve giderlerinin izlenebilmesi için yürütülen anket çalışmaları sonucunda hesaplanan gelir veya gider, bankaların döviz varlıklarına artış veya azalış olarak yansımamışsa, aradaki fark ‘net hata noksan’ kalemine yansıtılıyor.

Yastık altında saklanan para ve değerli metallerin sisteme giriş ve çıkışları da kaynağı belirsiz giriş ve çıkışlar olarak kayda geçiyor.

Net hata ve noksan kalemi neden artıyor?

Sermaye girişlerinin zayıfladığı, TL’de değer kayıplarının yaşandığı, vergi ve varlık barışı olduğu dönemlerde yerleşiklerin yurtdışı mevduat kaynaklı sermaye hareketlerinin artması da net hata ve noksan kaleminde rakamları artırıyor.

Türkiye’de yerleşik kişilerin yurtdışı mevduat verilerinin kapsanmasındaki eksiklikler ve Türk sahipli yabancı bayraklı gemiler ve navlun verileri de net hata ve noksan kaleminde etkili oluyor.

Paylaşın

Cari Açık, 40 Milyar 889 Milyon Dolara Yükseldi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ağustos ayına ilişkin ödemeler dengesi istatistiklerini yayımladı. Cari açık bu ayda 3 milyar 112 milyon ABD doları açık verdi. On iki aylık cari işlemler açığı ise 40 milyar 889 milyon ABD dolarına çıktı. Cari hesap bir önceki yılın ağustos ayında 1 milyar 75 milyon dolar fazla vermişti. 

Haber Merkezi / Bu gelişmede, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre 6 milyar 816 milyon dolar artarak 9 milyar 700 milyon dolara yükselmesi etkili oldu. Geçen yılın ağustos ayında 4 milyar 971 milyon dolar açık veren altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında, bu yılın aynı döneminde 6 milyar 276 milyon dolar fazla oluştu.

Ağustosta doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 573 milyon dolar oldu. Bu dönemde, portföy yatırımları 812 milyon dolarlık net giriş kaydetti. Resmi rezervlerde 10 milyar 786 milyon dolarlık artış kaydedildiği bildirildi.

Cari Açık nedir?

Ülkenin dış dünya ile olan mal ve hizmet ticaretinin sonucu cari denge olarak adlandırılır. Sadece mal ticaretinin sonucu ise dış ticaret dengesidir.

Eğer ülkenin sattığı mallar satın aldığı mallardan fazla ise dış ticaret fazlası, tersi geçerli ise dış ticaret açığı vardır. Mal ticaretinin sonucuna hizmet ticaretinin (en önemli kalem turizm)  sonucu eklenerek cari dengeye ulaşılır.

Örneğin dış ticaret açığı -60 milyar $ olan (yani mal ticaretinde – 60 milyar $ açık veren) bir ülkenin turizm gelirleri giderlerinden 20 milyar $ daha fazla ise (yani hizmet ticaretinde +20 milyar $ fazla vermişse)  cari açığı 40 milyar $ dolar olacaktır.

Cari açık ülkenin dış dünyadan dolar talebini gösterir. Bir başka deyişle bu açığın finansmanı için 40 milyar dolar bulunması gerekir.

Döviz bir ülkeye nasıl girer?

Dolar arzı yani ülkeye döviz girişi esas olarak üç kanaldan olur.

a-Doğrudan yabancı yatırımlar (yabancıların şirket satın almak, fabrika kurmak amacıyla ülkeye getirdikleri dövizler)

b-Portföy yatırımları (yani yabancıların özel şirket tahvil ve hisse senetleri ile devlet tahvillerini satın almak üzere ülkeye soktukları döviz)ve

c- Kısa ve uzun vadeli borçlanmalar.

Cari açığın finansmanı içinde portföy yatırımları ile kısa vadeli borçların payının artması ülke ekonomisinin kırılganlığının da artması demektir. Çünkü bu tür dövizler iç ve dış faktörlere bağlı olarak kolaylıkla her an ülkeyi terk edebilirler.

 

Paylaşın

Merkez Bankası’na Güney Kore’den Swap Desteği

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birçok dost ülke desteklerini veriyor. Onlardan borçlanmamız Merkez Bankası olarak güçlenmemize neden oluyor” açıklamasından sonra, Güney Kore ile yapılan swap anlaşması kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCMB) eylül ayı sonunda 780 milyon dolar transfer yaptığı bildirildi.

Reuters haberine göre Azerbaycan SOCAR şirketinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda 1 milyar euro, adı açıklanmayan bir başka merkez bankasının da yaklaşık 2 milyar dolar değerinde hesabı bulunuyor.

Rusya’nın Rosatom şirketinin Türkiye’deki nükleer santral inşaatı için yerel bankalara yaklaşık 5 milyar dolarlık kaynak sağladığı ve son aylarda Merkez Bankası’nın rezervlerinde görülen yaklaşık 6,1 milyar dolar artışın bundan kaynaklandığı belirtiliyor.

Türkiye, bu yılın başlarında Birleşik Arap Emirlikleri ile yaptığı SWAP anlaşmasının bir benzerini Suudi Arabistan ile de yapmak istiyor. Geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüşmüştü.

Güney Kore’nin yanı sıra Türkiye’nin Çin, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle de yaklaşık 30 milyar dolarlık yerel para biriminde swap anlaşmaları bulunuyor.

Türkiye’nin SWAP anlaşmaları için Malezya, Rusya, İngiltere ve Asya’daki başka ülkelerle görüşme yaptığı ve ilk anlaşmayı Azerbaycan ile imzalayacağı iddia edilmişti.

Swap nedir ne işe yarar?

Swap kelime anlamı olarak “değiş tokuş etmek, takas etmek, değiştirmek” gibi anlamlara gelmektedir. Swap; İki tarafın belirli bir zaman dilimi içinde bir varlık ya da yükümlülüğe bağlı olan farklı faiz ödemelerini veya döviz cinsini karşılıklı olarak değiştirdikleri bir takas sözleşmesidir diye tanımlanabilmektedir.

Swap işlemlerinde amaç, döviz kurunda yaşanan değişimlerle meydana gelen riski en aza indirgemektir.

Swap işlemleri kapsamında; para swapı, faiz swapı ve çapraz döviz swapı işlemleri yapılır. Para swapında taraflar önceden anlaştıkları oran ve koşullarda belli miktardaki para birimlerini değiştirirken, faiz swapında ise gösterge bir anapara tutarı üzerinden farklı faiz oranı esaslarına göre hesaplanacak faizlerin iki taraf arasında anlaşılan vadelerde değişimini öngörür.

Çapraz döviz swapında ise farklı para birimleri ve farklı faiz yapısı üzerine (sabit veya değişken) borçlanan taraflar, diğer tarafın borcuna ilişkin anapara ve faiz ödemelerini yerine getirmek üzere anlaşarak gerekli yükümlülüğü yerine getirirler.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervleri Eksi 59 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) döviz rezervlerindeki gerileme geçen hafta da sürdü. Brüt döviz rezervleri geçen haftaya göre 3 milyar 283 milyon dolar düşüş gösterdi. TCMB verilerine göre brüt rezervler de 3,8 milyar dolar düşüşle 107 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın swap hariç net rezervlerinin 30 Eylül haftası itibariyle eksi 59 milyar dolarla rekor düşük seviyeye gerilediğini bildirdi. Net rezervler aynı dönemde yatay bir görünümle 9,7 milyar dolarda kalırken, swap hariç net rezervler ise rekor düşük seviyeye geriledi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Goldman Sachs: TCMB Faizleri Düşürmeye Devam Edecek

Goldman Sachs, “TCMB’yi para politikası duruşuyla bağlantısı olmayan bir kurum olarak gördüğümüz için, TCMB’nin faizleri düşürmeye devam edeceğini bekliyor ve yıl sonuna kadar her ay 100 baz puan büyüklüğünde faiz indirimi öngörüyoruz” açıklamasında bulundu.

Açıklamada, şimdiye kadar kısıtlayıcı finansman ve makro-ihtiyati politikaların seçimler yaklaştıkça belirgin şekilde gevşeyebileceği de belirtildi.

ABD merkezli yatırım bankası Goldman Sachs, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıl sonuna kadar faizin tek haneli rakamlara düşmesi yönünde yaptığı açıklamaların ardından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yıl sonuna kadar her ay 100 baz puan indirmesinin beklendiği söyledi.

Goldman Sachs’tan dün yapılan açıklamada, “TCMB’yi para politikası duruşuyla bağlantısı olmayan bir kurum olarak gördüğümüz için, TCMB’nin faizleri düşürmeye devam edeceğini bekliyor ve yıl sonuna kadar her ay 100 baz puan büyüklüğünde faiz indirimi öngörüyoruz” denildi.

Açıklamada, şimdiye kadar kısıtlayıcı finansman ve makro-ihtiyati politikaların seçimler yaklaştıkça belirgin şekilde gevşeyebileceği de belirtildi.

TCMB’nin son iki ayda beklenmedik şekilde 100’er baz puan faiz indirimine gitmesinin ardından politika faizi oranı yüzde 12 seviyesinde.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

Döviz Mevduatları 2,75 Milyar Dolar Azaldı

Bir önceki hafta 213 milyar 169,5 milyon dolar olan yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı, 23 Eylül ile sona eren haftada 210 milyar 417,40 milyon dolara geriledi. Merkez Bankası’nın rezervleri ise, 3 milyar 934 milyon dolar geriledi.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatına ilişkin haftalık verileri bugün açıkladı. Merkez Bankası’nın verileri şöyle:

“Bir önceki hafta 213 milyar 169,5 milyon dolar olan yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı, 23 Eylül ile sona eren haftada 210 milyar 417,40 milyon dolara geldi. Böylece döviz mevduatı, 2,75 milyar dolar azaldı.

Yurt içi yerleşiklerin parite etkisinden arındırılmış toplam yabancı para mevduatı, 1 milyar 51 milyon dolar azaldı. Parite etkisinden arındırıldığında gerçek kişilerin döviz mevduatları 161 milyon dolar ve tüzel kişilerin döviz mevduatları 890 milyon dolar düşüş gösterdi.

Gerçek kişilerin döviz mevduatları bir önceki haftaya göre 1 milyar 6,90 milyon dolar azalarak 127 milyar 521,30 milyon dolar, tüzel kişilerin döviz mevduatı 1 milyar 745,20 milyon dolar azalarak 82 milyar 896,20 milyon dolar oldu.”

MB’nin rezervleri, 3 milyar 934 milyon dolar geriledi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Haftalık Para ve Banka İstatistikleri’ni açıkladı.

Buna göre, Merkez Bankası toplam rezervleri 23 Eylül ile biten haftada 3 milyar 934 milyon dolar azalarak, 110 milyar 804 milyon dolar oldu. Brüt döviz rezervleri de 3 milyar 489 milyon dolarlık azalışla 74 milyar 824 milyon dolardan 71 milyar 335 milyon dolara indi.

Altın rezervleri ise 23 Eylül haftasında 445 milyon dolar azalarak 39 milyar 914 milyon dolardan 39 milyar 469 milyon dolara indi.

Paylaşın

‘Nas’ Gitti, ‘Kur korumalı Mevduat Farkı’ Geldi

Dünya genelinde Merkez Bankaları yaşanan ekonomik krizi hafifletmek için faiz yükseltirken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 13’ten yüzde 12’ye çekmesinin tartışmaları devam ediyor. 

Çok değil bir yıl öncesine kadar birçok Batı ülkesinde faizler – 0,25 ile – 0,75 arasında seyrediyordu.

Pandemi ve 24 Şubat’ta başlayan Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle enerji ve gıda fiyatlarındaki artışla beraber enflasyon oranlarının artması üzerine birçok ülkenin merkez bankası arka arkaya faiz artırmaya başladı.

Bunların başında ise Amerika Birleşik Devletleri geldi. FED 5 defa faiz artırdı. Artık ABD’de politika faizinin oranı 3,25.

Benzer faiz artışları sürerken Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ise ısrarlı bir şekilde faiz indirimi yapıyor.

“Nas ortada olduğuna göre, sana bana ne oluyor” demişti

İlk başlarda faizi düşürmenin nedeni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ortaya koyduğu tavırdı.

Erdoğan 19 Aralık 2021’de Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen “İlim Yayma Akademi Ödülleri Töreni”nde yaptığı açıklamada, “Neymiş efendim, faizleri düşürüyormuşuz. Benden başka bir şey beklemeyin. Bir Müslüman olarak naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim. Hüküm bu” dedi.

İki gün sonra bu sefer de partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda, faiz oranlarına dair tartışmalara yorum yapan Erdoğan, “Faizle mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim ve enflasyonla mücadelemi de sürdüreceğim. Şunu bir defa bilmemiz lâzım: Bu konuda nas ortada. Nas ortada olduğuna göre, sana bana ne oluyor?” ifadelerini kullandı.

Önce “nas” talimatı şimdi de KKM farkı

Erdoğan’ın açıklamaları “talimat” olarak algılandı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da politika faizini düşürmeye başladı.

Faiz düşürüldükçe döviz yükseldi. “Düşecek” denilen enflasyon ise artış trendine girdi.

Ağustos 2021’de yüzde 19 olan politika faizi önce 18’e ardından da Aralık 2021’de 14’e düşürüldü.

Ocak 2022’ye gelindiğinde faiz oranı 14’e çekilirken enflasyon oranı ise yüzde 48,69’a çıktı.

Ocak ile temmuza kadar 14’te tutulan politika faizi ağustosta 13, eylülde ise 12’ye çekildi.

Daha önce faiz indirilirken “nas”ı dikkate alanların artık yeni bir gerekçesi var gibi.

Zira 21 Aralık 2021’de dövize yapılan müdahaleden sonra bilindiği gibi vatandaş “kur korumalı TL vadeli mevduat” hesaplarına yönlendirilmişti.

Vatandaşı dövizdeki artış karşısında zarara uğramaması için ise aradaki farkın hazine tarafından karşılanacağı belirtilmişti.

Bunun üzerine birçok mevduat sahibi, birikimlerini açılan KKM hesaplarına yatırmaya başladılar.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin verdiği bilgiye göre ise bugüne kadar KKM hesaplarında biriken para miktarı 1 trilyon 307 milyar 6 milyon lirayı buldu.

Aralıktan bu yana ise faiz + kur farkı nedeniyle hazineden milyarlar ödendiği ifade ediliyor.

Tüm müdahalelere rağmen dövizdeki yükseliş durmayınca hazineden daha fazla para çıkmaması için artık faiz indirimine gidilerek ödenecek farkın düşürülmesi amaçlandığı ifade ediliyor.

Ekonomistler bu konuda Independent Türkçe’den Adem Demir’e değerlendirmelerde bulundu.

“Kurdaki artış nedeniyle kayıpları olmuyor” 

Ekonomist Doç. Dr. Oğuz Demir’e göre faiz indiriminin rasyonel bir açıklaması yok artık. Ayrıca bunun nedenini de ekonomistler de artık bilmiyor olabilir.

Faiz düştükçe KKM hesaplarında birikimi olanların hak kaybına uğramadıklarını hatırlatan Demir, “Çünkü, eğer kurda bir değişiklik olmazsa politika faizinin 3 puan üstün kadar faiz ödeniyor” dedi.

“Diyelim faiz yüzde 15. Yüzde 15 + kur farkı. Kur artarsa hesap sahipleri fark alır” diyen Demir, “Kur hiç değişmezse elde ettikleri faiz düşmüş olur. Ancak şu ana kadar hep kur artışı kadar aldıkları için gelir elde etmiş oldular” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Oğuz Demir, şunları kaydetti: “Örneğin bir vatandaş parasını 3 aylık mevduata koyuyor. Normalde kur değişmezse 3 ayda alacağı faiz yüzde 4,5’tu. Şimdi ise yüzde 3,5’a indi. Ama kur yükseldiği için değişim kadar, fark almış oluyor. Bu yüzden kur korumalı mevduat faizinin bir önemi kalmamış oluyor. Kur sabit kalırsa kayıp olabilir ancak kur şu an istikrarlı bir yere oturmuş gibi gözükmüyor.”

“KKM öyle bir tezgah ki zenginler, servetlerine servet katıyor” 

İktisatçı Serkan Özcan ise “kur korumalı TL vadeli mevduat hesabı tam bir tezgah.

Özcan, bu konudaki savını şöyle açıkladı: “Bu hesaba para yatıranların kayıpları olmuyor. Sürekli kazanıyorlar. KKM öyle bir tezgah ki kur düşerse kaybetmiyor, yükselirse ki yükseliyor daha fazla kazanıyorlar.”

“Ülke hazinesi yanlış uygulanan para politikaları sonuçlarını hafifletebilmek için öyle bir şey oluşturdu ki parası olanlar hiçbir şekilde kaybetmiyor” diyen Özcan “Kur düştüğü zaman faizlerini alıyorlar, yükseldiğinde de döviz farklarını alıyorlar. Öyle bir sistem oluşturmuşlar ki zenginin hiç kaybetmiyor. Bu sistemde ülkenin bir avuç zengini, servetine servet katıyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Hayallerin çok olumsuz sonuçlarıyla karşı karıyayız” 

Serkan Özcan, mevcut iktidarın enflasyonla mücadele etmediği görüşünde. Özcan’a göre bütün dünyanın enflasyonu; üretim, yatırım ve istihdamın önündeki en büyük engel görüp olana göre mücadele ediyor.

Özcan, şunları kaydetti: Bizde ise maalesef bir inat ve ısrar uğruna sonuçları anlaşılamayacak bir biçimde bir cari ekonomik politikası takip ediliyor. Faizlerin indirilmesine devam edilmesi konusunda hükümetin son günlerde kaynağı açıklanamayan yurtdışından para girişlerine umut bağladığını düşünüyorum. Ama bu umut ve hayallerin çok olumsuz sonuçlarını yaşama riskiyle karşı karşıyayız.

“MB faizi alet çantasından çıkarıp attı”

Ekonomist Mustafa Sönmez, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faizi ekonomik bir araç olmaktan çıkardığını söyledi.

Diğer ülkelerde merkez bankalarının faizleri ekonomik dengeler aracı olarak kullandığını vurgulayan Sönmez, “Öncelikle de enflasyonu önlemede bir araçtır” dedi.

Türkiye’de enflasyon yükselirken faizin düşürüldüğünü dünyadaki diğer ülkelerin ise bunun tersini yaptığını anımsatan Sönmez, “Türkiye’de enflasyonu önlemek gibi bit kaygı yok. Daha çok seçimlere doğru ekonomiyi canlı götürme kaygısı ön planda. Bunun için faizleri, düşürdüler” diye konuştu.

Enflasyonla faiz arasında şu anda 68 puanlık bir fark olduğuna dikkati çeken Mustafa Sönmez, şunları ifade etti: MB faizi alet çantasından çıkarıp attı. Artık işe yaramıyor. Enflasyon yüksekken faizi indirmek birazda siyasi bir mesaj. KKM hesaplarında birikimleri olan vatandaşların kayıplarına gelinde, çok zarar etmiş olmuyorlar. Hatta birikimler artıyor.  Çünkü KKM’de taban MB faizi + 3 puandır. KKM başladığında faiz 14 idi. + 3 daha toplamda 17 yapıyordu. Bu 12’ye indirildiği için 12 + 3 olunca 15’e düşmüş oldu. Yani bir azalma oldu denilebilir ama dövizdeki artış sürdüğü için zarar etmiyorlar.

Paylaşın