AB’den Suriye’ye Yönelik Yaptırımları Hafifletmede İlk Adım

Avrupa Birliği (AB), Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın devrilmesi ve Heyet Tahrir Şam’ın yönetimi ele geçirmesi sonrası, Suriye’ye yönelik kapsamlı yaptırımları hafifletmede ilk adımı attı.

Brüksel’de bir araya gelen AB dışişleri bakanları, Suriye’ye karşı 14 yıldır uygulanan yaptırımlardan bazılarını gevşetme kararı aldı. Bakanların üzerinde anlaştığı yol haritası gereği ilk etapta enerji, havacılık ve finans alanındaki yaptırımlar gevşetilecek.

BBC Türkçe’den Güven Özalp’in aktardığına göre; AB dışişleri bakanlarının toplantısından çıkan yol haritası siyasi ilke kararı niteliğinde. AB yetkilileri teknik çalışmaların önümüzdeki haftalarda tamamlanmasını öngörüyor. Bu çalışmalar tamamlandıktan sonra yaptırımlar gevşetilecek.

AB Dişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, benimsenen yaklaşımın Suriye ekonomisine ivme kazandırabileceğine ve ülkenin yeniden ayağa kalkmasına yardımcı olabileceğine vurgu yaptı.

Kallas, AB’nin yaklaşımını, “Hızlı hareket etmeyi hedeflerken durumun daha da kötüleşmesi halinde rotayı tersine çevirmeye hazır olduğumuzu da biliyorsunuz. Buna paralel olarak insani yardım ve toparlanma çabalarını da artıracağız” sözleriyle özetledi.

Üzerinde anlaşılan yol haritası gereği AB adım adım ve şarta bağlı olarak ilerleyecek. Yeni Suriye yönetimi AB’nin beklentilerini karşılayan olumlu adımlar attığı sürece yaptırımları gevşetme yaklaşımı korunacak ve ilk aşamada gevşetilen yaptırımlara yenileri eklenebilecek.

Suriye, AB beklentilerini görmezden gelir ya da tersine adımlar atarsa Brüksel’in tutumu da olumsuza dönecek. Gevşetilen yaptırımların tekrar tam şekilde devreye sokulması gündeme gelecek.

AB, Suriye yönetiminin insan haklarının korunmasına önem vermesini, kapsayıcı bir yaklaşım benimsemesini, yeni anayasa hazırlamasını ve mümkün olan en kısa sürede seçim düzenlemesini istiyor. Suriye, en fazla yaptırım uygulanan ülkelerden biri.

Yaptırımların gevşetilmesi Suriye’yle diplomatik ilişkileri 2011’de kesen AB’nin bu ülkeye yönelik politikasında önemli bir dönemeç niteliğinde. AB’nin gevşetme hamlesi hem Suriye ekonomisine yapacağı katkı hem de yeni yönetimin uluslararası alandaki meşruiyetinin güçlendirilmesi açısından önemli bulunuyor.

Finans sektörü AB’nin yaptırımlarla hedef aldığı sektörlerin başını çekiyor. Bu alandaki yaptırımların ana amacı Esad rejiminin savaş makinesinin desteklenmesinin önüne geçilmesiydi. AB sektöre ilişkin yaptırımları çok geniş bir yelpazeye yaydı.

Yeni yönetim ise AB’yle finansal bağları düzeltmek istiyor. AB de finansal sektörün yeniden inşaya destek olmak, altyapının ve kamu hizmetlerinin doğru şekilde işlemesini sağlamak için kritik önemde olduğu görüşünü paylaşıyor.

Suriye’nin petrol ve doğalgaz endüstrisi başta olmak üzere enerji sektörü AB yaptırımlarında önemli yer tutuyor. AB, Suriye ham petrol ve rafine petrol ürünlerinin satın alınmasını, ithalini ve taşınmasını yasaklamıştı.

Katı yaptırım politikasının da etkisiyle bir dönem günlük petrol üretimi 400 bin varil seviyesinde olan Suriye’deki mevcut üretimin yüz bin varilin altında olduğu belirtiliyor. Elektrik üretimi de yaptırımlardan yoğun şekilde etkilendi. Enerji ve elektrik altyapısı Suryelilerin günlük yaşamlarının iyileştirilmesi açısından önemli bulunuyor.

AB, ulaştırma sektörü için de sert yaptırım uyguluyor. Suriye Arap Havayolları gibi Suriyeli şirketlerin işlettiği uçuşların gerçekleştirildiği uçakların AB havalimanlarına inmesine izin verilmiyor. AB ülkelerinden Suriyeli şirketlere jet yakıtı ihraç edilemiyor.

Suriye’ye giden kargo araçları da Avrupalı yetkililer tarafından yasaklı ürün taşıyıp taşımadıklarının tespit edilmesi için kontrol ediliyor. Ulaştırma ülkenin dış bağlantılarının sağlanması açısından önemli görülüyor. AB özellikle Suriye’deki havalimanlarının tam operasyonel hale gelmesine öncelik veriyor.

AB, Suriye’ye silah ambargosunu sürdürüyor. Şu aşamada bu alana ilişkin yaptırımlara dokunulması gündemde değil. Kallas da bunu net şekilde dile getirdi. Yaptırımlarla Esad ile çevresi ve yakın çalıştığı kişi ve kuruluşlar da hedef alınıyor.

Suriye’de kişi ve kurumlara yönelik yaptırım listesi son olarak Baas rejiminin çökmesinden iki hafta önce güncellenmişti. AB’nin 25 Kasım 2024’te güncellediği listede yaptırım uygulanan birey sayısı 318, kurum sayısı ise 86’ydı. AB, bu listeye ilişkin yaptırımları sürdürecek.

AB, Suriye’ye yoğun şekilde yaptırım uygulasa da bunlar, ülkenin herhangi bir noktasına insani yardım ulaştırılmasını engellemeyecek şekilde tasarlandı. AB ve üye ülkeleri, 2011’den bu yana Suriye halkı için 35 milyar euro’nun üzerinde bir kaynağı harekete geçirdi.

AB, 2017’den bu yana her yıl düzenlediği, Suriye ve bölgenin geleceğini destekleme konulu Brüksel Konferansı’yla Suriye’yi uluslararası siyasi gündemde üst sıralarda tutmayı, ihtiyaç sahiplerine yardım etmeyi ve sivil toplumla diyalog kurmayı amaçladı.

HTŞ, AB’nin terör listesinden çıkacak mı?

AB, Suriye’de yönetimde olan Hayat Tahrir el Şam’ı (HTŞ) şu aşamada terör örgütü olarak görmeye devam ediyor. AB, HTŞ’yi listeye alma konusunda Birleşmiş Milletler’i izledi.

BM’nin bu örgütü terör örgütü ilan ettiği karar AB mevzuatına entegre edildi. Gelinen aşamada HTŞ’yi bu statüden çıkarmak için BM’nin adım atmasnı bekleme eğilimi ağır basıyor.

AB ve üye ülkelerinden bazıları HTŞ yönetimiyle doğrudan temas kurdu. Bazı üye ülkelerin temasları bakanlar düzeyinde oldu.

Paylaşın

BM: 2025’te Yaklaşık 200 Bin Suriyeli Ülkesine Geri Döndü

2025 yılı başından bu yana yaklaşık 200 bin Suriyeli ülkelerine geri döndü. 2025 yılının ilk altı ayında yaklaşık bir milyon Suriyelinin ülkelerine geri döneceği öngörülüyor.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri (UNHCR) Filippo Grandi, 16 Ocak itibarıyla yaklaşık 195 bin 200 Suriyelinin Suriye’ye geri döndüğünü söyledi.

Grandi, UNHCR’nin hem mültecilere hem de ev sahiplerine verdiği desteği artırmak amacıyla yakında Suriye ve komşu ülkeleri ziyaret etmeyi planladığını açıkladı.

UNHCR, 2024 yılında 550 binden fazla Suriyelinin ülkelerine döndüğünü, en fazla geri dönenin ise yüzde 23 ile Halep Valiliği’nde olduğunu tahmin ediyor.

Birleşmiş Milletler, 2025 yılının ilk altı ayında yaklaşık bir milyon Suriyeli mültecinin geri döneceğini öngörüyor.

Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğündeki rejim karşıtlarının 27 Kasım’da başlattığı saldırılar, 8 Aralık’ta Beşar Esad rejiminin devrilmesiyle sonuçlanmıştı. Esad ailesi Rusya’ya kaçarken, HTŞ kurduğu hükümetin başına Muhammed Beşir’i getirmişti.

Paylaşın

“İsrail, Suriye’yi Kantonlara Bölme Planı Yapıyor” İddiası

Israel Hayom Gazetesi, İsrail’in Suriye’yi özerk kantonlara bölmeyi planladığını yazdı. Haberde, İsrail’in böyle bir planla ilişkilendirilmesinin Suriye içinde güçlü bir muhalefetle karşılaşacağı da vurgulandı.

8 Aralık’ta muhaliflerin başkent Şam’ı ele geçirmesinin ardından İsrail, 1967’den beri işgali altındaki Golan Tepeleri’ni Güney Suriye’nin geri kalan kısmından ayıracak bir harekata girişmiş ve Birleşmiş Milletler devriyesindeki tampon bölgede ilerlemişti.

Israel Hayom gazetesinin haberinde İsrail kabinesinin, Suriye’yi etnik ve mezhepsel hatlar üzerinden özerk kantonlara bölme planını görüştüğü ve bu planın, Beşar Esad hükümetinin devrilmesinden bu yana İsrail yetkilileri tarafından dile getirildiği ifade edildi.

İsrail’in böyle bir planla ilişkilendirilmesinin Suriye içinde güçlü bir muhalefetle karşılaşacağı da vurgulandı.

Gazete, Savunma Bakanı İsrael Katz’ın çarşamba günü kabine toplantısına başkanlık ettiğini ve toplantıda Türkiye’nin Suriye’deki nüfuzunun ele alındığını ileri sürdü. Ancak iddianın kaynağını açıklamadı.

Toplantıya katılan bakanların, İsrail’in Suriye’nin fiili lideri Ahmed eş-Şara hakkındaki endişelerini ve Suriye’deki Dürzi ve Kürt nüfusun “güvenliğini” ele aldığı iddia edildi.

Buna göre, İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen, Suriye’deki durumu görüşmek üzere uluslararası bir konferans yapılmasını öneriyor. Cohen temel amaçlarının Suriye’deki silahlı gruplardan gelebilecek olası tehditlere karşı “İsrail’in kuzey sınırını güvence altına almak” olduğunu söylüyor.

8 Aralık’ta muhaliflerin başkent Şam’ı ele geçirmesinin ardından İsrail, 1967’den beri işgali altındaki Golan Tepeleri’ni Güney Suriye’nin geri kalan kısmından ayıracak bir harekata girişmiş ve Birleşmiş Milletler devriyesindeki tampon bölgede ilerlemişti.

Suriye’deki azınlık Dürzi topluluğu çoğunlukla ülkenin güneyinde, Golan Tepeleri yakınlarında yaşıyor.

Esad’ın devrilmesinden kısa bir süre sonra sosyal medyada yayılan bir videoda, Dürzilerin yeni İslamcı yönetimden korktuğu ve kasabalarının ilhak edilmesi için İsrail’e çağrıda bulunduğuna yönelik ifadeler yer alıyordu.

Ancak New Arab’ın haberine göre video Dürzi liderler tarafından yalanlanmıştı.

Öte yandan, Esad sonrası kurulan yeni yönetimin Şam Valisi Mahir Mervan, ABD’de yayın yapan NPR radyosuna verdiği röportajda İsrail’in ülkesinin topraklarına asker sokmasını “anlaşılır” bulduğunu belirtmiş ve barış sinyalleri yollamıştı.

Vali Mervan, ”İsrail yeni yönetim nedeniyle korkmuş ve endişelenmiş. Bu yüzden biraz ilerledi ve bombaladı,” demişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Son Bir Ayda 52 Binden Fazla Suriyeli Ülkesine Geri Döndü!

Hatay sınırında açıklama yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “8 Aralık’tan bugüne 52 bin 622 Suriyeli ülkelerine gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli bir şekilde dönüş yaptı” dedi ve ekledi:

“Bu 52 bin 622 dönen Suriyeli kardeşimizin 41 bini aile, geriye kalanlar ise tek giden kişiler olduğunu ifade etmek istiyoruz.”

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Hatay Cilvegözü sınırında açıklamalarda bulundu. Karar Gazetesi’nin aktardığına göre; Yerlikaya, açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Bugün itibarıyla 2 milyon 880 bin Suriyeli bulunuyor. Onurlu, güvenli bir şekilde geri dönüşleri devam ediyor. 2017’den bugüne güvenli, onur dönenlerin sayısı 792 bin 625 olmuştur. Suriye özgürlüğüne kavuşmadan önce dönüşlerde aylık ortalama 11 bin 66’tü.

8 Aralık’tan bugüne 52 bin 622 Suriyeli ülkelerine gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli bir şekilde dönüş yaptı. Bu 52 bin 622 dönen Suriyeli kardeşimizin 41 bini aile, geriye kalanlar ise tek giden kişiler olduğunu ifade etmek istiyoruz.

8 Aralık’tan sonra gönüllü ve güvenli geri dönüşle ilgili Suriyeli sivil toplum kuruluşlarıyla istişarelerde bulunduk. Bizden bir ricası vardı. Kış zamanı çoluk çocuk gitmeyelim, önden eksikleri giderelim. Buna bir isim konuldu: Öncü Göçmen.

1 Ocak-1 Temmuz arasında öncü göçmenler, diğerleri adına Göç İdaresi’ne müracaat ettikleri zaman aynı gün içinde izin veriliyor. 6 ay içinde 3 kere giriş çıkış yapabilecekler. 10 günlük sürede bin 766 öncü göçmen gitti.”

Paylaşın

ABD, Suriye’ye Yönelik İnsani Yardım Kısıtlamalarını Hafifletiyor

ABD, geçen ay Suriye lideri Beşar Esad’ı devrilmesinin ardından Suriye’deki geçiş hükümetine yönelik bazı kısıtlamaları hafifleterek insani yardımların girişine izin verdi.

Bu adım, ABD’nin Suriye’deki yeni geçiş hükümetine verdiği desteğin sınırlı olduğunu gösteriyor.

ABD, Beşar Esad’ın devrilmesi sonrası geçiş hükümetine insani yardım girişini kolaylaştırmak ve temel hizmetlerin iyileştirilmesi amacıyla Suriye’ye uygulanan bazı kısıtlamaları hafifletti. ABD Hazine Bakanlığı yönetimle bazı temel işlemler, enerji satışları ve buna bağlı işleri kapsayan altı ay geçerli bir kararname yayınlandı.

Bu adım savaşla harap olmuş ve on yılı aşkın süredir yaptırımlara maruz kalan ülkeye yönelik yaptırımları kaldırmıyor. Ancak yine de geçiş hükümetine sınırlı bir destek göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Washington’ın açıklamasında bu adımla ABD’nin ‘temel insani ihtiyaçların karşılanmasını, kamu hizmetlerinin sağlanmasını veya insani yardım faaliyetlerini engellememesini sağlama’ taahhüdünü vurguladığı ifade edildi.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo “Suriye’deki insani yardım ve bağlantılı yönetim birimlerini desteklemeye devam edecektir,” dedi.

20 Aralık’ta ABD’nin Ortadoğu’daki en üst düzey diplomatı olan Dışişleri Bakan Yardımcısı Barbara Leaf, Suriye’nin başkenti Şam’da Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) lideri Ahmet Hüseyin eş-Şara – yaygın bilinen savaşçı adı ile Muhammed Colani- ile görüşmüştü. Görüşmenin ardından ABD, Şara için konulan 10 milyon dolarlık ödülün kaldırıldığını açıklamıştı.

Bu görüşmede ‘terörist’ grupların Suriye içinde ve dışında ABD’nin ortaklarına yönelik tehdit oluşturmaması gerekliliği üzerine odaklanıldığı bildirilmişti.

31 Aralık’taki ikinci görüşmede ise ABD’li yetkililer Suriye’deki yeni yönetimle bir araya gelerek ülkedeki son gelişmeleri ve ‘kapsayıcı bir siyasi sürecin gerekliliği’ni görüştü. Ayrıca yetkililerin sanayi, bankacılık ve teknoloji sektörlerini temsil eden Suriyeli iş insanlarıyla da görüştüğü de belirtilmişti.

Suriye lideri olan Beşar Esad, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğündeki rejim karşıtı grupların 8 Aralık’ta Şam’ın kontrolünü ele geçirmesiyle Rusya’ya kaçmış ve 1963’ten beri iktidarda olan Baas Partisi’nin yönetimi sona ermişti.

ABD ve Birleşmiş Milletler, uzun süredir HTŞ’yi terör örgütü olarak tanımlıyor. Ancak Esad sonrası ülkeler Suriye’nin yeni yönetimiyle ilişkiler geliştirmeye başladı. Suriye’nin yeni yönetiminin ilk resmi dış ziyareti ise Suudi Arabistan’a oldu. Daha sonra farklı Körfez ülkeleri de ziyaret edildi.

2011’den Esad’ın düşüşüne kadar süren Suriye’deki iç savaş tahmini olarak 500.000 kişinin ölümüne neden oldu. Bu sebeple Esad yönetimine yönelik yaptırımlar da geldi.

Savaş nedeniyle Suriye’nin altyapısı da büyük ölçüde hasar görmüş durumda. Ülkede elektrik kesintileri sıkça yaşanıyor ve nüfusun yaklaşık yüzde 90’ı yoksulluk içinde yaşıyor. Nüfusun yaklaşık yarısı, bir sonraki öğünün nereden geleceğini bilmiyor, enflasyon ise yükseliyor.

Yaptırımların kaldırılması yönündeki baskılar 2023’te Suriye ile Türkiye’yi vuran 6 Şubat depreminin ardından arttı. Binlerce kişinin öldüğü deprem Deprem, 59.000’den fazla insanın ölümüne ve altyapı hasarına yol açtı. Bu altyapı yaptırımlar nedeniyle de onarılamadı. ABD insani yardım için bazı muafiyetler açıkladıysa da bunlar yeterli olmadı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Suriye’nin Yeni Yönetiminden ABD’ye Yaptırımları Kaldırma Çağrısı

Suriye’nin yeni yönetimi, ABD’nin Suriye’ye uyguladığı yaptırımların ülkenin hızla toparlanmasının önünde bir engel olduğunu belirterek, Washington’a yaptırımları kaldırma çağırısında bulundu.

Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, Suriye halkının yüzde 90’ı yoksulluk içinde yaşıyor ve bir sonraki öğünde dahi karınlarını nasıl doyuracağını bilmiyor. Uluslararası toplum ise Suriye’ye yönelik ekonomik yaptırımları kaldırmadan önce yeni yönetimin iktidarını nasıl kullanacağını görmek istiyor.

Suriye geçici hükümetinin bakanları Katar’a yaptıkları ziyarette, ABD’ye Şam’a yönelik yaptırımları kaldırma çağrısında bulundu.

Katar Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin bugün Suriye Dışişleri Bakanı Esaad Şeybani, Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra ve İstihbarat Teşkilatı Başkanı Enes Hattab ile görüştüğü belirtildi. Açıklamada, Al Sani’nin görüşmede “Katar devletinin Suriye’nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığını destekleyen tutumunu yinelediği” ifade edildi.

Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğündeki İslamcı grupların Beşar Esad’ı devirmesi öncesinde ülkedeki muhalif gruplara destek veren Katar, Esad yönetimindeki Suriye’nin 2023 yılında Arap Birliği’ne dönmesine karşı çıkmıştı.

HTŞ lideri Ahmed eş-Şera liderliğindeki Suriye’deki yeni hükümet ise Arap ülkeleri ile diplomatik ilişkileri yeniden güçlendirilmesinin yanı sıra ülke ekonomisinin canlandırılması için yaptırımların kaldırılmasını umuyor.

Suriye’deki geçici hükümetin Dışişleri Bakanı Şeybani, Katar’daki temasları sırasında bir radyo kanalına yaptığı açıklamada, yaptırımların “hızlı bir toparlanma önünde engel teşkil ettiğini” belirterek “Suriye halkına yönelik ekonomik yaptırımlara ilişkin zorluklara dair endişelerimizi Doha’ya ilettik ve ABD’ye bu yaptırımları kaldırma çağrımızı yineliyoruz” ifadelerini kullandı.

Katar da, Aralık ayı sonunda Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması çağrısında bulunmuştu.

Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, Suriye halkının yüzde 90’ı yoksulluk içinde yaşıyor ve bir sonraki öğünde dahi karınlarını nasıl doyuracağını bilmiyor. Uluslararası toplum ise Suriye’ye yönelik ekonomik yaptırımları kaldırmadan önce yeni yönetimin iktidarını nasıl kullanacağını görmek istiyor.

Geçen hafta Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ta temaslarda bulunan Şeybani, gelecek günlerde Katar’ın yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Ürdün’ü ziyaret edeceğini duyurmuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’den “Kobani’de Askeri Üs Kuracak” İddialarına Yalanlama

Kobani’de askeri üs kurma hazırlıklarının yapıldığı iddialarına ilişkin açıklama yapan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Kobani’de şu anda bu yönde planlarının bulunmadığını belirtti.

Beşar Esat yönetiminin devrilmesi sonrasında, Türkiye’nin desteklediği Suriye Milli Ordusu (SMO) ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Suriye’nin kuzeyinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor.

Suriye’nin kuzeyinin büyük bir kısmı, SDG’nin yönetimi altında. SDG, 2019 yılında ABD desteğiyle ülkede IŞİD’in yenilgiye uğratılmasına öncülük etmişti.

Türkiye, SDG’nin ana unsuru olan YPG’nin PKK’nın Suriye kolu olduğunu söylüyor. PKK, ABD’nin de terör örgütü listesinde yer alıyor.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Suriye’nin kuzeyindeki Kobani kentine askeri üs kurulacağı yönünde basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Pentagon Sözcü Yardımcısı Sabrina Singh, yılın ilk basın toplantısında “ABD askeri araçlarının Suriye’nin kuzeyinde Kobani yakınlarına doğru ilerlediğini gösteren videolar var. ABD güçleri orada bir üs mü inşa ediyor, bölgede neler oluyor?” şeklindeki bir soruya verdiği yanıtta, bu konudaki haberleri gördüğünü belirterek “ABD’nin Kobani’de üs kurma planı yok. Bu haberlerin nereden çıktığını bilmiyorum” dedi.

ABD’nin bölgede ortaklık yaptığı güçlere ilişkin bir soruyu da Singh, “Bildiğiniz gibi, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve bölgedeki diğer güçler arasında şiddetin sona ermesini kesinlikle teşvik ettik ve bundan memnuniyet duyduk. Suriye’de bulunma nedenimiz olan IŞİD’in kalıcı bir şekilde yenilgiye uğratılmasını sağlamak için çalışmaya ve görevimize odaklanmayı sürdürüyoruz. Ancak Kobani’deki ABD güçleri söz konusu olduğunda şu an için herhangi bir üs kurma planımız veya niyetimiz yok. Bu yöndeki haberlerin nereden kaynaklandığından emin değilim” sözleriyle yanıtladı.

ABD, Suriye’nin kuzeyinde IŞİD ile mücadelede omurgasını Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu SDG ile iş birliği yapıyor. YPG, Türkiye tarafından PKK’nın Suriye kolu olarak görülüyor.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 2 Ocak’ta yaptığı açıklamada, ABD’nin Kobani kentine askeri bir üs kurma amacıyla 50 kamyonluk bir konvoy gönderdiğini iddia etmişti. Sosyal medyada bölgeyi takip eden kişi ve kuruluşların paylaştığı video ve fotoğraflarla ABD konvoyunun Kobani’ye doğru ilerlediği öne sürülmüştü.

Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) ile SDG arasında çatışmalar yaşanmış ve SMO Tel Rıfat ve Münbiç’te kontrolü sağlamıştı. SMO’nun bundan sonraki hedefinin Kürtlerin kontrolündeki Kobani, Rakka ve Haseke olabileceği yönünde iddialar bulunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Suriye’de Yaklaşık Dört Milyon Çocuk Okul Dışında

Save the Children, yaklaşık dört milyon Suriyeli çocuğun şu anda okul dışında olduğunu belirterek, çocukların yeniden eğitime kazandırmak için çaba sarf edilmesi gerektiği çağrısında bulundu.

Haber Merkezi / Save the Children ayrıca, Beşar Esad rejimi altındaki Suriye’ye yönelik uluslararası yaptırımların yarattığı zorluklara dikkat çekti. Kuruluş, bu yaptırımların insani çabaları önemli ölçüde engellediğini ve Suriye halkının acısını daha da kötüleştirdiğini vurguladı.

Uluslararası sivil toplum örgütü Save the Children’ın Suriye direktörü Rasha Muhrez, “Yaklaşık 3,7 milyon çocuk okul dışında ve çocukların yeniden okula kazandırmak için acilen harekete geçilmesi gerekiyor… Bu, Suriye’deki okul çağındaki çocukların yarısından fazlası” açıklamasını yaptı.

Rasha Muhrez, AFP’ye yaptığı açıklamada, yeni göç dalgası nedeniyle bazı okulların tekrar barınak olarak kullanıldığını belirterek, bu durumun eğitim krizini daha da kötüleştirdiğini söyledi.

Suriye’deki geçici hükümet yetkililerini, bu konuda hızlı ve kararlı adımlar atmaya çağıran Muhrez, krizin daha geniş kapsamlı olduğunu vurguladı. Rasha Muhrez, Suriyeli çocukların büyük çoğunluğunun (yaklaşık 7,5 milyon) acil insani yardıma ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Muhrez, iç savaşın çocuklar üzerinde derin travmatik etkileri olduğunu belirtti. Save the Children’a göre, tahmini 6,4 milyon Suriyeli çocuğun savaşın uzun vadeli etkileriyle başa çıkabilmek için psikolojik desteğe ihtiyacı var.

Save the Children ayrıca, Beşar Esad rejimi altındaki Suriye’ye yönelik uluslararası yaptırımların yarattığı zorluklara dikkat çekti. Kuruluş, bu yaptırımların insani çabaları önemli ölçüde engellediğini ve Suriye halkının acısını daha da kötüleştirdiğini vurguladı.

Muhrez, “Bu kısıtlayıcı önlemlerle sınırlı kaynaklarla ihtiyaç sahiplerine ulaşmayı ve ihtiyaçlara cevap vermeyi sürdürmemiz çok zor” dedi.

Paylaşın

Türkiye İle ABD Arasında Kritik “Suriye” Görüşmesi

Suriye’de Beşar Esat rejiminin devrilmesinin ardından yaşanan süreçte, omurgasını YPG’nin oluşturduğu ve ABD’nin desteklediği SDG ile Türkiye’nin desteklediği SMO arasında çatışmalar yaşandı.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin telefonda görüştü. Yapılan açıklamaya göre görüşmenin gündeminde Suriye vardı.

ABD’li yetkililer Suriye Demokratik Güçleri’nin IŞİD’le mücadelede önemli bir ortak olduğunu vurgularken, Türkiye YPG’nin ABD ve AB’nin terör örgütü listesinde olan PKK’nın Suriye uzantısı olduğunu belirtiyor.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) sözcüsü Pat Ryder’ın açıklamasına göre, Lloyd Austin görüşmede, “IŞİD’e karşı mücadele misyonunun başarısının devamının sağlanmasında yakın ve sürekli koordinasyonun önemli olduğunu” vurguladı.

Açıklamada, iki bakanın “daha güvenli ve istikrarlı bir Suriye’nin sağlanması için koşulların oluşturulmasının önemini görüştüğü” belirtildi.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada, görüşmede ikili ilişkiler ile Suriye başta olmak üzere bölgesel savunma ve güvenlik konularının ele alındığı belirtildi. Açıklamada başka ayrıntıya yer verilmedi.

Son olarak Suriye Demokratik Güçleri Salı günü, Suriye’nin kuzey sınırındaki bölgelerin yeniden ele geçirilmesi için, Suriye Milli Ordusu’na karşı bir saldırı başlattıklarını açıkladı.

AP’ye konuşan YPG’nin kadın kolu YPJ’nin sözcüsü Ruken Cemal, savaşçıların karşı saldırıda Menbiç merkezinden 7 mil uzaklıkta olduklarını söyledi.

SDG sözcüsü Ferhat Şami Pazartesi günü yaptığı açıklamada Türkiye destekli isyancıları Fırat Nehri üzerinde bulunan Tişrin Barajı yakınlarındaki bölgelerden püskürttüğünü söylemişti.

Merkezi İngiltere’de bulunan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de SDG’nin stratejik baraj yakınlarında dört köyü yeniden ele geçirdiğini belirtti.

Türkiye’ye ait savaş uçaklarının son günlerde sınırda yer alan stratejik Kobani kentinde de bazı hedefleri vurduğu biliniyor.

Paylaşın

Analiz: ABD, Suriye’den Çekilecek Mi?

Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) liderliğindeki silahlı grupların Beşar Esad yönetimini devirmesiyle birlikte, ABD’nin Suriye’deki askerlerini çekip çekmeyeceği merak konusu.

ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump, rejimin düşmesinin ardından yaptığı açıklamada “Suriye kendi başının çaresine bakmak zorunda” demişti. Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı adayı Mike Waltz ise, ABD askerlerinin Suriye’de olmaması gerektiğini söylemiş, IŞİD’in yeniden güç kazanmasını önlemeye öncelik verileceğini belirtmişti.

ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump’ın Suriye’deki Amerikan askerlerini bölgeden çekip çekmeyeceği merak konusu. Washington Post (WP), “IŞİD’e ve İran’a karşı kalkan görevi gören 2 bin askerin” akıbetiyle ilgili adımların Trump için ikilem yaratacağını yazıyor.

Heyet Tahrir Şam (HTŞ) liderliğindeki rejim karşıtlarının Beşar Esad yönetimini devirmesiyle ABD’nin ülkedeki askeri misyonunun geleceğinin belirsizliğe sürüklendiği ifade ediliyor.

Trump’ın ilk döneminde Suriye’deki Amerikan birliklerini çekmeyi gündeme getirdiği hatırlatılıyor. Ancak Cumhuriyetçi liderin ikinci döneminde bununla ilgili nasıl bir politika izleyeceği belli değil. 47. ABD Başkanı, rejimin düşmesinin ardından yaptığı açıklamada “Suriye kendi başının çaresine bakmak zorunda” demişti.

Cumhuriyetçi liderin ilk döneminde ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi olarak görev yapan James Jeffrey, HTŞ’nin geçmişte IŞİD’le başarılı şekilde mücadele ettiğine dikkat çekerek şu yorumları paylaşıyor: Bu durumda Trump kendisine şu soruyu soracak: ‘Neden IŞİD’le savaşmak için asker bulundurmak zorundayım? Zaten verdiğimiz savaşın çoğunda onları çölde bombalıyoruz.’ Ve bu soruyu yanıtlamak çok zor olacak.”

Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı adayı Mike Waltz, ABD askerlerinin Suriye’de olmaması gerektiğini söylemiş, IŞİD’in yeniden güç kazanmasını önlemeye öncelik verileceğini belirtmişti. Ancak buna yönelik askeri stratejiye dair bilgi paylaşmamıştı.

WP’nin analizinde, Suriye’deki ABD birliklerinin geleceğinin HTŞ ve ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt örgütlerle yapılacak anlaşmalara bağlı olduğu ifade ediliyor. Ayrıca Washington’ın fonladığı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), Ankara’nın desteklediği Suriye Milli Ordusu’yla (SMO) girdiği çatışmaların ABD-Türkiye arasında gerginlik yarattığı yazılıyor. SDG’nin ana unsuru Türkiye’nin terör örgütü kabul ettiği YPG.

Haberde, “Ankara’nın baskısıyla” ABD’nin SMO ve SDG arasında Münbiç’te 12 Aralık’ta ateşkes anlaşması yapılmasını sağladığı ifade ediliyor. Taraflar arasında çatışmalar yaşansa da ABD ateşkesin sürdüğünü duyurmuştu. Diğer yandan SDG’nin IŞİD militanlarını tuttuğu kampların güvenliğinin de SMO’yla çatışmalar nedeniyle tehlikeye girebileceği savunuluyor. IŞİD’in kaostan faydalanarak tekrar güçlenme ihtimalinin Washington’ı endişelendirdiği yazılıyor.

HTŞ öncülüğündeki rejim karşıtlarının 27 Kasım’da başlattığı saldırılar, 8 Aralık’ta Esad rejiminin devrilmesiyle sonuçlanmıştı. Esad ailesi Rusya’ya kaçarken, HTŞ kurduğu geçici hükümetin başına Muhammed Beşir’i getirmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Barbara Leaf, geçen haftta Suriye’ye gitmişti. Ebu Muhammed Colani takma adını kullanan HTŞ lideri Ahmed Şara’nın başına konan 10 milyon dolarlık ödülün kaldırıldığını duyurmuştu. Öte yandan Washington, HTŞ’yi henüz resmen terör örgütü listesinden çıkarmadı. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de grubu terör örgütü olarak görmeye devam ediyor.

Türkiye de HTŞ’yi resmen terör örgütü kategorisinde değerlendiriyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, HTŞ’nin artık “fiilen terörist olmadığını” söylemişti fakat bu yönde resmi bir adım atılmadı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın