Ziraat Bankkart – Fenerbahçe HDI Sigorta: 3- 1

AXA Sigorta Efeler Ligi’nde Play-Off final etabının üçüncü maçında Ziraat Bankkart ile Fenerbahçe HDI Sigorta karlı karşıya geldi. TVF Başkent Voleybol Salonu’nda oynanan mücadeleden Ziraat Bankkart 3-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / AXA Sigorta Efeler Ligi’nde Play-Off final etabının üçüncü maçında Ziraat Bankkart ile Fenerbahçe HDI Sigorta Erkek Voleybol Takımı TVF Başkent Voleybol Salonu’nda karşı karşıya geldi. Mücadeleden 25-19, 22-25, 25-22 ve 27-25’lik setler sonunda Ziraat Bankkart 3-1 galip ayrıldı.

Böylece AXA Sigorta Efeler Ligi’nde Play-Off final serisinde durum 2-1’e geldi.
AXA Sigorta Efeler Ligi’nde Play-Off final serisinin dördüncü maçı 21 Nisan Çarşamba günü saat 16.00’da Burhan Felek Vestel Voleybol Salonu’nda oynanacak.

Ulaş Kıyak’ın servisiyle başlayan mücadelede ilk sayı ev sahibi Ziraat Bankkart’ın oldu (1-0). Fenerbahçe maçtaki ilk sayısı ise Graham Vigrass’tan geldi (1-1). İki takımın da mücadeleci bir oyun ortaya koyduğu maçın hemen başında Metin Toy ve Hoag’la etkili olan Fenerbahçe, 3-5’lik üstünlüğü yakaladı. Devamında Ziraat Bankkart, Van Garderen ve Atanasov’un sayılarıyla skora denge getirse de (7-7), Fenerbahçe, Ulaş Kıyak ve Hoag’la skor avantajını yeniden lehine çevirdi (7-9). Bu bölümde Ter Maat’tan önemli katkılar alan Ziraat Bankkart, yakaladığı 3-0’lık seriyle 10-9 öne geçti. Maçtaki ilk teknik molaya da 12-11’le önde giren Ziraat Bankkart, moladan Atanasov’un sayısıyla döndü ve skor 13-11’e geldi. Fenerbahçe, Hidalgo ve Ulaş Kıyak’la sette kalmaya çalışsa da ev sahibi Ziraat Bankkart, Ter Maat, Bedirhan Bülbül ve Van Garderen’le üretken bir görüntü çizerek seti 25-19 kazandı.

İkinci set Salvador Hidalgo ve Atanasov’un karşılıklı sayılarıyla başladı (1-1). Setin hemen başında Metin Toy’un sayılarıyla skor 2-3’e geldi. Ter Maat ve Atanasov’la 6-4’lük üstünlüğü yakalayan Ziraat Bankkart’ı, Vigrass, Metin Toy ve Hoag’la durduran Fenerbahçe, bu kez skor avantajını lehine çeviren taraf oldu (7-9). Oldukça çekişmeli geçen setin bu bölümünde Hasan Sıkar ve Vigrass’tan da sayı katkısı alan Fenerbahçe, 3 sayılık farkı korudu (14-17). Setin devamı büyük bir çekişmeye sahne oldu. Son bölümde rakibine Hidalgo, Hoag ve Vigrass’la üstünlük kuran Fenerbahçe, 22-25’le setin kazananı oldu.

Üçüncü sette ilk sayı Salvador Hidalgo’dan geldi (0-1). Ziraat Bankkart’ın bu setteki ilk sayısını ise Ter Maat kaydetti. Setin hemen başında Arslan Ekşi ve Van Garderen’le 5-4’ü bulan Ziraat Bankkart’a; devamında Hidalgo, Metin Toy ve Hoag’la cevap veren Fenerbahçe, maça ortak oldu (8-8). Teknik molaya 11-12 önde giren Fenerbahçe olurken, Ziraat Bankkart mola dönüşünde Ter Maat’la skora denge getirdi (12-12). Karşılıklı sayılarla geçen setin son bölümünde Atanasov ve Ter Maat ikilisiyle etkili olan başkent temsilcisi Ziraat Bankkart, seti 25-22 kazandı.

Dördüncü sete hızlı başlayan taraf Fenerbahçe oldu (1-3). Ziraat Bankkart adına setin hemen başında skor bulan isimlerse Emin Gök-Van Garderen ikilisiydi. Devamında Salvador Hidalgo ve Metin Toy’la önemli bir avantaj yakalayan Fenerbahçe Emre Batur’un da skor yüküne ortak olmasıyla fark 4 sayıya çıktı (6-10). Bu sette de teknik molaya 10-12 önde giren taraf Fenerbahçe oldu. Molanın ardından karşılıklı sayılarla son bölüme girilirken Ziraat Bankkart, sonuca giden taraf oldu ve seti 27-25; maçı da 3-1 kazandı.

Paylaşın

Emre Belözoğlu: Çok önemli bir galibiyet

Medipol Başakşehir galibiyeti sonrası yayıncı kuruluşa konuşan Fenerbahçe Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, “Çok önemli bir galibiyet aldığımızı düşünüyorum. Bizim adımıza öne geçtikten sonra ki rakip 10 kişi kalmasına rağmen oyunu daha iyi tutmamız gerektiğini düşünüyorum. Fenerbahçe 10 kişi kalmış rakibine karşı biraz daha net isterdi. Oyuncularım ellerinde gelen mücadeleyi gösteriyorlar. Onlara bir kez daha teşekkür ediyorum.” dedi.

Haber Merkezi / Fenerbahçe Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, 2-1’lik Medipol Başakşehir galibiyeti sonrası yayıncı kuruluşa ve basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

“Ligin sonuna kadar inşallah aynı enerji ve mücadeleyle devam edeceğiz. Kazandıkça enerjimiz yükseliyor. Ne olursa olsun takımın arkasında olmaya devam edeceğiz ve Allah izin verirse sonu iyi olacak” diyen Belözoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle;

“Çok önemli bir galibiyet aldığımızı düşünüyorum. Bizim adımıza öne geçtikten sonra ki rakip 10 kişi kalmasına rağmen oyunu daha iyi tutmamız gerektiğini düşünüyorum. Fenerbahçe 10 kişi kalmış rakibine karşı biraz daha net isterdi. Oyuncularım ellerinde gelen mücadeleyi gösteriyorlar. Onlara bir kez daha teşekkür ediyorum.

Takım arkadaşlarıma, bana burada destek olan bütün herkese onlara vermiş olduğum söz doğrultusunda sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğim. Bu takımın bir parçası olmak benim için yeterli bir şereftir. Aynı zamanda bu oyuncular sonuna kadar, sonu ne olursa olsun bilsinler ki biz onlarla beraberiz. Her türlü sorumluluğu da Allah nasip ederse üstümüze almaktan da geri durmayacağız. Bir kez daha onlara bu mücadeleden dolayı teşekkür ediyorum.

“Önemli bir galibiyet aldık”

Bay haftamıza giriyoruz. Bu hafta dinlenmek için bir zaman olacak. Geçen haftayla beraber oyuncularla değerlendireceğiz oyunun iyi ve kötü yönlerini. Özellikle Başakşehir 10 kişi kaldıktan sonra daha net, daha iyi oynayabilirdik. Çok maç var. Sonuna kadar bu yarışı devam ettirecek güce sahip olduğumuza inanıyorum. O yüzden rakipler değerli büyük kulüpler. Tecrübeleri var, tecrübeli teknik adamları var. Ama biz de inşallah bu enerjinin yanımızda olmasıyla beraber bunu sonuna kadar devam ettireceğiz. Başakşehir takımı da inşallah bu süreçten bir an önce kurtulur. Ligin çok değerli bir takımı çünkü.

Önemli bir galibiyet aldık. Oyunda iyi oynadığımız dönemler oldu, kötü oynadığımız dönemler oldu. Maç çok gitti geldi. Baktığınızda oyuncuların mücadelesi, isteği, arzusu, kazanma enerjisi çok yüksek. Bu beni çok mutlu ediyor. Onunla beraber aynı zamanda oynadığımız maçlarda kazanabilecek ve aynı zamanda ne yazık ki maçı kaybedebilecek durumlara kendimizi getiriyoruz. Daha doğru oyunu oynamaya çalışan, rakibi 10 kişiyken topa daha çok hakim olan ve daha çok pozisyon üretmesi gereken bir takım olmalıydı bence sahada. Bütün arkadaşlarım ellerinden gelen mücadeleyi ortay koydular. Ligin sonuna kadar aynı mücadele, aynı enerjiyle inşallah devam edeceğiz.

Altay çok önemli bir oyuncu. Öncelikle geçmiş olsun. Futbol bu yüzden çok güzel bir oyun. Biz de hayatta neyin hayır, neyin şer olduğunu bilemiyoruz. Altay’ın aramızda olmasını çok isterdik ama futbolda sakatlıklar olabiliyor. Onun yerine oynayan Harun kardeşimiz çok iyi bir maç çıkardı. Penaltı pozisyonu penaltı olmayabilir ama ne olursa olsun takımın o penaltıyı kurtardıktan sonra vermiş olduğu reaksiyon, birleşmesi, beraber hareket etmesi, o enerjiyi oluşturması çok değerli. Her oyuncu bizim için çok kıymetli. Harun da bunlardan bir tanesi. Sezon sonuna kadar hep beraber 25-26 kişi aynı mücadele içinde olmaya devam edeceğiz.

Kolay duygular değil. Maçtan önce de söylemiştim. Başakşehir benim ikinci evim gibi. Burası ikinci yuvam. Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra bana çok muhteşem duygular yaşattılar. Bana çok güvendiler. Ben de elimden geldiğince buraya hizmet ettim. İnşallah bu süreçten bir an önce çıkarlar ve eski günlerindeki gibi yine ilk 3’ü, ilk 4’ü zorlayacak, şampiyonluklar kazanacak süreçler yaşarlar çünkü bunu hak ediyorlar. Sayın Göksel Gümüşdağ başta olmak üzere yönetimiyle beraber, ekibiyle beraber ben inanıyorum inşallah bu sıkıntılı süreçleri atlatacaklardır. Onlara da başarılar diliyorum.

“Camiamız çok büyük. Beklenti büyük”

Beklerin performansından memnunum fakat birazcık daha net onlar kanada oynadıklarında daha sert çıkmamızı istemiştim maçtan önce. Biraz bunu yapamadık. Ama genel anlamda oyuncu değişikliği yapmamız Nazım özelinde çok uzun zamandır oynamıyor, oynamamasıyla beraber düşmeye de başlamıştı. Ozan da 50-60’tan sonra açılıyor. Onu orada kullanmaya çalıştık. Caner -Novak değişikliği de; Caner bizim için değerli, önemli bir oyuncu. Bir iki pozisyonda elinden geldiğince mücadele etti fakat çizgiye biraz daha net indiler, oradan gelmeye başladılar. O yüzden sol tarafta biraz daha sert durabilecek bir fikrimiz oluştu. Ondan dolayı bu değişikliği yaptı. Her oyuncuya ihtiyacımız var. Değişiklikler olacak. Sahanın içinde her oyuncu ne kadar dakika verirsek verelim Fenerbahçe formasını sonuna kadar terletecek. Onlardan isteğim bu zaten.

Aslında kazandıkça bence enerjimiz yükseliyor. Baskı her daim olacaktır. Hayatımda, kariyerimde her türlü baskının içinde oldum, birçok sıkıntıların içinde oldum. Bunların içinden de çıkmanın tek bir yolu var; inanmak, motive olmak ve çok çalışmak. Bunları nasıl yapabileceğimi biliyorum. Takım arkadaşlarımın hepsi de bundan haberdar. Baskı olsun, sıkıntı yok. Camiamız çok büyük. Beklenti büyük. Sonu ne olursa olsun biz takımımızdaki bütün arkadaşların yanında olmaya, onların arkasında olmaya devam edeceğiz ve Allah izin verirse sonu güzel olacak diye inanıyorum.

 

Paylaşın

Fenerbahçe Başkanı Koç’tan şampiyonluk yorumu

Medipol Başakşehir galibiyeti sonrası açıklamalarda bulunan Fenerbahçe Başkanı Koç, “Bay haftası öncesi önemli bir virajı 3 puanla geçtik. 7 hafta kaldı, bizim 6 maçımız var. 7 haftada her şey olabilir. Biz 10 senede 3 kere son haftada şampiyonluk kaybetmiş bir kulübüz. Dolayısıyla son dakikaya kadar her şeyin değişebileceğini biliyoruz. Biz inanmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Medipol Başakşehir galibiyetinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Ali Koç, yaptığı açıklamada, galibiyetten dolayı futbolcuları ve teknik heyeti kutlayarak, “İki taraf için de önemli bir maçtı. Mutlu ve başarılı olan biz olduk. BAY haftası öncesi önemli bir virajı geçtik.” dedi.

Medipol Başakşehir’in bu sezon şansızlıklar yaşadığını vurgulayan Koç, “İyi futbol oynuyorlar ama karşılığını alamıyorlar. 7 hafta kaldı, bizim 6 maçımız var. Ligde her şey olabilir. Biz son 10 senede 3 kere son haftada şampiyonluk kaçırdık. Son haftaya kadar her şeyin değişebileceğini biliyoruz. İnanmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Şampiyonluğa inanmaya devam edeceklerini söyleyen Koç’un açıklamaları şöyle;

“Uzun zaman oldu beraber olamayalı malum sebepten dolayı. Hepinize teşekkür ediyorum. Tüm futbol ailesinin paydşalarına teşekkür ediyorum. Kulüp başkanlarına, kulüplere, yayınladıkları mesajlar için, arayıp sordukları için… Herkese dönemedim, dönemediklerimden özür dilerim. Çok şükür hafif atlattım diyebilirim diğer tanıdıklarıma göre. Ama herkesi dikkatli olmaya davet ediyorum. Devletimize yapabileceğimiz bireysel olarak en büyük yardım; ikaz ve uyarıları ciddiye almak. Bu yeni varyant çok çabuk yayılıyor. Sadece iş yerlerimiz değil, kulübümüz adına konuşayım. Tüm branşlarda yayıldı. Basketbolda 5 oyuncumuz, hocamız. Bununla beraber Voleybol Kadınlar finalinde üçüncü maça çıkamadık. Kadınlar Final Four vardı. O maçtan önce de 4 önemli oyuncumuz coviddi. 2-3 idmanla sahaya çıktılar. Zaten maçın sonlarına doğru yorgunluklarından hastalığın etkilerini görmüş olduk. Dolayısıyla diğer kulüpler de bu sıkıntıları yaşıyorlar. Herkesi çok dikkatli olmaya davet ediyorum. Tüm sporcu arkadaşlarıma, teknik kadrolara, stafflara, hepsine geçmiş olsun diyorum. Hastalığım süresince yanımda olan, arayıp soran, merak eden, ilgilenen herkese çok teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar.

Kulübümüzde son birkaç haftadır bu virüsle yoğun bir şekilde boğuşuyoruz. Bu saydıklarım sporcu arkadaşlarımız. Aynı zamanda kulübümüzde çalışan pek çok kişiye de sirayet etmiş vaziyette. Hepsine de acil şifalar diliyorum. Kötü bir zamanda yakaladı bizi; sportif açıdan söylüyorum. Ben aşı olmadım çünkü sıram gelmemişti ama sırası gelenlerin muhakkak aşı olmalarını özellikle tavsiye ediyorum. Zararı yok, faydası vardır. Aşı sırası gelen herkesin özellikle bu imkandan yararlanması gerektiğini önemle vurguluyorum. Her aşı olan, 2 aşısını da olan yakalanmayacak diye bir şey yok ama hem yüzdeleri düşürüyor hem de yakalananlar daha çabuk iyileşiyorlar. Üstüne basarak söylemek istiyorum.

“Biz inanmaya devam edeceğiz”

Maça gelirsek arkadaşlarımı canıgönülden kutluyorum.  Bizim için çok önemli bir maçtı bilhassa bay haftasından önceki haftada. Medipol Başakşehir geçen senenin şampiyonu. Bana göre talihsiz bir sezon yaşıyorlar bizim 2 sene evvel yaşadığımız gibi. İyi top oynuyorlar ama karşılığını alamıyorlar. Fakat ikimiz için de çok önemli bir maçtı. Mutlu olan, muvaffak olan, 3 puanı alan biz olduk. Bay haftası öncesi önemli bir virajı 3 puanla geçtik. 7 hafta kaldı, bizim 6 maçımız var. 7 haftada her şey olabilir. Biz 10 senede 3 kere son haftada şampiyonluk kaybetmiş bir kulübüz. Dolayısıyla son dakikaya kadar her şeyin değişebileceğini biliyoruz. Biz inanmaya devam edeceğiz. Kaptanımıza, hocamıza, Sportif Teknik Direktörümüz, birçok rolü olan Emre Belözoğlu’na, arkadaşlarına ve sahada olan olmayan tüm oyunculara… Bir hava yakaladılar, hava değişti. Topla çok oynuyoruz, ayağımızda tutuyoruz. Rakibimize az imkan veriyoruz. Şu an gidişattan, yakaladığımız havadan, oynadığımız futboldan ve sonuçlardan son derece memnunuz.

Yeri gelmişken kalecimiz Altay, sadece iyi bir kaleci değil, iyi bir insan. Ona da çok geçmiş olsun diyorum. Sadık Çiftpınar da ameliyat olmuştu o da çok şükür normale dönüyor. İkisine de çok geçmiş olsun diyorum. Altay’a acil şifalar diliyorum. İnşallah bu sezon olmasa da Milli Takımın Avrupa turnuvalarına yetişme ihtimali yüksek. İnşallah yetişir, ülkemizi en iyi şekilde temsil eder.

Malatyaspor maçında gördüğüm tüm yorumcuların penaltıyı işaret etmesi… Dikkat ederseniz biz maçtan sonra bir şey demedik. Türkiye’de Süper Lig’de genellikle herkes hakem performansından özellikle VAR hakemlerinin performansından, teknolojiyi kullanma şeklinden ve burada bir standart yakalayamamızdan dolayı çok kulüp şikayet ediyor. Ne kadar katılırsınız bilmiyorum ama biz mümkün oldukça en çok vaka yaşayan ama en az şikayet eden kulüplerin başındayız. Veya birincisiyiz. Bu yüzden de taraftarlarımız tarafından tenkit ediliyoruz. Bunu çok dikkatli yapmaya çalışıyoruz. Kimin sesi daha çok çıkarsa, kim daha çok bağırırsa onun kazandığı bir ortam olmamasını istiyoruz. Öyle bir ortamı istemediğimiz için de mümkün olduğu kadar kendi ilkelerimize uymaya çalışıyoruz.

Bugünün maçına gelirsek VAR odasındaki arkadaş Ümit Öztürk… Bizim Fenerbahçe Spor Kulübü olarak sıkıntılarımız var. Onun VAR odasında olsun, sahada olsun hakemlik yaptığı maçlarda sıkıntı yaşıyoruz. Bugün Cüneyt hocanın işini bana sorarsanız kolaylaştırmadı, zorlaştırdı. Birkaç pozisyon var. Bilhassa yediğimiz golden önceki pozisyon bence orada yardımcı olmalıydı orta hakeme. Bir iki tane de kırmızı kartlık olaylar var, bunu orta hakemin kaçırması son derece normal ama VAR hakemi orta hakeme daha yardımcı olabilirdi diye düşünüyorum. Bu ismin özelinde de rahatsızlıklarımız var, tabi biz o gelsin bu gelmesin demedik bugüne kadar, bundan sonra da demeyeceğiz. Ama bu konuya dikkat çekmeye ihtiyaç duydum.

Şu ortamda her şey olabilir, renkli bir lig, heyecanlı bir finish olacak, biz bir hava yakaladık, inşallah devamını getirebiliriz. Bu yakaladığımız havayı engelleyebilecek en önemli unsurlardan biri sakatlık, öbürü de covid konusu. İnşallah ikisinden de zarar görmeden en iyi şartlarda ipi göğüsleriz. Birkaç hafta önce belki mucize diyebilirdik ama artık mucize demeye gerek yok buna. Her takım puan kaybedecektir, biz de dahil. Kalan 6 maçın 5’ini alıp bir beraberlik… Her şey olabilir.

“Bizi buraya kadar Erol hoca getirdi, çok büyük emeği vardır”

Erol hocanın burada çok büyük bir emeği var. Biz Erol hocaya inandık, sezon başında onunla başlayana kadar çok analizler yaptık, hem yurtiçinde hem yurtdışında birkaç hocayı karşılaştırdık, yapay zekaya kadar kullandık ancak bir noktaya geldiğimizde kan değişikliğine ihtiyaç olduğuna inandık. Ama unutmayalım ki bugün şampiyonluktan bahsediyorsak bizi buraya kadar da Erol hoca getirdi, çok büyük emeği vardır. Daha önce olabilir miydi? Belki olabilirdi. Birkaç maç kötü süreç yaşadık ama her kötü süreçte hoca değişmez. Erol hoca ile 10 maçın 9’unu kazandığımız bir süreç de oldu. Benim için hocalık kadar insanlık da karakter de çok önemli. Erol hoca karakter olarak parayla ilişkisi olmayan, menajerlik işlerine karışmayan, sosyal medyada haber yaptırmayla, medyaya haber sızdırmayla uğraşmayan, özü sözü bir, mert bir arkadaştı. Tam benim çalışmak istediğim karakterde biri. Ona da bize buraya kadar yaptığı hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum, her daim başarılar diliyorum.

Kaptana gelince kaptanın bir futbol felsefesi var. Yıllardır kendini buna hazırlıyor. Başakşehir’de oynarken bile, ben zaman zaman konuşuyordum, kariyer konuşmaları yapıyorduk. Onun kafasında bir futbol stili, futbol anlayışı var. Bunu da her maç üzerine koyarak götürüyor. Hoca olarak da çok hırslı. Futbolcular da kendisini çok seviyorlar, inanıyorlar. Güzel bir kimya yakaladığımızı düşünüyorum, inşallah yanılmam, inşallah da bu değişikliğin meyvelerini toplarız. Dediğim gibi Erol hocanın buraya yaptığı hizmetler olmasa belki şampiyonluğu konuşacak durumda olmayabilirdik. Emre’ye bugünkü kariyerinde bizimle başarılar diliyorum, Erol hocaya da her daim başarılar diliyorum.”

Paylaşın

Fenerbahçe, zirve takibini sürdürdü

Süper Lig’in 35. hafta maçında Medipol Başakşehir ile Başakşehir Fatih Terim Stadı’nda karşılaşan Fenerbahçe, 1-0 geri düştüğü karşılaşmayı 2-1 kazandı. Bu sonuçla puanını 69’a yükselten Fenerbahçe, lider Beşiktaş ile puan farkını 2’ye indirdi.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri 40. dakikada Szalai ile 57. dakikada Pelkas kaydetti. Ev sahibi ekibin tek golü ise 18. dakikada Ömer Ali’den geldi. Öte yandan Fenerbahçe kalecisi Harun Tekin, maçın 88. dakikasında penaltı kurtardı.

Fenerbahçe’nin Macar stoperi Attila Szalai, İttifak Holding Konyaspor deplasmanından sonra Medipol Başakşehir deplasmanında da gol atarak ligdeki sayısını 2’ye çıkardı. Fenerbahçe’nin Yunanistanlı futbolcusu Dimitris Pelkas, bu sezon ligdeki gol sayısını 6’ya yükseltti.

Gol dakikaları;

18. dakikada Fenerbahçe’nin kullandığı korner atışında topu kapan M. Başakşehir, Visca ile kontra atağa kalktı. Visca’nın nın pasını sağ tarafta alan Ömer Ali Şahiner, ceza sahası dışından çektiği sert şutla topu filelere gönderdi: 1-0

40. dakikada Caner Erkin’in sol taraftan kullandığı korner atışında Ozan topu ön direkte kafa ile araya aşırdı ve arka direkte Szalai, dokunuşuyla topu ağlara gönderdi. 1-1.

57. dakikada Ozan Tufan’ın pasını alan Pelkas, ceza alanı içi sol çaprazdan yaptığı plase vuruşla topu ağlara gönderdi. 1-2

Stat: Başakşehir Fatih Terim Stadı

Hakemler: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Tarın Ongun

M.Başakşehir: Volkan Babacan, Ömer Ali, Ponck, Ndayishimiye, Cemali (Uğur Uçar dk. 32), Mahmut Tekdemir, Tolga Ciğerci (Berkay Özcan dk. 85), Visca, Aleksic (Gulbrandsen dk. 85), Giuliano (Mehmet Topal dk. 66), Crivelli (Chadli dk. 66)

Fenerbahçe: Harun, Nazım (Sinan Gümüş dk. 76), Serdar Aziz, Szalai, Caner (Novak dk. 61), Sosa, Ozan, İrfan Can Kahveci (Ferdi dk. 84), Mert Hakan Yandaş (Gustavo dk. 61), Pelkas, Valencia (Thiam dk. 84)

Goller: Ömer Ali (dk. 18) (Başakşehir), Szalai (dk. 40), Pelkas (dk. 57) (Fenerbahçe)

Kırmızı kart: Mahmut Tekdemir (dk. 59) (Başakşehir)

Sarı kartlar: Ndayishimiye (Başakşehir), Mert Hakan, Valencia, Ferdi (Fenerbahçe)

 

 

Paylaşın

Fenerbahçe Öznur Kablo Avrupa üçüncüsü

Kadınlar EuroLeague Final Four organizasyonu bugün yapılan maçlarla tamamlandı. Fenerbahçe Öznur Kablo Kadın Basketbol Takımı, Kadınlar EuroLeague’de 2020-2021 sezonunu Sopron Basket galibiyetiyle üçüncü sırada tamamlarken, Finalde Rus ekibi UMMC Ekaterinburg, İspanyol takımı Perfumerias Avenida’yı 78-68 yenerek şampiyon oldu.

Haber Merkezi / Fenerbahçe Öznur Kablo, Kadınlar EuroLeague’de 2020-2021 sezonunu Sopron Basket galibiyetiyle üçüncü sırada tamamladı. Maçın ardından düzenlenen ödül töreninde takıma madalyalarını Başkan Ali Koç takdim etti.

Volkswagen Arena’da oynanan karşılaşmaya 9-1’lik seri ile giren ve savunmada rakibine kolay sayı şansı tanımayan Fenerbahçe Öznur Kablo, çeyreği 22-9 önde tamamladı. İkinci periyotun başında dış atışlardan bulduğu basketlerle farkı açan Fenerbahçe Öznur Kablo, çeyreğin ikinci bölümünde art arda yaptığı top kayıpları sonrasında hücumlardan da boş dönünce fark erise de soyunma odasına 36-31 önde gitti.

Karşılıklı basketlere sahne olan çeyreği 47-46 önde geçen Fenerbahçe Öznur Kablo,  dördüncü çeyreğe 10-0‘lık seri ile başladı ve farkı çift hanelere taşıdı. Jasmine Thomas dördüncü çeyrekte fark yaratırken, Fenerbahçe Öznur Kablo maçı 64-58 kazandı. Fenerbahçe Öznur Kablo bu sonuçla, 7. kez son 4 takım arasında yer aldığı FIBA Avrupa Ligi’ni 2. kez üçüncü bitirdi.

Victor Lapena’dan açıklamalar;

Fenerbahçe Öznur Kablo Kadın Basketbol Takımı Başantrenörü Victor Lapena, Sopron Basket galibiyetiyle elde edilen Avrupa üçüncülüğü ve Final Four’la ilgili Fenerbahçe Televizyonu’na açıklamalarda bulundu.

Başkan ve yöneticilere Final Four ev sahipliği için teşekkür eden İspanyol çalıştırıcı, “Başkanımıza ve Yönetim Kurulumuza çok teşekkür ediyorum. Final Four’u İstanbul’a almaları sayesinde organizasyonda yer almamız daha kolay oldu. Yönetim Kurulu Üyemiz Metin Sipahioğlu ve Takım Menajerimiz Arzu Özyiğit’e teşekkür ediyorum. Her şey mükemmeldi. Kusursuz bir Final Four organizasyonunu geride bırakmak üzereyiz” dedi.

Maçı değerlendiren Lapena, “Ekaterinburg maçından sonra bu karşılaşmaya hazırlanmak pek de kolay olmadı ama takımım harika bir geri dönüşe imza attı. Kendilerini üçüncülük maçına çok iyi hazırladılar. Hırslı bir şekilde sahada mücadele ettiler ve üçüncülük madalyalarımızı aldık. Duygusal anlar yaşıyoruz tabiki de, şimdilik EuroLeague sezonunu tamamladık. Gelecek sezon çok daha başarılı olmak için elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.

 

Paylaşın

Akşener: Yeni Türkiye’nin karnını eski Türkiye doyuruyor

İktidarın ekonomi politikalarını sert şekilde eleştiren İYİ Parti Lideri Akşener, “AK Parti’nin ve Erdoğan’ın övündüğü “Yeni Türkiye” karnını, beğenmedikleri eski Türkiye’nin birikimleri doyuruyor. Erdoğan’ın yeni Türkiyesi’nde gençlerimiz çarkı eski Türkiye’nin büyüklerine verdiği hakların desteğiyle döndürüyor. Bu sıradan bir tespit değil. Bu, acıtan bir gerçeğimiz. Bu, AK Parti iktidarlarının bir gerçeği.” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, emekli amirallere ilişkin alınan kararları doğru bulmadığını ifade etti ve “Ülkelerine yıllarca hizmet etmiş, bu hizmetler dolayısıyla bazı ülkelerin, terörün hedefindeki emekli komutanların korumalarının çekilmesini, lojmandan çıkarılarak ailelerinin mağdur edilmesini ayıplıyorum” ifadelerini kullandı.

Akşener, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İstanbul ve Montrö sözleşmeleri gibi konularda, “gerçekte olmadığı halde kendi kendine yetki verdiğini” vurguladı. Montrö tartışmaları ile başlayan ve emekli amirallerin bildirisiyle gelişen sürecin “muhalefeti kapsayan bir girişim olduğunu” savunan Akşener, “Bir kişi kendine bir yetki veriyor, sonra da o yetkiye dayanarak milletin Meclisi’nin attığı imzayı çekiyor. Bu milli irade gaspıdır. Montrö’nün konuşulmasına sebep olan Meclis Başkanı, ‘yanlış anlaşıldığını’ belirterek, durumu toparladı. Orada bir deneme mi yaptılar, bilemem” dedi.

Vesayetin her türlüsüne karşı olduklarını sürekli dile getirdiklerini anlatan Akşener, “Cumhurbaşkanı da (takkeli amiral konusunda) ‘Rahatsızız’ dedi ama o günden beri maşallah pek rahatlar” ifadelerini kullandı. Akşener, “yargının sinmiş durumda olmasına karşın muhalefetin sinmeyeceğine” de işaret etti.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, amirallerin bildirisinden Montrö’ye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yetkilerinden yaşanan ekonomik ve salgın krizine dek pek çok konuda Cumhuriyet Gazetesi’nin sorularını yanıtladı…

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, partisinin seçimlere parti odaklı değil Türkiye odaklı baktığını söyledi ve şunları ifade etti:

“İYİ Parti olarak seçimlere parti odaklı değil, Türkiye odaklı bakıyoruz. Seçim sözü edilmeden, ülke o atmosfere girmeden yapılacak tüm değerlendirmelerin bir ayağı eksik olur. Bizim hedefimiz milletimizden yetkiyi alıp, iktidar olmak. İktidar olup, AK Parti’nin ve Erdoğan’ın keyfiyetinden doğan hasarları onarmak. Öncelik bu liyakatsiz, beceriksiz ve her geçen gün ülkemize, milletimize yük olan iktidardan kurtulmak. Bunu sağlayabilmenin yolu neyse, İYİ Parti olarak konuşmaya değer buluruz. Zaten Millet İttifakı’nın genel olarak bakışı, tespitleri de bu yönde. Millet İttifakı, ortak aklın etrafındaki bir beraberlik. Değerlerimizi korumak kaydıyla, milletine yabancılaşmış ve sadece şahsi ikbalinin peşine düşmüş bu iktidardan kurtulmak için gereken neyse İYİ Parti onu yapacak.”

‘Amiraller konusunu İYİ Parti’yle ilişkilendirmeye çalıştılar’

Akşener, “MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, bir emekli amiralin ismini de vererek, yayımlanan bildirinin ‘İYİ Parti le bağlantılı olup olmadığını’ sorguladı, ilginiz var mı?” sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi:

“Sayın Bahçeli’nin önüne bir şeyler koyuyorlar, o da okuyor. Önüne konanı sorgulamıyor ki bizi sorgulasın. Amirallerin bildirisiyle ilgili olarak, ilk dakikadan itibaren dikkatimizi çeken bir nokta var. Kısa bir dönem partimizde görev almış ancak sonra kendi isteğiyle ayrılmış bir emekli amiral üzerinden bu mesele “İYİ Parti ile birlikte anılsın” istediler. Dikkat buyurun, MHP’nin gazetesi, televizyonu, yandaş yayın organlarında, ortak bir dille, emekli Amiral Ergün Mengi üzerinden, konuyu İYİ Parti’yle ilişkilendirmeye çalıştılar. Bunu 28 Şubat’ta, tankların, apoletlerin karşısında durmuş Meral Akşener’e rağmen yapmaya kalktılar. Bu gerçek ışığında baktığınızda “ölü doğmuş” bir siyasi çirkinlikti, tezgâhtı.”

‘Kurmay akıl hayati noktayı düşünemiyorsa yapılan iş yanlıştır’

İYİ Parti lideri Akşener, bildiriye yönelik ‘zevzeklik’ değerlendirmesine ilişkin de konuştu:

“Bakın; İYİ Parti olarak biz, diğer muhalefet partileri, Montrö ve Silahlı Kuvvetlerimizdeki bazı gelişmelere dair en yüksek tondan görüşlerimizi beyan ettik. Hatta Montrö’nün konuşulmasına sebep olan Meclis Başkanı da tepkiler üzerine “yanlış anlaşıldığını” belirterek, durumu toparladı. Orada bir deneme mi yaptılar, bilemem. Ama şu bir gerçek ki siyaset kurumu devrede ve gereğini yapmış. Bu konuda iktidara geri adımı da attırmış. Türkiye’deki her kişinin, kurumun, alanı ile ilgili görüş beyan etmek hakkı vardır elbette. Fikir hürriyeti her vatandaşımızın hakkı. Ancak bu hürriyeti kullanırken sorumlu ve dikkatli davranmak gerekir. Türkiye’ye uzun yıllar hizmet etmiş, kurmay akla sahip bir grup emekli amiralimizin bu hakkı kullanırken, “muhtıra ve darbe” konularında acı tecrübeleri dikkate alarak, daha akıllıca davranmaları gerektiğine inanıyorum. Milletimizin acı hatıraları var ve hafızalarda çok taze. Bu gerçek ortadayken, gece yarısı ilan edilen bir bildirinin nasıl etki yapacağı, nasıl bir algı yaratacağı ve iktidar tarafından da nasıl kullanılacağı belli. Bugün, “Böyle algılanacağını düşünemedik, bir iletişim kazası oldu” diyorlar ya, işte ben de tam olarak bunu dedim: Kurmay akıl, bu hayati noktayı düşünemiyor, hesap edemiyorsa, yapılan iş yanlıştır. Bir kurmay zekâ, sonuçlarını kestiremeden bir adım atmaya kalksa, muhtemelen komutanı da ona aynı tarifi yapar.”

‘İYİ Parti amiraller üzerinden oynanmak istenen oyunu bozdu’

Akşener, emekli amirallerin bildirisine ilişkin İYİ Parti’nin kritik bir adım attığına dikkat çekti:

“Bakın, biz İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına bambaşka bir noktadan itiraz ettik. Dedik ki: Erdoğan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, yani kendi kendine verdiği yetkiyle uluslararası bir sözleşmeden çıkamaz. Hukuken mümkün değil. Aynı konu Montrö için de geçerli. Şimdi bu meseleyi sadece İstanbul Sözleşmesi ya da sadece Montrö üzerinden tartışmak, yapılabilecek en büyük hatadır. Ondan önce anayasa ve yasalar açısından sorun var. Bir kişi kendine bir yetki veriyor, sonra da o yetkiye dayanarak, milletin Meclisi’nin attığı imzayı çekiyor. Bu, milli irade gaspıdır ve asıl büyük sorun budur. Eğer bunu görmezden gelirseniz, aynı hukuk dışı yetkiyi öne sürüp, Montrö’yü de Lozan’ı da hatta anayasamızın ilk dört maddesini de tartışmaya açabilirler. Biz orada başka bir test etmeyi gördük. Bu pencereden bakıldığında, benim çıkışımdaki tonun, bir büyük oyunu bozduğunu bugün herkes kabul ediyor. İYİ Parti; gece yarısının seçildiği, Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’te olduğu, besleme basının manşetlerinin bile hazır olduğu ve amiraller üzerinden oynanmak istenen bir oyunu bozmuştur. Siyaset tarihimiz bunu böyle yazacak.”

‘Amirallere ilişkin kararları doğru bulmuyorum’

Meral Akşener, amirallere yönelik alınan kararları onaylamadığının altını çizdi ve ekledi:

“Ben, olayın ardından Sayın Cumhurbaşkanı’nın pazartesi günü yaptığı ilk açıklamayı daha dikkatli ve isabetli buldum. Çok kırmadan, dökmeden konuştu. Ancak iki gün sonra, çarşamba günü gördük ki saray bürokrasisi yine devreye girmiş, videolar hazırlatmış ve “İşte darbeci CHP” başlıklı bir konuşma metni hazırlamış. Yani bir anlamda, “İYİ Parti olmadı, CHP verelim” demiş. Uzun zamandır Sayın Erdoğan’ı uyarıyorum: “Sarayın duvarlarını aş, çevrendeki iş bilmezleri uzaklaştır. Bu sana da ama daha önemlisi Türkiye’ye ve milletimize de zarar veriyor” diyorum. Amirallere ilişkin kararları doğru bulmuyorum. Silahlı Kuvvetler’in kendi içinde bazı kuralları olabilir. Ancak ülkelerine yıllarca hizmet etmiş, bu hizmetler dolayısıyla bazı ülkelerin, terörün hedefindeki emekli komutanların korumalarının çekilmesini, lojmandan çıkarılarak ailelerinin mağdur edilmesini ayıplıyorum. Hukuki olarak bir sorun varsa, yasalar ışığında gereği yapılır. Ama bu iş, mahalle aralarındaki çocuk kavgaları gibi yapılmaz. Ciddiyetle yapılır, özenle yapılır.”

‘Din temelli ilişkilerin devlet yönetiminde etkin olmasına karşıyız’

İYİ Parti lideri ‘insanların inançlarına karışmanın karşısındayız’ dedi ve şunları ifade etti:

“Öncelikle bizim fikrimizi paylaşayım. Bundan 5 yıl önce, bu tür ilişkilerin ya da yapıların güvenlik bürokrasimize, yargımıza sızmasının ne kadar tehlikeli olduğunu yaşayarak öğrendik. Dini mevzular, insanların özelidir. Dilediklerine inanır, içlerinden geldiği gibi de yaşarlar. Buna kimse itiraz edemez. Ancak dinimiz bile emreder ki mesele devlet idaresiyse, gereği neyse o yapılacak. Silahlı  Kuvvetlerimizin kendini “cemaat” olarak kabul ettiren bir yapının kontrolüne geçtiğinde başımıza neler gelebileceğini, 15 Temmuz ihanetinde yaşayarak gördük. Bu konuda da milletimizin hafızası taze. Dolayısıyla kanunlar, kurallar neyi gerektiriyorsa, sistem o şekilde işleyecek. Bakın, Cumhurbaşkanı da “Rahatsızız” dedi ama o günden beri maşallah pek rahatlar. Daha tek bir adım görmedik, bir karar duymadık. İnsanların inançlarına karışmanın da din temelli ilişkilerin devlet yönetiminde etkin ve belirleyici olmasına da karşıyız.”

‘Ayasofya İmamı milletvekillerine ayar vermeye kalktı’

Akşener, “Bazı din görevlilerinin toplumun bir kesiminin tepkisini çekecek şekilde açıklamalar yapması sizce doğru mu?” sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi:

“Din görevlileri bazen toplumun bir kesiminin tepkisini çekeceğini bilse de aldıkları eğitim ve misyonları gereği sözlerini esirgememeli. Ancak bu, alanlarının dışına çıkmalarını, hatta saçmalamayı gerektirmez. Aldıkları eğitim, gördükleri terbiye ışığında vatandaşları bilgilendirmek gibi bir görevleri var evet, ama siyasete ayar vermek, milletimiz arasına nifak sokacak türden laflar etmek, alan ihlali yaparak, ekonomiden diplomasiye, siyasetten güvenliğe her konuda “bilen cakası satmak,” cumhuriyet rejiminin kabullenebileceği bir şey değildir. Kaldı ki burada ilk ders çıkarması gereken Sayın Erdoğan’dır. Sözgelimi Ayasofya İmamı, partisinin üst düzey isimlerine, milletvekillerine bile ayar vermeye kalktı. Bu ne demek?  Çok açık, “vesayet” demek.”

‘940 milyar lira nerede?’

Akşener, ‘128 milyar dolar’ tartışmalarına ilişkin de konuştu ve şu cümleleri kullandı:

“Görünen o ki milletimiz bu haklı soruyu özümsedi. Üstelik sadece muhalefet partilerine oy vermiş vatandaşlarımız değil, iktidar partilerine oy vermiş vatandaşlarımız da bu haklı sorunun yanıtını bekliyor. İktidar, bırakın soruyu cevaplamayı, hata üstüne hata yapmaya devam ediyor. Nurettin Canikli gibi tecrübeli bir siyasetçi çıkıp, “Nerede olacak, milletimizin cebinde” diyebiliyor. İşin şirazesi kaydı. Muhalefet iktidara “128 milyar dolar nerede?” diye soruyor, iktidar “Milletin cebinde” diyerek, milleti itham ediyor. Tıpkı Sağlık Bakanı’nın salgından milleti sorumlu tutması gibi… Bakın, çok daha vahim bir şey oldu. AK Parti’nin “trollükte mahir” bir ismi çıktı, yapılan sosyal yardımları ve pandemi desteklerini sıralayıp “128 milyar işte burada” dedi. Güler misin, ağlar mısın? Biri çıkıp, “Kaybolduğu yok, kasada” diyor, diğeri çıkıp, “Milletin cebinde” diyor. Bir başkası da “Sosyal yardım ve pandemide destek olarak dağıttık” demeye getiriyor. Birbirlerinden haberleri yok ki milletten haberleri olsun. Sosyal yardım ve destek dediklerinin toplamı da 60 milyar lira. Millet, “1 trilyon lira nerede” diyor, bunlar “60 milyar lira senin cebinde” diye cevap veriyor. Peki 940 milyar lira nerede? Türkiye böyle ciddiyetsizlik görmedi.”

‘Türk siyasetine taarruz etti’

Akşener, “Doğu Türkistan’a ilişkin açıklamanızın ardından Çin Büyükelçiliği doğrudan sizi hedef aldı. Bu, ‘diplomatik nezaketsizlik’ olarak yorumlandı. Hükümetin bu noktada gösterdiği tepki yeterli miydi?” sorusunu ise şu şekilde yanıtladı:

“Doğu Türkistan ve Uygur kardeşlerimizin yaşadıkları bizim için bir insanlık sorunu. Bu konunun ısrarla takipçisi olacağız. Çin Büyükelçiliği, diplomasinin teamüllerine ve nezakete aykırı bir tavır sergiledi. Beni ve Mansur Yavaş’ı tehdit etti. Edebilir. Doğu Türkistan’da insanlığı ayaklar altına alanların, Ankara’da nezaketi çiğnemelerine şaşırmam. Ancak Çin Büyükelçisi’ni Dışişleri Bakanlığı’na çağırıp, sonra da parmağını oynatmayan iktidarın tavrına şaşırırım. Bakın, o Büyükelçi o tavrıyla, Türkiye’nin başkentinde Türk siyasetine taarruz etti. Bunun bir bedeli olmalıydı. Bakın, İtalya Başbakanı Erdoğan’a hitaben kabul edilemez sözler ettiğinde biz; “İç siyasette kavgamızı veririz. Ancak Cumhurbaşkanlığı makamı bir dış saldırıya uğradığında duracağımız yeri biliriz” dedik. Biz, İtalya Başbakanı’nın nezaketsizliğine karşı durmamız gereken yerde durduk. Ancak Sayın Erdoğan, Çin’den gelen taarruzda, kayıplara karıştı.”

‘Vatandaşın ayağına gidiyorum’

Akşener, ‘İYİ Parti’nin çalışma gayretinin’ görüldüğünü de ifade etti ve ekledi:

“Saha çalışmalarımız parti propagandasını ya da siyasi nabzı ölçmeyi hedeflemiyor. Ben vatandaşın ayağına gidiyorum ve sorunlarını dinliyorum. Amacımız bu zor günlerde, onlara söz imkânı verip, dertlerini, sorunlarını iktidarın duymasına aracı olmak. Bunu Meclis’te, Milletin Kürsüsü’nde vatandaşlarımızı konuşturarak da yapıyoruz. O yüzden siyasi bir ölçüm için gezmiyorum. Ancak şunu da görüyoruz, daha önce de defalarca gittiğimiz yerlerde, partimize olan ilgi eskiye nazaran oldukça arttı. Bakın size bir şey söyleyeyim mi; milletimizin feraseti yüksektir. Siyaseti kim, ne amaçla yapıyor, anlar. Milletimiz gayretimizi görüyor, projelerimiz milletimize ulaşmaya başladı, sorumlu ve çözüm odaklı bir siyasetimiz var. Dolayısıyla, milletimiz bunu görüyor. Son kongremizde kullandığımız “Millet bizi çağırıyor” sloganı, üretilmiş bir slogan değildi. Vatandaşlarımızla buluştuğumuzda ortaya çıkan bir gerçekti. Milletimize şunu müjdeleyebilirim ki İYİ Parti iktidarına hazır olsunlar. Bu kadar ağır bir yükün, kısa zamanda ortadan kalkacağı, huzurlu bir Türkiye’ye hazır olsunlar.”

‘Yeni Türkiye’nin karnını eski Türkiye doyuruyor’

İYi Parti lideri, işsizlik rakamlarının arttığına da dikkat çekti ve “Vatandaşımızla sohbet ederken çok önemli bir gerçeği gördüm. Türkiye’de aile içi dayanışmanın seyri değişti. İşsizlik çok arttı. İş bulan da kazancının hesabını yapamıyor, sadece şükrediyor. Ve ne oldu biliyor musunuz? Sömürü sınır tanımadı, “en düşük” olarak algılanması gereken asgari ücret, ortalama ücret oldu. Bekâr ya da evli gençlerimizin çok büyük bir bölümü, anne ve babalarının emekli maaşlarından destek görüyor. Çocukların okul parasını büyükanneler, dedeler ödüyor. Ya da başka şekillerde evlatlarının ekonomisine destek oluyorlar. Bu o kadar yaygınlaştı ki. Bu ne demek biliyor musunuz? AK Parti’nin ve Erdoğan’ın övündüğü “Yeni Türkiye” karnını, beğenmedikleri eski Türkiye’nin birikimleri doyuruyor. Erdoğan’ın yeni Türkiyesi’nde gençlerimiz çarkı eski Türkiye’nin büyüklerine verdiği hakların desteğiyle döndürüyor. Bu sıradan bir tespit değil. Bu, acıtan bir gerçeğimiz. Bu, AK Parti iktidarlarının bir gerçeği. O yüzden yönetemiyorlar. Her planları, kendi ikballeri ve ülkeyi yağmalattıkları kodamanların menfaatleri üzerine bina ediliyor. Bu sebeple de “kesin bilgidir, yayalım”, bu iktidar miadını doldurdu” dedi.

‘Lebaleb kongrelerle sorumsuzluğun alasını yaptılar’

Meral Akşener’in Kovid-19 pandemisi yönetimine karşı da eleştirileri vardı. Akşener şunları ifade etti:

“Yönetemeyen iktidarların genel hastalığı budur. Planlı hareket edemezler. Uzun vadeli düşünemezler. Günü kurtarmanın hesabını yaparlar. Aşı konusunda verdikleri taahhütler yalan oldu. Esnafın kepengini indirip, yaş almışlarımızı, çocuklarımızı eve kapatırken, lebaleb kongrelerle sorumsuzluğun dik alasını yaptılar. Aylardır tarımla ilgili, üreticimizin perişanlığıyla ilgili uyarılarda bulunduk, kulak asmadılar. İş şova gelince de en önde koşanlar onlar. İşin özeti şu: Hayaller Ay’a çıkmak, gerçeğimiz önlerine bayrak asılmış patates-soğan kamyonları… İktidarın karnesi budur. Patates-soğan mevzuunda da depolarda çürümek üzere olan ürün miktarı 1.3 milyon ton ama satın alıp törenlerle şehirlere taşıdıkları ürün, 300 bin ton. Hayal kurarak geldiler, her şeyi sattılar, yediler-yedirdiler, şimdi sadece hayal satıyorlar. “Yeni Türkiye” diye pazarladıkları hayal işte bu. Her gün bir uçak dolusu vatandaşımızı kaybediyoruz. On binlerce vaka tespit ediliyor. Bilim, “Tam kapanma şart” diyor, oralı değiller. Doktor da ekonomist de çitçi de öğretmen de sanayici de sadece Erdoğan. Her şeyi o biliyor, her şeye o karar veriyor. Böyle olunca da ortak akıl yok, hatta hiç akıl yok. Bir ülke bu kafayla yönetilemez.”

‘Yargı sinmiş ama muhalefet sinmeyecek’

Akşener, ‘CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında hazırlanan fezleke’ konusunda ise “Bu hamle de muhalefeti korkutma, sindirme amacının bir parçası. Ama en başta söyleyeyim, Sayın Kılıçdaroğlu bizzat çıkıp, “Getirin” demiş, meydan okumuştu. Dolayısıyla, korkutabileceği ya da sindirebileceği biri yok karşısında. Ama vahim olan şu: Türkiye’de sorumluluk makamında olmayan herkes için fezleke hazırlanabiliyor. Ama sadece bütün bu kötü gidişin, kanunsuzlukların, soygunların tek sorumlu hakkında tek bir hukuki hamle yok. Tuz kokmuş ki koca ülkede. Cumhuriyetin tek bir savcısı çıkıp, bir soruşturma başlatmıyor. Muhalefeti sindirmek için her adımı atacaklarını biliyoruz. Doğru değil ama sıradan bir durum. Muhalefet sinmeyecek ama daha vahimi, yargı sinmiş” ifadelerini kullandı.

‘Herkes yanlış, kendisi doğru’

Akşener son olarak ‘adalet ve fezlekeler’ hakkında da eleştirilerde bulundu:

“Hani bir fıkra var, bilirsiniz. Nüktedan bir Karadenizli kardeşimiz Almanya’daki bir otoyola ters istikâmette girmiş. Bütün sürücüler ne yapacağını şaşırıyor, trafik altüstü oluyor. O sırada radyodan bir anons yapılıp, sürücüler uyarılıyor. Spiker diyor ki: Birisi otoyolda ters yönde ilerliyor, dikkatli olun. Karadenizli vatandaşımızın tepkisi: Ne birisi, hepsi, hepsi… Yani demem o ki Erdoğan’a göre herkes yanlış, sadece kendisi doğru. Türkiye’de herkesin bir kabahati var ama sorumluluk makamında olmasına rağmen, bir tek Sayın Erdoğan ve ortaklarının yok. Fezlekeler ya da adalet konusundaki durumumuz işte tam da bu.”

 

Paylaşın

Erol Demiröz hayatını kaybetti; Demiröz Kimdir?

Beyaz Melek, Güneşi Gördüm ve Mucize başta olmak üzere pek çok sinema filminde de boy gösteren usta oyuncu Erol Demiröz, 81 yaşında hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Tiyatro sanatçısı ve oyuncu Erol Demiröz, 81 yaşında tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Demiröz’ün vefatını Ankara Sanat Tiyatrosu duyurdu.

Erol Demiröz, Beyaz Melek, Güneşi Gördüm, Mucize e Yılmaz Güney’in Sürü başta olmak üzere pek çok sinema filminde de boy göster.

Erol Demiröz kimdir?

Tiyatro ve sinema oyuncusu (D. 29 Mayıs 1940, Diyarbakır – Ö. 18 Nisan 2021, İstanbul). İlkokul (1952), ortaokul ve liseyi (1958) Ziya Gökalp okullarında okuyarak bitirdi. Yükseköğrenimini Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi (Gazi Üniversitesi İdari ve İktisadi Bilimler Fakültesi)’inde tamamladı. Askerliğini kısa süreli olarak İzmir Gazi Emir’de yaptı.

Erol Demiröz, 1961 yılında Halkevleri Genel Merkezi’nde tiyatro çalışmalarına başladı. 1968 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu (AST)’nda oyuncu ve yönetmen kadrosunda yer alarak yüzlerce oyunda rol aldı, onlarca oyunu sahneye koydu. Ayrıca, Yılmaz Güney’in “Sürü” filmi başta olmak üzere on beş kadar sinema filmde rol aldı.

Türkiye’de ilk televizyon çocuk dizisi olan “Harun” başta olmak üzere, birçok senaryoya da imza attı. “Babalar ve Oğullar” adlı televizyon dizisinde rol aldı. Mahsun Kırmızıgül’ün senaryolarını yazıp yönettiği ”Beyaz Melek” ile ”Güneşi Gördüm” adlı filmlerde de önemli roller üstlendi. Sanat yaşamını İstanbul’da sürdüren Erol Demiröz, 1977 yılında, “Ulvi Uraz En İyi Yönetmen Ödülü”nü almıştır.

Paylaşın

Paralimpik Yüzme Milli Takımı’ndan İtalya’da büyük başarı

Paralimpik Yüzme Milli Takımı, Dünya Serisi İtalya etabının ilk günü dün 8 madalya kazanan milli takım, bugün elde ettiği 6 madalyanın ardından organizasyonu 5’i altın, 7’si gümüş, 2’si bronz 14 madalyayla tamamladı.

Haber Merkezi / İtalya’nın Udine kentindeki Lignano Sabbiadoro’da düzenlenen Paralimpik Yüzme Dünya Serisi, bugün yapılan yarışların ardından sona erdi.

Milli yüzücüler Sümeyye Boyacı ve Sevilay Öztürk, bu kez 50 metre kelebek kadınlar kategorisinde kürsüye birlikte çıktı. Final yarışında İtalyan Giulia Terzi’nin ardından ikinci olan Sevilay Öztürk 46.58’lik derecesiyle gümüş, üçüncü olan Sümeyye Boyacı ise 49.50’lik derecesiyle bronz madalya kazandı.

Milliler bu sonuçları gençler kategorisinde de değerlendirildi ve bu kategoride iki sporcu olan Sevilay altın, Sümeyye ise gümüş madalya elde etmiş oldu.

Koral Berkin Kutlu, 50 metre serbest stil gençler kategorisinde 38.75’lik derecesiyle gümüş madalyaya ulaştı. Öte yandan Berkin, 50 metre kelebek kategorisinde tek sporcu olarak yüzdüğü müsabakadan 41.05’lik derecesiyle altın madalya kazanarak ayrıldı.

Seride daha önce 8 madalya kazanan Milli Takım, bugün elde ettiği 6 madalyanın ardından organizasyonu 5 altın, 7 gümüş ve 2 bronz olmak üzere toplam 14 madalyayla tamamladı.

Paylaşın

‘Ginseng’in kanıta dayalı 7 sağlık yararı

Yüzyıllardır geleneksel Çin tıbbında kullanılan Ginseng, yavaş büyüyen, etli köklere sahip kısa bir bitki, ne kadar yetiştiğine bağlı olarak üç şekilde sınıflandırılabilir: taze, beyaz veya kırmızı. Taze ginseng 4 yıldan önce, beyaz ginseng 4-6 yıl arasında ve kırmızı ginseng 6 yıl sonra hasat edilir.

Haber Merkezi / Bu bitkinin birçok türü vardır, ancak en popülerleri Amerikan ginsengi (panax quinquefolius) ve Asya ginsengidir (Panax ginseng). Amerikan ve Asya ginsengi, aktif bileşik konsantrasyonları ve vücut üzerindeki etkileri açısından farklılık gösterir. Amerikan ginsenginin rahatlatıcı bir etkiye, Asya çeşidinin ise canlandırıcı bir etkiye sahip olduğuna inanılıyor.

Ginseng iki önemli bileşik içerir: Ginsenositler ve gintonin. Bu bileşikler, sağlık yararları sağlamak için birbirini tamamlar. İşte, ginsengin kanıta dayalı 7 sağlık yararı;

1. Enflamasyonu azaltabilecek güçlü antioksidan;

Ginseng, faydalı antioksidan ve antiinflamatuar özelliklere sahiptir. Bazı test tüpü çalışmaları, ginseng özütlerinin ve ginsenoside bileşiklerinin iltihaplanmayı önleyebileceğini ve hücrelerdeki antioksidan kapasiteyi artırabileceğini göstermiştir.

2. Beyin fonksiyonlarını iyileştirebilir;

Ginseng, hafıza, davranış ve ruh hali gibi beyin fonksiyonlarının iyileştirilmesine yardımcı olabilir. Bazı araştırmalar,
ginsengin hem sağlıklı insanlarda hem de alzheimer hastalığı olanlarda zihinsel işlevlere, sakinlik duygularına ve ruh haline fayda sağladığı ortaya koymuştur.

3. Erektil disfonksiyonu iyileştirebilir;

Araştırmalar, ginsengin erkeklerde erektil disfonksiyon tedavisi için yararlı bir alternatif olabileceğini göstermiştir. İçerisindeki bileşiklerin penisteki kan damarları ve dokularındaki oksidatif strese karşı koruyabileceği ve normal işlevin geri kazanılmasına yardımcı olduğu görülmektedir. Ek olarak, araştırmalar ginsengin peniste kas gevşemesini artıran ve kan dolaşımını artıran bir bileşik olan nitrik oksit üretimini destekleyebileceğini göstermiştir.

4. Bağışıklık sistemini güçlendirebilir;

Ginseng bağışıklık sistemini güçlendirebilir. Bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerini araştıran bazı çalışmalar, ameliyat veya kemoterapi tedavisi gören kanser hastalarına odaklanmıştır. Bu çalışmalar kanserli kişilerde bağışıklık sistemi belirteçlerinde iyileşmeler gösterse de, sağlıklı insanlarda enfeksiyonlara karşı direnci artırmada ginsengin etkinliğini göstermek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Ginseng, kanserli kişilerde bağışıklık sistemini güçlendirebilir ve hatta bazı aşıların etkilerini artırabilir.

5. Kansere karşı potansiyel faydaları olabilir;

Ginseng, belirli kanserlerin riskini azaltmada yardımcı olabilir. Bu bitkideki ginsenositlerin iltihabı azaltmaya ve antioksidan koruma sağlamasına yardımcı olduğu gösterilmiştir. Ginseng’deki ginsenositler iltihabı düzenler, antioksidan koruma sağlar ve hücrelerin sağlığını korur ve bu da belirli kanser türlerinin riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Bununla birlikte, daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

6. Yorgunluğu giderebilir;

Ginsengin yorgunluğu azalttığı ve enerjiyi artırmaya yardımcı olduğu kanıtlanmıştır. Ginseng, oksidatif hasarı azaltarak ve hücrelerde enerji üretimini artırarak yorgunluğu ve fiziksel aktiviteyi artırmaya yardımcı olmaktadır.

7. Kan şekerini düşürebilir;

Ginseng, hem diyabeti olan hem de olmayan kişilerde kan şekerinin kontrolünde faydalı görünmektedir. Amerikan ve Asya ginsenginin pankreas hücre fonksiyonunu iyileştirdiği, insülin üretimini artırdığı ve dokularda kan şekeri alımını artırdığı gösterilmiştir.

Ayrıca araştırmalar, ginseng özütlerinin, diyabetli kişilerin hücrelerindeki serbest radikalleri azaltan antioksidan koruma sağlayarak yardımcı olduğunu göstermektedir. Ginseng, özellikle fermente edilmiş kırmızı ginseng, insülin üretimini artırmaya, hücrelerde kan şekeri alımını artırmaya ve antioksidan koruma sağlamaya yardımcı olabilir.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu gençlere seslendi: Bunları artık yemeyin

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı video ile gençlere seslenerek, “Bakın sevgili gençler sizden bir isteğim var; bunları artık yemeyin. Çünkü bunlar gidici. Biz iktidara geliyoruz. Size sözüm söz. Sizden çalınan ne varsa, hepsini alıp size vereceğim. Çünkü ben sizleri çok seviyorum.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı bir video ile gençlere seslendi.

Evinin mutfağında çekildiği anlaşılan videoda CHP Lideri Kılıçdaroğlu, özetle şu ifadeleri kullandı;

“Size evimin mutfağından sesleniyorum. Biliyorum bu paylaşımın altına bir süre sonra bir troll ordusu saldıracak. Neymiş efendim, ‘Kılıçdaroğlu muhalefet yapamıyormuş, liderlik yapamıyormuş’. E haklılar! ‘128 milyar dolar’ ezberlerini bozdu. Bakın sevgili gençler sizden bir isteğim var; bunları artık yemeyin. Çünkü bunlar gidici. Biz iktidara geliyoruz. Size sözüm söz. Sizden çalınan ne varsa, hepsini alıp size vereceğim. Çünkü ben sizleri çok seviyorum.”

Paylaşın